Theses supervised by Prof. Dr. Cumhur Şahin

11 theses · Gazi University, Ankara Hacı Bayram Veli University

DoctorateOpen AccessTR

Hapis cezasına seçenek yaptırımlar

Bu tez, üç bölümden müteşekkildir. Birinci bölümde, onarıcı adalet yap-tırımı ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımları, cezalandır-maktaki amaçlar bakımından incelenmiştir. Cezanın meşruluğuna sebep olarak gösterilen, caydırma, olanaksızlaştırma, ıslâh, rehabilitasyon, karşılığını verme, düzeltme, onarma teorileri ve sosyal teoriler incelenmiştir. Türk Hukukundaki cezalandırmaktaki amaç tespit edilmeye çalışıldıktan sonra, cezanın esası ve cezalandırmaktaki amaç konusundaki görüşümüz olan ?bütüncül teori? açıklanmaya çalışılmıştır. Birinci bölüm, bütüncül teoride kısa süreli hapis cezaları ile onarıcı adalet yaptırımının ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımlarının cezalandırmaktaki amaçlar ve cezanın sahip olması gereken nitelikler bakımından mukayesesiyle nihayetlenmektedir.İkinci Bölüm, ?Onarıcı Adalet Yaptırımının Ve Toplum İçerisinde İnfaz Edilen Ceza Hukuku Yaptırımlarının Ceza Adaleti Sistemindeki Yeri?, konu-nun kavramsal çerçevesinin ve kapsamının ele alınmasıyla başlamaktadır. İkinci olarak, bu bölümde, onarıcı adalet yaptırımının ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımlarının hukuki niteliği incelenmiştir. İkinci Bölüm, önerdiğimiz ?kademeli sistem?in açıklamasını da içine alan, ?onarıcı adalet yaptırımının ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımla-rının ceza adaleti sistemindeki üst kategorileri? konusuyla sona ermektedir.Üçüncü Bölüm, onarıcı adalet yaptırımının ve toplum içerisinde infaz edilen ceza hukuku yaptırımlarının tayinleri ve türleri üzerinedir. ?Seçenek yaptırıma çevirme şartları ile başlayan üçüncü bölüm, seçenek yaptırım hükmünün hukukî sonuçlarının ve seçenek yaptırım türlerinin incelenmesiyle sonlanmaktadır.Anahtar Kelimeler: ?Seçenek yaptırım?; ?seçenek tedbir?; ?seçenek ceza?; ??erteleme?; ?cezalandırmaktaki amaç?; ?müeyyide?; ?yaptırım?; ?ceza?; ?güvenlik tedbiri?; ?ikameli yaptırım?; ?bütüncül teori?; ?kademeli yaptırım sistemi?.

CezaCeza hukukuCeza infaz hukuku+7
Mehmet Maden
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yasak sorgu yöntemleri ve yasak sorgu yöntemleriyle elde edilen delillerin değerlendirilmesi yasağı

Suç ve suçlulukla mücadelede, şüpheli veya sanığın sorgusu, halen önemini korumaktadır. Hukuk devleti ilkesi gereği, kolluk, kamu gücünü kullandığı ifade alma ve sorgu işleminde, hukuka uygun yöntemlerle suçu aydınlatmalıdır. Ceza muhakemesi hukuk sistemleri, hukuka aykırı yöntemlerle delil elde etmeyi yasaklamaktadır. Hukuka aykırı yöntemlerin neler olduğu CMK 148. maddede açıkça belirtilmiştir. Bunlar; kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma, kanuna aykırı yarar vaadinde bulunma gibi bedensel ve ruhsal müdahalelerdir.Yasak sorgu yöntemlerinin, söz konusu maddede belirtilenlerle sınırlı olmadığı yine maddenin kendi ifadesinden anlaşılmaktadır. Toplumsal adaletin ve kamu güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra kişilerin hukuka ve adalete duyduğu güvenin ve insanlık onurunun korunması gerekmektedir. Bu nedenle hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmesi yasaklanmaktadır. Dolayısıyla adil yargılanma ilkesi gereği, yasak yöntemlerle elde edilen bu deliller ceza muhakemesinde kullanılmamakta ve değerlendirme yasağıyla karşılaşmaktadır.Anahtar Kelimeler: Sorgu, delil, suç, şüpheli, sanık

Ceza muhakemesi hukukuDelilHukuka aykırılık+4
Zehra Kaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza Muhakemesinde karar ve hüküm

Ceza muhakemesi; iddia, savunma ve yargılamadan oluşan ortak bir faaliyettir. Bu faaliyet, suç işlendiği yönünde bir şüpheyle (iddiayla) başlamakta, bu şüphe yargılama makamlarının katılmasıyla elbirliğiyle yenilmekte, maddi gerçekliğe ulaşıldığında verilen ortak kararla sona ermektedir.Mahkeme ve hakimler, yargılama sürecinde çeşitli kararlar verirler. Mahkeme ve hakimlerin verdiği tüm kararlar, özellikle yargılama sonucunda kurduğu hüküm ve hükmün içermesi gereken unsurlar, yargılamanın en kısa sürede sonuçlanması ve adaletin sağlanması açısından büyük öneme sahiptir.Karar ve hüküm kavramları çoğu zaman birbirinin yerine kullanıldığından, karar ve hüküm kavramlarını birlikte açıklamak gerekmektedir. Karar; bünyesinde hükmü ve diğer alt kategorileri de barındıran bir üst kavram, genel bir terim niteliğini taşımaktadır. Her hüküm bir karardır ancak her karar bir hüküm değildir. Ayrıca karar, yargılamanın her aşamasında verilebilir. Şöyle ki; hükme ulaşılması için mahkeme hükme hazırlayıcı ara kararları çok daha önceden vermeye başlamıştır.Çalışmamızda ceza muhakemesi hukukunda karar ve hüküm kurumları incelenmiştir. Kurumların tanımı, hukuki nitelikleri, amaçları ve çeşitleri ortaya konulmuştur. Daha sonra hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumları ele alınmıştır. Çalışma kesin hüküm kurumu üzerinde durularak tamamlanmıştır.

Ceza muhakemesi hukukuHükümKarar verme+1
Verda Gülsen Yaşar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Karşılaştırmalı Hukukta ve Türk Hukukunda doğrudan soru yöneltme (çapraz sorgu)

Aslında Anglo ? Amerikan Hukuku'nun bir ürünü olan doğrudan sorgu ve çapraz sorgu yöntemi, gelişmiş bir sorgulama tekniği ve delil elde etme aracıdır. Ancak son yıllarda globalleşme çerçevesinde hukuk sistemleri birbirine daha fazla yakınlaşmış ve uyumlu hâle gelmeye başlamıştır. Bu çerçevede Türk Hukuk Sistemi de yeni bir değişim süreci içerisine girmiştir.Ülkemizde Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku'nda yapılan büyük değişim faaliyetleri çerçevesinde, yeni Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 201. maddesinde, ?Doğrudan Soru Yöneltme? başlığı altında, Anglo ? Amerikan sisteminin kısmen yansıması niteliğinde olan bir düzenleme yapılmış, diğer taraftan, yasanın 215 ve 216. maddelerinde delillerin ortaya konulması ve tartışılmasıyla ilgili hükümler yer almıştır.Ceza Muhakemesi Kanunu m. 201, 215 ve 216 hükümleri ile hukukumuza getirilen, Anglo ? Amerikan Hukuku'ndaki jüri sistemine özgü kurumlar olan doğrudan sorgu ve çapraz sorgu değil, doğrudan soru sorabilme hak ve olanağıdır. Bu maddelerde söz konusu olan ?sorgu? olmadığı gibi, belli bir sıra ve düzen içinde ?doğrudan? veya ?çapraz? bir soru sorma da düzenlenmiş değildir. Bu nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu m. 201'de düzenlenmiş olan doğrudan soru yöneltme faaliyetini, adil yargılama ilkesine hizmet eden ve Anglo ? Amerikan sisteminin kısmen yansıması niteliğinde olan bir ceza muhakemesi işlemi olarak yorumlamak uygun olacaktır.

Ahmet Emrah Akyazan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza muhakemesinde istinaf

5235 sayılı Kanun ve 5271 sayılı Kanun ile ülkemizde adli yargı teşkilatı iki dereceli istemden üç dereceli sisteme geçmiştir. Bir ilk derece mahkemesinin verdiği kararın maddi ve hukuki açıdan incelenmesi olan istinaf, böylece hukuk düzenimizde yer almıştır. Tez çalışmamızda, öncelikle istinaf kanun yolu ve istinaf mahkemelerinin genel tanımı yapılmıştır. Devamında, tarihsel gelişimi incelenmiştir. Uluslar arası hukuk düzeninde yeri değerlendirilmiştir. Son bölümde ise ulusal hukuk sistemimizdeki son düzenlemelerin yer aldığı 5235 ve 5271 sayılı Kanunlarda istinaf yolu ve istinaf mahkemelerinin incelenmesi yapılmıştır.Anahtar Sözcükler1. İstinaf2. Kanun yolu3. Üst derece mahkemesi

Feyza Sarısoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Bir koruma tedbiri olarak şirket yönetimi için kayyım tayini

?Bir Koruma Tedbiri Olarak Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini? isimli yüksek lisans tez çalışmasında, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi ile hukuk sistemimize girmiş olan şirket yönetimine kayyım tayini kurumu ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu bağlamda uygulaması henüz pek sık görülmeyen bu kurumun kabul ediliş amacı, nasıl işletilmesi gerektiği, kayyımın hukuki niteliği, şirket yönetimi için kayyım tayininin koşulları ve uygulamada karşılaşılabilecek sorunlar ve çözüm önerileri ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Konuya ilgili yazılmış ilk eser olma özelliğini taşıyan bu çalışma ile, kurumdan ne anlaşılması gerektiği ortaya konularak doktrin ve uygulamaya yardımcı olunması amacı güdülmüştür.

Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu
Uğur Ersoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

TCK'nın genel hükümleri karşısında basın yoluyla işlenen suçlardan dolayı sorumluluk

Basın yoluyla işlenen suçlara ilişkin ceza sorumluluğu 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 11. maddesinde düzenlenmiştir. Özel bir sorumluluk sisteminin öngörüldüğü bu maddeye göre süreli ve süresiz yayınlarda basın yoluyla işlenen suçlardan dolayı eser sahibi sorumlu tutulmaktadır. Ancak eser sahibinin belli olmaması ya da kanunda belirtilen diğer hallerde, sorumlu müdür, yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı, yayımcı ve basımcı gibi kişilerin cezalandırılması öngörülmektedir. Basın yoluyla işlenen suçlara ilişkin bu özel sorumluluk sisteminin ceza hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerekmektedir.Ceza hukuku reformu kapsamında 765 sayılı eski TCK kaldırılarak 5237 sayılı yeni TCK, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni TCK'nın genel hükümler bölümünde suç ve ceza teorisi açısından eski yasaya göre çok önemli yenilikler getirilmiştir. TCK'nın 5. maddesinde eski kanundan farklı olarak ?Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren suçlar hakkında da uygulanır? hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle basın yoluyla işlenen suçlarda sorumluluk konusunun TCK'nın genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.Bu çalışmanın birinci bölümünde genel olarak basın ve ceza hukuku arasındaki ilişki incelenmiştir. Basın suçlarında ceza sorumluluğu konusu tarihi gelişimiyle birlikte mukayeseli hukuk ve Türk basın hukuku açısından ele alınmıştır.İkinci bölümde ise bu çalışmanın asıl amacını oluşturan ?5237 sayılı TCK'nın Genel Hükümleri Karşısında Basın Yoluyla İşlenen Suçlardan Dolayı Sorumluluk? konusu işlenmektedir. Bu noktada öncelikle TCK'nın değiştirilmesinin nedenleri ve ceza hukukuna getirdiği yeni felsefi yaklaşım değerlendirilmekte daha sonra genel hükümlerin basın yoluyla işlenen suçlara yansıması üzerinde durulmaktadır.Sonuç olarak Basın Kanunu'nda öngörülen özel sorumluluk sisteminin, TCK'nın ?ceza sorumluluğunun şahsiliği?, ?kusursuz sorumluluk olmayacağı? ve ?iştirak?e ilişkin hükümleriyle çeliştiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle basın yoluyla işlenen suçlara ilişkin TCK'nın genel hükümlerine uygun bir sorumluluk sisteminin düzenlenmesi önerilmektedir.Anahtar Sözcükler1.Basın suçu,2.Basın hukuku,3.Ceza hukuku,4.Ceza sorumluluğu,5.Özel sorumluluk sistemi.

Murat Aydin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Rüşvet ve irtikap suçu

Toplumda devlet benzeri örgütlenmelerin oluştuğu günden bu güne kadar, devlete karşı suçlar, özellikle devletin güvenilirliği ve işleyişine karşı suçlar, tarihin her döneminde güncelliğini korumuş ve artarak devam etmiştir. Günümüzde rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma vb. suçlar genel olarak yolsuzluk kapsamında değerlendirilmektedir. Sınır tanımaz bir şekilde hızla artan rüşvet ve yolsuzlukla mücadele için gerek iç hukukta ve gerekse uluslararası platformda uluslararası işbirliği zorunlu bir hal almıştır.Temel amacı bireyin bir hukuk toplumunda yaşama hakkının gereği olarak kamu düzeni ve güvenliğinin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi olan 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girmiştir. Yeni Türk Ceza Kanunu ile uygulamada yaşanan pek çok sorunu giderecek mahiyette değişiklikler yapılmıştır. Çalışmada devletin güvenilirliği ve işleyişine karşı suçlar, kamu görevlisi kavramları ile irtikap ve rüşvet suçu yeni Türk Ceza Kanunu kapsamında incelenmiştir. Ayrıca çalışma kapsamında; bu suçların uluslararası sözleşmelerde ele alınışı özellikle, ülkemizin taraf olduğu sözleşmeler kapsamında uluslararası işbirliği ve mücadele konuları yalnız hukuki açıdan ele alınmıştır.Anahtar Sözcükler1.Rüşvet2.İrtikap3.Yolsuzluk4.Kamu görevlisi5.Uluslararası işbirliği

Kamu personeliMemurlarRüşvet+4
Beyhan Hamurcu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası Ceza Mahkemesinin yargılama yetkisine giren suçlar (Soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar, saldırı suçu, dar anlamda savaş suçu)

Savaş suçu faillerini yargılama ve cezalandırma fikri yeni olmamasına rağmen, ancak İkinci Dünya Savaşı sonrasında uygun bir şekilde hayata geçirilmiştir. Savaştan sonra kurulan, ad hoc nitelikteki Nüremberg ve Uzak Doğu Uluslararası Askeri Mahkemeleri' nde, bir çok Alman ve Japon askeri ve sivil lider yargılanmış ve çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Soğuk Savaş sonrasında, uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlallerinden ve soykırımdan sorumlu kişileri yargılamak üzere, B.M. Güvenlik Konseyi' nin kararlarıyla, Eski Yugoslavya İçin Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi kurulmuştur. Soğuk Savaş sonrasının söz konusu ad hoc mahkemeleri, bir çok karar vermişler ve hali hazırda faaliyete devam etmektedirler. Uluslararası Ceza Mahkemesi, 17 Temmuz 1998' de, Roma Konferansı sonunda kurulmuştur. Mahkemeyi kuran Roma Statüsü, l Temmuz 2002' de yürürlüğe girmiştir. Mahkeme' nin, uluslararası toplumu bir bütün olarak yakından ilgilendiren çok ciddi suçlar üzerinde yargılama yetkisi bulunmaktadır. Mahkeme' nin yargılama yetkisine giren suçlar; soykırım suçu, insanlığa karşı suçlar, savaş suçlan ve saldın suçudur. Saldın suçu dışındaki diğer suçların tanımı, Statü' de yer almıştır. Saldın suçu ise, görüşmeler sırasında saldırının tanımı üzerinde bir uzlaşıya varılamaması nedeniyle tanımlanmamış ve Mahkeme' nin bu suç üzerinde yargılama yetkisini kullanabilmesi, ileride Statü' de yapılacak bir değişiklik ile saldırının tanımının yapılmasına bırakılmıştır. Soykınm çok ciddi bir suçtur ve "suçlann suçu" olarak değerlendirilir. Soykınm kavramı, ilk defa Nüremberg yargılamalarında gruplann yıkımına gönderme yaparak ortaya çıksa da, Yahudi grubuna karşı işlenen suçlar, Nüremberg Mahkemesi tarafından, soykırım suçu olarak değil ve fakat insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmiştir. Bunun nedeni, Nüremberg Statüsü' nün, tıpkı Uzak Doğu Mahkemesi' nin Statüsü gibi, Mahkeme' nin yargılama yetkisine giren suçlan, barışa karşı suçlar, savaş suçlan ve insanlığa karşı suçlar ile sınırlamış olmasıdır.Soykırım suçu ilk olarak 1948 Soykırım Sözleşmesi' nde tanımlanmıştır. Soykırım Sözleşmesi' nin 2. maddesine göre: "İşbu Sözleşmede soykırım, milli, etnik, ırki ve dini bir grubu kısmen veya tamamen yok etmek amacıyla aşağıdaki fiillerden herhangi birinin irtikap olunması demektir: a)Grup üyelerinin öldürülmesi; b)Grup üyelerine ciddi surette bedeni veya zihni zarar verilmesi; c)Grubun tamamen veya kısmen, fiziksel varlığını ortadan kaldırılacağı hesaplanarak, yaşam şartlarının kasten değiştirilmesi; d)Grup içindeki doğumları engellemek amacıyla tedbirler alınması; e)Grup üyesi çocukların zorla başka bir gruba nakledilmesi." Soykırım Sözleşmesi' nin 3. maddesi, diğer cezalandırılabilir fiilleri göstermektedir. Maddeye göre: "Aşağıdaki fiilleri cezalandırılacaktır: a)Soykırım; b)Soykırım için anlaşma (komplo); c)Soykırımı irtikap için doğrudan ve alenen tahrik; d)Soykırıma teşebbüs; e)Soykırıma iştirak." Soğuk Savaş sonrasının ad hoc mahkemelerinin statülerinde soykırımın tanımı, kelimesi kelimesine Soykırım Sözleşmesi' nin 2 ve 3. maddelerinde yer alan tanımdan alınmıştır. Roma Statüsü' nde de, Soykırım Sözleşmesi' nin 2. maddesindeki tanım kullanılmıştır. Bununla beraber, Sözleşme' nin 3. maddesine yer verilmemiştir. Bunun nedeni, Sözleşme' nin 3. maddesinde yer alan fiillerin, Statü' de "Ceza Hukukunun Genel İlkeleri" bölümünde düzenlenmiş olmasıdır. Yeni Türk Ceza Kanunu' nün 76. maddesinde de Soykırım Sözleşmesi' nde bulunan tanım esas alınmış, ancak, "bir planın icrası suretiyle" ibaresine yer verilmiştir.Soykırım suçunun işlenebilmesi için iki unsur gereklidir. Bunlar, suçun manevi unsuru (özel kasıt) ve suçun maddi unsurunu teşkil eden fiillerin işlenmesidir. Yukarıda da belirtildiği gibi, soykırım suçuna vücut veren yasaklanmış fiiller beş fiil ile sınırlandırılmıştır. Soykırım suçunun manevi unsuru, bu suç tipi için son derece önemlidir ve ayırt edici etmen olarak değerlendirilmektedir. Bir başka ifadeyle, soykırım, suçun oluşumu için gerekli özel kasıt ile karakterize edilmektedir. Gerçekten de, soykırım, diğer uluslararası suçlardan, özel kasta olan ihtiyaç nedeniyle ayrılmaktadır. Soykırım suçunda özel kasıt, "tamamen veya kısmen milli, etnik, ırki veya dini bir grubu yok etmek amacı" şeklinde ifadesini bulur. Soykırım Sözleşmesi' nde ve diğer uluslararası düzenlemelerde, sadece, milli, etnik, ırki ve dini gruplar soykırım fiillerine karşı korunmaktadırlar. Bununla beraber, diğer gruplar, örneğin siyasi gruplar korunan gruplar İçerisinde değerlendirilmemektedirler. Özellikle siyasi grupların korunan gruplar arasında bulunmaması, soykırım tanımının en tartışmalı yönünü oluşturmaktadır. Roma Statüsü' nün 3. bölümünde, ceza hukukunun genel ilkeleri düzenlenmiştir. Bu bölümde, teşebbüs, iştirak, komutanın ve diğer üstlerin sorumluluğu, zamanaşımsızlık, manevi unsur, cezai sorumluluğu ortadan kaldıran nedenler ve amirin emrine ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

Uğur Bayıllıoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Cezai konularda uluslararası adli iş birliği sözleşmelerinin uygulama açısından değerlendirilmesi

Günümüz teknoloji, iletişim ve ulaşım ağlarının ülke sınırlarını kaldırması ile suç ve suçluluk kavramları sınıraşan bir karakter kazanmıştır. Devletlerin sınıraşan suç ve suçluluk ile ilgili yürüttükleri ceza muhakemesi süreçlerini tamamlayabilmeleri, diğer bir devlet ile iş birliği yapmalarını veyahut diğer bir devletten yardım görmelerini gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda; devletler arasında cezai konularda uluslararası adli iş birliği veya yardımlaşmanın talep edilmesi, ikili ya da çok taraflı anlaşmalar veya mütekabiliyet esası uyarınca söz konusu olmaktadır. Çalışmamızda, öncelikle cezai konularda adli iş birliği kavramı incelenecek olup adli iş birliğinin kapsamına, kavramın içerisinde yer alan iade, adli yardımlaşma, ceza soruşturma ve kovuşturmalarının nakli, infazın devri ve hükümlü nakli gibi kurumlara, devletler arasında adli iş birliğinin gelişim safhasına, bu alanın temel kaynağı olan iki ve çok taraflı anlaşmalar ile ulusal mevzuata ve adli iş birliğinin ortak kuralları ile uygulamalarına yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci kısmında ise, asıl inceleme konusu olan cezai konularda adli yardımlaşma ile gerçekleştirilen ceza muhakemesi süjelerinin dinlenilmesi, koruma tedbirlerinin ifa edilmesi veya sınır ötesi ortak soruşturma ekiplerinin kurulması gibi iş ve işlemlerin uygulanması; başta Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesi olmak üzere, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler incelenerek, anlatılmıştır. Bu kapsamda; cezai konularda adli yardımlaşma kurumu vasıtasıyla gerçekleştirilen işlemlere dair genel bilgiler, ceza muhakemesi süreçleri açısından bir ayrıma tabi tutularak değerlendirilmiştir. Çalışmamız, olabildiğince Türkiye'nin uluslararası sözleşmelere taraf olarak üstlendiği adli iş birliği yükümlülükleri ile güncel uygulamanın ne oranda uyuştuğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu nedenle çalışmamızda, Devletimizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ek olarak uluslararası toplum nezdinde adli yardımlaşma alanındaki örnek uygulamaları barındıran Avrupa Birliği mevzuatı, Türkiye'nin yoğun adli iş birliği içinde bulunduğu Almanya ve Avusturya gibi ülkelerin adli iş birliğine ilişkin ulusal kanunları ve 2016 yılında yürürlüğe girerek birçok yenilik getiren 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İş Birliği Kanunu göz önünde bulundurulmuştur.

Adli iş birliğiAdli yargıCeza hukuku+5
Gözde Asena Olcay
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ceza Hukukunda mağdur kavramı, Mağdur Hakları ve Mağdurun İkincil Mağduriyetten Korunması

Ceza Hukukunda Mağdur Kavramı, Mağdur Hakları ve Mağdurun İkincil Mağduriyetten Korunması başlıklı bu tezde temel yaklaşım mağdurun desteklenmesi ve ikincil mağduriyetten korunması için yapılacakların üzerinde durmak, ceza muhakemesi bakımından öneriler getirmektir. Bunun yapabilmek için konu üç bölümde ele alınmıştır. Birinci bölümde mağdur kavramı ele alınmıştır. Kavramın içeriği incelenmiş, benzer kavramlarla karşılaştırması yapılmıştır. İkinci bölümde mağdurun ceza muhakemesinden beklentileri, mağdura yaklaşım ilkeleri, mağdurun ceza muhakemesindeki rolü, yeni ve hakları incelenmiştir. Mağdurun ikincil mağduriyetine en çok neden olan muhakeme işlemi beyan alma işlemidir. Bu nedenle mağdurun beyanının alınması konusu özel olarak incelenmiştir. Bu inceleme sırasında beyan almanın yarattığı ikincil mağduriyet ve bunun önlenmesi için yapılması gerekenler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde muhakeme işlemlerinin neden olduğu ikincil mağduriyet konusu incelenmiştir. İkincil mağduriyetin önlenmesi için önereceğimiz sisteme temel oluşturabilmek için Avrupa'daki uluslararası ve ulusal mağdur destek sistemleri incelenmiştir. Mağdurun muhakeme aşamasında korunması ve ikincil mağduriyetinin önlenmesi için tüm aşamalarda bir avukatın hukuki yardımından ve en önemlisi mağdur destek uzmanı dediğimiz bir uzmanın vaka yönetimi yaklaşımıyla sunduğu hizmetlerden yararlanması önerilmiştir.

Murat Aydın
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Other supervisors