Theses supervised by Prof. Dr. Fatih Yılmaz
13 theses · Dicle University, Bandırma Onyedi Eylül University, İstanbul University, Tokat Gaziosmanpaşa University
İlkokul birinci sınıf öğrencilerinin uyum süreçlerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri
Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin görüşlerine göre ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin okula uyum sürecinde yaşadıkları problemlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, problem durumu ve içeriğine uygun olarak nitel araştırma yöntemlerinden temel nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmanın katılımcıları, Şanlıurfa ili Siverek ilçesindeki devlet ilkokullarında fiilen birinci sınıf okutan altı sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmadaki katılımcılar, amaçlı örnekleme türlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmaya ilişkin veriler odak grup görüşmesi yoluyla elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışma bulgularına göre okula uyum sürecinde öğretmen, aile ve öğrenci işbirliği ortaya çıkmaktadır. Bu durum okula uyum sürecinin üstün yönleri olarak ifade edilmektedir. Uyum haftası süresinin kısa olması sınırlılık olarak değerlendirilmektedir. Cinsiyetin ve çocukların kardeş sayısı ya da kardeş sahibi olup olmamalarının okula uyum konusunda bir etkisi olmadığı; sosyal yaşantının etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yaş faktörünün okula uyumu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anne ve babanın eğitimli olması, çocukların okul öncesi eğitimi alması gibi faktörler çocukların okula uyumunu kolaylaştırmaktadır. Okul öncesi eğitim alan çocukların okul kültürünü tanıması ile birlikte ortama daha kolay uyum sağladığı saptanmıştır. Ailenin sosyoekonomik düzeyinin iyi olması öğrencilerin okula uyum sürecini olumlu etkilediği görüşü ortaya çıkmıştır. Çocukların ilkokula başlamadan önce okul öncesi eğitim alma deneyiminin olması ve bilişsel, fiziksel ve sosyal yönden okula hazır olarak gelmesi okula uyum sürecini kolaylaştıracaktır. Bu sebeple çocukların hazırbulunuşluklarını yeterli seviyeye getirmek için ailenin, çocuğun ve eğitimcilerin üzerine düşen sorumlulukları araştırmaları önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Uyum, okula uyum, ilkokul, birinci sınıf
Liman işletmelerinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi
Çalışma hayatındaki önemi her geçen gün daha iyi anlaşılan iş sağlığı ve güvenliği sorunu, çalışma yaşamını oluşturan tarafları bu konuda daha fazla araştırma yapmaya itmektedir. İş sağlığı güvenliği uygulamalarının çalışma yaşamı içerisine yayılması ve benimsenmesinin tüm tarafların menfaatine olması, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin bu eksende devam etmesini sağlamıştır. Günümüzde şirketler iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarını ve İSG kültürünü geliştirmeye yönelik çalışmalara daha fazla emek ve para harcamaktadır. İSG kültürünün oluşmasında önemli etkilerden biri de işyerlerinde gerçekleştirilen İSG eğitimleridir. İş kazalarını önleyebilmek ve proaktif bir yaklaşım gerçekleştirebilmek için İSG eğitimlerinin çalışma hayatı içerisinde tüm çalışanlar tarafından benimsenmesi ve içselleştirmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada; ülkemiz ve dünya ticaretinde büyük pay sahibi olan limanlarda gerçekleştirilen İSG eğitimlerinin içerik ve yöntemleri incelenerek; ülkemizde yer alan özel liman işletmelerinde çalışanların iş güvenliği eğitimleri sonrasında eğitimlerden duydukları memnuniyet düzeyleri ve eğitimlerin güvenlik kültürüne etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada ayrıca Liman işletmesinde İSG eğitim memnuniyeti ve güvenlik kültürünün demografik değişkenlerle (yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi) olan ilişkileri incelenmiştir. Çalışmada güvenlik kültürü ve eğitim memnuniyetini ölçmek için anket çalışması uygulanmıştır.
