Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Talat Firlar
33 theses · İstanbul Beykent University
İnsan kaynakları uygulamalarının çalışanların mobbing algısı üzerindeki etkisi: Özel okul öğretmenlerine yönelik bir araştırma
Bu araştırmada; özel okullardaki insan kaynakları uygulamalarının öğretmenlerin mobbing algısı üzerinde etkisinin var olup olmadığının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla İstanbul ilindeki özel okullarda görev yapan 155 öğretmenden İnsan Kaynakları Uygulama Ölçeği ve Mobbing Algısı Ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. Bu veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre özel okulda görev yapan öğretmenlerin kurumlarındaki insan kaynakları uygulamalarını genel olarak yeterli buldukları belirlenmiştir. Öğretmenlerin cinsiyetlerine, eğitim durumlarına göre planlama boyutunda; medeni durumlarına göre eğitim boyutunda; görev yaptıkları okullara göre planlama ve iş güvencesi boyutunda; yaşlarına göre eğitim ve iş güvencesi boyutunda; aylık gelirlerine göre personel seçimi ve eğitim boyutunda farklılık bulunmuştur. Özel okul öğretmenlerinin genel olarak mobbing algıları düşük olmakla birlikte en fazla mobbingi mesleklerine yönelik saldırı boyutunda yaşadıkları görülmüştür. Kadınların mobbing algıları erkeklerden, sınıf öğretmenlerinin mobbing algıları branş öğretmenlerinden; ilkokul öğretmenlerinin mobbing algısı lise öğretmenlerinden yüksek bulunmuştur. Yaş gruplarına, mesleki kıdemlerine göre mobbingin farklı boyutlarında puan ortalamaları farklılık göstermektedir. Mobbing alt boyutları ve ana boyutu ile insan kaynakları uygulamaları ana boyutu ile alt boyutlarının çoğu arasında negatif yönlü ancak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak; insan kaynakları uygulamalarının mobbing üzerinde etkisi vardır ve etki %65,10 oranındadır. İnsan kaynakları uygulamaları en fazla bireyin mesleğine yönelik saldırılar boyutunu etkilemektedir ve %71,30'dur.
İşletmelerin tersine lojistik uygulamalarının işletme performansına etkisi üzerine bir araştırma
Lojistik kavramı doğru ürünün (talep edilen ürün), doğru yere (talep edilen yere), doğru zamanda (istenilen zamanda), ürüne zarar verilmeden, en az maliyetle ulaştırılmasıdır. Globalleşen dünya da işletmelerin, pazardaki değişimlerin etkisi ile rekabet üstünlüğü sağlamalarının büyük bir kısmını lojistik faaliyetleri oluşturmaktadır. Uzun yıllardır insanlar ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla birçok doğal kaynak elde etmiş ve bu kaynakları kullanarak yok etme derecesine getirmiştir. Bu gelişmeler, doğal kaynakların tüketimi ve yaşam döngüsünün yok olmaya başlamasına sebebiyet vermiştir. Günümüzde işletmeler bu durumun farkına vararak daha çevreci ve daha ekonomik faaliyetlere adım atmış, kullanılmış ürün ve materyallerin geri dönüşümüne önem vermiştir. Bu bağlamda çevre faktörleri, ekolojik ve sosyal sorumluluklar, yasal düzenlemeler, ekonominin etkisi ve müşteri talepleri gibi faaliyetler tersine lojistik (Reverse Logistics) kavramını ortaya çıkarmıştır. Lojistik ileri yönlü (üreticiden nihai kullanıcıya yani son tüketiciye ulaştırılması) olarak bilinirken tersine lojistik kavramı tam tersi yönünde bir harekettir. Genel anlamda tersine lojistik; kullanılmış ürünlerin geri dönüşümü, kaynak kullanımının azaltılması, ürünlerin tamiri veya yeniden üretimi, atıkların yok edilmesi ve yakılması amacıyla geri toplanması faaliyetleridir. Bu çalışmada genel olarak lojistik ile tersine lojistik faaliyetlerinden bahsedilmiş olup uygulama kısmında ise İmes Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren işletmelere anket uygulanmış ve elde edilen bulgular SPSS 23 ve Anova 23 programlarında analiz edilmiştir.
Örgütsel sessizlik, örgütsel adalet ve işe yabancılaşma arasındaki ilişkiler: Hizmet sektöründe bir uygulama
Araştırmada, iş görenlerin örgütsel sessizlik, algıladıkları örgüt ve işe yabancılaşma düzeylerinin belirlenmesi ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda hizmet sektöründe faaliyet göstermekte olan bir işletmenin 396 kişiye anket uygulanmıştır. Uygulanan anket formunda örgütsel sessizlik ölçeği, örgütsel adalet ölçeği, işe yabancılaşma ölçeği ve kişisel bilgi formu yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre örgütsel sessizliğin işe yabancılaşma üzerinde anlamlı bir etkisi vardır. Örgütsel sessizlik faktörlerinden kabul edilmiş sessizlik, savunma amaçlı sessizlik, savunma amaçlı seslilik ve örgüt yararına seslilik işe yabancılaşmayı artırırken; kabul edilmiş seslilik ve örgüt yararına sessizlik işe yabancılaşmayı azaltmaktadır. Bununla birlikte katılımcıların algıladıkları örgütsel adaletin de işe yabancılaşma üzerinde anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Buna göre etkileşim adaleti işe yabancılaşmayı artırırken, prosedür adaleti azaltmaktadır.
Nepotizm ve insan kaynakları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bir uygulama
Bu çalışmanın amacı nepotizm ile insan kaynakları arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Başka bir ifade ile çalışanın yönetici ve nepotizm algısının örgütsel adalet üzerindeki etkisi irdelenecektir. Ayrıca cinsiyet, yaş, eğitim durumu, kıdem gibi demografik değişkenlere göre nepotizm, örgütsel adalet ve çalışanın yönetici algısının farklılaşıp farklılaşmadığı da belirlenecektir. Araştırmada İstanbul'da çalışan 213 kişiye anket uygulanmıştır. Çalışmada Colquitt (2007) tarafından geliştirilen örgütsel adalet ölçeği ve Abdalla, Maghrabi ve Raggad, (1998) tarafından geliştirilen Nepotizm ölçeği kullanılmıştır. Ampirik analizlerde Anova, t-testi, regresyon ve korelasyon analizlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda nepotizm ile örgütsel adalet arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, kıdem, eğitim, çalışma yılı ve çalışma süresine göre nepotizm, örgütsel adalet ve yönetici algısı farklılaşmamaktadır.
Sağlık çalışanlarının kalitenin iyileştirilmesine yönelik beklenti ve algılarının araştırılması: Mersin ili Tarsus Devlet Hastanesi çalışma örneği
Sağlık hizmetlerinin sunulmasında müşteri odaklı yaklaşımın benimsenmesi ve sağlıkta toplam kalite yönetimi çalışmalarının önem kazanmaya başlaması, küresel rekabetin hızlandığı günümüzde kaçınılmaz bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Kullanıcı taleplerini yerine getirebilmek için kullanılan insan, iş, mal ve hizmetin kalitelerinin oluşturulmasında, tüm çalışanların işlerine katkılarının sağlanmasındaki en önemli öğelerinden birisi Toplam Kalite Yönetimi'nin iyi kavranmasıdır. Bir yönetim anlayışıyla uygulanan her aşamada tüm çalışanların fikir ve beklentileri önemsenmekte olup yani tüm çalışanlar kaliteye dahil edilmektedir. TKY'nde ki asıl amaç; piyasanın ihtiyaçlarına ve beklentilerine yoğunlaşıp belli bir kalite standardını sağlık çalışanlarının desteğiyle yakalayabilmektir. TKY'nin bu amaçlara ulaşabilmesi için, önemli ölçüde sağlık çalışanlarının yöneticisinden astına kadar kalite iyileştirme çalışmalarına beklentileri göz önüne alarak istekli katılımının sağlanmasına bağlıdır. Sağlık sektöründeki toplam kalite yönetiminin iyileştirilmesine yönelik gerek özel girişim gerekse de devlet tarafından yapılan çalışmaların, her geçen gün sağlık sektörünün önemli bir bölümünü oluşturan sağlık çalışanlarının memnuniyetine yönelik olarak farklılaştığı ve geliştiği görülmektedir. Hastaneler, kalite ve verimlilikte üst düzeyde olmak istiyorlarsa sürekli iyileşme çabası içerisinde olmaları gerekir. Bunu da en iyi sağlık çalışanlarının memnuniyetini arttırma , önem verilen kalite faktörlerinin ve acil olarak iyileştirilecek olanların belirlenmesi gibi kurumların kaliteyi iyileştirmeye dönük çabalarıyla mümkün olabilir. Burada öncelikli olarak yapılması gereken noktalardan biri de çalışanların ne derecede performans gösterebildiğinin altını iyi çizmekten geçer. Sağlık çalışanlarının çalışmalarını yaparken ne kadar istekli, ne kadar beklentilerinin önemsendiği farkedilirse işlerindeki performansları da o derece doğru orantılı olarak artacaktır. Bunu da ancak belirli aralıklarla kalite standartlarına uygun analizlerin yapılıp memnuniyetlerin ya da şikayetlerin belirlenmesiyle gerekli önlemlerin alınmasıyla çözüme ulaştırılır. Bu çalışmanın da amacı; Mersin Tarsus Devlet Hastanesi'nde sağlık çalışanlarının öncelikle TKY'ne ilgi düzeyi ve tutumlarını anlamak, farklı birimlerde çalışan personellerin memnuniyetlerini etkileyen faktörlerden acil olarak iyileştirme yapılacak olanların belirlenmesidir. Araştırma kapsamında Mersin Tarsus Devlet Hastanesi'nde çalışan 150 personele uygulanmak istenmiş, fakat ulaşılmak istenen sekiz kişiye ulaşılamamıştır. O yüzden çalışma 142 kişiye uygulanarak tamamlanmıştır. Yapılan bu araştırmada anket tekniği kullanılmış olup anketler katılımcılara yüz yüze uygulanarak gerçekleştirilmiştir. İlk kısım demografik özellikleri içeren 7 sorudan oluşmaktadır. Demografik özelliklerde yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim, kurumdaki üstlenilen görev, kaç yıldır görev yaptığı ve çalışma durumu sorgulanmıştır. İkinci kısım ise Toplam Kalite Yönetimi ile ilgili 27 sorudan oluşmuştur. Bunlarda daha çok sağlık çalışanlarının bulunduğu konum ile kalite ile ilgili olmasını istediği beklentilerini içeren sorulardan oluşmasıdır. Elde edilen bulgular araştırma amacı doğrultusunda yorumlanmıştır.
Türkiye'de KOBİ'lerin karşılaştıkları finansal sorunların çözümünde faktoring sektörünün rolüne yönelik bir araştırma
Bu araştırma KOBİ kavramını ifade etmek ve KOBİ'lerin finansal durumlarını ve finansal sorunlarını ortaya koymak amacıyla uygulanan çözüm yöntemlerinin etkinliğini ifade etmek amacıyla hazırlanmıştır. Ayrıca KOBİ'lerin finansal sorunlarının çözümünde faktoring firmalarının etkinliği araştırılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde genel olarak KOBİ kavramı ifade edilmiştir. İkinci bölümde KOBİ'lerin karşılaştıkları finansal sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözüm önerileri ifade edilmiştir. Üçüncü bölümde Türkiye'de KOBİ'lere sağlanan destek ve teşviklerin yanında Türkiye'de faktoring sektörü hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın dördüncü ve son bölümünde KOBİ'lerin finansal sorunlarına çözüm önerisi sunabilmek amacıyla İstanbul'da faktoring firması ile ilişkisi bulunan 84 KOBİ üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programında analiz edilerek bulgular ortaya koyulmuştur.
Ücret sistemleri ve performansa dayalı ücret
En kısa tanımıyla emeğin bedeli olarak ifade edilebilecek olan ücret, işgören ve işveren arasındaki iş ilişkisinin önemli bir unsurudur. Söz konusu ilişki ve ücretlendirmeye ilişkin önemli yasal ve ahlakî normlardan biri de adalettir. Ücretlerin üstlenilen işin değerine ve sağlanan katkıya uygun olmasını öngören ücret adaleti; işgörenlerin tatmin, motivasyon ve performansı ile örgütlerin maliyet etkinliği ve rekabet gücü açısından da önemli bir belirleyicidir. Ancak, ülkemizde performansla ilişkili ücretlemenin yazın ve uygulamada hakettiği ilgiyi görmediği de gözlemlenmektedir. Keza ilgili sistemlere yönelik olumsuz tutum ve tepkilerin büyük kısmının, performansın ücretlerle ilişkilendirilmesinden değil, dikkatli şekilde planlanmayıp yönetilmeyen hatalı sistemlerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Çalışmada performans ücret ilişkisi teorik olarak tüm yönleriyle ortaya konulmaktadır. İşletmeler, kalifiye işgücünü işletmeye çekmek, maliyetleri kontrol altında tutmak, çalışanları motive etmek ve kurum değer ve stratejilerine uygun davranışları vurgulayarak çalışanları teşvik etmek amacıyla ücret yönetimine değer vermektedirler. Benzet ortak amaçlar etrafında toplanıyor olunsa da her işletmenin kendine özgü ücret politikaları ve sistemleri vardır. İşletmeler benimsemiş oldukları ücret sistemleri sonucu belirli yöntemlerle, çalışanları yapmış oldukları işin ve gösterdikleri performansın hatta sahip oldukları yetkinliklerin neticesinde ücretlendirmektedir. Bu kadar önem arz eden ücret yönetimi konusu, sahip olduğu hassasiyetiyle beraber pek çok sorunun da ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. İşletmelerin bu konuda önem vermesi gereken, çıkması olası sorunları önceden tespit etmek ve sistemi sürekli denetim altından tutarak sonuçlarını iyileştirmektir. Bu çalışmada çalışanların performansa dayalı ücret sistemini üzerindeki hassasiyeti incelenerek ücret sisteminin içeriği incelenerek ücret yönetiminde karşılaşılan sorunlar aktarılarak çalışanlar üzerinde ki performansa dayalı ücretlendirme sistemi ve ücretin yapısına etkisi ayrıntılı bir şekilde ele alınarak incelenmektedir.
İşletme yönetiminde taşeron işçiliği: Romanlar örneği
Günümüz işletmelerinde performans yönetimi kavramı pek çok kuruluşun önemli stratejik planları arasında yer bulmaya başlamıştır. Üretim ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar adil, etkin, ölçülebilir, uygulanabilir ve karşılıklı fayda esasına dayanan performans yönetim sistemlerini mevcut aktif planlamalarına entegre etmeye çalışmaktadır. Yönetim içerisindeki motivasyon kavramı mavi yaka üzerinde verimlilik açısından son derece önemli ve üzerinde çalışması gereken bir konudur. Günümüz işletme yöneticileri kariyer planlamasına dikkat çekmektedir. Çalışanın bireyin işletme tarafından karşılanacak beklentilerinin imkansız olmamasına bağlı olarak etkinliğinin artması için stratejik planlamalara ihtiyaç duyar. İşletme içi gelişim ve verimliliğin sürekli hale getirilmesi beyaz yakanın uyguladığı yönetim planlarıyla doğru orantılı olarak ilerler. Motivasyon kavramı, verimliliği arttırıcı unsurlardan biri olarak görülmekte ve çeşitli araştırma bulguları bu kavramın önemini pekiştirmektedir. Mavi yaka üzerinde gerçekleşecek her motivasyon etkinliği, verimlilik açısından daha etkili bir hal aldığı görülmektedir. Beyaz yakalı yöneticiler organizasyon içerisinde ve dışında çalışanlarının tüm ihtiyaçlarını doğru şekilde anlayıp analiz etmelidir. Mavi yakalı işgücü sağlayan bireylerin çeşitli rahatsızlıklarının beyaz yaka tarafından ortaya çıktığı saptanmıştır. Beyaz yakanın uyguladığı yanlış üretim stratejileri, işgücü anlamında düşük verimliliğe yol açabilir. Bu verimlilik kaybının önlenmesi için bilgilerin edinilmesi, analiz edilmesi, planlama yapılması ve uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir. . Bu yüzden yönetim kademesindeki kişilerin büyük bir dikkat ve titizlikle verimliliği arttıracak unsurlar hakkında bilgilenmeleri oldukça önemlidir. Bu bilgilerin edinilmesi ve doğru yorumlama ile organizasyonun performansının artması kaçınılmazdır. Taşeron kavramı işin bir bölümünü esas işi yapan kurum ya da kişiden alarak o işi yapmaya başlayan kurum ya da firmadır. Taşeron kavramını yasalarda "alt işveren olarak geçmektedir. Taşeron iş yapan firmalarda çalışan işçilere taşeron işçi denir. Taşeron işçiliği kavramı bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştırılan üçüncü kişiye denir. Alt işveren ile asıl işveren arasındaki ilişki; istisna, taşıma, kira ve vekâlet sözleşmesine dayanabilmektedir. Bu verimlilik kaybının önlenmesi için bilgilerin edinilmesi, analiz edilmesi, planlama yapılması ve uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir. . Bu yüzden yönetim kademesindeki kişilerin büyük bir dikkat ve titizlikle verimliliği arttıracak unsurlar hakkında bilgilenmeleri oldukça önemlidir.
Aile şirketlerinde kurumsallaşma: Bir turizm seyahat acentası üzerine örnek olay çalışması
Günümüzde kurumsallaşma, markalaşma, aile şirketleri gibi kavramları çok sık duymaktayız. Ancak Aile Şirketleri, kurumsallaşma gibi kavramların birleşmesi şirketlerin ömrünü uzatmaktadır ne yazık ki kurumsallaşamayan aile şirketleri bir sonraki nesillere taşınmada sıkıntılar yaşamaktadır. Yapılan çalışmada turizm seyahat acentelerinin kurumsallaşmasına da örnekleme verilmiştir. Günümüzde turizm: ekonomide bacasız fabrika görevi üstlenmektedir. Turizm sektörü, Ülkeye döviz girişine aynı zamanda ülkede, iş istihdamının artmasına da büyük katkılar sağlamaktadır. Dünya da turizm, ülkeye turist çekmekle yetinmeyerek, aynı zamanda ülke vatandaşlarının da tatile çıkmalarına önem vermektedir. Türkiye de son yıllarda da ülkeye turisti çekme ve yurttaşlarını tatile çıkarmada bir sıçrama gerçekleştirmiştir. Hizmet sektöründe kurumsallaşma diğer sektörlere göre daha sancılı geçmektedir. Turizm de ise kurumsallaşma sezonluk iniş çıkışlar olduğundan dolayı kurumsallaşma ve devamlılık daha zor hale gelmektedir. Çalışmada turizm seyahat acentesinden örnekleme yoluyla gidilmiştir.
Sağlık hizmetlerinde risk yönetimi, çalışan sağlığı açısından tehlike ve risklerin önlenmesi
Sağlık çalışanları hizmet sunarken hem işe bağlı hem de çalışma çevresinden kaynaklanan fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal tehlike ve risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Özellikle hastaneler, çok tehlikeli işyerleri kapsamı içinde yüksek risk sınıflandırılmasında yer almaktadır. Uluslararası alanda yaşanan yeni gelişmelerle birlikte iş sağlığı ve güvenliği alanında mevzuatımızda da değişiklikler sonucunda en son 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na bağlı olarak çıkan 29.12.2012 tarih 28512 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik doğrultusunda işverene, çalışan sağlığı ve güvenliğini sağlamak için risk analizi yaptırmak ve değerlendirmeyi şart koşmuştur. Bu çalışmada sağlık çalışanlarının sağlığını korumak amacıyla risk yönetimi, sağlık çalışanlarının karşılaştığı tehlikeler, riskler ve alınacak önlemlere değinilmiştir. Çalışma literatür taraması yapılarak hazırlanmıştır. Ancak çalışmanın bölümlerinde mesleki bilgi, deneyim ve gözlemlere yer verilmiştir. Hataların, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçmek için risk değerlendirme ve kök neden analizleri yapmak önem arz etmektedir. Önlem sistematiğinde öncelikli olan tehlikenin ortadan kaldırılmasıdır. Mümkün olmuyorsa mühendislik önlemleri, idari önlemler, eğitim ve çalışanlara kişisel koruyucu donanımlar verilerek sağlanmalıdır.
Hastane işletmelerinde rekabet üstünlüğü sağlamada faaliyet esasına dayalı maliyetleme yönteminin rolü
Toplumun en önemli varlığı insan, insanın da en önemli varlığı sağlığıdır. Söz konusu insan sağlığı olması nedeniyle hastane işletmelerinde hizmet sunumlarının kesintisiz, tam zamanında ve doğru bir şekilde gerçekleştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Kar amacı gütmeyen ya da kârın ikinci planda geldiği hastane işletmelerinde, az maliyetle kaliteli hizmet sunumu oldukça önemlidir. Günümüzde hızla değişen ekonomik, sosyal ve çevresel şartlarda, her işletmede olduğu gibi hizmet sektöründe yer alan hastane işletmelerinde de hizmet taleplerini karşılamak için sınırlı kaynakların etkin şekilde kullanılması, başarılı maliyet, kapasite yönetimi ve sonuçta hizmet sunumunun etkinliğinin sağlanması için uygun bir maliyet yönteminin kullanılması gerekmektedir. Hastane işletmelerinde rekabet üstünlüğünün sağlanması, kıt kaynakları maliyetle dengelenmesi için gelişmiş maliyet yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Modern tıbbi tekniklerin ve araçların geliştiği günümüzde, tüketilen maliyetlerin de artmasıyla mevcut geleneksel maliyetleme yönteminin maliyet hesaplamalarında yetersiz kalmış ve yerini yeni maliyetleme yöntemlerine bırakmıştır. Çalışmamızda, hastane işletmeleri için daha doğru maliyet bilgisi veren, stratejik kararları almaya elverişli bilgilerin üretimiyle yönetime katkıda bulunan "Faaliyet Esasına Dayalı Maliyetleme Yöntemi" üzerinde durulmuştur.
Nebevi Tıp'tan modern tıbb'a hacamat'tan donasyon'a kan bağışı ve toplumdaki algı
Modern tıbbın dışında farklı birçok uygulamayı içeren geleneksel-alternatif tıp tedavi ve uygulamaları, kültürel etkileşim ve ticari çabalar yoluyla sınırlarını genişleten sağlık bilgilerini içermektedir. Uygulama alanlarına göre ilkel toplumlardan, günümüze kadar gelen ve önemini yitirmeksizin devam eden uygulamalar, etkinliğine oldukça inanılan uygulamalardır. Tercih edilmesine bağlı olarak, farklı yer ve yöntemlerle yeniden şekillenen ve varlıklarını sürdüren uygulamalar bir kültürü yansıtmaktadır. Alternatif tıp uygulamalarından birisi olarak Hacamat, tedavi ve şifa maksadıyla, deri altındaki dokularda birikmiş ve biriktiği noktadan ilgili beyin lobu ile iletişimi sağlayan sinirleri tıkayan, atıl kalmış kirli kan ile birlikte toksik maddelerin vakum yolu ile dışarı alınma işlemidir. Bu çalışmada, hacamtın toplum üzerindeki algısı incelenmiştir. Kan bağışı ve donör kazanım programlarının önemi günümüzde artmış bulunmaktadır. Ülkemizin yıllık kan ihtiyacı olan bir milyon sekiz yüz bin ünite kanı yüzde doksan iki oranında Türk Kızılayı karşılamaktadır. Bu çalışmada, kan bağışında bulunmasını istenilen bireyin kan bağışladıktan sonra manen, madden, biyolojik ve tıbbi olarak elde edeceği kazanımlarından bahsedilmiştir. Bu kaznımların paylaşımının toplumun bütün katmanlarına yayılarak gerek hacamat'ın koruyucu hekimlik anlamında toplum sağlığına katacağı pozitif etki ve gerekse toplumun kan bağışına yine pozitif desteği ile yıllık ihtiyaç duyulan yaklaşık iki milyon ünite kanın kolaylıkla temini için toplumun ilgisini bu konu üzerine çekilmek amaçlanmıştır.
Tekstil sektöründe lider üye etkileşiminin çalışanların örgütsel bağlılık ve performansları üzerine etkisi
Bu araştırma; lider üye etkileşiminin çalışanların örgütsel bağlılık ve performansları üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Amaç doğrultusunda lider üye etkileşimi, örgütsel bağlılık ve performans ölçeklerinden oluşan anket formu; tekstil sektöründe çalışan 216 kişiye uygulanmıştır.Anketlerden elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22.0 istatistik programı aracılığıyla değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda; lider üye etkileşimi ve örgütsel bağlılığı belirleyen tüm boyutlar ile performans arasında çift yönlü pozitif yönlü anlamlı ilişkilerin olduğu saptanmıştır. Lider üye etkileşiminin artmasının genel örgütsel bağlılığı artırdığı, lider üye etkleşimi alt boyutlarından bağlılık, katkı ve profesyonel saygının, genel örgütsel bağlılık üzerinde etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Lider üye etkileşiminin devam bağlılığı üzerinde etkisinin olmadığı ve lider üye etkileşimi boyutlarından sadece bağlılığın normatif bağlılığı artırdığı, diğer boyutlar olan etki, katkı ve perofesyonel saygının normatif bağlılık üzerinde etkisinin olmadığı saptanmıştır. Araştırmada ayrıca genel lider üye etkileşimi performans üzerinde olumlu etkisinin olduğu, alt boyutlarından bağlılık dışında, etki, katkı ve perofesyonel saygının performansı artırıcı etkisinin olduğu saptanmıştır.
Pazarlama, modern pazarlama ve dijital pazarlama
Pazarlama her türlü ürünün tüketici tarafından tercih edilmesinde etki sahibi bir kanaldır. Üretim ile birlikte gelişim gösteren pazarlama araçları dönemin şartlarına uygun olarak değişiklik göstermişlerdir. Firmalar adına önem arz eden pazarlamanın ele alındığı bu çalışmada, pazarlamanın tanımı, gelişimi ve araçları ile beraber günümüzde kullanılan modern pazarlama kavramı, değişimin sebepleri, stratejileri ve teknolojik gelişim ile hayatımıza giren dijital pazarlama tanımları, stratejileri ve kanalları ele alınmıştır. Pazarlama, Modern Pazarlama ve Dijital Pazarlama çalışmasında literatür ve kaynak taraması teknikleri esas alınarak tüketicinin farkındalığı için faaliyetler gerçekleştiren pazarlamanın gelişimi üzerine çalışılmıştır. Gelişen teknoloji insan hayatını her alanda etkilediği gibi insanların satın alma davranışları ve etkilenme araçlarını da değiştirmiştir. Tarihsel gelişimde ürün odaklı iletişimin evrilerek tüketici odaklı pazarlama stratejileri ve uygulamalarına dönüşümü günümüzde pazarlamanın adaptasyonu olarak değerlendirilebilir. Bu dönüşüm tek başına üretim temelli değişikliklerden etkilenmemekte, küresel ekonomik etkiler, arz-talep dengesi ve rekabet ile farklılaşmaktadır. Hedef kitleye direkt ulaşmanın kolaylaştığı dijital pazarlama kanallarında, ürünün ve hizmetin direkt tanıtımının yanı sıra genel iletişim çalışmaları da gerçekleştirilmektedir.
Duygusal zekâ ve liderlik ilişkisi üzerine karşılaştırmalı literatür analizi
Kişinin kendi duygularını tanıması ve karşısındaki kişilerin duygularını değerlendirip kontrolünü sağlamasını sağlayan duygusal zekâ, hayatımızın her alanında güçlü ve önemli bir noktaya sahiptir. Hızla gelişen dünyada, rekabet ortamının artmasıyla liderlere düşen görevler de artmaktadır. Liderlerin sorumluluğunda olan örgütü hedeflenen başarıya ulaşmaları noktasında onları motive etmek ve örgütü amaçları doğrultusunda yönlendirmektir. Bu doğrultuda liderlerin takipçileri ile kuracakları iletişimlerinde duygusal zekâya önem vererek kendilerini dönüştürme kararı almaları ve bu konuya öncelik vermeleri örgütün tüm içi ve dış paydaşları ile olan ilişkilerine olum yansıdığı gibi, örgüt içinde verimlilik artışına neden olacaktır. Bu bağlamda hazırlanan araştırmanın temel amacı; duygusal zekâ ve liderlik olgularının kavramsal çerçevesini net bir biçimde ortaya koymak ve her iki kavram arasındaki ilişkiyi irdelemektir. Bunu yaparken de konuyla ilgili olarak bugüne kadar yapılmış çalışmalar incelenerek detaylı bir literatür analizine yer verilmiştir. Çalışmada daha önce konu ile ilgili olarak yapılan çalışmaların incelenmesi sonucu duygusal zekâ ve liderlik ilişkisi arasında oldukça güçlü ve olumlu bir ilişki bulunduğu tespit etmiştir.
Sivil havacılık sektöründe uluslararası rekabet açısından havalimanlarının yönetimi ve önemine dair bir araştırma
Bu tez çalışması, sivil havacılık sektörünün gelişimi ile birlikte önemli bir yönetim ve ticaret unsuru haline gelen havalimanlarının yönetimi konusuna odaklanmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, sivil havacılık sektörüne dair bir genel çerçeveye yer verilmektedir. Buna göre sektörün genel yapısı ve sektörün etkili aktörleri birinci bölümde yer almaktadır. Öte yandan, birinci bölümde, sivil havacılık sektörünün finansal anlamdaki durumu da bulunmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, havalimanlarının sivil havacılık sektörü içerisindeki yeri, önemi ve yönetimi ile ilgili değerlendirmeler yer almaktadır. Bununla birlikte ikinci bölümde, havalimanlarının bir rekabet unsuru olarak değerlerine yer verilmektedir. Tezin son bölümünde İstanbul'da faaliyet vermiş ve halen vermekte olan uluslararası havalimanlarında, çeşitli kademelerde uzun yıllardır görev alan havalimanı yöneticileri ile görüşülmüştür. Havalimanlarının yoğun bir çalışma ortamına sahip olması nedeni ile çok sayıda yetkiliye, uzun süre görüşebilecek şekilde ulaşmakta zorluluklar yaşanmış, sadece iş yerinde görüşmeyi kabul edebilen havalimanı yönetiminden sorumlu yetkililer ile görüşülmüştür. Eğitim düzeyi olarak üniversite, yüksek lisans ve doktora düzeyinde olan, uluslararası havalimanlarında en az 10 yıllık tecrübesi bulunan yöneticiler ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir.
Yalın hastane yönetiminin hasta bekleme sürecine etkisi
Sağlık sisteminin en önemli konusu olan hastaneler her geçen gün sayısı ve önemi daha da artmaktadır. Günümüz teknolojilerinin hızlı geliştirme göstermesi ve artan rekabet ortamı hastaneleri sürekli iyileştirmeye ve geliştirmeye zorunlu kılmaktadır. Hastaneler hastalara değer katan faaliyetleri hastaların taleplerine göre her zaman verememekte ve ihtiyaç duyulan zamanda sağlık hizmeti verilmediğinde de hastalar çok fazla beklemek zorunda kalmaktadır. Bunların nedenlerinin başında da israf ve artan maliyetler gelmektedir. Bu durumda hastaneler artan maliyetlere ve israfa karşı önlemler almak zorunda kalmaktadır. İşte burada hastanelerin yardımına yalın düşünce kavramı gelmektedir. İsrafların önlenmesi; hataların önlenmesi ve kaizen çalışmaları ile süreçler sürekli iyileştirilmesi ve geliştirilmesi gibi çalışmalarla hastanenin artan maliyetlerini düşürmeye çalışmaktadır. Hastanelerde stok yönetim sistemi, düzenli olarak ürün ve malzeme temini, bakım ve hizmet sürelerinin zamanını ve kalitesini ortaya çıkarmaktadır. Yalın düşünce uygulamalarıyla birlikte, hastanelerde hastalar için değer katmayan bütün gereksiz faaliyetleri, hareketlerin ve süreçlerin yok edilmesi, hastanenin girdileri ile harcamaları arasındaki verimliliğin arttırılması ve hataların azaltılmasını sağlamaktadır. Yalın düşüncenin faaliyetlerine uygulanabilirliği ve imalat sistemlerinde sağlanan faydalar sağlık hizmetlerinde ulaşılabilirliği arttırmaktadır
Turist rehberlerinin Türkiye'nin imajı ve pazarlamasındaki etkileri: Yabancı turistler üzerine bir araştırma: Malezya örneği
Turist rehberinin rolü, 70'ler ve öncesi tek taraflı anlatıcı olmaktan, turistlerle interaktif bir iletişim kurmaya hatta son olarak turizm deneyimini grup ya da kişi bazında kişiselleştirerek ortak bir hizmet ürünü yaratma yönünde evirilmiştir. Piyasa tarafından algılanan destinasyon imajı uzun zamandır incelenen bir konu olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'yi ve Türkiye için çalışan profesyonel turist rehberini, ortaya koyulacak bir destinasyon pazarlaması konseptiyle, Malezyalı turist gözüyle ve algılarıyla incelemektir. Geliştirilen kavramsal çerçevenin ışığı altında bir alan araştırması tasarlanmış ve uygulanmıştır. Bu bağlamda, Türkiye'nin Malezya'da genel imajı ve hedef destinasyon imajı da ayrıca önem arz etmektedir. Çalışmanın giriş bölümünde Türkiye turizmi genel olarak istatiksel veriler ışığında ve Malezyalı turistleri ilgilendiren bir perspektifle açıklanmıştır. Birinci bölümde turizm ile ilgili genel kavramlar, turist kavramı, turist rehberi ve turist rehberinden beklentiler değişen global turizm trendleri ışığında ortaya koyulmuştur. İkinci bölümde; Uzakdoğululara özellikle Malezyalılara hitap edecek şekilde imaj kavramı, turistik imaj kavramı, pazarlama ve destinasyon pazarlaması kavramları açıklanmıştır. Ayrıca, Uzakdoğu'da Türkiye'nin sahip olduğu imaj problemleri ve çoğunluğu Müslüman olan Malezya'da sahip olduğu avantajlara genel olarak değinilmiştir. Son olarak; Türkiye'nin Malezyalılarda ilgi uyandıran destinasyonları ve kültürel özelliklerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde Malezyalı turistlere hizmet veren ve Türkiye'yi bir turist destinasyonu olarak pazarlayan bir tur rehberinin etkisiyle ilgili beklentiler ve öneriler vermeyi amaçlayan bir vaka çalışması oluşturulmuştur. Bu, Türkiye için daha iyi bir imaj yaratma ışığında, anket, veri toplama, veri analizi ve değerli verileri başarılı bir şekilde yorumlamayı kapsamaktadır.
İnsan kaynakları yönetiminde liderliğin rolü ve önemi
Lider ve liderlik, bir kurumun kendine özgü farklar yaratarak rekabet ortamında hızla yükselebilmesi için gereken temel ilkelerdendir. Örgüt içerisinde çalışan personellerin her şeyden önce liderlerine inanması, kendilerini liderlik kimliğiyle özdeşleştirip kurum için fayda sağlayan motivasyonu yüksek çalışanlar olabileceklerdir. Kurumun amacına ulaşmasında önemli rol oynayan bir diğer hususta insan kaynakları yönetimidir. İnsan kaynakları yönetimi potansiyelinin verimli ve aktif biçimde değerlendirilmesi yönetim bakımından ciddi bir öneme sahiptir. İnsan kaynakları yönetiminin günümüzde çok daha önemli bir bakış açısıyla irdelenmesi uygulamalarda ve aşamalarda liderin etki boyutunu bir adım daha öne çıkarmıştır. İnsan kaynaklarını ilgilendiren çalışmalarda kurum yöneticilerinin liderlik niteliklerini taşıması, kurum kültüründe ve yönetim anlayışında değişiklikler meydana getirecektir. Liderler, yaptıkları çalışmalarla personellere motivasyon ve güven aşılarken, attıkları kritik adımlarla da kurumun bütün ortaklarının kuruma pozitif yönlü bir his ile yaklaşmalarına olanak sağlamaktadırlar. Liderliğin insan kaynakları yönetimini ne tür bir etki altına aldığı problematiği, bu sebepten dolayı önemlidir. İlgili çalışmada insan kaynakları yönetiminin hangi işlevlerine ilişkin araştırmalar yapıldığı ve liderliğin bu işlevler üzerinde ki etkileri yorumlanmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışma sonrasında; liderlik uygulamaları kurumun etkinliğini, devamlılığını, rekabet edebilme becerisini, kurumda çalışan personellerin öz güvenlerini, çalışanların kuruma olan inançlarını arttırırken, kurumun yüz yüze geldiği belirsizlik ve diğer tehditlerin etki düzeylerini ise düşürdüğü gözlemlenmiştir. Araştırma da, daha önceleri liderlik ve insan kaynakları konuları ile ilgili yapılan çalışmaların irdelenmesi sonucu, liderlik ve insan kaynakları yönetimine ilişkin güçlü ve pozitif yönlü bir bağ olduğu yorumlanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, İnsan Kaynakları Yönetimi, Liderlik ve İnsan Kaynakları Yönetimi
Havacılık sektöründe stres yönetiminin iş performansına etkisi
Bu araştırmanın temel amacı, havacılık sektöründe çalışan uçuş personelinin stres yönetimin iş performansı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Ayrıca çalışmada havacılık sektöründe çalışanların çalışma süresi, yaş, statü, medeni durum, eğitim durumu gibi demografik değişkenlere göre stres kaynakları ve stresle baş etme düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığı da belirlenecektir. Çalışmada havacılık sektöründe çalışan 124 kişiye anket uygulanmıştır. Araştırmada elde edilmiş veriler SPSS 22.0 programıyla analiz edilmiştir. Araştırmada bağımsız t-testi, tek yönlü anova, çoklu regresyon analizi ve pearson korelasyon yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; stres kaynakları, stresle baş etme düzeylerinin havacılık sektöründe çalışanların iş performansı üzerinde etkili olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca düzeylerinin havacılık sektöründe çalışanların demografik özelliklerine göre stres kaynakları, stresle baş etme düzeylerinin ve iş performansı algısının farklılaştığı belirlenmiştir.
Hastanelerin radyoloji bölümünde çalışan sağlık personellerinin iş sağlığı ve güvenliği algılarının belirlenmesi
Radyoloji bölümünde çalışan sağlık personellerinin iş sağlığı ve güvenliği algılarının belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmaya 513 sağlık çalışanı katılmıştır. Radyoloji bölümü çalışanlarının iş sağlığı, iş güvenliği ve çalışan güvenliği konularında bilgi düzeyleri ve farkındalıkları belirlenip değerlendirilmiştir. Araştırma İstanbul ilinde bulunan kamu ve özel sektör hastanelerinin radyoloji bölümlerinde çalışan 513 sağlık personelinin doldurduğu anket değerlendirmeye alınarak gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcılara uygulanan iş sağlığı ve güvenliği ölçeği uygulanarak katılımcıların demografik özellikleri doğrultusunda analiz edilmiştir. Yapılan araştırma sonucuna göre sağlık çalışanlarının iş sağlığı ve iş güvenliği algıları konusundaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin yaş, mesleki çalışma yılı ve eğitim düzeylerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışanların cinsiyetine göre ise anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur.
Makine öğrenmesi yöntemleri ile diyabet hastalığı tahminleme
Günümüzde pek çok alanda yaygın olarak kullanılan yapay zeka, insanların karmaşık sorunları daha kolay ve hızlı çözümlemelerine yardımcı oluyor. Yapay zeka, insan zekasını taklit ederek, topladığı veriler aracılığıyla öğrenip, kendini geliştirebiliyor ve yenilik yapabiliyor. Sağlıkta alanında da yaygın olarak kullanılan makine öğrenimi teknikleri, erken teşhis ve yerinde teşhis sağlayarak, kolaylıklar sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında, Spyder aracı üzerinde Python programlama dili kullanılarak, Logistic Regression, XGBoost, Naive Bayes, En Yakın Komşu, Destek Vektör Makineleri, Karar Ağacı gibi yaygın makine öğrenmesi teknikleri Diyabet verisine uygulanmış ve şeker hastalığı tespiti yapılmıştır. Diyabet hastalığı tespiti için makine öğrenimi yöntemleri uygulanıp, karşılaştırılarak, erken teşhis ve gelecekte teşhis öngörüsü için en etkili yöntemler belirlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, toplam 768 hastadan toplanan verilere yapay zeka algoritmalarını uygulayarak, bu tekniklerden elde edilen sonuçlar kıyaslanmış, diyabet teşhisini en yüksek doğruluk oranında sağlayan algoritmanın bulunmasını kapsamaktadır. Bu tezde kullanılan yapay zeka algoritmaları Lojistik Regresyon, KNN, XGBoost, Naive Bayes, Rastgele Orman, Destek Vektör Makineleri, Karar Ağacı'dır. Algoritmalardan elde edilen sonuçlar kıyaslandığında en yüksek doğruluk oranı %96 ile Rastgele Orman ve KNN algoritması ile elde edilmiştir.
Algılanan örgütsel adaletin örgütsel bağlılık üzerine etkisi, bir kamu hastanesi örneği
Örgütsel adalet, Adams'a ait olan eşitlik teorisinin temelini oluşturduğu ve çalışan kişilerin kariyer planlaması, motivasyonu, işe ait tatmin gibi pek çok hususu ilgilendiren çok önemli bir kavramdır. Çalıştığı iş yerinde adil olarak fayda dağıtıldığına, adil dağıtım süreçlerinin gerçekleştirildiğine ve dağıtım süreci esnasında ilişkilerin adaletli yaşandığını hisseden çalışanlar, kendileri huzurlu ve mutlu oldukları gibi çalıştıkları iş yerinde de çok daha verimli ve faydalı işler yapacaklardır. Çalışan kişilerin iş tatmini düzeylerini de pozitif olarak etkileyecek olan örgütsel adalet kavramı, iş yerinde amir pozisyonunda bulunan kişilerin üzerinde hassasiyetle durması gereken çok önemli bir konudur. Bu çalışmayla, bir kamu hastanesinde çalışan sağlık personelinin çalışıyor oldukları hastanede algılamış oldukları örgütsel adaletin çalışanlara ait iş tatmininin (genel tatmin, iç tatmin, dış tatmin) tüm boyutları üzerindeki etkisi araştırılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada birbirinden ayrı iki ölçek kullanılmıştır. Bunlardan birincisi 9 sorudan oluşan adalet ölçeğidir, diğeri ise toplam 18 sorudan oluşan bağlılık ölçeğidir. Çalışmanın sonucunda örgütsel adalete ait tüm boyutların genel tatmin, dış tatmin ve iç tatmin üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir.
Mikro hizmet mimarisinin monolotik mimari ile performans açısından karşılaştırılması
Çalışmanın temel amacı yazılım dünyasında kullanılan mimari yöntemlerden Monolitik ve Mikro hizmet mimarilerini karşılaştırmaktır. Monolitik mimariden günümüzde uygulamaları Mikro hizmet mimariye dönüştürme süreçlerini görüyoruz ve takip ediyoruz. Mikro hizmet mimariden monolitik mimariye geri dönüşlerde oluyor. Monolitik ve Mikro hizmet mimariyi performans açısından test edildi. Bu tezde monolitik ve mikro hizmet mimarilerin mantığına uygun 2 farklı uygulama yapılıp, ölçümleri gerçekleştirildi. Mikro hizmet mimarinin kendine göre bağımsız teknoloji, bağımsız yaygınlaştırma avantajları var. Ancak buna göre getirdiği maliyetlerde var. Monolitik mimarinin ve mikro hizmetin olumlu ve olumsuz yanlarını değerlendirir. Monolitik ve mikro hizmet mimarileri bu tezde incelendi.