Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Abdülkadir Varoğlu

12 theses · Başkent University

DoctorateOpen AccessTR

Yönetim kurulu karakteristiğinin firma performansı üzerine etkisi

Günümüzde halka açık şirketlerin iyi kurumsal yönetim ilkelerini benimseyen, sürdürülebilir, dayanıklı ve insan odaklı kurumlar olması beklenmektedir. Paydaşların bu yöndeki talepleri kurumsal yönetimin kritik bir bileşeni olan yönetim kurullarının önemini daha da artırmakta, yönetim kurullarının beşerî ve sosyal sermayesini ön plana çıkarmaktadır. Bununla birlikte yönetim kurullarının firma performansına etkilerinin araştırıldığı önceki çalışmalarda çoğunlukla kurulların bir ya da birkaç özelliğine odaklanıldığı görülmüştür. Ayrıca şirketlerin finansal ve sürdürülebilirlik performansı genellikle ayrı araştırmaların konusu olmuştur. Bu çalışmada yönetim kurulu karakteristiğinin firma performansına etkisini ölçmek amacıyla bütünleşik bir yaklaşım önerilmektedir. Tezin özgün bir katkısı olan bu yaklaşımının geliştirilmesinde, vekâlet kuramı, temsil kuramı, kaynak bağımlılığı kuramı, kurumsal kuram ve sosyal sermaye literatürünün sunduğu farklı perspektiflerden yararlanılarak yönetim kurullarının stratejiye yön verme, kaynaklara erişim sağlama ve kontrol işlevlerine odaklanılmıştır. Ampirik araştırma Türkiye'de BIST'te listelenen finansal olmayan 265 şirketin 2022 yılına ait verileri esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yönetim kurulunun kompozisyonu, beşerî sermayesi ve sosyal sermayesini temsil eden değişkenler kategorize edilmiştir. Bu değişkenlerin finansal performans ve sürdürülebilirlik performansına etkisini belirlemek amacıyla SPSS 25 yazılımı kullanılarak çoklu regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları, yönetim kurulu kompozisyonunun ve sosyal sermaye unsurlarının sürdürülebilirlik performansı üzerindeki etkilerinin finansal performansa kıyasla daha güçlü olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda yönetim kurullarının politik, bürokratik ve akademik bağlarının sürdürülebilirlik performansına olumlu katkısı gözlemlenirken, bu tür bağlantıların yoğunlaşmasının negatif etki yarattığı görülmüştür. Yönetim kurulunda kadın temsili, varlık karlılığı ve sürdürülebilirlik performansını pozitif yönde etkilerken, bağımsız kadın üye varlığının varlık karlılığını azaltabileceği gözlemlenmiştir. Lisansüstü eğitim düzeyi ile yurt dışı deneyimin sürdürülebilirlik performansı üzerindeki pozitif etkileri dikkat çekmiştir. Yönetim kurulunda CEO ikiliği ve aile bireylerinin özkaynak karlılığına olumlu etkisi ise Türkiye bağlamı için önemli bir sonuçtur. Firmaların finansal ve sürdürülebilirlik performansı üzerinde etkili olan faktörleri ortaya koyan araştırma literatüre bütünleşik bir bakış açısı sunarak katkı sağlamaktadır.

Sosyal sermayeYönetim kurulu
Ayfer Aksu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
11
DoctorateOpen AccessTR

Profesyonel bürokrasiden klana evrilme: Karar süreçleri

Sosyal kimlik ve sosyal statü bakış açısının temel alındığı bu tez çalışmasında örgütsel alanda klanlar arası ilişkiler ve bu ilişkinin karar süreçlerine etkisi ilişkilendirilmiştir. Buradan hareketle örgütsel kararların başarı ya da başarısızlığının sebeplerinin daha iyi anlaşılması için profesyonel bürokrasilerde hangi kurumların güç tabanı ve denetim odağı olarak kullanılabileceği, yüksek statülü klanın öne çıkmasına bağlı olarak örgüt içinde faaliyet gösteren düşük ve yüksek statülü klanlar arasındaki ilişkilerin nasıl şekilleneceği ve bu ilişkinin örgütün karar süreçlerine nasıl etki edeceği araştırılmıştır. Kısaca yüksek statülü klan hakimiyetinin arttığı profesyonel bürokrasilerde düşük statülü klan ve yüksek statülü klan arasındaki ilişkiler nasıl şekilleniyor? Bu ilişki karar süreçlerinde nasıl bir rol oynuyor? sorularına yanıt aranmıştır. Çalışma bu araştırma sorularını yanıtlayarak, klanlar arası ilişkilere yönelik yapılan çalışmalara katkı sağlamayı ve farklı bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte profesyonel bürokrasilerde mevcudiyetini korumaya devam eden klan yapılanmasının sosyal statü'nün tanımladığı sınırlar çerçevesinde karar süreçlerini ve buna bağlı olarak örgütsel değişimi nasıl etkilediği konusuna açıklama getirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, sosyal kimlik kuramı, örgütsel değişim kuramı, sosyal statü ve güç faktörleri bütüncül bir model çerçevesinde ele alınmaya çalışılmıştır. Çalışma nitel bir araştırmadır. Çalışmanın araştırma deseni durum çalışmasıdır. Veri toplamak amacıyla yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılmıştır ve veri analiz tekniği olarak içerik analizi tercih edilmiştir. Örneklem, profesyonel bürokrasi özelliği taşıyan bir örgütte çalışan üst kademe yöneticilerden oluşturulmuştur. Çalışma "Direktör" ve "Genel Müdür Yardımcısı" pozisyonunda görev yapan 23 yönetici ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada Muzaffer Şerif'in "gerçekçi grup çatışması" kuramı çerçevesinde ele aldığı gibi örgütsel karar süreçlerinde iki farklı klan arasında çatışmanın ve buna bağlı olarak kutuplaşmanın olması beklenirken elde edilen bulgular ışığında kuramın aksine örgütsel karar süreçlerine hem yüksek statülü hem de düşük statülü klan üyelerinin iştirak ettiği ancak sosyal statünün getirdiği avantajlara sahip olan yüksek statülü klanın örgütsel karar süreçlerini ve örgütsel değişimi kendi inanç, norm ve beklentilerine uygun olarak gerçekleştirdiği görüşüne varılmıştır. Dahası düşük statülü klan üyelerinin büyük bir kısmının gerek alınan kararlara gerekse de örgütsel değişme direnç göstermediği yani kabullendiği; bu kabullenenlerin bazılarının değişimi aktif aktivasyon ve olumlu valans ile yanıtladıkları tespit edilmiştir. Dahası düşük statülü klan üyelerinin alınan kararları, bu kararlar sonucunda ortaya çıkan örgütsel değişimi ve bunların kendileri üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirmeleri sonucunda olayın kendi hedefleri ile ne kadar uyumlu olduğuna ya da ne kadar önemli ve anlamlı olduğuna baktıkları; bireysel yarar veya zarar algılarını ölçtükleri ve buna göre tepki verdikleri (itaat ettikleri) sonucuna ulaşılmıştır. Başka bir ifadeyle elde edilen bulgulara göre, her ne kadar görünürde yüksek statülü klan ile düşük statülü klan arasında olumlu bir temas varmış gibi görünse de bu durumun önyargı ve ayrımcılıktan arınmamış ve karşılıklı menfaatler esasına dayalı bir birliktelikten başka bir şey olmadığı düşünülmektedir. Yine elde ettiğimiz bulgulara göre yüksek statülü klanın koalisyonu kontrolü altına alması ile birlikte, görünürde koalisyonlar etkinliğini korumaya devam etse de bunu kurumsal yapıyı zayıflatarak yaptığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer bir deyişle koalisyonun 'hibrit klan'a dönüştüğü, profesyonel bürokrasinin de karar süreçleri bakımından 'basit yapı' gibi yönetildiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu noktada alınan kararların başarı ya da başarısızlığı değil, 'Stratejik zirvenin aldığı kararlara itaat edilmesinin' daha fazla önem kazandığı değerlendirilmektedir.

Yasemin Dalğıran
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 çağında stratejik teknoloji yönetimi: Yükselen ve yıkıcı teknolojiler etkisi

Endüstri 4.0, dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ gibi teknolojilerin sanayi süreçlerine entegre edilmesiyle, işletmelerin rekabet etme biçimlerini köklü bir şekilde değiştiren bir dönüşüm çağını ifade etmektedir. Bu yeni çağda, Stratejik Teknoloji Yönetimi (STY) teknolojiyi stratejik bir kaynak olarak ele alarak, işletmenin iş hedefleriyle uyumlu bir teknoloji politikası oluşturmayı ve bu politikayı etkin bir şekilde uygulamayı gerektirmektedir. Yükselen ve Yıkıcı Teknolojiler (YYT) (Emerging and Disruptive Technologies - EDT), mevcut iş modellerini, ürünleri ve hizmetleri tamamen değiştirme potansiyeline sahip yeniliklerdir. Örneğin, Yapay Zekâ (Artificial Intellligence- AI), Nesnelerin İnterneti (Intrenet of Things - IoT), 5G, Blok Zincir (Blockchain), ve Artırılmış Gerçeklik (Augmented Reality - AR) gibi teknolojiler Endüstri 4.0 çağında yıkıcı teknolojiler olarak öne çıkmaktadır. Bu teknolojilerin ortaya çıkışı, işletmelerin sadece operasyonel süreçlerini değil, aynı zamanda stratejik karar alma mekanizmalarını da derinden etkilemektedir. Endüstri 4.0 çağında, bu stratejik bakış açısı, işletmelerin yükselen ve yıkıcı teknolojilere uyum sağlaması ve bu teknolojilerin sunduğu fırsatları ve riskleri değerlendirebilmesi için sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilmeleri açısından kritik öneme sahiptir. Yükselen ve yıkıcı teknolojilerin stratejik teknoloji yönetimi, geleneksel yaklaşımlardan farklı olarak, daha proaktif, inovasyona dayalı, iş birliğine açık ve esnek stratejiler geliştirilmesini ve uygulanmasını gerektirir. Bu teknolojiler, işletmelerin sadece rekabet avantajı elde etmesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda iş yapış biçimlerini ve iş modellerini kökten değiştirme potansiyeline de sahiptir. Bu nedenle, firmaların yıkıcı teknolojilere yönelik stratejik yaklaşımları hem iç hem de dış çevre ile uyumlu, riskleri yönetebilen ve inovasyonu teşvik eden sürdürülebilir bir yapıda olmalıdır. Bu tez, Endüstri 4.0 çağının özgün özellikleri ve dinamiklerini ele alarak, yükselen ve yıkıcı teknolojilerin yönetiminde strateji ile teknolojinin STY aracılığıyla nasıl bütünleştirileceğine odaklanmaktadır. Bu kapsamda, yükselen ve yıkıcı teknolojilerin STY üzerindeki etkilerini inceleyerek, bu teknolojilerin yönetiminde hangi farklı yaklaşımların uygulanması gerektiği incelenmektedir.

Alper Ketencioğlu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınır rollerinin örgütün bilgi işleme kapasitesi üzerindeki etkileri,

Günümüzün dinamizm ve karmaşıklık ile ifade edilen çalkantılı ortamlarında örgütler farklı seviyelerde ve artan sayıda kararlar vermek durumundadır. Bu kararların doğruluğu örgütlerin sürdürülebilirliği açısından büyük önem arz etmektedir. Organizasyonel kararların doğruluğunu sağlayan unsurlardan biri örgütün bilgi işleme sürecinin etkinliğidir. Bilgi işleme süreci, örgüt yapısının temel işlevlerinden biri olan bilginin toplanmasını, işlenmesini ve yayılması faaliyetlerini içermektedir Ayrıca örgütün bilgi gereksinimlerinin, iş akışlarının artan çeşitliliği, belirsizliği ve karşılıklı bağımlılığının bir fonksiyonu olarak arttığı öne sürülmektedir. Bilgi işleme teorisi örgütün bilgi gereksinimleri ile bilgi işleme kapasitesi arasında bir uyum sağlanması halinde örgütsel performansa ulaşılabildiği iddiasındadır. Bilgi işleme teorisi bilgi işleme kapasitesinin arttırılmasına yönelik yapısal mekanizmalar olarak dikey bilgi sistemlerini ve yanal ilişkileri önermiştir. Bununla birlikte örgüt içinde sınır rolü görevini üstlenen aktörler de bilgi işleme işlevini yerine getirmektedir. Buna karşılık literatür araştırmasında sınır rolleri ve bilgi işleme kapasitesi arasındaki ilişkiye yönelik benzer nitelikte bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu nedenle ağ merkeziyetlerine göre farklı işlevler gerçekleştiren sınır rolleri ile bilgi işleme arasındaki ilişkinin derinlemesine araştırılması amaçlanmıştır. Ağ merkeziyet konumlarına göre sınır rollerinin bilgi işleme işlevlerini ortaya çıkarmak ve bilgi işleme kapasitesi ile ilişkilendirmek literatür açısından özgün bir değer taşıma potansiyeline sahiptir. Bu nedenle keşifsel bir araştırma planlanmış, savunma sanayinde faaliyet gösteren bir odak şirket belirlenmiş ve bu şirkette çalışan beyaz yakalı bir örneklem üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalarda sosyal ağ analiz ve nitel analiz çalışması ile farklı ağ merkeziyetlerinde bulunan sınır rollerinin işlevleri ile bilgi işleme kapasitesi arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ağdaki merkezilik konumlarına göre farklılaşan şekilde sınır rolleri bilgi temin etme, bilgi kayıtlama ve bilgi paylaşım faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Araştırma bulgularına göre arasındalık merkeziliği ve saf aracılık konumundaki aktörler bilgi işleme bağlamında sınır rolü işlevini gerçekleştirirken örgütün bilgi işleme kapasitesini arttıran yanal ilişkiler ve dikey bilgi sistemlerini kullanmaktadır. Buna ilaveten arasındalık merkeziliği ve saf aracılık konumundaki sınır rolleri bilgi işleme gereksinimlerini azaltan ve bütünleştirici yapıları; hiyerarşi, kurallar ve programları da araçsal olarak kullanmaktadır. Arasındalık merkeziliği ve saf aracılık konumundaki aktörler organizasyonda irtibat rolü işlevi ile bölümler arasında koordinasyon da sağlamaktadır. Araştırma bulguları, bilgi işleme bağlamında arasındalık merkeziliği ve saf aracılık konumundaki sınır rolleri ile bilgi işleme kapasitesi, dikey bilgi sistemleri ve yanal ilişkiler arasındaki ilişkilerin varlığını desteklemektedir. Bu keşifsel araştırmada elde edilen bulgulara dayanarak bir araştırma modeli ve araştırma sorunsalı önerisi ile iki araştırma önerisi ortaya konulmuştur. Bu keşifsel araştırma sonucunda elde edilen bulgular, sınır rolleri ile örgütün bilgi işleme kapasitesi arasındaki ilişkiyi ortaya koyan önermeler bilgi işleme teorisine farklı bir bakış açısı sağlama potansiyeline sahiptir.

Akın Toros
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel güven ve psikolojik sözleşme ilişkisinde profesyonel bürokrasi etkisi

Bu araştırmanın amacı, aynı örgüt içinde Destek personeli ve Örgüt profesyonelleri arasında, Örgütsel güven ve Psikolojik sözleşme algılarında potansiyel farklılığın araştırılmasıdır. Bu araştırma için analiz birimi olarak seçilen örgüt, Mintzberg'in Profesyonel bürokrasi örgüt yapılanmasını temsil eden üniversitedir. Bu doğrultuda, Profesyonel bürokrasinin olası etkisini oluşturduğu öngörülen, "eğitim düzeyi" ile "hiyerarşik yönelim" faktörlerinin, Örgütsel güven ve Psikolojik sözleşme etkileşiminde ne derece etkili olabileceği araştırılmıştır. Yöntem açısından nicel yöntem uygulanan bu çalışmada veriler anket yoluyla toplanmıştır. Bulgulara göre gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Örgüt profesyonelleri ve Destek personelinin Psikolojik sözleşme ve Örgütsel güven ortalamaları farklılaşmaktadır. Eğitim seviyesi arttıkça, Psikolojik sözleşme algı ortalamaları düşmektedir. Neticede, örgütsel güven ve psikolojik sözleşme değişkenlerinin literatür de profesyonel bürokrasi temelinde tartışılmamış olması, araştırmanın önemini arttırmakta ve araştırma bulgularının, yönetim ve örgütsel davranış literatürüne faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik sözleşme, Örgütsel güven, Profesyonel bürokrasi

BürokrasiPsikolojik sözleşmeÖlçekler+1
Yavuz Korkmazyürek
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgüt kültürü ve örgütsel değişim algısı arasındaki ilişkide gelişime açıklığın düzenleyici rolü: Üniversitelerde bir araştırma

Bu çalışma, örgüt kültürü eğilimlerinin örgütsel değişim algısına etkisinde gelişime açıklık kişilik özelliğinin düzenleyici rolünü belirlemek amacıyla üniversitelerde görevli akademik personel örnekleminde yürütülmüştür. Çalışmada 782 akademisyenden anket yöntemi ile toplanan verilerin analizi sonucunda akademisyenlerin örgüt kültürü eğilimlerinin örgütsel değişim algıları üzerindeki etkisinde gelişime açıklığın düzenleyici etkisi oluşturulan model çerçevesinde test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular incelendiğinde; örgüt kültürü eğilimleri ile örgütsel değişim algısı arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu ve örgüt kültürü eğilimlerinin örgütsel değişim algısı üzerinde etkisinin olduğu görülmüştür. Boyutlar bağlamında incelediğimizde ise örgüt kültürü eğilimlerinden gelişme, açıklık, klan, hiyerarşi ve destekleyicilik eğilimlerinin bilişsel, duygusal ve davranışsal değişim algısı boyutlarını pozitif ve anlamlı etkilediği, kuralcılık eğiliminin ise bilişsel, duygusal ve davranışsal değişim algısı boyutlarını negatif ve anlamlı etkilediği bulunmuştur. Gelişime açıklık kişilik özelliğinin düzenleyici etkisi incelendiğinde; açıklık eğilimi ile bilişsel, davranışsal ve toplam değişim algısı arasında düzenleyici etkisinin olduğu fakat duygusal değişim algısı boyutunda düzenleyici etkisinin olmadığı, hiyerarşi eğilimi ile bilişsel, duygusal, davranışsal ve toplam değişim algısı arasındaki ilişkide düzenleyici etkisinin olduğu, gelişme eğilimi, klan eğilimi, destekleyicilik eğilimi ile davranışsal değişim algısı ve toplam değişim algısı arasındaki ilişkide düzenleyici etkisinin olduğu fakat bilişsel ve duygusal değişim algısı boyutları ile olan ilişkide düzenleyici etkisinin olmadığı ortaya konmuştur. Bununla birlikte örgüt kültürü eğilimlerinden kuralcılık eğilimi ile örgütsel değişim algısı ve alt boyutları (bilişsel, duygusal, davranışsal) arasındaki ilişkide gelişime açıklığın düzenleyici bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca demografik değişkenlerden akademisyenlerin cinsiyetinin ve görev yaptıkları üniversite türünün (devlet ve vakıf üniversitesi) örgüt kültürü eğilimlerinde, örgütsel değişim algısı ve alt boyutlarında, gelişime açıklıklarında farklılık yarattığı bulunmuştur. Tüm bu bulgular değerlendirildiğinde örgütsel değişim algısı üzerinde örgüt kültürünün ve gelişime açıklığın önemli bir rol oynadığı ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgüt Kültürü, Örgüt Kültürü Eğilimleri, Örgütsel Değişim, Örgütsel Değişim Karşısındaki Tutumlar, Gelişime Açıklık.

AkademisyenlerDeğişime açıklıkÖrgüt kültürü+1
Suat Gürbüz
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Değer yönelimlerinin müzakere tarzlarına etkisi üzerine bir araştırma

Modernleşme ve kapitalizmin etkisiyle artan tüketim anlayışı, insanların sahip oldukları arzular, istekler ve beklentiler açısından dönüştürücü bir etki yaratmıştır. Buna bağlı olarak, yeni meslek gruplarının doğduğu, iş yapma biçimlerinin ve hayat tarzlarının değiştiği, kısacası toplumun daha karmaşık bir yapıya büründüğü ve ortaya çıkan anlaşmazlıklarda benimsenen iletişim, karar ve davranışsal yaklaşımlar açısından değer farklılıklarının ayırt edici bir rolü olduğu ortaya çıkmıştır. Ne var ki değerler, insanları bir arada tutan, davranışlara yön veren ve insanı kâinatla birleştiren özellikler olarak nitelendirilmesine karşın subjektif faktörler olarak görüldüğünden müzakere tarzlarına yönelik çalışmalarda yeterince ele alınmamıştır. Dolayısıyla bu çalışmada, değer yönelimlerinin müzakere tarzları ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda, katılımcıların müzakere tarzlarının hangi motivasyonel değer yönelimlerine göre şekillendiği, değer yönelimlerinin müzakere tarzları üzerinde ne gibi bir etkisinin bulunduğu ve müzakere tarzlarına ne ölçüde yansıtıldığı, demografik değişkenlere göre değer yönelimleri ve müzakere tarzları arasında anlamlı farklılıklar bulunup bulunmadığı gibi sorulara yanıt aranmaya çalışılmıştır. Buna göre, subjektif faktörlerin müzakere tarzlarındaki rolünün anlaşılması, bireylerin hangi motivasyonlarla eylemde bulunduklarının belirlenmesi, anlaşmazlık durumunda başvurulan iletişim ve davranış kalıplarının anlaşılmasının yanısıra kültürel farklılıkların yönetimine yönelik yapılacak çalışmalara temel oluşturması bakımından çalışmanın katkı sağlaması beklenmektedir. Uygulanan anket çalışması kapsamında, toplam 445 katılımcıdan tam olarak geri bildirim alınarak elde edilen veriler istatiksel analize tabi tutulmuştur. Araştırma bulgularına göre, değer yönelimlerinin müzakere tarzları ile anlamlı ve pozitif yönde bir ilişkisinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca, değer yönelimlerine ilişkin en yüksek ortalamanın muhafazakârlık, müzakere tarzları açısından ise en düşük ortalamanın rekabetçilik olduğu tespit edilmiştir. Bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki korelasyon incelendiğinde, aralarındaki en güçlü ilişkinin muhafazakarlık boyutuyla olduğu görülmüştür. Altboyutlar arasındaki korelasyon ilişkisi bakımından, değişime açıklık değer boyutu ile işbirlikçi müzakere tarzı, kendini geliştirmek ile rekabetçilik, muhafazakarlık ile işbirlikçilik arasında en yüksek düzeyde ilişki olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, kendini aşmışlık ile rekabetçilik arasında anlamlı ve negatif yönlü bir korelasyon olduğu ortaya çıkmıştır. Basit regresyon analizi bulguları açısından, muhafazakarlığın kaçınmacı, kendini geliştirmenin rekabetçi, kendini aşmışlığın uzlaşmacı ve işbirlikçi, değişime açıklığın ise uyuşmacı müzakere tarzı üzerinde en fazla etkiye sahip değişkenler olduğu anlaşılmıştır. Kendini aşmışlığın işbirlikçi müzakere yaklaşımı üzerindeki etkisinde bağımsız değişkenin bağımlı değişkendeki değişimin % 23'lük kısmını açıkladığı görülmüştür. Bunun yansıra, değer yönelimlerinin müzakere tarzları üzerindeki etkisini açıklayan demografik değişkenler açısından daha çok cinsiyet değişkeninin belirleyici bir role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Değer orientasyonuDeğerlerMüzakere
Mehmet Serdar Ercan
Başkent University
2020
00
DoctorateOpen AccessEN

The organizational change adaptation process: Differentiation and integration

This study was carried out to explore the change adaptation approaches and mechanisms of small and medium-sized enterprises (SMEs) operating in Haripur and Abbottabad Province in Pakistan. Previous studies were mostly based on large complex organizations operating in developed countries and little attention was paid to SMEs. Secondly, current change adaptation models generally don't consider organizational structural and external environmental characteristics. To develop a comprehensive change adaptation model that shows the change adaptation process in terms of different organizational structures, strategic postures, and different types of external environments. The hypotheses were developed based on the five research variables (organization structure, strategic posture, differentiation, integration, and external environment) that are critical in the change adaptation process. Once the hypothesis was tested each variable individual research item was cross-compared in a stable and dynamic environment to explore the characteristics of each research variable. Furthermore, based on the findings change adaptation approaches and mechanisms were developed. These approaches and mechanism models show how mechanistic and organic enterprises can adapt to the external environment changes based on the external environment type.

ChangeStrategic postureAdaptation+2
Muhammad Ali
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta ölçekli işletmelerde dış kaynak kullanımı

Dış kaynak kullanımı, genel olarak işletmelerin temel yetenekleri arasında yer almayan yetenek ve faaliyetler için, alanında uzman bir işletmeden hizmet sağlaması olarak ifade edilmektedir. Günümüzde dış kaynak kullanımı özellikle temel yetenek ve faaliyetlerine odaklanarak rakiplerine kıyasla sürdürülebilir bir rekabetçi avantaj elde etmek isteyen küçük ve orta ölçekli işletmeler için büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı; Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerde (KOBİ'lerde) dış kaynak kullanımının incelenmesidir. Çalışmanın ilk bölümünde dış kaynak kullanımının kuramsal alt yapısı; Kaynak Bağımlılığı Kuramı, İşlem Maliyeti Kuramı ve Kaynak Temelli Yaklaşım çerçevesinde oluşturulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde ise dış kaynak kullanımı kavramı ve KOBİ'lerde dış kaynak kullanımına ilişkin kavramsal çerçeve çizilmiştir. Çalışmanın araştırma bölümünde ise, dış kaynak kullanan 10 ve kullanmayan 20 olmak üzere toplam 30 işletmenin dış kaynak kullanımının, sektörel ve işletme büyüklüğü açısından birbirinden farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek üzere bir saha araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular neticesinde; dış kaynak kullanan ve kullanmayan KOBİ'lerin sektörel açıdan ve işletme büyüklüğü açısından farklılaştığı görülmüştür. Buna ek olarak dış kaynak kullanan işletmelerin ise dış kaynak kullanım nedenleri, dış kaynak kullanımından elde edilen avantajlar/dezavantajlar, dış kaynak kullanım alanları, dış kaynak kullanım düzeyleri ve dış kaynak kullanım süreleri bakımından farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış kaynak, Kaynak Temelli Yaklaşım, İşlem Maliyeti Kuramı, Kaynak Bağımlılığı Kuramı, küçük ve orta ölçekli işletmeler

Dış kaynaklardan yararlanmaKOBİKaynak kullanımı
Gizem Aydoğdu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel belleklerin öz oluşumu: Türkiye'de bir kamu kurumu görev ağları analizi

Örgütler bilgileri belleklerinde saklanmakta ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılmaktadır. Örgütlerin bellekleri ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapılmıştır. Bu çalışma özellikle iki örgütsel bellek türü üzerine odaklanmaktadır. Bunlar "Semantik" ve "Episodik" örgütsel bellekler olarak adlandırılmaktadır. Örgütsel rutinler içerisindeki bilgi iş tanımı ve prosedürler ile alakalı ise semantik örgütsel belleklerde, tecrübe ve kazanımlar ya da kayıplarla alakalı ise episodik örgütsel belleklerde saklanmaktadır. Bu bellekler kullanımlarına göre sürekli yeniden oluşabilirler ya da yok olabilirler. Bu da örgütlere hatırlama ya da unutma imkânı kazandırır. Bu tez çalışmasının iki temel amacı bulunmaktadır. Bunlardan ilki örgütsel bellekleri örgütsel düzeyde öğrenme sonuıcu yine örgütsel düzeyde depolanmalarına dair kavramsal çerçeveyi çizebilmektir. Bu sayede örgütsel belleklerin çeşitli örgütsel süreçler üzerinde yaptıkları etkilere dayanarak türlerine göre ölçülebilir şekilde kavramsallaştırmak mümkün olmaktadır. İkincisi ise bu kavramsal çerçeve altında örgütsel bellekleri örgütsel düzeyde gözlemleyerek türlerine göre ölçülebilecekleri bir modeli inşa etmek ve bu modeli sınamaktır. Örgütsel belleklerin karmaşık örgütsel bilgi paylaşım ağlarında ortaya çıkabilen ve sürekli yenilenen bilgi depoları olduğu yaklaşımı benimsendiğinde söz konusu modeli oluşturmak için karmaşıklık kuramının kendiliğinden ortaya çıkan fenomenleri açıklayan öz oluşum yaklaşımından faydalanılarak örgütsel ağ ilişkilerinde gözlemlenebilmeleri ile ilgili bir model geliştirilmiştir. Seçilen örneklemin birincil ve ikincil görevlerinin tamamındaki ve ayrı ayrı kendi aralarındaki bilgi paylaşım ağları üzerinde gerçekleştirilen ağ-bağ analizi ile bu modelin hipotezleri sınanmıştır. Görevlerin diğer görevlerle ağ ilişkilerinin görülebildiği görev-görev örgütsel bellek düzeyinde semantik ve episodik belleklerin depolanmaları bu kavramsal çerçeve ile analiz edilmiştir. Analizlerin sonucunda örgütsel görevlere ait açık bilgileri içeren, dekleratif örgütsel bellek türleri olan semantik örgütsel belleklerin, görevler arası ağ ilişkilerinin içeri merkezliliği arttıkça görece daha fazla depolandığı hipotezi sınanmıştır. Benzer şekilde bir diğer açık ve dekleratif örgütsel bellek türü olan episodik belleklerin de görevler arası ağ ilişkilerinin göreli merkezliliği arttıkça daha fazla depolandığı hipotezleri sınanmış ve her iki hipotez de Farklı görevler arası ağlarda destek bulmuştur. Örneklem olarak yükseköğretim alanında faaliyet gösteren bilgi yoğun bir kamu kurumu seçilmiş ve bu kuruma ait tüm iş akış şemalarının çıkarılması gerçekleştirilmiştir. Böylece örgütsel bilginin koşul bağımlı yaklaşım ile ve de stratejik olarak planlanarak karmaşıklığının düşürülmesinin gerekliliği ile ilgili varsayımları yalnışlamacı bir şekilde sınanarak örgütsel bellekler ile ilgili kavramsal çerçeve geliştirilmiştir. Ayrıca yöneticilerin karar alırken karmaşıklık ile mücadele etmek veya karmaşıklığa izin vermek gibi farklı stratejiler arasından hangisine yönelmeyi seçebilecekleri konusunda çıkarımlarda bulunulmuştur. Bu bağlamda çalışmanın örgütlerin karar verme mekanizmalarında önem taşıyan örgütsel öğrenme ve bilgi yönetimi gibi konularda kavramsal ve yönetimsel çıkarımlar yapılmıştır.

Anlam bilimBilgi ağlarıBilgi paylaşımı+6
Bora Aksu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal sosyal sorumluluk ve kurumsal kuram bağlamında inceleme: Üniversiteler üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın konusu Türk Yükseköğretim sisteminde yer alan ve Ankara, İstanbul, İzmir, Konya ve Antalya illerinde bulunan devlet ve vakıf üniversitelerinin sosyal sorumluluk uygulamalarında kavramsal bilgi ve örneklerini inceleyerek meşruiyet kazanma yöntemlerinin ve devamında kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) kavramının meşruiyete katkısının incelenmesidir. Kurumsal bakış açısı ile birçok kez ele alınan farklı örgüt yapıları araştırmacılar tarafından çalışmalara konu edilmiştir. Kurumsal kurama göre bir örgüt içerisinde yer aldığı çevresel koşullara göre bir müddet sonra rakiplerine benzeşmekte bunun sonucu olarak da ortak uygulamalara gitmektedirler. Son yıllarda, örgütler müşterilerinin gözünde sadece kar amacı güden yapılar olmadıklarını göstermek için yardım kampanyaları, çeşitli ahlaki ve sosyal sorumluluk kampanyalarının içerisinde yer almaktadır. Bu durumda KSS kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Örgütler açısından önem arz eden böyle bir kavramın kurum tarafından ne derecede önemsendiğini ve KSS çalışmalarının önemini ortaya koymak için çalışmamızın konusu KSS olarak belirlenmiştir. Üniversitelerin meşruiyet kazanmak için yaptıkları KSS çalışmaları ve uygulamaları inceleyerek birbirlerinden ne yönde ve ne şekilde farklılaştıklarını ortaya koymayı hedefleyen bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın ilk bölümünde kurumsal alt yapı incelenmiş kuramsal kuramın ortaya çıkışı, etik olgusu, meşruiyet kavramı gibi kavramlar ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde Türkiye'de Yüksek Öğretim kurumlarının tarihçesi ve gelişimi ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde bu araştırma için çalışma kapsamında ele alınan yükseköğretim kurumlarının KSS uygulamalarının kategorize edilirken Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesinde yer alan ve maddelerin karması yapılarak bir sınıflandırma aracı oluşturulduğundan bahsedilmiştir. Her bir üniversitenin uyguladığı KSS çalışmalarını bir standarda oturtabilmek ve bir şablon uygulayabilmek adına Birleşmiş Milletlerin Küresel Sözleşmesinden yararlanılmıştır. Sözleşmede yer alan on madde ile Türkiye'nin içerisinde bulduğu yapısal durum bir araya getirilerek 4 ana başlık oluşturulmuştur. Bu ana başlıkların altında yer alan alt kategoriler ile üniversitelerin yayınlamış oldukları raporlarda kaç kaç farklı defa bahsetme sıklığına bakılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise üniversitelerin KSS faaliyetleri kapsamında yaptıkları çalışmalar ve uygulamalar nitel araştırma yöntemi ile ele alınmıştır. Nitel araştırmanın evreni 29 üniversiteden oluşmaktadır. Belirlenen üniversiteler arasından İstanbul'da bulunan Koç Üniversitesi ve Kültür Üniversitesi, İzmir'de bulunan Yaşar Üniversitesi ve Ege Üniversitesi'nin raporlarına web sayfalarından ulaşılmamıştır. Resmi makamlardan mail yoluyla talep edilmesine rağmen geri dönüş alınamadığı için bahsedilen dört üniversite araştırma kapsamı dışında bırakılmıştır ve çalışmanın kısıtını oluşturmuştur. Çalışmanın örneklemi 25 üniversiteden oluşmaktadır. Son olarak üniversitelerin KSS uygulamalarında en çok toplumsal sorumluluk kategorisine yer vererek benzeştikleri görülmüştür. Etik konusu ise üniversitelerin uygulamalarında en az yer verdikleri konu olarak görülmüştür. Literatür araştırmalarında üniversitelerin KSS uygulamalarının benzerliğine ilişkin kapsamlı bir çalışmanın varlığına rastlanmamıştır. Bu açıdan tez çalışmasının literatüre katkı sağlayabileceği ve özgün bir çalışma olduğu düşünülmektedir.

Kavramsal bilgiKurumsal kuramKurumsal sosyal sorumluluk+4
Ece Serin Orakcı
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Profesyonel bürokrasilerde güç dengeleme çabaları: Uzmanlık, özerklik ve sosyal ağ ilişkisi

Bu tez çalışmasında sosyal değiş-tokuş kuramı, sosyal ağ kuramı ve tasarımlama yaklaşımlarının varsayımlarına dayanarak, örgüt içi güç-bağımlılık dinamikleri, örgütsel politika ve profesyonel gruplarda sosyal ağ ilişkileri incelenmiştir. Örgüt tasarım bileşenleri, güç dağılımındaki önemi dikkate alınarak, Mintzberg'in konfigürasyon yaklaşımı çerçevesinde incelenmiştir. Profesyonel bürokrasi modeline göre tasarlanmış örgütlerde, hangi örgüt bileşenleri arasında bürokratik sistem ve özerklik konusunda politik bir mücadele gözlemlenebileceği araştırılmıştır. Faaliyet çekirdeğindeki (operating core) profesyonel birimlerin, uzmanlık bilgilerine dayanarak özerklik alanlarını genişleteceği ve böylece stratejik zirvenin (strategic apex) resmi ve mutlak gücü karşısında koalisyon stratejisiyle güç dengesinde avantaj sağlayabileceği iddia edilmiştir. Bu iddianın desteklenmesi için iç-grubun biçimsel olmayan sosyal ilişki örüntüleri dikkate alınarak, uzmanlık gücü, operasyonel özerklik, sosyal ağ yoğunluk düzeyi ve iç-grup arabuluculuğa dayalı sosyal sermaye gücü arasındaki ilişkiler görgül olarak sınanmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda uzmanlık gücü dereceli puanlama ölçeği geliştirilmiş ve operasyonel özerklik ölçeği Türkçe'ye uyarlanmıştır. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenirlik testleri yapılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler ve birimler arası farklılıklara yönelik istatistiksel ve sosyal ağ analizleri yapılmıştır. Veriler, Türkiye'de faaliyet gösteren bir vakıf üniversitesi akademisyenlerinden oluşan üç örneklemden elde edilmiştir. İlk örneklem grubu ilgili üniversitenin stratejik zirvesini temsil eden senato üyelerinden oluşmuştur (n=33). Bu örneklem grubu, mühendis (ikinci örneklem, n=84) ve hukuk (üçüncü örneklem, n=41) profesyonellerinden oluşan ve aynı üniversitenin iki fakültesinde faaliyet gösteren birimlerin uzmanlık gücünü puanlamıştır. İkinci ve üçüncü örneklem grubundan ise operasyonel özerklik ölçeği yardımıyla nicel veriler; grupların ilişki yapısı için de sosyometrik veriler toplanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, uzmanlık gücü ile operasyonel özerklik düzeyi arasındaki ilişkide, iç-gruptaki arabuluculuğa dayalı sosyal sermayenin düzenleyici rolü mühendislik grubunda desteklenirken hukuk grubunda desteklenmemiştir. Ayrıca bulgular, yoğun ve kapalı birimlerin uzmanlık gücü bakımından farklılaştığını gösterirken, özerklik düzeyi bakımından alt-birimler arasında farklılık göstermediğine işaret etmiştir.

BürokrasiBürokratlarGüç dengesi+6
Meral Kızrak
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors