Theses supervised by Prof. Dr. Aslı Uz Baş
13 theses · Dokuz Eylül University
Lise öğrencilerinde psikolojik sağlamlığın yordayıcıları olarak güvengenlik ve mizah tarzları
Bu araştırmanın amacı güvengenlik ve mizah tarzlarının lise öğrencilerinde psikolojik sağlamlığı yordama gücünü belirlemektir. Araştırmada bununla birlikte psikolojik sağlamlığın cinsiyet, okul türü ve sınıf düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında İzmir ilindeki liselerde öğrenim gören 570 (337 kız, 233 erkek) öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları Psikolojik Sağlamlık ve Ergen Gelişim Ölçeği, Kendini Belirleme (Güvengenlik) Envanteri, Mizah Tarzları Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu'dur. Elde edilen verilerin analizinde Windows Excel 2007, SPSS 15.0 ve SPSS 22.0 paket programlarından yararlanılmıştır. Veri analizinde verilerin normal dağılıma uygunluğunu sınamak amacıyla Kolmogorow-Smirnov Testi kullanılmış, bunun sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Elde edilen veriler Spearman Korelasyonu, Aşamalı Regresyon Yöntemi (Stepwise Multiple Regression), Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda psikolojik sağlamlık ile güvengenlik arasında pozitif yönde; psikolojik sağlamlık ile katılımcı ve kendini geliştirici mizah arasında pozitif yönde; psikolojik sağlamlık ile saldırgan ve kendini yıkıcı mizah arasında negatif yönde ve anlamlı ilişkiler olduğu görülmüştür. Güvengenlik, kendini geliştirici mizah ve kendini yıkıcı mizahın psikolojik sağlamlığın dışsal koruyucu faktörler alt boyutunun toplam varyansının % 10'unu; güvengenlik, saldırgan mizah ve kendini geliştirici mizahın psikolojik sağlamlığın içsel koruyucu faktörler alt boyutunun toplam varyansının % 15'ini; güvengenlik, saldırgan mizah ve kendini geliştirici mizahın psikolojik sağlamlığın toplam varyansının %13'ünü açıkladığı bulunmuştur. Lise öğrencilerinde psikolojik sağlamlığın cinsiyet, okul türü ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı saptanmıştır. Elde edilen bu veriler alanyazındaki araştırmalar ışığında tartışılmıştır.
Ortaokul öğrencilerinde reaktif-proaktif saldırganlık ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı problem çözme becerilerinin, ortaokul öğrencilerinin reaktif ve proaktif saldırganlık düzeylerinin yordayıcılığını belirlemektir. Araştırmada ayrıca reaktif-proaktif saldırganlığın puanlarının cinsiyet ve sınıf düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini İzmir ilinin farklı ilçelerinde 5., 6. ve 7. sınıf olarak öğrenim gören 763 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Reaktif-Proaktif Saldırganlık Ölçeği" ve "Çocuklar için Problem Çözme Envanteri" kullanılmıştır. Veri analizinde; "Spearman Sıra Korelasyonu", "Aşamalı Çoklu Regresyon Analizi (Stepwise Multiple Regression)", "Mann Whitney U Testi" ve "Kruskal Wallis Testi" tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda problem çözme becerilerinin, reaktif-proaktif saldırganlığın anlamlı yordayıcıları olduğu ve bu değişkenlerin reaktif-proaktif saldırganlığın % 43.5'ini açıkladığı bulunmuştur. Ayrıca reaktif ve proaktif saldırganlık puan ortalamalarının sınıf düzeyi ve cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular alanyazındaki diğer araştırma sonuçları ışığında tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler: reaktif-proaktif saldırganlık, problem çözme becerileri.
Lise öğrencilerinde mükemmeliyetçilik, ihtiyaç doyumu ve psikolojik iyi-oluş arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmada lise öğrencilerinde mükemmeliyetçilik, ihtiyaç doyumu ve psikolojik iyi-oluş arasındaki ilişkileri incelemek amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında mükemmeliyetçilik ve ihtiyaç doyumunun psikolojik iyi-oluşu yordama gücü de incelenmiştir. Ayrıca lise öğrencilerinin mükemmeliyetçilik, ihtiyaç doyumu ve psikolojik iyi-oluş puan ortalamalarının cinsiyete ve sınıf düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Araştırmaya 2015-2016 eğitim öğretim yılında İzmir ilinin beş farklı ilçesindeki farklı lise türlerinde öğrenim gören 928 öğrenci katılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği, İhtiyaç Doyumu Ölçeği, Psikolojik İyi-Oluş Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 paket programından yararlanılarak, Pearson korelasyon analizi, aşamalı çoklu regresyon analizi, t-testi analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve etki büyüklüğü analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre lise öğrencilerinde mükemmeliyetçilik, ihtiyaç doyumu ve psikolojik iyi-oluş arasında anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Ayrıca ilişkili olma, yeterlik, özerklik ve kendine yönelik mükemmeliyetçilik değişkenlerinin psikolojik iyi-oluşun anlamlı yordayıcıları olduğu ve bu değişkenlerin psikolojik iyi-oluşa ait varyansın %46.8'ini açıkladığı bulunmuştur. Sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik, yeterlik ve psikolojik iyi-oluş cinsiyete göre; yeterlik ve psikolojik iyi-oluş sınıf düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular literatürdeki diğer araştırma sonuçları ışığında tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: mükemmeliyetçilik, ihtiyaç doyumu, psikolojik iyi-oluş
Ekonomik yetersizliği olan annelerin çocuk yetiştirme tutumları ile psikolojik sağlamlık, umut ve iyimserlikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu tez çalışmasının amacı ekonomik yetersizliği olan annelerin çocuk yetiştirme tutumları ile psikolojik sağlamlık, umut ve iyimserlikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemini İzmir ili Bayraklı, Karşıyaka ve Çiğli ilçelerinde yaşayan Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Bayraklı Cahide Ahmet Dalyanoğlu Sosyal Hizmet Merkezi'nden çocukları için ekonomik yetersizlik ödeneği alan anneler oluşturmaktadır. Araştırmada örneklemde yer alan annelerin ebeveynlik tutumlarını belirlemek amacıyla 'Ebeveyn Tutum Ölçeği(ETÖ)' (Karabulut Demir ve Şendil 2008), psikolojik sağlamlıklarına ilişkin verilerç 'Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği' (Friborg ve arkadaşlar, 2003), iyimserliğe ilişkin veriler 'Yaşam Yönelimi Testi' (Scheiver ve Carver, 1985), umuda ilişkin veriler 'Umut Ölçeği' (Snyder ve ark., 1991) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından düzenlenen 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutu için ise veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak sağlanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu ile örneklemin içinde yer alan annelerin çocuk yetiştirme tutumları, psikolojik sağlamlık, umut ve iyimserlik düzeyleri arasındaki ilişkileri incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel aşamada amaçlı örnekleme yöntemiyle yarı yapılandırılmış görüşme tekniği aracılığıyla elde edilen nitel veriler içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda psikolojik sağlamlık, iyimserlik ve umut değişkenlerinin ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken benimsedikleri tutumun yordayıcıları olduğu bulunmuş, görüşme tekniğinden elde edilen Elde edilen bu bulgular alan yazındaki diğer araştırma sonuçları ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: çocuk yetiştirme tutumları, psikolojik sağlamlık, umut, iyimserlik
Ortaokul öğrencilerinin ve öğretmenlerinin gözüyle okul iklimi ve okulda nezaket
Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencileri ve öğretmenlerinin okul iklimi ve okulda nezaket düzeylerini incelemektir. Bunun yanında nezaketin, okul ikliminin anlamlı bir yordayıcısı olup olmadığının incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmanın son amacı ise okul iklimi ve okulda nezaketin, çeşitli sosyo-demografik değişkenlere göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemini Sakarya'nın Akyazı ilçesinde bulunan Kabakulak Ortaokulu, Atatürk Ortaokulu, Cumhuriyet Ortaokulu ve Paris ortaokulunda öğrenim görmekte olan 891 öğrenci ve yine aynı okullarda çalışmakta olan 65 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerini toplamak için Okul İklimi Ölçeği, Okul Nezaket Ölçeği, Okul İklimi Ölçeği ve son olarak Örgütsel Erdemlilik Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi için SPSS 26.0 programından yararlanılmış ve basit regresyon analizi, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre hem öğrenciler hem de öğretmenler için okul nezaketi okul ikliminin anlamlı bir yordayıcısı olarak bulunmuştur. Öğrencilerin okul nezaketi okul iklimi puanlarının %37'sini açıklarken öğretmenlerde ise bu oran %53'tür. Öte yandan öğrencilerin okul iklimi ve okul nezaket düzeyleri cinsiyete göre farklılaşmazken; sınıf düzeyine, sosyo-ekonomik statü algısı ve akademik başarı algısına göre farklılaştığı bulunmuştur. Öğretmenlerin ise okul iklimi ve okul nezaket düzeyleri cinsiyetlerine göre farklılaşmamıştır. Elde edilen bu bulgular literatürde daha önceden yapılmış çalışmaların sonuçları ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: okul iklimi, nezaket, ortaokul.
Ortaokul öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığı, davranışsal-duygusal sorunlar ve olumsuz bilişsel hatalar arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Ergenlik dönemi, kişinin duygusal, bilişsel, sosyal ve fiziksel anlamda geliştiği, değiştiği bir dönemdir ve bu dönemde birçok inişli çıkışlı duygular yaşanır. Ergenin geçirdiği birçok değişikliğin yanında günümüzde dijital oyunların yaygınlık kazanmasıyla ergenlerin yaşantılarında da eskiye göre birtakım değişmeler olmuştur. Bilişsel davranışçı terapinin temellerinde kişinin bilişsel, davranışsal ve duygusal yapılarının etkileşimde olduğu ve birbirlerini etkilediği bulunmaktadır (Beck ve Beck, 2011). Buradan yola çıkarak kişilerin gerek iç dünyalarında gerekse dış dünyalarında yaşadıkları değişimler belli başlı etkilere sebep olabilmektedir. Bahsedilen etkilerin duygusal-davranışsal sorun olmasının yanında prososyal davranış da olabileceği bilinmektedir. Özellikle günümüzde çok yaygın görülen ve 1980'lerin son yıllarında büyük bir satış endüstrisi haline gelen (Keepers, 1989) dijital oyun oynama davranışının da bu etkilerden bir tanesi olduğu düşünülmektedir. Ergenlerin bilgisayar ile ilişkilerinin önemli bir kısmını bilgisayar oyunları oluşturmaktadır (Durdu, Tüfekçi ve Çağıltay, 2005). Dijital oyunların oyunculara sunduğu ortamlar ele alındığında, yaratılan hayal dünyası ve dünyayı istenilen şekilde değiştirilebilir olması, gerçek dünyada yapılamayacak bazı davranışların bilgisayar ortamında yapabilir olması ve geniş bir etki alanının bulunması bu oyunların en çok tercih edilen eğlence aracı haline getirmektedir (İnal ve Kiraz, 2008). Dijital oyun bağımlılığı, çocukların oyun oynamayı uzun süre durduramamaları, oyunu gerçek yaşantılarıyla ilişkilendirmeleri, oyun nedeniyle sorumluluklarını aksatmaları ve oyunu diğer etkinliklere tercih etmeleri gibi faktörlerle çocuklarda sosyal veya duygusal sorunlar ortaya çıkaran bir davranış bağımlılığı durumudur (Grüsser ve Thalemann, 2006; Lemmens, Valkenburg ve Peter, 2009; Thalemann, 2010; Horzum, 2011). Bu yönüyle gençlerin günlük yaşantısını, düşüncelerini, hatta davranışlarını etkilemektedir. Bilişsel davranışçı açısından yetişkinlerle yapılan çalışmalarda elde edilen başarıların ardından çocuk ve ergenlere yönelik birçok çalışma yürütülerek kişilerde meydana gelen olumsuz duygusal, davranışsal ve bilişsel yapılara tedavi aranmıştır. Bugüne kadar bu eğilimle bilişsel davranışçı terapi yöntemi kullanılarak gerek yetişkinler gerekse çocuk ve ergenler için anksiyete, depresyon, sosyal kaygı gibi sorunların tedavisi başarıyla yürütülmüştür (Aydın, 2008;, Dattilio, Freeman ve Reinecke, 2017). Bu açıdan bakıldığında, dijital oyun bağımlılığı için ergenlerin davranış yapılarının arkasındaki ya da bu davranışa neden olan olumsuz bilişsel yapıların bilinmesi oldukça önemlidir. Bilişsel hatalar; kişinin düşünce yapısında belli başlı bozulmaları temsil etmekte ve ergen ya da çocuklarda felaketleştirme, aşırı genelleme, kişiselleştirme ve seçici soyutlama olarak görülmektedir. Tüm bunlar göz önüne alındığında bilgisayar oyun oynama davranışı duygusal-davranışsal sorunlara neden olabilmekle birlikte başlı başına duygusal-davranışsal sorunlar da bu davranışın kendisine etki etmektedir. Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinde bilgisayar oyunu bağımlılık düzeyleri ile duygusal-davranışsal sorunların ve olumsuz bilişsel hatalarının aralarındaki ilişkiler incelenmiştir. Ortaokul öğrencilerinde duygusal-davranışsal sorunlar ve olumsuz bilişsel hataların dijital oyun bağımlılığı düzeylerinin yordayıp yordamadığı araştırılmıştır. Bu ilişkilerin cinsiyete göre farklılıkları, oyun süresi ve oyun türleri değişkenlerinin dijital oyun bağımlılığı düzeyleri ile ilişkisi incelenmiştir. Aynı zamanda araştırmada kullanılan "Çocuklar için Olumsuz Bilişsel Hatalar Ölçeği"ne doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Verilen bir durumun olabildiğince tam ve dikkatli bir şekilde betimlenmesi (Büyüköztürk ve diğ., 2012) ve iki veya daha çok sayıda değişken arasında birlikte değişim varlığını ve derecesini belirlemeyi amaçladığı (Karasar, 2007) için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2019-2020 yılında öğrenim gören, İzmir ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde yer alan merkez ilçelerdeki ortaokul 5., 6., 7. ve 8. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Belirlenen bu evren üzerinden örneklem seçilerek yürütülmüş olup evreni temsil düzeyine sahip örneklemin seçiminde aşamalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İzmir ilinde ortaokula devam eden 5, 6, 7 ve 8. sınıf 739 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada ortaokul öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı ile duygusal-davranışsal sorunlar ve olumsuz bilişsel hatalar değişkenleri arasındaki ilişkiyi veren verilerin çözümlenmesi SPSS 23 paket programı kullanılarak t-testi analizi, pearson korelasyon analizi ve çok aşamalı regresyon yapılmıştır. Aynı araştırmada kullanılan Çocuklar için Olumsuz Bilişsel Hatalar Ölçeği'nin doğrulayıcı faktör analizi Amos programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler sonucunda, ortaokul öğrencilerinde dijital oyun bağımlılığı ile duygusal-davranışsal sorunlar ve olumsuz bilişsel hatalar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Bahsi geçen değişkenlerin dijital oyun bağımlılığını sırasıyla öğrencilerin davranışsal sorunları, olumsuz bilişsel hataları, duygusal sorunları, dikkat eksikliği, akran sorunları ve negatif yönlü ilişkili olan prososyal davranışların yordadığı tespit edilmiştir. Bu ilişkinin cinsiyet açısından farklılığına bakıldığında; kız ortaokul öğrencilerinin dijital oyun bağımlılığı düzeylerini sırasıyla; davranışsal sorunlar, olumsuz bilişsel hatalar, duygusal sorunlar, dikkat eksikliği ve akran sorunlarının yordadığı elde edilmiştir. Erkek ortaokul öğrencilerinin ise dijital oyun bağımlılığı düzeylerini sırasıyla; davranışsal sorunlar, duygusal sorunlar, olumsuz bilişsel hatalar ve dikkat eksikliği değişkenlerinin yordadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin oyun türlerine göre dijital oyun bağımlılığı puanlarının anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Buna göre, aksiyon/macera, simülasyon, strateji/savaş, rol yapma, oyunlarını oynayan öğrencilerin eğitici oyun oynayanlar ve hiç oyun oynamayanlara göre oyun bağımlılığı puanları daha yüksektir. Kız öğrencilerde, aksiyon/macera oyunu oynayanların eğitici oyun oynayanlara göre daha yüksek dijital oyun bağımlılığı puanları aldıkları, erkek öğrencilerde ise, hiç oyun oynamayı tercih etmeyen öğrenciler için elde edilen ortalama puanın, aksiyon/macera, strateji/savaş ve rol yapma oyunlarını oynayan öğrenciler için elde edilen puanlardan anlamlı biçimde farklılaşmakta iken dövüş, spor, simülasyon ve eğitici oyun türlerinin hiçbir grupla farklılaşmadığı görülmektedir. Araştırmada oyun oynama süresi değişkeninin dijital oyun bağımlılığı ile yüksek düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur. Cinsiyete göre farklılığa bakıldığında kız öğrenciler için bir saatten fazla oynanıyor olması dijital oyun bağımlılığı puanlarını arttırırken, erkek öğrenciler için hiç oyun oynamayanlar ile 0-4 saat arası oyun oynayanların puanları arasında dijital oyun bağımlılığı düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve hem araştırmacılara hem de ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlara öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, dijital oyun bağımlılığı, duygusal-davranışsal sorunlar, olumsuz bilişsel hatalar.
Üniversite öğrencilerinde nomofobinin temel psikolojik ihtiyaçlar doyumu, öz kontrol ve duygu düzenleme değişkenleriyle modellenmesi
Araştırmada, üniversite öğrencilerinde nomofobinin temel psikolojik ihtiyaçlar doyumu, öz kontrol ve duygu düzenleme değişkenleriyle ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca araştırmada üniversite öğrencilerinin nomofobi düzeylerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Dolayısıyla mevcut araştırmanın deseni araştırma değişkenleri arasındaki ilişkilerin yapısal eşitlik modeli çerçevesinde incelendiği ilişkisel tarama türünde bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemi iki aşamada belirlenmiştir. Birinci aşamada tabakalama örnekleme yöntemi, ikinci aşamada ise uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Buna göre araştırmada Dokuz Eylül Üniversitesi ve Pamukkale Üniversitesi'nden toplam 688 üniversite öğrencisi yer almıştır. Araştırmanın verileri araştırmacının kendisi tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve diğer araştırmacılar tarafından Türkçeye kazandırılan "Nomofobi Ölçeği", "İhtiyaç Doyumu Ölçeği", "Öz kontrol ve Öz Yönetim Ölçeği" ve "Duygu Düzenlemem Anketi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların yarısından fazlasının hafif düzeyde, yaklaşık her üç katılımcıdan birinin ise orta düzeyde nomofobik eğilim gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte nomofobi düzeyinin cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Psikolojik ihtiyaçlar ile öz kontrol ve nomofobi arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu; psikolojik ihtiyaçlar ile duygu düzenleme arasında ise anlamlı bir ilişkinin olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca nomofobi ile duygu düzenleme arasında da anlamlı bir ilişkinin olmadığı saptanmıştır. Öz kontrol ile nomofobi arasında da negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmanın sonucunda öz kontrolün psikolojik ihtiyaçlar ile nomofobi arasında tam aracılık rolü oynadığı belirlenmiştir. Araştırma üniversite örneklemi ile gerçekleştirilmiştir. İlerleyen dönemlerde bu modelin farklı örneklemlerde geçerliliği sınanabilir. Nomofobi günümüzde devam eden önemli bir sorun olarak kabul görmektedir. Nomofobinin önlenmesine yönelik psikoeğitim programları hazırlanarak deneysel çalışmalarla bu programların etkililiği sınanabilir. Anahtar Kelimeler: Nomofobi, temel psikolojik ihtiyaçlar, öz kontrol, duygu düzenleme.
Ortaokul öğrencilerinde okul yaşam kalitesi ile iyimserlik ve umut arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinde okul yaşam kalitesi ile iyimserlik ve umut arasındaki ilişkiyi incelemektir. Okul yaşam kalitesinin alt boyutlarından olan okulun ve sınıfın fiziki koşulları, okula karşı olumlu tutum, öğrenci-öğretmen ilişkisi ve psikososyal etmenler ile iyimserlik ve umut arasındaki ilişkiyi incelemek araştırmanın bir diğer amacıdır. Araştırmada ayrıca algılanan okul yaşam kalitesi puan ortalamalarının cinsiyet, sınıf düzeyi ve sosyo-ekonomik düzeye göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini İzmir il merkezinde 5, 6, 7 ve 8. sınıflarda öğrenim gören 561 ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Okul Çocuklarının Yaşam Kalitesi Ölçeği, İyimserlik Ölçeği, Çocuklarda Umut Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programından yararlanılarak, Pearson korelasyon analizi, aşamalı çoklu regresyon analizi, t-testi ve tek yönlü varyans analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda iyimserlik ve umut değişkenlerinin okul yaşam kalitesinin anlamlı yordayıcıları olduğu ve bu değişkenlerin okul yaşam kalitesine ait toplam varyansın %41.2'sini açıkladığı bulunmuştur. Ayrıca iyimserliğin ve umudun okul yaşam kalitesinin alt boyutlarından olan okulun ve sınıfın fiziki koşullarındaki toplam varyansın %19.2'sini, okula karşı olumlu tutumdaki toplam varyansın %32.9'unu, öğrenci-öğretmen ilişkisindeki toplam varyansın %22.4'ünü ve psiko-sosyal etmenlerdeki toplam varyansın %20'sini açıkladığı da bulunmuştur. Bunlara ek olarak okul yaşam kalitesi puan ortalamalarında cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmazken, sınıf düzeyi ve sosyo-ekonomik düzey bakımından ise anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular alan yazındaki diğer araştırma sonuçları ışığında tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlamlıkları ile çocukluk çağı travmaları ve ototelik kişilik arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinde çocuklukluk çağı travmalarının ve ototelik kişiliğin psikolojik sağlamlığı yordayıp yordamadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Dokuz Eylül Üniversitesi ve Mardin Artuklu Üniversitesi'nin çeşitli fakülte ve bölümlerinde öğrenim görmekte olan üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Ototelik Kişilik Envanteri, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi aşamasında Pearson momentler çarpımı krelasyon katsayısı hesaplama ve adımlı resgresyon analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda çocukluk çağı duygusal ihmali, çocukluk çağı duygusal istismarı, çocukluk çağı fiziksel ihmali ve ototelik kişiliğin psikolojik sağlamlığı anlamlı olarak yordadığı ve bu bağımsız değişkenlerin psikolojik sağlamlığın toplam varyansının %45.9'unu açıkladığı bulgusu elde edilmiştir. Çocukluk çağı travmaları ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki negatif yönlü iken ototelik kişilik ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki pozitif yönlüdür. Bağımsız değişkenler arasında psikolojik sağlamlığın en güçlü yordayıcısı ototelik kişilik olarak belirlenmiştir.
Ortaokul öğrencilerinin saldırgan davranışları ile akran ilişkileri ve öz-yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı akran ilişkileri ve öz yeterliğin, ortaokul öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin yordayıcılığını belirlemektir. Araştırmada ayrıca saldırganlık puanlarının cinsiyet ve sınıf düzeyine göre değişip değişmediği araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini İzmir ilinin Buca ilçesinde 5., 6., 7. ve 8. sınıfta öğrenim gören 661 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Reaktif-Proaktif Saldırganlık Ölçeği", 'Çocuklar İçin Öz-yeterlik Ölçeği' ve 'Akran İlişkileri Ölçeği' kullanılmıştır. Veri Analizinde pearson korelasyon analizi, aşamalı çoklu regresyon analizi, t-testi, varyans analizi ve varyans analizinin anlamlı olduğu durumlarda grupları iki olarak karşılaştırmak için LSD testi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda akran ilişkileri ve öz yeterliğin, saldırganlığın anlamlı yordayıcıları olduğu ve bu değişkenlerin saldırganlığın %27.9'unu açıkladığı bulunmuştur. Ayrıca saldırganlık puan ortalamalarının cinsiyete ve sınıf düzeyine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılaştığı bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular alanyazındaki diğer araştırma sonuçları ışığında tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi-oluşlarının sosyal sorumluluk davranışlarına göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı bireysel sosyal sorumluluk davranışının, kişilerin psikolojik iyi oluş düzeyi ile ilişkini ortaya koymaktır. Ayrıca araştırmanın alt problemlerinde bir takım demografik değişkenin bireysel sosyal sorumluluk ve psikolojik iyi oluş seviyesi arasında anlamlı farklar olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini İstanbul ve Marmara Üniversitesi'nde öğrenim gören 801 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik İyi Olma Ölçeği" ve "Bireysel Sosyal Sorumluluk Ölçeği" uygulanmıştır. Elde edilen veri analizinde SPSS 21.0 kullanılmıştır. Çalışmanın bulguları için ANOVA, Scheffe post hoc, pearson korelasyonu ve regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre bireysel sosyal sorumluluk puanlarının psikolojik iyi oluş ve alt boyutları puanlarının anlamlı yordayıcısı olduğunu göstermektedir. Sosyal sorumluluk değişkeni, psikolojik iyi oluş değişkenindeki toplam varyansın yaklaşık %12'sini açıklamaktadır. Ayrıca bireysel sosyal sorumluluk değişkeni ile cinsiyet, ailenin ekonomik düzeyi, sosyal sorumluluk projelerine katılma, sosyal sorumluluk projelerinde bulunma süresi, sivil topluma üyelik durumu, ileride katılma isteği ve sosyal sorumluk projelerine verdiği önem ile anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Psikolojik iyi oluş değişkeni ile ise cinsiyet, yaş, yaşamının çoğunu geçirdiği yer, ailenin ekonomik durumu, sosyo kültürel faaliyetlere katılım sıklığı, sivil toplum kuruluşuna üyelik, gönüllü olup olmaması, ileride katılma isteği ve sosyal sorumluluk projelerine verdiği önem ile anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Çatışma çözme ve akran arabuluculuğu eğitiminin 10. sınıf lise öğrencilerinin problem çözme becerileri ve akran ilişkileri üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, "Çatışma Çözme ve Akran Arabuluculuk Eğitimi"nin lise onuncu sınıf öğrencilerinin problem çözme becerileri ile akran ilişkilerine olan etkisi incelenmiştir. Araştırmanın amacı, iki yönlüdür: Çatışma Çözme ve Akran Arabuluculuk Eğitimi'nin lise öğrencilerinin problem çözme becerileri ile akran ilişkilerini ölçmektir. Araştırma, Manisa İli Yunusemre İlçesi'nde yer alan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki ortaöğretim kurumunda 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı'nda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni, "Çatışma Çözme ve Akran Arabuluculuk Eğitim Programı"; bağımlı değişkenleri ise, öğrencilerin problem çözme becerileri ve akran ilişkileridir. Çatışma Çözme ve Akran Arabuluculuk Eğitim Programı öncesi ve sonrasında deney ve kontrol gruplarına, Kaner (1998) tarafından geliştirilmiş olan Akran İlişkileri Ölçeği ile Heppner (1982) tarafından geliştirilen Problem Çözme Envanteri uygulanmıştır. Bu eğitim programı dört kısımdan ibarettir: Kişiler arası anlaşmazlıkların nedenleri ve bunların anlaşılması, iletişim becerilerinin kazandırılması, öfke kontrolü becerilerinin kazandırılması ve kişiler arası çatışmaların yapıcı ve barışçıl bir şekilde çözülmesi becerileri. 14 etkinlikten oluşan eğitim programı, haftada birer saat olmak üzere on dört hafta boyunca deney grubunda yer alan öğrencilere uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir eğitim verilmemiştir. Araştırmaya ilişkin veriler, 2014-2015 Eğitim-Öğretim Yılı'nda Manisa İli'nde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı iki lisenin onuncu sınıf öğrencilerinden (62 öğrenci) elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS 15 for Windows programı kullanılarak yapılmıştır. Deney ve kontrol grubunun problem çözme becerileri ile akran ilişkileri arasında anlamlı farkın olup olmadığını test etmek amacıyla Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile T Testi uygulanmıştır. 14 saatlik eğitim programının ardından, deney grubunda yer alan her bir öğrenci, bir kız bir erkek olmak üzere, birer hafta boyunca arabuluculuk görevini üstlenmiştir. Bu şekilde, sınıf ortamında ortaya çıkan anlaşmazlık ve çatışmaların yapıcı ve barışçıl bir şekilde çözümü amaçlanmıştır. Sınıfta yaşanan bir anlaşmazlık ve çatışma durumunda, öğrenciler idareye ya da öğretmenlere sorunu iletmek yerine, arabulucu öğrencilerin desteğini alarak çözmeyi denemişlerdir. Yapılan analizler sonucunda, Çatışma Çözme ve Akran Arabuluculuk Eğitimi alan deney grubu öğrencilerinin problem çözme becerilerinde, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında genel olarak deney grubu lehine anlamlı fark saptanmıştır. Genel akran ilişkilerine bakıldığında ise; öğrencilerin ön test-son test puanlarında anlamlı bir fark olmamakla birlikte, kontrol grubuna göre anlamlı bir farklılık olduğu görülmektedir.
Evli bireylerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin yordanması
Bu araştırmada öz-yeterlik, algılanan sosyal destek (ASD), yaşam doyumu (YD), iyimserlik ve evlilik doyumu (ED) değişkenlerinin evli bireylerin; kadın ve erkeklerin; travmatik yaşantısı olan bireylerin ve travmatik yaşantısı olan kadın ve erkeklerin psikolojik sağlamlıklarını ne düzeyde yordadığı ve sağlamlığın çeşitli sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Çalışmada, 2014 yılı içerisinde İzmir'de yaşayan 835 (485 kadın ve 350 erkek) bireye "Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği, "Genel Öz-Yeterlik Ölçeği", "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği", "Yaşam Doyumu Ölçeği", "Yaşam Yönelimi Testi-İyimserlik Ölçeği", "Evlilik Yaşamı Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" uygulanmıştır. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA ve adımsal çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; 1. Öz-yeterlik, ASD, YD, iyimserlik ve ED değişkenleri evli bireylerin sağlamlık düzeylerindeki varyansın %40'ını açıklamıştır. 2. Öz-yeterlik, ASD, YD ve iyimserlik değişkenleri kadınların sağlamlık düzeylerinin %42.3'ünü açıklamıştır. Ancak; ED, sağlamlığı yordamamıştır. 3. Öz-yeterlik, ASD, YD ve ED değişkenleri erkeklerin sağlamlık düzeylerinin %38'ini açıklamıştır. Ancak; iyimserlik kadınların sağlamlığını yordamamıştır. 4. Öz-yeterlik, ASD, YD ve iyimserlik değişkenleri, travması olan katılımcıların (n= 506) sağlamlık düzeylerinin %38'ini açıklamıştır. Ancak, ED travması olanların sağlamlığını yordamamıştır. 5. İyimserlik, ASD, öz-yeterlik ve YD, travması olan kadınların (n= 302) sağlamlık düzeylerinin %43'ünü açıklamıştır. Ancak, ED kadınların sağlamlığını yordamamıştır. 6. Öz-yeterlik, ASD ve ED, travması olan evli erkeklerin (n= 204) sağlamlık düzeylerinin %34.4'ünü açıklamıştır. Ancak, YD ve iyimserlik, erkeklerin sağlamlığını yordamamıştır. 7. Katılımcıların ve eşlerinin öğrenim düzeyleri arttıkça ve ekonomik durum algısı yükseldikçe sağlamlığın da arttığı ancak cinsiyet, yaş, katılımcının ve eşinin çalışma durumu ve travma yaşantısının sağlamlık düzeylerinde farklılaşmaya yol açmadığı belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular tartışılmış ve araştırma sonuçlarına dayalı olarak araştırmacılar ve uygulayıcılar için bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Psikolojik Sağlamlık, Öz-Yeterlik, Algılanan Sosyal Destek, Yaşam Doyumu, İyimserlik, Evlilik Doyumu, Travmatik Yaşantı, Koruyucu Faktörler, Risk Faktörleri