Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Selami Yıldız

14 theses · Düzce University

Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetleri ile gayrimenkul sektöründeki sorunlar arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetlerinin gayrimenkul sektöründeki sorunlara etkisinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) üyesi işletmeler evren olarak incelenmiştir. Üye işletmelerdeki 251 yöneticiden anket cevapları toplanmıştır. Toplanan verilere SPSS 25 programı aracılığıyla ile çeşitli istatistiki analizler yapılmıştır. Bulgulara göre literatüre uygun olarak sürdürülebilirlik odaklı girişimcilik faaliyetlerinin sektördeki ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlar üzerindeki olumlu etkisi tespit edilmiştir. Yasallık, etki ve felsefe öznitelikli faaliyetlerin gayrimenkul sektöründeki sorunların çözümünde genellikle olumlu yönde etkilerinin olduğu görülmektedir. Sosyal sorunların önemli görüldüğü ve yasallık nitelikli girişimcilik faaliyetlerinin görece daha fazla etkili olduğu araştırmada tespit edilmiştir. Gayrimenkul sektöründe meşruiyet özelliği taşıyan genel kabul görmüş kişi ve kurumlardan sürdürülebilirlik odaklı kentsel dönüşüm, uygun finansal altyapılar ve uzun vadeli uygulanabilir politikalar gibi çözümler beklenmektedir. Sürdürülebilirlik odaklı eğitimler, yenilikler ve araştırmalar toplumda farkındalığın artmasına katkıda bulunacaktır. Konu üzerine sektörel araştırma yapacak araştırmacıların mevcut durumu analiz ederken öncelikle sektördekilerin nitelik ve etkilerini tanımlayarak, sınıflandırarak incelemeler yapmaları önerilmektedir. Gayrimenkul sektöründe meşruiyet özelliği taşıyan genel kabul görmüş kişi ve kurumlardan sürdürülebilirlik odaklı kentsel dönüşüm, uygun finansal altyapılar ve uzun vadeli uygulanabilir politikalar gibi çözümler beklenmektedir. Sürdürülebilirlik odaklı eğitimler, yenilikler ve araştırmalar toplumda farkındalığın artmasına katkıda bulunacaktır. Konu üzerine sektörel araştırma yapacak araştırmacıların mevcut durumu analiz ederken öncelikle sektördekilerin nitelik ve etkilerini tanımlayarak, sınıflandırarak incelemeler yapmaları önerilmektedir.

Ekonomik sorunlarGayrimenkul sektörüGayrimenkuller+4
Mehmet İşgörücü
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

ISO 9001:2015 ve IATF 16949:2016 Kalite Yönetim Sistemi standartları revizyonlarının firma performansına etkileri: Otomotiv sektöründe karşılaştırmalı bir analiz

Bu araştırmanın temel amacı, otomotiv yan sanayi firmalarında uluslararası niteliklerde kabul görmüş ISO 9001: 2015 ve IATF 16949: 2016 Kalite Yönetim Sistemi standartlarının yeni versiyona geçiş süreçlerinin incelenerek firma performansına etkisinin ölçülmesidir. Bununla birlikte yeni versiyon standartları uygulamayan diğer otomotiv yan sanayi işletmesinin aynı performans göstergeleri ile karşılaştırılmasıdır. Bu araştırma; Otomotiv sektöründe ana üreticilere ürün tedarik eden iki yan sanayi oluşturmaktadır. Nitel araştırma deseninin kullanıldığı araştırmada, analiz ve veri toplama süreci eş zamanlı olarak doküman inceleme ve görüşme yöntemleri ile yapılmıştır. Her iki firmanın üst düzey yöneticileri ile yapılan toplam 17 adet görüşme, yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında; yeni versiyon standartlara geçiş için kullanılması gereken tüm uygulamalar belirlenerek otomotiv sektörüne özgü olarak örneklendirilmiştir. GAP Analizi, SWOT Analizi, PESTLE ve PRIMO-F metotları, Risk Analizi, İç Denetim ve Yönetim Gözden Geçirme Toplantıları hakkındaki gereklilikler tanımlanmış ve uygulanmıştır. Metotlar uygulanırken belirlenen 419 önermenin performansı değerlendirilmiş ve iyileşme oranları raporlanmıştır. Yapılan iyileştirmelerin firma performansına etkisi 24 adet performans göstergesi ile ölçülmüştür. Yeni versiyon standartlara geçiş yapmamış ve söz konusu metotları uygulamayan diğer firma ile birinci firmanın performansı da karşılaştırılarak iyileşme düzeyleri belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; Geçiş sürecinde uygulanan metotlar ile tespit edilen 409 önerme 5'li likert ölçeği ile değerlendirilmiştır. Başlangıçta 1, 2 ve 3 olarak belirlenen toplam 362 (%88.5'i) aksiyon varken, yapılan iyileştirmeler sonrasında 4 ve 5 olarak tanımlanan 406 (%99.2'si) aksiyon raporlanmıştır. Söz konusu uygulamaların firma performansının artışında pozitif yönlü etkisi olduğu saptanmıştır. Geçiş süreci incelenen firmanın performans değerlendirmesi için takip edilen 24 adet gösterge, Balanced Scorecard boyutlarına göre sınıflandırılmış ve 22 göstergede pozitif yönlü iyileşme tespit edilmiştir. Tedarikçi PPM ve Numune gönderim performansı göstergelerinde, çalışma öncesi ve sonrasında anlamlı bir değişiklik olmadığı saptanmıştır. Araştırmanın son bölümünde revizyon geçişini tamamlamamış ikinci firma ile aynı göstergeler kıyaslanmış ve geçiş süreci incelenen firmaya ait 22 performans göstergesi daha iyi performans göstermiştir. Numune Gönderim Performansı ve Sevkiyatta Aşırı Navlun Sayısı göstergelerinde, her iki firmanın sonuçlarının da olumlu yönde geliştiği tespit edilmiştir. Tüm uygulama çalışmaları sonucunda firma performansında, pozitif yönde iyileşmeler gerçekleşmiştir. Çalışmanın gelecekte başka araştırmalarda değerlendirilmek üzere farklı sektörlerde, nicel araştırma deseni yaklaşımı ile ve daha çok sayıda firmada uygulanması ve sonuçların karşılaştırılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: ISO 9001: 2015, IATF 16949: 2016, Revizyon Geçişi, Balanced Scorecard

Dengeli ölçüm kartıFirma performansıISO 9001+7
Buşra Kesici
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Gelir yönetimi teknik yeteneklerinin işletme performansına etkisinde müşteri ilişkileri yönetiminin aracılık rolü: Otel işletmelerinde bir uygulama

Günümüzün rekabetçi koşullarında, birçok otel işletmesi belirsiz bir pazarda kârlılıklarını sürdürebilmek adına faaliyet yürütmektedir. Talebin belirsiz doğasını aşmak adına etkin bir şekilde yönetilen müşteri ilişkileri yönetimi şirketlere bu durumu aşmada yardımcı olabilmektedir. Bununla birlikte, gelir yönetiminin etkin olarak uygulandığı otel işletmelerinde hem müşteri ilişkileri yönetimini hem de gelir yönetimi araçlarını uygulamak geliri artırmaktadır. Bu çerçevede, araştırmanın ana amacı gelir yönetiminin firma performansına etkisinde müşteri ilişkileri yönetiminin etkisini belirlemektir. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında, gelir yönetimi, müşteri ilişkileri yönetimi ve firma performansı kavramları ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. İkinci aşamada ise, belirlenmiş olan bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya koyulmuştur. Araştırmanın evreni, Türkiye İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırması kapsamında TR1, TR2 ve TR4 bölgelerinde bulunan 14 ili kapsamaktadır. Araştırmanın evreni kapsamında otel işletmelerinde, yönetim kademesinde bulunan 317 kişiden veriler toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler istatistik programları yardımı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, gelir yönetimi teknik yeteneklerinin firma performansına etkisinde müşteri ilişkileri yönetiminin aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir. Bilgi teknolojileri, ve kapasite tahsisi boyutları ile finansal performans arasındaki ilişkide müşteri ilişkileri yönetiminin aracılık etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Analiz kapsamında diğer boyutlar arasındaki ilişkilerde müşteri ilişkileri yönetiminin aracılık etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın son bölümünde ise, elde edilen bulgular neticesinde, ileriki araştırmalara yönelik bir takım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Firma Performansı, Gelir Yönetimi, Otel işletmeleri, Müşteri İlişkileri Yönetimi.

Firma performansıGelir yönetimiKonaklama işletmeleri+5
Fırat Atbaş
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel yetenekler ile işletme performansı arasındaki ilişkide ürün yeniliğinin etkisini belirlemeye yönelik bir araştırma

Rekabetin yoğun bir şekilde yaşandığı günümüz iş dünyasında, işletmelerin en temel sorunlarından birisi; rekabet avantajı elde ederek işletmenin devamlılığını sağlamaktır. Böyle bir ortamda işletmelerin performansını artırması; yenilik faaliyetlerini merkeze alarak, sahip oldukları yetenekleri ve kaynakları, etkin ve verimli kullanmalarına bağlıdır. Bu tez çalışmasının temel amacı; örgütsel yetenekler ile işletme performansı arasındaki ilişkide ürün yeniliğinin aracılık etkisinin olup olmadığını ortaya koymaktır. Araştırma; teori ve uygulama olmak üzere iki temel kısımdan oluşmaktadır. Öncelikle araştırmanın temel değişkenleri olan; örgütsel yetenekler, işletme performansı ve yenilik kavramları detaylı bir biçimde incelenmiş, ardından bağımsız ve ara değişkenin, bağımlı değişken üzerindeki toplam, doğrudan ve dolaylı etkilerini test etmek amacıyla hipotezler oluşturulmuştur. Araştırma evrenini Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) bölgesinde bulunan Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerindeki Organize Sanayi Bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin orta veya üst düzey bir yöneticisi oluşturmaktadır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı bu çalışmada veriler, e-posta ve online anket yoluyla elde edilmiştir. Değerlendirmeye alınan ve verilerin analizinde kullanılan toplam anket sayısı 312'dir. Elde edilen verilerin aracılık etki analizi Yapısal Eşitlik Modellemesi ve SPSS AMOS paket programı Bootstrap tekniği ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda, "örgütsel yetenekler ile işletme performansı arasındaki ilişkide ürün yeniliğinin aracı değişken etkisi vardır" savı; analiz edilen alt boyutların tamamında doğrulanamamıştır. Örgütsel yeteneklerden; üretim yeteneği, öğrenme yeteneği, lojistik yeteneği ve ortaklık kurma yeteneği boyutlarının işletme performansının, finansal performans boyutu ile aralarındaki ilişkide ürün yeniliğinin aracı değişken etkisi olmadığı görülmüştür. Benzer şekilde ürün yeniliğinin, üretim yeteneği ve öğrenme yeteneği boyutlarıyla müşteri performansı boyutu arasında da aracılık etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Analiz kapsamındaki diğer boyutlar arasındaki ilişkide ise ürün yeniliğinin aracılık etkisinin olduğu görülmüştür. Son olarak da elde edilen bulgular çerçevesinde, yöneticilere ve araştırmacılara yönelik bir takım öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Yetenekler, İşletme Performansı, Ürün Yeniliği, İşletme, Yapısal Eşitlik Modellemesi.

PerformansYapısal eşitlik modellemeÖrgütsel yetenek+3
Ali Said Kabakcı
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital tedarik zinciri olgunluk modelinin tasarımı: Ölçek geliştirme ve vaka uygulaması

Dünyada yaşanan çevresel sorunlar, krizler, kaynak kıtlığı ve küresel rekabet, tedarik zinciri ağlarındaki karmaşıklığı artırmakta ve zincirin zayıf halkalarını gün yüzüne çıkarmaktadır. Dirençli ve rekabetçi kalabilmek isteyen kuruluşlar, dijital teknolojilerden yararlanarak müşterileri için daha benzersiz deneyimler oluşturmaya, daha kaliteli hizmet sunmaya ve daha verimli operasyonel süreçler tasarlamaya çalışmaktadırlar. Yeni gelir akışları elde etmek isteyen bu kuruluşlar, Endüstri 4.0 teknolojileri ile beraber kurumsal zihniyet değişikliği de gerektiren dijital bir değişim ve dönüşüm hareketi başlatmaktadırlar. Bu dönüşüm sürecini en az maliyetle ve en başarılı şekilde yönetebilmek adına stratejik bir yol haritası ile hareket etmekte fayda vardır. Literatür taraması ve uzmanlarla yapılan görüşmeler sonucu tedarik zincirleri için kapsamlı, sistematik ve ölçülebilir bir olgunluk modeline ihtiyaç duyulduğu görülmüştür. Bu çalışmanın amacı, Endüstri 4.0 ile başlatılan dijital dönüşüm sürecinde kuruluşların tedarik zincirlerinin mevcut durumlarını ölçmelerine ve gerekli iyileştirmeleri yaparak bir sonraki olgunluk düzeyine ulaşmalarına rehberlik edebilecek "Dijital Tedarik Zinciri Olgunluk Modeli" önerisinde bulunmaktır. Metodolojik olarak bu çalışma tasarım bilimi araştırmasına dayanmaktadır. Araştırmada Becker ve diğ. (2009)'nin model geliştirme adımlarına uyularak, tedarik zincirleri için bilimsel temellere dayanan; kapsamlı, sistematik ve ölçülebilir bir olgunluk modeli hazırlanmaya çalışılmıştır. Tasarlanan model, bir kuruluşun kendisini değerlendirmesine olanak sağlayan 5 seviyeden ve tanımlanmış 4 temel boyut ile bunlara atanan 50 niteliksel yetenekten oluşmaktadır. Literatür ve uzman görüşlerinden faydalanılarak tasarlanan modelin temel boyutları, "Dijital Strateji", "Dijital Organizasyon", "Operasyonel Süreç Yönetimi" ve "Müşteri Değer Yönetimi" olarak adlandırılmıştır. Modelin kullanımını kolaylaştırmak için, kuruluşların kendi öz değerlendirmelerini yapabilecekleri bir "Dijital Olgunluk Ölçeği" geliştirilerek model pratik bir araca dönüştürülmeye çalışılmıştır. Modelin nasıl uygulanabileceğini göstermek amacı ile, çoklu vaka analizi yapılarak model test edilmiş ve vakalar için aksiyon planları oluşturulmuştur. Vaka çalışması sonuçları, önerilen modelin kuruluşların tedarik zinciri olgunluk düzeylerini yansıtabildiğini, kullanımını kolay, aşamalar arası faaliyetlerinin anlaşılır ve modelin uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Geliştirilen bu model, dijital yeteneklerini geliştirmek isteyen kuruluşlara önemli bilgiler sağlayarak dijital dönüşümlerine rehberlik edebilir.

Elektronik tedarikEndüstri 4.0Olgunluk modeli+5
Gökhan Eğilmez
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yalın üretim uygulamalarının örgütsel performansa etkisinde yönetim yeteneğinin aracı rolü: Türkiye'deki imalat işletmeleri üzerinde bir araştırma

Bu tez çalışmasının amacı; yalın üretim uygulamaları ile örgütsel performans arasındaki ilişkide yönetim yeteneğinin aracılık etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Türkiye'deki imalat sektörü firmalarının yalın üretim uygulamaları ile performans kriterlerinin nasıl şekillendiğine odaklanmaktadır. Çalışma Balanced ScoreCard ile ölçülen örgütsel performansın yanı sıra yalın üretim uygulamalarının kapsamını ve seviyesini de analiz etmeyi amaçlamaktadır. Örgütlerin sahip oldukları yetenekler arasında yönetim yeteneğinin yalın üretimin örgütsel performans üzerindeki etkisini ne düzeyde değiştirdiği çalışmanın bir diğer amacıdır. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında, yalın üretim boyutları, yönetim yeteneği, örgütsel performans kavramları ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. İkinci aşamada ise, belirlenmiş olan bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya koyulmuştur. Araştırmanın evreni, Türkiye'deki tüm üretim işletmelerini kapsamaktadır. Araştırmanın evreni kapsamında üretim işletmelerinde, yönetim kademesinde bulunan 393 kişiden veriler toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS ve AMOS programları yardımı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, "yalın üretim boyutları ile örgütsel performans arasındaki ilişkide yönetim yeteneğinin aracı değişken etkisi vardır" hipotezi; analiz edilen alt boyutların tamamında doğrulanamamıştır. Anahtar Kelimeler: Yalın üretim uygulamaları, Örgütsel performans, Yönetim yeteneği, Balanced ScoreCard, Yapısal Eşitlik Modellemesi

Nesimi Kök
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yalın üretim uygulamalarının örgütsel performansa etkisinde yönetim yeteneğinin aracı rolü: Türkiye'deki imalat işletmeleri üzerinde bir araştırma

Bu çalışmanın amacı; yalın üretim uygulamaları ile örgütsel performans arasındaki ilişkide yönetim yeteneğinin aracılık etkisinin olup olmadığını belirlemektir. Türkiye'deki imalat sektörü firmalarının yalın üretim uygulamaları ile performans kriterlerinin nasıl şekillendiğine odaklanmaktadır. Çalışma Balanced ScoreCard ile ölçülen örgütsel performansın yanı sıra yalın üretim uygulamalarının kapsamını ve seviyesini de analiz etmeyi amaçlamaktadır. Örgütlerin sahip oldukları yetenekler arasında yönetim yeteneğinin, yalın üretimin örgütsel performans üzerindeki etkisini ne düzeyde değiştirdiği çalışmanın bir diğer amacıdır. Çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında, yalın üretim boyutları, yönetim yeteneği, örgütsel performans kavramları ile ilgili literatür taraması yapılmıştır. İkinci aşamada ise, belirlenmiş olan bağımlı, bağımsız ve aracı değişkenler arasındaki ilişkiler ortaya koyulmuştur. Araştırmanın evreni, Türkiye'de yalın üretim uygulayan imalat işletmelerini kapsamaktadır. Araştırmanın evreni kapsamında imalat işletmelerinde, yönetim kademesinde bulunan 393 yöneticiden veriler toplanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler SPSS ve AMOS programları yardımı ile analiz edilmiştir. Analizlerde nicel araştırma deseni kapsamında; betimleyici istatistikler, açımlayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modellemesi ve yol analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, "yalın üretim boyutları ile örgütsel performans arasındaki ilişkide yönetim yeteneğinin aracı değişken etkisi vardır" hipotezi; analiz edilen alt boyutların büyük bir kısmında doğrulanmış bir kısmında doğrulanamamıştır. Tam zamanında üretimin (JIT), kanban'ın, tekli dakikalarda kalıp değişimin (SMED) öğrenme gelişme performansı üzerine etkisinde, yönetim yeteneğinin aracılık etkisi olmadığı görülmüştür. Tekli dakikalarda kalıp değişimin, toplam verimli bakımın (TPM), müşteri performansı üzerine etkisinde, benzer şekilde 5S'in finansal performans üzerine etkisinde, yönetim yeteneğinin aracı değişken etkisi olmadığı görülmüştür. Analiz kapsamındaki diğer boyutlar arasındaki ilişkide ise yönetim yeteneğinin aracılık etkisinin olduğu görülmüştür. Son olarak da elde edilen bulgular çerçevesinde, yöneticilere ve araştırmacılara yönelik bir takım öneriler sunulmuştur.

Operasyonel performansYalın yönetimYalın üretim+2
Nesimi Kök
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kriterli karar verme yöntemleri ile tedarikçi seçimi: Ambalaj sektöründe uygulama

Bugünün iş dünyasında, yalnızca kalite odaklı ürün üretmenin artık yeterli görülmediği ve firmaların tedarik zincirlerinde rekabet etmek zorunda bırakıldığı bir değişim süreci yaşanmaktadır. Bu rekabet ortamında, firmaların faaliyetlerini sürdürebilmesi için yüksek kaliteli, düşük maliyetli ürünler sunmaları ve kesintisiz bir tedarik zinciri yönetimi sağlamaları artık kaçınılmaz bir gereklilik haline gelmiştir. Doğru tedarikçi seçimi ile kesintisiz tedarik zinciri yönetimi sağlanabilir. Bu yaklaşım, firmanın rekabet gücünü artırmasına, maliyetlerini düşürmesine ve müşteri memnuniyetini artırmasına yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada, ambalaj sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın üretime direk etki eden ve satın alma maliyetinde kritik öneme sahip hammaddenin tedarikçileri arasındaki seçim problemi incelenmiştir ve firma için optimum tedarikçinin seçilmesi amaçlanmıştır. Firmanın tedarikçi değerlendirme kriterleri, literatür araştırması ve karar verme grubu görüşleri doğrultusunda kalite, maliyet, teslimat, gıda güvenliği, belgelendirme ve satış sonrası hizmet olarak belirlenmiştir. Veri toplama sürecinde, firmada görevli altı uzman ile görüşülerek kriterlerin ve alternatif tedarikçilerin değerlendirmeleri toplanmıştır. Çalışmada çok kriterleri karar verme yöntemlerinden AHP, COPRAS ve SAW yöntemleri kullanılmıştır. AHP yöntemi kullanılarak bir tedarikçi seçim modeli oluşturulmuştur ve kriterlerin ağırlıkları hesaplanmıştır. AHP yöntemi için Microsoft Excel programı ve Super Decisions programı kullanılmıştır. Alternatif tedarikçilerin önceliklendirilmesinde ise COPRAS ve SAW yöntemleri kullanılmıştır. COPRAS ve SAW yöntemleri analizlerinde Microsoft Excel programı ve ÇKKV editör programı kullanılmıştır. Çalışma ambalaj sektöründe olmasına rağmen firma gıda sektörüne hizmet vermesi ve uygulama kısmında AHP, COPRAS ve SAW yöntemlerinin Microsoft Excel, Super Decisions, ve ÇKKV editör programlarını kullanarak birlikte değerlendirilmesi çalışmanın özgün yanını belirtmektedir. Gerçekleştirilen ÇKKV yöntemleri analizlerin sonucunda kullanılan program sonuçları birbirleriyle örtüşmektedir ve optimum tedarikçinin dördüncü tedarikçi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Kadir Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay zekâ optimizasyon yöntemleri ile yaralı toplanma merkezlerinin konuşlandırılması

Yaralı toplanma merkezleri, deprem, kasırga, sel veya savaş gibi büyük afetlerde çok sayıda yaralıya bir anda acil sağlık hizmeti verebilen ilk müdahale merkezleridir. Bu merkezlerin yerleri en uygun şekilde önceden saptanmalı ve olası bir afette halk, hangi merkezlerden hizmet alacağını bilmelidir. Bu çalışmada, Düzce ili için oluşturulacak yaralı toplanma merkezlerinin (YTM) optimum belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik, tesis yerleştirme problemlerinin çözümü için yaygın olarak kullanılan P- Medyan Tesis Yerleştirme Modeli seçilmiştir. Çalışmanın uygulandığı bölgede toplanma merkezi olabilecek yerler ve sayısı, bölge sınır koordinatları, yerleşim birimleri koordinatları ve güncel nüfus verileri Düzce il valiliği ilgili birimlerinden alınmıştır. Bu veriler kullanılarak yerleşim birimleri ve aday toplanma merkezleri arası uzaklıklar Google Maps programı vasıtasıyla hesaplanmıştır. Çalışmanın matematiksel modelini analiz etmek için Sitation tesis yerleştirme yazılımı kullanılmıştır. Sitation yazılımının ara yüzleri kullanılarak çalışmanın modeli hem Lagrange Çarpanları yöntemi hem de Genetik Algoritma yöntemi ile ayrı ayrı analiz edilerek karşılaştırılmıştır. Çalışmanın modeli, ilk olarak Düzce il merkezindeki 56 yerleşim biriminde kurulacak üç adet Yaralı Toplanma Merkezi ile maksimum talebin karşılanması için Lagrange Çarpanları yöntemi kullanılarak kapsama mesafesi 2 km için analiz edildiğinde Düzce merkez nüfusunun % 99.44'ü yani 142217 kişinin talebi Kültür, Sallar ve Çamköy merkezleri ile karşılanmıştır. Bir yerleşim biriminin (Kemal Işıldak) yani 800 kişinin talebi karşılanamamıştır. Daha sonra model Genetik Algoritma yöntemi kullanılarak kapsama mesafesi 2 km için analiz edildiğinde Düzce merkez nüfusunun % 99.46'sı yani 142245 kişinin talebi Bayram Gökmen, Bahçelievler ve Kültür yaralı toplanma merkezleri ile karşılanmıştır. Bir yerleşim biriminin (Soğukpınar) yani 773 kişinin talebi karşılanamamıştır. İki farklı optimizasyon yöntemi ile yapılan analizler karşılaştırıldığında Genetik Algoritma ile yapılan analiz sonuçlarının optimum ve daha fazla toplumsal fayda oluşturduğu izlenmiştir. Elde edilen sonuçlar afet koordinasyon yetkilileri ile paylaşılmış ve ilgili afet planlarına dâhil edilmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tesis Yerleştirme Problemleri, P-medyan Tesis Yerleştirme Modeli, Yaralı Toplanma Merkezleri

Acil servisAcil tıp servisleriAfetler+6
Hakan Murat Arslan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hata türleri ve etkileri analiz yöntemi (FMEA) ile problem çözümü ve otomotiv yansanayi işletmesinde uygulama

İşletmeler giderek zorlaşan rekabet ortamında pazarda kalabilmek ve öne geçebilmek için müşteri beklentilerini karşılamak zorundadır. Günümüzde, müşteri beklentilerine bağlı olarak ürünler giderek daha karmaşık hale gelmektedir. Bununla birlikte, karmaşık ürünlerin tasarımı ve üretimi bir çok faktörün bir uyum içerisinde sağlanması ile mümkün olmaktadır. Özellikle Otomotiv sektöründe binlerce parçanın bir arada hatasız çalışabilmesi hedeflenmiştir. Orjinal Ekipman Üreticileri (Original Equipment Manufacturer)-OEM olarak adlandırılan ana sanayi işletmelerinin; yan sanayilerden öncelikli olarak istekleri tedarik edilen ürünlerde hata olmamasıdır. Yan sanayi işletmelerin hataları tasarım ve üretim aşamalarında ortaya çıkarıp müşterilerine hatasız ürün sunmaları için süreçlerinde risk analizi yapmaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Risk analizi uygulamalarından Hata Türü ve Etkileri Analizi (FMEA); sistem, ürün, proses ve hizmetten kaynaklanan potansiyel hatalara ait risklerin belirlenmesi ve yönetilmesi açısından güçlü bir yöntemdir. Bu çalışmada otomotiv yan sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin kaplama hazırlama prosesine yönelik Proses FMEA çalışması hazırlanmıştır. P-FMEA kapsamında ortaya çıkan risklere karşılık alınması gereken aksiyonlar tanımlanmış ve işletmeye sunulmuştur. Sonrasında işletmenin ihtiyaç duyulan yatırımları yapması ile riskler minimize edilmiştir. Bu yatırım ile prosesin insan faktöründen otomasyona geçişi sağlanarak inovatif ve teknolojik bir uygulama entegre edilmiştir. Ayrıca otomotiv sektöründe uygulanan FMEA metodolojisine ait farklılık ve güncel bilgiler ile literatüre uygulama zenginliği kazandırılmıştır.

FMEAHata türleri ve etkileri analiziOtomotiv endüstrisi+5
Nesimi Kök
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik zinciri ve bilgi sistemleri stratejilerinin tedarik zinciri performansına etkisi: İhracat yapan işletmeler üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın amacı tedarik zinciri ve bilgi sistemleri stratejilerinin tedarik zinciri performansına etkisini araştırmaktır. Bu amaçla, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından belirlenen en fazla ihracat yapan ilk bin işletme, araştırma evreni olarak belirlenmiştir. Araştırmada evrenin tamamına ulaşılmış fakat 268 işletmeden geri dönüş sağlanmıştır. Veriler İşletmelerin orta ve üst düzey yöneticileri ile görüşülerek, anket tekniğiyle toplanmıştır. Nicel tasarıma sahip olan bu çalışmada, elde edilen veriler SPSS ve Yapısal Eşitlik Modellemesi ile analiz edilmiştir. Analizlerde ilk olarak literatür baz alınarak geliştirilen ölçekler, keşifsel analiz ve doğrulayıcı analiz ile Türkiye'de ki işletmeler üzerinde test edilmiştir. Bu testler sonrasında ikinci aşamaya geçilmiş ve etki hipotezleri ile farklılık testleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda tedarik zinciri stratejilerinin tedarik zinciri performansına etkisinin olduğu, tedarik zinciri performans boyutlarına ise bazı boyutlar hariç çoğunlukla pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Benzer şekilde bilgi sistemleri stratejilerinin tedarik zinciri performansına etkisinin olduğu, tedarik zinciri performans boyutlarına ise bazı boyutlar hariç çoğunlukla pozitif etkisi olduğu görülmüştür. Araştırmada tedarik zinciri stratejisi ile bilgi sistemleri stratejisi uyumunun tedarik zinciri performansını artıracağı, analiz sonuçları ile gösterilmiştir. Ayrıca stratejilerin ve performans faktörlerinin, işletme büyüklüğü ve sektörlere göre anlamlı farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir.

Bilgi sistemleriPerformansPerformans yönetimi+7
Halil İbrahim Yazgan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık profesyonellerinin yalın uygulamalara direncini belirlemeye yönelik bir araştırma

Üretim işletmelerinde başarılı uygulamaları olan yalın üretim tekniklerinin, ülkemizde 2000 yılından sonra sağlık işletmelerinde karşılaşılan problemlerin çözümünde önemli katkıları olduğu, kurumlarda yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Örgütsel değişimi beraberinde getiren yalın uygulamalar sağlık profesyonellerinin direnci ile karşılaşmaktadır. Yalın yolculukta sağlık profesyonellerinin direncini en aza indirebilmek için ortak kurum hedeflerinin ve değişim için gerekli kültürel alt yapıyı sağlamak gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama Araştırma Merkezinde görev yapan sağlık profesyonellerinin yalın uygulamalarına karşı direnç durumlarının belirlenmesidir. Bu çalışma kapsamında; literatürde benzer çalışmalarda kullanılan''Değişime Karşı Tutum Ölçeği''doğrultusunda hazırlanan anket soruları Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama Araştırma Merkezinde görev yapan 202 sağlık profesyoneline uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda; yalın uygulamaların getirisi olan sağlık merkezindeki değişimin, yönetilmesi aşamasından sağlık profesyonellerin memnun oldukları, anacak sağlık profesyonellerin performans ve ödüllendirme yönetiminden memnun olmadıkları görülmüştür. Kurum aidiyeti düşük bulunmuştur. Yalın Uygulamaları her aşamasında hizmetiçi eğitimlerin ağırlık verilmesinin olumlu sonuçlar getirdiği ortaya konulmuştur. Yalın uygulamalara karşı direnç orta düzeyde değerlendirilmiştir.

DirençProfesyonellikSağlık hizmetleri+5
Feryal Bulut
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yöneticilerin etik liderlik davranışları ve toplam kalite yönetimi ilişkisi: Düzce ili örneği

Bu araştırmanın amacı, Yöneticilerin Etik Liderlik Davranışları ve Toplam Kalite Yönetimi İlişkisi üzerine öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmanın evrenini Düzce ili ve ilçe merkezlerindeki okullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmaya 895 öğretmen veri toplama aracını cevaplandırarak katkı sağlamıştır. Araştırmada betimsel ilişkisel tarama modeli kullanılarak nicel veriler toplanmıştır. Araştırmada verileri elde etmek için 52 soruluk üç alt boyutlu "İlköğretim Okullarında Toplam Kalite Yönetimi Çalışmalarının Değerlendirilmesi" ölçeği ve 44 soruluk ve iki alt boyutlu "Etik Liderlik Ölçeği" kullanılmıştır. Katılımcılara iki bölümden oluşan anket uygulanmıştır. Birinci bölümde demografik özelliklere yönelik sorular, ikinci bölümde ise öğretmenlerin TKY uygulamaları ve yöneticilerin yönetim uygulamalarında Etik Liderlik ilkelerini sergileme düzeyleri sorularından oluşan beşli likert tipi ölçek kullanılmıştır. Uygulanan anketten elde edilen demografik veriler ile uygulama araçlarından elde edilen değerler arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada analizlere başlamadan önce normal dağılım testine tabi tutulmuştur. Bu amaç ile normallik varsayımı araştırılmış ve yapılacak analiz veri setini çarpıklık (Skewness) ve basıklık (Kurtosis) değerlerinin istenilen değerler arasında yer aldığı tespit edilmiştir. Ortaya çıkan sonuç bağlamında verilerin normal dağılım gösterdiği görülmüştür. Bu nedenle analizler parametrik testler aracılığıyla analiz edilmiştir. Uygulanan ölçme araçlarının normallik testi sonucuna göre elde edilen veriler normal dağılım gösterdiği için ikili değişkenin yer aldığı demografik verilerde t-testi ikiden fazla değişkenin yer aldığı verilerde ise anowa analizi uygulanmıştır. Araştırmanın ölçme araçlarından elde edilen veriler dört boyutta ele alınmıştır. Birinci boyut "Yöneticilerin Etik Liderlik Davranışlarına İlişkin Öğretmenlerin iii Algıları Nelerdir?" İkinci boyut "Öğretmenlerin Okullardaki TKY uygulamalarına ilişkin Algıları Nelerdir?" Üçüncü boyut "Öğretmenlerin Algılarına Göre Yöneticilerin Etik Liderlik Davranışları Cinsiyet, Yaş, Görev, Okul Türü, Hizmet Yılı Değişkenlerinin Anlamlı Bir Farklılık Göstermekte midir?" Dördüncü boyut "Öğretmenlerin Algılarına Göre Okullardaki TKY Uygulamaları Cinsiyet, Yaş, Görev, Okul Türü, Hizmet Yılı Değişkenlerinin Anlamlı Bir Farklılık Göstermekte midir?" Şeklinde ele alınmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre katılımcıların yöneticilerini etik lider olarak algılamaları arasında yaş, görev, hizmet yılı değişkenlerinde anlamlı farklılık bulunmamıştır. Davranışsal etik açısından da diğer boyutlarda anlamlı farklılık bulunmamıştır. Cinsiyet ve okul türü değişkenin iletişimsel etik alt boyutunda anlamlı farklılık bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre iletişimsel etik boyutunda kadınlar erkeklere göre yöneticilerin daha etik davranışlar sergilediklerini, okul türü değişkeninde de ortaöğretim okulunda çalışan öğretmenlerin davranışsal etik açısından yöneticilerin farklı liderlik sergilediklerini algıladıkları görülmektedir. Buna göre kadın katılımcılar, erkek katılımcılara göre yöneticilerin etik davranışlarını daha yüksek düzeyde algıladıkları görülmüştür. Bundan dolayı da kadınlar yöneticilerin uygulamalarda verdiği kararları erkeklere göre daha etik görmektedir. Erkekler ise yöneticilerden daha yüksek düzeyde etik kararlar vermesini beklemektedirler. Anahtar Kelimeler: Toplam Kalite Yönetimi, Liderlik, Etik, Etik Liderlik

DüzceEtik liderlikLiderlik+5
Rıdvan Şahin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Üretici/satıcı bakış açısından en düşük garanti maliyeti sağlayan en uygun garanti politikası ve süresinin belirlenmesi: Bir simülasyon çalışması

Gelişen teknoloji ile birlikte bireysel ve toplumsal ihtiyaçlar da çeşitlilik göstererek artmakta, bunun sonucunda yoğunlaşarak artış göstermeye başlayan küresel rekabet, tüketimi daha cazip hale getirecek imkânlar sunmaktadır. Tüketimin giderek artmaya başlamasıyla birlikte ürün tercihine etki edebilecek etmenler oldukça farklılaşmakta; üretilen/satılan ürün ile birlikte satış sonrası verilen hizmetler kapsamında sunulan garanti, bunların başında gelmektedir. Müşterilerin almak istedikleri bir ürün için ürünün dayanıklılık süresi ve kullanım ömrü, ürün tercihine etki eden başlıca özelliklerdendir. Müşteri almış olduğu ürünün uzun süre bozulmadan kalmasını ya da belli bir süre bozulmalara karşı garanti altına alınmasını istemektedir. Bu da ürünlerle birlikte sunulan garanti hizmetinin önemli hale gelmesine ve bunun sonucu olarak da garanti hizmetlerinin çeşitlilik göstererek farklı politikaların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Müşteri tercihini doğrudan etkileyen garanti hizmetinin, hem müşteri memnuniyeti sağlaması hem de minimum maliyetle sunulması, üreticiler/satıcılar için önemli bir karar verme problemi olmaya başlamıştır. Bu nedenle her bir üretici/satıcı kendisine en az maliyete neden olacak bir garanti politikası altında, garanti süresi belirleme çabasındadır. Bu çalışmanın amacı üretici/satıcı bakış açısından en düşük garanti maliyetine sahip en uygun garanti süresi ve politikasının belirlenmesidir. Ortaya konulacak garanti politikası ve bu politika altında sunulacak garanti süresi, müşteri memnuniyetini sağlarken aynı zamanda üreticiye/satıcıya minimum maliyete neden olmalıdır. Bu nedenle Değişim Garanti (DG) politikası, Orantılı Garanti (OG) politikası ve bu iki politikanın birleşiminden oluşan Birleşik Garanti Politikası kapsamında optimum garanti süresi belirlenmeye çalışılmıştır. En uygun garanti süresini belirlemeye yönelik yapılan çalışmada ekonomik fayda, garanti maliyet ve memnuniyetsizlik maliyet fonksiyonlarından elde edilen fayda fonksiyonundan yararlanılmıştır. Gerekli formüller elde edilirken olasılık yoğunluk fonksiyonu olarak ömür testlerinde yaygın olarak kullanılan Üstel Dağılım ve bu dağılımın Prior (Önsel) Dağılımı olarak da Gama ve Ters Gama Dağılımları kullanılmıştır. Araştırmanın simülasyon yöntemiyle test edilmesi amacıyla Arçelik firmasının Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bildirmiş olduğu 2017 ve 2018 yıllık faaliyet raporundaki hasılat (satışlar) ve satışların maliyeti bilgilerinden yararlanılmış, buradaki bilgiler çerçevesinde ürün maliyetinin ortalama olarak ürün satış fiyatının yaklaşık %68'ine tekabül ettiği görülmüştür. Çalışmada kullanılacak ürün fiyatı olarak ise Arçelik A.Ş.'nin resmi sitesinde 2019 yılı için beyaz eşya kategorisinde bulunan ve fiyatı 3000-5000 ₺ aralığında değişen 10 farklı buzdolabı fiyatı seçilmiştir. Seçilen ürünlerin maliyeti de Arçelik A.Ş.'nin yukarıda belirtilen satış-maliyet oranı temel alınarak girilmiştir (Ürün Maliyeti=Ürün Fiyatı*0.68). Ürünlerin bozulma anındaki geçen süre ise rastgele sayı üretilerek belirlenmiştir. Çalışmada belirtilen bozulma anında geçen süreler ile garanti süreleri devir sayısı olarak hesaplandığı için 0 ile 1 aralığında sınırlandırılmıştır. Garanti sürelerinin (devir sayısı bakımından) hangi aralıkta sınırlandırılması gerektiğinin belirlenmesi amacıyla elde edilen ve optimum garanti maliyetini veren amaç fonksiyonunun farklı satış ve maliyet fiyatları altında grafikleri çizdirilmiş ve optimum sonucu veren optimum garanti değerlerinin 0 ile 0.3 aralığında olduğu görülmüştür. Bu nedenle simülasyon çalışmasında garanti sürelerinin bu aralıktaki tüm değerleri teker teker denenerek optimum sonucu veren değerler bulunmaya çalışılmıştır. Simülasyon çalışmasında rastgele üretilen sayıların 5000 döngü ile tekrarı sağlanarak elde edilen değerlerin gerçek değerlere yaklaşması amaçlanmıştır. Tüm sonuçlar birlikte ele alındığında, elde edilen modellerin test edilmesi sonucunda Birleşik DG/OG politikasının en uygun garanti maliyetine sahip olduğu ve garanti maliyetinin ürün satış fiyatının yaklaşık olarak %3'üne denk geldiği görülmüştür. Elde edilen bu sonuçlar çerçevesinde üreticiye/satıcıya, ürün ile birlikte müşteriye sunacağı garanti hizmeti için Birleşik DG/OG politikasını tercih etmesi tavsiye edilmiştir. Bu politika çerçevesinde garanti süresi devir sayıları da yaklaşık olarak g_1=0.054.., g_2=0.120.. civarlarında seçilirse ortaya çıkacak garanti maliyeti en düşük seviyede kalacak ve ürün satış fiyatının yaklaşık olarak %3'ünü oluşturacaktır. Üretici/satıcı hem müşteri memnuniyeti sağlamış hem de minimum maliyetli bir garanti politika ve süresini ürünü ile birlikte sunmuş olacaktır.

Bayes yaklaşımıBenzetimGaranti+3
Hakan Tahiri Mutlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors