Theses supervised by Prof. Dr. Hacı Murat Yılmaz
14 theses · Aksaray University
Konya Kapalı Havzası'nda arazi örtüsü/kullanımı zamansal değişimlerinin uydu görüntüleri ile belirlenmesi
Türkiye'nin en geniş kapalı havzası olan Konya Kapalı Havzası'nda (KKH) meydana gelen arazi değişikliklerinin incelenmesi, hem havzanın, hem de havza içerisinde bulunan sulak alanların (özellikle Tuz Gölü) geleceği açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı Konya Kapalı Havzası'nda arazi örtüsü/kullanımı zamansal değişimlerinin uydu görüntüleri yardımıyla belirlenmesidir. Bu amaç için; 1984, 1990, 2002, 2007, 2011 yılları için elde edilmiş LANDSAT sayısal uydu görüntüleri kullanılmıştır. Bu görüntüler ARCGIS ve ERDAS yazılımlarında işlenmiştir. Görüntü İşleme aşamasında görüntü zenginleştirme, geometrik, radyometrik düzeltme, görsel yorumlama yapmak için sınıflandırma, değişim analiz tablosu (değişim matrisi) oluşturulması ve yorumlanması işlemleri gerçekleştirildi. Arazi örtüsü/ kullanımı zamansal değişimleri değişim matrisleri ile elde edilmiştir. Elde edilen doğruluklar 1984 yılı için % 80.14, 1990 yılı için % 78.79, 2002 yılı için % 79.22, 2007 yılı için % 77.60, 2011 yılı için % 76.87 dir. Elde edilen değişim matrislerine göre, Havzadaki tüm sulak alanlarda daralmalar olduğu tespit edilmiştir. Havzadaki en önemli sulak alan olarak ifade edebileceğimiz Tuz Gölü iç kısmındaki ve gölün çevresindeki tuzla kaplı alanlarda artış, suyla kaplı alanlarda ise azalma tespit edilmiştir. Diğer taraftan, KKH sınırları içerisinde açık alanlarda büyük bir oranda azalış olduğu elde edilmiştir. Bu azalışın sebebi Konya Kapalı Havzasındaki yeşil bitki örtüsünün artmasındandır.
Sıkıştırma tekniklerinin sınıflandırma doğruluğuna etkisi
Uydu görüntüleri ve hava fotoğrafları uzaktan algılamanın temel altlıklarındandır. Bunlar konuma dayalı birçok projelendirme çalışmalarının da temel kaynaklarıdır. Günümüzde analog ve analitik sistemler, bilgisayar teknolojisindeki gelişmeler ile birlikte yerini dijital sistemlere bırakması sonucunda görüntülerin işlenmesi, iletimi ve depolanması en önemli sorun olmuştur. Bu çalışmada Landsat 8 (10 bant, 30 m çözünürlüklü) uydu görüntüsü; MrSID, ECW ve JPEG2000 görüntü formatlarıyla kayıpsız, 10:1, 20:1, 30:1, 40:1, 50:1/60:1 oranında kayıplı sıkıştırılarak yeni görüntüler elde edilmiştir. Orijinal ve sıkıştırılmış görüntülerde piksel tabanlı (en büyük olasılık yöntemi) sınıflandırma gerçekleştirilmiştir. Sınıflandırma doğruluğunun tespiti, sınıflandırma sonucunda elde edilen verilerin gerçek yeryüzü değerlerini temsil eden referans verilerle karşılaştırılarak yapılır. Referans veri olarak Vexcel UltracamX dijital hava kamerası ile çekilen (4 bantlı, 30 cm çözünürlüklü) hava fotoğraflarından üretilen ortofoto görüntü kullanılmıştır. 120 referans noktasında; referans görüntü sınıfı ile kayıpsız ve farklı oranlarda sıkıştırılmış kayıplı görüntülerdeki sınıflar hata matrisi yöntemi ile karşılaştırılarak sınıflandırma doğruluğu tespit edilmiştir. Yapılan uygulamalar sonucunda; özellikle kayıpsız ve düşük oranlarda sıkıştırılmış görüntülerin sınıflandırma için kullanılabileceği görülmüştür.
İnsansız hava aracı verilerinden üç boyutlu model oluşturma: Aksaray Üniversitesi Kampüs Camii
20. Yüzyılın başlarından itibaren objelerinüç boyutlu modellerini oluşturmak için farklı yöntemlerin ortaya çıktığı ve geliştiği gözlemlenmektedir. Google harita sağlayıcılar bunların en bilindik sistemlerdir. Bu dönemlerde haritaların güncellenmesi maaliyet fazlalığı ve yoğun çalışma gerektirdiğinden çok seyrek olarak yapılmakta ve sanki bir kural gibi güncellemenin çok gerekli olmadığı düşünülmekteydi. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile birlikte hem bu güncellemeler hemde farklı özelliklere sahip objelerin ölçülmesi yoğun arazi çalışmasına gerek kalmadan insansız hava araçları (İHA) ile mümkün hale gelmiştir. İnsansız hava araçları arkeoloji, mühendislik çalışmaları, tarım havza ve orman yönetimi gibi çok geniş uygulama alanına sahiptir. Günümüzde İHA'ların haritalama, üç boyutlu modelleme, hassas tarım çalışmaları, altyapı bakım ve onarım (yol çalışmaları, baraj gözlemleme) gibi çok daha farklı uygulamalarda da kullanımının mümkün olduğıu görülmektedir. İHA'ların klasik insanlı fotogrametrik çalışmalardan daha düşük maliyetli olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, farklı boyutlardaki ve rsikli alanlarda kullanılabilirliğigiderek artmaktadır. Farklı özelliklere sahip fotoğraf makineleri ile fotogrametrik veri toplama yapabilen İHA 'lar manuel, yarı-otomatik ve otomatik uçuş yapabilmeözelliğine sahiptir. İHA'lar ile standart bir fotogrametrik çalışmada sayısal yükseklik modeli (SYM), sayısal arazi modeli (SAM), hâlihazır haritalar, üç boyutlu obje modelleri gibi çok geniş alanlarda ürün üretilebilmektedir. Bu çalışmada İHA verileri ile Aksaray Üniversitesi kampüs camiinin üç boyutlu modeli oluşturuldu. 50 ve 100 m yükseklikten iki farklı çözünürlükteki kamera ile % 80 ve % 60 bindirme oranlarıyla İHA verileri elde edildi. PhotoScan yazılımı kullanılarak Camiinin dört faklı üç boyutlu modeli oluşturuldu. Tüm İHA görüntülerinden iki farklı alanda düşük ve orta doğrulukta 3B model üretilmiş ve hangi uçuş yüksekliğinin 3B model oluşturmak için daha iyi olduğunu belirlemek için tüm analizlerde toplam hata miktarı hesapanlanmış, karşılaşılan problemler tartışılmış ve binaya ait yatay ve düşey cephe ölçmeleri yapılarak oluşturulan model üzerinden alınan değerlerle karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırma sonrasında farkların 2-50 cm arasında değişiklik gösterdiği gözlemlenmiştir. Toplam ortalama hata 50 m uçuş yüksekliği için 4.85 cm, 100 m uçuş yüksekliği için ise 5.16 cm bulunmuştur.Kullanılan İnsansız Hava Aracının eğik resim çekememesi nedeniyle Camii tam olarak modellenememiştir. Yerden çekilen resimlerle üç boyutlu modeldeki boşluklar giderilmiştir.İnsansız hava araçları ile bu tür yapıların uygun resim çekimi olması durumunda uygun doğrulukta üç boyutlu modellemelerinin yapılabileceği görülmrktrdir.
Halepçe kentinde yağmurla beslenen tarım üzerinde iklimin etkileri
İnsan ve çevre arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak, ekosistemdeki değişimlerin farkına varmak ve sürdürülebilir bir planlama hizmeti sunmak bakımından arazi örtüsü/kullanımı değerlendirmeleri önem taşımaktadır. Kentleşmenin hızla artması ile birlikte Halepçe bölgesinde arazi örtüsü ve arazi kullanımında değişiklikler meydana gelmiştir. Bu bağlamda Halepçe bölgesi için günümüzde ve gelecekte doğru politikalar izlemek ve doğru izleme mekanizmaları kurmak arazi örtüsü/kullanımını adına önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı Irak'ın Halepçe kentinde 2000, 2007 ve 2015 Landsat uydu görüntüleri kullanılarak arazi örtüsü değişikliklerini tespit etmektir. Bu bağlamda kullanılan uydu görüntülerine sınıflandırma işlemleri uygulanmış ve arazi örtüsü haritaları hazırlanmıştır. Hata matrisleri oluşturularak ve doğruluk analizleri yapılarak arazi örtüsündeki değişimin miktarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Genel olarak sonuçlara bakıldığında 2000-2007 yılları arasında vejetasyon alanlarının % 11.3'ten %1.49'a düştüğü gözlemlenmiştir. Bunun yanında 2007-2015 yılları arasında ise %1.49'dan %2.56'ya yükseldiği görülmüştür. Ayrıca, kentsel alanlardaki büyümenin Halepçe'nin batısına doğru arttığı gözlemlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçların kent planlaması için karar vermeye yardımcı olabileceği düşünülmektedir.
Farklı yüksekliklerden kayıt edilen sayısal hava görüntülerinden üretilen ortofotolarda doğruluk araştırması
Dijital ortofotolar, renkli veya siyah beyaz hava görüntülerinin kullanılarak ölçek doğruluğunun her yerde sağlanması ile hazırlanan, haritanın doğruluğu ve çekilen hava görüntüsünün okunabilirliği üstünlüğünü birleştiren sayısal bir üründür. Sayısal ortofotolar klasik yöntemlere göre daha esnek, ucuz ve yüksek kalitede çıktılar vermektedir. Günümüzde güncel haritalara olan gereksinim her alanda artmakta ve klasik yöntemlere alternatif olarak standart bir haritanın doğruluk ve hassasiyet kriterlerini taşıyan ortofotolar, birçok uygulama alanında tercih edilmektedir. Haritacılık ile ilgili uygulamalarda kullanılan ortofotolardaki geometrik doğruluk oldukça büyük önem taşımaktadır. Yapılan çalışmada Aksaray Üniversitesi kampüs bölgesinin 2011 yılında çekilmiş 7cm, 15 cm ve 25 cm yer örnekleme aralığına sahip dijital hava görüntüleri kullanılarak, harita gibi sabit bir ölçeğe sahip olan üç farklı ortofoto mozaik üretilerek doğruluklarının karşılaştırılması amaçlanmıştır. Ortofoto mozaik görüntüler "Erdas LPS" yazılımında üretilmiştir. Daha sonra elde edilen sonuçlar ulusal ve uluslararası standartlarda önerilen değerlerle karşılaştırılmıştır. Ayrıca, her üç ortofoto mozaik için elde edilen konum doğruluklarının birinci sınıf çalışmalar için kullanıma uygun olduğu ve bu sayısal ortofotoların altlık olarak kullanılabileceği görülmüştür.
Makine öğrenmesi teknikleri ile mekansal karar destek sistemlerinin geliştirilmesi: Aksaray ili örneği
Hayatın her alanında makro ve mikro ölçekte sayısız kararlar alınmaktadır. Kararlara etki eden kriterlerin sayısı arttıkça, kriterlerin sıralanması ve ağırlık değerlerinin hesaplanması daha karmaşık hale gelmektedir. Özellikle mekanla ilişkili karar analizlerinde, gerek veri yoğunluğu, gerekse kriterlerin fazlalığı problemi daha kompleks hale getirmektedir. Bu problemin çözümüne yönelik, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Karar Destek Sistemleri (KDS) temellerine dayalı Mekansal Karar Destek Sistemleri (MKDS) yöntemleri geliştirilmiştir. MKDS kamu, özel ve akademik çevreler tarafından son yıllarda taşınmaz değerleme, heyelan duyarlılık, uygun yer seçimi gibi pek çok uygulamada kullanılmaktadır. Bu uygulamalarda genelde uzman görüşü gerektiren yöntemler kabul görmekte ve tercih edilmektedir. Uzmana dayalı bu yöntemlerde, uzmanların farklı bakış açıları ve sübjektif değerlendirme gibi etkenler uygulamaların yaygınlaşmasını ve otomatikleştirmesini zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, veri yapısında meydana gelecek değişikliklerde (kriter ekleme/eksiltme) mekânsal analizlerinin yenilenmesi gerektiğinden, dinamik modeller de oluşturulamamaktadır. CBS kullanarak kararların hızlı, etkin ve objektif alınabilmesi ve bunların otomatikleştirilebilmesi için karar analizlerinde insan etkisini en aza indirecek dinamik yöntemlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, bir çok farklı uygulamada kullanımı giderek artan yapay zeka tekniklerinin Coğrafi Bilgi Sistemlerine dayalı KDS'ye entegre edilmesine ihtiyaç vardır. Yapay zeka tekniklerindeki son yıllarda ki gelişmeler ile birlikte Makine Öğrenmesi (MÖ) olarak adlandırılan ve kendi kendine öğrenebilen sistemler geliştirilmiştir. Bu çalışmada, envanter bilgilerine dayalı MKDS'lere yapay zeka tekniklerinden makine öğrenmesi tekniğinin entegre edilmesi ve bu sistemlerinin otomatikleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla makine öğrenmesinde öne çıkan denetimli öğrenme algoritmalarından Yapay Sinir Ağları, Destek Vektör Makineleri, CHAID ve Karar Ağacı algoritmalarından ID3, C4.5, CART ve Rastgele Orman algoritmaları Aksaray ili taşınmaz değer haritasının üretiminde kullanılmış ve performansları değerlendirilmiştir. Ayrıca istatistiksel bir yöntem olan ve literatürde sıklıkla kullanılan Çoklu Regresyon Analizi ile elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Tüm bu yöntemleri kapsayan ve kullanıcıların sonuçları karşılaştırabileceği bir yazılım geliştirilmiştir.
Tarihi ve kültürel miraslardaki aşınma: Aksaray Çanlı kilise örneği
Zengin tarihsel bir dokuya sahip olan ülkemizde, bu topraklarda yaşayan atalarımız tarafından bırakılmış çok sayıda tarihi ve kültürel eser bulunmaktadır. Roma, Doğu Roma (Bizans) ve son olarak da Osmanlı İmparatorluğuna uzun yıllar başkentlik yapan İstanbul'da, başta saraylar ve camiler olmak üzere çok sayıda tarihi eser bulunmaktadır. Geçmişten günümüze kadar gelen ve ayakta kalan tarihi eserlerin, gelecek nesillere taşınabilmesi için, bu eserlerin bakımları ve onarımları ve bu kapsamında deformasyon ölçmeleri önem arz etmektedir. Bu çalışmada; Aksaray'ın Akhisar Köyü sınırları içerisinde yer alan Çanlı Kilise'deki aşınmaların tespiti ve sebepleri araştırıldı. Yersel fotogrametrik yöntemle Çanlı Kilise'nin üç cephesinin üç farklı zamanda (2006, 2010 ve 2016) yapılan ölçmeler sonucunda üç boyutlu modelleri ve yüzey çizimleri elde edildi. Aynı ölçekteki bu çizimler çakıştırılarak Çanlı Kilisenin yüzeylerinde meydana gelen aşınmalar araştırıldı. Çanlı Kilisenin Kuzey yüzeyinde %7, Batı yüzeyinde %2 ve Güney yüzeyinde ise %11 aşınma tespit edilmiştir. Ölçülerin yapıldığı dönem içindeki meteorolojik veriler incelenerek bu aşınmaların sebepleri araştırılmış ve fırtınanın aşınmaya etkisinin daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır.
Türkiye'de tescil dışı kalmış yerlerin tesciline yönelik çalışmalar, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri: Çorum örneği
Türkiye kadastrosunun tek sistemde toplanması için Kadastro çalışmalarında henüz tescil edilmeyen yerler, Orman ve Tarım gibi kurumlar tarafından kadastrosu yapılmış fakat henüz tapu siciline tescili yapılmamış yerler ile kadastrosu yapılmış yerlerde değişik sistemlerde üretilen kadastro haritalarının yenilenmesi ya da sayısallaştırılmasının bir an önce tamamlanması gerekmektedir. Ülke kaynaklarının verimli kullanılması, zaman ve emek kaybı yaşanmaması için tescil edilmemiş yerlerin tamamının ve orman olmadığı gerekçesi ile orman sınırları dışına çıkartılmış 2/B arazilerinin kadastrosunun yapılması çalışmaları ile yapıldığı zamanın mevzuatına ve tekniğine göre yapılmış fakat günümüzde gelişen teknoloji karşısında teknik yönden yetersiz kalmış, uygulama niteliğini kaybetmiş ve artık zemini yansıtmamaya başlamış olan kadastro paftalarının yenilenmesi çalışmalarının en kısa zamanda tamamlanması gerekmektedir. Kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması amacıyla; Mülkiyet konusunda TKGM tek yetkili kurum olarak görev yapmalı, diğer kamu kurum ve kuruluşları TKGM öncülüğünde koordinasyonu sağlanmalıdır. Yapılan planlama doğrultusunda özel sektörden hizmet temin edilerek çalışmalar tamamlanmalıdır. Bu tez çalışmasında ihale yöntemiyle yapılan çalışmaların planlamasının birimin tamamını kapsayacak şekilde planlanması halinde daha ekonomik olacağı düşünülmüştür. Bu amaçla Çorum ili örnek olarak incelenmiştir. Yapılan araştırma sonucunda Çorum ilinde bu güne kadar yapılan kadastro çalışmaları birimin tamamımı kapsayacak şekilde planlanarak ihale yapıldığında yaklaşık olarak % 44 maliyet tasarrufu sağlanmış olacağı tespit edilmiştir.
Özel sektörün Türkiye'de kadastroya etkilerinin değerlendirilmesi
Mülkiyet hakkının oluşturulması ve güncelliğinin korunması en önemli haklardan birisidir. Türkiye'nin 2000 li yıllara değin kadastro çalışmalarını tamamlayamamış olması, kadastro çalışması yapılan yerlerinde çağın ihtiyaçlarını karşılayamaması ve devletin bu konudaki sorumluluğunu yerine getirememesi kabul edilebilir değildir. Kadastro çalışmalarının yapılması, yapılmış olanlarında güncellenmesi için harita özel sektöründen hizmet alınarak çalışmaların hızlandırılarak tamamlanmasının sağlanması ve ekonomiye kazandırılması, ülkenin genel mülkiyet envanterinin çıkarılması elzemdir. Dünya Bankası Usul ve Esasları ve Kamu İhale mevzuatına göre yapılan ihaleler ile yıllardır bitirilemeyen tesis kadastrosu ve kangren olan 2B kadastrosu, harita özel sektörünün teknik, donanım-destek ve katalizörlüğünde tamamlanmıştır. Kamu-özel sektör işbirliği içinde çalışma kültürü oluşmuştur. Teknoloji bilgi ve birikimi olmuştur. Kamu-özel sektör işbirliğinde gösterilen başarı uluslararası alanda diğer ülkelere ihracı mümkün olabilecek kalem haline gelme olgunluğuna ulaşmıştır. Yine ihaleli olarak devam edilen iyileştirme ve kesinleştirme amaçlı olarak yapılan yenileme ve sayısallaştırma faaliyetleri sonucu oluşan veriler genel hedeflere uygun olarak e-devlet üzerinden; taşınmaz mal sahiplerine, diğer kamu ve özel sektör kuruluşlarına dijital olarak hizmet sunumu yapılabilmektedir. TKGM'nin gelecek vizyonunda; öncelikle ihale, kadastro, tapu kanunlarında gerekli düzenlemelerin yapılması, bilişim teknolojisinden yararlanılarak değerleme haritaları hazırlanması ve kullanıma sunulması önem arz etmektedir. Bu tez çalışmasında özel sektörün kadastro çalışmalarına etkisi incelenmiş ve Kamu-Özel Sektör işbirliği içinde yapılan kadastral faaliyetleriyle kendisinden beklenilen hedeflerine ulaşmış olduğu görülmüştür. Bundan sonra yapılacak kadastral projelerde de özel sektörden hizmet alımı ile kabiliyetlerinden yararlanılmaya devam edilmesi uygun olacaktır.
İnsansız hava aracı (İHA) verilerinin kültürel mirasların belgelenmesinde kullanılabilirliği: Binbir Kilise örneği
ÖZET Fotogrametri tekniği, yıllardır arkeolojiye dair ölçmelerle tarihi eserlerin dokümantasyonu için kullanılan bir yöntemdir. Günümüzde farklı mühendislik projelerinde fotogrametrik yönteminin kullanıldığı görülmekte olup, son dönemlerde büyük gelişim gösteren ve adından söz ettiren İHA'lar (İnsansız Hava Aracı) da fotogrametrik tekniklerle birlikte kullanılmaktadır. Kültürel miraslar geçmiş ve gelecek kuşakların ortak manevi değerleridir. Tarihi eserlerin doğal dokuya zarar verilmeden dokümantasyonu ve korunması, gelecek nesillere aktarılması için vazgeçilmez unsurlardandır. Yersel fotogrametrik ve klasik mimari belgeleme yöntemleri ile kültürel mirasın dokümantasyonu çalışmaları yapılmakta olup, yersel fotogrametri ulaşılamayan veya tehlikeli olan yapıların, çok yüksek ya da çok alçak binaların ölçümüne imkân vermesiyle büyük avantaj sağlamaktadır. Kültürel miras dokümantasyonunun, İHA'lar yardımıyla fotogrametrik yöntemler kullanılarak yapılması, fotoğraf çekme olanaklarının artması ve dolayısı ile çalışmanın daha kapsamlı, güvenilir ve gerçekçi olmasına olanak sağlamaktadır. Bu çalışma, Karaman ilinin kuzeyinde yer alan ve Hititler döneminde de kutsal bir merkez olarak kabul edilen Karadağ'ın üzerinde Orta Çağ Bizans sanatını yansıtan ve antik dönemde Piskoposluk merkezi olarak kullanıldığı düşünülen Binbir Kilise İHA verileri ile üç farklı yazılım kullanılarak modellenmiştir. İHA ile fotogrametrik teknikler kullanılarak üretilen 3B modeller üzerinde, Agisoft Photoscan Professional yazılımında konum hatasının mxy=±3.01 cm, yükseklik hatasının mz=±3.68 cm, Pix4D mapper Pro yazılımında konum hatasının mxy=±2.26 cm, yükseklik hatasının mz=±1.15 cm ve Visual SFM-Meshlab yazılımında ise konum hatasının mxy=±11.18 cm, yükseklik hatasının mz=±8.11 cm. olduğu görülmüştür. Agisoft Photoscan Professional ve Pix4D mapper Pro yazılımlarının konum ve yükseklik hatalarının BÖHHBÜY açısından kabul edilebilir bir düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fotogrametri, Kültürel Miras, İnsansız Hava Araçları (İHA), 3B model, Binbir Kilise.
Kentsel dönüşümün makro form etkileri: Diyarbakır ili merkez sur ilçesi örneği
YÜKSEK LİSANS TEZİ KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN MAKRO FORM ETKİLERİ: DİYARBAKIR İLİ MERKEZ SUR İLÇESİ ÖRNEĞİ Onur Ersen KARA Aksaray Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Harita Mühendisliği Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. H. Murat YILMAZ ÖZET Fiziksel ve işlevsel bakımdan sürekli değişim ve geri dönüşüm içerisinde olan şehirlerde, şehir merkezleri ve merkezlere yakın olan çevreleri meydana gelen bu değişimler etkilemiştir. İl merkezleri ve çevresinde bulunan ekonomik ve sosyal niteliklerine sahip olan yerlerin meydana gelen bu etkileşimi birey ve insan üzerinde en fazla hissettirdiği yerlerdir. Bunun nedeni olarak ise illerin en kalabalık ve değişimlere açık mekânlar olması söylenebilir. Zaman içerisinde sosyal, ekonomik ve fiziki değişimler sonucunda farklılık gösteren istekler ve gereksinimlerle, merkez olarak görülen yerler popülerliğini yitirmişler, yerleşim yerleri ve evlerin bulunduğu kısımlar bakımsızlaşmış ve bundan dolayı evlerde çökmeler oluşmaya başlamıştır. Bu konu doğrultusunda gerçekleştirilen araştırmalara ve geliştirilen stratejilere ilgililer tarafından oldukça fazla önem verilmektedir. Bu çalışmada Diyarbakır ili merkez Sur ilçesindeki binaların yapısal özelliklerinin incelenerek kentsel dönüşüm bakımından kente kattığı değerler ile birlikte, burada yaşayanların hayat standartları ile fiziksel, kültürel ve sosyal çevrelerinin canlandırılmasına ilişkin makro form etkilerinin neler olduğunun ortaya konulması amaçlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu projeyi sadece kentsel dönüşüm olarak değil bir çok imkanı seferber edererk bir sosyal dönüşüm projesi olarak da desteklemiştir. Çalışma sonucunda kentsel dönüşümün makro form açısından hem konuttan hem de sosyal donatılardan memnuniyetinin yüksek olduğu görülmüş olup yapılan anket çalışmasına göre katılımcıların %90,8'inin memnuniyeti ile sonuçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kentsel dönüşüm, Mekânsal değişimler, Kentteki makro form etkiler, Kanun, Yapısal doku. Mayıs, 2019; 139 sayfa
Hacim hesaplarında insansız hava aracı (İHA) verilerinin kullanılabilirliğinin araştırılması
Hacim hesapları birçok mühendislik çalışmasında kullanılmaktadır. Günümüzde Harita Mühendisliğinin İnşaat ve Madencilik sektöründeki en önemli iş kollarından birisi de hacim hesabıdır. Hacim hesapları jeodezik, fotogrametrik ve lazer tarama gibi farklı yöntemlerden elde edilen veriler kullanılarak yapılabilmektedir. Özellikle erişilmesi riskli ve zor bölgelerde hacim hesapları arazideki ölçmelerden ziyade bölgenin havadan veya yerden çekilen resimleri yardımıyla yapılması daha uygun olmaktadır. Günümüzde fotogrametri, haritacılık alanında oldukça önemli bir yere sahiptir. Fotogrametrik harita üretiminde farklı platformlar kullanılarak görüntü alımı gerçekleştirilmektedir. Gelişen teknoloji havadan fotoğraf temininde yeni alternatifler ortaya çıkarmıştır. Yaşanan teknolojik gelişmeler neticesinde uzaktan algılama ve fotogrametri ile üretilen verilerde, İnsansız Hava Araçları (İHA) kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışmada son yıllarda birçok konuda uygulama alanı bulan İHA verileri kullanılarak yapılan hacim hesaplarının farklı açılardan analizi yapılmıştır. Hacmi bilinen tarımsal ürün depolama tesisi (SİLO) ve bir dolgu alanının hacmi İHA verileri yardımıyla hesaplanmıştır. Yapılan hesaplamada düzgün geometrik yapıya sahip SİLO'nun hacmi %98 doğrulukla, düzgün geometrik yapıya sahip olmayan dolgu alanı hacmi %94.38 doğrulukla hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: İnsansız Hava Aracı, Fotogrametri, Hacim Hesabı, SİLO
Mekansal karar destek sistemleri ile suç tahmin modeli: Ankara ili hırsızlık suçu örneği
21. yüzyılın dinamik yapısında suç ile mücadele artan önemiyle tüm toplumun ilgi alanındadır. Çağın gereklilikleri ile kolluğun temel görevlerinin arasında suça müdahalenin yanında suçu önleme ve önceden doğru şekilde tahmin etme yer bulmuştur. Son 70 yıldır aktif olarak kullanılan suç haritalarına coğrafi bilgi sistemlerindeki (CBS) son gelişmelerle farklı yetenekler kazandırılmıştır. Bu sayede etkin suç analizleri yapılabilmekte, suç önleme taktik ve stratejileri geliştirilebilmektedir. Meydana gelen olayları tek bir pencerede görebilmeyi ve hızlı kararlar almayı kolaylaştıran suç bilgi sistemleri, suç analizleri ve suç tahminlemede etkin olarak kullanılmaktadır. Suçların konuma ve zamana dayalı tahmin yeteneği için geliştirilen Muhtemel Hotspot (PHotspot) Yöntemi, Muhtemel Kernel Yoğunluk Tahmini (PKDE) ile Zaman-Mekân Tarama İstatistiği (STSS) gibi yöntemlere ek olarak Mekânsal Karar Destek Sistemleri (MKDS) ile diğer bir suç tahmin ve analiz yöntemi olan Tekrar ve Yakın Tekrar (TYT) (Repeat and Near Repeat) Analizi ile de yakın çevreden etkin bir şekilde suç tahminlemesi yapılabilmektedir. Çalışmada, MKDS ve TYT yöntemleri birlikte kullanılmış, mesleki tecrübeler sonucunda belirlenen, suçun oluşumuna etki eden konum bazlı faktörlerin suçun tekrarlaması ile de dikkate alınabilecek miktarda ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Tapu planlarında yanılma sınırı belirleme yönetmeliğinin uygulama ve etkinliğinin araştırılması
Tecviz taşınmazların ölçüm ve haritalama süreçlerinde yüzölçümleri için kabul edilebilecek maksimum hata oranını ifade eder. Yanılma sınırı yani eski adıyla tecviz planın üretim yöntemi ve kayıtlı paftasının ölçeğine göre belirlenen, parselin zemin sınırı ile üretim yöntemine bağlı olarak tapu sicilinde kayıtlı bulunan yüzölçümü arasındaki bilimsel olarak kabul edilebilir fark olarak tanımlanmıştır. Tarihsel olarak, taşınmazların ölçümü için kullanılan ölçüm araçlarının ve yöntemlerinin gelişimine paralel olarak sürekli değişim göstermiştir. Osmanlı döneminde ilkel ölçüm araçları ve görsel gözlemlerle yapılan sınır belirleme işlemleri, zamanla yerini modern ölçüm tekniklerine bırakmıştır. Cumhuriyet döneminden itibaren ise teknolojik ilerlemelerle birlikte daha hassas ölçümler yapılmaya başlanmıştır. Günümüzde GNSS (Global Navigation Satellite System) gibi ileri teknolojiler, tecviz hesaplarının temelini oluşturmakta ve yüksek doğruluk sağlamaktadır. Tapu planlarında yanılma sınırının belirlenmesi hakkındaki yönetmelik ile aplikasyon ve yüzölçümü hesabı gerektiren değişiklik işlemlerinde hata payı tanımlanarak usul ve esaslar belirlenmiştir. Ayrıca modern harita teknolojilerinin yönetmeliklere entegrasyonu, hata payının daha etkin değerlendirilmesine katkı sağlamış ve mülkiyet uyuşmazlıklarının çözümü gibi birçok önemli konuda rol oynamıştır. Eski tecviz formüllerinin günümüz teknolojisi baz alındığında yetersiz kalması ve bilimsel bir alt yapısının olmadığını görmekteyiz. Özellikle eski tecviz hesaplarının ölçek ve üretim yöntemi gibi faktörleri hesaba katmaması etkin bir değerlendirmeye olanak sağlamayacaktır. Bu çalışmada günümüzde yapılan çalışmalardan farklı taşınmazlar seçilerek taşınmazlardaki alanlar karşılaştırılmış ve incelenmiştir. Ayrıca Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün Yanılma Sınırı Belirleme Yönetmeliğinin uygulanması ve eski tecviz yöntemi ile gerçekleştirilen hesaplamalar karşılaştırılmış ve incelenmiştir.