Theses supervised by Prof. Dr. Nilüfer Koçak
10 theses · Dokuz Eylül University
Seyahat acentelerinde ilişki pazarlaması: İzmir ilinde bir uygulama
İlişki pazarlaması, müşterilerle iyi ilişkiler kurmak, bu ilişkileri ömür boyu değer olgusu ile sürdürmek ve arttırmaktır. Müşterilerin küçük olumsuzluklardan dahi çok çabuk etkilenebilecekleri göz önünde bulundurularak özellikle seyahat acentelerinin müşteri değeri yaratma ve müşteri memnuniyeti sağlama konularına önem vermeleri gerekmektedir. Müşterileriyle uzun vadeli ilişkiler oluşturmayı başarabilen seyahat acentelerinin rakiplerine göre daha iyi bir konumda olacakları söylenebilir. Bu çalışmanın temel amacı, literatürdeki çalışmalar kapsamında ilişki pazarlaması yaklaşımının incelenmesidir. Bu çalışma, ilişki pazarlaması uygulamalarının seyahat acentelerindeki sonuçlarına göre değerlendirilmesi açısından, sektöre sağlayacağı katkısı nedeniyle önemlidir. Alan araştırmasına dayalı bu çalışmada, İzmir ili merkez ilçelerinde bulunan A grubu seyahat acentelerine tam sayım yöntemi esas alınarak anket uygulaması yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, araştırma kapsamındaki 146 seyahat acentesinin ilişki pazarlaması faaliyetlerini uyguladıkları ve bu uygulamaların müşteri değeri yaratması açısından etkili sonuçlar gösterdiği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: İlişki Pazarlaması, Seyahat Acentesi, Müşteri Değeri, Müşteri İlişkileri.
Otel işletmelerinde iş doyumu ve örgütsel vatandaşlık davranışı arasındaki ilişkinin analizi: İzmir il merkezinde bir araştırma
Hızla gelişen teknoloji, yükselen küreselleşme hareketi, müşteri beklentilerinin artması, rekabetin hız kazanması gibi gelişmelerin olduğu günümüzde, otel işletmeleri etkinliklerini ve verimliliklerini devam ettirmek için, iş tanımlarında biçimsel olarak belirlenmiş görevlerin ötesinde davranış sergileyen ve işletmelere bu yönüyle önemli katkılar sağlayan çalışanlara daha çok ihtiyaç duymaktadır. Sergilenen bu davranışlar literatürde, örgütsel vatandaşlık davranışı (ÖVD) olarak adlandırılmaktadır. ÖVD, işletmelerde iş doyumunun da aralarından bulunduğu birçok kavramla yakından ilişkilidir. Bu bakımdan varlılığını uzun süre devam ettirmek isteyen otel işletmeleri, çalışanların iş doyumunun sağlanmasına önem vermelidirler. Bu çalışmada; otel işletmelerinde çalışanların iş doyumu ile ÖVD arasındaki ilişkinin varlığının ve iş doyumunun ÖVD?ye etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca otel işletmeleri çalışanlarının demografik özelliklerine göre iş doyumu ve ÖVD düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığı saptamak amacıyla analizler yapılmıştır. Alan araştırmasında anket tekniği kullanılmıştır. 321 anketin değerlendirme kapsamına alınması ile yapılan analizler sonucunda, otel işletmeleri çalışanlarının iş doyum düzeyleri ile ÖVD arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca çalışanların bazı demografik özellikleri ile iş doyumu ve ÖVD sergileme düzeyleri arasında farklılık olduğu, buna karşın çalıştıkları departmanlara göre bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırma sonucunda otel işletmeleri yöneticilerine ve ileride yapılacak olan çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Otel İşletmeleri, İş Doyumu, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı (ÖVD)
Yaş gruplarına göre makuler otofloresans değişimlerinin, lipit profilinin, serum lutein ve zeaksantin seviyelerinin kıyaslanması
Amaç: Bu çalışmadaki amacımız, Visucam 500 cihazı ile ölçtüğümüz makula pigment dansitesi ve fundus otofloresans (FAF) ölçümünde elde edilen lipofuksin dansitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi ve bu ölçümlerin yaş, lipit profili, serum lutein ve zeaksantin değerleri ile bağlantısının araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) tanısı alan 80 kişilik hasta grubu ile sağlıklı 80 kişilik kontrol grubu çalışmamıza dahil edildi. Yaşları 50-90 arasında değişen olgular klinik özelliklerine göre bir ile üç ay arasında prospektif olarak ortalama 15,8 ay süreyle izlendi. Kuru tip YBMD olan gözler Grup 1, yaş tip YBMD olan gözler Grup 2 ve kontrol grubu Grup 3 olarak sınıflandırıldı. Hasta gruplarına günlük 10 mg lutein ve 2 mg zeaksantin başlandı ve kontrol grubu ilaçsız olarak izlendi. Çalışmaya alınan olgulara her muayenede renkli fundus fotoğrafı (RFF), optik koherans tomografi (OKT) ile santral makula kalınlığı (SMK), FAF ve makula pigment optik dansitesi (MPOD) ölçümleri yapıldı. Tüm olgulardan her muayenede serum lutein ve zeaksantin seviyelerini saptamak için kan örnekleri alındı ve yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemiyle çalışıldı. Başvuru anında tüm olguların lipit profillerine bakıldı. Gruplar kendi içinde dekatlara ayrılarak yaş gruplarına göre ve birbirleri arasında kıyaslandı. İstatistiksel analiz SPSS 17.0 ile yapıldı. Sonuçlar: Çalışmamıza yeni tanı alan 80 YBMD olgusunun 147 gözü ve 80 kontrol olgusunun 153 gözü alındı. Hasta grubunda yaş tip YBMD'si olan 48 göz, kuru tip YBMD'si olan 99 göz vardı. Çalışma grubunda 43 hasta (%53,75) kadın, 37 hasta (%46.25) erkek idi. Kontrol grubunda 39 (%48,14) kadın 41 (%51,86) erkek olgu vardı. Grupların yaş ortalaması sırasıyla 71,17±8,32 yıl ve 69,26±9,08 yıl idi. Gruplar birbiriyle kıyaslandığında en iyi düzeltilmiş görme keskinliği (EİDGK) Grup 2'de diğer gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı düşük saptandı. EİDGK ile çalışmadaki diğer parametrelerin ilişkisine bakıldığında yaş, SMK, maxMPOD ve FAF bulguları ile anlamlı ilişki olduğu saptandı. Santral makula kalınlığının çalışmadaki diğer parametrelerle ilişkisine bakıldığında EİDGK ve FAF ile arasında anlamlı ilişki olduğu görüldü. Santral makula kalınlığının yüksek olduğu gözlerde FAF'ın azalmış olduğu ve EİDGK'nin düşük olduğu saptandı. Başvuru ve son kontrol MPOD değerleri için gruplar birbiri arasında ve kendi içinde yaş gruplarına göre kıyaslandığında istatistiksel anlamlı fark saptanmadı. Hasta gruplarına lutein (L) 10 mg ve zeaksantin (Z) 2 mg başlandıktan sonra yapılan takiplerde 6. aya kadar MPOD'nin istatistiksel anlamlı olarak arttığı ve bu artışın serum L ve Z seviyelerindeki artışla korele olduğu görüldü. Başvurudaki ortalamaMPOD seviyeleri ile yaş, cinsiyet, FAF bulgusu, lipit tipleri arasında anlamlı ilişki saptanmazken EİDGK ve SMK ile istatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu saptandı. Lipit tipleri açısından gruplar birbiri arasında kıyaslandığında yüksek dansiteli lipoprotein (HDL) değerleri Grup 1'de diğer gruplara göre istatistiksel anlamlı yüksek saptanırken (p=0,020) diğer lipit tipleri açısından anlamlı farklılık yoktu. Başvuru serum lutein ve zeaksantin seviyeleri açısından gruplar birbirleri arasında ve kendi içinde yaş gruplarına göre kıyaslandığında istatistiksel anlamlı fark saptanmadı. Sonuç: Çalışmamızda Visucam 500 cihazı ile MPOD ve FAF ölçülmüş olup bu değerler arasında anlamlı ilişki saptanmamıştır. Makula pigment dansitesinin yaş, cinsiyet, YBMD varlığı ve YBMD tipinden etkilenmediği görülmüştür. YBMD hastalarında destek tedavisi ile MPOD'nin en azından ilk 6 ay için arttığını gözlemledik. Çalışmadaki sonuçlarımızın ışığında, makula pigment dansitesinin RPE ve koroid seviyesinde meydana gelen patolojiler sonucunda değişmediğini düşünüyoruz.
Otel işletmelerinin yiyecek ve içecek bölümünde çalışanların tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi: İzmir il merkezinde beş yıldızlı otellere yönelik bir uygulama
Özellikle hizmet sektöründe ve insanlarla yüz yüze ilişkilerin yoğun olarak yaşandığı meslek gruplarında daha çok görülen tükenmişlik sendromu, bireyde ruhsal ve fiziksel olarak enerjinin tükenmesi olarak ifade edilmektir. Otel işletmelerinin emek yoğun, dinamik, yorucu ve sistemin her alanında yoğun insan ilişkilerini gerektiren yapısından dolayı otel işletmeleri çalışanları tükenmişlik sendromu ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Sonuçları itibariyle tükenmişlik sendromu, çalışanların verimliliğinde dolayısıyla da işletmelerin hizmet kalitesinde ve başarısında olumsuz etkileri vardır. Bu nedenle otel işletmeleri, çalışanların tükenmişlik yaşamasına neden olan faktörlerin araştırılmasına önem vermeleri gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, otel işletmelerinin yiyecek ve içecek bölümü çalışanlarının tükenmişlik düzeylerinin; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt boyutlarında belirlenmesidir. Ayrıca yiyecek ve içecek bölümü çalışanlarının demografik özelliklerine göre tükenmişlik düzeylerinin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeye yönelik analizler yapılmıştır. İzmir ilinin merkez ilçelerinde bulunan beş yıldızlı otel işletmelerinde gerçekleştirilen alan araştırmasında anket tekniği kullanılmıştır. 230 geçerli anketin analizi sonucunda, yiyecek ve içecek bölümü çalışanlarının duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı alt boyut tükenmişlik düzeylerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca otel işletmelerinde yiyecek ve içecek bölümü çalışanlarının; yaşı, eğitim durumu, turizm sektöründeki mesleki deneyimleri, işletmedeki pozisyonları, işletmedeki ve mevcut pozisyondaki çalışma süreleri, günlük çalıştıkları saat süreleri, aylık kazanç durumları ve iş değiştirme istekleri ile tükenmişlik alt boyutları puan ortalamaları arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Otel İşletmeleri, Yiyecek ve İçecek Bölümü Çalışanları
Otel işletmelerinin yiyecek-içecek bölümlerinde hizmet kalitesinin ölçülmesi: Adıyaman ilinde bir araştırma
Teknolojik ve ekonomik gelişmelerin paralelinde rekabet koşulları da değişmekte ve bu değişim, işletmeler için ayakta durabilmeyi zorlaştırmaktadır. Tüketicilerin ihtiyaçlarını belirlemek ve bu doğrultuda onlara mümkün olan en üst düzey ve kalitede hizmeti sunmak, işletmelere bu rekabet şartları altında avantaj sağlayarak işletmeleri amaçlarına ulaştırmada önemli bir yer tutmaktadır. Turizm sektörü başta olmak üzere emek yoğun hizmet işletmelerinde kaliteyi etkileyen birçok değişken bulunmaktadır. Daha kaliteli hizmet sunabilmek için ilk önce müşterilerin kalite kavramından ne anladıkları, kaliteli hizmeti nasıl tanımladıklarının belirlenmesi ve yapılacak olan faaliyetlerin bu doğrultuda gerçekleştirilmesi gerekmektedir.Bu çalışmada otel işletmelerinin yiyecek-içecek hizmetlerinden yararlanan müşterilerin hizmet kalitesi belirleyicilerini tespit etmek amacıyla SERVQUAL ölçeği kullanılarak anket yapılmıştır. Söz konusu anket çalışmasıyla müşterilerin otellerin yiyecek içecek hizmetlerinden beklentileri ve sunulan hizmetleri algılamaları tespit edilmeye çalışılmıştır.Bu çalışmayla, Adıyaman ilindeki otel işletmelerinde yer alan yiyecek-içecek hizmetlerinden yararlanan müşterilerin zihnindeki ?mükemmel hizmet? kavramını tanımlamak ve algıladıkları hizmet kalitesini belirlemek amaçlanmıştır. Elde edilen veriler analiz edilmiş ve beklenti ile algı arasındaki farklılıklar ortaya konarak, bölgede hizmet veren otel işletmelerinin, yiyecek içecek departmanlarının verimliliğini ve etkinliğini arttırmalarına yardımcı olacağı düşünülen birtakım önerilerde bulunulmuştur.
Yeni tanı almış diyabetik maküler ödem olgularında intravitreal aflibercept tedavisi sonuçları
Amaç: Daha önce herhangi bir tedavi almamış diyabetik maküler ödem olgularında aflibercept tedavisinin etkinliği ve güvenilirliğinin retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır Gereç ve Yöntem: Ocak 2017 ile Aralık 2018 tarihleri arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Retina biriminde yeni tanılı diyabetik maküla ödemi için aflibercept tedavisi önerilmiş 75 hastanın 127 gözü çalışmaya dahil edildi. Hastaların kayıtları dosya üzerinden retrospektif olarak incelendi. Tedavi öncesi ve tedavi sonrasına ait görme keskinlikleri, santral maküla kalınlık değerleri ve optik koherans tomografi bulguları kayıt altına alındı. Bulgular: 21-79 yaş aralığında olan 75 olgu çalışmaya dahil edildi. Olguların 38'i erkek (%50,7), 37'si kadın (%49,3) idi. Olguların yaş ortalaması 61,17±10,37 olarak tespit edildi. Ortalama takip süresi 10,24±6,27 ay olarak bulundu. Olguların tedavi öncesi en iyi düzeltilmiş görme keskinliği ortalaması 0,57±0,43 logMAR iken takip süresi sonunda 0,34±0,35 logMAR olarak bulundu. Görme keskinliğindeki artış istatiksel olarak anlamlı idi. (p<0,001) Santral maküla kalınlığı takip süresi boyunca ortalama 397,82±162,43 μm'dan 311±116,80 μm'a istatiksel olarak anlamlı olacak şekilde azalmış olarak saptandı. (p<0,001) Seröz maküla dekolmanı saptanan olguların final görme keskinlikleri ve santral maküla kalınlıkları, saptanmayan grup ile benzer olarak bulundu. Vitreoretinal arayüzey bozukluğu olan hasta grubunda ise tedaviye yanıt düşük olarak saptandı. Olgularda ciddi sistemik veya lokal yan etki izlenmedi. Sonuç: İntravitreal aflibercept tedavisi, yeni tanı almış diyabetik maküla ödemi olgularında etkili ve güvenilir bir tedavi seçeneğidir ve birinci basamak tedavide kullanılabilir. Vitreoretinal arayüzey bozukluğuyla beraber seyreden vakalarda ise tedavi yanıtı daha düşük olmaktadır. Bu vakalarda ilave cerrahi veya medikal tedavilere ihtiyaç duyulabilir. Anahtar Kelimeler: aflibercept, diyabetik maküla ödemi, görme keskinliği, santral maküla kalınlığı.
Yerel halkın turizm gelişimine yönelik desteğinde yer kimliği ve yer imajının rolü: Adıyaman örneği
Yerel halkın turizme yönelik desteği, turizm alanyazınında oldukça fazla çalışılan konular arasındadır. Süre gelen çalışmalarda turizme yönelik destek, fayda ve maliyet ilişkisi çerçevesinde incelenmiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalar incelendiğinde ise bu desteğin, sadece yerel halkın turizmin olumlu ve olumsuz etkilerine yönelik algıları ile açıklanamayacağı vurgulanmaktadır. Bununla birlikte yerel halkın turizme yönelik desteği farklı değişkenlerle incelenmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Adıyaman il merkezinde yaşayan yerel halkın turizm gelişimine yönelik algı ve desteğinde yer kimliği ve yer imajının rolünü ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda ilgili alanyazın çerçevesinde bir model geliştirilmiştir. Çalışmada veriler, anket tekniği yardımı ile elde edilmiş ve geçerli 698 veri üzerinden analizler yapılmıştır. Öncelikle katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine ilişkin betimleyici ve karşılaştırmalı istatistiksel analizler yapılmış ve değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Sonrasında ise araştırmanın hipotezlerini sınamak amacıyla yapısal eşitlik modellemesi yapılmıştır. Analiz sonucunda yer kimliğinin yerel halkın turizmin olumlu etkilerine yönelik algılarını, yer imajının da turizmin olumsuz etkilerine yönelik algılarını etkilediği saptanmıştır. Yerel halkın yer kimliği ve yer imajı algılarının turizme yönelik desteğini doğrudan etkilemediği görülmüştür. Yerel halkın turizm gelişimine yönelik desteği de turizmin algılanan olumlu ve olumsuz etkileri ile açıklanmaktadır. Yer kimliği ve yer imajının alt boyutları ile yerel halkın turizme yönelik algı ve desteği arasındaki ilişki de incelenmiştir. Yer kimliği alt boyutlarından süreklilik, özsaygı ve özyeterlilik boyutlarının yerel halkın turizme yönelik algılarını etkilediği saptanmıştır. Yer imajı alt boyutlarından sadece kamusal olanakların yerel halkın turizme yönelik algılarını ve desteğini etkilediği görülmüştür. Bunun yanı sıra çalışmada yer alan değişkenlerin yerel halkın sosyo-demografik özellikleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda ilgili alanyazına ve sektöre yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Restoran yöneticilerinin bakış açısıyla sürdürülebilir uygulamaların önündeki engeller: İzmir örneği
Gün geçtikçe öneminin daha çok anlaşıldığı sürdürülebilirlik kavramı, turizm sektöründe önemli bir yer tutmaktadır. Bu alanda literatür incelendiğinde sürdürülebilir turizm alanında birçok araştırma yapıldığı görülmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar incelendiğinde ise konaklama işletmelerinin yanı sıra restoran işletmelerinde de sürdürülebilirlik üzerine yapılan çalışmalarda artış olduğu görülmektedir. Turizm sektörü içinde önemli bir yer tutan restoran işletmeleri, sürdürülebilir uygulamaları tam anlamıyla gerçekleştirememektedir. Çalışmada, restoran yöneticilerinin sürdürülebilir uygulamaları hayata geçirmede ne gibi engellerle karşılaştıklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca sürdürülebilir uygulamaların önündeki engelleri literatürde yer alan işletme çevresi kapsamında ele almak bu çalışmanın temelini oluşturmuştur. Bu bağlamda, çalışmada araştırma bulguları restoran işletmelerinin iç ve dış çevresinde yer alan unsurlar açısından değerlendirilmiştir. Bu kapsamda yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla İzmir'de faaliyet gösteren Turizm Bakanlığı yiyecek içecek işletme belgeli 1. sınıf restoran yöneticileri ile görüşme yapılarak, elde edilen veriler MAXQDA Analytics Pro 2018 programında betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre; devlet desteğinin eksikliği, maliyet, merkezi yönetim, personelin uygulamaları önemsememesi, iş yoğunluğu, tedarikçilerin talebi karşılayamaması, müşterilerin beklentilerinin olmaması gibi durumların sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilmesinde restoran yöneticilerinin önündeki engeller olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca restoran yöneticilerinin sürdürülebilir uygulamalara olumlu baktığı ve işletme maliyetlerini düşürmek için bazı uygulamalarda bulundukları görülmüştür. Bununla birlikte sürdürülebilir uygulamalar ile ilgili bilgilerinin yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda sonuç ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Uygulamalar, Sürdürülebilir Restoranlar, Sürdürülebilir Uygulamaların Önündeki Engeller
Yiyecek içecek işletmelerinde kurumsal itibarın davranışsal niyete etkisinde algılanan gıda güvenliğinin rolü
Günümüzde yiyecek içecek işletmelerinin sahip olduğu itibar, işletmelerin geleceğini ve başarısını önemli derecede etkileyebilmektedir. Yiyecek içecek işletmelerinde tüketiciler satın aldıkları ürün ve hizmetleri önceden göremedikleri için, işletmeye duydukları güven duygusu ile birlikte işletmenin itibarı satın alma kararlarına etki eden önemli bir faktördür. Tüketicilerin gözünde iyi bir itibara sahip olmayı başarabilen yiyecek içecek işletmeleri, tüketicilerin memnuniyetini arttırarak tüketici sadakatini sağlayabilmek gibi ileriye dönük davranışsal niyet üzerinde etkili olabilmektedirler. Yiyecek içecek işletmelerinde gıda güvenliğine verilen önem ve gıda güvenliği uygulamaları da işletmelerin iyi bir kurumsal itibar oluşturmasına etkisinin yanında itibarlarını kaybetmemelerini de sağlamaktadır. Bu bağlamda İzmir'de yiyecek içecek işletmesi müşterilerinin kurumsal itibar algılarının davranışsal niyete etkisini ve gıda güvenliği algısının bu etki üzerindeki rolünü belirlemek bu araştırmanın temel amacını oluşturmuştur. Bu amaç doğrultusunda ilgili litetatür çerçevesinde bir model geliştirilmiştir. Katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesi için tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Ölçeklerin alt boyutlarının belirlenmesi amacıyla açıklayıcı faktör analizi ve ölçeklerin geçerliliğini tespit etmek için doğrulayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Araştırmada kurulan hipotezlerin test edilmesinde yapısal eşitlik modellemesi uygulanmış ve aracılık modeli için Sobel testi yapılmıştır. Çalışmada, SPSS 24 ve AMOS 21 programları kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda yiyecek içecek işletmelerinde kurumsal itibarın algılanan gıda güvenliği ve davranışsal niyet üzerinde etkisi olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte algılanan gıda güvenliğinin davranışsal niyet üzerinde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca kurumsal itibarın davranışsal niyet üzerindeki etkisinde, algılanan gıda güvenliğinin aracılık etkisi olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda ilgili sektöre yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yiyecek İçecek İşletmeleri, Kurumsal İtibar, Davranışsal Niyet, Algılanan Gıda Güvenliği.
Gastronomi turizminin destinasyon imajı ve destinasyon seçimine etkisi: Çeşme örneği
Türk Mutfağı dünyanın önemli mutfakları arasında yer almaktadır. Bunun nedeni, ülkemizin iklimi, tarım olanakları ve florası nedeniyle, yiyecek içecek miktarının bol olması ve yemek türlerinin çok çeşitli ve lezzetli olmasıdır. Ancak günümüzde kadınların çalışma hayatında giderek daha çok yer almaları, turizm olgusu, küreselleşmenin etkisi ile yaşam biçimlerinin değişmesi sonucu ABD'den ithal edilen Fast Food Restorant zincirlerinin artması, şehirleşme ve sanayileşme, gıda sektöründeki yenilikler vb. gibi nedenlerden dolayı günümüzde çeşitliliği biraz azalsa da Türk Mutfağı hala önemini ve konumunu korumakta ve dünyada Fransız ve Çin mutfağı ile birlikte önemli mutfaklar arasında yer almaktadır. Ancak, Türk Mutfağının diğer dünya mutfakları ile yarışabilmesi için tanıtım ve pazarlamaya daha fazla önem verilmesi gerekmektedir. Turizm pazarlamasında, olumlu destinasyon imajı oluşturulması ve destinasyon seçimi kavramları çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle son yıllarda destinasyon pazarlamasında ürün çeşitliliğinin arttırılması, kaliteli ve benzersiz ürünlerin piyasaya sunulması önemli olmaktadır. Bu bağlamda, bir destinasyonun sahip olduğu kültür mirası, rakiplerinin arasında kendisini ön plana çıkarmakta ve farklılaştırmaktadır. Gastronomi de kültür mirasının önemli bir ögesidir. Aynı zamanda gastronomi turizmi hem destinasyon imajının oluşturulması hem de destinasyon seçimi süreçlerinde etkili olabilmektedir. Bununla birlikte, destinasyonların rakiplerine göre üstün olan kendisine has özelliklerinin ve yerel değerlerinin ön plana çıkarılması, turizmde rekabet gücünün artmasını sağlayacaktır. Bu bakımdan İzmir ilinin yakın gelecekte, büyük bir potansiyele sahip olduğu gastronomi turizminde dünya çapında söz sahibi bir çekim merkezi olabilmesi için, zaman kaybetmeden dış pazarlarda Türk mutfağının turistik ürün olarak sunulması ve ön plana çıkarılması gerekmektedir. Bu nedenle, bu çalışmanın temel amacı, İzmir'in turistik ilçesi olan Çeşme'yi ziyaret eden yabancı turistlerin destinasyon seçimi tercihlerini belirlemek ve Çeşme imaj algılarını ölçmek ve aynı zamanda bu süreçlerde gastronomi turizminin rolü ve öneminin belirlenmesidir. Bununla birlikte, bu çalışma, yabancı turistlerin Türk mutfağı ile ilgili görüşleri hakkında bilgiler edinebilmek ve Çeşme'de gastronomi turizminin geliştirilmesi için neler yapılması gerektiğinin ortaya konulması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda, Çeşme ilçesinde yapılan anket çalışması ile yabancı turistlerin Çeşme imaj algıları, destinasyon seçiminde önem verdikleri unsurlar ve gastronomik imaj algıları test edilmiştir. Anket tekniği ile elde edilmiş geçerli 401 veri seti üzerinden analizler yapılmıştır. Öncelikle katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine ilişkin tanımlayıcı ve karşılaştırmalı istatistiksel analizler yapılmış ve değişkenler arasındaki ilişkiler incelenerek hipotezler sınanmıştır. Daha sonra, ilgili alanyazın çerçevesinde bir model geliştirilmiştir. Bu modele ilişkin hipotezleri sınamak amacıyla faktör ve regresyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, yabancı turistlerin Çeşme imaj algılarının olumlu olduğunu, iklimi, güzel manzarası ve doğal çekicilikleri ile çekici yerel mutfağının, en güçlü özellikleri olarak görüldüğü söylenebilir. Destinasyon seçimi tercihleri ile ilgili olarak, katılımcıların en çok önem verdiği unsurlar, sırasıyla; iklim, güvenlik, yiyecekler, arkadaşlık, ve temizliktir. Sonuçlara göre, gastronomi üçüncü sırada yer almaktadır. Gastronomik imaj algıları konusunda ise katılımcılar; yiyeceklerin kültürel deneyim sağladığını, Türkiye'nin zengin bir mutfağa sahip olduğunu ve oldukça lezzetli bulduklarını belirtmişlerdir. Regresyon analizine göre, gastronomik imajın, destinasyon imaj algılarını ve destinasyon seçim tercihlerini etkilediği görülmüştür. Son olarak elde edilen bulgular doğrultusunda ilgili alanyazına ve sektöre yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Gastronomi Turizmi, Destinasyon İmajı, Destinasyon Seçimi, Türk Mutfağı