Theses supervised by Prof. Dr. Esma Şimşek

27 theses · Fırat University

DoctorateOpen AccessTR

Türk halk edebiyatında anne motifi

Edebiyatımızın yaşayan bir dalı olan Türk halk edebiyatı değişim ve yeniliklere ayak uyduran dinamik bir yapıya sahiptir. Ait olduğu toplumu yansıtan Türk halk edebiyatı; zengin ürün çeşitliliği ile toplumun gelenek ve göreneklerini, kültürünü, inanç ve değerlerini kuşaktan kuşağa aktaran bir köprü işlevi görmektedir. Bir taraftan yalın ve açık bir dille toplumun her kesimine hitap eden Türk halk edebiyatı ürünleri aynı zamanda sembollerle örülü derin anlamları ihtiva etmektedir. Bu ürünlerde yer alan birçok unsur, başka bir anlamı ifade etmede bir araç, sembol olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple Türk halk edebiyatı ürünlerini tam olarak anlayabilmek ve verdiği mesajları gelecek kuşaklara aktarabilmek; görünenin arkasındaki manayı çözebilmeyi ve bu ürünleri farklı bakış açılarıyla okumayı gerekli kılmaktadır. Bir canlıyı dünyaya getirebilme yetisiyle insanlık tarihinin başlangıcından bugüne dek değerini ve önemini koruyan hatta dünya hayatı sona erinceye kadar bu değer ve öneminden bir şey kaybetmeyecek olan anne ise toplum ve kültür için oldukça kıymetli olan halk edebiyatı ürünlerinde oldukça mühim bir yere sahiptir. Olumlu ve olumsuz özellikleriyle hemen her metinde yer alan anne, yalnız çocuğu biyolojik olarak dünyaya getiren bir birey değil; çocuğu besleyen, büyüten, koruyan, eğiterek yaşama tutunmasını sağlayan, aile içi ilişkileri düzenleyerek aile birliğini dolayısıyla toplum düzenini koruyan bir güce sahiptir. Aklı, sabrı, cesareti, fedakârlığı ile hem çocuk hem de toplumun geleceğini inşa eden anne; reddeden, iten, ilgi ve sevgiden mahrum bırakan olumsuz özellikleriyle çocuğun dolayısıyla da toplumun kimliği üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. En eski dönemlerden beri Türk topluluklarında kutsal kabul edilip saygın bir konuma oturtulan anne; dinî, psikolojik, sembolik ve daha birçok açıdan değerlendirilebilecek çok yönlü ve zengin bir motiftir. Çok yönlü ve detaylı bir araştırmayı gerektiren bu çalışma sonucunda Türk halk edebiyatının hemen her türünde yer alan annenin birey ve toplum üzerinde oldukça etkili olduğu, yalnız biyolojik (fiziksel) bir varlık olmanın ötesinde kolektif hafızada bir arketip ve sembol olarak da derin anlamlar taşıdığı tespit edilmiştir.

Sevim Çiftçi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tunceli yöresi geleneksel oyun ve eğlenceleri

Oyunlar; genellikle çocuklar bazen de yetişkinler tarafından eğlenmek, hoş vakit geçirmek amacıyla ortaya konan kendine has kuralları ve eğitici yönü olan eylemlerdir. Özellikle oyunlar çocukları toplumsal bir düzene hazırlamak, onlara bazı kuralları öğretmek, onların yeni bir kavramı ve olguyu içselleştirmelerini sağlamak için oynanır. Oyunlarda gönüllülük, isteklilik esastır. Her oyunun kendine has yapısı ve kuralları vardır. Çocuk oyunları; çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal yönlerini geliştiren eylemler ve küçücük dünyalarında onlara yeni ufuklar açan rehberlerdir. Oyunların kökenine doğru gidildiğinde Şamanizm'e kadar dayandığı görülür. Oynanan her oyunun kendi kuralları olduğu gibi bir de oynandığı coğrafya içinde kendine has ritüelleri vardır. Tunceli yöresi gerek coğrafi şartları gerek zorlu iklim koşulları gerekse daha kapalı (göç almayan) bir toplum olması sebebiyle çocuk oyunlarının fazlaca oluştuğu ve günümüze kadar çok değişmeden devamlılığını koruduğu yörelerden biridir. Halk oyunları/dansları; ülke, bölge, yöre veya şehirlerin gerek kullanılan müzik aletleri, gerek figürleri, gerek kıyafetleri ile toplumsal yapısını içinde taşıyan en güzel kültürel zenginliklerinden birisidir. Türk halk oyunlarının geneline bakıldığında Orta Asya ve İslam kültürünün etkisinde oluştuğu görülmektedir. Çocuk oyunlarında olduğu gibi halk danslarının da kökeni Şamanizm'e kadar götürülür. Şaman kültürünün ve tabiat kültünün hâlâ tazeliğini koruduğu Tunceli ilinde halk dansları önemli bir yere sahiptir. Hem yarım ay veya daire şeklinde çekilen halaylar hem de semahlar Tunceli halkının inançlarından izler taşıdığını gösterir. Bunun yanında halk oyunları, insanların yaşamış oldukları bölgelerdeki yaşam tarzlarını da yansıtırlar. Coğrafi şartlar, yetiştirilen ürünler, o yöreye has hayvanların figürleri, aşklar, ağıtlar halk oyunlarında kendine yer bulmaktadır. Köy seyirlik oyunları; insanoğlunun tabiatla, evrenle ve birbirleriyle olan mücadelelerinin, dünyayı anlamlandırma çabalarının sonucu oluşmuş teatral oyunlardır. Şamanizm ve mitoloji beşiğinde ortaya çıkmış ve günümüze kadar ulaşmıştır. Beşikten başlayan erginleşme yolculuğunda, uğradığı her toplumun kültürünü, inancını, sosyal hayatını yanına alarak küçük bir kartopuyken bir çığa dönüşerek yoluna devam etmiştir. Köy seyirlik oyunları kültürel bir zenginlik olmasının yanı sıra toplumu eğitme ve düzene sokma, bilgilendirme, yönlendirme konularında önemli bir göreve sahiptir. Tunceli bölgesi köy seyirlik oyunları geçmişle bugün arasında köprü kuran; eski halk inançlarının, inanışlarının, yaşam biçimlerinin bugüne taşındığı oyunlardır. Farklı etnik ve sosyal grupların bir araya gelmesi sonucu oluşan topluluğa yurt olmuş Tunceli, kültürel kodlarında aynı zamanda birçok inancın ve inanışın da izlerini taşır. Tüm bu farklılıklar ışığında Şamanizm'in ve eski Türk inanışlarının izleri de halk bilimi ürünlerinde görülmektedir. Ancak çeşitli nedenlerle Tunceli'nin ahenkli yapısının ortaya konduğu kültürel miras gün yüzüne henüz tam olarak çıkarılmamıştır. Yazılı çalışmalar sınırlı sayıda kalmıştır. Son yıllarda Tunceli'de yoğunlaşan derleme çalışmalarıyla bu problem ortadan kaldırılmaktadır. Bu çalışmada, Tunceli kültür mozaiğinin parçaları olan çocuk oyunları, halk dansları ve köy seyirlik oyunları saha çalışması yapılarak kaynak kişilerden derlenmiş, hepsi kendi içinde değerlendirilmiş ve incelenmiştir. Çalışmayla unutulmaya yüz tutmuş bu zengin mirasın gelecek kuşaklara aktarılmaya çalışılması amaçlanmıştır. Vatanın ve milletin devamlılığı için gelecek nesillere bırakılacak en güzel miras kendi ata kültürleridir. Anahtar Kelimeler: Tunceli, Çocuk Oyunları, Halk Dansları, Köy Seyirlik Oyunları, Eğlence

Tunceli
Özlem Kılıç
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu masallarından hareketle çocuk bilinçaltına yolculuk

Anadolu masalları, Anadolu insanının yüzyıllardır biriktirdiği hayallerinin, ümitlerinin, yaşadıklarının, pratik zekâlarının, duygularının ve karakterlerinin sembolik bir dışavurumudur. Masallar, tıpkı rüyalar gibi bilinçaltının uyarılarına kulak verir; ancak bunu bilincin gerçeklik algısıyla değil sembollerin sınırsız imkânlarıyla yapar. Anadolu masalları, sadece bir kültürel miras değildir. Sahip olduğu yoğun sembolik anlatım, etkileyicilik ve etik değerlere olumlu yönlendirmeleri bu masalların işlevsel olarak kullanımına fırsat vermektedir. Psikoloji biliminin sağlamış olduğu imkânlardan da faydalanarak bu masallar, geleceğimiz olan çocukların olumlu yönlendirilmelerine katkı sağlayabilir. Bu çalışmada gerçekleştirdiğimiz uygulamalarla bu durumun mümkün olduğu, Anadolu masallarını kullanarak hem çocukların var olan ruhsal durumu hakkında bilgi edinilebileceği hem de çocuklara olumlu yönlendirmeler yapılabileceği gösterilmiştir.

Anadolu halk masallarıBilinçaltıMasallar+2
Kader Temir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu masallarında "Erkek" tipi

Halk edebiyatının sözlü anlatıma dayanan türleri arasında yer alan masal, Türk halk kültürünün en zengin, en değerli ürünlerinden biridir. Geçmişin izlerini, yaşanmışlıklarını, kültürünü ortaya çıkarabilmek için başvurulacak kaynakların başında masal gelir. Masallarda, satır aralarına gizlenmiş sırlar, öfkeler, hayaller, umutlar, aşklar kendisini keşfedecek dinleyicilerini bekler. Türk kültürü ve edebiyatı açısından çok önemli olan masallar üzerine bugüne kadar pek çok araştırma yapılmıştır. Genellikle derleme metoduyla yapılan çalışmalar, masallar üzerine yapılabilecek alternatif çalışmalara temel oluşturmuştur. Masallarda kadınlar üzerine pek çok çalışma yapıldığı görülmüştür. Bu durum erkeklerin hangi özellik ve rollerle masallarda yer aldığı konusunda merak unsuru oluşturmuştur. Bu nedenle çalışmada, Türk kültürüne hizmet edebilmek için masallarda yer alan erkek tipleri incelenmeye çalışılmıştır. İncelenen masallar derleme yoluyla elde edilen masallar arasından seçilmiştir. Bu masallarda erkeklerin olumlu ve olumsuz olarak hangi özelliklerle yer aldığı, erkeklerin temsil ettiği tipler, ideal erkeğin fiziki, zekâ olarak nasıl yer aldığı, erkeğin doğumuyla başlayıp evlenme şekline dayanan serüveni, kadın ve erkeğin karşı karşıya kaldığı durumlar tespit edilmeye çalışılmıştır.

AnadoluErkeklerHalk edebiyatı+4
Ceyda Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk halk edebiyatında siyaset

Halk edebiyatı, milletin sahip olduğu birikimini, karakterini ortaya koyan ve geleceğini inşa etmesini sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Bu bakımdan halk edebiyatı, milletin aslî karakterini teşkil etmektedir. Yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenen, belirli kuralları olan, kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar ulaşan değerlerin oluşturduğu Türk halk edebiyatı; her dönem, hem yazılı hem de sözlü gelenekte yaşatılmaktadır. Türk halk edebiyatı ürünlerinin özünde bağlı bulunduğu kültüre ait örnek değerler ve ahlak anlayışı yatmaktadır. Bu anlayış içerisinde din, gelenek ve güncel yaşam gibi unsurların yanında siyaset konusu da önemli bir yer tutmaktadır. Yaklaşık 4000 yıllık bir geçmişe sahip olan Türkler, tarih sahnesine adım attıkları günden bu yana dünyanın dört bir tarafına dağılarak çeşitli isimler altında birçok devlet kurmuşlar ve büyük Türk uygarlığının sosyal yönünü oluşturdukları gibi siyasal yönünü de oluşturmuşlardır. Dolayısıyla Türklerin kurdukları bu devletlerin temelini teşkil eden siyaset anlayışının da çok eski ve köklü bir geçmişi vardır. Asırlar öncesinden günümüze kadar her dönemde önem arz eden siyaset olgusu ve bu olguya bağlı çeşitli disiplinler, Türk halk edebiyatı ürünlerinde oldukça geniş bir şekilde yer almaktadır. Türk Halk Edebiyatında Siyaset adlı bu çalışmanın konusunu, Türk halk edebiyatının geniş kültür havzası içerisinde önemli yer tutan ilk dönem yazılı eserlerinde, halk edebiyatının farklı türlerinden örneklerde ve âşık edebiyatı ürünlerinde siyaset bilimini meydana getiren çeşitli dinamiklere bağlı olarak belirlenen konuların nasıl yansıdığı oluşturmaktadır. Bu bağlamda birbirinden oldukça farklı disiplinler gibi görünen edebiyatın ve siyasetin, esasen Türk kültüründe oldukça bütünleşik bir durumda olduğu anlaşılmaktadır.

Aşık edebiyatıHalk edebiyatıSiyaset+2
Ömer Faruk Elaltuntaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Maniler üzerine tematik bir inceleme

Sözlü ve yazılı kültürün ürünleri olan maniler duygu, düşünce ve arzuların yer aldığı yoğun metinler olup bireyin ve toplumun metinlere yansımış halidir. Türk toplumunun sosyal ve kültürel yapısını yansıtarak kültürel bellek niteliği taşıyan maniler, Türk edebiyatında oldukça geniş yer tutar. Bireyden topluma ve özelden genele bir sarmal oluşturan maniler, psikolojik, felsefi ve sosyolojik derinliği olan canlı ve aktif metinler olarak varlığını sürdürür. Çok yönlü olarak işlevsellik kazanan maniler, sevgiliye olan aşkı, sevgiyi, hasreti, vefayı, sitemi dile getirirken aynı zamanda toplumsal ve ekonomik sıkıntıları, yönetimdeki eksiklikleri anlatarak edebi zevk dışında farklı görevler de üstlenir. Maniler yapı, şekil ve üslup olarak kendine özgü özellikler taşır. Dizeler dikkatle ve özenle seçilerek kurulurken anlam ise, kelimelerin arasına gizlenerek adeta bir şifre özelliği taşır. Üslup bakımından sade ve yoğun dizelerle oluşturulan maniler, halk dilinin özelliklerini taşır. Anlam, kelimelerde gizli olduğu için sembolik öğeler ön plana çıkar. Bu sembolik öğelerden hareketle asıl anlatılmak istenen anlamı ortaya çıkarmak önemlidir. Bu bakımdan maniler, okuyucuya edebi bir tat verirken aynı zamanda derin mesajlar da verdiği için edebiyatımızı süsleyen birer inci niteliği taşır. Çalışma, manilerinin anlamı, tarihçesi, manilerin diğer edebi türlerle olan ilişkisini ortaya koymak ve Anadolu manilerinde yer alan sembollerin analizlerini yaparak tematik bir incelemeyle ortaya çıkarmayı amaçlar. Çalışma kapsamı olarak Anadolu manileri hedef alınmıştır.

AnadoluManilerSembolik değerler+1
Alperen Uluer Yaşar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk halk anlatılarında dev motifi

Kolektif bilinç dışının içerikleri olan halk anlatıları, gerçek ve hayal düzleminde sentezlenen bir dünyanın kapılarını sınırsızca aralar. Bu kapının ardındakiler bilinen/bilinmeyen bir âlemin sembollerle kurulu dünyasından ibarettir. Halk anlatılarında bilinçli ya da bilinçsiz olarak metnin içerisine şifrelenen semboller, kadim zamanlardan modern dönemlere kadar bir milletin zengin kültürünün yansıması olarak çözümlenmeyi beklemektedir. Millet hafızasında şifrelenen bu kültürel kodların çözümlenmesi ile kolektif ruh da evrensel bütünlükte yerini almaktadır. Millî bir sembolden evrensel bir sembole uzanan kültürel kodlardan biri de gerçek ve hayal düzleminde birleşen/bütünleşen devlerdir. Geçmişten günümüze halk muhayyilesinde yaşatılan ve üzerine derin anlamlar yüklenen devler; fiziki, tasavvufi ve felsefi boyutuyla çok geniş perspektifte ele alınabilecek bir semboldür. Makrokozmosta mikrokozmos olan insanoğlu, sembolik yolculuğunda, mitik olan devlerle birlikte yol almaktadır. Halk anlatılarında dev görüntüsünde karşımıza çıkan bu evrensel sembol; oldukça güçlü ve çeşitli anlamlarıyla bilince ulaşmaktadır. Olumlu ve olumsuz yönleriyle farklı varoluş biçimlerine gönderme yapan devler, görünenin dışında görünmeyeni de ruha yansıtan bir semboldür. Bu bağlamda devler, yaşama çok yönlü değer katan, insan hafızasında ve hayatında yol gösterici boyutta sembolik bir göstergedir. Anahtar Kelimeler: Dev, halk anlatıları, sembol, mitoloji, arketip, motif.

DevlerEfsanelerHalk bilimi+5
Serdar Deniz Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tunceli'de geçiş törenleri: Doğum, evlenme ve ölüm

İnsan topluluğunu topluma dönüştüren ve oluşan toplum bilincinin sonraki nesillere aktarımını sağlayan gelenek ve görenekler, kültürün çatısını oluşturmaktadır. Dinî ve büyüsel inançların parçalarından oluşan geçiş dönemi ritüelleri ise geçmişten şimdiye, zamanın seyri içerisinde kimi değişikliklere uğramakla beraber kuvvetini kaybetmeden etkinliğini sürdüren, toplumu kendi etrafında kenetleyen geleneklerimizdir. "Tunceli'de Geçiş Törenleri: Doğum, Evlenme ve Ölüm" adlı bu çalışmada her bireyin hayatında üç önemli eşik olan ve toplumsal ritüellerle sarmalanan doğum, evlenme ve ölüm evrelerinde Tunceli ilinde halk arasında sürdürülen gelenek, görenek ve ritüellerin tespiti yapıldı. Bu gelenek, görenek ve ritüellerde saklı kimi kodların uzandığı inanç, medeniyet ve büyülük uygulamaların sembolik anlamları irdelendi. Tunceli ili geçiş dönemi ritüellerinde İslam kültürü etkisinin beraberinde İslamiyet öncesinde benimsenmiş Budizm, Şamanizm, Manihaizm ve Gök Tanrı inançlarının kalıntıları, eski Mezopotamya uygarlıklarının izleri, zemini arkaik insanın düşünüş biçimine uzanan kimi büyüsel inançların etkilerinin kompleks bir biçimde barındığı tespit edildi. Animizm ve totemizmden İslamiyet'e kadar uzanan inançların kültür ve gelenek üzerinde etkili olduğu, atalar kültü, güneş kültü, ağaç kültü, taş ve kaya kültü, su ve demir kültü, dağ kültünün ritüellerde aktif bir şekilde geleneği yönlendirici ve yapılandırıcı olduğu görüldü. Tunceli'de geçiş ritüelleri, ana hatlarıyla geçmişteki biçimiyle sürdürülüyor olmasına rağmen ilin yerel koşullarından kaynaklanan göç, kırsal yerleşimlerin hızla boşalması ve kentleşme, ekonomik ilişkilenme biçimlerinin farklılaşması gibi faktörler, bu geleneklerde değişimler meydana getirmiştir. Tüm dünyayı etkisi altına alan globalleşme, medya kültürü, tek kutuplu yaşam modeli, büyük aile yapısının çözülerek yerini çekirdek aileye bırakıyor olması, Tunceli'de özelde geçiş ritüelleri üzerinde, genelde bütün bir geleneksel yaşam üzerinde eritici ve aşındırıcı bir etki yaratmıştır. Tüm bu aşınmaya rağmen bu ritüeller, pratik formlar kazanarak etkin bir biçimde işlevlerini sürdürmeye devam etmektedirler.

DoğumEvlilikGelenekler+6
Sibel Taş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk saz şiirinde yergi, ironi ve mizah

Halk şiiri ve onun bir bölümünü oluşturan saz şiiri, Türk halkının hayata bakışını, olay ve olguları değerlendirişini, inancını, duygu ve düşünce yapısını, kısacası bir bütün olarak kendisini yansıtan önemli bir kültür hazinesidir. Bu bağlamda saz şiirinin kökeni, tarihî süreç içindeki gelişimi ve halk edebiyatındaki yeri incelenerek halk kültürünün geçmişten günümüze akseden yönleri tespit edilmektedir. Saz şiiri şekil, muhteva ve estetik ögeleri bakımından değerlendirildiği gibi ayrıca anlamsal katmanının tamamlayıcısı olarak yergi, ironi ve mizah bakımından da irdelenmektedir. Her üç kavramın birbiriyle örtüşen ve birbirinden ayrılan yönleri ortaya çıkarılarak sınırlarının belirginleştirilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca bunlarla yakın bir bağı olan benzer kavramlar, farklı bağlamlardaki kullanım özelliklerini yansıtan somut örnekler aracılığıyla ele alınmakta ve terminolojik bir çerçevede incelenmektedir. Çalışmamızda geçmişten günümüze kadar farklı dönem ve ortamlar dahilinde saz şiirinin zengin yergi örnekleri, ustaca ironik söylemler ve keskin bir zekanın yansıması olan mizahî unsurları incelenip Türk halk kültürü için taşıdıkları önem tespit edilmektedir. Ferdî, içtimaî ve siyasî konular başta olmak üzere inanç, gelenek, aile, ekonomi, tabiat gibi dikkat çeken konular yergi, ironi ve mizah bakımından kayda değer bilgiler sunduğu için bilimsel bir çerçevede değerlendirilmektedir. Saz şiiri aracılığıyla halkın hayatı ve dünyayı algılayış biçimini aksettiren unsurlar; sosyal hayat, din-ahlak, siyaset, yönetim, bürokrasi, ekonomi, aile, kişiler, sevgili, felek, doğa, hayvanlar, ayrılık ve ölüm gibi konular çalışmamızın kapsamı içindedir. Söz konusu başlıklar dahilinde belirlenen ögeler aracılığıyla Türk halkının geçmiş dönemlerden beri şiir dünyasına akseden değerleri göz önüne serilerek günümüz dünyasıyla örtüşen ve ondan ayrılan yönlerini görmek mümkün olabilmektedir. Yergi, ironi ve mizah bağlamında değerlendirilen saz şiiri, içinden çıktığı toplumun zamana akseden gerçekliğini ve kültürel özelliklerini göstermesi bakımından ayrıca önem arz ettiği için bu çalışma içinde değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: Halk şiiri, Saz şiiri, yergi, ironi, mizah, eleştiri

EdebiyatEleştiriHalk edebiyatı+6
Okan Alay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Âşık Firkatî (Hayatı-sanatı- şiirleri ve hikâyeleri)

Âşık edebiyatının kökeni, ozanlık geleneği ile Türk-İslam kültürüne uzanır. XVI. yüzyıldan itibaren Anadolu ve çevresinde önemli âşıklar yetişmiştir. Süreç içerisinde gelişerek zenginleşen âşık edebiyatı, XIX. yüzyıldan sonra toplumsal hayattaki değişmeler nedeniyle büyük ölçüde ikinci planda kalarak eski önemini yitirmesine rağmen günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Doğu Anadolu'nun Türk kültür hayatında ve bu geleneğin sürdürülmesinde âşıkların önemli bir yeri vardır. O bölgedeki pek çok âşık, kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle Erzurum'da Kilise Kapı semtindeki âşıklar kahvesinde atışmalar yapmaktadır. Bu sebeple bilimsel araştırmalarda sıklıkla yer almaları Erzurum'da âşıklık geleneğinin ne denli önemli olduğunun en güzel göstergesidir. Bu kahvede atışmalarını sürdürmüş olan âşıklar arasında; Yaşar Reyhanî, Mustafa Ruhanî, Fuat Çerkezoğlu, Nuri Meramî, Nuri Çırağı, Hüseyin Sümmanoğlu gibi isimler sayılabilir. Anadolu'nun en eski ve sanat camiasına onlarca büyük âşıklar kazandırmış; tarihi, tabiatı, havası ve suyu ile sazına, sözüne ilham kaynağı olmuş şehirlerinden Erzurum'da yetişmiş, daha çok cinas tarzı şiir ve deyişleriyle tanınan Firkatî, hece vezniyle ve çoğunlukla dörtlükler halinde yazdığı şiirlerini saz eşliğinde çalıp söylemiştir. Âşıklık geleneğinin adap ve erkânına sahip âşığımız sade, samimi Türkçesi ve üslubuyla, aynı zamanda kendine has edasıyla âşıklık geleneğinin XX. yüzyıldaki önemli temsilcilerinden olmuştur. Bu çalışmada Âşık Firkatî'nin şiirleri, şekil, muhteva ve üslup özellikleri; hikâyeleri ise âşıklık geleneği açısından incelenerek, bu eserlerin âşıklık geleneği içerisindeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Halk ozanlığı, gelenek, kültür, şiir, hikâye, Firkatî.

20. yüzyılAlkan, MustafaAşıklar(Aşıklık geleneği)+6
Halit Üneş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat Dönemi tiyatro eserlerinin folklorik açıdan incelenmesi

Kültür, bir milletin sahip olduğu birikimi, karakterini ortaya koyan ve geleceğini inşa etmesini sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Bu bakımdan halk kültürü, bir milletin aslî karakterini teşkil eder.Yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş, kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelmiş olan değerlerimizin oluşturduğu halk kültürümüz; her dönem, hem yazılı hem de sözlü gelenekte yaşatılmaktadır. Bu açıdan, Tanzimat Dönemi'nde önemli bir yeri olan tiyatro eserlerinin, folklorik unsurlar açısından incelenmesi çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Genellikle sosyal konuların ön planda olduğu, asıl gayesi halkı bilinçlendirmek ve halkı eğitmek olan bu dönemin tiyatroları, aynı zamanda milletimizin kültürünü ve toplumumuzun değerlerini de yansıtmaktadır.Bu bağlamda Hayrullah Efendi, Şinasi, Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Direktör Ali Bey, Feraizcizade Mehmet Şakir, Ahmet Vefik Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit Tarhan, Şemsettin Sami, Ebuzziya Tevfik gibi edebiyat tarihimizin önemli şahsiyetlerinin tiyatro eserlerini ele aldık.Çalışmamızda genel olarak ortaya koymaya çalıştığımız durum, folklor unsurlarının tiyatro metinlerinde hangi ölçülerde yer aldığı, kullanılış şekilleri ve ortaya çıkan sonuçlarıdır. Burada kültür unsurlarının yerinde kullanılmasının anlatılara kattığı zenginliğin halk bilimi ve çağdaş edebiyat disiplinleri açısından önemi ve disiplinler arası malzeme alış verişinin ortaya koyduğu sonuçlar değerlendirilmiştir.

Halk bilimiKültürTanzimat Dönemi+4
Ömer Faruk Elaltuntaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ folklorunda eski Türk inanışlarının izleri

İnsanoğlu, tarih sahnesine çıktığı günden itibaren fıtratı gereği bir şeylere inanma ihtiyacı duymuş ve bu inançlara sıkı sıkıya bağlanmıştır. Tarih boyunca her dönemde güncelliğini koruyan bu inançlar, kişilerin her alanda başvurduğu bir kılavuz niteliği taşımış ve her alanda kişiye yol göstermiştir. Bu bağlamda düşünüldüğünde, insanı insan yapan temel özelliklerden birinin de inançlar olduğunu söylememiz mümkündür. Zaman zaman çaresizlik içinde kalan insanoğlu, bir takım inançlardan yararlanarak bu çaresizliğini ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Çaresizliği gidermeye çalışan inançlar da bu vesile ile insan hayatına girmiş ve insan davranışlarına her dönemde yön vermiştir.İnsan hayatı içerisinde bu kadar önemli yer tutan inançlar, öylesine etkilidir ki adeta günlük hayatın vazgeçilmez birer parçası halindedir. Bu denli tesiri güçlü olan Eski Türk inanışları, Türk gelenek, görenek ve yaşam tarzına da derinlemesine nüfuz etmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Bu bağlamda Elazığ ve çevresinde görülen gelenek ve göreneklerin eski Türk inanışlarının izlerini taşıdığını söylebiliriz.Çalışmamızın amacı; günlük hayatta karşılaştığımız ve hayatımızın en önemli geçiş dönemlerinde uyguladığımız pratiklerin eski Türk inanışlarıyla olan benzerliklerini tespit etmek ve bu geleneklerdeki eski Türk inanışlarının izlerini aramaktır. Çalışmamız sonucunda elde ettiğimiz bulgular, bize günümüz gelenek ve göreneklerinde uygulanan pratiklerin eski Türk inanışlarının birer devamı niteliğinde olduğunu göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Eski Türk inancı, gelenek ve görenek, Elazığ folkloru, inanış.

ElazığEski Türk inançlarıFolklor+2
Burcu Sertkaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Masal formellerinin sembolik çözümlemesi

Sözlü kültür ürünlerimizden masallar, edebî bir tür olmanın yanı sıra geçmişi bugüne, bugünü geleceğe taşıyan kültür hazinelerinden biridir. Geçmişi bugüne taşımasıyla kültürel bir aktarım sağlayan masallar, milletlerin devamını sağlamada önemli bir yere sahiptir. Masallar bu aktarımı sağlarken, yaşadığı coğrafyanın kültürel, psikolojik, folklorik özelliklerini bünyesine katarak zenginleşirler. Bu zenginlik, masallarımızda farklı şekillerde ifade edilir. Bu ifade şekillerinden biri de sembollerin kullanılmasıdır. İnsan bilincinin bittiği noktada başlayan sembolik dil, masallarda en canlı haliyle devrededir. Sembolik dil, sıradan bir dilin üstünde bir dildir. Masallar, sembollerin çeşitliliğini ve sembolik dilin imkânlarını kullanarak çok katmanlı bir metin haline gelirler. Bu anlamda masalı ve masal içerisinde kalıplaşmış sözler olarak bilinen formelleri dikkatle incelersek, metinler farklı anlamlar kazanacaktır.Formeller, masallarda çeşitli işlevleri nedeniyle kullanılırlar. Anlatıcı, dinleyicilerini masal dünyasına hazırlarken, masal içerisinde geçişler yaparken, masalı bitirirken ve zaman kazanmak isterken formellere başvurur. Anlatıya ahenk katan bu sözler, masalcının ustalığını göstermesi bakımından da önemlidir. Formeller bilinen bu işlevlerinin dışında sembolik anlamlarla örülüdür. Formelin altında bir milletin kültürel pek çok özelliğini ve evrensel çağrışımları bulabiliriz.Bu düşünce ve duyarlılıkla hazırladığımız çalışmada masal formellerinin sembolik anlamlarını ele aldık. Formellerin sembolik anlamlarını da göz önüne alarak yeni bir tasnif çalışması yaptık. Bu tasnifimize göre konuyu yeni bir bakış açısıyla değerlendirmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Masal, formel, sembol, tekerleme, kalıp ifade, anlatı

Formel dilMasallarSemboller+1
Müzeyyen Eda Özkaynak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu masallarında su ve ateş

Varoluşunun sırrını öteden beri sorgulayan ve bu sırrı çözmeye çalışan insan, zaman içerisinde öze ulaşmayı başarmış ve saklı kalanları anlama gayesine ermiştir. İnsanın, bilgisine ulaşmak istediği öz, su ve ateş içerisine gizlenmiştir. Bu unsurların özü yansıtması ve öze ulaşmayı sağlaması, insanoğlunun varoluş sırrını da ortaya koyar niteliktedir. Bu yönüyle su ve ateş, insanın maddi ve manevi yolculuğunda hem araç hem de amaçtır. İnsanın araç ve amaç edindiği su ve ateş unsurları gerçek ve sembolik boyutuyla çalışmamızın esasını oluşturmaktadır. Ayrıca bu unsurların halk edebiyatının anlatı türleri içerisinde farklı yönleriyle yer alması, kolektif bilinç dışının bir yansıması olarak vücut bulmaktadır. Çalışmamızda, su ve ateş unsurlarının anlatı türlerinden olan masallardaki gerçek ve sembolik boyutu çok yönlü bir bakış açısıyla incelenmiştir. Nitekim halkın ortak hafızasının ürünü olan masallar, sembolik anlamlarla yüklü, çözümlenmeyi bekleyen bir derya gibidir. Amacımız, bu deryanın içerisindeki bilinmeyenleri ortaya çıkarıp kültürel kodları anlamlandırmaktır. Bu bakımdan bir hazine konumunda olan masallarda yer alan su ve ateş unsurları ile insan doğasının engin bilgisi aynı perspektiften bakılarak çözümlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Su, ateş, masal, sembol, çözümleme

Anadolu halk masallarıAteşHalk edebiyatı+5
Serdar Deniz Özdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Malatyalı Aşık Birfani (Hayatı, sanatı ve şiirleri)

Türkler sık sık yurt değiştirerek çok geniş bir coğrafyaya yayılmış, birçok kültürün etkisi altında kalarak farklı uygarlıklar yaşamışlardır. Bundan dolayı edebiyat geleneğimiz Orta Asya'dan günümüze kadar değişip gelişmiştir. Sözlü edebiyat geleneğimizde kopuz eşliğinde sanatlarını icra eden ozanlar, aynı zamanda hekimlik, büyücülük, din adamlığı gibi görevler üstlenmişlerdir. Ozan-baksı veya destan geleneğiyle başlayan İslamiyet öncesi halk şiiri, Anadolu'da İslam kültürünün etkisiyle yeni bir biçim ve öz kazanmıştır. 11. yüzyıldan itibaren Orta Asya'dan özellikle Horasan'dan gelen dervişlerin etkisiyle tanrı aşkını dile getiren dinî ? tasavvufî mahiyetteki şiir geleneği, Yunus Emre ile Anadolu'da en parlak dönemini yaşamıştır. Dinî mahiyetteki bu edebiyat geleneği Anadolu'da 15. yüzyılın sonlarına doğru yerini âşıklık geleneğine bırakmıştır.Ozan - baksı geleneğinin devamı olarak kabul edilen âşık şiirinin ilk dönemleri hakkında fazla bir bilgimiz yoktur. Bundan dolayı 16. yüzyıl âşık şiirinin hazırlık dönemi gibidir. Karacaoğlan, Âşık Ömer ve Gevherî gibi birçok ünlü âşığın yetiştiği 17. yüzyıl ise âşık şiirinin en parlak dönemidir. Bu parlak dönemden sonra durgunluk yaşayan âşık şiiri, 19. yüzyılda yeniden zirve heyecanını yaşamıştır. 20. yüzyılda eski önemini kaybeden âşıklık geleneği, günümüzde çağın şartları doğrultusunda biraz değişerek varlığını devam ettirmektedir.Kültür varlığımızın önemli bir bölümünü oluşturan âşıklık geleneği geçmişe göre biraz zayıflamış olsa da günümüzde özellikle Doğu Anadolu, Güney Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde canlı bir şekilde yaşatılmaktadır. Malatya, âşıklık geleneğinin sürdürüldüğü birkaç ilden biridir. Malatya yöresinde yüzyıllar boyunca pek çok âşık yetişmiştir. Niyazi Mısrî, Derviş Muhammed ve Şah Sultan'la başlayan Malatya âşıklık geleneğinin günümüzdeki en önemli temsilcilerinden biri de Birfâni'dir.Bu çalışmamızda Malatya âşıklık geleneğinin yaşayan güçlü temsilcilerinden Âşık Birfâni'nin hayatını, şiirlerini ve âşıklık geleneği içerisindeki yerini çeşitli yönleriyle değerlendirmeye çalıştık. Türk kültüründe ve Malatya'da âşıklık geleneğiyle ilgili bilgiler verdikten sonra, Birfâni'nin hayatını ve yakın çevresini tanıttık. Daha sonra âşıklık geleneğindeki yerini belirlemeye çalıştık.Rüyasında bade içtikten sonra halk şiirine yönelen, mahlas kullanan, saz çalan, dedim ? dedi ve leb-değmez tarzlarında şiirleri olan, Sefil Selimî gibi usta bir âşıktan feyiz alan Birfâni, âşıklık geleneğini her yönüyle sürdüren âşıklarımızdandır. Birfâni'nin şiirleri, tıpkı etkilendiği Yunus Emre'nin, Karacaoğlan'ın ve Âşık Veysel'in şiirleri gibi toplumun her kesiminden insanın severek okuyacağı ve kendinden bir şeyler bulacağı türdendir.Bu çalışmada âşığımızın 300 şiirini şekil, dil ve ifade özellikleri, kelime kadrosu, âşıklık geleneğiyle ilişkisi ve içerik açısından detaylı olarak inceleyerek Birfâni'nin gelenekteki yerini belirlemeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Âşık Birfâni, âşık, halk şiiri, gelenek, âşıklık geleneği.

Halk şiiri
Mahmut Ercil
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
10
Master'sOpen AccessTR

Halk şairi Halil Çivi'nin hayatı, sanatı ve şiirleri

Türk halk şiirinin ilk sanatçı tipi ?ozan?dır. Sözlü edebiyat geleneğimizde kopuz eşliğinde sanatlarını icra eden ozanlar, aynı zamanda hekimlik, büyücülük, din adamlığı gibi görevler üstlenmişlerdir. Ozan veya destan geleneğiyle başlayan İslamiyet öncesi halk şiiri, Anadolu'da İslam kültürünün etkisiyle yeni bir şekil ve içerik kazanmıştır. Ozanlar da tasavvufun etkisiyle ?âşık? adını alarak şiirler söylemeye başlamışlardır. XI. yüzyıldan itibaren Orta Asya'dan özellikle Horasan'dan gelen dervişlerin etkisiyle Tanrı aşkını dile getiren dinî ? tasavvufî mahiyetteki halk şiiri geleneği, X-XII. yüzyıllarda hazırlık ve oluş, XIII-XV. yüzyıllarda gelişme ve yayılma, XVI-XVII. yüzyıllarda duraklama ve gerileme dönemlerini yaşamıştır. XVIII.?XIX.?XX. yüzyıllarda ise gerileme devrini devam ettiren bu şiir, XIII. yüzyıldaki Yunus Emre ile Anadolu'da ulaştığı en verimli ve olgun dönemine bir daha erişememiştir.Bu edebiyat geleneği Anadolu'da XV. yüzyılın sonlarına doğru yerini âşıklık geleneğine bırakmıştır. Ozan geleneğinin devamı olarak kabul edilen âşık tarzı Türk şiirinin ilk dönemleri hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. Bundan dolayı XVI. yüzyıl âşık tarzı Türk şiirinin hazırlık dönemi gibidir. Âşık Ömer, Ercişli Emrah, Karacaoğlan, Köroğlu gibi birçok ünlü âşığın yetiştiği XVII. yüzyıl ise âşık şiirinin en parlak dönemidir. Bu dönemden sonra durgunluk yaşayan âşık tarzı Türk şiiri, XIX. yüzyılda yeniden aynı parlak dönemini yaşamış, XX. yüzyılda eski önemini kaybederek, günümüzde çağın şartları doğrultusunda değişimlerle varlığını devam ettirmektedir.Söz konusu bu değişimin temsilcilerinden birisi olan Halil Çivi'nin şiirleri üzerine bilimsel bir çalışma yapılmamıştır.Çalışmamızda genelden özele doğru bir metot takip etmeyi uygun gördük. Bu düşünceler çerçevesinde de çalışmamızda halk şiiri geleneğinin yaşayan güçlü temsilcilerinden Halk Şairi Halil Çivi'nin hayatını, şiirlerini ve halk şiiri geleneği içerisindeki yerini çeşitli yönleriyle değerlendirmeye çalıştık. Türk kültüründe halk şiiri kavramı, halk şiiri geleneği, geçmişten günümüze halk şiir ve şairliği, konuları ile ilgili bilgiler verdikten sonra, Halil Çivi'nin hayatını ve yakın çevresini tanıttık. Ardından da onun halk şiiri geleneğindeki yerini Sivas, Tokat, Erzurum, Aydın, Malatya, İstanbul illerinde söylemiş olduğu şiirlerini inceleyerek belirlemeye çalıştık.Şiirlerini dokuz başlık altında ele aldığımız Halil Çivi'yi, rüyasında bade içmeyen, saz çalmayan, dedim ? dedi ve lebdeğmez tarzlarında şiirleri olmayan; ancak mahlas kullanan, tarih düşüren, hece ölçüsü, dörtlük nazım birimi ve halk şiiri biçimlerini kullanarak sade bir Türkçe ile yazdığı şiirleriyle halk şiiri geleneğinin yaşayan bir temsilci olduğunu gördük. Halil Çivi'nin yetiştiği ortam, yaşadığı maddî imkânsızlıklar, uğradığı haksızlıklar sevdiklerini kaybetmesi, hasretlik, sosyal sorunları dile getirmeye öncelik vermesi gibi sebepler yanında şairlik istidadına sahip olması şiir söylemeye başlamasında etkili olmuştur.Bu tespitimizi desteklemek için onun 200 şiirinin şeklini, dil ve ifade özelliklerini, kelime kadrosunu, halk şiiri geleneğiyle ilişkisini ve içeriğini detaylı olarak ortaya koyduk. Ardından da çalışmamızı indeks ve kaynakçayla bitirdik.Anahtar Kelimeler: Türk halk Şiiri, Türk halk edebiyatı, Halil Çivi, Halk şiiri geleneği

Halk şiiri
Aysun Arslantaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu masallarında kadının yeri

?Anadolu Masallarında Kadının Yeri? adlı bu çalışma, Türk aile yapısını, bu yapı içerisindeki kadının konumunu, masallarda yer alan kadın tiplerini, bu tiplerin özelliklerini ve psikanalitik yaklaşımlar doğrultusunda çözümlenmesini içermektedir.Çalışmada Türklerin geçmişten günümüze kadarki süreçte aile yapısı ve kadının bu süreç içerisinde üstlendiği roller çeşitli kaynaklardan istifade edilerek incelenmiş, dolayısıyla kadının Türk tarihinin başından sonuna kadar aile içerisinde ve toplumda aktif bir rol üstlendiği, kadına Türk toplumunun aynası olan masallarda her zaman büyük önem verildiği tespit edilmiştir.Çalışmanın çıkış noktası olan masalların tanımları, özellikleri ve masallarda yer alan sembolik tipler hakkında birçok kaynaktan yola çıkılarak genel bilgi verilmiştir. Masallarda tespit edilen kadın tipleri, Türk örfü ve inanç sistemi göz ardı edilmeksizin psikanalitik açıdan tahlil edilmeye çalışılmış, son olarak da masallarda fizik, ahlak ve akıl açısından aranan ideal kadın tipleri hakkında örneklerle bilgi verilmiştir.Yapılan çalışmalar sonucunda Anadolu masallarında tespit edilen kadın tiplerinin pasif, her şeye boyun eğen tipler olmadıkları, akılları, becerileri ve cesaretleriyle sorunlarla baş edip kendi ayakları üzerinde durabildikleri tespit edilmiştir. Bu bakımdan Türk kültür ve yaşayışında kadınların oldukça önemli bir konuma sahip olduklarını söyleyebiliriz.Anahtar Sözcükler: aile, masal, kadın, sembol, psikanaliz

Sevim Şen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk masallarının sembolik açıdan çözümlenmesi

Anlatmaya dayalı türler içerisinde kıymetli birer hazine değeri taşıyan destan, masal, efsane, fıkra ve halk hikâyeleri Türk kültür geleneğinin birer taşıyıcısı konumundadır. Sözlü gelenek içerisinde masalların ise ayrı bir önemi vardır. Masallar sembolik anlamda değerlendirildiğinde çok daha farklı manalara işaret ettiği görülecektir. Masallar, sadece çocuklar için anlatılan metinler olmayıp, insan ruhunun gerçeklerini yansıtmakta, sırlarını açıklamaktadır.Masallar sembol, imaj vb. gibi unsurlar açısından zengin bir malzeme kaynağıdır. Masallardaki peri, canavar, ejderha gibi kahramanlar; çöl, mağara gibi mekânlar kişinin hırs, kin, nefret duygularının, arzularının bir ifadesidir. Rüyalarımızda da bu anlamda pek çok psikolojik anlamlar vardır. Rüyalar psişik bir olgu olup, arzularımızın gerçekleştiği mekânlardır. Rüyalar sayesinde, bir ayna misâli kendimizi görebilir, kendi doğamızın gerçek yönünü öğrenebiliriz.Bu sebeple masallarımızda yer alan rüyaların çözümlenmesine ayrı bir bölüm hâlinde yer verdik.Masallar, genetik hafızayı bugünlere taşıyarak günümüz kültürünün şekillenmesine katkıda bulunur. Masal kahramanları, ?Ayrılma ? Erginlenme ? Dönüş? arketiplerine uygun olarak bireyleşme mücadelesini tamamlarlar. Günümüz insanının yaşadığı süreçlerle, masal kahramanlarının yaşadıkları birbirlerine benzerdir. Masalların sembolik dili çözümlendiğinde ?saklı benliğimiz?in arka bahçelerine giden yolu bulmuş oluruz.Türk halkının masallarına yansıttığı unsurlar, insan ruhunun ve bilinçaltının çözümlenmeyi bekleyen sembolik anlamlarıdır. Türk Masallarının Sembolik Açıdan Çözümlenmesi adlı çalışmamızda, elimizden geldiği kadar masallarımızı çeşitli yönlerden tahlil ettik.

ArketipHalk edebiyatıMasallar+3
Neşe Işık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
10
Master'sOpen AccessTR

Van Gölü çevresinde Şamanizm izleri

Milletlerin karakterini ortaya koyan; onların sürekliliğini sağlayan en önemli unsurlardan biri kültürdür. Kültürün sürekliliğini sağlayan ise inançlardır. Bu inançlar sadece mensubu olunan dinler değil; aksine milletlerin tarihleri boyunca inandıkları bütün inançlardır.Türk inanç tarihinde Türk kültürü üzerinde etkili olan en önemli inanç ise Şamanizm'dir. Bütün dünya Şamanizmlerinden farklı olan Türk Şamanlığı Türk gelenek, görenek ve yaşam tarzına sinmiştir. Van Gölü çevresinde görülen gelenek, görenek ve yaşam tarzında Türk Şamanlığı, Şamanizm'in kutsal unsurları yoluyla hâlâ yaşamaktadır.Çalışmamızın amacı; günümüz inançları ile eski inançların ortak noktalarını tespit etmekti. Çalışmamızın sonunda bulgularımız aradaki ilginin bir benzerlikten öte olduğunu göstermiştir. Türk Şamanlığı; günümüz inançları, gelenek ve görenekleri içerisinde bazen hiç değişmeden bazen de inanç parçacıkları şeklinde yaşamaktadır.Anahtar Kelimeler: Şamanizm, Türk Şamanlığı, kültür

DinDin kültürüDinler+5
İbrahim Kaplan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk halk anlatılarında hayvan motifleri

Halk anlatıları, toplumun acısını, hayat tarzını, zevklerini gözler önüne sermekte ve buna bağlı olarak birikimli olarak ilerleyerek, zenginleşmektedir. Bu sebeple halk anlatılarında bir milletin hayat tarzı görülebilir. Geçmişten ve anlatılan günden bağımsız olmayan efsane, destan, masal, hikâye gibi halk anlatıları toplumumuzun kültürel kodlarını yansıtmaktadır.Türkler, tarihin ilk dönemlerinden itibaren konar-göçer kültürün zorunluluğu olarak hayvanlarla sıkı ilişkiler kurmuşlar ve bu ilişkilerin sonucunda ortaya çıkan çeşitli inanmaları gündelik yaşamlarına, dolayısıyla da folklor ürünlerine dâhil etmişlerdir.Zengin motifler içeren halk anlatılarında geniş bir biçimde yer alan motiflerden birisi de hayvan motifleridir. Halk anlatıları, konusunu insan yaşamından almakla birlikte anlatıların kahramanlarını sadece insanlar oluşturmamaktadır. Hayvanlar, hayat şartlarının ve ekonomik faaliyetlerin bir yansıması olarak metinlerde yer alırken aynı zamanda çeşitli sembolik anlamlar kazanarak soyut duyguları yansıtmada somut bir gösterge olarak kullanılmıştır.Çalışmanın temel amacı halk anlatılarında yer alan hayvan motiflerini tespit etmek ve anlatılardaki insan-hayvan-tabiat iletişimini çözerek hayvan kahramanların metinlerde ne şekilde ele alındığını irdelemektir. Kültürümüzde çok önemli bir yeri olan hayvanların, edebî açıdan önemi ve metinlerdeki sembolik anlamları bu çalışmayla gözler önüne serilecektir.Anahtar Kelimeler: Hayvan, Anlatı, Mitoloji, Destan, Masal, Halk Hikâyesi, Efsane.

AnlatıDestanlarEfsaneler+5
Şerife Nilgün Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Köroğlu merkezli hikâyelerin sembolik açılımı

Milletlerin dil, din, gelenek ve görenekler, örf ve âdetler, yaşam felsefesi ile hayata bakış açısını içinde barındıran halk anlatıları, geçmiş ve gelecek arasında kültürel bir bağ kurarak millî bilincin göstergesi olurlar.Türk milletinin kolektif düşünce dünyasını ve birlik ruhunu yansıtan anlatılar, çözülmeyi bekleyen ve çözüldükçe gerçek değerini bulacak olan cevher niteliğindedir. Sembolik ifadelerle örülü olan anlatıların arka plânında metnin gerçek değerini temsil eden şifreler yer alır. Bu şifreler ardına kodlanan anlam bütünlüğü ile asıl anlatılmak istenen açığa çıkar. Açığa çıkan anlam ile Türk milletinin bilinç dışında yer alan ögeler gün yüzüne çıkmış olur. Sembollerin çözümlenmesi, milletin bilinç dışı ögelerinin somut dünyaya aktarılmasıdır.Destanlar, halk anlatıları içinde sembolik anlamlarla yüklü olan en önemli edebî metinlerdendir. Köroğlu Destanı da Türk dünyasında önemli bir yer tutan edebî bir metindir. Destan kahramanı olan Köroğlu'nun bireyleşme süreci ve bu süreçteki semboller, çalışmanın kapsamı içindedir.Anahtar Kelimeler: Köroğlu, Köroğlu hikâyeleri, destan, sembol, arketip

HikayeKöroğluKöroğlu Destanı+2
Gülda Çetindağ Süme
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk halk anlatılarında yol ve yolculuk

İnsanoğlu var olduğu günden itibaren edindiği birikimi aktarma ihtiyacı duymuştur. Anlatılar, bu birikimi yansıtmanın bir yolu olarak insanın bilinçaltında yatan unsurları, kolektif bilinç ögeleriyle de birleştirmesine vesiledir. Zengin ve derin bir mana yapısına sahip olan anlatılar, dünden bugüne ve yarına bir köprü vazifesi görmektedir. Aynı zamanda maziyi izleyen bir pencere ve yarına açılan bir kapı mahiyetinde olan anlatılar, çözümlenmeyi bekleyen birer hazinedir. Halk anlatıları, bünyelerinde barındırdıkları mitik ve motife ait ögelerle birlikten bütünlüğe uzanan bir dizgedir. Anlatılar, imge ve sembollerin süslediği anlam dünyasında gerçek ile mecazı harmanlayarak yaşanan ve yaşanması hayal edilen hayatın ifade ediliş şeklidir. Üç dünya (yeraltı-yeryüzü-gökyüzü) tasarımının etrafında oluşan anlatılarda, insanın muhatap seviyesindeki varlık ve kavramlar da yer almaktadır. Bu kavramlardan biri olan yol, bu üç dünya tasarımının her katmanında yer alan gerçek-mecaz karışık bir anlam dünyasına sahiptir. Doğumdan ölüme bir çizgi olan yol, anlatılarda bilinçlenmenin ve yeniden var oluşun ifadesidir. Kahramanın bir gaye uğruna çıktığı serüvende sembolik değerlerle birleşmesi ve doğaüstü güçlerin yardımıyla kendisiyle bütünleşmesi yolun yolculukla olan ilişkisini ortaya koymaktadır. Genellikle olumlu bir kavram dünyasının ürünü olan yol, akışkan yapısıyla kahramanın erginleşmesinde ve özüne dönmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Yol, birçok özelliğiyle hayata değer ve anlam katan bir yapıdadır.

AnlatıArketipBilinç+7
Oğuzhan Pamukçu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu masallarında mekân

Geçmişten günümüze sözlü kültür vasıtasıyla taşınan masallar; içerisinde olağanüstü kişi veya varlıkların bulunduğu, hayal ürünü, yer ve zaman ögesinin belirsiz olduğu anlatı türüdür. İnsanın kültürel birikimlerinin sembolik unsurlarla süslendiği masallar, yaşanmak istenilen dünyayı gözler önüne seren aynalardır. Masalların hayal ürünü olması içerisinde geçen mekânı belirsiz kılar. Ancak her masal mutlaka bir mekânda geçer. Masallarda geçen yerler, masala özgü yerlerdir. Gerçek hayatta karşılaşılan veya karşılaşılamayacak olan masal mekânlarına yüklenen sembolik anlamlarla gerçek dünyayı gösterebilmek için mekânın işlevi ve sunduğu ileti ortaya çıkar. Masal mekânları sadece içinde bulunulan yer değildir. Mekânlar, kahramanın var oluşunu, kendi olma yolunda ilerleyişini, erginleşmesini temsil eder. Mekânlar, kahramanın başına gelen veya gelecek olan olayların geçtiği ve kahramanın imtihana tabi olduğu yerlerdir. Anadolu masallarında tespit edilen mekânlar yeryüzü, yer altı, tabiat ve gökyüzü şeklinde sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırılma içerisinde alt başlıklar oluşturularak her mekânın sembolik, mitolojik, psikolojik, felsefi, dini ve Türk kültüründe algılanış biçimleriyle temsil ettiği anlamlar değerlendirilmiştir. Bu çalışmada Anadolu masallarında tespit edilen mekânların, belirtilen yönleriyle değerlendirildiğinde masal mekânını tekdüzelikten çıkarıp çok yönlü bir değer kattığı görülür. Kahramanın var oluşunda ve sürdürdüğü hayat yolcuğunda bir basamak olan mekânlar; yol gösteren, kahramanı olgunlaştıran önemli bir sembolik yerlerdir.

AnadoluAnadolu halk masallarıAnlatı+5
Zeynep Menteş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk destanlarında aile

"Türk Destanlarında Aile" başlığını taşıyan bu çalışmada, Türk aile yapısının şematiği, ailenin kurulma aşamaları, birey-aile, aile-toplum ilişkileri bağlamında Türk destanlarında aile algısı ve aile unsurları üzerine tespit ve değerlendirmeler ele alınmıştır. Toplumların temel yapı taşı olan aile kurumunun ayakta kalması, o toplumun istikrar ve istikbali için oldukça önemlidir. Tarihten günümüze kadar yaşamış olan bütün Türk toplumlarında aile, kutsal kabul edilen değerler arasında yer almıştır. Milletlerin geçmişinde derin izler bırakmış olan göç, savaş, kıtlık, kahramanlık vb. gibi olayları konu alan destanlar, Türk milletinin tarihine kaynaklık etmektedir. Mücadeleci bir millet olarak zengin ve derin bir kültürel mirasa sahip olan Türk milleti, destan yazmak konusunda mahirdir. Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Türk destanlarında sosyo-kültürel hayat ve bu hayatta ailenin yeri ve önemi ile ilgili pek çok unsur bulunmuştur. Buna göre, Türk destanlarında törelerle inşa edilmiş sağlam bir aile yapısının bulunduğu ve bunun gelecek nesillere aktarılmak üzere sosyal normlarla muhafaza edildiği görülmüştür. Bu çalışma; destan, aile ve Türk Destanlarında aile konularını kapsayan sekiz bölümden oluşmaktadır. Çalışmada; destan ve aile konuları hakkında kavramsal çerçeveyi oluşturan temel kavramlara ve genel bilgilere yer verilmiştir. Tarihten günümüze Türk kültüründe ve Türk destanlarında aile yapısı ve algısı; aile bireylerinin statü, rol ve ilişkileri; evlilik ve aşamaları hakkında bilgi verilmiştir. Türk destanlarında aile içi yaşanan problemler; aileye ilişkin kök/temel değerler; kadın ve erkek tipler; aile ile ilgili sembol ve motifler; Türk destanlarının aileye ilişkin sosyal norm taşıyıcılığı konuları incelenmiştir. Elde edilen veriler, disiplinler arası bağlamda psiko-sosyal açıdan değerlendirilmiştir.

Gülgün Tekerlek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors