Theses supervised by Prof. Dr. Aydoğan Aykut Ceyhan
13 theses · Anadolu University
Üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım alma tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarının doğasını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu temel amaç çerçevesinde ilk önce üniversite öğrencilerinin tutum düzeyleri ve görüşleri betimlenmiştir. Sonrasında üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri, otomatik düşünceleri, kültürel özellikleri ve stresle başa çıkma yöntemlerinin, onların profesyonel psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarını nasıl yordadığı incelenmiştir. Ayrıca bu değişkenlerin yordayıcılıkları daha önce psikolojik yardım alan ve almayan gruplar açısından da incelenmiştir. Araştırma, Anadolu Üniversitesinde öğrenim gören 739 (%61.4) kadın, 493 (%38.4) erkek ve cinsiyetini belirtmeyen 2 kişi olmak üzere toplam 1284 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ölçme aracı olarak; Psikolojik Yardım Almaya İlişkin Tutum Ölçeği-Kısa Formu, Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği, Otomatik Düşünceler Ölçeği, IND-COL Ölçeği ve Başa çıkma Tarzları Ölçeği kullanılmıştır. Nicel ve nitel verilerin elde edildiği çalışmada nicel veriler için Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizleri yapılmıştır. Nitel verilerin analizi ise tümevarımsal analiz ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları, öğrencilerin psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarının orta düzeyde olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, nitel veriler öğrencilerin psikolojik yardım almaya yönelik görüşlerinin ekonomik etkenler, algı hataları, danışmanların yetkinliği, kendini açma, yardım alma deneyimi, alternatif çözüm yolları ve danışmanın faydasına ilişkin inanç olmak üzere yedi ana tema altında olduğunu ortaya koymuştur. Öğrencilerin psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarında, onların kişilik özelliklerinden negatif değerlilik, uyumluluk, yeniliğe açıklık ve sorumluluk; toplulukçu kültür özelliği, stresle başa çıkma yöntemlerinden kendini saklama, sosyal destek ve kaçınma ile cinsiyet anlamlı birer yordayıcı olarak bulunmuştur. Bu değişkenlerin yordayıcılıkları daha önce psikolojik yardım almış grupta incelendiğinde negatif değerlilik, yeniliğe açıklık ve kendini saklamanın anlamlı birer yordaycıı olduğu bulunmuştur. Son olarak daha önce psikolojik yardım almamış grupta ise kişilik özelliklerinden negatif değerlilik, uyumluluk, yeniliğe açıklık ve sorumluluk; toplulukçu kültür özelliği, başa çıkma yöntemlerinden kendini saklama, sosyal destek ve kaçınma ile cinsiyet önemli birer yordayıcı olarak bulunmuştur. Sonuç olarak öğrencilerin psikolojik yardım almaya yönelik tutumlarında onların kişlik özelliklerinin, kültürel özelliklerinin, başa çıkma yöntemlerinin ve cinsiyetlerinin önemli rol oynadığı söylenebilir.
Ergenlerde internet ve problemli internet kullanım davranışının incelenmesi
Araştırmada, ergenlerin genel internet kullanım davranışlarının, internet ortamında oyun oynama davranışlarının betimlenmesi ve bu davranışlar bakımından problemli internet kullanım düzeylerinin önemli bir farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, araştırmada genel internet kullanım süresi, internette oyun oynama süresi, problemli internet kullanım düzeyi ile genel erteleme ve akademik erteleme arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Son olarak ise ergenlerin internet hakkındaki görüşlerinin nitel olarak betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu toplam 1088 lise öğrencisinden oluşmuştur. Araştırmanın verilerini toplamak için "Problemli İnternet Kullanım Ölçeği-Ergen", "Genel Erteleme Ölçeği", "Akademik Erteleme Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Anketi"nden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin günlük internet kullanım süresi 30 dakika ile 15 saat arasında, ortalaması saat olarak 3.42'dir. Ergenlerin internet kullanım süresi arttıkça problemli internet kullanım düzeyleri de artmaktadır. Ergenler en çok cep telefonu ile internet kullanmaktadır. Ayrıca cep telefonu ile kullanan ergenler, taşınabilir bilgisayar ile kullananlara göre daha yüksek problemli internet kullanım düzeyine sahiptirler. Ergenler interneti en çok eğlenmek-vakit geçirmek için kullanmaktadır. Ayrıca eğlenmek-vakit geçirmek ile iletişim kurmak amaçlı internet kullanan ergenlerin problemli internet kullanım düzeylerinin bilgi elde etmek amaçlı internet kullananlara göre daha yüksek problemli internet kullanım düzeyine sahip oldukları belirlenmiştir. İkiden fazla kişiyle oynanan oyunları oynayanların problemli internet kullanım düzeyleri tek ve iki kişiyle oynanan oyunları tercih edenlere göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada internette günlük ortalama oyun oynama süresi ile genel erteleme düzeyi arasında, problemli internet kullanımı ile genel erteleme düzeyi arasında ve günlük ortalama internette oyun oynama süresi ile akademik erteleme düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Problemli internet kullanımı ile akademik erteleme düzeyi arasında ise pozitif yönde - anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, ergenlerin interneti en çok bilgi elde etme aracı olarak gördüğü belirlenmiştir. Ergenler internetin en çok olumlu yönünün bilgi elde etmeyi sağlaması olduğunu ve en çok olumsuz yönünün ise boşa zaman kaybettirmesi olduğunu ifade etmişlerdir.
Üniversite öğrencilerinin başarı yönelimlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin başarı yönelimlerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda üniversite öğrencilerinin akademik öz-yeterliklerinin, akılcı olmayan inançlarının, mükemmeliyetçi (yüksek standartlar, düzen, çelişki ve tatminsizlik) kişilik özelliklerinin, kontrol odaklarının, özerkliklerinin ve cinsiyetlerinin onların öğrenme-yaklaşma, öğrenme-kaçınma, performans-yaklaşma ve performans-kaçınma başarı yönelimlerinin yordayıcısı olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca, sınıf düzeyi ve akademik başarı algısına göre başarı yönelimlerinin farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu toplam 1509 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri 2 x 2 Başarı Yönelimleri Ölçeği, Akademik Öz-yeterlik Ölçeği, Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği-Kısa Formu, APS Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Özerk Benlik Yönetimi Ölçeği, Rotter İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Anketi ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde tek yönlü varyans analizi, Pearson Korelasyon Katsayısı ve çoklu doğrusal hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğrencilerin öğrenme-kaçınma, performans-yaklaşma ve performans-kaçınma başarı yönelimleri sınıf düzeylerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. Buna göre birinci sınıf öğrencilerinin dördüncü sınıf öğrencilerine göre öğrenme-kaçınma başarı yönelimi düzeyi daha yüksektir. Birinci sınıf öğrencilerinin ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerine göre daha yüksek düzeyde performans-yaklaşma başarı yönelimini benimsemektedirler. Birinci sınıf öğrencileri üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerine göre daha yüksek düzeyde performans-kaçınma başarı yönelimini benimsemektedirler. Ayrıca, ikinci sınıf öğrencileri dördüncü sınıf öğrencilerine göre daha yüksek düzeyde performans-kaçınma başarı yönelimini benimsemektedirler. Akademik başarı algısına göre öğrenme-yaklaşma ve performans-yaklaşma başarı yönelimi düzeylerinin anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bu çerçevede başarı algısı yüksek-çok yüksek olan öğrenciler başarı algısı orta ve çok düşük-düşük olan öğrencilerden; akademik başarı algısı orta olan öğrenciler akademik başarı algıları çok düşük-düşük olan öğrencilerden daha yüksek düzeyde öğrenme-yaklaşma başarı yönelimini benimsemektedirler. Ayrıca yüksek-çok yüksek düzeyde akademik başarı algısına sahip öğrencilerin çok düşük-düşük ve orta düzeyde akademik başarı algısına sahip öğrencilerden daha yüksek düzeyde performans-yaklaşma başarı yönelimini benimsedikleri bulunmuştur. Regresyon analizi sonuçlarına göre öğrenme-yaklaşma başarı yönelimlerini önem sırasıyla mükemmeliyetçiliğin yüksek standartlar boyutu, akademik öz-yeterlik, mükemmeliyetçiliğin düzen boyutu, özerklik, kontrol odağı, mükemmeliyetçiliğin tatminsizlik boyutu ve cinsiyet yordamaktadır. Buna göre yüksek standartlar, akademik öz-yeterlik, düzen, özerklik ve dış kontrol odağı düzeyleri arttıkça öğrenme-yaklaşma başarı yönelimi düzeyi artmaktadır. Diğer taraftan tatminsizlik düzeyi arttıkça öğrenme-yaklaşma başarı yönelimi düzeyi azalmaktadır. Cinsiyet açısından ise kız öğrencilerin öğrenme-yaklaşma başarı yönelimi düzeyleri erkeklerden daha yüksektir. Öğrenme-kaçınma başarı yönelimini önem sırasıyla mükemmeliyetçiliğin yüksek standartlar boyutu, akılcı olmayan inançlar, mükemmeliyetçiliğin düzen ve çelişki boyutları ve cinsiyet yordamaktadır. Buna göre yüksek standartlar, akılcı olmayan inançlar, düzen ve çelişki düzeyleri arttıkça öğrenme-kaçınma başarı yönelimi düzeyi de artmaktadır. Cinsiyet açısından ise kız öğrencilerin öğrenme-kaçınma başarı yönelimi düzeyleri erkeklere göre daha yüksektir. Performans-yaklaşma başarı yönelimlerini önem sırasıyla akılcı olmayan inançlar, akademik öz-yeterlik, mükemmeliyetçiliğin çelişki boyutu, özerklik ve cinsiyet yordamaktadır. Bu çerçevede akılcı olmayan inançlar, akademik öz-yeterlik ve çelişki düzeyi artıkça performans-yaklaşma başarı yönelimi düzeyi artmaktadır. Diğer taraftan özerklik düzeyi arttıkça performans-yaklaşma başarı yönelimi düzeyi azalmaktadır. Cinsiyet açısından ise erkek öğrencilerin performans-yaklaşma başarı yönelimi düzeyi kız öğrencilere göre daha yüksektir. Performans-kaçınma başarı yönelimlerini önem sırasıyla akılcı olmayan inançlar, mükemmeliyetçiliğin çelişki boyutu, özerklik, mükemmeliyetçiliğin yüksek standartlar boyutu ve akademik öz-yeterlik yordamaktadır. Bu çerçevede akılcı olmayan inançlar ve çelişki düzeyi arttıkça performans-kaçınma başarı yönelimi düzeyi de artmaktadır. Diğer taraftan özerklik, yüksek standartlar ve akademik öz-yeterlik düzeyi arttıkça performans-kaçınma başarı yönelimi düzeyi azalmaktadır.
İleri ergenlikde internet kullanım davranışının ve psikolojik ihtiyaçlar bağlamında problemli internet kullanım düzeyinin incelenmesi
Bu araştırma, ileri ergenlik dönemindeki öğrencilerin sosyal medya ve dijital oyun kullanımları açısından internet kullanım davranışlarını incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, kadın ve erkek kullanıcıların sosyal medya ve dijital oyun kullanım davranışları açısından psikolojik ihtiyaçlarının problemli internet kullanım düzeylerini yordayıcılıkları da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, üniversiteye yeni başlayan Anadolu Üniversitesi örgün fakültelerinin birinci sınıfında öğrenim gören ve Yabancı Diller Yüksekokulunda hazırlık sınıfına devam eden 484 (%73.8) kadın, 172 (%26.2) erkek olmak üzere toplam 656 öğrenciden