Theses supervised by Prof. Dr. Burhan Aykaç
14 theses · Gazi University
Avrupa Birliği sürecinde spor federasyonlarının yapısal bakımdan değerlendirilmesi
Bu araştırma ile AB sürecinde, Türk ulusal spor federasyonlarının yönetimsel yapıları ve bazı AB ülke spor federasyonlarının yönetimsel yapıları mukayeseli bir biçimde incelenmiş; bununla birlikte spor yöneticilerinin bu yapılanmaya ilişkin görüşleri alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.Bu amaçla tesadüfi örnekleme yöntemi ile spor federasyonu yöneticilerine, spor uzmanları ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları öğretim elemanlarına yönelik betimsel tarama yöntemi ile birlikte, yüz yüze görüşme ve e-mail yoluyla nitel bir araştırma da uygulanmıştır. Öncelikli olarak mevcut durum tespit edilerek, bazı Avrupa ülke spor federasyonları ile mukayese edilmiştir. Yapılan tespitler ve alınan uzman görüşleri değerlendirilerek öneriler sunulmuştur.Nitekim bu araştırma ile elde edilen bilgilere göre spor federasyonlarının; genel kurullarının ilgili spor dalı ile ilgilenen geniş bir kesim içerisinden seçilen üyelerden oluşmadığı, dolayısı ile genel kurul üyelerinin belirlenmesinde doğru bir yol izlenmediği, genel kurul üye sayısının da kesinlikle yetersiz kaldığı ve genel kurul yapısının bu hal ile sağlıklı olmadığı, beklenilen düzeyde gelir elde edemedikleri, neredeyse tüm gelirlerinin devletçe karşılandığı, verilen bütçe ödeneğinin objektif bir değerlendirme sonucu da verilmediği, bütçelerinin etkin ve verimli bir biçimde kullanıldığı, harcamalarını şeffaf bir biçimde yapılmadığı, harcamalarının ihale mevzuatı haricinde tutulduğu, Avrupa Birliği uyum sürecinde gerekli yapısal düzenlemelerin yapılmadığı, bağımsız spor federasyonları yapılanması ve uygulamalarının Türk sporuna beklenilen ivmeyi kazandıramadığı, devlet eli kurulmasının doğru olmadığı, bir spor dalının belirli seviyede yaygınlaştıktan sonra aşağıdan yukarıya yapılanması sonucunda federatif yapı yani federasyon oluşması gerektiği, idari, teknik, eğitim, halkla ilişkiler, reklam pazarlama ve sponsorluk gibi departmanlarını oluşturamadıkları, federasyon kurullarının istenilen düzeyde çalışamadıkları, harcamalarının devlet adına bağımsız denetim kuruluşlarınca denetlenmesinin daha doğru olacağı, federasyonun kelime anlamı itibariyle özerk bir yapıyı tanımladığı düşünüldüğünden bağımsız spor federasyonları tanımlamasının doğru olmadığı, gerçek anlamda da bağımsız bir yapı ve uygulama içerisinde olmadıkları, yönetim kurulu üyelerinin genel kurulca çarşaf listeden seçilmesi gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin görevleriyle uyumlu liyakatli kişilerden oluşmadığı, genel sekreterlerin ilgili spor dalı içinden veya başka bir spor dalında geçmişi olan liyakatli kişilerden atanmadığı, denetim kurulu üyelerinin yarısından fazlasının Gençlik ve Spor Bakanlığınca atanması yanlış bir uygulama olduğu, her yaştaki vatandaşın spor yapmasından ziyade performans sporcusuna dönük faaliyetler yapıldığı, mevcut yönetim yapılanması ile istenilen düzeyde hizmet verilemeyeceği, eğitim ve bilimsel araştırma faaliyetlerine yeterli önemi verilmediği, yetenek seçimi ve spora yönlendirme konusunda yeterli araştırmayı yapmadıkları tespit edilmiştir.Sonuç olarak, toplumsal gereksinimleri karşılayabilmek için insan merkezli, demokratik, katılımcı, dinamik, etkinliği ve verimliliği gözeten, özerk, yönetim ve hizmette kaliteyi temel alan bir federasyon yönetim modeli için köklü yapısal değişiklik ve yeniden yapılanmanın zorunlu olduğu düşüncesindeyiz.Anahtar Sözcükler1. Spor Yönetimi2. Spor Federasyonları3. Özerklik4. Avrupa Spor Federasyonları5. Spor Genel Müdürlüğü
Yönetim kuramlarının liderlik konusuna yaklaşımları
Liderlik bugün hem özel kesimde hem de kamu kesiminde üzerinde çokça tartışmaların sürdüğü bir alan olarak görülmektedir. Bununla beraber liderlik kavramı, en eski çağlardan bu yana yönetimin söz konusu olduğu her alanda çok farklı anlamlar yüklenerek gelişmiştir. Farklı anlamların yüklenmesinde ise yönetim kuramlarının evriminin etkisi olduğu söylenebilir. Yönetim biliminin önemli çalışma alanlarından biri olan liderliğin yönetim kuramları üzerinden değerlendirilmesi bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Yönetim kuramlarının değişimine göre liderlik konusuna yaklaşımın farklılaştığı bu çalışmanın savunusudur. Bu kapsamda çalışmanın amacı da tarihin her döneminde değişik şekilde karşımıza çıkan liderlik olgusunu yönetim bilimi için bir veri alanı olan yönetim kuramları açısından karşılaştırarak değerlendirmektir. Çalışmada yönetim kuramları insan unsurunun yöneltilmesi ile ilgili çeşitli görüşler ortaya koydukları varsayılmıştır. Sonuçta ise her yönetim kuramının bir önceki kuramın liderliğe yaklaşımlarını yeterli görmeyip, örgüt içerisinde liderliği farklı açılardan yaklaştıkları kaydedilmiştir.
Performans yönetimi ve başarıya etkisi: ankara PTT Başmüdürlüğü örneği
Bu çalışmanın amacı Ankara PTT Başmüdürlüğü?nde çalışan personelin performansını etkileyen unsurları görmek, çalışanların Performans Yönetim Sistemi hakkındaki algılarını ölçmek ve görüşlerini almaktır. Bu bağlamda 21 soruluk bir anket çalışması hazırlanmış ve Ankara PTT Başmüdürlüğü?ne bağlı altı dağıtım merkezinde uygulanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde performans, performans geliştirme, performansı etkileyen faktörler ve performans yönetim sisteminin kullanım alanları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde performans yönetim sistemi süreci, performans değerlendirme yöntemleri, performans yönetim sisteminin yararları ve performans yönetimi ile başarı arasındaki ilişki incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise performans yönetim sisteminin başarı ile ilişkisini incelemek üzere anket çalışması yer almıştır. Bu bölümde öncelikle araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi, kapsamı, sınırlılıkları ve hipotezleri açıklanmıştır. Sonrasında anket çalışması sonucu elde edilen veriler tablo ve grafikler ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacına uygun olarak, performansı etkileyen unsurları görmek, çalışanların performans yönetim sistemi hakkındaki algılarını ölçmek ve görüşlerini almak amacıyla 21 soruluk bir anket hazırlanmıştır. Verilerin analizi için anket sorularına verilen cevapların yüzde frekans dağılımları çıkarılmış olup, hipotezlerin testinde tek örneklem için parametrik olmayan Wilcoxon işaret testi (Wilcoxon Signed Rank Test) kullanılmıştır. Değerlendirme aşamasında anket sorularına verilen yanıtlar kodlanmış ve veriler SPSS 20.0 paket programında analiz edilmiş olup, anlamlılık düzeyi 0.05 olarak ele alınmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, oluşturulan hipotezler test edildiğinde yapılacak işin açık, net ve anlaşılır olmasının çalışan performansını artırdığı görülmüştür. Çalışanların performanslarını objektif kriterlerle değerlendirecek bir birimin gerekli olmadığı görülmüştür. Performans yönetim sisteminin, bireysel performansı artıran ve başarıyı da beraberinde getiren bir yönetim anlayışı olmadığı görülmüştür. Adil olarak yapılan performans değerlendirmelerinin performansı olumlu etkileyerek başarıyı artırdığı görülmüştür. Örgütlerde performans yönetim sisteminin etkin bir şekilde uygulanmasının bireysel ve kurumsal başarıyı artırmadığı görülmüştür. Çalışanlar, çalıştıkları birimin ve Ankara PTT Başmüdürlüğü?nün performansını normal bulmuşlardır. Eğitim faaliyetleri sonucunda kazanılan bilgilerin personel performansı üzerindeki etki derecesi normal görülmüştür. Anahtar Sözcükler 1. Performans 2. Performans Yönetimi 3. Performans Değerlendirme 4. Başarı 5. Başarılı Yönetim
Bankacılık sektöründe personel güçlendirme ve Halkbank örneği
Günümüzde işletmeler küreselleşme hareketlerinin sonucu olan hızlı değişim, yoğun rekabet, teknolojik gelişmeler ve değişen personel yapısı nedeniyle çağdaş yönetim teknikleri arayışına girmektedirler. İşletmeler daha iyi hizmet verebilmek ve müşteri memnuniyeti sağlayabilmek için bu değişime ayak uydurmaya çalışmakta ve kendi yapılarına en uygun olan yönetim biçimini uygulamaya çalışmaktadırlar.Son yıllarda insan kaynaklarının önemi artmış, personel güçlendirme kavramı yönetim ve organizasyon literatürünün dikkat çeken bir kavramı haline gelmiştir.Bu çalışmada öncelikle personel güçlendirme kavramının ne anlama geldiği, önemi, benzer kavramlarla ilişkisi ve unsurları üzerinde durulmuştur. Daha sonra ise personel güçlendirme kavramının bankacılık sektöründe ne anlam ifade ettiği ve diğer kavramlarla olan ilişkisi incelenmiştir.Araştırmanın evrenini, Ankara ili Halkbank şubelerinde görev yapan toplam 976 yönetici ve çalışan oluşturmaktadır. Bu evrenden tesadüfî örneklem yöntemiyle seçilen toplam 300 çalışan araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu katılımcılardan araştırmacının geliştirdiği ölçek yöntemi ile bilgiler toplanmış ve SPSS 15 programı yardımı ile değerlendirilmiştir.Elde edilen bulgular aşağıda verilmiştir:Bankacılar en fazla eğitim, takım çalışması ve yetkinlik alt boyutlarına katılmışlardır. Personel güçlendirmenin alt boyutu olan eğitim boyutunda kadın bankacıların erkek bankacılara nazaran görüşleri yüksek olarak bulunmuştur. Aynı şekilde personel güçlendirmenin alt boyutu olan esneklik boyutunda erkek bankacıların personel güçlendirme algıları kadın bankacılara nazaran yüksek bulunmuştur. Eğitim durumlarına göre bilgiye ulaşabilirlik boyutu için lisansüstü mezunu olan Bankacılarının önlisans düzeyi bankacılara göre anlamlı olarak personel güçlendirme yüksek bulunmuştur. Personel Güçlendirme düzeyinin boyutu olan sorumluluk için lisansüstü mezunu olan bankacılarının lisans düzeyi bankacılara göre anlamlı olarak personel güçlendirme yüksek bulunmuştur.Yaş değişkenine ve görev değişkenine göre anlamlı farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler1. Güçlendirme2. Personel Güçlendirme3. Bankacılık Sektörü4. Personel Güçlendirme Algısı5. Personel Güçlendirme Unsurları
Kamu politikaları yaklaşımının 1980 sonrası Türk personel politikaları üzerindeki etkileri
1980'li yıllarda küreselleşme, yeni kamu yönetimi, yeni kamu işletmeciliği gibi kavram ve yaklaşımlarla kamu yönetiminde de değişim ve dönüşümler gözlemlenmiştir. Bu değişimlere uyum sağlamak için kamu personel politikalarında da revizyona gidilmiştir. Türkiye'de pek çok alan ve sektöre ilişkin muhtelif politikaların uzun vadeli olarak planlandığı beş yıllık kalkınma planlarının niteliği, hazırlanma süreci, bu sürece katılan aktörler gibi konuları bakımından kamu politikaları ile benzerlik göstermektedir. Kalkınma planları, kamu yönetiminin somut görünümü olan kamu personel politikaları içinde temel metin niteliğinde olmuştur. 1980 sonrası dönemde kamu personel politikalarında olduğu kadar kalkınma planlarının hazırlanması, planlama sürecine katılan aktörlerin sayı ve niteliğinde de değişmeler olmuştur.Bu doğrultuda çalışma kapsamında, 1980 sonrasında hazırlanan kalkınma planlarında Türk kamu personel politikalarının oluşturulma süreci, politika aktörlerinin rolü ve kamu personel politikalarının uygulanması incelenecektir. Bu inceleme kalkınma planlarının hazırlanma sürecinin nasıl işlediği, hangi aktörlerin katıldığı ve planların uygulamadaki karşılığı çerçevesinde olacaktır. Böylece katılımcı bir anlayışla rasyonel bir şekilde hazırlandığı vurgulanan kalkınma planlarında kamu personel politikalarının beklenen hedeflere ulaşıp ulaşamadığı ortaya konulmaya çalışılacaktır.Anahtar Sözcükler:1.Kamu Politikası,2.Kalkınma Planları,3.Kamu Personel Politikaları,4.Türkiye,5.Politika Aktörleri.
Türkiye'de kamu personel reformu politikası analizi
Bu çalışmanın kapsamını Cumhuriyet dönemi kamu personel reformu çalışmalarının tarihsel olarak ele alınması ve 1980 sonrası personel reformu çalışmalarının kamu politikası analizi ile incelenmesi oluşturmaktadır. Personel reformu ve kamu politikasına ilişkin teorik bilgiler sunulmuş, Türkiye'nin personel reformuna ilişkin takvim çıkarılmış, kamu yönetiminin işleyiş araçları olan hükümet programı, kalkınma planları, uzman raporları incelenmiştir. 1980 sonrasındaki sürecin politika analizi yapılmış; bu dönemle başlayan ve günümüz personel sistemini oluşturan politika çıktıları ile çalışma sınırlandırılmıştır.Tez Türkiye'de personel reform çalışmalarını politika bağlamıyla inceleme amacını taşımıştır. Bu inceleme sonucunda personel sisteminde reform kaygısının sürekli olduğu ancak bunun oluşan ya da oluşması muhtemel sonuçları hakkında öngörülerin yetersiz olduğu görülmüştür. Reform çalışmaları ve girişimlerinin kapsamlı bir kamu politikası olarak değil daha mikro düzeyli çalışmalar şeklinde kurgulandığı görülmüştür. Kamu yönetiminin en önemli unsuru olan kamu personelini ilgilendiren reform adımlarının mevzuat, örgütlenme, uygulama düzeyinde etkili bir politikanın parçaları olması gerektiğine dikkat çekilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler:1.Kamu Politikası2.İdari Reform3.Personel Reformu4.Personel Reform Politikası5.Personel Reform Politikası Analizi
Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'deki kamu kuruluşlarında hizmet içi eğitim faaliyetleri ve T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı örneği
Günümüzde değişen ve artan vatandaş beklentileri, devletin rolüne ilişkin farklılaşan algı ve gelişen teknoloji kamu görevlilerinin bu hızlı değişime uyumunda planlı ve sürekli hizmet içi eğitimi önemli bir araç haline getirmiştir. Eğitimin organizasyonu, eğitim ve kariyer gelişimi, eğitim ihtiyaç analizi, eğitim değerlendirme, eğitim yöntemi gibi unsurlar etkili bir eğitim sistemi gelişimi için önemlidir. Hizmet içi eğitim alanında teori ile pratiği ortaya koyan çalışmaların varlığı gelecekte önemi giderek artacak olan hizmet içi eğitim uygulamaları için önemli bir kaynak olacaktır.Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde teorik bilgiler, ikinci bölümünde Ülkemiz kamu görevlilerinin eğitiminde kanuni çerçeve, eğitimden sorumlu olan kuruluşlar, sorunlar ve çeşitli istatistikler, üçüncü bölümünde AB ülkelerinde hizmet içi eğitime etki eden unsurlar, eğitimden sorumlu olan kurumlar ve seçilmiş ülke örnekleri yer almaktadır. Çalışmanın son bölümünde Hazine Müsteşarlığı'nda gerçekleştirilen eğitim uygulamalarının yıllar itibarıyla karşılaştırıldığı ve 2010 yılı eğitimlerinin etkinliğinin anket yöntemi kullanılarak ölçüldüğü bir alan araştırması yer almaktadır.Anahtar Sözcükler1. Hizmet İçi Eğitim2. Eğitim İhtiyaç Analizi3. Etkili Eğitim Organizasyonu4. Eğitimde Ölçme ve Değerlendirme5. İnsan Kaynakları Yönetimi
Kamu yönetiminde etik bir sorun olarak rüşvet
Çalışma, konu ile ilgili kaynakların derlenmesi ile oluşturulan kuramsal bir çerçeve içinde, etik, kamu yönetiminde etik ve etik dışı bir davranış olarak rüşvetin incelenmesi üzerine odaklanmıştır. Bu amaçla Türk kamu yönetiminde en yaygın etik dışı davranışların neler olduğu, rüşvet yöntemleri, rüşvetin veriliş amaçları, rüşvet kapsamında nelerin değerlendirildiği, rüşvetin kurumsallaşma derecesi, rüşvetin nedenleri ve rüşvetin önlenmesi için alınması gereken tedbirleri incelemeyi amaçlayan alan araştırmasına dayalı bir çalışma yapılmıştır.Günümüz dünyasında hemen hemen her alanda bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu değişim süreci toplumsal, siyasal, yönetsel, ekonomik ve kültürel alanlarda olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu süreçten kamu yönetimleri de olumlu ya da olumsuz etkilenmektedir. Bu süreç ile beraber kamu yönetiminde yaygınlaşan olumsuz etkilerle beraber kamu yönetiminde etiğin önemini artmış; kamu yönetiminde etik ve etik dışı davranışların önlenmesi önemli bir inceleme alanı haline gelmiştir.En basit tanımıyla etik, toplusal ilişkilerde iyi, kötü, doğru, yanlış olarak adlandırdığımız değer yargılarımızı inceleyen bir disiplindir. Kamu yönetimi etiğini ise, kamu görevlilerinin görev alanları ile ilgili her türlü eylemi, yasa ve bireysel ahlaki değerleri bir potada eriterek yapması şeklinde tanımlamak mümkündür.Etik dışı davranışlara arsında yer alan rüşvet, kamu yönetiminde en önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Ekonomik, siyasal ve toplumsal gelişmenin önünde önemli bir engel oluşturan rüşvetin; bürokratik, toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel ve hukuki yapıdan kaynaklanan nedenleri bulunmaktadır. Bu nedenler arasında; toplumsal alanda yaşanan ahlaki yozlaşma, kamu yönetiminin işleyişlinde yaşanan aksaklıklar, kamuoyu denetiminin yetersizliği, kamu çalışanlarının mali sıkıntıları, merkeziyetçi yönetim anlayışı, hukuk devleti anlayışına bağlılık konusundaki eksiklikler ve siyasal sistemin yapısı ile işleyişinden kaynaklanan sorunlar ön plana çıkmaktadır.Maddi çıkar sağlamaya yönelik bir yolsuzluk olarak tanımlanan rüşvet; kamu hizmetlerinin aksamasına yol açmakta, kamu hizmetlerini daha pahalı hale getirmekte, kamu yönetimine güveni azaltmakta, ekonomik büyümeyi yavaşlatmakta, yabancı sermaye girişini, vergi gelirlerini, kamu yatırımlarının etkinliğini düşürmekte, kamu kurumlarına, kamu yöneticilerine, adalete güveni sarsmakta ve toplumda ahlaki bozulmaya yol açmaktadır.Kamu yönetiminde en yaygın rüşvet yöntemleri, aracılar vasıtasıyla, vatandaşın rüşvet teklif etmesi yoluyla, bağış adı altında makbuzsuz, tanıdık aracılığıyla ve kamu görevlisinin istemesi yoluyla ön plana çıkmaktadır. Diğer taraftan rüşvet, işlemleri hızlandırmak, hakkı olmayan bir şeyi elde etmek, yaptırımdan kurtulmak, hakkını elde etmek, haksız muamelelerden kurtulmak ve başkalarını haksızlığa uğratmak amacıyla verilmektedir.Kamu görevlisinin yapması gereken bir işlemi menfaat karşılığı yapması, yapmaması gereken bir işlemi menfaat karşılığı yapması, yapması gereken bir işlemi menfaat karşılığı yapması rüşvet olarak tanımlanırken; kamu görevlisinin iş bitiminde bahşiş alması, iş sahiplerinden hediye kabul etmesi ve yakınların ile tanıdıkların kayırılması her zaman rüşvet olarak değerlendirilmemektedir.Rüşvetle mücadele için yasal yaptırımların ağırlaştırılması ve etkinleştirilmesi, kamu işlemlerinin basitleştirilmesi, kamu çalışanlarının mali haklarının iyileştirilmesi, kamu yönetiminde etik kültürü geliştirmeye yönelik altyapı oluşturulması, kamuoyunun etkinleştirilmesi, yerelleşmenin sağlanması, kamu yönetiminde açıklık ve saydamlığın sağlanması gibi tedbirler alınmalıdır. Ancak rüşvetle mücadele uzun soluklu, ilgili bütün aktörlerin katılımının sağlandığı bir süreçte ele alınmalıdır ve kararlılıkla sürdürülmelidir.
İnsan kaynakları yönetiminde etkin hizmet içi eğitim teknikleri ve stratejileri / Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı örneği
Günümüzde işletmelerin başarılı ve rekabetçi bir kimlik kazanmasındaki en önemli etkenin, insan kaynakları olduğu artık kabul gören bir gerçekliktir. İster; piyasa değişiklikleri, demografik değişiklikler, teknolojik gelişmeler, sosyal değişiklikler, yönetsel değişiklikler olsun, bunlar insan kaynakları daha etkin kullanılarak, rekabetçi üstünlük etme etmede kullanılabilir.İşletmelerin yok edici rekabet ortamında rakiplerine üstünlük sağlaması insan kaynaklarının öğrenme, kendilerini yenileme, bilgi ile donanma ve bu bilgileri kullanarak yaratıcı fikirler üretmesi ile mümkün olacaktır. İşletmelerin gelişimlerini sağlayacak olan, fiziksel varlıklarından çok entelektüel sermaye olarak adlandırılan insan kaynaklarının varlığıdır.Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; insan kaynakları yönetimi ve hizmet içi eğitimin yeri, İkinci bölümde; hizmet içi eğitim teknikleri ve stratejileri ile hizmet içi eğitimin etkinliğine etki eden bireysel ve çevresel faktörler, üçüncü olan son bölümde ise; etkin olarak gerçekleşen bir hizmet içi eğitimde, etkili olan bireysel ve çevresel faktörlerin betimsel analizinin yapılması ve katılımcıların gelişim önerileri doğrultusunda bir hizmet içi eğitimin etkinliğini arttıracak eğitim teknikleri ve stratejilerinin saptanmasına yönelik alan ile ilgili bir araştırmaya yer verilmiştir.
Yeni kamu yönetimi yaklaşımı ve Türkiye'de kamu yönetimi reformu
Tez çalışmasıyla Türk kamu yönetiminde gerçekleştirilen reformların tarihçesini vermekten ziyade bu reformları, son dönemde kamu yönetimi reformlarının yürütülmesinde temel belirleyici olan ve mevcut bürokratik örgütlenme modeline meydan okuyan Yeni Kamu Yönetimi Yaklaşımının ne derecede etkilediğinin ve gerçekleştirilen reformların bugün için Türk kamu yönetiminin YKY ilkelerine göre örgütlenmesini zorlaştırıcı mı kolaylaştırıcı mı nitelikte reformlar olduğunun değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Çalışma'da; 1950'li yıllara kadar gerçekleştirilen ve ıslahat olarak adlandırılabilecek ilk dönem reformlarının YKY ilkelerine ters düzenlemeler içerdiği gibi günümüz Türk kamu yönetiminin YKY doğrultusunda örgütlenmesini zorlaştırıcı bir miras bıraktığı; 1950-1980 yılları arasındaki yeniden yapılanma olarak adlandırılabilecek reformların bazı olumlu değişimleri içermekle birlikte YKY'ye doğru bir dönüşümü amaçladıklarından bahsedilmesi için erken olduğu ve; Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanunla başlatılan reformların ise kamu yönetiminin YKY doğrultusunda dönüştürülmesi açısından önceki dönemlerden bir kopuşu ifade ettiği ve ancak ?değiştirme? dönemi olarak adlandırılabileceği buna rağmen Türkiye'de yakın bir gelecekte YKY ilkeleri doğrultusunda örgütlenmiş bir kamu yönetiminin varolabileceğinin kuşkulu gözüktüğü sonuçlarına ulaşılmıştır.
Kamu kuruluşlarında personel seçme yöntemleri
Son yıllarda yaşanan hızlı değişim örgütlerde insanın rolünü değiştirmiştir. Yaşanan değişimin sonucu olarak insan kaynakları yönetimi organizasyonlarda stratejik bir konum kazanmıştır. İnsan kaynakları yönetimleri yeni yüzyılda esnek olmalı ve yeni dönemin sorunları ile rekabet edebilmelidir.Bu bağlamda, örgütlerin insan kaynaklarını seçme yeteneği, değişen piyasa koşullarında varlıklarını devam ettirebilmeleri ve örgütsel amaçlara ulaşmada temel belirleyicidir. Çünkü, sürekli değişen yeni koşullara uyum sağlayabilecek insan kaynaklarına ulaşmak için seçme fonksiyonunun etkin bir şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir.Başarılı örgütlerin ortak özelliği üretken insanlarla çalışmalarıdır. Kamu hizmetlerinin kalitesi ve ülkelerin uluslararası arenada yerini belirlemede, kamu hizmetlerinde istihdam edilen personelin arzu edilen niteliklere sahip oluş derecesi çok önemlidir. Çalışmada ele alınan temel konu da kamu yönetiminde personel seçme sürecidir. Aşağıda tezin bölümleri sunulmuştur.İlk bölümde personel seçme süreci detaylı olarak ele alınmıştır.İkinci bölümde, personel yönetimi ve kamu personel yönetimi kavramları ele alınarak Türk kamu personel yönetimi sistemi analiz edilmiştir.Üçüncü bölümde, Türk kamu yönetiminin istihdam politikalarının tarihsel gelişim süreci ve günümüzde kariyer memurluklarına girişte uygulanan personel seçim süreci ayrıntılı olarak açıklanmıştır.Dördüncü bölümde de yapılan alan araştırmasının sonuçları açıklanmıştır.
Türkiye'de yerel yönetimlerin denetimi ve yerel yönetim ombudsmanı
Bu çalışmada, Türkiye'de yerel yönetimlerin denetimi ve bu denetim içerisinde yerel yönetim ombudsmanının nasıl bir konumda olabileceği konusu ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir. Çalışmada, Türkiye'de yerel yönetimlerin denetiminde ortaya çıkan sorunların çözümünde ve yönetimin iyileştirilmesinde oluşturulabilecek bir yerel yönetim ombudsmanının uygulanabilirliliği ve sağlayabileceği katkıların ortaya konulması amaçlanmaktadır. Bu amaçla yapılan çalışma, geleneksel yapılarını koruyan köy idareleri kapsam dışında olmak üzere, Türkiye'de yerel yönetimlerin denetiminde mevcut denetim mekanizmalarının işleyişi ve bu işleyişte ortaya çıkan yetersizliklerin giderilmesinde kurumu uygulayan ülkelerden uygun örnekler de verilerek yerel yönetim ombudsmanının sağlayabileceği katkıları belirlemeye yönelik kuramsal bir çalışmadır. Çalışma, ombudsmanlık kurumu hakkında daha detaylı ve tanıtıcı bilgilerin elde edilmesinde, Türkiye'de oluşturulabilecek yerel yönetim ombudsmanı için uygun bir modelin belirlenmesinde önemli katkılarda bulunabilecektir. Çalışmanın birinci bölümünde, Türkiye'de yerel yönetimlerin denetimi, teori ve mevcut uygulaması açısından geniş şekilde ele alınmaktadır. Bu bölümde, denetimin kavramsal çerçevesi ortaya konularak, Türkiye'de yerel yönetimlerin denetlenme şekilleri, denetimi gerçekleştiren organlara göre ayrıntılarıyla incelenmektedir.İkinci bölümde, ombudsmanlık kurumunun ortaya çıkışı ile tarihi gelişim süreci ve ombudsman türleri ele alınarak, yerel yönetim ombudsmanının işlevleri ve işleyişi, ombudsmanlık kurumunun genel özellikleri de dikkate alınarak incelenmektedir. Ombudsmanlık kurumu, bağımsız ve tarafsız olması yanında kolay, masrafsız ve hızlı işleyen yapısı ile, uygulandığı ülkelerde yönetimi etkin ve verimli şekilde denetlemekte ve yönetimin iyileştirilmesine önemli katkılar sağlamaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'de oluşturulacak bir yerel yönetim ombudsmanı için, üniter bir yönetim sistemine sahip ve yerel yönetimlerine geleneksel olarak önem veren, yerel yönetim ombudsmanını başarılı bir şekilde uygulayan İngiltere'nin yerel yönetim ombudsmanı uygulaması, diğer ülkelere göre daha detaylı şekilde ele alınmakta ve incelenmektedir. Üçüncü bölümde, yerel yönetim ombudsmanının Türkiye'de uygulanabilirliği ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Türkiye'de ombudsmanlık kurumu ve yerel yönetim ombudsmanı oluşturma amacıyla yapılan çalışmalar ele alınmakta ve Türkiye'de oluşturulacak yerel yönetim ombudsmanının, yabancı ülke uygulamaları da dikkate alınarak nasıl bir yapıya ve işleve sahip olması gerektiği ile ilgili olarak öneriler getirilmektedir. Çalışmanın sonuç kısmında, Türkiye'de yerel yönetimler için oluşturulacak bir yerel yönetim ombudsmanı, uygun yasal düzenlemelerin yapılması durumunda, yerel yönetimlerin denetiminde ortaya çıkan sorunların çözülmesine önemli katkılar sağlayabileceği, yerel yönetimlerde yönetimin iyileştirilmesinde büyük rol oynayacağı, kötü yönetim uygulamalarının azalmasında ve halkın hizmet memnuniyetinin artmasında olumlu rolünün olabileceği hususunda öngörülerde bulunulmaktadır. Türkiye'de yerel yönetim ombudsmanı oluşturmadan önce, kurumun kamuoyuna iyi bir şekilde tanıtılarak benimsetilmesinin, Türkiye'nin yerel yönetim sistemine ve halkın beklentilerine uygun bir modelin oluşturulmasının gerektiği vurgulanmaktadır.
Küreselleşme sürecinde Türkiye'de yerel yönetimlerin yapısal ve işlevsel dönüşümü
Bu çalışma, küreselleşme sürecinin yerel yönetimlerde yapısal ve işlevsel dönüşümlere yol açtığını ileri sürmektedir. Küreselleşme ve yerelleşme sürecindeki gelişmeler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'deki yerel yönetimleri de etkilemektedir. Bu etkiler Türkiye'de yerel yönetimlerde yasal düzenlemelerle yansımasını bulmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacı; küreselleşme süreciyle birlikte yerel yönetimlerde ortaya çıkan yapısal ve işlevsel dönüşümün analizi, bu dönüşüm sürecinin Türk yerel yönetimlerindeki etkileri ve yerel yönetimlerde yapılan reformların küresel gelişmelerle olan bağlantısıdır.Çalışmada, küreselleşme sürecinin dünya genelinde ve incelenen ülke örneklerinde (İngiltere, Fransa ve ABD) ve Türkiye'de merkezi yönetimlerin yetki, görev ve işlevlerini daralttığı buna karşılık yerel yönetimleri yapısal ve işlevsel olarak güçlendirdiği ve öne çıkardığı sonucuna varılmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi, kentleşmenin hızlanması ve kentlerin yapı ve işlevlerindeki değişimler, demokratikleşme ve halkın katılım olanaklarının artması, kamu hizmetlerindeki gelişmeler, yönetişim anlayışının gelişmesi, yerelleşme politikalarının yaygınlaşması, merkezi yönetim-yerel yönetim ilişkilerindeki değişim yerel yönetimlerde yapısal ve işlevsel dönüşümlere yol açmıştır.Türkiye'de yerel yönetim sistemi açısından önemli değişimleri içeren ve reform olarak değerlendirilebilecek yerel yönetim kanunlarında küreselleşme dinamiklerinin ve Avrupa Birliği etkisinin görüldüğü ve yeni kamu işletmeciliğinin izlerini taşıdığı sonucuna varılmıştır. Bu süreçte yerel yönetimlerde ortaya çıkan yapısal ve işlevsel değişimin özellikleri, boyutları olumlu ve olumsuz etkileri analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda ortaya çıkan yapısal ve işlevsel dönüşümün küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerde oluşan eğilimlerle örtüştüğü sonucuna varılmıştır.Tez, giriş ve sonuç bölümleri dışında üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde küreselleşme/yerelleşme ve yerel yönetim kavramlarının teorik ve kavramsal çerçevesi ve yerelleşmenin farklı boyutları incelenmiştir.İkinci bölümde, küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerin yapısal ve işlevsel dönüşümünü etkileyen yeni eğilimler ele alınmıştır. Küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerin konumu, yerel yönetimleri öne çıkaran gelişmeler ve yerel yönetimlerde uygulanan modern yönetim teknikleri ele alınmıştır. İngiltere, Fransa ve ABD'de küreselleşme sürecinde yerel yönetimlerde yapılan yeniden yapılanma ve reform çalışmaları bağlamında gerçekleşen değişim ve dönüşümler ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.Tezin üçüncü bölümünde küreselleşme sürecinde Türkiye'de yerel yönetimlerin yapısal ve işlevsel dönüşümü incelenmektedir. Bu bölümde Türkiye'de yerel yönetimlerin gelişim süreci, uluslar arası yapılanmaların yerel yönetimlere etkileri, yerel yönetim reformları öncesi yerel yönetimlerin yapısal ve işlevsel sorunları, 1980 sonrası yerel yönetimlerde yapılan reform çalışmaları ele alınmaktadır. Son yerel yönetim yasalarının yerel yönetimler açısından ortaya koyduğu değişim ve dönüşüm süreci, il özel idareleri, belediyeler ve Büyükşehir belediyeleri açısından ele alınmakta ve yeni yasaların yerel yönetimlerin yapısında ve işlevlerinde meydana getireceği etkiler incelenmektedir.Anahtar Sözcükler:1. Küreselleşme2. Yerel Yönetimler,3. Yerelleşme,4. Yerel Yönetim reformu,5. Yapısal-İşlevsel Dönüşüm,
Geleneksel kamu yönetimi ve yeni kamu yönetimi
Dünyada çok hızlı bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu değişim süreci pek çok alanda kendini göstermiştir. Kamu yönetimi anlayışını da etkileyen bu değişim 1980'li yıllarda yeni sağ politikaların iktidara gelmesiyle birlikte ivme kazanmıştır. Değişim süreciyle ortaya çıkan yeni kamu yönetimi anlayışı şu konulan gündeme getirmiştir:. Devletin küçültülmesi,. Refah devleti anlayışının yerine piyasa ekonomisinin alması,. Yöneten-yönetilen ilişkisinin; devlet-müşteri anlayışına dönüşmesi,. Şeffaflık ilkesi,. Yönetimin denetlenmesinde yeni kurumların oluşturulması. Değişimle birlikte kamu yönetimi disiplini faklılaşmıştır. Özellikle ABD ve İngiltere'deki uygulamalar pek çok ülkede yakından izlenmiş ve yapılan çalışmalarda bunlardan yararlanılmıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışı, Türk kamu yönetimi sistemini de etkilemiştir. Bu anlayışın sisteme adapte edilmesi ve sistemin çağdaş, etkili ve verimli hale getirilebilmesi amacıyla pek çok yeniden yapılandırma çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalarda, mevcut durumun sonuçlarına ilişkin tespitleri ve çözüm önerilerini yer verilmiştir. Bu çalışmaların değerlendirilmesinde Türk kamu yönetiminin genel yapısı ve özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Çalışmaların en önemli sorunu uygulamaya konamamasıdır. Yapılan çalışmalarda çok sayıda öneri getirilmiş ve bu öneriler tüm çalışmalarda tekrar edilmiştir. Ancak sistemin çağdaş, etkili ve verimli birV nitelik kazanması çalışmaların yapılıp önerilerin sıralanmasıyla mümkün olamamaktadır. Bu çalışmalar, Türkiye'nin sosyal gerçekliği de göz önünde bulundurularak hazırlanmalı; siyasi açıdan desteklenmiş kamu yöneticilerinin çalışmaların gerekli kıldığı alt yapıyı hazırlamasının ardından uygulamaya konmalıdır. Ancak bu şekilde hazırlanacak ve kamu yönetimi sisteminin bütüncül bir biçimde değerlendirilmesi ile sunulacak öneriler uygulama olanağı bulacaktır. Bu amaçla toplumda güven ortamının mutlak suretle sağlanması ve yönetimde farklı fonksiyonlarıyla yer alan birimlerin, bir bütünlük içersinde çalışması gereklidir.