Theses supervised by Prof. Dr. Onur Sunal
10 theses · Başkent University
Türkiye-Birleşik Krallık ticari ilişkileri: Brexit öncesi ve sonrası
Bu çalışma, Türkiye'nin en önem verdiği ticaret ortaklarından olan ve ayrıca dış ticaret fazlası verdiği bir ülke olan Birleşik Krallık ile ticari ilişkilerini Brexit öncesi ve sonrası şeklinde ayırarak anlatmayı amaçlamıştır. Konunun anlaşılabilmesi için öncelikle, genel olarak ekonomik bütünleşme safhalarına, kısaca Avrupa Birliği (AB) tarihine, Birleşik Krallık - AB ilişkilerine ve Brexit sürecine değinilmiştir. Ayrıca Türkiye'nin ve Birleşik Krallık'ın güncel Serbest Ticaret Anlaşma(STA)larından da bahsedilmiştir. Çalışma iki ülkenin hizmet ticareti ilişkilerini de kapsamaktadır. Çalışmada grafikler eşliğinde Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ihracat, ithalat ve dış ticaret verileri incelenmiştir. Brexit sonrası ve öncesi iki ülkenin ticaret verileri karşılaştırılırken STA'sının imzalandığı yıl olan 2021 yılı ile henüz Covid-19'un başlamadığı ve Brexit'in gerçekleşmediği yıl olan 2019 yılı baz alınmıştır. Veriler incelendiğinde 2019 yılından 2021 yılına gelindiğinde Türkiye'den Birleşik Krallık'a olan ihracatta çoğu sektörde artış olduğu ve Türkiye'den Birleşik Krallık'a toplam ihracatta da %21 civarında artış yaşanmıştır. Aynı zamanda Brexit'ten sonra, 2021 yılında Türkiye'nin Birleşik Krallık'a olan dış ticaret fazlası önceki yıllarla karşılaştırıldığında en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Anahtar Kelimeler: Brexit, Gümrük Birliği, Serbest Ticaret Anlaşmaları, Uluslararası Ticaret, Türkiye - Birleşik Krallık Ticari İlişkileri
Türk bankacılık sektörü finansal kırılganlık endeksinin tahmini ve endeksi etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Finansal kırılganlık kavramı, finansal krizin henüz meydana gelmediği ancak krizin belirtilerinin gözlemlendiği bir evre, yani bir erken uyarı göstergesi olarak tanımlamaktadır. Finansal kırılganlık kavramı, son yıllarda yaşanan küresel krizlerle beraber tekrar gündeme gelerek krizden çok önce krizi oluşturan etmenlerin araştırılmasını zorunlu hale getirmiştir. Çalışmada, bankacılık krizleri üzerinde durularak, finansal kırılganlığa etkisi hakkındaki teoriler incelenmiştir. Türkiye'deki 15 mevduat bankasının 2006Q1:2022Q2 dönemini kapsayan çalışmada, her banka için bankacılık sektörü finansal endeksi hesaplanmış, bankalara göre değişmeyen makro ekonomik göstergeler ile bankalara özgü oransal göstergelerin endeks üzerindeki etkisi incelenmiştir. Çalışmada kurgulanan hipotezler doğrultusunda, araştırmanın finansal kırılganlık endeksini içeren panel regresyon modellerinin tahmininden elde edilen sonuçlar, sermaye yeterlilik oranı, ekonomik büyüme oranı ve reel efektif döviz kurunda yaşanan artışlarının finansal kırılganlık endeksini azalttığı, aktif karlılık oranı, özkaynak karlılık oranı, enflasyon oranı, kredi risk primi, korku endeksi ve ticari kredi faizinde yaşanan artışlarının ise finansal kırılganlık endeksini arttırdığını göstermektedir. Takipteki krediler değişkeninin endekse dahil edilmesi ile alan yazına özgün bir katkıda bulunulmak istenmiş ve endeksi belirleyen faktörlerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bankacılık Krizleri, Bankacılık Sektörü Finansal Kırılganlık Endeksi, Finansal Kırılganlık, Panel Veri Analizi, Türk Bankacılık Sektörü
Konut fiyat endeksi ile makro ekonomik göstergeler arasındaki ilişkinin wavelet coherence (Dalgacık tutarlığı) analiziyle incelenmesi: Türkiye örneği
Gayrimenkul sektörü gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki yatırımcılar için her zaman önemli bir yatırım aracıdır. Özellikle konut sektörüne ait dinamikler ülke ekonomileri ve finansal piyasalar hakkında genel bilgi vermektedir. Literatürde konut fiyatlarını etkileyen değişkenleri belirleyebilmek için farklı dönem aralıklarında yurtiçi ve yurtdışında klasik zaman serisi analiz yöntemleriyle yapılan birçok çalışma mevcuttur. Kullanılan bu modeller finansal ve ekonomik değişkenlerin zamansal boyutunu değerlendirirken değişkenlerin frekans boyutuyla ilgili bilgi sunmamaktadır. Finans alanında son yapılan çalışmalar değişkenler arasındaki frekansın önemini vurgularken, ampirik literatürdeki çalışmalardan farklı olarak bu çalışmada dalgacık tutarlılığı (wavelet coherance) yöntemi kullanılmıştır. Bu tez çalışmasında ampirik literatürden seçilmiş belirli makroekonomik göstergelerin konut fiyat endeksi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Analizin ilk kısmında genel konut fiyat endeksinin makroekonomik göstergelerle ilişkisi, ikinci kısımda ise aynı bağımsız değişkenlerle beş adet bölgenin İstanbul (TR10), Ankara (TR51), Antalya (TR61), Hatay (TR63) ve Ağrı (TRA2) konut fiyatlarına etkileri tartışılmıştır. Analizin dönem aralığı 2013 Ocak-2023 Aralık olup Matlab programı kullanılarak sonuçlara ulaşılmıştır. Bulgular Türkiye'deki konut fiyatlarının makroekonomik değişkenlerden etkilendiği göstermektedir. Ampirik literatürle uyumlu olarak konut fiyatlarının enflasyon, para arzı ve konut kredisi hacmiyle güçlü bir ilişkisi olduğu kriz dönemlerinde ise mevcut değişkenlere ilave konut kredisi faiz oranı, konut satış adetleri, döviz kuru, SÜE ve S&P CoreLogic Case-Schiller 20-City Home Price Endeksinin eklendiği görülmektedir. Türkiye genel konut fiyat endeksi ve bölgesel bazlı konut fiyat endeksiyle makroekonomik değişkenler arasındaki ilişki genel görünümde paraleldir. Bölgesel konut fiyat endeksi incelendiğinde Antalya ve İstanbul gibi turistik göç alan bölgelerin konut fiyatlarının yabancı yatırımcılardan orta ve uzun vadede etkilendiği görülmüştür.
Sermaye artırımı duyurularının Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin hisse senedi getirisi üzerine etkisi
Şirketlerin finansman ihtiyaçlarını karşılamak için sıklıkla başvurduğu yöntemlerden biri de sermaye artırımıdır. Ancak sermaye artırımı yaparken, bu kararın piyasadaki yatırımcılar tarafından nasıl algılandığı ve hisse senedi fiyatlarının ve getirilerinin bu doğrultuda nasıl şekillendiği şirketler ve paydaşları açısından oldukça önem taşımaktadır. Bu nedenle araştırmada, Türkiye'de hisse senetleri piyasasının, yatırımcıların sermaye artırımı duyurusunda kamuya açık tüm bilgilerle piyasanın üstünde bir getiri sağlayabilecek kadar etkin olup olmadığını analiz etmeye çalışılmaktadır. Çalışmanın temel amacı, Borsa İstanbul'da bedelli ve bedelsiz sermaye artırımı duyurularında yarı güçlü etkinlik formunu test etmektir. Araştırmada 1996-2021 yılları arasında BIST-100 endeksinde bedelli veya bedelsiz sermaye artırımı açıklayan 337 farklı şirketin 1436 sermaye artırımı duyurusu incelenmiştir. Analiz yöntemi olarak olay etüdü yöntemi kullanılmış ve kısa vadede üç farklı çerçevede olay pencereleri oluşturulmuştur. Çalışmanın bulgularına göre BIST-100'de sermaye artırımı açıklayan şirketlerin kısa vadeli analizinde, sermaye artırımı duyuru öncesi ortalama ve kümülatif anormal getirileri pozitif iken, sonrası anormal getirileri negatif değerler olarak hesaplanmış ve firmaların sermaye artırımı duyurularının, ilgili firmaların kısa dönemde hisse senedi getirilerine etkisi olduğu belirlenmiştir. Sektörlere göre duyuru öncesi ve sonrası ortalama ve kümülatif anormal hisse senedi getirilerinin farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bu bulgulara göre, BIST-100 endeksinin incelenen dönemde kamuoyuna yapılan sermaye artırım duyurularından etkilendiği ve Borsa İstanbul Piyasası'nın (BIST) yarı güçlü formda etkin olmadığı söylenebilir. Çalışmada ulaşılan sonuç, duyuru etkisini konu alan sinyal hipotezini ve sermaye artırımının duyurulması sırasında hisse senedi fiyatının önemli ölçüde değiştiğini belirten bilgi içeriği hipotezini desteklemektedir.
Bankacılık sektörünün etkinlik analizi: VZA ve TOBIT yöntemleri ile Türkiye uygulaması
mızda, performans, finansal performans, verimlilik ve etkinlik kavramları teorik olarak açıklanarak aralarındaki farklılıklar ortaya konmuştur. Etkinlik ölçümünde kullanılan parametrik yöntemler (Regresyon Analizi, Stokastik Sınır Analizi, Kalın Sınır Yaklaşımı, Serbest Dağılım Yaklaşımı) ve parametrik olmayan yöntemler, bu yöntemlerin özellikleri, avantajlı ve dezavantajlı yönleri ve bankacılık sektörüne uygunluğu detaylı olarak incelenmiştir. Veri Zarflama Analizinin (VZA) tarihçesi, tanımı, temel modelleri (CCR, BCC vb.) anlatılmış, çoklu girdi-çıktı yönetimi, önsel fonksiyonel form varsayımı gerektirmemesi ve göreceli etkinlik belirleme avantajları vurgulanmıştır. Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 22 mevduat bankasının 2009-2023 yılları arasındaki verileri kullanılarak VZA ile teknik, saf teknik ve ölçek etkinlik değerleri hesaplanmıştır. VZA sonuçlarına göre, genel olarak, Türk bankacılık sektöründeki bankalar yüksek etkinlik skorlarına sahiptir. Banka grupları bazında ise kamu sermayeli bankalar, ortalama olarak en yüksek etkinlik skorlarına ulaşmış ve özellikle kriz dönemlerinde tam etkinliğe daha yakın performans sergilemişlerdir. Özel sermayeli bankalar da yüksek etkinlik sergilemiş, ancak genellikle kamu sermayeli bankaların gerisinde kalmıştır. Yabancı sermayeli bankalar ise bazı dönemlerde iyi performans gösterse de dönemsel şoklarda daha değişken bir etkinlik performansı sergilemiştir. ANOVA ve Tukey's HSD testleri, etkinlik ortalamaları bakımından, kamu sermayeli bankalar ile özel ve yabancı sermayeli bankalar arasında anlamlı derecede farklılık olduğunu, özel ve yabancı sermayeli bankalar arasında ise bir farklılık olmadığını ortaya koymuştur. TOBIT analizi sonuçları, özkaynak/aktif oranının bankaların teknik ve saf teknik etkinlikleri üzerinde güçlü, pozitif ve anlamlı bir etkisi olduğunu, krediler/aktif oranının teknik ve ölçek etkinliği üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkisinin olduğunu göstermiştir. Sektör payının teknik ve ölçek etkinliği üzerinde pozitif bir etkisinin olduğu, saf teknik etkinlik üzerinde bir etkisinin olmadığı, SYR'nin teknik etkinlik üzerinde anlamlı bir etkisinin bulunmadığı, saf teknik etkinlik üzerinde ise negatif bir etkisinin olduğu gözlenmiştir. GSYİH büyüme oranın ise banka etkinlik değerleri üzerinde genel olarak anlamlı bir etkisi bulunamamıştır.
Türkiye'de net hata ve noksanı etkileyen faktörlerin ekonometrik analizi
Ödemeler dengesi tablosunu dengeleme görevi olan Net Hata ve Noksan (NHN) kalemi bu rolü ile ödemeler dengesi tablosunda kayıt edilemeyen faktörleri içinde barındırır. NHN'ye yol açan bu faktörler nelerdir? NHN Türkiye ekonomisi için bir problem midir? Türkiye NHN'si sürdürülebilir midir? Bunlar cevabı başta döviz kuru, cari denge, dış borç, gayri safi yurt içi hasıla olmak üzere ekonomide beklentiler ve makro değişkenler üzerinde etkileri olan önemli sorular olup tezinde temel motivasyonunu oluşturmaktadırlar. Analiz dönemi olan 2013-2023 yılları arasında Türkiye NHN'sinin ortalaması sıfıra yakın olmakla birlikte giriş-çıkış yönlü dalgalı bir seyir izlediği, dalga büyüklüğünün de yüksek düzeylere ulaşabildiği gözlenmiştir. NHN'de yüksek dalgalanmaya yol açan faktörleri saptamak için nedensellik analizlerinin yanı sıra ARDL ve NARDL tahmin modelleri oluşturulmuştur. Analizler incelenen dönemde NHN'deki yüksek dalgalanmaların temelinde sermaye ve finans hesabı kaynaklı işlemlerin olduğunu göstermiştir. Bu çerçevede "yastık altı" diye niteleyebileceğimiz hanehalkının yabancı para kasa mevcudunun NHN üzerindeki etkisi ön plana çıkmaktadır. Bu değişkenin değişimi ile NHN arasında istatistiki olarak anlamlı, pozitif ve asimetrik bir ilişki olduğu gözlenmektedir. Tasarruf ve enflasyondan korunma aracı olarak döviz tutmanın yaygın olduğu Türkiye'de bankacılık sisteminden yastık altına çıkışlar ya da yastık altından bankacılık sistemine girişler NHN'nin önemli bir belirleyenidir. Sistematik risk algısınn arttığı dönemlerde bankacılık sisteminden mevduat çekilişleri olabilmektedir. Sistematik risk algısının azaldığı, istikrar dönemlerinde ise bu hareketin tersi bir durum oluşmakta ve hane halkı yastık altı yabancı para banknotlarını bankacılık sistemine mevduat olarak geri sokmaktadır. Tahmin edilen katsayılar yastık altından sisteme geri dönüşlerin azalarak gerçekleştiğini göstermektedir.
FTSE ESG indeksinde yer alan OECD üyesi ülkelerin bankalarının ESG skorlarının banka performanslarına etkisi
Bu çalışmanın amacı OECD ülkelerinin FTSE Emerging ve Developing ESG Indeksi'nde yer alan bankaların ESG skorları ile banka performansları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Zaman serisi olarak 2015 – 2022 yılları alınmış ve toplamda 65 bankanın verileri Bloomberg Terminal'den alınmıştır. Çalışmada, bağımsız değişken olarak bankaların ESG skorları; bağımlı değişken olarak ise bankaların aktif karlılık oranları, Tobin Q oranları ve net faiz marjları ile ülkelerin gayrisafi yurtiçi hasılaları belirlenmiştir. Çalışma kapsamında statik ve dinamik panel veri analizi ile Granger Nedensellik Testi yapılmıştır. Ampirik sonuçlardan çıkarılan bulgulara göre statik panel veri analizlerinde ESG skorları ile ROA, Tobin Q ve NIM arasındaki ilişkinin yönü negatifken; GDP ile pozitif yönlüdür. Dinamik panel veri analizi sonuçlarına bakıldığında ESG skorları ve ROA ile Tobin Q arasında ilk başka ilişki yönü negatifken, ESG'nin karesinde pozitife döndüğü gözlemlenmiştir. Bu durum, ESG skorlarının ROA ile Tobin Q arasında U şeklinde bir örüntünün varlığını göstermiştir. Çalışma kapsamında yapılan Granger nedensellik testi sonuçların ise değişkenlerin birbiri ile nedensellik ilişkisi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ampirik analizler neticesinde, ESG için maliyet faktörüne katlanılması göz önünde bulundurulduğunda, ilk etapta negatif olan ilişki yönü ilerleyen süreçte pozitife dönmektedir. Literatürde yer alan çalışmalarda ülke çeşitliliğinin az olması ve statik bir panel veri analizi ile yapılan çalışmalar göz önünde bulundurulduğunda; bütüncül bir yaklaşım getirilerek literatüre özgün bir katkı sağlanmıştır.
Türkiye'de mevduat sigortası uygulaması ve diğer değişkenlerin bankaların risk alım davranışlarına etkisi
1930 yılında yaşanan büyük krizin bankacılık sistemleri üzerine etkisine tepki olarak mevduat sigortası düzenlemesi getirilmiştir. Bankalar risk alıp başarısız olduğunda veya yaşanabilecek ekonomik buhranda bir çok banka müşterisinin ve diğer finansal kurumlamların bankanın ödeme gücüyle ilgili endişeye kapılması kaçınılmazdır. Bu endişe ortamında mevduat sahipleri toplu olarak bankadaki parasını hızlı bir şekilde geri çeker ve bu 'bankaya hücum' olarak adlandırılır. Mevduat sigortalarına ilişkin uygulamaların varlığı bankacılık sektörünün, mükellefiyetini yerine getirememe riskini önler, böylelikle bu sektöre olan güvenin devam etmesinde önemli rol oynar. Mevduat sigortası uygulaması mevduat sahiplerini korumayı hedefleyen bir sistem olmasının yanında bankaların aşırı ve gereksiz risk alımına katkısı vardır. Mevduat sigortası sisteminin hem bankalar hem de mevduat sahipleri için çeşitli avantajları vardır. Bununla birlikte akademik tartışmalar, mevduat sigortası sisteminin bir ahlaki tehlike kaynağı olup olmadığına yoğunlaşmışlardır. Bu durum mevduat sahiplerinin bankaları gözlemleme yönündeki cesaretlerini azaltır, diğer taraftan bankalar mevduatların sigorta sistemi tarafından korunduğunu bilir ve bu hal bankaları aşırı risk almaya teşvik eder. Bu çalışmanın amacı mevduat sigortası uygulamalarının muhtemel bir ahlaki tehlike sorununa dönüşme ihtimalini bankaların risk alma davranışları üzerinden açıklamaktır.
Kredi temerrüt swaplarının iktisadi ve finansal değişkenler ile ilişkisinin Türkiye ekonomisi için ampirik analizi
Gelişen ekonomi ile tüm dünyada kredi türev piyasalarının gelişimi 2000'li yılların sonrasında hız kazanmıştır. Kredi temerrüt swapları (CDS'ler) yaygın olarak en çok kullanılan kredi türevleri arasında yer almakta olup gelişen piyasalarda zamanla kredi notlarına alternatif olarak ülkelerin kredi risklerini ölçmede önemli bir göstergeyi ifade eder hale gelmiştir. Yaşanan finansal krizler sonrasında kredi notlarının ülke kredi riskini yeterince yansıtmadığı görüşünün finansal piyasalarda hakim olmasıyla birlikte yatırımcılar, kredi temerrüt swaplarını çok daha yakından takip etmeye başlamışlardır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin ülke kredi risk primleri (CDS) ile seçilmiş bazı makro iktisadi ve finansal değişkenler arasındaki ilişkilerin ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda, piyasa istikrarını temsil eden bazı değişkenlerin oynaklıklarının CDS primleri üzerindeki etkileri de incelenmiştir . Çalışmada, Türkiye ekonomisinde Haziran 2006 ile Aralık 2020 dönemlerini kapsayan aylık veriler kullanılmış ve değişkenlerin farklı düzeylerde tümleşik olmaları sebebi ile doğrusal bir ARDL modeli oluşturularak kısa ve uzun dönem katsayılar sınır testi yöntemi ile belirlenmiştir. Bu çerçevede, uzun dönemde beklentilerle uyumlu olarak CDS primlerini; USD (Amerikan Doları) döviz kurunun, istihdam oranının, VIX Endeksinin, kısa vadeli dış borç stok toplamının, Eurobond getirisinin ve enflasyon oranının anlamlı ve pozitif olarak yordadığı, BİST 100 Endeksinin, Türkiye'nin gösterge 2 yıllık tahvil fiyatlarının ve portföy yatırımlarının anlamlı ve negatif olarak yordadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Bunlarla birlikte yine beklentilerle uyumlu olarak uzun dönemde döviz kuru volatilitesinin ve VİX Endeks volatilitesinin de CDS primlerini anlamlı ve pozitif olarak etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: CDS, İktisadi Göstergeler, ARDL Analizi
Bankaların likidite riskinin belirleyicisi içsel ve dışsal faktörler: Türk bankacılık sektörü için bir uygulama
Finansal sistemin en önemli aktörlerinden olan bankalar, finansal aracılık başta olmak üzere doğrudan ya da dolaylı olarak yerine getirdikleri çeşitli fonksiyonlarla ülke ekonomilerinin işleyişinde büyük öneme sahiptir. Ülke ekonomilerinin başarı ve sıhhati için sermaye açısından güçlü, etkin, rekabetçi pazara yapısına sahip, kontrol ve denetim alt yapısı açısından gelişmiş bir bankacılık sektörünün varlığı önemlidir. Gerek küresel gerekse ulusal çaptaki ekonomide yaşanan gelişmelerden doğrudan ve dolaylı olarak etkilenen bankalar faaliyetlerini belirli risklere maruz kalarak sürdürmektedir. Bu kapsamda finansal istikrar ve bankacılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından bankaların maruz kaldıkları riskler ve riskleri ne şekilde yönetmeye çalıştıkları önem arz etmektedir. Bu çalışmada Türk bankacılık sektöründe faaliyette bulunan ticari ve katılım bankalarında likidite riskini etkileyen içsel (bankaya özgü) değişkenler ile dışsal (makro ekonomik) değişkenler belirlenmiştir. Bu kapsamda Türkiye'de faaliyette bulunan 19 ticari banka ve 4 katılım bankasının 2015/12 ay ve 2021/9 aylar arasındaki döneme ait çeyrek dönemlik verileri statik panel veri analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışmada, likidite düzeyinin göstergesi olarak Basel Uzlaşısı kapsamında bankalarca hesaplanan Likidite Karşılama Oranı bağımlı değişken olarak tercih edilmiştir. Küresel çapta ülke ekonomilerini oldukça etkileyen Covid-19 pandemisi, Türk bankacılık sektörünün likidite düzeyi üzerindeki etkilerini de görebilmek adına modele kontrol değişkeni olarak eklenmiştir. Yapılan analiz neticesinde, örneklem kapsamında mevduat ve katılım bankalarından oluşan Türk bankacılık sektörünün likidite düzeyi ile bankalara özgü mevduat, kredi mevduat oranı, öz kaynak kârlılığı, sermaye yeterlilik oranı, öz kaynaklar ve aktif büyüklük ile makro ekonomik faktörlerden para arzı, kredi temerrüt takası, kontrol değişkeni Covid dönemi arasında istatistik açıdan anlamlı ilişkilerin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.