Theses supervised by Prof. Dr. Özcan Güngör

21 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessTR

Sanal bir dini hareket olarak tengricilik ve hibrit kimlikle ilişkisi

Bu yüksek lisans tezinde, dijital mecralarda yeniden inşa edilen Tengricilik söylemi incelenmiş ve bu söylemin Yeni Sağ ideolojik çerçeveyle olan ilişkisi ile hibrit kimlik üretimindeki rolü araştırılmıştır. Araştırma, sosyal medya platformlarında (YouTube, Instagram, Reddit) 2020–2024 yılları arasında yayımlanan içerikler üzerinden yürütülmüş, nitel söylem analizi yöntemi temelinde veri seti oluşturulmuştur. Fairclough'un eleştirel söylem çözümlemesi ve van Leeuwen'in söylemsel meşrulaştırma modeli çalışmanın kuramsal temelini oluşturmuştur. Toplamda 15 içerik (5 YouTube videosu, 4 Instagram gönderisi, 5 Reddit başlığı) analiz edilmiş; tematik kodlama, söylemsel yapı çözümlemesi, ideolojik çerçeveleme ve dijital din göstergeleri üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Bulgular, Tengricilik'in dijital ortamlarda yalnızca nostaljik bir inanç sistemi olarak değil, aynı zamanda Yeni Sağ ideolojik yapılarla iç içe geçmiş bir kimlik ve direniş söylemi olarak sunulduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca bu dijital söylemler, geleneksel ile modernin, seküler ile kutsalın iç içe geçtiği hibrit kimlik yapılarının geliştiği dijital bir alanın varlığına işaret etmektedir. Çalışma, dijital din sosyolojisi, yeni sağ ideoloji ve kimlik politikaları alanlarında önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.

Soydan Tefik Karahan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketim kültürü bağlamında boykota katılım üzerine nitel bir araştırma: Gaziantep / Yavuzeli örneği

Bu tez, boykot katılımları üzerinde etkisi olan temel motivasyonları ve bu motivasyonlara bağlı kalarak dahil olunan boykot hareketlerinin sürdürülebilirliğini etkileyen etmenlerin ve araçların araştırıldığı bir saha araştırmasıdır. Boykot katılımına etki eden temel faktörler üzerinden katılımcılara sorular yöneltilmiş, verilen cevaplar motivasyonlar ve arkasında yer alan rasyonel kaygılar çerçevesinde incelenmiştir. Ele alınan bu çalışmada Gaziantep/Yavuzeli ilçesinde bulunan katılımcıların boykot katılımlarında etkili olan dinsel güdüleri ve süreçleri de incelenmiştir. Ayrıca bu süreçte, boykotla birlikte dinsel güdülerin hangi yöne evrildiği yorumlanmıştır. Nitel yöntem ve anlayıcı yaklaşımla yapılandırılan bu araştırma, boykot katılımcılarının dini kabullerini nasıl anlamlandırdığının ve yorumlandığının keşfini kapsamaktadır. Bu kapsamda katılımcılarla derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, problemi, amacı, sınırlıkları tanımlanmıştır. Araştırmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde tüketim ve tüketime bağlı olan terimler, boykot, boykot sınıflandırmaları ve boykot üzerinde etkili olan temel motivasyonlar teorik olarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise teorik bilgiler ışığında bulgular analiz edilerek yorumlanmıştır.

Muhammed Ahmet Kurum
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Deizmin serüveni ve günümüzdeki sosyo-kültürel görünümü

Varoluşundan beridir insanoğlu düşünen, idrak eden, sorgulayan ve sorguladığı şeyleri anlamlandırma gayretinde olan bir varlıktır. Bu sorgulama ilk olarak kendini tanıma merakıyla başlamış, daha sonra da evreni anlayabilme ve yaratıcı düşüncesiyle devam etmiştir. Her coğrafyanın farklı algı ve kabulleri olduğu gibi, her çağın da kendine özgü tepkisel boyutları bulunabilmektedir. Deizm düşüncesi de bu felsefi boyutlardan birisidir. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı, katılımcıların teolojik argümanlarını, onları bu tutuma yönlendiren toplumsal olgu ve olayları, toplumsal norm ve uyumlarındaki iletişim kanallarını ve deizmi tercih etmiş bu bireylerin dini kurumlara ve topluma bakış açılarını yoklamaktır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır: Giriş bölümünde araştırmanın konusu, amacı, önemi, kapsamı ve yöntemi hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, tezin ana sorunsalına yönelik ulusal ve uluslararası literatür incelenerek çerçevesi çizilen deizm inancının kavramsal içeriği, çağın yaşadığı büyük dönüşümler olan; sekülerleşme, küreselleşme ve teknolojik gelişmeler ışığında ele alınmıştır. İkinci bölümde ise, görüşme verilerinden elde edilen bulgular incelenmiş ve ortaya çıkan sonuçlar değerlendirilmiştir. Bireylerin deist inanca yönelimine yol açan sebeplerin arka planında hangi kodların olduğunu sosyolojik boyutlarıyla incelemeye odaklanılan bu çalışmada, yorumlayıcı yaklaşımı esas alan nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda kendisini deist olarak tanımlayan 35 katılımcı ile görüşülmüştür. Verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış olup, verilerin analizinde ise, içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Katılımcılardan elde edilen bulgular, günümüzün sosyal dinamiği ve pratikleriyle karşılaştırılmış, Maxqda 2020 nitel analiz paket programı ile kategorize edilmiş ve ortaya çıkan bulgular üzerinden yorumlama yapılmıştır. Araştırmaya katılan deist bireylerden elde edilen bilgilere göre, deizmin sadece gençler arasında değil, bütün yaş gruplarını kapsayacak düzeyde yayıldığı görülmüştür. Katılımcıların deizmi tercih etmelerinde, bireylerin kaygılarını artıran çalkantılı yaşam şartları, sorgulamalarını kısıtlayan unsurlar, rahat ve huzurlu hayat için özgürlük arayışı ve tepkisel olma durumları etkili olmaktadır. Akıl ve mantık örüntüsü çerçevesinde seküler bir yaşam arayışında olan bireylerin, deizm gibi düşünce akımlarına yöneldikleri anlaşılmaktadır.

BilimDeizmDin sosyolojisi+3
Bekir Şahin
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Muhafazakâr siyasi liderlerin söylemlerinde dava kavramının analizi

Radikal ve köklü değişimlere karşı çıkılmasıyla gelişen muhafazakârlık, zaman içerisinde siyasi bir ideoloji halini almıştır. Gelenek, tarih, din, ahlak, otorite ve önyargı gibi dogmaların bulunduğu bu ideolojide öne çıkan unsurlardan biri de sembolizmdir. Anlatılmak istenen hedeflerin veya anlam bütününün kısa yoldan ve kolayca toplumdaki bireylerin zihninde aynı şekilde canlanmasına yarayan semboller, bazen bir eşya bazen de bir kelime olarak toplum hafızasında kendisine yer bulmaktadır. Türk muhafazakâr siyasetinde yer alan ve muhafazakâr siyasi partilerin iktidara gelişiyle kullanımı artan sembolik kavramlardan biri de dava kavramıdır. Geniş kitleleri etrafında toplayabilme yetisine sahip olan karizmatik liderler, söylemlerini sorgulamadan kabul eden bir kitleye sahiptir. Bu bağlamda kullanılan dava kavramı, liderin taraftarlarının zihninde uyandırdığı anlamların sorgulanmadan anlaşılmasını sağlamaktadır. Türkiye'deki muhafazakâr siyasi gelenekte karizmatik liderler olarak yer alan Alparslan Türkeş'in, Devlet Bahçeli'nin, Necmettin Erbakan'ın ve Recep Tayyip Erdoğan'ın dava kavramını kullanış biçimleri ve konuşmalarında yer verilme şekillerinin incelenmesi bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Çalışma, nitel araştırma tekniklerinden tarihsel dokümantasyon/ doküman analizi yöntemi kullanılarak oluşturulmuştur. Türk muhafazakâr siyasetinde sıklıkla yer verilen ve sembolik bir kavram olan dava, liderlerin taraftarlarının zihinlerinde canlandırmak istediği bir gelecek hayalini, temellerini dayandırdığı bir geçmişi temsil etmektedir. Dava, mensuplarına çeşitli sebeplerle bağlılık kazandırmayı ve davaya ihanet etmemeyi öncelemektedir. Davaya inanmış kişiler, kutsanmış bir ortak bağlılık dünyasına göre hareket etmektedir. Bu kutsal bağlar karizmatik liderlerin geliştirmiş olduğu siyasi doktrinlere göre değişim göstermektedir. Liderler etrafında şekillenen bu siyasi hareketlerde liderin dava olarak zihinlerde canlandırdığı anlamların sorgulanmadan ve itiraz edilmeden kabul edilmesi ise esastır. Alparslan Türkeş ve Devlet Bahçeli'nin siyasetinde Türk İslam birliği ve milliyetçi hedefler öne çıkmaktayken Necmettin Erbakan için dava, İslam Birliği hedefi doğrultusunda şekillenmektedir. Recep Tayyip Erdoğan siyasetinde ise Türkiye'nin demokratik ve özgüvenli bir devlet olması dava niteliği taşımaktadır.

Zeynep Tuğba Albakır
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Afet durumları bağlamında Z kuşağında prososyal davranış ve dayanıklılık: Ankara örneği

Doğal afetler, toplumlar üzerinde derin izler bırakan ve insanların hayatlarını köklü şekilde etkileyen olaylardır. Bu bağlamda, afet durumları bağlamında Z kuşağında prososyal davranış ve dayanıklılık yaklaşımlarını anlamak, toplumsal dayanışma ve yardımlaşma anlayışının genç nesiller üzerindeki etkilerini ortaya koymak açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı; afet durumlarında Z kuşağının prososyal davranışlarını ve bu davranışların milli, dini ve psikososyal iz düşümlerle nasıl şekillendiğini incelemektir. Araştırmada nitel yöntem kullanılarak, Ankara'da yaşayan 18-25 yaş arası Z kuşağından 30 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi ve söylem analizi teknikleriyle değerlendirilmiştir. Çalışmada, Z kuşağının yardımseverlik eğilimlerinin, milli ve dini kimlik inşasıyla olan ilişkisi, dayanıklılık ve sosyal destek algısı gibi faktörler detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Araştırmanın giriş kısmında, araştırmanın konusu, amacı, alt amaçları, önemi, kapsam ve sınırlılığı, geçerliliği ve güvenilirliği, yöntemi, verilerin analizi, toplanması ve mülakat süreci verilmiştir. Birinci bölümde kavramsal çerçeve ele alınmıştır. İkinci bölümde bulguların yorumlanması yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise tartışma ve sonuç ortaya konmuştur. Sonuçlar, Z kuşağının afet durumlarında yüksek bir diğerkâmlık bilincine sahip olduğunu ve bu bilinci milli ve dini değerlerle harmanlayarak prososyal davranışlar sergilediğini göstermektedir. Dini inançlar, yardımseverlik ve dayanışma davranışlarında önemli bir motivasyon kaynağıdır. Bu çalışmada, Z kuşağının yardımlaşma davranışları, milli şuur, dindarlık ve dayanıklılık gibi faktörlerin etkisiyle değerlendirilmiş, katılımcıların demografik özelliklerinin bu süreçlerdeki rolü incelenmiştir. Cinsiyet ve yaş gibi demografik değişkenler, yardım etme motivasyonlarını şekillendirmiş, kadınların daha empati odaklı ve duygusal, erkeklerin ise sorumluluk ve milli bilinçle hareket ettikleri görülmüştür. Dindarlık ve sosyal destek algısı, yardımlaşma davranışlarını önemli ölçüde motive eden unsurlar olarak öne çıkmıştır. Bu çalışma, Z kuşağının afet yönetimi ve toplumsal dayanışma konularındaki kritik rolünü vurgulayarak gelecekteki afet yönetimi stratejilerinin geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca Z kuşağının milli ve dini değerler çerçevesinde geliştirdikleri diğerkâmlık ve yardımlaşma tutumlarının toplumsal birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirdiği gözlemlenmektedir.

Elif Kalkan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Gruplar arası ilişkiler bağlamında sosyal kimlik ve din: Ankara Önder Mahallesi örneği

Din, dini inançlar, pratikler, değerler ve zihniyet oluşturucu yönleriyle bireysel ve toplumsal kimliğin önemli bileşenlerinden biridir. İnsanların ait oldukları gruplar, sosyal kimliklerini inşa ederken, dini aidiyetleri bu sürece dahil olur. Ancak bu durum dinin bireysel ve sosyal kimliği, mutlak anlamda yönlendirdiği sonucuna götürmemelidir. Din ve sosyal kimlik arasında karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. Sosyal kimlik, etnik olarak farklılaşmış gruplarda daha belirgin şekilde incelenebilir. Ülkemizde bu anlamda etnik sınırların net biçimde ayrıldığı iki grubun Suriyeli sığınmacılar ve Türkler olduğu söylenebilir. Bu tezde, sosyal kimlik ve din ilişkisi, Suriyeli ve Türk katılımcıların sosyal kimliğe dair görüşleri üzerinden anlaşılmaya çalışılmıştır. Ankara'da ikamet eden katılımcı grubuyla, iç grup aidiyeti, dış grup farkındalığı, karşılıklı temas biçimleri ve meydana gelen engeller üzerinden sosyal kimliklerini nasıl yapılandırdıkları ve dini bu süreçte ne şekilde konumlandırdıkları üzerinde durulmuştur. Böylece dinin, gruplar arası çatışma veya uyumda etkisinin ortaya çıkması amaçlanmaktadır. Tezde, nitel araştırma deseni tercih edilmiş ve 44 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler MAXQDA 24 programı kullanılarak kodlanmış ve analiz edilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Farklı temalar altında kodlanan verilerin yanı saha gözlemleri göz önünde bulundurulmuştur. Çalışmada sonuç olarak sosyal kimliğin inşasında dini etkinin güçlü ve zayıf yönleri tespit edilmiştir. Dinin güçlü etkisi dezavantajlı grubun, baskın grupla benzeşme isteğinde meydana çıkmaktadır. Ancak baskın gruptan, dezavantajlı gruba yönelen söylemlerde din, gruplar arası sosyal mesafeyi azaltacak güçlü bir etki göstermemektedir. Sonuç olarak sosyal kimlik inşasında dinin mutlak belirleyici etken olmadığı düşünülmektedir. Bu çalışma, TÜBİTAK 2211-A Genel Yurt İçi Doktora Burs Programı tarafından desteklenmiştir.

Grup ilişkileriGruplararası ilişkilerSosyal kimlik
Mehmet Emin Sarıkaya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İsrail'deki Kürt Yahudilerin uyum süreçleri: Kültürel, siyasi ve dini açıdan bir inceleme

Bu tez, İsrail'deki Kürt Yahudilerin uyum süreçlerini kültürel, siyasi ve dini açılardan incelemektedir. Çalışmanın amacı, Kürt Yahudilerin İsrail toplumuna entegrasyonlarını çeşitli boyutlarda ele almak ve bu entegrasyonun toplumsal etkilerini analiz etmektir. Tezin temel iddiası, Kürt Yahudilerin İsrail toplumunda kendilerine has kültürel, siyasi ve dini kimliklerini koruyarak, büyük zorluklar ve fırsatlarla karşılaştıklarıdır. Entegrasyon süreçlerinin bu topluluğun İsrail'deki çok kültürlü yapıyı nasıl etkilediği ve başarılı bir şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği irdelenmiştir. Çalışma, Kürt Yahudilerin İsrail'deki uyum süreçlerini, tarihsel arka planları, kültürel aidiyetleri ve siyasi katılımlarıyla sınırlı olarak ele almaktadır. Araştırma, dokümantasyon analizi yöntemi kullanılarak, belgeler ve yazılı kaynaklar üzerinden gerçekleştirilmiştir. Ancak fiziksel gözlem ve birebir mülakatlar yapılmadığı için, bireylerin kişisel deneyimlerine daha derinlemesine inme imkânı bulunmamaktadır. Tezde, kültür, kültürleşme ve uyum teorilerine dair geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Özellikle Berry'nin kültürleşme modeli temel alınarak entegrasyon, asimilasyon, ayrışma ve marjinalleşme kavramları incelenmiştir. Ayrıca, İsrail'deki çok kültürlülük ve Mizrahi Yahudileri gibi sosyolojik konular da teorik çerçevede ele alınmıştır. Kürt Yahudilerin İsrail toplumuna entegrasyon süreçlerinde bazı başarılar elde ettikleri, ancak bu süreçte birçok zorlukla karşılaştıkları belirlenmiştir. Özellikle dil, kültürel miras, siyasi temsiliyet ve dini pratikler gibi alanlarda uyum sürecinin farklı sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Kürt Yahudiler, bir yandan kendi kimliklerini korumaya çalışırken, diğer yandan İsrail'in baskın kültürüne uyum sağlama sürecinde denge kurma çabası göstermişlerdir. Bu durum, İsrail'deki çok kültürlü yapının zenginleşmesine katkı sağlarken, zaman zaman sosyolojik gerilimlere de neden olmuştur. Tez, gelecekte Kürt Yahudilerin uyum süreçlerini iyileştirmek için çok kültürlülük politikalarının daha kapsayıcı hale getirilmesi gerektiğini önermektedir. Özellikle dil ve kültürel mirasın korunması, siyasi temsiliyetin artırılması ve dini farklılıkların daha fazla kabul görmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, benzer entegrasyon süreçlerini yaşayan diğer etnik gruplarla karşılaştırmalı çalışmaların yapılması gerektiği vurgulanmıştır.

Mustafa Çakır
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal meslekler ve din ilişkisi Yozgat/Yerköy örneği

Toplumsal yapıyı anlamak için pekçok faktörün bilgisine sahip olmak gerekmektedir. Bu faktörlerden biri ekonomi diğeri ise dindir. Din ve ekonomi toplumun yaşayış tarzını hayata bakışının temel yapısını oluşturan etkenler arasında sayılabilir. Bazı toplumlarda değişim hızlı olsa da bazı toplumlarda hızlı değildir. Toplumsal değişimin yavaş olduğu yerlerde ekonomi ve din de belli ölçüde değişmesi ve gelişmesi yavaş olmaktadır. Bu doğrultuda anlaşılmaktadır ki toplumsal değişimin yanında ekonomi ve dinin geleneksel, modern ve postmodern anlayıştaki meslek gruplarına inanç, ibadet ve sosyal hayat boyutlarına etkileri vardır. Çalışmanın amacı, Yerköy'deki farklı meslek gruplarının din ve ekonomik hayat ilişkisini ortaya koymak, bu ilişkinin inanç, ibadet ve sosyal hayat üzerindeki etkilerini analiz etmek ve toplumsal değişim süreçleri ile bu etkiler arasındaki bağı değerlendirmektir. Alt amaçlar ise a) Yozgat/Yerköy'deki ekonomik modeller ve din ilişkisinin boyutlarını analiz etmek. b) Geleneksel üretim tarzı ve dini hayat arasındaki ilişkiyi incelemek. c) Modernleşme ve makineleşme süreçlerinin dini hayat üzerindeki etkilerini araştırmak. d) Post-modern serbest girişimcilik modeli ve bireysel dini pratikler arasındaki ilişkiyi değerlendirmek. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle gerçekleştirilmiştir. Yozgat/Yerköy ilçesinde yaşayan 31 meslek sahibi birey ile yapılan mülakatlar, veri toplama sürecinin ana kaynağını oluşturmaktadır. Betimsel analiz ve söylem analizi kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Çalışma, Yozgat/Yerköy ilçesinde yaşayan ve bir mesleğe sahip olan bireylerle sınırlıdır. Araştırmanın verileri, 2023-2024 yılları arasında toplanmış olup, katılımcıların sosyo-ekonomik ve dini yapılarına odaklanmaktadır. Araştırma, din ve ekonomi ilişkisini, din sosyolojisi perspektifinden ele almakta ve literatürdeki kaynaklarla sınırlıdır. Çalışmamız, literatürde eksik olan din ve ekonomi ilişkisini toplumsal modeller bağlamında ele alarak, bu iki kavramın nasıl bir etkileşim içinde olduğunu daha geniş bir perspektifte sunmaktadır. Çalışma, özellikle Türkiye gibi sosyo-ekonomik dönüşüm süreçleri geçiren ülkelerde, dinin toplumsal hayattaki rolü ve ekonomik hayatla olan ilişkisine dair katkılar sunmaktadır. Çalışmanın bulguları, inanç, ibadet ve sosyal hayat boyutlarında belirgin farklılıklar ve benzerlikler ortaya koymuştur. Geleneksel modelde, dini ritüellerin ve inançların ekonomik faaliyetlerle sıkı bir ilişki içinde olduğu gözlemlenmiştir. Modern modelde, dinin etkisi daha rasyonel bir zeminde değerlendirilirken, post-modern modelde bireysel dini pratiklerin ön planda olduğu ve ekonomik hayatla olan bağın zayıfladığı görülmüştür. Bu durum, toplumsal değişim süreçlerinin din ve ekonomi üzerindeki etkilerini anlamak açısından önemli bulgular sunmaktadır.

Rana Kara
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk halk dindarlığının medyada dini sorular üzerinden değerlendirilmesi

Araştırmanın konusu, medyaya yöneltilen dini sorular üzerinden Türk halk dindarlığının ele alınmasıdır. Araştırmada Türkiye ve yurtdışında yaşayan Müslümanların Diyanet Televizyonunda yayınlanan Diyanete Soralım programına yönelttikleri sorulardan yola çıkarak katılımcıların din anlayışlarını, dine dair zihinlerindeki problem alanlarını ve dindarlık tutumlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada, programa iletilen sorular 1) İbadet 2) Ekonomik Alan 3) Aile 4) Toplumsal Yaşam 5) İlim, 6) Akait (İnanç), 7) Halk İnançları, 8) Sağlık, 9) Ahlak boyutlarıyla incelenerek katılımcıların yaşantılarında dinin yeri ve dinle kurdukları ilişki doğrultusunda Türk halk dindarlığının ortaya konulmaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemleriyle yürütülmüş ve nitel içerik çözümlemesi yapılmıştır. Araştırma, Diyanete Soralım programının 2017 - 2018 yılı iki yayın döneminden seçilen elli programlık örneklemi kapsamaktadır. Sonuçta sorular üzerinden dinin toplumsal alanda nasıl yaşandığı, katılımcıların dindarlık profilleri, tutumları ve Türk halk dindarlığı ele alınmıştır.

DinDindarlıkDini değerler+6
Emine Kaya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlılarda devlet – dini gruplar ilişkisinde bir model olarak Meclis-i Meşayih

Osmanlı Devleti, kuruluş dönemlerinden itibaren başlamak üzere 19. yüzyıla kadar belirli bir özgürlük anlayışı çerçevesinde, tarikatların gelişme ve büyümesine, sahip oldukları fonksiyonları dolayısıyla, müsaade etmiştir. Hatta bu yönüyle tekkelerin devletin kurucu unsurları arasında yer aldığı söylenebilir. Bununla birlikte devlet; merkezileşmesinin hız kazandığı ve Şii Safevi tehdidinin arttığı dönemlerde tarikatlar üzerindeki denetimini de artırmıştır. Nitekim 19. yüzyılla beraber dönemin getirmiş olduğu yeni şartlar ve Osmanlı Devleti'nin bu şartlara uyum sağlamak için yürüttüğü politikalar; tarikat ve tekkelerin devlet tarafından sağlanan otonom durumdaki statülerini kaybetmelerine sebep olmuştur. Tedrici bir şekilde başlayan tekkeleri denetleme süreci, bir kurumsal yapının açılmasını zorunlu kılmış ve sonuç itibariyle Meclis-i Meşayih faaliyete geçmiştir. Tekke ve zaviyelere ait tüm işler ve özellikle şeyh atamalarından sorumlu olan Meclis-i Meşayih, tekkelerin denetlenmesi açısından da önemli bir konum elde etmiştir. Batı Dünyası'nda devlet-dini gruplar ilişkisine bakıldığında üç temel yaklaşımın ortaya çıktığı görülmektedir. Bunlar özgürlükleri geniş tutan Amerikan-İngiliz modeli, daha katı bir anlayışı benimseyen Fransız modeli ve Alman modeli olarak ele alınabilir. Günümüz şartları içerisinde Türkiye'de dini grupların, ana hedeflerinin dışına çıkmadan sosyal ve sivil çalışmalarını sürdürebilmeleri için, özgürlükçü anlayış çerçevesinde hareket edilmesi ancak olası suiistimallerin devlet tarafından önlenmesi düşünülebilir. Dini grupların sisteme dâhil edilebilmeleri için yapılması gereken hukuki ve toplumsal şartların oluşturulması bugün önümüzde ciddi bir sorun olarak durmaktadır. Osmanlı Devleti dini gruplara karşı dayatmacı değildi. Zamanın şartları içerisinde bir sistem olarak işlevsel olan Meclis-i Meşayih modeli; günümüz şartlarıyla değerlendirildiğinde dini grupların devletle ilişkisinde ikircikli tavır yerine şeffaf, denetlenebilir, örgütlenme imkânı bulunan ve kaynaklardan eşit istifade edebilen bir model biçiminde ülkemizin önünde bir çözüm olarak durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Din Sosyolojisi, Dini Gruplar, Tarikat, Meclis-i Meşayih, Laiklik

Din sosyolojisiDin-devlet ilişkileriDini gruplar+4
İsmail Kaya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin deizm algısına dair sosyolojik bir araştırma (Çankaya örneği)

Araştırmamızın temel amacı ergenlerin deizm inancına karşı tutum ve davranışlarının anlaşılmasının yanında, sosyo-kültürel çerçeve de etkilerini anlamak olacaktır. Araştırmanın giriş bölümünde konusunu, amacını, önemini, hipotezlerini, kapsam ve sınırlılıklarını, evren ve örneklemini, yöntemini ve analiz teknikleri hakkında bilgi verdik. Birinci bölümde kavramsal çerçeve olarak din ve din tanımlarını, deizm tanımlarına, ergen tanımı ve zaman aralıkları ile genel özelliklerini ve son olarak kuşakları, kuşakların zaman aralıkları ile genel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci ve Üçüncü bölümde ise araştırma örneklem grubunun bağımsız değişkenlere göre dağılımı ile ilgili verilen betimsel bilgilerin ardından, araştırmaya katılanların cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, ailenin geliri, kendilerini dini yönden nasıl tanımladıkları (dindar, ateist vs.), mevcut dini bilgiyi kimlerden edindikleri, baba mesleği, Kur'an'ı Kerimi baştan sona anlamıyla beraber okumaları ve son olarak en son okudukları dini kitap türünü yazmaları gibi olgusal niteliklerinin yanında Ergenlerin bilişsel, nedenler ve sonuç boyutlarındaki farklılaşmaları inceledik. Çalışma 2019 yılı içinde Çankaya ilçesi evreninden seçilen 400 ergen örneklemiyle yürütülmüştür. Geçerlik ve güvenirlik testleri yapılarak ilk kez geliştirilen 'Gençlerin Gündelik yaşamda inanca ilişkin tutum ve davranış ölçeği' aracılığıyla veriler SPSS programı vasıtasıyla incelenmiştir. Geliştirilen ölçekte üç temel alt boyut gençlerin deizme ilişkin algılarını ölçmek üzere geçerli puanları alabilmiştir. Bunlar gençlerin deizme ilişkin bilgi düzeyleri, deizme iten sebepler ve deizm algısı yüksek gençlerin karşılaştığı sonuçlar bağlamında çalışma olgusal kimlik karşılaştırmasıyla farklılıkları ölçmüştür. Sonuç olarak, Ergenlerin deizm inancına karşı bilişsel bir farkındalık içinde olduklarını, nedenler ve sonuç boyutlarında ise herhangi bir farklılaşmanın olmadığı görülmüştür. Bununla birlikte deizmin ilk olarak aileye tepki, akranlar arasındaki etkileşim ve özgürlüğe vurgu yapması, ergenlerin bu dönemlerindeki belirsiz duygu ve düşüncelerin içinde olmaları, eğitim ve gelir durumunun arttıkça deizmin kabullenilmesinin arttığı görülmekle beraber deizmin belli bir orana ulaştığını görülmüştür.

Ankara-ÇankayaDeizmErgenler+2
Ali Ermiş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacıların dini sosyalleşmesi Kilis örneği

Bu tez, 2011 yılından bugüne Suriye'nin sonu gelmez bir iç savaşın içine girmesiyle Suriyelilerin Kilis'e göç etme hadisesiyle başlayan sosyokültürel ortamda sosyalleşen sığınmacıların dini sosyalleşme süreçlerini etkileyen etmenlerin ve araçların araştırıldığı bir saha araştırmasıdır. Göç sürecinde sığınmacıların dini sosyalleşmelerinde etkili olan aile, sosyal çevreleri, dini eğitim kurumları ve yeni bir dini sosyalleşme aracı olarak sosyal medya önemli birer unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Ele alınan bu çalışmada Kilis'te bulunan sığınmacıların göç ettikleri günden bugüne yaşadıkları dini sosyalleşme olgusu ve süreçleri incelenmiştir. Ayrıca bu süreçte göç öncesi ve sonrası dini hayatları 'dindarlık' çerçevesinde yorumlanmıştır. Nitel yöntem ve anlayıcı yaklaşımla yapılandırılan bu araştırma, sığınmacıların Kilis'e göç sonrası dini sosyalleşmelerini nasıl anlamlandırdığının ve yorumlandığının keşfini kapsamaktadır. Bu kapsamda sığınmacılarla derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmuştur. Çalışmanın giriş bölümünde araştırmanın konusu, problemi, amacı, sınırlıkları tanımlanmıştır. Araştırmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümünde göç ve göçe bağlı ortaya çıkan terimler, göç kuramları, göçün itici ve çekici faktörleriyle beraber dini sosyalleşme araçları teorik olarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise teorik bilgiler ışığında bulgular analiz edilerek yorumlanmıştır.

DinDin sosyolojisiDini hayat+5
Yusuf Yaralıoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Selefiyyeci dini kimliğin inşası ve yeni medya -Dijital tebliğciler örneği-

Türkiye'de dini gruplardan olan Selefiyyeci cemaatler günümüzde kamuoyunun gündemini meşgul ederek dikkatleri üzerlerine çekmesi nedeniyle bu bağlamda bir çalışmanın gereksinimini ortaya çıkarmıştır. Türkiye'de Selefiyyeci dini kimliğin dijital medya aracılığıyla inşası konulu bu çalışma, yeni medya araçlarından Youtube'da bulunan çeşitli vaazların derinlemesine analizi yoluyla ortaya konmuştur. Araştırmaya dahil edilen 6 tane Selefiyyeci vaiz tarafından verilen bu vaazlar, ülkedeki Selefiyyeci düşünceyi şekillendiren temel ilkeler, inançlar ve yorumlar hakkında fikir vermektedir. Yöntem olarak nitel araştırma yaklaşımlarından vaka (durum) çalışması yaklaşımının benimsendiği bu araştırmada veri kaynağı olarak kullanılan videolar MAXQDA programı aracılığı ile tematik içeriklerine, vaizlerine ve bağlamlarına göre belirlenmiş ve kategorilere ayrılmıştır. Daha sonra bu vaazlar üzerinde içerik analizi yapılmıştır. Bu süreç, Selefiyyeci dini kimliğindeki nüansların ve bunların vaazlar aracılığıyla nasıl inşa edildiğinin daha derin bir şekilde anlaşılmasını sağlamıştır. Vaizler, vaazları aracılığıyla bu düşünce kalıplarının takipçileri arasında şekillenmesinde ve pekiştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Dahası, Youtube platformunun kendisinin Selefiyyeci düşüncenin yayılmasında çok önemli bir rol oynadığı görülmüştür. Bu çevrimiçi vaazların erişilebilirliği ve geniş erişimi, Selefiyyeci vaizlerin yorumlarını ve inançlarını geniş bir kitleye yaymalarını sağlamakta ve böylece daha geniş ölçekte Selefiyyeci dini kimliğinin inşasını etkilemektedir. Selefiyyeci kimliğin inşası sosyal kimlik kuramının kavramlarıyla anlaşılmaya çalışılmıştır ve bulgular bu kurama göre sınıflandırılmıştır. Bu çalışmanın verilerinden hareketle Türkiye bağlamında Mutlakçı ve Dışlayıcı Selefilik, Bağlamsal ve Pragmatik Selefilik, Müsamahakâr ve Anlayışlı Selefilik şeklinde 3 farklı kategori keşfedilmiştir. Sonuç olarak, bu sınıflandırma Türkiye'deki Selefiyyeci düşüncenin ve kimliğin çok yönlü yapısını ortaya koymuştur. Bu araştırma böylece Selefi ideolojinin ve yayılma mekanizmalarının anlaşılmasına önemli ölçüde katkıda bulunmakta ve bu alanda daha fazla araştırma için önemli bir kaynak olarak hizmet etmektedir.

Din sosyolojisiDini kimlikKimlik inşası+6
Mevlüt Uğurlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Simülasyon ve birbirine geçme olgusunun Türkiye'deki dini gruplar üzerindeki etkisi

Jean Baudrillard'a ait simülasyon teorisi, Rönesans'tan beri dünyanın belirli bir dönüşüm içinde olduğunu, postmodern döneme gelindiğinde 'gerçeklik ilkesini' kaybettiğimizi ve sibernetik, kodlar, modeller vasıtasıyla gerçekliği taklit eden simülatif bir evrende yaşadığımızı ifade etmektedir. Simülasyon evrenini ortaya çıkaran mekanizmalardan en önemlisi olan 'birbirine geçme (implosion)' ise; aşkın-içkin, fizik-metafizik, gerçek-sahte kutuplaşmalarının birbiri içinde erimesini anlatmaktadır. Baudrillard'a göre simülasyon evreni, Batıda, Rönesans'tan bu yana 'simülakr' düzeni olarak adlandırdığı aşamalı bir sürecin en son halidir. Bize göre simülasyon, Batıyla yoğun etkileşimde bulunan Anadolu coğrafyası için gecikmeli de olsa etkisini göstermiştir. Bunun ilk etkisi güçlü bir 'ahiret/aşkınlık' vurgusu yapan İslam için bu karşıtlığın aşınması şeklindedir. Simülasyon evrenindeki çıktısı ise, İslam tarihi boyunca rijit bir şekilde 'anti- dünyacı' olan dini gruplarda yaşanan dönüşümdür. Türkiye'de 1980 sonrasında dini gruplarda belirgin bir iktisadi büyüme yaşanmıştır. Dini faaliyet; medya, sağlık, eğitim, turizm gibi birçok alandaki faaliyetlerle 'birbirine geçmiştir.' Dini gruba bağlanan bir inanan, artık karşısında sadece tekke faaliyeti değil, aynı zamanda gündelik hayatındaki sosyal ve tüketim ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir şemsiye yapı bulmaktadır. Tekke, artık sadece 'tekke' değil; eğitim kurumu, hastane, televizyon kanalı ya da enerji şirketi gibi farklı mekânların 'birbirine geçtiği' kutsal bir şemsiye haline gelmiştir. Çalışmamızda simülasyon ve birbirine geçme teorisinin uygulandığı dini gruplar, tarihsel kökleri itibariyle uzun zamandır Anadolu coğrafyasında varlık gösteren Nakşibendi geleneğine mensup Menzil, Süleymanlı, Işıkçılar ve İskenderpaşa cemaatleri olmuştur. Sözü edilen tarikat yapılanmalarının eğitim, medya, sağlık, turizm vb. sektörlerdeki bilinen faaliyetleri, sırasıyla gruba özel başlık altında ortaya konmuştur. Holdingleşme ve ticari açılımların en yoğun olarak görüldüğü bu gruplarda, 'aşkınlık' ve 'Tanrısal metafiziklikle' bağın koptuğu simülasyon evreninde tekke ve ticarethane birbirine geçmiştir.

Baudrillard, JeanBenzerlik teorisiBenzetim+6
Abdullah Yargı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhafazakâr toplumsallık ve din: Türk politik aktörleri örneği

Bu çalışmada muhafazakârlık düşüncesi hem bir tutum hem de siyasal bir ideoloji olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda, Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı bünyesinde bulunan siyasal aktörlere muhafazakârlığın temel ilkeleri sorulmuş ve Türkiye muhafazakârlığının temel kodları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda, CHP, DEVA, İYİ Parti gibi Millet İttifakı partilerinin din konusundaki görüşleri ile Cumhur İttifakı Partileri'nden farklılaştığı tespit edilmiştir. Cumhur İttifakı partilerinden Ak Parti'nin ve Millet İttifakı Partilerinden olan Saadet Partisi'nin birçok alanda dinle bütünleşik görüşler sergilediği anlaşılmıştır. Ayrıca, tüm partilerin muhafazakârlığın temel görüşleri ile din arasında kesişen özellikler gösterdiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede, çalışma muhafazakârlık düşüncesini Türkiye'deki din kurumuyla ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Elde edilen bilgilere göre, Türkiye'deki tüm siyasi parti temsilcilerinin kültürel muhafazakârlığa sahip olduğu görülmüştür. Çalışma, anlayıcı yaklaşım ve sembolik etkileşimci teorilerle oluşturulmuştur. Ayrıca, çalışmanın teorik bölümünde tarihsel dökümantasyon yöntemi kullanılmış, uygulama bölümünde ise nitel yöntemin derinlemesine mülakatlar tekniği tercih edilmiştir. Çalışma, bu çerçevede metin analiz tekniği ile analiz edilmiştir.

Din sosyolojisiSiyaset sosyolojisiTürk sosyolojisi
Yusuf Yaralıoğlu
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

In the context of power struggle theo-strategy and its components

In this thesis, power-religion and society relation around the power struggle phenomenon is discussed by touching on the change of the meaning of power phenomenon and also its historical and sociological background. Thus, it is focused on the Theo-strategical and Theo-sociological side, especially related to religion and sociology, in terms of the sociological intervention of power struggle. In this way it is aimed to interpret the religion, which is an important element of power struggle, by a strategic look within its connection from daily life to economy, politics, International relations and history. In accordance with an interdisciplinary approach, sufficient amount of source is scanned, explained and analyzed by using document analysis method. Attention has been drawn to Theo-strategies of Islamic societies carried especially through the Salafi mentality based organizations. Also it has been benefited from absence of center thought of problem deconstruction approach. Apart from the psychological motivation provided to believers, it has been revealed that religion could be used as a means of Theo-strategical and sociological intervention on power struggles. Once again, it has been stressed that it is the most important implementation area of the natural features of human being such as describing, naming and explicating features to show how the actuality could change from past to present on the power struggle and how the terms were misused. Keywords: Power Struggle, Religion, Sociological Intervention, Theo-Sociological Intervention, Theo-Strategy

Religious sociologyReligious-society relationsPower+4
Habib Celaleddin Kartal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

18. ve 19. yüzyılda Duhaborlar

Duhaborlar Rusya'nın güney sınırında, 18. yüzyılda ortaya çıkan bir sekttir. Bu sekti Kilise, ruha karşı mücadele ettikleri kastıyla "ruhla mücadele edenler" anlamına gelen Duhabor kelimesiyle isimlendirmiştir. Duhaborlar ise ismi ruhla beraber mücadele eden anlamında benimsemiş ve kullanmıştır. Tezin temel amacı Duhaborların tarihini ve öğretisini ortaya koymaktır. Duhaborların ortaya çıkışlarıyla başlayan ve bir kısmının Kanada'ya göç etmesiyle sona eren 18. ve 19. yüzyıllar tezin tarihi sınırlarıdır. Tez, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte kısaca Rusların Hıristiyan olma süreci anlatıldıktan sonra Duhaborların ortaya çıkışını etkilemesi muhtemel Rusya'daki çeşitli dinî gruplardan ve şahıslardan bahsedilmiştir. Birinci bölümde Duhaborların ortaya çıkışları, Malaçnaya Vodu'ya göç etmeleri, Kafkasya'ya sürgün edilmeleri, devletle ilişkileri, yaşadıkları lider krizi, gruplara ayrılmaları, silah yakmaları, yeniden sürgün edilmeleri, Tolstoy'dan gördükleri yardımlar ve bir kısmının Kanada'ya göç etmesi anlatılmıştır. İkinci bölümde ise inanç, ibadet ve ahlak anlayışları ele alınmıştır. Bu minvalde teslis, kutsal kitap, yaratılış ve asli günah, ölüm sonrası hayat, kilise, Azizler ve Meryem, ikon ve haç ile ilgili inançları anlatılmıştır. İbadet törenleri, oruç, sakramentler ve kutsal gün ve bayramlar ile ilgili uygulamalarından bahsedilmiştir. Ahlak anlayışları anlatılmıştır. Ayrıca Duhaborların Ortodokslar ile benzeştiği ve ayrıştığı noktalara değinilmiştir. Duhaborların çeşitli grup ve şahısların etkisiyle ortaya çıkmış eklektik ama nevi şahsına münhasır bir yapı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dinamik olan Duhabor öğretisinin 18. yüzyılın başından 19. yüzyılın sonuna kadar geçirdiği değişimlerden bahsedilmiştir. Tezde tarihî metot ve Dinler Tarihi'nin deskriptif yani nitelendirici metodu kullanılmış, fenomenolojik yaklaşımın ilkeleri de göz önünde bulundurulmuştur. Tezin tarihi sınırları sebebiyle saha araştırması yapılmamıştır.

Dinler tarihiDuhaborlarHristiyanlar+5
Rukiye Aysun İnan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

18. ve 19. yüzyılda Duhaborlar

Duhaborlar Rusya'nın güney sınırında, 18. yüzyılda ortaya çıkan bir sekttir. Bu sekti Kilise, ruha karşı mücadele ettikleri kastıyla "ruhla mücadele edenler" anlamına gelen Duhabor kelimesiyle isimlendirmiştir. Duhaborlar ise ismi ruhla beraber mücadele eden anlamında benimsemiş ve kullanmıştır. Tezin temel amacı Duhaborların tarihini ve öğretisini ortaya koymaktır. Duhaborların ortaya çıkışlarıyla başlayan ve bir kısmının Kanada'ya göç etmesiyle sona eren 18. ve 19. yüzyıllar tezin tarihi sınırlarıdır. Tez, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Girişte kısaca Rusların Hıristiyan olma süreci anlatıldıktan sonra Duhaborların ortaya çıkışını etkilemesi muhtemel Rusya'daki çeşitli dinî gruplardan ve şahıslardan bahsedilmiştir. Birinci bölümde Duhaborların ortaya çıkışları, Malaçnaya Vodu'ya göç etmeleri, Kafkasya'ya sürgün edilmeleri, devletle ilişkileri, yaşadıkları lider krizi, gruplara ayrılmaları, silah yakmaları, yeniden sürgün edilmeleri, Tolstoy'dan gördükleri yardımlar ve bir kısmının Kanada'ya göç etmesi anlatılmıştır. İkinci bölümde ise inanç, ibadet ve ahlak anlayışları ele alınmıştır. Bu minvalde teslis, kutsal kitap, yaratılış ve asli günah, ölüm sonrası hayat, kilise, Azizler ve Meryem, ikon ve haç ile ilgili inançları anlatılmıştır. İbadet törenleri, oruç, sakramentler ve kutsal gün ve bayramlar ile ilgili uygulamalarından bahsedilmiştir. Ahlak anlayışları anlatılmıştır. Ayrıca Duhaborların Ortodokslar ile benzeştiği ve ayrıştığı noktalara değinilmiştir. Duhaborların çeşitli grup ve şahısların etkisiyle ortaya çıkmış eklektik ama nevi şahsına münhasır bir yapı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dinamik olan Duhabor öğretisinin 18. yüzyılın başından 19. yüzyılın sonuna kadar geçirdiği değişimlerden bahsedilmiştir. Tezde tarihî metot ve Dinler Tarihi'nin deskriptif yani nitelendirici metodu kullanılmış, fenomenolojik yaklaşımın ilkeleri de göz önünde bulundurulmuştur. Tezin tarihi sınırları sebebiyle saha araştırması yapılmamıştır.

Dinler tarihiDuhaborlarHristiyanlar+5
Rukiye Aysun İnan
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Neo-Marksist bakış açısından din ve toplum ilişkisi: Slavoj Zizek örneği

Araştırmada Slavoj Zizek'in din ve toplum ile ilgili görüşleri eleştirel ve postmodern düşünceler bağlamında sosyolojik açıdan ele alınmıştır. Buna bağlı olarak çalışmanın amacı toplumsal hayatta yaşanan çatışmanın Neo-Marksist açıdan analizini ortaya koymaktır. Slavoj Zizek'in görüşleri din, kültür ve ideoloji başlıkları altında incelenmiş, çatışmaya dair yorumlarını içeren bulgular ortaya koyulmuştur. Çalışmada makro yöntem ve dolaylı gözlem tekniği kullanılmıştır. Bununla birlikte araştırma sürecinde yer yer tümevarım, tümdengelim, eleştirel söylem gibi genel tekniklere de başvurulmuştur. Bu çalışmada Zizek'in Türkçeye çevrilen eserleri, röportajları, söyleşileri ve konuşmalarından hareketle; din ekseninde yaşanan çatışmaları, Marksist bakış açısından uzak bir şekilde değerlendirdiği; ideolojiyi, çatışmayı besleyen bir kavram olarak tanımladığı; çokkültürcülüğü, ırksal ayrımları ve geleneksel sömürgeciliği besleyen çatışma unsurları olarak yorumladığı bulgularına ulaşılmıştır.

DinDin felsefesiDin-toplum ilişkileri+7
Maşite Gençaslan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında kadınların erillik algısı ve din ilişkisi: Ankara örneği

Bu çalışma dinsel referanslar ve gündelik yaşam kapsamında kadınların erillik algısını tespit etmek amacıyla yapılan betimsel bir araştırmadır. Çalışmanın temel amacı, farklı değişkenlere bağlı aile içi toplumsal cinsiyet rolleri, gündelik yaşamda toplumsal cinsiyet rolleri ve dinsel toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında erillik algılarının tespiti ve aralarında bir ilişki olup olmadığının ortaya konmasıdır. Çalışmanın amacı doğrultusunda 2021 yılı içerisinde Ankara ilinde yaşayan farklı demografik özelliklere sahip 700 kadına anket uygulanmıştır. SPSS 22 programı ile geçerlik ve güvenirlik testleri yapılarak ilk kez geliştirilen "Erillik Algısı Ölçeği"nde altı temel alt boyut kadınların erillik algılarını ölçmek üzere geçerli puanları alabilmiştir. Bu alt boyutlar; Ailede Dinsel Erillik Rolleri, Toplumsal Erillik Rolleri, Eşlerin Cinsiyet Rolleri, Toplumda Dinsel Erillik Rolleri, Kalıplaşmış Erillik Rolleri ve Dinsel Haklara Yönelik Erillik Rolleri olarak başlıklandırılmıştır. Çalışmada bu boyutlar ile kadınların yaş, medeni durum, evlilik süresi, çocuk sahibi olma durumu, eğitim, meslek, gelir durumu gibi demografik özellikleri ve ibadet boyutuyla dini yaşantı gibi boyutlarda incelenmiştir. Bunlarla birlikte anne ve babalarının ibadet boyutuyla dini yaşantıları, dini bilgi edinme kaynakları, bir işi yapmadan önce dine uygunluğunu araştırma durumu, okudukları dini kitap türleri ve babalarının diğer aile bireylerine karşı tutumları arasındaki ilişkiler de incelemeye uygun görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulgulara göre kadınlar tarafından en çok kabul gören önermeler "ailede dinsel erillik rolleri" boyutunda yer alan maddeler olmakla birlikte, en az kabul gören önermeler "kalıplaşmış erillik rolleri" boyutunda yer alan maddelerden oluşmaktadır. Dolayısıyla kadınların cinsiyetler arası eşitlikçi bir anlayışa sahip olduğu görülmüştür. Bununla birlikte öne çıkan bazı sonuçlara göre, yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, ibadetlere bağlı inanç düzeyi, ebeveynlerinin ibadetlere bağlı inanç düzeyi, dini kitap okuma düzeyleri arttıkça kadınların erillik rollerini kabul düzeyleri de artmaktadır. Eğitim düzeyinin artması, meslek hayatının devam etmesi ve özellikle özel sektörde çalışma durumu ve babaların anlayışlı/uzlaşmacı olma durumu kadınların erillik algısını düşürmekte ve eşitlikçi tutuma daha yatkın olmalarını sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadın, Toplumsal Cinsiyet Algısı, Erillik, Erillik Algısı

DinDin sosyolojisiEril+3
Ayşe Taşkın Demiralay
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Din görevlilerinin mesleki doyum düzeylerinin motivasyon düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın konusu Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yapan din görevlilerinin mesleki doyum düzeylerinin iş motivasyonu düzeylerine etkisinin belirlenmesidir. Araştırmanın amacı ise din görevlilerinin mesleki doyum düzeylerinin bağımsız değişkenler eliyle yoklanarak motivasyonlarına etki düzeylerinin farklarını analiz etmektir. Araştırmanın genel evreni Diyanet İşleri Başkanlığı çalışanları, özel evreni Ankara'da görev yapan din görevlileri örneklemi ise basit tesadüfi örneklem sistemiyle araştırmaya dâhil olan 608 katılımcı ve ayrıca mülakatla araştırmaya derinlik katan 55 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında mesleki doyum, iş motivasyonu ölçeği ile mesleki doyum ve iş motivasyonu ile ilgili yapılandırılmış sorular kullanılarak veriler toplanmıştır. İki veya daha fazla değişken arasındaki birlikte değişimin varlığını belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama modeli açıklayıcı paradigma paralelinde kullanılmıştır. Araştırma sonucunda mesleki doyumun cinsiyet, medeni durum, aylık gelir, meslekte geçen sürelere göre anlamlı bir değişkenlik göstermediği ancak yaş düzeyi arttıkça mesleki doyumun arttığı ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte önlisans ilahiyat mezunu din görevlilerinin mesleki doyum düzeylerinin diğer mezuniyet grubunda yer alan din görevlilerinden daha yüksek olduğu ve anlamlı derecede farklılaştığı ortaya çıkmıştır. Din görevlilerinin iş motivasyonlarının medeni durum, aylık gelir, meslekte geçen sürelere göre anlamlı bir değişkenlik göstermediği cinsiyet ve yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Buna göre kadın din görevlilerinin iş motivasyonu düzeylerinin erkeklerden yüksek olduğu, yaş düzeyi arttıkça iş motivasyonu düzeyinin arttığı ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak mesleki doyum ile iş motivasyonu arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulgusu ortaya çıkmıştır. İmam hatip, Kur'an kursu öğreticisi ile ve müezzin kayyımların mesleki doyumunun, iş motivasyonuna pozitif etkide bulunduğu, çalışanların mesleki doyumları artıkça, iş motivasyonularının da artmakta olduğu belirlenmiştir.

AnkaraDin görevlileriDin sosyolojisi+3
Adil Elzerey
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors