Theses supervised by Prof. Dr. Onur Özveri
16 theses · Dokuz Eylül University
Hizmet sektöründe altı sigma ve bir uygulama
Bu çalışmasında kalite kavramı ile beraber Altı Sigma Tekniğinin hizmet sektöründe kullanımının uygun olup olmadığı, uygulamayı düşünen firmaların kaynak eksikliklerinin nasıl giderilebileceği soruları çalışmanın araştırmanın sorularını teşkil etmektedir. Bu bağlamda kalite kavramı ile beraber küresel ölçekte faaliyet gösteren birçok firmanın süreç iyileştirme yöntemi olarak kullandığı Altı Sigma Tekniği tanıtılmış ve her türlü veriye kolayca ulaşılıp sayısallaştırılmasını sağlayan bu yöntemin özellikle yönetim süreçleri üzerinde kolayca uygulanabileceği ortaya konulmuştur. Söz konusu sonucun elde edilebilmesi için Altı Sigma'nın TÖAİK (Tanımlama-Ölçme-Analiz-İyileştirme-Kontrol) olarak bilinen süreç iyileştirme modeli, başarı anahtarları incelenmiş ve model kullanılarak hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede uygulanmıştır. Çalışma üç bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Birinci bölümünde Altı Sigma yaklaşımı ele alınmış, ikinci bölümde hizmet kavramı ve hizmet işletmelerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise çalışmanın asıl konusu olan Altı Sigma'nın TÖAİK modeli hizmet sektörüne bir firmaya uygulayarak elde edilen model üzerinde çalışma yapılmış ve sonuç bölümünde elde edilen sonuçlar analiz edilerek ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Altı Sigma, Altı Sigma Organizasyonu, Hizmet İşletmeleri Toplam Kalite Yönetimi
Yalın üretim uygulamalarında israfın azaltılması ile performans ölçütleri arasındaki ilişkilerin ve etkileşimin analizi
Günümüzde artan rekabet koşulları ve pazar koşullarındaki değişimler işletmeleri müşteri odaklı faaliyetlerde bulunmaya zorlamaktadır. Günümüz koşullarına ayak uydurabilmek, müşteri taleplerini eksiksiz ve zamanında karşılayabilmek için işletmeler, geleneksel üretim sistemlerinden vazgeçip, üretim sistemlerini günümüz koşullarına göre şekillendirmişlerdir. Bu koşullarda, işletmelerin rekabetçi güçlerini arttıracak ve müşteri odaklı ilkeler benimseyen yalın üretim sistemleri önemli bir hale gelmiştir. Yalın üretim sistemleri, üretim sürecindeki her türlü israfı ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetlere odaklanarak, işletmelerin rekabetçi ortamda var olabilmeleri için değer yaratan üretim süreçleri oluşturmayı hedeflemektedir. Yalın üretim felsefesine sahip işletmeler, üretim sisteminde ortaya çıkabilecek her türlü israfı iyi belirlemeli ve onları ortadan kaldıracak akılcı çözümler yaratarak üretim sistemlerini tasarlamalıdırlar. Bu tez çalışması yalın üretim sistemine sahip bir işletmede, belirlenen performans ölçütleri ile israf türleri arasındaki ilişkileri ve etkileşimi belirlemeyi amaçlamaktadır. Literatürden referans alınan bir model yardımıyla performans ölçütleri ve israf türleri arasındaki ilişkiler belirlenmiştir. Bu ilişkiler belirlendikten sonra uygulama yapılan firmada çalışan mühendislerin israf türü-performans ölçütü değerlendirme formlarına verdikleri cevaplardan