Theses supervised by Prof. Dr. Osman Pehlivan
16 theses · Karadeniz Technical University
Türkiye'de bütçeleme sürecinde parlamentonun denetimi: Seçilmiş bazı ülkelerle karşılaştırmalı bir analiz
Günümüz dünyasında yapısal dönüşümleri sağlamak, ekonomik sorunlarla mücadele etmek, kaynakların verimli bir şekilde kullanılmasını sağlamak için gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bütçe içerisinde yer alan politikaların önemi çok büyüktür. Nitekim bütçe politikalarından elde edilen sonuçların verimli olabilmesi için bütçeleme sürecinin iyi anlaşılması, yapılması gereken şeylerin şeffaflık (saydamlık) ve hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda düşünüldüğünde, bir ülkenin kendi kaynaklarını etkin ve verimli bir şekilde kullanabilmesi için bütçeleme süreci çok önemlidir. Bütçeleme sürecinde yer alan önemli iki büyük aktör vardır. Bunlar, parlamento ve yürütme organıdır. Bütçenin hazırlanması ve uygulanması aşamalarında yürütme organı etkinken, bütçenin onaylanması ve denetlenmesi aşamalarında ise parlamento etkindir. Bu çalışmada, seçilmiş bazı ülkeler ile ülkemizdeki bütçeleme süreci ve bütçeleme sürecinde yer alan aktörlerden biri olan parlamentonun denetimi, görev ve sorumlulukları incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Parlamento, Bütçe, Denetim
Vergi kaçakçılığı suçu
Kamu düzeni ve sosyal düzeni sağlamaya çalışan devlet, çalışmalarında finans kaynağına ihtiyaç duyar. Bu kaynağın çok büyük bölümünü vergilerden karşılar. Ancak vergi vermekle mükellef olanlar bazı sosyal ve politik sebeplerden dolayı verdikleri bu vergileri fuzuli bir yük olarak görürler. Bu sebeple mükellef oldukları vergiyi vermemek için direnç gösterirler. Devlet de bu direnci kırmak için, bazı düzenlemeler yapar ve bu düzenlemeleri ihlal edenlere yaptırım uygular. Çalışmanın konusu olan vergi kaçakçılığı suçunu oluşturan eylemler, mükelleflerin sorumlu oldukları vergiyi vermemek için başvurduğu yöntemlerdir. Bu sebeple devlet, vergi kaçakçılığı suçuna vücut verecek eylemlere hürriyeti bağlayıcı ceza şeklinde yaptırım öngörmüştür. Çalışmada, vergi kaçakçılığı suçu, klasik suç inceleme yöntemine uygun olarak, suçun maddi unsuru, suçun manevi unsuru ve hukuka aykırılık unsuru bakımından incelenmiştir. Ayrıca çalışmada vergi kaçakçılığı suçunda kusurluluğu kaldıran ve etkileyen nedenler, vergi kaçakçılığı suçunun özel görünüş biçimleri ve vergi kaçakçılığı suçunun kovuşturma ve soruşturma usulleri de incelenmiştir. Çalışmanın amacı, mevzuatta var olmasından bu yana birçok değişikliğe uğrayan vergi kaçakçılığı suçunu güncel değişiklikler çerçevesinde inceleyip, bu alandaki çalışmalara katkı sağlamaktır. Anahtar kelimeler : Vergi, vergi kaçakçılığı, vergi kaçakçılığı suçu
Türk vergi yargı sisteminde yürütmenin durdurulması
Devletin en önemli gelir kaynağı olan vergiler kamu hizmetlerinin finansmanı için önemli bir araçtır. Devlet verginin tam ve hızlı olarak ödenmesini sağlamaya çalışır. Devlet vergi gelirlerini elde ederken, farklı evrelerden oluşan karmaşık vergisel işlemler tesis eder. Bununla birlikte, devlet daha fazla kamu hizmeti sunabilmek için daha çok vergi gelirlerini maksimize etmek isteyecek, vergi mükellefleri ise mümkün olduğunca az vergi ödemek isteyeceklerdir. Bu vergisel süreçte devlet ile şahıslar arasında uyuşmazlıklar çıkabilecektir. Vergi yargısının görevi bu tür uyuşmalıklarındaki hukuki dengeyi kurmaktır.Vergi mahkemeleri tarafından verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlar, davacılar aleyhine ileride doğabilecek zararların oluşmasını koruma altına almaktır. Bu çalışmada vergi yargısında yürütmenin durdurulması müessesesi incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, Türk vergi yargısı sistemi hakkında bilgiler verilmiş, ikinci bölümde yürütmenin durdurulması kararlarının özellikleri ve yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için usule ve esasa ilişkin şartlar incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde yürütmenin durdurulması kararlarının yerine getirilmesi ve idarenin veri yargısı tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararlarını uygulamamasından doğan sorumluluğu incelenmiştir.
Refah devletine yönelik tutumlar ve vergi adaleti algısı: Türkiye üzerine bir araştırma
Bu çalışma geniş bir saha araştırmasıyla; Türkiye'de sosyal sınıf farklılıklarına göre refah devletine yönelik tutumların ve vergi adaleti algısının değişip değişmediğini, vergi adaleti algısının refah devletine yönelik tutumlar üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmayı amaçlamaktadır. Araştırma modeli kurulurken ISSP'nin devletin rolü ölçeği ve genişletilmiş haliyle Gerbing (1988)'in vergi adaleti algısı ölçeği kullanılmıştır.Araştırma kapsamında, 1272 denekten elde edilen veriler dikkate alınmıştır. Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlilikleri Cronbach Alfa Katsayısı yöntemi ile test edilmiştir. Ölçeklerin geçerliliklerinde ise, Faktör Analizi yöntemi kullanılmıştır. Ölçeklerin güvenirlilik ve geçerlilikleri belirlendikten sonra araştırma hipotezleri, Fark Testleri (ikili gruplarda bağımsız örneklem t-testi, üç veya daha fazla gruplu özelliklerde ise tek yönlü Anova testi, parametrik olmayan verilerin analizinde Kruskall-Wallis ve Mann-Whitney testleri) ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, Türk halkının devletçi ve dayanışmacı yapısını korumaya devam ettiği ancak refah devletine yönelik tutumlarının ve vergi adaleti algılarının sosyal sınıflara göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Ayrıca vergi adaleti algısı arttığında refah devletine yönelik tutumlar da artmaktadır.
Türk Anayasa Hukukunda anayasallık bloğu ve yargısal aktivizm
1961 Anayasası ile Türkiye?nin hukuk hayatına giriş yapan Türk Anayasa Mahkemesi, yaklaşık 50 yıllık tarihinde verdiği kararlarla siyasi ve hukuki tartışmaların odağında yer almıştır. Tartışmalar ağırlıklı olarak verilen kararların hukuki mi, yoksa siyasi mi olduğu noktasında gerçekleşmektedir. Bu durum, esasında bir mahkeme olarak sorunlara hukuk çerçevesinde kalarak hukuki kararlarla çözüm üretmesi gereken Anayasa Mahkemesi?nin kurumsal niteliği ile ilgili polemikleri de beraberinde getirmektedir. Acaba Anayasa Mahkemesi hukuki mi, yoksa siyasi bir kurum mu?Bu soruya cevap verebilmek için çalışmanın birinci bölümünde, ?anayasa yargısının doğuşu ve yaygınlaşması?, ?anayasa yargısının doğuşunu hazırlayan sebepler?, ?anayasa mahkemelerinin yetki sınırının belirsizliği ve yargısal aktivizm? , ?anayasa yargısının demokratik meşruiyeti? ile ?Türk Anayasa Mahkemesi?nin kuruluşu? hususlarına yer verilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde ise Türk Anayasa Mahkemesi?nin anayasallık denetimi işlevini yerine getirirken kullandığı enstrümanlar ele alınmaya çalışıldı. Bu enstrümanlar, yasaların anayasa uygunluğunun denetiminde kullanılan ölçü normlardır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da geçen ölçü normlar arasında ?anayasa?, ?Atatürk ilke ve inkılapları?, ?anayasanın başlangıç bölümü?, ?hukukun genel ilkeleri?, ?uluslararası hukuk kuralları? ile ?anayasa mahkemesi kararları? sayılabilir. Doktrinde bu ölçü normların tamamını kapsamak üzere ?anayasallık bloğu? ya da ?ölçü normlar bloğu? denilmektedir. Bu bölümde, bir taraftan bu kural ve ilkelerin ölçü norm olarak değerinin belirlenmesine, diğer taraftan bu kural ve ilkelerin ölçü norm olarak kullanılmasının Türk Anayasa Mahkemesi?nin aktivist tutumuna etkisi değerlendirilmeye çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Aktivizm, Anayasa, Atatürk, Yargı
Türkiye'de servet üzerinden alınan vergilerin değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı; servet ve servet vergisi kavramları incelenip, geçmişte bir defaya mahsus olmak üzere alınan varlık vergisi gerçeğini ortaya koymak ve günümüzde uygulanan modern servet vergilerini değerlendirmektir. Bu amaçla tez üç bölümden oluşmaktadır.İlk bölümde, servet ve servet vergisi kavramları, servet vergisinin tarihsel gelişimi, sınıflandırılması, avantaj ve dezavantajları hakkında temel ve teorik bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, istisnai bir servet vergisi olan varlık vergisine değinilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, modern servet vergileri olan emlak, motorlu taşıtlar ve veraset ve intikal vergisi ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ayrıca, modern servet vergileri için uygulanması veya uygulanmaya çalışılması gereken öneriler yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Servet ve Servet Vergisi, Varlık Vergisi, Emlak Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi, Veraset ve İntikal Vergisi.
Kurumlar vergisinde istisna uygulamalarının değerlendirilmesi
Bu çalışmanın temel amacı, 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu?nun 5. maddesinde ve diğer kanunlarda yer alan istisna hükümleri ile bu hükümlere ilişkin uygulama alanında ortaya çıkan eksiklikleri ortaya koymaktır. Bu amaçla; ilgili kanunlar, Danıştay kararları ve doktrinde yer alan görüşler incelenerek uygulamada yer alan eksikliklere değinilmiştir. Çalışma, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Kurumlar Vergisi hakkında teorik bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, Kurumlar Vergisi Kanunu ve diğer kanunlarda yer alan istisna hükümleri ayrıntılı bir şekilde ortaya konulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise, istisna uygulamasında ortaya çıkan eksikliklere yönelik değerlendirmeler yapılarak bunların giderilmesine yönelik bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kurumlar Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi, İstisna.
Çevre politikalarıyla uyumlu bütçe reformu ve Türkiye değerlendirmesi
Günümüzde çevre sorunları önemli boyutlara ulaşmış ve insanlığın geleceğini tehdit eder hale gelmiştir. Bu sorunların çözümü çevre politikası araçlarıyla mümkün olmaktadır. Son yıllarda devletin gelir ve harcama politikasının çevre politikaları ile uyumlu hale getirilerek çevre sorunlarının çözümüne katkı sunulabileceği tartışılmaktadır. Çevresel bütçe reformu ya da yeşil bütçe reformu adı verilen bu yaklaşım, bütçenin gelir ve harcama taraflarının çevresel amaçlarla yeniden düzenlenerek hem çevresel hem ekonomik hem de sosyal amaçların gerçekleştirilebileceği kapsamlı bir dönüşüm stratejisidir. Bu kapsamda; yeni çevre vergileri konması, mevcut çevre vergilerinin etkinleştirilmesi, diğer geleneksel vergilerde indirime gidilmesi, çevreye zararlı sübvansiyonların azaltılması ya da kaldırılması, çevreye yararlı sübvansiyonların arttırılması, kamu satın alımlarında ve yatırım kararlarında çevresel etkilerin de göz önüne alınması gibi çok farklı uygulamalar hayata geçirilmektedir. Dünya uygulamaları, gelir ve harcama politikalarının çevreci bir bakış açısıyla tekrar düzenlenmesinin çevre sorunlarının azaltılmasında etkili olabileceğini ortaya koymaktadır. Çalışmada Türkiye?nin bütçe yapısı çevreci bir bakış açısıyla analiz edilerek bütçeyi daha etkin bir araç olarak kullanmak için yapılması gerekenler belirtilmiştir. Türkiye?de doğrudan çevre ile ilgili vergi yok denecek kadar azdır. Dolaylı olarak çevreyle ilgili olanların da çevresel fayda sağlayacak şekilde yeniden dizayn edilmeye ihtiyacı vardır. Çevre koruma harcamalarının da diğer harcamalarla kıyaslandığında düşük kaldığı belirtilebilir. Bu yüzden bir yeşil bütçe komisyonu kurularak bütçedeki gelir ve harcama kalemlerinin tek tek ele alınması, çevreye zararlı uygulamaların kaldırılması ya da azaltılması bunların yerine çevre dostu uygulamaların yaygınlaştırılması gerekmektedir. Türkiye?de çevre biçimsel açıdan kurumsallaşmış olmakla birlikte politika hedeflerini ve önceliklerini belirleyici bir etkiye ulaşamamıştır. Çevresel hususların politika oluşturma sürecine katılması, çevresel kaygıların ekonomik ve sektörel kararlara daha fazla dâhil edilmesi kalkınmanın sürdürülebilir kılınması için bir zorunluluktur. Anahtar Kelimeler: Çevre politikası, çevre vergileri, çevreye zararlı sübvansiyonlar, çevresel bütçe reformu, çevre koruma harcamaları
Dışsallık sorunu ve çevre vergileri
Çevre, canlı ve cansız varlıklar olmak üzere içinde var olan her şeyi kapsayan bir kavramdır. Canlıların yaşamlarını devam ettirebilmesi için çevre oldukça önemli bir unsurdur. Fakat insanların üretim ve tüketim faaliyetleri sonucunda çevre tahribe uğramış ve kirlenmiştir. Çevre kirliliği zaman geçtikçe daha da artmış, tüm canlıların yaşamını tehlikeye atmıştır. Çevre kavramı küresel alanları kapsayan bir kavram olduğu için, çevre kirliliği de küresel ölçekli bir tehdit haline gelmiştir. Küresel sorunların küresel çözüm yollarına ihtiyacı vardır. Bu sebepten ötürü çevre kirliliğini önlemek için dünyada çevre politikaları uygulanmaya başlamıştır. Çevre sorunlarının en yaygın ve etkili çözüm yolu kamusal bir araç olan vergilerdir. Çevre vergileri kirlilik yayan üretim ve tüketim faaliyetlerine uygulanmaktadır. Çevre vergisi uygulamasıyla negatif dışsallıklardan dolayı meydana gelen çevresel sorunlar önlenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada, dışsallık kavramı çerçevesinde çevre sorunları ele alınmıştır. Dünyada ve Türkiye'de uygulanan çevre vergileri ile çevresel vergilerin etkileri güncel veriler ışığında incelenmiştir. Vergilerin kirliliği önleme açısından başarıları ile olumsuz yönleri işlenmiştir. Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynaklarına sağlanan teşvikler, muafiyetler ve uygulamalara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Çevre Kirliliği, Negatif Dışsallıklar, Çevre Vergileri, Dünyada Çevre Vergisi Uygulamaları, Türkiye'de Uygulanan Çevre Vergileri
Türkiye'de vergi incelemelerinin vergi gelirleri üzerindeki etkisi
Vergi, devletler için en önemli finansman kaynağıdır. Sosyal devlet anlayışı, değişen hayat düzeni vergiye ihtiyacı daha da arttırmıştır. Çoğu ülke gibi ülkemiz vergi sistemi de beyan esasına dayanmaktadır. 'Matrahı en iyi mükellefin kendisi bilir' düşüncesine dayanan beyan sisteminin başarısı, şüphesiz doğru beyana bağlıdır. Mükellefin bazen bilerek ya da bilmeden yaptığı yanlış bildirimler vergi gelirlerinin aşınmasına sebep olmaktadır. Beyan eden ile ödeyen aynı kişi/kurum olunca denetim kaçınılmaz olmaktadır. İyi organize olmuş, zamanın koşullarına uyum sağlamış denetim mekanizması ile mükelleflerin denetimi sağlanmalıdır. Vergi incelemesi, bu denetim mekanizmalarından en etkilisidir. Türkiye'de vergi incelemesinde etkinliğin sağlanması, vergi gelirleri açısından önemlidir. Etkili ve verimli vergi incelemeleri, Türkiye'de vergi gelirlerini arttırarak potansiyel vergi miktarına yaklaşılmasına olanak sağlar. Fakat verilere bakıldığında Türkiye'deki vergi inceleme oranının düşüklüğü, vergi inceleme eleman sayısının azlığı dikkat çekmektedir. Bu verilere bakılarak vergi incelemesinden istenen verimin alınamadığı görülmektedir. Fakat ülkemizde vergi incelemesinden verim alabilmek için birçok yeni uygulamanın yürürlüğe girdiği ve teknolojinin gelişmesi ile vergi incelemesinde yenilikler yapıldığı görülmektedir. Daha etkili vergi incelemesi için yapılan bu yeni çalışmalar incelemede etkinlik adına katkı sağlayacaktır. Türkiye'de vergi incelemesinin vergi gelirleri açısından öneminin üzerinde önemle durulmalı ve çağa uygun, kayıt dışılığın en aza indirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır. Bu çalışmada literatür taraması ve sayısal verilerden yararlanma yöntemi uygulanmıştır. Özellikle vergi denetiminde köklü değişiklik olan Vergi Denetim Kurulu kurulduktan sonra var olan veriler kullanılarak değerlendirmeler yapılmıştır. Vergi incelemesinde görülen sorunlar ve öneriler sunulmaya çalışılmıştır.
Kamu kesimi performans denetimi ve Türkiye uygulaması
Son yıllarda tüm dünyada devletlerin, toplumsal hayat üzerindeki görev ve sorumluluklarında niteliksel ve niceliksel artışlar yaşanmıştır. Devletlerin görev ve sorumluklarında ortaya çıkan bu artış kamusal kaynak yönetimi ve denetiminde de yeniden yapılanma gereğini doğurmuştur. Bu yapılanma içerisinde kamu denetimi konusunda da bir dizi değişiklik yapılması zorunlu hale gelmiştir. Arak, yasalara veya önceden belirlenen kurallara uygunluğun araştırılmasını ön planda tutan klasik denetim sistemlerinin yerini, asgari olarak verimlilik, etkinlik ve tutumluluk kriterleri çerçevesinde şekillenen ve gelişmiş bir denetim türü olan performans denetimi almaya başlamıştır. Bu tez çalışmasında, özellikle gelişmiş ülkelerde kullanılmakta olan performans denetiminin, denetim sistemimizdeki yeri ve gerekliliği ortaya konularak; performans denetiminin tanımı, özellikleri, ortaya çıkış nedenleri, amacı, unsurları, unsurlarının birbirleriyle olan ilişkileri ve yeni unsurları, teknikleri, süreci, Avrupa Birliği ve bazı ülke uygulamaları, uygunluk denetimi ile arasındaki farkları, performans denetimi açısından Türk Kamu Yönetimi, Mali Yönetimi ve Denetiminin son dönemde kanunlaşan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı da dikkate alınarak değerlendirilmesi, performans denetiminin Türkiye uygulamasında karşılaşılan ve karşılaşılması muhtemel sorunları ve performans denetiminin Türkiye'de başarıyla uygulanması için yapılması gerekenleri içeren konular incelenmektedir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde, performans denetiminin Türkiye'de de süratle uygulanmaya başlamasının son derece yararlı olacağı sonucuna ulaşılmış ve bunun için yapılması gerekenler ile uygulama güçlükleri ve alternatif çözüm yollan ortaya konulmuştur. vm
Yurt dışı kazançların vergilendirilmesi ve çift vergilendirme açısından değerlendirilmesi
02. Özet Vergiler, kamu finansmanının vazgeçilmez ve sürekli kaynağı durumundadır. Vergilerin kamu giderlerinin finansmanında kullanılması mali amacım, ekonomiye istikrar kazandmlması ve ekonomik kallanmanın gerçekleştirilmesi ise ekonomik amacını oluşturur. Diğer taraftan vergilerin, gelir dağılımının düzenlenmesine yönelik uygulamalar ile sosyal amaçlı katkıları da bulunmaktadır. Kamu finansmanı içinde, yurt içi faaliyetlerden doğan vergi gelMerinin yanışım sermaye, teknoloji ve işgücü aknnınm ulusal şuurlar dışındaki hareketliliği, günümüzde yurt dışı faaliyetlerden doğan kazançların da vergüendirilmesini önemli hale getirmiştir. Bu çalışmada, yurt dışı faaliyetlerin vergilendirilmesine ilişkin Türk Vergi Kanunlan'nda yer alan düzenlemeler ortaya konularak, aynı zamanda uluslararası çifte vergilendirme sorunu genel olarak açıklanacaktır. Türk Vergi Kanunlan'nda uluslararası çifte vergilendirmeyi gidermeye yönelik tek taraflı düzenlemeler ile iki taraflı önlemler çalışma konusu edilmektedir. Ulusal vergi mevzuatı açısından yurtdışı kazançların vergilendirilmesi ile çifte vergüendirmenin önlenmesine ilişkin ikili vergi anlaşmaları kapsamında, Türkiye'nin değerlendirilmesi ve bunlara ilişkin eleştiriler, bu çalışmanın sonuç ve öneriler bölümünde yer almaktadır.
Küreselleşmenin uluslararası vergi hukuku üzerindeki etkileri
Geçmişten günümüze uluslararası vergilendirme alanında "hukuki çifte vergilendirme" ve "vergi kayıp ve kaçağı" olmak üzere iki temel sorun ortaya çıkmıştır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Uluslararası Ticaret Odası ve Milletler Cemiyeti'nin çifte vergilendirmenin çözümü için başlattığı girişimler uluslararası vergilendirme rejiminin şekillenmesinde ve uluslararası vergi hukuku disiplinin doğuşunda önemli rol oynamıştır. 1920'lerden küreselleşme sürecinin etkilerinin hissedilmeye başladığı 1980'lere kadar olan dönemde, uluslararası vergi hukukunun temel amacı çifte vergilendirmenin çözümü olmuştur. OECD ve BM tarafından hazırlanan model vergi anlaşmalarını temel alan ikili vergi anlaşmaları ve sonrasında yaygınlaşan indirim, istisna ve mahsup gibi tek taraflı tedbirler sayesinde çifte vergilendirme sorunu büyük ölçüde çözüme kavuşturulmuştur. 1980'lerden itibaren küreselleşmenin hızlanması, mükelleflere ve sermayeye fevkalade bir hareket kabiliyeti kazandırmıştır. Bu süreçte vergi cennetlerinin ve off-shore finans merkezlerinin sayısının artması, uluslararası zararlı vergi rekabetinin yoğunlaşmasına ve ülkelerin vergi gelirlerinin aşınmasına yol açmıştır. Tüm bu gelişmeler neticesinde OECD, uluslararası vergilendirme alanındaki faaliyetlerinin odak noktasını çifte vergilendirmeden uluslararası vergi kayıp ve kaçağına çevirmiştir. Uluslararası vergi kayıp ve kaçağıyla mücadelede ikili vergi anlaşmalarının etkili olamayacağının anlaşılması üzerine, OECD tarafından uluslararası vergi hukukunun çok taraflılaştırılmasına yönelik girişimler başlatılmıştır. Fakat bu doğrultuda hazırlanan BEPS Eylem Planı, CRS ve AEOI Küresel Standardı ve son olarak ikili vergi anlaşmalarını herhangi bir müzakere ve revizyon sürecine gerek kalmaksızın çok taraflı bir yapıya büründüreceği iddia edilen MLI gibi araçlar istenilen başarıya henüz ulaşabilmiş değildir. Bu çalışmanın amacı, küreselleşme sürecinde uluslararası vergi hukukunda yaşanan amaç ve araç dönüşümünü inceleyerek, oluşturulan enstrümanların uluslararası vergilendirme sorunlarının çözümünde işlevsel olup olmadığını değerlendirmek ve bu doğrultuda çözüm önerileri ortaya koymaktır. Yapılan değerlendirmeler neticesinde, uluslararası vergi kayıp ve kaçağının çözümünde başarı sağlanmamasının arkasında uluslararası sistemin yapısından kaynaklı kronik sorunların olduğu anlaşılmıştır. Bu minvalde, OECD'nin önde gelen ülkelerinin aynı zamanda zararlı vergi rekabetinin aslî unsurları olması ve ABD'nin uluslararası vergi politikalarını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmesi gibi hususların uluslararası vergi rejiminin âdil bir zemine oturtulmasını engellediği tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Ticari Liberalizasyon, Küreselleşme, Vergi Anlaşmaları, Çifte Vergilendirme, Zararlı Vergi Rekabeti, Vergi Cennetleri, Çok Taraflılaşma
Tebligat işlemlerinde ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri
Tebligat, hukuki işlemlerin yasa tarafından belirlenen kurallara uygun olarak belirtilen kişi ya da kurumlar aracılığıyla muhatabına yazı, ilan veya elektronik yolla iletilmesini sağlayan usul işlemidir. Vergi hukukunda tebligat, vergi alacağının sorunsuz bir şekilde tahsil edilmesi amacıyla belli kanunlarda düzenlenmiş olan ve alacağın kesinleşmesini sağlayan usuli bir işlemdir. Tebligata ilişkin hükümler 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nda ayrıntılı olarak belirtildiği gibi aynı zamanda 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nda da düzenlemeler bulunmaktadır. Devletin vergi alacağını tam olarak eksiksiz bir şekilde tahsil edilebilmesi için tebligat işleminin, hatasız şekilde yapılması gereklidir. Tebligat aşamasında meydana gelen usuli bir sakatlık tebliğ işlemlerini geçersiz hale getirecek ve vergi alacağını tahsil edilmesini engelleyecektir. Tebligatın usulüne uygun gerçekleşmesi için doğru adreste ve kanunda belirtilmiş olan muhatap ya da muhatap yerine geçen şahıslara usule uygun şekilde yapılmış olması gerekmektedir. Fakat gerek tebliğ adresi gerek muhataba ilişkin durumlarda tebliğ işlemini sakat hale getiren birçok durum ortaya çıkmaktadır. Çalışmamızda da bu durumlar yargı kararları ışığında ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Vergi Usul Hukuku, Tebligat, Tebligat Usulleri
Türkiye'de vergi uyuşmazlıklarının barışçıl yollarla çözümünün vergi uyumuna etkisi
Vergilerin kamu gelirleri içindeki hayati önemi, etkin bir vergi sistemini zorunlu kılmaktadır. Etkin bir vergi sisteminden bahsedebilmek için de vergi uyuşmazlıklarının en kısa sürede çözüme kavuşturulması ve vergi alacaklarının hazineye aktarılması gerekmektedir. Yargısal çözüm yolları, zaman ve maddiyat gibi ek maliyetlere neden olduğu için; vergi sisteminden maksimum fayda elde etmek isteyen hemen hemen her ülke tarafından yargı yolları dışında çeşitli çözüm yolları aranmaktadır. Bu çözüm yollarından birisi de barışçıl çözüm yollarıdır. Barışçıl çözüm yollarının isimleri ve yöntemleri ülkeden ülkeye değişmekle birlikte aynı amaca hizmet ettiği görülmektedir. Barışçıl çözüm yollarının nihai amacı vergi uyumunu sağlamaktır. Bu doğrultuda, Türkiye'de de diğer ülkelerde olduğu gibi vergi uyuşmazlıklarının çözümünde birçok yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemler arasında vergi hatalarının düzeltilmesi, pişmanlık ve ıslah, uzlaşma, cezalarda indirim, izaha davet, kanun yolundan vazgeçme, kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması ve vergi afları yer almaktadır. Bu uygulamaların ortak özelliği, uyuşmazlıkları barışçıl yollarla sona erdirmeleri ve vergiye uyumu sağlamalarıdır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de barışçıl çözüm yollarının vergi uyumu üzerindeki etkisini incelemektir. Barışçıl çözüm yollarının kullanımına ilişkin herhangi bir kısıtlama bulunmadığından, mükellefler barışçıl çözüm yollarını vergi uyumu için bir fırsat olarak görebilecekleri gibi bir istismar aracı olarak da görüyor olabilirler. Çalışma, vergi uyuşmazlıklarının barışçıl yollarla çözümünün vergi uyumunu artırıp artırmadığı ya da uyumsuzluğu teşvik edip etmediği gibi bu ve benzeri sorulara cevap aramaktadır. Bu bağlamda İstanbul'da 398 muhasebe meslek mensuplarından elde edilen anket verileri, açımlayıcı faktör analizi ve çok değişkenli istatistiksel testler ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda mükelleflerin barışçıl yollara bakış açısının olumlu olduğu ve barışçıl yolların vergi uyumunun sağlanmasında etkili olduğu görülmüştür. Barışçıl yolların eşitlik ve adalet ilkesine göre olumsuz etkileri olsa da toplumda belirli bir vergi ahlakı ve vergi bilinci oluşana kadar bu uygulamaların vergi uyumunu sağlamak için gerekli olduğu ve vergi uyumunun sağlanması için sadece mükelleflerden vergi yükümlülüklerini yerine getirmelerini beklemenin yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle mükellefleri vergi ödemeye teşvik etmek için bazı kolaylıklar sağlanması ve bazı uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının oluşturulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyumu, Vergi Uyuşmazlıkları, Barışçıl Çözüm Yolları, Vergi Barışı.
Vergilerin tahsilinde stopaj yönteminin etkinliği
Ülkelerin bulunduğu ekonomik koşullara bağlı olarak ihtiyaç duyulan vergi gelirlerinin sağlanmasında vergi tahsil yöntemleri önem arz etmektedir. Vergi yoksa devlet yoktur ilkesi, ülkeler açısından en önemli gelir kaynağının vergilerden oluşmasının yanı sıra vergi tahsilinin kayba sebebiyet vermeden uygulanabilir yöntemlere dayanarak yapılması da bir diğer önemli husustur. Vergi gelirlerinin ne şekilde tahsil edildiği, vergileme ilkelerine uygunluğu, ödenmesi gereken vergi borcu ile tahsil edilen vergi borcu arasındaki farkın en aza indirgenebilmesi için vergi tahsil yöntemlerinin doğru ve sürdürülebilir olması gerekmektedir. Günümüzde birçok ülkenin vergi sisteminde yaygın uygulama alanı bulunan, vergi güvenliğini sağlayan, vergi kayıp ve kaçakçılığını engelleyen bir vergilendirme yöntemi ve vergi tahsil yöntemi olarak Türkiye'de de tercih konusu olan stopaj yöntemine ilişkin konular; anayasal vergileme ilkeleri çerçevesinde incelenecektir. Bu tez çalışmamızda stopaja dair konular; vergileme ilkelerine uygunluğu, mükellef üzerinde yaratmış olduğu olumlu ve olumsuz yönleri detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Türk vergi sistemimizde uygulanan stopaj yönteminin; her bir vergi geliri açısından uygulanma koşulları, kanunlarla düzenlenerek hükme bağlanmış ve bu düzenlemelere dayanarak vergi tahsilinde uygulanan stopaj yönteminin vergi gelirleri üzerinde etkinliği ele alınmıştır. Stopaj yönteminin vergi tahsili üzerinde etkinliği, vergi tahsil sürecinde devlete sağlamış olduğu iş ve işlem kolaylığının yanı sıra gelir arttıkça vergi yükünün tersine artan etki yaratması nedeniyle mükellefler arasında oluşan vergi yükü dağılımdaki eşitsizlik değerlendirilmiştir. Vergi sisteminin etkinliği, işleyişi ve mükellefin vergiye karşı tutumun tespitinde etkisi olan dolaylı ve dolaysız vergi ayrımının, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de dolaysız vergi tahsilatı lehine sonuçlar ortaya çıkarması gerekmektedir. Bu nedenle asıl uygulanma amacı devlete süratle gelir sağlayabilme ve vergi gelirini garanti altına alabilmeyi amaçlayan bu yöntemin, kanunda düzenlenen koşullarının karmaşıklığının giderilmesi ve vergi yüküne dair eksik bilgiye sahip mükellef yararına daha sade ve anlaşılır sistemin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.