Theses supervised by Prof. Dr. Serap Çabuk
25 theses · Çukurova University
Satış geliştirme faaliyetlerinin satın alımlar üzerine etkisi: İçeçek ürünleri üzerine bir uygulama
Üretici işletmelerin ve ürün markalarının sayılarındaki artışa karşın, ürünlerin temel özelliklerinin giderek birbirine daha çok benzemesi ve bu nedenle artan rekabet koşulları, işletmelerin büyüme planlarındaki satış miktarlarına ulaşamamalarına neden olmaktadır. Günümüzün ekonomik koşullarının da getirmiş olduğu güçlükleri dikkate alarak işletmeler büyüme planlarını kısa dönemlerde gözden geçirmekte, acil tedbirler almaktadırlar. Bu sebeple son yıllarda tutundurma karmasının önemli bir elemanı olan satış geliştirme yöntemi işletmeler tarafından çok sık kullanılır hale gelmiştir. Çalışmada, tutundurma, satış geliştirme yöntemleri, bu yöntemlerin planlanması, değerlendirilmesi ve uygulama şekilleri hakkında literatür taraması yapılmış ve içecek ürünlerinde tüketicilere yönelik uygulanan satış geliştirme yöntemlerini içeren bir uygulama çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmadaki amaç, tüketicilerin eğitim, yaş, gelir, cinsiyet ve medeni durum gibi demografik özellikleri ile içecek ürünlerinde uygulanan satış geliştirme yöntemlerinden etkilenimleri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığının belirlenmesidir. Çalışma sonucunda tüketicilerin demografik özellikleri ile içecek ürünlerinde uygulanan satış geliştirme yöntemlerinden etkilenimleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Genelde tüketicilerin satın alma davranışları demografik özelliklerinden bağımsız gerçekleşmektedir. Anahtar Kelimeler: Tutundurma,Tutundurma Karması, Satış Geliştirme, Tüketici Demografikleri
Ekonomik kiriz dönemlerinde anlık alışveriş yapan tüketicileri planlı tüketicilerden ayıran özellikleri belirlemeye yönelik bir uygulama
Anlık alışveriş, pazarlama literatüründe uzun zamandır tüketici satın alma davranışının en açık vücut buluş şekillerinden biri olarak görülmektedir. Konu ile ilgili ilk çalışmaların yapılmasından yaklaşık 60 yıl sonra, bugün bile, araştırmacılar konsept ile ilgili uygulama güçlükleri ile karşılaşmaktadırlar. Bu sebeple, çalışma ile, anlık alışverişi ve anlık alışveriş yapan tüketicilerin bugünün perakendecisi açısından önemi ve doğası ortaya konulacaktır. Bunu yapmak için, bu çalışma ile amaçlanan günümüz Türkiye'sinde anlık alışveriş yapan tüketicilerin ayırt edici karakteristik özelliklerini belirlemektir. Bu çalışmada, satın alma ile ilgili kararlarını alışveriş esnasında mağazada veya alışverişe çıkmadan önce vermelerine göre iki çeşit tüketici tipi belirlenmiştir. Buna göre, anlık alışveriş yapan tüketiciler, satın alma kararlarını mağazada, ürünü gördükten sonra vermeyi tercih eden tüketiciler olarak tanımlanmışlardır. Bu çalışma, tüketicilerin tüketime dayalı kişisel özelliklerini, demografik özelliklerini ve genel tüketime dayalı durumsal değişkenleri ele almaktadır. Elde edilen bulgular, örneklemin %32'sini oluşturan anlık alışveriş yapan tüketicilere dair bilgiler ve öneriler içeren bir profil sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik Kriz, Tüketici Davranışları, Anlık Alışveriş, Diskriminant Analizi
Bankalarda müşteri ilişkileri yönetimi
ÖZET BANKALARDA MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ Mutlu Yüksel AVCILAR Yüksek Lisans Tezi, İşletme Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Serap ÇABUK Kasım 2004, 134 sayfa Rekabetin hızla arttığı günümüzde pazarlama yaklaşımları, ürün odaklı pazarlama anlayışından müşteri odaklı pazarlama anlayışına dönüşmektedir. Günümüzde müşteriler de geleneksel satış uygulamaları yerine işletmeler ile karşılıklı ilişki talep etmektedirler. Müşteri ilişkileri yönetimi, işletmelerin müşterileri ile ilişkilerini yöneterek karlı müşterilerin tespit edilmesi, etkilenmesi ve sadakat düzeylerinin arttırılmasını mümkün kılmaktadır. Müşteri ilişkilerinin, işletmeler açısından artan önemimden dolayı bu çalışmada, müşteri ilişkileri yönetimi konusu ele alınmış ve detaylı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın birinci amacı, bankaların müşteri ilişkileri yönetimi uygulama düzeyi ile hizmet satış düzeyinin değişimi arasındaki ilişkiyi tespit etmektir. Araştırmanın ikinci amacı ise banka müşterilerinin banka tercihlerini etkileyen faktörlerin neler olduğunu tespit etmektir. Çalışmanın uygulama bölümünde, Adana ilinde faaliyette bulunan ticaret banklarını ve müşterilerini kapsayan ankete dayalı iki araştırma yer almaktadır. Araştırmada yer alan veriler analiz edilmiş ve bulgular çalışmanın sonuç bölümünde sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Müşteri İlişkileri Yönetimi, İlişkisel Pazarlama, Müşteri Yönetimi, Müşteri Tatmini, Müşteri Sadakati.
Hizmet işletmelerinin olumsuz durum karşısındaki tepkisinin tüketicilerin marka çağrışımına etkisi
Marka çağrışımı, bellekte marka ile ilintili her şeyi kapsamaktadır. İlişkisel pazarlamanın günümüzde ulaştığı boyut, markaya ve markaya ilişkin çağrışımlara, satın alma kararının en önemli belirleyici unsurları niteliğini kazandırmıştır. Çünkü satın almayı tekrarlayan bir süreç yörüngesine oturtmak, markaya ilişkin çağrışımların olumlu yönde sürekli pekiştirilmesini gerektirmektedir. Ancak devingen pazar koşulları, kimi zaman işletmeleri tüketici marka çağrışımlarını istenmeyen yönde etkileyebilen birtakım olumsuz durumlarla karşı karşıya getirebilmektedir. Bu nedenle, karşılaşılan olumsuz durumla baş ederken nelere dikkat edilmesi gerektiğinin ve bu gibi anlarda geliştirilecek tepkinin tüketici marka çağrışımlarını nasıl ve ne yönde etkileyebileceğinin kestirilmesi, işletmeler açısından önem taşıyan bir konudur. Soyut olmaları ve işletme adının genellikle marka adı olarak anılıyor olması gibi özelliklerinden dolayı, olumsuz durumlar karşısında daha duyarlı olan hizmetler için ise bu konu daha fazla önem arz etmektedir.Kuramsal temeli, marka çağrışımlarının satın alma sürecindeki önemine ve hizmetlerin olumsuz durum karşısındaki duyarlılığına dayanan çalışma, işletmelerin olumsuz durum karşısında sergileyebilecekleri farklı tepkilerin, tüketici marka çağrışımlarını nasıl ve ne yönde etkilediğini araştırmak üzere tasarlanmıştır. Ekim (2007) ayında Adana Havaalanı'nda düzenlenen saha araştırmasında, kolayda örnekleme yöntemine göre belirlenen 400 Türk Hava Yolları yolcusuyla yüz yüze görüşülerek anket uygulaması yapılmıştır.Araştırma bulguları, marka çağrışımlarını negatif yönde en fazla etkileyen durumun, yaşanan olumsuzluk karşısında işletmenin tepkisiz kalması halinde ortaya çıktığını göstermektedir. Olumuz duruma düzeltici etkinlikte bulunarak karşılık verilmesi halindeyse, marka çağrışımları çok daha az etkilenmekte, ancak çağrışımların seviyesi olumsuz durum öncesindeki düzeyine erişememektedir. Hizmet işletmesiyle önceden herhangi bir olumsuzluk yaşamış olan tüketicilerin, yeniden olumsuz bir durumla karşılaşmaları halinde marka çağrışımlarında negatif yönde çok daha fazla oranda bir etkilenme tespit edilmesine rağmen, aynı hizmet markasını (THY'yi) tercih etmeyi sürdürdükleri görülmüştür.Anahtar Kelimeler:Olumsuz Durum, Örgütsel Davranış, Örgütsel İletişim, Marka Çağrışımı, Tüketici Davranışı
Otel müşterilerinin imaj ve hizmet kalitesi algıları ile tekrar satın alma davranışları arasındaki ilişkinin belirlenmesi
Ülkemizde otel endüstrisinin tarihi kervansaraylara kadar dayanmaktadır ve Sanayi Devrimiyle beraber dünya genelinde ve Türkiye'de de en önemli konulardan biri haline gelmiştir. Günümüz dünyasında küresel ekonomi ve gelişmeler rekabetin artmasına sebep olmuş ve müşteri sadakati sağlamak işletmeler işin çok önemli hale gelmiştir. Emek yoğun bu endüstri kolunda otel işletmeleri müşteri bağlılığı kazanmak için her zamankinden daha fazla çaba göstermek zorundadır.Çalışmanın temel amacı otel müşterilerinin imaj ve hizmet kalitesi algıları ile tekrar satın alma davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmada imaj, hizmet kalitesi, müşteri sadakati ve satın alma davranışları hakkındaki mevcut literatür incelenmiş ve bir saha çalışması yürütülmüştür. Saha çalışması Adana'daki otellerde konaklayan 380 otel müşterisi üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonuçları otel müşterilerinin imaj ve hizmet kalitesi algıları ile tekrar satın alma davranışları arasında niyetsel bir ilişkinin varlığını göstermektedir. Sonuçlara göre imaj uyumu ve otel imajı bileşenleri; fiziksel çevre unsurları, çalışan teması, hizmet kalitesi, kurum kimliği ve erişilirlik, tekrar satın alma niyetini pozitif etkiler.Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar otel imajı ile ilgili bulunan az sayıdaki kaynağı desteklemekle kalmayıp aynı zamanda imaj ve hizmet kalitesi ve niyet ile ilgili otel, konaklama ve hizmet sektöründe yapılabilecek gelecek çalışmalar için de rehber olarak kullanılabilir.
Satış yönetiminde etik;ilaç sektöründeki satışçıların etik algılamalarının demografik faktörlerle ilişkisini belirlemeye yönelik bir uygulama
Geçmiş tarihlerden bugüne etik tartışmaları her açıdan önem kazanmıştır. Etik, felsefenin konusu olmakla birlikte birçok bilim dalında yer almaktadır. Bir çok iş alanında etik davranışlar, etik kurallar, etik algılamalar ve etik eğitimler tartışılmaktadır. Özellikle sosyal bilimlerde etik çalışmaları artmaktadır. İşletme biliminde de etik bir çok dallarda tartışılmaktadır.Bu çalışmanın amacı; satış yönetiminde etiğin yerini incelemek ve ilaç sektöründe çalışan satışçıların etik algılamalarının demografik faktörleriyle ilişkisini belirlemektir. Çalışma da öncelikle etik konusu genel olarak incelenmiştir.İşletme bilim dalında ve onun yan dalları olan pazarlama ve satış yönetiminde etiğin yeri tartışılmıştır. Daha sonra satışçılarla bir anket çalışması yapılmıştır. Bu çalışmaya göre satışçıların etik algılamaları ve sahip oldukları gelir arasında ilişki vardır.Anahtar Kelimeler: Etik, etik kavramı, satış etiği, etik algılama, kişisel satış.
Hizmet işletmelerindeki ilişkisel pazarlama uygulamalarının müşteri bağlılığı üzerindeki etkileri
Modern ilişkisel pazarlama anlayışının temelleri hizmet pazarlaması araştırmalarında ortaya çıkmıştır. İlk kez Berry'nin 1983 yılındaki çalışmasında bir terim olarak kullanılan ilişkisel pazarlama, hizmet pazarlaması uygulamalarının ve araştırmalarının öncelikli konularından birisi ve temelleri eskilere dayanan yeni bir bakış açısı olarak görülmektedir. İlişkisel pazarlamayı çoklu hizmet organizasyonlarında müşteri ilişkilerinin oluşturulması, sürdürülmesi ve geliştirilmesi olarak tanımlamak mümkündür (Berry, 1995). İlişkisel pazarlama işletmelere sağladığı çeşitli faydalar ile birlikte tüketicilere de fayda sağlamaktadır. İlişkisel pazarlamanın en önemli ve uzun dönemli amaçları müşteri tatmini, bağlılığı ve tekrar satın alma isteği sağlamaktır. Bu amaçlara ulaşılabilmesi aynı zamanda tüketicilerin algılanan riski azaltma, güven duyma, bilişsel tutarlılık sağlama ve karar almayı sadeleştirme gibi ihtiyaçlarının da karşılanması anlamına gelmektedir. Tez çalışmasının teorik altyapısı da ilişkisel pazarlama uygulamaları ve tüketici davranışları arasındaki bu ilişkilere dayanmaktadır.Bu çalışmada, küçük hizmet işletmelerindeki ilişkisel pazarlama uygulamaları ile tüketicilerin satın alma sonrası değerlendirme sonuçları arasındaki nedensel ilişkiler, önerilen bir davranışsal modelle araştırılmıştır. Araştırma amaçlarına ulaşılmasında keşfedici faktör analizleri, doğrulayıcı faktör analizleri ve yapısal eşitlik modellemesi gibi nicel yöntemler ve nitel araştırma yöntemlerinden yararlanılmıştır. Kuaför/berber hizmetleri kapsamında gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre salonlarda çalışan kuaför/berberlerin uzmanlığı kişilerarası güven ve müşteri tatmini üzerinde en fazla etkisi olan faktördür. Bununla birlikte hizmet kalitesi, ilişkisel pazarlama taktikleri ve kişilerarası iletişim tatmin üzerinde etkili değişkenlerdir. Müşterilerin işletmeye duydukları güvenin belirleyicileri ise tatmin, iletişim ve hizmet kalitesi algılarıdır. Sonuç olarak tatmin, güven ve kişilerarası güven yapılarının üçünün de bağlılık üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Önceki çalışmalarla tutarlı olarak, genel tatmin düzeyinin müşteri bağlılığının en önemli önceli olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Çalışmadaki nedensel ilişkilere ilişkin sonuçlara ve modele ilişkin uyum iyiliği testlerine bakılarak araştırma modeli kabul edilmiştir. Uygulamacılara ve gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: İlişkisel Pazarlama, İlişkisel Aracılar, İlişki Kalitesi, Satın Alma Sonrası Tüketici Değerlendirmeleri, Doğrulayıcı Faktör Analizi, Yapısal Eşitlik Modellemesi
Mobil hizmet innovasyonlarının kabulü: Türkiye örneği
Yoğun rekabet, bölünmüş ve talepkar pazarlar ve çok hızlı değişen teknolojiler dolayısıyla innovasyon günümüz global ve dinamik rekabetçi pazarlarında gün geçtikçe daha da önemli bir yer edinmektedir. Bir Pazarda uzun vadede ayakta kalabilmek için işletmelerin innovasyonu anlayıp bünyelerine adapte etmeleri gerekmektedir. Ancak innovasyon oldukça fazla zaman, yatırım ve kalifiye çalışan gerektiren bir süreçtir. Bununla beraber pazara sürülen her 10 innovasyondan 8'i başarısızlıkla karşılaşmaktadır. Bu nedenle, işletmelerin innovasyonların kabulü üzerinde etkili faktörleri anlayarak innovasyonlar geliştirmeleri gereklidir.Bu çalışmada tüketicilerin innovasyonlarını kabulüne ilişkin kavramsal bir model geliştirilmiş ve Türkiye'de 1100 tüketici ile gerçekleştirilen saha çalışmasından mobil hizmetlerin kabulüne ilişkin olarak elde edilen kilit sonuçlara yer verilmektedir. Sonuçlar tüketicilerin mobil hizmetleri kullanıp kullanmamalarını bazı spesifik faktörlerin nasıl ve neden etkilediğine ilişkin bulgular sunmaktadır.
Otel işletmelerinde hizmet kalitesi ölçümü ve karşılaştırması: Adana örneği
Gelişmiş ülke ekonomilerinde olduğu gibi ülkemiz ekonomisinde de hizmet sektörünün önemi her geçen gün artmaktadır. Hizmet işletmelerinin başarılı olmasında ve üstün performans göstermesinde hizmet kalitesinin yükseltilmesi ve buna bağlı olarak müşteri memnuniyetinin sağlanması oldukça önemlidir Rekabetin yoğun olarak yaşandığı turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmeler, her geçen gün değişen müşteri beklentilerine anında cevap verebilmek için hizmet kalitelerini sürekli geliştirmek zorundadır.Bu çalışma, Adana'daki üç, dört ve beş yıldızlı otellerde hizmet kalitesini ölçmek ve üç, dört ve beş yıldızlı otellerdeki hizmet kalitesini karşılaştırmak amacıyla, Adana ilindeki üç, dört ve beş yıldızlı otellerde konaklama yapan müşteriler üzerinde uygulanmıştır.Bu çalışmada, Adana'daki üç, dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde sunulan hizmet kalitesi müşteri bakış açısından analiz edilmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk iki bölümde araştırma konusuyla ilgili ikincil veriler incelenmiş, üçüncü bölümde ise alan araştırması ile toplanan birincil veriler analiz edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre algılama düzeyleri yüksek çıkmasına rağmen beklentilerin de yüksekliği, SERVQUAL skorlarını negatif büyüklüğe taşımıştır. Üç, dört ve beş yıldızlı oteller arasında hizmet kalitesi skorlarının, konaklama yapılan otelin yıldızına göre anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna varılmıştır. Müşteri beklentilerinin karşılanması açısından, en yüksek düzeyde beklentilerin karşılandığı, 4 yıldızlı oteller olarak tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Hizmet, Hizmet Kalitesi, Hizmet Kalitesi Ölçümü, SERVQUAL, Otel İşletmeleri
Tüketici etnosentrizmi ve ülke imajı üzerine kültürlerarası bir çalışma: Türkiye ve Yunanistan örneği
Bu çalışmanın amacı Türk ve Yunan tüketicilerin etnosentrizm düzeyleri, tüketici etnosentrizminin yerli ürün satın alma eğilimi üzerindeki etkisi, ülke imajı ve karşı ülke ile etkileşimin ülke imajı üzerindeki etkisini araştırmaktır. Çalışmada Shimp ve Sharma'nın tüketici etnosentrizmi kavramının ilk kullanıldığı ve CETSCALE'nin ortaya çıktığı çalışmadan (1987) yola çıkılarak daha sonraki yıllarda yapılan çeşitli çalışmaların incelenmesi ve karşı ülke imajının ölçülmesi ile şekil kazanmıştır. Çalışma Türkiye'den iki ve Yunanistan'dan bir olmak üzere üç örneklem üzerinde yapılmış olup, bu örneklemlerin ikili karşılaştırmaları söz konusudur. Çalışmada karşı ülke ile olan etkileşim ve bunun ürün satın alımlarına etkisi tespit edilmektedir. Araştırmanın yapıldığı ülkelerin, tüketiciler gözündeki imajları tespit edilerek karşı ülke imajının o ülkenin ürünlerini satın alma eğilimi üzerinde etkili olup olmadığı da araştırılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Tüketici Etnosentrizmi, CETSCALE, Ülke İmajı, Yunanistan, Türkiye.
Tüketicilerde genetiği değiştirilmiş gıda ürünleriyle ilgili algılanan risk türlerinin kulaktan kulağa iletişim ve satın alma isteğiyle ilişkisi
Yaşam kalitesini arttırma isteği ve gıda sektöründe yaşanan olumsuzluklar, tüketicilerin gıda tüketimlerinde daha hassas davranmalarına neden olmuştur. Artan gıda hassasiyeti yanında, bilimsel kanıtların net biçimde ortaya konamaması, pazarda yeni ve karmaşık bir ürün olması, bilgi kaynakları arasında itilafın olması gibi sebepler, tüketicilerde GDO'lu gıdalarla ilgili algılanan risklerin doğmasına neden olabilmektedir. Gelecek çalışmalara ışık tutabilmek ve uygulamaya mevcut durumu yansıtabilmek üzere bu tez çalışmasında; nitel ve nicel verilerden yola çıkılarak tüketiciler tarafından, GDO'lu gıdalara yönelik algılanan risk türleri tespit edilmiş ve bu algılanan risk türlerinin, kulaktan kulağa iletişim ve GDO'lu gıda satın alma istekliliği ile ilişkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçları; GDO'lu gıdalara yönelik olarak fiziksel risk, performans riski, finansal risk ve psikolojik riskin algılanıldığını göstermiştir. Bununla birlikte, kulaktan kulağa iletişim arttıkça fiziksel riskin, performans riskinin ve psikolojik riskin arttığı ve fiziksel risk, performans riski, finansal risk ve psikolojik risk arttıkça GDO'lu gıdaları satın alma istekliliğinin azaldığı tespit edilmiştir. Çalışma sonuçlarının tartışılıp yorumlanmasının ardından, uygulamacılara ve gelecekteki çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Müşterilerin yeşil (çevreci) işletmelere yönelik kurumsal itibar algısı üzerine bir araştırma
Küresel ısınmanın hayatımıza birçok açıdan tesir ettiği son yıllarda çevre ile ilgili konular, tüketicilerin karar süreçlerinde de etkisini göstermektedir. Tüketicilerin çevre konusunda farkındalık düzeyinin yükselmesi ve işletmelere yönelik beklentilerinin artması üzerine birçok işletme üretim sürecini yeşil pazarlama anlayışına uygun olarak yürütmeye başlamıştır. Bazı işletmeler ise çevreci uygulamalarını üretim düzeyinde bırakmamakta, işletmenin tüm fonksiyonlarını yeşil bir anlayışla yönetmeyi tercih etmektedirler.Yeşil uygulamalar dünyanın sürdürülebilirliği için hayati önem arz ederken, kurumsal itibar da işletmelerin sürdürülebilirliği için vazgeçilmez bir değerdir. Paydaşların kuruma dair algılamaları ve değerlendirmelerinin bir yansıması olan kurumsal itibarın kazanılması ve korunması oldukça zordur. Bu çalışmada günümüz işletmeleri için oldukça önemli olan kurumsal itibar ile yeşil uygulamaların ilişkisini incelemek amaçlanmıştır.Müşterilerin kurumsal itibar algısında çevreci faaliyetlerin etkisi olup olmadığını incelemek üzere çevreci ürün ve projelerinin görünürlüğü yüksek iki banka ve bu bankalar ile karşılaştırılmak üzere çevreci ürün ve projeleri olmayan iki banka daha belirlenmiş, bu dört bankanın müşterileri üzerine bir araştırma yapılmıştır. Araştırma bulguları yorumlandığında, müşterilerin çevreci işletmelere yönelik kurumsal itibar algısının farklılaşmadığı ve bankacılık sektöründeki çevreci faaliyetlere ilişkin farkındalık düzeyinin düşük olduğu görülmüştür.
Marka denkliğini oluşturan boyutların referans fiyat oluşumuna etkisinin hafif ticari araç markaları üzerinde incelenmesi
Tüketicilerin markalar ile ilgili algılamaları, markalar için ödemeyi düşündükleri bedelin temellerini oluşturmaktadır. Gerçekten de bir ürün veya hizmetin fiyatına değer veya uygun olarak değerlendirilmesinde marka yoluyla taşınan bazı anlamların önemli bir etkisi olmaktadır. Tüketicinin marka hakkındaki görüşlerini bazı alt boyutlarla değerlendirme şansı sunan ve marka denkliği olarak ifade edilen yapı üzerinde çeşitli araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Fakat marka denkliğinin tüketicilerin zihinsel fiyat oluşumlarına etkisi üzerine gerçekleştirilen çalışmaların eksikliği bilinmektedir.Pazarlama karması elemanları arasındaki ilişkilerin daha etkili bir biçimde ortaya konulmasına da katkısı bulunacağı düşünülen bu çalışmanın amacı, marka denkliğini oluşturan algılanan kalite, marka bağlılığı ve marka farkındalığı/çağrışımı boyutlarının, tüketicilerin referans fiyat oluşumlarına etkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın uygulaması, Mersin'de yaşayan 396 hafif ticari araç sahibi ile yapılan anketler sonucunda elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın analizleri sonucunda, tüketicilerin içsel referans fiyat oluşumlarında algılanan kalite ve marka bağlılığının, dışsal referans fiyat oluşumlarında ise, marka farkındalığı/ çağrışımının anlamlı bir etkisi bulunduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonunda gelecekte gerçekleştirilecek olan çalışmalara ve işletmelere yönelik önerilerde bulunularak sonuçlar tartışılmıştır.
Elektronik ağızdan ağıza iletişim motivlerinin satın alma ve iletişim davranışı üzerine etkileri
Tüketiciler internette yer alan ürün değerlendirme forumları, tartışma grupları ve internet günceleri gibi platformlarda, lokasyon, sosyo-ekonomik durum ve kişisel ilişkilerden bağımsız olarak iletişim kurmaktadır. Sanal fikir platformlarının sayısındaki artışla beraber, tüketicilerin bir satın alma kararı öncesi sıklıkla bu platformlarda yer alan bilgileri araştırmaya başvurması eAAİ?in etkilerinin ne yönde olacağını araştırmayı gerektirmektedir. Bu çalışmada eAAİ motivlerinin tüketici satın alma ve iletişim davranışına etkisini belirlemeye yönelik kavramsal bir model geliştirilmiş ve Türkiye?de 1200 tüketici ile gerçekleştirilen saha çalışmasından elde edilen sonuçlara yer verilmiştir. Çalışma sonuçları tüketicilerin sanal platformlardan diğer tüketici yorumlarını okuma motivleri ve bu platformlardan elde edilen bilgilerin satın alma ve iletişim davranışını nasıl etkilediğine ilişkin bulgular sunmaktadır.
İnternetten alışverişte tüketiciler tarafından algılanan risk (türlerinin) etkileri ve cinsiyet farklılıkları açısından incelenmesi
Bu araştırmada iki ana amaç benimsenmiştir. Birincisi, internetten alışverişe yönelik a) algılanan risk ve türlerinin internetten alışveriş yapma eğilimi üzerinde etkisinin olup olmadığının belirlenmesidir. İkincisi, biyolojik cinsiyet grupları arasında, c) satın alma eğilimi ve d) internetten alışverişe yönelik algılanan risk ve türleri ve açısından farklılık olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu kapsamda, farklılıkların olduğu durumda, hangi cinsiyet grubunun daha yüksek düzeyde risk algıladığı ve satın alma eğilimi gösterdiği de ortaya konmuştur. Araştırmada, veriler, üniversite öğrencilerinden, kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak kendi başlarına doldurdukları anket formu vasıtası ile edinilmiştir. Verilerin analizinde; basit doğrusal regresyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi ve bağımsız gruplar t-testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın temel bulguları; internetten alışverişe yönelik algılanan risk (genel olarak) arttıkça, internetten alışveriş yapma eğiliminin azaldığını ve cinsiyet grupları arasında, internetten alışverişe yönelik algılanan risk (genel olarak) açısından fark olmadığını göstermiştir. Ayrıca, cinsiyet grupları arasında internetten alışverişe yönelik algılanan risk türlerinin bazılarında görülmüş bazıların da ise görülmemiştir. Bu araştırmanın, özellikle, cinsiyet grupları arasında internetten alışverişe yönelik algılanan risk ve türleri hakkındaki kısıtlı bilginin genişletilmesine katkısının olabileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda, araştırmanın bulguları hem literatür hem de uygulama açısından tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: internetten alışveriş, algılanan risk, algılanan risk türleri, cinsiye
Sosyal medya müşteri ilişkileri yönetimi faaliyetlerinin firmaların satış performansına etkileri
Firmalar, geleneksel MİY uygulamalarının yanı sıra sosyal medya teknolojisi kullanımı ve organizasyonel sosyal medya müşteri ilişkileri yönetimi (SMMİY) uygulamaları kapsamında SMMİY pazarlama faaliyetlerinde etkinlik sağlayabilmektedir. Firmaların SMMİY pazarlama faaliyetlerinin, firmaların ilişki odaklı ve gelir odaklı satış performanslarını etkileyebileceği araştırma kapsamında ele alınmıştır. Bu çalışmada SMMİY pazarlama faaliyetlerinin firmaların satış performansına etkisini belirlemeye yönelik kavramsal bir model geliştirilmiş ve Türkiye'de 153 firma ile gerçekleştirilen saha çalışmasından elde edilen sonuçlara yer verilmiştir. Çalışma kapsamında incelenen değişkenler arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müşteri ilişkileri yönetimi, sosyal medya, sosyal medya teknolojisi kullanımı, sosyal medya müşteri ilişkileri yönetimi, ilişki odaklı ve gelir odaklı satış performansı.
Evcil hayvan sahiplik rolünün evcil hayvanlara yapılan harcamalara etkisinin incelenmesi
Evcil hayvan sahipliği asırlardır varlığını sürdüren büyük bir tarihe sahiptir. Tarih boyunca bu roller değişmiş ve günümüzde evcil hayvanlar ailemizin bir parçası haline gelmiştir. Değişen bu rollerle birlikte evcil hayvanlara yapılan harcamalar da değişiklik göstermiştir. Bu çalışmada, evcil hayvan sahiplik rolünün gıda, sağlık ve üründen oluşan evcil hayvanlar için yapılan harcamalar üzerinde oluşturduğu etkiyi araştırmak için kedi ve/veya köpek sahiplerine anket uygulanmıştır. Ayrıca hane halkı geliriyle evcil hayvanlara yapılan harcamalar arasındaki ilişki ve evcil hayvanın türünün sahiplik rolü üzerinde yarattığı farklılık da incelenmiştir. Verilerin analizinden elde edilen sonuçlara göre, beş ayrı sahiplik rolü (arkadaş, genişletilmiş benlik, meta, çocuk ve sorun) bulunmuştur. İleri araştırmalar evcil hayvanın türünün sahiplik rolü üzerinde farklılık yarattığını göstermiştir. Sonuçlar ayrıca sahiplik rolünün evcil hayvanlara yapılan harcamalar üzerinde fark oluşturmadığını göstermiştir. Hane halkı geliriyle evcil hayvanlara yapılan sağlık ve ürün harcamaları arasında ilişki bulunmuştur. Fakat gelirle gıda harcamasına yönelik bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar kelimeler: Evcil hayvan, evcil hayvan sahiplik rolü, evcil hayvan ürünleri,evcil hayvanlara yapılan harcamalar
Sanal birliklere katılım düzeyinin otel işletmelerine yönelik markaya duyulan tüketici güveni ve sadakati üzerine etkisi
Sanal birlikler tüketicilerle ilişki kurmanın en etkili yoludur. Konaklama işletmeleri tüketicilere ulaşmak için yeni bir pazarlama kanalı olan sanal birliklerden yararlanmaktadır. Daha önceki yapılmış olan çalışmalarda üyelerin sanal birlik etkinliklerine katılımı etkileyen fonksiyonel, sosyal, psikolojik, hedonik ve ekonomik unsurlar beş katılım faydası olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada, beş katılım faydasının yanı sıra gönderi özellikleri dediğimiz gönderilerin kalitesi, gönderilerin popüleritesi ve gönderilerin çekiciliğinin de tüketici güveni ve sadakati üzerine etkisi incelenmiştir. Sanal birliklere katılımının bir sonucu olarak otel markalarına yönelik güveni ve bağlılığı, tüketici ile otel markalarının ilişkilerini geliştirmek için bu gönderileri özelliklerinin önemli unsurlar olduğu düşünülmüştür. Bu çalışmanın amacı, sanal otel birliklerinin marka sadakati, marka güveni ve sanal birliğe katılımı ile gönderilerin kalitesi - popülerliği – çekiciliği ve fayda unsurları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmada, sanal birliklere katılım düzeyinin otel işletmelerine yönelik markaya duyulan tüketici güveni ve sadakati üzerindeki etkisini belirlemeye yönelik kavramsal bir model geliştirilmiştir. Saha çalışması İstanbul' da sadece otel işletmelerinde konaklamış olan ve daha önce ilgili otele ilişkin sosyal medya aracılığı ile bilgi ve diğer tüketici görüşlerini araştırmış olan 407 tüketici üzerinde gerçekleştirilmiş ve anket tekniği ile toplanan veri sonuçlarına yer verilmiştir. Yapılan analizler sonunucunda dokuz hipotezimizden sekiz tanesi kabul görmüş ancak bir hipotezimiz kabul görmemiştir. Cinsiyet ile boyutlar kıyaslandığında sosyo-psikolojik fayda ile marka güveni arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Cinsiyet ile diğer değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmemiştir. Medeni durum ile boyutlar kıyaslandığında sosyo-psikolojik fayda ve marka sadakati arasında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilirken, diğer değişkenlerle medeni durum arasında anlamlı fark tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal medya, sanal birlikler, sanal birliğe katılım, marka sadakati, marka güveni
Etik satın alma niyeti öncülleri ve etik satın alma davranışı önündeki engeller üzerine bir araştırma
Etik tüketim, tüketicilerin belirgin bir etik kaygıyla ilişkilendirdiği satın alma ve tüketme/kullanma davranışlarını ifade etmektedir. Bu araştırma, etik tüketim akımının bir türü olan (pozitif) etik satın alma davranışına odaklanmaktadır. Etik tüketim yazını, tüketicilerin genellikle etik ürünler satın almaya yönelik olumlu tutum ve niyetleri olmasına rağmen etik satın alma davranışı gerçekleşme oranının görece düşük olduğunu göstermektedir. Bu araştırma ile etik zihniyetli tüketicilerin etik satın alma niyeti öncüllerini saptamak ve etik satın alma davranışı önündeki engelleri tespit etmek amaçlanmıştır. Etik satın alma niyeti öncüllerinin belirlenmesi için Planlı Davranış Kuramı (PDK) temelli araştırma modeli test edilmiş; davranışsal niyetin gerçek davranışa dönüşmesini engelleyen faktörlerin belirlenmesi için nitel bir araştırma yürütülmüştür. Nicel verilerin analizinde keşfedici faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modellemesi yöntemleri; nitel verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Nitel araştırma sonuçlarına göre; etik zihniyetli tüketiciler, etik satın alma davranışı açısından 4 farklı engel (araştırma zorluğu ve ulaşılabilirlik, fiyat, şüphe ve fonksiyonel beklentiler) ile karşılaşmaktadırlar. Bu engellere ilişkin ölçek geliştirmek amacıyla bir pilot uygulama yapılmıştır. Nicel araştırma bulgularına göre; etik satın alma niyeti öncülleri tutum, algılanan davranışsal kontrol, etik kimlik ve etik zorunluluk olup algılanan davranışsal kontrol en güçlü öncül değişkendir. Sonuç kısmında, nitel ve nicel araştırma bulguları doğrultusunda, işletmelere, sivil toplum kuruluşlarına ve gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Etik tüketim, etik satın alma, planlı davranış kuramı.
Orijinal ve taklit ürün satın alma niyetine etki eden faktörlerin incelenmesi
Kökeni eski medeniyetlere kadar dayanan lüks kavramı ve beraberinde doğan taklit ürün kavramı günümüz dünyasında oldukça geniş bir pazara hitap etmektedir. Orijinal yani hakiki lüks markalı ürün tüketicisi ile bu ürünlerin taklitlerini satın alan ve kullanan tüketiciler bu tezin ana kütlesini oluşturmaktadır. Çalışmayla tüketicilerin orijinal markalı lüks ürün ve taklit ürün satın alma niyetine etkileyen faktörler incelenmiştir. Çalışma sonucunda, ekonomik faydanın ve hedonik faydanın taklit ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Hedonik faydanın lüks ürünlerin orijinallerini satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkisi varken, finansal riskin de orijinal ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi vardır. Finansal risk ve performans riskinin taklit ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir. Performans riskinin orijinal ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi vardır. Sosyal riskin taklit ürün satın alma niyeti üzerinde negatif yönlü bir etkisi bulunurken, orijinal ürün satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Materyalizmin taklit ürün satın alma niyeti üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisi varken, orijinal ürün satın alma niyeti üzerinde de pozitif bir etkiye sahiptir. Kamusal benlik bilincinin lüks ürünlerin orijinallerini satın alma niyeti üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Orijinal ürün, taklit ürün, orijinal ürün satın alma, taklit ürün satın alma, lüks, ekonomik fayda, hedonizm, algılanan risk, materyalizm, kamusal benlik bilinci
Hedonik alışveriş motivasyonları ve teknoloji kabul modeli bileşenlerinin çevrimiçi satın alma niyetine etkisi: Sosyal medya kullanıcıları üzerine bir araştırma
Sosyal medyanın bireyler arasında kullanımının artmasıyla beraber, tüketici davranışlarına olan etkisi gün geçtikçe daha da belirginleşmektedir. Sosyal medyadaki etkileşimlerin hızı ve maliyetinin oldukça düşük olması firmaların ilgisini çeken bir durumdur. Bireysel kullanımların yanı sıra firmaların ticari amaçlarla sosyal medyayı kullanmaları, sosyal medya platformlarını oldukça büyük bir pazar haline getirmiş ve sosyal medya üzerinde hem ticari hem de bireysel davranışların incelenmesindeki önemi artmıştır. Yeni bir pazar haline gelen sosyal medya sayesinde; her birey internetten bilgi toplamanın yanı sıra, içerik üreterek, başka kişilere deneyim ve tecrübelerini aktarmakta, onlarla interaktif bir şekilde etkileşime geçmektedir. Hal böyle iken firmaların; sadece tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarını karşılamalarından ziyade, tüketici odaklı faaliyetlerde de bulunması gerekir. Çünkü bireyler sadece ihtiyaçlarını gidermek için değil, aynı zamanda haz almak amacıyla da ürünler satın almaktadır. Bu tez çalışmasında, sosyal medya araçlarından instagram kullanan bireylerin sahip olduğu hedonik alışveriş motivasyonları ve teknoloji kabul modeli bileşenlerinin, çevrimiçi satın alma niyetine etkisi incelenmiştir. Çalışma sonuçlarında; hedonik alışveriş motivasyonlarına ait alt boyutların ve teknoloji kabul modeli bileşenlerinin, bireylerin çevrimiçi satın alma niyeti üzerinde etkileri olduğu belirlenmiştir.
Dijital pazarlamada e-perakende markalarının sunduğu kullanıcı deneyimlerinin tüketici güveni ve satın alma niyeti üzerine etkisi
İnternet teknolojisinin gelişmesi ile birlikte insanların yaşayış tarzı günden güne değişmektedir. Firmalar, farklılaşan ve çeşitliliği artan ürün ve hizmetlerini pazarlama konusunda farklı arayışlara girmektedir. Ulaşılan insan sayısı, pazarlama kolaylığı ve maliyetler açısından bakıldığında, dijital platformlar bu konuda vazgeçilmez bir araç haline gelmiştir. İnternet altyapılarının ve internete daha kolay erişim imkanı sunan cihazların geliştirilmesi, tüketicilerin dijital platformları aktif bir şekilde kullanmasına olanak sağlamıştır. Bu gelişmeler sayesinde, günümüzde insan nüfusunun büyük bir çoğunluğu interneti kullanmakta ve bir sosyal medya hesabı bulunmaktadır. Bunun farkında olan e-perakende markaları, geleneksel yollarla yaptıkları pazarlama faaliyetlerini dijital platformlara taşıyıp, daha fazla tüketiciye ulaşma hedefindedir. Rekabet ortamının yoğun olduğu bu dönemlerde firmalar, kendi web sitelerinde ya da herhangi bir dijital platformdaki varlıklarında, kullanıcıya sunduğu farklı deneyimlerle onları kazanıp, kendilerini tercih etmelerini sağlayabilirler. Dijital yollarla yapılan pazarlama faaliyetlerinde, e-perakende markaları ile tüketiciler yüz yüze gelemediği için markaların bu durumu, web sitelerindeki kullanıcı deneyimleri ile telafi etmesi gerekmektedir. Bu çalışma ile e-perakende markalarının sunduğu kullanıcı deneyiminin, tüketici güveni ve oluşabilecek satın alma niyeti üzerindeki etkisi açıklanmaktadır. Çalışma sonucunda, e-perakende markalarının sunduğu kullanıcı deneyiminin, tüketici güveni ve satın alma niyetini pozitif ve anlamlı şekilde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Çevresel ve sosyo-psikolojik faktörlerin organik gıda tüketim niyeti üzerine etkileri
Dünya nüfusundaki artış, bu artıştan kaynaklanan aşırı tüketim ile doğaya verilen zarar insan yaşamının sürdürülebilirliği önündeki en önemli tehditlerdir. İnsanların çevreye zarar veren davranışlarını değiştirmeleri, azaltmaları veya yeni davranışlar benimsemeleri sürdürülebilir bir yaşam için kaçınılmazdır. Sürdürülebilir üretim ve tüketim şekillerinin benimsenmesi ile mevcut nesillerin ihtiyaçları karşılanırken doğal kaynakların muhafaza edilmesi ve gelecek nesillere aktarılabilmesi sağlanacaktır. Nüfus artışı ile gıdaya yönelik artan talep, tarım faaliyetlerinin çevre üzerindeki doğrudan ve dolaylı olumsuz etkilerinin artmasına sebep olmuştur. Sürdürülebilir tarım uygulamaları ile çevreye verilen zararın azaltılması ve gıda ürünlerinin kalitesinin artması mümkündür. Bu çalışmanın amacı çevresel ve sosyo-psikolojik faktörlerin, sürdürülebilir tarım uygulamalarının çıktısı olan, organik gıda tüketimine yönelik tüketici niyeti üzerine etkilerinin ortaya konmasıdır. Araştırmanın modeli, çevreci davranışı açıklamada kullanılan Norm-Aktivasyon Modeli (Schwartz, 1977) ile Planlı Davranış teorisinin (Ajzen, 1985, 1991) birleştirilmesi ve modele çevreci değerler, çevresel bilgi sosyal etki ve alışkanlıklar değişkenlerinin eklenmesi ile oluşturulmuştur. Sosyal etkinin kişinin sahip olduğu çevresel bilgi ile davranışlarının çevresel sonuçlarına yönelik farkındalığı arasında düzenleyici etkisi araştırılmıştır. Karma veri toplama yöntemi kullanılan bu çalışmada, derinlemesine görüşmeler ve telefon görüşmeleri aracılığıyla uygulanan nitel araştırma bulguları ve ilgili alan yazın çalışmaları, organik gıda tüketimine yönelik tutum ve davranış arasında yer alan boşluğa dikkat çekmiştir. Bu bulgulardan yola çıkarak nicel araştırma kapsamında organik gıda tüketim niyeti incelenmiştir. Çevrimiçi anket uygulaması ile 682 tüketiciden veri toplanmış, veriler Smart PLS programı kullanılarak yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir. Analiz sonuçları tutum, alışkanlık, norm ve algılanan davranışsal kontrol faktörlerinin organik gıda tüketim niyeti üzerinde anlamlı etkileri olduğu görülmüştür. Altruistik, biyosferik ve ben merkezi değerlerin, davranışların sonuçlarının farkındalığı üzerine anlamlı etkisi olduğu saptanmıştır. Çevresel bilginin insan sağlıyla ilişkilendirilmesi durumunda kişilerin, davranışlarının çevresel etkilerine yönelik farkındalık sahibi olduğu tespit edilmiştir. Yapısal eşitlik modeli analizi sonucunda sosyal etki değişkenin çevresel bilgi ve davranışların çevresel sonuçlarına yönelik farkındalık değişkenleri arasında düzenleyici etkisinin olmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sürdürülebilirlik, sürdürülebilir tüketim, organik gıda tüketim niyeti, planlı davranış teorisi, norm aktivasyon modeli, niyet
Mobil uygulamalarda tatmin, kullanıma devam etme ve tavsiye etme niyetini etkileyen öncüllerin incelenmesi
Günümüzde akıllı telefonların yaygınlaşması ile gündelik yaşam alışkanlıkları hızla değişmeye başlamıştır. Mobil uygulamalar akıllı telefon kullanımında olmazsa olmaz bir noktaya gelmiş ve tüketiciler için yeni bir ürün olarak hayatımıza girmiştir. Mobil uygulamalar hem bir ürün olarak hem de yeni bir pazarlama iletişim mecrası olarak görülmektedir. Bu nedenle mobil uygulama bağlamında tüketici davranışlarının daha iyi anlaşılması kaçınılmaz olmaktadır. Bu çalışmada mobil uygulamalarda tatmin, kullanıma devam etme ve tavsiye etme niyetini etkileyen öncüllerin incelenmesi amacıyla kavramsal bir model oluşturulmuştur. Türkiye genelinde 516 mobil uygulama kullanıcısıyla gerçekleştirilen saha çalışmasından elde edilen sonuçlara yer verilmiştir. Çalışmanın sonucunda öngörülen hipotezleri destekleyici sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mobil uygulamalar, tatmin, optimal deneyimler, sosyal etkiler.