Theses supervised by Prof. Dr. Hüseyin Ergin
25 theses · Kütahya Dumlupınar University
Üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizi: Kamu üniversiteleri örneği
Stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizinde örgüt yapısının tasarımı, denetleme sisteminin tasarımı kurumsal yapıya bağlı olarak strateji, yapı ve denetim uyumunun belirli bir ahenk içinde olmasının sağlanması ve tüm bunlardan sonra da değişimin yönetimi ve hayata geçirilmesi kurumsal stratejik yönetim anlayışı sürecinin temel öğeleri olarak değerlendirilmelidir. Belirlenen amaçların gerçekleştirilmesinde uygulanacak seçeneklerin hedeflere yönelik olarak iç ve dış kaynakların neler olduğuna, iç ve dış koşulların neler olduğuna ve iç ve dış paydaşların koşullarıyla bağdaştırılması stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri üzerindeki etkileri stratejilerin belirlenmesi aşamasında önem kazanmaktadır. Bu çalışmada üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizi ve uygulanabilirliği konusunda araştırmalara yer verilmiştir. Üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından uygulanabilirliğine ilişkin stratejik yönetimin mahiyeti tanımı ve özellikleri ile ilgili kavramsal açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca üniversitelerde stratejik yönetim ve temel yönetim süreçleri açısından analizine yer verilmiştir. Stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından değerlendirilmesi için hazırlanan anketteki sorulan sorular, istatistiksel analizlerde elde edilebilir, ölçülebilir şekilde hazırlanmıştır.
İç kontrol sisteminde risk yönetiminin, anonim şirketlerde incelenmesi
Dünya genelinde yaşanan ekonomik krizler, ABD başta olmak üzere ortaya çıkan muhasebe hile ve skandalları, yatırımcıların piyasaya olan güveninin azalmasına neden olmuştur. Yaşanan bu gelişmeler Geleneksel Risk Yönetimini (GRY) anlayışının firma istek ve ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olduğumu ortaya koymuştur. Bu gelişmeler ışığında yeni bir yaklaşım olan Kurumsal Risk Yönetimi (KRY) üzerine çalışmalar başlamıştır. Kurumsal risk yönetimi; firmaların karşılaşabileceği bütün riskleri yönetmeyi amaçlayan, risklerin fırsat ve tehdit yönlerini birlikte ele alan aynı zamanda bu süreçte yönetim kurulu, yöneticiler ve diğer bütün çalışanların yer alması gerektiğini savunan risk yönetim sürecidir. Kurumsal risk yönetiminin rekabet avantajı sağlaması ve firma değerini artırması beklenmektedir. Bu çalışma kurumsal risk yönetiminin firma performansı üzerinde etkisi olup olmadığını belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışmada Borsa İstanbul'da (BİST) İmalat sanayinde yer alan 179 işletmenin 2017 2013 yıllarını kapsayan beş yıllık veriler ile 895 işletme/yıl verisi kullanılmıştır. Kurumsal risk yönetiminin firma performansı üzerindeki etkileri Panel Veri Tekniği ile analiz edilmiştir. Çalışmanın bağımsız değişkenleri ilgili literatürde sıklıkla kullanılan kurumsal risk yönetimi-firma performansı ilişkisini etkileyen faktörler içinden belirlenmiştir. Bu faktörler; risk yönetimi komitesi, yönetim kurulunda yer alan finans/muhasebe uzmanlar, kurumsal risk yöneticisi, denetim komitesi büyüklüğü ve yönetim kurulu büyüklüğü oluşturmaktadır. Çalışmada kontrol değişkeni olarak satışların büyüklüğü kullanılmıştır. Bağımlı değişken olarak ise finansal performans göstergesi olan aktif karlılık oranını seçilmiştir (Return on Assets-ROA). Araştırmanın vi sonucunda kurumsal risk yöneticisi ve firma büyüklüğü değişkenleri firma performansını pozitif yönde etkilediği görülmüştür. Denetim komitesi büyüklüğü değişkeni ise firma performansını negatif yönde etkilemektedir. Dolayısıyla kurumsal risk yöneticisi ve firma büyüklüğü değişkenlerinde meydana gelebilecek bir değişim aktif karlılık oranını aynı yönde etkilerken, denetim komitesi büyüklüğü değişkeninde meydana gelen değişim ters yönde etkileyecektir. Anahtar Kelimeler: Risk, Kurumsal Risk Yönetim, Firma Performansı
Katılımcı liderlik anlayışının stres yönetimine etkisi
Günümüzün yaşam koşullarında stresin kaçınılmaz oluşu, stresle etkin olarak mücadele etmeyi bir zorunluluk haline getirmiş ve insanları stresle başa çıkma yolları arayışı içerisine yöneltmiştir.Tıpkı günlük yaşamda olduğu gibi işletmelerdeki çalışma ortamları da stres faktörlerini yoğun olarak bünyesinde barındıran ortamlar olarak karşımıza çıkmakta ve bu nedenle, işletmenin liderleri ya da yöneticileri; çalışanların sağlığını, verimliliğini ve dolayısıyla işletmenin yaşamını olumsuz yönde etkileyen bu durumdan kurtulabilmek amacıyla stres yönetimi etkinliği altında, çalışanlar üzerindeki olumsuz stresi azaltma ya da önleme yöntemleri geliştirme ve uygulama çabası içerisine girmektedirler. Söz konusu çabaların başarıya ulaşması işletmenin yönetim yapısının karakteristik özelliği vb. gibi çok sayıda etkene bağlıdır.Bu çalışmada stres yönetiminin başarısını etkileyen faktörlerden katılımcı liderliğin etkileri ortaya konmuş, yapılan araştırmadan elde edilen bulgular yorumlanarak sunulmuştur. Bu çerçevede ilk olarak katılımcı liderlik ve stres yönetimiyle ilintili kavramlar incelenerek aralarındaki ilişkiler tespit edilmiştir. Daha sonra bu iki kavram arasındaki ilişki açıklanmaya çalışılmıştır.Araştırma bulgularında, katılımcı liderlik anlayışının örgütsel stresi azaltan bir etken olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca yapılan araştırmada işletmede katılımcı liderlik uygulamalarına ilişkin aksaklıklar belirtilmiş ve etkin bir stres yönetimi için, liderlerin çalışanları için neleri yapmaları gerektiği konusunda öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak stres çözümünde, katılımcı liderlik anlayışının yaşamsal bir role sahip olduğu unutulmamalıdır.
5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında belediyelerde iç denetim sisteminin kurulması
Günümüz dünyası, birçok bakımdan hızlı değişimler yaşamaktadır. Teknolojide, ekonomide ve sosyal yapılarda meydana gelen gelişmeler ülkemizi önemli ölçüde etkilemektedir. Ayrıca ticaretin dünyayı kapsaması ve ekonomik gelişmelerin çok daha hızlı yaşanması dünyada denetimin önemini arttırmaktadır. Denetimin uluslararası bir nitelik kazanmış olması nedeni ile de denetimde uluslararası denetim standartları oluşturulmuş, geliştirilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Modern dünyanın bir parçası olarak ülkemiz bu standartları kabul etmiş olup uygulamaya koymaktadır.Bu gelişmelere paralel olarak ülkemizde, uluslar arası genel kabul görmüş tanım ve standartlara uygun olarak, 5018 sayılı yeni kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu çıkarılmıştır. Yeni kamu mali yönetimi ve kontrol kanununa göre, kamu kurum ve kuruluşlarında dış denetim Sayıştay tarafından iç denetim ise kurum ya da kuruluş içerisinde örgütlenecek iç denetim birimleri tarafından yapılacaktır.Bu durumda belediyelerde yapılacak uygulamalar büyük önem kazanmaktadır. Yeni kamu yönetimi ve kontrol kanununda belediye başkanı üst yönetici olarak nitelendirilmekte, belediyelerde belediye başkanına bağlı olarak çalışacak iç denetim birimlerinin kurulması planlanmaktadır. Ayrıca iç denetçilerin atanması ve gerekli çalışma ortamının hazırlanması görevi de kamu yönetimi ve kontrol kanununda belediye başkanına verilmiştir.Bu nedenle uygulama bölümünde ele alınan İzmir Büyükşehir Belediyesinde, iç denetçilerin atamaları belediye başkanı tarafından yapılmaktadır. İç denetim birimi kurulma aşamasında olup, İzmir Büyükşehir Belediyesi iç denetçileri ve belediye başkanları ile yapılan görüşmede iç denetimin; risklerin ortaya çıkmasını önlediğine ve belediyeler için bir güvence sistemi olduğuna dikkat çekilmektedir. Kurulacak iç denetim sistemleri ile belediyelerin etkinlik ve verimliliğinin artacağı kaçınılmaz bir sonuçtur.
İşletmelerin sosyal ve kurumsal performanslarının karşılaştırılması ?Türkiye'nin önde gelen özel üretim işletmelerinde bir uygulama?
Geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinden bu yana işletmelerin toplumda üstlendikleri rollerle birlikte toplumda bilinçlenme düzeyi de artmıştır. Ekonomik ve teknolojik gelişmeye katkıda bulunduklarına inanılan işletmelerin birçoğu sosyal ve çevresel sorunlara yol açmakla eleştirilmiş ve buna bağlı olarak da ürün kalitesi ve güvenliği, çalışanların hakları, çevre kirliliği, kaynak sarfiyatı, atık maddeler ve toplumsal sorumluluk gibi konularda daha fazla dikkat çekmeye başlamışlardır. Bütün bunların sonucunda da işletmelerin, hissedarlar ve kredi verenlerden başka daha geniş bir kesime karşı sorumlu olmalarının gereği fark edilmiş ve bu bağlamda sosyal sorumluluk kavramı çeşitli boyutlarıyla tartışılmaya başlanmıştır.İşletme elde ettiği değerleri toplumun çeşitli kesimlerine yararlı olacak biçimde kullanması ya da bu değerleri toplumla birlikte paylaşmasının bir ifadesi olarak işletme sosyal performansının, kurumsal performans ile ilişkisi, araştırmanın ana amacını oluşturmaktadır. Bu kapsamda birinci bölümde, sosyal sorumluluk kavramı, tarihsel gelişimi, kuramsal alt yapısı, işletmelerin sosyal sorumluluk alanları ve bu alanlara ilişkin geliştirilen uluslararası standartlar ile sosyal sorumluluk modelleri incelenmiştir. İkinci bölümde ise performans kavramı, performans yönetim sistemi ve kurumsal performansın ölçümünde çok boyutlu bir model olan performans karnesi incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise öncelikle sosyal performans modelleri ortaya koyulmuş ve sonrasında ise sosyal performansın ölçülmesinde kullanılan yöntemler söz edilmiştir. bahsedilmiştir. İşletmelerin sosyal performansları ile kurumsal performansları arasındaki ilişkiye yönelik inceleme çeşitli boyutlarıyla birlikte ele alınmıştır. Son olarak, sosyal sorumluluk kavramının kurumsallaşması açısından sosyal denetim konusu genel hatlarıyla ifade edilmeye çalışılmıştır.Dördüncü bölümde ise İstanbul Sanayi Odasınca 2006 yılına yönelik oluşturulmuş Türkiye'nin en büyük 500 işletmesinde yer alan ve performans karnesi kullanan 81 işletme üzerinde, işletmelerin sosyal sorumlulukları kapsamında sosyal performansları ile kurumsal performansları arasındaki ilişki ortaya çıkartılmıştır.
Kurumsal risk yönetiminde iç denetimin rolü ve bir uygulama
Bu çalışmada, kurumsal risk yönetiminin etkinliğini sağlamada iç denetimin rolü araştırılmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde, konuya ilişkin olarak temel kavramlar ve genel bilgiler ayrıntılı olarak açıklanmıştır. İkinci bölümde iç denetimin ve iç denetçinin risk yönetiminde üstlendiği yeni rol ve iç denetim konusundaki değişiklikler açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, kurumsal yönetim ile risk yönetimi arasındaki ilişki ve buna paralel olarak iç denetimin kurumsal risk yönetimindeki rolünün tespit edilmesi amaçlanmıştır. Kurumsal risk yönetimi dönüşüm süreci kurumsal risk yönetiminin kuruma faydaları ve kısıtlamaları teorik bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca, özel bir şirkette kurumsal risk yönetiminde iç denetim faaliyeti üzerine bir uygulama çalışması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler : İç Denetim, İç Kontrol, Kurumsal Yönetim, Risk Yönetimi, Şeffaflık.
Kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programı ve bu çerçevede proje uygulama örneği
Kırsal alanlar, doğa ile çok yakın ilişkide bulunulan yerler olup; buralarda yaşayan insanlar yaşamını doğrudan doğaya bağlı ve katma değeri düşük ekonomik faaliyetlerle sürdürmektedir. Gelir dağılımının düzenlenmesi ve toplumsal barışın sağlanması için dünyadaki tüm ülkeler kırsal alanlarını güçlendirmek ve buralarda yaşayan insanları çeşitli şekillerde ekonomik olarak desteklemek zorundadır.Türkiye'de kırsal alanlar ekonomik ve sosyal denge içerisinde önemli bir yere sahiptir. Kırsal alanlara yönelik geliştirilen kalkınma projeleri ve çeşitli tarımsal desteklemelerle kırsal kesimi geliştirerek buralardaki nüfusun ekonomik yönden kalkındırılmasına çalışılmaktadır.Bu yönde uygulamaya konulan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programıyla, özellikle kırsal kesimde gerçek veya tüzel kişi yatırımcıların, belirlenmiş kriterlere uygun olarak hazırladıkları projelerin belirli oranlarda finansmanı yoluyla desteklenerek; bu kesimde sosyal ve ekonomik refahı arttırmak hedeflenmiştir. Ayrıca bu projeler Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım politikasının bir parçası olarak, Avrupa Birliği fonlarının kullanım potansiyelini geliştirmek amacıyla uygulamaya konulmuştur.Bu tez çalışmasında Kırsal Kalkınma kavramı ve Türkiye'deki Kırsal Kalkınma Politikalarına değinilerek, ?Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı? kapsamında proje hazırlama ve değerlendirme kriterleri incelenmiş ve bu doğrultuda örnek bir proje uygulaması yapılmıştır. Böylelikle Avrupa Birliği'ne giriş sürecinde kırsal alanların kalkındırılmasında uygulanacak projeler için bir proje hazırlama rehberi oluşturulmaya çalışılmıştır.
Küresel rekabet ortamında sürdürülebilir rekabet gücü sağlama açısından ürün yaşam seyri maliyetleme yöntemi ve tekersan jant sanayi anonim şirketinde uygulanması
Küreselleşme ile birlikte işletmeler arasındaki rekabetinde boyutları değişmiş, üretim teknolojilerindeki hızlı değişim, tüketicilerin egemen olduğu bir pazar anlayışını doğurmuştur. Var olan pazarda gelişmelere ayak uydurabilmek ve rekabet edebilmek için işletmecilik dünyasında birçok yeni yaklaşım ve yöntemler geliştirilmiştir. Küreselleşen dünyada uluslararası alanda rekabetin sürdürülebilirliği gerekmektedir, eğer işletmeler rekabet güçlerini sürdüremezlerse gelecekte ki yaşamlarını devam ettirmekte zorluk çekeceklerdir. Ürün yaşam seyrinin gün geçtikçe kısalması, ürün maliyetlerinin büyük bölümünün ürünün tasarım aşamasında yoğunlaşmasını zorunlu kılmaktadır. Planlama ve tasarım aşamasında yoğunlaşan ürün yaşam seyri maliyetleme yöntemi de önemli bir maliyet düşürme etkinliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Ürün yaşam seyri maliyetleme yönteminde en önemli amaç işletmeyi başarıya ulaştıracak en az maliyetli yolu tespit etmektir.Ürün yaşam seyri maliyetleme yöntemi ürünün doğumundan ölümüne kadar geçen tüm ömrü boyunca ortaya çıkan ya da çıkması olası maliyetlerinin yönetimini amaçlamaktadır. Özellikle planlamacılar için, ürün ya da örgütün karşılaşacağı her türlü maliyeti tanımlayan, bunların niteliğini ve niceliğini tahmin eden, raporlayan, maliyetleri en aza indirgeyerek karlılığı arttıran bir yöntemdir. Bu yöntem sadece maliyetleri saptamayı değil, maliyetleri kontrol edebilmeyi de amaçlamaktadır. Bu yöntem ürünün ömrü boyunca karşılaşabileceği pek çok maliyetin önceden hesaplanabilmesine imkân sağlamaktadır.Çalışmamızda üretilmesi düşünülen bir ürünün tüm yaşam seyri boyunca gerçekleşmesi beklenen maliyetlerinden oluşan bir maliyet profili oluşturulmuştur. Oluşturulan profil neticesindeki sonuçlar yorumlanarak ürünün tüm yaşam seyri maliyetleri ve gerçek karlılık durumu tespit edilmiştir. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmamız için gerekli temel kavramlar yer almış, ikinci bölümde ürün yaşam seyri maliyetleme yönteminin başarısını arttırıcı maliyet yönetim sistemlerinden bahsedilmiştir, üçüncü bölümde ise ürün yaşam seyri maliyetleme yöntemi ayrıntılı bir şekilde açıklanmış. Son olarak dördüncü bölümde ürün yaşam seyri maliyetleme yönteminin bir işletmede uygulanmasına yer verilmiş ve uygulama neticesindeki sonuçlar yorumlanmıştır.
Türkiye'deki finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının uluslararası denetim standartlarına uygunluğu ve bir araştırma
Denetim planlama ile başlamakta ve denetim çalışmasının her aşamasında planlama yapılırken elde edilen veriler kullanılmaktadır. Dolayısıyla planlama faaliyeti denetim sürecinin en önemli aşamasıdır.İyi bir denetim planı denetçiye en üst düzeyde zaman kazancı, optimum risk ve maliyet avantajları sağlayabilmekle birlikte, denetimin başarısını ve kalitesini arttıracaktır. Bu da ancak uluslar arası nitelikteki standartlara uygun olarak gerçekleştirilen denetim faaliyetleri ile mümkündür.Çalışmanın amacı, Sermaye Piyasası Kurulu'na bağlı Bağımsız Denetim Şirketlerinin ve 3568 Sayılı Yasaya göre denetim yapan Yeminli Mali Müşavirlerin, finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının, uluslar arası denetim standartlarına uygun olup olmadığını ölçmek, değerlendirmektir.Bu çalışmayla Türkiye'de Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet gösteren 12 Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. ve kendi nam-ı hesabına bağımsız olarak çalışmakta bulunan 25 Yeminli Mali Müşavir, 4 Yeminli Mali Müşavirlik LTD.ŞTİ., 2 Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. tarafından gerçekleştirilen denetim planlaması çalışmalarının, uluslar arası denetim standartlarına uygunluğu, anket yöntemiyle elde edilen verilerin yorumlanması yoluyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye'deki finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının uluslar arası denetim standartlarına uygun olup olmadığına yönelik olarak yapılan değerlendirme neticesinde tüm deneklerin olumlu yanıtlar verdiği tespit edilmiş ve genel olarak standartların belirlediği kriterlere yüksek düzeyde katılım olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Denetim, Uluslararası Denetim Standartları, Planlama, Denetim Planlaması.
Örgüt içi iletişimin yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolü ve bir alan araştırması
iletişim, insanın yaşamı boyunca devam eden bir olgu olduğu kadar, insanla örgütsel yapılar arasındaki ilişkileri sağlayan, sürdüren ve insan gibi örgütsel yapıların da varlığının devam ettirilmesinde önemli bir olgudur. Zaman içinde değişen yapısı ve araçları ile iletişim, gerek insan gerekse örgütler açısından son derece önemli olup örgütlerin varlıklarının sürdürülmesi açısından olmazsa olmaz bir gerekliliktir.Örgütler için bu kadar öneme sahip olan iletişim, özellikle yönetsel fonksiyonlar üzerinde bir takım etkilerinin bulunması gayet doğaldır. İletişimin; yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolünü bilmek ve bunlara hazırlıklı olmak örgütlerin iletişimden yararlanabilmelerini sağlayacaktır. Daha önceden başka örgütler tarafından yaşanan problemleri bilerek önceden tedbirlerini almak ve daha önce başka örgütler tarafından gözlemlenen en iyi kullanım şeklini bilerek hazırlıklarını ona göre yapmak örgütler için büyük kolaylık sağlayacaktır. Bu araştırmada örgütler için yaşamsal öneme sahip iletişim kavramının yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolü incelenecektir.Bu uygulamanın amacı iletişimin örgütler üzerindeki rolünü tespit ederek bu bulguların iletişimden yararlanmayı amaçlayan işletmelerin ve iletişimden hali hazırda yararlanan işletmelerin kendini durumlarını bir kez daha değerlendirmelerine imkan sağlamaktır.Bu çalışma üç ana bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde iletişim kavramı ve yapısı, ikinci bölümde ise örgütsel iletişimin kavramsal yapısı ve yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolü üzerine teorik bir inceleme yapılmıştır.Son bölümde ise daha önceki bölümlerde yapılan incelemeler ışığında Kütahya organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren firmalar üzerinde iletişimin, yönetsel fonksiyonlar üzerindeki rolü konulu bir anket çalışması ve değerlendirilmesi yer almıştır.Anahtar Kelimeler: İletişim, Örgüt İçi İletişim, Yönetsel Fonksiyonlar, Planlama, Denetim.
Hizmet işletmelerinde yöneticilerin liderlik davranışları ile çalışanların iş doyumu arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik bir alan araştırması: Kütahya ili örneği
Yöneticiler, astı olarak çalışan takipçilerine ne gibi motivasyon araçları vereceği konusunda kendi düşüncelerince bazı uygulamalar benimsemektedirler. Fakat kendi ortaya koymuş oldukları liderlik davranışları ile ilgili olarak çalışanlarının neler düşündüğünü veya bu liderlik davranışlarının çalışanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığı konusunda detaylı araştırma ve çözüm yöntemine gitmemektedirler.Araştırmanın ilk üç bölümünde kavramlar ve kuramlardan bahsedilmiş, son bölümde ise çalışanların iş doyum seviyeleri ile yöneticilerin liderlik davranışlarının ne gibi bir bağlantısı olduğunu belirlemek amacıyla Kütahya ilinde rastgele seçilen 20 hizmet işletmesinde çalışan 220 kişi üzerinde ankete dayalı bir araştırma gerçekleştirilmiştir.Uygulanan anketlerin sonuçları istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Anket sonuçlarına göre, çalışanların iş doyum seviyelerini arttıran ya da azaltan faktörlerden birisinin de yöneticilerin çalışanlara karşı takındıkları liderlik davranışları olduğu görülmüştür. Örneklem olarak alınan bu 20 hizmet işletmesinde çalışanların, demokratik-katılımcı liderlik davranışı sergileyen yöneticilerle çalışmaktan hoşnut oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında otokratik liderlik davranışı sergileyen yöneticilerle çalışmaktan pek fazla hoşlanmadıkları görülmüştür.
Kamu kurumlarında sürdürülebilir etkinliğin kontrolü: Balanced Scorecard ile kurumsal performansın ölçümü ve Kütahya ili nüfus müdürlüklerinde bir uygulama
Araştırmanın amacı; kurumsal performans ölçümünün ülkemizdeki kamu kurumları için önemini vurgulamak ve literatürde, dünyada en popüler stratejik performans ölçüm sistemi olarak kabul edilen balanced scorecard yönteminin nüfus müdürlüklerinde uygulanabilirliğini araştırmaktır.Araştırmada, performans ölçümüne geçişi hazırlayan yönetim teorileri, klasik ve modern ve postmodern teoriler açısından değerlendirilerek, kamu kurumlarında kurumsal performans ölçümü ve balanced scorecard, kavramsal açıdan tüm yönleriyle ele alınmıştır. Tezin uygulama ile ilgili bölümünde Kütahya İline bağlı ilçe nüfus müdürlüklerinde balanced scorecard tekniği kullanılarak kurumsal performans ölçümü uygulaması yapılmıştır. Balanced scorecardın boyutları ile göstergelerinin ağırlıklandırılması yapılarak, verilerin değerlendirilmesi için yazılım programı geliştirilmiş, alınan sonuçlar çok kriterli karar verme tekniklerinden TOPSIS yöntemiyle analiz edilmiştir. Uygulama sonunda her ilçenin performans puanı elde edilerek nüfus müdürlüklerinin puanlara göre sıralaması yapılmıştır. Araştırmanın sonunda ülkemizdeki kamu kurumları ve nüfus müdürlükleri için ileride yapılacak çalışmalara yol gösterici olacağı varsayımıyla görüş ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kamu Yönetimi, Kurumsal Performans Ölçümü, Balanced Scorecard, Nüfus Müdürlüğü, TOPSIS.
Hisse senedi piyasalarında yüksek frekanslı veriye dayalı volatilite öngörüsü
Bir menkul kıymetin ya da yatırım aracının fiyatının kısa zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği olarak tanımlanan volatilite, yatırım kararları, varlık fiyatlama, portföy dağılımı, risk yönetimi ve ekonomi açısından önemlidir. Bu nedenle, volatiliteyi en doğru şekilde nasıl öngörebiliriz sorusu araştırmacıların odaklandığı konulardan birisi olmuştur. Son dönemlerde yüksek frekanslı veriye ulaşımda yaşanan gelişmeler ile birlikte, araştırmacılar yüksek frekanslı veriye dayalı volatilite modellerine yönelik çalışmalara odaklanmışlardır.Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'de Hisse Senedi Piyasalarının volatilitesini öngörmede kullanılabilecek en iyi volatilite modelini önermektir. Birinci bölümde, volatiliteyi öngörmede kullanılabilecek en iyi modeli seçebilmek amacına yönelik olarak veri oluşum süreci analiz edilmiştir. İkinci bölümde, birinci bölümde özet istatistikleri verilen sıçrama bileşeninin anlamlılığı test edilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın temel amacı olan hisse senedi piyasalarında volatilite öngörüsüne yönelik bulgulara yer verilmiştir. Elde edilen bulgular tüm dönemlerde yüksek frekanslı veriye dayalı volatilite modellerinin geleneksel GARCH modellerinden daha iyi performansa sahip olduğuna vurgu yapmaktadır. Yüksek frekanslı veriye dayalı volatilite öngörü modellerinin performansında ise MIDAS modeli ve HAR-RV-CJ modelinin üstünlüğü dikkat çekmektedir. Aynı zamanda yapısal kırılma dönemlerinde MIDAS modeli diğer modellere kıyasla iyi performans göstermektedir. Çalışmanın bulguları, finansal kurumlar, yatırımcılar ve politika yapıcılar açısından önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Volatilite, Gerçekleşen Volatilite, Yüksek Frekanslı Veri, Fiyat Sıçramaları.
Kamu sektöründe iç denetimin etkinliğinin ölçülmesi ve belediyeler üzerine bir uygulama
Dünya'da son dönemde meydana gelen ülke ve şirket iflasları, dünya ve ülke ekonomilerini zor duruma sokmuştur. Bu gelişmeler, muhasebe ve denetimin önemini daha da çok artırmıştır. Sonuçta, mevcut mali bilgilerin değerlendirilmesi konuları ile iç denetim sisteminin etkinliğinin ölçülmesi ve iç kontrol sisteminin geliştirilmesi her ülke için önemli bir konu haline gelmiştir.İç kontrolün etkinliğini ölçecek olan ise, iç denetim birimidir. İç denetim, Türkiye için, kamu yönetiminde şeffaflaşma ve Avrupa Birliği'ne giriş için de önemli bir rol oynamaktadır. 5018 sayılı kanunun kabulü ile iç denetimin Türkiye'de yerleşmesi için çok önemli bir adım atılmıştır.İç denetçi atamalarının 2006 yılından beri yapıldığı ve eğitimlerin ise 2008 yılı sonuna kadar tamamlandığı düşünülecek olursa, 2009 yılından itibaren tam anlamıyla iç denetim kamu sektöründe yerini almıştır. Bu yıldan itibaren de, iç denetimde kamuda nasıl sonuçlar elde edileceğine dair veriler alınmaya başlamıştır.Tez dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın son bölümünde yapılan uygulama ile, kamu sektöründe iç denetimin etkinliğinin ölçülmesi amaçlanmıştır. Bunun için, kamuda görevli 110 adet iç denetçiye 50 soruluk anket yapılmıştır. Ayrıca, 18 adet belediyenin faaliyetlerine ait girdi ve çıktılar veri zarflama analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: İç Denetim, İç Denetim Sistemi, Etkinlik, Kamu Sektörü
Kurumsal risk yönetimi odaklı iç denetimin analizi ve Ege bölgesindeki üniversiteler üzerine bir araştırma
Risk kavramının günlük hayatımızda daha çok karşımıza çıkmasının nedeni, dünyada her geçen gün daha yoğun fırsatların karşımıza çıkıyor olması ve buna bağlı olarak da daha fazla tehdit unsuru içeriyor olmasıdır. Bir fırsatı değerlendirme tercihimiz, aynı zamanda ilgili tehditleri de hesaba katmamızı gerekli kılmaktadır. Dünya genelindeki, liberalleşme, serbestleşme, ticaret ve rekabet yapısı kamu sektörü ve özel sektördeki gelişme ve değişmeleri etkiliyor olması sebebiyle belirsizlikler ve riskler daha da artmaktadır. Buna bağlı olarak kurumların başarıları, riskleri belirleme, önleme, azaltma ve yönetme durumlarına bağlanmaktadır. Son yıllarda dünya genelinde faaliyet gösteren kurumlarda yaşanan bilgilerin güvenilirliği sorunları iç denetimin etkinliğinin arttırılmasına yönelik yeni yaklaşımların aranmasına nenden olmuştur. Kurumlar iç denetim yanı sıra, daha yüksek riskli alanlara yönelerek kurumsal risk yönetimi anlayışını benimsemeye başlamışlardır. Kurumsal risk yönetimi odaklı iç denetim faaliyeti, kurumların risklerine, bu risklerin yönetilmesine odaklanarak risklerin fırsat ve tehditlerinin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve raporlanması için kurumlarda uygulanan istikrarlı, tutarlı ve devamlı bir süreçtir. Çalışmanın birinci bölümünde, risk, risk yönetimi, kurumsal risk yönetimi ve iç denetimle ilgili kavramsal çerçeveye yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, kurumsal risk yönetimi süreci ve kurumsal risk yönetim sürecinin bileşenleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise, kurumsal risk yönetimi ve iç denetim sisteminin beraber çalışabileceği düşüncesinden hareketle bu iki süreç birleştirilerek, kurumsal risk yönetimi odaklı iç denetim faaliyetlerinin planlanması, yürütülmesi ve raporlanması aşamaları anlatılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise Ege Bölgesindeki üniversitelerde iç denetim birimlerinde görev yapmakta olan iç denetçiler üzerine uygulanan anket çalışmasına ve sonuçların değerlendirilmesine yer verilmiştir. Çalışmanın sonuçları itibariyle, iç denetçilerin Kurumsal risk yönetimi sürecinde görev aldıkları ve kurumlara danışmanlık ve güvence hizmeti sundukları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Risk, Kurumsal Risk Yönetimi, İç Denetim, Risk Odaklı İç Denetim.
Yönetimin karar verme boyutunda cari değer muhasebesi verilerinin kullanılması
Ill ÖZET Enflasyon tüm dünya ülkelerini ve bu ülkelerdeki hemen hemen tüm ekonomik birimleri olumsuz olarak etkilemektedir. İşletmeler, enflasyonun olumsuz etkilerine en çok maruz kalan ekonomik birimlerdir. İşletmelerde de muhasebeciler; fiyatların sürekli artış gösterdiği bir ekonomik ortamda geleneksel yöntemlerle, yöneticilerin isabetli finansal kararlar almasında karar destek sistemi olma misyonunu yerine getirememektedir. Değer ölçüsü olarak kullandığı para biriminin değerinin, zaman içersinde değişmediği varsayımına dayanan ve bu varsayımdan hareketle, işletmelerin mali durumunu ve faaliyet sonuçlarını gösteren finansal tablolar hazırlayan geleneksel muhasebe sistemi, artık enflasyonun cari olduğu günümüz koşullarında yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle bilgi kullanıcılarının isabetli kararlar almaşım sağlayacak, homojen mali tablolar üretebilecek ve doğru bilginin yamsıra faydalı bilgiyi de sunabilecek bir muhasebe sistemine ihtiyaç vardır. Bu muhasebe sistemi, enflasyonun süreklilik kazandığı günümüz koşullarında geleneksel muhasebenin yerine geçecek olan enflasyon muhasebesidir. Enflasyon muhasebesi, fiyatlar genel seviyesi muhasebesi, yenileme maliyeti muhasebesi, cari değer muhasebesi ve karma(entegre) muhasebe olmak üzere dört yöntemden oluşmaktadır. Bu çalışmada ölçü birimi olarak paramn nominal değerini esas alan, değerleme esası olarak cari değerlere dayalı değerlemeyi kabul eden ve işletmenin sermayesini üretim gücü olarak korumayı amaçlayan cari değer muhasebesi yöntemi incelenecektir.
Muhasebe bilgilerinin stratejik karar alma fonksiyonunda kullanılması ve Ege Seramik Sanayi ve Ticaret A.Ş.`de bir uygulamai
HI ÖZET Yönetim, temelde bir karar sürecidir. İşletme yönetiminin planlama, örgütleme, yürütme ve kontrol fonksiyonlarının ana öğesi karar almadır. Stratejik karar alma ise, devamlı çevresel incelemelerin ışığında, işletmenin genel amaçlarını saptama, amaçlara ulaştıracak üretim veya faaliyet konulan ile pazarları araştırma ve seçme İle ilgilidir. Kararın tutarlı olması, seçeneklerin tümünün belirlenmesine, bunlarla ilgili tüm bilgilerin sağlanabilmesine bağlıdır. Yönetim fonksiyonlarının yürütülmesi sırasında yöneticilerin alacakları kararlara ilişkin bilgiler ise, yönetim muhasebesi tarafından sağlanmaktadır. Küresel pazarlara yönelik rekabetçi eğilimler bugünkü yönetim muhasebesi sistemini yetersiz kılmıştır. Bu nedenle yönetim muhasebesi, işletme içine dönük bilgiler yanında rekabet üstünlüğünü yakalamaya yönelik bilgileri de sağlamak zorundadır. Yönetim muhasebesi tekniklerinin stratejik yönetime uygun bir şekilde geliştirilerek kullanılmasıyla birlikte, özellikle işletme ile dış çevre arasındaki etkileşimin değerlendirilmesine ve işletmenin stratejik kararlarının alınmasına "Stratejik Yönetim Muhasebesi" yardımcı olmaktadır. Günümüzde işletmelerin kısa ve uzun vadeli hedeflerine ulaşabilmeleri belirlenecek iyi bir fiyat politikasının varlığını zorunlu kılmaktadır. Bu doğrultuda maliyet bilgileri yönetimde karar aracı olarak değerli katkılar sağlamaktadır.
İşletmelerde etkinliğin ve verimliliğin arttırılmasında performansa dayalı ücretlendirme sistemi ve ampirik bir inceleme
ÖZET Bu çalışmanın amacı, performansa dayalı ücret sistemlerinin işletmelerin etkinliği ve verimliliği üzerindeki etkisinin araştırılmasıdır. Günümüzde işletmelerin geleceği sadece ulusal değil, uluslar arası rekabet yeteneklerine bağlıdır. İşletmelerin gerçek amaçlarına uygun işleri yapma, sürekli gelişimi sağlama, çalışanlara yüksek iş tatmini verme, yönetimi kontrol eden değil, yönlendiren niteliğe kavuşturma ve en önemlisi, işletmeyi geleceğe hazırlama gereği ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, işletmeler değişim ve belirsizliklerle baş edebilmek için insan kaynaklarının stratejik yönetimine giderek daha fazla önem vermektedirler. Çalışanların performanslarını ve motivasyonlarını arttırmak amacıyla performans ile ücret arasında ilişki kurulmakta, bu konu bugünün insan kaynakları yönetiminin en güncel konularından birini oluşturmaktadır. Performans yönetimi de işletmelerin bu amaçlarına ulaşmalarını sağlayacak araçlardan birisidir. Performansa dayalı ücret yönetimi ise, hem işletme yönetiminin, hem de çalışanların ve diğer ilgili tarafların ihtiyaçlarını karşılayan bir ücret sisteminin kurulmasını ve yürütülmesini sağlayacak önemli bir işlevdir. Performansa dayalı ücret sistemleri ücret ile performans arasında ilişki kurularak oluşturulan ücret sistemleridir. İşletmelerin etkili bir ücret sistemi kurabilmeleri için her şeyden önce kullanabilecekleri ücret sistemlerini tanımaları gerekir. Performansa dayalı ücret planları ülkemizde de büyük sanayi işletmeleri ve hizmet sektöründeki işletmelerde yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmada özellikle ülkemizde işletmelerin ücret sistemleri ile performans değerlendirmeyi yeniden ele alma çalışmalarında karşılaştıkları sorunlar ışığında konuya bir bakış açısı getirilmeye çalışılmıştır. Yapılan ampirik çalışmada, sözkonusu işletmede performansa dayalı ücret sisteminin benimsenmesi ile işletmenin etkinliğinin ve verimliliğinin olumlu yönde etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bilgi toplumunda girşimcilik profilinin değerlendirilmesi ve genç işadamlarına yönelik bir uygulama
ÖZET Bilgi toplumu niteliği kazanmak günümüz toplumlarının karşı karşıya bulundukları en önemli zorunluluklardan biri haline gelmiştir. Bilgi toplumu, bilginin temel üretim faktörü olarak değerlendirildiği, bilgi sektöründe etkinlik gösteren çalışanların çoğunlukta olduğu ve yaşam boyu öğrenmenin kaçınılmaz hale geldiği, bilgi ve teknoloji tabanlı bir toplumsal ve ekonomik aşamadır. Bilgi toplumu bireyi, teknolojik değişikliklere uyum sağlayan, müşteri için değer yaratan, yenilikçi fikirler sağlayan, risk alabilen, ürün ve süreçleri sürekli geliştiren ve stratejik rekabet politikaları oluşturan kişilerdir. Bilgi toplumunun gerektirdiği insan modeli, eğitim düzeyi, mesleği, statüsü ne olursa olsun, yaşam boyu öğrenme alışkanlığım kazanmış, kendini sürekli geliştiren bilgi insanıdır. Bu nedenle bilgi toplumunda insanın fiziki gücünün ekonomik değeri hızla azalmaya, fikri gücün ekonomik değeri ise hızla artmaya başlamıştır. Bilgi toplumunda fikri emeğin ekonomik değerinin artmasıyla girişimcilik konusu da toplumda daha büyük bir öneme sahip olmuştur. Üretilen bilginin üretim sürecine sokulup ülkelerin refah artışına dönüşebilmesi için ticarileştirilmesi önem taşımaya başlamıştır. Bu kapsamda bu işlevi yerine getirecek girişimcilerin varlığı da büyük önem kazanmıştır. Bilginin önem ve değerini kavrayan, bilgi teknolojilerinden en geniş şekilde yararlanabilen, işletmeler ve ülkeler arasında bilgi paylaşımım ve bilgiyi etkin kullanmayı amaçlayan girişimciler bilgi toplumunun en önemli faktörlerinden biri haline gelmiştir. Bu nedenle de bilgi toplumunda girişimcilik profilinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Vardiya usulü çalışmanın işçilerin iş tatminleri üzerindeki etkileri ve Kütahya`daki iki işletmede karşılaştırmalı bir araştırma
ÖZET İşletmelerin verimli olabilmesi büyük ölçüde çalışanlarının verimli olarak çalışmasına bağlıdır. Çalışanların verimli bir şekilde çalışmasına etki eden önemli faktörlerden biri de iş tatminidir. İşlerinden tatmin elde eden çalışanların verimli bir şekilde çalışmaları beklenmektedir. Çalışanların iş tatmini düzeyini etkileyen faktörler arasında çalışma saatleri önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma saatleri programları arasında önemli bir yeri olan "vardiya usulü çalışma saatlerin programlandım işletmeler tarafından kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Çalışmamızda, vardiya usulü çalışma saatleri programlarının işçilerin iş tatmini üzerindeki etkilerini incelemek üzere iki işletmede anket çalışması yapılmıştır. Anketlerin "çok değişkenli varyans analizi (MANOVA)" ile analiz edilmesi sonucunda; gündüz, akşam ve gece vardiyalarında çalışan işçilerin hemen hemen bütün iş tatmini unsuru düzeyleri arasında istatistiksel olarak farklılık olmadığı ortaya çıkmıştır. Analizde kullandığımız vardiya dışındaki diğer bağımsız değişkenler olan yaş, eğitim düzeyi ve şirket değişkenlerinin iş tatmini üzerindeki etkileri de incelenmiştir.
Tüketicilerin satın alma davranışları üzerinde reklam araçlarının etkileri ve İskenderun Deniz Üs Komutanlığı`nda uygulama
ÖZET Reklam, pazar ile gerekli iletişimi ve bilgi akışını sağlayabilmek, kişilerin satın alma kararlarını-- etkileyebilmek ve onları, kendi ürünlerini satın almaya ikna edebilmek için işletmelerin yaygın olarak başvurdukları en önemli tutundurma araçlarından biridir. İşletmeler, reklam mesajını reklam araçları ile tüketicilere ulaştırmakta ve bu sayede tüketici tercihini etkileyerek, tüketici talebini arttırmaya çalışmaktadırlar. Tüketicilerin satın alma davranışları ve reklam araçları arasındaki ilişki zinciri açısından bakıldığında, iletişim kurma yönünün ağır bastığı görülmektedir. Buna göre tüketici, gerek malın niteliklerine gerekse markaya ilişkin bilgileri, başta reklam araçları olmak üzere çeşitli bilgi kaynaklarından edinmektedir. Reklam araçlarının her birinin özelliklerinin farklı olması, tüketicilerin reklam araçlarından farklı şekillerde etkilenmelerine neden olmaktadır. Dikkat çekme, ilgi uyandırma ve istek yaratma, satın alma davranışını gerçekleştirme bakımından reklam araçlarının her biri tüketiciler üzerinde farklı etkiye sahiptir. Yapılan araştırma sonucunda malı satın alma yönünde tüketicileri en çok etkileyen reklam aracının televizyon olduğu, tüketiciyi ikna ederek malı satın alma davranışına yönelten en etkili reklam aracının ise satış yeri reklamları olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında tüketicilerin güvenilir olduğuna inandıkları reklam aracından etkilenerek ikna oldukları ve satın alma davranışını gerçekleştirdikleri saptanmıştır. ¦t Tüketicilerin algılamaları, öğrenmeleri, güdülenmeleri, tutumları ve kişilikleri üzerinde etkili olabilecek; malın sat ın alınmasını destekleyecek reklam araçları tercih edilmelidir.
Belediyelerde hizmet içi eğitimin yerel hizmetlerin kalitesi ve vatandaşların memnuniyet düzeyleri üzerine etkisi (Gediz belediyesi uygulaması)
ÖZET İşletmelerin devamlılıklarını sağlama ve karlılıklarım yükseltme amacıyla geliştirdiği stratejilerin odağında 'müşteri' kavramı yer almaktadır. Son yıllarda, özellikle gelişmiş ülkelerde, 'müşteri' kavramının, kamusal hizmet üretiminde de kullanılmasıyla, 'vatandaş-müşteri' özdeşliği kamu alanına yerleşmiştir. Kamusal hizmetlerin bedellerini vergileriyle finanse eden vatandaşlar, hizmetlerin müşterisi olarak algılanmaktadırlar. Bunun sonucunda kamusal hizmetlerdeki kalite düzeyinin arttırılması, vatandaş/müşteri memnuniyetini sağlayan bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Hizmet kalitesinin arttırılması ve müşteri memnuniyetinin sağlanması amacıyla kamu veya özel sektör kuruluşlarınca yapılabilecek pek çok şey bulunmaktadır. Uluslararası standartlara uygunluk, fiziki koşulların iyileştirilmesi, makine ve teçhizatın teknolojik düzeyinin yükseltilmesi gibi faaliyetler kurumlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Ancak hizmet kurumlarında temel faktörün insan kaynakları olduğu bilinmektedir. Bu nedenle hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetinin geliştirilmesinin odak noktası, kurumun insan kaynaklarının niteliklerinin geliştirilmesi ile doğrudan ilişkilidir. Bu çalışmada, insan kaynaklarının niteliklerinin geliştirilmesi amacıyla yapılan hizmet içi eğitim çalışmalarının, hizmet kalitesinin arttırılması ve müşteri memnuniyetinin sağlanmasındaki etkileri incelenmektedir. Hizmet içi eğitimle, çalışanların mesleki bilgilerinin arttırılması, çalışanların hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti konusunda bilinçlenmeleri ve güdülenmeleri ve değişen iş koşullarına uyum sağlayabilmeleri hedeflenmektedir. Bu eğitimler, çalışanların performanslarını, verimliliklerini, hizmet sunma kalitelerini ve müşterilerin de bu hizmetlerden duydukları memnuniyeti arttırmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; kamu yönetimi kavramı, merkezi ve yerinden yönetim anlayışlarının değerlendirilmesi ve yerel yönetim birimlerinin temel özellikleri ele alınmaktadır. Yerel yönetim birimlerinden olan belediyeler, çalışmanın temel konusunu oluşturduğundan, bu yönetim birimleri daha ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.VI İkinci bölümde; hizmetlerin genel özellikleri, hizmet kalitesinin yükseltilmesi, müşteri (vatandaş) odaklıhk ve müşteri (vatandaş) memnuniyeti, yerel yönetimlerde kalite düzeyi, hizmet içi eğitim ve genel özellikleri incelenmektedir. Son bölümde ise hizmet içi eğitimin bir yerel yönetim birimi olan Gediz Belediyesi'nde uygulaması yapılmakta ve bu eğitimlerin hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyeti üzerindeki etkileri gözlenmektedir. Bu amaçla hizmet içi eğitim öncesi ve sonrası iki anket uygulanmıştır. Elde edilen bulgular, karşılaştırmalı olarak verilmekte ve sonuçlar analiz edilmektedir.
E-finans hizmetleri ve account aggregation hizmetinin Türkiye'de uygulanabilirliğine yönelik bir araştırma
Ülkeler arasında ekonomik entegrasyon, veri iletim sistemlerindeki ilerlemeler ile kablosuz iletisim teknolojileri ve internetin gelisip büyümesi, finansal hizmetlerin niteligini ve yapısını hızlı bir sekilde degistirmis olup, bu degisim hala devam etmektedir. Özellikle e-bankacılık ve e-aracılık hizmetleri gibi yeni finans sistemlerinin ortaya çıkısı dünyadaki finansal piyasa yapısını yeniden düzenlemektedir. E-finans, bireylerin veya finans dısı kurulusların internet veya benzer bir iletisim agı kullanarak finansal kurumlar üzerinden gerçeklestirdikleri finansal islemler olarak tanımlanmıstır. E-finansın kullanım alanları ülkemizde önemli boyutlara ulasmıstır. Ülkemizde 2007 yılı Mart ayı bankalar birligi raporlarına göre kayıtlı 18.238.201 adet internet bankacılıgı hesabı bulunmaktadır. Bu sayı nüfusa oranlandıgında gelisimin önemi daha iyi vurgulanabilir. Dünyada bilgi teknolojilerini üst düzeyde kullanan ülkelerde maliyet, zaman ve uzaktan erisebilme faktörleri baz alınarak e-finans kavramları gelistirilmeye baslanmıstır. Bu durumun sonuçlarından biri olarak ortaya çıkan hesap agregatörleri farklı finans kurumlarından alınan çevrimiçi hesap bilgilerinin görüntülenmesini saglayan kuruluslardır. Agregatörler kullanıcılara farklı kurumlardaki hesap bilgilerine girmeden tek bir ekranda hesaplarını görüntüleyebilme ve aralarında islem yapabilme olanagı saglamaktadır. Bu çalısmada agregatörlerin ülkemizde kullanımı arastırılmıs olup agregatörlerin, uygulama asamasında kullanıcılar ve kurumlar için ne gibi yararlar saglayabilecegi ve bankalar, aracı kurumlara yönelik ne tür sorunlar olusturacagı ortaya konulmustur. Arastırmanın uygulama bölümünde bankalara ve aracı kurumlara anket çalısması uygulanmıstır. Çalısma sonucunda ulasılan veriler analiz yöntemlerinden tek örnekli t testi analiziyle yorumlanmıstır. Ortaya çıkan sonuçlara göre ise agregatör hizmetlerinin uygulanması ile ilgili ülkemizde yeterli altyapının bulundugu, müsteri ve kurum yönlü bir takım yararlar saglayacagı ve bununla birlikte uygulanması sürecinde bir takım sorunları da beraberinde getirecegi sonucuna ulasılmıstır
Lojistik açıdan intermodal yük taşımacılığı ve Türkiye hızlı tüketim ürünleri dağıtımı için bir uygulama
Lojistik; hammaddeler, yedek parçalar, nihai ürünler olarak ürünlerin çıkıs noktasından tüketim noktasına hareketini kapsamaktadır. Etkin bir tasıma hizmeti, ürüne katma değer sağladığı gibi, pazardaki rekabet gücünü de artırmaktadır. Son yıllarda tasıma türleri arasında olusturulan kombinasyon sayesinde lojistik sektöründe sağlanan katma değer, yeni tasımacılık sistemlerinin gelisimini desteklemektedir. Tüm yük türlerinin tasınması için, değisen dağıtım gereksinimlerine cevap veren intermodal yük tasımacılığı bu gelisimin en önemli sonucudur. Sistem, iki ya da daha fazla tasımacılık modunun kullanımı ile tasıyıcının tasımanın bütünü veya bir bölümünden sorumlu olduğu sıra ile dizilmis bağlantılı tasımayı kapsamakta ve yükün standartlastırılmıs kaplar içersinde birden fazla tasıma modunda hareket etmesi sağlanmaktadır. Lojistik hizmet kapsamında, gelismis ülkelerde, yaygın olarak kullanılmaya baslanan sistem, teknik bakıs açısı, tasıma ağı biçimleri ve tasımacılık zinciri boyutu ile ele alınmaktadır. Gelismis ülkelerin aksine, Türkiye lojistik boyutu ile tasımacılık hizmetini karayolu modu ile karsılamakta ve yük tasımacılığında dengesiz dağılıma neden olmaktadır. Bu nedenle intermodal yük tasıma sisteminin Türkiye'de uygulanabilirliği, olusturulan model ile arastırılıp, intermodal yük tasıma modlarının ve rotaların bulunmasına çalısılmıstır. Model, hızlı tüketim ürünleri sektöründe uygulanarak, elde edilen bulgular sonucunda tasımacılık maliyetlerini minimize eden tasıma modları ile lojistik üs olma özelliği tasıyan stratejik noktalar belirtilmistir. Coğrafi konumu açısından Türkiye'nin, intermodal yük tasıma sistemine uygun olduğu sonucuna varılmıs ve sistemin uygulanabilir olduğu rotalar bu model çerçevesinde ortaya konulmaya çalısılmıstır.