Theses supervised by Prof. Dr. Hasan Kayıklık

27 theses · Çukurova University

Master'sOpen AccessTR

Hac ibadetinin bireysel yaşayıştaki rolü

Bu çalışmanın amacı, Din Psikolojisinin faydalandığı metot ve tekniklerden olan mülakat tekniğini kullanarak hac ibadetinin bireysel yaşayışa etkilerini incelemektir.Hac ibadeti, din tarafından kutsal kabul edilen yerleri belirli zamanlarda ziyaret etmek ve bu yerlerde sembolik bazı ritüelleri yerine getirmektir. Hac, bütün dinlerde yer alan bir ibadettir. Tarih boyunca insanlar, bazı yerleri ulûhiyetin yoğunluk kazandığı merkezler olarak görmüşler ve kutsallık atfetmişler, burada yapılan ibadetlerle bireysel bir arınma ve öze dönüş yaşayacaklarına inanmışlardır.Çalışmamızın birinci bölümünde araştırmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Öncelikle din ve dindarlığın boyutları tartışılmış, inanç-ibadet ilişkisine değinilmiş ve dinlerdeki hac ibadeti hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Bunların akabinde, İslâm dininde yer alan hac ibadetindeki uygulamaların sembolik anlatımlarına yer verilmiş, son olarak da bu ibadet esnasında bireyin yaşadığı psikolojik süreçlerden bahsedilmiştir. İkinci bölümde, araştırma süreci ve yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde ise 50 hacıyla yapılan mülakattan elde edilen bulgular değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler neticesinde, hac ibadeti boyunca edinilen bu yeni tecrübenin, bireyin hayatı için ?hacdan önce ve sonra? şeklinde özetlenebilecek bir dönüm noktası olabileceği sonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hac, İbadet, Din Psikolojisi, Bireysel Yaşayış

Din psikolojisiGünlük yaşamHac+4
Ahmet Rifat Geçioğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hafız Sadettin Kaynak'ın dünyasında müzik ve din

Bu çalışma, din görevlisi, besteci ve ses sanatçısı Hafız Sadettin Kaynak'ın yaşamında dinsel inancın ve müzik sanatının mahiyetini konu edinmiştir. Kaynak'ın otobiyografilerine, bestelerine, kaleme aldığı şarkı sözlerine, ayrıca sanat ve müziğe ilişkin yazılarına, röportajlarına ve hakkında yazılıp söylenilenlere dayanılarak, inancın ve sanatın hayatındaki yerinin psikolojik olarak analizi hedeflenmiştir. Öncelikle tarihsel gelişim sürecinde inancı incelenmiş, ardından sanatsal serüveni ele alınarak bestelerinden ve şarkı sözlerinden örnekler verilmiştir

BiyografiDinDin psikolojisi+3
Süleyman Tuna
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Müslüman olan Almanlar üzerine psiko-sosyal bir inceleme

Bu çalışmanın amacı, mülakat yönteminden yararlanarak Almanya'da din değiştirip Müslüman olan kişilerin bu davranışının altında yatan psiko-sosyal nedenleri ortaya koymaktır.Din değiştirme genel bir ifadeyle, bir insanın kendi dinini terk ederek başka bir dine geçmesidir. Dünyaya gelen insanların büyük çoğunluğu, içerisinde doğup büyüdüğü toplumun dinini benimserken birtakım kişiler de atalarından miras aldıkları dinlerini değiştirme yolunu seçmektedirler. Hangi dinde olursa olsun din psikolojisi açısından din değiştirme, hem değişimi yaşayan birey açısından hem de sosyal çevre ve toplumun olayı algılayışı ve vakıaya gösterdiği tepki açısından incelenmeye değer bir konu olarak görülmektedir.Bu çalışmada Almanya'da Müslüman olan 20 kişiyle yaptığımız mülakatlarda elde ettiğimiz bulgulardan hareketle din değiştirme olgusunun gerçekleştiği süreci ve din değiştirmenin psiko-sosyal nedenlerini ortaya koymaya çalıştık. Birinci bölümde din değiştirme ve dinsel değişim kavramları incelenerek araştırmanın teorik çerçevesi çizilmiştir. Bununla birlikte Almanya'da dinî hayatla ilgili kısa bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde araştırma süreci ve yönteminden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde din değiştirme öncesi süreç irdelenerek mülakatlardaki bulgular yorumlanmış, bu konudaki çalışmalarla ilgili karşılaştırmalar yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise din değiştirme sonrası yaşanan değişime değinilmiştir.Sonuç olarak din değiştirme, bireyin öznel dünyasında, kendi şartlarında gerçekleşen bir olgudur. Din değiştiren bazı kişilerin hayatı derinden değişirken bazılarının çok sığ bir değişim yaşadığı tespit edilmiştir.

AlmanlarAlmanyaDin değiştirme+5
Mecit Altun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'ın inanç ve inançsızlığa bakışı: Psikolojik bir yaklaşım

Bu çalışma, Kur'an'ın inanç ve inançsızlığa bakışını, psikolojik yönden incelemeyi konu edinmiştir. Burada, inancın tanımlanması, gelişimi ve evreleri, inancı besleyen kaynaklar, iman, imanın gelişim süreci, boyutları, kişiliğe yansıması, inanç ve iman ayırımı, inançsızlık, inançsızlığın tanımlanması, şekilleri, inançsızlıkta etken faktörler, dinsel şüphenin tanımlanması, çeşitleri, Kur'an-ı Kerim'in inanç ve inançsızlığa bakışı psikolojik yönden araştırılmıştır. Bireyin yaşamında, inanç ile inançsızlığın nasıl, ne şekilde psikolojik ve dinî değişiklikler meydana getirdiği ortaya konulmuş, aynı zamanda bu konular Kur'an ayetleri ile açıklanmaya gayret edilmiştir.Anahtar Kelimeler: İnanç, İman, İnançsızlık, Dinsel Şüphe, Kur'an, Din Psikolojisi

Din psikolojisiKur'an-ı Kerimİman+3
Kazım Karabekir Akbudak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hükümlülerde dini yaşayış: Psikolojik bir yaklaşım (Mersin örneği)

Din ve suç kavramlarının her ikisi de sosyal bilimlerin başlangıcından itibaren sosyal bilimciler tarafından pek çok farklı bakış açısıyla çalışılan eski ve önemli kavramlardır. Bununla birlikte, batı ülkelerinde uzun bir süredir din ve dindarlık ile suç ilişkisi sosyal bilimcilerin dikkatini çekmektedir. Bu çerçevede dindarlığın suç davranışını engelleyip engellemediği cevap aranan en önemli sorudur. Ayrıca, suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri de merak edilen konular arasında yer almaktadır. Batı ülkelerinde bu konuda yapılan çalışmalar farklı sonuçlar bulmuşlarsa da günümüzde genel konsensüs dindarlıkla suç arasında negatif bir ilişki olduğu şeklindedir. Ülkemizde ise suç ve din ilişkisi konusunda az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle bu çalışmada suç işleyenlerin dindarlık açısından nasıl bir görünüm sergiledikleri incelenmiştir. Araştırma Mersin E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda farklı suçlardan hükümlü 180 kişi üzerinde yürütülmüştür. Sonuç olarak hükümlülerin dindarlık düzeylerinin; suç tiplerine göre, yaşlarına göre, medeni durumlarına göre, hüküm sürelerine göre, daha önce hüküm alıp almadıklarına göre, öznel dindarlık algılarına göre, ailelerinin dindarlık düzeylerine göre ve arkadaşlarının dindarlık düzeylerine göre farklılaştığı bulgulamıştır. Bulgular ilgili kuramlar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Din, Dindarlık, Suç, Cezaevi, Hükümlüler

Ceza infaz kurumlarıDin psikolojisiDindarlık+3
Gökhan Can
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içinde çocuğa yönelik şiddetin dindarlıkla ilişkisi

Aile, şiddet ve din kavramları geçmişi insanın varoluşuna kadar uzanan, insan hayatında varlığını ve etkisini tarihin tüm dönemlerinde koruyan unsurlardır. Kimi zaman problem, kimi zaman çözüm olarak karşımıza çıkan bu kavramlar insanın yeryüzünde varoluş sürecine katkı sağlayan önemli olgulardır. Ele alınış ve algılanış biçimleri, rolleri ve işlevleri, sebep ve sonuçları hatta tanımlanmaları bile toplumdan topluma kültürden kültüre zamana ve mekâna göre değişip dönüşmüştür. Bu araştırma aile içinde çocuğa yönelik şiddetin dindarlıkla olan ilişkisini ortaya çıkarmak üzere planlanmıştır. Aile içinde şiddet konusu tüm dünyada ve ülkemizde gündemden düşmeyen hayatın tüm dengelerini alt üst eden bir problem durumu olarak araştırılmaya ve tartışılmaya devam etmektedir. Çok geniş ve karmaşık bir konu olan şiddet; aile içi şiddet başlığı altında aile içinde çocuğa yönelik şiddet olarak sınırlandırılmıştır. Aile içinde çocuğa yönelik şiddetin dindarlıkla ilişkisinin ne olduğu ya da olabileceği sorularına cevap aranmıştır. Bu Araştırma Adana ilinde lise seviyesinde eğitim öğretim gören 505 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Çocukların dindarlık ile aile içi şiddete maruz kalma düzeylerinin; onların betimsel özelliklerine ve öznel dindarlık algılarına göre değişip değişmediği araştırılmıştır. Araştırma sonucunda dindarlık ile aile içi şiddet arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır ancak dindarlığın inanç boyutu ve şiddet düzeyi arasında negatif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma bulguları yurtiçinde ve yurtdışında gerçekleştirilen benzer çalışmalarla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Şiddet, aile içi şiddet, çocuğa yönelik şiddet, dindarlık,

Yasemin Davarcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Duygular ve din duygusu

İnanç hissinin insanda belirmesine eşlik eden duygu ve heyecanlar olarak ifade edilebilen dinî duygular, bireysel dinî yaşayışın karakterinin belirlenmesinde önemli rol oynarlar. Duygu ve heyecanlar, dinsel yaşayışa yön verirken, dinsel yaşayış da bireyin duygu dünyasında geniş yer kaplamaktadır. Temel duygu ve heyecanlar, dinî tecrübelerle birlikte ortaya çıktıklarında, bu yönde bir karakter kazanmaktadır. Bu çalışmada "inancın duygusal bir karakter taşıyıp taşımadığı" ve din duygusunun insandaki kökenlerine dair sorulara cevap aranmaktadır. Aynı zamanda temel duygu ve heyecanların "dinî" boyut kazanmasındaki etkenlere yer verilmektedir. Bu bağlamda Psikoloji literatüründe yapılan çalışmalar incelenmiş ve kutsal metinlerde geçen bazı duygu unsurlarına yer verilmiştir. Sonuç olarak insanın yüce bir varlığa inanmaya yatkın bir yapıyla dünyaya geldiği; ancak aile, yetiştirilme tarzı ve eğitim gibi bazı faktörlerle inancın açığa çıkarak belirginleştiği fikri benimsenmiştir. Aynı zamanda, dinî inancın tecrübe edilmesinde duyguların rolüne dikkat çekilmiştir. Dinsel yaşayışta bilişsel, duygusal ve davranışsal süreçler bir arada bulunarak, dinî tecrübelere bütüncül bir anlam kazandırmaktadır.

DinDin psikolojisiDini duygular+3
Ali Koçak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between religious programs broadcast on television and university students' religious attitudes and behaviors: A sample in Adana

The concept of religion is an old-important concept that has been studied by social scientists with many different perspectives since the beginning of social sciences, and religion is one of the most fundamental social institutions. The phenomenon of religion is considered to be constructed on three bases; faith, worship and morality. Very different elements in relation these three bases can be effective. Beside family, religion education schools, institutions, relatives, and friends groups, religious programs broadcast on television channels in recent years have played an undeniable role in religious attitudes and behaviors. The increase in the number of such programs in our country in recent years reveals the fact that people prefer watching religious programs. The basis of our study is to identify whether, or to what extent, television has effects on religion. As to the limitation of topic, more healthy and functional information has been obtained in our study by investigating the effect of religious programs broadcast on television channels on young university students. For this purpose, 440 student questionnaires were administered to the students who were enrolled in the undergraduate faculties at Çukurova University Balcalı Campus. Results of the study show that there is a statistically significant relationship between the state and frequency of watching religious programs and the religious attitudes and behaviors of university students. Findings indicate that religious programs broadcast on television change the religious attitudes and behaviors of university students and increase their religious knowledge. Key words: Religion, student, television, communication, attitude, behavior.

ReligionReligious conductsTelevision+3
Ahmet Turgut Tanrıverdi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe atasözleri ve deyimlerde tanrı kavramına din psikolojisi açısından bir yaklaşım

Genellikle edebiyatın konusu kapsamında değerlendirilmiş olmasına rağmen atasözleri ve deyimler din psikolojisi alanında incelenebilir özelliklere sahiptir. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken şey dini muhtevaya sahip atasözleri ve deyimleri din psikolojisi açısından değerlendirmek olmalıdır. Çünkü din psikolojisi dindar bireyi ele alır ve bu bakımdan atasözleri ve deyimler topluma mal edilmiş olmasına rağmen bireylerin dini duygu, düşünce ve davranışları sonucu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla Türk toplumunun dini bağlamda söylediği her atasözü din psikolojisi bağlamında rahatlıkla çalışılabilir. Bu çalışma, atasözleri ve deyimlerde Tanrı algısı ve tasavvurunun din psikolojik analizinden meydana gelmektedir. Muhtevasında Tanrı, Rab, İlah, Allah, Rahman, Hak ve Rahmet bulunan atasözleri belli bir bütünlük içerisinde incelenip din psikolojisi ile alakalı olarak değerlendirilmeye gayret edilmiştir. Ayrıca Tanrı kavramının Türk toplumunda nasıl bir zemine oturtulduğu ve Tanrı tasavvurlarının din psikolojik bağlamda ne mana ifade ettiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Atasözleri ve deyimler, Allah'ın sıfatları, Tanrı tasavvuru,Tanrı algısı, din psikolojisi.

AlgıAtasözleriDeyimler+6
Halit Kalli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Şehit aileleri, gaziler ve gazi ailelerinde dinî başa çıkma: Adana örneği

Bu çalışmanın amacı şehit aileleri, gaziler ve gazi ailelerinde yaşanılan dinî başa çıkma sürecini anlamak ve açıklamaktır. Araştırmanın örneklemi Adana ilinde ikamet eden 7 gazi, 7 gazi yakını ve 17 şehit yakınından oluşmaktadır. Uygulama aşamasında yarı yapılandırılmış mülakat formları kullanılmış, elde edilen veri içerik ve anlam analizine tabi tutulmuştur. İçerik analizi yapılırken NVivo10 programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların en çok kullandığı kelimeler sırası ile Allah, iyi, zor, sabır ve dua olmuştur. En aktif kullanılan dinî başa çıkma etkinliği dua olup, yaşanan tecrübeyi anlamlandırma konusunda imtihan inancı önemli rol oynamıştır. Şefaat inancı, sabır ve empatik destek olumlu dinî başa çıkmada ön plana çıkan etkinlikler olurken, sosyal desteğe travma ilk yaşandığında daha çok ihtiyaç duyulmakta, zamanla hem ihtiyaç azalmakta hem de sosyal desteğin sağlanması güçleşmektedir. Uzmandan psikolojik ve psikiyatrik destek alma her üç grupta da yetersiz olarak görünmektedir. Bu da yaşanan travmanın yıkıcı etkisinin daha uzun ve kalıcı olmasına neden olmaktadır. Şehit ailelerinin yaşadıkları yas genel olarak anormal tipte olup hayata uyum sağlamada en başta kardeşler, daha sonra eşler, en son baba ve anneler gelmektedir. Travmanın ilk dönemlerinde olumsuz dinî başa çıkma görülse de bu başa çıkma zamanla biçim değiştirmekte ve duygu odaklı olumlu dinî başa çıkmaya evrilmektedir. Gazilerde travma sonrası sosyal adaptasyon uzun süre almakta, bu noktada başa çıkmada aileden sonra paydaşların oluşturduğu sivil toplum örgütleri en önemli işlevi görmektedir. Gazi yakınlarında şükür diğer gruplara nispetle daha fazla atıf almıştır. En büyük zorluğu gazilerin eşleri yaşarken, onlar en büyük desteği aile büyüklerinden almaktadırlar. Yaşanan travmalar nitelik olarak farklı olmasına rağmen, kullanılan dinî başa çıkma etkinlikleri ve bunların yansımaları ortaktır. Din, başa çıkma sürecinde duygu odaklı ve olumlu yönde katkıda bulunmaktadır.

AileDini başa çıkmaGaziler+1
Nesibe Esen Ateş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Evlilik uyumu-dindarlık ilişkisi: Adana örneği

Bu çalışmanın amacı, evlilik uyumu ve dindarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi, en az bir yıllık evli olan 418 bireyden oluşmaktadır. Veriler demografik bilgi formu, Çift Uyum Ölçeği ve Dinsel Yaşayış Ölçeği ile toplanmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanan evlilikte dinin etkisini hissetme, evlilikteki cinsiyet rolleri, eşe yapılan yüklemeler ve akraba ilişkilerine dair tutum maddelerine de yer verilmiştir. Toplanan veriler Pearson Moment ve Spearman Rho korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA, tek yönlü MANOVA ve çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre evlilik uyumu ve dindarlık arasında pozitif yönde, anlamlı, ancak düşük düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı şekilde dindarlık ve evlilik uyumunun alt boyutları ile evlilik uyumu ve dindarlığın alt boyutları arasında da pozitif yönde, genellikle anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya ait diğer bulgular şu şekildedir: 1. Evlilikte dinin etkisini hissetmeye dair değişkenler ile evlilik uyumu arasında anlamlı bir ilişki vardır. 2. Evlilikteki cinsiyet rolleri, eşe yapılan yüklemeler ve akraba ilişkilerine ait değişkenlerle hem evlilik uyumu hem de dindarlık arasında anlamlı bir ilişki vardır. 3. Erkeklerin evlilik uyumu, kadınlara göre daha yüksektir. 4. Görücü usulü ve isteyerek evlenenlerin dindarlık düzeyi, tanışarak evlenenlere göre daha yüksektir. 5. Evlilik yaşı arttıkça evlilik uyumu artmakta, dindarlık ise azalmaktadır. 6. Eşle yaş farkına dair bazı gruplar, evlilik uyumu açısından farklılaşmaktadır. 7. Evlilik süresi arttıkça dindarlık artmaktadır. 8. Çocuk sayısı ve planlanan çocuk sayısı arttıkça dindarlık artmaktadır. 9. Çalışan erkeklerin evlilik uyumu, çalışan kadınlardan daha yüksektir. 10. Çalışmayan kadınların dindarlık düzeyi, çalışan kadınlardan daha yüksektir. 11. Eşi çalışmayan katılımcıların evlilik uyumu, eşi çalışan katılımcılara göre daha yüksektir. 12. Eşi çalışmayan erkeklerin evlilik uyumu, eşi çalışmayan kadınlara göre daha yüksektir. 13. Geliri eşinden az olan kadınların dindarlık düzeyi, geliri eşinden fazla olan kadınlara göre daha yüksektir. 14. Evlilik öncesi cinsel tecrübe yaşamayanların dindarlık düzeyi, evlilik öncesi cinsel tecrübe yaşayanlara göre daha yüksektir. 15. Evlilik öncesi cinselliği onaylamayanların dindarlık düzeyi, evlilik öncesi cinselliği onaylayanlara ve kararsızlara göre daha yüksek, evlilik öncesi cinselliği onaylayanların dindarlık düzeyi de kararsızlara göre daha yüksektir. 16. Evlilik dışı cinsel tecrübe yaşamayanların hem evlilik uyumu hem de dindarlık düzeyi, evlilik dışı cinsel tecrübe yaşayanlara göre daha yüksektir. 17. Evlilik dışı cinsel tecrübeyi onaylayanlar ve onaylamayanların dindarlık düzeyi, kararsızlara göre daha yüksektir. 18. Anne-babanın evliliğine ait mutluluk düzeyi arttıkça hem evlilik uyumu hem de dindarlık artmaktadır. Ortaya çıkan bu araştırma bulguları ilgili literatür bağlamında tartışılmış ve yorumlanmış, ileride yapılacak çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

AdanaDin psikolojisiDindarlık+2
Ahmet Rifat Geçioğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Manevi danışmanlık ve varoluşçu psikoterapi

Bu çalışmada, manevi danışmanlık ile varoluşçu psikoterapinin araştırılması ve incelenmesi hedeflenmektedir. Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve sınırlılıkları ifade edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde manevi danışmanlığın ne olduğu, neden ihtiyaç duyulduğu, tarihsel gelişimi ve uygulama alanları şimdiye kadar yapılan çalışmalardan da yararlanılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde varoluşçu psikoterapi ile ilgili kaynaklar taranmış ve mevcut psikoterapi modelleri içerisinde bireyin "Aşkın Güç" ile olan ilişkisini yorumlama konusunda uygun olup olmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, ilk üç bölümde araştırılan konular arasındaki bağlantılar ortaya konulmaya çalışılmıştır.

DanışmanlıkDanışmanlık hizmetleriDini danışmanlık+4
Hişyar Dilan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an kıssalarında bahsedilen kadınların duygu ve düşünce yansımaları

İnsan maddi ve manevi varlığıyla özellikle de iç dünyasını ifade eden ruhsal yaşantısıyla çok yönlü karmaşık bir yapıya sahiptir. Onu diğer varlıklardan farklı ve değerli kılan akıl, irade, düşünce ve duygu gibi birtakım ruhsal donanımları ve bunların davranışlarla ilişkisi bilimsel araştırmalara konu olmuştur. Bu bağlamda bilimsel verilerin yanında ilahi kaynaklı dini metinlerin içerikleri de önemli bir inceleme alanı oluşturmaktadır. Biz bu çalışmada İslam dininin temel kaynağı Kur'an-ı Kerim'de yer alan ve insan psikolojisini anlamada önemli bir fonksiyonu olduğunu düşündüğümüz kıssalar üzerinden kadınların ruh dünyalarını anlamaya ve anlamlandırmaya yönelik bir araştırma yaptık. Kıssalarda bahsi geçen kadın karakterleri inceleyip onların davranışlarına etki eden düşünce ve duygu unsurlarını tespit etmeye çalıştık. Kavramsal zeminde insana özgü yaşamın duygu, düşünce ve davranış boyutlarının birbirini dönüşümlü olarak etkileyen örüntülü bir yapıda olduğu ve şartlara göre birbirini tetiklediği fikri benimsenmiştir. Ruhsal yapıda erkeklerin mantıksal, kadınlarınsa duygusal yönlerinin ağır bastığı ileri sürülmüştür. Kıssalarda bahsi geçen kadınların öne çıkarılan tutum ve davranışları incelendiğinde psikolojik arka planda onları besleyen birçok duygu ve düşünce unsurlarının yer aldığı görülmüştür. Kadınların dini tecrübe ve yaşayışlarında duygu faktörünün oldukça etkili olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kur'an kıssaları, Kadın psikolojisi, Duygu, Düşünce, Tutum, Davranış

DuyguKadınlarKur'an-ı Kerim+3
Ayşe Zenbilci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinde dindarlık ile kişilik arasındaki ilişki üzerine bir araştırma (Şanlıurfa örneği)

Bu araştırmanın amacı, 13-18 yaş arasındaki öğrencilerin dindarlık düzeyleri ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve bunu bazı değişkenler açısından incelemektir. Genel tarama modelinde olan bu araştırmanın verileri, "Hacettepe Kişilik Envanteri (HKE)", "Dinsel Yaşayış Ölçeği (DYÖ)" ve geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini, Şanlıurfa il merkezi ve merkeze bağlı bazı ilçelerin (Siverek, Akçakale ve Halfeti) genel liseler, imam-hatip ve meslek liseleri ile Siverek merkez ortaokullarında eğitim-öğretim gören öğrenciler; örneklemini ise bu okullarda okuyan 931 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin analizinde, normalliğin sağlandığı durumlarda t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Normalliğin sağlanmadığı durumlarda ise iki değişken arasında farklılık olup olmadığını öğrenmek için Mann-Whitney U testi, ikiden fazla değişken arasında farklılık olup olmadığını öğrenmek için Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Ayrıca normalliğin sağlanmadığı durumlarda ve iki değişken arasındaki ilişkiyi öğrenmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonun bir alternatifi olan korelasyon tekniklerinden Spearman kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre, öğrencilerin dindarlık ile nevrotik eğilim, psikotik belirti, aile ilişkileri, sosyal normlar, anti-sosyal eğilimler, kişisel uyum, sosyal uyum ve genel uyum puanları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilirken; dindarlık ile sosyal ilişkiler, kendini gerçekleştirme ve duygusal kararlılık puanları arasında herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Bununla birlikte inanç ile kişisel uyum, ibadet ile kişisel uyum, din-önem düşüncesi ile kişisel uyum ve öznel dindarlık algısı ile kişisel uyum arasında negatif; inanç ile sosyal uyum, ahlâk ile sosyal uyum, ahlâk ile genel uyum ve ibadet ile sosyal uyum arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Din, dindarlık, kişilik, ergenlik

DindarlıkErgenlerKişilik+3
Mehmet Emin Kalgı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinde dinî hayat ile kaygı ve yalnızlık arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Mersin örneği

Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinde dinî yaşayış ile kaygı ve yalnızlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın örneklemi Mersin ilinin farklı liselerinde öğrenim gören öğrenciler arasından tesadüfî örneklem yoluyla ulaşılan 204'ü kız; 227'si erkek olmak üzere toplam 431 öğrenciden oluşmaktadır. Uygulama aşamasında anket formları kullanılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Anketi, Dinsel Yaşayış Ölçeği, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve UCLA Yalnızlık Ölçeği ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20 paket programı ile analiz edilmiştir. Aynı zamanda toplanan veriler, korelasyon tekniği, bağımsız gruplar için t Testi, tek yönlü ANOVA ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre kaygı ile dindarlık arasındaki ilişki, her zaman pozitif veya negatif yönde değildir. Bazı durumlarda din, kaygıyı azaltırken bazı durumlarda ise kaygıyı artırmakta ya da ona herhangi bir etkide bulunmamaktadır. Dinin kaygı üzerinde pozitif ya da negatif etkide bulunması özellikle bireyin dini nasıl algıladığı ve onu nasıl içselleştirdiği ile ilgili bir durumdur. Zira içe dönük dindarlarda dinin kaygıyı azalttığı tespit edilirken, dışa dönük dindarlarda dinin kaygıyı arttırdığı tespit edilmiştir. Benzer biçimde yalnızlık ile dindarlık arasındaki ilişkiye baktığımızda da, bazen dinin ergen yalnızlığını hafiflettiğini, bazen de onun yalnızlığına herhangi bir etki yapmadığını görmekteyiz. Ergenin içinde yetiştiği çevre, kültür veya onun dini algılayış biçimi gibi faktörler pozitif yönde ise din onun yalnızlığını hafifletmekte, bunun tersi durumunda ise din, onun yalnızlığına nötr ya da negatif yönde etkide bulunmaktadır.

DindarlıkDini hayatErgenler+5
İlyas Pür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin Tanrı tasavvuru ile değer yönelimleri arasındaki ilişki üzerine bir araştırma: Yalova örneği

İnsanın yaşam serüvenine başlaması ile birlikte, aşkın bir varlığa (Tanrı'ya) inanma ihtiyacı onunla beraber zuhur etmiştir. Her ne kadar yaşam döngüsü içerisinde, aşkın varlığın adı değişiklik gösterse de insan için yeri ve ehemmiyeti hiç değişmemiştir. Son zamanlarda birçok bilim insanı ve araştırmacı tarafından, Tanrı tasavvuru ile değerlerin insan yaşantısı ve davranışlarına etkisi daha yoğun bir şekilde araştırılmaktadır. Buradan yola çıkarak; çalışmamızın temel amacı, Yalova örneği üzerinden, lise öğrenimi gören öğrencilerin Tanrı algısı ve değer eğilimlerini ortaya koymak, Tanrı tasavvuru-değer yönelimleri ile demografik değişkenler arasındaki ilişkileri incelemektir. Çalışmamızda ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada 494 kişilik örneklem grubuna Tanrı Algısı ölçeği ile Schwartz Değer ölçeği uygulanmıştır. Veri analiz çözümlerinde korelasyon, t-testi ve çoklu doğrusal regresyon kullanılmıştır. Çalışmamız; Tanrı algısı ve değer yönelimleri adı altında, iki başlık üzerine kurulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin Tanrı algısı (genel Tanrı algısı ile sevgi ve merhamet yönelimli Tanrı algısı); Anadolu Lisesi öğrencilerinin Tanrı algısından daha yüksektir. Anne-baba eğitim düzeyi düştükçe; öğrencilerin, genel tanrı algısı ile sevgi ve merhamet yönelimli Tanrı algıları artmaktadır. Değer yönelimlerinde, erkeklerin en çok önemsediği değer hazcılık; kızların ise özyönelim, evrenselcilik, iyilikseverlik ve güvenlik değerleridir. Hazcılık değeri; Anadolu Lisesi öğrencilerinde, İmam Hatip Lisesi öğrencilerine göre daha yüksektir. Güç, başarı, geleneksellik, uyma/itaat, güvenlik ve dindarlık değerleri İmam Hatip Lisesi öğrencilerinde, Anadolu Lisesi öğrencilerine göre daha yüksektir. Anne eğitim düzeyi arttıkça, dindarlık değer eğilimi azalmaktadır. Baba eğitim düzeyi arttıkça; dindarlık, geleneksellik, uyum/itaat yönelimleri azalmaktadır. Tanrı algısı ve değer ilişkisine bakıldığında; öğrencilerin genel Tanrı algısı arttıkça; güç, başarı, evrenselcilik, iyilikseverlik, geleneksellik, uyum/itaat, güvenlik ve dindarlık eğilimleri artmakta; hazcılık değeri azalmaktadır. Sevgi ve merhamet yönelimli Tanrı algısı arttıkça; güç, başarı, evrenselcilik, iyilikseverlik, geleneksellik, uyum/itaat, güvenlik, dindarlık ve uyarılım eğilimleri artmaktadır. Korku ve ceza yönelimli Tanrı algısı arttıkça; güç, hazcılık, uyarılım, dindarlık ve güvenlik değerleri azalmaktadır. Sonuçlar, Tanrı algısı, değer yönelimleri ve Tanrı algısı değer ilişkisi konusunda alanyazında yapılmış çalışmaların bulgularıyla karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır.

Değer orientasyonuDeğerlerLise öğrencileri+3
Çiğdem Asar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yapı ve fonksiyon açısından din psikolojisi

Türkiye'de bir asra yakın süredir bilim dünyasında yerini alan, değişen ve gelişen din psikolojisinin geldiğimiz noktada bir durum değerlendirmesine; varsa eksikliklerin belirlenmesi ile sağladığı kazanımların tespit edilip geliştirilmesine ihtiyacın olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, din psikolojisinin lisans eğitiminde bu dersi alanlar için ne anlam ifade ettiğinin, bu alana ilgi veya ilgisizliğin sebeplerinin, öne çıkan konularının, çağın soru veya sorunları karşısındaki yeterliliğinin, bireysel, toplumsal ve mesleki katkılarının, derslerdeki eksik yönlerinin ve alandan beklentilerin neler olduğunun belirlenmesidir. Araştırmanın örneklemi lisans eğitiminde din psikolojisi dersi alan 159 öğrenci, 46 öğretmen ve 18 imam ile toplam 223 bireyden oluşturulmuştur. Veriler, literatür taraması ve araştırmanın amacına uygun olarak hazırlanmış dört demografik değişken ve 10 açık uçlu sorudan oluşan anket ile elde edilmiştir. Toplanan veriler öncelikle içerik analizi ve kümeleme yapılarak incelenmiştir. Verilerin analizinde frekans ve yüzdeler kullanılmıştır. Araştırmada ulaştığımız bulgulara göre, din psikolojisi denince katılımcıların aklına %29,6 (f=66) oranında "dini duygu, düşünce ve davranışları inceleyen bilim dalıdır" ve %26,5 (f=59) oranında "İnsan-din ilişkisini inceler" ifadeleri gelmektedir. Din psikolojisi, örneklemin %76,2'sinin (f=170) ilgisini çekmektedir. Alana ilginin en büyük sebebi olarak "İnsanların dini inançlarını anlamayı sağlaması" (%17,5, f=39) saptanmıştır. Din psikolojisinin zorluğu, yabancı terim ve kelimelerin çok fazla olması, fonksiyonunu yerine getirememesi ve yabancı toplumlara hizmet etmesi; kültürümüzün değerlerine uygun olmaması alana ilgisizliğin sebepleri olarak belirlenmiştir. Din psikolojisi derslerinde en çok zihinlerde yer eden konular "Dua ve İbadet", "Dini Tecrübe" ve "Gelişim Psikolojisi ve Din" olarak tespit edilmiştir. Din psikolojisi derslerinde işlenen konuların/tartışmaların %74,4 (f=166) oranında yaşadığımız çağ ve sorunlarına kısmen veya tamamen cevap verebildiği düşünülmektedir. Örneklemin %44,8'i (f=100) din psikolojisi derslerinde işlenmeyen fakat öğrenilmesi gereken konular olduğunu düşünmektedir. Bu konuda katılımcılar özellikle din psikolojisi derslerinde daha fazla örnek ve pratik olması gerektiğini ifade etmektedir. Din psikolojisinin Batı kaynaklı olması konusunda iki baskın görüş elde edilmiştir. Birinci görüş, alanın temellerinin Batı'da atılmış olduğundan bu durumun doğal olduğunu düşünmektedir. "Temelleri Batı'da atılmış olsa da kendimize mâl etmeliyiz" ikinci ve en çok ifade edilen görüştür. "Kendimizi ve hedef kitleyi tanımak", din psikolojisinin en çok ifade edilen bireysel kazanımı olarak belirlenmiştir. "Toplumun dini hayatını kavramak ve bilinçli olmak", alanın önde gelen toplumsal katkısıdır. "Meslek hayatında verimlilik" ise alanın mesleki katkılarının önde gelen kazanımıdır. Örneklemin %51,1'i (f=114) alanın eksiklerinin olduğunu düşünmektedir. Bu oran din psikolojisi dersinin işlenişi, konuları, yöntemi, araştırmaları, araştırmacıları, kaynakları ve süresi gibi pek çok açıdan eksikleri kapsaması sebebiyle doğal karşılanmalıdır. Dersin ezbere dayalı oluşu ve pratik yapılmayışı en çok eksik bulunan nokta olarak belirlenmiştir. Alanın eksiklerine rağmen örneklemin %79,8'i (f=178) alandan beklenti içerisindedir. Din psikolojisinden en büyük beklentiyi "İnsan psikolojisini anlayabilmek" oluşturmaktadır. Katılımcıların %91,0'ı (f=203) alanı gerekli bulmaktadır. Örneklem grubu, %22,5 (f=40) oranında din psikolojisinin insanı ve toplumu anlamamızı sağladığı için gerekli olduğunu ifade etmiştir.

DavranışçılıkDin eğitimiDin psikolojisi+2
Hüseyin Cihat Şahin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ayşe Şasa'nın eserlerinde din algısı ve dinî yaşantı

Ayşe Şasa, Türk sinema dünyasında senarist olarak tanınan ve önde gelen isimlerden biridir. Ayrıca birden çok edebî tür üzerinde eser vermiştir. Bu çalışmamızda, Ayşe Şasa'nın yaşamından ve eserlerinden hareketle din hakkındaki düşüncelerini, Tanrı algısını, dinsel dönüşümüne neden olan unsurları, dinsel dönüşüm sürecini ve sonrası yaşamını ele aldık. Özellikle Şasa'ya dair otobiyografi ve biyografi niteliğindeki eserler incelenerek dinî yaşamının psikolojik olarak tahlil edilmesi amaçlanmıştır. Tespit ettiğimiz bilgilere göre, 40 yaşına kadar asrın getirdiği Batılılaşma ve modernleşmeye göre hayatını yaşamıştır. Yaşadığı bunalım ve arayışlar neticesinde 18 yıl boyunca ruhsal rahatsızlıklarının getirdiği hastalıkla mücadele etmiştir. İbn Arabî'nin "Fusûsu'l-Hikem" adlı eserini okumasıyla Şasa'nın dinsel dönüşüm süreci başlamıştır. İslam ile barışan Şasa, İslam'ı tanımak için dâhil olduğu çevre sayesinde yeni bir kimlik ile Ayşe Şasa olarak ortaya çıkmıştır. Çocukluğundan itibaren fıtrî olarak ait olduğu yeri bulmaya çalışan Şasa, gençlik yıllarında anlam arayışını çeşitli ideolojilerle tatmin etmeye çalışmıştır. Truth kelimesinden hakikate uzanan yolda anlam arayışını tasavvuf ile bulmuştur. Ayrıca Şasa'nın dinsel dönüşümüne neden olan faktörleri; mürebbiyelerin yetiştirme tarzı, anne sevgisinden yoksun oluşu, baba ilgisizliği, ölüm korkusu, Batı'dan nefret etmesi, anlam isteği, zihinsel tatmin, yalnızlık, toplumdan ve aileden dışlanma olarak sıralayabiliriz. Yaşamı boyunca anlam arayışını aktif bir şekilde sürdüren Şasa, aklın ve bilimin anlam arayışında sorularına cevap veremediğini ve bu soruların cevabını İslam inancında bularak hayatını anlamlandırmıştır. Anahtar Kelimeler: Ayşe Şasa, senarist, din, dinî yaşantı, dinsel değişim

BiyografiDinDin anlayışı+6
Ayşe Ceylan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Abdurrahim Karakoç'un eserlerinde din ve dindarlık

Bu çalışma, son dönem Türk halk edebiyatının önemli temsilcilerinden birisi olan şair-yazar Abdurrahim Karakoç'un dinî yaşayışını ve dinî anlayışının eserlerindeki tezahürünü konu edinmiştir. Dinî hayatının, şairin kendi eserleri ve hakkında yazılan biyografilere dayanılarak din psikolojisi açısından analiz edilmesi amaçlanmıştır. Kavramsal çerçevede din ve dindarlık hakkında bilgiler verildikten sonra şairin dinî anlayışı araştırılmıştır. Eserlerine yansıyan dinî tasavvurları din psikolojisine göre analize tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Abdurrahim Karakoç, şiir, şair, din, dindarlık, hermeneutik, tasavvur, dinî yaşayış

BiyografiDinDin anlayışı+7
Selda Alkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahlâkî olgunluk-dindarlık ilişkisi: Adana örneği

Din ile ahlâk arasındaki ideal ilişki, davranışsal düzlemde her zaman karşılık bulmayabilmektedir. Dinî öğretilerin ahlâkî davranışlara aracılık etmesinde, bireylerin dindarlıkları ve çeşitli tutumlarının etkileri söz konusudur. Bu araştırmada ahlâkî olgunluk ile dindarlık arasındaki ilişki incelenmiş ve bu ilişkiyi etkileyebileceği düşünülen çeşitli faktörler araştırılmıştır. Araştırma, betimsel ve nicel desenli olup ilişkisel tarama modeli ile hazırlanmıştır. Araştırma örneklemi, Adana'da görev yapan öğretmenler, imam-hatipler, mühendisler ve Kur'an kursu öğreticilerinden 387 gönüllü katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler, katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin bilgi formu, Ahlâkî Olgunluk Ölçeği, Dinsel Yaşayış Ölçeği ve din-ahlâk ilişkisine yönelik tutumlara ilişkin likert tipi ek sorularla, anket tekniği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS Statistics 22 ile SPSS Amos 24 uygulamalarından yararlanılmıştır. Araştırma sorularına yanıt bulabilmek adına, analiz tekniklerinden Pearson Moment ve Spearman Rho korelasyon analizi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Mann-Whitney U Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal-Wallis H testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Ayrıca dindarlığın ahlâk boyutu ile ahlâkî olgunluk arasındaki ilişkide ibadet boyutunun aracılık etkisini tespit edebilmek maksadıyla SPSS Amos uygulaması ile yapısal eşitlik modellemesi uygulanarak aracılık analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, ahlâkî olgunluk ile dindarlık arasında pozitif yönlü ve anlamlı, orta düzeyde ilişki bulunduğunu göstermektedir. Dindarlık-ahlâklılık ilişkisine yönelik tutumlardan "iki yapının birbirinden bağımsız olduğu" görüşünün ahlâkî olgunluğu %5 oranında negatif yönlü yordadığı görülmektedir. Dahası, dindarlığın ahlâk boyutu ile ahlâkî olgunluk arasındaki ilişkide ibadet boyutunun tam aracılık etkisi göstermesi, dikkat çekici bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sonuçlar, dindarların daha yüksek bir ahlâkî olgunluk ortalamasına sahip olduğunu ve çoğunlukla dindarlıktan bağımsız bir ahlâkî yaşamı onaylamadıklarını göstermektedir. Ayrıca ahlâkî olgunluk hususunda, dindarlığın ibadet boyutunun ahlâk boyutuna göre daha fazla belirleyici olduğu düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Buna dayanarak dindarlık-ahlâkî olgunluk ilişkisini şekillendiren faktörler, farklı örneklem ve yöntemlerle incelenmeli ve muhtemel yeni dindarlık formları dikkate alınmalıdır. Anahtar Kelimeler: Ahlâkî olgunluk, dindarlık, inanç, ibadet, ahlâk psikolojisi.

AdanaAhlakAhlaki değerler+4
Ali Koçak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli mültecilerde kültürel uyum sürecinin dinî ve psikolojik boyutları (Kilis örneği)

Bu tez çalışmasının konusu; ülkelerinde çıkan iç savaş nedeniyle zorunlu olarak göç etmiş ve akabinde Kilis'e gelmiş olan Suriyeli mültecilerin kültürel uyum süreçlerinin ne şekilde ilerlediği, hangi kültürleşme stratejisine yöneldikleri ve psiko-sosyal uyum sürecine etki eden dinî ve psikolojik faktörlerin neler olduğunu belirlemektir. Araştırmamızda nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve durum çalışması yapılmıştır. Buradaki amacımız; gerçek yaşama ve güncel bir duruma ait olan konu hakkında gözlem ve mülakat tekniğine başvurarak o husus ile alakalı derinlemesine bilgi toplamak ve bu bilgiler ışığında değerlendirmeler yapmaktır. Araştırma sonucunda Kilis'te yaşayan Suriyeli mültecilerin, yerel halk ile iyi bir iletişim ve temasının olduğu anlaşılmaktadır. 19 katılımcıdan 18'inin Türkçe öğrenmiş olmasının kültürel uyum sürecine büyük katkı sağladığı gözlemlenmiştir. Kilis'in diğer illere oranla küçük bir şehir olması ve ekonomik açıdan yaşam koşullarının daha iyi olmasının mültecilerin kültürel uyumuna olumlu yönde etki ettiği tespit edilmiştir. İki kültür arasındaki benzerliklerin çok farkların az olması, daha önce kurulan akrabalık ve ticaret ilişkilerinin olması, şehrin muhafazakâr yapısı, insanların çoğunun aynı dine mensup olması ve yerel halkın dinî pratiklere önem vermesi gibi faktörlerin psiko-sosyal uyum sürecinde önemli motivasyon kaynağı olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların yaşadıkları travmalar neticesinde sıklıkla olumlu dinî başa çıkma yöntemine başvurdukları gözlemlenmiştir. 8 katılımcı Türkiye'de kalmak istediğini belirtmiştir. 12 katılımcı ise geri dönmek için Suriye'deki savaşın bitmesini ve ülkelerinin her anlamda refaha kavuşmasını aksi halde geri dönmeyeceklerini ifade etmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere katılımcıların Türkiye'de kalmak istemesinin kültürel uyum sürecinde önemli güdülenme kaynaklarından biri olduğu anlaşılmaktadır. Katılımcıların yaşadığı savaş, ölüm, bombalanma vb. durumların yarattığı travmalar neticesinde ise uyum sürecinin zorlaştığı gözlemlenmiştir. Kültürleşme stratejileri açısından bakıldığında 14 katılımcının entegrasyon stratejisine yöneldiği anlaşılmaktadır. 3 katılımcının ayrılma stratejisine yöneldiği tespit edilmiştir. 2 katılımcı ise Türk vatandaşlığı aldığı için kendilerini Türk gibi hissettiklerini ifade etmiş ve asimilasyon stratejisine yönelmiştir. Marjinalleşme stratejisine ise yönelen olmamıştır. Anahtar kelimeler: Suriyeli, Kilis, mülteci, dinî başa çıkma, kültürel uyum.

Dini başa çıkmaDini değerlerDini olgu+7
Mahmut Metin Türkoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Transpersonel bir unsur olarak zikrin psikolojik ve tasavvufî açıdan incelenmesi

Kalbin, bilincin ve zihnin uyanıklığını sağlayan ve nefsi daha üst mertebelere yönelik evrilmesini sağlayan zikir, tasavvuftaki en önemli sufi pratiğidir. Sufizmin kalbi olarak da görülen zikir farklı dînî geleneklerde farklı şekillerde kendisine yer edinmiş kadîm spiritüel bir uygulama olarak karşımıza çıkmıştır. Perennial felsefeden kök bulan, William James'in fikirleri ile beslenen ve fizikte devrim yaratan kuantum teorisi ile paradigmasını modern bilimle destekleyen transpersonel psikoloji, mâneviyat ve modern ruh bilimini sentezleme gayreti ile insanın aşkın boyutunu, mistik deneyimlerle ortaya çıkan doruk deneyimleri psikolojinin inceleme alanına dahil ederek, modern psikolojinin alanını genişleterek insanı holistik olarak incelemeye çalışmıştır. Zikir gibi spitiritüel pratiklerin insanın bilincini dönüştürmede ve geliştirmede önemli yöntemler olduğunu iddia eden transpersonel psikoloji, psikolojide tabu olarak görülen bilince dair çalışmaları ile bilincin gündelik bilinç ile sınırlı olmadığını ortaya koyarak psikolojiye farklı bilinç halleri kavramının girmesini sağlamıştır. Bu çalışmada zikir uygulamasının transpersonel psikoloji çerçevesinde ele alarak zikrin bilinci dönüştürücü etkisini irdeleyerek transpersonel psikoloji ve sufizm arasındaki bağı ortaya koyduk ve aralarındaki müşterek olguları ortaya ele aldık. Hem transpersonel psikolojinin hem sufizmin insanın aşkın varlık olduğunu vurguladığını, aşkınlığın insanın evrensel insan olma yolunda önemli bir etken olduğunu, insanın içine sıkıştığı modern dünyanın dayattığı varoluşsal kalıptan kurtulabilmesi, kendini aşması ve ruhsal-fizyolojik açıdan iyi oluşu için zikir önemli bir yöntem olduğunu elde ettiğimiz verilerle ortaya koyduk. Anahtar Kelimeler: Zikir, sufizm, transpersonel psikoloji, bilinç, perennial felsefe, sufi psikolojisi.

Din psikolojisiPsikolojiPsikolojik analiz+4
Sultan Akçiçek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tanrı'ya bağlanma ile dinî başa çıkma ilişkisi

Bu çalışmanın amacı, bireylerin Tanrı'ya bağlanma stilleri ile dinî başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel desen ve ilişkisel tarama modeline göre tasarlanmış olan araştırmanın örneklemi, Çukurova Üniversitesi'nin çeşitli fakültelerinde eğitim alan 564 öğrencidir. Araştırmada, sosyodemografik değişkenler için Kişisel Bilgi Formu; Tanrı'ya bağlanma stilleri için Tanrı'ya Bağlanma Envanteri (TBE); dinî başa çıkma tarzları için ise Dinî Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (DBTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde; t-test, ANOVA, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon ve çoklu karşılaştırma testlerinden LSD analizleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Tanrı'ya güvenli bağlanma ile olumlu dinî başa çıkma arasında yüksek düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki; Tanrı'ya güvenli bağlanma ile olumsuz dinî başa çıkma arasında düşük düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tanrı'ya kaygılı bağlanma ile olumsuz dinî başa çıkma arasında yüksek düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki bulunurken; Tanrı'ya kaçınmacı bağlanma ile olumsuz dinî başa çıkma arasında orta düzeyde, pozitif yönde, anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Tanrı'ya kaygılı bağlanma ve kaçınmacı bağlanma ile olumlu dinî başa çıkma arasında negatif yönde bir ilişki olsa da, bu ilişkiler anlamlılık düzeyinde bulunmamıştır. Ortaya çıkan sonuçlar literatür çerçevesinde yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma, Tanrı'ya Bağlanma, Başa Çıkma, Dinî Başa Çıkma

BağlılıkBaşa çıkmaDin felsefesi+4
Leyla Şen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortopedik engellilerde dinî başa çıkma: Hatay örneği

Bu çalışmanın amacı, engelli bireylerin dinî başa çıkma süreçlerini tespit etmek ve anlamaktır. Araştırmanın çalışma grubu, Hatay ili merkez ve ilçelerinde ikamet eden ortopedik engelli 9 Hristiyan (Ortodoks) ve 18 Müslüman (7 Alevi/Nusayrî ve 11 Sünnî) katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılarla görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, veriler içerik analizi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcıların görüşmelerde en çok Allah, sabır, dua, kader, kısmet, şükür, zor kelimelerini kullandığını ortaya koymuştur. Başa çıkılması çok zor bir travmatik durum ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden katılımcılar için başta aileleri olmak üzere arkadaş ve diğer gruplardan gelen sosyal ve dinî–manevî destek, engellerinin yarattığı travmalarını aşmalarında kilit rol oynamıştır. Travmanın yaşandığı ilk zamanlarda bilhassa aile fertlerinden gelen destek onları hayata bağlamıştır. Aile fertleri arasında ise anneleri ve annelerinin çabaları özellikle vurgulanmakta ve takdir edilmektedir. Evli ve bilhassa annesi ölmüş katılımcılar, anneleri ile beraber eşlerinin desteğini, kardeş, baba ve diğer geniş aile fertlerinin desteğine göre daha çok dile getirmişlerdir. Katılımcılar, çekirdek ve geniş aile desteği ile beraber engelliler dernekleri, mahalle, iş arkadaşları ve komşuları ile beraber sivil toplum kuruluşlarından oluşan diğer sosyal çevre desteklerine de oldukça önem vermektedirler. Tüm gruplar arasında en sık başvurulan dinî başa çıkma eylemi duadır. Duaların temel motifi daha kötüsüne düşmemektir. Sabır ve daha kötüsüne düşmemek için varolan hâline şükretmek de sıklıkla başvurdukları dinî başa çıkma eylemlerindendir. Engellerinin nedenini anlamlandırmalarında kader, imtihân ve çekilen sıkıntıların öteki dünyada karşılığını alacakları inancı temel rol oynamıştır. Bu süreçte psikolojik destek almak, katılımcıların engelliliklerinin ilk, orta ve ilerleyen süreçlerinde başvurmaya gerek duymadıkları ya da nadiren başvurduğu bir başa çıkma biçimi olmuştur. Nadiren alınan psikolojik desteğe rağmen, katılımcıların travmatik engellilik süreçleri genellikle kalıcı olmamış, bu süreç çoğunlukla engellilerin sorunlarını kabul etme, geleceğe dönük daha pozitif düşünceler geliştirme gibi yaklaşım ve engelliliklerinin yarattığı sorunlarla mücadele etme için çabalama eylemleri ile sonuçlanmıştır. Hristiyanlarda duadan sonra en çok atıf yapılan dinî başa çıkma etkinliği kader inancı ve mucize beklemek iken, Sünnîlerde kader, imtihân, engelini hayra yorma ve tevekkül motifleri dikkat çekmiştir. Alevi/Nusayrî katılımcılar ise dinî-manevî başa çıkma etkinlikleri ile beraber dinî olmayan etkinlikleri de vurgulamışlardır. Alevi/Nusayrîlerde engelin nedenine yönelik kader olduğu inancıyla beraber katılımcıların geçmiş hayatlarında (reenkarnasyon) günah işlemiş olabileceklerinden dolayı engelin bir cezalandırılma ve bedel olduğu inancı, Hristiyan ve Sünnî gruba göre daha fazla dile getirilmiştir. Aleviler de ayrıca Tanrı'nın ibret için kendilerini engelli yaratmış olabileceği motifi dikkat çekmiştir. Alevi/Nusayrîler, Sünnî ve Hristiyan gruplara kıyasla engellerini tıbbi sebepler ile daha fazla açıklamışlardır. Yine Alevi/Nusayrîler tıbben geliştirilecek bir tedavi ile engellerinden kurtulabileceklerini de daha fazla ifade etmişlerdir. Sünnîler, engellerinin nedenlerini kadere en çok bağlayan ve mucize beklentisi olmayan ya da çok az olan ve tıbbi desteği en az vurgulayan kesimdir. Hristiyanların daha çok seven-koruyan tanrı tasavvuruna sahip oldukları ve aynı zamanda duygu odaklı olumlu dinî başa çıkmaya Sünnî ve Alevi/Nusayrî gruba nispeten daha çok atıfta bulundukları ortaya çıkmıştır. Katılımcı kesimler arasında Sünnîler, duygu ve problem odaklı başa çıkma stratejilerinin herikisine birarada en fazla başvuran grup olmuştur. Engelliliğin ilk yıllarında isyanlarla kendisini gösteren olumsuz dinî başa çıkma aktiviteleri, engelliğin anlamlandırılmasından ve kabullenilmesinden sonra yerini olumlu dinî başa çıkma aktivitelerine bırakmıştır. Katılımcılar travmalarının ilerleyen yıllarında olumlu dinî başa çıkma aktivitelerine daha fazla başvurmuşlardır. Hristiyanların hemen hemen tamamı ise bu travmatik yaşam olayının etkilerine karşı halen mucize beklentisi içerisinde olduğundan dolayı duygu odaklı başa çıkmaya diğer iki kesime göre daha fazla başvurmaya devam etmektedir. Engellilerin travmalarının nitelikleri bireyden bireye değişmekle birlikte, başvurulan dinî başa çıkma unsurları, aktiviteleri ve yansımaları benzerdir. Din, başa çıkma sürecinde genel başa çıkmanın parçası, ürünü ve yardımcısı olmakta ve dolayısıyla olumlu yönde katkılarda bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Başa çıkma, dinî başa çıkma, Hatay, engel, ortopedik engel.

AlevilerBedensel engellilerDini başa çıkma+5
Ebru Güngör
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Other supervisors