Theses supervised by Prof. Dr. Abdulkadir Dündar
11 theses · Yozgat Bozok University, Ankara University
Sadreddin Özçimi'nin günümüz ebru sanatındaki yeri
Kültür ve sanat mirasımızın önemli unsurlarından biri olan Türk Ebrusu'nun korunması, yaşatılması ve gelecek nesillere en doğru şekilde aktarılması kültürel bir sorumluluktur. Bu bağlamda yapılmış olan tez çalışmasının konusu, ebru sanatına emekleriyle bilinen ve halen geleneksel yöntemle (meşk usulü) çalışmalarını sürdürmekte olan Sadreddin Özçimi'nin ebru sanatının gelişimi üzerindeki payının değerlendirilmesidir. Bu amaçla, ilk olarak Sadreddin Özçimi ile görüşmeler yapılmış ve konu ile alakalı soruların cevapları bizzat kendisinden alınmıştır. Ardından, ulaşılabilen talebeleriyle çeşitli görüşmeler yapılmış ve kendilerine, hocaları hakkında hazırlanmış bir grup anket sorusu yöneltilmiştir. Bu yolla Özçimi'nin izlediği eğitim metodu hakkında da bilgiler alınmış ve sanatçı yönü kadar hocalık yönü de ortaya çıkarılmaya gayret edilmiştir. Çalışmada, 25 yılı aşan ebru hocalığı boyunca kendisinin ve talebelerinin ebrunun günümüzdeki yerine ulaşmasındaki rolleri tartışılmıştır. Son olarak, Özçimi'nin eserlerinin bulunduğu pek çok sergi kataloğu incelenmiş ve toplamda 222 eser kategorize edilerek sanatçının kullandığı ebru teknikleri, boya renklerine göre değerlendirilmiş ve Türk Ebru sanatı içerisindeki çalışmaları belgelenmeye çalışılmıştır. Sanatçı battal ebruda ilk kez 22 ayar altın kullanmış, çeşitli çiçek ve minyatürlerden oluşan akkase ebru koleksiyonları ile yazılı akkase ebru formunda çok sayıda önemli çalışmaya imza atmıştır. Çalışmanın ortaya koyduğu en önemli sonuç, Sadreddin Özçimi'nin geleneksel ebrunun devamı niteliğinde çalışmalar yapmakla birlikte, gerek kendisinin gerekse yetiştirdiği öğrencilerin eserlerinde görülen kişisel dokunuşlar sayesinde geleneksel ebrunun özünü kaybetmeden kendi üsluplarını geliştirmiş olduklarını göstermektedir. 2022, xii+ 176 SAYFA ANAHTAR KELİMELER: Sadreddin Özçimi, Akkase Ebru, Meşk Usulü, Türk Ebrusu.
Anadolu Selçuklu mimarisindeki Şamanist figürler (1077-1308)
Türk Mitolojisinde ve inanç sisteminde önemli bir yeri olan Şamanizm'in öyküsü antik çağlara kadar uzanmaktadır. Anadolu'daki uzantısı Asya kökenli olan, içerisinde mistik unsurlar taşıyan, Tanrıyla, yeraltındaki ve yerüstündeki ruhlarla iletişim kurulabilen, hastalıkları tedavi eden kısaca halkın en önemli manevi ihtiyaçlarını gidermeye gayret eden şamanın bağlı olduğu inanç biçimi olan Şamanizm, varlığını ve etkilerini günümüzde de sürdürmektedir. Tez konumuzu "Anadolu Selçuklu Mimarisindeki Şamanist Figürler (1077-1308)" olarak belirleme amacımız, kadim bir inanış olan Şamanizm'in gerek dini gerek sosyal ve gerekse mimari alanda, tarihin sonraki dönemlerine önemli etkilerde bulunduğunu tespit etmemiz ve bu izlerin Anadolu Selçuklu Dönemi Türk İslam Mimarisindeki yansımalarını ortaya koymayı hedeflememizdir. Çalışmamızda ele aldığımız eserler, Anadolu Selçuklu Devletinin ve bu devlete bağlı Beyliklerin hakimiyet kurduğu 1077-1308 yılları arasında inşa ettikleri eserlerdir. Orta Asya topraklarından Anadolu'ya ulaşan Türklerin bu topraklarda inşa ettikleri eserlere baktığımızda, bu yapılarda stilize edilmiş ve çeşitli zihinsel altyapılarla üsluplaştırılmış pek çok Şamanist figürün var olduğu gördük. Bu figürler bazen yapıların dış cephelerinde bazen yapıyı süsleyen çinilerde bazen de yapıların iç mekanlarında karşımıza çıkmaktadır. Karşılaştığımız bu motifler ve figürleri Şamanizm'de var olan inançlarla temellendirmeye, yorumlamaya ve değerlendirmeye gayret ettik. Bu sayede Anadolu Selçuklu mimarisindeki Şamanist figürleri ortaya koymuş olduk. ANAHTAR KELİMELER: Anadolu Selçuklu, Şaman, Şamanizm, Figür, Motif.
Yozgat Çapanoğlu Camii
Çapanoğulları, Yozgat'a gelip yerleşerek burayı imar etme çabasına girdiler. Zamanla daha da güçlenen ve Yozgat'a hâkim olan Çapanoğulları, dönemlerinde muhteşem birçok eser ortaya koydular. Bu dönem Osmanlı Devleti'nde ise Batılılaşma dönemi olarak tarihe geçmiştir. Batılılaşma İstanbul'u etkisi altına aldığı gibi Anadolu'yu da etkisi altına aldı ve mimari eserlere bu dönemin üslupları yansıtıldı. Çapanoğulları da Yozgat'ta yaptırdıkları birçok esere, Batılılaşma döneminin üslupları olan barok ve rokokoyu yansıttılar. Tez konumuzu "Yozgat Çapanoğlu Camii" seçmemizdeki amacımız Yozgat'ımızın ölümsüz sembolü olan bu caminin, İstanbul'da sayısız örneklerini gördüğümüz abide eserlerin sade karakterli bir örneği olarak, Anadolu'da Avrupa etkisinde yapılan ilk eserlerden biri olmasıdır. Çalışmamızda ele aldığımız bu eseri incelediğimizde caminin barok ve rokoko etkilerinin altında şekillendiği özellikle de mihrabında, minberinde ve süslemelerinde bu üslupların oldukça fazla kullanıldığı görülmektedir. Çalışmamızın özü bu etkiler altında inşa edilerek yüzyıllar öncesinden bize miras bırakılan bu tarihi eseri mimari ve süslemeleriyle ele alıp yorumlamak ve değerlendirmektir.
Maniheizm tasvirleri ile Safevi İranındaki 12 İmam tasvirleri
Şiîliğin kökenleri önemli bir tartışma konusu olarak varlığını sürdürmektedir. Kimi görüşlere göre farklı din ve kültürler Şiîliğin ortaya çıkması ve gelişiminde önemli rol oynamışlardır. Hristiyanlık, Yahudilik ve Hinduizm'le birlikte eski İran kültürünün de Şiîlik üzerinde önemli tesirleri olduğu; Zerdüştlük, Maniheizm gibi inançların Şiîliği etkilediği iddia edilmektedir. Çalışmamız, herhangi bir dinî tesirin sanat alanına da sirayet edeceği düşüncesinden hareketle On İki İmam Şiîliğinin bir devlet mezhebi haline geldiği Safevîler dönemindeki Hz.Muhammed ve On İki İmam Tasvirlerinin tespit edilerek, bu tasvirlerin Maniheist tasvirler ile benzerlikler taşıyıp taşımadığını incelemeyi ve böylece bu dönemdeki Şiî karakterli tasvirlerde herhangi bir Maniheist tesir olup olmadığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, öncelikle Şiîlik ve Maniheizm'in ortaya çıkışı ve inanç esasları ele alınmış, ardından On İki İmam Şiîliğinin altın çağı olan Safevîler dönemindeki dinî siyaset incelenmiş ve bunun ışığında yine Safevîler döneminde ortaya çıkarılan tasvirler değerlendirilerek söz konusu tasvirlerin Maniheist eserlerle bir benzerlik taşıyıp taşımadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.
Yozgat'ın Esenli, Gelingüllü, Divanlı ve Türkmen köylerindeki köy odaları
Zengin bir kültüre sahip Anadolu coğrafyasında yer alan bölgedeki inceleyeceğimiz köy odaları hem sanat tarihi açısından hem de Yozgat tarihi açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Yozgat coğrafyasında toplumsal birlikteliğin sağlandığı en önemli mekânların başında köy odalarını görmekteyiz. Köylülerin burada bir araya geldikleri içerisinde türlü faaliyetlerin yapıldığı bu odalar genellikle köyün zengin kimseleri tarafından inşa edilmiştir. Türk halk mimarisinde önemli bir yere sahip olan köy odalarını gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla bu konu seçilmiştir. Yozgat bölgesinde bulunan Türk halk mimarisinin en önemli yapılarından köy odalarını çalışmamızdaki en önemli neden gerektiği ilgi alakayı görmemiş olan bu yapıların tanıtılmasına öncülük etmektir. Birçoğu yıkılmaya yüz tutmuş olan bu yapıların yok olup gitmeden akademik bir çalışmayla gün yüzüne çıkarılması hedeflenmiştir. Bu vesileyle de ayakta duran bu halk mimarisinin öncü yapıları olan köy odalarının korunma altına alınarak gereken özenin gösterilmesine bir katkısı olacaktır. Bu eski yerleşkede bulunan köy odaları hakkında; odaların inşa tarihi, plan tipleri, mimari özellikleri, süslemeleri, kullanılan inşa malzemesi ve teknikleri, geçirdikleri onarımlar ve bugünkü durumları ile odalarda hangi faaliyetlerin yapıldığı detaylı olarak incelenmiştir. Türk halk mimarisinde önemli bir yere sahip olan köy odaları günümüzde belli başlı sebeplerden dolayı yok olmuştur. Bu sebeple ele aldığımız bu çalışmada yer alan köy odalarının kayıt altına alınması ve korunması amaçlanmıştır. Kültürel miras olan köy odalarının hem Yozgat mimarisinde hem Türk mimarisinde sanat tarihi açısından ne derece önem arz ettiğini ortaya konulmaya gayret edilmiştir.
Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesinde bulunan bazı yazma eserlerin cilt kapakları
"Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesinde Bulunan Bazı Yazma Eserlerin Cilt Kapakları" isimli tez çalışmamızda 116 adet cilt kapağı bilimsel yöntemlerle incelenmiştir. İncelenen her eserin demirbaş numarası, adı, müellifi, yaprak sayısı, satır sayısı, ölçüleri, yazıldığı tarih, istinsah tarihi, yazı türü, dili, cilt yapım malzemesi, cilt süslemesinde kullanılan renkler, bezeme, kâğıt türü, konuları içeren her bir eser hazırlanan katalog fişine göre detaylı bir şekilde incelenmiştir. Her cildin fotoğraf ve çizimi de yan yana getirilerek katalog kısmına eklenmiştir. Üç bölümden oluşan tezin birinci bölüm giriş kısmında; konunun tanımı, amacı ve önemi, çalışmanın yöntem ve sınırlandırılması, konu ile ilgili yayınlar, Çorum'un tarihçesi Kütüphanenin tarihçesi, Hasan Paşa'nın hayatı ve el yazması nedir? Başlıkları ile ele alınmıştır. İkinci bölümde cilt sanatının tanımı, cilt sanatının tarihçesi, cilt sanatında kullanılan malzemeler, mücellitler ve teşkilatı, cilt sanatı ve üslupları, kitap cildini oluşturan bölümler, cilt çeşitleri, cilt sanatında kullanılan süslemeler, cilt sanatında kullanılan yapım ve teknikler başlıkları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde belirlenen eserlerin katalog bilgilerine ve fotoğraflarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde hazırlanan katalog fişine göre konumuza dahil ettiğimiz 116 adet cilt kapağı detaylı bir şekilde incelendikten sonra değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgu ve veriler sonuç kısmında derlenmiş, kaynakça ve ekler ile tezimiz son bulmuştur.
Yozgat'ın Şefaatli ilçesi köy odaları
Köy odaları, köy sakinlerinden, hali vakti yerinde, varlıklı ve seçkin aileler tarafından yaptırılan, köy dışından gelen yolcu ve misafirlerin yeme, içme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığı sivil mimari yapılardır. Genellikle köy merkezine yakın yerlerde bulunan bu yapılar köye gelen misafirlerin fizyolojik ve sosyolojik ihtiyaçlarının karşılanmasının yanı sıra köy halkının düğün, cenaze, bayram sevinçleri, asker uğurlama gibi merasimlerinde, aşıkların atışmaları ve köy toplantılarının yapıldığı, köy sorunlarının çözüme bağlandığı, gerektiğinde mahkeme olarak kullanıldığı, yaygın eğim ve öğretim faaliyetlerinin gerçekleştiği çok yönlü ve bir o kadar da önemli fonksiyonel özelliklere sahip sivil mimari yapılardır. Bir nevi şehirlerde külliyenin görevini köylerde köy odaları üstlenmiştir. Bu denli önemli bir yere sahip olan bu odalar maalesef günümüzde çeşitli sebeplerle eski değerini kaybetmiş durumdadır. Zaman içinde ulaşım sorunlarının ortadan kalkması, teknolojik gelişmeler, hızlı bir fabrikalaşmayla beraber miras yoluyla bölünen tarım arazileri, köyden kente hızlı bir göç ve bununla beraber sosyal medyanın da etkisiyle bu odalar; köylünün bir araya gelerek vakit geçirdiği ve sosyal mekan olma özelliğini büyük ölçüde kaybetmiştir. 2019-2020 yıllarında başlayan covid-19(corona virüs) pandemi süreci de bu odaların işlevini kaybetmesinde olumsuz diğer bir etkendir.
Yozgat'ın merkez köylerindeki köy odaları
Zengin bir kültüre ve mirasa sahip olan Anadolu coğrafyası eşsiz bir birikime ve değerler bütününe sahiptir. Her köşesinde ayrı bir sürpriz barındıran bu kadim topraklarda sadece doğal güzellikler, hanlar, hamamlar veya saraylar değil onlar kadar kıymetli başka bir hazine daha yatmaktadır. Bu öyle bir değer ve kültür birikimidir ki bulunduğu yerin eğlence kültüründen tutalım ki iklimine kadar bize her şeyden bilgi aktaracaktır. Bu konumuz ise köy odalarıdır.
Amasya Sultan Beyazıt II Complex in the archival documents
Anadolu'da en erken tarihli örnekleri XII. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenen Artuklu Beyliği Dönemi'nden Osmanlı Devleti Dönemi'ne kadar inşa edilegelmiş külliyelerden biri olan ve XV. yüzyılın son çeyreğinde Sultan II. Bayezid'in tahta çıkışının ardından Amasya'da inşa ettirmiş olduğu Amasya Sultan II. Bayezid Külliyesi ve bünyesinde yer alan yer alan yapıların inşasından günümüze tarihsel süreçlerini ulaşabildiğimiz belgeler ışığında ortaya koymaya çalıştık. Sultan II. Bayezid Külliye'sini oluşturan günümüze gelebilmiş cami medrese, imaret, muvakkithane, Şehzade Osman Çelebi Türbesi, şadırvan ve bugün mevcut olmayan külliye bünyesinde inşa edilmiş olan sıcak su sebilleri, kar sebili, ikinci bir şadırvan ve bir kütüphane tespit edilip, külliyenin vakfiyesi ve arşiv belgeleri ışığında incelenmiş ve bu yapıların Osmanlı mimarlık tarihi içerisindeki yeri ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Ankara Etnografya Müzesi'ndeki XVI. yüzyıl Osmanlı dönemi İznik çinileri
Bursa'nın İznik ilçesi çeşitli uygarlıkların öncüsü olmakla birlikte asıl ününü XV. yüzyıldan sonra Osmanlı devletinde yakalamıştır. Sanat geleneğinde köklü olması, üretim sürekliliği, kent olgusunun ihtişamı ve birçok sanatçısının olmasıyla İznik bu dönemde kültür devidir. Osmanlı çini sanatının ilk örneklerini de İznik ve Bursa'da görüyoruz. XV. yüzyıl ortalarında başlayan teknolojik gelişmeler, İznik'in İstanbul'a yakın olması, İstanbul'u hem Anadolu'ya hem de İpek Yolu'na bağlayan ticaret yolu güzergahında olmasının nakliyeyi kolaylaştırması, İznik ve çevresinin bol ağaçlı yapısı İznik'in seramik ve çini alanında kendini yetkin kılması için önemli faktörler olmuşlardır. Osmanlı Devleti'nin geniş bir coğrafyaya yayılan topraklarında mimari eserlerinde süsleme unsuru olarak çiniyi kullanması özellikle Mimar Sinan yapımı eserlerde çini tezyinat kullanılması İznik üretimine yapılan katkılardan olmuştur. İznik'te ki teknolojik gelişmelerle birlikte kırmızı hamurlu çinilerin yerini sır altı tekniğinde ince, beyaz astarlı, beyaz hamurlu, parlak, şeffaf sırlı mavi-beyaz çiniler almıştır. Ankara Etnografya Müzesinde bulunan Osmanlı çini sanatının zirvesi olarak tanımlayabileceğimiz 18 eser dönemin eser kalitesi açısından önem arz etmektedir. Müzede bulunmakta olan 18 XVI. yüzyıl Osmanlı dönemi İznik çinileri tanımları, süslemeleri, maddesi ve dönemleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ankara Etnografya Müzesi, Osmanlı Devleti, İznik, Çin
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde mimari ve mimari süsleme terimleri
Bu çalışma Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde yer alan mimari ve mimari süsleme terimlerini tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Evliyâ Çelebi 17. yüzyılda yaşamış ve ömrünü seyahatlere vakfetmiştir. Seyahatlerini sözde bırakmayıp yazıya dökerek on ciltten oluşan zengin bir külliyat bırakmıştır. Eserinde son derece teferruatlı bilgi veren, büyük bir dikkat ve tecessüsün mahsulü olan, müellifi ile en çok bütünleşen Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi 17. yüzyıl Osmanlı şehir yapısını ve bu şehirleri şekillendiren mimari dokusunu tanıtan benzersiz malzemeler ile doludur. Evliyâ Çelebi sadece imparatorluğun değil gittiği tüm ülkelerim etnografik ve özelinde de mimari kültür envanterini çıkarmıştır. Yazar, eserinde mimari detayları aktarırken zengin bir dil kullanmaktadır. Mimari yapıların tarzları, işlevi, estetik özellikleri ve toplumsal önemine dair aktardığı gözlemleri ile 17. yüzyılın mimari yaklaşımını ve terminolojisini ortaya koymaktadır. Tasvirlerde kullanılan teknik terimler dönemin mimarlık ve sanat tarihi terminolojisine önemli katkılar sunduğu gibi günümüzde de kullanılan ilgili terminolojiyi aydınlatacak niteliktedir. Bu çerçevede, mimari terimleri başlığı altında; mimari yapı türleri, yapı elemanlar, yapı malzemeleri, ölçü birimleri; mimari süsleme terimleri başlığı altında ise; süsleme sanatları terimleri, sanatçı isimleri, esnaf ve zanaatkârlık terimleri, yapılarda kullanılan dekoratif bezeme ögeleri, süslemelerde kullanılan renk ve motif terimlerinin tespiti gerçekleştirilmiştir. Her bir terim tek tek ele alınıp değerlendirilerek anlamları ortaya koyulmuştur. İlgili terimlerin hangi dile ait olduğu, coğrafyalara göre değişimleri ve çeşitlilikleri, varsa mezheplere göre farklı ifade edilişlerinin saptanması çalışmanın önemli bir boyutudur. Bu araştırma ile Seyahatnâme'nin 17. yüzyıl Osmanlı mimari ve mimari süsleme terminolojisi açısından bir arşiv belgesi niteliğinde olduğu, aynı zamanda çeşitli milletlerden benzersiz mimarlık ve sanat tarihi terminolojisi örneklerini içeren önemli bir kaynak olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.