Theses supervised by Prof. Dr. Ferhat Özgür
14 theses · Düzce University, Yeditepe University
Simülasyon ve fantazmagori kavramlarının postmodern mimari bağlamında çağdaş sanattaki yerinin incelenmesi
1960' lı yıllarda başlayan teknolojik gelişmeler toplumsal ve kültürel olmak üzere birçok değişime neden olmuştur. Bu değişimlerin etkileri kent manzaralarına yansımaktadır. Değişen mimari yapılar, sadece fiziksel olarak kent yapısını etkilememekte, aynı zamanda sanatta da birtakım değişimlere neden olmaktadır. Postmodern mimari ile birbirinin birer kopyası haline gelen yapılar tekinsiz birer nesneye/mekâna dönüşmektedir. Birbirine benzeyen ve giderek kaotik hale gelen kentler kültürel kimliklerini kaybederek, bireyde hep aynı yerde olduğu hissini uyandırmaktadır. Dolayısıyla bireysel ve toplumsal hafızayı da etkilediği görülmektedir. Aynı zamanda metal ve beton yığınları içerisinde doğaya hüküm süren insanlığın giderek bireyselleştiği gözlenmiştir. Bu bağlamda çalışma, Jean Baudrillard'nın Simülasyon ve Walter Benjamin'in Fantazmagori kavramları çerçevesiyle ele alınacaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, Simülasyon, Fantazmagori, Flaneur ve Soylulaştırma gibi konuya ilişkin kavramlar, ele alınan örnekler üzerinden tartışılmıştır. İkinci bölümde, Modernizm ve Postmodernizm kavramları açıklanmış, adı geçen dönemlerin mimari ve görsel sanatlar üzerinden tarihçelerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise, yazar tarafından üretilen sanatsal çalışmalar ve konu bağlamında üretilen çağdaş sanat eserleri, bir ve ikinci bölümde ele alınan konular ile kent ve hafıza mefhumları bağlamında yapıt analizine tabi tutulmuş ve tartışılmıştır.
Küratörlük özelinde sanat dünyasında rızanın imalatı
Bu tez çalışması, küratörlük özelinde sanat dünyasında rızanın imalatını, küratörün sanatçıları ve sanat eserlerini seçme, sergileme ve yorumlama yoluyla kamuoyunu ve sanat piyasasını nasıl şekillendirdiklerini araştırmıştır. İletişim, sosyoloji, psikoloji, siyaset, iktidar, medya çalışmaları, halkla ilişkiler uygulamaları, dil, kültür kuram ve pratikleriyle sanat tarihinden elde edilen bilgilerden yola çıkarak, küreselleşme, internet ve sosyal medyanın sanat söylemi, sanatın ve küratörlüğün alımlanması üzerindeki etkileri, çok disiplinli bir yaklaşım benimsenerek analiz edilmektedir. Bu tezin temel bulguları, sanat dünyasında rıza imalatının çeşitli aktörleri, etkenleri ve stratejileri içeren karmaşık ve dinamik bir olgu olduğudur. Küratörlük bu olguda kilit bir faktör ve aktördür. Bu tez çalışması, rıza imalatı kavramına ve bu kavramın sanat dünyasındaki yansımalarına kapsamlı ve eleştirel bir bakış sunmaktadır. Ayrıca, küratörlüğün sanat dünyasında rıza üretimindeki rolünü analiz etmek için yeni bir çerçeve önermektedir. Bu çalışma, geleneksel sanat kavramlarına meydan okuyan ve sanat dünyasında rıza üretiminin süreç ve sonuçlarını örnekleyen bir sergi olan Documenta 5'in ayrıntılı bir vaka çalışmasını da içermektedir. Tezin, bulguların genellenebilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini sağlayabilecek birincil ve ikincil kaynaklardan sanat dünyasında yaşanmış örnekler ve sanatçı Burak Arıkan'ın ağ diyagramları çalışmalarından örneklerle desteklenmiştir. Bu çalışmanın küratörlük kavramının popülerleşmeye başladığı ve küratörün sanat dünyasındaki gücün doruğa ulaştığı yıllar olan 2000'li yılları baz alması gibi bazı sınırlılıkları vardır. Ancak bu yılları oluşturan etmenler detaylıca incelenmiştir. Son olarak, tez esas olarak betimleyici ve yorumlayıcı bir yaklaşım benimsemektedir; bu da sanat dünyasında rızanın imalatının nedensel mekanizmalarını ve etkilerini tam olarak yakalayamayabilir. Bu konuda gelecekte yapılacak çalışmalar için temel öneriler, sanat dünyasında rıza üretiminin etik ve sosyal sonuçlarını araştırmak, dijital çağda sanat dünyasında rıza üretiminin değişen dinamiklerini ve zorluklarını incelemek ve sanat dünyasındaki aktörler arasında daha fazla diyalog ve işbirliğini teşvik eden, daha yenilikçi ve katılımcı küratörlük modelleri ve yöntemleri geliştirmek ve uygulamaktır.
Kişisel çalışmalarım bağlamında bedenin poetikası
"Kişisel Çalışmalarım Bağlamında Bedenin Poetikası" isimli bu çalışma bedenin sanatın ifade biçimi olarak sanat dünyasında nasıl bir potansiyel taşıdığını ve bu potansiyelin muhtelif sanatçılar tarafından eserlerinde nasıl vuku bulduğunu incelemeyi amaçlamıştır. Başlıkta geçen "poetika" mefhumu şiir sanatı anlamına gelmektedir. Tıpkı diğer sanat disiplinlerinde olduğu gibi poetika da bu duygusal ifadeyi destekleyen bir araç olarak kullanılabilmektedir. Buna binaen 5 bölümden oluşan bu çalışmanın ilk ana başlığında kadın bedeni ve toplumsal normlar gibi konuların yanında patriarkal sistemi ve toplumsal beklentileri tersyüz eden sanatçıların yapıtları analiz edilmiş ve eril-dişil, namus, acı ve tahakküm gibi önemli kavramları da içine alan konuların üzerinde kuvvetle durulmuştur. İkinci ana başlıkta, geleneksel ailelerde büyüyen kişinin yaşadığı travmatik deneyimler ve bedenin bu deneyimlere verdiği tepkiler incelenmiş, konunun içeriğine uygun eserlerden alıntılara yer verilmiştir. Son ana başlıkta ise emek gücünün bedeni nasıl değiştirebileceğini ve sınıfsal farklılıklara ilişkin örnek çalışmalarla acının fiziksel boyutu ele alınmıştır.
Solastalji olgusu ve görsel çözümlemeler
Bu sanatta yeterlik çalışması, solastalji kavramını yalnızca temsil etmekle kalmamıştır. Onu biçimsel, kavramsal ve teknolojik açılardan yeniden yapılandıran deneysel bir araştırma süreci olarak kurgulanmıştır. Solastalji, bu tezde, çevresel yıkım ve afet sonrası mekânsal kayıpların bireysel ve kolektif bellekte bıraktığı izler üzerinden ele alınmıştır. Çalışma, disiplinlerarası bir düşünme biçimiyle yapılandırılmıştır. Geleneksel resim tekniklerinden yapay zekâ, video yerleştirme, artırılmış gerçeklik ve yeni medya araçlarıyla etkileşimli biçimde bir araya getirilmiştir. Bu üretim dili, travma, hafıza, yerinden edilme ve çevresel adaletsizlik gibi olgulara eleştirel bir görsel söylem kazandırmıştır. Sanat, bu süreçte eleştirel bir araştırma yöntemi olarak konumlandırılmıştır. Teknolojik imkânlar ise etik ve politik duyarlılıklarla bütünleşerek çok katmanlı anlatılara dönüşmüştür. Afet sonrası yaşantıların mekânsal ve duygusal boyutları, yapay zekâ destekli imgeler ve ses verileri aracılığıyla yeniden kurgulanmıştır. Böylece izleyiciyle zamansal, duyusal ve kavramsal düzeyde etkileşim kurulmuştur. Uluslararası sanatçıların eserleri üzerinden yapılan kavramsal çözümlemeler, yaratım sürecine teorik derinlik kazandırmıştır. "Solastaljia; Bozumun Kadastrosu" gibi projeler ise bu sürecin arşivsel, tanıklık edici ve estetik yönlerini birleştirmiş ve alternatif bir görsel yazın önermiştir. Bu üretimler, sanatta yeterlik araştırmasına eleştirel, deneyimsel ve görsel düşünce biçimlerini dahil ederek yöntembilimsel ufku genişletmiştir. Tez, solastalji kavramını sanatla birleştirerek yeni epistemolojik alanlar açmayı hedeflemektedir. Görsel sanatları, toplumsal bellek, dijital etik ve çevresel kırılmalarla ilişkilendirerek çağdaş sanatta kavramsal bir eşik önermektedir. Ayrıca bu tez, interaktif ve etkileşimli sunum biçimi aracılığıyla, çağdaş görsel sanatlarda izleyiciyle kurulan ilişkiyi duyusal, düşünsel ve kavramsal boyutlarda yeniden yapılandırmıştır. Bu bağlamda çalışma, sanatsal araştırma pratiğine yenilikçi ve özgün bir katkı sunmuştur.
Videoist ekseninde 2000'lerden günümüze Türkiye'de video sanatını yeniden yorumlama çalışması
