Theses supervised by Prof. Dr. İsmail Demir
21 theses · Karadeniz Technical University, Afyon Kocatepe University, Atatürk University
Hypera postica (Gyllenhall)'nın fungal patojenlerinin belirlenmesi ve fungal mücadele etmeninin araştırılması
Hypera postica (Yonca hortumluböceği) (Col: Curculionidae), yonca ve yoncaya yakın legümenlerde ciddi zararlara neden olmaktadır. Kimyasal, mekanik ve biyolojik tüm mücadele yöntemlerine rağmen, H. postica'nın yonca alanlarındaki zararı halen etkili bir şekilde devam etmektedir. Bu çalışmada, H. postica'ya karşı etkili bir fungal etmen tespit etmek amacıyla, H. postica'dan 8 adet fungus izole edildi. Morfolojik (enfeksiyon şekli, koloni morfolojisi, spor şekli) ve moleküler (ITS1-5.8S ITS2 gen bölgesi, EF1-α, RPB1ve Bloc sekansları) karakterizasyon sonucunda izolatların Beauveria bassiana (HpI-2, HpI-6, HpI-7, HpI-10, HpA-3, HpA-4, HpA-5) ve Beauveria pseudobassiana (HpI-4) olduğu belirlendi. Böyle bir çalışma H. postica üzerinde ilk kez gerçekleştirildi. Ayrıca, izolatların zararlıya karşı virülansları da belirlendi. İzolatlar 1×105, 1×106, 1×107, 1×108 konidia ml-1 yoğunlukta hem larva hem de erginlere uygulandı. Larvalara karşı en yüksek ölüm oranları 14 gün içinde %100 olarak HpA-5 (B. bassiana) ve %97 olarak HpI-4 (B. pseudobassiana)'ten elde edildi. Ayrıca, erginler üzerinde en yüksek ölüm değerleri ise yine 14 günlük süre içerisinde sırasıyla %98 ve %95 oranlarında HpA-5 ve HpI-4 izolatlarından sağlandı. Bu sonuçlar, virulansı yüksek olan izolatların H. postica'ya karşı mikrobiyal ve entegre mücadele uygulamalarında umut verici olduklarını göstermektedir.
Toprak altı zararlılarına karşı fungal suşların seçimi ve granül formülasyonun üretilmesi
Bu çalışmada tarım alanlarında önemli ekonomik kayıplara neden olan toprak altı zararlılarına karşı granüler formda etkili bir fungal biyopestisit üretmek amacıyla laboratuvar koleksiyonundan seçilen 9 adet Metarhizium anisopliae suşu, biyopestisit üretim çalışmalarına başlamadan önce kararlılık testlerine tabi tutuldu. Fungusların, önemli bir toprak altı zararlısı olan Melolontha melolontha larvaları üzerine patojenite testleri yapılarak, yüksek öldürücü etkiye sahip olan suşları belirlendi. Daha sonra aynı suşların Pr1 gen içerikleri tespit edilerek, tümünün bu geni içerdikleri belirlendi. Tüm izolatlar için var olan genin uygun substrat varlığında enzim aktivitesi ölçümleri yapıldı. Yapılan bu deneyler sonucunda KTU-2, Gg-12, KTU-51 ve KTU-60 daha sonraki çalışmalarda kullanıldı. Belirlenen suşların ardışık 12 kez pasajları yapılarak, pasajlamanın morfolojik (koloni morfolojileri, renk değişimi, fertil olmayan alan oluşumu, spor üretimi ve sporların UV'ye karşı dirençliliği), virulans (Galleria mellonella larvaları üzerine biyotestler), genotipik (RAPD-PCR ve Restriksiyon Endonükleazlar ile Kesim) ve biyokimyasal (Proteolitik aktivitenin ve Esteraz Profillerinin belirlenmesi) etkileri belirlendi. Deney sonuçları analiz edildiğinde en kararlı suşların KTU-2 ve KTU-60 olduğuna karar verildi. Seçilen suşlar katı fazlı fermantasyon yöntemi kullanılarak pirinç üzerinde konidiaların büyütülmesi ile Türkiye'de ilk defa başarılı bir şekilde fungal bir biyopestisit prototip haline getirilmiş oldu.
Patates böceği (Leptinotarsa decemlineata, Coleoptera Chrysomelidae)'nin fungal patojenlerinin araştırılması ve prototip fungal mücadele ürününün geliştirilmesi
Bu çalışmada, ilk olarak tarım arazilerinde doğal halde ölü olarak bulunan patates böceği kadavralarından 12 adet fungal patojenler izole edildi ve izolatlar Ld 1-12 şekilde numaralandırıldı. Morfolojik ve moleküler karakterizasyon çalışmaları, izolatların Beauveria bassiana olduğunu ortaya koydu. Tarama testlerinde 1x107 spor/ml konsantrasyonda LdA 1 larvalar ve erginler üzerinde sırasıyla %80 ve %50 ölüm oranlarıyla en etkili izolat olarak belirlendi. Doz denemelerinde de LdA 1 izolatı 1x108 spor/ml konsantrasyonda larva ve erginlerde yedinci gün sonunda sırasıyla %100 ve %47 ölüm etkisi gösterdi. Doz denemeleri sonucunda, larva ve erginler için LC50 değerleri sırasıyla 0.2x106 (0.03-1.15) ve 0.17x108 (0.002-1.411) olarak hesaplandı. Bu izolatın yağ formülasyonu (Crysomelisidal) geliştirildi ve labaratuvar koşullarında saksı denemeleriyle larva ve erginler üzerinde 1x108 spor/ml konsnatrasyonda sırasıyla %100 ve %97 moratalite ve her ikisinde de %100 mikozlanma gösterdiği tespit edildi. Ticari ürün Nostalgist ise aynı koşullarda larva ve erginlerde sırasıyla %27 ve %3 mortalite ve %0 mikozlanma gösterdi. Formülasyonun LC50 değeri ise larvalarda 1.2x106 (0.3-4.8) ve erginlerde de 0.2x107 (0.06-0.9) olarak hesaplandı. Ayrıca bu ürünün Crysomelisidea familyasından Agalastica alni ve Xanthogaleruca luteola üzerinde de etkili olduğu belirlendi.
Yerel entomopatojen fungusların kırmızı tavuk akarı (Dermanyssus gallinae, Arachnida: Dermanyssidae) üzerindeki patojenitesi
Bu çalışmada, Bursa ili ve çevresindeki tavuk ve yumurta çiftliklerinde yayılım gösteren kırmızı tavuk akarı (Dermanyssus gallinae)'na karşı, daha önceden farklı konaklardan ve toprak örneklerinden izole edilen 20 adet fungus suşunun etkisi araştırıldı. Ekonomik kayıplara neden olan D. gallinae ile mücadelede entomopatojen fungus kültür koleksiyonumuzda bulunan 20 adet fungus suşunun 1 × 107 konidia/ml konsantrasyonda akar üzerinde tarama testleri gerçekleştirildi. Denemelerde pozitif kontrol olarak BioStorm (Metarhizium anisopliae) kullanıldı. Doz denemeleri sonucunda As-2 ve Pa4 suşlarının 1 × 109 konsanstrasyonda akara karşı %100 ölüm oranı gösterdiği belirlendi. Bu suşların LC50 değerleri, As-2 için 5.5 × 104 konidia/ml ve Pa4 için 3.2 × 104 konidia/ml olarak hesaplandı. LT50 değerleri ise As-2 için 1.94 ve Pa4 için 1.57 gün olarak tespit edildi. Suşların sporlarının sıcaklık ve UV-B'ye karşı gösterdiği töleranslar test edildi. Elde edilen sonuçlarla beraber iki fungal suşun akarın mücadelesinde kullanılabilirliği noktasında gelecekteki çalışmalar için dikkat çekici olduğu öngörülmektedir.
Kenevir lifinin köpük beton üretiminde kullanılabilirliği
Günümüzde enerji etkin yapı malzemelerinin üretimi ve kullanımı önem taşımaktadır. Çünkü enerji fiyatları giderek artmaktadır. Bu sebeple yapıların inşası ve hizmet ömrü boyunca enerji verimliliğinin yüksek olması istenir. Enerji verimliliğini arttırmak için yapılan uygulamaların başında yalıtım uygulaması gelir. Yapılarda duvar malzemesi olarak tuğla yerine gazbeton, köpük beton ve benzeri blokların kullanımı yapının yalıtım performansını arttırmaktadır. Köpük beton mekanik, akustik, termal ve fiziksel özellikleri sebebiyle inşaat sektöründe potansiyel kullanım avantajlarına sahiptir. Köpük beton üretiminde bağlayıcı olarak çimento, dolgu malzemesi olarak ince taneli mineral malzemeler kullanılır. Köpük harici malzemeler karıştırılarak akıcı kıvamda harç elde edildikten sonra köpük ilave edilerek homojen olan hafif bir harç elde edilir. Oluşabilecek rötre çatlaklarını önlemek amacı ile karışıma belli oranlarda lif katılır. Genellikle polipropilen, polietilen, cam elyaf ve benzeri lifler kullanılır. Bu çalışmada köpük beton üretiminde organik kökenli doğal bir lif olan kenevir lifi kullanılmıştır. Kenevir bitkisinden elde edilen kenevir lifinin kullanılması ile üretilen hafif beton malzemenin fonksiyonel, ekonomik ve çevreci olması hedeflenmiştir. Kenevir lifi farklı oranlarda ve farklı karışım reçetelerinde köpük betona eklenmiştir. Deneysel çalışmada 7 seri numune üretilmiştir. CEM I 42,5 R tipi portland çimentosu, öğütülerek suda bekletilmiş kenevir, sentetik esaslı köpük ajanı ve akışkanlaştırıcı katkı belli oranlarda kullanılmıştır. Çalışmada uçucu kül ve mermer tozu mineral dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Numunelerin üretim aşamasında; köpük yoğunluğu, taze haldeki harcın litre ağırlığı, yayılma çapı, akış süreleri ve çökme durumları gözlemlenmiştir. Deney örnekleri laboratuvar koşullarında kür edilmiştir. Köpük beton numunelerinin fiziksel ve mekanik özellikleri test edilerek belirlenmiştir. Kenevir lifinin köpük beton üretiminde kullanımı sürdürülebilir üretim için önem taşımaktadır.
Saz (kamış) bitkisinin elyaf takviyeli çimento levha üretiminde katkı olarak kullanılmasının araştırılması.
Elyaf takviyeli çimento levhalar (ETÇL) yapılarda iç cephe, dış cephe ve çatı kaplama malzemesi olarak kullanılan, otoklavda sertleştirilmiş, lifli çimento esaslı levhalardır. Elyaf takviyeli çimentolu malzemelerin sağladığı temel mühendislik özellikleri uzun ve sorunsuz hizmet ömrü sağlayan özellikleri ile yaşam kalitesini artırmaya yönelik yapılar için kullanılmaya devam etmektedir. ETÇL üretiminde bazı fiziksel ve mekanik özelliklerine katkısı nedeniyle selüloz kullanılmakta olup üretim maliyetinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Kullanılan selüloz yerli kaynaklarla üretilmeyip ithal edilmekte ve döviz kaybına yol açmaktadır. Bu çalışmada ETÇL üretiminde ithal ürün olan ham selüloz yerine Eber (Afyon) ve Akşehir (Konya) göllerinde yıllık olarak yetişen saz kamışı lifleri selüloz kaynağı olarak ETÇL üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Elyaf takviyeli çimento levhaların üretimi için ana hammadde olarak çimento, silis kumu, keten ve kamış lifi kullanılmıştır. Doğal bir kaynak olan ve yapısında selüloz içeren saz kamışı tatlı su göllerinden temin edilerek kırma ve öğütme işlemlerden sonra kullanıma hazır hale getirilmiştir. Böylece selüloz kaynağının yerel ve doğal kaynaklardan sağlanması ile çevreci ve daha ekonomik şartlarda EÇTL üretilmesi sağlanmıştır. Öğütülen saz kamışı, kuru karışıma (çimento, silis kumu, keten) ilave edilerek çimento hamuru elde edilmiştir. Üretilen numuneler üzerinde fiziksel, mekanik testler ve mikro yapı incelemeleri yürütülerek sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışmada selüloz kaynağı saz kamışı kullanılarak yeterli mekanik özellikleri sağlayan ve daha ekonomik olan elyaf takviyeli çimento levhaların üretilebileceği belirlenmiştir.
Uçucu kül katkılı köpük beton özelliklerinin incelenmesi ve taşıyıcı olmayan duvar panelleri üretiminde kullanılabilirliğinin araştırılması
Köpük betonlar yapı inşasında gün geçtikçe artan bir paya sahip olmaktadır. Köpük betonların uygulanabilirliğindeki pratiklik ve düşük birim ağırlığa sahip olmaları tercih edilmelerindeki en önemli etkenlerdendir. Atık bir malzeme olan uçucu külün köpük beton üretimlerinde değerlendirilmesi ile daha ekonomik ve çevre dostu ürünler elde edilebilmektedir. Bu tez çalışmasında ülkemizdeki termik santrallerden atık olarak elde edilen ve milyonlarca tona ulaşan miktarıyla depolanmasında da sorun teşkil eden uçucu kül katkılı köpük betonların özellikleri incelenmiştir. Ayrıca bu köpük betonların taşıyıcı olmayan duvar panelleri üretiminde kullanılabilirliği araştırılmıştır. Araştırma kapsamında köpük beton üretimi için 8 farklı karışım oluşturulmuş ve bu karışımlardan elde edilen köpük betonların taze özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada 800 ve 1000 kg/m3 yoğunluğa sahip köpük beton numuneleri üretilmiştir. Köpük beton numunelerine öncelikle 8 saat boyunca buhar kürü ve sonrasında 7, 28 ve 90 günlük standart kür uygulanmıştır. Kür süresi dolan numunelere fiziksel, mekanik, fonksiyonel ve durabilite testleri yapılmıştır. Ayrıca köpük beton numunelerinin makro ve mikro yapı özellikleri de incelenmiştir. Yapılan deneyler sonucunda uçucu kül katkılı köpük betonların mekanik, fiziksel, fonksiyonel ve durabilite özelliklerinin olumlu yönde geliştiği belirlenmiştir.