COVID-19 pandemisinin sağlık ve gıda sektöründe çalışanlar üzerinde psikolojik etkisi
Covid-19 pandemisinin beklenmedik bir kriz oluşu ve sağlığımızı tehdit ettiği kadar sosyal ve ekonomik hayatımızı da fazlasıyla etkilemiştir. Ülke ekonomisi olarak zor dönemlerden geçtiğimiz süreçte bir de pandemi ile ekonomi giderek kötü bir hal almıştır. Sosyal hayat ise durma noktasına gelmiştir. Covid-19 virüsünün bulaşma riskini en aza indirmek için çeşitli tedbirler alınmıştır. Ülke giriş-çıkışlarının sınırlandırılması, bazı işletmelerin faaliyetlerini durdurması, sokağa çıkma yasakları, eğitime verilen ara gibi tedbirler alınmıştır. Çalışma hayatımızda da büyük değişikliklere neden olan pandemi uzaktan çalışma ve tele-çalışmayı gündeme getirmiştir. Teknolojik olarak yeterli alt yapıya sahip tüm işletmeler uzaktan çalışma veya tele-çalışma düzenine geçiş yapmıştır. Bu süreçte uzaktan çalışmaya uygun olmayan sektörlerde ise yoğun bir çalışma dönemine girmiştir. Tüm dünyayı etkileyen pandemi çalışanları çalışma psikolojisi anlamında da olumsuz etkilemiştir. Bu sektörlerin başında pandemi sürecinde işyerinde ve daha yoğun çalışmak zorunda kalan sağlık ve gıda sektörleri gelmektedir. Sağlık ve gıda sektörü çalışanlarında pandemi sebebiyle çalışma psikolojisi kapsamında psikolojik farklı etkiler ortaya çıkmıştır. Yapılan bu tez çalışmasında bu etkiler hastalık algısı, nedenler algısı, kontrol algısı ve kaçınma davranışları olarak dört bölümde incelenmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Anket çalışmasının evreni Bandırma ve Balıkesir seçilmiştir. Anket çalışmasına toplam 170 gönüllü sağlık ve gıda sektörüne ait çalışan bireyler katılmıştır. Anket demografik yapı ile birlikte hastalık algısı, nedenler algısı, kontrol algısı ve kaçınma davranışları olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Anket çalışmasından elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Analizin içeriği ise betimsel istatistik, güvenirlik testi, faktör analizi, T-testi ve ANOVA testidir. Anahtar Sözcükler: Covid-19, Çalışma Psikolojisi, Uzaktan Çalışma, Gıda Sektörü, Sağlık Sektörü
İnsan kaynakları yönetimi kapsamındaki faaliyetlerin işletmelerde iş sağlığı ve güvenliği performansına etkisi
Günümüzde işletmelerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili faaliyetleri genellikle insan kaynakları yönetimi tarafından gerçekleştirilir. İnsan kaynakları yönetiminin bu faaliyetleri usulüne uygun yerine getirebilmesi, çalışan sağlığı ve güvenliğinin korunması için en önemli adımlardan biridir. Literatürü incelediğimiz zaman insan kaynakları yönetimi ve İSG konularını beraber ele alan az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı görev ve yükümlülüklerini doğru şekilde yönetebilen insan kaynakları yönetiminin aldığı karar, uyguladığı yöntem ve faaliyetlerin işletme ve çalışanların iş sağlığı ve güvenliği performansı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın birinci bölümünde iş sağlığı ve güvenliği, iş kazası, meslek hastalığı kavramları incelenmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde insan kaynakları yönetimi kavramı, özellikleri ve İSG ile ilişkisi incelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise İKY'nin yaptığı faaliyetlerin işletmede İSG üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bu bağlamda insan kaynakları ve İSG alanında çalışan 152 katılımcı ile anket yapılmış ve sonuçları bir anket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre insan kaynakları yönetiminin işletmede İSG ile ilgili yaptığı uygulamalar ve aldığı kararlar, çalışanları olumlu etkilediği ve işletme performansını arttırdığını söylemek mümkündür. Bununla beraber işletme yönetiminin de İSG ile ilgili konulara gereken önemi verdiğini ve mevzuata uygun hareket ettiğini söyleyebiliriz.
İşe alım süreçlerinde insan kaynakları hedeflerine uygun nitelikte personel seçimine etki eden faktörlerin değerlendirilmesi
Teknolojinin çok hızlı gelişmesi, bilgiye ulaşmanın kolaylaşması ve yeni olanakların artması, insan kaynakları fonksiyonlarının ve özellikle işe alım süreçlerinin de dijitalleşmesine ve değişmesine neden olmaktadır. İşletmeler de gerçekleşen bu değişim süreçlerinden etkilenmiş, rekabet şartlarında emek potansiyeline daha fazla yöneldiği görülmüştür. Şirketlerin yönetim uygulamaları, çalışanlara karşı yaklaşımı ve değerlendirmeleri işe alım süreçlerinde büyük önem arz etmektedir. Günümüzde yaşanan küreselleşme olgusu, yönetim politikalarını ve insan faktörünü öne çıkarmaya başlamıştır. İşletmelerde değişen bu koşullara ayak uydurmaya çalışırken, personel alım, geliştirme ve ihtiyaçlarını karşılama gibi konulara yüksek bütçeler ayırarak insan kaynakları yönetim anlayışlarının gelişmesine katkı sağlamışlardır. Nitelikli ve yüksek potansiyelli çalışanların işe alımları konusunda yaşanan rekabet kurumsallığı ön plana çıkaran işletmelerde daha fazla önem kazanmıştır. İşe alım pozisyonu bu bağlamda işletmelerin büyümesinde, personel kurum sadakatinin sağlanmasında, en önemlisi doğru ve potansiyelli çalışan işe alımında kritik öneme sahiptir. Bireylerin de iş bulma konusunda artan rekabet ortamında kendini geliştirme ve beceri katma niteliklerinin oluşmasını zorunlu kılmıştır. Bu yüzden işletmelerde personel sağlama ve seçme konusunda nitelikli kişilere ulaşılması, ücret politikaları, iş analizleri ve tanımlarına bağlı istihdam politikası insan kaynaklarının en zor konularını oluşturmaktadır. İşletmelerin gelişmesine yön veren başarılı veya başarısız olmasına neden olan en önemli öğeyi de insan faktörü oluşturmaktadır. Bu tezde işletmelerin insan kaynakları departmanlarında işe alım süreçlerini olumlu olumsuz etki edebilecek faktörler yapılan bir anket çalışmasından elde edilen nicel sonuçlarla birlikte değerlendirilmiştir. Nitelikli personel seçimi insan kaynakları birimleri tarafından planlanan ve tamamlanan zorlu bir süreçtir. İşe alım süreçleri şirketleri başarıya götüren ve devamlılığının oluşmasını sağlayan başlıca konulardan biridir. Araştırma kapsamında, insan kaynaklarında yaşanan nitelikli personel eksikliğinin nedenlerine, işe alım süreçlerini etkileyen faktörlere ve işe alım süreçlerinde yaşanan zorluklara değinilmiştir. Nitelikli personel eksikliği, tüm sektörlerde yaşanan önemli bir sorundur. Bu durum dahi bu konudaki tüm sorumluluğun insan kaynakları birimlerine ait olmadığının bir göstergesidir. İşe alım süreçlerinde yaşanan sosyal, çevresel, yönetsel ve emek piyasası gibi belirsizliklerden kaynaklanan sorunlardan insan kaynakları birimleri sorumlu değildir. Nitelikli elemanların çalışmak istedikleri işletme seçimlerini etkileyen faktörler de bulunmaktadır. Özellikle adil ücret politikası, maddi şartlar, yan haklar gibi koşulları sayabiliriz. İşletmelerin başarılı olabilmesi adına nitelikli kişilere ihtiyaç vardır. İnsan kaynakları birimleri tarafından oluşturulan bu süreç ihtiyaca göre ve adil olmalıdır.
Profesyonel futbolcu sözleşmelerinin insan kaynakları muhasebesi açısından değerlemesi
Profesyonel Futbolcu Sözleşmelerinin, İnsan Kaynakları Muhasebesi açısından değerlemesi oldukça karmaşık bir süreçtir. Bugüne kadar İnsan Kaynakları Muhasebesi konusunda geliştirilen hiçbir etkili yasal düzenleme (Muhasebe Standardı/Vergi Yasaları) bulunmamaktadır. İnsan Kaynakları Muhasebesi, insan sermayesine yapılan yatırım maliyetlerini kârı azaltan giderler olarak değerlendiren geleneksel muhasebesinin aksine, insan kaynakları ile ilgili harcamaların varlık olarak hesaplanmasını içerir. Türkiye'de "Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş spor kulüplerinin idman ve spor faaliyetlerinde bulunan iktisadî işletmeleri ile sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler" kurumlar vergisinden muaf oldukları için uygulanan muhasebe sistemleri özensizdir. Günümüzde, dernek statüsünde kurulan futbol kulüplerinin kullandığı yöntemler ile borsada işlem gören futbol şirketleri arasında maddi olmayan duran varlıkların kullanım alanları arasında net bir ayrım olduğunu görüyoruz. Bu bilgiden elde edilebilecek tek şey, futbol kulüpleri arasında futbolcu sözleşmelerinin muhasebeleştirilmesi konusunda uyum olmadığı ve kulüplerin kendileri için en uygun olan yöntemi kullanmasıdır. Dünyanın 17. Büyük ekonomisi haline gelen özerk futbol endüstrisinde futbol oyun kuralları, Dünyanın her yerinde tüm müsabakalarda uygulanabiliyorsa, uygulamalı muhasebe politikalarının ve prosedürlerinin yeniden gözden geçirilerek, UEFA Finansal Fair Play uygulamalarında yer alan mali kriterlere maddeler eklenerek "tek beden herkese uyar" mantığıyla yaptırım kriterleri getirilebilir.
Türkçenin yabancı dil olarak öğretildiği çevrim içi öğrenme ortamlarının sorgulama topluluğu çerçevesinde incelenmesi
Bu çalışma, Türkçenin yabancı dil olarak öğretildiği çevrim içi öğrenme ortamlarını Sorgulama Topluluğu çerçevesinde incelemektedir. Sorgulama topluluğu, çevrim içi öğrenme ortamlarını sosyal buradalık, bilişsel buradalık ve öğretimsel buradalık boyutlarıyla ele almaktadır. Bahsi edilen üç boyut, her öğrenme ortamında bulunabileceği gibi yabancı dil öğrenimi sürecinin de üç temel boyutu olarak değerlendirilebilir. Zira dil öğrenimi süreci de; karşılıklı etkileşimlerin gerçekleştiği sosyal bir aşamadan, öğrencilerin çeşitli zihinsel eylemlerde bulunduğu bilişsel bir aşamadan ve öğrenme etkinliklerinin yer aldığı bir öğretim aşamasından meydana gelmektedir. Etkili bir dil öğrenimi için tüm bu aşamaların başarıyla gerçekleştirilmesi, bir diğer ifadeyle, öğretim sürecinin öğrenciler tarafından bilişsel olarak içselleştirildiği sosyal bir öğrenme ortamının sağlanması önemlidir. Günümüzde internet tabanlı öğrenme ortamları eğitimin neredeyse her aşamasında aktif olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla çevrim içi öğrenme ortamları, artık sanal ve yapay bir öğrenme ortamı olarak değil yukarıda zikredilen aşamalara ilişkin pek çok etkinliğin gerçekleştirildiği gerçek ve doğal bir öğrenme ortamı olarak düşünülmelidir. Nitekim gerek öğrenmenin sürekli değişip gelişen doğası gerekse içinde bulunduğumuz teknoloji çağı da bunu gerektirmektedir. Bu tez çalışması da Türkçenin yabancı dil olarak öğretildiği çevrim içi ortamların doğasını Sorgulama Topluluğu çerçevesinde irdelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezinde Türkçe öğrenen A1 kurundaki öğrencilerin çevrim içi video dersleri sorgulama topluluğunu meydana getiren kategoriler ve bu kategorileri oluşturan göstergeler bağlamında incelenmiştir. Bu inceleme, video ders kayıtlarının ayrıntılı gözlemlenmesi şeklinde gerçekleştirilmiştir. Video kayıtlarında; sosyal, bilişsel ya da öğretimsel buradalığı oluşturduğu düşünülen her bir söylem ya da eylem çeşitli göstergeler olarak kodlanmış, daha sonra hangi boyutun hangi yönleriyle ne kadar gerçekleştiği betimlenmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte, video ders kayıtları incelenen gruptaki öğrencilere çevrim içi öğrenme ortamlarını Sorgulama Topluluğu çerçevesinde nasıl algıladıklarını ölçen bir ölçek uygulanmış; bu ölçekten elde edilen veriler, gözlem neticesinde elde edilen bulguların değerlendirilmesinde kullanılmıştır. Tüm bu işlemler yapılırken nitel yöntemin durum çalışması deseni çerçevesinde hareket edilmiş, araştırma bu desenin gerektirdiklerine göre yürütülmeye çalışılmıştır. Gözlem sonucu elde edilen nitel verilerin analizi betimsel olarak gerçekleştirilmiş olup bunun için MAXQDA nitel veri analizi programı kullanılmıştır. Ölçekten elde edilen veriler ise betimsel istatistik kullanılarak analiz edilmiştir. Bu işlemler içinse nicel veri analizi programlarından Jamovi'den yararlanılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen katılımcı grubun çevrim içi öğrenme ortamında öğretimsel buradalığın baskın olduğu, sosyal ve bilişsel buradalıkların tam anlamıyla gerçekleşmediği ortaya çıkmıştır.
Yedi İklim Türkçe ders kitapları dinleme etkinliklerinin incelenmesi
Bu çalışmada Yunus Emre Enstitüsü tarafından basılan Yedi İklim Türkçe yabancılar için Türkçe öğretimi ders kitaplarının dinleme etkinlikleri incelenmiştir. Dinleme becerisine diğer becerilere oranla ne kadar yer verildiği, dinleme becerisi kazanımları, dinleme etkinlikleri, dinleme etkinliklerine verilen yönergelerin etkinliklerle uyumu ve dinleme öncesi, dinleme esnası ve dinleme sonrası etkinliklerine yer verilip verilmediği çalışmanın konusu olmuştur. Dinleme becerisine kitapta ne kadar yer verildiğini tespit etmek için dinleme becerisinin diğer becerilere oranına bakılmıştır. Sonuçlar grafiklerle gösterilmiştir. Dinleme becerisi kazanımlarını incelerken Türkiye Maarif Vakfının 2019 yılında hazırladığı yabancılar için Türkçe öğretim programında yer alan dinleme becerisi kazanım listeleri referans alınmıştır. Her bir dil seviyesine göre Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metnine göre hazırlanan bu kazanım listeleri yardımıyla Yedi İklim Türkçe seti ders kitaplarında hangi kazanımlara yer verildiği tespit edilmiştir. Sonuçlar tablolarda sayısal verilerle sunulmuştur. Ders kitaplarında dinleme becerisine yer verilirken ne tür etkinliklerin kullanıldığı incelenmiş ve hangi tür alıştırmaların daha çok kullanıldığıyla ilgili sonuçlar çalışmada sunulmuştur. Dinleme etkinlerindeki yönergelerin etkinliklerle uyumu da incelenerek yönergelerle ilgili sorunlara değinilmiştir. Dinleme becerisi verilirken dinleme öncesi, dinleme anı ve dinleme sonrası aşamaların kullanılıp kullanılmadığı incelenmiştir. Bu çalışmada verileri elde etmede nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi kullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde diğer becerilere oranla dinleme becerisinin Yedi İklim Türkçe ders kitaplarında en az yer verilen beceri olduğu tespit edilmiştir. Dinleme etkinlikleri boşluk doldurma, cümle tamamlama, doğru-yanlış alıştırmaları gibi etkinliklere yer verilerek etkinlik çeşitliliği sağlanmıştır. Fakat otantik metinlerin kullanımına çok az yer verilmiştir. Dil öğrenim alanlarıyla ilgili çeşitliliğe de önem verildiği tespit edilmiştir. Etkinliklerin yönergelerine bakıldığında çeşitli sorunlar tespit edilmiştir. Dinleme becerisi kazanımları Türkiye Maarif Vakfının dinleme kazanım listelerinin yarısına kadarıyla uyumludur. Dinleme becerisi etkinlikleri kitapta sunulurken dinleme becerisiyle ilgili aşamaların ihmal edildiği tespit edilmiştir. Özellikle dinleme öncesi etkinliklerinin ders kitaplarında neredeyse hiç yer almadığı sadece öğretmen kitabında soru-cevap şeklinde öneriler olarak kaldığı görülmüştür. Dinleme anı etkinliklerinin ihmal edilmediği ve dinleme sonrası etkinliklere ise çoğunlukla yer verildiği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: yabancılara Türkçe öğretimi, dinleme becerisi, Türkiye Maarif Vakfı, Yedi İklim Türkçe, Yunus Emre Enstitüsü
Yeni mono- ve dihidroksamik asitlerin ve metal komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada parasetamol ve benzoilenüreden başlanarak parasetamolbütanohidroksamik asit, sodyum benzoilenüredibütanohidroksamat ve geçiş metal kompleksleri sentezlendi. Bileşiklerin spektroskopik, manyetik ve termik özellikleri ile bazı biyolojik aktiviteleri incelendi. Sentez bölümü iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada parasetamol ve benzoilenürenin bütanoetil esterleri, parasetamolbütanohidroksamik asit ve sodyum benzoilenüredibütanohidroksamata dönüştürüldü. İkinci aşamada ise metal tuzları ile ligantların sulu ortamdaki tepkimeleri ile metal kompleksleri hazırlandı. Ligantların ve komplekslerin yapıları, elementel analiz, IR, 1H-NMR, 13C-NMR, Kütle spektroskopileri ve termik analiz çalışmalarıyla aydınlatıldı. Komplekslerin manyetik duyarlıkları ölçülerek spin manyetik momentleri hesaplandı. Çalışmalar sonucunda, metal:ligant oranı; parasetamolbütanohidroksamatın Ni ve Cd komplekslerinde 1:1, Cu ve Zn komplekslerinde ise 1:2, benzoilenüredibütanohidroksamatın bütün komplekslerinde 1:1 olduğu ve komplekslerin farklı sayılarda su molekülü içerdikleri bulundu.
İmit türevi hidroksamik asitlerin ve komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, başlangıç maddesi olarak düşük molekül ağırlıklı imit bileşikleri olan ftalimit ve sakkarin molekülleri kullanılarak 3 yeni hidroksamat ve metal kompleksleri sentezlenmiş ve karakterizasyonu yapılmıştır. Bu amaçla, başlangıç maddelerinin etil ftalimit-N-asetat, etil sakkarin-N-asetat ve etil sakkarin-N-bütanoat esterleri sentezlenerek ftalimit-N-asetohidroksamik asit, sodyum sakkarin-N-asetohidroksamat ve sodyum sakkarin-N-bütanohidroksamat tuzlarına dönüştürüldü. İkinci aşamada ise sentezlenen ligantlar ile metal sülfat tuzlarının reaksiyonu ile karşılık gelen metal kompleksleri hazırlandı. Sentezlenen ligantların ve komplekslerin yapıları, elementel analiz, IR, 1H-NMR, 13C-NMR, Kütle spektroskopileri ve termik analiz çalışmalarıyla aydınlatıldı. Ayrıca komplekslerin manyetik duyarlıkları ölçülerek spin manyetik momentleri hesaplandı. Çalışmalar sonucunda, metal:ligant oranları; ftalimit-N-asetohidroksamik asit ve sodyum sakkarin-N-asetohidroksamat tuzu komplekslerinde ve sodyum sakkarin-N-bütanohidroksamat tuzunun Cu ve Zn komplekslerinde 1:1; sodyum sakkarin-N-bütanohidroksamat'ın Ni ve Cd komplekslerinde 1:2 olarak bulundu. Kompleksler farklı sayılarda su molekülü içerdikleri bulundu. Sentezlenen ligantların, tirosinaz enzimine karşı yüksek olmasa da inhibisyon etkisine sahip oldukları belirlendi.
Heterosiklik halka içeren yeni hidroksamik asitlerin ve metal komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, 2-(2-piridin)benzimidazol-N-asetohidroksamik asit, 2-(2-piridin)benzimidazol-N-bütanohidroksamik asit molekülleri ve bunların metal kompleksleri hazırlanarak ve karakterize edilmiştir. Ayrıca sentezlenen ligantların Fe(III) tayininde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Sentez bölümü, 2-(2-piridin)benzimidazolden başlanarak esterlerin, hidroksamik asitlerin ve metal komplekslerinin sentezini içermektedir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları, elementel analiz, IR spektroskopisi, NMR spektroskopisi, kütle spektroskopisi ve termik analiz yöntemleri kullanılarak aydınlatılmıştır. Metal iyonlarını içeren çözeltiden, Fe(III) iyonu miktarının belirlenmesi çalışması spektrofotometrik yöntemle yapılmıştır.
Çay atıklarından yararlanarak çay özütü miktarının arttırılması
Bu çalışmada, Türk çayının özüt oranının yükseltilebilmesi için yeni bir yöntem geliştirilmesi amaçlanmıştır. İlk olarak, çay atığından uygun özüt elde etmek için optimum şartlar belirlenmiştir. 5 g çay atığı için 50 mL aromatik sıvı ve 70 ℃ sıcaklığın en uygun şartlar olduğu bulunmuştur. Bu ekstraksiyon için çayın kurutulması sırasında uzaklaşan aromatik sıvı kullanılmıştır. Çay atığından elde edilen özüt, 80 ℃'de deriştirilerek okside çay üzerine 1/10 oranında pulverize edilmiştir. Bu işlemler sonucunda çayın özüt oranı yaklaşık %29'dan %32'ye çıkartılmış ve tadım testlerinde herhangi bir olumsuzluğa rastlanılmamıştır.
Pirimidin türevi dihidroksamik asit ve metal komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu
Yapılan çalışmada, benzourasilden başlanarak benzourasilasetohidroksamik asit ve geçiş metal kompleksleri sentezlendi. Sentez bölümü iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada sırasıyla benzourasil'den dietil benzourasildiasetat ve benzourasildiasetohidroksamik asit elde edildi. İkinci aşamada ise metal asetatlar ile ligantın tepkimeleri ile metal kompleksleri hazırlandı. Elde edilen bileşiklerin yapıları, elementel analiz, IR, 1H-NMR, 13C-NMR, Kütle spektroskopileri ve termik analiz çalışmalarıyla aydınlatıldı. Çalışmalar sonucunda, metal:ligant oranının bütün kompleksler için 1:1 olduğu ve komplekslerin farklı sayılarda su molekülü içerdikleri belirlendi. Ligant ve komplekslerin, üreaz inhibisyon kapasiteleri Weatherburn yöntemiyle belirlendi. Ligant üreaz inhibisyonuna sebep olmazken kompleksler içinde en yüksek inhibisyona Cd(II) kompleksi sebep olmuştur.