Theses supervised by Prof. Dr. Mithat Eser
11 theses · Selçuk University
Prof. Dr. Ahmet Önkal'ın hayatı, eserleri ve islâm tarihçiliği
Hz. Peygamber'in (s.a.v) vefatından sonra her dönemde onun hayatını ve Müslümanların tarihini anlatan binlerce kitap, müellifler tarafından kaleme alınmıştır. Cumhuriyet Dönemi'ndeki İslâm tarihçileri arasında önemli bir konuma sahip olan Prof. Dr. Ahmet Önkal'da hayatının büyük bir bölümünü Hz. Peygamber'in (s.a.v) sîretini ve İslâm tarihini anlatmaya adamış ve bu alanda birçok eser ve bilimsel çalışma kaleme almıştır. Eğitim-öğretim hayatı boyunca Hz. Peygamber'i (s.a.v), O'nun yolunu, davetini anlatmış, doğru anlaşılabilmesi için mesai harcamıştır. İki bölümden oluşan bu çalışma, Ahmet Önkal'ın kişisel ve akademik kimliğini, tarihçiliğini ve İslâm tarihine yönelik özgün yaklaşımlarını ortaya koymayı hedeflemiştir. Tezin birinci bölümünde, Ahmet Önkal'ın hayatı, ailesi, tahsil hayatı, üstlendiği görevler, şahsiyeti, ömrünün son dönemi ve vefatı ele alınmıştır. Ayrıca akademik çalışmalarında kaleme aldığı eserler de incelenmiş, onun ilmi birikimi ve katkıları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bölümde, Ahmet Önkal'ın disiplinli çalışma anlayışı, insanî değerleri ön planda tutan yaklaşımı ve akademik üretkenliği vurgulanmıştır. Tezin ikinci bölümünde, Ahmet Önkal'ın tarih anlayışı ve metodolojisi üzerinde durulmuştur. Önkal Hoca'nın İslâm tarihçiliğine yönelik eleştirel bakışı, ülkemizdeki İslâm tarihi çalışmalarına dair görüşleri ve bu alanda karşılaşılan temel sorunlar ele alınmıştır. Ayrıca, bir tarihçide bulunması gereken özellikler ve tarih çalışmalarında dikkat edilmesi gereken hususlar analiz edilmiştir. Ahmet Önkal'ın tarih metodolojisi, altı temel başlıkta ele alınmıştır. Bu metotlar arasında, bilgileri çapraz okumalarla tahlil etmesi, yerleşik tarihî görüşlere teslim olmaması, akli delilleri kullanması, anakronizmden kaçınması, sorular sorarak olayları sorgulaması ve genç tarihçilere yol göstermesi gibi önemli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yöntemler, Ahmet Önkal'ın tarihçiliğinin hem bilimsel derinliğini hem de yenilikçi yönlerini ortaya koymaktadır. Tezde ayrıca, Ahmet Önkal'ın üslubu ve çalışmalarında öne çıkardığı konular incelenmiştir. İslâm'a davet ve tebliğ süreci, liyakatli ve nitelikli kadro oluşturmanın önemi, Hz. Peygamber'in (s.a.v) örnekliği ve Kur'an ve sünnet ekseninde bir din inşası, onun eserlerinde sıkça vurgulanan başlıca temalar arasında yer almaktadır. Bu konular, yalnızca tarihî bir perspektif sunmakla kalmamış, aynı zamanda günümüz Müslüman toplumlarına yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Son olarak, Ahmet Önkal'ın özellikle ülkemizdeki İslâm tarihçiliğine etkisi ele alınmış ve onun İslâm tarihi alanındaki katkıları değerlendirilmiştir.
Abbâsîlerin ilk Türk veziri Ubeydullah b. Yahyâ
İslam tarihi içerisinde ilk defa teşkilatlı yapıya sahip bir şekilde Abbâsî Devleti'nde ortaya çıkan vezirlik kurumu halifeden sonra yönetimin en üst düzey birimi olmuştur. Vezirlik kurumunun gücünün farkına varan birçok kişi ve bu kişilerin aileleri, vezirlik makamına gelmek için rekabet içinde olmuşlardır. Bu rekabetlerde Furât ve Cerrâh aileleri ön plana çıkmıştır. Sâmerrâ döneminde Halife Mütevekkil'in Ubeydullah b. Yahyâ'yı vezir tayin etmesiyle Hâkânî ailesi de bu rekabete dâhil olmuştur. Ancak vezirlik görevinde Hâkânî ailesinden sadece Ubeydullah başarılı sayılmaktadır. Sâmerrâ döneminin temel unsuru Türkler arasından çıkan Ubeydullah, vezirliğe gelmesiyle Abbâsî tarihinin bilinen ilk Türk veziri olmuştur. Siyasî zekâsı ve muhasebe işlerindeki marifeti sayesinde hem aleyhinde yapılan planları başarılı bir şekilde bertaraf etmiş hem de uzun yıllar vezirlik görevinde bulunmuştur. İki farklı halife döneminde vezirlik yapan Ubeydullah, en parlak dönemini Halife Mütevekkil'in zamanında döneminde yaşamıştır. Bu dönemde özellikle Feth b. Hâkân'la birlikte Mütevekkil'in aldığı kararlar üzerinde etkisini hissettirmiştir. Bu kararların en önemlisi Müntasır'ın ilk veliahtlıktan azledilip yerine Mu'tezz'in getirilmesidir. Mutezz'in ilk veliaht ilan edilmesiyle beraber yaşananlar hem Mütevekkil'in sonunu getirmiş hem de devleti geri dönüşü olmayan hadiselerin içine sürüklemiştir. Ubeydullah, özellikle muhasebe konusundaki mahareti sayesinde Halife Mu'temid döneminde de vezirlik yapmıştır. Ancak dönemin ekonomik sıkıntıları, yaşanan isyanlar ve karşısında yer alan güçlü muhalifleri sebebiyle Mütevekkil dönemindeki gibi etkili olamamıştır. Ubeydullah'tan sonra oğulları ve torunları vezirlik ve kâtiplik gibi birçok idarî görevde bulunmuşlardır. Ancak idarî görevlerin gerektirdiği vasıflara sahip olmadıkları için kısa sürede görevlerine son verilmiştir. Özellikle Muhammed b. Ubeydullah'tan sonra vezirlik kurumu sarsılmış ve işlevini yerine getiremez hale gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Abbâsîler, Sâmerrâ, Vezir, Ubeydullah b. Yahyâ
Ebü'l-A'lâ Mevdûdî'nin İslâm tarihçiliği
20. yüzyılda yaşamış mütefekkir ve ıslahatçılardan biri de hiç şüphesiz Ebü'l-A'lâ Mevdûdî'dir. İngilizlerin Hindistan bölgesindeki hâkimiyeti, dinî, siyasî, psikolojik ve sosyolojik sorunları da beraberinde getirmiştir. İçinde bulundukları durumdan çıkış yolu arayan Müslümanlarda Kur'an ve Sünnete dönme arzusu oluşmuş, tam da böyle bir zaman zarfında Mevdûdî, karizmatik bir lider olarak ortaya çıkmıştır. Mevdûdî, Müslümanları bölgedeki Hindulara, Sihlere ve İngilizlere karşı himâye etmek için 1941'de Cemaat-i İslami'nin kurulmasına öncülük etmiştir. Müslümanların din algısı, eğitim sistemi, devlet nizamı, siyaset ve tarih alanlarındaki eksikliklerini gidermeye çalışmıştır. Müslümanlara bu alanlarda farklı bir bakış açısı kazandırmak için mücadele etmiştir. Çalışmamızda Mevdûdî'nin hayatı, ailesi, tahsil hayatı, ilmî kişiliği, ilim dünyasına katkıları, üstlendiği görevleri ve şahsiyeti ele alınmıştır. O farklı alanlarda eserler telif etmiştir. Onun ilmî yönden sahip olduğu bu çok yönlü kişiliği, yeteneği ve bu ilimlerdeki yeterliliği insanların ona rağbetini artıran önemli bir unsur olmuştur. Çalışmamızda, Mevdûdî'nin eserlerinden hareketle peygamberler tarihi ile Hz. Peygamberimiz öncesi Câhiliye Araplarının dinî ve sosyal hayatı incelenmeye çalışılmıştır. Mevdûdî Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber'in Hayatı adlı eserlerinde Hz. Peygamber'in hayatını ele alırken, 20. yüzyılda siyer üzerinden Hz. Muhammed'in imajını karalamaya yönelik girişimlere karşılık, onun hayatını bir inanç meselesi hâline getirdiğini vurgulamaktadır. Ayrıca Mevdûdî, İslâm tarihi alanındaki tüm çalışmalarında oryantalistlerin iddialarına cevap veren bir yaklaşım izlemiş; bu çerçevede savunmacı ve reddiyeci bir tarih anlayışını benimsemiştir. Mevdûdî'nin ilk dönem İslâm tarihi ve Selçuklular tarihine dair yazdığı eserlerinde öne çıkan konular değerlendirilmeye çalışılmıştır. Onun ilk dönem İslâm tarihinde hilafetin nasıl saltanata dönüştürüldüğüne dair yorum ve değerlendirmeleri analiz edilmiştir. Mevdûdî içinde yaşadığı toplumun sorunlarına kayıtsız kalmamış, bu toplumsal sorunların ve çözülmenin nedenlerini araştırmış, çözüm yolları üretmeye çalışmıştır. Mevdûdî bir tarihçi olarak, dağılan Müslümanların tekrar bir araya gelmesi için, gerek siyasetin içinde yer alarak gerekse yazdığı eserler ile çaba sarf etmiştir. Tarihçiliğini genel anlamda Müslüman toplumu eğitmek amacıyla, oryantalist düşüncelere karşı savunmacı bir tarzda inşa etmiştir.
Ebü'l-A'lâ Mevdûdî'nin İslâm tarihçiliği
20. yüzyılda yaşamış mütefekkir ve ıslahatçılardan biri de hiç şüphesiz Ebü'l-A'lâ Mevdûdî'dir. İngilizlerin Hindistan bölgesindeki hâkimiyeti, dinî, siyasî, psikolojik ve sosyolojik sorunları da beraberinde getirmiştir. İçinde bulundukları durumdan çıkış yolu arayan Müslümanlarda Kur'an ve Sünnete dönme arzusu oluşmuş, tam da böyle bir zaman zarfında Mevdûdî, karizmatik bir lider olarak ortaya çıkmıştır. Mevdûdî, Müslümanları bölgedeki Hindulara, Sihlere ve İngilizlere karşı himâye etmek için 1941'de Cemaat-i İslami'nin kurulmasına öncülük etmiştir. Müslümanların din algısı, eğitim sistemi, devlet nizamı, siyaset ve tarih alanlarındaki eksikliklerini gidermeye çalışmıştır. Müslümanlara bu alanlarda farklı bir bakış açısı kazandırmak için mücadele etmiştir. Çalışmamızda Mevdûdî'nin hayatı, ailesi, tahsil hayatı, ilmî kişiliği, ilim dünyasına katkıları, üstlendiği görevleri ve şahsiyeti ele alınmıştır. O farklı alanlarda eserler telif etmiştir. Onun ilmî yönden sahip olduğu bu çok yönlü kişiliği, yeteneği ve bu ilimlerdeki yeterliliği insanların ona rağbetini artıran önemli bir unsur olmuştur. Çalışmamızda, Mevdûdî'nin eserlerinden hareketle peygamberler tarihi ile Hz. Peygamberimiz öncesi Câhiliye Araplarının dinî ve sosyal hayatı incelenmeye çalışılmıştır. Mevdûdî Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber'in Hayatı adlı eserlerinde Hz. Peygamber'in hayatını ele alırken, 20. yüzyılda siyer üzerinden Hz. Muhammed'in imajını karalamaya yönelik girişimlere karşılık, onun hayatını bir inanç meselesi hâline getirdiğini vurgulamaktadır. Ayrıca Mevdûdî, İslâm tarihi alanındaki tüm çalışmalarında oryantalistlerin iddialarına cevap veren bir yaklaşım izlemiş; bu çerçevede savunmacı ve reddiyeci bir tarih anlayışını benimsemiştir. Mevdûdî'nin ilk dönem İslâm tarihi ve Selçuklular tarihine dair yazdığı eserlerinde öne çıkan konular değerlendirilmeye çalışılmıştır. Onun ilk dönem İslâm tarihinde hilafetin nasıl saltanata dönüştürüldüğüne dair yorum ve değerlendirmeleri analiz edilmiştir. Mevdûdî içinde yaşadığı toplumun sorunlarına kayıtsız kalmamış, bu toplumsal sorunların ve çözülmenin nedenlerini araştırmış, çözüm yolları üretmeye çalışmıştır. Mevdûdî bir tarihçi olarak, dağılan Müslümanların tekrar bir araya gelmesi için, gerek siyasetin içinde yer alarak gerekse yazdığı eserler ile çaba sarf etmiştir. Tarihçiliğini genel anlamda Müslüman toplumu eğitmek amacıyla, oryantalist düşüncelere karşı savunmacı bir tarzda inşa etmiştir.
Ebü'l-A'lâ Mevdûdî'nin İslâm tarihçiliği
20. yüzyılda yaşamış mütefekkir ve ıslahatçılardan biri de hiç şüphesiz Ebü'l-A'lâ Mevdûdî'dir. İngilizlerin Hindistan bölgesindeki hâkimiyeti, dinî, siyasî, psikolojik ve sosyolojik sorunları da beraberinde getirmiştir. İçinde bulundukları durumdan çıkış yolu arayan Müslümanlarda Kur'an ve Sünnete dönme arzusu oluşmuş, tam da böyle bir zaman zarfında Mevdûdî, karizmatik bir lider olarak ortaya çıkmıştır. Mevdûdî, Müslümanları bölgedeki Hindulara, Sihlere ve İngilizlere karşı himâye etmek için 1941'de Cemaat-i İslami'nin kurulmasına öncülük etmiştir. Müslümanların din algısı, eğitim sistemi, devlet nizamı, siyaset ve tarih alanlarındaki eksikliklerini gidermeye çalışmıştır. Müslümanlara bu alanlarda farklı bir bakış açısı kazandırmak için mücadele etmiştir. Çalışmamızda Mevdûdî'nin hayatı, ailesi, tahsil hayatı, ilmî kişiliği, ilim dünyasına katkıları, üstlendiği görevleri ve şahsiyeti ele alınmıştır. O farklı alanlarda eserler telif etmiştir. Onun ilmî yönden sahip olduğu bu çok yönlü kişiliği, yeteneği ve bu ilimlerdeki yeterliliği insanların ona rağbetini artıran önemli bir unsur olmuştur. Çalışmamızda, Mevdûdî'nin eserlerinden hareketle peygamberler tarihi ile Hz. Peygamberimiz öncesi Câhiliye Araplarının dinî ve sosyal hayatı incelenmeye çalışılmıştır. Mevdûdî Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber'in Hayatı adlı eserlerinde Hz. Peygamber'in hayatını ele alırken, 20. yüzyılda siyer üzerinden Hz. Muhammed'in imajını karalamaya yönelik girişimlere karşılık, onun hayatını bir inanç meselesi hâline getirdiğini vurgulamaktadır. Ayrıca Mevdûdî, İslâm tarihi alanındaki tüm çalışmalarında oryantalistlerin iddialarına cevap veren bir yaklaşım izlemiş; bu çerçevede savunmacı ve reddiyeci bir tarih anlayışını benimsemiştir. Mevdûdî'nin ilk dönem İslâm tarihi ve Selçuklular tarihine dair yazdığı eserlerinde öne çıkan konular değerlendirilmeye çalışılmıştır. Onun ilk dönem İslâm tarihinde hilafetin nasıl saltanata dönüştürüldüğüne dair yorum ve değerlendirmeleri analiz edilmiştir. Mevdûdî içinde yaşadığı toplumun sorunlarına kayıtsız kalmamış, bu toplumsal sorunların ve çözülmenin nedenlerini araştırmış, çözüm yolları üretmeye çalışmıştır. Mevdûdî bir tarihçi olarak, dağılan Müslümanların tekrar bir araya gelmesi için, gerek siyasetin içinde yer alarak gerekse yazdığı eserler ile çaba sarf etmiştir. Tarihçiliğini genel anlamda Müslüman toplumu eğitmek amacıyla, oryantalist düşüncelere karşı savunmacı bir tarzda inşa etmiştir.
Enver El-Evlâkî'nin hayatı ve eserleri
Colorado Eyalet Üniversitesinde mühendislik eğitimini tamamlamış, sekiz yıl boyunca Amerika'daki çeşitli camilerde imamlık vazifesi yapmış, 11 Eylül saldırılarından sonra iki taraf arasında barış elçiliği görevini üstlenmiş, Eğitim Liderliği yüksek lisansına sahip İnsan Kaynakları Gelişim alanında doktoraya başlayıp yarıda bırakmak zorunda kalan ve girişimcilik gibi çeşitli geleneksel kariyer yollarını düşünen ya da deneyen ve kırk yıllık yaşantısında gezgin bir yol izleyerek insanları İslâm'a davet etmeye çalışan genç bir vâiz idi. Kendisine sempati duyan çevresi tarafından davetçi, şeyh, imam ve cihada teşvik eden bir lider olarak görülürken, Batı medyası tarafından ise İnternetin bin Ladin'i, Cihadın Tercümanı ve Cihadın Süperstarı gibi isimlerle anılıyordu. Bu bilgilerin sahibi Enver el-Evlâkî'den başkası değildi. İki bölümden oluşan bu çalışmada, ilk bölümde Enver el-Evlâkî'nin hayatı, detaylıca incelenmeye çalışıldı. Eğitim hayatı, imamlık kariyeri, İslâm tarihi içeren vaazlarının ses kaseti olarak kaydedilmesi, 11 Eylül olaylarındaki ılımlı tavırları, ülke sınırlarını aşan vaazlarının şöhreti ve zamanla değişen fikirlerinin ekseninde Amerika'yla kutuplaşarak vatandaşı olduğu ülkesi tarafından öldürülmesi gibi konular başlıklar halinde işlenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Evlâkî için İslâm tarihinin önemi, çalışmalarında Kur'an ve sünnet temelli bir yaklaşıma sahip olması, diğer kaynaklardan istifade ederek anlatımını zenginleştirmesi, tarihi olayları değerlendirme metodu ve inançlarını korumak için Müslümanları İslâm'ın erken tarihine odaklanan, dini eğitim yoluyla güçlü bir İslâmî kimlik geliştirmeye çalışması gibi konularda ele alınarak İslâm tarihine olan katkıları değerlendirilmiştir. Ayrıca kendisinin İslâm tarihi anlatımlarıyla bir takipçi kitlesi oluşturduğu inkâr edilemez bir gerçekliktir. İnsanların onun vaazlarından etkilenerek birtakım eylemler gerçekleştirdiği, hatta ölümünden sonra bile yapılan eylemlerin sorumlusuymuş gibi medya tarafından lanse edildiği bilinmektedir. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte Evlâkî'nin selefî-cihatçılığı benimsemeden önce kariyerinin ilk yıllarında vermiş olduğu ve insanların üzerinde bir iz bıraktığını düşündüğümüz tarihçiliğinin bilgisine ulaşmış olacağımızı ümit ediyoruz.
Enver El-Evlâkî'nin hayatı ve eserleri
Colorado Eyalet Üniversitesinde mühendislik eğitimini tamamlamış, sekiz yıl boyunca Amerika'daki çeşitli camilerde imamlık vazifesi yapmış, 11 Eylül saldırılarından sonra iki taraf arasında barış elçiliği görevini üstlenmiş, Eğitim Liderliği yüksek lisansına sahip İnsan Kaynakları Gelişim alanında doktoraya başlayıp yarıda bırakmak zorunda kalan ve girişimcilik gibi çeşitli geleneksel kariyer yollarını düşünen ya da deneyen ve kırk yıllık yaşantısında gezgin bir yol izleyerek insanları İslâm'a davet etmeye çalışan genç bir vâiz idi. Kendisine sempati duyan çevresi tarafından davetçi, şeyh, imam ve cihada teşvik eden bir lider olarak görülürken, Batı medyası tarafından ise İnternetin bin Ladin'i, Cihadın Tercümanı ve Cihadın Süperstarı gibi isimlerle anılıyordu. Bu bilgilerin sahibi Enver el-Evlâkî'den başkası değildi. İki bölümden oluşan bu çalışmada, ilk bölümde Enver el-Evlâkî'nin hayatı, detaylıca incelenmeye çalışıldı. Eğitim hayatı, imamlık kariyeri, İslâm tarihi içeren vaazlarının ses kaseti olarak kaydedilmesi, 11 Eylül olaylarındaki ılımlı tavırları, ülke sınırlarını aşan vaazlarının şöhreti ve zamanla değişen fikirlerinin ekseninde Amerika'yla kutuplaşarak vatandaşı olduğu ülkesi tarafından öldürülmesi gibi konular başlıklar halinde işlenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Evlâkî için İslâm tarihinin önemi, çalışmalarında Kur'an ve sünnet temelli bir yaklaşıma sahip olması, diğer kaynaklardan istifade ederek anlatımını zenginleştirmesi, tarihi olayları değerlendirme metodu ve inançlarını korumak için Müslümanları İslâm'ın erken tarihine odaklanan, dini eğitim yoluyla güçlü bir İslâmî kimlik geliştirmeye çalışması gibi konularda ele alınarak İslâm tarihine olan katkıları değerlendirilmiştir. Ayrıca kendisinin İslâm tarihi anlatımlarıyla bir takipçi kitlesi oluşturduğu inkâr edilemez bir gerçekliktir. İnsanların onun vaazlarından etkilenerek birtakım eylemler gerçekleştirdiği, hatta ölümünden sonra bile yapılan eylemlerin sorumlusuymuş gibi medya tarafından lanse edildiği bilinmektedir. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte Evlâkî'nin selefî-cihatçılığı benimsemeden önce kariyerinin ilk yıllarında vermiş olduğu ve insanların üzerinde bir iz bıraktığını düşündüğümüz tarihçiliğinin bilgisine ulaşmış olacağımızı ümit ediyoruz.
Enver El-Evlâkî'nin hayatı ve eserleri
Colorado Eyalet Üniversitesinde mühendislik eğitimini tamamlamış, sekiz yıl boyunca Amerika'daki çeşitli camilerde imamlık vazifesi yapmış, 11 Eylül saldırılarından sonra iki taraf arasında barış elçiliği görevini üstlenmiş, Eğitim Liderliği yüksek lisansına sahip İnsan Kaynakları Gelişim alanında doktoraya başlayıp yarıda bırakmak zorunda kalan ve girişimcilik gibi çeşitli geleneksel kariyer yollarını düşünen ya da deneyen ve kırk yıllık yaşantısında gezgin bir yol izleyerek insanları İslâm'a davet etmeye çalışan genç bir vâiz idi. Kendisine sempati duyan çevresi tarafından davetçi, şeyh, imam ve cihada teşvik eden bir lider olarak görülürken, Batı medyası tarafından ise İnternetin bin Ladin'i, Cihadın Tercümanı ve Cihadın Süperstarı gibi isimlerle anılıyordu. Bu bilgilerin sahibi Enver el-Evlâkî'den başkası değildi. İki bölümden oluşan bu çalışmada, ilk bölümde Enver el-Evlâkî'nin hayatı, detaylıca incelenmeye çalışıldı. Eğitim hayatı, imamlık kariyeri, İslâm tarihi içeren vaazlarının ses kaseti olarak kaydedilmesi, 11 Eylül olaylarındaki ılımlı tavırları, ülke sınırlarını aşan vaazlarının şöhreti ve zamanla değişen fikirlerinin ekseninde Amerika'yla kutuplaşarak vatandaşı olduğu ülkesi tarafından öldürülmesi gibi konular başlıklar halinde işlenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Evlâkî için İslâm tarihinin önemi, çalışmalarında Kur'an ve sünnet temelli bir yaklaşıma sahip olması, diğer kaynaklardan istifade ederek anlatımını zenginleştirmesi, tarihi olayları değerlendirme metodu ve inançlarını korumak için Müslümanları İslâm'ın erken tarihine odaklanan, dini eğitim yoluyla güçlü bir İslâmî kimlik geliştirmeye çalışması gibi konularda ele alınarak İslâm tarihine olan katkıları değerlendirilmiştir. Ayrıca kendisinin İslâm tarihi anlatımlarıyla bir takipçi kitlesi oluşturduğu inkâr edilemez bir gerçekliktir. İnsanların onun vaazlarından etkilenerek birtakım eylemler gerçekleştirdiği, hatta ölümünden sonra bile yapılan eylemlerin sorumlusuymuş gibi medya tarafından lanse edildiği bilinmektedir. Bu çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte Evlâkî'nin selefî-cihatçılığı benimsemeden önce kariyerinin ilk yıllarında vermiş olduğu ve insanların üzerinde bir iz bıraktığını düşündüğümüz tarihçiliğinin bilgisine ulaşmış olacağımızı ümit ediyoruz.
Abbâsîlerin ilk Türk veziri Ubeydullah b. Yahyâ
İslam tarihi içerisinde ilk defa teşkilatlı yapıya sahip bir şekilde Abbâsî Devleti'nde ortaya çıkan vezirlik kurumu halifeden sonra yönetimin en üst düzey birimi olmuştur. Vezirlik kurumunun gücünün farkına varan birçok kişi ve bu kişilerin aileleri, vezirlik makamına gelmek için rekabet içinde olmuşlardır. Bu rekabetlerde Furât ve Cerrâh aileleri ön plana çıkmıştır. Sâmerrâ döneminde Halife Mütevekkil'in Ubeydullah b. Yahyâ'yı vezir tayin etmesiyle Hâkânî ailesi de bu rekabete dâhil olmuştur. Ancak vezirlik görevinde Hâkânî ailesinden sadece Ubeydullah başarılı sayılmaktadır. Sâmerrâ döneminin temel unsuru Türkler arasından çıkan Ubeydullah, vezirliğe gelmesiyle Abbâsî tarihinin bilinen ilk Türk veziri olmuştur. Siyasî zekâsı ve muhasebe işlerindeki marifeti sayesinde hem aleyhinde yapılan planları başarılı bir şekilde bertaraf etmiş hem de uzun yıllar vezirlik görevinde bulunmuştur. İki farklı halife döneminde vezirlik yapan Ubeydullah, en parlak dönemini Halife Mütevekkil'in zamanında döneminde yaşamıştır. Bu dönemde özellikle Feth b. Hâkân'la birlikte Mütevekkil'in aldığı kararlar üzerinde etkisini hissettirmiştir. Bu kararların en önemlisi Müntasır'ın ilk veliahtlıktan azledilip yerine Mu'tezz'in getirilmesidir. Mutezz'in ilk veliaht ilan edilmesiyle beraber yaşananlar hem Mütevekkil'in sonunu getirmiş hem de devleti geri dönüşü olmayan hadiselerin içine sürüklemiştir. Ubeydullah, özellikle muhasebe konusundaki mahareti sayesinde Halife Mu'temid döneminde de vezirlik yapmıştır. Ancak dönemin ekonomik sıkıntıları, yaşanan isyanlar ve karşısında yer alan güçlü muhalifleri sebebiyle Mütevekkil dönemindeki gibi etkili olamamıştır. Ubeydullah'tan sonra oğulları ve torunları vezirlik ve kâtiplik gibi birçok idarî görevde bulunmuşlardır. Ancak idarî görevlerin gerektirdiği vasıflara sahip olmadıkları için kısa sürede görevlerine son verilmiştir. Özellikle Muhammed b. Ubeydullah'tan sonra vezirlik kurumu sarsılmış ve işlevini yerine getiremez hale gelmiştir. Anahtar Kelimeler: Abbâsîler, Sâmerrâ, Vezir, Ubeydullah b. Yahyâ
Prof. Dr. Ahmet Önkal'ın hayatı, eserleri ve islâm tarihçiliği
Hz. Peygamber'in (s.a.v) vefatından sonra her dönemde onun hayatını ve Müslümanların tarihini anlatan binlerce kitap, müellifler tarafından kaleme alınmıştır. Cumhuriyet Dönemi'ndeki İslâm tarihçileri arasında önemli bir konuma sahip olan Prof. Dr. Ahmet Önkal'da hayatının büyük bir bölümünü Hz. Peygamber'in (s.a.v) sîretini ve İslâm tarihini anlatmaya adamış ve bu alanda birçok eser ve bilimsel çalışma kaleme almıştır. Eğitim-öğretim hayatı boyunca Hz. Peygamber'i (s.a.v), O'nun yolunu, davetini anlatmış, doğru anlaşılabilmesi için mesai harcamıştır. İki bölümden oluşan bu çalışma, Ahmet Önkal'ın kişisel ve akademik kimliğini, tarihçiliğini ve İslâm tarihine yönelik özgün yaklaşımlarını ortaya koymayı hedeflemiştir. Tezin birinci bölümünde, Ahmet Önkal'ın hayatı, ailesi, tahsil hayatı, üstlendiği görevler, şahsiyeti, ömrünün son dönemi ve vefatı ele alınmıştır. Ayrıca akademik çalışmalarında kaleme aldığı eserler de incelenmiş, onun ilmi birikimi ve katkıları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bölümde, Ahmet Önkal'ın disiplinli çalışma anlayışı, insanî değerleri ön planda tutan yaklaşımı ve akademik üretkenliği vurgulanmıştır. Tezin ikinci bölümünde, Ahmet Önkal'ın tarih anlayışı ve metodolojisi üzerinde durulmuştur. Önkal Hoca'nın İslâm tarihçiliğine yönelik eleştirel bakışı, ülkemizdeki İslâm tarihi çalışmalarına dair görüşleri ve bu alanda karşılaşılan temel sorunlar ele alınmıştır. Ayrıca, bir tarihçide bulunması gereken özellikler ve tarih çalışmalarında dikkat edilmesi gereken hususlar analiz edilmiştir. Ahmet Önkal'ın tarih metodolojisi, altı temel başlıkta ele alınmıştır. Bu metotlar arasında, bilgileri çapraz okumalarla tahlil etmesi, yerleşik tarihî görüşlere teslim olmaması, akli delilleri kullanması, anakronizmden kaçınması, sorular sorarak olayları sorgulaması ve genç tarihçilere yol göstermesi gibi önemli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yöntemler, Ahmet Önkal'ın tarihçiliğinin hem bilimsel derinliğini hem de yenilikçi yönlerini ortaya koymaktadır. Tezde ayrıca, Ahmet Önkal'ın üslubu ve çalışmalarında öne çıkardığı konular incelenmiştir. İslâm'a davet ve tebliğ süreci, liyakatli ve nitelikli kadro oluşturmanın önemi, Hz. Peygamber'in (s.a.v) örnekliği ve Kur'an ve sünnet ekseninde bir din inşası, onun eserlerinde sıkça vurgulanan başlıca temalar arasında yer almaktadır. Bu konular, yalnızca tarihî bir perspektif sunmakla kalmamış, aynı zamanda günümüz Müslüman toplumlarına yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Son olarak, Ahmet Önkal'ın özellikle ülkemizdeki İslâm tarihçiliğine etkisi ele alınmış ve onun İslâm tarihi alanındaki katkıları değerlendirilmiştir.
Prof. Dr. Ahmet Önkal'ın hayatı, eserleri ve islâm tarihçiliği
Hz. Peygamber'in (s.a.v) vefatından sonra her dönemde onun hayatını ve Müslümanların tarihini anlatan binlerce kitap, müellifler tarafından kaleme alınmıştır. Cumhuriyet Dönemi'ndeki İslâm tarihçileri arasında önemli bir konuma sahip olan Prof. Dr. Ahmet Önkal'da hayatının büyük bir bölümünü Hz. Peygamber'in (s.a.v) sîretini ve İslâm tarihini anlatmaya adamış ve bu alanda birçok eser ve bilimsel çalışma kaleme almıştır. Eğitim-öğretim hayatı boyunca Hz. Peygamber'i (s.a.v), O'nun yolunu, davetini anlatmış, doğru anlaşılabilmesi için mesai harcamıştır. İki bölümden oluşan bu çalışma, Ahmet Önkal'ın kişisel ve akademik kimliğini, tarihçiliğini ve İslâm tarihine yönelik özgün yaklaşımlarını ortaya koymayı hedeflemiştir. Tezin birinci bölümünde, Ahmet Önkal'ın hayatı, ailesi, tahsil hayatı, üstlendiği görevler, şahsiyeti, ömrünün son dönemi ve vefatı ele alınmıştır. Ayrıca akademik çalışmalarında kaleme aldığı eserler de incelenmiş, onun ilmi birikimi ve katkıları değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu bölümde, Ahmet Önkal'ın disiplinli çalışma anlayışı, insanî değerleri ön planda tutan yaklaşımı ve akademik üretkenliği vurgulanmıştır. Tezin ikinci bölümünde, Ahmet Önkal'ın tarih anlayışı ve metodolojisi üzerinde durulmuştur. Önkal Hoca'nın İslâm tarihçiliğine yönelik eleştirel bakışı, ülkemizdeki İslâm tarihi çalışmalarına dair görüşleri ve bu alanda karşılaşılan temel sorunlar ele alınmıştır. Ayrıca, bir tarihçide bulunması gereken özellikler ve tarih çalışmalarında dikkat edilmesi gereken hususlar analiz edilmiştir. Ahmet Önkal'ın tarih metodolojisi, altı temel başlıkta ele alınmıştır. Bu metotlar arasında, bilgileri çapraz okumalarla tahlil etmesi, yerleşik tarihî görüşlere teslim olmaması, akli delilleri kullanması, anakronizmden kaçınması, sorular sorarak olayları sorgulaması ve genç tarihçilere yol göstermesi gibi önemli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yöntemler, Ahmet Önkal'ın tarihçiliğinin hem bilimsel derinliğini hem de yenilikçi yönlerini ortaya koymaktadır. Tezde ayrıca, Ahmet Önkal'ın üslubu ve çalışmalarında öne çıkardığı konular incelenmiştir. İslâm'a davet ve tebliğ süreci, liyakatli ve nitelikli kadro oluşturmanın önemi, Hz. Peygamber'in (s.a.v) örnekliği ve Kur'an ve sünnet ekseninde bir din inşası, onun eserlerinde sıkça vurgulanan başlıca temalar arasında yer almaktadır. Bu konular, yalnızca tarihî bir perspektif sunmakla kalmamış, aynı zamanda günümüz Müslüman toplumlarına yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Son olarak, Ahmet Önkal'ın özellikle ülkemizdeki İslâm tarihçiliğine etkisi ele alınmış ve onun İslâm tarihi alanındaki katkıları değerlendirilmiştir.