Theses supervised by Prof. Dr. İbrahim Mutlu
19 theses · Afyon Kocatepe University
Metalik cürufların otomotiv sürtünme malzemesinde dolgu maddesi olarak kullanımının araştırılması
Bu araştırmada, otomotiv fren balatalarının üretiminde dolgu maddesi olarak metalik cürufların kullanımı araştırılmıştır. Birinci aşamada içerik optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. İçerik optimizasyonu aşamasında kütlesel farklı oranlarda; fenolik reçine, bronz tozu, pirinç talaşı, cam elyaf, çelik yünü, barit, grafit ve alümina kullanılmıştır. Farklı oranlarda hazırlanan 46 içeriğin ortalama sürtünme katsayısı, özgül aşınma oranı, sürtünme stabilitesi, yoğunluk, sertlik ve bazı fiziksel özellikleri belirlenmiştir. İkinci aşamada, üretilen 46 numune kullanılarak ortalama sürtünme katsayısı, özgül aşınma oranı ve sürtünme stabilitesi değerleri modellenmiştir. Modelleme için genetik programlama yöntemlerinden biri olan çok genli genetik programlama kullanılmıştır. 46 deney numunesinin 39 tanesi eğitim için, kalan 7 tanesi ise validasyon için kullanılmıştır. Bütün model veri sonuçlarına göre ortalama sürtünme katsayısı, özgül aşınma oranı ve sürtünme stabilitesi R2 değerleri sırasıyla %95, %93 ve %86 olarak elde edilmiştir. Üçüncü aşamada üretim parametrelerinin optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Soğuk presleme süresi ve basıncı, sıcak presleme süresi-basıncı ve sıcaklığı, kürleme sıcaklığı ve süresi değerleri optimize edilmiştir. Üretim optimizasyonuna göre soğuk presleme süresi 3 dk., soğuk presleme basıncı 12 MPa, sıcak presleme süresi 15 dk., sıcak presleme basıncı 12 MPa, sıcak presleme sıcaklığı 150 °C, kürleme süresi 8 s ve kürleme sıcaklığı 150 °C olarak belirlenmiştir. Son aşamada içeriği ve üretim parametresi optimize edilmiş fren balatalarının içerisine dolgu malzemesi olarak yüksek fırın, bakır ve alüminyum cüruf malzemelerinin kullanımı araştırılmıştır. Numune içerisinde %40 oranında barit kullanılırken, her bir cüruf malzeme için bu oran %10 oranında azaltılmış ve cüruf malzemesinin oranı %10 arttırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre fren balatası kompozisyonunda yüksek fırın cürufu oranının %10, bakır cürufu oranının %30 ve alüminyum cürufu oranının %20 değerine kadar kullanımının uygun olduğu çalışma sonucunda önerilmiştir.
Plazma ark kaynağı ile stellite kaplanmış supaplardaki aşınmaların incelenmesi
Supap açı kısımlarına plazma sprey yöntemiyle toz stellite kaplanmaktadır. Bu kaplamanın amacı baga yüzeyine sürekli temas eden, supap açı yüzeylerinin güçlendirilmesidir. Özellikle LPG'li araçlarda kullanılan supaplar için stellite kaplama supap ömürlerinde ciddi artış sağlamaktadır. LPG'de yanmanın direkt temas ettiği parçalarda ciddi aşınmalar söz konusudur. Bu aşınmalar da motorun kalbi olarak tabir ettiğimiz supaplarda çok fazla olmaktadır. Aşınmaların önüne bir nebzede olsa geçebilmek için supap açı yüzeylerine stellite kaplanmaktadır. Stellite kaplanmış supaplarda ki kaplama hataları ve aşınmaların yorumlanmasını sağlayabilmek için literatür araştırması yapılacaktır.
Kanola yağından biyodizel üretim sürecinin optimizasyonu ve motor performansına etkileri
Bu çalışmada, kanola yağı metil ester üretim süreci tek aşamalı alkali katalizör (NaOH) kullanılarak optimize edilmiştir. Optimizasyon süreci katalizör konsantrasyonu, metil alkol/yağ oranı, reaksiyon sıcaklığı ve reaksiyon süresi gibi parametrelere bağlı olarak gerçekleştirilmiştir. Optimum metil ester dönüşüm verimi % 0,4 katalizör konsantrasyonu, % 20 metil alkol/yağ oranı, 30 dk reaksiyon süresi ve 60 °C reaksiyon sıcaklığında % 95,66 olarak elde edilmiştir. Optimum koşullarda elde edilen biyodizelin yakıt özellikleri belirlenmiştir. Biyodizel hacimsel olarak % 5 ve % 20 oranında motorin ile karıştırarak B5 ve B20 yakıtları elde edilmiştir. Bu yakıtların (B5 ve B20) motor performans ve emisyonlarına etkileri tek silindirli, direkt enjeksiyonlu bir dizel motorunda incelenmiştir. Deneysel sonuçlara göre B5 ve B20 yakıtları için dizel yakıtına göre ortalama motor momentlerinin sırasıyla % 1,3 ve % 3,4 daha düşük, motor güçlerinin sırasıyla % 1,4 ve % 3,5 daha düşük ve özgül yakıt tüketiminin sırasıyla % 9 ve % 17,5 daha fazla olduğu görülmüştür. Biyodizel kullanımı ile egzoz emisyonları iyileşmiştir. B5 ve B20 yakıtları için dizel yakıtına göre ortalama CO emisyonları sırasıyla % 5,7 ve % 16,7 daha düşük, is emisyonları sırasıyla % 21,6 ve % 36,3 daha düşük ve NOx emisyonları sırasıyla % 1,3 ve % 2,5 daha fazladır. Anahtar Kelimeler: Biyodizel, Kanola, Egzoz Emisyonları, Transesterifikasyon
Soya yağından biyodizel üretiminin optimizasyonu ve motor performans testleri
Bu çalışmada, soya yağı karışımından biyodizel üretim süreci tek aşamalı alkali katalizör kullanılarak optimize edilmiştir. Optimizasyon süreci katalizör konsantrasyonu, metil alkol/yağ oranı, reaksiyon sıcaklığı ve reaksiyon süresi gibi parametrelere bağlı olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, optimumbiyodizel dönüşüm verimi %0,75 katalizör konsantrasyonu, %20 metil alkol/yağ oranı, 90 dk reaksiyon süresi ve 60°C reaksiyon sıcaklığında %86verim elde edilmiştir. Optimum koşullarda elde edilen biodizelin yakıt özellikleri belirlendikten sonra biyodizelin motor performans ve egzozemisyonlarına etkileri direkt enjeksiyonlu ve tek silindirli bir dizel motorunda incelenmiştir. Dizel yakıtı ile karşılaştırıldığında biyodizelkullanımı özgül yakıt tüketimi artmış, motor torku, gücü ve momenti ise azalmıştır. Biyodizel kullanımı ile emisyon değerlerinde ise NOxemisyonları artmış, is ve CO emisyonlarıazalmıştır.
Haşhaş yağından üretilen biyodizelin motor performansına etkisi
Gelecekte petrol kökenli yakıtların tükeneceği bilindiğinden, araştırmacılar alternatif enerji kaynakları arayışına girmişlerdir. Bu alternatif enerji kaynaklarından birisi haşhaş yağından elde edilen biyodizel yakıtlarıdır. Bu yakıtlar uzun ömürlü ve çevre dostu olma gibi avantajlara sahiptir. Bu çalışmada, haşhaş yağından biyodizel üretimi tek aşamalı alkali katalizör kullanılarak transesterifikasyon metodu ile gerçekleştirilmiştir. Üretilen biyodizel ile geleneksel dizel yakıtı hacimce ve sırasıyla % 10-% 90 oranlarında karıştırılmış ve B10 yakıtı üretilmiştir. Biyodizelin yakıt özellikleri belirlendikten sonra motor performans ve egzoz emisyonlarına etkileri, direkt enjeksiyonlu ve tek silindirli bir dizel motorunda incelenmiştir. Dizel yakıtı ile karşılaştırıldığında, biyodizel kullanımı ile özgül yakıt tüketimi% 8,53 artmış, motor gücü ve momenti ise sırasıyla % 2,41 ve % 2,38 azalmıştır. Emisyon değerleri incelendiğinde is ve NOx emisyon değerlerinde sırasıyla % 9,18 ve % 6,62 azalma görülmüştür. Dolayısıyla haşhaş yağından elde edilen biyodizel, dizel motorlarında motor modifikasyonu gerektirmeden alternatif bir enerji kaynağı olarak kullanılabilmektedir.
Motorlu taşıtlar sürücü kursiyerleri teorik sınavı ile elektronik sınavının çeşitli değişkenler açısından karşılaştırılması
Türkiye'deki teorik sınavların yapılma ve değerlendirme aşamasında fazla zaman harcanması ve yüksek maliyetler olması sebebiyle kısa zamanda sonuçlanan ve düşük maliyetli yeni sınav sistemlerine ihtiyaç doğmuş ve yeni sınav sistemi olan elektronik sınav sistemi uygulamasına da geçilmiştir. Gelişen teknolojinin eğitim alanında kullanılması, sınavların uygulama ve değerlendirme aşamasını hızlı yapılmasını sağlamaktadır. Bu sebeplerden dolayı Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yapılan Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursiyerleri Sınavı (MTSKS) yanı sıra Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursiyerleri Elektronik Sınavı (MTSKES) adıyla yeni bir sınav sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Uygulanmakta olan bu iki sınav sisteminde de adayların sürücü belgesi alabilmesi için bu sınavlardan birine girerek başarılı olması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, ehliyet alabilmek için sınava giren sürücü adaylarının MTSKS ortalama puanları ile MTSKES ortalama puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi, MTSKS ve MTSKES ortalama puanlarının cinsiyete, yaşa, sertifika türüne ve İstatiksel Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS Düzey-1)'na göre karşılaştırılması yapılmıştır. Cinsiyet değişkenine göre T-test analizi uygulanmıştır. Yaş, sertifika türü, İBBS Düzey-1 değişkenlerine göre ise tek yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Analizler IBM SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın evrenini, 20 Mayıs 2017 tarihinde yapılan MTSKS'ye giren 186.721 sürücü adayı ve 2017 yılında yapılan MTSKES'ye giren 287.011 sürücü adayı oluşturmaktadır. Kâğıt-kalem ortamında yapılan sınavın bilgisayar ortamında yapılan sınava oranla bütün değişkenlerde daha düşük puan ortalamasına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bilgisayar ortamında yapılan sınavların hem sınava giren adaylar açısından hem de sınavın uygulanması, okunması, değerlendirilmesi ve verilerin saklanması açısından daha iyi bir sınav sistemi olduğu düşünülmekte olup ülkemizde elektronik sınav sisteminin yaygınlaştırılması önerilebilir.
Fındık kabuğundan pirolitik yakıt üretiminin optimizasyonu
Bu çalışmada fındık kabuğu biyokütle kaynağı olarak değerlendirilmiş, sabit yataklı reaktörde pirolizi gerçekleştirilmiştir. Deneylerde piroliz ürünlerinin verimleri üzerine sıcaklık ve pirinç kabuğu ilavesi gibi parametrelerin etkisi araştırılmıştır. Yapılan deneyler 400, 450, 500, 550°C sıcaklıklarında, 10°C/dk ısıtma hızında ve 1 L/dk akış hızında sürükleyici azot gazı (N2) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Belirlenen optimum sıcaklık değerinde %5, %10, %15, %20 pirinç kabuğu ilave edilerek katı, yakıt, su ve gaz ürün verimlerindeki değişimler incelenmiştir. %15 pirinç kabuğu ilavesinin F10 yakıtına göre verimde %85,09 bir artış sağladığı gözlemlenmiştir. Dizel yakıtla karşılaştırıldığında motor momenti ve motor gücünde azalma olduğu, özgül yakıt tüketiminde ise artış olduğu görülmüştür. İs yoğunluğu, CO ve HC emisyonlarında F10 yakıtı kullanımı azalmış, NO ve CO2 emisyonlarında ise artmıştır.
Piroliz yöntemi ile ceviz kabuğundan yakıt üretiminin optimizasyonu
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte enerji tüketimi artığı için alternatif enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Bu bağlamda tarımsal atık maddelerin alternatif enerji kaynağı olarak kullanımı çerçevesinde ceviz kabuğu biyokütle enerji kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada ceviz kabuğundan piroliz yöntemiyle pirolitik yağ üretim işlemi gerçekleştirilmiştir. Yapılan bir dizi deneysel çalışmalarda, pirolitik yağ üretim veriminde sıcaklık çalışma değeri, ısıtma hızı ve gaz akış hızı etkileri araştırılarak optimizasyon yapılmıştır. Deneylerde ısıtma hızı 10°C/dk, sıcaklığı 400°C, 450°C, 500°C, 550°C değerlerinde azot gaz (N2) akış hızını ise 0,5 L/dk, 1 L/dk, 1,5 L/dk şartları altında gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen pirolitik yağ üretim şartlarının optimizasyonunda en düşük verimin 550°C sıcaklıkta ve 1,5 L/dk gaz akışında olduğu gözlenirken, en iyi verim şartlarının 500°C sıcaklıkta ve 0,5 L/dk azot gazı (N2) akış hızında olduğu belirlenmiştir.
Turunçgiller atıklarından piroliz yöntemi ile alternatif yakıt üretimi
Günümüzde gelişen teknolojinin gereği olarak enerji tüketimi her geçen gün artmaktadır. Dolayısıyla alternatif enerji kaynaklarına yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. Bu bağlamda tarımsal atık olan turunç çekirdeği enerji kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmada turunçgil atığı turunç çekirdeğinden piroliz yöntemi kullanılarak pirolitik yağ elde etmek amaçlanmıştır. Turunçgil çekirdeği turunç bitkisi içerisinden el ile çıkarılmışır. Pirolitik yağ üretiminde optimizasyon sağlamak için bir dizi deney yapılmıştır. Bu çerçevede optimum üretim sıcaklığı, itici gaz debisi ve dakikada ki ısıtma hızı değiştilerek sıvı, katı ve gaz faz olmak üzere üç farklı ürün elde edilmişitir. Turunç çekirdeğinden elde edilen pirolitik yağın optimum üretim şartları; üretim sıcaklığı 550°C, ısıtma hızı 5°C/dk ve itici gaz debisi 0,5 L/dk olarak tespit edilmiştir. Ayrıca üretilen pirolitik yağın fiziksel özelliklerini belirlemek için analizler yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre yoğunluk 1,0050 g/cm3, kinematik viskozite 6,548 mm2/s, su oranı 0,193 mg/kg ve kükürt oranı 0,19 olarak bulunmuştur. Bulunan bu değerler geleneksel dizel ile karşılaştırılmıştır.
Hava soğutmalı bir motorda LPG uygulamasının araştırılması
Bu çalışmada, tek silindirli, hava soğutmalı, 4 zamanlı bir benzin motorunda LPG ve benzin yakıtı kullanılarak motorun performans ve egzoz emisyon testleri gerçekleştirilmiş, deneylerden elde edilen sonuçlar birbiriyle karşılaştırılmıştır. Deneyler, benzin ve LPG ile motordan en yüksek momentin elde edildiği devirde (2600 dev/dk) %20, %40, %60, %80 ve %100 olmak üzere beş farklı gaz kelebeği açıklığında gerçekleştirilmiştir. Deneysel sonuçlara göre LPG kullanımı ile ortalama motor momenti ve motor gücü benzine göre %4,15, özgül yakıt tüketimi ve yakıt tüketimi ise sırasıyla %16,45 ve %16,77 azalmıştır. Bununla birlikte, LPG kullanımı ile benzine göre CO, CO2 ve HC emisyonları benzine göre sırasıyla %35, %2,5 ve %35,36 azalırken; NOX emisyonları %88 artmıştır. Anahtar Kelimeler: LPG, Benzin motoru, Motor performansı, Egzoz emisyonları.
Otomobillerdeki yan aynaların dış yüzeyinde oluşan hava direnci etkisinin nümerik olarak incelenmesi
Gün geçtikçe enerji kaynaklarının azalması sebebi ile otomotiv sektöründe çalışmalar alternatif yakıtlara ve yakıt sarfiyatına yönelik ağırlık kazanmıştır. Bu bağlamda yan ayna formunun aerodinamik özellikleri incelenmiş ve farklı formlar için olası enerji tasarrufu durumu araştırılmıştır. Yapılan çalışmada Fiat punto marka otomobil yan aynası 3 boyutlu tarayıcıda taratılmış ve yardımcı programlar ile nokta bulutları birleştirilerek model düzenlenmiştir. SolidWorks'te geometri son şeklini almış ardından nümerik analiz yapmak üzere Ansys fluent'e aktarılmıştır. CFD yöntemi ile 80, 100 ve 120 km/h sabit hız değerlerinde yan ayna için hava direnci katsayısı hesaplanmıştır. Karşılaştırma yapmak üzere çizilen üç farklı yan ayna formu için aynı işlemler tekrarlanmıştır. Sadece form değişikliği ile sonuçlar görünmek istendiği için bütün ayna formalarının iz düşüm alanları aynıdır. 100 km/h hız için sonuçlar değerlendirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda aerodinamik açıdan en verimsiz yan ayna modeli dikdörtgen modeli en verimli model ise yamuk formunda çizilen model olmuştur. Otomobil yan aynası ile yamuk formu arasındaki hava direnci katsayısı farkının az da olsa farklı olduğu görülmüştür.
Yabani bitkilerden pirolitik yağ üretimi ve optimizasyonu
Gelişen teknoloji beraberinde yüksek enerji ihtiyacı ortaya çıkarmakta ve bu yüksek enerji ihtiyacını sağlayabilmek için alternatif enerji kaynağı arayışlarına gereksinim duyulmaktadır. Bu sebeple doğada atıl halde bulunan sığırkuyruğu bitkisi biyokütle enerji kaynağı olarak kullanılmıştır. Yapılan deneysel çalışmada sığırkuyruğu bitkisinden piroliz yöntemi ile pirolitik yağ üretimi yapılmıştır. Deneyler esnasında optimum üretim değerlerine ulaşabilmek için 400, 450, 500, 550 °C üretim sıcaklıklarında, 0,5, 1, 1,5 L/dak itici azot (N2) gazı akış hızı ve 5, 10, 15 °C/dak ısıtma hızı değerleri altında incelenmiştir. Yapılan deneyler neticesinde en verimli üretim değerleri 500 °C sıcaklıkta, 0,5 L/dak itici azot (N2) gazı akış hızında ve 10 °C/dak ısıtma hızında olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları ise 40 °C'deki kinematik viskozitesi 2,60 mm2/sn, yoğunluğu 1,1358 g/cm3, kükürt oranı ağırlıkça %0,17 ve su oranı ağırlıkça %3 olarak bulunmuştur.
Biyokütle atıklardan elde edilen alternatif yakıt kullanımının motor performans ve emisyonlara etkisi
Tez çalışmasında biyokütle atık olan vişne çekirdeklerinin piroliz işlemine tabi tutularak elde edilen vişne çekirdeği pirolitik yağının sıkıştırma ile ateşlemeli (CI) bir test motorunda yakıt olarak kullanılabilirliğine yönelik araştırma yapılmıştır. İlk olarak piroliz işlemi için optimizasyon çalışmaları yapılıp 10 °C/dak. ısıtma hızı, 0,5 L/dak. azot gazı akış hızı ve kırılmış (≤5mm) tanecikler olarak parçacık boyutu, 15 dak. piroliz süresi süresi ve 450 °C'lik reaktör sıcaklığında %29,7 maksimum yağ verimi elde edilmiştir. İkinci aşama olarak elde edilen pirolitik yağın içten yanmalı bir dizel motorunda yakıt olarak kullanılabilirliğine yönelik fizikokimyasal yönden en uygun özelliğe sahip olan yakıt karışımları üzerine araştırılmalar yapılıp ağırlıkça %40 dizel içeren karışım yakıtlar optimum karışım bileşimleri olarak belirlenmiştir. Son olarak fizikokimyasal yönden en iyi özelliğe sahip olan pirolitik yağ ile harmanlanarak elde edilen yakıt karışımlarının tek silindirli ve hava soğutmalı bir dizel motorunda test edilerek motor performans ve emisyonları üzerine olan etkileri dizel ile kıyaslandığında NOx, HC ve is emisyonları yönünden dizele göre daha çevreci olan emisyon değerlerine sahip olduğu için dizel motorlarında çevreci alternatif bir yakıt olarak kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Kestane dış kabuğundan piroliz yöntemiyle yakıt üretiminin optimizasyonu
Son yıllarda ilerleyen teknolojiyle beraber enerjiye duyulan ihtiyaç artmakta ve bu artan ihtiyacı karşılayabilmek adına alternatif enerji kaynaklarının arayışına ilgi artmaktadır. Bu çalışmada biyokütle kaynaklarından biri olan kestane dış kabuğu biyoyakıt kaynağı olarak belirlenmiş ve reaktör yardımıyla piroliz işlemi yapılmıştır. Yapılan deneylerde gaz akış hızı, piroliz sıcaklığı ve ısıtma oranının pirolitik yağ verimi üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Elde edilen veriler neticesinde en yüksek pirolitik yağ verimine 500 °C piroliz sıcaklığı, 1 L/dk sürükleyici azot gazı akış hızı ve 10 °C/dk ısıtma oranı ve 30 dk alıkonma süresi ile kütlece %16,86 olarak saptanmıştır. Deneyler neticesinde elde edilen pirolitik yağ incelemeler için ilgili laboratuvarlara gönderilmiş ve 40 °C için kinematik viskozite 8,60 mm2/s, yoğunluk 1146,50 kg/m3, su oranı 1,22% ve kükürt oranı 0,32% tespit edilmiştir.
Meşe palamudu (Quercus ithaburensis)'ndan piroliz yöntemiyle yakıt üretiminin optimizasyonu
Bu günlerde fosil yakıtların kullanımının yoğun bir şekilde olmasıyla alternatif enerji kaynağı arayışı sürekli devam etmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmada, biyokütle kaynaklarından olan meşe palamudu (Quercus Ithaburensis) biyoyakıt için alternatif enerji kaynağı olarak düşünülmüş ve piroliz yöntemi vasıtasıyla pirolitik yağ üretimi gerçekleştirilmiştir. Ürünler 4 farklı parametre koşullarıyla optimize edilmiştir. Bu parametreler, sıcaklık, sürükleyici azot gazı akış hızı, tanecik boyutu ve ısıtma hızıdır. Yapılan optimizasyon çalışmasında en uygun pirolitik yağ üretim koşulları; 500 °C sıcaklık, 1 L/dak sürükleyici azot gazı akış hızı, 0-2 mm tanecik boyutu, 10 °C/dak ısıtma hızı ve 30 dakika sabit alıkoyma süresi olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu üretim şartları ile üretilen pirolitik yağ miktarı en yüksek kütlesel oran olarak %19,40 olduğu belirlenmiştir. Elde edilen pirolitik yağın fiziksel özelliklerinden yoğunluk 1,089 g/cm3, 40°C için kinematik viskozite 9,20 mm2/s, su oranı 2,72 mg/kg ve kükürt oranı 0,47 ppm olarak bulunmuştur.
Tavuk kıkırdak kemiklerinden pirolitik yağ üretimi
Günümüzde fosil yakıtların rezervlerinin azalmasından kaynaklı yeni enerji kaynakları aranmaya başlanmıştır. Bu enerji kaynakları içerisinde biyokütleden yakıt elde etme işlemlerinden piroliz işlemi de yer almaktadır. Yapılan çalışmada tavuk kıkırdaklarından piroliz yöntemi ile pirolitik yağ optimizasyonu yapılmıştır. Tavuk kıkırdakları kurutulup, öğütüldükten sonra piroliz işlemine hazır hale getirilmiştir. Deneyler 3 farklı parametre üzerinden yürütülmüştür. Bunlar sıcaklık, ısıtma hızı ve sürükleyici azot gazı hızıdır. Deneyler sonucunda maksimum yağ üretimi yapılan parametreler 500 °C sıcaklık, 1 l/dak sürükleyici azot gazı akış hızı, 10 °C/dak ısıtma hızı ve 30 dakika sabit alıkoyma süresi olarak belirlenmiştir. Belirtilen parametrelerde maksimum yağ ölçümü %21,87 olarak ölçülmüştür. Elde edilen yağın analiz sonuçları şu şekildedir. Yoğunluk 1.107 cm/g3, kinematik viskozite (40 °C) 24,78 mm2/sn, su miktarı %0,36, kükürt miktarı 0,50 ppm olarak ölçülmüştür. Analizler sonucunda kaynama noktası düşük olduğu için parlama noktası ve kinematik viskozite (100 °C) değerleri hesaplanamamıştır.
Dizel partikül filtresinin kullanım sürelerine göre araçlardaki emisyon değerlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, Euro 6, Euro 5 ve bazı Euro 4 dizel araçlarında bulunan dizel partikül filtresinin farklı kilometrelerde ki egzoz gazı emisyon ölçümünün absorpsiyon katsayısı değerlerinin aracın kilometresine, motor durumuna ve DPF bulunmamasına bağlı olarak değişkenliği incelenmiştir. Dizel partikül filtreleri içerisinde bulunan partikül maddelerin zamanla temizlenmesi gerekmektedir. Dizel partikül filtresi bulunan araçlar dizel partikül filtrenin tıkanmasını önlemek için pasif rejenerasyon ve aktif rejenerasyon olmak üzere filtre içerisindeki kurumları yakarak temizleme görevini yaparlar. Temizlenecek kurum miktarı doygunluk 45 gram eşiğini aşarsa, pasif rejenerasyon ve aktif rejenasyonun DPF temizlemesi mümkün değildir. DPF temizlenemeyeceği için değiştirilmesi gerekir. Bu çalışmamızda pasif rejenerasyon ve aktif rejenerasyon ile temizlenemeyen DPF'nin egzoz sisteminde sökülerek makine yardımıyla temizlenmesi yapılmıştır. DPF'nin temizlenmeden önceki ve sonraki egzoz emisyon ölçüm bilgileri olan absorpsiyon katsayısı değerlerinin grafiksel karşılaştırılması yapılarak çıkan sonuçların değerlendirilmesi ile DPF temizlenmesi sonrası emisyon oranlarının düştüğü gözlenmiştir.
Tamburlu fren test cihazı tambur aşıntı miktarının belirlenmesi
Fren sistemi aracın güvenli bir biçimde yavaşlamasını veya durmasını sağlayan aktif güvenlik sistemlerinden biridir. Ülkemizde karayollarında kullanılan motorlu ve motorsuz taşıtların fren sistemlerinin kontrolleri Araç Muayene İstasyonlarında ve servis istasyonlarında yapılmaktadır. Fren sistemlerinin kontrollerinde en önemli kontrol, aracı güvenli bir şekilde durdurabilecek fren veriminin hesaplanmasıdır. Fren veriminin hesaplanması: Laboratuvarlarda, servis istasyonlarında veya üretim bantlarında kullanılan test cihazlarından birisi olan tamburlu tip fren test cihazı ile ölçümlenmektedir. Bu çalışmada farklı kullanım adetlerine sahip fren test cihazlarından aynı araç ile fren kuvvet testleri gerçekleştirilmiştir. Cihazlardan alınan fren kuvvetleri kendi içlerinde değerlendirilerek fren kuvvet oluşumunda tambur üzerindeki diş kalınlıklarının etkisi araştırılmıştır. Fren veriminin hesaplanmasında kullanılan fren kuvvetinin ölçülmesini etkileyen, tambur üzerindeki diş kalınlıklarının kullanım adedine bağlı olarak değerlendirmesi yapılmıştır.
Sıvı yönlendirmeli jant kapağı
Yağışlı hava koşullarından dolayı yol yüzeyinde sıvı birikintileri oluşmaktadır. Oluşan sıvı birikintileri üzerinden geçen taşıtlar, birikmiş sıvıyı kontrolsüzce etrafa sıçratmaktadır. Kontrolsüzce sıçrayan sıvılar yayalara, çevredeki diğer canlılara zarar vermektedir. Bu durum sıklıkla insan çalışma hayatını kıyafet açısından olumsuz etkilemektedir. Ek olarak yol yüzeyinde bulunan sağlığa zararlı kimyasal maddelerin insan vücuduna temas ederek insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Bu araştırmada, insan hayatında bu tür olumsuzluklara sebep olan birikinti sıvının taşıt geçmesi sırasında çevreye doğru sıçramasını engelleyerek insan hayatına olumlu katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Birikinti sıvının yönlendirilmesi için yapılan jant kapak tasarımında xflow programı ile aquaplaning analizleri yapılmıştır.