Theses supervised by Prof. Dr. Can Deniz Köksal
10 theses · Akdeniz University
Havaalanlarının etkinliklerinin yıllara göre değerlendirilmesinde veri zarflama analizinin kullanılması
Çalışmada Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü'nün portföyünde bulunan 41 havaalanının Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Malmquist Toplam Faktör Verimliliği (MTFV) yöntemleri ile etkinlikleri ve verimlilikleri 2011-2014 periyodunda değerlendirilmiştir. Çalışmada girdi değişkenleri olarak, giderler, hizmet alanı, personel sayısı, pist sayısı ve terminal alanı; çıktı değişkenleri olarak ise, hizmet satış gelirleri, toplam uçak, yolcu sayısı ve yük trafiği alınmıştır. Bu değişkenler, benzer girdiler kullanarak çıktı ya da çıktılar ortaya koymakla sorumlu karar noktalarının göreceli etkinliklerini değerlendirmek için kullanılan ve doğrusal programlama tabanlı bir yöntem olan, VZA yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. VZA modelinde ölçeğe göre sabit getiri yaklaşımını içeren girdi minimizasyonu bakımından etkinlik sonuçları elde edilmiştir. Çalışma, Banxia Frontier Analyst 4 bilgisayar yazılımı ile analiz edilmiştir. Havaalanlarının birbirlerine göre göreceli performansları dikkate alınarak, etkinlik dereceleri belirlenmiştir. Etkinlik analizi sonuçları olarak; Adana, Antalya, İstanbul Atatürk ve Tekirdağ Çorlu havalimanları etkin olanlar olarak belirlenmiştir. Havaalanlarının verimliliklerindeki değişimi incelemek amacıyla yapılan Malmquist Toplam Faktör Verimlilik Endeksi analizi, 2011-2014 sürecinde havaalanlarının toplam faktör verimliliğinin azaldığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Etkinlik, Veri Zarflama Analizi, Verimlilik, Malmquist Toplam Faktör Verimliliği, Havaalanı.
Gölge eğitim bağlamında özel dershane hizmetlerinin üniversiteye giriş sürecindeki rolü ve üniversite adayı öğrenciler tarafından değerlendirilmesi: Antalya örneği
Gölge eğitim kavramının içerisinde en büyük ve en bilinen oluşumlar olan özel dershaneler, Doğu Asya ülkeleri başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde faaliyet göstermektedirler. Özel dershane eğitimi özellikle öğrencilerin bir üst eğitim kademesine ülke çapındaki sınav ya da sınavlara katılarak seçildiği eğitim sistemlerinde yaygınlaşmışlardır. Zaman zaman kapatılması kararlaştırılan ve 6 Şubat 2014 tarihinden itibaren özel okullara dönüştürülen dershaneler, fırsat eşitliğini bozmaları ve kayıtdışı kazanç sağlamaları gibi yönlerden eleştirilere maruz kalmışlardır. Bu araştırmanın amacı Türkiye'deki özel dershanelerin çeşitli yönleri üzerine bilgi vermektir. Avrupa devletlerinin ve Türkiye'nin eğitim sistemleri, eğitime ayrılan bütçeler, öğrencilerin uluslararası sınavlardaki başarıları ve bazı yabancı devletlerde ve Türkiye'deki gölge eğitim hakkında bilgiler içeren araştırma, öğrencilerin dershane algılarını ölçmeye yönelik bir anket çalışması ile desteklenmiştir. Çalışmanın sonucunda, öğrencilerin dershaneleri okulların alternatifleri olarak görmedikleri, eğitimin tamamlayıcı öğeleri olarak gördükleri ve dershane eğitimi almadan üniversite sınavlarında başarılı olunamayacağını düşündükleri ve dershanelerin yıllık ücretlerinin ailelerin bütçelerine belirli oranlarda yük getirdikleri gözlenmiştir. Bununla birlikte, dershanelerin sınav kazandırma söz konusu olduğunda okullardan daha iyi olduğu, okulların açıklarını kapattıkları, danışmanlık ve rehberlik konularında okullardan daha iyi olduğu ve özel okullara dönüştürülmelerinin gereksizliği de öğrencilerin anket sorularına verdikleri cevaplardan anlaşılmaktadır. Anahtar kelimeler: Gölge Eğitim, Özel Dershaneler, Eğitim Sistemi, Pearson Ki – Kare Testi, Birebir Doğrusallık Yaklaşımı, Eğitim Bütçeleri.
Erasmus hareketlilik programının Türk kamu üniversitelerinin uluslararasılaşma sürecine etkisi: Akdeniz Üniversitesi örneği
Uluslararasılaşma, sermayenin hareketliliğiyle başlamış, her dönemin en önemli kaynağı veya sermayesi olan "bilgi", teknolojik gelişmelerle birlikte, bilimsel alanda eğitime yaptığı olumlu etkilerin sonucunda güç kazanmıştır. Çağımızın olmazsa olmazlarından biri haline gelen uluslararasılaşma ile her kurumda olduğu gibi, bilginin üretildiği ve sunulduğu yükseköğretim kurumlarında da verilen hizmetlerin çeşitlendirilmesi ve genişletilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Türkiye'de Cumhuriyetin kurulmasıyla, yurtdışı menşeli öğretim üyelerinin istihdamı ile yükseköğretim kurumlarında başlayan uluslararasılaşma, 20. yüzyılın ortalarında öğrenci değişimi ile ulus ötesi işbirlikleri, 21. yüzyıl başında Bologna sürecine dahil olunması ve sürecin bir aracı olan Erasmus hareketlilik faaliyetlerinin Türk üniversitelerinde uygulanmaya başlaması ile daha da ivme kazanmıştır. Uluslararasılaşma faaliyetlerinin ortaya çıkardığı kalite ve akreditasyon sorunlarına ilişkin, Türk yükseköğretim kurumlarının en üst mercii olan Yükseköğretim Kurulu tarafından düzenleyici ve yaptırımcı yasalar çıkarılmış, ülkenin kendine özgü hareketlilik programları hazırlanmıştır. Bu tez çalışmasının amacı, Türk kamu üniversitelerinin uluslararasılaşmasında önemli bir yeri olan Erasmus hareketlilik faaliyetleri kapsamında AB üye ülkeleri ile başlayan öğrenci ve personel hareketliliğinin öğrenciler üzerindeki etkisini incelemektir. Bu doğrultuda nicel ve nitel veri analizi yöntemleri kullanılarak öğrenci hareketliliği deneyimine ilişkin toplam 55 soruluk anket formu hazırlanarak, Erasmus hareketlilik faaliyetlerine pilot olarak başlayan 13 kamu üniversitesinden biri olan Akdeniz Üniversitesi'nden giden öğrencilere e-posta ile gönderilmiştir. 133 öğrenci tarafından cevaplanan anketlerden toplanan verilere SPSS kullanılarak istatistiksel analizler uygulanmıştır. Anket verilerinin incelenmesi sonucunda bulgular göstermektedir ki; Akdeniz Üniversitesi yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrencilerin hareketlilik sonrası edinilen deneyimlere ilişkin akademik deneyime, akademik unvanı (öğretim görevlisi, araştırma görevlisi, uzman) olmayan tüm düzeydeki öğrenciler hareketlilik sonrası edinilen deneyimlerde yurtdışı deneyime daha fazla önem atfetmişlerdir. Yabancı dil gelişimi konusunda Batı Avrupa ülkelerine giden öğrencilerin yabancı dil gelişimi algısı, diğer ülke gruplarına gidenlerden daha fazla olmuştur. Anahtar Sözcükler: Bologna Süreci, AB Eğitim ve Gençlik Programları, Erasmus Hareketlilik Programı, Türk Kamu Üniversiteleri, Yükseköğretimde Uluslararasılaşma
Doğal gaz rezerv bölgelerinin Türkiye ve Avrupa Birliği bağlamında çok kriterli karar verme teknikleri ile değerlendirilmesi
Enerji, tüm hizmet sektörleri ve mal üretim sektörleri açısından en önemli girdilerden biridir ve ısınma, aydınlatma gibi en hayati faydalar ile yaşam kalitesini arttıran günümüzün vazgeçilemez bir kaynağı haline dönüşmüştür. Bu nedenledir ki enerji hayatın ve ekonominin tüm mecralarında temel ihtiyaç halini almıştır. Enerji piyasasının en çok tercih edilen enerji kaynağı halini alan doğal gaz ise, sanayi alanında aktif olarak kullanılan, elektrik enerjisine dönüştürülebilen, taşıma ve depolama kolaylığı sağlayan ve dünyada son on yılda toplam enerji talebinin neredeyse üçte birine diğer yakıtlardan daha çok katkıda bulanan kaynaktır. Aynı zamanda en temiz yanan fosil yakıt olan doğal gaz, diğer fosil yakıtlarla kıyaslandığında hava kalitesi ve özellikle sera gazı emisyonları açısından birçok çevresel faydayı bünyesinde barındırmaktadır. Bu tez çalışması; Avrupa Birliği ülkelerine doğal gaz ileten ya da iletecek alternatif doğal gaz hatlarının besleneceği enerji kaynak bölge/ülkelerin sahip olduğu öncelikler bakımından karşılaştırılarak kendi içlerinde sıralama yapılmasına yönelik çok kriterli karar verme yöntemlerinin entegre şekilde uygulandığı bir araştırmayı kapsamaktadır. Enerji kaynak bölge/ülkelerin önceliklendirilmesi hususundaki çalışmada çok kriterli karar verme yöntemlerinden AHP ve TOPSIS yöntemleri tercih edilmiştir. Yapılan analizlerin sonuçları değerlendirildiğinde Rusya Federasyonu ve Ukrayna arasındaki yaşanan son politik krizin askeri çatışmaya dönüşmesine rağmen AB'nin alıcı bölge/ülke olarak yer aldığı bileşende alternatif enerji kaynak bölge/ülkeler arasında en yüksek öneme sahip ülkenin Rusya Federasyonu olduğu belirlenmiştir. İkinci sırada Hazar ve Türki Cumhuriyetleri, üçüncü sırada Orta Doğu, dördüncü sırada İran İslam Cumhuriyeti ve son sırada yer alan bölge/ ülke ise Doğu Akdeniz şeklinde olmuştur. Araştırma bulguları neticesinde Türkiye'nin jeopolitik, ekonomik ve siyasi ilişkiler bağlamında AB ile tedarik edici bölge/ülkeler arasında Ukrayna dışında çok önemli ve güvenilir bir transfer/nakil ülkesi olabileceği değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda gelecek araştırmalara temel oluşturabilmesi açısından araştırmacı ve uygulamacılara yönelik değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Enerji, Doğal Gaz, Çok Kriterli Karar Verme, AHP, TOPSIS
Çevik üretim: İnsansız deniz araçları üzerine endüstri 4.0 ve sürdürülebilirlik perspektifinden bir uygulama
Çevik üretim kavramı literatürde uzun süredir tartışılmasına rağmen esas gelişimini özellikle son on yılda kaydetmiştir. Literatür taraması, bu ilginin artışında Endüstri 4.0 uygulamalarının yaygınlaşması, hızla değişen müşteri talepleri, ekonomik dalgalanmalar, iklim krizleri ve Covid-19 gibi küresel şokların belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Bu gelişmeler, çevikliğin yalnızca rekabet avantajı sağlamak için değil, aynı zamanda belirsizlik ortamında işletmelerin varlığını sürdürebilmesi için kritik bir unsur haline geldiğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışmada, Endüstri 4.0'ın çevik üretimi daha sürdürülebilir kılma potansiyeli incelenmiş ve araştırmanın ampirik kısmı, çeviklik ihtiyacının en yoğun hissedildiği alanlardan biri olan İnsansız Deniz Araçları (İDA) üretim süreçlerine odaklanmıştır. Literatür doğrultusunda çeviklik stratejileri (ÇS) ile çeviklik yetenekleri ve göstergeleri (ÇYG) tanımlanmış; sektör uzmanları ve akademisyenlerden elde edilen görüşlerle 68 ifadeden oluşan kapsamlı bir soru formu hazırlanmıştır. Uzman görüşleri Bulanık Delphi yöntemiyle analiz edilmiş, görece düşük önem atfedilen ifadeler elenmiş ve sonuçta 13 ÇYG ile 12 ÇS geçerliliğini korumuştur. Ardından Bulanık TOPSIS yöntemi uygulanarak bu stratejiler önem sırasına konulmuş ve TES01 kodlu "Finansal Güç ve Teknolojik Yetenekler" stratejisi en kritik strateji olarak öne çıkmıştır. Buna karşılık, en az kritik strateji ise SOS08 kodlu "Risk Yönetimi" olmuştur. Bu bulgu, çevikliğin teknoloji ve finansal yetkinliklerle daha güçlü ilişkilendirildiğini, risk yönetiminin ise destekleyici fakat ikincil bir rol üstlendiğine işaret etmektedir. Sürdürülebilirlik kategorisine ait olan SÜS03 kodlu "Çevik ve Çevreci Üretim" stratejisinin ikinci sırada yer alması ise çalışmanın amacını destekleyen bir bulgu olarak değerlendirilmiştir.
İş yaşam kalitesi, psikolojik güçlendirme, iş tatmini ve iş performansı ilişkisi: Turizm sektöründe bir uygulama
Turizm sektöründe iş görenlerin performansını çeşitli faktörler etkilemektedir. Bu araştırmada turizm sektöründe iş yaşam kalitesi, psikolojik güçlendirme ve iş tatmini değişkenleri ile iş performansı arasındaki ilişkilerin belirlenmesi ve bu değişkenlerin iş performansını açıklama düzeyinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda oluşturulan ölçek seti aracılığıyla, Antalya'da otellerde çalışan 318 personelden nicel veri toplanmıştır. Araştırmanın örneklem grubunun özelliklerini tespit edebilmek amacıyla frekans analizi yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler korelasyon katsayılarına bakılarak belirlenmiştir. Diğer değişkenlerin iş performansını açıklama düzeyini belirlemek için iş performansı bağımlı değişken olarak tanımlanmış ve çoklu regresyon tekniğinden yararlanılmıştır. Değişkenlere ait diğer çıkarımsal istatistikler için t-testi ve ANOVA yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında iş performansı, iş yaşam kalitesi, iş tatmini ve psikolojik güçlendirme arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu görülmüştür. İş performansı ve psikolojik güçlendirme ile iş tatmini ve iş yaşam kalitesi arasındaki ilişkiler güçlü iken, diğer değişkenler arasındaki ilişkilerin ise orta seviyede olduğu görülmüştür. İş performansının bağımlı değişken olarak belirlendiği çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre iş yaşam kalitesi, iş tatmini ve psikolojik güçlendirme, iş performansını %53,9 seviyesinde açıklamaktadır. Bağımsız değişkenler arasında, psikolojik güçlendirmenin iş performansını en çok açıklayan değişken olduğu görülmüştür. Araştırmada değişkenlerin alt boyutlarının çoklu regresyona dahil edilmesi durumunda bağımsız değişkenlerin iş performansını açıklama oranının %59,4 olduğu belirlenmiş, regresyona anlamlı katkı sağlamayan alt boyutların analizden çıkartılması ile diğer değişkenlerin iş performansını %59,3 düzeyinde açıkladığı görülmüştür. Bunun yanı sıra, erkek çalışanların psikolojik güçlendirme düzeylerinin kadın çalışanlardan fazla olduğu, çalışan yaşı arttıkça iş tatmin düzeylerinin arttığı, iş performansı düzeyinin orta yaş gruplarında en yüksek seviyede olduğu ve iş yaşam kalitesi değerlerinin üst yaş grubunda en yüksek seviyede olduğu görülmüştür. 20 yaş altı ve az tecrübeli çalışan grubunda ise psikolojik güçlendirme puanlarının en düşük seviyede olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgularla literatüre teorik ve pratik katkılar sunulmuştur. Araştırmanın kısıtları göz önünde bulundurularak ileride yapılacak araştırmalara yönelik öneriler getirilmiştir.
Öneri sistemi modellerinde kullanılan makine öğrenmesi tekniklerinin müşteri satın alma tercihleri doğrultusunda karşılaştırılması
E-ticarette öneri sistemleri, müşterilerden elde edilen veriler ile ürün özelliklerini değerlendirerek, müşterilerin tercih edebileceği ürünlerin ortaya çıkarılmasını amaçlayan modeller bütünüdür. Öneri sistemlerinde, kullanıcı ve nesne ilişkisi değerlendirilerek kullanıcıların davranışları doğrultusunda yönelim gösterebilecekleri nesnelerin tahmini sağlanmaktadır. Araştırmada e-ticaret sektöründeki uygulamalar ile bu uygulamaların yarattığı çeşitlilik incelenerek, kullanıcıların satın alma davranışları üzerinden öneri modelleri kıyaslanmaya çalışılmıştır. Araştırmada, öneri sistemleri için kullanılan yöntemler irdelenmiş ve bu tür sistemlerin gelişimi hakkında bilgiler verilmiştir. Farklı kullanıcı ürün ilişkileri ve model oluşturma tekniğiklerinin yer aldığı araştırmalar doğrultusunda kullanıcıların satın alma davranışlarının, kullanıcıların doğrudan ürün hakkında değerlendirmesi olarak kabul edildiği bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu doğrultuda literatürde kullanılan öneri sistemi yöntemlerinden bazıları seçilerek öneri sistemi modellerinin karşılaştırılması yapılmıştır. Ürün temelli komşuluk modelleri ile kullanılan Jaccard ve Kosinüs benzerlik ölçümü, matris ayrıştırma yöntemlerinden TDA (Tekil Değer Ayrıştırması) ve NMF (Negatif Olm. Matris Ayrıştırması) yöntemleri ile birliktelik kuralları içerisinde yer alan Fp-Growth ve PSO (Parçacık Sürü Optimizasyonu) yöntemleri hem kendi içlerinde hem de birbiri ile olan performansları karşılaştırılmıştır. Bu yöntemler sonucu elde edilen çıktılar karşılaştırılırken belirli zaman aralıkları da sonuçların değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Belirtilen yöntemlerle elde edilen çıktılar, belirlenen referans günü doğrultusunda kullanıcıların 45, 90 ve 365 günlük dönemler ile tüm veri seti kapsamında tekrar alımları ile ilişkilendirilerek skor ölçümleri hesaplanmıştır. Daha sonra sonuçların tutarlılığını test etmek için 10'ar günlük zaman dilimleri için modeller tekrarlanarak çalıştırılmış ve elde edilen sonuçların sağlamaları yapılmıştır. Bu sonuçlar neticesinde hem kısa zaman aralıklarında hem de geniş zaman aralıklarında kullanıcıların satın alma davranışlarında oluşan ikili veri tipine sahip modellerde birliktelik kuralları Fp-Growth ve PSO'nun daha başarılı sonuçlar elde ettiği gözlemlenmiştir. Birliktelik kuralları diğer metotlara kıyasla daha iyi bir sonuç elde etmesine rağmen kendi içerisindeki performansı kısa zaman aralıklarında daha yüksek olduğu da zaman aralığı kriteri sayesinde ortaya çıkarılmıştır.
Bir şehrin stratejik konumunun ve lojistik potansiyelinin bölge ekonomisine etkisi; Manavgat örneği
Çalışmada Akdeniz Bölgesi'nin Batı Akdeniz diye tanımlanan bölümünde bulunan beş şehir (Antalya, Isparta, Burdur, Alanya ve Manavgat) Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP) yöntemi kullanılarak birbirleri ile kıyaslanmıştır. Hedefin, düşünsel olarak lojistik merkez yeri belirleme olduğu bu çalışmada beş yerleşim yeri ile ilgili coğrafik, demografik ve teknik bilgilere yer verilmiştir. Bu bilgilerden yola çıkılarak en uygun yer belirlenmeye çalışılmıştır. AHP yöntemi kullanılarak hesaplama yapılarak uygun bir sonuca varılmıştır. Hesaplamalara geçmeden önce lojistik ve stratejik konumla ilgili bilgiler verilerek bu çalışmanın önemi vurgulanmaya çalışılmıştır. Bir öneri niteliğinde olan çalışmada, kıyaslanan şehirlerden uygun bulunan yerde kurulacak turizm ürünleri ve hizmetleri amaçlı lojistik merkezin bölge ve ülke ekonomisi açısından önemi vurgulanmıştır. Tüm bunların sonucunda AHP yöntemi ile yapılan hesaplamalar ile Manavgat şehri en uygun yer olarak belirlenmiştir. Manavgat'a kurulacak bir turizm amaçlı lojistik merkezin verimli ve etkin olacağı görüşü üzerinde durulmuştur.
