Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Rabia Sohbet

19 theses · Gaziantep University

Master'sOpen AccessTR

Gaziantep ilinde el beceri kurslarına gelen kadınların aile planlamasına yönelik, bilgi tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Ana çocuk sağlığı tüm Dünya'da ve Türkiye'de en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Sağlıklı bireylerin yetişmesi için aile planlaması şarttır. Bu tezde, toplumun aile planlamasına ilişkin bilgi, tutum ve davranışlarının incelenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kasım 2015-Mart 2016 tarihleri arasında Gaziantep Büyükşehir Belediyesine bağlı el beceri kurslarına gelen 1250 kadın oluşturmuştur. Çalışmada Aile planlaması tutum ölçeği, Coopersmith benlik saygısı ölçeği ve kişisel bilgi formu, elde edilen verilerin analizinde SPSS 22,0 istatistik analiz programı, sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma değerleri ve ki-kare testi kullanılmıştır. Katılanların %32,1'i 20-29, %33,2'si 30-39 yaş grubunda ve yaş ortalaması 33,69±10,59 olup, %80,0'ı evli ve ilk evlilik yaşı ortalaması 16,46±7,73, %31,7'si ilkokul mezunu, %54,6'sı ev hanımıdır. Gebelik sayısı ortalaması 2,84±2,36'dır. Katılımcıların canlı doğum sayısı ortalaması 1,87±2,00 olup, %17,8'i 1 düşük yaptığını ifade etmiştir. Katılımcılar AP'ye ilişkin bilgi kaynağının %46,9'u sağlık ocağı ve çalışanları olduğunu, %42,3'ü AP danışmanlığı aldığını, %54,8' si AP danışmanlığı almak istediğini, %61,9'u AP'yi "bakabileceği sayıda çocuk sahibi olmak" olarak tanımlarken %58,0'ı herhangi bir aile planlaması yöntemi kullandığını; yöntem olarak %65,2'si modern, %12,3'ü geleneksel yöntemleri kullandığını ifade etmiştir. Katılanların %65,5'i yüksek benlik saygısına sahip, %51,0'ı aile planlamasını uygulama konusunda yüksek tutuma sahip ve tutum ölçeği puan ortalaması 134,99 ±23,07'dir. AP hizmetleri toplumun genelinde eşit sonuçlar verecek şekilde uygulanmalıdır.

Aile planlamasıEl sanatlarıFertilite+6
Firdevs Altıner
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Menopozdaki kadınların suçluluk ve utanç duygularının yaşam kalitesine etkisi

Bu çalışma Eylül 2014-Ocak 2015 tarihleri arasında Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesi Şirinevler mahallesinde yaşayan 40 yaşından büyük menopoza girmiş kadınların menopozda yaşadıkları değişimleri, menopoza bakış ve yaşayış tarzlarını ve bunun kadınlar üzerindeki suçluluk ve utanç yaratabilme etkisinin yaşam kalitelerine yansımasını belirlemek amacıyla tanımlayıcı-kesitsel olarak yapılmıştır. Çalışmada evrendeki 800 kişiden 500 kişi örneklemi oluşturmuştur. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Suçluluk-Utanç ve WHOQOL-BREF Yaşam Kalitesi ölçekleriyle toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde SPSS 18 programı kullanılmıştır. Araştırmaya katılanların %46,6'sı 49-54 yaşında, %78,6'sının okur-yazar olmadığı, %60,4'ünün 1-5 yıldır menopozda olduğu, %49,2'si son adetlerini 45-49 yaşlarında gördükleri saptanmıştır. Kadınların %87,8'inin fiziksel ve psikolojik sıkıntı yaşadığı, %37,8'i eşlerinden kısmen şiddet gördüğü saptanmıştır. Kadınların menopozu %55'i kötü bir durum, %45,4'ü hastalık, %56'sı kısırlık olarak algıladığı saptanmıştır. Ölçeklerde suçluluk faktörü 48,95±0,37, utanç faktörü 44,89±0,27, bedensel alan 10,64±0,42, ruhsal alan 10,96±0,39, sosyal alan 11,12±0,49, çevre alan 10,84±0,37 belirlenmiştir. Suçluluk; Bedensel, Ruhsal, Sosyal ve Çevre alan arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır(p<0,05). Menopozun kötü bir durum olup olmadığını düşünme ile hissedilen suçluluk duygusunu anlamlı derecede etkilediği tespit edilmiştir(p<0,001). Sahip olunan bilginin algılanan suçluluğu anlamlı şekilde etkilediği tespit edilmiştir(p<0,05). Araştırmada kadınların suçluluk ve utanç düzeylerinin arttıkça yaşam kalitelerinin azaldığı, kadınların suçluluk-utanç ve yaşam kalite düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu bulunmuştur.

Kadın sağlığıKadınlarMenopoz+3
Pelin Zıvdır
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fabrika işçilerinin ergonomiye bakışının benlik saygısı ile etkileşimi

Araştırma Gaziantep ilindeki çeşitli fabrikalarda çalışan işçilerin benlik saygısını etkileyen bazı sosyo-demografik faktörleri belirlemek, ergonomik şartları ortaya koyarak benlik saygısı ile etkileşimi açısından değerlendirilerek iş başarısını yükseltmek amaçlanmaktadır. Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın evrenini Gaziantep ilindeki Gürteks fabrikalarında çalışan toplam 1475 işçi oluşturmuştur Küme örneklem yöntemiyle yapılan araştırmanın örneklemini Haziran-Eylül 2014'te araştırmaya katılmayı kabul eden 755 işçi oluşturmuştur. Analizde SPSS 16.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından oluşturulan işçilerin sosyodemografik ve ergonomik çalışma özelliklerini belirten anket ve Rosenberg benlik saygısı ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan işçilerin %38.3'ünün 26-30 yaş aralığında, %97.2'sinin erkek, %82.8'inin evli, %70.7'sinin çocuklu, %75.2'sinin lise mezunu olduğu saptanmıştır. İşçilerin %82.3'ünün gelirinin giderinden az olduğu, %86'sının vardiyalı çalışmakta olduğu, %65.3'ünün fazla mesai yapmakta olduğu, %84.1'inin yaptığı işin değeri kadar ücret almadığı, %17.9'unun çalışma saatleri dışında ek iş yapmakta olduğu saptanmıştır. İşçilerin %40.4'ünün işyerinde sorun yaşadığı, %73.2'sinin çalışma saatleri içinde psikolojik tükenmişlik hissettiği, %30.9'unun işyerinde kas iskelet sistemi sorunları yaşadığı saptanmıştır. İşçilerin %62.3'ü iş kazalarına karşı işyerinde önlem alınmadığını, %26.6'sı iş kazasına maruz kaldığını belirtmiştir. İşçilerin %75.4'ünün ergonomik çalışma ortamının olmadığı, %43'ünün aydınlanma, %78.5'inin ısınma, %87.4'ünün gürültü ile ilgili ergonomik sorunlar yaşadığı saptanmıştır. İşçilerin %52.5'inin benlik saygısı orta seviye olduğu bulunmuştur. İşçilerin büyük bir çoğunluğu işyerinin ergonomik çalışma standartlarına uygun olmadığını, yarısından fazlası kullanılan araç ve gereçlerin ergonomik olmadığını, yarısından fazlasının benlik saygısının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. İşçilerde ergonomi gibi benlik saygısını olumsuz etkileyen unsurların tespit edilip bu yönde gerekli olan önlemlerin alınması, çalışanların sosyal açıdan ve ergonomik açıdan desteklenerek kendine olan çalışma güveni ve benlik saygıları arttırılmalıdır. Anahtar kelimeler: İş sağlığı ve Güvenliği, Ergonomi, Benlik saygısı, İş kazası

Benlik saygısıErgonomiKazalar+5
Burak Yeşilyurt
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Presenteizm'in iş doyumu ve tükenmişlik düzeyine etkisi

Presenteizm (İşte var olamama) sorunu çalışanların iş doyumu, tükenmişlik düzeyleri ile yakından ilişkilidir. İş doyumu, çalışanların iş ile ilgili deneyimleri sonucunda edindikleri olumlu hislerdir. Tükenmişlik "profesyonel bir kişinin mesleğinin özgün anlamı ve amacından kopması, hizmet verdiği insanlar ile artık gerçekten ilgilenemiyor olması" olarak tanımlanmıştır. Çalışmanın temel amacı, presenteizm nedenlerini, sonuçlarını, mücadele etme yöntemlerini saptamak ve presenteizm ile iş doyumu, tükenmişlik düzeyi arasındaki etkileşimin belirlenmesidir. Bu araştırma Haziran-Aralık 2016 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Hastanesi, Gaziantep Dilek Halı Fabrikası ve Melike İplik Fabrikasında çalışan 415 işçiye uygulanmıştır. Araştırmada Maslach Tükenmişlik Ölçeği, Minnesota Doyum Ölçeği ve Stanford Kendini İşe Verememe Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çalışanların; %65,8'inin geliri giderinden az, %35,4'ünün çalışma yılının 1-5 arası olduğu, %77,1'inin tatil yapamadığı, %53,3'ünün stresli yaşantısı olduğu, %34,2'sinin geçtiğimiz ay içerisinde presenteizm ile karşılaştığı ve yaşanan presenteizm sonucunda çalışanların %29,4'ünün motivasyonda azalma yaşadığı, presenteizm ile mücadele yöntemi olarak çalışanların %43,4'ünün yaşamak için çalışmak felsefesine başvurduğu tespit edilmiştir. Presenteizm'e sebep olan sorunların başında aşırı iş yükü, iş doyum eksikliği ve ekonomik sorunlar gelmektedir. Presenteizm ile iş doyumu ve duyarsızlaşma arasında ilişki bulunmuştur (p<0.05). Presenteizm yaşayan işçiler, presenteizm yaşamayan işçilere göre daha çok duyarsızlaşma ve daha az iş doyumu yaşamaktadır. Araştırmaya katılan işçilerin presenteizm'in kaynakları, sonuçları ve presenteizm ile mücadele etme yöntemleri konusunda yeteri kadar bilgi sahibi olmadığı gözlemlenmiştir. Presenteizm sonucu örgüt içi verimliliğin artmasında, insan kaynaklarına önemli görevler düşmektedir. İşletmelerin etkin insan kaynakları yönetimi, çalışan sağlığını koruyan adımları ve çalışan memnuniyetini ön planda tutan uygulamaları ile bu sorunların önüne geçmesi mümkündür. Anahtar Kelimeler: Presenteizm, İş Doyumu, Tükenmişlik, İşte Var olamama

PresenteeizmTükenmişlikİş doyumu+1
Hakan Çelik
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep üniversitesi öğrencilerinin cinsellik ve üreme sağlığı hakkındaki bilgi düzeylerinin incelenmesi

Gençlerin ihtiyaçları erişkinlerden önemli açılardan farklılık göstermektedir. Bu gerçek, dünyanın birçok yerinde ihmal edilmekte, gençlerin cinsel sağlık/üreme sağlığı (CSÜS) kapsamındaki ihtiyaçları yeterince karşılanamamaktadır. Bu amaçla yola çıkarak çalışmamız, Gaziantep Üniversitesi Öğrencilerinin Cinsellik ve Üreme Sağlığı Hakkındaki Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2009-2010 öğretim yılında birinci ve dördüncü sınıf lisans eğitimlerine devam eden toplam 1720 öğrenci çalışmayı oluşturmuştur. Üniversite gençlerinin bilgi düzeylerinin araştırıldığı bu çalışmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılmış ve sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma değerler kullanılmıştır. Farkın incelenmesinde x2 testi kullanılmıştır. Öğrencilerin; %36.7'sinin Mühendislik Fakültesi; %68.0'ının 1.sınıfta okuduğu; %41.1'i 20-21 yaş grubunda; %62.2'sinin erkek; %75.2'sinin ilde yaşadığı; %85.1'inin bekar olduğu; %83.3'ünün okullarda CSÜS eğitim verilmeli dediği; %45.5'inin CSÜS eğitimi ilköğretim düzeyinde verilmeli; %52.5'inin cinsel ve üreme sağlığı bilgilerinin yeterli bulduğu; %38.2'sinin CSÜS bilgileri sağlık personellerinden almak istediği; %54.5'inin CSÜS konuları arkadaşlarıyla konuştuğu; %54.5'inin evlenmeden önce cinsel ilişkiye olumsuz baktığı; %80.2'sinin üniversitede CSÜS danışma birimi olmalı dediği; %67.8'inin CSÜS eğitim programlarında ihtiyaç duyulan konulara cevap veremediği; %8'inin yetersiz, %56.2'sinin orta, %35.9'unun yeterli CSÜS bilgi puanı aldığı saptanmıştır. Öğrencilerin; 4. sınıfların CSÜS puanı 1. sınıflara göre daha yüksek; yaşı arttıkça CSÜS puanları yükselmekte; kızların CSÜS puanları erkek öğrencilere göre daha fazla olduğu, ilişkileri arasında istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0.05).Anahtar Kelimeler: Cinsel sağlık, cinsel sağlık sorunları, gençlik dönemi, üreme sağlığı, üreme sağlığı sorunları, üniversite gençliği.

BilgiCinsel eğitimCinsellik+3
Fatma Geçici
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sanayi sitesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ve istismara bakışı

Bu çalışma, sanayi sitesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ve istismara uğrama durumlarını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 72 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Veriler SPSS paket programında değerlendirilmiş, istatistiksel analizler kullanılmıştır. Araştırmaya kapsamına alınan bireylerin %33.3'ü 18 yaşında, %98.4'ünün erkek, %78.7'sinin ilköğretim mezunu, %59.8'inin çekirdek aileye mensup olduğu ve %39.8'inin 4-5 kardeşi olduğu bunların %49.4'ünün çalıştığı belirlenmiştir. Araştırma katılanların annelerinin %44.2'sinin 45 yaş üzerinde olduğu, ailelerinin %77.5'inin, katılanın %74.3'ünün kötü alışkanlığı olmadığı tespit edilmiştir. Katılanların %10.4'ü kötü alışkanlığını arkadaş ortamı-sokakta edindiğini söylemiştir. Araştırmaya katılanların %32.9'unun oto-tamirinde çalıştığı, %87.6'sının çıraklık okuluna gittiği, gidenlerden %78.7'sinin haftada 10 saat ders aldığı; Katılanların %58.6'sının çalışmanın okul eğitimini engellediğini söylediği belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların %82.3'ünün 9-12 saat çalıştığı, %77.5'inin yıllık izin kullanmadığı, %74.7'sinin işte bir öğün yemek yediğini, %66.7'si işi öğrenmek için çalıştığını söylemiştir. Araştırma katılanların %68.7'si haftalık 55-100 TL kazandığı, %57'sinin fazla mesai yaptığı, %78.3'ünün işyerinde sağlık güvencesi olmadığı belirlenmiştir. Katılanların %86.7'sinin işyerinde istismara uğramadığı, %85.5'inin ilgisiz bırakılıp ihmal edilmediği belirlenmiştir. Yapılan analizlerde, yaş ile çıraklık sözleşmesi imzalama, eğitim durumu ile günlük çalışma saatleri arasında istatistiksel tam ilişki (p=0.00) tespit edilmiştir. Aile tipi ile ailenin çocukların sorunlarına destek olma, annelerin eğitimleri ile çocukların günlük çalışma saatleri arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak çocuk işçilerin yasalarla belirlenmiş yaşın altında çalışmaya başladıkları, zorunlu eğitimlerini tamamladıktan sonra iş hayatına girip eğitimi terk ettiği, çalışma koşullarının kötü olduğu ve çoğu iş yerinde denetimin yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle, gerekli merci ve ailelerin bu duruma dikkatlerinin çekilmesi gerekmektedir.

Endüstri bölgesiÇalışan çocuklarÇalışma koşulları+4
Gülcihan Arkan
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'teki MEKSA-GESOP Çıraklık Eğitim Merkezindeki kursiyerlerin iş sağlığı ve iş güvenliğine bakışının değerlendirilmesi

Araştırma Gaziantep Yardım Vakfı Mesleki Eğitim Merkezi'ndeki öğrencilerin meslek mensubu olarak işçi sağlığı ve güvenliği farkındalık durumlarını, iş kazası geçirme, meslek hastalıklarına yakalanma durumunu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evreni Gaziantep Yardım Vakfı Mesleki Eğitim Merkezinde eğitim gören 1935 öğrenci oluşturmuştur. Evrenden küme örnekleme ile 969 öğrenci alınmış, Mart-Nisan 2010'da anket uygulanmıştır. Araştırmaya katılanların %79,2'si erkek, %42,5'i 18?19 yaşında, %89,8'i bekar, %56,4'ü ilköğretim mezunu, %57,8'inin geliri gidere eşit, %54,8'inin ailesi çekirdek tiptedir. Öğrencilerin %32,6'sının birinci sınıf, %45,1'inin kuaförlük yaptığı, %61,7'sinin 11?15 yaşında çalışmaya başladığı, %50,8'inin isteyerek mesleğini seçtiği, %84,5'inin mesleğine yatkın olduğu, %73,5'inin mesleğinden memnun olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin %76,8'inin iş yerini yeterli bulduğu, %71,9'unun 11?15 saat çalıştığı, %25'inin 251?300 TL maaş aldığı, %80,1'inin işe girişte muayene olmadığı ve sağlık raporu almadığı, %93,5'inin periyodik muayene olmadığı, %69,7'sinin sigortasız ve %41'inin çıraklık sözleşmesiz çalıştığı, %83,8'inin diploma alıp işini kurmak için merkeze geldiği, %83,4'ünün eğitim süresini yeterli bulduğu, %46,5'ini merkeze usta öğreticisinin yönlendirdiği, %69,9'unun derslere düzenli devam ettiği, %59,4'ünün öğrendiklerini çalışırken uyguladığı, %58,4'ün işvereninin koruyucu sağladığı, %43,7'sinin koruyucuları düzenli kullandığı saptanmıştır. Öğrencilerin %39,9'unun iş kazası tanımını bildiği, ençok makine ve tezgahlarda kaza olduğu, %40'ının işçi haklarını bilmediği, %64,8'inin iş kazası %87,9'unun meslek hastalığı geçirmediği, %49,6'sının meslek hastalığı diye bir şeyi duymadığı, %49'unun işinde meslek hastalığı riski olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin %59,4'ünün İSG eğitimi almadığı, %72'sinin iş yerinde İSG eğitimi yapılmadığı, %39'unun işvereni bütün önlemleri almakla yükümlü gördüğü, %56,2'sinin sağlık sorununda devlet hastanesine gittiği, %86,5'inin işyerinde sağlıkçının bulunmadığı, %77,4'ünün İSG kurulunun ne olduğunu bilmediği, %69,8'inin işyerinde denetim olmadığı, %79,2'sinin işyerinde cezalandırılmadığı saptanmıştır.

GaziantepMeslek hastalıklarıMesleki eğitim+4
Hasan Yaman
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

60. yıl ve Binevler sağlık ocağına başvuran diyabetli hastaların diyabet ve diyabetik ayak hakkında bildikleri ve uyguladıkları davranışlarının belirlenmesi

Diyabetli hastaların hastalıkları hakkındaki bilgi ve davranışları konusunda yanlışlarının olduğu bilinmektedir. Bu gerçeğe rağmen diyabetlilerin eğitim ihtiyaçları yeterince karşılanmamaktadır. Bu amaçla yola çıkarak, Sağlık Ocağına Başvuran Diyabetli Hastaların Ayak Bakımı ve Diyabetik Ayak Hakkında Bildikleri ve Uyguladıkları Davranışların Belirlenmesi ve Eğitimi amacıyla çalışmamızı yaptık. Nisan-Haziran 2010 tarihleri arasında Binevler ve 60.Yıl Sağlık Ocağı'na başvuran toplam 421 diyabetli hasta örneklemi oluşturmuştur. Veriler SPSS 15.0 istatistik paket programında değerlendirilmiştir.Diyabetlilerin; %60,8'i kadın; %44,2'si 46?60 yaş grubunda; %97,9'u evli; %50,6'sı ilköğretim mezunu; %57,5'i ev hanımı; %35,9'u şişman(BKİ)dır. Hastaların %89,5'i şeker hastalığını diabet olarak bilmemekte; %63,7'si tip 2 diyabetli; %59,1'i 1?10 yıldır diyabetlidir. %92,4'ü egzersizin kan şekerine etkisini bilmemekte; %92,6'sının ailesi kan şekeri düşme/yükselmesinde yapılması gerekenleri bilmektedir. Hastaların %93,7'si şeker düşüklüğü, %70,8'si şeker koması belirtilerini, %46,9'unun ne tür insülin kullandığını bilmemekte; %24,2'si ağzında kuruluk hissettiğinde şekerinin yükseldiğini, %35,9'u halsizlik hissettiğinde şekerinin düştüğünü bilmektedir. İnsülin dozu fazla geldiğinde %6,8'i egzersiz yapmakta, %85,7'si yatıp dinlenmektedir. Hastaların %98,3'ü 1?3 ayda bir kontrole gitmekte; %76,5'i öğünleri atlamanın kan şekerini yükseltebileceğini bilmektedir. Hastaların %10,2'si ayak muayenesi olduğunu; %71,3'ü ayağında diyabet nedeni ile problem olduğunu; %1,4'ü ayak bakımıyla ilgili eğitim aldığını söylemiştir. %23,8'inin ayaklarında terleme, %63,4'ünün ayağında uyuşma, %8,1'inin ayağında morarma, %3,3'ünün ayak yarası, %16,9'unun ayaklarında ödem oluştuğu belirlenmiştir. Hastaların ödem problemi için %63,4'ü hiçbir şey yapmadığını belirtmiştir. Hastaların %80,1'i ayaklarını günde 4?6 kez yıkadığını; %23,5'i ayak egzersizi yaptığını; %44,4'ü yürürken dengesizlik sorunu yaşadığını söylemiştir. %78,4'ü yol yürürken belli bir süre sonra baldırlarında ağrı, %53,9'u dinlenirken bacaklarında ağrı; %65,8'i ayaklarında kramp geliştiğini söylemiştir. %32,5'i ayaklarını yıkadıktan sonra parmak aralarını kuruladığını; %18,5'i ayak cildinde kuruluk olduğunu; %80'i tırnaklarını yuvarlak kestiğini söylemiştir. Hastaların diyabet ve komplikasyonları ile ilgili bilgilerinin yetersiz, davranışlarının çoğunluğunun yanlış olduğu tespit edilmiştir. Bu konuda sağlık personellerinin hastalara eğitim vermesi ve bu eğitim sürekli olması önerilebilir.

AyakAyak hastalıklarıBilgi+2
Esma Zerin Karaboğa
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep Üniversitesi öğrencilerinin meme kanseri hakkındaki bilgileri, meme muayenesini uygulama durumlarının incelenmesi ve eğitimi

Bu çalışma Gaziantep Üniversitesi'nde eğitim gören kız öğrencilerin Meme Kanseri (Ma.Ca.) ve Kendi Kendine Meme Muayenesi (KKMM) konusunda duyarlılığın artırılması, mevcut bilgilerin ve davranışlarının belirlenmesi, gerekli bilgilenmenin sağlanması amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Çalışmanın evrenini Gaziantep Üniversitesi'nde okuyan 3682 kız öğrenci, örneklemini 1114 öğrenci oluşturmuştur. Örnekleme alınan öğrencilere Şubat-Mart 2011'de ön anket uygulaması; sonrasında teorik-görsel-uygulamalı eğitim verilmiştir. Eğitim sonrası tüm öğrencilere, eğitimden 1 ay sonra randevuya gelen 747 (%67) öğrenciye tekrar aynı anket formu ve Sağlık İnanç Modeli Ölçeği (SİMÖ) uygulanmıştır.Öğrencilerin %50,9'unun 19-20 yaşlarında, %94,9'unun bekar, %48'inin Gaziantep ve komşu illerde doğan, annelerin %34,8'inin, babaların %38,4'ünün ilköğretim mezunu, %47,7'sinin 1-2 kız kardeşi, %75'inin SGK'lı olduğu saptanmıştır.Çalışmada öğrencilerin eğitim öncesi %6,1'inin, izlemde hepsinin Ma.Ca. ve KKMM ile ilgili bilgi aldığı; meme hastalıklarıyla ilgili bir sorun olduğunda eğitim öncesi %46,1'inin devlet hastanesine, izlemde %76,6'sının kanser araştırma merkezine başvuracağı; eğitim öncesi %34,5'i, izlemde %98,8'i sekizde bir kadında Ma.Ca. görüldüğünü; eğitim öncesi %27,3'ü 2, izlemde hepsi 10 Ma.Ca. belirtisini bildiğini; izlemde hepsinin 20 yaşında KKMM'ye başlandığını bildiğini; KKMM amacını eğitim öncesi %16,4'ü, izlemde %98'i kendi meme dokusunu daha iyi tanıma olduğunu; izlemde hepsi adet başlamasında 5-7 gün sonra KKMM yapıldığını; izlemde KKMM yapma süresini hepsi her meme için 5'er dakika olduğunu belirtmiştir.Ma.Ca. ve KKMM eğitiminden sonra SİMÖ alt boyutlarından duyarlılık, önemseme, öz-etkililik, sağlık motivasyonu ve yarar algılarında artma, engeller boyutunda azalma tespit edilmiştir.

Kadın hastalıklarıMemeMeme hastalıkları+6
Yasemin Gümüş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 6, 7 ve 8.sınıf öğrencilerinin çoklu zeka alanlarının belirlenmesi

Araştırma Çoklu Zekâ Kuramına uygun olarak Gaziantep ili, Emine Mustafa Humanızlı, Ali Tutkun ve Kılıçarslan İlköğretim okullarının 6, 7 ve 8 sınıflarında öğrenim gören öğrencilerin farklı zekâ alanlarının gelişmişlik düzeyinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evreni bu üç ilköğretim okulunda öğenim gören 1401 öğrencidir. Evrenden küme örnekleme ile 737 öğrenciye Mayıs-Haziran 2010'da anket uygulanmıştır. Araştırmaya katılanların %53,1'inin kız, %35,3'ünün 13 yaşında, %47,1'inin 6.sınıf`ta olduğu, %69,9'unun ekonomik durumunun orta düzeyde, %85,9'unun Gaziantep doğumlu, %49'unun 4-6 kardeşli, %76,6'sının çekirdek aile yapısında olduğu saptanmıştır.Öğrencilerin %66,5'inin sosyal faaliyetlere katılamadığı, %58,9'unun günün 1-2 saatini televizyon karşısında geçirdiği, %80,7'sinin anne baba dışında başka birileriyle yaşamadığı, %18,6'sının okul dışında işte çalıştığı, %30,3'ünün çok sık hasta olduğu, %62'sinin günde üç öğün yemek yediği, %21'inin öğretmen olmak istediği saptanmıştır. Öğrencilerin %73,5'inin orta düzeyde gelişmiş, %13,8'inin biraz gelişmiş, %12,2'sinin gelişmiş düzeyde sözel zekaya, %58,5'inin orta düzeyde gelişmiş, %27,5'inin gelişmiş matematiksel zekaya, %45,3'inin orta düzeyde gelişmiş, %32,8'inin biraz gelişmiş, %19,3'ünün gelişmiş düzeyde görsel zekaya, %64,6'sının orta düzeyde gelişmiş, %20,5'inin biraz gelişmiş, %14,2'sinin gelişmiş düzeyde müziksel zekaya, %74,2'sinin orta düzeyde, %12,8'inin biraz gelişmiş, %11,9'unun gelişmiş düzeyde doğa zekasına, %38,8'inin biraz gelişmiş, %31,1'inin orta düzeyde gelişmiş, %29,4'ünün gelişmiş sosyal zekaya, %51,7'sinin orta düzeyde gelişmiş, %23,7'sinin gelişmiş bedensel zekaya, %48,2'sinin gelişmiş, %34,9'unun orta düzeyde gelişmiş içsel zekaya sahip oldukları tespit edilmiştir.Öğrencilerin zekâ alanlarının cinsiyete, sınıf düzeyine, anne/baba öğrenimine, sosyo ekonomik duruma, sosyal faaliyetlere katılmaya ve en çok yaşanılan yere göre arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir(p?0,05).Anahtar Kelimeler:Çoklu Zekâ,Çoklu Zekâ Alanları,Çoklu Zekâ Envanteri,Gelişmişlik Düzeyi

Zeka testleriÇoklu Zeka KuramıÖğrenciler+1
Emine Karakurt
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Loğusaların doğum sonrası dönemdeki sağlıkla ilgili davranışlarının ve öz bakım özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışma 01 Ocak- 01Nisan tarihleri arasında Kahramanmaraş kadın doğum ve çocuk hastanesi doğum kliniği, sezaryen servisi-yeni doğan yoğun bakım ünitesinde bulunan 600 lohusanın bilgi düzeyini, sağlık davranışlarını ve öz bakım gücünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Verilerin analizinde SPSS istatistik paket proğramı kullanılmıştır.Lohusaların %31,8'i 19-24 yaş arasında; %91 ev hanımı; %49,8'i SGK'lı, %73,2'si çekirdek aileye sahip; %71,7'si 1-3 gebelik geçirmiş; %33,5'i 2 doğum yapmıştır. Loğusaların,%69,5 gebelikte sağlık sorunu olmadığını, %16,7'si kronik hastalığı olduğunu, %77,5'i kontrollere gittiğini; %14,8'i ebe/hemşireden bilgi aldığını söylemiş, %53,5'i sezaryen doğum yapmıştır.Doğum sonu %32'si 15-30 gün sonra akıntısının temiz, berrak ve kokusuz olduğunu söylemiştir. Lohusaların %50,2'si 8.günden sonra %51,8 ayakta, %45,8'i haftada 1 banyo yaptığını, %70,7'si arkadan öne taharetlendiğini belirtmiştir.Lohusaların %43,8'i bebeklerini yarım-1 saat içinde emzirdiğini; %18,5'i emzirme sorunu olduğunu; %46,9'u emdiği kadar emzireceğini; %16'sı anne sütünü artırmak için uygulama yaptığını; beslenmesinde %25,6'sı şekerli gıdaları artırıp %20,7'si acı, ekşi gıdayı azaltacağını söylemiş, %27,2'si aşıları bildiğini. Doğum sonu %21,8'i kontrole gideceğini; %65,3'ü 40 günden sonra cinsel ilişkiye gireceğini %31'i 40 günden sonra gebelikten korunmaya başlayacağını söylemiştir.Doğum sonu %6,8'i barsak sorunları yaşadığını, %21,6'sı eğilip-doğrulmakta zorlandığını; %55,7'si sosyal hayatının etkilendiğini; %23,3'ü korku, kaygı ve endişe duyduğunu %67,7'si uyku süresinin azaldığını; %89,7'si egzersiz yapmadığını %72,8'i Doğum sonu ilaç kullandığını, %26.5'i bilgi destek ihtiyacı olduğunu; %15,8'i aile planlaması konusunda bilgi almak istediğini belirtmiştir.Öz bakım puanı ile lohusaların emzirme zamanı, gebelikte kontrol gitme, sıvı gıda tüketimi, aşıları bilme, doğum sonu zorlandığı aktivite, sağlık sorunu yaşama, doğum sonu bilgi alma, sezaryen olma, banyo pozisyonu, taharetlenme arasında anlamlı ilişki tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler; Doğum sonu dönem, Sağlık davranışı, Öz bakım gücü

KahramanmaraşPostnatal bakımPostpartum dönem+3
Hatice Gül Akbaba
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

40 yaş üstü kadınların menopoz ve osteoporoza ilişkin bilgi tutum ve davranışlarının belirlenmesi

Gaziantep ili Şehitkamil İlçesine bağlı, Yeni mahalle, Umut mahallesi ve çıksorut mahallesinde oturan 40 yaş ve üstü kadınların menopoz ve osteoporoza ilişkin bilgi tutum ve davranışlarını belirlenmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın evreni bu üç mahallede oturan 40 yaş ve üzeri 401 kadına Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında anket uygulanmıştır.Çalışmamıza katılanların %24,9'unun 50-55 yaşları, %23,4'ü 40-45 yaşları arasında,. kadınların %95,8'inin evli, %44,9'unun okuryazar olduğu, %96,4'ünün ev hanımı olduğu.,Araştırmaya katılan kadınların, %16,2'inin 1 düşük yaptığı, %7`inin 1 defa kürtaj olduğu, %75,3'ünün korunma yöntemlerini bildiği, %37,2'nin geri çekme yöntemi kullandığını, %43,4'nün korunma yöntemini 10 yıldan fazla kullandığı, %52,1'inin sistemik hastalığı olmadığı, , %69,6'ının menopoza girdiği, %22,7'inin 3-5 yıldır menopozda olduğu, %67,3'ünün menopoza doğal yolla girdiği, %89,5'inin menopoz hakkında bilgisinin olmadığı, %82,5'inin mamografi çektirmediği, %5,7'inin mamografi çektirme yaşının 46-49 olduğu, %98,3'ünün sık mamografi çektirmediği, %99,8'inin menopozal sıkıntılarla nasıl baş edeceğini bilmediği, %59,1'inin beslenmede sebze ve tahılları tercih ettiği, %93,3'ünün Ca tablet kullanmadığı, %91,3'ünün güneş ışığında kalmadığı, %91,8'inin süt içmediği, %77,1'inin 1-2 kase yoğurt tükettiği, %68,3'ünün 1-2 bardak ayran tükettiği, %92,3'ünün sigara içmediği, içenlerin %3,7'inin günde 6-10 adet sigara içtiği gözlenmiştir. Araştırmaya katılan kadınların %100'ünün alkol kullanmadığı, %78,8'inin kahve içmediği, %38,9'nun 3-4 bardak çay içtiği saptanmıştır.Araştırmaya katılanların güneş ışığında kalma süreleri ve kalsiyum tablet kullanma oranları ile sosyo-demografik özellikler arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Mamografi çektirme oranları ile menopozal özellikleri ve sosyo-demografik durumları arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Menopozal özellikleri ile menopozal yakınmaları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.

KadınlarMenopozOsteoporoz+2
Şirin Çelikkanat
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın öğretim elemanlarının meme kanserine bakışı ve kanser korkusunun incelenmesi

Bu çalışma kadın öğretim elemanlarının meme kanseri tarama davranışlarına yönelik sağlık algılarını, meme kanseri korku ve anksiyete düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılan tanımlayıcı bir çalışmadır. Evreni devlet üniversitelerinde sağlık alanı dışında çalışan 28.958 kadın öğretim elemanı; örneklemi 1900 kadın öğretim elemanı oluşturmaktadır. 1 Kasım 2011-31 Mart 2012 tarihleri arasında anket formu 19.027 kadın öğretim elemanına en az iki kere on-line gönderilmiştir. Veriler SPSS 16.0 istatistik programında değerlendirilmiştir. Öğretim elemanlarının yaşı 35.54±8.35(min-max:22-71) yıl, %61.0?ı evli, %25,5?i yardımcıdoçent, %37,4?ü araştırma görevlisidir. Öğretim elemanlarının %67,2?si en sık görülen kadın kanserine meme ca., %69,8?i meme ca olmaktan korktuğunu, %80,7?si ailede meme ca. öyküsünün risk olduğunu, %69,2?si memede koltuk altında ele gelen kitlenin meme ca. için önemli olduğunu, %54,5?i KKMM eğitimi aldığını, %74,7?si KKMM yaptığını, %75,8?i elle muayenenin özelliğini bildiğini, %25,5?i mamografi çektirdiğini, %17,6?sı doktora gittiğini, meme kanseri olasılığını düşündüğünde %59,8?i tedirginlik hissettiğini söylemiştir. KKMM hakkında eğitim alma ile görev, KKMM yapma, yaşadığı bölge; görev ile KKMM yapma zamanını bilme; yaş, görev ile meme ca. belirtisinin kitle olduğunu bilme, KKMM eğitimi, en sık görülen kadın kanserini bilme, KKMM?de elin hangi parmaklarının kullanıldığını bilme; KKMM yapma zamanınıbilme ile menopoza girme, yaş; mamografi çektirme sayısı ile yaş, görev, çalıştığıüniversite; meme ca. olmaktan korkma ile yaş, görev, menopoza girme, KKMM bilgisi; Meme ca. korkusu ile ölüm korkusu arasında istatistiksel anlamlı ilişki saptanmıştır(p<0,05). %69.3?ü KKMM?de elin üç parmağını kullanmakta, KKMM eğitimi almayan öğretim elemanlarıda muayene yapmaktadırlar. KKMM eğitimi alan öğretim elemanlarının çoğunluğu evlidir. Çoğunluğu meme uçlarının sıkılmasıgerektiğini bilememiştir.Anahtar Kelimeler: Kanser, Meme Kanseri, Kadın, Öğretim Elemanı, Meme Kanseri Korkusu

AnksiyeteKadınlarKanser hastaları+4
Sevgi Karabaş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokullarda eğitim veren sınıf öğretmenlerinin mesleki doyum ve tükenmişlik düzeyi

Bu çalışma da Gaziantep ili Şehitkamil-Şahinbey İlçesi İlkokullarında Çalışan Sınıf Öğretmenlerinin Mesleki Doyum ve Tükenmişlik Düzeylerinin araştırılması amaçlanmıştır. Mesleki doyum ile verimlilik doğru orantılı olması ve doyumsuzluğun yarattığı etkiler çalışmanın konusunu önemli kılmaktadır. Öğretmenlik, insanlarla yüz yüze ve yoğun etkileşim içinde hizmet veren meslek dallarından olduğu için tükenmişliğe en yatkın risk gruplarındandır. Dikkat çeken bu risk çalışmanın problemini ortaya koymaktadır. Çalışmaya katılan 729 öğretmenden veriler "Mesleki Doyum Ölçeği" ve "Maslach Tükenmişlik Envanteri" kullanılarak toplanmıştır. Araştırmaya katılanların %83,7'si öğretmenlik mesleğini kendi isteğiyle seçmiştir, %46,2'si işe giderken gerilim hissetmektedir. 1-5 yıldır aynı okulda çalışanların bir şans daha verilecek olsa tekrar aynı işi seçme olasılığı (%56,1) 5 yıl ve üzeri çalışanlardan daha fazladır. Bekar öğretmenler, aylık gelir durumu orta düzey olan öğretmenler, 1-5 yıldır aynı okulda çalışan öğretmenler, son 2 yılda iş devamsızlığı yapmayan öğretmenler, meslekten ayrılmayı düşünen öğretmenler ve işte bedensel gerilim hisseden öğretmenler, diğer öğretmenlere oranla daha yüksek mesleki doyum algısına sahiptirler. Mesleki tükenmişlik ölçeğinde, en yüksek ort. İşim gereği karşılaştığım insanlara sanki birer nesneymişler gibi davrandığımı hissediyorum ifadesinde görülmüştür. Mesleki doyum ölçeğinde, en yüksek ort. Mesleki bilgisini artırmak için seminerlere, kongrelere katılmada belirlenmiştir. Araştırma da öğretmenlerin mesleki doyum düzeyi arttıkça tükenmişlik düzeylerinin düştüğü ve öğretmenlerimizin mesleki tükenmişlik düzeylerinin düşük, mesleki doyumlarının yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlköğretim, Sınıf Öğretmeni, İş Doyumu, Tükenmişlik

Sınıf öğretmenleriTükenmişlikÖğretmenler+2
Melike Bayrak
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanede çalışan temizlik işçileriyle bir fabrikada çalışan işçilerde stres ve kaygı düzeyleri ve etkileyen faktörler

Araştırma fabrikada ve hastanede çalışan işçilerin, iş kazası ve meslek hastalıklarına maruziyetleri, iş yeri ve çalışma koşullarına bağlı psikolojik ve sosyal sorunları tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Naksan Holding Plastik Fabrikasında ve Gaziantep Üniversitesi, 25Aralık, Dr.Ersin Arslan, Şehitkamil, Gaziantep Çocuk Hastanesinde çalışan 1216 işçiye Durumluluk-Süreklilik ve Algılanan Stres Düzeyi Ölçeği gözlem altında Haziran-Temmuz 2012?de uygulanmıştır. Araştırmaya katılanların %90,3?ü erkek; %39,3?ü 22-29 yaşında, %46,8?i lise mezunu, %74,3?ü çocuklu, %52,8?i gelirinin giderinden azdır. %70,1?i yaptıkları işin değeri kadar ücret almadığını, %24,3?ü çalışma saatleri dışında ek iş yaptıklarını, ek iş yapanların %43,7?si yarım günlük işler yaptığını, %33,6?sı ağır işlerde çalıştığını, %65,6?sı çalışma saatleri içinde zamanın yetmediğini, bunun %50,7?sinde stres yarattığı, %52,7?si çalışma saatleri içinde yeterli ve dengeli beslenmediğini belirtmiştir. %38,7?si iş yerinde sağlık problemi yaşadığını, %21,8?i iş yeri sağlık imkanlarını kullanamadığını, %35,7?si yöneticiden izin alınca kullanabildiklerini, %32,6?sı iş kazasına uğradığını, %15,6?sı meslek hastalığına yakalandığını, %28?i şiddete uğradığını, %82,6?sı iş yerinde stres varlığını belirtmiştir. Çalışmaya katılanların %55,5?i fabrika; %45,5?i temizlik işçisidir. Temizlik işçilerinin %42.9?u, fabrika işçilerinin %79?u yıllık iznini istediği zaman kullanamadığını; temizlik işçilerinin %47.6?sı, fabrika işçilerinin %89.7?si vardiyalı çalıştığını; temizlik işçilerinin %71.2?si, fabrika işçilerinin %80.7?si çalışma saatleri içinde fiziksel yorgunluk hissettiğini; temizlik işçilerinin %48.3?ü, fabrika işçilerinin %53.1?i çalışma saatleri içinde psikolojik tükenmişlik hissettiğini belirtmektedir. Durumluluk kaygı düzeyi %78?inde yüksek; süreklilik kaygı düzeyi %80,3?ünde yüksek; algılanan stres düzeyi %63,8?inde düşük, %28,7?sinde orta düzeyde belirlenmiştir. Yaptıkları işi kendine uygun görmeyen, çalışma ortamından memnun olmayan, yıllık izin kullanamayan, vardiyalı çalışan, iş kazası ve meslek hastalığına maruz kalan işçilerin kaygı ve stres puanlarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, İş Kazası, Meslek hastalığı, Stres, Anksiyete

AnksiyeteHastanelerMeslek hastalıkları+7
Yıldız Usca
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep ili şehitkamil ve şahinbey ilçeleri halk eğitim merkezleri el beceri bayan kursiyerlerinde kilofobi ve benlik saygısı ilişkisi

Bu çalışmada Gaziantep ilinde kadınların kilofobi ve benlik saygısı düzeylerinin ilişkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya katılan 600 kadına Sosyodemografik özellikler anketi, Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği ve Kilofobi Ölçeği uygulanarak ekim-aralık 2012 arasında gözlem altında yapılmıştır. Veriler NCSS 2007 programı kullanılarak değerlendirmede, ort.,standart sapma, frekans, ve Student's t, One-way ANOVA, Bonferroni Kruskal Wallis, Mann Whitney U., Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Kadınların yaşları, BKİ ölçümleri, evlilik süreleri arttıkça benlik saygısının azaldığı, eğitim düzeyinin yükseldikçe benlik saygısının da arttığı görülmüştür. Evde 2 – 4 kişi yaşayan ve çocuğu olmayan kadınların benlik saygılarının, evde 5 – 8 kişi yaşayan ve 4 ve üzeri çocuk sahibi olan kadınlardan daha yüksek saptanmıştır. Beslenme eğitimi alan, beslenme konularıyla ilgilenen ve ara öğün yemeyen kadınların benlik saygılarının, beslenme eğitimi almayan, beslenme konularıyla ilgilenmeyen ve ara öğün yiyen kadınlara göre daha yüksek saptanmıştır. Kadınların yaşları arttıkça kilofobilerinin arttığı, çekirdek aile yapısına sahip, eğitimi ilkokul ve altı olan, evde yaşayan kişi sayısı 2-4 arasında olan ve ara öğün yiyen kadınların, geniş aile yapısına sahip, eğitimi ortaokul olan, evde yaşayan kişi sayısı 5–8 arası ve ara öğün yemeyen kadınlardan daha fazla kilofobi yaşadıkları görülmüştür. Coopersmith Benlik Saygısı Puanı ile Kilofobi Puanı arasındaki negatif yönlü ilişki istatistiksel olarak anlamlı değildir(p>0,05). Araştırmaya katılanların yaklaşık üçte biri beslenme eğitimi almış ve beslenme konularıyla ilgilenmektedir. Kadınların çoğu evlendikten sonra kilo aldığını, üçte biri kendilerinin biraz kilolu olduğunu belirtmiştir. Fiziksel sağlık ile benlik saygısı arasında ilişki vardır. Benlik saygısını yükseltmek için obeziteden kaçınma, bedenin hoşlanılan yönlerine odaklanma, bireyin kendisini başkaları ile karşılaştırmaktan kaçınması, sağlıklı gıdalar yemesi ve mümkün olduğu kadar günlük hayatta aktif bir yaşam sürmesi önerilerimiz arasındadır. Anahtar Kelimeler: Kilofobi, Benlik Saygısı, Kadın Obezitesi

Benlik saygısıElFobiler+7
Sibel Kıymacı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Stresin sağlık çalışanı güvenliğine etkisi

Bu çalışma; Kilis ili merkez ilçesindeki T.C. Sağlık Bakanlığı Kilis Devlet Hastanesi'nde görev yapan sağlık çalışanlarında stresin sağlık çalışanı güvenliğine etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini Nisan-Mayıs 2017 tarihlerinde Kilis'te Sağlık Bakanlığı Kilis Devlet Hastanesi'nde görev yapan 345 sağlık personeli oluşturmaktadır. Örneklem seçilmeden evrenin tümü araştırma kapsamına alınmış ve araştırmayı kabul eden 195 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmanın verileri; sosyo-demografik özellikler, çalışma ortamı kaynaklı risk ve tehlikeler algısı, iş sağlığı güvenliği uygulamaları ile sağlık çalışanlarının güvenliği ölçeği ve iş stresi ölçeği sorularından oluşan anket gözlem altında uygulanmıştır. Verilerin analizinde frekans dağılımı, yüzde, x² testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarının %65.6'sı kadın, %49.7'si 22-31 yaş aralığındadır. Sağlık çalışanlarının %49.7'si lisans mezunudur. Sağlık çalışanlarının %68.2'si iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığını, %92.8'i kişisel koruyucu donanım kullandığını ifade etmiştir. İş kazası geçiren sağlık çalışanı %38.5'tir. Meslek hastalığı geçiren sağlık çalışanı %37.9'dur. Sağlık çalışanlarının %80.5'i hizmet içi eğitim almaktadır. Sağlık çalışanlarının %65.6'sı hemşiredir. Sağlık çalışanlarının %31.3'ü mesleki hastalık görülme olasılığına orta, %34.9'u iş kazası görülme olasılığına nadir cevabı vermiştir. Sağlık çalışanlarının sağlık çalışanı güvenliği ölçeği ortalama puanı 149,52, iş stresi ölçeği ortalama puanı 2,7238'dir. Araştırma kapsamına alınan hastanede iş güvenliğinin sağlandığı ve sağlık çalışanlarının sağlık ve verimlilik açısından en elverişli iş stresi düzeyinde oldukları saptanmıştır. Bu araştırmanın yapıldığı hastanede iş güvenliğinin sağlandığı ancak sağlık çalışanlarında iş stresi; "bazı yönleriyle kişiyi zorlayarak verimliliği arttırırken, bazı yönleriyle de sağlığı tehdit edebilir" biçiminde görülmüştür. Kurum yönetimi tarafından iş sağlığı ve güvenliği kültürünü artırmaya, iş stresini azaltmaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

HastanelerHastaneler-devletSağlık+4
Mustafa Şahin Morcalı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Vardiyalı çalışan fabrika işçilerinde uykusuzluğun yaşamsal özelliklere etkisi

Vardiyalı çalışma sisteminin işgören bireylerde başta aşırı uykululuk olmak üzere birçok soruna yol açtığı düşünülmektedir. Çalışmamızda vardiya sisteminin bireylerin aşırı uykululuk ve anksiyete sorunları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Gürteks grup fabrikalarında çalışan işçiler oluşturmaktadır. Haziran-Eylül 2014 tarihlerinde 1052 işçiye yüzyüze anket uygulanmıştır. Anket formunun ilk bölümünde demografik özellikleri ve çalışma koşullarını belirlemek için 54 soru ve BECK anksiyete ölçeği ile Epworth uykululuk ölçeğine yer verilmiştir. Tüm analizler Spss 21 programında yapılmıştır.İşçilerin %55,99'u 26-35 yaş arasında, %82,41'i erkek, %78,42'si evlidir. %71,67'si mesleğini isteyerek seçmediğini, %83,84'ü haftalık 46-60 saat; %77,57'si vardiyalı çalışmaktadır. %60,74'ü 1-30 saat fazla mesai yapmaktadır. %65,78'i fazla mesai, %55,23'ü vardiyalı çalışmak istemediğini belirtmiştir. %66,92'si çalışma saatinin uyku düzenini etkilediğini, %71,01'i uykusuzluğun sağlığını ve psikolojini etkilediğini, %62,45'i psikolojik tükenmişlik hissettiğini, %80,32'si ailesinin gece vardiyasında çalışmasını istemediğini, %70,10'u vardiyalı çalışmalarının aile düzenini etkilediğini belirtmiştir. İşçilerden evli olanların %68'i eşlerine yeterli vakit ayıramadıklarını, çocuk sahibi olanların %69,4'ü çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenemediklerini, %71,77'si ailesiyle tatil yapamadığını belirtmiştir. %62,93'ü sosyal ilişkilerinin yeterli olmadığını düşünmektedir, BECK Anksiyete ölçeği ile katılımcıların %38.4'ünün yüksek derece anksiyete düzeyinde olduğu, Epworth gündüz aşırı uykululuk testinde %31'inde gündüz aşırı uyku problemi tespit edilmiştir. Anket verileri işçilerin vardiyalı çalışma ve uykululuk durumlarının aile ve sosyal yaşantıları ile iş görme kapasitelerini olumsuz etkilesede ölçeklerle yapılan testlerde anlamlı fark bulunmamıştır. Vardiyalı çalışma sisteminin daha etkili olması için vardiya sistemi çalışmalarının daha fazla yapılması, iyi modellerin ortaya çıkartılabilmesi, konunun hassasiyeti dolayısıyla daha ileri çalışmaların yapılması ve işçilere yönelik sosyal aktivitelere yer verilmesi gerektiği çalışmamızın en önemli önerileri olarak ortaya çıkmıştır.

FabrikalarUykuUyku bozuklukları+6
Sanidin Kantar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan ve çalışmayan gebe kadınların depresyon durumlarının karşılaştırılması

Çalışmamız, çalışan ve çalışmayan gebe kadınların depresyon durumunu karşılaştırmak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Gaziantep ilinde bulunan İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İl Nüfus Müdürlükleri, İl Defterdarlık ve Karataş Kavaklık Rotary Aile SağlığıMerkezine bağlı gebe kadınlaroluşmaktadır. Çalışmayı kabul eden 130 kişiye gözlem altında ocak-haziran 2015 tarihinde 43 sorulu tanılama anketi ve beck depresyon ölçeği uygulanmış, veriler SPSS 24.0 programında değerlendirilmiştir. Çalışan gebelerin %55.7'si 30-34 yaş aralığında, çalışmayan gebelerin %29.1'i 25-29 yaş aralığındadır.Çalışan gebelerin %75.6'sı, çalışmayan gebelerin %14.5'i üniversite mezunudur.Çalışan gebelerin %64.4'ünün ekonomik durumu iyi, çalışmayan gebelerin %64.8'inin ekonomik durumu orta seviyededir. Çalışan gebelerin %43.2'si, çalışmayan gebelerin %11.2'si ilk evlilik yaşına 25-29'demiştir.Çalışan gebelerin %13.4'ü ve çalışmayan gebelerin %23.5'i kendiliğinden düşük yapmıştır. Çalışan gebelerin %7.1 ve çalışmayan gebelerin %3.8'i son gebeliğini istemeyerek yaptığını belirtmiştir.Çalışan gebelerin %88.9'u, çalışmayan gebelerin %48.1'i gebelikten dolayı özel beslendiğini ifade etmiştir. Çalışan gebelerin %31.1'içalışmayan gebelerin %18.9'u sigara kullanmaktadır.Çalışan gebelerin %97.8'i evliliğini severek yaptığını belirtmiştir.Çalışan gebelerin %45.5'i ile çalışmayan gebelerin %76.4'ü eşleri ile arasının her zaman uyumlu olduğunu belirtmiştir. Çalışan gebelerin %17.8'i şiddetli düzeyde depresyon yaşarken,çalışmayangebelerde %1.8'dir. Beck depresyon puanı çalışanlarda çalışmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur(P=0,001) Çalışan gebe kadınlarda depresyonun fazla çıkmasından dolayı çalışan gebe kadınlara yönelik iş yerlerinde psikiyatrist veya psikolog desteği verilmesi depresyonun azalması konusunda etkili olabilir.

DepresyonEv kadınlarıGebelik+2
Necdet Sansar
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2017
00

Other supervisors