Theses supervised by Prof. Dr. Cengiz Toraman
10 theses · Gaziantep University, İnönü University
Finansal okuryazarlık ve finansal refahın belirleyicileri: Gaziantep ve çevre illeri için yapısal eşitlik modeli uygulaması
Finansal krizlerin olası nedenleri arasında görülen bireylerin finansal okuryazarlık düzeylerinin düşük olması problemi son yıllarda oldukça sık tartışılan bir konu haline gelmiştir. Finansal ürün çeşitliliğinin artması, finansal piyasalara katılımın kolaylaşması, kredi kartı ve tüketici kredileri gibi bankacılık hizmetlerinin yaygınlaşması bireylerin finansal okuryazar olması ihtiyacını doğurmaktadır. Bu nedenle, daha bilinçli finansal kararlar alabilen bir toplum için finansal eğitimin eğitim ve öğretim hayatında yer edinmesi gerekmektedir. Artan finansal okuryazarlık düzeyi, bireylerin finansal hizmetlerden daha fazla yararlanmasını, yatırım ve tasarruf kararlarını daha bilinçli vermesini ve en önemlisi bütçeleme konusunda yaşadıkları sıkıntılardan uzaklaşmalarını sağlayacaktır. Böylece bireylerin finansal refah düzeyleri artacaktır. Bu kapsamda, bu tez çalışması Gaziantep ve çevre illerdeki üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeylerini ölçmeyi ve finansal okuryazarlığı ve finansal refahı etkileyen değişkenleri belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, sekiz devlet ve iki vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 10 farklı üniversiteden 1.856 öğrenciye anket uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan finansal okuryazarlık ölçeği, Amerika'da Jump$tart Koalisyonu tarafından kullanılan Mandell (2002) tarafından geliştirilmiş ölçeğin Türkçe'ye uyarlanması ile oluşturulmuştur. Finansal okuryazarlık ölçeğine verilen cevaplar üniversite öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeylerinin düşük olduğunu göstermiştir. Yapısal Eşitlik Modellemesi ile yapılan analiz sonucunda finansal okuryazarlığı etkileyen değişkenlerin finansal öz yetkinlik, finansal sosyalizasyon değişkenlerinden medya etkisi, cinsiyet ve ailenin gelir durumu değişkenleri; finansal refahı etkileyen değişkenlerin ise finansal öz yetkinlik, finansal sosyalizasyon değişkenlerinden eğitim etkisi ve ailenin gelir düzeyi değişkenleri olduğu görülmüştür. Ayrıca, tezin dördüncü bölümünde tüm değişkenlerin dahil edildiği alternatif bir model önerisinde bulunulmuştur.
Menkul kıymet piyasalarında, kurumsal yatırım, yatırımcı duyarlılığı ve hisse senedi getirileri ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, 2004-2014 yılları aralığında, halka açık şirketlerden BİST Sınai Endeks'inde işlem gören firmaların mali tablolarından elde edilen bilgiler kullanılarak Türkiye için, kurumsal yatırım, yatırımcı duyarlılığı ve hisse senedi getirileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Yatırımcı duyarlılığını ölçmek için üç farklı ölçüt kullanılmıştır. Birincisi, yatırımcı duyarlılığını temsil ettiği düşünülen yedi değişkenle, temel bileşenler analizi yöntemi kullanılarak elde edilen yatırımcı duyarlılığı endeksi; ikincisi, yatırımcılardan hisse senetlerine toplam net sermaye akışının toplam varlıklara oranı; üçüncüsü ise TÜİK Tüketici Güven Endeksi değeri/100' dür. Kurumsal seviyede yatırım, net operasyonel varlıklardaki değişime dayanılarak hesaplanmıştır. Sabit etkiler panel veri analizi kullanılarak yapılan analizlerden elde edilen bulgulara göre: (i) Kurumsal yatırım değeri ile aynı dönem içindeki hisse senedi getirileri arasındaki pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. (ii) Kurumsal yatırım ile yatırımcı duyarlılığı ölçütlerinden yatırımcı duyarlılığı endeksi ve TÜİK Tüketici Güven Endeksi/100 arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Kurumsal yatırım ve yatırımcılardan hisse senetlerine toplam net sermaye akışının toplam varlıklara oranı ile anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bulgulara dayanarak, kurumsal yatırımın, yatırımcıların optimistik olduğu dönemde artış gösterdiği söylenebilir.
Kurumsal yönetişim ve finansal raporlama kalitesi: Türkiye örneği
Bir kültür olarak ele alınan kurumsal yönetişim, hesap verilebilirlik, şeffaflık, adillik, katılımcılık, etkililik, tutarlılık, sorumluluk olmak üzere yedi prensibe dayanmaktadır. Güçlü ve istikrarlı olmayan piyasa koşullarına sahip gelişmekte olan ülkeler için kurumsal yönetişim, temel bir Vekâlet Teorisinden daha ileri düzeyde incelenmelidir. İyi kurumsal yönetişim uygulamalarını benimseyen kurumlardan, paydaşları daha kaliteli bir finansal bilgilendirme beklemektedirler. Firmaların kurumsal yönetişim yapısıyla, finansal raporlama kalitesi arasındaki ilişkinin Türkiye örneğinde incelendiği bu çalışmada, rassal etkili panel veri analizi gerçekleştirilmiştir. 2008-2013 yılları arasında BİST-100 kapsamında işlem gören 94 finansal olmayan firmaya ait 329 veri kesiti ve bu firmalar içinden XKURY'de yer alan ve kurumsal yönetişim derecesine sahip olan firmalar geniş bir bakış açısıyla incelenmiştir. Finansal raporlama kalitesi Düzeltilmiş Jones Modeli'ne aktif getiri oranının eklenmesiyle elde edilen Kothari modeliyle ölçümlenmiştir. Analizde ayrıca, kurumsal yönetişim yapısına ilişkin içsel geçerlilik sorunu nedeniyle, Hausman Taylor modeli kullanılarak, CEO'sunun işletme alanında yüksek lisans eğitimine sahip olması ve dört büyük denetim firmasından bağımsız denetim hizmeti alması durumundan oluşan araç değişkenlerle de inceleme yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, BİST-100'de 2008-2013 yılları arasında işlem gören finansal olmayan kurumlarda, şirket büyüklüğü arttıkça finansal raporlama kalitesi artmaktadır. Kurumsal yönetişimin içsel geçerlilik sorunu çözüldüğünde şirket büyüklüğüyle beraber, şirketlerin halka açıklık oranının da finansal raporlama kalitesi üzerinde pozitif yönde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, kurumsal yönetişim derecesine sahip olan firmalarda, kurumsal yönetişimin içsel geçerlilik sorunu çözüldüğünde kaldıraç oranının artmasının finansal raporlama kalitesi üzerinde negatif yönlü etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.
Finansal kriz-bankacılık krizleri bağlamında krizden etkilenen bankaların yeniden yapılandırılması
Karlılık bir işletmenin varoluş sebebi olup, şirketler kar yarattıkça yaşarlar. Bankalar da kar amacı güden işletmelerdir. Dolayısıyla bankaların karlılık performansı, banka yönetiminin başarısını da ortaya koymaktadır. Bankacılık sektöründe yaşanan kriz; mali piyasalarda bir ya da birkaç bankanın iflasıyla sonuçlanan ve yaşanan bu durumun tüm sektöre yayılarak ödemeler sistemini olumsuz etkilemesiyle, hatta işleyişini durdurması nedeniyle, piyasaların işleyişinde problemlerin yaşanması şeklinde tanımlanabilir. Bu krizlerin nedenleri; en başta istikrarsız makroekonomik yapı, bankacılık sektöründe etkin denetim ve gözetim yapılamaması, yasal düzenlemelerin yetersiz olması, ödemeler sistemi gibi mali altyapı unsurlarının güvenilir olmaması ve risk yönetimi için gerekli kredi kültürünün oluşmamasıdır. Gelişmekte olan ülkelerde bankalar ve finansal kuruşlar (Sigorta şirketleri, Faktöring Şirketleri, Leasing Şirketleri vb), finansal sisteme hakim olan aracı kuruluşlardır. Finansal krizin yaşandığı bir ülkede, bankacılığın bu krizden etkilenmemesi için sistemin oldukça güçlü olması gerekmektedir. Spekülatif krizler, temel yapının zayıf ve rezervlerin yetersiz olduğu koşullarda ortaya çıkar. Bankacılık sektörünün krizi atlatmasında o ülkenin merkez bankasının önemli bir rolü vardır. Bankaların ve özelliklede bankacılık sektörünün kredibilite değeri, göstergeleri, bankaların yaşadıkları krizi yenmelerinde önemli birer rol oynamaktadır. Bankacılık sektörünü etkileyen finansal krizler, bankaların etkinlik ve verimlilikten uzak çalışmasına yol açmakla kalmaz, kurumsal yapıda da bozulmalara neden olur. Bankacılık krizlerinin yayılma etkisinin, diğer sektörleri etkilemesi sonucunda, sorun makroekonomik istikrarı etkileyecek hale gelebilir. Bu bağlamda krizin maliyeti, bankacılık sektörünün iyileştirilmesinin bütçeye yükü ve onun ulusal gelirdeki payı ile sınırlı kalmayıp, reel anlamda daha büyük boyutlara ulaşabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, öncelikle finansal krizlerin temel nedenleri, teorileri ve bankacılık sektöründeki bozulmalardır. Bu bozulmaların ülke ekonomisine olan olumsuz etkileri ile birlikte bozulan veya iflas eden bankaların yeniden yapılandırılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Finansal kriz, bankacılık krizleri, yeniden yapılandırma
Sürdürülebilirlik kapsamında denizyolu taşımacılığında karbon muhasebesi işlemleri ve bir model önerisi
Gemi yaşam evrelerinde ortaya çıkan çevresel zararları imha etmek için yıllar itibariyle çeşitli kural ve regülasyonlar oluşturulmuştur. 2016 yılında yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması'nın ardından, gemi kaynaklı sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla ilgili çalışmalara ayrıca önem verilmektedir. BM uzman kuruluşu ve denizcilik otoritesi olan IMO, gemilerden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltmak ve ekolojik bir denizyolu taşımacılığı inşa etmek için çalışmalarına hız kazandırmıştır. IMO, 2018 yılında gemi kaynaklı sera gazı emisyonlarını azaltmak için başlangıç stratejisini yayımlamış ve yüzyılın sonuna dek denizcilikte dekarbonizasyon sürecini tamamlamayı hedeflemiştir. Bu kapsamda IMO; 2020 Sülfür Regülasyonu'nu yayımlayıp ayrıca gemi kaynaklı emisyonların fiyatlandırılmasıyla ilgili alternatif yaklaşımların çevresel ve finansal etkilerini değerlendirmektedir. AB Komisyonu ise, 2019 yılında açıkladığı AB Yeşil Mutabakatı'nda 2050 yılına dek iklim nötr ilk kıta olmayı hedeflediğini belirtmiş ayrıca mutabakatın bir parçası olarak 2021 yılında sundukları FIT 55 Paketi kapsamındaki direktifte, AB kıtasıyla ilişkili gemi kaynaklı emisyonları, 2023 yılından itibaren AB ETS'ye dahil etmeyi planladıklarını bildirmiştir. İlgili otoriteler tarfından, gemi kaynaklı emisyonları azaltma ve bu emisyonların fiyatlandırılmasına yönelik model önerileriyle ilgili müzakere süreci devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı, gemi inşaatı ve gemi makineleri mühendisliğinin güncel çalışma alanları arasında yer alan gemi kaynaklı sera gazı emisyonları sorununu ve ekolojik gemi inşa faaliyetlerini, muhasebe ve finans bilimleri çerçevesinde incelemektir. Bu amaca yönelik Dünya Denizciliği'nde, gemi inşa bakım ve onarımda en önemli tersanelerden biri olarak kabul edilen bir Türk denizcilik şirketiyle yapılan mülakat sonucunda bilgi setine erişilmiştir. Şirketten edinilen bilgiler doğrultusunda, gemi kaynaklı karbon emisyonlarının muhasebeleştirilmesi, IMO 2020 Sülfür Regülasyonuyla uyumlu olan yatırım alternatiflerinin finansal açıdan incelenmesi ve ekolojik gemi inşa yaklaşımında maliyetlerin IAS/IFRS ile uyumlu olarak muhasebeleştirilmesi üzerine çalışmalar yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Denizcilik, Ekolojik Gemi, Emisyon, Karbon Muhasebesi
Finansal okuryazarlık, yaşam tatmini ve liderlik arasındaki ilişki: Üniversite öğrencileri üzerinde bir alan araştırması
Finansal ürün ve hizmetlere en ideal şekilde ulaşmak ve en iyi şekilde faydalanmak, finansal konularda yanlış uygulamalardan kaçınabilmek, hatta finansal güvenlik talebinin karşılanması için bireylerin belirli düzeyde finansal bilgi ile donatılmaları gerekmektedir. Bireyin sahip olduğu finansal kaynakları en uygun şekilde nerelerde değerlendireceği, ihtiyaç duyduğu finansal fonlara hangi kaynaklardan ulaşabileceği ve tasarruflarını optimal şekilde nasıl değerlendireceği gibi konular, finansal okuryazarlıkla ilişkili konulardır. Günümüz dünyasında bir yandan küreselleşmenin etkisi diğer yandan ekonomik, sosyal ve teknolojik alanlarda yaşanan değişim ve gelişmeler, bireylerin ihtiyaç ve beklentilerinde de önemli değişikliklerin olmasına yol açmıştır. Söz konusu ihtiyaç ve beklentilerin istenilen düzeyde karşılanabilmesi ve yaşam tatmininin sağlanması için önemli kaynaklardan birisi olan finansal kaynakların etkili, verimli ve doğru kullanılması büyük önem taşımaktadır. Finansal kaynakların doğru kullanılması noktasında tüm bireyler yaşamları boyunca büyük ya da küçük, önemli ya da daha az önemli birçok finansal kararlar almakta ve bu kararlar bireylerin yaşam biçimlerini ve yaşamdan duydukları tatmin düzeyini önemli ölçüde etkilemektedir. Finansal okuryazarlık konusunda çalışma yapan bazı araştırmacılar, bireysel finansal olaylarda sağlanan memnuniyetin, genel yaşam tatminiyle direkt bağlantılı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu bağlamda finansal kaynakların doğru kullanımıyla yaşamsal ihtiyaçları daha iyi karşılamaya olanak sağlaması açısından finansal okuryazarlığın bireyin yaşam tatminini artıracağı söylenebilir. Finansal okuryazarlık seviyesinin yükseltilmesi, bireylerin finansal ürün ve hizmetlerin işleyiş tarzını ve hangilerinin çıkarlarına daha uygun olduğunu öğrenmelerine olanak sağlayarak, finansal kararlar almada bireye yardımcı olur ve başarılı kılar. Finansal okuryazarlık, bir bireyin yaşamdaki amaçlarına ulaşabilmesi ve finansal refahı elde edebilmesine yönelik basiretli kararlar vermesi için kendi finansal pozisyonunu doğru bir biçimde değerlendirmesi ve idare etmesi kabiliyetidir. Liderin en temel özelliklerinden birisi doğru kararlar vererek çevresindeki insanları ikna etme gücüne sahip olmasıdır. Finansal okuryazarlık düzeyinin yüksek olması, davranışsal eğilimlerin neden olduğu hataların minimize edilmesine, böylece bireylerin kendi durumlarına en uygun finansal kararlar almasına yardımcı olur. Bu bağlamda, bireyin finansal bilgi sahibi olarak kararlarını etkili ve doğru bir şekilde vermesi açısından finansal okuryazarlığın bireyin liderlik davranışları üzerinde etkili olması beklenir. Bu çalışmada, finansal okuryazarlığın bireyin yaşam tatmini ve liderlik davranışları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın anakütlesini, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde (İİBF) eğitim gören 4288 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 4288 kişilik evrenden orantılı tabakalı örneklem tekniği kullanılarak tespit edilen 724 öğrenciden oluşmuştur. Araştırma verileri anket tekniği ile elde edilmiştir. Ankette öğrencilerin demografik özelliklerine ilişkin sorular, finansal okuryazarlık, liderlik ve yaşam tatminini ölçümleyen önermeler yer almaktadır. Verilerin istatistiki değerlendirmesinde, demografik özelliklere ilişkin sorularda frekans analizi, değişkenlerin güvenirliğinin ölçümlenmesinde Cronbach Alfa güvenilirlik analizi, değişkenler arası ilişkilerin tespitinde Korelasyon analizi ve araştırma hipotezlerinde belirlenen etki düzeyinin ölçümlenmesinde ise basit regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre öğrencilerin finansal okuryazarlıklarının orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada, öğrencilerin yaşam tatmini açısından düşük düzeyde bir tatmin algısına sahip oldukları, liderlik davranışları açısından "yapıyı kurma" ve "anlayış gösterme" davranışı sergiledikleri görülmüştür. Finansal okuryazarlığın dört alt boyutundan iki tanesinin ("harcama, tasarruf ve temel finans bilgisi" ve "temel bankacılık ürünlerine ilişkin bilgi") araştırmanın bağımsız değişkeni olan yaşam tatmini ile istatistiksel olarak anlamlı (p<.05) ilişkiler içerisinde olduğu ve yaşam tatminini anlamlı ve pozitif düzeyde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, finansal okuryazarlığın diğer iki alt boyutu olan "emeklilik ve sigortacılık bilgisi" ve "vergi ve mevzuat bilgisi" ile yaşam tatmini arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye rastlanılmamıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni olan finansal okuryazarlığın dört alt boyutu ("harcama, tasarruf ve temel finans bilgisi", "temel bankacılık ürünlerine ilişkin bilgi", "emeklilik ve sigortacılık bilgisi" ve "vergi ve mevzuat bilgisi") ile liderlik bağımlı değişkeninin her iki alt boyutu ("yapıyı kurma" ve "anlayış gösterme") arasında istatistiksel olarak anlamlı (p<.05) ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Finansal okuryazarlığın dört alt boyutunun, liderlik değişkeninin her iki alt boyutu üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu kapsamda, çalışma dört bölümden meydana gelmiştir. Birinci bölümde, finansal okuryazarlık kavramı üzerinde durulmuş ve literatürün de yardımıyla konu kapsamlı şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, yaşam tatmini konusu, üçüncü bölümde ise liderlik kavramı uluslararası ve ulusal literatür bilgisi ışığında ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise çalışmanın değişkenleri arasındaki ilişki ve etki düzeyinin incelenmesine yönelik alan araştırmasına yer verilmiştir.
The role of e-Government in raising the efficiency performance of the general budget
This study shows the use of the traditional style without the technological style in the process of preparation, implementation and control of the budget in Wasit University, makes them lose the foundations and the accredited standards in the provision of the correct estimates. And therefore lead to not distribute of the financial allocations properly, the lack of an electronic database in the estimation of the budget makes it ineffective in controlling the performance efficiency. To reach new style to estimate the general expenses, increase the efficiency and effectiveness the budget, the study depended on the hypotheses, the stages of the budget of preparation, implementation and control, using e-government program will increase the efficiency of financial performance and the presence of correlation between the problems preparation of the budget and the problems of implementation and control of the budget. Through the use of the statistical program spss, in the analysis of questionnaires that were distributed to decision-makers, accountants and auditors in the university, has been reached, a weakness in communications and information transfer within and outside the university, use the estimates of the previous year in the process of preparing next year's estimates without diagnosis of deviations, the use of e-government program raises the level of transparency and integrity, increase the efficiency of the state budget, will lead to increased government accounting system efficiency. Key words: The General Budget, E-Government, SPSS, Likert Scale Penta.
The effect of exchange rate on textile export
The study examine the impact of exchange rate volatility on the exports of textile sector by using panal data approach. By analyzing different factors which could be affecting the exports in general, both fixed effect and random effects models are used in this study. The results of the fifteen firm which are listed in the Borsa Istanbul shows a negative relationship between exchange rate and exports. This study developed by using different methodology and all the results were significant. Keywords: Exchange rate , Export, Textile sector , Panel data.
The impact of training on performance of the organization an analytical study of the views of a sample of employees of banks in Erbil city / Iraq
The follow-up training process does not stop at end to knowing the strengths and weaknesses in the training programs that are implement The aim of this study in the importance of being related to one of the important topics of human and supportive performance of organizations Also are derived its importance growing interest actively training its role in helping organizations to achieve their goals in an era distinguishes compete in attracting qualified labor because she interface organized and effective component in achieving its objectives . The research was limited to the study of the impact of training on the organization performance following dimensions (cost, speed, flexibility, reliability and quality) and also limited the study on the use of statistical analysis to test the impact The presence significant effect of a statistically to the variable of training and performance of the organization at the overall level for the banks researched, it amounted to % 69.9 thus accept the second main hypothesis Weak interest in senior management training process in the bank and the neglect of this important aspect and is directly linked to the performance of the bank. invited the senior management at the Bank of the city of Erbil to the attention of the training process is much greater than it is now, as one of the important weapons that have a positive impact on improving the performance of the bank.
Tanzimat'tan I. Dünya Savaşı'na (1839-1918) Türk muhasebe sisteminde batılılaşma süreci
Muhasebe kullanımı, insanoğlunun yerleşik hayata geçip topluluklar halinde yaşamaya başladığı ilk dönemlere dayanmaktadır. Muhasebenin tarihi gelişimine bakıldığında, tarihin en eski dönemlerine kadar gittiğini görmek mümkündür. Kaynaklarda, muhasebeye ait ilk bulgulara Mezopotamya bölgesinde rastlanıldığı ifade edilmiştir. Ekonomik hayatın önemli bir parçası haline gelen muhasebe, ekonomik ve sosyal gelişmelere bağlı olarak kullanım yöntem ve teknikleri açısından önemli derecede gelişim göstererek günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde kullanılan çift yanlı kayıt yöntemi, 15. Yüzyılda Luca Pacioli tarafından geliştirilerek daha sistemli bir nitelik kazanmıştır. Bu yöntemden önce gelir gider gibi muhasebe kayıtları tek taraflı olarak defterlere kaydediliyordu. Uluslararası ticaretin gelişmesi ile ekonomik çeşitliliğin artması ve yeni işlem çeşitlerinin ortaya çıkması, muhasebe işlemlerinin sayısının artmasına ve karmaşık bir hale gelmesine neden oldu. Çift yanlı kayıt yönteminde muhasebe kayıtları çift yönlü olarak yapıldığından, muhasebe sonuçlarının birbirini kontrol etme imkânı ortaya çıktı. Böylece muhasebe kayıtlarındaki hataların sayısı en az düzeye indirilmiş oldu. Bu çalışmada; Tanzimat'tan sonra Osmanlı Devleti'nde muhasebe alanındaki gelişmelerin mali ve ekonomik gelişmelerle olan ilişkisi incelenmiş ve muhasebe uygulama ve yöntemlerindeki gelişmelerin mali ve ekonomik yapıya etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın birinci bölümde, kuruluşundan itibaren Osmanlı Devleti'nin benimsemiş olduğu ekonomi anlayışı ve bu anlayış çerçevesinde oluşan kurumsal yapı incelenmiştir. İkinci bölümde çalışmanın esas inceleme alanı olan Tanzimat'tan sonraki süreci hazırlayan ekonomik, siyasi, hukuki ve mali gelişmeler ve kurumsal yapılar incelenmiştir. Üçüncü bölümünde ise Tanzimat sonrası muhasebe alanında yaşanan gelişmeler ele alınmış ve çift yanlı kayıt yönteminin ekonomik yapıyla ilişkisi ve Osmanlı ekonomisine katkıları incelenmiştir.