Finansal başarısızlık göstergelerinin gri ilişkisel analiz ile belirlenmesi ve BİST 100 endeksinde veri zarflama analizi ve lojistik regresyon analizi uygulaması
Finansal başarısızlık, işletmeler ile birlikte ülke ekonomisi açısından da oldukça önemlidir. Finansal başarısızlık, işletme politikalarında ve alınan finansal kararlarda başarısızlıklarının sonucunda karşılaştığı ekonomik sıkıntılar ile birlikte işletmeleri iflasa kadar sürükleyen, hedeflerine ulaşamama durumudur. Finansal başarısızlık önceden tahmin edilmediğinde ve buna yönelik önlemler alınmadığında iflas ile sonuçlanması kaçınılmazdır. Bu nedenle finansal başarısızlık tahmin modellerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmanın amacı, finansal göstergelerin hiyerarşik yapılarını kullanarak öncelikle işletmelerin finansal durumunu etkileyen göstergeleri belirlemektir. Ayrıca, bu göstergeler ile geleneksel istatistiki yöntemler dışında yer alan parametrik olmayan veri zarflama analizinin işletmelerin finansal durumu tahmin etmedeki performanslarını karşılaştırarak en uygulanabilir yöntemi belirlemektir. Türkiye Borsa İstanbul 100 Endeksinde işlem gören işletmelerin 2014-2016 yılları arasında finansal raporları üzerinden, geleneksel istatistiki yöntemlerden lojistik regresyon analizi ve matematiksel temelli parametrik olmayan bir yöntem olan veri zarflama analizi ile finansal başarısızlık tahmin modelleri geliştirilmiştir. Bu modellerin geliştirilmesinde uygulanan yöntem kadar modele dâhil edilen değişkenler de önemlidir. Bu nedenle işletmelerin finansal durumunu en çok etkileyen göstergelerin belirlenmesinde gri ilişkisel analiz yöntemi ele alınmıştır. Analizler sonucunda tahmin modellerinden lojistik regresyon modelinin işletmelerin finansal başarısızlığını ön görmede veri zarflama analizine göre daha yüksek bir oranda tahmin gücüne sahip olduğu belirlenmiştir. Ancak, veri zarflama analizinin de finansal başarısızlık tahmininde uygulanması kolay ve hızlı bir yöntem olması ve işletmelere başarılı duruma geçebilmeleri için iyileştirmeleri gereken göstergeler üzerinden tavsiyelerde bulunmaktadır. Çalışmanın sonucunda her iki yönteminde finansal başarısızlık tahmininde uygulanabilir olduğunu ancak yöntemlerin kendi içinde farklı avantajlarının olduğu belirlenmiştir.
Havalimanlarının teknik etkinliklerinin özel ve kamu işletmeciliği yönünden güven bölgesi yaklaşımı ve veri zarflama analizi ile incelenmesi
Yazında yer alan havacılık ile ilgili mevcut çalışmalara bakıldığında büyük çoğunluğunun havalimanlarının performanslarının veya etkinliklerinin değerlendirilmesi konusuna yoğunlaştığı görülmektedir. Özelleştirmelerin, havalimanlarının performanslarına olan etkisini inceleyen çalışmalara rastlanmamakta veya çok az rastlanmaktadır. İşte tam bu noktada, özelleştirmelerin havalimanlarının etkinliklerine olan etkisi ile ilgili alanda bir boşluk olduğu açıkça görülmektedir. Buradan hareketle çalışmanın amacı; havalimanlarında yapılan özelleştirmelerin, havalimanlarının etkinliklerine olan etkisinin incelenmesi adına etkin bir çalışma ortaya koymak ve gelecekte havalimanlarında yapılacak olası özelleştirme uygulamaları için özel sektöre ışık tutmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle özelleştirmeler hakkında detaylı şekilde bilgi verilmeye çalışılmıştır. Sonra, havacılık sektöründe neden özelleştirmelere ihtiyaç duyulduğuna ve uygulanan özelleştirme projelerine değinilmiş, hem dünyadan hem de Türkiye'den bu projelere örnekler verilmiştir. Bir sonraki aşamada, özelleştirmelerin havalimanı etkinliğine olan etkisini belirlemek adına 2015 yılının tamamında Türkiye'de aktif olarak hizmet veren havalimanları kamu ve özel sermayeli olarak gruplanmıştır. Son aşamada ise havalimanları VZA, AHP/VZA, AHP/VZA-AR ve AHP Yaklaşımı ile Doğrudan Etkinlik Analizi gibi yöntemler kullanılarak etkinlik analizine tabi tutulmuş, hangi grupta yer alan havalimanlarının daha etkin olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca elde edilen sonuçlara hipotez testleri uygulanarak (varsa eğer) aradaki etkinlik farklarının anlamlı olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak, uygulan tüm yöntemlerde özel sektör tarafından işletilen havalimanlarının etkinlik değerlerinin ortalaması, kamu sektörü tarafından işletilen havalimanlarının etkinlik değerleri ortalamasından yüksek çıkmıştır. Ancak aradaki bu farklılık, VZA ve AHP/VZA yöntemlerinde anlamsız iken, ayrım gücü yüksek olduğu iddia edilen AHP/VZA-AR ve AHP Yaklaşımı ile Doğrudan Etkinlik Analizi yöntemlerinde anlamlı çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Havalimanı Özelleştirmesi, Veri Zarflama Analizi, Güven Bölgesi Yaklaşımı (AR).