Puzolanik malzemelerin reaktif pudra betonunun davranışına etkisi
Reaktif pudra betonu (RPB) normal betona göre yoğun homojen mikro yapısı ile gelişmiş fiziksel ve mekanik özelliklere sahip bir betondur. Bu çalışmada RPB'de iki farklı lif katkısının ve çeşitli mineral katkıların kullanımının, betonun fiziksel ve mekanik özelliklerine olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmada lif katkısı olarak polipropilen ve çelik lif kullanılmıştır. Mineral katkı olarak ise uçucu kül, yüksek fırın cürufu ve metakaolin kullanılarak serilerin karışım reçetesi oluşturulmuştur. Karışımlar 40x40x160 mm kalıplara dökülmüş ve 24 saat sonra kalıptan çıkarılarak kür ortamına alınmıştır. Numunelere standart ve buhar kürü olmak üzere iki farklı kür uygulanmıştır. Buhar kürü için seçilen numuneler 24 saat 80oC buhar kürü ardından 28 gün 20±2 oC'de standart kür havuzunda bekletilmiştir. Standart kür için seçilen numuneler ise 28 gün 20±2 oC'de kirece doygun standart kür havuzunda bekletilmiştir. Kür işlemi biten numunelerde ağırlıkça su emme, porozite, ultrases geçiş hızı, basınç dayanımı, eğilme dayanımı ve elektriksel özdirenç deneyleri uygulanmıştır. Deneyler sonucunda farklı kür uygulamalarının, farklı mineral katkı ve lif kullanılmasının reaktif pudra betonunun özelliklerinin iyileştirilebileceği görülmüştür.
Ayazini tüflerinin beton parke taşında kullanılabilirliği
Ülkemizde beton parke taşlarının kullanımı hızla artmaktadır, çünkü bu taşlar çimento, su ve agreganın karışımıyla üretilerek dayanıklı ve estetik bir döşeme malzemesi sağlar. Beton parke taşları, asfalt, beton ve diğer kaplamaların gerektiği her türlü ortamda ideal bir seçenektir. Bu taşların üretiminde maliyet büyük önem taşır. Özellikle maliyeti artıran başlıca faktör çimento miktarıdır. Afyonkarahisar ili İhsaniye ilçesi Ayazini Köyü'nde bulunan tüfler, portland kompoze çimento imalatında katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, bu tüfler çimento yerine geçerek parke taşı üretiminde değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında, parke taşı üretiminde kullanılan CEM I 42,5 R tipi çimento miktarı sırasıyla %5, %10, %20 oranda eksiltip yerine Ayazini tüfü ikame edilerek 4 adet harç karışımı ve 40 adet numune hazırlanmıştır. İkinci aşamada ise CEM I 42,5 R tipi çimentonun miktarını sırasıyla, %10, %20 oranda eksiltip yerine Ayazini tüfü ikame edilerek ve kullanılan su miktarı azaltılıp süper akışkanlaştırıcı katkı eklenerek 3 adet harç karışımı ve 33 adet numune hazırlanmıştır. Genel toplamda 7 adet harç karışımı 73 adet numune hazırlanmıştır. Hazırlanan bu numunelerin yarmada çekme, aşınma, donma-çözülme, birim hacim ağırlıkları, görünür yoğunluk, su emme, porozite değerleri belirlenip standart değerlerle karşılaştırması yapılmıştır.
Mermer atıklardan köpük beton blok üretimi
Bu çalışmada mermer tozu, uçucu kül ve yüksek fırın cürufu gibi endüstriyel atıklar, köpük beton blokların üretiminde hammadde olarak kullanılmıştır. Ana hammadde olarak mermer tozunun dolgu maddesi olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. CEM I 42,5 R tipi portland çimento bağlayıcı malzeme olarak tercih edilmiştir. Çimento bağlayıcının %0,5'i oranında poliproplen elyaf kullanılmıştır. Deneylerde kullanılan mermer tozu ince tane boyutuna sahip olduğundan kırma ve öğütme işlemlerine gerek duyulmadan eleme işleminden sonra doğrudan kullanılabilme imkanına sahiptir. Köpük betonların üretim aşamasında ön köpük yöntemi kullanılmıştır. Köpük makinesinde üretilen köpük yoğunluk ölçümlerinden sonra karşıma dahil edilmiştir. Tüm bileşenlerin miksere katılmasından sonra mekanik yöntemlerle karıştırma işlemi gerçekleştirilmiştir. Taze beton homojen hale geldiğinde 15x15x15 cm boyutlarındaki kalıplara dökülmüştür. Plaka numunelerin ısı iletkenlik değerleri 0.14 – 0.20 W/mK arasında değişmektedir. Bu değerler ticari gaz betonlarla benzerlik göstermektedir. Kuruma küçülmesi değerleri mermer tozu kullanılan örneklerde %0,09 gerçekleşirken, en büyük rötre değeri filler olarak tamamı uçucu kül kullanılan seride %0,11 olarak belirlenmiştir. Örneklerin basınç dayanım değerleri 1.60 MPa – 4.35 MPa arasında değişkenlik göstermiştir.
Mermer tozu ve endüstriyel atık içeren harçların mekanik özelliklerinin deneysel yöntemlerle incelenmesi
Mermer tozu (MT) inşaat teknolojisi üzerinde miktar ve kalite açısından önemli bir etkiye sahiptir. Farklı endüstriyel atıkların mermer tozu ile birlikte kullanılması, farklı amaçlarla kullanılan harçların üretimine imkan sağlar. Bu çalışmada, mermer tozunun uçucu kül ile birlikte harçlarda kullanımı araştırılmış ve bu malzemelerin harcın mekanik özelliklerine etkisinin belirlenmesi için deneysel bir çalışmanın sonuçları sunulmuştur. İnce agreganın, sırasıyla mermer tozu, uçucu kül ve hem mermer tozu hem uçucu kül ile ikame edildiği toplam 27 harç karışımı CEM I 42,5 R tipi çimento ile hazırlanmıştır. Sabit (0,58) su / çimento oranı ile hazırlanan ve işlenebilirlik süperakışkanlaştırıcı ile dengelenen numunelere 7 ve 28 günlük eğilme ve basınç deneyleri uygulanmıştır. Standart kumun mermer tozu ile ikamesinde %5 mermer tozu ikamesinin optimum eğilme ve basınç mukavemeti sağladığı bulunmuştur. Benzer şekilde %20 uçucu kül ikamesi 49,55 MPa basınç mukavemetine ulaşarak harçlarda optimum mekanik özellik gösterdiği elde edilmiştir. Ayrıca, %15 mermer tozu ile %15 uçucu kül kullanımının harçların mekanik özelliklerini geliştirdiği belirlenmiştir. Uçucu kül, puzolanik özellik sayesinde harçlarda daha avantajlı bir malzeme olduğu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler:Mermer tozu, uçucu kül, endüstriyel atık, puzolan
Köpük beton üretiminde genleştirme yönteminin deneysel yöntemlerle optimize edilmesi
Bu tez çalışmasında ısı ve ses yalıtımı sayesinde enerji ve çevre koruma özelliği öne çıkan yapı malzemesi olarak kullanılabilen ve özellikle binaların dış duvarlarında kullanılabilmeye uygun olan bir tip düşük yoğunluklu (370-440 kg/m3) köpük beton üretilmiştir. Örnekler portland çimentosu, uçucu kül, ince kum, hidrojen peroksit, kimyasal katkılar kullanılarak hazırlanmış ve geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Çalışmada ilk aşamada ön deneme dökümleri yapılmıştır. Burada istenilen yoğunluklarda numuneler üretilmiş fakat TS 13655'te belirtilen 1,5 MPa basınç dayanımına ulaşılamamıştır. İkinci aşama olarak karışıma uçucu kül sırasıyla % 0-20-25-30-35-40 oranlarında ilave edilmiştir. Uçucu kül katkısının köpük beton örneklerinin mukavemet değerlerini artırıcı etki yaptığı ve birim ağırlık değerleri ile doğru orantılı olarak basınç mukavemeti değerlerinde artış kaydedildiği gözlenmiştir. Son aşama olarak karışım suyuna olan etkisini gözlemlemek için süper akışkanlaştırıcı (SA) katkı her bir seri için sırası ile katkısız (Kontrol serisi), 800 gr ve 1000 gr olarak ilave edilmiştir. Örneklerin akış değerleri incelendiğinde SA katkısı olan örneklerde "düzenli akış" (iki dakikanın altında) gerçekleşmiştir. SA katılmayan (kontrol serisi) karışımlarda akış süreleri iki dakikayı aşarak "kesikli akış" göstermiştir. Akış süreleri azaldıkça kalıba daha düzenli yerleşme ve homojen bir karşım sağlanması sonucu mukavemet gelişimi olumlu etkilenmiştir.
Zeolit metakaolin ve yüksek fırın cürufunun birlikte kullanımının gazbeton özelliklerine etkisinin araştırılması
Gazbeton, ince mineral maddeler ile birlikte bağlayıcı malzemelerin bir araya getirilmesi ile oluşturulan harca gözenek oluşturucu katkı maddelerinin ilavesi ile elde edilen ve hafif beton sınıfında yer alan bir yapı malzemesidir. Bu tez çalışmasında, zeolit metakaolin ve yüksek fırın cürufu kullanılarak gazbeton örnekler üretilmiştir. Üretilen örnekler otoklav içerisinde yaklaşık 172 0C sıcaklık ve 8 bar buhar basıncı altında sertleştirilerek mekanik ve fiziksel deneylere tabi tutulmuşlardır. Mekanik özelliklerin belirlenmesi için basınç dayanımı deneyi, fiziksel özelliklerin belirlenmesi için ise birim ağırlık, ultrases geçiş süresi deneyi uygulanmış ve ultrases geçiş süresi kullanılarak dinamik elastisite modülleri bulunmuştur. Ayrıca belirlenen örnekler üzerinde rötre, kapiler su emme ve donma çözünme deneyleri yürütülmüştür. Örneklerin mikroyapı çalışmaları SEM ve XRD tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Deney sonuçları incelenerek belirlenen örnekler üzerinde ısı iletkenlik değerleri ölçülmüştür. Makroyapı çalışmasında örnekler SEM ile incelenmiş ve gözenek oluşumları imaj analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, üretilen örneklerin fiziksel ve mekanik değerlerinde ticari gazbetonlar ile benzer değerlere ulaşılmış, ısı iletkenlik katsayılarında ise 0,12-0,13 W/mK değerleri elde edilmiştir.
Köpük beton üretiminde farklı mineral katkıların fiziksel ve mekanik özelliklere etkisinin araştırılması
Fiziksel, mekanik ve termal özellikleri nedeniyle köpük beton günümüzde inşaat sektöründe giderek artan bir ilgiye sahip olmuştur. Bu alandaki teknolojik gelişmeler köpük beton üretimine ve yaygınlaşmasına önemli katkı sağlamıştır. Normal beton 2300 kg/m3 birim hacim ağırlığı ile yapılar üzerinde önemli ölü yükler meydana getirir. Köpük beton 300- 1800 kg/m3 aralığında üretilebilmektedir. Köpük beton gazbeton ürünlerin benzeri olup köpük katkısı ile gözenek oluşturulur. Köpük beton diğer yapı malzemelerine göre daha ekonomik olup kolay ve hızlı üretim gibi avantajlara sahiptir. Köpük beton düşük basınç dayanımına karşı ısı ve ses yalıtımı performansı yüksektir. Günümüzde çevreye duyarlı ve sürdürülebilir yapılar inşa etmek ana hedeflerden biridir. Köpük beton üretiminde atık mineral katkılar kullanılarak çevreci ve sürdürülebilir malzeme üretimine imkan sağlamaktadır. Bu çalışmada köpük beton üretiminde CEM I 42,5 Portland Çimentosu kullanılmıştır. Çalışmada sentetik esaslı köpük ajanı kullanılmıştır. Karşılaştırmalı sonuçlar elde etmek amacı ile mineral katkılar olarak doğal kum, uçucu kül ve genleştirilmiş perlit kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan hammaddelerin karekterizasyonu yapılarak belirlenmiştir. Karışım suyunu azaltmak ve akışkanlığı artırmak amacı ile polikarboksilik esaslı akışkanlaştırıcı/priz hızlandırıcı katkı kullanılmıştır. Alkali aktivatör olarak NaOH ve priz süresini kısaltarak hidratasyonu hızlandırmak amacı ile CaCl2 belli oranlarda karışıma ilave edilmiştir. Oluşabilecek rötre çatlaklarını engellemek amacı ile poliproplen lif kullanılmıştır. Köpük beton örneklerin üretiminde ön köpük yöntemi uygulanmıştır. Bu yöntemde önce istenen yoğunlukta köpük üretilerek, akıcı kıvamda hazırlanan harca ilave dilmektedir. Köpük beton örnekler 460-630 kg/m3 arasında üretilmiştir. Örnekler 60 0C' sıcaklıkta atmosferik buhar kürü uygulanarak mukavemet kazanmaları sağlanmıştır. Köpük beton örnekler üzerinde fiziksel, mekanik testler ve mikro yapı analizleri yürütülerek incelenmiştir. Genleşmiş perlit katkılı köpük beton örneklerde diğer karışımlara göre daha düşük ısı iletim değerleri elde edilmiştir. Doğal kum kullanılan örneklere göre uçucu kül katkılı örneklerin mekanik özellikleri daha yüksek performans göstermiştir.
Bolvadin ilçesi tarihi yapılarının mimari ve malzeme kullanımı bakımından incelenmesi
Tarihi evler bir toplumun geçmişteki sosyo-ekonomik ve kültürel yapısını gösteren ve tarihe tanıklık eden sivil mimari eserleridir. Tarihi evlerin fiziksel yapısı dönemin sosyal dokusu ile bütünleşmektedir. Yapılardaki mimari, mühendislik uygulamaları ve kullanılan malzemeler, yapının kullanıldığı döneme ilişkin geleneksel toplumsal yaşamının özelliklerine göre şekillenmektedir. Geçmiş ve günümüz arasında köprü kuran tarihi evlerin fiziksel özelliklerinin kayıt altına alınması ve kültürel mirasın korunması tüm insanlığın asli görevleridir. Tarihi Türk evleri, Türk kültürünün dokusunu yansıtmakta olup Anadolu ve Orta Asya kültür ve mimarisinin birleşmesiyle şekillenmiştir. Bolvadin evleri, geleneksel Türk evlerinin tipik örneklerinden birisidir. Kendisine has üslubu, zengin yapı malzemeleri ve mimarisi ile Bolvadin'deki geleneksel sosyal yaşamı yansıtmaktadır. Tarihi Türk evlerinin önemli örneklerinden olan Bolvadin evleri, yüksek derecede turistik potansiyele sahiptir. Tarihi Bolvadin evlerinin yapı malzemeleri ve mimari özellikler açısından kayıt altına alınmasına yönelik literatürde birtakım çalışmalar mevcuttur. Fakat bunlar tarihi evlerin bir kısmına yönelik olup, kısmen incelemeler yapılmıştır. Bu tez çalışması ile Bolvadin ilçesinde toplam altmış şekiz adet geleneksel sivil mimari eseri, Bolvadin Belediyesi arşivleri, literatür taramaları ve yerinde incelemeler neticesinde kapsamlı olarak incelenmiştir. İncelenen tarihi evlerin, yapı malzemeleri, yapım ve mimari özelliklerini belirlenmiştir. Ayrıca bu evler fotoğraflanarak, evlere ait yapı künyeleri oluşturulmuştur. Böylece, Bolvadin'deki tarihi açıdan önem arz eden evler yapı özellikleri ile birlikte arşivlenmiştir. Bu çalışmanın, Bolvadin'de tarihi evlerin korunması, yaşatılması, sonrasında yapılacak sosyal ve kültürel çalışmalar ve kentsel yenileme projeleri için rehber olması beklenmektedir.
Kırmızı çamur katkılı tuğla üretiminin araştırılması
Bu çalışmada tuğla bünyesine eklenen kırmızı çamur katkısının tuğla özelliklerinde meydana getirdiği değişimler incelenmiştir.Afyonkarahisar bölgesi tuğla kiline, ağırlıkça % 0 (kontrol serisi) % 5 ve % 10 kırmızı çamur katkısı yapılarak presleme yöntemi ile tuğla numuneleri üretilmiştir. Tuğla numuneler, laboratuar tipi elektrikli ark fırınında; 100 ºC' lik artışlarla 800 -900 ve 1000 ºC' de 3 farklı sıcaklıkta pişirilmiştir. Pişmiş örnekler üzerinde fiziksel ve mekanik testler yürütülmüştür.Pişmiş örnekler üzerinde yapılan deneylerde % 10 kırmızı çamur atığının 1000 ºC'de, % 0 ve % 5 kırmızı çamur katkılı örneklere göre basınç dayanımını artırdığı görülmüştür.Kırmızı Çamur katkılı örneklerin renkleri katkısız olanlara göre daha kırmızı olmuştur.Anahtar Kelimeler: Kırmızı çamur, Kil, Tuğla, Mekanik Özellikler, Na2CO3
Polistiren taneli köpük katkı ile bimsblok duvar elemanı üretiminin araştırılması
Pomza gözenekli bünye yapısı nedeniyle hafif ve ısı yalıtım özelliğine sahip bir hammaddedir. Bu özelliği sayesinde birçok alanda kullanım imkânı bulmaktadır. Başlıca inşaat sektöründe olmak üzere; tarım, tekstil ve kimya sektörlerinde yaygın kullanıma sahiptir. Türkiye de önemli pomza madeni yatakları ülkenin geniş coğrafyasına yayılı bulunmaktadır.Bu çalışmada pomza agregalı hafif beton blok özelliklerine uçucu kül ve taneli polistiren köpük katkısının etkileri araştırılmıştır. Hazırlanan karışımlarda TS 802 standardına göre, çimento dozajı 300 olacak şekilde malzeme miktarları belirlenmiştir. Örnekler 100 x 100 x 100 mm'lik metal kalıplara vibrasyon yöntemiyle yerleştirilmiştir. Örnekler 24 saat sonra kalıptan çıkarılmıştır. Örneklere 85 oC`de atmosferik buhar basıncında 8 saat süre ile buhar kürü uygulanmıştır. Sonuç olarak, TS EN 206-1'e göre referans (A) örnek grubu ?D 1,4?, diğer örnekler ise ?D 1,2? sınıfına uygun yoğunluk değerlerine sahiptir. A örnekleri 13,2 MPa basınç dayanım değeriyle hafif beton olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Strafor tanesi katkılı pomza blok örneklerde uçucu kül ikame oranının artması örneklerin basınç dayanımını arttırıcı bir etki oluşturmuştur.Taneli polistiren köpük katkısı örneklerin birim ağırlık değerlerini azalttığı ve buna bağlı olarak ısı yalıtım değerlerinde artışa neden olduğu belirlenmiştir.
Diyatomitten atmosferik buhar kürü yöntemi ile gazbeton üretimi
Geleneksel gazbeton üretiminde ana malzeme olarak öğütülmüş kuvars kumu kullanılır. Silis kumu, çimento ve kireç ile birlikte sulu kıvamda hazırlanan harca alüminyum tozu ilave edilerek kabarması sağlanır. Kalıplara dökülerek mukavemet kazanması için yüksek basınçlı buhar kürü uygulanır. Gazbeton ürünler ticari olarak 400-800 kg/m3 birim ağırlıkta üretilmekte ve ısı iletkenlik değerleri 0,13-0,25 W/mK arasında değişmektedir. Bu çalışmada kuvars kumu yerine diyatomit kullanılmıştır. Diyatomit yüksek gözeneklilik, hafif bünye yapısı ve yüksek silis içeriği ile gazbeton üretimi için uygunluğu araştırılmıştır. Üretim prosesinde farklı buhar basınçlarında kür işlemi uygulanmıştır. Kimyasal ve diğer katkılar ile fiziksel ve mekanik özelliklerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Hem diyatomitin mikro gözenekli yapısı ve hem de hidrofobik polimer katkı sayesinde ticari gazbeton ürünlere göre daha küçük boyutta gözenek yapısı elde edilmiştir. Üretilen gazbeton örneklerin birim ağırlıklarına (375- 285 kg/m3) göre ısı iletim katsayısı değerleri ise 0,07- 0,09 W/mK arasında değişmektedir. Hidrofobik polimer katkı ile dispersan katkının gözenek yapısının gelişiminde etkili olduğu değerlendirilmektedir. Örneklerin bünyelerinde gelişen faz yapıları incelenmiş, termal analizler yürütülerek ticari gazbeton örnekler ile karşılaştırılmıştır. 2015, x + 75 sayfa Anahtar Kelimeler: Gazbeton, Diyatomit, Buhar Kürü, Otoklav, Isı İletkenliği
Myzus persicae (Hemiptera: Aphididae) ile mücadelede kullanılmak üzere yeni bir mikoinsektisit üretilmesi
Tarım alanlarında önemli ekonomik kayıplara neden olan Myzus persicae (Hemiptera: Aphididae) (Yeşil şeftali yaprakbiti) ile mücadelede laboratuvar koleksiyonundan seçilen 15 adet entomopatojen fungus (5X Metarhizium, 4X Beauveria, 2X Isaria, 2X Lecanicillium) zararlıya karşı test edildi. Doz denemeleri sonunda KTU-24, KTU-51, KTU-1 ve Pa8 suşlarının 1×107 spor/mL konsantrasyonda %80'in üzerinde ölüm meydana getirdiği belirlendi. Bu suşların LC50 değerleri sırasıyla 0,21×105, 0,70×105, 0,96×105 ve 0,17×105 spor/mL olarak hesaplandı. Suşların virulansları, gen içerikleri, sıcaklık ve UV-B tolerans özellikleri değerlendirildiğinde KTU-24 (B. bassiana) ve KTU-51 (M. anisopliae) suşlarının avantajlı olduğu tespit edildi. Bu iki suştan sırasıyla AFİSİDAL-OD BBAS-TR61 ve AFİSİDAL-OD MET-TR61 adlarında, Türkiye'de ilk defa yağ-bazlı yerli mikoinsektisitler geliştirildi. Formülasyonların 109 spor/mL konsantrasyonda laboratuvar ve saksı denemelerinde zararlı üzerinde sırasıyla %80 ve %75 ölüm etkisi ürettiği belirlendi. Tezden sağlanan sonuçlar, her iki ürünün de M. persicae'nin biyolojik kontrolünde son derece umut verici olduğunu göstermektedir.
Metarhizium anisopliae'dan melolontha melolontha L. (Coleoptera: scarabaeidae)'ya karşı mikrobiyal pestisit geliştirilmesi
Melolontha melolontha (Coleoptera: Scarabaeidae) önemli tarımsal zararlı böceklerden biridir. Larvalar bitkilerin köklerinde zarar oluşturarak bitkinin kurumasına yol açar. Bu çalışmada; zararlının mücadelesinde kullanılmak üzere yağ bazlı mikoinsektisit geliştirildi. Çalışmada yerel bir izolat olan, Metarhizium anisopliae KTU-2 suşu kullanıldı. Sporlar bifazik kültür sisteminde büyütüldükten sonra yağ fazlı formülasyon hazırlandı. Hazırlanan formülasyon Triton X-100, Sodyum karbonat ve silikon içermektedir. Formülasyonun etkinlik denemeleri Melolontha melolontha üzerinde saksı denemeleri yaparak test edildi. Sonuçta en düşük dozda bile (105 spor/ml) %80 mortaliteye sebep olduğu görüldü. Ayrıca Abott formülü kullanılarak ortalama ölümcül konsantrasyon (LC50) değeri hesaplandı ve bu sonuçlara göre; Melolontha melolontha için LC50 değeri 9,29×103 spor/ml olarak belirlendi. Bulgularımız Metarhizium anisopliae KTU-2'nin yağ bazlı formülasyonunun, Melolontha melolontha ile mücadelede kullanabilecek etkili bir entomopatojen olduğunu göstermiştir.
Necîb Mahfûz'un Cebelâvî Sokağı'nın çocukları eserinin şahıslar bakımından incelenmesi
Çağdaş Arap edebiyatının tartışmasız en büyük yazarı olan Necîb Mahfûz`a, 1959 yılında el-Ehrâm gazetesinde tefrika edilen "Cebelâvî sokağının çocukları"adlı romanı Nobel ödülünü kazandırmıştır.Bu roman Mahfuz'a bir çok sıkıntılar yaşatsa da sonuna kadar hedefinden dinmemiştir.Mahfûzu`n "Cebelâvî sokağının çocukları" tamamen alegorik bir anlatıdır.Mahfûz bu romanla okurlarına tek tanrılı dinlerin yaratılış efsaneleri ve onların peygamberleri aracılığıyla seslenir.Mısır'da yıllarca yasaklanan "Cebelâvî sokağının çocukları" hem bütün bir soyu hem de peygamberleri, efsaneleri ve günümüze bakan yönüyle aynı soydan gelenlerin düşmanlıklarını, savaşlarını iktidar hırslarını ve mucizeleri içeren insanlığın evrensel ve ruhanî öyküsünü anlatıyor.Roman Kur'an'a dayanarak hiçbir zaman zülmun sona kadar devam etmeyeceğini ve neticede adaletin hâkim olacağını anlatıyor.Amacımız bu romanın asıl maksadını okuyuculara iletmek ve her insanın zülmün karşısında susmayıp daima hakkını talep etmesi ve zülme izin vermemesidir.