2000'lerden günümüze Türkiye'de video sanatının gelişimi ve serüvenini konu alan tezde video sanatının sergilenmesi ve gösterilmesinde kullanılan alternatif küratöryel çalışmalar, kollektifler, insiyatifler, kendinden organize sanatçı odaklı bakışın ele alınışı, video sanatında ve çağdaş sanat organizasyonlarında Videoist'in odaklandığı sosyal koşullanmışlık meseleleri: kavramlar, durumlar, olgular, tartışmalar yer almaktadır. Birinci bölümde video sanatının doğuşu ve gelişimi incelenmiş, belirli kavramlar ve kuramsal tartışmalarla video sanatının doğuşundan 2000'ler sonrası Türkiye'deki gelişimine kadar gelinmiştir. İkinci bölümde kendinden organize sanat başlığı ile kolektifler ve inisiyatiflerin ortaya çıkış sebepleri ve ortaya koydukları somut çözümler, problemler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde video sanatı inisiyatifi olarak Videoist'in gerçekleştirdiği etkinlikler çerçevesinde çağdaş sanat ve video sanatında yer alan koşullanmışlık meseleleri tartışılmış ve yorumlanmıştır. Dördüncü bölümde video üretimine odaklanılarak Videoist'in gerçekleştirmiş olduğu atölye çalışmaları, seminerler, gösterim ve sergiler incelenerek yorumlanmıştır. Tüm araştırma, video sanatının Türkiye'deki yansımaları eşliğinde dünyada bulunduğu yeri ve ülkemizdeki anlam ve önemini irdelemek için oluşturulan bir incelemedir. Anahtar Sözcükler: Videoist, Video Sanatı, Kolektif, İnisiyatif, Çağdaş Sanat, Geç-Avangard, Sosyal Koşullanmışlık, Hafıza
Reflections of photography, digital printing and new technologies on the use of figures in contemporary Turkish painting
The growth of Photography, Digital Printing and New Technology, as well as the direct influence of this situation on art and the new relationships that were developing, led to reinterpretation, reconstruction and much debate. The growth of Photography, Digital Printing and New Technology, as well as the direct influence of this situation on art and the new relationships that are developing, have led to reinterpretation, reconstruction and much debate. In the beginning, photography, which was used for documenting, classifying and creating records, influenced and transformed the routines of life and, at some point, fundamentally changed the field of art. The purpose of the study is to examine concerns about the loss of quality in the work generated by the choices made in the Figure, representation and production processes that are used in the field of art, or current concerns about the technologies that have been introduced with the invention of photography in the process up to now. This research focuses on the individual processes of the artists in general and the techniques and materials that will serve the issues of the practical process and how they produce results. Overall, the analysis of the thesis focuses on three main axes. This thesis concerns, first, the classification of the bibliography relating to the subject of the study and the identification of the related sections, second, the creation of a text structure appropriate for study process, the analysis of the visual documents and the list of artists, and, finally, the unification of the texts to be drawn up in accordance with the objective. During the study period, based on the scanning model, literature was searched, visual and written documents were obtained and data on artists who had a practical process suitable for the purpose were collected. Utilizing research on art ontology, aesthetics and philosophy, which are sources of support and guidance for the work, examples to support the intended concept have been found, certain analysis and a methodology have been developed within the framework of the thesis. In this study, the chronological flow is not regular. While chapters are created with a unique title so as to achieve meaning within themselves, they are used with references, not depending on the chronological flow, but in a way to support and express the subject. Developments and changes mentioned in the field of art continue not in chronological order, but in a way that serves the title and purpose, in some parts in accordance with the historical system and in some parts irregularly. The analysis is made up of six key pieces. Purpose, scope and method have been highlighted in the introduction section of the study. The second part has explored the relationship between technologies such as photography, digital printing, reflection and comparison to contemporary Turkish painting, an overview of the process of reflection, their mainstream use in the practical process, and the effects of materials used to convey reality. The third part of the study has discussed innovations, techniques and principles focused on photography. In the fourth section, a reference has been made to the productions of certain artists from the geography we are in and how technology support occurs in their work to a certain degree. In the fifth section, which has contributed to the thesis method, a relationship has been formed by means of indirect techniques. All of these titles have been clarified on the basis of technology and photography, and the data collected from the subjects addressed in all sections have been provided in the conclusion section.
Contemporary art and entertainment industry
It has been thought that contemporary art was linked to having a good time and entertainment sector in west more than ever, from 80s, with the privatization of culture. Even though the combination of entertainment industry and contemporary art has been faced heavy criticisms, it is known that a part of people support the need of more fun in museums and galleries in order to address wider communities. Concordantly, cooperation and intimacy between contemporary art and entertainment industry amoung the world and in our country from 2000s, will be studied (by scanning the newspaper, magazines, internet news and literature), and examined in this work. In the first part of the study, historical, political and cultural analysis of the platforms that take part together with contemporary art and entertainment industry will be seen. In second and third parts, the common work of entertainment industry and contemporary art‟s comprehensive deep analysis will be formed
Çok boyutlu ortamlarda liminal ritüeller ve transformasyon
This thesis aims to investigate and analyze the recent history of the relation between liminality and artistic production and reception, as well as current modes of creation and utilization of liminal transformation in art making. Through a review of a wide range of differing transformational aims and actions of various western artistic movements, artists and groups, it seeks to answer the questions of whether and how art can initiate and implement change and transformation. To this end, following an anthropologic introduction to ritual in general, the concepts of liminal and liminoid rituals have been presented as anthropologist Victor Turner has theorized. Turner's assertion of artistic experience being liminoid has been challenged and a contrasting suggestion has been put forward. This contradiction has been strengthened through examination and exemplification of various artistic endeavors and inquiries with differing and powerful liminal aims in the face of different issues of their social, cultural and ideological milieus. Following the analysis of chosen liminal examples of modern and postmodern art movements of the 20th and 21st centuries, it has been concluded that contrary to Turner's suggestions, artmaking has a tremendous capacity of liminal transformation. More importantly today, not only is it able to achieve liminal transformation, but the domain of art is also seen to assume the ambiguous attributes of the liminal space itself and may be the only remaining space for initiating change and transformation against the monopolized power structure of the spectacle dominated neo-liberal system.
Fragmanlar, sınırlar, beden ve anlam üzerine okumalar
Bu tez çalışmasında, fragman imgeleriyle temsil edilen bedenin, sanat tarihindeki izi sürülmüş; beden kavramının sınırları, değişen anlamları araştırılarak, bu değişimin sanatsal imgelere yansımaları incelenmiştir. Çalışma, bedenin fragmanlarla temsiliyetine yönelik genel bir sonuç üretme hedefi taşımaktan çok, kişisel çalışmaların zeminini genişletmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda tez boyunca konuyla ilgili belli teorik kavramlar incelenmiş, bedeni ve özellikle beden parçalarını çalışmalarında kullanan sanatçılar araştırılarak kişisel çalışmalar metin içerisinde ilintili bölümlere yerleştirilmiştir. Çalışmada beden kavramına ana hatlarıyla üç farklı açıdan yaklaşılmıştır. Metnin içeriği, zihin, beden diyalektiğinde algılayıcı bir aygıt olarak tanımlanan nesne beden, anlam üreticisi olan özne beden ile toplum ve kültür tarafından süreç içinde inşa edilen beden kavramları etrafında şekillendirilmiştir. Fiziksel ve tarihsel bir gerçeklik olarak parçalanan beden, toplumsal olarak parçalanan hayat ve bu durumun metaforu olan beden, psikoanalitik ve fenomelojik teoriler bağlamında parçalanan özne kavramları detaylandırılmıştır. Çalışmada kendini feminist olarak tanımlayan sanatçılara yer verilse de beden sadece kadın bedeni kapsamında ele alınmadığı için feminizm kavramı özellikle ayrıltılandırılmamıştır. Anahtar Kelimeler: beden, fragman, metafor, parça, bakış, nazar, panoptikon
Ara yaratıklar kimliksiz biçimler
Maskeler, insanlık tarihinde kimliği gizlemek için veya başka bir kimliğe dönüşmek için kullanılmıştır. Abartılı ifadelere sahip olan masklardaki formlar, insanın bazen hayvan, bazen hayali bir yaratık, bazen de bitki biçimine dönüşmesini sağlar. Bu davranış şekli, modern yaşamda oluşan örgütlü toplumlarda var olan insanların kimliklerinin yeniden ve tekrar dönüşmesini tetikler. Sanayileşme dönemi ile birey, emeğine sonrasında ise kendine bile yabancılaşan süreçlere dahil olur. İnsanın yaşadığı evrene yabancılaşması ve nihayetinde doğaya dönme arzusu, arada kalan bir yaratığı doğurur. Franz Kafka'nın 'Dönüşüm' adlı öyküsünde de değindiği gibi, bu yeni düzen içinde insanların zamanla her şeye yabancılaşarak yaşamlarına devam etme çabasını görürüz. Postmodernizm döneminde ise insanlığın melez varlıkları fark etmesi daha sonra bu algıyı yüceltmesi ve melezliğin kent yaşamındaki etkileri görülür. Bu çalışma, ilk çağlardan beri dönüşen insanın modern toplumda bireyin örgüt içindeki yabancılaşan formunu ve zamanla Postmodernizm döneminde başkalaşıma uğrayarak ara yaratığa dönüşmesini inceler. Anahtar sözcükler: Mask, kimlik, dönüşüm, melez, modernizm, postmodernizm, kentli,yabancılaşma.
Türkiye'de graffiti ve sokak sanatı
Graffiti ve sokak sanatında eser ve akımların tarihsel süreçlerini ele alarak, Türkiye'de graffiti ve sokak sanatçılarının göz ardı edilmesini incelemek ve değerlendirmek, bu tezin temel araştırma konusunu oluşturmaktadır. Graffiti ve sokak sanatının teknik, sanatsal ve tarihsel analizi, hem bu iki sanat arasındaki benzerlik ve farklılıkları, hem de toplum ve sanat ile olan ilişkisini ortaya koymamıza yardımcı olur. Diğer taraftan, Türkiye'de graffiti ve sokak sanatının tarihsel gelişimi ve mevcut durumu, bu iki sanatın diğer ülkelere göre zayıf kalması konusunda önemli sorunlar ortaya koymaktadır. Yine de, Türkiye'deki graffiti ve sokak sanatçıları, tutarlılıkları ve ortaya çıkardıkları güçlü işlerle projeler bakımından ülkede sokak sanatının geleceği konusunda olumlu izler bırakmaktadır.
Porte resminde biçim bozma
Bu çalışma, portre sanatının geçirdiği evrim sürecini kapsamakta ve portre resmini biçim bozma başlığı altında incelemektedir.Portre resimleri, insanın kendini konumlandırmak ihtiyacından doğmuştur. Sanatın tüm dönemlerinde konumlanan portre resmi, gerek dini, gerek soyluluk göstergesi, gerekse de ölümsüzleşme tutkusu konularında sık sık kullanılan resimlerdir.Bu yazı metninde, portreleriyle yeryüzüne suretlerini kazıyan ressamlar incelenerek, portrede yüz ve anlam olgusu vurgulanmıştır. Portre türü her dönemde; çeşitli sanat alanlarında, sanatçı algılayışlarında ve kurgularında değişik kılıflara bürünmüş, yeni görünümler kazanmıştır.Sanatçılar yaşadığı çağa göre yeni açılımlar yaratmış ve var olanı değiştirme çabasına girmişlerdir. Bu çabaları, sanat akımları içerisinde, biçim bozma yönünden incelenmiştir. Bu bağlamda Picasso ve Bacon'ın biçim bozmaya yönelmesi ile ?Biçim bozma (deformasyon)? kavramına değinilmiştir.Teknolojinin resme ilk etkisi, fotoğrafın icadı ile gerçekleşmiştir. Daugerrotype'in icadı ressamların, çok uzun bir sürede yoğun emek harcayarak yapabildikleri resimlerini artık daha mükemmel bir sonuçla kolayca elde edebilmesine olanak tanır. Artık, ressamlar fotoğraf kaynaklı eserler üretmeye başlamışlardır. 20 y.y'da devam eden hızlı teknolojik gelişmeler, sanatçıya yeni üretim olanakları sunulmuştur. Son bölümde teknolojik gelişmelerin porte resmi üzerindeki etkisi incelemiştir.Bu çalışmada portre sanatı farklı bölümleri ile detaylandırılarak ortak bir noktada ?Biçim Bozma? yönünden incelenmiştir. Konunun ve yönteminin belirlenmesi sonucu tüm veriler bir bütünlük ve belirli bir sıra içerisinde ele alınmıştır. Sonuç olarak bu bilgiler sanat anlayışıma ve biçim bozma kaygıma kaynaklık etmiştir.Anahtar Kelimeler: Portre, Yüz, Resim, Biçim Bozma, Fotoğraf, Teknoloji
Performatif iletişimin diyalektiğindeki deneysel ve öznel sanat
Günümüz çağdaş sanatının bugün geldiği nokta, sanat kimlere hizmet ediyor, neden bir sanatçı dehası oluşturduk, sanatın belirli kurumlar tarafından yönetilmesi mümkün müdür gibi birçok soruları da beraberinde getirmektedir. Bu soruların cevaplarını bulabilmemiz için sanat tarihinin içinde bir gezinti yaparak, sanatın oluşumunda öznelliğin rolüne değinecek, gelişimindeki toplumsal bileşenleri, bilim ile arasındaki alışverişi irdeleyerek cevaplarla ilgili bir fikir oluşturmamızı sağlayacak bir temel oluşturacak, dijital çağda öznelliğin yok oluşuna ve akabinde sanatın köklerini sorgulayarak kaybolmuş olan öznelliğini ve yeniden öze dönüşümün nasıl mümkün olacağını göstermeye çalışacağım.Hümanizmin, insanı dünyanın merkezine yerleştirmesi ile doğan bugünkü post-hümanist insan, doğal insanı yok etmiştir. Bireyin, deneyimden, duygularından uzaklaşarak, ekran aracılığıyla bilgiye ulaşması, bireyi olduğu kadar günümüz sanatını da teknolojiye bağımlı bir hale getirirken, dijital sanat ise sanatla değil, teknoloji ile ilişki kurmamızı sağlayan yeni bir biçim olarak karşımıza çıkmaktadır. Algılamanın eşitlendiği görsel ve nesnel ortamlardan kaynaklanan bu bağımlılık, bireyin öznelliğini tehdit altına alırken, sanatın da kısır döngü içerisine girmesine neden olmaktadır. Aklın ve bilginin oluşumunun temelinde öznenin hareketliliğinin, deneyimlerinin, duygulanışlarının bulunmasını, öze ve öznelliğe giden yolun ampirizm den geçtiğini düşünürsek, çağdaş sanatın, toplumsal ve yaratıcı olabilmesi için duygu ve deneyimin ön planda olduğu toplumsal ve devinimsel iletişimi güçlendiren fenomenler geliştirmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu bağlamda sanatın gelişimi ve sanatçının üretiminde etkili bir faktör olan öznelliğin oluşumu için gerekli olan doğanın diyalektiği, özdevinim ve fiziksel iletişimin, sanatın yaşamla en yakın olduğu noktalarda geliştiğini göstererek, günümüz çağdaş sanatında nasıl ele alındığını incelemeye çalışacağım.
The memory of Çubukçu Han as a visual archaeological experiment
THE MEMORY OF ÇUBUKÇU HAN AS A VISUAL ARCHAEOLOGICAL EXPERIMENT: This study aims to revive the historical, sociological, and aesthetic memory of Çubukçu Han, a building located in the Taksim–Tünel district that has gradually fallen into obscurity and faces the threat of demolition. Based on archival photographs dated between 1969 and 1971, the research develops a new interpretation of the building's past, its spatial memory, and the socio-cultural position of the families who once lived there. The main questions of this study are: How can an architectural structure be remembered through art? Can an ethical balance be established between documentary intent and artistic interpretation? The dissertation approaches these questions through an interdisciplinary method. The artist's background in Fashion and Textile Design with its focus on material, pattern, and form has evolved into a methodology of visual archaeology at the doctoral level. Thus, the technical language of fashion design and the conceptual depth of the plastic arts converge. The aim is not to interpret archival photographs and found objects with the historian's obsession for a single "truth" or the archaeologist's chronological precision, but rather to treat them as creative materials within a practice that remains accountable to archival responsibility. This approach seeks to provide the artist with both creative freedom and an ethical awareness of boundaries. The first chapter examines modern and postmodern approaches to historiography through the ideas of Ortega y Gasset, Southgate, Foucault, and Kaya Yılmaz. The second chapter discusses the relationship between archaeological knowledge systems and art. The third chapter explores the dialogue between art and sociology, focusing on the social position of the contemporary artist. The fourth chapter analyzes the status of photography as a document through the perspectives of Sontag, Berger, Benjamin, and Öngören. The fifth chapter investigates the interrelations between city, architecture, space, and object, contextualizing the historical background of Çubukçu Han. The sixth chapter compares the spatial and mnemonic strategies of artists such as Steichen, Serttaş, Shiota, Shonibare, Kabakov, and Calle. The seventh and final chapter presents the practical application of the proposed method, titled "A Visual Archaeology Experiment: The Memory of Çubukçu Han." Within this framework, the "Ghost Wardrobe" project reproduces the garment patterns found in archival photographs using translucent fabrics, rendering the past visible within space. Extending from photograph to pattern, from pattern to environment, this production process defines artistic practice as an ethical field of memory. This research reconsiders the aesthetic and theoretical frameworks of memory-based artistic production in contemporary art. It aims to demonstrate how the document transforms into "image," how collective memory becomes visible through certain agents, and how the artist can exercise the right of secondary appropriation responsibly. Transforming the act of extracting a spirit from found photographs and slides into a spatial ritual through plastic values means traveling backward and forward in time through the phenomenological resonances of a creative spirit within history. Ultimately, this dissertation discusses the activist form of remembrance within the context of contemporary art and re-evaluates the artist's relationship with the archive through the ethics of historiography. A Visual Archaeology Experiment: The Memory of Çubukçu Han stands as an interdisciplinary inquiry in which the document becomes art, history transforms into space, and memory attains visibility. Keywords: Çubukçu Han, Visual Archaeology, Ethical Archaeology, Anonymous Memory, Secondary Appropriation, Ghost Wardrobe