oluşturulmuştur. Çalışma hem nicel hem nitel yönteminin kullanıldığı karma yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulgularına göre ileri ergenlik dönemindeki kadın öğrenciler internette en çok sosyal medya uygulamasını kullanırken erkekler ise hem sosyal medya hemde dijital oyun'u kullanmaktadırlar. Kadın ve erkek öğrencilerin günlük ortalama en kullandıkları sosyal medya platformunu kullanım süresi 1-15 saat aralığı, en çok kullandıkları dijital oyun'u kullanım süresi ise, 1-10 saat aralığındadır. Hem kadın hem de erkek öğrencilerin sosyal medya ve dijital oyunu temelde en çok eğlenmek amacıyla kullandıkları tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonuçları ise genel olarak internette sosyal medya uygulamalarını kullanan kadınlarda güç ve sevgi ihtiyaçlarının problemli internet kullanımının anlamlı yordayıcıları olduğunu sosyal medya kullanan erkeklerin problemli internet kullanımı ile psikolojik ihtiyaçları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. İnternette genel olarak hem sosyal medya hem de dijital oyunların her ikisini de yoğunlukla kullanan kadınlarda ve erkeklerde ise güç ihtiyacının problemli internet kullanımında anlamlı bir yordayıcı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: İleri ergenlik, internet bağımlılığı, problemli internet kullanımı, psikolojik ihtiyaç
Lise öğrencilerindeproblemli internet kullanımına yönelik "değişen ben" programının etkililiğinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, problemli internet kullanımına ilişkin risk grubunda bulunan lise öğrencisi ergenlere yönelik 10 oturumluk "Değişen Ben" Grup Müdahale Programı'nın etkililiğini incelemektir. Araştırma karma yöntemlerden açıklayıcı karma desen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel kısmı öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desende eşleştirilmiş on birer kişilik deney ve kontrol grupları ile gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna "Değişen Ben" grup müdahale programı uygulanmıştır. Deney sürecini takiben bir ay sonra izleme oturumu yapılmış ve deney grubundaki katılımcılar ile odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın öntest-sontest-izleme ölçümüne ilişkin nicel bulguları, "Değişen Ben" müdahale programının genel olarak öğrencilerin internet kullanım düzeyini azaltmada anlamlı bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Nitel bulgular ise öğrencilerin internet kullanım düzeyleri ve amaçları ile ilgili farkındalık kazandıklarını, yaşamlarında interneti daha süreli ve verimli kullanmaya başladıklarını göstermiştir. Elde edilen tüm bulgular, "Değişen Ben" Grup Müdahale Programı'nın lise öğrencisi ergenlerde problemli internet kullanımını önlemeye yönelik etkili bir program olduğunu ortaya koymaktadır.
İlkokul öğrencilerinde akran zorbalığı farkındalık programının etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından Zorlayıcı Yaşam Olaylarında Psikoeğitim Projesi (ZOYOP) kapsamında Yılmaz ve Cenkseven Önder (2021) tarafından geliştirilen 5 oturumluk "Akran Zorbalığı Farkındalık Programı-İlkokul"un, ilkokul öğrencilerinin akran zorbalığı (zorba ve mağdur/kurban olma durumları bağlamında) farkındalık düzeylerini artırmadaki etkisini incelemektir. Araştırmada eşzamanlı karma yöntem kullanılmıştır. Bu kapsamda nicel yöntem olarak öntest-sontest-izleme ölçümlü tek gruplu zayıf deneysel desen ve nitel yöntem olarak fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırma Eskişehir'deki bir ilkokulun üçüncü ve dördüncü sınıflarından birer deney grubu olmak üzere iki sınıf ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri "Akran Zorbalığı Ölçeği: Çocuk Formu" ve "Akran Zorbalığı Bilgi Formu" ile, nitel verileri yarı yapılandırılmış katılımcı öğrenci ve öğretmen görüşmeleri ile elde edilmiştir. Nicel bulgulara göre, 3. sınıf grubunda zorbalık puanlarında ön-test ile son-test (z=-2.417, r=.624, p<.05) ve ön-test ile izleme (z=-2.596, r=.649, p<.05) arasında anlamlı düşüş gözlenirken; 4. sınıf grubunda mağdur puanlarında ön-test ile izleme ölçümleri arasında (z=-2.251, r=.563, p<.05) anlamlı düşüş gözlenmiştir. İki sınıf düzeyinde de öğrencilerin kavramsal bilgi düzeylerinde artış sağlanmıştır. Nitel bulgular, öğrencilerin akran zorbalığı farkındalıklarında olumlu yönde değişimler yaşandığını ortaya koymuştur. Öğretmen görüşmeleri de programın kısmi olumlu etkiler bıraktığını doğrulamıştır. Sonuç olarak, bulgular "Akran Zorbalığı Farkındalık Programı-İlkokul"un, öğrencilerin akran zorbalığına ilişkin farkındalık düzeylerini bilişsel, davranışsal, deneyimsel ve duygusal boyutlarıyla geliştirmede etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler: Akran zorbalığı, Zorba, Mağdur, İlkokul, Farkındalık programı
Kabul ve Kararlılık Terapisi'ne dayalı psiko-eğitim programının Otizm Spektrum Bozukluğu olan çocuk (3-6 yaş) anneleri ve babalarının psikolojik uyumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, araştırma kapsamında geliştirilen dokuz oturumluk kabul ve kararlılık terapisi'ne dayalı psiko-eğitim programının 3-6 yaş aralığındaki otizm spektrum bozukluğu [OSB] olan çocuk anneleri ve babalarının psikolojik uyumları (psikolojik esneklik, psikolojik dayanıklılık ve evlilik doyumu) üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu doğrultuda araştırmada karma modelde iç içe desene uygun olarak deney öncesi-nitel, deneysel ve deney sonrası-nitel aşamalarına yer verilmiştir. Deney öncesi nitel aşamada toplam 11 kişiyle bireysel (7 anne ve 4 baba) ve üç odak grup (22 anne ve 21 baba) görüşmeleri ile veriler toplanmıştır. Deneysel süreç anneler ile babaların her biri için ayrı ayrı deney, etkileşim/plasebo ve kontrol gruplu ön-test, son-test ve izleme ölçümlü 3x3'lük deneysel desenle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri Kabul ve Eylem Formu-2, Connor ve Davison Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, Evlilik Yaşamı Ölçeği, Kişisel Bilgi Anketi ve Araştırmacı Günlükleri aracılığıyla toplanmıştır. Deney sonrası nitel aşamada ise veriler, deney ve etkileşim gruplarında olan anneler ve babalarla bireysel görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Araştırma bulguları hem anne hem de baba deney ve etkileşim/plasebo gruplarında deneysel işlemin psikolojik esneklik, psikolojik dayanıklılık ve evlilik doyumu boyutlarının her biri üzerinde benzer etkiye sahip olduğunu, ancak bu etkinin izleme sürecinde deney grubunda artış gösterdiği, etkileşim/plasebo grubunda ise azaldığı bulunmuştur. Bu bulgular, kabul ve kararlılık terapisi'ne dayalı psiko-eğitim programının OSB'li çocuğa sahip hem annelerin hem de babaların psikolojik uyumlarını arttırmada anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermektedir.
Öğrenci sporcularda algılanan stres ile psikolojik sağlamlık ilişkisi: Başa çıkma stratejileri, bilinçli farkındalık vealgılanan sosyal desteğin aracılığı
Araştırmanın amacı öğrenci sporcuların algılanan stres ile psikolojik sağlamlık ilişkisinde başa çıkma stratejileri (problem odaklı, kaçınma odaklı ve destek arama odaklı başa çıkma), bilinçli farkındalık ve algılanan sosyal desteğin aracılıklarını içeren hipotetik modelin test edilmesidir. Ayrıca, bu hipotetik modelin cinsiyet ve spor türü (bireysel spor ve takım sporu) bağlamında ayrı ayrı karşılaştırılması da amaçlanmıştır. Aynı zamanda bu hipotetik modele ilişkin derinlemesine bilgi elde etmek amacı ile nitel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada açıklayıcı sıralı karma yöntem kapsamında hem nicel hem nitel araştırma yöntemleri işe koşulmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda 604 öğrenci sporcudan veri toplanmıştır. Nitel boyutunda ise 10 öğrenci sporcu ile görüşülmüştür. Nicel veriler Çoklu Grup Yapısal Eşitlik Modellemesi, nitel veriler ise Fenomenolojik Yöntem ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre test edilen hipotetik model kısmen doğrulanmış olup, bu çerçevede öğrenci sporcularda algılanan stres ile psikolojik sağlamlık ilişkisinde problem odaklı başa çıkma, bilinçli farkındalık ve algılanan sosyal desteğin aracı olduğu sonucuna varılmıştır. Test edilen modelin cinsiyet ve spor türü bağlamında ise değişmediği bulunmuştur. Nitel çalışmada stres faktörleri, koruyucu içsel faktörler, koruyucu dışsal faktörler ve olumlu sonuçlar olmak üzere dört ana tema elde edilmiştir. Bu ana ve alt temalar bağlamında öğrenci sporcuların stres durumlarında aldıkları ve algıladıkları sosyal destek, olumlu başa çıkma stratejileri ve odaklanmanın koruyucu rolüyle olumlu sonuçlara ulaştığı görülmektedir. Sporcuların stres karşısında problem odaklı başa çıkma, bilinçli farkındalık ve sosyal destek gibi psikolojik faktörlerle desteklenmesinin onların optimum performans göstermesi ve verimli olabilmesi için önemli bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
Gerçeklik terapisine dayalı bireysel müdahalenin madde kullanımı nedeniyle denetimli serbestliğe tabi bireylerin psikolojik ihtiyaç, kontrol odağı ve sorumluluk düzeyleri üzerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, "Gerçeklik Terapisine Dayalı Bireysel Müdahale Uygulaması"nın madde kullanımı nedeniyle denetimli serbestlik tedbiri alan bireylerin psikolojik ihtiyaçlarını, kontrol odaklarını, sorumluluk düzeylerini ve yaşamları üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmada karma yöntem araştırmalarından yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Bu kapsamda araştırmanın nicel boyutunda tek denekli deneysel desen kullanılmış, araştırmanın nitel boyutunda ise durum çalışması yapılmıştır. Araştırmanın nicel verileri Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği, Kontrol Odağı Ölçeği, Sorumluluk Ölçeği; nitel verileri ise görüşmeler ve uygulanan formlar aracılığıyla toplanmıştır. Ek olarak Pete'nin Patogramı kullanılmıştır. Araştırmaya madde kullanımı nedeniyle denetimli serbestlik tedbiri altında olan 7 kişi (2 kadın, 5 erkek) katılmıştır. Tüm katılımcıların her biriyle 10 oturum bireysel müdahale gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel ve nitel bulguların sonuçları incelendiğinde, gerçekleştirilen bireysel müdahale sonrasında tüm katılımcılarda sevme/ait olma, güç ve eğlence ihtiyacı ile kısmen özgürlük ihtiyaçlarının karşılanma düzeylerinde artış eğilimi olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tüm katılımcıların kontrol odaklarının içsele yöneldiği ve sorumluluk düzeylerinin artış eğiliminde olduğu görülmüştür. Yapılan izleme görüşmeleri ile izleme 1 ve 2 ölçümlerine göre bireysel müdahalenin kısmen etkililiğini sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Bireysel müdahale uygulamasının danışanların yaşamlarına da olumlu etkileri olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Gerçeklik terapisi, Madde kullanımı, Denetimli serbestlik, Psikolojik ihtiyaçlar, Kontrol odağı, Sorumluluk
Üniversite öğrencilerinin otantiklik, sosyal bağlılık ve belirsizliğe tahammülsüzlük özelliklerinin sakin benlik düzeylerini yordayıcılığı
Bu araştırmada benlik ile ilgili yeni yaklaşımlarda adı geçmeye başlayan sakin benlik kavramının incelenmesi hedeflenmiştir. Bu çerçevede üniversite öğrencilerinde otantiklik, sosyal bağlılık, belirsizliğe tahammülsüzlük değişkenlerinin sakin benlik düzeyinin anlamlı yordayıcısı olup olmadıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018- 2019 öğretim yılı bahar döneminde Anadolu Üniversitesi'nin örgün eğitim programlarına devam eden 789 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri "Sakin Benlik Ölçeği", "Otantiklik Ölçeği", "Sosyal Bağlılık Ölçeği" ve "Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizi ise hiyerarşik regresyon analiziyle yapılmıştır. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin otantiklik özelliğinin otantik yaşam ve kendine yabancılaşma boyutları ile sosyal bağlılık ve cinsiyet (kadın) değişkenlerinin sakin benlik düzeyinin anlamlı birer yordayıcısı olduğu bulunmuştur. Bu değişkenler toplam varyansın %12'sini açıklamışlardır. Anlamlı çıkan bu yordayıcıların sırasıyla beta katsayıları otantik yaşam (β=.21), kendine yabancılaşma (β= -.15), sosyal bağlılık (β=.11) ve cinsiyet (β=.08) olarak tespit edilmiştir. Sonuç olaraksakin ben kimliğinin gelişiminde kadın olmak ve otantik yaşayıp güçlü sosyal bağlara sahip olmak dikkate değer bir rol oynamaktadır.
Üniversite öğrencilerinde beden imgesi: İşlevsel olmayan tutumlar, algılanan ebeveyn tutumları ve sosyal karşılaştırma yöneliminin yordayıcılığı
Bu araştırma, üniversite öğrencilerinde beden imgesini; işlevsel olmayan tutumlar, algılanan ebeveyn tutumları, sosyal karşılaştırma yönelimi ve cinsiyetin nasıl yordadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu, Anadolu Üniversitesi'nde 2018-2019 güz döneminde öğrenim gören 442 (%63,3)'si kadın, 256 (36,7)'sı erkek olmak üzere toplam 698 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmada veri toplama araçları olarak Çok Yönlü Beden- Self İlişkileri Ölçeği, Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Iowa-Netherlands Sosyal Karşılaştırma Yönelimi Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ise aşamalı (adımsal) regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre üniversite öğrencilerinde beden imgesinin anlamlı yordayıcıları önem sırasına göre anne duygusal sıcaklık tutumu, sosyal karşılaştırma yönelimi, cinsiyet (kadın) ve işlevsel olmayan tutum değişkenleridir. Bu değişkenler birlikte toplam varyansın %14'ünü açıklamaktadır. Bu çerçevede, bireylerin anne duygusal sıcaklık tutumu ve sosyal karşılaştırma yönelimlerinin artması, işlevsel olmayan tutumlarının ise azalması durumunda, beden imgelerinin daha olumlu bir hale geldiği ortaya çıkmıştır. Cinsiyet değişkeni ele alındığında ise kadın öğrencilerin beden imgelerinin, erkek öğrencilere göre anlamlı biçimde daha olumsuz olduğu belirlenmiştir.
Ergenlerin problemli internet kullanımını azaltmaya yönelik gerçeklik terapisi temelli psiko-eğitim programının etkililiği
Bu araştırmanın amacı, araştırma kapsamında geliştirilen 10 oturumluk ergenlerin problemli internet kullanım düzeyini azaltmaya yönelik gerçeklik terapisi temelli psiko-eğitim programının (EPİK-GETPEP) etkililiğini incelemektir. Araştırmada karma yöntem araştırmalarından iç içe desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel deneysel aşamasında, deney, kontrol ve plasebo x öntest-sontest-izleme testi deseni kullanılmıştır. Ayrıca deney sonrası odak grup görüşmesi ile nitel veriler de elde edilmiştir. Araştırma her grupta 12 ergen ile başlanmış, ancak deney sürecinde denek kayıpları sonucu deney grubunda 11 (7 kız, 4 erkek), plasebo grubunda 12 (8 kız, 4 erkek) ve kontrol grubunda 11 (6 kız, 5 erkek) ergen ile tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği-Ergen Formu, Temel İhtiyaç Ölçeği ve Kişisel Bilgi Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel bulgular, deneysel işlem sonucunda EPİK-GETPEP'nin ergenlerin problemli internet kullanım düzeylerini azaltmada ve sevgi-ait olma ihtiyacını karşılama düzeyinde anlamlı bir etkisi olduğunu, ancak diğer (özgürlük, eğlenme ve güç) psikolojik ihtiyaçlarını karşılama düzeylerinde anlamlı bir etkisi olmadığını göstermiştir. Kontrol ve plesebo (etkileşim) gruplarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Yine deney grubu ile gerçekleştirilen odak grup görüşmesi bulguları ise, ergenlerin internet kullanımına dair farkındalık kazandıklarını, internet kullanım sıklıklarının azaldığını ve amaçlarının değiştiğini, psikolojik ihtiyaçlarını sosyal ortamda karşılamaya çalıştıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca üç ay sonra uygulanan program etkisini değerlendirme anketinde de programın etkisinin devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Problemli internet kullanımı, İnternet bağımlılığı, Psikolojik ihtiyaç, Gerçeklik terapisi. Psiko-eğitim programı, Ergen
Üniversite öğrencilerinde varoluşsal kaygı: Erken dönem uyum bozucu şemalar,kontrol odağı ve travma sonrası gelişimin yordayıcılığı
Bu araştırmada, ilk olarak üniversite öğrencilerinin varoluşsal kaygı ve onun alt boyutları olan anlamsızlık, ölüm, yalıtılmışlık ve özgürlük kaygısı düzeyleri betimlenmektedir. İkinci olarak ise üniversite öğrencilerinde cinsiyet, travmatik olay yaşama durumu, kontrol odağı ve erken dönem uyum bozucu şema alanlarının varoluşsal kaygıyı ve onun alt boyutlarının her birini yordayıcılıkları incelenmektedir. Sonrasında ise travmatik yaşantısı olan üniversite öğrencilerinde cinsiyet, ölümcül travmatik olay yaşama durumu, kontrol odağı, erken dönem uyum bozucu şema alanları, travma sonrası gelişimin varoluşsal kaygıyı ve onun alt boyutlarının her birini yordayıcılıkları incelenmektedir. Araştırmanın çalışma grubu 831 üniversite öğrencisinden oluşmuştur. Veriler Varoluşsal Kaygı Ölçeği, Rotter'in İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Travma Sonrası Gelişim Envanteri, travmatik yaşantı anketi ve kişisel bilgi formu aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, korelasyon analizi ve aşamalı regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları üniversite öğrencilerinin varoluşsal kaygı, anlamsızlık kaygısı, ölüm kaygısı, yalıtılmışlık kaygısı ve özgürlük kaygısı düzeylerinin orta düzeyin altında olduğunu ortaya koymuştur. Zedelenmiş otonomi, ayrılma- reddedilme, başkalarına yönelimlilik, yüksek standartlar şema alanları ve kontrol odağının varoluşsal kaygıyı anlamlı düzeyde yordadığı ortaya çıkmıştır. Travmatik yaşantıya sahip olan grupta ise travma sonrası gelişim ve ölümcül travmatik olay yaşama değişkenleri de anlamlı yordayıcılar olarak modele dahil olmuştur. Varoluşsal kaygının alt boyutlarının yordanmasına ilişkin bulgular ise anlamsızlık kaygısının zedelenmiş otonomi, yüksek standartlar, ayrılma- reddedilme, başkalarına yönelimlilik, zedelenmiş sınırlar şema alanları ve kontrol odağı tarafından anlamlı düzeyde yordandığını ortaya konmuştur. Travmatik yaşantıya sahip olan grupta ise kontrol odağı, zedelenmiş sınırlar şema alanı ve ayrılma reddedilme şema alanının anlamlı yordayıcılar olmadığı, travma sonrası gelişimin ise anlamlı bir yordayıcı olduğu dikkati çekmektedir. Ölüm kaygısının zedelenmiş otonomi, başkalarına yönelimlilik, zedelenmiş sınırlar şema alanları ve cinsiyet (Kadın) değişkeni tarafından anlamlı düzeyde yordandığı ortaya konmuştur. Travmatik yaşantıya sahip olan grupta ölüm kaygısının yordayıcıları değişmemiştir. Yalıtılmışlık kaygısının ayrılma-reddedilme, zedelenmiş otonomi, yüksek standartlar, zedelenmiş sınırlar şema alanları ve kontrol odağı tarafından anlamlı düzeyde yordandığı ortaya konmuştur. Travmatik yaşantıya sahip olan grupta da yalıtılmışlık kaygısının yordayıcıları değişmemiştir. Özgürlük kaygısının ise zedelenmiş otonomi, zedelenmiş sınırlar, ayrılma-reddedilme şema alanları ve travmatik olay yaşama değişkeni tarafından anlamlı düzeyde yordandığı ortaya konmuştur. Bulgular, travmatik yaşantıya sahip olan grupta ölümcül travmatik olay yaşama ve yüksek standartlar şema alanı değişkenlerinin de anlamlı yordayıcılar olduğunu, ayrılma-reddedilme şema alanı değişkeninin ise anlamlı bir yordayıcı olmadığını göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Varoluşsal kaygı, Erken dönem uyum bozucu şemalar, Kontrol odağı, Travma sonrası gelişim.