Theses supervised by Prof. Dr. Nuran Zeren Gülersoy

10 theses · İstanbul Technical University

Master'sOpen AccessTR

Özel alanlarda kullanıcı müdahalesinin kamusal alanlar üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi Etiler, Nispetiye Caddesi örneği

Kamusal alanlar ve özel alanlar kenti meydana getiren alanların sınıflandırılmasında mülkiyet ilkesine göre değerlendirilen ve birbirine zıt anlam ifade eden iki kavram olarak tanımlanmaktadırlar. Bu iki kavram kentsel tasarım çerçevesinde değerlendirildiğinde birbirilerini tamamlayan, etkileyen ve dönüştüren niteliklere sahiptirler. Özel alanda ortaya çıkan her türlü mimari form kullanıcısı ya da mülk sahibi için bir mekan sağlarken aynı zamanda kamusal alanların fiziksel ve sosyal anlamda biçimini ve karakterini de ortaya çıkarmaktadır. Toplum içerisindeki her bireyin hem kamusal hem de özel olan iki varoluş düzeninde yer aldığı düşünüldüğünde kişilerin hem kendi özel alanları hem de kamusal alan ile olan ilişkileri yaşam kalitelerini belirlemektedir. Özel alanda ortaya çıkarılan yapılı çevre belirli bir kamusal kontrol süzgecinden geçerek bir tasarımcı tarafından kullanıcı ya da mülk sahibinin ihtiyaç ve beklentilerine yönelik olarak ortaya çıkarılmaktadır. Yapıların kamusal bir ürün olarak ortaya çıkarılmalarının ardından başlayan kullanım süreci ise kullanıcı ya da mülk sahibinin çeşitli nedenler ile yapı üzerinde değişikliklerde bulunabildiği bir süreçtir. Bu süreç içerisinde yapı üzerinde gerçekleştirilen değişiklikler yapının kendisini ilgilendirdiği kadar kamusal alanları, yapının kullanıcısı ya da mülk sahibini ilgilendirdiği kadar kentliyi de ilgilendiren etkiler doğurabilmektedir. Bu tezin amacı günlük yaşam pratiğimizin geçtiği kamusal alanlarda yapısal çevre üzerinde sıklıkla karşılaştığımız kullanıcı ya da mülk sahibi müdahalelerinin oluşum nedenlerini araştırmak, kamusal alan üzerinde yarattığı etkileri belirlemek ve bu olgunun yarattığı olumsuz etkileri kontrol altına almak için öneri ve yöntemler geliştirmektir. Bu kapsamda tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmada incelenecek problemin tanımı yapıldıktan sonra tezin amacı, kapsamı ve izlenecek yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde tezin temel iki kavramı olan kamusal alan ve özel alan kavramının kavramsal analizi yapılmış bu kavramların tarihsel süreç içerisinde oluşum ve gelişim evreleri incelenmiş ve kent bağlamında birbirleri olan ilişkileri ele alınmıştır. İkinci bölümün devamında kullanım sürecinde kullanıcı ya da mülk sahibinin özel alanındaki yapısal çevre üzerinde değişiklik yapma nedenleri ve bunların ortaya çıkardığı sonuçlar ele alınmış bölüm sonucunda ise bu değişikliklerin kamusal alan üzerinde yarattığı etkiler ortaya konulmuştur. Tezin üçüncü bölümü ise özgün araştırma kısmının yer aldığı bu olgu karşısında alınabilecek önlem ve bu olgunun yarattığı olumsuz etkilerin azaltılabilmesi için önerilebilecek yöntemleri içermektedir. Bu bölümde alan çalışması olarak çalışma konusunda tanımlanan problemin görülebildiği bir kamusal alan olarak Etiler mahallesi, Nispetiye Caddesi seçilmiştir. Cumhuriyetin erken döneminde ortaya çıkan bu Caddenin Tarihsel süreç içinde gelişimi ve evrimi incelenmiş ve günümüzdeki mevcut durumu ortaya konulmuştur. Cadde üzerindeki özel alanlar kapsamında yer alan yapılı çevre son 30 yıl içerisinde değişen kentsel dinamikler etkisi altında işlevsel anlamda büyük bir değişime uğramıştır. Bu işlevsel değişim ise mevcut yapılar üzerinde kullanıcı ya da mülk sahibinin çeşitli müdahaleler gerçekleştirmesine ve kamusal alanın bu durumdan olumsuz olarak etkilenmesine sebep olmuştur. Bölüm kapsamında özel alanda görülen müdahale tipleri ve bunların kamusal alan üzerinde yarattığı etkiler ortaya konulmuş, Bu etkiler karşısında çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bölümün sonucunda ise yere özgü olarak kamusal özel alan etkileşimini düzenleyen bir kentsel tasarım önerisi hazırlanmıştır. Dördüncü bölümde tez çalışmasının genel bir değerlendirilmesi yapılmış kullanıcı ya da mülk sahibinin özel alanda yaptığı değişikliklerin kamusal alan üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin önlenmesi için öneriler ortaya konulmuştur. Kentlerde ortaya çıkan bu olgunun nedeni olarak özel alanda yapı kullanım sürecini düzenleyen kuralların içeriği ve uygulanmasındaki eksiklikler, tasarımların oluşturulmasında kullanıcı katılımının eksikliği, ve yapı kullanım sürecini ilgilendiren yönetim stratejisinin olmaması durumları saptanmış ve bu durumun kentsel çevrenin ve kamusal alanların sağlığı için özel alanı bağıtlayacak şekilde düzenlenmesi önerilmiştir.

Erman Özdemir
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal mekanların akıllı kent mobilyaları kullanılarak düzenlenmesi üzerine bir öneri: Maltepe dolgu alanı Orhangazi Şehir Parkı örneği

Dünyada yaşanan hızlı kentleşme olgusu, değişen yaşam şartları, değişen toplum yapısı ve teknolojideki gelişmeler, kentlerin gelişimlerini ve değişimlerini etkilemektedir. Kentler bu gelişimin ve değişimin dışında kalmamak için gerek yönetimsel gerekse de vatandaşının ihtiyaçlarına yönelik yeni hizmetler ve uygulamalar yapmaktadır. ''Kamusal mekanların akıllı kent mobilyaları kullanılarak düzenlenmesi üzerine bir öneri'' isimli bu tezde; bu konunun Dünya genelindeki ve Türkiye'deki önemi, gelişmeleri ve bu gelişmelerin kamusal mekana yansıdığı örnekler incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı; tüm Dünya'da son yıllarda bilgi teknolojileri etkisiyle gelişen akıllı kent yaşamında, kentte yaşayanların sosyal yaşamlarının belirlenmesinde etkin rol oynayan kamusal mekanların en önemli elemanlarından olan akıllı kent mobilyalarının kullanılabilirliğini irdelemektir. Bu çalışma kapsamında Dünya'daki ve Türkiye'deki akıllı kent mobilyası uygulamalarının mevcut durumlarını araştırmak ve değerlendirmelerini yapmak; bu değerlendirmelere göre de Türkiye'deki kamusal mekanlar için teknolojik değişim ve gelişim ürünü olan yeni akıllı kent mobilyası uygulama önerileri geliştirmek amaçlanmıştır. Bu anlamda tez kapsamında; kentsel mekan ve kent mobilyası ilişkisi, kent mobilyalarının oluşum ve gelişim süreçleri, akıllı kent kavramı, Dünya'da ve Türkiye'de uygulanan ve planlanan akıllı kent çalışmaları, akıllı kentlerin etkisiyle oluşan akıllı kent mobilyası kavramı ve uygulamaları, kamusal mekan projelerinde akıllı kent mobilyalarının kullanımına ait Dünya'dan örnek projeler, kamusal mekan projelerinde akıllı kent mobilyalarının kullanımına yönelik bir düzenleme önerisi olarak Maltepe dolgu alanı Orhangazi Şehir Parkı incelemesi, sonuç ve öneriler kısmı yer almaktadır. Günümüzde; kentleşme ve sosyal çevre üzerinde etkisi tartışılmaz olan akıllı kent mobilyalarının, Dünya'daki mevcut durumunu, yapılan uygulamaları ve örnekleri inceleyip, Türkiye'deki mevcut durumun analizinin yapılması, bu konuda yapılacak çalışmalarda da kullanılabilecek literatür araştırmalarıyla beraber, Türkiye'deki kamusal alanlarda kullanılabilecek akıllı kent mobilyaları ile kent içerisinde daha canlı, yaşayan, ihtiyaçlara cevap veren mekanlar kazandırmak ve Türkiye'deki akıllı şehirleşme çalışmalarına katkı sağlamak hedeflenmektedir. Tez çalışmasının birinci bölümü olan giriş bölümünde; kentlerimizde değişen yaşam koşulları ve gelişen teknolojik etkiyle oluşan değişimden, bu değişimin insanların yaşamlarındaki etkilerinden ve oluşan ''akıllı kent''ve ''akıllı kent mobilyası'' kavramlarının öneminden bahsedilmiştir. Bu bölümde ayrıca araştırmanın kapsamı ve çalışma süresince izlenecek yöntemler anlatılmıştır. İkinci bölümde kent mobilyaları kavramı üzerinde literatür çalışması yapılmış; kentsel mekan ve kent mobilyası ilişkisi, kent mobilyalarının oluşum ve gelişim süreçleri, tanımı, tarihçesi, kullanım alanları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; gelişen teknoloji ve bilimsel değişimler sonucu oluşan akıllı kentler ve bu kavramın insanların yaşamlarındaki etkisi olan akıllı kent mobilyası kavramları ele alınmıştır. Akıllı kentler incelenirken; geleneksel kentlerin ve akıllı kentlerin karşılaştırılması, akıllı kenti oluşturan birimler, akıllı kentin yapı taşları, temel özellikleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Akıllı kent mobilyaları kavramı incelenirken; oluşum süreci, ihtiyaçlar ve kullanım alanları da ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; akıllı kent kavramının kamusal mekanlara yansıması sonucu oluşan akıllı kent uygulamaları ele alınmış, Dünya'daki ve Türkiye'deki örnek uygulamalar incelenmiştir. Beşinci bölümde ise; İstanbul'un kamusal alanlarından olan Maltepe dolgu alanında yer alan Orhangazi Şehir Parkı'nın mevcut projesinin tasarımı, kullanım alanları, kullanılan kent mobilyaları belirtilmiş, akıllı kent mobilyaları kullanılarak parkın gelişimi ve değişimi üzerine belirlenen alanda akıllı park önerisi getirilmiş ve akıllı şehirleşme çalışmalarının önem kazandığı İstanbul ve Türkiye üzerindeki olası etkileri açıklanmıştır. Sonuç ve öneriler bölümü ile tez tamamlanmıştır.

Akıllı kentler
Burcu Demir
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ölçekli parkların etki alanlarına kattığı değerlerin ve kullanım potansiyellerinin irdelenmesi: İstanbul-Beşiktaş ilçesi örneği

Endüstri devrimi ile kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru olan göç hareketleri büyük şehirlerde hızlı nüfus artışına sebep olmuştur. Kentlerin büyümesi plansız yapılaşmalarla devam etmiş ve bu da günümüz de dahil olmak üzere engellenemeyen bir problem olmuştur. UNWUP (2014) verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık %54'ü kasaba ve şehirlerde yaşamaktadır ve bu oranın 2050'li yıllarda %70'e çıkacağı öngörülmektedir. Türkiye'de 1950li yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler ile gerçekleşen göç sonrası büyük şehirlerde nüfus artışı yaşanmıştır. The World Bank verilerine göre ülkemizde 1990 yılında %59 olan kentleşme oranı 2015 yılında %73 olmuştur. Yaşanan bu nüfus artışları ile kişi başına düşen yeşil alan oranları azalmakta, imar planlarında ve çeşitli literatürlerde söz konusu olan normlar sağlanamamaktadır. Türkiye kentleri için 14.06.2014 Resmî Gazete'de yayımlanan 'Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne göre hizmet etki alanı 500 m. olan Sosyal Açık ve Yeşil Alanların kişi başına 10m² olarak belirlenmesine rağmen İstanbul'da bu oran Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 2010-2011 İstanbul Çevre Durum Raporu'na göre 6,05 m²'dir. Kentleşme ile beraber şehirlerdeki mevcut yeşil alanlar her geçen gün tahribata uğramakta, yeşil alanların maddi ve manevi değeri artmakta fakat miktarı azalmakta, yeşil alana erişim giderek daha güç olmaktadır. Kentsel yeşil alanlar kentlilerin günlük rekreasyon ihtiyacını karşılarken, insan ve doğa arasında bozulan ilişkiyi onarmaktadır. Yoğun yapılaşmaya maruz kalan kentlerde büyük ölçekli yeni yeşil alanların oluşturulması güçleşirken birbirinden bağımsız çok sayıda küçük ölçekli yeşil alan bulunabilmektedir. Bu küçük ölçekli yeşil alanlar kentlilerin dinlenme amacıyla kullandığı, çocuklarının oynadığı, salıncakta sallandığı veya geçerken fark etmediği alanlar olabilmektedir. Kentlilerin kolaylıkla erişebileceği bu yeşil alanlar büyük ölçekli parkların uygulamaya konulamadığı alanlarda hizmet verebilmektedir. Küçük ölçekli parkların hizmet etki alanına kattığı değerlerin ve kullanım potansiyellerinin incelendiği bu tez çalışmasının birinci bölümde küçük ölçekli parkların kent ve kentliler için önemine dair bir giriş yapılmış, tezin amacı belirlenmiş, kapsamı ve yöntemi tarif edilmiştir. İkinci bölümde kentsel yeşil alan ve park kavramının tanımları yapılmış, farklı ülkelerde yapılan park sınıflandırmaları incelenmiştir. Parkların hizmet etki alanlarına kattıkları sosyo-ekonomik, ekolojik ve sağlık işlevlere değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde küçük ölçekli parkların etki alanına kattığı değerlerin ve kullanım potansiyellerinin incelenmesi için Beşiktaş İlçesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. İlk olarak Beşiktaş İlçesi'nin genel özellikleri, kentsel gelişimi araştırılmıştır. Beşiktaş'ta yer alan parklar incelenmiş, hizmet etki alanları ölçülmüştür. Tezde araştırma yöntemi olarak 1.000 m²'nin altında park bulunan her mahalleden bir park seçilerek 15 parkta toplam 375 adet kişi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Elde edilen veriler ile küçük ölçekli parkların kullanıcı profilleri, kullanım amaçları, hizmet etki alanı ve çevresine kattıkları değerler saptanmıştır. Çalışmanın son bölümünde küçük ölçekli yeşil alanların kullanıcıları, kulanım şekilleri, kullanım amaçları hakkında yapılan değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu parkların çevresine kattıkları sosyo-ekonomik, ekolojik ve fiziksel işlevlere değinilmiştir. Yapılan gözlemler ve anket sonuçlarına göre küçük ölçekli parkların geliştirilmesi ile ilgili hem genel ve hem de Beşiktaş özelinde önerilerde bulunulmuştur. Sonuç olarak akademik literatürde yer almayan fakat yerel yönetimler tarafından yapılan sınıflandırmalarda yer alan küçük ölçekli parklar hizmet etki alanlarına sosyo-ekonomik, ekolojik, fiziksel ve sağlık yönünden çok sayıda fayda sağlamaktadır. Alan çalışmasının verileri Kopenhag'da yapılan benzer araştırmayla kıyaslanınca kullanıcıların yaş aralıkları, parkı kullanım saatleri, günleri ve sıklığı, parkta geçirdikleri süre, parka ulaşım şekilleri ve mesafeleri, parkı kullanım türleri ile ilgili benzer sonuçlar ortaya çıktığı görülmektedir. Küçük ölçekli parklar tüm yaş gruplarına hitap etmesine rağmen daha çok 25-44 yaş grubu tarafından kullanılmaktadır. Parklar hafta içleri tercih edilirken, kullanım saatleri genelde öğleden sonralarıdır. Kullanıcılar parka ortalama 300 m. mesafeden yürüyerek gelmektedir. Parklarda çeşitli kullanımlar yer almasına rağmen kullanıcılar daha çok dinlenme ve sosyalleşme amacıyla bu alanları kullanmaktadır. Araştırma sonucunda, kentlerde artan yapılaşmaya karşı küçük ölçekli yeşil alanların daha etkin kullanılması önerilmektedir. Bu kapsamda yapılacak planlamaların kullanıcıların ve kentin ihtiyacına yönelik olması gerekmektedir. Küçük ölçekli parklar kullanıcıların 300m. içerisinde ulaşabildiği dinlenme ve sosyalleşme alanlarıdır. Yeni yapılacak olan uygulamaların parkların hizmet etki alanında yer almayan bölgelerde olması ve çok çeşitli fonksiyonlar yerine yeşil alan dokusunun ortaya çıkarılması önerilmektedir. Parkların ekolojik faydalarını arttırmak için uzmanlar ile iş birliği yapılmalıdır. Yol kenarında yer alan parklarda araç gürültüsünü ve egzozunu absorbe edecek bitkilendirmeler tasarlanmalıdır. Kentlilerin artan yeşil alan ihtiyacını karşılamak için, kullanılmayan ve terk edilmiş alanların küçük ölçekli parklara dönüştürülmesi kentlerin yaşam kalitesini arttırmak için önemli bir rol oynayacaktır.

Kentsel yeşil alanlar
Bahar Deniz Gürsoy
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası hızlı servis restoranlarının ticari alan analizine dayalı bir yer seçimi modeli önerisi

Toplumsal yaşam biçimi ve yeme içme alışkanlıkları ile kentsel mekânın değişimine bağlı olarak hem nicelik hem de nitelik bakımından küreselleşme ile birlikte hızlı bir gelişme gösteren uluslararası hızlı servis restoranlarının yer seçimi kararları büyük bir önem kazanmıştır. Günümüzde kentsel gelişmeler hem mekânsal etmenler hem de mekâna doğrudan etkileri olmayan sosyal, ekonomik ve kültürel etmenler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu araştırmada kente dair beklentilere ve hızlı yaşam biçimlerine cevap verebilme kapasitesine sahip olan uluslararası hızlı servis restoranlarının kentlerde önemli bir kullanım haline gelmesi sonucunda, yer seçiminde ticari alan analizinin bir araç olarak kullanılmasına ve bu kapsamda ticari alan özelliklerinin irdelenmesine odaklanılmaktadır. Uluslararası hızlı servis restoranlarının yer seçimi kararlarının alınmasında günümüze uygun yöntemler doğru tespit edilemediği için sorunlar yaşanmakta ayrıca ticari alanlar ile ekonomik ve mekânsal ilişkilerin kurulamaması yer seçiminde ticari alan özelliklerinin etkisinin bilinmemesine neden olmaktadır. Bu sorundan yola çıkılarak, tez çalışmasında "Uluslararası hızlı servis restoranlarının yer seçimi kapsamında ekonomik hacimleri ile ticari alan özellikleri arasında nasıl bir bağımlılık düzeyi bulunmaktadır?" temel sorusuna yanıt aranmaktadır. Bu bağlamda, araştırmanın amacı; uluslararası hızlı servis restoranlarının ekonomik hacmi ile ticari alanlarına ait kentsel, demografik ve sosyo-ekonomik verileri arasındaki bağımlılık düzeyini Türkiye ölçeğinde yer seçimi kapsamında analiz ederek bir yer seçimi modeli ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda belirlenen araştırma hedeflerinden ilki; literatürde yer alan ticari alan modelleri ve analiz yöntemleri ile ilgili bir değerlendirme yaparak bu değerlendirme sonucunda günümüz koşullarına uygun yer seçimi yöntemine karar vermektir. Türkiye'deki uluslararası hızlı servis restoran sektörünün yayılma stratejilerini iller ve ticari alanlar düzeyinde kavramak, gayrimenkul geliştirme kriterlerini anlamak, hızlı servis restoranlarının lokasyonları ile ticari alan özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarıp potansiyel pazarları belirlemek ise araştırma hedeflerinden ikincisidir. Bu kapsamda, uluslararası hızlı servis sektörü yer seçimi kararlarında ticari alan özelliklerinin etkisinin bilinmemesi problemi, oluşturulan metodolojik çerçevenin uygulaması ile sınanmakta ve Türkiye'de yer alan uluslararası hızlı servis restoranları için ticari alan analizine dayalı bir yer seçimi modeli önerisi geliştirilmektedir. Beş bölümden oluşan araştırmanın giriş bölümünde; geçmişten günümüze yer seçimi kavramı, uluslararası hızlı servis restoranlarının bu araştırma için özgünlüğü ve literatürde yer seçimi üzerine yapılan çalışmalar incelenmekte ve araştırma konusu kavramsal çerçeve belirlenerek açıklanmaktadır. Araştırma probleminin tanımlanması, araştırma sorularının belirlenmesi, araştırmanın amaç ve kapsamı açıklandıktan sonra araştırma yöntemi de birinci bölümde sunulmaktadır. Araştırmanın "Uluslararası Hızlı Servis Restoranları ile Ticari Alan Kavramlarının Tanımlanması ve İrdelenmesi" başlıklı ikinci bölümünde; araştırmanın temel konu alanını oluşturan uluslararası hızlı servis restoranlarına ve ticari alana ait bileşenlerin tanımlandığı kuramsal ve kavramsal altyapı sunulmaktadır. Literatür taraması sonucunda ev dışında yemek yeme olgusunun yeme içme endüstrisine olan etkileri irdelenmekte, yeme içme sektörü ve hızlı servis restoranlarına yönelik genel tanımlar ve temel bilgiler açıklanmakta ve hızlı servis restoranlarının dünyada ve Türkiye'deki gelişim süreci ve günümüzdeki durumu tartışılmaktadır. Uluslararası hızlı servis restoranlarına ilişkin temel bilgiler kavrandıktan sonra araştırmanın ikinci temel konusu olan ticari alan ve ticari alan analizi tanımı yapılmaktadır. Ticari alanlar üzerinden coğrafi verilere ulaşıldığı ve yer seçimi modelindeki mekânsal ilişki bu alanlar ile kurulduğu için ticari alan sınırlarını belirleyen yöntemler ve ticari alan tipleri değerlendirilmektedir. Ticari alan özelliklerinin irdelenmesi kapsamında demografik verilerden nüfusun, sosyo-ekonomik verilerden gelirin, kentsel verilerden ticari fonksiyonların ve ulaşımın perakende satış ile ilişkisi araştırılmaktadır. İkinci bölümde son olarak; hızlı servis restoranlarının ticari alan özellikleri ile yer seçiminde dikkate alınması gereken lokasyon kriterleri irdelenmektedir. Araştırmanın "Uluslararası Hızlı Servis Restoranlarının Yer Seçimi İçin Ticari Alan Modelleri ile Analiz Yöntemlerinin Değerlendirilmesi" başlıklı üçüncü bölümünde ticari alan modellerini kapsayan birinci araştırma sorusuna yönelik, geçmişten günümüze literatürde yer alan ticari alan modelleri ve analiz yöntemleri analitik olarak uluslararası hızlı servis restoranları açısından ele alınmakta ticari alanın pazar potansiyelinin günümüz dinamiklerine göre nasıl ölçülmesi gerektiği irdelenmektedir. Ticari alan modellerinden Yakın Alan Modeli, Reilly'nin Perakende Çekim Modeli, Merkezi Yer Teorisi, Huff Modeli, Analog Model ve Coğrafi Bağımlılık Modeli'nin uluslararası hızlı servis restoranları yer seçimi açısından günümüz koşullarına göre yetersizlikleri tespit edilmektedir. Böylece bu yetersizliklerin günümüz koşullarında uygulanabilir olan CBS ve Regresyon Analiz Yöntemleri'nin birlikte kullanıldığı bütünleşik bir yöntem önerisi ile aşılabileceği sonucuna varılmaktadır. Araştırmanın özgün kısmı; "Uluslararası Hızlı Servis Restoranlarının İller Düzeyinde Değerlendirilmesi ve Ticari Alan Analizine Dayalı Bir Yer Seçimi Modeli Önerisi" başlığını taşıyan dördüncü bölümünde sunulmaktadır. Öncelikle, tezin ikinci araştırma sorusuna yönelik uluslararası hızlı servis restoranları iller ölçeğinde değerlendirilmektedir. Türkiye'de yer alan uluslararası hızlı servis restoranlarının sayısının iller düzeyinde demografik ve sosyo-ekonomik değişkenlerle ilişkisinin Korelasyon Analizi ile değerlendirilmesi yapılırken, analizin doğru yorumlanabilmesi için 2016 yılına kadar olan 5 yıllık süreç irdelenmektedir. Uluslararası hızlı servis restoranlarının Türkiye'de yıllara göre sayılarının ağırlıklı olarak giderek arttığı ve illere göre konumlanmalarının küçük illerden büyük illere, doğudan batıya doğru olduğu görülmektedir. İllere yönelik genel değerlendirmenin ardından uluslararası hızlı servis restoranlarına ve illere ait veriler ve veri kaynakları sunulmakta, bu verilerin uluslararası hızlı servis restoranlarının sayıları ile ilişkisi Korelasyon Analizi ile açıklanmaktadır. Korelasyon Analizi sonucuna göre Türkiye'de bulunan uluslararası hızlı servis restoran sayısı ile; kullanılan verilerden il gelişmişlik endeksi, SES verisi, il nüfusu verisi arasında çok yüksek, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu hane halkı geliri verisi ile restoran sayısının zayıf düzeyde ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Buna göre, uluslararası hızlı servis restoranları için Türkiye illerine yönelik yapılacak olan bir yer seçimi kararında; il gelişmişlik endeksinin, SES verisinin ve il nüfusunun değerlendirilmesi önerilmektedir. Tezin üçüncü ve dördüncü araştırma sorusuna yönelik, uluslararası hızlı servis restoranlarının ticaret hacmi ile ticari alanının kentsel, demografik, sosyo-ekonomik verileriyle olan ilişkisinin ölçülerek modellenmesi yapılmaktadır. Bu doğrultuda öncelikle geliştirilen ticari alan analizine dayalı yer seçimi model önerisine yönelik metodolojik çerçeve sunulmaktadır. Daha sonra uluslararası hızlı servis restoranlarının ticari alan analizine dayalı yer seçimi model önerisinde kullanılan veriler ve veri kaynakları incelenmektedir. Türkiye'de yer alan restoranlar arasından seçilen 146 adet uluslararası hızlı servis restoranının Restoran İçi Satış ve Paket Servis Satışı toplamından oluşan Toplam Satış Verisi bağımlı değişken olarak; restoran verileri, demografik, sosyo-ekonomik veriler ile kentsel veriler olmak üzere üç ana başlık altında oluşturulan veri seti de bağımsız değişken olarak analizde kullanılmaktadır. Ticari alan analizine dayalı yer seçimi modeli, bu verilerin Çoklu Regresyon Analizi ile sınanmasıyla kurulmakta, ortaya konulan model sonucu model değerleri paylaşılmaktadır. Model bulguları doğrultusunda; Toplam Restoran Satış Verisi ile Paket Servis Satışı, Arazi Kullanım Tipi – Konut & Ticaret, Uluslararası Hızlı Servis Restoran Sayısı, 1. Derece Rakip Restoran Sayısı, Park Edebilme Kolaylığı, Yaya Yoğunluğu Endeksi, Okul Sayısı, Hanehalkı Geliri, SES ABC1C2 – Yaş Aralığı 19-34 verilerinin sırasıyla istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu tespit edilmektedir. Buna göre; bağımlı değişken olan restoran satış verisinin modelde yer alan bağımsız değişkenler tarafından açıklanabildiği, elde edilen rakamlar bakımından bu ilişkilerin yüksek olduğu ve modelde kullanılan değişkenlerin hepsinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Böylece tezin hipotezi olan "Uluslararası hızlı servis restoranlarının yer seçimi kapsamında ekonomik hacimleri ile ticari alanlarındaki kentsel, demografik ve sosyo-ekonomik veriler arasında güçlü bir ilişki vardır." ifadesi istatistiksel olarak doğrulanmaktadır. Bu araştırma ile; geliştirilen ticari alan analizine dayalı yer seçimi modeli kapsamında, ekonomik hacim üzerinde etkisi olan ticari alan verileriyle yer seçimi kararı verilebileceği ve bu modeldeki değişkenler ile değişken katsayılarının herhangi bir lokasyona uygulanması sonucu hesaplanan satış tahminine göre yer seçimi yapılabileceği önerilmektedir. Araştırmanın beşinci ve son bölümünde, elde edilen model bulguları araştırma kapsamı çerçevesinde tezin temel sorusu ve alt araştırma sorularını cevaplamaya yönelik değerlendirilmekte, araştırmanın literatüre katkısı ve geleceğe yönelik çıkarımlar sunulmaktadır. Sonuç olarak, bu araştırmada Türkiye'de bulunan uluslararası hızlı servis restoranları için il gelişmişlik endeksinin, SES'nin ve il nüfusunun yüksek olduğu illerin potansiyel pazar olduğu tespit edilmektedir. Ticari alan analizine yönelik yer seçimi kapsamında ise; ticari alandaki paket servis satışı miktarı, uluslararası hızlı servis restoran sayısı, okul sayısı, park edebilme kolaylığı, yaya trafiği, hanehalkı geliri, arazi kullanım türünün konut ve ticaret birlikteliği, sosyo-ekonomik seviyesi A,B,C1 ve C2 olan kişilerden yaş aralığı 19-34 arası olan kişilerin sayısı arttıkça ve birinci derece rakip restoran sayısı azaldıkça ticari alanın ekonomik hacminin arttığı görülmekte ve bu verilerle potansiyel ticari alanlar belirlenebileceği ortaya konulmaktadır. Araştırmada; dünya çapında rekabetin, sosyal, kültürel ve politik özelliklerin göz önüne alınmasıyla günümüze uygun bir yer seçimi yaklaşımında bulunulmakta ve geliştirilen ticari alan analizine dayalı yer seçimi model önerisi ile ekonomi ve coğrafyanın ilişkisi kurulmaktadır. Bu doğrultuda ülke ekonomisi için önem taşıyan bu araştırma; hem şehircilik ilkeleri doğrultusunda verilen yer seçimi kararları ile arazi kullanım planlamasına katkı sağlayacak hem de ekonomik faaliyetlerin mekânsal olarak doğru lokasyonda bulunması sonucunda planlı ve yaşanabilir kentlerin gelişmesinde faydalı olacaktır.

Tesis yer seçimi
Hanzade Kuğu Baş
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de özel çevre koruma bölgelerinde doğal alanların etkin korunması ve planlanması için bir sistem önerisi: Datça-Bozburun örneği

Dünya genelinde doğa koruma alanları, biyolojik çeşitliliğin korunmasında etkin bir araç olarak uygulanmaktadır. Ancak, koruma statüsü kazandırılan bölgeler sayı ve alansal olarak artış göstermesine rağmen, biyolojik çeşitlilik kaybı da tarihte görülmemiş bir hızla artmaya devam etmektedir. Doğa koruma alanlarının artmasına rağmen, biyolojik çeşitlilik kaybının artan bir hızla devam etmesi, bir alana koruma statüsü kazandırmanın sorunların çözümünde tek başına yeterli olmadığını göstermektedir. Doğa koruma alanları daha büyük ekosistemlerin parçası olabilmektedir ve korunan alanların dışında meydana gelen arazi kullanım değişikliği, ekolojik süreçleri etkileyerek biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir. Mevcut doğa koruma ve yönetim stratejilerinin, arazi kullanım değişikliklerinin doğa koruma alanlarını çevresinden izole edilmiş kara parçaları haline getirmesine engel olmada yetersiz olduğunun anlaşılmasıyla uluslararası düzeyde bütüncül yaklaşımlar benimsenmeye başlanmıştır. Dünya genelinde doğa korumada bütüncül yaklaşımlar benimsenirken, Türkiye'de doğa koruma çalışmaları 19. yüzyılda başlamıştır. Türkiye, coğrafi konumu nedeniyle kıta özelliği gösteren yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip olmasına rağmen, bu zenginliğini korumada yetersiz kalmaktadır. Türkiye'de biyolojik çeşitliliğe yönelik başlıca tehditlerin arazi kullanımı ile ilgili olması da Türkiye'de mekânsal planlamanın doğa korumadaki önemini ortaya koymaktadır. Ancak, mekânsal planlar, doğa koruma alanları üzerindeki insan kaynaklı baskıların engellenmesinde yeterli olamamaktadır. Bu nedenle, Türkiye'de hem mekansal planlamaya ekolojik bakış açısı kazandıracak hem de arazi kullanım değişikliğine yönelik kararları doğa koruma ile bütünleştirecek ekosistem tabanlı mekansal planlama sistemine ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bu doğrultuda, çalışmada Türkiye'deki doğa koruma alanlarının, mevcut planlama sisteminde, arazi kullanımı değişikliklerinden kaynaklanan baskı ve tehditlere karşı korunamaması sorununa odaklanılmaktadır. Araştırmanın hipotezi, "Doğa koruma alanlarındaki planların hazırlık ve uygulama aşamalarının etkinliğinin sağlanmasında ekosistem tabanlı döngüsel mekânsal planlama bir çözüm aracıdır" olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, araştırmanın temel soruları, "Doğa koruma alanlarının sürdürülebilir yaşam doğrultusunda korunabilmesini sağlayacak etkin planlama sistemi hangi mekanizma ve araçlarla, nasıl tanımlanabilir? Bu amaçla hazırlanacak/tanımlanacak ekosistem tabanlı mekânsal planlama sistemi doğa koruma alanlarının sürdürülebilir korunmasında çözüm olabilir mi?" olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda araştırmanın amacı, doğa koruma alanlarının, etkin korunması ve planlanmasına yönelik ekosistem tabanlı mekânsal planlamanın tanımlanması olarak belirlenmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde, mevcut durum ile ulaşılmak istenen durumu betimlemek amacıyla, ulusal ve uluslararası akademik çalışmalar üzerinden kaynak araştırması ile araştırmanın temel konu alanını oluşturan bileşenlerin tanımlandığı ve irdelendiği kuramsal ve kavramsal altyapı sunulmaktadır. Bu bölümde cevaplanması hedeflenen araştırma soruları kapsamında; doğa koruma sürecini etkileyen faktörlerin neler olduğu ve sürdürülebilirlik yaklaşımının doğa koruma ve planlama anlayışına nasıl katkı sunduğu araştırılmaktadır. Ekonomik kalkınmayı ön planda tutan anlayışın sonuçlarından, sadece doğal çevrenin değil insanların da olumsuz yönde etkilendiğinin anlaşılması ile mevcut üretim biçimlerini sorgulayan ve bunun değiştirilmesi gerektiğini dile getiren düşünceler ortaya konmaya başlanmış ve sürdürülebilir kalkınma kavramı gelişmiştir. Sürdürülebilir kalkınmanın da etkisiyle, doğa koruma yaklaşımlarının sadece tür ve alan korumayı kapsayan yaklaşımlardan, bütüncül, insan-doğa etkileşimini içeren yaklaşımlara doğru geliştirilmesi, biyolojik çeşitlilik bağlamında türler ve bireylerin birbirleri ile etkileşimini esas alan mekansal düzenlemelerin önemini artırmıştır. Bu durum da doğa koruma alanlarının, peyzaj ölçeğinde mekansal planlama ile entegre edilmesini gündeme getirmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde, doğa koruma alanlarında etkin planlama sisteminin temel ilkeleri ve gerekliliğini belirlemek amacıyla, doğa koruma alanında örnek olarak kabul edilen İngiltere, Avustralya ve Kanada'da doğa koruma sistemleri Türkiye ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek İngiltere, Avustralya ve Kanada'ya kıyasla, Türkiye'deki doğa koruma sisteminin temel eksiklikleri ortaya konmaktadır. İngiltere, Avustralya ve Kanada'daki doğa koruma sistemlerinde uluslararası ölçekte kabul görmüş koruma statüleri kullanılmakta, politika ve stratejik çerçeve merkezde belirlenmekte, uygulamaya yönelik yasal zemin ve kararların belirlenmesinde yerel yönetimler aktif rol oynamaktadır. Türkiye'deki doğa koruma yaklaşımının temel eksikliklerinin; korunan alanlar ağı oluşturulmasına yönelik sistematik yaklaşımların benimsenmemesi, mekânsal planlamanın merkezi bir yapıya dönüştürülmesi ve yerel yönetimlerin planlama yetkisinin daraltılması, doğa koruma alanlarından iki farklı bakanlığın sorumlu olması ve bu bakanlıklar tarafından yapılan doğa koruma ve planlama çalışmalarının birbirleri ile bütünleştirilmesini sağlayacak stratejik çerçevenin olmaması, doğa koruma ile ilgili çerçeve mevzuatın bulunmaması ve doğa koruma alanlarındaki planlar ile üst ölçekli mekânsal planlar ve sektörel plan programların bütünleştirilmemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın dördüncü bölümünde, doğa koruma alanlarının etkin planlanması için önerilen sistem tanımlanmaktadır. Bu bölümde, doğa koruma alanlardaki etkin planlama kriterlerinin neler olduğu, planların doğa korumadaki etkinliğinin değerlendirilmesinde kullanılabilecek performans göstergelerinin neler olduğu ve Türkiye'de doğa koruma alanları için planlama sisteminin nasıl olması gerektiği soruları cevaplanmaktadır. Doğa koruma alanları etkin planlama sisteminin tanımlanmasında gerekli araçları sağlayacak yaklaşımlar olarak literatür araştırması ile, Sistematik Koruma Planlaması, Kanıta Dayalı Koruma Planlaması, Biyobölgesel Planlama ve Doğa Koruma Alanları için Ulusal Sistem Planlaması doğa koruma alanları etkin planlama yöntemleri olarak incelenmekte ve sistemin hedefleri; doğa koruma alanlarına yönelik tehditlerin önlenmesi ve azaltılması, kritik habitatların korunması, yerel toplulukların ve ilgili paydaşların katılımının sağlanması, biyolojik çeşitliliğin korunması, habitat parçalanmasına engel olunması, doğa koruma alanlarının çevresi ile bütünleştirilmesi, ulusal ve bölgesel düzeyde doğa koruma alanlarının belirlenmesi ve güçlendirilmesi, insan aktivitelerine karşı kırılgan ve zarar görmüş ekosistemlerin korunması olarak önerilmektedir. Bu hedefler doğrultusunda, doğa koruma alanları etkin planlama sistemi kriter ve göstergeleri, doğa koruma alanlarının yönetim etkinliğinin ölçülmesinde değerlendirilen unsurlar ile sürdürülebilirliğin ölçülmesinde kullanılan performans göstergeleri doğrultusunda belirlenmektedir. Etkin planlama sisteminin tanımlanmasında son olarak, sürecin aşamaları planlama alanının sınırının belirlenmesi, mevcut durum değerlendirmesi, misyon ve vizyonun belirlenmesi, amaç ve koruma hedeflerinin belirlenmesi, ekosistem tabanlı analizlerin yapılması, plan kararlarının geliştirilmesi, taslak planın oluşturulması, planın onaylanması, planın uygulanması ve izleme ve değerlendirme olarak belirlenerek kriterler ve göstergeler ilgili aşamalar ile eşleştirilmektedir. Doğa koruma alanları etkin planlama sistemi aynı zamanda karar vericiler için, mevcut planların doğa korumadaki etkinliğinin değerlendirilerek iyileştirilmesine yönelik bir araç olarak da önerilmektedir. Mevcut planların değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi gereken noktaların tespitinde, analitik hiyerarşi prosesine dayanan karma bir yöntem önerilmektedir. Bu yöntemde, öncelikle analitik hiyerarşi prosesi ile göstergelerin ağırlıkları belirlenmekte, daha sonra göstergeler değerlendirilen plana göre ölçütlendirilmektedir. Son olarak da göstergelerin ağırlıkları, ölçütlendirilen değer ile çarpılarak, önerilen etkin koruma ve planlama sistemi ile farkı belirlenmektedir. Beşinci bölümde ise, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi'ndeki planlama ve uygulama süreçlerinin, korumada etkinliğinin belirlenmesi amacıyla, dördüncü bölümde önerilen değerlendirme yöntemi, doğa koruma alanları etkin planlama sistemi çerçevesinde uygulanmaktadır. Bu bölümde ilk olarak, Türkiye'deki Özel Çevre Koruma Bölgeleri ve bu bölgelere yönelik üst ölçekli mekansal plan kararları irdelenmekte ve alan çalışması için, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesinin mevcut planı değerlendirilmektedir. Bölgenin Özel Çevre Koruma Bölgesi olması ve farklı koruma statülerine sahip alanları barındırması ile turizm amaçlı yapılaşma baskısı, alan seçiminde etkili kriterler olmuştur. İkinci olarak, dördüncü bölümde önerilen etkin koruma ve planlama sistemi doğrultusunda planlama çalışmalarının yapılması durumunda alandaki mevcut planlama çalışmalarından farkı tespit edilmektedir. 1/25.000 ölçekli Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi Çevre Düzeni Planı doğa koruma alanları etkin planlama sistemi doğrultusunda değerlendirildiğinde; mevcut planın bölgedeki endemik ve tehlike altındaki türlerin birbirleriyle ve mekânsal ilişkilerini tespit etmediği, bölgedeki biyolojik çeşitlilik, endemik türler ve yaşam alanlarına yönelik yapılan sentezlerin ise arazi kullanım kararlarının geliştirilmesinde kullanılmadığı, katılımın sağlanmadığı ve izleme ve değerlendirmenin hangi koşullarda ve hangi göstergeler doğrultusunda uygulanacağının belirsiz olduğu görülmektedir. Ayrıca, bölgeye yönelik üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Aydın Muğla Denizli Çevre Düzeni planında, bölge özelinde karar alınmış, kararlar alt ölçekli plana bırakılmıştır. 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ise, planlama alanında bütüncül değerlendirmeler yapmadan, bölgenin doğal yapısı ile uygun olmayan plan kararları geliştirilmiştir. Sonuç olarak, doğa koruma alanlarının sürdürülebilirliği bağlamında, doğa koruma alanlarına yönelik mekansal planlama sisteminin nasıl olması gerektiğini ortaya koyan, bütüncül, hedef odaklı bir sistem olan doğa koruma alanları etkin planlama sistemi, doğa koruma alanlarının, etkin planlanmasındaki mekanizma ve süreçleri tanımlamakta ve ayrıca mevcut planların etkinliğinin değerlendirilmesi için de bir araç sunmaktadır.

Doğal çevreEkolojik planlamaKoruma planlaması+1
Esra Yazıcı Gökmen
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel koruma alanlarında kamusal açık mekanların ve kentsel boşlukların değerlendirilmesi Beşiktaş Köyiçi örneği

Kentsel koruma alanları, bulundukları alan için çok önemli değerler olmasına ek olarak, uluslarası ölçekte korunma gerekliliği kabul edilmiş alanlardır. Bu alanların çevreleriyle birlikte bir bütün olduğu, yalnızca yapılardan ibaret olmadığı, müze olarak değil yaşayan alanlar olarak, sürdürülebilir bir biçimde korunması gerektiği kabul edilen olgulardandır. Tez çalışması kapsamında, bu kabulden yola çıkarak, kentsel koruma alanlarında, yaşayan mekanlar yaratmak için, koruma amaçlı imar planlarından fazlasının yapılması gerektiği önerilmektedir. Sözü edilen 'daha fazla', alanların daha kapsamlı ancak daha detaylı bir biçimde incelenmesi ve buna yönelik çalışmalar yapılması gerekliliğini ifade etmektedir. Ancak bu detaylı inceleme, yalnızca yapılar üzerinde değil, toplumun kesişme ve buluşma alanları olan kentsel boşluklar ve kamusal açık alanlar üzerinde önerilmektedir. Çünkü korunması gereken yalnızca tescilii kültür varlıkları değil, sit alanının veya tarihsel çevrenin bütünsel dokusu, karakteri ve sosyo-kültürel yapısıdır. Bir kentsel sit alanının değerini bunların tamamı birlikte tanımlar. Buna göre tez çalışmasının amacı kentsel sit alanı olarak kabul edilmiş alanlarda, yapıların çevrelerinde bulunan ve önemli değer taşıyan açık kamusal mekanların ve kentsel boşlukların değerlendirilerek alanın bir bütün olarak kente ve kentsel yaşama kazandırılmasını ve çevresel kalitesinin yükseltilmesini sağlamak için neler yapılabileceğinin, nasıl bir yöntem izleneceğinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda "kentsel koruma alanlarındaki kamusal açık alanlar ve kentsel boşluklar kentsel kaliteyi yükseltmek için ne şekilde değerlendirilebilir, bu amaçla nasıl bir yöntem izlenmesi gerekir?" sorusunun cevabı aranmaktadır. Bu amaca yönelik olarak, tez kapsamında, birinci bölümde genel çerçeve ve çalışmanın önemi açıklanmış, belirlenen problem tanımlanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, koruma / tarihsel çevrelerin korunması, kamusal açık mekanların mevcut kentsel dokularda ve tarihsel çevrelerdeki öneminin anlaşılmasına yönelik kavramlar irdelenmiştir. Tarihsel çevrenin bir bütün olarak korunması bilinci artık dünyada ve ülkemizde kabul edilmiştir. Bu bölümde bu bilincin gelişimi açıklanmıştır. Aynı zamanda önerilecek tasarımı yönlendirmesi için ülkemizdeki yasal çerçeve araştırılmış, korumayla ilgili konularda bütünsel yaklaşımın gelişmemiş olmasına eleştiriler getirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde bu amaca yönelik olan bu irdeleme uluslararası çalışmaların incelenmesiyle yapılmıştır. Koruma alanlarına yönelik değerlendirme çalışmaları olarak tanımlanabilecek bu çalışmalarda hangi yöntemlerin uygulandığı, nasıl bir sistem izlendiği, hangi detayda ve kapsamda araştırmalar sunulduğu irdelenmiştir. Çalışmanın bir sonraki bölümünde, sözü edilen değerlendirme örneklerinin irdelenmesi, açıklanması ve karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan bilgiler ışığında, 'kentsel koruma alanlarında kamusal açık mekanların ve kentsel boşlukların değerlendirilmesine yönelik model önerisi' getirilmiştir. Bu model öncelikli olarak irdelenen değerlendirme örneklerinin sistem ve yaklaşımlarının ülkemiz şartları ve koşulları da göz önünde bulundurularak, yukarıda, değerlendirme çalışmaları irdelenirken belirlenen soruların cevaplanması ve her alanın ve bu alan içerisindeki kentsel boşlukların kendi karakterine özel olarak değerlendirilmesini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Son bölümde ise bu modelin nasıl uygulanacağının açıklanması ve gösterilmesi için ise Beşiktaş Köyiçi Kentsel Sit Alanı üzerinde çalışma yapılmıştır. Tez kapsamında yapılan araştırmalara göre, kentsel / kamusal açık mekanların ve kentsel boşlukların tarihsel çevreler içerisinde büyük önem taşıdığı ve bu alanların daha iyi tasarlanması ile koruma kalitesinin artacağı kabul edilmiştir. Bu kabul ile incelenen örnekler, örneklerde üzerinde çalışılmış alanların mevcut durumu, tez kapsamında oluşturulan alt sorulara yanıt vermiş, önerilebilecek yöntem için altlık oluşturmuştur. İncelenen örnekler yalnızca önerilere yönelik olarak değil, değerlendirme, analiz, veri toplama ve özellikle Beşiktaş Köyiçi Kentsel Sit Alanı ile ilgili verilerin kayıt altına alınması anlamında da yöntem geliştirmeye yaramıştır. Bilinen planlama analizlerinin dışına çıkarak daha detaylı çalışmalar geliştirilmesi için altlık oluşturmuştur. Oluşturulan model sonrasında yapılan planalama ve tasarım çalışmalarına ek olarak önerilen geliştirmeler ile tarihsel çevrenin bütünleşik olarak korunması, bu karakteristik özel doku için önem taşıyan açık kamusal mekanların ve kentsel boşlukların kentsel koruma alanına kazandırılmasının ve tarihsel çevrenin kalitesinin yükseltilmesinin sağlanacağı kabul edilmektedir. Sonuç olarak ortaya çıkarılan çalışma, kentsel koruma alanı üzeride, öncesinde araştırılmış ve ortaya çıkarılmış olan, farklı yöntemler / anlayışlar ile oluşturulmuş bir kentsel tasarım çalışmasıdır. Tasarımın tek bir doğrusu yoktur ancak kentsel alandaki sorunlara çözüm üretmek için kararlar geliştirilmesi önem taşımaktadır. Kentsel tasarım çalışmasına ek olarak, Beşiktaş Köyiçi Kentsel Sit Alanı üzerinde, sözü edilen farklı yöntemler kullanılarak yapılan analizler ve irdelemeler de önem taşımaktadır. Bu analizlerin, mevcut durumu kayıt altına almak anlamında, planlama & tasarım disiplininde yeri bulunmaktadır.

Fatma Nihan Balkan
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel kıyı alanlarının yeniden canlandırılması: İstanbul Limanı'na ilişkin bir öneri

Tarih boyunca kıyılar, yerleşim yeri olarak seçilmesi, kentleşmenin gelişmesi, sanayinin yerleşmesi, sosyal yaşam alanı olarak kullanılması gibi konularında hep öncelikli olmuştur. Suyun taşıdığı önem doğrultusunda kıyılar sosyal, ekonomik, estetik ve reskreasyonel fırsatlar sağlamışlardır. Bu fırsatlar kıyı kentlerini her zaman olumlu yönde etkilemişlerdir. Sanayi Devri'ne gelindiğinde kent merkezindeki kıyılar fabrikalar ve nakliye hizmetleri veren yük limanları tarafından kullanılmaya başlanmıştır. 1960'lı yıllardan sonra çeşitli teknolojik ilerlemeler ve ulaşım sistemlerinin gelişmesi ile birlikte sanayi ve liman alanları kent merkezlerindeki kıyılardan taşınmışlardır. Bu dönemde işlevini yitirmiş ve çürümeye terk edilmiş kentsel kıyıların yeniden değerlendirilerek canlandırılması kavramları ortaya çıkmıştır. Amerika ve Avrupa'nın öncü olduğu sanayi sonrası kıyıların yeniden canlandırılması, kentlerde olumlu etkilerini göstermiştir. Kentsel kıyı alanlarının yeniden ele alınması konusu Türkiye'de 1970'li yıllarda başlamıştır. İstanbul'da kent merkezinde yer alan ve Galata Rıhtımı ve Salıpazarı Rıhtımı'nın birleşmesiyle oluşan İstanbul Limanı, 1986 yılına kadar işlevini korumaktaydı. 1986 yılında limanın yük gemilerine, 1988 yılında ise TIR girişlerine kapatılması ile birlikte işlevini yitirmiştir; ancak İstanbul Limanı'nın 1994 yılında yolcu gemilerine hizmet vermeye başlamasıyla alan kente ve kentli kullanımına açılamamıştır. Bu tez çalışmasında kentsel kıyıların tarihsel süreç içinde geçirdiği dönüşüm ve gelişimler, yeniden canlandırılan dünya örnekleri ve çalışma alanı olan İstanbul Limanı'nın yer aldığı Karaköy kıyısının tarihi araştırılarak, İstanbul Limanı için kente, kent kıyısına ve kentliye kazandırılabilecek bir tasarım yaklaşımının kriterlerini belirleyerek bir proje önerisi sunmak amaçlanmıştır. Tezin amacı doğrultusunda kentsel kıyıların 1960-2013 yılları arasında dünyada ve Türkiye'de yapılan akademik çalışmalar literatür taraması kapsamında araştırılmış ve irdelenmiştir. izlenen yöntemler ve önem verilen konuların anlaşılabilmesi için Sanayi Devri sonrası bozulan kentsel kıyıların yeniden canlandırılmasına ilişkin dünya örnekleri araştırılmış ve incelenmiştir. Çalışmanın odak alanı olan İstanbul Limanı'nın kamusal kullanım amaçlı yeniden canlandırılması için bir öneri geliştirilirken çalışma alanı ve içinde yer aldığı Karaköy kıyı bölgesinin fiziksel ve sosyal veri analizleri yapılmış ve değerlendirilmiştir. Bu tez çalışması 5 ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm olan Giriş bölümünde tezin amacı, kapsamı ve yöntemi detaylı olarak anlatılmaktadır. İkinci bölüm "Kıyı Kavramı ve Kıyılarda Kullanımın Tarihçesi" başlığı altında ilerlemektedir. Bu bölümde ilk olarak tez çalışmasına ışık tutacak bir literatür araştırması yapılmıştır. Bu literatür araştırmansın kapsamı kentsel kıyıların Sanayi Devri'nden sonra yeniden değerlendirilmeye alınması ve canlandırılmaya başlanması ile birlikte 1960'larda başlayan akademik çalışmalardan oluşmaktadır. Akademik çalışmaların on yıllık dönemler halinde incelenmesi sonucu sürekli değişen ve gelişen bir sistemin parçaları olduğu görülmüştür. Dünyada akademik çalışmalar ve eleştiriler ışığında sürekli kendini yenileyen ve geliştiren tasarımlar ortaya çıkmıştır. Daha sonra kıyı ve kentsel kıyı kavramlarının tanımları, kuralları ve sınırları bilinmeden yapılan incelemeler ve araştırmalar yetersiz ve eksik kalacağından kıyı kavramı, kıyı biçimleri ve kentsel kıyı kavramlarının tanımları araştırılarak tez çalışması sisteminin bir parçası olarak kullanılmışlardır. Bu bölümde son olarak kıyı kentlerinin oluşumu ve yerini kentsel kıyılara bırakışının tarihsel süreci ve gelişimi incelenmiştir. Yerleşme dönemi ile kıyı kentlerinin oluştuğu, kıyı kentlerinin gelişip büyüyerek liman kentleri haline geldiği, liman alanlarının sanayiyi beslemesiyle kıyıların önemli sanayi bölgelerine dönüştüğü ve sanayinin kıyılardan taşınmasıyla kıyıların çürümeye terk edilmiş kent parçaları halini aldığı süreç anlatılmıştır. Çürümeye terk edilen sanayi sonrası kıyıların yenileme ve yeniden canlandırıma çalışmalarında izlenilen yöntemler ve sonuçları hakkında da araştırmalar yapılmıştır. Üçüncü bölüm olan "Kentsel Kıyıların Yeniden Canlandırılması ve Dünya Örnekleri"nde ilk olarak kentsel kıyıların yeniden canlandırılması konusu ele alınmıştır. Sanayi Devri'nden sonra fabrika ve liman atıkları ile çürümeye terk edilmiş olan kıyı alanlarının kentsel dönüşüm kavramının alt kategorilerinden biri olan yeniden canlandırma yöntemi ile nasıl tekrar kente ve kentliye kazandırıldığı araştırılmaktadır. Bu aşamada ayrıca, kentsel kıyıların kente ekonomik, sosyal, kültürel ve fiziksel getirilerinin olmasını sağlamak için yeniden canlandırılması gerektiği irdelenmektedir ve kentsel kıyılar yeniden canlandırılırken izlenilen yöntemlerin neler olduğu sorgulanmaktadır. Bu bölümde ikinci olarak, Amerika, Avrupa, Asya ve Avusturalya kıtalarında bulunan, geçmiş ya da mevcutta sanayi ve/veya liman işlevi görmüş olan; ancak zamanla işlevlerini yitirmiş ya da kentten kopmuş oldukları için yeniden canlandırılmasına karar verilmiş 5 proje incelenmiştir. Projelerin her biri, proje alanının konumu ve tarihçesi, projelerin yapılma amacı, tasarımı ve uygulanması başlıkları altında incelenmiş, analiz edilmiş ve bu tez çalışmasının odak alanı olan İstanbul Limanı kapsamında örnek oluşturabilecek özellikleri değerlendirilmiştir. Proje alanlarının geçmişteki kullanımı incelenirken alanların tarihlerini anlatan kaynaklar araştırılmış ve alanların ilk yerleşimlerinden yeniden canlandırma aşamalarına kadar uzanan süreçleri ele alınmıştır. Proje alanlarının yakın çevre kullanımları projelerin konumlarıyla birlikte güncel kaynaklardan araştırılarak elde edilmiş ve proje alanlarıyla olan ilişkileri göz önünde bulundurulmuştur. Proje alanlarının geçmişlerinden yeniden canlandırma süreçlerine kadar olan kısım irdelendikten sonra projenin tasarım süreci ve uygulanması tasarım ve uygulama firmaları ve ilgili devlet kurumlarının görüş ve değerlendirmeleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. Bu değerlendirilmeler sonucunda tasarımlar üç ana başlık (geçmiş kullanımı, yakın çevre kullanımı ve yeniden canlandırma projesinde yer alan fonksiyonlar) altında incelenmiştir. Dördüncü bölümde bu tez çalışmasının odak alanı olan, Karaköy kıyısında bulunan ve Galata Rıhtımı ve Salıpazarı Rıhtımı'ndan oluşan İstanbul Limanı için bir yeniden canlandırma önerisi geliştirilmiştir. İstanbul Limanı'nın kamusal bir kullanımla yeniden canlandırılması ve kente ve kentliye kazandırılabilmesi adına sağlıklı ve tutarlı bir proje önerisi oluşturulması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle Karaköy kıyılarının tarihsel gelişimi ele alınmıştır, daha sonra İstanbul Limanı'nın ve içinde bulunduğu Karaköy kıyı bölgesinin fiziksel ve sosyal veri analizleri oluşturularak incelenmiş ve çeşitli ön çalışmalar yapılmıştır. Daha sonra çalışma alanının kuzeydeki parçası olan Salıpazarı Rıhtımı için yapılmış tasarım projeleri incelenmiştir. Yine bu bölümde İstanbul Limanı'nın yeniden canlandırılması gereğinin nedenleri açıklanmış ve bu araştırma, analiz ve incelemeler sonucunda bir sentez olarak ortaya çıkan İstanbul Limanı'nın yeniden canlandırma önerisi, dördüncü bölümün son çalışması olarak yer almıştır. Beşinci bölüm olan son bölümde, tüm tez çalışmasının değerlendirmesi yapılarak çalışma alanı olan İstanbul Limanı için hazırlanmış olan kamusal bir kullanımla yeniden canlandırma önerisinin kente ve kentliye katkılarından söz edilmiştir. Bu alanın kamusal bir açık alana dönüştürülerek yeniden canlandırılmasının kente, kent kıyısına ve kentliye sosyal, kültürel, tarihi, estetik ve ekonomik faydalar sağlayacağı vurgulanmıştır.

Kamusal alanKentsel kıyıİstanbul limanı
Burçak Erkmen
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kamusal mekanların akıllı kent mobilyaları kullanılarak düzenlenmesi üzerine bir öneri: Maltepe dolgu alanı Orhangazi Şehir Parkı örneği

Dünyada yaşanan hızlı kentleşme olgusu, değişen yaşam şartları, değişen toplum yapısı ve teknolojideki gelişmeler, kentlerin gelişimlerini ve değişimlerini etkilemektedir. Kentler bu gelişimin ve değişimin dışında kalmamak için gerek yönetimsel gerekse de vatandaşının ihtiyaçlarına yönelik yeni hizmetler ve uygulamalar yapmaktadır. ''Kamusal mekanların akıllı kent mobilyaları kullanılarak düzenlenmesi üzerine bir öneri'' isimli bu tezde; bu konunun Dünya genelindeki ve Türkiye'deki önemi, gelişmeleri ve bu gelişmelerin kamusal mekana yansıdığı örnekler incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı; tüm Dünya'da son yıllarda bilgi teknolojileri etkisiyle gelişen akıllı kent yaşamında, kentte yaşayanların sosyal yaşamlarının belirlenmesinde etkin rol oynayan kamusal mekanların en önemli elemanlarından olan akıllı kent mobilyalarının kullanılabilirliğini irdelemektir. Bu çalışma kapsamında Dünya'daki ve Türkiye'deki akıllı kent mobilyası uygulamalarının mevcut durumlarını araştırmak ve değerlendirmelerini yapmak; bu değerlendirmelere göre de Türkiye'deki kamusal mekanlar için teknolojik değişim ve gelişim ürünü olan yeni akıllı kent mobilyası uygulama önerileri geliştirmek amaçlanmıştır. Bu anlamda tez kapsamında; kentsel mekan ve kent mobilyası ilişkisi, kent mobilyalarının oluşum ve gelişim süreçleri, akıllı kent kavramı, Dünya'da ve Türkiye'de uygulanan ve planlanan akıllı kent çalışmaları, akıllı kentlerin etkisiyle oluşan akıllı kent mobilyası kavramı ve uygulamaları, kamusal mekan projelerinde akıllı kent mobilyalarının kullanımına ait Dünya'dan örnek projeler, kamusal mekan projelerinde akıllı kent mobilyalarının kullanımına yönelik bir düzenleme önerisi olarak Maltepe dolgu alanı Orhangazi Şehir Parkı incelemesi, sonuç ve öneriler kısmı yer almaktadır. Günümüzde; kentleşme ve sosyal çevre üzerinde etkisi tartışılmaz olan akıllı kent mobilyalarının, Dünya'daki mevcut durumunu, yapılan uygulamaları ve örnekleri inceleyip, Türkiye'deki mevcut durumun analizinin yapılması, bu konuda yapılacak çalışmalarda da kullanılabilecek literatür araştırmalarıyla beraber, Türkiye'deki kamusal alanlarda kullanılabilecek akıllı kent mobilyaları ile kent içerisinde daha canlı, yaşayan, ihtiyaçlara cevap veren mekanlar kazandırmak ve Türkiye'deki akıllı şehirleşme çalışmalarına katkı sağlamak hedeflenmektedir. Tez çalışmasının birinci bölümü olan giriş bölümünde; kentlerimizde değişen yaşam koşulları ve gelişen teknolojik etkiyle oluşan değişimden, bu değişimin insanların yaşamlarındaki etkilerinden ve oluşan ''akıllı kent''ve ''akıllı kent mobilyası'' kavramlarının öneminden bahsedilmiştir. Bu bölümde ayrıca araştırmanın kapsamı ve çalışma süresince izlenecek yöntemler anlatılmıştır. İkinci bölümde kent mobilyaları kavramı üzerinde literatür çalışması yapılmış; kentsel mekan ve kent mobilyası ilişkisi, kent mobilyalarının oluşum ve gelişim süreçleri, tanımı, tarihçesi, kullanım alanları ele alınmıştır. Üçüncü bölümde; gelişen teknoloji ve bilimsel değişimler sonucu oluşan akıllı kentler ve bu kavramın insanların yaşamlarındaki etkisi olan akıllı kent mobilyası kavramları ele alınmıştır. Akıllı kentler incelenirken; geleneksel kentlerin ve akıllı kentlerin karşılaştırılması, akıllı kenti oluşturan birimler, akıllı kentin yapı taşları, temel özellikleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Akıllı kent mobilyaları kavramı incelenirken; oluşum süreci, ihtiyaçlar ve kullanım alanları da ele alınmıştır. Dördüncü bölümde; akıllı kent kavramının kamusal mekanlara yansıması sonucu oluşan akıllı kent uygulamaları ele alınmış, Dünya'daki ve Türkiye'deki örnek uygulamalar incelenmiştir. Beşinci bölümde ise; İstanbul'un kamusal alanlarından olan Maltepe dolgu alanında yer alan Orhangazi Şehir Parkı'nın mevcut projesinin tasarımı, kullanım alanları, kullanılan kent mobilyaları belirtilmiş, akıllı kent mobilyaları kullanılarak parkın gelişimi ve değişimi üzerine belirlenen alanda akıllı park önerisi getirilmiş ve akıllı şehirleşme çalışmalarının önem kazandığı İstanbul ve Türkiye üzerindeki olası etkileri açıklanmıştır. Sonuç ve öneriler bölümü ile tez tamamlanmıştır.

Akıllı kentler
Burcu Demir
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özel alanlarda kullanıcı müdahalesinin kamusal alanlar üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi Etiler, Nispetiye Caddesi örneği

Kamusal alanlar ve özel alanlar kenti meydana getiren alanların sınıflandırılmasında mülkiyet ilkesine göre değerlendirilen ve birbirine zıt anlam ifade eden iki kavram olarak tanımlanmaktadırlar. Bu iki kavram kentsel tasarım çerçevesinde değerlendirildiğinde birbirilerini tamamlayan, etkileyen ve dönüştüren niteliklere sahiptirler. Özel alanda ortaya çıkan her türlü mimari form kullanıcısı ya da mülk sahibi için bir mekan sağlarken aynı zamanda kamusal alanların fiziksel ve sosyal anlamda biçimini ve karakterini de ortaya çıkarmaktadır. Toplum içerisindeki her bireyin hem kamusal hem de özel olan iki varoluş düzeninde yer aldığı düşünüldüğünde kişilerin hem kendi özel alanları hem de kamusal alan ile olan ilişkileri yaşam kalitelerini belirlemektedir. Özel alanda ortaya çıkarılan yapılı çevre belirli bir kamusal kontrol süzgecinden geçerek bir tasarımcı tarafından kullanıcı ya da mülk sahibinin ihtiyaç ve beklentilerine yönelik olarak ortaya çıkarılmaktadır. Yapıların kamusal bir ürün olarak ortaya çıkarılmalarının ardından başlayan kullanım süreci ise kullanıcı ya da mülk sahibinin çeşitli nedenler ile yapı üzerinde değişikliklerde bulunabildiği bir süreçtir. Bu süreç içerisinde yapı üzerinde gerçekleştirilen değişiklikler yapının kendisini ilgilendirdiği kadar kamusal alanları, yapının kullanıcısı ya da mülk sahibini ilgilendirdiği kadar kentliyi de ilgilendiren etkiler doğurabilmektedir. Bu tezin amacı günlük yaşam pratiğimizin geçtiği kamusal alanlarda yapısal çevre üzerinde sıklıkla karşılaştığımız kullanıcı ya da mülk sahibi müdahalelerinin oluşum nedenlerini araştırmak, kamusal alan üzerinde yarattığı etkileri belirlemek ve bu olgunun yarattığı olumsuz etkileri kontrol altına almak için öneri ve yöntemler geliştirmektir. Bu kapsamda tez dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde çalışmada incelenecek problemin tanımı yapıldıktan sonra tezin amacı, kapsamı ve izlenecek yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde tezin temel iki kavramı olan kamusal alan ve özel alan kavramının kavramsal analizi yapılmış bu kavramların tarihsel süreç içerisinde oluşum ve gelişim evreleri incelenmiş ve kent bağlamında birbirleri olan ilişkileri ele alınmıştır. İkinci bölümün devamında kullanım sürecinde kullanıcı ya da mülk sahibinin özel alanındaki yapısal çevre üzerinde değişiklik yapma nedenleri ve bunların ortaya çıkardığı sonuçlar ele alınmış bölüm sonucunda ise bu değişikliklerin kamusal alan üzerinde yarattığı etkiler ortaya konulmuştur. Tezin üçüncü bölümü ise özgün araştırma kısmının yer aldığı bu olgu karşısında alınabilecek önlem ve bu olgunun yarattığı olumsuz etkilerin azaltılabilmesi için önerilebilecek yöntemleri içermektedir. Bu bölümde alan çalışması olarak çalışma konusunda tanımlanan problemin görülebildiği bir kamusal alan olarak Etiler mahallesi, Nispetiye Caddesi seçilmiştir. Cumhuriyetin erken döneminde ortaya çıkan bu Caddenin Tarihsel süreç içinde gelişimi ve evrimi incelenmiş ve günümüzdeki mevcut durumu ortaya konulmuştur. Cadde üzerindeki özel alanlar kapsamında yer alan yapılı çevre son 30 yıl içerisinde değişen kentsel dinamikler etkisi altında işlevsel anlamda büyük bir değişime uğramıştır. Bu işlevsel değişim ise mevcut yapılar üzerinde kullanıcı ya da mülk sahibinin çeşitli müdahaleler gerçekleştirmesine ve kamusal alanın bu durumdan olumsuz olarak etkilenmesine sebep olmuştur. Bölüm kapsamında özel alanda görülen müdahale tipleri ve bunların kamusal alan üzerinde yarattığı etkiler ortaya konulmuş, Bu etkiler karşısında çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bölümün sonucunda ise yere özgü olarak kamusal özel alan etkileşimini düzenleyen bir kentsel tasarım önerisi hazırlanmıştır. Dördüncü bölümde tez çalışmasının genel bir değerlendirilmesi yapılmış kullanıcı ya da mülk sahibinin özel alanda yaptığı değişikliklerin kamusal alan üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin önlenmesi için öneriler ortaya konulmuştur. Kentlerde ortaya çıkan bu olgunun nedeni olarak özel alanda yapı kullanım sürecini düzenleyen kuralların içeriği ve uygulanmasındaki eksiklikler, tasarımların oluşturulmasında kullanıcı katılımının eksikliği, ve yapı kullanım sürecini ilgilendiren yönetim stratejisinin olmaması durumları saptanmış ve bu durumun kentsel çevrenin ve kamusal alanların sağlığı için özel alanı bağıtlayacak şekilde düzenlenmesi önerilmiştir.

Erman Özdemir
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ölçekli parkların etki alanlarına kattığı değerlerin ve kullanım potansiyellerinin irdelenmesi: İstanbul-Beşiktaş ilçesi örneği

Endüstri devrimi ile kırsal alanlardan kentsel alanlara doğru olan göç hareketleri büyük şehirlerde hızlı nüfus artışına sebep olmuştur. Kentlerin büyümesi plansız yapılaşmalarla devam etmiş ve bu da günümüz de dahil olmak üzere engellenemeyen bir problem olmuştur. UNWUP (2014) verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık %54'ü kasaba ve şehirlerde yaşamaktadır ve bu oranın 2050'li yıllarda %70'e çıkacağı öngörülmektedir. Türkiye'de 1950li yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler ile gerçekleşen göç sonrası büyük şehirlerde nüfus artışı yaşanmıştır. The World Bank verilerine göre ülkemizde 1990 yılında %59 olan kentleşme oranı 2015 yılında %73 olmuştur. Yaşanan bu nüfus artışları ile kişi başına düşen yeşil alan oranları azalmakta, imar planlarında ve çeşitli literatürlerde söz konusu olan normlar sağlanamamaktadır. Türkiye kentleri için 14.06.2014 Resmî Gazete'de yayımlanan 'Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'ne göre hizmet etki alanı 500 m. olan Sosyal Açık ve Yeşil Alanların kişi başına 10m² olarak belirlenmesine rağmen İstanbul'da bu oran Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 2010-2011 İstanbul Çevre Durum Raporu'na göre 6,05 m²'dir. Kentleşme ile beraber şehirlerdeki mevcut yeşil alanlar her geçen gün tahribata uğramakta, yeşil alanların maddi ve manevi değeri artmakta fakat miktarı azalmakta, yeşil alana erişim giderek daha güç olmaktadır. Kentsel yeşil alanlar kentlilerin günlük rekreasyon ihtiyacını karşılarken, insan ve doğa arasında bozulan ilişkiyi onarmaktadır. Yoğun yapılaşmaya maruz kalan kentlerde büyük ölçekli yeni yeşil alanların oluşturulması güçleşirken birbirinden bağımsız çok sayıda küçük ölçekli yeşil alan bulunabilmektedir. Bu küçük ölçekli yeşil alanlar kentlilerin dinlenme amacıyla kullandığı, çocuklarının oynadığı, salıncakta sallandığı veya geçerken fark etmediği alanlar olabilmektedir. Kentlilerin kolaylıkla erişebileceği bu yeşil alanlar büyük ölçekli parkların uygulamaya konulamadığı alanlarda hizmet verebilmektedir. Küçük ölçekli parkların hizmet etki alanına kattığı değerlerin ve kullanım potansiyellerinin incelendiği bu tez çalışmasının birinci bölümde küçük ölçekli parkların kent ve kentliler için önemine dair bir giriş yapılmış, tezin amacı belirlenmiş, kapsamı ve yöntemi tarif edilmiştir. İkinci bölümde kentsel yeşil alan ve park kavramının tanımları yapılmış, farklı ülkelerde yapılan park sınıflandırmaları incelenmiştir. Parkların hizmet etki alanlarına kattıkları sosyo-ekonomik, ekolojik ve sağlık işlevlere değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde küçük ölçekli parkların etki alanına kattığı değerlerin ve kullanım potansiyellerinin incelenmesi için Beşiktaş İlçesi çalışma alanı olarak seçilmiştir. İlk olarak Beşiktaş İlçesi'nin genel özellikleri, kentsel gelişimi araştırılmıştır. Beşiktaş'ta yer alan parklar incelenmiş, hizmet etki alanları ölçülmüştür. Tezde araştırma yöntemi olarak 1.000 m²'nin altında park bulunan her mahalleden bir park seçilerek 15 parkta toplam 375 adet kişi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Elde edilen veriler ile küçük ölçekli parkların kullanıcı profilleri, kullanım amaçları, hizmet etki alanı ve çevresine kattıkları değerler saptanmıştır. Çalışmanın son bölümünde küçük ölçekli yeşil alanların kullanıcıları, kulanım şekilleri, kullanım amaçları hakkında yapılan değerlendirmelere yer verilmiştir. Bu parkların çevresine kattıkları sosyo-ekonomik, ekolojik ve fiziksel işlevlere değinilmiştir. Yapılan gözlemler ve anket sonuçlarına göre küçük ölçekli parkların geliştirilmesi ile ilgili hem genel ve hem de Beşiktaş özelinde önerilerde bulunulmuştur. Sonuç olarak akademik literatürde yer almayan fakat yerel yönetimler tarafından yapılan sınıflandırmalarda yer alan küçük ölçekli parklar hizmet etki alanlarına sosyo-ekonomik, ekolojik, fiziksel ve sağlık yönünden çok sayıda fayda sağlamaktadır. Alan çalışmasının verileri Kopenhag'da yapılan benzer araştırmayla kıyaslanınca kullanıcıların yaş aralıkları, parkı kullanım saatleri, günleri ve sıklığı, parkta geçirdikleri süre, parka ulaşım şekilleri ve mesafeleri, parkı kullanım türleri ile ilgili benzer sonuçlar ortaya çıktığı görülmektedir. Küçük ölçekli parklar tüm yaş gruplarına hitap etmesine rağmen daha çok 25-44 yaş grubu tarafından kullanılmaktadır. Parklar hafta içleri tercih edilirken, kullanım saatleri genelde öğleden sonralarıdır. Kullanıcılar parka ortalama 300 m. mesafeden yürüyerek gelmektedir. Parklarda çeşitli kullanımlar yer almasına rağmen kullanıcılar daha çok dinlenme ve sosyalleşme amacıyla bu alanları kullanmaktadır. Araştırma sonucunda, kentlerde artan yapılaşmaya karşı küçük ölçekli yeşil alanların daha etkin kullanılması önerilmektedir. Bu kapsamda yapılacak planlamaların kullanıcıların ve kentin ihtiyacına yönelik olması gerekmektedir. Küçük ölçekli parklar kullanıcıların 300m. içerisinde ulaşabildiği dinlenme ve sosyalleşme alanlarıdır. Yeni yapılacak olan uygulamaların parkların hizmet etki alanında yer almayan bölgelerde olması ve çok çeşitli fonksiyonlar yerine yeşil alan dokusunun ortaya çıkarılması önerilmektedir. Parkların ekolojik faydalarını arttırmak için uzmanlar ile iş birliği yapılmalıdır. Yol kenarında yer alan parklarda araç gürültüsünü ve egzozunu absorbe edecek bitkilendirmeler tasarlanmalıdır. Kentlilerin artan yeşil alan ihtiyacını karşılamak için, kullanılmayan ve terk edilmiş alanların küçük ölçekli parklara dönüştürülmesi kentlerin yaşam kalitesini arttırmak için önemli bir rol oynayacaktır.

Kentsel yeşil alanlar
Bahar Deniz Gürsoy
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00

Other supervisors