yararlanılarak, performans ölçütleri ile israf türleri arasındaki etkileşim ortaya konulmuştur. Bu modele ek olarak, performans ölçütleri ve israf türleri arasındaki ilişki ve etkileşimleri daha iyi açıklayabilmek amacıyla uygulama verileri DEMATEL yöntemiyle analiz edilmiştir. Firmanın, üretim süreçlerinde değer yaratması ve meydana gelebilecek her türlü israfa neden olacak faaliyetleri belirleyip, bunları üretim sisteminden kaldırması doğrultusunda çözüm üretmesi oldukça önemlidir. Bu çalışma kapsamında kullanılan modelin, firma performans ölçütleri ile israf türleri arasındaki ilişki ve etkileşimi belirleyebildiği analiz sonuçları ile ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yalın Üretim, İsraf Türleri, Performans Ölçütleri, DEMATEL
Süreç yönetimi olgunluk modelleri ve bir organizasyon uygulaması
Süreç yönetimi, işletmenin tüm süreçlerinin performanslarının geliştirilmesi amacıyla yönetilmesini esas alan, tutarlı uygulama, var olan sorunların kolay bir şekilde belirlenmesi ve çözülmesine olanak sağlama, etkinliği artırma, çevikliğin sağlanması ve entegrasyon kolaylığı gibi avantajlarla işletmelere daha yüksek müşteri tatmini ve rekabet avantajı sağlayan bir yönetim yaklaşımıdır.Süreç yönetimi olgunluk modelleri işletmelerin süreç yönetimi olgunluk seviyelerini belirleyen ve bir üst olgunluk aşamasına ulaşmak adına atılması gereken adımlarla ilgili işletme yöneticilerine rehberlik eden modellerdir. Süreç yönetimi olgunluk modelleri açısından işletmenin bulunduğu seviyeye göre bir üst olgunluk seviyesi daha başarılı süreç yönetimi uygulaması ve süreç yönetimine ilişkin daha başarılı sonuçları ifade etmektedir. Literatürde süreç olgunluğunun değerlendirilmesi amacıyla geliştirilmiş çok sayıda olgunluk modeli mevcuttur.Bu çalışmada İzmir'de faaliyet gösteren bir yüksek okulun süreç olgunluk seviyeleri ve organizasyon süreç yönetimi olgunluk seviyeyesinin değerlendirmesi yapılmıştır.
Süreç yönetimi tekniklerinin uygulanması ile kamu sektöründe hizmet kalitesinin iyileştirilmesi: bir uygulama
Değişmenin hızla yaşandığı günümüzde, müşteri beklentileri de hızla değişmektedir. Dolayısıyla da sadece en iyi organizasyonlar ayakta kalabilmektedir. Bunun için de yapılması gereken şey müşteriye odaklanmaktır. Bunun için de yapılması gereken şey müşteriyi tanımak, daha sonra müşterinin gereksinim ve beklentilerini bilmek ve bunları karşılamaktır. Kuruluşların müşteri ihtiyaç ve beklentilerini karşılamaları için artık değişmeleri ve iyileşmeleri gerekmektedir. Kamu sektöründe de hizmet kalitesini yükseltmeye ilişkin olarak yapılan çalışmalar, sektörün verimliliğini, kaynaklarını etkin kullanmasını ve rekabet gücünü etkileyecektir. Kişiler de aldıkları hizmet karşısındaki memnuniyetlerini, görevlerini yerine getirme olarak göstereceklerdir. Bunun yanı sıra kuruluşların geleneksel organizasyon düşüncesini bırakıp kalite yönetim ilkelerinden en önemlisi olan süreç yönetimini benimsemeleri gerekmektedir. Kısacası artık kuruluşların süreç bakış açısıyla bakmayı öğrenmeleri ve süreçleri değiştirip geliştirmeleri gerekmektedir.
Altı sigma ve bakım uygulamalarının bütünleştirilmesi: Bir sanayi kuruluşunda uygulanması
Üretim yönetimine odaklanarak şirketlerin karlılığına etki eden iki yöntem olarak Altı Sigma ve Toplam Üretken Bakım felsefeleri, günümüzde bakım yönetiminin etkinliğini arttırarak şirketlerin karlılığına etki edebilmektedir. Altı Sigma, 80'li yıllarda Motorola şirketinde geliştirilmiş olan ve verileri kullanarak daha iyi çözümlere ulaşan bir kavramdır. TPM ise örgütün tüm seviyelerinden çalışanların aktif katılımıyla, verimlilik kayıplarını üretim sisteminin ömrü boyunca ortadan kaldırmayı hedefleyen bir kavramdır. Bakım yönetimi, uzun yıllardır üretim şirketlerinin üzerinde durduğu bir kavramdır. Bakım yönetiminde Altı Sigma ve TPM uygulamalarının birlikte kullanılması literatürde çok karşılaşılan bir durum değildir. Bu felsefelerin birleştirilerek kullanılması soncunda, sanayi şirketlerinin bakım uygulamalarında, daha az maliyetli ve daha az hata ortaya çıkaracak bir bakım sistemini kurmak mümkün olabilecektir. Bu çalışmada, Altı Sigma Bakım (SSM) felsefesinin Türkiye sanayisinde uygulanabilirliği incelenmiştir. Dünyada Altı Sigma Bakım uygulamalarıyla ilgili az sayıda çalışma bulunmaktadır. Türkiye'de ise SSM sisteminin uygulamasına hem literatürde hem de sanayide rastlanmamaktadır. Bu uygulama ile bakım yönetim süreçlerinde TPM uygulamalarının yanında, Altı Sigma felsefesinin de kullanılabileceğini göstermek hedeflenmiş ve gerçekleştirilen uygulama ile sektöre yol göstermek amaçlanmıştır. Ayrıca, geliştirilen modelinin performansını değerlendirmek üzere bir performans ölçüm sistemi oluşturulmuştur. Oluşturulan performans ölçüm sistemi ile uygulanan bütünleşik sistemin, bakım yönetiminin etkinliğini gerçekten arttırıp arttırmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda, bakım yönetimi için geliştirilen model, işletmeninin bakım bölümünde önerildiği şeklide hayata geçirilmiş ve performans ölçümü gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen SSM modeli uygulaması ve bu modelin performans düzeyinin ölçümü neticesinde, işletmedeki bakım uygulamalarının sigma seviyesinin arttığı tespit edilmiştir. Bu artışın ise Alt Sigma ve TPM uygulamalarının ayrı ayrı etkileriyle değil, bu iki felsefenin birlikte yarattığı bütünleşik yapının etkisiyle ortaya çıktığı belirlenmiştir.
COVİD-19 pandemisinin İzmir ilindeki tüketicilerin online alışveriş üzerine etkisinin değerlendirilmesi
2019 yılında Çin'in Vuhan kentindeki bir hayvan pazarında ortaya çıkan bu yeni hastalık, 2019 yılında çıkmasıyla adı COVID-19 olarak adlandırıldı. Bu yeni pandemi, kişilerin temel alışkanlıklarıyla beraber sadece sosyalleşme faaliyetlerinde değil, tüketim alışkanlıklarının da değişmesine sebep oldu. Hastalığın kalabalık ortamlarda solunum yolu ile bulaştığı açıklamasından sonra sosyal teması en aza indirebilmek için kısıtlamalar kondu. Bu kısıtlamalar da dijital – yeni nesil- platformlara ivme kazandırmıştır. Dijital alışveriş platformları, fiziksel mağazanın akıllı mobil, bilgisayar gibi internetten alışveriş imkânı sağlamaktadır. Bu çalışmada bu platformların, İzmir ilindeki tüketicilere pandemi öncesi ve sonrasında alışkanlıkları üzerindeki etkisini incelemekteyiz. Sonuçlarda, tüketiciler üzerindeki alışkanlık değişiminin tespiti, kullanılan platformun demografik oranının nasıl değiştiğini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, tüketicilerin alışveriş platformunda harcadıkları süre, alışveriş yapma sıklığı gibi motivasyon faktörlerinin arasındaki farkı analiz etmektedir.
KOBİ'lerde kalite yönetim uygulamaları, yenilik ve KOBİ'lerin performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Alan araştırması
Günümüz küreselleşen ve özelleşen dünya ekonomik sisteminde işletmeler ülke ekonomilerini için büyük bir öneme sahiptir. İşletmeler temelde kar amacı ile kurulmaktadırlar. Ancak bununla beraber ülke ekonomilerinin sosyal ve gelişmişlik düzeyinin arttırılmasına yönelikte misyon ve vizyonları da bulunmaktadır. Ekonomik sistemin temel birimi olan işletmeler kendi içerisinde nitelik veya niceliklerine göre sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma temel anlamda Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler(KOBİ) ile büyük işletme olarak yapılmaktadır. Dünya ekonomisin de olduğu gibi ülkemiz ekonomisinde de faaliyet gösteren işletmelerin büyük çoğunluğu KOBİ'lerden oluşmaktadır. KOBİ'ler ülke ekonomilerinin can damarı konumundadır. KOBİ'lerin ülke ekonomileri için önemi, misyonları ve vizyonları dikkate alınarak düşünüldüğünde, bu birimlerin sürekli olarak kendilerinin yenilemeleri, güncel durumu takip etmeleri, hizmet veya ürün üretiminde standartlaşabilmeleri, kalitelerini korumaları ve performanslarını sürekli olarak arttırmaları gerekmektedir. Temelde kar amacı ile kurulan KOBİ'lerin ekonomi içerisinde sürdürülebilir bir yapıda olabilmeleri için kalite, yenilik, AR-GE, performans gibi birçok konuya önem vermeleri gerekmektedir. Kalite, günümüzün küreselleşen ekonomik yapısında her KOBİ'nin bünyesinde bulunması gereken bir olgu durumundadır. Yenilik ve AR-GE, KOBİ'lerin faaliyet gösterdiği sektörde diğer işletmelerden kendisini farklılaştıran, çetin rekabet ortamında bir adım öne geçmesini sağlayan ve sektörel anlamda güncel durumları takip etmesi bakımından KOBİ'nin bünyesinde bulunması gereken olgulardır. Performans ise KOBİ'lerin büyümesi ve büyüme sürecinde yaşadığı değişimlerin takibi açısından dikkat edilmesi gereken temel bir olgudur. Performansı etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Bu faktörlerden biri kalite iken diğeri de yeniliktir. Bu çalışmanın amacı KOBİ'lerin performansı ile KOBİ'lerin kalite yönetim ve yenilik uygulamaları arasındaki ilişkiyi ve yeniliğin KOBİ'lerin performansı ile kalite yönetim uygulamaları arasındaki ilişkide aracılık rolünü analiz etmektir. Bu analizi gerçekleştirmek için üç değişken arasında Yapısal Eşitlik Modeli oluşturulmuş ve anket yöntemi ile veriler toplanarak istatistik programlarında analizler gerçekleştirilmiştir. Analiz sonucunda yenilik ve kalite uygulamalarının KOBİ performansı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu ve yeniliğin KOBİ performansı ile kalite uygulamaları arasında kısmi bir aracılık rolünün olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Hoshin Kanri stratejik yaklaşımı ile tedarikçi kaynaklı şikayetlerin azaltılması
Giderek artan rekabet ortamı sonucu, değişen çevreyi kontrol etme ve bu değişime uyum sağlamanın önemi artmaktadır. Şirketler müşteri istek ve ihtiyaçlarını karşılama amacıyla sürekli iyileştirme çalışmalarına ağırlık vermektedirler. Günümüzde müşterilerin en önem verdiği konular ürün kalitesi ve hizmet kalitesidir. Müşterilerin şirketlerden beklentisi yüksek kalite, hızlı teslimat ve yeterli esnekliktir. Tüm bu beklentiler, şirketleri mallarını ve hizmetlerini rekabetçi hale getirme konusunda zorlamaktadır. Rekabet gücü kazanmanın bir yolu, üretim operasyonlarının verimliliğini arttırmak ve müşteri isteklerine göre esnekliği sağlamaktır. Bu zorluklar çeşitli iyileştirme stratejileri aracılığıyla ele alınabilir. Teslimat, yenilik ve kalite boyutları açısından müşteri memnuniyeti, toplam kalite yönetimi ve tedarik zinciri yönetimi gibi stratejilerin uygulanmasıyla sağlanabilir. Hoshin Kanri stratejik yaklaşımı yapısal bir iyileştirme çalışmasıdır. Başarılı bir kuruluşun stratejisi, içinde bulunduğu çevrenin değerlendirilmesi, tutarlı bir vizyon belirlemesi ve bunlar arasında bağlantı kurulmasıyla başlamaktadır. Aynı şekilde Hoshin Kanri, şirketin vizyonunun ve ana hedeflerinin belirlenmesi ile başlar. Şirketin pazar konumunu elde etmek ya da korumak için ihtiyaç duyduğu değişimin gerçekleştirilmesine odaklanır. Hoshin Kanri stratejik yaklaşımı, toplam kalite yönetimini bir dizi kalite kontrol teknikleri uygulamasından bütün bir metodolojiye dönüşmektedir. Yaklaşım bunu gerçekleştirdiği stratejik planlama ve politika yayılımıyla sağlamaktadır. Yapılan çalışma kapsamında Hoshin Kanri stratejik yaklaşımı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Yapılan incelemenin ardından, yaklaşım sağlık sektörü için üretim yapan bir firmanın tedarikçi kaynaklı şikayetlerinin azaltılmasında kullanılmıştır.
Sağlık kurumlarında servqual modeli ile algılanan hizmet kalitesinin değerlendirilmesi: Bir üniversite hastanesi örneği
Günümüzde hizmet sunan kuruluşların verimli çalışabilmesi, işletmelerin rekabet ortamındaki gücüne, müşteri memnuniyetine dolayısıyla hizmetlerinin kalitesine bağlıdır. Bu sebeple hizmet kalitesi, hayati bir unsur haline gelmiştir. İşletmeler, müşterilerini elde tutup sadık hale getirmek ve onlara katma değer sağlamak, ayrıca işletmenin verimliliğini, karlılığını, markalaşmayı ve rekabet piyasasında gücünü arttırabilmek için hizmet kalitesine büyük önem vermektedir. Bu bağlamda bu konu bilim adamlarının da dikkatini çekmiş, hizmet kalitesinin ölçümü ve değerlendirilmesi hakkında pek çok araştırma yapılmıştır. Bu çalışmalar arasında kuşkusuz Parasuraman, Zeithaml ve Berry tarafından geliştirilen SERVQUAL modeli hizmet kalitesinin ölçümü için en çok bilinen ve uygulanan modeldir. Bu çalışma, hizmet kalitesini ölçmek için SERVQUAL modeli vasıtasıyla hasta beklentisi, hasta algısı ve hasta beklentisi ile algısı arasındaki farka odaklanmıştır. Uygulama, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden hizmet alan 333 hasta üzerinde gerçekleştirilmiştir. Hastalara uygulanan anket sonucunda elde edilen veriler, katılımcıların demografik özellikleri analiz edilerek, katılımcıların demografik özelliklerine göre beklenti ve algılama düzeyleri karşılaştırılmıştır. Yapılan analiz sonucunda, hastaların beklentileri, algılama düzeylerinden daha yüksek, bir başka deyişle hastanenin hizmet kalitesi puanı düşük çıkmıştır.
Mutfak ankastre seçeneklerinin AHP ve TOPSIS yöntemleri ile değerlendirilmesi
Bu çalışmada konut yapımı işi ile uğraşan firmalar için konutların içinde yerleştirilecek bulaşık makinesi, davlumbaz, ocak, klima gibi elektronik ürünleri tedarik eden en önemli 5 firmanın ürünlerinin değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmada; Maliyet, Ürün Kalitesi, Taahhüt Süresine Uyum, Hatalı Ürün Oranı, Teknik Servis olmakla 5 ana kriter ve bu ana kriterlerin de toplam 17 alt kriteri tedarikçilerin ürünlerinin değerlendirilmesi için kullanılmıştır. Araştırmada uzman yardımı alınması için bahsi geçen tedarikçi firmaların ürünlerini kullanan 6 ev hanımı ile görüşme yapılarak fikir ve görüşleri alınmıştır. Çalışmada ÇKKV yöntemlerinden AHP yöntemini kullanarak ele alınan tedarikçi firmaların ürünlerinin değerlendirilmesini yapmak için kullanılacak olan kriterlerin ağırlıklandırma işlemi, TOPSIS yöntemi ile ise alternatiflerin sıralama işlemi yapılmıştır. Araştırmada hem kriterlerin ağırlıklandırma işleminde kullanılan karar matrisleri, hem de TOPSIS yönteminde kullanmak için tedarikçilerin ürünlerinin kriterlere göre verileri uzman görüşlerine dayalı olarak elde edildiği için nitel yöntemler kullanılmıştır. TOPSIS yöntemi ile elde edilen tedarikçilerin ürünlerinin değerlendirmesi sonuçlarına göre sırasıyla; 0.577, 0.318, 0.152, 0.690, 0.456 değerleri elde edilmiştir. Değerlendirme sonucu sıralama; Tedarikçi - D, Tedarikçi – A, Tedarikçi – E, Tedarikçi – B, Tedarikçi – C şeklinde olmuştur. Anahtar Kelimeler: Tedarikçi Seçimi, Elektronik Ürün, Çok Kriterli Karar Verme, AHP yöntemi, TOPSIS yöntemi
