Theses supervised by Prof. Dr. Bilal Kemikli

10 theses · Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

DoctorateOpen AccessTR

Ege adalarında klasik Türk şiiri ve şairler

Türkiye ile Yunanistan'ı birbirine bağlayan Ege Denizi, Osmanlı devrinde Adalar Denizi olarak anılmış ve orada bulunan adaları kapsayan sahaya da Cezâyir-i Bahr-i Sefîd eyaleti denilmiştir. XV. yüzyılda ilk Osmanlı fetihlerinin görüldüğü Ege, XVII. asırda tamamen Türk iç denizi hâline gelmiştir. XX. yüzyıla kadar süren bu hâkimiyet, Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilmesiyle sona ermiştir. Ege Denizi'ndeki adaların çoğu Lozan Antlaşması başta olmak üzere farklı antlaşma ve savaşlarla Yunanistan'a bırakılmıştır. Osmanlı dönemi Ege adaları Müslüman Türk, Ortodoks Rum, Katolik Latin ve Yahudi halkıyla kozmopolit bir yapıya sahiptir. Bu çok renklilik konuşma dilinden edebiyata, sosyal yaşantıdan mimariye uzanan bir "Ada Kültürü" ortaya çıkarmıştır. Hazırlanan bu tezde günümüzde Yunanistan sınırlarında bulunan Eğriboz, Girit, Limni, Midilli, Rodos, Sakız, İstanköy, İşketoz ve Semadirek adaları incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci kısmında; bahsedilen adaların fetih öncesi durumu, fethi ve elden çıkışına kadarki tarihî serencamı muhtasar şekilde anlatılmıştır. Ayrıca Osmanlı'nın adalara Türk İslam kimliği kazandırmak için yaptığı iskânlar, imar faaliyetleri, adalardaki sufi oluşumlar gösterilmiştir. Yine adaların dînî, edebî ve kültürel yönünü canlandıran kişiler ile dergâh ve konak gibi edebî mahfillerine işaret edilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Osmanlı döneminde bu dokuz adada doğanlar ile başka yerde doğsa bile farklı sebeplerle adalara gelmiş ve orada vefat edip defnedilmiş 107 şairin biyografileri yazılmıştır. Klasik kaynaklar ve güncel tetkikler arasında çapraz okumalar yapılarak doğru hayat hikâyeleri oluşturulmaya çalışılmış ve şairlere ait örnek şiirler sunularak şairlik yönleri gösterilmiştir. Ayrıca sahip oldukları eserler ve mevcut vaziyetleri hakkında bilgi verilerek bir bibliyografyanın oluşmasına imkân sağlanmıştır. Üçüncü bölümde ise adaların adalı şairlerin şiirlerindeki yeri araştırılmıştır. Belirlenen şairlerin divan ve manzum eserleri taranarak; adalar coğrafyası, adaların dînî, tasavvufî, sosyal ve kültürel yapısı, gayr-i müslimlerle ilişkiler, şairlerin aşka ve güzelliğe bakışı gibi konular pek çok alt başlıkta tematik olarak incelenmiştir.

BiyografiEge DeniziEge adaları+6
Amet Molla Memet
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında Gülşenî gelenek: Şairler, eserler, kavramlar

Gülşenîlik, Halvetîliğin Rûşeniyye kolundan türeyen ve temelleri İbrahim Gülşenî tarafından Mısır / Kahire Bâbüzüveyle'deki tekkede atılan bir tarikattır. Gülşenîlik, Osmanlı şairlerinin en çok itibar ve intisap ettiği tarikat olmasıyla tasavvuf şiiri açısından önemli bir yere sahiptir. Gülşenî şairlerin meydana getirdikleri eserleri dinî edebiyat bakış açısıyla ele alarak bu tarikatın edebî birikimini bir bütün olarak değerlendirmenin amaçlandığı tezimizde Gülşeniyye tarikatı hakkında genel ve öz bir malumat verilmiş, Gülşenîliğin etkili olduğu 16. - 20. yüzyıllar arasında manzum eser veren şairler ve bu şairlerin Türk edebiyatına kazandırdığı edebî birikim ortaya konmuştur. Gülşenî şairlerce yazılmış manzum eserler dil, üslûp, vezin, nazım şekilleri, nazım türleri gibi edebî yönlerden ve eserlerdeki dinî-tasavvufî kavramlar üzerinden incelenmiştir.

Edebi eserlerEski Türk edebiyatıGülşeni+6
Salih Yılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk tasavvuf edebiyatında gülbâng

Türk- İslam kültüründe bir dua türüne ad olan "gülbâng" kavramı üç bölümden oluşan çalışmamızın ilk bölümünde temel anlamı, yan anlamları ve terim anlamı yönleriyle incelenmiştir. Kavram analizinde kelimenin "köken bilgisi" sözlük çalışmalarıyla, Farsça kaynaklardan dilimize aktarımlarında kendisine karşılık gelen kelimelerin belirlenmesiyle ortaya koyulmuştur. Kavramın geçtiği edebî ve tarihî metinlerden örnekler sunulmasıyla kelimenin Türk kültüründeki yeri belirlenmiş, zaman içinde hangi anlamlarla karşılandığı ortaya koyulmuştur. İkinci bölümde, Gülbâng bir edebî tür olarak şekli, muhtevası, icra alanları bakımından değerlendirilmiştir. İlk adımda fütüvvetnâmeler incelenmiş, sonrasında tarikatlerin erkân kitapları tedkik edilmiştir. Bu bölümde tarikat gülbângleri mümkün olduğunca kök metinler incelenerek derlenmiş, metinler çoğunlukla yazma eserlerden transkribe edilmiş, gerek duyulduğunda alanla ilgili yapılan çalışmalardan eklemeler yapılmıştır. Ahilik erkânı ve tekke erkânları incelenmiş metinlerin icra alanları belirlenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise toplum hayatının farklı alanlarında okunan gülbâng metinleri derlenmiştir. Bu bölümde askerî yapı, sahne sanatları, spor, sokak kültürü, eğitim gibi pek çok farklı alanla ilgili incelemeler yapılmıştır.

FütüvvetnameGülbankTasavvuf+4
Mehtap Aydın Kaim
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa şehr-engîzlerinde mekân tasvirleri

Çalışmamız, 16. ve 18. yüzyıllar arasında Klasik Edebiyatımız içerisinde yer alan Bursa Şehr-engîzlerinin mekân tasvirlerini konu edinmektedir. Giriş kısmında; çalışmanın amacı, niteliği, Klasik Türk Edebiyatımızda yer alan şehr-engîzler ve Bursa'nın kültür tarihimizdeki yeri ile araştırmanın metodu, konuyla ilgili yayın ve kaynaklar üzerinde durulmuştur. Tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Bursa Şehr-engîz yazarlarımızın bibliyografik bilgilerinin yanısıra şehr-engîzlerinin muhtevalarına ve nüsha bilgilerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, Şehr-engîzlerdeki Bursa'ya dair mekânlarla ilgili beyitler belirlenip, bu yerler hakkında tanıtıcı resim, konum karekod bilgisi ve ansiklopedik bilgiler paylaşılmıştır. Üçüncü bölümde Şehr-engîzlerdeki mekâna ait mefkumlar belirlenerek dini mekân, sosyal mekân ve tabiatla ilişkin olmasına göre beyitler 3 ana kategoride sınıflandırılmıştır. Akabinde bu mefhumların ıslahat anlamlarıyla birlikte örnekleri verilmiştir. Son olarak, Bursa Şehr-engîzlerinin; kültürümüze ve edebiyatımıza kattığı öneme değinilmiş ve özellikle yaşadığı şehre göre şekil alan insanın mekânla kurduğu ilişki tasvirlerle incelenmiştir.

BursaMekanTasvir+1
Zeynep Ceylan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kazasker Mustafa İzzet Efendi ve Güfte Mecmuası: İnceleme-metin

Bu çalışma Türk İslam Edebiyatına ait bir Yüksek Lisans tezidir. Toplamda IX + 346 sayfadan oluşmaktadır. Üç bölüme ayrılan tez klâsik bir inceleme – metin çalışması olarak adlandırılabilir. Tezde incelenen eser Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin Güfte Mecmuasıdır. Tertip edildiği tarih tam olarak belli olmayan eser, 19. yüzyıla aittir. İçerisinde 312 adet şiir bulunmaktadır. Şiirlerin nazım şekli ise Şarkıdır. Bu çalışmada, Güfte Mecmuaları hakkında bilgi verilmiştir. Aynı zamanda Edebiyat – Mûsikî ilişkisi birkaç açıdan incelenmiştir. Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin Güfte Mecmuası, günümüz alfabesine aktarılarak, şekil ve içerik özelliklerinden bahsedilmiştir.

19. yüzyılDergilerEski Türk edebiyatı+6
Ömer Faruk Kaygısız
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İsmail Hakkî Bursevî'nin Fevâid mecmûası'na dair bir inceleme (Transkripsiyonlu metin)

Çalışmada Bursa İnebey Yazma Eserler Kütüphanesi Genel nr. 87'de kayıtlı İsmail Hakkî Bursevî'ye ait 1131 tarihinde ikmâl edilmiş müellif nüshası mecmûa, Fevâid Mecmûası adıyla, çeviriyazıyla günümüz alfabesine aktarılmıştır. Eserin değerlendirilebilmesi için devrin şartları, müellifin hayatı, edebî yönü ve eserleri yapılan pek çok çalışmada genişçe ele alındığından bu çalışmada ana hatlarıyla sunulmuştur. Farklı nesir örnekleri yanında nazım şekilleri ve türleri bakımından oldukça zengin bir muhtevaya sahip Fevâid Mecmûası'nın dış ve iç yapısı incelenmiş, eser fevaid ve güfte mecmûası olarak ele alınmıştır. Mecmûaların tasnifine dair bazı görüşler araştırılmış, mecmûaların edebiyat ve kültür tarihine olan katkılarından bahsedilmiştir. Mecmûadaki pek çok metnin yanında tarih manzumeleri, dinî hayata dair yer, zaman ve kişilerle ilgili şiirler, devrin sosyo-kültürel hayatı ve müellifin bakış açısı hakkînda somut ipuçları ve Bursevî'nin tasavvufi görüşlerine dair malumatlar vermektedir. Yine mecmûada Bursevî'nin varidatları yer almakla birlikte mûsikî makâmları fihristi de bulunması dolayısıyla bestelenmeye müsait güfteleri hâizdir. Eser manzum-mensur karışık yapıda bulunmaktadır ve eserin mensur ksmı başka bir yüksek lisans tezine konu olmuştur. Dolayısıyla çalışma itibariyle yarım kalan bir eseri tamamlamaya çalışmak, ilk hedeflerimiz arasındadır. Hepsinden ziyade, her bir edebî eserin incelenmesinin edebiyat tarihimizde mühim bir boşluğu dolduracağı muhakkaktır.

DergilerDini edebiyatFeva'id+7
Tubanur Kaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tasavvuf şiirinde sivâsî gelenek: Şemsî, Şeyhî ve Nûrî Dîvânı müşterekleri

Şemseddîn-i Sivâsî, Abdülmecîd-i Sivâsî ve Abdülahad-i Nûrî, XVI. ve XVII. yüzyılın üç önemli Halvetî pîridir. Şemseddîn-i Sivâsî'nin Şemsiyye kolunu kurması neticesinde Abdülmecîd-i Sivâsî ve Abdülahad-i Nûrî onun izinden yürümüş, bu iki ismin İstanbul'a gitmesiyle Şemsiyye kolu İstanbul'da da faaliyet göstermeye başlamıştır. Yaşadıkları dönemin önemli olaylarından olan Kadızâdeliler-Sivâsîler tartışması ünlerinin daha da artmasını sağlamış ve bu olayla birlikte Sivâsîler adıyla anılmaya başlamışlardır. Şemseddîn-i Sivâsî, Abdülmecîd-i Sivâsî ve Abdülahad-i Nûrî, tasavvufî düşüncelerini müridlerine aktarmak için çeşitli eserler kaleme almakla birlikte, üç isim de birer dîvân sahibidirler. Bu çalışmada Sivâsîler kısaca tanıtıldıktan sonra, Şemsî, Şeyhî ve Nûrî dîvânlarındaki müşterek kavramlar, din-tasavvuf ve cemiyet- tabiat başlıkları altında inceleme altına alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Şemseddîn-i Sivâsî, Abdülmecîd-i Sivâsî, Abdülahad-i Nûrî, Kadızâde, Sivâsî, Halvetî, Sûfî.

Abdulahad NuriAbdulmecid-i SivasiDivan şiiri+7
Hafize Karataş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

15. yüzyıl sultan şairlerinde din ve tasavvuf (Muradî, Avnî, Adlî, Harimî, Cem Sultan)

Bilindiği gibi Osmanlı sultanlarının büyük bir kısmı müzik, mimari, hat, resim gibi sanat alanlarına ilgi göstermiş, bu ilgi bilhassa şiir ve edebiyat alanında daha yoğun bir şekilde kendini belli etmiştir. Bu ilgi ile birlikte sultan şairler geleneği ortaya çıkmıştır. İşte bu çalışmada XV. yüzyılda yetişen şair sultanlar II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Cem Sultan, II. Bâyezîd ve Şehzâde Korkut`un şiirlerindeki dinî ve tasavvufî muhtevayı incelemeye çalıştık. Şüphesiz iktidar ve tasavvuf kavramlarının aynı başlık altında buluşması ilk bakışta yadırganabilir bir durumdur. Ancak her metin, yazarının duygu ve düşünce dünyasını yansıtır. Bu itibarla dinî ve tasavvufi kavramların kullanılış biçiminin tetkik ve tahlili şairin bu kavramlara bakışını, din ve tasavvufa yaklaşımını gösterir. Bu şairlerin aynı zamanda sultan olmaları bu tetkikin ve tahlilin değerini daha da artırır. Bu amaçla yaptığımız bir giriş üç ana bölümden oluşan tezin birinci bölümünde öncelikle şiir ve iktidar ilişkisi ile sultan şairler geleneği, XV. yüzyıla gelene kadar Türk edebiyatının kısa bir serencamı ve XV. yüzyıl Türk edebiyatının genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Birinci bölümün son başlığında tezin konusu olan beş sultan şairin biyografilerine ve edebi kişiliklerine kısaca değinilmiştir. Tezin ikinci bölümünde itikadî kavramlardan başlayarak dinî muhteva, üçüncü bölümde ise tasavvufî muhteva incelenmeye çalışılmıştır. Son kısımda ise elde edilen sonuçlar üzerine genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır.

Bayezid IICem SultanDin+7
Fatih Kılıçkaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

15. yüzyıl sultan şairlerinde din ve tasavvuf (Muradî, Avnî, Adlî, Harimî, Cem Sultan)

Bilindiği gibi Osmanlı sultanlarının büyük bir kısmı müzik, mimari, hat, resim gibi sanat alanlarına ilgi göstermiş, bu ilgi bilhassa şiir ve edebiyat alanında daha yoğun bir şekilde kendini belli etmiştir. Bu ilgi ile birlikte sultan şairler geleneği ortaya çıkmıştır. İşte bu çalışmada XV. yüzyılda yetişen şair sultanlar II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Cem Sultan, II. Bâyezîd ve Şehzâde Korkut`un şiirlerindeki dinî ve tasavvufî muhtevayı incelemeye çalıştık. Şüphesiz iktidar ve tasavvuf kavramlarının aynı başlık altında buluşması ilk bakışta yadırganabilir bir durumdur. Ancak her metin, yazarının duygu ve düşünce dünyasını yansıtır. Bu itibarla dinî ve tasavvufi kavramların kullanılış biçiminin tetkik ve tahlili şairin bu kavramlara bakışını, din ve tasavvufa yaklaşımını gösterir. Bu şairlerin aynı zamanda sultan olmaları bu tetkikin ve tahlilin değerini daha da artırır. Bu amaçla yaptığımız bir giriş üç ana bölümden oluşan tezin birinci bölümünde öncelikle şiir ve iktidar ilişkisi ile sultan şairler geleneği, XV. yüzyıla gelene kadar Türk edebiyatının kısa bir serencamı ve XV. yüzyıl Türk edebiyatının genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Birinci bölümün son başlığında tezin konusu olan beş sultan şairin biyografilerine ve edebi kişiliklerine kısaca değinilmiştir. Tezin ikinci bölümünde itikadî kavramlardan başlayarak dinî muhteva, üçüncü bölümde ise tasavvufî muhteva incelenmeye çalışılmıştır. Son kısımda ise elde edilen sonuçlar üzerine genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır.

Bayezid IICem SultanDin+7
Fatih Kılıçkaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuyucu Murâd Paşa'nın Celâlî seferi üzerine bir mesnevi: Fürûğî'nin Siyâveş-nâme'si (inceleme-metin)

Hayatın bütün yönleriyle dönüp kendine bağlandığı insan, ilim ve sanat ürünlerinin de odağında bulunur. İnsan, eseriyle hem bir dünya kurar, hem de kendini o dünyanın merkezindeki kahraman olarak konumlandırır. Bütün zaman uzaklıklarından bağımsız olarak ve değişen koşullardan etkilenmeden bu yerini korur. Bugün yaşanan hayat bakımından olduğu kadar, geçmiş için de asıl özne insandır. Bu sebeple tarih çalışmaları, özellikle edebiyat kaynakları üzerinden yürütüldüğünde, insanın en yoğun görünüm zemini bulduğu bir alan olarak ortaya çıkar. Tarihî bir niteliğe ve içeriğe sahip edebî eserler, zamanın eleğine direnerek varlığını koruması istenen kişi veya karakterleri eksenine alır; hayatı anlatılmaya değer görülen kahramanları yaşatmanın, yüceltmenin baş aracı olur. Osmanlı tarihinde de bu duruma sayısız örnekler bulunabilir. Bir kahramanın çevresinde kurgulanan bir anlatı türü olarak zafernameler, bazen şairler tarafından şiir formunda kaleme alınırlar. Şiirin coşkun anlatım imkânlarıyla birlikte tarihin bütün canlılığı ve görkemi bugün için de yaşayan bir tablolar bütününe dönüşür. Bu tez çalışması, 17. Yüzyıl'da yaşamış ve Osmanlı Devleti'ne çeşitli konumlarda hizmet etmiş, nihayet sadrazamlığa getirildikten sonra Celâlî İsyanları'nın uzun süreli olarak bastırılmasında büyük emeği geçmiş olan Kuyucu Murad Paşa'ya yazılmış bir zafername olan Siyâveş-nâme adlı eserin yeni harflere aktarılmış metnini ve bu metin ile metnin müellifi olan şair Fürûğî üzerinde yapılan incelemeyi içermektedir.

Celali seferiEski Türk edebiyatıFürugi+6
Olcay Kocatürk
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors