Theses supervised by Prof. Dr. Arif Özaydın

13 theses · Gaziantep University

Master'sOpen AccessTR

Jeopolitik risk endeski ile insani gelişmişlik endeksi arasındaki ilişkinin Türkiye örneğinde incelenmesi

Anadolu yardım adası, dünya tarihi incelendiğinde sadece güçlü devletlerin hakimiyet sağlayabildikleri, askeri siyasi ekonomik, doğal enerji kaynaklarına ve ticaret yollarına yakınlığı ve kültürel özellikleri ile ender rastlanan bir bölgedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye özelinde jeopolitik risk endeksi ile insani gelişme endeksi arasındaki nedensellik ilişkisini ortaya koymaktır. Ekonometrik analiz için; bağımsız değişken olarak, Dario Caldara ve Matte Iacovilello tarafından oluşturulan jeopolitik risk endeksi, bağımlı değişken olarak ise UNDP tarafından yayınlanan insani gelişme endeksi verileri Türkiye açısından 1990 ile 2019 yıllarına ait yıllık veriler kullanılarak analiz gerçekleştirilmiştir. Değişkenler üzerinde uygulanan Toda Yamamoto nedensellik testi sonucunda jeopolitik risk endeksi ile insani gelişme endeksi arasında istatistiksel olarak anlamlı çift yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

Jeopolitik riskJeopolitik risk endeksiNedensellik+3
Ertuğrul Bayhan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinin Türkiye'nin dış ticaretine etkileri

Çalışmanın amacı, COVID-19 pandemisinin Türkiye'nin dış ticaretine olan etkilerini incelemek ve özellikle ithalat ve ihracatın farklı sektörler arasında nasıl dağıldığını analiz etmektir. Çalışma, pandeminin küresel ekonomiye olan etkisinin yanı sıra Türkiye'nin uluslararası ticaretine yönelik özel bir odaklanma sağlamakta ve sektörel düzeydeki etkilerin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Araştırma sürecinde, COVID-19 pandemisinin neden olduğu değişimler ve ekonomik faaliyetler üzerindeki etkileri belirlemek için çeşitli analiz yöntemleri kullanılmıştır. İthalat ve ihracat verileri dikkatlice incelenerek, farklı sektörlerin pandemi döneminde nasıl etkilendiği ve ticaretin sektörel dağılımında meydana gelen değişiklikler ortaya konulmuştur. Bulgular, pandeminin Türkiye'nin dış ticaretine önemli ölçüde etkilediğini ve belirli sektörlerin diğerlerine kıyasla farklı derecelerde zarar gördüğünü göstermektedir. Araştırma, pandeminin yarattığı zorluklarla başa çıkmak ve gelecekte benzer durumlara karşı hazırlıklı olmak için ekonomi politikalarında etkili önlemler alınmasına dair önemli ipuçları sunmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışmada elde edilen bulgular, Türkiye'nin dış ticaretinin pandemi süreciyle nasıl değiştiğine ve etkilendiğine dair değerli bilgiler sağlamaktadır. Pandeminin sektörel düzeydeki etkilerini anlamak, ekonomik karar alıcılar için önemli bir adım olacaktır. Bu çalışma, uluslararası ticaretin belirli sektörler üzerindeki etkilerini anlamak ve ekonomik istikrarı sağlamak için atılacak adımlara dair daha iyi bir anlayış sağlamaktadır.

Ebru Aslaner
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yoksullukla mücadelede kamu kurumu ve sivil toplum kuruluşlarının rolü

İnsanlık tarihi kadar eski bir konu olan yoksulluk, kalkınma sürecinin en önemli gündem maddelerinden birisidir. Bir taraftan farklı perspektifler doğrultusunda yoksulluk olgusu ve yoksulluğun ölçülmesiyle ilgili çabalar, diğer taraftan da gelir dağılımı eşitsizliği ve yoksulluk sorununu ortadan kaldırmaya yönelik uygulanan politikaların etkinliği tartışılmaktadır. Günümüzde iktisadi eşitsizlikleri açıklamakta önemli bir gösterge olarak kullanılan gelir dağılımı eşitsizliğinin vardığı boyutlar devletin gelir dağılımına müdahale etme gereğini zorunlu hale getirmiştir. Kamu kesiminin gelir eşitsizliği sorununu ortadan kaldırmaya yönelik uyguladığı politikalarla etkin bir rol üstlendiği ve önemli bir sosyal politika aracı olarak kullanılan sosyal yardımlara ayrılan kaynağın artmasıyla yoksulluk oranında azalmalar görülmektedir. Ekonomik, sosyal, siyasal ve toplumsal boyutlarıyla bir kısım sorunların da kaynağını oluşturan gelir dağılımı eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasına yönelik kamu kesiminin yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu mevcuttur. Bu kuruluşlar, yoksullukla mücadelede önemli işlevler yerine getirmekle beraber, kaynaklarının yetersizliği ve yerel yönetimlerle gerekli koordinasyonun sağlanamaması sebebiyle yeterli olmamaktadırlar. Bu çalışmanın amacı analize konu olan döneme ait sosyal yardım harcamalarının yoksulluk üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda yoksulluk ve sosyal yardımlar arasındaki ilişkiler 1987-2014 dönemine ait verilerle kısa ve uzun dönem için ARDL sınır testi yaklaşımı ile incelenmiş ve VECM Granger nedensellik testi ile bu iki değişken arasındaki ilişkinin yönü belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre yoksulluk ve çalışmada kullanılan diğer kontrol değişkenlerin uzun dönemde birlikte hareket etmekte olduğu, kısa dönemde ekonomik büyüme ve sosyal yardım harcamalarının hane halkı tüketim harcamalarını arttırarak yoksulluğu azaltan bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Gelir Dağılımı, Yoksullukla Mücadele

Gelir dağılımıKamu kuruluşlarıSivil toplum örgütleri+1
Özge Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Borsa İstanbul'da İslami hisse senedi endeksi oluşturulmasına yönelik bir yaklaşım önerisi

İslami hisse senedi, İslami hisse senedi taraması neticesinde şer'i uygunluğa sahip hisse senetlerini ifade etmektedir. İslami hisse senedi taraması, sektörel tarama ve finansal oran taraması olmak üzere iki aşamadan oluşmaktadır. İslami hisse senedi taraması esnasında kullanılacak kriterler, uluslararası derecelendirme kuruluşları ve endeks sağlayıcıların şer'i danışma kurulları tarafından belirlenmektedir. Uygulamada, farklı şer'i kurulların farklı kriterleri benimsediği görülmüştür. Söz konusu kriterler arasında en belirgin fark, finansal oran taraması esnasında kullanılan finansal oranların paydasında yer alan şirket değerinin defter değeri ve piyasa değeri mi olacağı ile ilgilidir. Bu çalışmada, ilk olarak şirket değeri olarak defter değeri ve piyasa değeri (12, 24 ve 36 aylık ortalama piyasa değeri) kullanımının oluşturduğu etki incelenmiştir. Bu kapsamda BİST Tüm endeksinde yer alan 40 sektörden 330 şirketin 2008Q1-2018Q2 dönemleri mali tablo verilerinden yararlanılmış ve İslami hisse senedi taraması gerçekleştirilmiştir. İkinci olarak, ihtiyatlılık ve liberal yaklaşımları benimsenerek iki yeni model önerilmiştir. Buna göre ihtiyatlılık gereği sektörel bazda minimum bölen değeri, liberal yaklaşımda ise sektörel bazda maksimum bölen değeri şirket değeri olarak kabul edilmiş ve iki yeni portföy oluşturulacak şekilde İslami hisse senedi taraması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda dört farklı bölen değeri ve iki yeni model önerisi doğrultusunda altı farklı portföy oluşturulmuş ve bu portföylerden İslami hisse senedi endeksleri oluşturulmuştur. Son olarak, İslami hisse senedi piyasalarının konvansiyonel hisse senedi piyasalarından ayrıştığı yönündeki ayrıştırma hipotezi test edilmiştir. Bu kapsamda konvansiyonel hisse senedi piyasalarını temsilen BİST100 endeksi kullanılmıştır. İslami hisse senedi endeksleri ile BİST100 endeski arasında MV-GARCH modeli kurulmuş ve modelden dinamik koşullu korelasyon katsayıları (DCC) elde edilmiştir. Genel olarak çalışmadan elde edilen bulgular, İslami hisse senedi tarama kriterleri arasında ciddi farklılıklar olduğu, bu farklılıkların portföylerin sektörel dağılımında ve portföyde yer alan şirket kompozisyonu üzerinde ciddi farklılıklara yol açtığı ancak söz konusu farklılıkların bütüncül bir yaklaşımla elde edilen endekslerin getiri serileri ile konvansiyonel piyasalar arasındaki ayrışma hipotezinin geçerliliği üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı yönünde olmuştur.

BorsaGARCH modelHisse senetleri+1
Mehmet Fatih Buğan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İktisadi kalkınmaya yaklaşım açısından İbn Haldun ve Adam Smith

Ekonomik kalkınma konusu her ne kadar İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra daha sistematik olarak incelenmeye başlandıysa da, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri bu dönemden önce de araştırmalara konu olmuştur. Bu araştırmalar çoğu zaman araştırmacıların ve düşünürlerin farklı bakış açısından kaynaklanmıştır. İbn Haldun ve Adam Smith, birbirinden farklı iki düşünür olarak bilinmektedir. Çalışmamızda her ne kadar birbirinden farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda yaşamış olan iki düşünürün aslında aralarında çok büyük farklılıkların olmadığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Her ikisinin de hem iktisadi hem de ahlaki değerler konusunda, farklı dille ama aynı fikri yaklaşımla nasıl birbirine yaklaştığı bu çalışmada ifade edilmiştir. Aynı zamanda, birbirinden habersiz bir şekilde yazılan Mukaddime ve Ulusların Zenginliği eserlerinin tek amacının da toplum faydasına ulaşmak ve insanlarda farklı bakış açısını yakalamak umuduyla yazıldığına dikkat çekilmiştir.

Ekonomik kalkınmaSmith, Adamİbn Haldun
Esra Turan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye 2023 ekonomik hedeflerin gerçekleşmesinde girişimciliğin önemi

Evrenselleşme ve iletişim teknolojilerinde süratle meydana gelen değişimler ile girişimcilik, verimliliği arttıran önemli unsurlardan birisi olmuştur. Günümüzde ülkelerin ekonomik büyümelerini sürdürülebilmesi ve rekabet güçlerinin sağlanabilmesi için girişimci ekonomi faaliyetleri üzerinde oldukça yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Artan rekabet ve gelişen teknolojiye bağlı olarak makroekonomik ve yerel ekonomilerde bu değişen sürece uyum sağlamak kaçınılmaz bir hal almıştır. Bu bağlamda 2023 ekonomik hedeflerinin başarıyla sağlanabilmesi için ekonomideki aktörlerin girişimcilik tabanlı faaliyetlerde bulunup bu alanlardaki süreçlerde faaliyetlerini geliştirmeleri gerekmektedir. Girişimcilik, ülke ekonomilerindeki faktörleri birleştiren ve gördüğü fırsatları değerlendiren ve bu aşamada yenilikler üreten, ürettiği yenilikçi girişimlerle risk alan ve ülke ekonomilerinde motor görevini üstlenen bir üretim faaliyetidir. Bu çalışma girişimcilik ve 2023 ekonomik hedeflerini açıklayarak, girişimcilik ve ekonomi arasındaki ilişkiyi ele aldıktan sonra 2023 ekonomik hedefleri üzerinde girişimciliğin etkilerini açıklamaya çalışmaktadır. Yöntem olarak Granger nedensellik analizi yapılmış ve girişimcilik ve milli hâsıla arasında tek yönlü ilişki olduğu, girişimcilikten ihracat ve ithalata doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: 2023, Girişimcilik, Ekonomik Hedef

2023 hedefleriEkonomiEkonomi politikaları+7
Nevzat Keskin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de sürdürülebilir kalkınma ve mikro temelli sürdürülebilir kalkınma uygulamaları

Sürdürülebilir kalkınma kavramı, genellikle çevresel boyutu ile değerlendirilen bir kavram olmasına rağmen bu kavramın ekonomik, sosyal ve çevresel olmak üzere üç farklı alt boyutu mevcuttur. Dünyadaki tüm ülkeler söz konusu sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak amacıyla çeşitli politikalar uygulamaktadır. Türkiye de özellikle son yıllarda sürdürülebilir kalkınmaya yönelik önemli mikro temelli politika uygulamalarına başlamıştır. Bu politikalar kapsamında artan miktarda yatırımlar yapılması, Türkiye'nin söz konusu dönemde tanıklık ettiği politik istikrar ile de ilişkilendirilmektedir. Söz konusu bilgilere dayalı olarak bu çalışmada, Türkiye'de politik istikrarın sürdürülebilir kalkınmanın farklı boyutları üzerindeki etkisinin 2002-2017 dönemi için incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda oluşturulan birinci modelde ekonomik sürdürülebilirliği incelemek amacıyla, politik istikrarın, emek ve sermaye birikiminin reel GSYH üzerindeki etkisi incelenmiştir. İkinci modelde ise çevresel sürdürülebilirliği incelemek amacıyla politik istikrarın ve reel GSYH'nın yenilenebilir enerji tüketimi üzerindeki etkisi incelenmiştir. Son olarak üçüncü modelde sosyal sürdürülebilirliği incelemek amacıyla, politik istikrarın ve reel GSYH'nın yoksulluk üzerindeki etkileri incelenmiştir. Söz konusu ilişkiler, zaman serisi yöntemleri aracılığıyla incelenmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, birinci modelde emek ve sermaye birikiminin reel GSYH'yı arttırdığı buna karşın politik istikrardaki artışın reel GSYH'yı azalttığı sonucuna ulaşılmıştır. İkinci model için elde edilen sonuçlar incelendiğinde, reel GSYH'daki ve politik istikrardaki artışın yenilenebilir enerji tüketimini arttıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal sürdürülebilirliğin incelendiği üçüncü modelde ise, reel GSYH'daki artışın yoksulluk oranını arttırdığı fakat politik istikrardaki artışın yoksulluğu azalttığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Ekonomi politikalarıEkonomik zaman serisiMikro girişim+4
İbrahim Halil Oğuz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fikri mülkiyet haklarının korunmasının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: OECD ülkeleri üzerine bir uygulama

Bilginin kullanılması sonucu ortaya çıkan ve teknolojik olarak katma değeri yüksek olan ürünler çeşitli araştırma-geliştirme (AR-GE) faaliyetleri neticesinde ortaya çıkmaktadır. Gerçekleştirilen bilimsel, düşünsel ve sanatsal çalışmalar neticesinde elde edilen ürünlerin haklarının korunması ise bu dönemde oldukça önem kazanmış, gerek ulusal gerekse uluslararası boyutlarda söz konusu hakların korunması maksadı ile çeşitli koruma mekanizmalarına olan ihtiyaç ortaya çıkmıştır. Bu anlamda ortaya çıkan Fikri mülkiyet hakları, gerek mevcut eserlerin haklarının korunması gerekse ortaya çıkacak yeni fikir ve sanat eserleri için yaratıcılığı teşvik açılarından oldukça önemli bir rol üstlenmektedir. Dolayısı ile fikri mülkiyetlerin korunması, gerek teknolojik alanda gerekse sosyal ve ekonomik alanlarda ülkelerin ilerlemelerini ve uluslararası alanlarda rekabet edebilirliklerinin artmasını sağlayan bir hayli önemli bir etkendir. Bu çalışma kapsamında ilk olarak fikri mülkiyet haklarının tarihsel süreçte göstermiş olduğu gelişim incelenmiş, devamında ise tanımı ve ekonomik büyüme ile olan ilişkisi ele alınmıştır. Daha sonra ve fikri mülkiyet haklarının korunmasının önemi incelenmiş ve söz konusu hakların OECD ülkelerindeki ekonomik büyümeye olan etkilerin analiz edildiği bir ekonometri uygulama sunulmuştur. Uygulama kapsamında fikri mülkiyet haklarının korunmasının ekonomik büyümeye ve AR-GE yatırımlarına olan etkileri araştırılmış ve netice olarak incelenmiştir fikrî mülkiyet haklarının korunmasının söz konusu alanlarda olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fikri Mülkiyet Hakları, AR-GE, Ekonomik Gelişme.

Araştırma-geliştirmeEkonomik büyümeFikri ve sınai mülkiyet hakları+1
Sabire Kiper
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

BRICS-T ülkelerinde küreselleşme ve ekonomik büyüme ilişkisinin farklı boyutlarla incelenmesi

Küreselleşmenin günümüzde hayatın her aşamasında etkisinin hissedildiği görülmektedir. Bu etkilerin bir kısmı insanlara, toplumlara, ülkelere avantajlar sağlamakta, bir kısmının ise dezavantajlara neden olduğu görülmektedir. Küreselleşme ile iletişim olanaklarında ciddi anlamda gelişmeler yaşanmakta, teknolojik gelişmeler ise tüm dünyada eş zamanlı kullanılabilmektedir. Küreselleşmenin sosyal olarak toplumlara sağladığı diğer bir fayda ise ülke dışındaki kültürlerle ilişkilerin artarak ve toplumsal gelişim sağlanmasıdır. Sosyal olarak avatajlar sağlayan küreselleşmenin toplumların yerel kültürlerinin aşınmasını sağladığı ve milli dil, inanç, örf ve adetlerinin öneminin yitirilmesine neden olduğu görülmektedir. Politik açıdan bakıldığında ise küreselleşme ile birlikte ülkeler birbirleriyle daha yakın ilişki kurma şansını elde etmişler ve uluslararası kuruluşlar aracılığıyla ortak hareket edebilme imkanına kavuşmuşlardır. Ayrıca politik ilişkilerin artması sayesinde birbirleriyle daha derin ekonomik ilişkiler kurma imkanına sahip olmuşlardır. Küreselleşmenin ortaya çıkış noktası olarak görülen ekonomik küreselleşme incelendiğinde en temel anlamda küreselleşme sayesinde tüketimde tüm dünyanın tek bir pazar haline geldiği görülmektedir. Üretim de ise ülkelerin teknolojik gelişmelere ve yeni buluşlara ulaşımda ciddi bir hız yakaladığı, üretim faktörlerinin hareketliliği nedeniyle önemli avantajlar elde edildiği görülmektedir. Sağlanan söz konusu avantajların yanı sıra rekabetin de küreselleştiği ve ülkelerin ekonomik anlamda ciddi bir yarış içinde oldukları görülmektedir. Çalışmada BRICS-T ülkelerinde 1990-2014 yılları arasında ekonomik büyüme ile genel, ekonomik, sosyal ve politik küreselleşme arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada oluşturulan dört model kapsamında yapılan FMOLS katsayı tahmincisi analizleri sonucunda, BRICS-T ülkelerinde ekonomik büyüme üzerinde genel, ekonomik, sosyal ve politik küreselleşmenin pozitif ve istatistiki açıdan anlamlı etkisinin olduğu görülmektedir. Değişkenler arasında nedensellik ilişkisi ise Dumitrescu-Hurlin nedensellik testi ile incelenmiştir. Bu analizler sonucunda ise sermaye birikimi ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü, genel, ekonomik ve sosyal küreselleşmeden ekonomik büyüme doğru tek yönlü ve politik küreselleşme ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu görülmüştür.

BRICSBRICS-TEkonomik büyüme+5
Murat Tekbaş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası göç bağlamında, Suriyeli sığınmacıların emek ve yabancı sermaye yatırımları açısından Türkiye ekonomisine etkileri(Gaziantep ve Şanlıurfa örneği)

Etnik çatışmalar, savaşlar, terör olayları, işsizlik, adil olmayan gelir dağılımı, yoksulluk, iklim ve çevre koşulları gibi birçok olumsuzluk, insanların gönüllü/ zorunlu olarak yaşadıkları bölgelerden ayrılmasına neden olmaktadır. Dünyada milyonlarca insanın göç etmesinde etkili olan bu sebepler ülkeden ülkeye farklılık göstermiş olsa da, ekonomik ve politik nedenler her iki yüzyılda göç hareketlerinde temel hareket noktasını oluşturmaktadır. İnsanlık tarihinin en düzensiz ve dramatik nüfus hareketi olarak bilinen göç, sonuçları ile bir insanlık sorunu haline gelmiştir. Arap Baharı sürecinde Türkiye'ye göç eden 3 milyon 642 bin 738 (Mart 2019) Suriyeli sığınmacının göç etme sebepleri diğer kitlesel göçlerin sebepleri ile benzerlik göstermektedir. Bu çalışma, Suriyeli sığınmacıların emek piyasası ve yabancı sermaye yatırımları yolu ile Türkiye ekonomisine etkilerini, Gaziantep ve Şanlıurfa'da yaşayan (15-64) yaş grubu Suriyeli sığınmacılara yönelik bir alan araştırması ile elde edilen bulgularla analiz etmiştir. Araştırmada, anket, yüz yüze görüşme ve gözlem yolu ile 418 Suriyeli yatırımcı ve 453 Suriyeli iş gücüne ulaşılmıştır. Bulgular ışığında, Suriyeli sığınmacıların Türkiye emek piyasası ve yabancı sermaye yatırımları üzerine etkilerine bakıldığında, genel olarak kayıtlı istihdamda önemli bir olumsuz etkiye sahip olmadıkları, ancak kayıt dışı istihdam oranları ve ücretler üzerinde olumsuz etkileri olduğu gözlenmiştir. Sığınmacı yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerde, artan toplam talep ve düşen işgücü maliyetlerinin kayıtlı sektörde istihdam artışına yol açtığı da görülmüştür. Sığınmacıların kamu maliyesi ve enflasyon üzerinde olumsuz etkileri de gözlenmektedir. İşsizlik oranları ve kayıtlı istihdamda düşük oranda bir artışa yol açan sığınmacılar, ayrıca işgücüne katılım, kayıt dışı istihdam ve iş bulma oranlarının bir miktar gerilemesine neden olmuştur. Suriyeli sığınmacılar göç yolu getirdikleri sermayeleri ile Türkiye'de farklı sektörlerde işletmeler kurarak ekonomiye önemli katkılar sağlamıştır. Çalışma, Suriyeli sığınmacılara "tüketen ve yük olan insanlar" bakış açısı yerine, "tüketen sığınmacıdan, üreten sığınmacıya" yaklaşımı ile bir bakış açısı sunmaktadır.

Ekonomik etkiEmekGaziantep+7
Aziz İlgazi
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tasarruf açığının karşılanmasında bireysel emeklilik sistemi

Türkiye'nin son yıllarda değişen demografik özellikleri, tıpta yaşanan gelişmelerle birlikte uzun yaşam beklentileri, emeklilikte daha kaliteli hayat isteği ve sosyal güvenlik sisteminin hem ekonomik hem de sosyal beklentileri karşılayamaması gibi pek çok neden yeni bir emeklilik sistemi arayışına neden olmuştur. Bu doğrultuda, Türkiye'de hayata geçen bireysel emeklilik sistemi ile insanlar, aktif çalıştıkları dönemde tasarruf yaparak çalışma dönemi sonunda emeklilik gelirlerine ek bir gelir elde ederek hayat kalitelerini devam ettirmeyi hedeflemektedirler. Bireysel emeklilik sistemi sayesinde yapılan tasarrufların biriktirdiği fonlar ile oluşan finansal denge, kalkınmasını tamamlamış ve gelişmiş ülkelerin makroekonomik göstergelerinde sağladığı iyileşmelerle birlikte birçok ülke bireysel emeklilik sistemlerini daha cazip hale getirmek için politikalar üreterek, reformlar gerçekleştirmektedir. Türkiye'de toplumun gösterdiği tasarruf eğilimleri içinde bireysel emeklilik sisteminin yerinin belirlenmesi ve yapılan yenilikler ve değişikliklerin bireysel emeklilik sistemine ve tasarruflara katkılarının ne olduğunun tespiti sistemin gelişmesi ve yapılacak yeni reformlar için kilit konumdadır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de bireysel emeklilik sisteminin tasarruf açığının karşılanmasında etkisi ve öneminin bazı değişkenler ile açıklanmasını sağlamaktır. Çalışmada Literatürsel Tarama Yöntemi kullanılmış, 2003-2018 yılları arasındaki resmi veriler esas alınarak sistemin bireylerin tasarruflarına nasıl bir etkisinin olduğu ve bireysel emeklilik sisteminde yapılan reformların ulusal tasarruflara katılma üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Ayrıca seçilmiş bazı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tasarruf oranları ve bireysel emeklilik sistem performansları da incelenmiştir. Elde edilen istatiksel bulgular, İkincil analiz ve içerik analiz tekniği kullanılarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonuçları tablo, grafik, histogram vb. araçlarla betimsel olarak gösterilerek açıklanmış ve yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda Bireysel Emeklilik Sistemi'nin güçlü ve zayıf yönleri ile sistemin büyümesi ve gelişmesi adına öneriler sunulmuştur.

Bireysel emeklilikBireysel emeklilikFinansal açıklık+6
Mehmet Sekman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik kalkınma bağlamında yerel yönetimlerin özerkliği

Çalışmanın amacı, yerel yönetimlerin özerkliği ile kalkınma arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Kalkınma kavramının yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlaması aydınlanma dönemine dayanır. Aydınlanma düşüncesi bilimsel yaklaşımda getirdiği dönüşümle birlikte üretim biçimi ve ekonomiyi de etkilemiştir. Bugüne kadar etkisi ile modern kalkınma anlayışının biçimlenmesinde çok etkili olmuştur. Ülkeler üretim faktörlerini doğru şekilde kullanarak, vatandaşların refah seviyesini yükseltmek amacındadırlar. Bunun için ülkenin teknik altyapı seviyesi, kalkınmanın daha hızlı ve etkili olmasını sağlayacak önemli unsurlardandır. Ekonomi literatüründe önemli bir kavramsal ayrım dikkati çekmektedir. Büyüme ve Kalkınma kavramları bazı dönemlerde aynı anlama geldikleri düşünülerek kullanılagelmişlerse de büyüme kavramı, sadece Gayri Safi Milli Gelir'deki oransal artışı ifade ederken, kalkınma ise, üretim ve teknolojideki yenilikler ile ortaya çıkan sosyo-ekonomik ilerlemeleri de içerir. Bölgelerin ve yerel birimlerin yol, su ve elektrik gibi alt yapı ihtiyaçlarının karşılanma düzeyi bölgenin gelişmişlik düzeyini belirlemek için önemli bir değişkendir. Sınırlı bir coğrafyada yaşayan görece küçük bir topluluğun ortak ihtiyaçlarını karşılamak içim oluşturulan idari birimler yerel yönetimler diye adlandırılmaktadır. Yerel yönetimlerde özerklik, hizmeti yerelde en yakın birimin sunmasının hizmet sunumunun daha verimli olacağı kabulünden dolayı kamu hizmetlerinde maliyet düşürücü bir etkiye sahiptir. Aynı zamanda yerel yönetimlerin yasalarla sorumlu oldukları hizmet alanlarının ekonomik büyüklükleri ve doğrudan veya dolaylı olarak ekonomiye etkileri bulunmaktadır. Bu çalışmada yerel yönetim hizmetlerinin bölgesel kalkınma üzerindeki etkisine dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla görüşme grubundan elde edilen veriler, görüşmecilerin açık veya örtülü olarak vurguladıkları kavramlar kodifiye edilmek suretiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre yerel yönetimlerin bölgesel kalkınmada etkin bir rolü olduğu, ekonomik kararları alma konusunda yetkilerle güçlendirilmelerinin kalkınma üzerinde olumlu etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

Ekonomik kalkınmaYerel yönetimlerÖzerklik
Muhammet Yusuf Cinkara
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşme bağlamında Kuşak ve Yol Girişimi Çin eksenli bir analiz

Günümüz dünyasında küreselleşme süreci bir dönüm noktasındadır. II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkan ekonomik problemlerin çözümünde kullanılan Batı merkezli iktisadi çözümler 2008 finansal krizinden sonraki ekonomik sorunları çözmede yetersiz kalmışlardır. 2008 finansal krizi ile birlikte Batı dünyası ve ABD' de küreselleşme karşıtı ve korumacı politikalar artmıştır. Bu gelişmelerin yanı sıra, BREXIT süreci ile birlikte küreselleşmenin geleceği ile ilgili ciddi soru işaretleri ortaya çıkmıştır. Özellikle son yüzyılda dünya ekonomisi ve politikasına yön veren uluslararası liberal düzen ve kurumları, onları ortaya çıkaran sahipleri ile birlikte güç kaybetmeye başlamışlardır. Bu çalışmanın konusu, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi projesinin küreselleşme süreci üzerindeki etkilerinin analiz edilmesidir. Çalışma ile Çin'in geliştirdiği Kuşak ve Yol Girişimi'nin kavramsal çerçevesi çizilecektir. Bunun yanında KYG'nin ekonomik ve siyasal konjonktürel dünya düzenini nasıl değiştireceği ve ülkeleri ne yönde etkileyeceğinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın Kuşak ve Yol Girişimi konusunda çalışan ve konu hakkında bilgi sahibi olan çeşitli sektörlerdeki katılımcılarla yapılan anket çalışması sonucunda elde edilen verilerin Mann Whitney U ve Kruskal-Wallis testlerine tabi tutulması ile ulaştığı bulgular; Kuşak ve Yol Girişimi'nin küreselleşme sürecini ekonomik ve siyasi açılardan etkileyeceği, Kuşak ve Yol Girişimini'nin Türkiye açısından büyük ekonomik fırsatlar ortaya çıkaracağı ve siyasi konjonktürde Türkiye'nin küresel ölçekte dengeli bir yol izlemesi gerektiği yönünde ortaya çıkmıştır.

Bir Kuşak Bir Yol ProjesiEksen kaymasıKüreselleşme+3
Mehmet Ali Koçakoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors