Theses supervised by Prof. Dr. Hasan Kaplan

24 theses · Ibn Haldun University

Master'sOpen AccessTR

Yardım davranışının gönüllülerin psikolojik ve spiritüel iyi oluşlarına etkisi

Bu çalışmada yardım davranışının birey üzerindeki psikolojik ve spiritüel etkileri araştırılmıştır. Araştırmaya 18 yaş ve üzerindeki gönüllü ve gönüllü olmayan bireylerden oluşan 667 kişi katılmıştır. Araştırma verileri araştırma sorularımıza istediğimiz çeşitlilik, kapsam ve yeterlilikte yanıt sağlamaya uygun ölçekler kullanılarak online platformlar üzerinden elde edilmiştir. Gönüllülük ve yardım etme davranışının motivasyon ve sıklığının da sorulduğu sosyo-demografik bilgi formuna ek olarak, katılımcıların psikolojik iyi oluşunu ölçmek için PERMA İyi Oluş Ölçeği; manevi iyi oluşunu ölçmek için Spiritüel İyi Oluş Ölçeği; dünyaya, kendine ve diğer insanlara yönelik algısını ölçmek için ise Dünyaya İlişkin Varsayımlar (DİV) Ölçeği kullanılmıştır. Elde ettiğimiz bulgular, "iyilik iyileştirir mi?" araştırma sorusu bağlamında oluşturduğumuz hipotezleri büyük oranda desteklemektedir. Veriler üzerinde yaptığımız istatistiksel analizler, gönüllülük deneyimi ve yardım etme sıklığı ile PERMA İyi Oluş Ölçeği, Spiritual İyi Oluş Ölçeği ve DİV Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Gönüllülük deneyimi ve yardım etme davranış sıklığı yüksek olan katılımcıların PERMA İyi Oluş Ölçeği (olumlu duygular, olumlu ilişkiler, anlamlılık, başarı ve sağlık alt boyutları) puanları gönüllülük ve yardım etme deneyimi olmayan veya seyrek olan katılımcıların puanlarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yine aynı şekilde gönüllülük ve yardım etme davranış sıklığı yüksek olan katılımcıların Spiritual İyi Oluş Ölçeği anomi alt boyutu ve Dünyaya İlişkin Varsayımlar (DİV) Ölçeği (şans varsayımı, rastlantısallık varsayımı, kendilik değeri varsayımı, kontrol varsayımı alt boyut) puanlarının gönüllülük ve yardım etme deneyimi olmayan veya daha seyrek olan katılımcılara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Afra Sümeyra Yaman
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve dindarlık ilişkisi- Ağrı örneği

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyet algılarına ilişkin meseleler hem psikolojik hem de dini söylemlerde temel tartışma konuları olmaya devam etmektedir. Bu tartışmalar dil, etnik köken, coğrafya, ebeveyn eğitimi ve din gibi diğer sosyo- kültürel değişkenlerden ayrı tutulamaz. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Türkiye'de toplumsal cinsiyet konusunu incelerken bu faktörleri hesaba katmak elzemdir. Ağrı'da ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde bu konuda karşılaştırılabilir bir tez çalışmasının olmaması, bu araştırmanın temel motivasyonunu oluşturmuştur. Bu çalışma, toplumsal cinsiyet algılarının şekillenmesinde aile dinamiklerinin önemini vurgulamaktadır. Çalışma, teorik çerçevede toplumsal cinsiyet eşitliğine hem muhalefeti hem de desteği vurgularken, İslami feminizmin kadın sorunlarına bakış açısını ve bu sorunlara önerdiği çözümleri araştırmaktadır. Çalışmanın ampirik bileşeni, Ağrı'da ikamet eden bireylerin dindarlık ve toplumsal cinsiyet algılarına odaklanmaktadır. Toplam 352 katılımcıya (160 erkek ve 192 kadın) Dini Tutum Ölçeği ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği kullanılarak anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 27.0 kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, dindarlık düzeyleri ile toplumsal cinsiyet algısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, erkek katılımcıların kadın katılımcılara kıyasla daha yüksek dindarlık düzeyleri sergiledikleri tespit edilmiştir. Hipotezler daha sonra bu sonuçlar ışığında analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Dindarlık, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği.

CinsiyetDin psikolojisiSosyoloji+1
Muhammed Kadir Atila
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı gelişimlerinin Piaget'nin ahlaki yargı gelişim kuramına göre incelenmesi

Bu araştırmada, günümüz 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı gelişimleri Piaget'nin ahlaki yargı gelişim kuramına göre incelenmiştir. Çalışmanın evrenini İstanbul'un Üsküdar, Kağıthane, Kadıköy, Başakşehir ve Esenyurt ilçelerinde, Sakarya'nın Ferizli, Kocaeli'nin İzmit ve Ankara'nın Yenimahalle ilçesi oluşturmaktadır. Çalışmaya 52 erkek, 48 kız çocuğu olmak üzere toplam 100 çocuk katılım sağlamıştır. Çocuklar yaşlarına göre 20'şerli gruplara ayrılmıştır. 4-5 yaş çocukları; 6-7 yaş çocukları; 8-9 yaş grup çocukları aynı gruplar içerisinde; 10 yaş ve 11 yaş çocukları münferit gruplar halinde incelenmiştir. 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı düzeyleri, Sözer Çapan (2005) tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve ahlaki yargı ölçeğine göre belirlenmiştir. Bu araştırmada, ilişkisel tarama prototipi adı verilen bir nicel inceleme metodu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2023 Nisan ayında araştırmacı tarafından toplanmış olup bunun için gerekli izinler alınmıştır. Bu süreçte, her çocuğa şahsi olarak ölçekte yer alan hikayeler anlatılmış, çocuklara belirlenen sorular sorulmuştur. Daha sonra cevaplara göre "Ahlaki Yargı Ölçeği (AYÖ)" doldurulmuştur. Söz konusu uygulama her çocuk için ortalama olarak 20-25 dakika arasında sürmüştür. Veri toplama sürecinde 4-11 yaş aralığındaki çocuklardan elde edilen veriler IBM SPSS programı ile incelenmiştir. Araştırmamızın alt problemleri doğrultusunda ahlaki yargı ölçeğine ilişkin betimsel istatistikler; ahlaki yargı ölçeğine ilişkin araştırmaya katılan 4-11 yaş aralığındaki çocukların elde ettikleri puanların cinsiyet, yaş, kardeşinin olup olmadığı durumu, anne babanın eğitim seviyesi değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak adına t testi; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gerçekleştirilmiştir.

Ahlak gelişimiAhlaki davranışAhlaki yargı+4
Büşra Ertan
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gönüllü sade yaşam tarzı ve dindarlık ilişkisi

Temeli sanayi devrimine kadar uzanan ve 20. yüzyılın başlarından itibaren zirveye ulaşan materyalizm, tüketimi bir kültür haline getirmiştir. Mutluluk, huzur gibi kavramlarla ilişkilendirilen tüketim, zamanla ihtiyaçları karşılamak değil, bizzat ihtiyacın kendisi olarak kabul görmeye başlamıştır. İ nsanların endüstrinin gelişmiş olduğu ş ehirlere yerleşmeye başlaması, "Tüketim Toplumu" olarak adlandırılan ve ü retimden ziyade tüketime ağırlık veren bir toplum türünün ortaya ç ıkmasını sağlamıştır (Baudrillard, 1998). Ancak yapılan araştırmalar bazı insanların artık tüketim ile mutlu olmadığını, daha derin ve anlamlı ilişkilere yöneldiklerini ortaya koymaktadır. İ lk olarak 1936'da Richard Gregg tarafından "Hedefe odaklanma, içten ve dürüst, sade ve samimi bir hay at felsefesi, ayrıca yaşamın ana amacı ile ilgisi olmayan birçok mülkün karmaşasından kaçınma" (Gregg, 1936) olarak tanımlanan gönüllü sadelik, bir yaşam tarzı olarak bireyin maddi olan ile ilişkisini gönüllü olarak kısıtlı hale getirip daha ç ok anlama, ha yatlarına değer katan ş eylere yönelmesidir. Dindarlık, bireylerin davranışlarını ş ekillendirmede önde gelen motivasyon kaynaklarındandır. Bu araştırma gönüllü sade yaşam tarzı ile dindarlık arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Araştırmada nicel araştırma yö ntemi kullanılmıştır. Örneklem, 387 katılımcıdan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak Özgül tarafından geliştirilen Gönüllü Sade Yaşam Tarzı Ölçeği (2010), Kaplan ve Barak (2021) tarafından geliştirilen Dini Tutum Ölçeği ve Sosyo -Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz verilerin analiz sonuçlarına göre, dindarlık ile gönüllü sade yaşam tarzı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu sonuç, dindarlık düzeyi arttıkça gönüllü sade yaşam tarzını benimseme oran ının da arttığını göstermektedir. Analiz sonuçları dindarlığın bireyin gönüllü sade yaşam tarzını seçmesinde etkili bir faktör olduğunu göstermektedir. Ayrıca, dindar, daha yüksek gelir grubuna mensup ve evli bireylerde gönüllü sade yaşam tarzını benimseme oranın yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Dindarlık, Gönüllü Sade Yaşam Tarzı, Maneviyat, Minimalizm, Tüketim.

Kadriye Şahin Sıkander
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn tutumu ve içsel dini motivasyon ilişkisi: Yetişkin bireyler üzerine nicel bir araştırma

Bu çalışma, çocukluk döneminde maruz kalınan ebeveyn tutumlarıyla bireylerin yetişkinlik dönemindeki dini inançlar, motivasyon ve yaşadıkları dini değişimler arasında nasıl bir ilişki olduğunu incelemektedir. Araştırmada 186 yetişkin örneklem alınmış ve ebeveyn tutumlarıyla söz konusu bireylerin dini yönelim, motivasyon ve dini değişimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için anket tekniği kullanılmıştır. Araştırma neticesinde demokratik tutumla yetiştirilmiş bireylerin din algısının daha olumlu oldukları, içsel dini motivasyonlarının yüksek olduğu ve dini dönüşüme daha az meyil gösterdikleri görülmüştür. Buna karşılık aşırı koruyucu/istekçi ebeveyn tutumu ile yetişen bireylerin içsel dini motivasyonlarının düşük olması ile dış güdümlü dindarlık eğiliminde olmadıkları, daha seküler bir yaşama ve dini değişime yönelme eğilimlerinin yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Son olarak, otoriter tutum ile yetişen bireylerin ise dini motivasyonlarının düşük olduğu, daha seküler bir yaşama ve dini değişime eğilimli oldukları sonuçlarına varılmıştır.

Ana-baba tutumu
Zeynep Nur Boyraz
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanal gerçeklik ortamı ile uyarılmış pozitif huşu ve tehdit edici huşunun özgecilik üzerindeki etkisinde gruplararası ilişkiler

Keltner ve Haidt'in (2003) prototipik huşu modeline göre huşu, iki merkezi -genişlik ve akomode etme ihtiyacı- özelliğe sahip ve beş periferik -tehdit, güzellik, yetenek, erdem, doğaüstülük- özellik ile ilişkili olan kompleks bir duygudur. Bu araştırma kapsamında, Yaden ve ark. (2018) tarafından, prototipik huşu modelinden bu yana yapılan deneysel araştırma bulgularına dayalı olarak geliştirilen AWE-S'in Türkçe uyarlaması (HDDÖ) yapılmıştır. AFA uygulaması sonucunda ölçekteki 16 maddenin 4 alt boyutta toplandığı ve faktörlerin, toplam varyansın %82.379'unu açıkladığı görülmüştür. HDDÖ (α=.92) bireylerin hissettikleri anlık huşu duygusunu, değişmiş zaman algısı (α=.82), bağlanılmışlık (α=.96), genişlik (α=.94) ve akomode etme ihtiyacı (α=.93) olmak üzere dört boyutta ölçmektedir. Araştırmalar, huşu deneyimlerinin özgecilik üzerindeki pozitif etkisine vurgu yapmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, VR ortamı ile uyarılmış tehdit edici huşu (TEH) ve pozitif huşu (POH) deneyimlerinin, özgecilik (para bağışlama senaryosu ile ölçülen) üzerindeki etkisini iç grup- dış grup ayrımına dayalı olarak ölçmek ve POH/TEH uyaranlarının dini bağlamda pozitif (DİPOH)/dini bağlamda tehdit edici (DİTEH) olarak sunulduğu koşulda özgecilik üzerindeki etkilerini ele almaktır. İki başörtülü kadın grubu, DİPOH/DİTEH koşulları için POH/TEH uyaranları sunulmadan önce teorik olarak bu uyaranlar ile içerik bakımından ilişkili olduğu düşünülen Kur'ân-ı Kerim'deki ayetlere maruz bırakılmıştır. Literatürde TEH ve POH deneyimlerini uyarmada güçlü etkileri olduğu bulgulanan VR içerikleri (POH için doğa manzaralarını, TEH için volkan patlamalarını içeren) kullanılmıştır. 6 deney ve 2 kontrol koşulundan oluşan bir deney tasarlanarak 112 kadın katılımcı (70 başörtülü/42 başörtüsüz kadın) ile bu araştırma yürütülmüştür. POH, TEH ve kontrol koşullarındaki katılımcıların dış gruba yönelik özgeci davranış ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Fakat kontrol koşullarındaki katılımcıların iç gruba yönelik özgeci davranışlarının huşu koşullarındaki katılımcılara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu ve DİPOH/DİTEH koşullarında TEH ve kontrol koşullarına kıyasla dış gruba yönelik özgeci davranışların istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla olduğu görülmüştür. Bulgular, ilgili huşu modelleri ve gruplararası ilişkiler kuramları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gruplararası İlişkiler, Huşu, Özgecilik, Pozitif Huşu, Tehdit Edici Huşu

Din psikolojisiPozitif psikolojiSosyal psikoloji+1
Mehmet Akif Aydın
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türbe ziyaretleri ve manevi destek ilişkisi üzerine bir araştırma: Aziz Mahmut Hüdai Türbesi örneği

İnsanlık yaşamın anlamını arama, bulma, koruma, bu anlamı yeniden hatırlama, değiştirme ve dönüştürme çabasıyla yaşar. Din, insanoğlu var olduğundan beri onun bu anlam arayışının bir parçası olarak onunla birlikte varlığını sürdürmüştür. İnsan yaşadığı yalnızlık, çaresizlik, korku, keder, hastalık, kayıp, musibet ve felâketler karşısında ona ümit, teselli ve güven verebilecek bir sığınak aramıştır. Kutsalla kurulan bağ insana acı ve üzüntüler karşısında dayanma gücü sağlamıştır. Türbeler insanların maddi manevi sıkıntılardan kurtulmak ve ibadet etmek için ziyaret ettiği kutsal mekanlardır. Türbeleri ziyaret amaçları göz önünde bulundurulduğunda, insanların hayatlarında önemli kırılma noktalarına denk düşen zamanlarda türbe ziyaretleri yaptıkları dikkat çekmektedir. Araştırmanın amacı, din psikolojisi bağlamında türbeleri ziyaret etmenin, ziyaret edenlere manevi destek yönüyle nasıl bir etkisinin olduğunu ve türbelerle manevi destek arasında bir ilişki bulunup bulunmadığını anlamaktır. İstanbul'da Eyüp Sultan Türbesi'nden sonra en çok ziyaret edilen türbe olması nedeniyle Aziz Mahmut Hüdayi Türbesi araştırma sahası olarak seçilmiştir. Türbeyi ziyaret eden 25 kişiyle mülakat yapılmıştır. Türbe ziyaretleri ve manevi destek ilişkisini ortaya koymaya yönelik bir çerçeve çizilmiştir. Elde edilen verilere dayalı olarak din psikolojisi açısından türbe ziyaretleri ve manevi destek arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik betimsel analiz yapılmıştır. v Anahtar Kelimeler: Din Psikolojisi, Manevi Destek, Popüler Dindarlık, Türbe, Türbe Ziyareti.

Aziz Mahmud HüdayiAziz Mahmud Hüdayi KülliyesiDin psikolojisi+4
Naile Gül Narçın Demir
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketici dindarlığı ve alışveriş tutumu üzerine bir inceleme

Geçmişten günümüze, dini inançların inanan birey üzerinde çok yönlü bir etki gücüne sahip olduğu görülmektedir çünkü din, insanhayatına nüfuz ettiği ölçüde bireyin duygu, düşünce ve davranışının şekillenmesinde rol oynar. Bu çerçevede dinin insan üzerindeki etkisi sadece namaz, oruç, hac gibi ibadet eksenli ritüellerle sınırlı olmayıp gündelik hayata dair davranışlarda da görülmektedir.Bu bağlamda göze ilişen olgulardan biri tüketim davranışıdır. Dolayısıyla dini inançların etkili olduğu insan davranış türlerinden biri de tüketim tutum ve tercihleridir. Bu araştırmada dindarlık ve tüketim davranışı arasındaki ilişki incelenmiştir. Gıda ve kıyafet gibi zaruri ihtiyaçlardan eğlence ve tatil gibi bazen lüks kabul edilen tüketim tutumu ve tercihleriyle dindarlık arasında nasıl bir ilişki vardır? Tüketici tutum ve tarzlarında dindarlığın rolünü inceleyen bu nicel araştırma kapsamında 1106 kişiye ulaşılmıştır. Katılımcıların tüketici tarzlarını belirlemek için Sproles ve Kendall (1986) tarafından geliştirilen Tüketici Tarzları Envanteri (TTE) ve dindarlık düzeylerini ölçmek için araştırma kapsamında tarafımızca geliştirilen Dini TutumÖlçeği (DTÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS- 24 programıyla analiz edilmiştir. Ölçeklerin arasındaki ilişkinin belirlenmesine yönelik Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Gruplar arasındaki farkı belirlemek için Anova ve bağımsız grup t-testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Dini Tutum Ölçeği (DTÖ) puanları ile Tüketici Tarzları Envanter (TTE) puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu ilişkinin mahiyetine baktığımızda dindarlık ile tüketici tarzlarının alt faktörlerinden Marka Odaklılık, Yenilik-Moda Odaklılık, Düşünmeden AlışverişYapma, Alışkanlık (marka bağlılığı), Bilgi Kargaşası Yaşamaile negatif yönde;Fiyat Odaklılık ve Alışverişten Kaçınma alt faktörleri ile pozitif yönde ilişki olduğubelirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli bulgusu ise dini inançların araştırmamıza katılan bireylerin gıda, kıyafet, tatil ve banka tercihlerinde en belirleyici faktör olduğudur. Elde edilen sonuçlar, araştırmanın örneklemi bağlamında dindarlığın tüketim tarzve tercihleri üzerinde etkili olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Din, Din Psikoloji, Dindarlık, Tüketim, Tüketici Dindarlığı, Tüketim Tarzları

Alışveriş davranışlarıDinDin psikolojisi+7
Ayşenur Barak
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa'da yaşayan muhafazakâr Türklerde değer algısı: Almanya örneği

Bu çalışma 60'lı yıllardan sonra Avrupa'ya başlayan işçi göçü hareketiyle Almanya'ya giden ve birkaç kuşaktır orada yaşayan Türklerin değerler dünyasındaki değişim ve dönüşümü incelmeyi hedeflemekte ve böylece göçün göçmen bireyler ve aileler üzerinde oluşturduğu sonuçları irdelemektedir. Nicel bir çalışma olan bu araştırmanın örneklemi Almanya'da yaşayan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan farklı kuşaklardan, farklı yaşlarda 668 Türk göçmenden oluşmaktadır. Katılımcılar gönüllülük ilkesine göre rastgele seçilmiştir. Araştırma verileri online anket tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın genel çerçevesinin çizildiği giriş metni, araştırmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları, konuyla ilgili çalışmaları, araştırma soru ve hipotezlerini ve son olarak araştırmanın yöntemi yer almaktadır. İkinci bölümde çalışmanın kavramsal çerçevesini, Üçüncü bölümü, Almanya'ya göç süreci ve sonrasına ilişkin değerlendirmeleri içermektedir. Bu çerçevede Almanya'ya göç süreci, sebepleri, Türk göçmenlerin yaşadığı uyum sorunlarını çeşitli boyutlarıyla ele alınmıştır. Bu sorunlar dil, din, değerler, eğitim, kimlik, barınma ve işsizlik sorunları olarak alt başlıklarda incelendi. Dördüncü bölümde saha araştırmasından toplanan verilerin istatistiksel analizi ve sonuçları rapor edilmiştir. Sonuç bölümünde elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Farklı kuşaklardan katılımcıların değer algısında bazı değişim ve dönüşümler tespit edilmiştir. Özellikle kızların flört etmesine bakış açılarında dikkat çekici bir farklılık görülmektedir. Son nesil, flört ilişkilerinde kendilerinden önceki nesillerden farklı düşündüğünü ifade etmiştir. Her ne kadar bazı hususlarda üçüncü neslin düşüncelerinde farklılıklar belirse de Almanya'daki Türkler 'de geleneksel ve dini değerlere bağlılığın devam ettiği anlaşılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Almanya, Değer algısı, Göç, Göçmen, Nesiller, Türk göçmenler.

AlmanyaBütünleşmeDeğer algısı+7
Gülşah Güneş
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlik dönemi dini obsesif kompulsif bozukluk (OKB): Din eğitimi alan öğrenciler üzerine karşılaştırmalı bir inceleme

Obsesyonlar bireylerin günlük yaşayışlarını etkileyen bastırılamayan, tekrarlayıcı düşünceler, dürtülerdir. Kompulsiyonlar ise bu düşüncelere bağlı olarak kaçınmayla ortaya çıkan, yineleyici eylemlerden oluşan ruhsal problemlerdir. OKB'nin bir türü olan dini OKB ise bu bozukluğun dini içerikli unsurlar içerdiği halidir. Bireyin günlük yaşamını olumsuz yönde etkilediği gibi dini yaşantısını da sekteye uğratabilmektedir. İstanbul'da Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve Hafızlık eğitimi veren kurumlarda dini eğitim alan 13-15 yaş arası ilk ergenlik dönemindeki gençlerde dini OKB eğilimi ve din eğitimi açısından karşılaştırılması araştırmanın temel konusudur. OKB ve dini OKB hakkında bilgi vermek, ergenlik dönemi gelişim evrelerini incelemek, Türkiye'de dini OKB konusunu ele alan ampirik çalışmaları tespit etmek, OKB ve dini OKB düzeyi açısından Erken ergenlik döneminde din eğitimi alan öğrencilerin aldıkları dini eğitime, hafızlık yapma durumuna, bazı demografik değişkenlere, anne-baba yetiştirme tarzına ve din eğitimi/ hafızlık eğitimi alınan din eğitimcisinin eğitim tarzına göre karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Dini OKB temelinde literatürdeki çalışmaların yetersiz olması, hafızlık öğrencileri üzerinde dini OKB ekseninde müstakil bir çalışmanın bulunmaması, erken ergenlik döneminde ortaya çıkma eğiliminde olan OKB'nin bu dönemdeki katılımcıların örneklem olarak seçilmesi bu araştırmayı önemli kılmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi anketi, OK Ölçeği, Penn Dinsel Obsesyonlar Ölçeği, Dini Kompulsiyonlar Ölçeği uygulanmıştır. Veriler Ortaokul'da, İmam Hatip Ortaokulu'nda ve hafızlık eğitimi veren kurumlarda öğrenim gören 13-15 yaş arasındaki ergenlerin rastgele seçilmesi ile elden toplanmıştır. Dini eğitim alınan kuruma göre OKB ve dini OKB düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark elde edilmiştir. Hafızlık yapma durumuna göre hafızlık yapanlarda OKB ve dini OKB düzeyi diğerlerine göre daha düşük olarak tespit edilmiştir. Demografik değişkenler, anne-baba yetiştirme tarzı, din eğitimcisinin yetiştirme tarzı açısından OKB ve dini OKB düzeyleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir.

Din eğitimiDin psikolojisiDini takıntı+7
Burcu Gül Gürbüz
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İslam düşünce geleneğinde hüzün

İnsan hayatta iyi ya da kötü olaylar yaşar. Bu olaylar neticesinde kaçınılmaz olarak birbirinden farklı duyguları hisseder. Mutluluk, huzur, heyecan, umut gibi olumlu duygular insan hayatında olduğu kadar hüzün, depresyon, melankoli ve yas gibi duygular da hayatın bir gerçeğidir. Biz bu çalışmada "hüzün" duygusunu ele aldık. Bu çerçevede ilk önce hüzün ve komşu (melankoli, depresyon ve yas) kavramlar konuya giriş mahiyetinde psikolojik açıdan ele alınmıştır. Daha sonra, bu çalışmanın ana konusunu teşkil eden İslam düşünce geleneğinde hüzün konusuna yaklaşım ele alınmıştır. Bu bağlamda önce Kur'an ve sahih hadisler incelenmiş, ardından Kindî'den Muhyî-yi Gülşenî'ye uzanan klasiklerde yer alan hüzün risaleleri ve ek olarak, tasavvuf geleneğinde hüzne yaklaşım ele alınmıştır. Çalışmamızda son olarak İslam düşünce geleneğinde hüzünle ilgili dinî, felsefî ve tasavvufî yaklaşımların maneviyat danışmanlığı ve rehberlik hizmetlerinin teori ve pratiğine katkı sağlama imkânı tartışılmıştır.

Din psikolojisiDini danışmanlıkDini rehberlik+7
Rabia Yılmaz
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dinî Obsesif Kompulsif Bozukluk eğilimi: Üniversite öğrencileri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Giriş: Geçmişten günümüze çeşitli psikopatolojiler insanların yaşamını etkilemiştir. Bunlardan biri de obsesif kompulsif bozukluğun (OKB'nin) bir alt türü olan dinî OKB'dir. Dinî OKB, insanların dinî yaşam kalitesini düşüren ve dinle olan olumlu ilişkilerini sekteye uğratan bir psikopatolojidir. Konu: Çanakkale ve İstanbul illerinde İlahiyat/İslami İlimler, Tıp, Sağlık Bilimleri ve Eğitim Bilimleri Fakültelerinde okuyan öğrencilerdeki dinî OKB eğilimi araştırmanın konusudur. Amaç ve Önem: OKB ve dinî OKB eğiliminin bazı sosyodemografik değişkenlerle ilişkisini belirlemek; dinî obsesyon eğiliminin dinî bilgi edinilen yer ve kendini dinî inanç açısından değerlendirme ile ilişkisini belirlemek ve OKB ve dinî OKB ile çocuk yetiştirme tarzları arasında ilişki bulunup bulunmadığını tespit etmek araştırmanın amaçlarıdır. Dinî OKB'li bireylerin çoğunlukla semptomlarını gizlemesi nedeniyle geç tanı aldığı ve bu psikopatolojinin yirmili yaşlarda başladığı göz önünde bulundurulduğunda, bu araştırmanın dinî OKB tanısı almayan genç örneklemde dinî OKB eğilimini ortaya çıkarması açısından ehemmiyetli olduğu düşünülmektedir. Yöntem: Nicel türde yapılan bu araştırmada veriler, 2020-2021 eğitim öğretim yılında; Tıp, Sağlık Bilimleri, Eğitim Bilimleri ve İlahiyat/İslami İlimler fakültelerinde okuyan üniversite öğrencilerinin çevrimiçi olarak katılımına sunulan anket formuyla toplanmıştır. Veriler SPSS 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sosyodemografik bilgi formu, OKB eğilimi ölçeği (BOCS), penn dinî obsesyonlar ölçeği (PIOS) ve dinî OKB eğilimi ölçeği araştırmada kullanılan veri toplama araçlarıdır. Bulgular: Katılımcıların cinsiyetleri ile dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir fark saptanmıştır. Katılımcıların üniversite alanları ile OKB eğilimi ve dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların dinî bilgilerini edindikleri yer ile dinî obsesyon eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Katılımcıların kendilerini dinî inanç açısından değerlendirmeleri ile OKB ve Dinî OKB eğilimleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anne ve babanın çocuk yetiştirme tarzına göre OKB eğilimi ölçeği, Penn Dinî Obsesyonlar ölçeği ve Dinî OKB eğilimi ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Din psikolojisiObsesif inanışlarObsessif kompülsif bozukluk+3
Sümeyye Bilgin
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kader algısı ile otoriteryen kişilik arasındaki ilişki üzerine bir inceleme

Bu araştırmada yıkıcı davranış dinamikleri ile bağlantılı olarak II. Dünya savaşı sırasında ve sonrasında sosyal psikolojide ele alınan otoriteryanizm (yetkeci kişilik) ile teistik kader algısı arasındaki ilişki üzerinde odaklanılmıştır. Araştırma, "katı, dogmatik, hoşgörmez ve itaatkâr" özellikleri içinde barındıran davranış biçiminin teistik kader algısı ile arasında ne tür bir ilişki olduğunu açığa çıkarmayı ve böylece bu değişkenlerin arasındaki ilişkileri anlamada bazı bulgulara ulaşarak ileride konuyla ilgilenecek olan araştırmacılar için yol göstermeyi hedeflemektedir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Çalışmanın örneklemi 18-65 yaş arası 500 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların % 29,8'i erkek, % 70,2'si kadındır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, "Dindarlık Ölçeği", "Teistik Kader Algısı Ölçeği" ve "Sağ Kanat Yetkeciliği Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada kader algısı, otoriteryen (yetkeci) kişilik ve sosyo-demografik değişkenler arasında ilişkiler tespit edilmiştir. Otoriteryen kişilik ile sosyo-demografik değişkenler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Kaderci tutum ile otoriteryen kişilik arasında pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edilirken, özgür iradeci tutum ile otoriteryen kişilik arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca dindarlık düzeyi ile otoriteryen kişilik ve teistik kader algıları arasında anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular yaşamda karşılaştığı olaylar karşısında kendini pasifleştirerek olayları Allah'a yükleyen kaderci tutumun otoriteryen kişilik ile doğru orantılı; yaşamda kendine aktif pozisyon tayin eden özgür iradeci tutumun otoriteryen kişilik ile ters orantılı olduğunu göstermektedir.

DeterminizmDin psikolojisiKader+5
Büşra Korkmaz
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tarikat ve Mehdi algısı: İlahiyat Fakültesi öğrencileri üzerine bir inceleme

Kurtarıcı inancının dünya üzerindeki birçok kültürde ve inanç sisteminde var olduğu bilinmektedir. Bu inanç, İslam dinînde tarikat ve cemaat gibi dinî gruplarda güçlü bir şekilde görülmektedir ve özellikle tasavvuf düşüncesinin halk inancının oluşumunda etkili olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye'de dinî eğitimin sistematik bir şekilde verildiği ilahiyat fakültelerinde okuyan öğrencilerin dinî algıları, bazı noktalarda halk inancı ile farklılık göstermektedir. İlahiyat fakültesi eğitiminin, öğrencilerin tarikat ve mehdi algısını nasıl etkilediğini ölçmek amacıyla bir anket geliştirilmiştir. Anket çalışması, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Uşak Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi'nin hazırlık, 1. sınıf, 2. sınıf, 3. sınıf ve 4. sınıfında eğitim gören 467 öğrenciyle çevrim içi olarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırmanın sonucunda ilahiyat eğitiminin mehdi inancını zayıflattığı görülürken öğrencilerin tarikatlara yaklaşımlarının sınıf düzeyi arttıkça olumlu yönde değiştiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mehdi, kurtarıcı inancı, tarikat, dinî gruplar

CemaatlerDin algısıDini gruplar+5
Ömer Çam
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenler ve ebeveynler gözüyle ergenlerde deizm yönelimi: İnanç gelişimi üzerine bir inceleme

Her çağın beraberinde getirdiği birtakım olgular bulunur. Değişen hayat şartları, modernizm ve post-modern süreçlerin etkisi altında kalan kimi günümüz insanı geleneksel Tanrı tasavvurunun dışına çıkarak inanç biçiminde kendi dünyasına uygun yeni anlayışlara yönelebilmektedir. Deizm bu yönelimlerden biridir. Bu görüşle; ontolojik olarak Tanrı fikrinden tamamıyla kopamayan insanoğlu, birey merkezli tutumunu inancına yansıtmaktadır. Bu gelişmeler daha çok Batı'da kendine yer bulabilmiş ancak İslam inancına sahip bölgelerde son zamanlarda gündeme geldiği görülmüştür. Medyada yer alan deizmin yaygınlaştığı ve liseli gençler tarafından benimsendiğine dair kimi haberlerin çıkması, durumun böyle olduğu izlenimi verebilir ama gerçekte böyle midir? Acaba gerçek yansıtıldığı gibi midir? Konunun gerçekliğini ortaya koymak için çok sayıda alan araştırmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda çalışmamızda liseli gençlerin gelişim, değişim ve dönüşümü ebeveyn ve öğretmenler üzerinden incelenerek deizm eğiliminin gerçekliği araştırılmıştır. Araştırma, gençlerin en yakınında bulunan onların duygu, düşünce ve davranış gelişimlerine şahit olan ebeveynlerin ve öğretmenlerin değerlendirmelerine başvurularak gerçekleştirilmiştir. İstanbul ilinin farklı ilçelerinde ortaöğretim kurumlarında görev yapan PDR, Rehberlik, Felsefe, DKAB ve İHL Meslek Dersi öğretmenleriyle toplamda 18 öğretmen ve lise düzeyinde en az bir çocuğu öğrenim gören 12 ebeveynle yarı yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılarak görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, popüler kültürün gençler üzerindeki etkisi ve ergenliğin kendine has karakteristik özellikleri ön plana çıkmıştır. Ebeveyn ve öğretmenlerden elde edilen bulgular ergenlerin tipik bir değişim ve dönüşüm süreci yaşadığını, inanç dünyalarının da bu süreçten etkilendiğini, bazı gençlerin inanç konularına mesafeli ve ilgisiz dururken bazılarının beklenildiği gibi bir sorgulama ve arayış içerisinde olduğunu anlaşılmaktadır. Ancak, bazı belirgin vakalar olmakla beraber, deizm eğiliminin medyaya yansıdığı kadar yaygın olmadığı tespit edilmiştir.

DeizmDin psikolojisiDini gelişim+6
Tuğba Dikbaş
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tanrı imgesinin ilahi adalet eğilimi ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, hukuk ve ilahiyat alanında eğitim almış bireylerin Tanrı tasavvuru ile ilahi adalet inancı eğilimi incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmamızın ilk bölümünde araştırma konusunun amacı, önemi, problemleri ve yöntemi üzerinde durulmuş, devamında Tanrı tasavvuru, Tanrı imgesi ve gelişim dönemleri, ilahi adalet inancı ve kutsal kaynakların ilahi adalet anlatımı ele alınmış ve ülkemizde yapılmış ilgili araştırmalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın yöntemi, dördüncü bölümde elde edilen verilerin analiz ve değerlendirmesi rapor edilmiştir. Nicel bir çalışma olan bu araştırmanın evreni hukuk ve ilahiyat alanında eğitim almış ve almakta olan bireylerden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemi bu evrenden ulaşılmış 18–57 yaş aralığında 282 katılımcıdan oluşmaktadır. Seçilen bu örneklem grubuna Kaplan (2012) tarafından geliştirilen "İlahi Adalet İnancı Ölçeği" ve Yıldız (2020) tarafından geliştirilen "Tanrı İmgesi Ölçeği" nden oluşan anket formu uygulanmıştır. Araştırmada değişkenler arasındaki ilişkiyi ele almak amacıyla bağıntısal yöntem uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Sosyo-demografik değişkenler ile İlahi adalet inancı (nihai ve içkin adalet) ve Tanrı imgesi (güven ve korku) puanları arasında istatistiksel olarak bazı anlamlı farklılık ve ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Tanrı imgesi güven ve korku puanları ile içkin ve nihai adalet algısı puanları arasında da bazı anlamlı farklılık ve ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir.

Kur'an-ı KerimTanrıTanrı anlayışı+3
Yasemin Işık
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyunlarda kutsal sembolizmi ve oyuncularına yansımaları

Günümüzde birçok kavramın dijitalleşebildiği bir çağda, oyunlar ve oyunlara yerleştirilen bazı kavramlar dijitalleşmiştir. Dijital oyunlardaki kutsal kavramı da bunlardan bir tanesidir. Bu bağlamda dijital oyunlardaki kutsal sembolizmine oyuncuların herhangi bir tutum geliştirip geliştirmediğini saptamak için bir ölçek geliştirme çalışması yapılmıştır. Geliştirilen bu ölçekle dijital oyunlardaki kutsal ögelere yönelik oyuncu tutumlarının ölçülmesi amaçlanmıştır. Buna ek olarak, bu tutumlar ile demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, yaşanılan yer, mesleki durum, dine verilen önem düzeyi) arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örnekleminde, evrenin temsiliyetini sağlaması amacıyla ölçüt ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Örneklem, 361 katılımcıdan oluşmuştur. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen Dijital Oyunlardaki Kutsal Ögelere Yönelik Oyuncu Tutumları Ölçeği (DOKOTÖ) ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ölçek bazı aşamalardan geçerek son şeklini almıştır. Bunlar, amaca uygun maddelerin belirlenmesi, uzman görüşlerinin alınması, deneme uygulaması, geçerlilik ve güvenirlik analizleridir. Ölçek maddelerinde ters kodlama yapılmamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda, geçerliliği ve güvenirliği olan iki alt boyutlu (dijital oyunlardaki kutsal ögelere yönelik "olumlu tutumlar" ve "olumsuz tutumlar"), 15 maddelik "Dijital Oyunlardaki Kutsal Ögelere Yönelik Oyuncu Tutumları Ölçeği (DOKOTÖ)" elde edilmiştir. Elde edilen bulgular, oyuncuların dijital oyunlardaki kutsal sembolizmine yönelik tutum geliştirdiklerini ve bu tutumların demografik değişkenlere göre farklılaştığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Dijital oyun, Kutsal, Oyuncu, Sembol, Tutum, Ölçek Geliştirme

Demografik değişkenlerDinKutsallık+7
Merve Nur Özkan
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Japonlarda din algısı

Japonya'da tarih boyunca Şintoizm, Budizm, Konfüçyüsçülük gibi politeist karakterli dinler hakim olagelmiştir. Günümüzde ise Japonların büyük bir kısmı kendilerini dinsiz olarak tanımlamalarına rağmen günlük yaşamlarında dini ritüellere yüksek oranda katılım göstermektedirler. Bu çelişkili görünen durum, Şintoizm, Budizm ve Konfüçyüsçülük'ün Japon kültürüyle iç içe geçmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Şintoizm, ahiret inancından yoksun ve doğa merkezli bir yapıya sahipken, Budizm Japonya'da ağırlıklı olarak cenaze törenleriyle ilişkilendirilmiştir. Konfüçyüsçülük ise dini bir inanç olmaktan çok ahlaki ilkeler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu tez, Japon toplumunda dinin algılanışını dilsel, tarihsel ve sosyokültürel öğeler bağlamında ele alarak analiz etmektedir. Japonya'da "din" kavramı Batı'dan gelen "shūkyō" terimiyle ifade edilir. Bu terim, kurumsal din anlamından ziyade ideolojik ve siyasi çağrışımlar yapar. Yine "din" konusundaki tasnif yöntemi de din algısındaki görüşleri etkilemektedir. Tarihsel bağlamda, Şintoizm, Budizm ve Konfüçyüsçülük yüzyıllar boyunca birbirine entegre olmuş ve Japon toplumunda dinin bireysel bir inançtan çok merkezi otoriteyi güçlendiren, ast-üst ilişkilerini düzenleyerek toplumsal düzeni koruyan bir yapı olarak işlev görmesini sağlamıştır. Meiji Restorasyonu ve modernleşme süreciyle birlikte din, devlet kontrolünde bir araç haline gelmiş ve özellikle savaş sonrası dönemde sekülerleşme hız kazanmıştır. Bununla birlikte dini örgütlerin sebep olduğu terör olayları ve Japon karakterine özgü birtakım özellikler de din algısının şekillenmesinde etkili olmuştur.

Büşra Bahar
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Tataristan'da İslam'a geçiş ve kimliğin yeniden inşası: Nitel bir psikososyal çalışma

Religion remains one of the central components in shaping a person's worldview and identity. Particularly during periods of social change, personal crisis, or instability, individuals often turn to belief systems that can provide them with a sense of stability, meaning, and belonging. This phenomenon can be observed in different parts of the post-Soviet world, including the Republic of Tatarstan. Over the past few decades, the Islamic revival in Tatarstan has led to a significant increase in the Muslim population, particularly among individuals aged 18–35. This includes both ethnic Tatars re-engaging with Islam and converts from non-Muslim backgrounds. These individuals often experience profound shifts in worldview and self-understanding as they integrate Islamic beliefs into their lives. Within this context of Islamic revival, this research explores the psychological, social, and educational dimensions of religious conversion to Islam in Tatarstan. It argues that conversion is a gradual, multi-layered process in which Islamic education plays a critical role in fostering meaningful and conscious religious integration. The study examines three key phases: life before conversion, the process of embracing Islam, and life after conversion. Through qualitative methods—primarily in-depth interviews and narrative analysis—it identifies recurring themes between two participant groups: ethnic Tatars and individuals from non-Muslim backgrounds. Findings highlight that conversion is often preceded by internal psychological struggles, followed by exposure to Muslim communities and an active search for knowledge and belonging. Post-conversion, access to Islamic education and supportive communities prove vital in sustaining sound religious identity. This study positions the Islamic revival in Tatarstan not merely as a cultural phenomenon, but as a deeply personal journey of transformation.

Aıgul Noorata
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Olumlu çocukluk yaşantılarının tanrı tasavvuru üzerine etkisi: Yetişkin bireyler üzerine nicel bir araştırma

Bu araştırmada, olumlu çocukluk yaşantıları ile Tanrı tasavvuru arasındaki ilişki konu edinilmiştir. Tanrı tasavvuru, din psikolojisinin temel inceleme alanlarından biri olup bireylerin çocukluk döneminde yaşadıkları deneyimlerin dinî kavrayışları ve Tanrı algıları üzerindeki rolü, bu alandaki kritik araştırma problemlerinden biri olmayı sürdürmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın amacı, olumlu çocukluk yaşantıları ile Tanrı tasavvuru arasındaki ilişkiyi ve yönünü tespit etmektir. Bu temel amacın yanı sıra hem olumlu çocukluk yaşantıları hem de Tanrı tasavvurunun yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, çocukluk dönemindeki sosyo-ekonomik durum, kardeş sayısı, çocuklukta kiminle büyüdüğü ve din eğitimi durumu değişkenlerine göre farklılaşma olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel yöntem belirlenmiş olup, anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, olumlu çocukluk yaşantıları ölçeği ve Tanrı tasavvuru ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni Türkiye'de ikamet eden yetişkinler olarak belirlenmiştir. Çalışmada örneklem seçiminde basit rastgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem ile toplamda 315 birey örnekleme dahil edilmiştir. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilerek iki grup arasındaki farklılıkları belirlemek için t-testi, çoklu grup analizleri için Anova testi uygulanmıştır. Ayrıca, olumlu çocukluk yaşantıları ile Tanrı algısı arasındaki ilişkinin yönü ve gücü korelasyon analiziyle değerlendirilmiştir. Çalışmanın teorik kısmında araştırmanın kavramsal çerçevesi çizilecek, çocukluk yaşantıları ve Tanrı algısı kavramları din psikolojisi perspektifinden ele alınacaktır. Pozitif çocukluk yaşantılarının Tanrı algısının oluşumundaki etkileri, din psikolojisi kuramları doğrultusunda detaylandırılacaktır. Uygulama bölümünde ise ölçeklerden elde edilen bulgular doğrultusunda olumlu çocukluk yaşantısı ile Tanrı tasavvuru arasındaki bağıntı ve sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşma düzeyleri analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre sosyo-demografik değişkenlerin olumlu çocukluk yaşantıları ve Tanrı tasavvuruna yönelik tutumlarda farklılaşmaya sebep olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada, olumlu çocukluk yaşantıları ile Tanrı'ya yönelik olumlu duygular boyutu arasında istatistiksel açıdan anlamlı pozitif bir ilişki bulunurken; uzak/umursamaz Tanrı boyutu arasında anlamlı negatif bir ilişki saptanmıştır.

Süeda Akgün
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Down sendromlu bireylerde din ve maneviyat algısı

Din ve maneviyat hayatın pek çok alanında izi görülebilen olgulardır. Özel gereksinimli bireylerin bu kavramlarla ilişkisi de araştırılmaya değer bir konudur. Bu bağlamda zihinsel bir yetersizlik olan Down sendromunun kişilerde uyandırdığı farklılıkların din ve maneviyat algısına etkileri araştırılmak istenmiş, soyut kavramların nasıl ele alındığı merak konusu olmuştur. Bu çalışma, Down sendromlu bireylerin din ve maneviyat algısını incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle Tanrı imgesi, mistik tecrübe, dini kavram ve semboller gibi unsurların bu bireyler tarafından nasıl anlaşıldığı ve yorumlandığı araştırılmıştır. Çalışma kapsamında nitel bir yöntem benimsenerek, 18 yaş üstü Down sendromlu bireylerle cinsiyet gözetmeksizin yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş, bireylerin dini yaşantılarında ve manevi dünyalarında hangi unsurların ön plana çıktığı ortaya konulmuştur. Araştırma dahilinde elde edilen bulgularda Down sendromlu bireylerin dini-manevi kavramlara karşı ilgisiz olmadıkları, hakkında bilgi sahibi oldukları konular olduğu ve sınırlı olsa da görüşlerini ifade edebildiklerine ulaşılmıştır. Somut kavramları algılama ve tanımlamada daha başarılı olurken soyut kavramlar hakkında konuşmakta zorlanmışlar ve yer yer belirsizlik yaşadıklarını belirtmişlerdir. Çalışmada dini ve manevi bağlamın sosyalliğe bir katkı ve anlam arayışına bir destek sağlanmasıyla Down sendromlu bireylerin cevapları yorumlanmıştır.

Sema Safçı
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn tutumları ile tanrı algısı arasındaki ilişki: Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencileri üzerine bir araştırma

Aile içindeki ilişkiler, bireylerin din ve değer sistemlerinin, inançlarının ve davranışlarının temellerinin atıldığı en önemli çevreyi oluşturur. Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencileri, farklı kültürlere mensup ve çeşitli dini değerler taşıyan, bununla birlikte taşıdıkları bu değerleri Türk dini eğitim sistemine dahil olarak etkileşim haline bürünmüş bir grup öğrenci topluluğudur. Bu bağlamda, farklı kültürel geçmişlere sahip ailelerin çocukları olarak, bu bireylerin Tanrı algıları ve dindarlık düzeyleri üzerinde ebeveyn tutumlarının nasıl bir yansıma gösterdiği, toplumda dini algıların farklılaşmasında önemli bir etken olabilir. Bu araştırma, özellikle uluslararası öğrenciler üzerinde bu etkilerin ne şekilde ifade bulduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemi benimsenmiş olup, ebeveyn tutumları ile öğrencilerin Tanrı Algıları ve Dindarlığın inanç, ibadet-sosyal hayat alt boyutlarıyla arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul ve Ankara'da bulunan öğrenim gören yabancı uyruklu 296 kız lise öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Tanrı tasavvuru ölçeği, Dindarlık ölçeği ölçme araçları kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler homojen olmadığı ve normallik dağılımı göstermediği için SPSS-26 programında, Non-parametrik testlerden Kruskal Wallis-H Testi, Mann Whitney-U testi ve Spearman Korelasyon testi kullanılmıştır. Bununla birlikte değişkenler arasında var olan ilişkileri görebilmek adına çok değişkenli doğrusal regresyon uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Uluslararası imam-hatip lisesi öğrencilerinin dindarlığın inanç alt boyutuna çok yüksek düzeyde sahip oldukları, ibadet ve sosyal hayat alt boyutuna ise orta düzeyde sahip oldukları tespit edilmiştir. Aşırı koruyucu ebeveyn tutumuna sahip bireylerin dindarlık alt boyutları ve Tanrı algıları ile istatiksel olarak olumlu veya olumsuz ilişkisinin görülmediği; duygusal sıcaklık içeren tutum sergileyen ebeveynlere sahip bireylerin, dindarlığın inanç, ibadet ve sosyal hayat alt boyutları ve Tanrı'yı sevgi odaklı algılaması ile pozitif; reddedici ebeveyn tutumuna sahip bireylerin ise dindarlığın inanç, ibadet ve sosyal hayat boyutlarıyla negatif bir ilişki içinde olduğu ve bu tutumun bireyin korku ve ceza yönelimli Tanrı algısı oluşturmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır.

Algılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba algısıDin psikolojisi+3
Nurşen Şimşek
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik ve dindarlığın müziğe yönelik eğilimlerle ilişkisi üzerine nicel bir araştırma

Bu çalışma, bireylerin kişilik özellikleri ile dinî yönelim biçimlerinin müziğe yönelik tutum ve eğilimleriyle olan ilişkisini incelemektedir. Araştırma, kişilik ve dindarlığın müzik yönelimi üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlayan ilişkisel tarama modeline dayalı nicel bir tasarım çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de yaşayan 18 yaş ve üzeri 424 katılımcı oluşturmaktadır. Veriler çevrim içi anket yöntemiyle toplanmış; veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Müzik Yönelim Ölçeği ve Müzikal Unsurlar Ölçeği, Beş Faktör Kişilik Ölçeği kısa formu ile Yeniden Yapılandırılmış Müslüman Dinî Yönelim Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiş; betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Bulgular, müziğe yönelik yönelim ile dinî yönelim arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Kişilik boyutları açısından ise özellikle uyumluluk ve deneyime açıklık ile müzik yönelimi arasında düşük ve orta düzeyde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi sonuçlarına göre, kişilik özellikleri ve dinî yönelim değişkenlerinin birlikte ele alındığı model istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş ve müziğe yönelik yönelimdeki varyansın yaklaşık %13'ünü açıkladığı belirlenmiştir. Modelde en güçlü yordayıcı değişkenin dinî yönelim olduğu, uyumluluk boyutunun ise sınırlı düzeyde katkı sağladığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, müziğe yönelik yönelimin yalnızca kişilik özellikleriyle değil, aynı zamanda dinî yönelim biçimleriyle de ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu durum, müzikle kurulan ilişkinin bireysel psikolojik özelliklerin yanı sıra inanç temelli yönelimler çerçevesinde de şekillendiğine işaret etmektedir. Çalışma, kişilik, dindarlık ve müzik yönelimi arasındaki ilişkileri birlikte ele alarak ilgili literatüre katkı sunmaktadır.

Nursena Kaya
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüz 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı gelişimlerinin Piaget'nin ahlaki yargı gelişim kuramına göre incelenmesi

Bu araştırmada, günümüz 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı gelişimleri Piaget'nin ahlaki yargı gelişim kuramına göre incelenmiştir. Çalışmanın evrenini İstanbul'un Üsküdar, Kağıthane, Kadıköy, Başakşehir ve Esenyurt ilçelerinde, Sakarya'nın Ferizli, Kocaeli'nin İzmit ve Ankara'nın Yenimahalle ilçesi oluşturmaktadır. Çalışmaya 52 erkek, 48 kız çocuğu olmak üzere toplam 100 çocuk katılım sağlamıştır. Çocuklar yaşlarına göre 20'şerli gruplara ayrılmıştır. 4-5 yaş çocukları; 6-7 yaş çocukları; 8-9 yaş grup çocukları aynı gruplar içerisinde; 10 yaş ve 11 yaş çocukları münferit gruplar halinde incelenmiştir. 4-11 yaş çocuklarının ahlaki yargı düzeyleri, Sözer Çapan (2005) tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve ahlaki yargı ölçeğine göre belirlenmiştir. Bu araştırmada, ilişkisel tarama prototipi adı verilen bir nicel inceleme metodu kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 2023 Nisan ayında araştırmacı tarafından toplanmış olup bunun için gerekli izinler alınmıştır. Bu süreçte, her çocuğa şahsi olarak ölçekte yer alan hikayeler anlatılmış, çocuklara belirlenen sorular sorulmuştur. Daha sonra cevaplara göre "Ahlaki Yargı Ölçeği (AYÖ)" doldurulmuştur. Söz konusu uygulama her çocuk için ortalama olarak 20-25 dakika arasında sürmüştür. Veri toplama sürecinde 4-11 yaş aralığındaki çocuklardan elde edilen veriler IBM SPSS programı ile incelenmiştir. Araştırmamızın alt problemleri doğrultusunda ahlaki yargı ölçeğine ilişkin betimsel istatistikler; ahlaki yargı ölçeğine ilişkin araştırmaya katılan 4-11 yaş aralığındaki çocukların elde ettikleri puanların cinsiyet, yaş, kardeşinin olup olmadığı durumu, anne babanın eğitim seviyesi değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak adına t testi; tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gerçekleştirilmiştir.

Ahlak gelişimiAhlaki davranışAhlaki yargı+4
Büşra Ertan
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors