Theses supervised by Prof. Dr. Nihal Mamatoğlu

23 theses · Bolu Abant İzzet Baysal University

DoctorateOpen AccessTR

Kalıp yargılara ne zaman inanırız? kalıpyargılama süreçlerinde doğruluk illüzyonunun rolü

Doğruluk İllüzyonu, yalnızca bir bilginin tekrar edilmesiyle o bilginin doğruluğuna duyulan inancın artmasıdır. Bu tezde, doğruluk illüzyonunun kalıpyargılama süreçlerindeki rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. İnsanların kalıp yargılara gündelik hayatta oldukça sık maruz kaldığı gerçeğinden yola çıkılarak, kalıp yargılara maruz kalınması ile bu kalıp yargılar hakkında taşınan doğruluk inançlarında oluşabilecek değişikliklerin tespit edilmesi tezin esas gayesidir. Birinci bölümde, doğruluk etkisi ile ilgili yapılmış çalışmaların ve bu etkinin ortaya çıkışı ile ilgili teorik açıklamaların üzerinde durulduktan sonra, kalıp yargı literatüründeki farklı yaklaşımların ve bu tezin teorik çerçevesini oluşturan sosyal kimlik kuramının kalıp yargıları ele alışına değinilmiştir. İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci bölümde, iki pilot ve dört ana deney ile minimal grup paradigması bağlamında tekrarın, valansın ve kalıp yargının ilgili olduğu grubun bu kalıp yargılarla ilgili doğruluk değerlendirmeleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Deneylerin ilk aşamasında rastlantısal gruplara atanan katılımcılar, ikinci aşamada çeşitli ifadelere maruz bırakılmış, ardından bu ifadelerin doğruluğunu yeni ifadelerle birlikte değerlendirmeleri istenmiştir. İlk deneyde katılımcılara yalnızca grup bilgisi ile ilgili bir geribildirim verilirken; ikinci deneyde çoğunluk, üçüncü deneyde ise, azınlık grubu üyesi oldukları geri bildirimi verilmiştir. Dördüncü deneyde, katılımcılardan yaptıkları değerlendirmeler üzerine güven değerlendirmeleri yapmaları istenerek metabilişsel monitörleme ile doğruluk etkisinin ilişkisi irdelenmiştir. Sonuç olarak, her ne kadar herhangi bir ortak geçmiş bulunmasa dahi bireylerin bu gruplarla ilgili tekrar eden kalıp yargısal ifadeleri, tekrar etmeyenlerden bütün deneylerde daha doğru bulduğu ve olumlu kalıp yargısal ifadeleri, olumsuz kalıp yargılardan daha doğru değerlendirdiği gösterilmiştir. Dahası bütün deneylerde bireyler kendi iç-gruplarını daha olumlu değerlendirmişlerdir. Son bölümde, bu bulgular her iki literatür ışığında tartışılmıştır.

DoğrulukKalıp yargılarMinimal grup paradigması+2
Esra Hatice Oğuz Taşbaş
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel adalet, ahlaktan uzaklaşma ve üretkenlik karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın amacı, örgütsel adalet algısı, ahlaktan uzaklaşma ve üretkenlik karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkilerin araştırılmasıdır. Ayrıca, örgütsel adalet algısı ve üretkenlik karşıtı iş davranışları arasında ahlaktan uzaklaşma eğiliminin aracı veya düzenleyici rolü olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmanın örneklemi Kayseri Halk Sağlığı Müdürlüğü'ne bağlı sağlık çalışanlarından oluşturulmuştur. Araştırmada veriler kolay örnekleme yöntemiyle elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda örgütsel adalet algısının ve ahlaktan uzaklaşma eğiliminin üretkenlik karşıtı iş davranışlarıyla negatif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Benzer şekilde örgütsel adaletin alt boyutlarının üretkenlik karşıtı iş davranışlarıyla ilişkili olduğu gözlenmiştir. Ahlaktan uzaklaşma eğiliminin örgütsel adalet algısı ve üretkenlik karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkide aracı veya düzenleyici rolü ile ilgili anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.

AdaletAhlakÇalışanlar+3
Selçuk Pekşen
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklılık iklimi, yönetici tutumları ve çalışanın bilişsel esnekliğinin önyargılar ile ilişkisi

Günümüzde işgücünün farklılaşan yapısı, insan kaynağının etkin yönetiminde çeşitlilik konusunun önem kazanmasını sağlamıştır. Bununla birlikte halen toplum ve örgüt içinde bireyler cinsel yönelimleri nedeniyle olumsuz kalıpyargılar ve önyargılı tutumlar ile karşılaşmakta, ayrımcılığa ve hatta şiddete maruz kalmaktadır. Bu durum olumsuz tutum ve davranışlarla karşılaşan bireyler için sağlık sorunlarından ekonomik zorlanmaya kadar pek çok sorunu beraberinde getirmenin yanında, örgütün farklılık unsurlarını etkin yönetememesi nedeniyle çeşitli kayıplar yaşamasına da neden olmaktadır. Farklı cinsel yönelime sahip bireylere yönelik önyargı ve ayrımcılık, farklı disiplinlerin araştırma konuları arasında yerini almakla birlikte, Türkiye'de bu konuda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu noktadan hareketle mevcut çalışma kapsamında eşcinsel bireylere yönelik olumsuz tutumlar ile bireysel ve örgütsel bazı değişkenlerin ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla işyerinde yöneticilerin eşcinsellere yönelik tutumları ve eşcinsellere yönelik hareket seçenekleri eğiliminin, çalışanların farklılık iklimi algıları ve bilişsel esneklikleri ile birlikte, eşcinsellere yönelik tutumları ile nasıl ilişkilendiği incelenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle farklılık iklimine yönelik çalışan algılarını ölçmek için Diversity Perception Scale'in Türkçe adaptasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Daha sonra 54 yönetici ve onlara bağlı 327 çalışandan Farklılık Algıları Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri, Eşcinsellere İlişkin Tutum Ölçeği ve Eşcinsellere Yönelik Hareket Seçenekleri Ölçeği aracılığıyla toplanan veriler eğitim, temas ve cinsiyet değişkenlerinin de dâhil edildiği araştırma modeli ile test edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular, ilgili değişkenlerin çalışanların eşcinsellere yönelik olumsuz tutumlarını yordadığını, test edilen modelin istatistiksel olarak anlamlı olduğunu göstermiştir. Olumsuz tutumlarla ilişkili bireysel ve örgütsel değişkenleri bir arada ele alarak ve Farklılık Algıları Ölçeğinin Türkçe adaptasyonunu yaparak alanyazına katkı sağlayan bu çalışmanın bulguları, ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Bilişsel esneklikEş cinsellikFarklılık iklimi+6
Hande Tasa
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bakıcı personelin engelli bakımına yönelik tutumları, örgütsel destek, iş doyumu ve tükenmişlik algıları arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın amacı engelli bakım merkezlerinde çalışan bakıcı personelin engelli bakımına yönelik tutumları, örgütsel destek algıları, iş doyumları ve tükenmişliklerinin belirlenmesidir. Bu çalışmada ayrıca araştırmanın değişkenlerinin demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Buna ek olarak, çalışma bağlamında algılanan örgütsel destek ile engelli bakımına yönelik tutum arasındaki ilişkide iş doyumu ve tükenmişliğin aracı ve düzenleyici rolü incelenmiştir. Çalışmaya Türkiye'nin çeşitli illerinde Engelli Bakım ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan 276 bakıcı personel katılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Engelli Bakımına Yönelik Tutum Ölçeğinin İşe Bakış, Engelli Kaynaklı Zorluklar, Profesyonel Kaynaklı Zorluklar, İşin Duygusal Boyutu olmak üzere 4 faktörden oluştuğu belirlenmiştir. Faktörler arasında en yüksek ortalamanın işin duygusal boyutu faktörüne ait olduğu belirlenmiştir. Buna karşın, en düşük ortalama profesyonel kaynaklı zorluklar boyutuna aittir. Öte yandan, engelli kaynaklı zorluklar boyutunun ortalamasının 3'ün üzerinde olması bakıcı personelin engelli bireylerin yarattığı zorluklarla başa çıkmada zorlandıklarını göstermektedir. Ancak, bakıcı personelin işe bakışlarının ise olumlu olduğu değerlendirilebilir. Tükenmişlik ölçeğine ait 3 faktörden en yüksek ortalamaya sahip boyutun kişisel başarı boyutu olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, işin gerektirdiği zorluklara rağmen, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma boyutlarının ortalamalarının düşük olması önemli bir bulgudur. Bakıcı personelin iş doyumunda ise içsel doyumlarının dışsal doyumlarına kıyasla yüksek olduğu bulunmuş ve genel anlamda iş doyumlarının yükseğe yakın olduğu saptanmıştır. Benzer bir şekilde, bakıcı personelin örgütsel destek algılarının yüksek seviyeye yakın olduğu söylenebilir. Bu araştırma kapsamında, araştırma değişkenleri çalışılan kurum türüne göre karşılaştırılmış ve özel kurumlarda çalışan bakıcı personellerin devlet kurumlarında çalışanlara göre örgütsel destek algılarının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öte yandan engelli bakımına yönelik tutum açısından ise devlet kurumlarında çalışan bakıcı personellerin özel kurumlarda çalışanlara göre engelli bakımına yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu bulunmuştur. Ancak, engelli tanıdığı bulunan ile engelli tanıdığı bulunmayan bakıcı personeller arasında araştırma değişkenleri açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır. Ayrıca, algılanan örgütsel destek ile engelli bakımına yönelik tutum arasındaki ilişkide iş doyumu ve tükenmişlik değişkenlerinin aracı veya düzenleyici rolü de incelenmiştir. İçsel doyumun hem algılanan örgütsel destek ile işe bakış arasında hem de algılanan örgütsel destek ile işin duygusal boyutu arasında tam aracı değişken rolünde olduğu tespit edilmiştir. Kişisel başarı değişkeninin hem algılanan örgütsel destek ile işe bakış arasında hem de algılanan örgütsel destek ile işin duygusal boyutu arasında kısmi aracı değişken rolünde olduğu gözlenmiştir. Bu bulgular, alanyazındaki çalışmalar kapsamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: engelli bakımına yönelik tutum, algılanan örgütsel destek, iş doyumu, tükenmişlik, bakıcı personel

BakıcılıkBakım verenlerEngelli kişiler+4
Meltem Demir Saykılı
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni koronavirüse ilişkin tutum ve algıların çalışma hayatına yönelik değişkenlerle ilişkileri

Bu çalışmanın amacı çalışanların yeni koronavirüse (COVID-19) ilişkin tutum ve algıları, motivasyon kaynakları, örgütsel güven, genel iş memnuniyeti ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkilerin araştırılmasıdır. Ayrıca çalışanların COVID-19'a ilişkin tutum ve algıları ile genel iş memnuniyeti ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide örgütsel güven değişkeninin aracı rolü olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmanın örneklemi COVID-19 salgını sürecinde yaşları 18 ila 42 arasında değişen İstanbul, Ankara, Bolu, Düzce, Konya ve Kayseri illerinde çalışan bireylerden oluşmaktadır. Araştırmada verilere kolayda örnekleme yöntemi ile çevrimiçi ortamda ulaşılmıştır. Araştırma kapsamında Yeni Koronavirüse İlişkin Algı ve Tutum Ölçekleri, COVID-19 Sürecinde Çalışanın Motivasyon Kaynakları Ölçeği ve COVID-19 Hazırlılığı Örgütsel Güven Ölçeği kullanılmıştır. Ek olarak, katılımcılara Genel İş Memnuniyeti ve İşten Ayrılma Niyeti soruları sorulmuştur. Yapılan analizler, pandemi döneminde çalışanların COVID-19'a yönelik tutum ve algılarının, motivasyon kaynaklarının, örgütsel güvenlerinin, genel iş memnuniyetlerinin ve işten ayrılma niyetlerinin bazı alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Örgütsel güven ile genel iş memnuniyeti arasında negatif yönde bir ilişki ve işten ayrılma niyeti arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bunun yanı sıra genel iş memnuniyeti ile işten ayrılma niyeti arasında negatif yönde bir ilişki olduğu bulunmuştur. Öte yandan motivasyon kaynaklarının alt boyutlarından olan iş bağımlılığı ile genel iş memnuniyeti arasındaki ilişkide örgütsel güven değişkeninin aracı role sahip olduğu bulunmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır.

COVID 19MotivasyonÖrgütsel güven+3
Merve Demirli
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Güvenlik sesliliği: Örgüt, grup ve birey düzeyinde bir inceleme

Bu çalışma ''Bazı çalışanlar güvenlik sorunlarını bildirirken, bazıları neden bildirmiyor?'' sorusuna yanıt arama merakı ile başlamıştır. Bu kapsamda, bu tez çalışması karma desen bir araştırma olarak tasarlanmıştır. Nitel fazda güvenlik sesliliğini üretim sektöründe keşfetmek ve ilişkili olabilecek değişkenleri belirlemek amacıyla nitel veri toplanmıştır. İkinci aşamada ise nitel aşamada ortaya çıkan zarar ve üretim değişkenlerinin (koşullar) güvenlik sesliliği davranışına etkisi öğrenciler ve mavi yakalı çalışanlar üzerinde gerçekleştirilen pilot bir deneysel çalışma ile test edilmiş ve sonuçlar üniversite öğrencileriyle gerçekleştirilen odak grup görüşmesi ile daha ayrıntılı şekilde keşfedilmiştir. Üniversite öğrencileri ile gerçekleştirilen üçüncü aşamadaki deneysel çalışmada üretim ve zarar koşullarının ispatlama yönelimi ve iş hayatı kaygısı ile etkileşimlerinin güvenlik sesliliği üzerindeki etkisi incelenmiştir. Dördüncü aşamada ise mavi yakalı çalışanlar örnekleminde üretim ve zarar koşullarının ispatlama yönelimi ve iş güvencesizliği arasındaki etkileşimlerin güvenlik sesliliği üzerindeki etkisi test edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen bulgular hem mavi yakalı çalışanlar hem de üniversite öğrencileri için üretimin engellenmesi/engellenmemesi durumlarının da -sağlığa zarar gelme potansiyeli ile karşılaştırıldığında- güvenlik sesliliği davranışının ortaya çıkmasında önemli yeri olduğu göstermiştir. Deneysel çalışmalarda elde edilen bulgular ispatlama yönelimi x iş hayatı kaygısı (üniversite öğrencileri) ile ispatlama yönelimi x iş güvencesizliği (mavi yakalı çalışanlar) etkileşiminin üretim ve zarar koşullarında güvenlik sesliliğinin ortaya çıkmasında üniversite öğrencileri ve mavi yakalı çalışan örneklemlerinde çeşitli açılardan benzerlikler ve farklılıklar içerdiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.

GüvenlikGüvenlik sesliliğiMavi yakalı çalışanlar+7
Şeyhmus Aksoy
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dindarlık, değerler, yetkecilik, sosyal baskınlık yönelimi ve ayrımcılık arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada, dindarlık düzeyi ve muhafazacılık değerleri olan güvenlik, geleneksellik ve uyma değerleri ile LGBTİ bireylere yönelik tutum arasındaki ilişkide sağ kanat yetkeciliğinin ve sosyal baskınlık yöneliminin aracı rolü incelenmektedir. Ayrıca, araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiler de çalışmada gösterilmiştir. Araştırmada, katılımcılara kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılmıştır. Araştırma örneklemi 496 kadın ve 314 erkek olmak üzere, toplam 810 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Portre Değerler Ölçeği, Sağ Kanat Yetkeciliği Ölçeği, Sosyal Baskınlık Yönelimi Ölçeği ve LGBTİ Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Analizler sırasında değişkenler arası ilişkileri tespit etmek amacıyla korelasyon analizi, ilişkiler arasındaki aracı rolü olan değişkenleri incelemek için Hayes (2013)'in Process Macro eklentisi kullanılmıştır. Ek olarak, demografik bilgiler kapsamında gruplar arası karşılaştırma yapmak amacıyla Bağımsız Grup T-Test ve One-Way ANOVA analizleri yapılmıştır. Sonuçlara bakıldığında, LGBTİ bireylere yönelik negatif tutum, katılımcıların dindarlık düzeyleri, güvenlik, geleneksellik ve uyma değerlerine verdikleri önem dereceleri, sağ kanat yetkeciliği ve sosyal baskınlık yönelimi ile pozitif yönde ilişkilidir. Öte yandan, dindarlık ile LGBTİ bireylere yönelik tutum arasındaki ilişkide sağ kanat yetkeciliğinin tam aracı bir değişken olduğu görülmektedir. Güvenlik, geleneksellik ve uyma değerleri ile LGBTİ bireylere yönelik tutum arasındaki ilişkilerde sağ kanat yetkeciliği aracı bir değişkendir. Ayrıca, geleneksellik ve LGBTİ bireylere yönelik tutum arasındaki ilişkide sosyal baskınlık yönelimi aracı bir değişkendir. Son olarak, araştırma bulguları literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

AyrımcılıkDeğerlerDindarlık+7
Ayşe Konuk
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İş yerinde psikososyal riskler, psikolojik dayanıklılık ve iyi oluş arasındaki ilişkiler

Yaşantımızın büyük kısmını geçirdiğimiz iş yerlerinde karşılaşabileceğimiz riskler ve bunların boyutu çalışanlar için oldukça önemlidir. Psikososyal risk kavramı da giderek etkisini ve önemini göstermektedir. Bu risklere maruz kalan çalışanların iş yerlerindeki iyi oluş düzeyi de farklılık gösterecektir. Buradan yola çıkarak bu çalışma iş yerinde psikososyal riskler, psikolojik dayanıklılık ve iyi oluş arasındaki ilişkiyi incelemek için yapılmıştır. Bu kapsamda nicel araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında iş yerinde iyi oluş ölçeğinin, ikinci kısımda ise iş yerinde psikolojik dayanıklılık ölçeğinin uyarlaması yapılmıştır. Son aşamada ise üç kavram arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ayrıca iş yerinde psikososyal riskler ile iş yerindeki iyi oluş arasında psikolojik dayanıklılığın aracı rolüne bakılmıştır. Çalışmada uyarlaması yapılan İş Yerinde İyi Oluş Ölçeği, İş Yerinde Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Kopenhag Psikososyal Risk Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini kamu ve özel sektörde çalışan kişiler oluşturmuştur. Yapılan analizler sonucunda psikososyal riskler, iş yerinde iyi oluş ve iş yerinde psikolojik dayanıklılık arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca çalışanların iş yerindeki iyi oluş, psikolojik dayanıklılık ve psikososyal risk düzeyleri demografik değişkenler bakımından incelenmiş ve ortalamalar arası anlamlı farklar bulunmuştur. Son olarak iş yerinde iyi oluş ve psikososyal riskler arasındaki iş yerinde psikolojik dayanıklılığın aracı rolü anlamlı bulunmuştur. Yapılan bu çalışmanın alan yazına katkı sağladığı düşünülmektedir. Elde edilen tüm bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Psikososyal riskler, İş yerinde iyi oluş, İş yerinde psikolojik dayanıklılık, İş yeri

Hande Güzel
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İş yerinde algılanan liderlik tarzı, kendini sabote etme tutumu ve esenlik arasındaki ilişkiler

Bu çalışmada, çalışanların algıladıkları liderlik tarzı ile kendini sabote etmeleri arasındaki ilişkide algıladıkları esenlik düzeylerinin aracı bir rolünün olup olmadığı incelenmektedir. Araştırmaya 45'i kadın, 66'sı erkek olmak üzere 111 özel sektör ve kamu sektörü çalışanı katılmıştır. Araştırmada yer alan katılımcılara kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılmış olup, kullanılan veri toplama araçları; Demografik Veri Formu, Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği, Çalışanın Kendini Sabote Etme Ölçeği ve Algılanan Esenlik Ölçeği'dir. Çalışanın Kendini Sabote Etme Ölçeği'nin geliştirilmesi aşamasında geçerlilik ve güvenirlilik analizleri için açımlayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Çalışmada yer alan değişkenler arası ilişkilerin saptanabilmesi için normallik analizi ve korelasyon analizi; aracılık analizleri için de hiyerarşik regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen korelasyon analizi sonucuna göre, çalışanın algıladığı etkileşimci ve dönüşümcü liderlik tarzının, kendini sabote etme ile negatif; algılanan esenlik ile pozitif yönlü zayıf ilişkiye sahip olduğu görülmüştür. Serbest bırakıcı liderlik tarzının ise kendini sabote etme ile ilişkisi bulunmamıştır, algılanan esenlik ile pozitif yönlü zayıf bir ilişkiye sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışanın kendini sabote etmesinin, algılanan esenlik ile negatif yönlü orta düzey ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Aracılık analizi sonuçları incelediğinde ise; çalışanların algıladıkları etkileşimci ve dönüşümcü liderlik tarzlarının, kendini sabote etmenin alt boyutu olan öz olumlama sabotajı ile arasındaki ilişkide algıladıkları esenliklerinin aracı değişken rolü olduğu saptanmıştır. Çalışmanın sonunda, araştırma bulguları literatür bağlamında tartışılmıştır.

Esra Özel
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet kalıpyargıları, özdeşim gücü, benlik sunumu ve namus sistemini meşrulaştırma arasındaki ilişkiler

Sistemi meşrulaştırma kuramına göre; ideolojik onay, iç/dış grup kayırmacılığı ve kalıpyargılama sistemi meşrulaştırmada araç olarak kullanılır. Bu nedenle bu araçlara aracılık eden veya düzenleyen değişkenlerin tespit edilmesi önem arz eder. Bu tez çalışmasında, namus sistemini meşrulaştırılmanın pozitif kadın-erkek kalıp yargı inançları ve cinsiyet grubuyla özdeşleşme ile ilişkisi açısından benlik sunum stratejilerinin aracılık rolü incelenmiştir. Pozitif kadın-erkek kalıpyargı inaçları ve namus sistemi meşrulaştırma ilişkisi, cinsiyet grubuyla özdeşleşmenin düzenleyici rolü açısından incelenmiştir. Ayrıca, çalışma değişkenleri arasındaki ilişkiler de çalışmada gösterilmiştir. Çalışmanın örneklemi, 424 kadın ve 165 erkek olmak üzere toplam 589 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Demografik Bilgi Formu, Namus Sistemini Meşrulaştırma Ölçeği, Kadınlara ve Erkeklere Yönelik Kalıpyargılar Listesi, Cinsiyet Grubu ile Özdeşleşme Ölçeği, Kendini Ayarlama Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Benlik Sunum Stratejileri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma ön çalışma ve ana çalışma olarak iki çalışmadan oluşmaktadır. Ön çalışmada Benlik Sunum Stratejileri Ölçeğinin geçerlilik ve güvenirlik çalışmasına yer verilmiştir. Ana çalışmada ise tezin değişkenleri arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla önce korelasyon analizi uygulanmıştır. Ardından aracı ve düzenleyici modellerin varlığını tespit etmek için de Hayes (2013)'in Process Macro eklentisi kullanılmıştır. Elde edilen aracılık analizi bulgularına göre, kadınlara yönelik kalıpyargı inançların sosyallik ve ahlak/namus alt boyutları ve namus sistemini meşrulaştırma arasındaki ilişkide benlik sunum stratejilerinin etkileme alt boyutunun bu ilişkiye aracılık ettiği tespit edilmiştir. Düzenleyicilik analizi bulgularına göre ise erkeklere yönelik kalıpyargı inançlarının sosyallik ve ahlak/namus alt boyutları ve cinsiyet grubuyla özdeşleme etkileşiminin namus sistemini meşrulaştırma üzerindeki düzenleyici etkisi anlamlı bulunmuştur. Araştırmanın bulgularına göre, benlik sunum stratejilerinin namus sistemini meşrulaştırmada pozitif kadın-erkek kalıpyargı inançları ve cinsiyet grubuyla özdeşleşme ilişkilerine aracılık ettiği, cinsiyet grubuyla özdeşleşmenin de bu ilişkileri düzenlediği söylenebilir.

Benlik sunumuCinsiyet temelli önyargılarNamus+3
Rumeysa Özay
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Güvenli davranış, güvensiz durum, iş kazaları, ramak kala ve kaza maliyetleri arasındaki ilişkiler

Bu araştırmanın amacı, bakır tel üretim tesisinde çalışanların güvenli /güvensiz davranış tutumlarını değerlendirmeye yönelik bir ölçek geliştirmek ve işletmede tanımlanan güvenli/güvensiz durumlara ilişkin bir değerlendirme formu oluşturmaktır. Ayrıca, güvenli/güvensiz durumlar ile güvenli/güvensiz davranış tutumlarının; iş kazaları, ramak kala olayları ve olan kaza maliyeti üzerindeki yordayıcılığı incelenmiştir. Araştırma kapsamında, çalışanların demografik özellikleri de dikkate alınmıştır

Filiz Şimşek
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Tehdit algısı ve sosyal kimliğin kolektif eylem ile algılanan ayrımcılık üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı ilk olarak farklı kimliklenme biçimlerinin (ayrık kimlik, ortak kimlik) ve algılanan ortamsal tehditlerin ayrımcılık süreçlerini nasıl etkilediğini incelemektir. Ayrıca açık ve örtük ayrımcılık durumlarında farklı kimlik koşullarındaki bireylerin haksızlık algıları, haksızlığa karşı kolektif eyleme yönelme eğilimleri ve önyargı düzeylerindeki değişiklikleri test etmek de bu çalışmanın amaçları arasındadır. Bu amaçlar doğrultusunda; bu çalışma Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerin katılımıyla, iki deneysel çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. İlk çalışmaya 54 kadın (% 40), 82 Erkek (% 60 ) olmak üzere 136 katılımcı ikinci çalışmaya; 21 kadın (% 33), 42 erkek (% 67) olmak üzere toplam 63 katılımcı dahil edilmiştir. Deneylerde kimlik (ortak kimlik, ayrık kimlik), tehdit algısı (olumsuz koşul, olumlu koşul, kontrol) ve ayrımcılık (açık ayrımcılık, örtük ayrımcılık) manipülasyonları dezavantajlı bir grup olan eşcinseller konu edilerek oluşturulmuş ve katılımcıların söz konusu manipülasyon koşullarında eşcinsellere yönelik tutumları ölçülmüştür. İlk deneyde kimliklenme şekli (ayrık, ortak) ile tehdit durumunun (olumsuz koşul, olumlu koşul, kontrol) işyerinde eşcinsellere yönelik ayrımcı tutum (İEYAT) ve eşcinsellere yönelik ayrımcılık algısı (EYAA) üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak ayrımcılık algısı üzerinde hem kimliklenme şeklinin hem de tehdit durumunun temel etkisinin olduğu görülmekle beraber değişkenlerin ayrımcılık algısı üzerinde ortak etkisinin olmadığı görülmüştür. İşyerinde eşcinsellere yönelik ayrımcı tutum üzerinde kimliklenme biçiminin ve tehdit durumunun hem temel etkisinin hem de ortak etkisinin olduğu görülmüştür. Birinci deneyde, tehdit durumu ile ayrımcılık algısı arasında ayrımcı tutumun aracı değişken olduğu bulunmuştur. Ayrıca; ayrımcı tutum ile ayrımcılık algısı arasında kimliklenmenin aracı olduğu görülmüştür. Son olarak ayrımcı tutum ile kimliklenme şekli arasında tehdit durumunun düzenleyici etkiye sahip olduğu görülmüştür. Çalışmanın ikinci deneyinde, kimliklenme şekli (ayrık, ortak, kontrol) ile ayrımcılık biçiminin (açık ayrımcılık, örtük ayrımcılık) eşcinsellere yönelik haksızlık algısı (EYHA), kolektif eyleme yönelme (KEY) ve eşcinsellere yönelik önyargı (EYÖ) üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sonuç olarak haksızlık algısı üzerinde hem ayrımcılık hem de kimliklenme şeklinin temel etkisi görülmekle beraber ayrımcılık biçimi ile kimliklenme şeklinin haksızlık algısı üzerinde ortak etkisinin de anlamlı olduğu görülmüştür. Ayrımcılık biçiminin kolektif eylem üzerinde temel etkisi görülmezken, kimliğin kolektif eylem üzerinde temel etkisinin olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, kimliklenme şekli ile ayrımcılık biçiminin kolektif eylem üzerinde ortak etkisinin olduğu görülmüştür. Son olarak eşcinsellere yönelik önyargı üzerinde kimliklenme şeklinin temel etkisinin olduğu görülürken, herhangi bir ortak etkiye rastlanmamıştır. Yapılan analizlerden elde edilen sonuçlardan biri de haksızlık algısı ile kimliklenme şekli arasında ayrımcılık biçiminin düzenleyici etkisinin olmasıdır. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür ışığında tartışılmıştır.

AyrımcılıkKimlikÖnyargı
Orhan Kaya
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adil dünya inancı, öz yeterlilik, işyeri saldırganlığı ve işyerinde engelliye yönelik tutumlar arasındaki ilişkiler

Adil dünya inancı kavramı bireyin dünyayı adil algılaması ve insanların hak ettiklerini aldıklarına yönelik geliştirdiği inançtır. Saldırganlık, egemen olmak, yenmek ve yönetmek amacıyla güçlü, şiddetli ve etkili hareket olarak tanımlanmaktadır. Öz yeterlilik, bireyin bir eylemi başarmak için kapasitesine ilişkin algısıdır. Bu çalışmanın amacı, işyerinde engelliye yönelik tutum, adil dünya inancı, öz yeterlilik ve saldırganlık arasında ilişkilerin incelenmesidir. Bu amaçla 81 kadın 109 erkek olmak üzere toplam 190 katılımcıya ulaşılmış ve katılımcılara Adil Dünya İnancı Ölçeği, Saldırganlık Ölçeği, İşyerinde Engelliye Yönelik Tutumlar Ölçeği ve Öz Yeterlilik Ölçeği uygulanmıştır. Engellilere yönelik tutumlar ölçeği için adil dünya inancı ile anlamlı ilişki bulunmazken saldırganlık ve öz yeterlilik ile anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Bulgular sonucunda Saldırganlık Ölçeği açık saldırganlık ve engelleme alt boyutlarının engellilere yönelik tutumu yordadığı görülmüştür. Saldırganlık ve engellilere yönelik tutumlar arasında öz yeterliliğin aracı rolü olduğu görülmüştür. Demografik değişkenlere göre katılımcıların adil dünya inancı, öz yeterlilik ve engellilere yönelik tutumları arasında anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: adil dünya inancı, saldırganlık, öz yeterlilik, engelli tutumu

Adil dünya inancıEngelli haklarıEngelli kişiler+5
Yeliz Ok
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel ve örgütsel değişkenler bağlamında hedef belirleme ve başarı ilişkisi

Bu çalışmada yabancı dil öğrenen öğrencilerde gözlemlenen devamsızlık artışı ve sınav puanı düşüşü ile ilgili değişikliğe ve güdülenme artışına yol açabilecek bir eğitimin etkisi incelenmektedir. Öğrencilerin koyduğu hedeflerin uzun vadeli, belirsiz ve genellikle araçsal olduğu gözlemlenmiş ve bu durum hedef belirleme eğitimi ihtiyacını gündeme getirmiştir. Araştırmada, hedef belirleme eğitiminin öğrencilerin İngilizce başarısına, öz-düzenleme, öz-yeterlik, özsaygı gibi bireysel değişkenlere ve okul iklimi gibi örgütsel değişkenlere etkisi incelenmiştir. Aynı zamanda akademik başarıyı yordayan faktörler incelenmiş, aracılık ve düzenleyicilik modelleri test edilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 18-22 yaşlarında Düzce Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu'nda İngilizce dersleri alan 109 öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilere ön testte İngilizce Başarı testi ve tüm ölçekler uygulanmıştır. Daha sonra, öğrenciler deney ve kontrol grubuna ayrılarak, deney grubuna hedef belirleme eğitimi verilmiştir. Daha sonra son test çalışmasında başarı testi ve ölçekler yeniden uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda analize uygun örneklem sayısı 53 olmuştur. Araştırmada hedef belirleme eğitimi alan grubun almayan gruba kıyasla başarı sınavında daha yüksek puan elde etmesi beklenmesine rağmen gruplar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin öz düzenleme becerileri ise eğitim alan grupta düşmüş, eğitim almayan grupta artmıştır. Bu bulgular alan yazındaki bulgulardan farklıdır. Bu durum, eğitimin öğrencilerde içsel güdülenmeyi azaltmış olabileceği şeklinde yorumlanabilir. Bundan sonraki çalışmalarda, başarı testinin öğrencilerin hedefleriyle uyuşup uyuşmadığı göz önünde bulundurularak, başarı öğrencilerin hedefi doğrultusunda test edilebilir. Yapılan aracılık analizinde ise okul ikliminin başarıyı öz düzenleme aracılığıyla yordadığı, iletişimin ise öz saygı aracılığıyla başarıyı yordadığı tespit edilmiştir. Bireysel ve örgütsel değişkenlerin bir arada incelendiği bu çalışma, gelecek çalışmalara örnek oluşturabilir ve farklı değişkenlerle aracılık modelleri test edilebilir.

Akademik başarıBaşarıBaşarı değişkenleri+7
Medine Uçar
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveyn stilleri, siyasal toplumsallaşma, liderlik, kişilik ve oy verme davranışı arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın amacı, ebeveyn stilleri, siyasal toplumsallaşma, liderlik, kişilik ve oy verme davranışı arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Ayrıca oy verme davranışıyla ilgili bir modelin ortaya konulması da araştırmanın amaçların arasındadır. Bu amaçlar doğrultusunda, İstanbul'da üniversite eğitimine devam eden 266 kadın 127 erkek öğrenci olmak üzere toplam 393 katılımcıya ulaşılmıştır. Katılımcılara demografik soru formunun yanı sıra Siyasi Parti Kimlik Gücü Ölçeği, Siyasi Lider Değerlendirme Ölçeği, Siyasal Toplumsallaşma Ölçeği, Anne-Baba Tutum Ölçeği ve Türk Kültüründe Geliştirilmiş Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadaki bulgular, siyasi parti kimlik gücü ile ilişki odaklı liderlik arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin alt boyutlarından olan duygusal tutarsızlığın düzenleyici role sahip olduğunu göstermiştir. Yine siyasi parti kimlik gücü ile görev odaklı liderlik arasındaki ilişkide kişilik özelliklerinin alt boyutlarında olan deneyime açıklığın ve uyumluluğun düzenleyici role sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca her bir liderlik stili için modeller test edilmiştir. Sonuç olarak, karizmatik ve ilişki odaklı lider tercihlerini ebeveyn stilleri, kişilik özellikleri ve siyasal toplumsallaşma değişkenleriyle açıklayan iki farklı model önerisinde bulunulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Ana-baba tutumuEbeveyn davranışıKişilik+6
Gökçe Özkılıçcı
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Stres kaynakları, duygusal zeka ve stresle başa çıkma arasındaki ilişkiler

Çalışanlar için önemli bir kavram olan stres sözlükte ruhsal gerilim olarak tanımlanırken; stres kaynakları ise strese neden olan etkenler şeklinde tanımlanmıştır. Stresle başa çıkma bireyin kendisinden veya çevresinden kaynaklanan stres faktörlerine uyum gösterip dengede tutabilmek için bireyin gösterdiği bilişsel ve davranışsal çabalardır. Duygusal zeka ise çevremizdeki kişilerin veya kendi duygularımızın farkında olma, bireysel motivasyonun sağlanması ve bireyin ilişkilerini yönetebilme becerisi olarak tanımlamıştır. Bu çalışmada stres kaynakları, duygusal zeka ve stresle başa çıkmanın arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini sağlık çalışanları ve devlet memurları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Bingöl'de üç kamu kurumunda çalışan 158 çalışan ve internet üzerinden anket çalışması yapılarak verileri alınan çeşitli kurumlarda çalışan 94 kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara Stres Kaynakları Ölçeği, Duygusal Zeka Özelliği Ölçeği (TEIQue-SF) Kısa Form ve Stresle Başaçıkma Tarzları Ölçeğinden oluşan anket formu tek oturumda katılımcıların hızlarına bağlı olarak 10-20 dakika arası değişen sürelerde doldurtulmuştur. Elde edilen bulgulara göre öz kontrolün, görev yapısına ait stres kaynakları ile iyimser yaklaşım; yetke yapısına ait stres kaynakları ile boyun eğici yaklaşım; yetke yapısına ait stres kaynakları ile iyimser yaklaşım; üretim yapısına ait stres kaynakları ile iyimser yaklaşım; kümeleşme yapısına ait stres kaynakları ile boyun eğici yaklaşım; kümeleşme yapısına ait stres kaynakları ile iyimser yaklaşım; kültür yapısına ait stres kaynakları ile boyun eğici yaklaşım arasındaki ilişkide aracı rolü olduğu saptanmıştır. Diğer yandan duygusallığın, yetke yapısına ait stres kaynakları ile boyun eğici yaklaşım; yetke yapısına ait stres kaynakları ile sosyal destek arama; üretim yapısına ait stres kaynakları ile sosyal destek arama; kümeleşme yapısına ait stres kaynakları ile boyun eğici yaklaşım; kültür yapısına ait stres kaynakları ile boyun eğici yaklaşım; kültür yapısına ait stres kaynakları ile sosyal destek arama arasındaki ilişkide aracı rolü olduğu saptanmıştır. İyi oluşun ise görev yapısına ait stres kaynakları ile iyimser yaklaşım arasındaki ilişkide aracı rolü olduğu saptanmıştır. Araştırmanın sonucuna göre çalışanlarda duygusal zeka azaldığında stresle başa çıkmadan kaçınıldığını, duygusal zeka arttıkça stresin oluşmasına neden olan durumların kaynağına inilip sorunun çözüldüğü ve stresle başetmenin sağlandığı söylenebilir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır.

Duygusal zekaStresStres faktörleri+2
Seda Alas
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn yetiştirme stili, işyeri saldırganlığı ve işyerinde kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığı arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın amacı, işyeri saldırganlığı ve işyerinde cinsiyet ayrımcılığı arasındaki ilişkide algılanan ebeveyn etkisi ve ebeveyn çocuk yetiştirme stilinin düzenleyici rolünü incelemektir. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmanın örneklemi, Ankara ve Bolu illerinde görev yapmakta olan özel okul ve devlet okulu öğretmenlerinden oluşturulmuştur. Araştırmada toplanan veriler kolay örneklem yöntemiyle elde edilmiştir. Algılanan ebeveyn etkisi ve ebeveyn çocuk yetiştirme stilinin düzenleyici rolü birbirlerinden bağımsız olarak incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, algılanan ebeveyn etkisi ve ebeveyn çocuk yetiştirme stilinin işyeri saldırganlığı ve işyerinde cinsiyet ayrımcılığı arasındaki ilişkide düzenleyici rollerinin olduğu görülmüştür. Araştırmadaki bulgular hem annenin hem de babanın dış dünyayla ilgili kararlara olan algılanan etkisinin, engelleme boyutundaki işyeri saldırganlığı ve kadının çalışma hayatı ve evlilik uyumu boyutunda yapılan cinsiyet ayrımcılığı arasındaki ilişkide düzenleyici bir role sahip olduğunu göstermiştir. Yine, babanın dış dünyayla ilgili kararlara olan algılanan etkisinin, engelleme boyutundaki işyeri saldırganlığı ve kadının çalışabileceği işler boyutunda yapılan ayrımcılık arasındaki ilişkide düzenleyici bir role sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca ebeveyn çocuk yetiştirme stillerinden annenin kabul/ilgi düzeyinin, engelleme boyutundaki işyeri saldırganlığı ve çalışan kadına yönelik yapılan cinsiyet ayrımcılığı arasında düzenleyici rolü olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır.

Algılanan ebeveynlik biçimleriCinsel ayrımcılıkEbeveyn-çocuk ilişkisi+7
Başak Gençtürk
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
20
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel adalet algısı, örgütsel vatandaşlık davranışı, işten ayrılma niyeti ve örgütsel insandışılaştırılma algısı arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın amacı, örgütsel adalet algısı ile örgütsel vatandaşlık davranışı ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide örgütsel insandışılaştırılma algısının rolünü incelemekle beraber, iş yerinde farklı gruplar ya da bireyler arasındaki hangi olumsuz tutumların insandışılaştırılma olarak algılandığının incelenmesidir. İnsandışılaştırma, dış-grup üyelerinin ya da bireylerin insan doğası ve/ve ya insanın benzersizliğine has özellikleri diğerlerine atfetmemesidir. Bu çalışmada çeşitli kurumlardaki çalışanlara, "iş yerinde çalışanı insandışı görmek ne demektir?, "iş yerinde hangi tür davranışlar/tutumlar çalışanı insandışı görmektir?", "daha önce kendinize ve ya başka birine insandışı (bir insana yapılmayacağını düşündüğünüz herhangi bir şey) muamele edildiğini düşündüğünüz bir olay hatırlıyor musunuz?" sorularından oluşan üç açık uçlu soru sorularak çalışanların iş yerindeki hangi tutumları insandışılaştırılma olarak algıladıkları belirlenerek 'Örgütsel İnsandışılaştırılma Algısı Ölçeği' geliştirilmiştir. Bu çalışmanın örneklemi çeşitli kurumlarda çeşitli pozisyon ve kadro durumlarında bulunan 183 çalışandan elde edilmiştir. Araştırmadaki veriler Örgütsel Adalet Algısı Ölçeği, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği, İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği ve Örgütsel İnsandışılaştırılma Algısı Ölçeklerinin yardımıyla toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda insandışılaştırılma algısının örgütsel adalet algısı ile örgütsel vatandaşlık davranışı ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide düzenleyici bir rolü olduğu görülmüştür. Dağıtımsal adalet algısı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide insan yerine koyulmama ve iş yeri ilişkileri alt boyutlarının ve toplam insandışılaştırılma algısının aracı rolü bulunmuştur. Kişiler arası adalet algısı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide toplam insandışılaştırılma algısının aracı rolü bulunmuştur. Bilgisel adalet algısı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide toplam insandışılaştırılma algısının aracı rolü bulunmuştur. Toplam örgütsel adalet algısı ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide toplam insandışılaştırılma algısının aracı rolü bulunmuştur. Örgütsel adalet algısı ve sivil erdem davranışı arasındaki ilişkide iş yeri ilişkileri alt boyutunun aracı rolü bulunmuştur. Bilgisel adalet algısı ve sivil erdem davranışı arasındaki ilişkide iş yeri ilişkileri alt boyutunun ve toplam insandışılaştırılma algısının aracı rolü bulunmuştur. Kişiler arası adalet algısı ve sivil erdem davranışı arasındaki ilişkide toplam insandışılaştırılma algısının aracı rolü bulunmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatürdeki araştırma sonuçları ile karşılaştırılarak tartışılmaya çalışılmıştır.

Adalet algısıÖlçeklerÖrgütsel adalet+4
Aslı Topcu
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
20
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel bağlılık ve amaç karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkide iş doyumunun rolü

Bu çalışmanın amacı, örgütsel bağlılık ve amaç karşıtı iş davranışları arasındaki ilişkide iş doyumunun rolünü incelemektir. Bu amaç doğrultusunda sağlık, eğitim ve hizmet sektörlerinden, İstanbul, İzmir, Samsun ve Bolu illerindeki 220 çalışandan veri toplanmıştır. Araştırmada veriler Örgütsel Bağlılık Ölçeği, Amaç Karşıtı İş Davranışları Ölçeği ve Minnesota İş Doyumu Ölçekleri yardımıyla toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda amaç karşıtı iş davranışlarının; iş doyumu ve örgütsel bağlılık değişkenleriyle ilişkili olduğu görülmüştür. Bulgular iş doyumunun amaç karşıtı iş davranışları alt boyutları ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide aracı rolü olduğunu ortaya koymuştur. Analizler sonucunda genel, devam ve duygusal örgütsel bağlılık alt boyutları ile amaç karşıtı iş davranışlarından bir tek geri çekilme alt boyutu arasındaki ilişkilerde genel, içsel ve dışsal iş doyumunun aracı rolü olduğu bulunmuştur. Geri çekilme boyutu; amaç karşıtı iş davranışlarından kötüye kullanma, çalma, sabotaj gibi daha aktif eylem gerektiren alt boyutlarından farklı olarak; daha pasif bir elem şeklidir. Anlamlı bulgular şu şekilde özetlenebilir; genel örgütsel bağlılık ve geri çekilme davranışı arasındaki ilişkide genel iş doyumunun ve dışsal iş doyumunun aracı rolü vardır. Devam bağlılığı ve geri çekilme arasındaki ilişkide hem içsel iş doyumu hem dışsal iş doyumunun aracı rolü vardır. Son olarak duygusal bağlılık ve geri çekilme arasındaki ilişkide dışsal doyumun aracı rolü vardır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatürdeki araştırma sonuçları ile karşılaştırılarak tartışılmaya çalışılmıştır.

BağlılıkGörevi kötüye kullanmaÖlçekler+4
Emre Töngel
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn evlilik çatışma çözüm stilleri, ergenin duygu düzenlemesi ve ergen çatışma çözme davranışları arasındaki ilişkiler

Bu araştırmada 11-14 yaş grubu ergenlerin ebeveynlerinin evlilik çatışma çözüm stilleri, ergenin duygu düzenlemesi ve ergen çatışma çözme davranışları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ek olarak araştırmada ebeveyn evlilik çatışma çözüm stilleri ile ergen çatışma çözme davranışları arasındaki ilişkide ergenin duygu düzenlemesinin aracı rolü test edilmiştir. Araştırmanın örneklemi, milli eğitime bağlı ortaokullarda öğrenim gören, yaşları 11 ile 14 arasında değişen 186 öğrenci ve bu öğrencilerin anne ve babalarından oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama araçları ebeveynler için, "Çatışma Çözüm Stilleri Ölçeği" ve ergenler için "Çatışma Çözme Davranışlarını Belirleme Ölçeği" ve "Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği" dir. Araştırma sonuçları, ebeveyn evlilik çatışma çözüm stilleri, ergen duygu düzenleme ve çatışma çözme davranışlarının bazı alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Annenin olumlu çatışma çözüm stili, ergenin problem çözme davranışı ile ilişkili bulunurken; annenin olumsuz çatışma çözüm stili ise, ergenin saldırganlık davranışıyla ilişkili bulunmuştur. Aynı zamanda babanın boyun eğme çatışma çözüm stilinin de, ergenin saldırganlık davranışıyla ilişki olduğu görülmüştür. Öte yandan araştırmada annenin olumsuz çatışma çözüm stili ile ergenin saldırganlık davranışı arasındaki ilişkide içsel işlevsel ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenlemenin aracılık etkisinin olduğu bulunmuştur. Babanın boyun eğme çözüm stili ile ergenin saldırganlık davranışı arasındaki ilişkide ise içsel işlevsel olmayan duygu düzenlemenin kısmi aracılık etkisi görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Çatışma, Evlilik Çatışması, Ebeveyn Evlilik Çatışma Çözüm Stilleri, Ergen Çatışma Çözme Davranışları, Duygu Düzenleme

Duygu düzenlemeEbeveynlerErgenler+4
Tuğba Üney
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Denetimli serbestlik eğitimlerinin sosyal süreçlere etkisi

Bu çalışmanın amacı denetimli serbestlik tedbiri altında bulunan yetişkin hükümlüler ile denetimli serbestlik sistemiyle ilişiği bulunmayan yetişkinlerin sosyal güven, yaşam doyumu ve çatışma çözme becerileri konularındaki benzerlik ve farklılıklarının araştırılmasıdır. Ayrıca, denetimli serbestlik eğitimlerinden Hayat İçin Değişim Grup Çalışmasının denetimli serbestlik hükümlülerinin sosyal güven, yaşam doyumu ve çatışma çözme becerilerine etkisinin araştırılması ve sosyal güven, yaşam doyumu ve çatışma çözme becerileri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmanın örneklemi Bolu Denetimli Serbestlik müdürlüğünce denetim ve takibi yapılan hükümlüler ve Bolu ilinde yaşayan ve denetimli serbestlik sistemiyle ilişiği bulunmayan yetişkinlerden oluşturulmuştur. Yapılan analizler sonucunda iki grubun çatışma çözme becerileri konusunda özellikle de öfke kontrolü konusunda birbirinden farklılık gösterdiği görülmüştür. Ayrıca grup çalışması sonrasında hükümlülerin devlete güven, geleceğe güven, kişiler arası güven ve çatışma çözme becerilerinin arttığı görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda ayrıca çatışma çözme becerilerinin alt boyutlarından olan öfke kontrolü üzerinde devlete güven ile kişiler arası güven etkileşiminin anlamlı olduğu, çatışma çözme becerilerinin alt boyutlarından olan her iki tarafın gereksinimlerine odaklanma üzerinde devlete güven ile geleceğe güven etkileşiminin anlamlı olduğu ve çatışma çözme becerilerinin alt boyutlarından olan her iki tarafın gereksinimlerine odaklanma üzerinde devlete güven ile kişiler arası güven etkileşiminin anlamlı olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Denetimli Serbestlik, Yaşam Doyumu, Sosyal Güven, Çatışma, Çatışma Çözme.

Denetimli serbestlik sistemiHükümlülerSosyal güven+3
Zeynep Emel
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kadının namusu algısı, işyeri saldırganlığı ve işyerinde kadına yönelik ayrımcılık arasındaki ilişkiler

Toplumumuz için önemli bir kavram olan namus sözlükte "kişinin ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet" şeklinde tanımlanırken; namus kültürü bireyin başkasının ve kendi gözündeki değeri olarak tanımlanır. Birleşmiş Milletler' e göre kadına karşı ayrımcılık, kadınların sosyal, ekonomik, kültürel alanlardaki haklarını ve özgürlüklerini kısıtlayan ve engelleyen, eşitlik ilkesine ters, cinsiyete yönelik ve kasıtlı yapılan her türlü mahrum bırakma ve engellemedir. İşyerinde saldırganlık ise bir çalışan veya çalışanların diğer çalışana zarar verme amacıyla yaptığı, fiziksel ya da psikolojik örgüt içinde ve dışında sürdürdüğü yıldırma amaçlı davranışlardır. Bu çalışmada kadının namusu algısı ile işyeri saldırganlığı ve işyerinde kadına yönelik ayrımcılık arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Denizli'deki iki kamu kurumunda çalışan 218 erkek, 116 kadın oluşturmaktadır. Katılımcılara Kadının Namusuna Yönelik Tutum Ölçeği (KNYTÖ), İşyeri Saldırganlığı Ölçeği, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği, Kadının Çalışmasına Yönelik Ayrımcılık Ölçeği, Çalışan Kadına Yönelik Ayrımcılık İnancı Ölçeği ve Ayrımcılık Ölçeğinden oluşan anket formu tek oturumda, katılımcıların kişisel hızlarına bağlı olarak 10-30 dakika arası değişen sürelerde doldurtulmuştur. Elde edilen bulgulara göre KNYTÖ'nün namus tanımı faktörü ile kadının çalışma hayatı ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide işyeri saldırganlığının aracı rolü olduğu görülmüştür. Aynı şekilde namus kaybı faktörü ile kadının çalışma hayatı ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide de işyeri saldırganlığının aracı rolü olduğu görülmüştür. Kullanılan ölçeklerin de birbirleriyle korelasyon içinde olduğu gözlenmiştir. Açık uçlu sorulara içerik analizi uygulanarak temalar ve alt başlıkları belirlenmiştir. Buna göre işyerinde kadına yönelik ayrımcılık genel olarak kadınların ve erkeklerin fiziksel koşulları, işlerin kadın-erkek işi olarak ayrılması, kadının eş ve anne olarak sorumlulukların fazla olması ve erkeğe göre çalışma disiplinin daha az olması şeklinde özetlenebilir. Araştırmanın sonucuna göre kadına yönelik geleneksel bakış açısının ve namus anlayışının devam ettiği, bu durumun işyerinde kadının ayrımcılığa uğramasına neden olduğu işyeri saldırganlığının da bu durumu arttırdığı söylenilebilir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Namus, Namus kültürü, İşyeri Saldırganlığı, İşyerinde Kadına Yönelik Ayrımcılık

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkKadınlar+3
Duygu Uğurlu
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel adalet algısı, duygusal zeka ve çatışma yönetim stilleri arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın amacı, örgütsel adalet algısı, duygusal zeka ve çatışma yönetim stilleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmanın örneklemi çeşitli illerde özel ve kamu sağlık kuruluşlarında çalışan ebe ve hemşirelerden oluşturulmuştur. Araştırmada veriler kolay örneklem yöntemiyle elde edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda duygusal zekanın, örgütsel adalet algısı ve çatışma yönetim stilleri arasında düzenleyici bir rolü olduğu görülmüştür. Araştırmadaki bulgular işlemsel adalet ve hükmetme çatışma yönetim stili arasındaki ilişkide öz kontrolün düzenleyici rolü olduğunu göstermiştir. Ayrıca işlemsel adalet ve kaçınma çatışma yönetim stili arasındaki ilişkide duygusallığın düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Yine işlemsel adalet algısı ve kaçınma çatışma çatışma yönetim stili arasındaki ilişkide öz kontrolün düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Bulgular, kişilerarası adalet ve hükmetme çatışma yönetim stili arasındaki ilişkide duygusal zeka alt boyutlarından duygusallık ve öz kontrolün düzenleyici rolü olduğunu göstermiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Örgütsel adalet, örgütsel çatışma yönetimi, çatışma yönetim stilleri, duygusal zeka.

Adalet algısıDuygusal zekaÇatışma yönetimi+1
Hilal Taş
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Other supervisors