Theses supervised by Prof. Dr. Bülent Kent

10 theses · Ankara Social Science University

Master'sOpen AccessTR

Devlet üniversitelerinin idari özerkliği

Üniversiteler, eğitim-öğretim ile bilimsel araştırma ve yayın yapan, kamu hizmeti sunan, ülkenin kalkınmasına hizmet eden, sosyal ve kültürel yönleri bulunan kamu tüzel kişiliğini ve bilimsel özerkliği haiz, farklı birimlerden oluşan, kanunla kurulan kamu kurumudur. Üniversitelerin görevlerini etkin bir şekilde gerçekleştirebilmeleri ve akademik özgürlüğün tesisi için özerk olmaları şarttır. Nitekim üniversite özerkliği, her çağda ve her ülkede dile getirilen bir husustur. Üniversite özerkliği bir bütün olmakla birlikte idari özerklik, mali özerklik ve bilimsel özerkliği kapsar. Çalışmada üniversitelerin idari özerkliği incelenmiştir. İdari özerklik, öncelikle organların oluşumu ve teşkilatlanma açısından değerlendirilmiştir. Bu kapsamda özellikle rektörlerin belirlenme usulü ve üniversitelerin yeni bir birim kurma yetkisine sahip olup olmadığı üzerinde durulmuştur. İdari özerkliğin diğer unsurunu icrai karar alma ve uygulama yetkisi oluşturmaktadır. Ayrıca idari özerklik çerçevesinde üniversitelerin personel rejimi değerlendirilmiştir. Bu kapsamda öncelikle akademik personelin hukuki statüsü ortaya konulmuştur. Akabinde bunların işe alımları, maaşlarının belirlenmesi ve görevlerine son verilmesi gibi hususlar bakımından üniversitenin sahip olduğu karar alma yetkisi değerlendirilmiştir. Son bölümde ise üniversitelerin idari denetimi ele alınmıştır.

ÖzerklikÜniversitelerİdari denetim+1
Aişe Sena Doğan
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kuvvetler ayrılığı bağlamında Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yürütme erkinin konumu

2017 Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilerek 1982 Anayasası'nın temel yapısı değişmiş ve anayasal sistemimizde önemli bir dönüşüm gerçekleşmiştir. Hükümet sistemleri sınıflandırmasında başkanlık sistemi içerisinde değerlendirilebilecek Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde yürütme yetkisi ve görevi doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanına tevdi edilmiştir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle yasama ve yürütme ilişkileri önemli biçimde dönüşmüştür. TBMM ile Cumhurbaşkanı seçiminin eş zamanlı yapılması öngörülmüş ve TBMM çoğunluğu ile Cumhurbaşkanının aynı siyasi eğilimde olması amaçlanmıştır. 2017 Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanına yürütmeye ilişkin konularda ilk elden Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartma yetkisi verilmiştir. Ancak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi normlar hiyerarşisinde kanunun altında yer aldığından özellikle bölünmüş iktidar döneminde, TBMM ile Cumhurbaşkanı arasında kurallar savaşının çıkacağı söylenebilir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde sistem içerisinde çıkabilecek siyasi krizleri aşmak amacıyla Cumhurbaşkanına ve TBMM'ye seçimleri karşılıklı yenileyebilme yetkisi verilmiştir. 2017 Anayasa değişikliği ile bütçe ve geçici bütçe kanununun çıkartılamaması halinde, yeni bütçe kanunu kabul edilinceye kadar bir önceki yılın bütçesinin yeniden değerleme oranına göre artırılarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu hükmün özellikle bölünmüş iktidar halinde, olası sistem tıkanıklığının aşılabilmesi için getirildiği anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu düzenleme, TBMM'nin bütçe yetkisini işlevsizleştirmektedir. 2017 Anayasa değişikliği ile Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) yeniden yapılandırılmıştır. HSK'nın oluşumunda Cumhurbaşkanının önemli yetkilerinin olduğu ve bu durumun yargı bağımsızlığı açısından sorunlu bir hal aldığı görülmektedir. Son Anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi'nin oluşumunda önemli bir değişik gerçekleşmemiştir. Ancak hükümet sisteminde gerçekleşen keskin dönüşüm dolayısıyla AYM ile Cumhurbaşkanı arasındaki ilişki yeni bir hüviyet kazanmıştır. Bu bağlamda AYM'nin oluşumu yargı bağımsızlığı ve yürütmenin denetlenmesi açısından sorunludur.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiHükümet sistemiKuvvetler ayrılığı+6
Hüseyin Öztürk
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli hukuk sistemlerinde internet ortamında yalan haberin önlenmesi

Bu çalışmada yalan haber kavramı hukuki açıdan ele alınmaktadır. Sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasına bağlı olarak dezenformatif paylaşımların artışı ile bireylerin hak ve menfaatlerinin ihlâllerinden toplumsal krizlere yol açacak kadar ciddi bir tehdit unsuru olan yalan haberler ortaya çıkmıştır. 2016 yılı Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimleri başta olmak üzere farklı dünya ülkelerinde önemli toplumsal olaylar söz konusu olduğunda, bu haberlerin birey ve toplum üzerinde ciddi boyutlarda olumsuz etkilerinin olduğu görülmüştür. Dolayısıyla temel hak ve özgürlükleri koruyabilmek ve kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek adına yalan haber sorununun düzenlemelere konu olması gerektiği anlaşılmıştır. Avrupa Birliği bünyesinde yapılan araştırmalar ile farklı ülkelerin mevzuatları incelendiğinde, öncelikle yalan haberin tanımlanması ayrı bir sorun olarak değerlendirilmektedir. Bu sebeple çalışmada yalan haberin hukuki niteliği ile kapsadığı türler incelenmiştir. Ayrıca yeni nesil dezenformasyon teknikleri irdelenerek yapılacak hukuki düzenlemelere konu olması düşünülen hususlar tartışılmıştır. Türkiye'de mevcut düzenlemeler detaylı olarak incelenerek hukuki zeminde hangi normlar çerçevesinde mücadele edildiği ve bu normların etkinliği araştırılmış ve yer yer somut örnekler üzerinden normların etkinliği üzerine tartışmalar yapılmıştır. Karşılaştırmalı hukuktaki örnekler incelendiğinde farklı hukuk sistemlerinin konuya yaklaşımları ve düzenleme örnekleri görülmüş, bu çerçevede Türkiye'de mevcut düzenlemelerin ne şekilde iyileştirilebileceğine dair sonuçlar elde edilmiştir. Neticede sosyal ağ sağlayıcılar ve şebekeler üstü hizmet sağlayıcılar için yeni kurallar oluşturulması gerektiği anlaşılmıştır. Yeni düzenlemeler yapılana kadar, sosyal ağ sağlayıcılar ve şebekeler üstü hizmet sağlayıcılar için getirilmiş olan kuralların etkin bir şekilde kullanılarak konunun platformların insiyatifine bırakılmaması gerektiği, düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlıklı bir şekilde tesis edilebileceği ortamın sağlanması için ise gerekli tedbirlerin ivedilikle alınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Alman hukukuAvrupa Birliği hukukuKarşılaştırmalı hukuk+2
Ahmet Taha Gedikli
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektronik haberleşme sektöründe işlenen kişisel verilerin korunması

Elektronik haberleşme sektöründe çok sayıda ve sürekli şekilde veri işlenmesi sebebiyle kişisel verilerin korunması konusu önem arz etmektedir. Aboneden alınan kişisel verilerin yanı sıra haberleşme hizmetlerinin kullanımından kaynaklanan kişisel veriler de ortaya çıkmaktadır. Veri sorumlusu olan elektronik haberleşme sektöründeki işletmecilerin faaliyetlerine ilişkin abonelerin Kişisel verilerinin korunmasına yönelik hukuki düzenleme yapılması ihtiyacı geçmişten beri mevcuttur. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu düzenlemelerin de güncellenme ihtiyacı doğmaktadır. Çalışmada özellikle elektronik haberleşme sektöründe kişisel verilerin korunması hakkında AB düzenlemeleri incelenmiştir. Söz konusu düzenlemelerin Türk hukukundaki yansımalarına yer verilmiştir. Unutulma hakkı ve büyük veri gibi kişisel verilerin korunması konusunda önemli olan kavramlar açıklanmıştır. Elektronik haberleşme sektöründeki terimler, kişisel verilerin korunması bağlamında değerlendirilmiştir. İşletmecilerin, haberleşme hizmetlerinin sunumu esnasında kişisel verilerin korunmasını öncelemesi gerekmektedir. Ayrıca elektronik haberleşme sektöründeki abonenin kimliğinin uzaktan doğrulanabilmesine yönelik gelişmeler ele alınarak; kişisel verilerin korunmasıyla ilgili uygulamadaki sorunlar analiz edilmiş ve çözüm önerileri getirilmiştir.

Biyometrik veriBüyük veriElektronik haberleşme+7
Mahmut Furkan Balaban
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Liyakat ilkesi temelinde istisnai memuriyet

Kamu personel rejiminde vazifeyi üstlenecek kişilerde aranacak görevin gerektirdiği üstün niteliklerin varlığı ve görev ile ilgili siyasi güven ihtiyacının zorunluluğuna binaen istisnai memuriyet müessesi teşkil edilmiştir. İstisnai memurluklar, isminden de anlaşılacağı üzere istisnai bir niteliktedir. İstisnai memuriyet kadroları 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 59. maddesinde tahdidi olarak sayılmıştır. İstisnai statüde olan bu memurluklara atanmada idareye tanınan takdir yetkisi ve bu atamalarda liyakat ilkesinin yeri ziyadesiyle önemlidir. Zira liyakat mefhumu, çalışmamızda değineceğimiz üzere adalet ilkesinin bir unsurunu oluşturmaktadır. Çalışmamızda öncelikle liyakat kavramı ile liyakat ilkesini tanımlayarak adalet ile ilişkisine ve liyakat ilkesi karşısında yer alan uygulamalara yer verilmiştir. Liyakatin Türk hukuk tarihindeki ehemmiyetinin saptanması amacıyla İslamiyet öncesi Türk toplumlarından günümüze kadar çeşitli metinlerde araştırmalar yapılmıştır. Diğer bazı ülke örneklerine bu noktada yer verilmiştir. Akabinde Türk hukukunda kamu görevlisi mefhumu incelenerek istisnai memuriyetin bu kavram içindeki yeri tespit edilmiştir. Kamu görevlisi olan istisnai memurlukların anlam, kavram, tarih ve kapsamı ele alınarak bu kadroların oluşturulması, bu kadrolara atamada uygulanacak hükümlerin belirlenmesi ve atamada aranacak şartlar hakkında tespitte bulunulmuştur. Çalışmamızın bu kısmında Danıştay ve Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kararları tahlil edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise istisnai memur kadrolarına yapılacak atamalarda liyakat ilkesinin ehemmiyeti incelenmiştir. Son olarak istisnai memuriyette liyakat ilkesinin temin edilmesi için birtakım öneriler zikredilmiştir.

Enis Kuşcu
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Haksız fiyat artışının idari denetimi ve yaptırımı

Ürünlerin hakkaniyete uygun fiyatlanması hem tüketiciler açısından hem de ülke ekonomisi açısından çok önemlidir. Herhangi bir haklı neden olmadan ürünlerin aşırı fiyatlandırılması haksız fiyat uygulamalarına neden olmaktadır. Özellikle deprem, yangın, sel ve salgın hastalık gibi olağanüstü dönemlerde temel ihtiyaç maddeleri ile söz konusu olağanüstü durumun ihtiyaç haline getirdiği mal ve hizmetlerin fiyatlarının fahiş şekilde artırılması gayri ahlaki bir davranış biçimi olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde haksız fiyat uygulamaları kapsamında aşırı fiyatlandırma rekabet hukukunun konusunu teşkil etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise olağan dönemlerde ürünlerin fiyatlandırılmasına mühadale edilmemektedir. Bununla birlikte Türkiye'de olağanüstü dönemlerde fahiş fiyat artışlarının önlenmesiyle ilgili kanuni düzenlemeler, "7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a eklenen hükümlerdir. Söz konusu hükümler kapsamında üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından mal ve hizmetlerin satış fiyatlarında fahiş fiyat artışı yapılması idari para cezasına tabi tutulmuştur. Ayrıca, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik düzenlemeler yapmak, gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu kurulmuştur. Buna ilaveten, 28.05.2020 tarihli ve 31138 sayılı Resmi Gazete'de Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği yayımlanmıştır. Böylelikle Ticaret Bakanlığı bünyesinde Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu faaliyetine başlamıştır. Bu doktora tezi kapsamında haksız fiyat ve fahiş fiyat kavramları sınıflandırılmıştır. Söz konusu ikili ayrım çerçevesinde ulusal ve uluslararası alanda bulunan düzenlenmeler tartışılmak suretiyle bir bütün halinde haksız fiyat uygulamalarıyla ilgili değerlendirme ve tespitlerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Haksız Fiyat, Aşırı Fiyatlandırma, Fahiş Fiyat, Rekabet Hukuku, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu.

Fahiş fiyat
Mustafa Eken
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Takviye edici gıda piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi

Çalışmada takviye edici gıda piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesi konusu ele alınmıştır. Takviye edici gıdalar mevzuatta ve uygulamada gıda olarak kabul edilmektedir. Bu gıdalar, ilaçlar ve diğer tıbbi ürünlerden farklıdır. Bu fark hem nitelik hem de düzenleme ve denetim boyutundan kaynaklanmaktadır. Fakat bu ürünlerin birbirlerinden ayırt edilmesi kolay değildir. Uygulamada bu konuda sorunlar yaşanmaktadır. Takviye edici gıdalara ve genel olarak gıdalara ilişkin münhasır bir kanun bulunmamaktadır. Mevcut mevzuat ise oldukça dağınık ve bünyesinde eksikler barındırmaktadır. Çalışmada bu eksikliklere dikkat çekilmiş ve iyileştirme ya da yeniden düzenleme önerileri sunulmuştur. Düzenleme ve denetim konuları bütüncül bir perspektifle ele alınmalıdır. Bu konudaki eksikliklerin birbirini doğrudan etkileyebileceği göz önüne alınarak bu doğrultuda hareket edilmelidir. Denetim konusunda mevzuatta açık ve anlaşılır bir biçimde belirlemeler yapılmalıdır. Takviye edici gıda denetimi Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılmaktadır. Fakat gerek Bakanlığın iş yükü gerekse konunun spesifik ve uzmanlık gerektiriyor oluşu bu konuda geniş yetkilerle donatılmış, uzmanlığı bulunan Bakanlığın ilişkili kuruluşu şeklinde ya da üst kurul şeklinde bir kurumun oluşturulmasını gerekli kılmaktadır. Gıda güvenliğinin sağlanmasında bu düzenlemeler ve denetim faaliyetleri oldukça önemlidir. Gıda güvenliği tesis edilerek kamu düzeninin sağlanması amacıyla devlet, mevzuat hükümleri çerçevesinde denetim ve kontrol faaliyetlerinde bulunmaktadır. Karşılaştırma yapılabilmesi için bu çalışmada Avrupa Birliği ve Almanya'da takviye edici gıdalarla ilgili düzenlemeler ve denetim yapısı ele alınmıştır. Böylece ülkemiz dışında gıda güvenliğine yönelik olarak yapılan birtakım faaliyet ve uygulamaların görülmesi ve örnek alınması amaçlanmıştır.

Sümeyye Şimşek
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası belgeler ışığında anayasal bir zorunluluk olarak ailenin devlet tarafından korunması

Çalışma, Türkiye'deki anayasal düzenlemeler ve uluslararası insan hakları hukuku bağlamında ailenin korunmasını ele alan kapsamlı bir akademik çalışmanın bölümlerinden oluşmaktadır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası belgelerdeki aile kavramı ve ailenin korunmasına ilişkin hükümleri detaylı bir şekilde incelenerek, bu belgelerdeki tanımlar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ışığında ailenin hukuki yapısını ve korunmasını analiz edilmektedir. Anayasa'nın 41. maddesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla birlikte, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu'ndaki ilgili hükümler de çalışmada değerlendirilmekte ve liberal ve sosyal devlet anlayışlarının aileyle ilişkisi incelenmektedir. Çalışmanın temel amacı, ailenin anayasal bir çerçevede korunmasının bir zorunluluk olup olmadığını, devletin ailenin korunmasında aktif ve pasif yükümlülüklerini belirlemektir.

Berat Kumsel
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İdare hukuku bakımından gıda güvenliği ve gıda piyasasının düzenlenmesi

Toplumsal yaşamın güven içinde devam etmesi bakımından sağlıklı ve tüketilebilir gıdanın insanların sofrasına ulaşmasını sağlamak idarenin başlıca görevlerindendir. İdarenin gıda güvenliği faaliyetlerinin sistematik bir biçimde ele alınması, gıda güvenliği sürecinde karşılaşılan sorunların çözümü bakımından gerekliliktir. Dolayısıyla tarladan-sofraya gıda piyasasının düzenlenmesinde idarenin işlem ve eylemlerinin sorgulanması ve yeterliliğinin irdelenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı hassas ve uzmanlık bilgisi gerektiren gıda piyasasının düzenlenmesi sürecinde idarenin hangi görev ve yetkileri bulunduğu irdelenerek yapısal ve fonksiyonel yönleriyle idari işleyişi incelemektir. Bunun yanında siyasi irade ve diğer etki grupları müdahalesinin meydana getirebileceği olumsuzlukların özerk ve uzman statüdeki gıda otoritesi (düzenleyici ve denetleyici kurum) oluşturularak azaltılabileceği varsayımının tartışılmasıdır. Bu bağlamda öncelikle gıda hukuku ve gıda güvenliği konuları olmak üzere idare hukuku bakımından ülkemiz ve dünyada gıda güvenliği sisteminin işleyişi incelenecektir. Özellikle Avrupa Birliği'ndeki gelişmelerin iç hukukumuza yansıması gıda zincirinin her bir basamağı yönünden ayrıca değerlendirilecektir. Etkin gıda güvenliği için kurallar konulması, piyasanın denetlenmesi ve yönlendirilmesi görevlerinin geleneksel bakanlık teşkilatıyla gıda zinciri boyunca ne ölçüde yerine getirildiği detaylıca tartışılacaktır. Gıda güvenliği kapsamında ülkemizdeki idari teşkilatlanma ve faaliyetler incelenerek piyasa için gıda otoritesi önerisinde bulunulacaktır.

Ömür Kadri Sarı
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Elektrik dağıtım şirketlerinin idari denetimi

Bu çalışma, Türkiye'deki elektrik dağıtım hizmetlerinin hukuki denetim süreçleri ve bu süreçlere bağlı idari yaptırımları kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Kamu hizmeti niteliği taşıyan elektrik dağıtım faaliyetleri, enerjinin güvenli, kesintisiz ve verimli bir biçimde son kullanıcılara ulaştırılmasını hedeflemektedir. Başlangıçta Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yürütülen bu denetim faaliyetleri, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 7257 sayılı Kanun ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na devredilmiştir. Çalışmanın temel amacı, bu yetki devrinin hukuki etkilerini ve denetim süreçlerinin piyasada nasıl bir işlevsellik sağladığını değerlendirmektir. Elektrik dağıtım piyasasındaki denetim süreçlerinin hukuki sonuçları, mukayeseli hukuk incelemeleri ve yargı kararları ışığında analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda, mevcut hukuki çerçevenin denetim mekanizmasının etkinliğini sağlamada yetersiz olduğu ve EPDK'nın karar alma süreçlerindeki yetkilerinin daha geniş bir hukuki zeminde güçlendirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur. Ayrıca, idari yaptırımların ve yargısal denetim mekanizmalarının açık ve uygulanabilir hükümlerle desteklenmesinin, hukuka uygunluk ve hesap verebilirlik açısından kritik önem taşıdığı vurgulanmıştır. Denetim faaliyetlerinin hukuki altyapısının güçlendirilmesi, piyasa güvenilirliğini artırmak, yatırımcılar için öngörülebilirliği sağlamak ve kamu hizmetinin şeffaflığını geliştirmek açısından gereklidir. Bu kapsamda, mevcut yasal düzenlemelerin kapsamlı bir revizyondan geçirilmesi gerektiği ifade edilmiş ve sonuç bölümünde bu değerlendirmeler ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır.

Hasan Kaşıkara
Ankara Social Science University
2025
00

Other supervisors