Theses supervised by Prof. Dr. Arzu Demirgüç
21 theses · Sanko University
Sağlıklı ve obstetrik brakial pleksus paralizisi bulunan çocukların servikal bölge eklem hareket açıklığı, propriyosepsiyon ve fonksiyonellik değerlendirilmesi
Bu araştırma sağlıklı ve obstetrik brakial pleksus paralizisi (OBPP) bulunan çocukların servikal bölge eklem hareket açıklığı, propriyosepsiyon ve fonksiyonelliğinin değerlendirilmesi için yapıldı. Çalışmaya gönüllü olan 7-18 yaş arasında obstetrik brakial pleksus paralizisi (OBPP) bulunan 30 çocuk ile 30 sağlıklı çocuk dahil edildi. OBPP tanılı çocukların yaralanma tipinin belirlenmesinde, Narakas Sınıflandırma Sistemi (NSS); dominant ve nondominant üst ekstremitelerinin tüm eklemlerinde hareket açıklığı ölçümünde Aktif Hareket Skalası ve Gilbert Raimondi Skalası; servikal bölge propriyosepsiyon değerlendirilmesinde, Servikal Hareket Sınırı (Cervical Range Of Motion) (CROM) cihazı, üst ekstremite fonksiyonelliğinin değerlendirilmesinde Modifiye Mallet Sınıflandırma Sistemi kullanıldı. Veriler IBM SPSS Statistics 22 programıyla analiz edildi. Aktif Hareket Skalası ve Gilbert-Raimondi Skalasına göre; OBPP'li çocuklarda dominant olmayan (OBPP 'den etkilenmiş) üst ekstremitede eklem hareket açıklıkları, sağlıklı çocuklardan daha azdı (p<0.001). CROM ölçümlerine göre; OBPP'li ve sağlıklı çocuklar, servikal bölge fleksiyon, ekstansiyon, sağ lateral fleksiyon ve sağ rotasyon propriyosepsiyon düzeyi yönünden benzerdi (p>0.05), OBPP'li çocukların dominant taraf (sol) servikal rotasyon ve dominant taraf (sol) servikal lateral fleksiyon propriyosepsiyon düzeyi, sağlıklı çocuklardan daha iyiydi (p<0.001). Modifiye Mallet Sınıflama Sistemi ölçümlerine göre; OBPP'li çocuklarda dominant olmayan üst ekstremitede, omzun tüm yönlerde fonksiyonel hareket açıklığı, sağlıklı çocuklardan daha azdı (p<0.001). Araştırmamızın sonuçları, OBPP tanısı ile doğan çocuklarda, etkilenen taraf üst ekstremitenin hareket açıklığının azaldığını, servikal bölgede etkilenmeyen tarafta propriyosepsiyonu arttırdığını ve etkilenen üst ekstremitenin fonksiyonel olarak daha az kullanıldığını gösterdi. OBPP'li çocukların üst ekstremite ve servikal bölge muskuloskeletal değerlendirmelerinin periyodik olarak yapılması değerli olacaktır.
Kronik obstrüktif akciğer hastası tanılı bireylerde vitamin D düzeyinin fiziksel uygunlukla ilişkisi
Bu çalışma, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tanısı almış bireylerde vitamin D düzeyinin fiziksel uygunluk parametreleriyle ilişkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğine başvuran KOAH tanılı 45 gönüllü hasta üzerinde Mart 2023 - Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Çalışmaya 39 erkek ve 6 kadın olmak üzere yaş ortalaması 62 ±14,79 yıl olan, 45 hasta dahil edildi. Çalışmaya katılan hastalar Modifiye Tıbbi Araştırma Konseyi Dispne Ölçeği (mMRC), KOAH Değerlendirme Testi (CAT), El Kavrama Kuvveti Ölçüm Testi, Quadriceps Femoris Kas Kuvveti Ölçüm Testi, Otur-Uzan Testi, Flamingo Denge Testi (FDT) ve 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 22 programı kullanıldı. İstatiksel analizler sonucunda; hastalarımızın %69'u vitamin D düzeyi eksikliğine sahipti. Vitamin D eksikliği olan hastalarda yaş ile dominant ve nondominant el kavrama kuvveti, dominant ve nondominant quadriceps kas kuvveti ve 6DYT mesafesi arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak, KOAH'lı hastaların büyük çoğunluğunda vitamin D eksikliği saptandı. Vitamin D eksikliği olan hastaların yaşlanma ile birlikte el kavrama kuvveti, quadriceps kas kuvveti ve fonksiyonel kapasitesinin olumsuz yönde etkilenebileceği sonucuna ulaşıldı. KOAH'lı bireylerde düzenli vitamin D düzeyi izlemleri yapılmasına, vitamin D eksikliği olan hastalarda periferik kas kuvveti ve fonksiyonel kapasiteyi değerlendiren geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Koah; vitamin D; fiziksel uygunluk; kas kuvveti.
Engelli çocuklar ile engelli olmayan çocukların annelerinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasitelerinin karşılaştırılması
Bu çalışmada, engelli çocuğu olmayan annelerin, zihinsel engelli çocuğu olan annelerin ve fiziksel engelli çocuğu olan annelerin fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini değerlendirmek amaçlandı. Bu araştırma Ocak 2020-Kasım 2021 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmaya Gaziantep ilinde yaşayan engelli çocuğu olmayan 35 anne, zihinsel engelli çocuğu olan 35 anne ve fiziksel engelli çocuğu olan 35 anne olmak üzere toplam 105 kadın dahil edildi. Gönüllülerin yaşları 23-59 yıl arasında değişmekteydi. Sosyodemografik veriler kaydedildi. Araştırmaya katılan annelerin fiziksel aktivite düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi- Kısa Form (IPAQ); fonksiyonel kapasiteleri 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT); depresyon düzeyleri Beck Depresyon Envanteri (BDE) ile değerlendirildi. Verilerin analizi için IBM SPSS Statistics 24.0 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda; engelli çocuğu olmayan anneler ile zihinsel engelli çocuğu olan anneler ve fiziksel engelli çocuğu olan anneler IPAQ toplam MET değerleri yönünden benzerdi (p>0.05). 6DYT yürüme mesafeleri yönünden gruplar arasında anlamlı farklılık bulunamadı (p>0.05). BDE toplam puanları karşılaştırıldığında; engelli olmayan çocuğa sahip annelerin depresyon puanları, Fiziksel veya zihinsel engelli çocuğu olan annelerden anlamlı düzeyde daha düşüktü(p<0.05). Sonuç olarak; fiziksel veya zihinsel engelli çocuk annelerinin depresyona düzeyleri yüksektir. Engelli çocuk annelerinin fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini değerlendiren daha geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Engelli Çocuk Annesi; Fiziksel Aktivite Düzeyi; 6 Dakika Yürüme Testi; Depresyon.
Üriner inkontinans şikayeti olan aşırı kilolu veya obez kadınlarda üriner inkontinans ile yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, üriner inkontinans şikayeti olan aşırı kilolu veya obez kadınlarda üriner inkontinans ile yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Çalışmaya Nisan 2021- Şubat 2022 tarihleri arasında SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Obezite Polikliniği'nde obezite tanısı ile izlenen ve üriner inkontinans şikayeti olan, dahil edilme kriterlerine uyan ve gönüllülük esası ile çalışmaya katılmayı kabul eden yaş ortalamaları 52 yıl olan, 44 hasta dahil edildi. Tüm hastalara Incontinence Quality of Life Questionnaire (I-QOL), Ürogenital Distress Inventory (UDI-6), Incontinence Impact Questionnaire (IIQ-7), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) ve Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKİ) değerlendirme ölçekleri uygulandı. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 22 programı kullanıldı. İstatiksel analizler sonucunda hastaların %77,3'ü kötü uyku kalitesine sahipti. Katılımcılarımızın %68,2'si inaktif gruptaydı. BKİ ile IPAQ toplam MET değerleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,001). Menopozal durum varlığı ile IIQ-7 toplam skor değeri arasında anlamlı ilişki saptandı (p=0,014). Menopoz sonrası ağırlık değişimi ile UDİ-6 toplam skoru arasında ilişki bulunamadı (p>0,05).I-QOL toplam skoru ile PUKİ uyku kalitesi grupları arasında anlamlı fark bulundu (p=0,003). Sonuç olarak üriner inkontinans şikayeti olan aşırı kilolu veya obez kadınlarda üriner inkontinans ile yaşam kalitesi, uyku kalitesi ve fiziksel aktivite düzeyi arasında anlamlı ilişkiler bulundu.
Akut dönem inmeli bireylerde omuz ağrısının gövde kontrolü, skapular stabilizasyon, uyku kalitesi ve bağımsızlık düzeyi ile ilişkisi
Bu çalışma inme tanısı almış bireylerin akut dönemde omuz ağrısı ile gövde kontrolü, skapular stabilizasyon, uyku kalitesi ve bağımsızlık düzeyi arasındaki ilişkinin araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmaya Ocak 2021 – Haziran 2021 tarihleri arasında SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesin Nöroloji Servisinde yatan, inme tanısı ile takip edilen yaş ortalaması 62 yıl olan 26 birey dahil edildi. Çalışmada omuz ağrısı Omuz Sensitivite Testi (OST), uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), skapular stabilizasyon Lateral Skapular Kayma Testi (LSKT), gövde kontrolü Gövde Kontrol Testi (GKT) ve kişinin bağımsızlık düzeyi ise Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FBÖ) ile değerlendirildi. LSKT 3 ölçeğinin sonuçlarına göre; inmeli bireylerde dominant taraf etkilenimi olanları skapular stabilizasyon düzeyi daha kötüydü (p<0,05). Orta ve şiddetli düzeyde ağrısı olan inmeli bireylerde, PUKİ testi ile değerlendirilen gündüz işlev bozukluğu hafif şiddetli ağrısı olan inmeli bireylerden anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). Sonuç olarak inmeli bireylerde omuz ağrısı ile gövde kontrolü, bağımsızlık düzeyi ve skapular stabilizasyon arasında ilişki yoktur ancak omuz ağrısı uyku kalitesini olumsuz etkilemektedir. Anahtar kelimeler: İnme; Omuz Ağrısı; Uyku Kalitesi; Skapular Stabilizasyon; Gövde Kontrolü.
Astımlı erişkinlerde üst ekstremite esneklik, endurans ve fonksiyonelliğin değerlendirilmesi
Bu çalışma, astım tanılı erişkin hastaların üst ekstremite esneklik, endurans ve fonksiyonelliklerini değerlendirmek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini hastanenin Göğüs Hastalıkları Servisine başvurup astım tanısı alan hastalar oluşturdu. Çalışmaya astım tanılı 25 hasta ve 25 sağlıklı birey dahil edildi. Üst ekstremite esneklikleri, mezura ve gonyometre ölçümü ile, enduransları Eurofit Test Bataryası Disklere Dokunma Testi kullanılarak, fonskiyonellikleri ise Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda astım tanılı hastalar ile kontrol grubunun; demografik özellikleri benzerdi (p>0,05). Ancak astımlı grubunun VKİ değerleri kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). Astımlı hastaların %100'ünde ailede astım öyküsü tespit edildi (p<0,05). Astım tanılı hastaların üst esktremite esnekliklerinin kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşük olduğu tespit edildi (p<0,05). Üst ekstremite endurans değerlendirmesinde Eurofit Test Bataryası- Disklere Dokunma Testi kullanıldı. Test sonuçlarına göre astımlı grubun enduransının, kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulundu (p<0,05). Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH) 'ne göre astımlı hastaların fonksiyonelliklerinin, kontrol grubundakilere göre anlamlı düzeyde daha zayıf olduğu tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak; astım tanılı hastaların üst ekstremite esneklik, endurans ve fonskiyonelliklerinin olumsuz yönde etkilendiği saptandı. Esneklik, endurans ve fonksiyonelliğin birbirini etkileyebileceği bilinmektedir. Dolayısıyla rehabilitasyon programlarında bu parametrelerin değerlendirilmesi ve programın ona göre düzenlenmesi programın başarısını arttıracaktır.
Esansiyel tremoru olan geriatrik bireylerde proksimal ve distal kas kuvvetinin üst ekstremite fonksiyonel becerilerileri ile ilişkisi
Bu çalışma Esansiyel Tremorlu (ET) yaşlı bireylerde proksimal ve distal kas kuvveti ile üst ekstremite fonksiyonelliği ve tremor şiddeti arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Yaş ortalamaları 74.07±4.83 olan 40 ET tanılı yaşlı birey ve yaş ortalamaları 70.10±4.05 olan 40 tremor şikâyeti olmayan yaşlı birey dahil edildi. Dahil edilen bireylerin demografik bilgileri kaydedildi. Tremor şiddeti için Fahn-Tolosa-Marin Tremor Değerlendirme Ölçeği ile değerlendirildi. Üst ekstremitede fonksiyonel durumu değerlendirmek için Kol, Omuz sorunları Anketi, üst ekstremite fonksiyonel beceri için Dokuz Delik Peg testi kullanıldı. Kas kuvveti digital kas dinamometresi (Power Track II) ile değerlendirildi. Distal kas kuvveti Pinchmetre ile ölçüldü. Kavrama kuvveti Jamarmetre (Saehan SH5001) ile ölçüldü. Bilişsel durumu Standartize Mini Mental Test (SMMT) ile değerlendirildi. Depresyonu Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ile değerlendirildi. Veri analizi sonucunda çalışma ve kontrol grubu arasında VKİ, dominant el, egzersiz alışkanlığı, sigara kullanımı ve eğitim düzeyleri bakımından benzerdi (p>0.05). Ancak ET'li bireylerin yaş ortalaması kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0.05). Kontrol grubundaki erkek olguların sayısı ET'li gruptan anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0.05). Tüm proksimal kas kuvvetleri ET'li grupta anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0.05). Tüm distal kas kuvvetleri ET'li grupta anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0.05). Bireylerin DASH, DDPT ve BDÖ sonuçları karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı fark bulundu. Çalışma grubunda ET'li bireylerin DASH skorlaması kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksektir (p<0.05). Tremoru olan bireylerde tremor şiddeti ile proksimal ve distal kas kuvvetleri incelendiğinde, tüm kuvvetlerle negatif yönlü anlamlı ilişki bulundu (p<0.05). Tremoru olan bireylerde tremor şiddeti ile DASH, DDPT ve BDÖ ilişkisi incelendiğinde, DASH ve BDÖ ile pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0.005). Ancak tremor şiddeti ile üst ekstremite fonksiyonelliği arasındaki ilişki benzerdir (p>0.05). Üst ekstremite fonksiyonelliği ile proksimal ve distal kas kuvveti ilişkisi incelendiğinde benzerdi (p>0.005). Sonuç olarak tremoru olan bireylerin proksimal ve dital kas kuvveti azalmış ve fonksiyonel el becerileri bozulmuştur
Üç metre geri yürüme testinin serebral palsi'li (SP) çocuklarda uygulanabilirliği ve güvenirliğinin incelenmesi
Çalışmamızın amacı Üç Metre Geri Yürüme Testi (3MGYT)'nin Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda uygulanabilirliği ve güvenirliğinin incelenmesidir. Çalışmaya yaş ortalamaları 12.34±3.78 olan, GMFCS 1 ve 2 düzeyindeki 55 SP'li çocuk ve 30 kontrol grubu (37 erkek/18 kız) dahil edildi. 3MGYT'nin güvenirliği için GMFCS seviyelerine göre Intraclass Correlation Coefficient (ICC) kullanıldı. MDC tahminleri, temel veriler kullanılarak hesaplandı. 3MGYT'nin geçerliği, Yukarı Aşağı Merdiven İnip Çıkma Testi (YAMİÇT), Pediatrik Berg Denge Ölçeği (PBDÖ), Süreli Kalk Yürü Testi (SKYT), Fonksiyonel Uzana Testi (FUT), Dört Kare Adım Testi (DKAT) arasındaki korelasyon değerlendirildi. 3 MGYT'in değerlendirici içi ve değerlendiriciler arası güvenilirliği GMFCS seviye 1'de (Intra-rater ICC=0,981-0,987, inter-rater ICC=0,982-0,993) ve GMFCS seviye 2'de (Intra-rater ICC=0,927-0,933, inter-rater ICC=0,954-0,968) mükemmel bulundu. GMFSC 1 için değerlendiriciler içi MDC değerleri 1,17-1,22 sn idi. GMFSC 2 için 1,40-1,42 sn idi. GMFCS 1 için değerlendiriciler arası MDC değerleri ise 1,00-1,28 sn, GMFSC 2 için MDC değerleri ise 1,08-1,22 sn bulundu. GMFCS 1'de 3MGYT'nin 3MGYT ile PBDÖ, SKYT, FSST arasında çok güçlü korelasyon bulundu. GMFCS 2'de, 3MGYT ile YAMİÇT arasında orta, PBDÖ arasında güçlü, SKYT arasında orta, DKAT arasında güçlü korelasyonla istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,05). 3MGYT, SP'li çocuklarda uygulanabilir, geçerli ve güvenilir bulundu. 3MGYT, kolay ve ekipman içermemesi açısından SP'li bireylerde dinamik dengenin, fonksiyonel mobilitenin ve düşmenin değerlendirilmesinde klinikte kullanılabilir bir testtir.
Hemiparetik ve diparetik serebral palsili çocuklarda somatoduyusal algı ve propriosepsiyonun üst ekstremite fonksiyonel becerilerine etkisi
Çalışmamızın amacı hemiparetik ve diparetik Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda somatoduyusal algı ve propriosepsiyonun üst ekstremite fonksiyonel becerilerine etkilerini belirlemektir. Çalışmaya yaş ortalamaları 10,71± 4,09 olan, GMFCS 1-2 ve 3 ile MACS 1-2-3 düzeyindeki 15 hemiparetik SP'li çocuk, 15 diparetik SP'li çocuk ve 15 sağlıklı çocuk (24 erkek/21 kız) dahil edildi. Tüm çocukların demografik bilgileri kaydedildi. Değerlendirmeler dominant ve nondominant üst ekstremitede yapıldı. Somatoduyusal algı SIPT'in alt parametreleri olan kinestezi, dokunma uyarısının lokalizasyonu, çift dokunma uyarısı lokalizasyonu, parmak tanıma ve sağ-sol ayırımı testleriyle değerlendirildi. Propriosepsiyon değerlendirmesi için omuz, dirsek, el-el bileğine gonyometrik ölçümü yapıldı. Üst ekstremite fonksiyonel becelerileri Jebsen Taylor El Fonksiyon Testi (JTEFT) değerlendirildi. SP'li çocuklar ile kontrol grubu arasında somatoduyusal algı ile propriosepsiyonun farklı olduğu ve bu parametrelerin de el becerileriyle anlamlı olarak ilişkili olduğu bulundu (p<0.05). Kontrol grubunun somatoduyusal algı ve propriosepsiyonlarının her iki SP'li gruba göre anlamlı düzeyde daha iyi olduğu bulundu (p<0.05). SP'li çocukların somatoduyusal algı, propriosepsiyon ve JTEFT testlerinde; hemiparetik grubun diparetik gruba göre anlamlı düzeyde daha iyi olduğu bulundu (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Hemiparetik Serebral Palsi; Diparetik Serebral Palsi; Somatoduyusal Algı; Propriosepsiyon; El Fonksiyon Becerisi
Gebelerde fiziksel aktivite düzeyi ve postürün, lumbopelvik ağrı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi
Gebe kadınların yarısından fazlası gebeliklerinin herhangi bir döneminde bel ağrısından yakınmaktadır. Ağrı hafif rahatsızlık hissiyle başlayıp, dizabiliteye neden olabilecek kadar farklı şiddetlerde olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı farklı gebelik dönemlerinde gebelerin fiziksel aktivite düzeyi ve postüründeki değişimin lumbopelvik ağrı ve yaşam kalitesi üzerine etkisini değerlendirmektir. Çalışma Ağustos 2020 – Eylül 2021 tarihleri arasında yürütülen yaşları 18-41 yıl arasında değişen 60 gebe kadın ile tamamlandı. Sosyodemografik ve obstetrik öyküleri kayıt edildi. Gebelerin Fiziksel aktivite seviyesinin tespiti için; Hamilelik Fiziksel Aktivite Anketi (PPAQ), Posturü değerlendirmek için; New York Postür Değerlendirme Testi (NYDP), Lumbopelvik ağrı değerlendirmek için: Bel ve Pelvis Ağrısı Değerlendirme Formu (Oswestry Bel Ağrısı Sorgulama Formu), Yaşam kalitesini değerlendirmek için; Nottingham Sağlık Profili Formu (NSPF) kullanıldı. Verilerin analizinde normal dağılım varsayımının sağlandığı durumlarda niceliksel verilerin karşılaştırılmasında ölçüm zamanları arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığı tekrarlı ölçümlerde ANOVA ile; normal dağılım olmadığı durumlarda ise Friedman testi kullanıldı. Her üç trimesterde de bel ağrısı ile Nottingham Sağlık Profili birinci ve ikinci bölüm arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,01: r=0,330). Her üç trimesterde bel ağrısı ile New York Postür Değerlendirmesi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,01: r=0,062). Her üç trimesterde toplam aktivite ile Oswestry bel ağrısı ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir(p>0,01: r=0,179).Toplam Aktivite (PPAQ) ile Nottingham Sağlık Profili birinci bölüm ve ikinci bölüm arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. (p>0,01: r=0,104). Her üç trimesterde toplam aktivite ile postür değerlendirme ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0,01: r=-0,117). Sonuç olarak gebelik sürecinin ilerlemesiyle fiziksel inaktivite, postüral problemler, lumbopelvik ağrı artmaktadır. Bu olumsuz değişiklikler gebelerin yaşam kalitesini azaltmaktadır. Konu ile ilgili daha geniş örneklemli çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler : Gebelik; Fiziksel Aktivite Düzeyi; Postür; Lumbopelvik Ağrı; Yaşam Kalitesi.
Kronik obstrüktif akciğer hastalarında (KOAH) pandemi sürecinde depresyon, anksiyete, fiziksel aktivite düzeyi ve yorgunluk düzeyinin etkileri
Bu çalışma, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) olan bireylerde devam eden Covid-19 pandemisi sürecinde depresyon, anksiyete, fiziksel aktivite ve yorgunluk düzeyini belirlemek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Araştırmanın evrenini SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde KOAH tanısı ile izlenen hastalar oluşturdu. Çalışmaya KOAH tanılı 20 hasta ve 21 sağlıklı birey dahil edildi. Depresyon, Beck Depresyon Ölçeği; anksiyete, Beck Anksiyete Ölçeği; yorgunluk semptomu, Yorgunluk Şiddet Ölçeği; fiziksel aktivite düzeyi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi UFAA kısa form (International Physical Activity Questionnaire IPAQ) testi ile değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizlerin sonuçlarına göre; KOAH tanılı hastaların Beck Depresyon Ölçek (BDÖ) puanlarının kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görüldü (p<0,05). Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) puanları yönünden KOAH tanılı hastalar ile sağlıklı kontrol grubu benzerdi (p>0,05). Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ) skorlarının KOAH grubunda anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlendi (p<0,05). Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formunun (UFAA-KF) oturma süresi dışındaki tüm alt parametre MET değerleri benzerdi. Ancak KOAH tanılı hastaların oturma süresi, kontrol grubunda anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). Sonuç olarak KOAH tanılı hastalarda pandemi sürecinde yorgunluk, anksiyete ve depresyon semptomlarının daha yoğun yaşandığı saptandı.
Minimal invaziv kalp cerrahisi ve açık kalp cerrahisi uygulanan hastaların fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesinin karşılaştırılması
Bu çalışma, minimal invaziv kalp cerrahisi ve açık kalp cerrahisi geçiren hastaların yaşam kalitesini ve fonksiyonel kapasitelerini karşılaştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya Temmuz 2020 ile Ocak 2021 tarihleri arasında kalp damar cerrahisi bölümünde minimal invaziv kalp cerrahisi (30 birey) ve açık kalp cerrahisi geçiren (34 birey), yaş ortalaması 55 yıl olan, 64 gönüllü birey dâhil edildi. Ağrı şiddeti Görsel Analog Skalas (GAS); sağlıkla ilgili yaşam kalitesi MacNew Kalp Hastalığına Özgü Yaşam Kalitesi Anketi (MacNew); fonksiyonel kapasite 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT); El Kavrama Gücü Ölçüm Testi; uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) ile değerlendirildi. İstatistiksel analizler için IBM SPSS for Windows version 24.0 paket programı kullandı. İstatiksel analizler sonucunda; minimal invaziv kalp cerrahi grupta erkek hasta sayısı daha yüksekti (p<0,05). Minimal invaziv kalp cerrahi grubunda; entübasyon süresi ve yoğun bakımda kalış süresi açık kalp cerrahisi grubundan anlamlı düzeyde daha düşük (p<0,05), pompa süresi ise anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). GAS yönünden gruplar benzerdi. MacNew anketi fiziksel alt boyut puanı minimal invaziv kalp cerrahi grupta anlamlı düzeyde daha yüksek (p<0,05) iken; iki grupta anketin diğer boyut puanları benzerdi (p>0.05). 6DYT mesafesi her iki grupta benzerdi (p>0,05). 6DYT öncesi ve sonrası oksijen satürayonu, sistolik kan basıncı ve kalp hızı açık kalp cerrahisi grubunda minimal invaziv cerrahi gruptan anlamlı düzeyde daha yüksek bulundu (p<0,05). Minimal invaziv cerrahi grupta dominant ve nondominant el kavrama kuvveti açık kalp cerrahisi grubundan anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0.05). PUKİ öznel uyku kalitesi açık kalp cerrahisi grubunda minimal invaziv cerrahi gruptan anlamlı düzeyde yüksekti (p<0,05). PUKİ alt parametreleri yönünden gruplar benzerdi (p>0,05). Minimal invaziv kalp cerrahisi daha uzun pompa sürelerine rağmen daha erken ekstübasyon ve daha kısa yoğun bakımda kalış süresi gibi avantajlarıyla geleneksel kalp cerrahisi gibi güvenli ve başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir. Çalışmamız Minimal invaziv kalp cerrahisi ile açık kalp cerrahisini yaşam kalitesi ve fonksiyonel kapasite yönünden karşılatıran ilk araştırma olarak daha sonraki çalışmalara yol gösterici olacaktır. Anahtar Kelimeler: minimal invaziv kalp cerrahisi, açık kalp cerrahisi, fonksiyonel kapasite, yaşam kalitesi
Akut koroner sendrom tanılı bireylerin uyku kalitesi, yorgunluk, fiziksel aktivite düzeyi ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, akut koroner sendrom (AKS) tanılı hastaların AKS tanısı ile hastaneye yatmadan önce son bir hafta içindeki uyku kalitesi, yorgunluk, fiziksel aktivite düzeyi, yaşam kalitesi, anksiyete ve depresyon düzeylerini belirlemek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amacıyla yapıldı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Araştırmanın evrenini hastane acil servisine başvurup AKS tanısı alan hastalar oluşturdu. Çalışmaya AKS tanılı 42 hasta ve 42 sağlıklı birey dahil edildi. Yaşam kalitesi, MacNew Kalp Hastalığına Özgü Yaşam Kalitesi Anketi (MacNew); fiziksel aktivite düzeyi, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form (UFAA-KF); anksiyete ve depresyon durumu, Hastane Anksiyete Depresyon Skalası (HADS); uyku problemleri, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ); yorgunluk semptomu, Yorgunluk Şiddet Ölçeği (YŞÖ) ile değerlendirildi. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 23 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda AKS tanılı hastalar ile kontrol grubunun; Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Formunun (UFAA-KF) tüm alt parametreleri ve toplam MET değerleri benzerdi (p>0,05). Ancak AKS grubunun düzenli fiziksel aktivite yapma alışkanlığı kontrol grubundan anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,05). AKS tanılı hastaların; MacNew anketine ait tüm puanları kontrol grubundan daha düşüktü ve yaşam kalitelerinde azalma olduğu saptandı (p<0,001). Kontrol grubunda HADS anksiyete ve depresyon puanlarının AKS grubundan daha düşük olduğu bulundu (p<0,001). PUKİ sonuçlarına göre AKS grubunda; öznel uyku kalitesi, uyku latansı, uyku süresi, alışılmış uyku etkinliği ve uyku bozukluğu daha kötü; uyku ilacı kullanımı ile gündüz işlev bozukluğu daha belirgindi (p<0,05). YŞÖ puanları dikkate alındığında; yorgunluğun AKS tanılı hastalarda sağlıklı kontrollerden daha fazla olduğu saptandı (p<0,05). Sonuç olarak; AKS tanılı hastalarda yaşanan AKS olayından önce yakın dönemde uyku kalitesinde bozulma, yorgunluk, anksiyete ve depresyon semptomları ortaya çıktığı ve yaşam kalitesinin olumsuz yönde etkilendiği saptandı. Anahtar Kelimeler: Akut koroner sendrom; Depresyon; Yaşam kalitesi; Yorgunluk; Uyku kalitesi
Plantar deri rezistansının futbolcularda dayanıklılık üzerine etkisinin araştırılması
Bu çalışma futbolcularda plantar deri rezistansının dayanıklılık üzerine etkisini araştırılması amacı ile planlandı. Çalışmaya 18-30 yaş arasındaki 25 profesyonel futbolcu katıldı. Dominant ve dominant olmayan ayakta plantar deri rezistansı dijital multimetre (Marxlow markasının DT-830D modeli, Üretim Yeri: Çin Halk Cumhuriyeti) cihazı ile kişilerin plantar deri rezistansları ölçüldü. Yo-Yo Testi futbolcuların dayanıklılığını değerlendirmek için kullanıldı. Verilerin istatiksel analizi IBM SPSS Statistics 25 paket programı ile yapıldı. Futbolcuların dominant taraf plantar deri rezistans değeri ile dominant olmayan taraftan anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,001). Dominant ayak plantar deri rezistans değeri ile futbolcunun yaşı, VKI ve futbol oynama süresi arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı (p>0,05). Futbolcularda dominant ve dominant olmayan taraf plantar deri rezistans değerleri ile Yo-Yo dayanıklılık testi sonuçları arasında anlamlı ters yönlü güçlü bir ilişki bulundu(p<0,001) (r -,77, -,82).Sonuç olarak futbolcularda plantar deri rezistansı değerinin düştükçe Yo-Yo testi sonucunun artış gösterdiği söylenilebilir. Sonuç olarak futbolcularda plantar deri rezistansının futbolcunun dayanıklılığı ve performansı üzerinde belirleyici etkisi olan bir değişken olduğu gözlendi. Futbolcularda plantar deri rezistansı yüksekliği dayanıklılığı olumsuz yönde etkilemekteydi. Sonuç olarak deri rezistansı ölçümleri futbolcu değerlendirilmelerinde kullanılan bir yöntem olarak yer almalıdır.
Multiple sklerozlu bireylerde boyun ağrısının servikal propriyosepsiyon, üst ekstremite fonksiyonelliği ve denge ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma boyun ağrısı olan ve olmayan Multiple Skleroz (MS) tanılı bireylerin servikal propriyosepsiyon, üst ekstremite fonksiyonelliği, denge ve yaşam kalitelerini değerlendirmek ve karşılaştırma yapmak amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini hastanenin Nöroloji Polikliniğine başvuran MS tanısı alan hastalar oluşturdu. Çalışmaya boyun ağrısı olan 25 MS' li birey ve boyun ağrısı olmayan 25 MS' li birey dahil edildi. Demografik ve klinik bilgiler hastaların verdiği cevaplara göre Kişisel Bilgi ve Klinik Değerlendirme Formu' na kaydedildi. Çalışmamıza katılan MS' li bireylerin ağrı durumları McGill Melzack Ağrı Soru Formu ile ve servikal bölge eklem pozisyon hissi Cervical Range of Motion (CROM) cihazı ile fleksiyon, ektansyon, sağ/sol lateral fleksiyon ve sağ/sol rotasyon yönünde ölçüldü. Üst ekstremite fonksiyonellikleri Kol-Omuz ve El Sorunları Anketi Kısa Formu (Quick-DASH) ile, denge durumları Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ile, yaşam kaliteleri Multiple Skleroz Yaşam Kalitesi Ölçeği (MSQOL-54) ile değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics 22 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda boyun ağrısı olan MS' li bireyler ile boyun ağrısı olmayan MS' li bireylerin demografik özellikleri benzerdi (p>0,05). Boyun ağrısı olan grupta ekstansiyon yönünde propriyosepsiyon kaybı anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Boyun ağrısı olan grubun McGill Melzack Ağrı Soru Formu puanı kontrol grubuna anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlendi (p<0.05). Fonksiyonel Uzanma Testi puanı ve Berg Denge Ölçeği puanına göre boyun ağrısı olan MS hastalarında statik ve dinamik denge boyun ağrısı olmayan kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha kötü olduğu bulundu (p<0.05). Quick DASH ve MSQOL-54 anketleri puanına göre iki grubun üst ekstremite fonsiyonellik düzeyi ve yaşam kalitesi düzeyi yönünden benzer olduğu gözlendi (p>0.05). Sonuç olarak; boyun ağrı olan MS' li bireylerin kontrol grubuna göre servikal bölge ekstansör propriyosepsiyon duyusu ve denge durumları daha kötü olduğu saptandı. Ağrı, propriyosepsiyon ve dengenin birbirini etkileyebileceği bilinmektedir. Dolayısıyla rehabilitasyon programında bu parametrelerin değerlendirilmesi ve programın ona göre düzenlenmesi programın başarısını arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Multiple skleroz; Boyun ağrısı; Servikal propriyosepsiyon; Üst ekstremite; Fonksiyonellik; Denge.
Multiple sklerozlu bireylerde boyun ağrısının servikal propriyosepsiyon, üst ekstremite fonksiyonelliği ve denge ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma boyun ağrısı olan ve olmayan Multiple Skleroz (MS) tanılı bireylerin servikal propriyosepsiyon, üst ekstremite fonksiyonelliği, denge ve yaşam kalitelerini değerlendirmek ve karşılaştırma yapmak amacıyla yapıldı. Araştırmanın evrenini hastanenin Nöroloji Polikliniğine başvuran MS tanısı alan hastalar oluşturdu. Çalışmaya boyun ağrısı olan 25 MS' li birey ve boyun ağrısı olmayan 25 MS' li birey dahil edildi. Demografik ve klinik bilgiler hastaların verdiği cevaplara göre Kişisel Bilgi ve Klinik Değerlendirme Formu' na kaydedildi. Çalışmamıza katılan MS' li bireylerin ağrı durumları McGill Melzack Ağrı Soru Formu ile ve servikal bölge eklem pozisyon hissi Cervical Range of Motion (CROM) cihazı ile fleksiyon, ektansyon, sağ/sol lateral fleksiyon ve sağ/sol rotasyon yönünde ölçüldü. Üst ekstremite fonksiyonellikleri Kol-Omuz ve El Sorunları Anketi Kısa Formu (Quick-DASH) ile, denge durumları Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ve Berg Denge Ölçeği (BDÖ) ile, yaşam kaliteleri Multiple Skleroz Yaşam Kalitesi Ölçeği (MSQOL-54) ile değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS Statistics 22 paket programı kullanıldı. Yapılan analizler sonucunda boyun ağrısı olan MS' li bireyler ile boyun ağrısı olmayan MS' li bireylerin demografik özellikleri benzerdi (p>0,05). Boyun ağrısı olan grupta ekstansiyon yönünde propriyosepsiyon kaybı anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu saptandı (p<0.05). Boyun ağrısı olan grubun McGill Melzack Ağrı Soru Formu puanı kontrol grubuna anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlendi (p<0.05). Fonksiyonel Uzanma Testi puanı ve Berg Denge Ölçeği puanına göre boyun ağrısı olan MS hastalarında statik ve dinamik denge boyun ağrısı olmayan kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha kötü olduğu bulundu (p<0.05). Quick DASH ve MSQOL-54 anketleri puanına göre iki grubun üst ekstremite fonsiyonellik düzeyi ve yaşam kalitesi düzeyi yönünden benzer olduğu gözlendi (p>0.05). Sonuç olarak; boyun ağrı olan MS' li bireylerin kontrol grubuna göre servikal bölge ekstansör propriyosepsiyon duyusu ve denge durumları daha kötü olduğu saptandı. Ağrı, propriyosepsiyon ve dengenin birbirini etkileyebileceği bilinmektedir. Dolayısıyla rehabilitasyon programında bu parametrelerin değerlendirilmesi ve programın ona göre düzenlenmesi programın başarısını arttıracaktır. Anahtar Kelimeler: Multiple skleroz; Boyun ağrısı; Servikal propriyosepsiyon; Üst ekstremite; Fonksiyonellik; Denge.
Preterm ve term doğum hikayesi olan okul öncesi çocukların el kavrama kuvveti, üst ekstremite fonksiyonellik düzeyi ve günlük yaşam aktiviteleri becerisinin karşılaştırılması
PRETERM VE TERM DOĞUM HİKAYESİ OLAN OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARIN EL KAVRAMA KUVVETİ, ÜST EKSTREMİTE FONKSİYONELLİK DÜZEYİ VE GÜNLÜK YAŞAM AKTİVİTELERİ BECERİSİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Bu çalışma, preterm ve term doğum hikayesi olan okul öncesi çocukların el kavrama kuvveti, üst ekstremite fonksiyonellik düzeyi ve günlük yaşam aktiviteleri becerisini karşılaştırmak amacıyla planlandı. Araştırma verileri ölçüm yoluyla toplanmış olup, çalışma Eylül 2023 ile Haziran 2024 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Çalışmaya 50 preterm (erken doğan) ve 50 term (zamanında doğan) olmak üzere toplam 100 okul öncesi çocuk katıldı (yaş ortalaması 5,06 yıl, standart sapma ±0,58). Demografik ve klinik bilgiler, ebeveynlerin yanıtları doğrultusunda kişisel bilgi ve klinik değerlendirme formuna kaydedildi. Çocukların el kavrama kuvveti Jamar dinamometresi ile, üst ekstremite fonksiyonellik düzeyi Jebsen El Fonksiyon Testi ile ve günlük yaşam aktiviteleri becerisi ise Çocuk El Beceri Anketi (ÇEBA) ve Çocukların El Becerileri Değerlendirmesi (ÇEBD) ile değerlendirildi. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 25 paket programı kullanıldı. Sonuçlar, preterm doğum hikayesi olan çocukların dominant ve dominant olmayan el kavrama kuvveti değerlerinin, term çocuklardan anlamlı düzeyde daha düşük olduğunu gösterdi (p<0.05). Jebsen-Taylor El Fonksiyon Testi'nde, preterm çocukların dominant ve dominant olmayan elleriyle kart çevirme süreleri, term çocuklara kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0.05). Ayrıca, preterm çocukların ÇEBA okul aktiviteleri skoru, ÇEBA günlük yaşam aktiviteleri skoru, ÇEBD kategori 1,2,3,4,5 ve ÇEBD toplam yüzde skoru, term çocukların değerlerinden anlamlı düzeyde daha düşük olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç olarak, preterm doğum hikayesi olan okul öncesi çocukların üst ekstremite günlük yaşam aktiviteleri becerisi ve el kavrama kuvveti, term doğum hikayesi olan akranlarına kıyasla daha düşük olduğu gösterildi. Preterm çocuklarda üst ekstremite fonksiyonlarının erken dönemde değerlendirilmesi; el ve üst ekstremite becerilerini arttıracak erken müdahale fizyoterapi yaklaşımlarına başlanması yararlı olacaktır. Anahtar kelimeler: Preterm; Çocuk ; ÇEBA-ÇEBD ; El kavrama kuvveti; Jebsen Taylor el fonksiyon testi; okul öncesi.
Kronik non-spesifik bel ağrılı hastalarda tele-rehabilitasyonun ağrı, kinezyofobi ve dizabilite üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı kronik non-spesifik bel ağrılı hastalarda telerehabilitasyonun ağrı, dizabilite, kinezyofobi ve normal eklem hareket açıklığının üzerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 18-64 yaş arası kronik non-spesifik bel ağrılı 100 hasta dahil edilmiştir. Çalışmamızda 50 hastaya zoom platformu üzerinden online olarak, 50 hastaya ise klinik ortamda yüzyüze sorumlu fizyoterapist süpervüzörlüğünde McKenzie ekstansiyon egzersizleri uygulanmıştır. Her iki grupta egzersiz seansı yaklaşık 25-30 dakikada tamamlanmıştır. Çalışmamızda ağrı değerlendirmesi Görsel Analog Skalası (GAS) ile; dizabilite değerlendirmesi Oswestry Dizabilite İndeksi (ODİ) ile; kinezyofobi değerlendirmesi Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ) ile; Normal Eklem Hareket (NEH) değerlenlendirmesi gonyometre ile değerlendirilmiştir. İstatistik analizler SPSS 22.0 programı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. p<0,05 anlamlılık seviyesi seçilmiştir. Çalışmamızın sonucunda GAS değerlerinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05), her iki grupta ölçüm zamanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmüş ve ağrı seviyesi her iki gruptada azalmıştır (p<0,05). Çalışmamızın sonucunda ODİ değerlerinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05), her iki grupta ölçüm zamanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmüş ve dizabilite düzeyi azalmıştır (p<0,05). Çalışmamızın sonucunda TKÖ değerlerinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05) ve her iki grupta ölçüm zamanlarına göre farklılık göstermediği görülmüştür (p>0,05). Çalışmamızın sonucunda (NEH) değerlerinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>0,05), her iki grupta ölçüm zamanlarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmüş ve NEH değerleri artmıştır (p<0,05). Sonuç olarak kronik non-spesifik bel ağrılı hastalarda telerehabilitasyonun, ağrı, dizabilite ve normal eklem hareketini arttırmada yüzyüze uygulanan egzersiz eğitimi kadar etkinliği vardır ancak kinezyofobiyi iyileştirmede telerehabilitasyonun etkisi gözlenememiştir. Sonuç olarak kronik non-spesifik bel ağrılı hastalarda fizyoterapist gözetiminde telerehabilitasyonla uygulanan McKenzie egzersizleri, alternatif bir egzersiz yaklaşımı olabilir. Anahtar Kelimeler: Kronik non-spesifik bel ağrısı; Telerehabilitasyon; McKenzie; Dizabilite; Kinezyofobi; Ağrı; Normal eklem hareket açıklığı.
Preterm, term doğum hikayesi olan okul öncesi çocukların fiziksel uygunluk düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışma preterm, term doğum hikayesi olan okul öncesi çocukların fiziksel uygunluk düzeylerinin karşılaştırılması amacıyla planlandı. Araştırma verileri ölçüm yapılarak toplandı. Çalışma Eylül 2023 ile Mart 2024 tarihleri arasında yapıldı. Çalışmaya 164 erken doğan (preterm) ve 164 zamanında doğan (term) olmak üzere toplam 328 okul öncesi çocuk katıldı (yaş ortalaması 4,5 yıl, standart sapma ±1.12). Demografik ve klinik bilgiler, ebeveynlerin verdiği cevaplara göre kişisel bilgi ve klinik değerlendirme formuna kaydedildi Çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri PREFIT (Preschool Physical Fitness) Test bataryası ile değerlendirildi. PREFIT Test Bataryasına göre: antropometrik özellikler boy uzunluğu, kilo ve bel çevresi ölçümleri ile belirlendi. Kardiyorespiratuar uygunluğu değerlendirmek için 20 m mekik koşu testi, üst ekstremite ve alt ekstremite kas kuvveti için sırasıyla el kavrama kuvveti (dinamometre) ve uzun atlama testi, hız ve çeviklik için 4x10 m koşu testi (shuttle run), dengeyi değerlendirmek için tek bacak üzerinde durma testleri yapıldı. Verilerin istatiksel analizinde SPSS 25 paket programı kullanıldı. Term-Preterm gruplar arasında bel çevresi değerleri anlamlı düzeyde farklılık göstermediği gözlendi (p>0,05). Term-Preterm gruplarına göre dominant ve dominant olmayan üst ekstremite kas kuvveti değerleri, dominant ve dominant olamayan tek bacak üzerinde durma süresi, 20 metre mekik koşu mesafesi, alt ekstremite uzun atlama mesafesi; preterm çocukların term çocuklardan anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,05). Term çocukların 4x10 metre koşu testi (shuttle run) süresi preterm çocuklardan anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,05). Sonuç olarak, preterm, term doğum hikayesi olan okul öncesi çocuklar fiziksel uygunluk düzeyleri açısından farklılık göstermekteydi.
Koroner arter bypass greft (KABG) cerrahisi geçiren hastalarda periferik kas kuvveti, kaygı düzeyi ve fonksiyonel kapasite arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu çalışma koroner arter bypass greft (KABG) cerrahisi geçiren hastalarda periferik kas kuvveti, kaygı düzeyi ve fonksiyonel kapasite arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla planlandı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Çalışma Kasım 2021 ile Aralık 2022 tarihleri arasında yapıldı. Çalışmaya KABG cerrahisi geçiren 22 gönüllü hasta katıldı (yaş ortalaması 62,4 yıl, ± 6,5). KABG cerrahisi sonrası dördüncü ve sekizinci haftada submaksimal egzersiz kapasitesi 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT), 30 Saniye Kalk Otur Testi, Zamanlı Kalk Yürü Testi ile değerlendirildi. El kavrama kuvveti ve el kavrama statik enduransı el dinamometresi (Jamar Hydraulic Hand Dynamometer) ile ölçüldü. Her iki ekstremitede; M. Biceps Brachii, M. Quadriceps Femoris ve kalça fleksör kas grubu kas kuvveti değerlendirmesi dijital dinamometre (JTECH, Medical Commander Powertrack II, USA) ile yapıldı. Kaygı düzeyi Durumluluk ve Sürekli Kaygı Envanteri (STAI) ile belirlendi. Verilerin istatiksel analizinde SPSS 25 paket programı kullanıldı. Sağ kavrama kuvveti, sağ el kavrama statik endurans süresi ve 6DYT mesafesi ikinci değerlendirmede ilk değerlendirmeye göre anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0,05). İlk ve son değerlendirmede ölçülen diğer periferik kas kuvvetleri ve STAI ölçeği puanları arasında anlamlı bir fark yoktu (p>0,05). İlk değerlendirmede 30 saniye kalk otur test tekrar sayısı son değerlendirmeden anlamlı düzeyde daha düşüktü (p<0,05). Zamanlı kalk yürü testi süresi son değerlendirmede anlamlı düzeyde daha kısa idi (p<0,05). Sonuç olarak, KABG cerrahisi sonrası sekizinci haftada hastaların egzersiz performansı ve el kavrama kuvveti artmıştır.
Kronik obstrüktif akciğer hastalığında (KOAH) uyku kalitesi ile fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasite arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, kronik obstrüktif akciğer hastalığı tanılı hastaların uyku kalitelerinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasiteleri arasındaki ilişkiyi açıklamak amacıyla yapıldı. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplandı. Çalışmaya Eylül 2020 - Ekim 2021 tarihleri arasında göğüs hastalıkları polikliniğinde KOAH tanısı ile izlenen, dahil edilme kriterlerine uyan ve gönüllülük esası ile çalışmaya katılmayı kabul eden yaş ortalamaları 62 yıl olan, 45 hasta dahil edildi. Tüm hastaların solunum fonksiyon testi, KOAH Değerlendirme Testi (CAT), Modified Medical Research Council (mMRC) Dispne Skalası, Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi (PUKİ), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ), 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT), 30 Saniye Kalk-Otur Testi ve El Kavrama Kuvveti ölçümleri yapıldı. Verilerin istatiksel analizinde IBM SPSS Statistics 22 programı kullanıldı. İstatiksel analizler sonucunda; hastalarımızın %68,9'u kötü uyku kalitesine sahipti. Hastalarımızın %84,4'ü düşük seviye aktivite grubundaydı. PUKİ alt parametrelerinin tamamının, KOAH risk gruplarına göre anlamlı fark göstermediği bulundu (p>0,05). Yaş ile ve 6DYT mesafesi arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,001). mMRC dereceleri ile 30 Saniye Kalk-Otur Testi Sayısı arasında anlamlı farklılık gösterdiği saptandı (p<0,05). Düşük risk KOAH'lılarda PUKİ skoru ile 6DYT mesafesi arasında anlamlı ilişki bulunmadı (p>0,05). Yüksek risk KOAH'lılarda PUKİ skoru ile IPAQ toplam MET değerleri arasında anlamlı ilişki bulundu (p=0,031). Sonuç olarak KOAH'lı hastaların büyük çoğunluğunun kötü uyku kalitesine sahip olduğu saptandı. Kötü uyku kalitesinin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasiteyi olumsuz etkileyebileceği sonucuna ulaşıldı. Rehabilitasyon hedefleri arasında kötü uyku kalitesinin iyileştirilmesi ve KOAH'lı bireylerin fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasitelerini artırmak rehabilitasyonun başarı oranını artıracaktır.