Theses supervised by Prof. Dr. Ferdi Tanır

14 theses · Çukurova University

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana İli tarım çalışanlarının sağlık sorunlarının ve sağlık hizmetinden yararlanma durumlarının saptanması ile sağlık sunum model(ler)inin önerilmesi araştırması

Giriş ve Amaç: Tarım çalışanlarında özellikle de mevsimlik-gezici tarım işçilerinde; bulaşıcı hastalıklar ve parazitozlar, konut ve su hijyeni ile ilgili sorunlar, iş kazaları ve meslek hastalıkları, eğitim düzeyinin düşük olması, yoksulluk, sosyal güvencenin olmayışı ve sağlık sistemine erişimde yaşanan problemler, önemli bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez araştırmasının amacı; Adana ilinde tarım çalışanlarının sosyo-demografik özelliklerinin tanımlanması, sağlık sorunlarının ve sağlık hizmetine erişim durumlarının araştırılması ve elde edilen bulgular ışığında mevcut sağlık sistemine uygun olarak, tarım çalışanlarına yönelik sağlık hizmet model(ler)inin önerilmesidir. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma Adana ilinde faaliyet gösteren 15-65 yaş yerleşik tarım çalışanları (YTÇ) ve mevsimlik tarım işçilerinde (MTİ) yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. 2012 yılında Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Projesi (METİP) kapsamında, MTİ'ye altyapı hizmetleri ve eğitimler verilen 53 bölgeden %50'sine ulaşılması hedeflenmiştir. Ceyhan'dan 2, Yüreğir'den 8, Seyhan'dan 7, Karataş'tan 8 ve Yumurtalık'tan 3 olmak üzere; toplam 28 bölge basit rasgele örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Örnekleme, son bir yıl içinde sağlık sorunu görülme sıklığı, 2011 yılında yapılan Mevsimlik Tarım İşçilerinin ve Ailelerinin İhtiyaçlarının Belirlenmesi Araştırması'na göre %54 kabul edilerek %95 güvenirlik ve %5 hata payı ile büyüklüğü bilinmeyen evrene göre 382 MTİ'nin; YTÇ için daha önce yapılmış benzer bir çalışma bulunmadığından son bir yıl içinde sağlık sorunu görülme sıklığı %50 kabul edilerek, %95 güvenirlik ve %5 hata payı ile büyüklüğü bilinmeyen evrene göre 384 YTÇ'nin alınması gerektiği hesaplanmıştır. Katılımcılara araştırıcı tarafından geliştirilen, katılımcıların sosyodemografik özelliklerini, yaşadıkları barınma koşullarını, mesleki durumlarını ve sağlık durumlarını sorgulayan dört bölüm ve toplamda 74 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Bulgular ki-kare testi, t testi ve lojistik regresyon modeliyle analiz edilmiş, p değerinin < 0,05 olması anlamlı olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler için SPSS 19.0 for Windows paket programı kullanılmıştır. Bulgular: YTÇ'nin ortalama yaşı 38,9±13,6; MTİ'nin ortalama yaşı 30,5±13,5 olarak bulunmuş olup; MTİ, YTÇ'ye göre daha genç bir nüfus dağılımı göstermektedir ve fark anlamlıdır (t=-8,703, p=0,0001). MTİ'nin tamamı büyük oranda muşamba, bez, saz ve kamıştan yapılan çadırlarda yaşamaktadır. Araştırmamızda tarım çalışanlarının günlük ortalama çalışma süreleri 10,4±2,2 saattir. Katılımcıların %86,5'i aylık 1000 TL'nin altında gelir elde etmektedir. Tarım çalışanlarının %60'ı son bir yıl içinde hastalanmış ve %76,2'si doktora gitmiştir. Son bir yıl içinde YTÇ'nin %54'ünün, MTİ'nin %40,5'inin aile hekimine başvurusu olduğu saptanmıştır ve fark YTÇ lehine anlamlıdır (χ2=14,572, p=0,0001). Araştırmamızda son bir yılda sağlık personelinin evde ziyarete gelme oranı %15,4'tür. Çalışmamızda, tarım çalışanlarının cinsiyeti kadın ise özgeçmişinde hastalık öyküsü olasılığının 2,43 katına; son bir sene içinde hastalık geçirmesi olasılığının 1,87 katına çıktığı; mesleki eğitim almayan tarım çalışanlarının özgeçmişinde hastalık olasılığının, alanların 2,02 katı; son bir yıl içersinde hastalanma olasılığının ise 1,97 katı olduğu, tarlada ilaçlama yapanların son bir yılda hastalanma olasılığının, yapmayanların 1,66 katına çıktığı bulunmuştur. Sonuç:. Araştırmamızda tarım çalışanlarının ve özellikle MTİ'nin oldukça kötü barınma koşullarında yaşadığı, düşük gelirli, uzun saatler boyunca çalışan kişiler konumunda olduğu bulunmuştur. Araştırmamızda; kadınların, mesleki eğitim almamış olanların ve tarlada ilaçlama faaliyetlerinde bulunanların daha fazla hastalandığı belirlenmiştir. Hastalanan tarım çalışanlarının birinci basamak ve gezici sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamadığı saptanmıştır. Tarım çalışanlarının sağlık eğitimi/danışmanlığı hizmetlerinin sunulduğu, uygulanabilir, düzenli-sürekli gezici sağlık hizmetleriyle sağlık düzeylerinin yükseltilmesi gereklidir. Bu hizmetlerin etkin olabilmesi için de barınma, beslenme, eğitim, sosyal güvenlik ve ekonomik sorunların giderilmesi önkoşuldur.

AdanaHalk sağlığıSağlık hizmetleri+1
Ramazan Azim Okyay
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana'da bazı işletmelerde iç ortam hava kalitesi ve çalışanların sağlığına olan etkilerinin değerlendirilmesi

Sağlıklı çevre açısından dış ortam hava kalitesinin sağlığa etkileri yanında, iç ortam havasının etkileri de önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ), pek çok risk faktörünün küresel hastalık yüküne olan etkilerini incelemiş ve iç ortam kirliliğinin, küresel hastalık yükünün %2,7'sinden sorumlu olan hastalık sıralamasında sekizinci neden olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle İç Ortam Hava Kalitesi-İOHK, daha ayrıntılı olarak değerlendirilmeli ve sağlık etkileri araştırılmalıdır. İç ortam havasındaki kirleticileri ve sağlık etkileri, konutlar dışında insanların yaşamlarının uzunca süresini geçirdikleri işyerlerindeki etkilenmeleri açısından da çok önemlidir. Çalışmamızda, Adana'da üç farklı iş kolunda, İOHK ölçümlerinin ve bu işyerlerindeki İOHK'nin çalışanların sağlığına olan etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. AOSB'deki üç ayrı işletme üretim ve idari bölümlerindeki iç ortam hava kalitesi ölçümleri yapılmış ve bu bölümlerde çalışanların sağlık durumlarını belirlemek için15.10.2014-15.07.2015 tarihleri arasında anket uygulanmıştır. İç ortam kalitesini etkileyen en önemli gazlardan karbon monoksit, kükürt dioksit, hidrojen sülfür, PID ve oksijen ölçümleri yapılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Çalışma, Adana organize sanayi bölgesinde %85,9'u erkek toplam 198 çalışanla yapılmıştır. Araştırma grubundaki çalışanların en küçüğü 20, en büyüğü 63 yaşında olup yaş ortalaması 31,17 ± 6,92'dir. Çalışanların %33,8'i lise mezunudur ve %60,6'sı evlidir. Çalışmaya katılanların %29,8'i 0-12 aydır veya 4-6 yıldır aynı işyerinde bulunmaktadır ve %88,4'ü üretim sahasında çalışmaktadır. Araştırılan işyerlerindeki işçiler, günde en az sekiz saat kapalı ortamda çalışmaktadır. Bu işçilerden %88,4'ü, kişisel koruyucu donanım kullanmaktadır. Çalışanların %9,1'i iş kazası geçirdiğini bildirmiştir. Bu kazaların %58,8'inin kesici aletle yaralanma olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda yapılan ölçümlerde, O2gazı yoğunluğunun, EPA'da belirtilen sınır değerleri aşmadığı görülmüştür. İşletmelerin imalathane bölümlerindeki CO gazı değerleri, EPA ve DSÖ tarafından belirlenen sekiz saatlik maruz kalma miktarı olan 9 ppm'lik sınır değerinin altında (0-9ppm) ölçülmüştür. Araştırmamızdaki her üç işletmede, iç ortam hava kalitesi için değerlendirilen H2S, SO2 ve PID ölçümlerinin, EPA sınır değerlerini aşmadığı saptanmıştır. İç ortam hava kirliliğinin engellenmesinde en önemli konu, toplumsal bilincin arttırılmasıdır. Bina yapımında uluslararası standartlara uyum, iç ortam hava kirliliğinin önlenmesinde önemli basamaklardan birisidir. Havalandırma sistemi ve çalışma koşulları yeterli olmayan işletmeler başta olmak üzere tüm işletmelerde sürekli ve düzenli ölçümlerin planlandığı epidemiyolojik çalışmaların yapılması gerekmektedir.

AdanaHava kalitesiHava kirliliği+4
Bekir Akıncı
Çukurova University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il merkezi acil servis hekimlerinin çalışma koşullarının araştırılması

Giriş ve Amaç: Acil servis hekimlerinin; sağlık sorunları, çalışan memnuniyetsizliği, kalabalık acil servisler, sevk sisteminin olmayışı, şiddet, tükenmişlik, adli vakalar ile ilgili kaygılar, sağlık kuruluşu ile ilgili sorunları başta olmak üzere yaşadıkları birçok sorun sağlık hizmet sunumunu etkilemektedir. Bu tez araştırmasının amacı; hekimlerin değerlendirmesiyle acil servislerde yaşanan sorunları belirlemek ve optimal acil servis hizmetleri ile temel sağlık hizmetleri için sağlık politikalarına katkıda bulunmaktır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma Adana ili merkezinde acil servislerde çalışan hekimler üzerinde yapılmış kesitsel tipte bir araştırmadır. Çalışmanın evrenini Adana il merkezinde 4 merkez ilçedeki 37 bölgedeki 31 sağlık kuruluşunun acil servislerinde görev yapan 248 acil servis hekimi oluşturmaktadır. Çalışmamızda acil servislerde çalışan hekimler için örneklem seçilmeyip tüm evrene ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırma verileri 01 Temmuz-31 Aralık 2016 arasında toplanmıştır. Katılımcılara araştırıcı tarafından geliştirilen katılımcı hekimlerin sosyodemografik özellikleri, sağlık özellikleri, şiddete uğrama durumları, mesleki özellikleri, adli vakalar ile ilgili durum ve davranışları, görüş ve önerilerini içeren 60 sorudan oluşan anket, yüz yüze görüşmeyle uygulanmıştır. Ayrıca çalışmamızda birim sorumlusu ve hastane sisteminden alınan 9 sorudan oluşan ikinci anket bulunmaktadır. İstatistiksel analiz olarak verilerin değerlendirilmesinde frekans tabloları, çapraz tablolar, ki-kare testi, t testi, varyans analizi, Kruskal Wallis analizi, korelasyon analizi, Tukey HSD, Tamhane, Mann-Whitney U analizi yapılmıştır. Anlamlılık açısından p değerinin <0,05 olduğu durumlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. İstatistiksel değerlendirmeler için SPSS 19.0 for Windows paket programı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmamızdaki acil hekimlerinin yaşı 38,3±9,6 olarak bulunmuştur. Hekimlerin % 75,7'si erkektir. Araştırmamızdaki acil hekimlerinin % 88,1 'i çalışma hayatı boyunca en az bir kez şiddete uğramıştır. Hekimlerin % 88,1'i sözel şiddete, % 30,7'si fiziksel şiddete, % 22,3'ü psikolojik şiddete, % 0,5'i cinsel şiddete maruz kalmıştır. Araştırmamızdaki acil hekimlerinin % 97'si sağlıkta şiddet ile ilgili yaptırımları yeterli bulmamaktadır. Araştırmamızdaki acil hekimlerinin çalışılan kuruma göre fiziksel şiddete maruz kalma durumları incelendiğinde eğitim ve araştırma hastanesi hekimleri daha fazla fiziksel şiddete uğramıştır (χ²=21,111, p<0,001). Ayrıca acil hekimlerinin % 82,2'si acil serviste çalışırken kendini güvende hissetmemektedir. Araştırmamızdaki acil hekimlerinin % 20,8'i hakkında çalışma hayatı boyunca en az bir kez adli soruşturma yapılmıştır. Hekimlerin % 50'si hekimlik ve uygulamaları nedeniyle mahkemede bulunmuştur. Hekimlerin % 66,8'i adli raporda tüm bilgileri eksiksiz girdiğini söylemiştir. Hekimlerin % 48,5'inde peptik ülser-gastrit, % 40,1'inde bel ağrısı-lumbal herni, % 41,6'sında uyku bozukluğu, % 19,3'ünde depresyon saptanmıştır. Ayrıca hekimlerin % 46,5'inin ihmal ettiği hastalık olduğu bildirilmiştir. Sonuç: Araştırmamızda acil servis hekimlerinin adli vakalarla ilgili kaygı yaşadığı, sık şiddete uğradığı, sağlıklarını ihmal ettikleri ve çalışmaktan memnuniyetsizliği saptanmıştır. Kalabalık acil servisler, yetersiz sayıda acil hekimi, acil servislerin gereksiz kullanımı, sevk sisteminin olmayışı sorunların kaynağı gibi gözükmekte olup bu sorunlar üzerinde durulması gereklidir. Anahtar kelimeler: Acil servis hekimleri, Sağlık çalışanları, Acil sağlık hizmetleri

Erhan Kaya
Çukurova University
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il merkezi sağlık kurumlarında iş sağlığı ve güvenliği risk değerlendirme durumunun araştırılması

Giriş ve Amaç: Sağlık sektörü, farklı alanlarda uzmanlaşmış işletmelerden oluşan, emek yoğun süreçleri içeren, birçok riskle karşılaşılan, gün boyu kesintisiz sunulması gerekli hizmetler bütünüdür. Bu sektör, hem benzer riskler taşıyan hem de içerisinde her kurumun kendine özgü risklerini barındıran bir hizmet sektörüdür. 2012 de "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu" ile birlikte işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için "Risk Değerlendirme" yapılması yasal yükümlülük haline getirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Adana il merkezi sağlık kurumlarında İş Sağlığı ve Güvenliği için yapılan risk değerlendirme çalışmalarını ve özelliklerini belirlemek, kurumlarda risklere karşı alınan önlemlerin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Adana ilindeki; İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı ve bu kurumlara bağlı birimleri kapsayan tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Araştırmaya katılım gönüllülük esasına dayalı olup toplamda 210 kurum Ocak-Mayıs 2018 tarihleri arasında yüz yüze görüşme yapılarak anketler uygulanmıştır. Anketle katılan birimlerin işyeri bilgileri, İSG hizmetleri bilgileri, risk değerlendirme durumları sorgulanmıştır. İstatistiksel analiz olarak tanımlayıcı dağılımlar için frekans tabloları ve ki-kare testi kullanılmıştır. p˂0,05 anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: Sağlık kurumlarının %58,7'sinin taşeron hizmet aldığı, %75,7'sinin çalışan temsilcisi bulundurduğu, %24,8'inin sendika örgütlenmesi olduğu, %12,9'unun İSG birimi olduğu saptanmıştır. Çalışmaya katılan kurumların %97,6'sının iş kazası, ramak kala olaylar ve meslek hastalıkları bildirimi yaptığı, %97,6'sının kesici delici alet yaralanmaları ile kan-vücut sıvıları ile temasları bildirdiği tespit edilmiştir. Adana ili sağlık kurumlarının %95,2'sinin risk değerlendirmesi çalışması yaptığı belirlenmiştir. Araştırmaya katılan kurumların risk değerlendirmesi açısından özel ve kamuya bağlı kuruluşlar arasında fark olmadığı bulunmuştur. (p=0,96) Risk değerlendirmesi yapılan kurumlardan %70'inde bir kez, %27'sinde iki kez, %3'ünde ikiden fazla risk değerlendirme uygulamaları yapıldığı saptanmıştır. Bununla birlikte risk değerlendirmesi sonucunda eksiklerini tamamlayan sağlık kurumlarının oranı ise %43'tür. Sonuç: Araştırmamızda, iş sağlığı ve güvenliği konusunda Türkiye'de yasal mevzuat çok yeni olmasına rağmen kurumlar ve uygulayıcıların bu yeni duruma uyum sağladıkları ve Adana genelinde yüksek oranda risk değerlendirmesi yapıldığı ama yarısından azının eksiklerini düzelttiği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı ve güvenliği, risk değerlendirme, sağlık kurumları

AdanaRisk değerlendirmesiSağlık kuruluşları+2
Sertap Atcı Döğüş
Çukurova University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Adana il merkezindeki bazı sağlık kurumlarında 2013-2017 yıllarındaki acil çağrı durumlarının araştırılması

Bu çalışmada amacımız, Adana il merkezindeki il sağlık müdürlüğüne bağlı yataklı tedavi merkezlerinin bazılarında 2013-2017 dönemi acil çağrı durumlarının kayıtlarını inceleyerek, acil çağrıların analizlerini yapmak ve sonuçları paylaşarak bundan sonraki çalışmalara ışık tutmaktır. Araştırmada 2013-2017 dönemi acil çağrı durumlarının kayıtları incelenerek analizleri yapılmıştır. Aynı zamanda katılımın gönüllülük esasına dayalı olduğu, belirtilen altı kurumda Ekim-Aralık 2018 tarihleri arasında kurum çalışanlarıyla yüz yüze görüşme yapılarak anketler uygulanmıştır.

Caner Öztorun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir üniversite hastanesinin risk değerlendirmesi sonuçlarının analizi

Bu çalışmadaki amacımız Adana ili Çukurova Üniversitesi merkez yerleşkesindeki Balcalı Hastanesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde risk değerlendirmesi yapmak ve analiz sonuçlarını yorumlayarak paylaşmaktır. Araştırmada 2018 yılı içerisinde tespit edilen riskler iki yıllık süreç içerisinde takip edilmiş ve tespit edilen risk etmenlerinin sayısal ve grafiksel sunumu yapılmıştır. 2019 yılında tehlikelerin giderilme durumu özetlenmiştir. Ayrıca risk değerlendirilmesinin teslim edilmesini takip eden bir yıllık süreçte iş kazalarının durumu ile önleme çalışmaları uygulandığında hangi oranda önleme yapılabileceği hesaplanmıştır. Anahtar kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Risk Değerlendirmesi, İşyeri Ortam Gözetimi, Hastane, Üniversite

HastanelerHastaneler-üniversiteRisk+5
Fatih Zengin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana il merkezi kamu sağlık çalışanlarında işe devamsızlıkların araştırılması

GİRİŞ ve AMAÇ: Sağlık sektörü, hem toplum hem de ekonomi için temel sektörlerden biridir. Sağlık çalışanları, mesleki ve mesleki olmayan sağlığı tehdit eden risk faktörlerine maruz kaldıkları için hastalıklara karşı oldukça hassastırlar. Bu nedenle işe devamsızlığın en yüksek olduğu sektörlerin başında sağlık sektörü gelmektedir. Araştırmamız işe devamsızlık ve presentizmin, Adana il merkesinde kamu sağlık hizmeti sunucularında görülme sıklığını, en sık nedenlerini, sosyodemografik, çalışma hayatı ve sağlık düzeyiyle ilişkili farklılıklarını açıklamak amacıyla planlanmıştır. GEREÇ ve YÖNTEM: Bu çalışma Adana ilindeki kamu sağlık kurumlarında hizmet sunanları kapsayan kesitsel tipte bir çalışmadır. Araştırmaya katılım gönüllülük esasına dayalı olup 2021 Eylül-Kasım ayları arasında 602 sağlık çalışanıyla çevrimiçi ve yüzyüze görüşülerek anketler uygulanmıştır. Anket ile katılımcıların işe devamsızlık ve presentizm durumları sorgulanmıştır. Analizlerde frekans tabloları, çapraz tablolar, Ki-kare testi, dağılıma bakmak için Kolmogorov-Spirnov, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis testi, Spearman korelasyon testi kullanılmıştır. Sonuçlar ortalama±standart sapma, min-maks, sayı ve yüzde olarak ifade edilmiştir ve p değerinin <0,05 olduğu durumlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. BULGULAR: Çalışma grubunun yaş ortalaması 38,3±9,9 olup, % 67,6'sı kadın, % 68,9'u evli, % 51,7'si Lisans mezunudur. Katılımcıların % 36,9'u hemşire-ebe, % 31,0'ı hekim-diş hekimi, % 32,1'i yardımcı sağlık personelidir. Çalışmamızda devamsızlık oranı % 2,45, absentizm insidans hızı % 40,0 olarak tespit edilmiştir. İşe devamsızlığın en sık sebebi % 41,9 ile Covid-19 enfeksiyonudur. Katılımcıların sağlık nedeniyle kaçırılan iş zamanı yüzdesi 1,57±6,90, sağlık nedeniyle çalışırken verimliliğin azalması yüzdesi 25,11±28,55, sağlık nedeniyle genel iş verimliliğinde azalma yüzdesi 26,03±28,95, sağlık nedeniyle günlük hayattaki aktivitelerde bozulma yüzdesi 32,24±31,11'dir. Adana ili kamu sağlık çalışanlarında işe devamsızlık ile cinsiyet, medeni durum, aylık gelir, fiziksel aktivite, çalışılan kurum, meslek, çalışma şekli, fazla mesai, iş kazası, kas iskelet sistemi hastalıkları ve kronik hastalık öyküsü arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. İşte var olmama ile cinsiyet, aylık gelir, yaş, meslek, çalışma şekli, nöbet sayısı, iş kazası, kas iskelet sistemi hastalığı öyküsü ve işe devamsızlık arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur. SONUÇ: Sağlık çalışanlarında Covid-19 enfeksiyonuna karşı koruyucu önlemler artrılmalıdır. İşe devamsızlık ve işte var olmamanın (presentizm) azaltılması için daha iyi bir fiziksel çalışma ortamı yaratılması gereklidir. Sağlık çalışanlarının kendilerini iş ortamlarında rahat ve güvende hissetmesi sağlanmalıdır.

AdanaCOVID 19Pandemiler+3
Nurdan Demirel Beğceoğlu
Çukurova University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana ili mevsimlik tarım çalışanlarında iş sağlığı ve güvenliğinin Covıd-19 sürecinde araştırılması

Giriş ve Amaç: Aralık 2019'da Çin'de ortaya çıkıp, pandemiye dönüşen Covid-19 salgının kontrol altına alınmasında alınacak bir takım önlemleri baz sektörlerin uygulaması pek mümkün olmamıştır, tarım sektörü bunlardan biridir ve sektörün ana işgücü mevsimlik tarım işçileri ve aileleridir. Bu tez araştırmasının amacı; Adana ilindeki mevsimlik tarım işçilerinin Covid-19 pandemi sürecinde karşılaştıkları iş sağlığı sorunlarının, ilişkili faktörlerin araştırılması ve bunların etkilerinin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız kesitsel niteliktetir ve Adana'nın Karataş ilçesindeki; Karagöçer, Çavuşlu, Bahçe ve Yüreğir ilçesindeki; Kadıköy ve Doğankent çadır yerleşimlerinde yaşayan 18-65 yaş bireylerde yapılacaktır. Araştırma evreni 4117 kişidir. %50 frekans, %95 güven aralığı, %5 hata payı ile 352 kişi olarak hesaplanmıştır. Seçtiğimiz çadır yerleşimlerdeki toplam kişi sayısı ve hesaplanan örneklem sayısı oranlanarak bir katsayı belirlenmiş ve her çadır yerleşimde ulaşılması gereken kişi sayısı buna göre hesaplanmıştır. Bireyler kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Katılımcılara tarafımızca geliştirilen, 3 bölüm ve toplamda 72 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. İstatistiksel değerlendirmeler için SPSS 20.0 for Windows paket programı kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ortalama, standart sapma, medyan, minimum, maksimum, sayı, yüzde, ki-kare testi ve lojistik regresyon analizi yapılmış, p değerinin < 0,05 olması anlamlı olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmamıza katılan mevsimlik tarım çalışanlarının ortalama yaşının 28,49±10,11 olduğu, %59,2'sinin Suriyeli göçmenlerden oluştuğu saptanmıştır. Katılımcıların %37,3'ü covid-19 sürecinde iş göçü yaptığını, %39,3'ü en az bir seyahatinde izin belgesi aldığını, %82,3'ü konaklama alanlarında covid-19 rehberindeki önlemlerin uygulandığını belirtmiştir. Katılımcıların %7,2'si PCR testi yaptırdığını, %4,5'i kendisi/ailesinden birinin covid-19 hastalığı geçirdiğini, 1 kişi babasının covid-19 nedeniyle vefat ettiğini belirtmiştir. 4 kişi kendisi/ailesinden birinin covid-19 aşısı olduğunu belirtmiştir. Geçici konaklayan katılımcıların covid-19 hastalığına yakalanma olasılığının 44,01 katına çıktığı saptanmıştır. Günlük çalışma süresinin ortalama 9,09±1,36 saat, mola sürelerinin 100,77±17,99 dakika olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların %66,7'sinin çalışma alanlarına traktörle gittiklerini, kimsenin maske kullanmadığını, yalnızca 2 kişi covid-19'un iş ortamlarında maruz kaldıkları risk faktörlerinden olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların tamamı çalışırken sosyal/fiziksel mesafe kurallarına uyamadıklarını belirtmiştir. Katılımcıların %23,6'sı işle ilgili hastalık ve/veya iş kazası geçirdiklerini belirtmiştir. İş kazasın geçirdiğini belirtenlerin %66,2'si kazanın üst ve/veya alt ekstremi lezyonları ile ilgili olduğunu belirtmiştir. Sonuç: Araştırmamızda mevsimlik tarım çalışanlarının yaşam ve çalışma alanında iş sağlığı ve güvenliği açısından birçok riske maruz kaldıkları, bunların pandemi sürecinde de devam ettiği belirlenmiştir. Bu kişilerin yaşam ve iş koşullarının olarak düzelmesini sağlayacak sektörler arası ve geniş çaplı müdahalelere ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Mevsimlik tarım çalışanları, iş sağlığı ve güvenliği, Covid-19 pandemisi

AdanaCOVID 19Korona virüs enfeksiyonları+6
Şükriye Ece Akti
Çukurova University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tip 2 diyabet tanılı bireylerde diyabet eğitiminin hastalığın öz yönetimi ve tam kontrolü üzerine etkisi: Adana örneği

Giriş ve Amaç: Diyabetes Mellitus'un görülme sıklığı hızla artmaktadır. Çalışmamızda amaç, Adana'da rastgele seçilmiş bir grup Tip 2 Diyabetes Mellitus tanılı kişiye verilecek diyabet eğitiminin hastalığın öz yönetimi ve tam kontrolü üzerine etkisini tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Müdahale tipinde planlanan bu çalışma, Adana ili Beyazevler ve Akıncılar mahallelerinde hizmet veren iki aile hekimliği birimine kayıtlı 20 ila 65 yaş arası tip 2 diyabetes mellitus tanılı 59 kişi ile yapılmıştır. ASM'ye davet edilen tip 2 diyabetes mellituslu bireylerle yüz yüze anket ve öz yönetim ölçeği doldurulmuş; antropometrik ölçümler ve metabolik parametreler kaydedilmiştir. Katılımcılar rastgele deney ve kontrol grubuna atanmış ve deney grubuna diyabet eğitimi verilmiştir. Üç ayın sonunda tekrar ASM'ye davet edilen katılımcılarla işlem tekrarlanmıştır. Verilerin analizi SPSS 23.0 programı ile yapılmış ve analizde İndependent T, Paired T, Mann-Whitney U, Wilcoxon, Ki-Kare, Mcnemar, Korelasyon ve Lojistik Regresyon Testleri kullanılmıştır. Bulgular: Eğitim grubunun % 67.7'si, kontrol grubunun % 82.1'i kadınlardan oluşmaktadır. Eğitim grubunun yaş ortalaması 54.45±7.49, kontrol grubunun ise 54.39±7.26'dır. Katılımcılar başlangıçta komplikasyon gelişimi açısından karşılaştırılmış ve komplikasyon gelişen grubun HbA1C, total kolesterol, trigliserid, total kolesterol/HDL ve TyG indeks ortalamaları anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Üç ayın sonunda Eğitim grubunda kiloda % 2.1 (orta etki büyüklüğü), bel çevresinde % 1.21 (orta etki büyüklüğü), BKİ'de % 2.35 (orta etki büyüklüğü), HbA1C'de % 8.82 (orta etki büyüklüğü), trigliseridde % 12.57 (ortaya yakın etki büyüklüğü), TyG indeksinde % 2.5 (ortaya yakın etki büyüklüğü) anlamlı azalma sağlanmıştır. HbA1C'de 0.73 birim düşüş sağlanmıştır. Kontrol grubunda antropometrik ölçüm ve metabolik parametrelerde üç ayın sonunda anlamlı değişim olmamıştır. Eğitim grubunda üç ayın sonunda DÖYÖ 1. alt boyutta % 17.62 (büyük etki büyüklüğü), 2. alt boyutta % 13.05 (orta etki büyüklüğü), 3. alt boyutta % 35.84 (büyük etki büyüklüğü) ve DÖYÖ toplam puanlarda % 19.35 (büyük etki büyüklüğü) anlamlı artış sağlanmıştır. Sonuç: Eğitim müdahalesi ile üç ayın sonunda metabolil kontrol parametreleri (kilo, bel çevresi, BKİ, HbA1C, trigliserid ve TyG indeksi) anlamlı olarak düşmüş; diyabet öz yönetimi bilgi ve kapasitesi anlamlı olarak yükselmiştir. Birinci basamak sağlık kuruluşları ASM, SHM ve TSM'de, diyabete yönelik koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında hastalara planlı, devamlı ve multidisipliner diyabet eğitimi verilmesini tavsiye ediyoruz. Anahtar Kelimeler: Diyabet, birinci basamak sağlık hizmeti, eğitim, kontrol, öz yönetim

AdanaBirinci basamak sağlık hizmetleriDiabetes mellitus+3
Tarık Salcan
Çukurova University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışma hayatında dezavantajlı grup: Hatay'da Suriyeli göçmenlerin iş sağlığı ve güvenliği sorunları

Bu çalışmayla Hatay özelinden yola çıkarak, statüleri gereği çalışma hayatında dezavantajlı grup olan göçmen işçilerin, iş sağlığı ve güvenliği sorunları, maruz kaldıkları eşitsizlikler, işten kaynaklı sağlık sorunları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma sonucunda göçmenlerin %99,4'ünün sendikasız çalıştırıldıkları, asgari ücretin çok altında ücret aldıkları, %75,7'sinin Türkiye'de yaptıkları işin Suriye'dekinden farklı olduğu, %40,8'inin en az bir sağlık yakınmasının olduğu ve bu sağlık yakınmalarının daha çok uzun süreli ağır çalışma koşullarından ve ergonomik nedenlerden kaynaklı olduğu, %99,9'unun da İSG eğitimi almadıkları tespitleri yapılmıştır. Türkiye'deki göçmen nüfus ve göçmen işçiler arasında olumsuz çalışma koşulları göz önünde bulundurulduğunda, iş kazaları ve meslek hastalıklarının bu gruptaki çalışanlarda artış göstereceği öngörülerek kanun koyucuların ve İSG profesyonellerinin dikkatlerinin bu çalışan grubuna yönlendirmesi önerilmektedir.

Derya Nehir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde sağlık çalışanlarının ruhsal etkilenmelerinin araştırılması

Bu çalışmadaki amacımız Adana ili sınırları içerisinde bulunan Adana Seyhan Devlet Hastanesi, Adana Şehir Hastanesi, Adana Çukurova Devlet Hastanesi ve Adana Yüreğir Devlet Hastanesinde covid-19 pandemisinde sağlık çalışanlarının ruhsal etkilerinin araştırılmasıdır. Hazırlanan anket çalışmasına katılan 419 sağlık çalışanı bulunmaktadır. Uygulanan anket Kişisel Bilgi Formu, Hamilton Anksiyete Ölçeği ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği içermektedir. Kişisel Bilgi Formunda, sağlık çalışanlarının sosyo-demografik özellikleri ve bunun yanı sıra pandemi surecindeki yaşamlarına ilişkin bilgiler yer almaktadır. COVID-19 salgınından etkilenme, stres ve anksiyete seviyelerinin değerlendirmesi, sağlık çalışanlarının ruh sağlığının korunması ve desteklenmesi için alınacak tedbirler açısından değerlendirilmiştir. Sağlık çalışanları psikolojik olarak etkilendiğinden, psikososyal olarak desteklenmeleri gerekmektedir. Kadın ve erkek sağlık çalışanlarına Hamilton Anksiyete Ölçeği ve Koronavirüs Anksiyete Ölçeği'nin uygulanması sonucu elde edilen verilerin karşılaştırılması sonrasında kadın çalışanların anksiyete düzeylerinin, erkek çalışanların anksiyete düzeylerinden anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Kronik rahatsızlığa sahip sağlık çalışanlarının Hamilton Anksiyete Ölçeği düzeylerinin karşılaştırılması sonrasında kronik rahatsızlığı olan sağlık çalışanlarının anksiyeteleri daha yüksek çıkmıştır.

Yusuf Şola
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Adana İli merkezinde görev yapan eğitimcilerin COVID-19 sürecinde etkilenimlerinin araştırılması

Giriş ve Amaç: Covid-19 pandemisi Aralık 2019'da başlamış ve günümüzde devam etmektedir. Eğitim sektörü etkilenen sektörlerdendir. Çalışmamızın amacı; Adana'da ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimde çalışan eğitimcilerde pandemi sürecindeki psikolojik ve fiziksel etkilenme düzeylerinin belirlenmesidir. Materyal ve Metod: Kesitsel nitelikte bir araştırmadır. Adana'nın dört merkez ilçesindeki (Sarıçam, Seyhan, Yüreğir, Çukurova) ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimlerde yüz yüze anket çalışması şeklinde 566 kişiye yapılmıştır. Anket formu sosyodemografik form ile kısa semptom envanteri ve uluslararası fiziksel aktivite anketinden oluşmaktadır. Eğitimciler KSE ve GPAQ ölçeklerini pandemi öncesi ve pandemi döneminde olarak değerlendirmişlerdir. Pandemi öncesi ve pandemi dönemindeki değişim incelenmiştir. Bulgular: Araştırmamıza katılan eğitimcilerin yaş ortalaması 43,8±8,3 olduğu, %55,1'inin kadın olduğu, %28,4'ünün Covid-19 tanısı aldığı belirlenmiştir. Katılımcıların %29,3'ü sınıf öğretmeni, %62,9'u branş öğretmeni, %7,8'i ise öğretim üyesi ve görevlisidir. KSE'nin tüm alt boyutlarındaki semptomlarda pandemi döneminde artış olduğu saptanmıştır. Kadınlarda psikolojik etkilenmenin erkeklere göre daha fazla olduğu saptanmıştır. Pandemide sağlığının olumsuz etkilediğini düşünenlerde somatizasyon, 40 yaş üzerindeki eğitimcilerde kişilerarası duyarlılık, Covid-19 tanısı alanlarda depresyon, 40 yaşın altındaki eğitimcilerde ve haftada 20 saatin üzerinde online eğitim yapanlarda psikotizm, branş öğretmenlerinde belirti toplamı, öğrenci/ebeveynlerle iletişim sıkıntısı yaşayanlarda rahatsızlık ciddiyeti ve paranoid düşünce semptomlarında artış olduğu belirlenmiştir. Genel semptomlardaki artış riski sağlığının olumsuz etkilendiğini düşünenlerde 2,1 kat, branş öğretmenlerinde 3 kat daha fazla bulunmuştur. Fiziksel aktivite düzeyi pandemi sırasında anlamlı düzeyde azalırken, oturma süresi anlamlı olarak artmıştır. Sonuç: Araştırmamızda pandeminin eğitimcilerin psikolojik ve fiziksel sağlıklarında etkilenme olduğu belirlenmiştir. Kadın olma, branş öğretmeni olma, ders yükünün fazla olması risk faktörü olarak belirlenmiştir. Risk grupları ve risk faktörlerine yönelik düzenleme yapılmasını tavsiye ediyoruz.

AdanaCOVID 19Eğitimciler+5
Rabia Adeviyye Dal
Çukurova University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul'daki genetik hastalık tanı merkezlerinin iş sağlığı ve güvenliği düzeylerinin araştırılması

Genetik Hastalık Tanı Merkezi Laboratuvarları, insanların kalıtsal olarak taşıdıkları genetik materyali nesiller arasında aktarırken oluşabilecek anomalileri öngörmek ve mevcut mutasyonların kaynağını araştırmak için yapılan testlerin yürütüldüğü araştırma laboratuvarlarıdır. Bu laboratuvarların yalnızca laboratuvarda kullanılan biyolojik materyalin risk grubu gözetilerek biyogüvenlik seviyelerine göre sınıflandırılmaları, laboratuvarlarda yürütülecek çalışmalardan kaynaklanacak tüm riskleri karşılayamayacağından yetersiz kalmaktadır. Bu bağlamda bu tez çalışmasında, Genetik Hastalık Tanı Merkezlerinin iş sağlığı ve güvenliği düzeylerine göre sınıflandırılması amacıyla laboratuvarlarda karşılaşılacak tüm tehlike gruplarının birbirleri ile olan ilişkileri ve tehlike gruplarının risk yönetimi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. 3 basamakta gerçekleştirilen çalışmanın birinci basamağında Genetik Hastalık Tanı Merkezi çalışanlarına 7'li Likert Ölçeği kullanılarak bir araştırma veri formu uygulanmıştır. İkinci basamakta ise araştırma veri formundan elde edilen verilere SPSS programında önce güvenilirlik analizi uygulanmış ve Cronbach Alpha değerinin 0,700'ün üstünde (0.825–0.983) olduğunun tespit edilmesinin ardından ardından korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Üçüncü basamakta ise SPSS sonuçları çok boyutlu verileri anlamlı bir şekilde küçülten PCA (Principal Component Analyis) ile üç grupta boyutlandırılmıştır. k-NN algoritması ile de, Genetik Hastalık Tanı Merkezleri iş sağlığı ve güvenliği düzeylerine göre üç düzey olarak gruplandırılmalarının doğruluk oranı %93,33 olarak tespit edilmiştir.

İş güvenliğiİş sağlığı
Vedat Caner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın üniversite öğrencilerinin Human Papilloma Virüsü (HPV) hakkındaki bilgi düzeylerinin araştırılması

Kadın Üniversite Öğrencilerinin Human Papilloma Virüsü (HPV) Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin Araştırılması Çalışmamız Adana ilinde üniversitede öğrenim gören kadın öğrencilerin HPV, HPV tarama testi ve HPV aşısına ilişkin bilgi düzeylerinin saptamak ve farkındalığın artmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. Araştırmamıza 2023-2024 öğrenim döneminde Adana ilindeki Çukurova Üniversitesi ve Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesinde öğrenim gören 1.092 kadın öğrenci katılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilere; 01 Aralık 2023-30 Haziran 2024 tarihlerinde, sosyodemografik bilgilerini içeren sorular ile Human Papilloma Virüsü (HPV) Bilgi Ölçeğinden oluşan anket, yüz yüze uygulanmıştır. Çalışmamız katılan 1092 kadın öğrencinin yaş ortalaması 21.4±3,3 olarak saptanmıştır. Katılımcıların %78,3'ü HPV'yi, %60'ı HPV testini, %72,2'si HPV aşısını daha önceden duyduklarını belirtmiştir. HPV'nin rahim ağzı kanserine sebep olduğunu bilen öğrenci oranı %61,5'tir. Öğrencilerin "HPV Bilgi Ölçeği Toplam" puan ortalaması 10,0 (min:0, max:33) olup, "Genel HPV bilgisi" alt boyut puan ortalaması 6,5, "Mevcut HPV Aşılama Programına Yönelik Bilgi" alt boyut puan ortalaması 1,0, "Genel HPV Aşı Bilgisi" alt boyut puan ortalaması 1,5 ve "HPV Tarama Testi Bilgisi" alt boyut puan ortalaması 1,0 olarak saptanmıştır. HPV, HPV testi ve HPV aşı duyma durumları yüksek olan öğrencilerin toplam HPV Bilgi Ölçeği ve tüm alt ölçek puanları anlamlı (p<0,001) olarak yüksek bulunmuştur. Sağlıkla ilgili fakültede okuyan öğrencilerin sağlık dışı fakültede öğrenim gören öğrencilere kıyasla HPV bilgi ölçeği toplam puan ve alt faktör puanları istatistiksel olarak anlamlı (p<0,001) bulunmuştur. Katılımcıların sadece %2,3'ü HPV aşısı yaptırdığını belirtmiştir. HPV aşısı yaptırmayan öğrencilerin aşı yaptırmama gerekçeleri en sık; %44'ü (469) HPV aşısının duyulmaması/yeterli bilgiye sahip olunmaması, %30,6'sı (326) pahalı/ücretli olduğunu, %24,2'si (258) enfeksiyon riski altında olmama/ihtiyaç duymama olarak belirtmiştir. Öğrencilerin %86,5'i HPV aşısının ulusal aşı programına eklenmesini istemişlerdir. Kadın öğrencilerin HPV'ne yönelik bilgi düzeylerinin yetersiz (HPV-BÖ ort- puan:10,0) olduğu belirlenmiştir. Üniversite öğrencilerinin aşılanma oranlarını arttırmak için rahim ağzı kanseri ve HPV hakkında farkındalık çalışmaları yapılmalıdır. Doğru bilgiye erişim için okullarda alanında uzman kişilerden eğitim ve danışmanlık hizmeti alınması uygun olacaktır. Anahtar Kelimeler: Human Papilloma Virüs, Rahim Ağzı Kanseri, Aşı, Kadın Sağlığı

Şükran Bengisu Diler
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2025
00

Other supervisors