Nsambya (Uganda) Hastanesi'ndeki sağlık çalışanları örneği üzerinden özel hastanelerde iç hizmet kalitesinin ölçülmesi
Bu çalışmanın amacı iç hizmet kalitesinin boyutlarını sağlayıcıların perspektifinden tanımlamak ve iç hizmet kalitesinin boyutları ile örgütsel taahhüdü arasında bir ilişki kurmak için oluşturulmuştur. Bu çalışma, anket kullanarak nicel verilerin toplandığı Nsambya hastanesinde hizmet sağlayıcılar arasında gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, örgütsel bağlılık bağımlı değişkeni olarak kullanılmıştır. Güvenilirlik, heveslilik, güvence, empati ve somutluk görünenler gibi bağımsız değişkenleri ölçülmüştür. Nsambya hastanesinde hizmet kalitesini ölçmek için 5 puanlık bir Likert skalası (SERVQUAL) modeli kullanarak değerlendirme yapılmıştır. Tabakalı orantılı örnekleme tekniğini kullanarak 72 katılımcı seçilmiştir. Cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, çalışma alanı ve mevcut işteki zamanın uzunluğu ile ilgili soruların dahil edildiği demografık faktörler ölçülmüştur. Veriler SPSS 16.0 istatistik paketi kullanarak analiz edilmiştir. Hizmet boyutları ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiyi tanımlamak için çoklu regresyon analizi kullanarak gercekleştirilmiştir, ortalama ve varyans farkları belirlemek için Bağımsız örnekleme T-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Çalışma, empati dışında hizmet kalitesinin tüm boyutlarının uygulanabilir ve anlamlı olduğunu göstermiştir. Yani, somutluk görünenler listenin tepesindeydi (O = 3.8764, SS = 0.56156), ardından Heveslilik (O = 3.7639, SS = 0.51088) sonra Güvenilirlik (O = 3.7551, SS = 0.44526), ve son olarak Güvence (O = 3.7215, SS = 0.62932). Ancak empati boyutunun (O = 3.3032, SS = 0.59524) ortalama sonucuna göre hizmet sunumunun etkisi olmadığını göstermiştir. Dolayısıyla boyut, hizmet sunumunu olumsuz yönünde etkilemiştir. Ayrıca, ortalama sonuçlarına göre, güvenilirlik, güvence, empati, somutluk, heveslilik ve örgütsel bağlılık konularında farklı iş departmanlarından ve cinsiyetten çalışanlar arasında hiçbir fark olmadığını göstermiştir. Bununla birlikte, eğitim açısından güvenilirlik ve heveslilik boyutlarıyla bazı ortalama farklılıklar keşfedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hizmet kalitesi, Hizmet kalitesi kavram, Hizmet kalitesi modelleri, İç hizmet kalitesi, Organyzasyonu bağlılık ve hizmet boyutları.
Ürolojide tıbbi uygulama hataları
Çağımızın getirdiği teknolojik gelişmeler, olumsuz sosyo-ekonomik şartlar ve yoğun çalışma temposu nedeniyle insanların sağlıklarını göz ardı ettikleri bir gerçektir. Sağlıklı yaşama hakkı; tüm insanların doğuştan sahip oldukları en temel hak olmakla birlikte sağlığın korunması sürecinde hekim ve hasta ilişkisi önemli bir yer tutmaktadır. Sağlık hukukunun temel kavramlarından birisi olan malpraktis ise, bu hasta-hekim ilişkisinde sağlığın belirleyicileri arasına girmektedir. Sağlık çalışanları malpraktis vakaları sebebiyle büyük sorumluluk altındadırlar ve tıbbi müdahalelerin olumsuz sonuçlanması durumunda hukuki, ekonomik ve psikolojik açılardan haklı ya da haksız yargı kararları ile karşı karşıya kalabilmektedirler. Türkiye'de özellikle üroloji alanında meydana gelen malpraktisler dikkat çekecek düzeydedir ve genellikle sünnetçilik hataları, hastanın bilgilendirilmemesi, yanlış tanı, eksik tedavi, hatalı ilaç kullanımı, dikkatsizlik ve tıbbi müdahale sırasında uzman hekimin bulunmayışı nedenleriyle meydana gelmektedir. Sakatlık oluşturan ya da ölümle sonuçlanan vakalarda hasta yakınlarına tazminat hakkı doğması en doğal hakları olmakla beraber malpraktisin gerçekten hekim hatası olup olmadığının kesin olarak tespit edilmesi gereklidir. Üroloji literatüründe malpraktis konusunun diğer tıp alanlarına göre daha az işlenmesi nedeniyle çalışma konusu bu alanda seçilerek güncel veriler ışığında kaynak taraması metoduna göre malpraktis olgusu ve yargıya yansımaları ele alınmıştır. Çalışmada ürolojik malpraktis örnekleri incelenerek hukuki süreçte malpraktis vakalarının sonuçlarına değinilmiş ve ürolojide en sık meydana gelen malpraktislerin kaynaklarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
İnsan kaynaklarında süreç yönetimi ve bir uygulama
Globalleşme ve teknolojinin hızla gelişmesi sonucu performansını artırmak isteyen işletmelerde süreç yönetiminin önemi giderek artmaktadır. Süreç Yönetimi, müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerini daha iyi bir şekilde karşılamak için, süreçlerin sürekli ve düzenli olarak izlenmesini, değerlendirilmesini, analiz edilip geliştirilmesini sağlayan bir yaklaşımdır. Kaynakların etkin ve verimli kullanılması, hızlı karar alınması, önceliklerin belirlenmesi ve sürecin şeffaf bir bütün olarak yönetilmesini sağlar. İnsan kaynakları yönetimi, işletmeler ve burada çalışanlar arasındaki ilişkilerin doğru bir şekilde yönetilmesini, bu sayede insan kaynağının ve işletmenin diğer kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlayan bir yönetim biçimidir. Örgüt kültürünü güçlendirilmek, değişime uyum sağlayamayan problemlerin önüne geçmek, bireyin örgüte bağlığını artırmak gibi faydalar sağlamaktadır. Bu çalışmada Manisa ilinde faaliyet gösteren bir işletmenin insan kaynakları süreçleri çizilerek, süreç iyileştirme çalışması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Süreç, Süreç Yönetimi, Problem Çözme Teknikleri, Süreç İyileştirme.
Özel hastanelerde bilgi işlem biriminin süreç yönetimi ve iyileştirilmesi
Günümüzde bütün sektörleri etkileyen kalite standartları ve piyasa talepleri işletmeleri değişime ve gelişime zorlamaktadır. İşletmeler, varlığını sürdürebilmek için müşteri taleplerine en hızlı ve en kaliteli ürünü ya da hizmeti sunmak zorunda kalmışlardır. Rekabetin her geçen gün arttığı düşünüldüğünde işletmelerin her sürecini planlaması, teknolojik gelişimlere ve piyasa koşullarına uygun olarak değiştirmesi ve iyileştirmesi gerekmektedir. Süreç yönetimini doğru yapan işletmeler birincil önceliği olan müşteri memnuniyetini sağlamış olur. Müşteri memnuniyeti için talebe uygun ürün üretmek yeterli değildir. Ürünü talebe uygun şekilde en kısa sürede üretmeleri gerekir. Bu nedenle işletmelerin ikincil önceliği süredir. Hastanelerde ise süre doğrudan insan hayatı ile eş değerdir. Sunulan hizmet süresinin kısa oluşu hastanın ya da yaralının tedavi süresini kısaltmaktadır. Süreçlerin iyileştirmeye uygun olması hizmet süresini kısaltmaktadır. Bu çalışmada süreç, süreç yönetimi ve süreç iyileştirme yöntemleri hakkında temel bilgilere yer verilmiş, bu bilgiler özel bir hastane uygulaması ile sunulmuştur. Uygulama yöntemi olarak özel hastanedeki süreç yönetimi uygulaması izlemi yapılmış, yönetimsel süreçler ele alınmış, süre ölçümleri sonucunda bilgi işlem iş akış sürecinde iyileştirme gereği tespit edilmiş ve uygulama bu faaliyet alanında yapılmıştır. Çalışmada, zamanın kaliteli kullanılması ve sağlık hizmetinin daha hızlı bir şekilde sunulması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Süreç, Süreç Yönetimi, Süreç İyileştirmesi, Hastane
Marka yönetimi ve markalaşma sürecinin iş güvenliği ayakkabısı sektöründe uygulanması
Küreselleşen dünyada yoğun rekabet ortamında, alternatifler artmış piyasadaki ürünleri birbirinden ayırma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Rekabetin global ölçektefarkındalık sağlamasının yolu, ürünün ve/veya hizmetin tüketici zihninde farklı algı yaratmasından geçmektedir. Günümüzde işletmelerin bu rekabet ortamında rakiplerinden farklılaşması ve tüketicinin zihninde yer alması,markalaşma ile mümkün olmaktadır.Tüketiciler, kullandıkları ürünler ile kendi kişiliklerini özdeşleştirmekte ve kendilerini markaları ile ifade etmektedirler. Güçlü bir kişiliğe sahip marka ile tüketici arasında kurulan duygusal bağ, tüketicinin memnuniyetini arttırmaktadır. Araştırmanın amacı firmaların markalaşma sürecinin aşamalarını ve boyutlarını ortaya koyma amacını taşıyan bu araştırmada, elde edilen veriler ışığında markalaşmanın unsurlarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu odak noktasından yola çıkarak RFID teknolojisine sahip iş güvenliği ayakkabı sektörü olarak belirlenmiş olan, işletmelerin markalaşma süreci ve marka yönetiminin bu dinamikler üzerindeki etkisi bu örneklem üzerinden araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Marka Yönetimi, Markalaşma Süreci, İş Güvenliği Ayakkabısı
Tedarik zinciri yönetiminde süreç yönetimi ve süreç iyileştirme üzerine uygulama
Günümüzdeki konjonktürel dalgalanmalar işletmeleri, değişime aynı zamanda gelişime doğru yönlendirmektedir. İşletmeler bu değişim ile aynı doğrultuda kendilerini geliştirmek, yeniliklere açık olmak ve düzene ayak uydurmak durumundadırlar. İşletmelerin önceliği; müşteri istek ve beklentilerini anlamak ve kavramak, bu beklentilere göre ürün ve hizmetlerini şekillendirmek olmalıdır. Rekabet koşullarının sürekli artması ile birlikte müşterilerin istek ve beklentileri de değişmektedir. Buna karşı işletmeler ancak kendilerini yenileyebildikleri müddetçe ayakta kalabilmektedirler. Süreç yönetiminin gerekliliği tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır. Süreç yönetimi sayesinde işletmeler değişiklik gösteren koşullara hızlı şekilde uyum sağlamak, müşteri ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilmek, rekabette kalıcı olmak, üretim ve ürüne değer katmak, sektörde uzun yıllar faaliyet gösterebilmek gibi hedeflerini başarmış olur. Bu çalışmada süreç yönetimi ve süreç iyileştirme teknikleri hakkında bilgiler verilmiştir, bu bilgiler reel bir uygulama ile gösterilmiştir. Yapılan çalışmada; süreçlerin belirlenmesi, süreç yönetiminin uygulanması, uygulamaların izlenmesi ve iyileştirme teknikleri ile süreç içindeki faaliyetlerin iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Süreç, Süreç Yönetimi, Süreç İyileştirme ve Teknikleri