Theses supervised by Prof. Dr. Orhan Kılıç
16 theses · Fırat University
Divan-ı Hümayun Mühimme kayıtlarına göre 16. yüzyılda İmadiyye Hükümeti
Irak coğrafyası, tarihi çok eskilere giden kadim bir bölgedir. En eski devirlerden beri çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Irak'ın en önemli şehri olan Bağdat, İslam devrinde ilim, edebiyat, hukuk ve sanatın başkenti olarak nitelendirilirdi. Abbasiler hakimiyeti zamanında bir kısım beyler ve aşiretler komşu ülkelere sığınarak yeni idari bölgeler kurmuşlardır. Bunlardan birisi de El Badinan Emirliği'dir. Bu bölge yaklaşık beş asır Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Bölge İmadiyye merkezlidir ve Osmanlı döneminde İmadiyye Hükümeti adıyla ocaklık bir sancak olarak idari taksimat içerisinde yer almıştır. "Divan-ı Hümayun Mühimme Kayıtlarına Göre 16. yüzyılda İmadiyye Hükümeti" isimli çalışmamızın ana kaynağı mühimme defterlerindeki hükümlerdir. Toplam 51 mühimme defteri taranmış ve 42 tanesinde İmadiyye ile ilgili hükümlere rastlanmıştır. 1555-1595 yıllarını kapsayan bu defterlerde İmadiyye Hükümeti'nin siyasi, sosyal ve askeri durumu ile ilgili 219 hüküm tespit edilmiş ve değerlendirilmiştir.
Üretimden tüketime balkanlarda çeltik (XV- XVII. yüzyıllar)
XV. yüzyıldan XVII. yüzyıla kadarki süreçte Balkanlardaki çeltik üretimini incelediğimiz bu tezimizde, çeltik ve çeltikçiliği ilgilendiren birçok konu ve kavram farklı başlıklarla, değişik kaynaklardan temin edilen bilgilerle zenginleştirilerek ele alınmaktadır. Araştırmalarımız sırasında XIV. yüzyılda Balkan coğrafyasında çeltik bitkisinin üretildiğine dair resmi bir kayda rastlanmamıştır. Bu nedenle çalışmamızın tarih sınırlandırması, Balkanlara ait ilk tahrir verilerinin mevcut olduğu XV. yüzyıl ile başlamakta ve Osmanlı Devleti'nin Orta ve Doğu Avrupa'daki en geniş sınırlarına ulaştığı ve çeltik üretimine dair kaynakların çeşitlendiği XVII. yüzyılın sonuna kadarki süreci kapsamaktadır. Bu çalışma ile Osmanlı'da zirai hayatın önemli bir alanı olan çeltik üretiminin bütün safhalarının ele alınacak olması, bu alandaki önemli bir boşluğu dolduracağı kanaatindeyiz. Geçmişte çeltik ziraatının nasıl yapıldığı, temel problemleri ve ortaya çıkan sorunların, bugünkü birçok zirai meseleye de ışık tutacağı, araştırmacı ve okuyuculara yararlı olacağı düşünülmektedir.
32 numaralı ve 1707-1710 tarihli Hazine-i Hümâyûn Masraf Defterinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (vrk. 1-32)
H. 1118-1122/ M. 1707-1710 tarihli Hazine-i Hümâyûn Masraf Defteri, çeşitli yollarla ve padişah haremlerine, valide sultana nevruziye takdim eden hekimbaşı, haracbaşı ve kehhalbaşıya, terfi eden enderunlulara gerek acemilik ve gerek senelik verilen ve hariçten satın alınan eşyaya ve ihsanlara sarf edilen çeşitli harcamaları içermektedir. Bu nedenle bu tarihler arasında Hazine-i Hümâyûn'da yapılan çeşitli harcamalara ulaşmak mümkündür. Bu çalışmada 32 numaralı Masraf Defteri'nin ilk 32 varakının transkripsiyonu ve belge özetleri hazırlanmıştır. Ayrıca belgelerden elde edilen bilgiler ışığında sistematik değerlendirmeler yapılmıştır. Böylelikle defterdeki bilgilerin araştırmacılar için daha kullanılır bir hale getirilmesi sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Hazine-i Hümâyûn, Masraf Defteri, Arşiv
1544-1545 tarihli ve Kâmil Kepeci tasnifi 62 numaralı Divân-ı Hümâyûn Rumeli Ahkâm defteri (Özet-transkripsiyon-dizin/s.1-79)
H. 951/ M. 1544-1545 tarihli Divan-ı Hümayun Ahkâm Defteri Rumeli' de meydana gelen genel olarak mali ağırlıklı konuları ve atamaları içermektedir. Ayrıca pek çok görevli şikâyeti de yer almaktadır. Bu nedenle bu tarihler içinde Osmanlı Devletine bağlı Rumeli'de meydana gelen olaylara ulaşmak mümkündür. 62 numaralı Ahkâm Defteri'nin ilk 79 sayfasının transkripsiyonu, belge özetleri ve dizini hazırlanmıştır. Ayrıca belgelere göre tablolar hazırlanarak araştırmacılara kolaylık sağlanmak amaçlanmıştır.
23 Numaralı ve 1573-1574 (H. 981) tarihli Mühimme Defteri/S. 282-352 (Özet- transkripsiyon-dizin)
Mühimme defterleri 1649 tarihine kadar Divân-ı Hümayun'dan çıkan bütün ferman ve beratları, daha sonraları ise yalnız devlet işleriyle ilgili işlemlerin tarih sırasıyla özel olarak yazılı bulunduğu defterlerdir. Divân-ı Hümayun'da müzakere edilen dahili ve harici meselelere ait siyasi, askeri, içtimai ve iktisadi önemli kararların kaydedildiği bu defterlere "Mühime Defterleri" adı verilmiştir. XVI. yüzyılın ortalarından XX. yüzyılın ilk yıllarına ulaşan bir dönem içinde, küçük zaman bölümleri hariç ortalama 350 yıllık zaman dilimi itibariyle, kültür ve tarih zenginliğini ihtiva eden mühimme defterleri, Osmanlı Arşivi defter serîleri içinde önemli yer tutar. Ana konularını; devleti ilgilendiren siyasi, iktisadi, kültürel, sosyal ve harp tarihine dair üst düzey kararlar teşkil eder. Kararlarla ilgili belgelerin birer örneği tarih sırasına göre bu defterlere aynen yazılırdı. Bu çalışmada, geniş kapsamlı bu arşiv kaynağından 23 Numaralı Mühimme Defteri'nin, 282-350. sayfalarındaki bulunan 603-784 numaralı hükümlerin transkripsiyonu, özetleri ve değerlendirmesi yapılmıştır.
23 numaralı ve 1573 tarihli Mühimme Defteri /s. 1-86 (özet- transkripsiyon-dizin)
Osmanlı Devleti'nde dîvân-ı hümâyûn'da görüşülüp karara bağlanan ve padişahın tasdikinden geçen siyâsî, idârî, askerî, mâlî, örfî, şer'î, ictimâî işler; şikâyet ve davaların görüşülüp kaydedildiği defterlere "Mühime Defterleri" adı verilmiştir. XVI. ve XVIII. yüzyıllar arasında en önemli kaynak, belge niteliği taşıyan mühimme defterleri içerdiği konular bakımından Osmanlı Devleti'nin merkez ve taşra teşkilatı ile ilgili bilgiler vermektedir. Bununla birlikte ahali arasında cereyan eden hukuki mevzuat ve meselelerin halinde takip edilen yol ve usûl, tevcihler, aziller, tımar ve zeamet sistemleri, harp tarihine dair kilit noktalar, bir harbin seyri ve geri planı, sınır boylarındaki faaliyetler, beldelerin sosyal ve kültürel yapısı ve ilmî faaliyetler gibi birçok önemli konu hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür. Bu geniş kapsamlı arşiv kaynağından 23 Numaralı Mühimme Defterinin, 1-86 sayfa aralığında bulunan 1-174. numaralı hükümlerin transkripsiyonu, özetleri ve değerlendirmesi tarafımızdan yapılmıştır.
1544-1545 tarihli ve Kamil Kepeci tasnifi 62 numaralı Divân-ı Hümâyûn Rumeli Ahkâm defteri (Özet-transkripsiyon-dizin/s. 224-283)
H. 951/ M. 1544-1545 tarihli Divan-ı Hümayun Ahkâm Defterinde mali konular ve atama kayıtları tutulmakla birlikte Rumeli vilayetinin kaza, nahiye ve karyelerini ele almaktadır. Bu nedenle Rumeli'de bu tarihlerde meydana gelen olaylara ulaşmak mümkündür. Adı geçen defterin 224-283 sayfa aralığındaki 60 sayfanın transkripsiyonu, belge özetleri ve dizini hazırlanmıştır. Belge özetleri tablo şeklinde birinci bölüm içinde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rumeli, Osmanlı Devleti, şikâyet, atama, ahkâm
1556- 1557 (H. 963-964) tarihli Divan-ı Hümâyûn Ruûs Defteri (s.1-125) metin- değerlendirme- dizin
H. 963-964 Tarihli Divan-ı Hümâyûn Ruûs Defteri 1556-1557 tarihinde Osmanlı Devleti'nde beylerbeyi, sancakbeyi, defterdar da dâhil olmak üzere devletin üst düzey yöneticilerinden en alt kademedeki görevlilere kadar değişik pek çok alanda yapılan atama ve azilleri içermektedir. Bunun yanı sıra dirliklere yapılan zamlar, çeşitli konulardaki izinler, ihtida hareketleri ve daha birçok konuda buyruldu kayıtlarından oluşmuştur. Bu sebeple Osmanlı Devleti'nin idari, siyasi, sosyal, ekonomik ve kültür hayatı ile ilgili önemli bilgilere ulaşmak mümkündür. İlgili defterin 1-125. sayfaları arasındaki 1179 buyruldunun transkripsiyonu yapılmıştır. Sadece transkripsiyon ile yetinilmemiş yer ve şahıs adlarına göre bir dizin ve defterdeki kayıtlardan istifade ile bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmede bilgiler tablolar halinde sistematik olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Divan-ı Hümâyûn, Ruûs, Buyruldu, Atama
18. yüzyılda Tuna nehri donanması (1711-1792)
18. Yüzyılda Tuna Nehri Donanması (1711-1792) adlı bu çalışma ile Osmanlı Devleti'nin, Balkanlarda ve Avrupa'daki hâkimiyetinin adeta sembolü olan Tuna ince donanmasının durumu tespit edilmeye çalışılmıştır. Devletin Avrupa'ya doğru aldığı sefer kararları, donanmadaki tamir ve inşa faaliyetlerinin yoğun bir şekilde başlamasına yol açardı. Bu tamir ve inşa faaliyetleri geniş bir organizasyonu gerektiriyordu. Her şeyden evvel organizasyonu yürütecek en yetkili isimden, hizmetli sınıfına kadar bütün çalışanların hazırlanması, gemi donatmak için ihtiyaç duyulan malzemelerin ve gemi imalatında gerekli olan hammaddelerin, bulundukları yerlerden ilgili tezgâhlara güvenle aktarılması son derece önemliydi. Bunun yanında hem İstanbul'da hem de Osmanlı Tunası üzerindeki tersanelerde, yaptırılması emredilen gemi, çeşitleri ve bu gemilerin özellikleri, söz konusu yüzyılda devletin gemi teknolojisini göstermesi açısından mühimdir. Bütün bu konuların yanısıra donanma personelinin ücretleri, bu ücretlerin karşılandığı kaynaklar, sağlık hizmetleri, gıda ürünleri ve bu ürünlerin sevkiyatı, Tuna'nın güvenliği gibi konular ayrı ayrı başlıklar altında metinde geniş yer bulmuştur. Osmanlı donanma tarihinin Tuna ayağı, birçok yönüyle incelenerek, Tuna ince donanmasının yeri ve önemi üzerinde durulmuştur. Tuna Nehri'nde, Osmanlı donanmasının siyasi, ekonomik ve teknolojik gelişmelere paralel olarak nasıl bir konumda bulunduğu ve bu konumunun Osmanlı siyasi tarihine etkisi konularına da cevap aranmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, Tuna Nehri, İnce Donanma, Gemi, Kaptan.
Evliya Çelebi Seyahatnâmesi'ne göre Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki bazı kaleler ve diğer kaynaklarla mukayeseli incelenmesi
XVII. yüzyılda Osmanlı devletinde yaşayan büyük seyyah Evliya Çelebi, Doğu Anadolu Bölgesine yapmış olduğu seyahatlerde bir çok şehir ve kale gezmiş, yaptığı incelemeleri Seyahatnâme adlı eserinde ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Gezdiği kale ve kale-şehirlerden seyahatnâmenin bazı bölümlerinde kısaca bahsetmiş, bazı bölümlerinde ise bu kale ve kale-şehirler hakkında detaylı bilgiler vermiştir. Çalışmamız, Evliya Çelebi?nin Doğu bölgesindeki bölge tarihi açısından önemli bazı kaleler (Ahlat Kalesi, Adilcevaz Kalesi, Bitlis Kalesi, Diyarbakır Kalesi, Erzurum Kalesi, Mardin Kalesi, Van Kalesi) hakkında verdiği bilgileri ve bu bilgilerin yapılmış diğer bilimsel çalışmalar ile bir mukayesesini içermektedir. Evliya Çelebi çalışmamıza konu olan kaleleri anlatırken, kalelerin nasıl kurulduğu ve isimlerinin nereden geldiği konusunda efsanevi unsurlardan ve dini öğelerden sıkça yararlanmıştır. Kalelerin tarihi gelişimini anlatırken ise okumuş olduğu eserlerden, yaşadıklarından ve duyduklarından faydalanmıştır.Evliya Çelebi?nin, kalelerin Osmanlı Devleti öncesi tarihini anlatırken herhangi bir kronoloji takip etmediği, kalelerin kuruldukları coğrafyada yaşamış olan bazı önemli devletlerden bahsetmediği, bazen de tarihi olayları karışık, eksik veya kısmen hatalı verdiği görülmüştür. Evliya Çelebi, tezimize konu olan kalelerin Osmanlı hakimiyeti dönemindeki tarihi seyrini detaylı bir şekilde anlatmıştır. Seyahatnâme çok geniş bir coğrafya ile ilgili bilgiler verdiği için, tümünün eksiksiz ve tam olması beklenmemelidir. Bu durum Seyahatnâme?nin önemli bir kaynak olarak kullanılmasına engel teşkil etmemektedir. Bilgiler tarihi tenkit süzgecinden geçirildikten sonra eşsiz bir bilgi hazinesi haline dönüşecek niteliktedir.Seyahatnâme, kalelerin mimari açıdan durumlarına ve o dönem içerisindeki idari yapılanmaya ışık tutması açısından oldukça önemli bilgiler ihtiva etmektedir. Evliya Çelebi?nin özellikle Diyarbakır, Van, Bitlis gibi kale-şehirlere yaptığı seyahatleri sırasında yaşadığı olaylar, o dönemin sosyal ve siyasi yapısı hakkında bize başka hiçbir kaynakta bulamayacağımız bilgiler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Kale, Seyahatnâme, Şehir, Mimari, İdare.
Teşkilat ve işleyiş bakımından 18. yüzyılda Erzurum Kalesi
Erzurum; jeopolitik konumu nedeniyle tarihi süreç içerisinde pek çok devletin siyasi, ticari ve askeri mücadelesinin yaşandığı bir şehir olmuştur. Anadolu?nun şark hududunda bir serhat kalesi olan Erzurum Kalesi, stratejik öneminden dolayı düşman istilalarına karşı sürekli tahkim edilmiş, askeri ve lojistik gücü artırılmıştır. Bu çalışmada, ağırlıklı olarak mevacib defterlerinden istifade edilmiş ve 18. yüzyılda Erzurum Kalesi?nin askeri yapılanması tespit edilmiştir. Erzurum Kalesi?nde görevli askeri sınıfların mevcudu ve yevmiyelerini Van, Kars, Trabzon, Bağdat ve Ahıska kaleleriyle mukayese ederek ve Erzurum Kalesi?nin önemi ortaya konulmuştur. Erzurum Kalesi?ndeki askeri hareketlilik savaş dönemlerinde oldukça fazladır. Özellikle 18. yüzyılın ilk yarısında meydana gelen Osmanlı- Safevi savaşlarında askeri sınıfların sayısında ve mevcudunda artışlar gözlenmiş ve bu sınıflara dağıtılan zahire miktarı tespit ediliştir.Osmanlı- Safevi savaşlarında Osmanlı ordusunun en önemli lojistik üssü Erzurum Kalesi olmuştur. İstanbul?dan Erzurum Kalesi?ne nakledilen mühimmatın özelliklerine göre sınıflandırılması yapılmıştır. İstanbul?dan Erzurum üzeri Tebriz, Revan, Tiflis, Kars, Van ve Ahıska kalelerine nakledilen mühimmat hakkında bilgi verilmiştir. Tamirat Defterlerinden istifade edilerek kalede yapılan onarımlar, masraflar, kullanılan inşaat malzemeleri, tabyalar arasındaki uzaklıklar, iç ve dış kale surları hakkında ayrıntılı bilgiler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Erzurum, Kale, Mevacib, Mühimmat, 18. yüzyıl
Tanzimat'ın yurtluk-ocaklık ve hükümet sancaklarda uygulanması (1839-1864)
Tanzimat'ın tesis etmeye çalıştığı modern merkeziyetçi devlet anlayışına ters düşen idarî yapı ve usullere, tedricen son verilmiştir. Bu yapılardan biri de yurtluk-ocaklık ve hükümet sancak statüsü ve yurtluk-ocaklık suretiyle arazi tasarruf edilmesidir.Tanzimat reformlarının uygulanması neticesinde; idarî yönden, yurtluk-ocaklık suretiyle tevcih edilen sancak sayısı zaman içerisinde azalarak, 1840-1841 tarihi itibariyle sona ermiştir. Bir kısım hükümet sancaklar ise varlıklarını Tanzimat'ın ilan edildiği döneme kadar sürdürmüşler ise de esasen coğrafi olarak küçük olan bu sancakların yerine kaza idarî birimi oluşturulmuştur. Başlangıçta yerli beyler bu kazalara müdür olarak atanmıştır. Daha sonra bu uygulamadan vazgeçilerek, hariçten müdür atanmış, beylerin idaresine son verilmiştir.Mali yönden ise yurtluk-ocaklık suretiyle tasarruf edilen arazi hazine tarafından zabt edilerek, hak sahiplerine gelirlerine karşılık olmak üzere maaş bağlanması yoluna gidilmiştir. Yurtluk-ocaklık suretiyle arazi tasarruf edilmesine, prensip olarak, Tanzimat'ın 1839'da ilanı ile son verildiği halde, bu çeşit arazilerin çok olduğu Erzurum ve Diyarbekir eyaletlerinde Tanzimat hükümleri 1845 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bu eyaletlerdeki askerî, idarî ve malî sorunlar nedeniyle, bu kaidenin uygulanması zaman almıştır.Askeri yönden ise Anadolu Ordu-yu Hümayunu bölgede kontrolü sağlamış, başıbozuk ve aşiret kuvvetleri güçlerini kaybetmişlerdir. Bölgede kura usulünün tatbiki ve askere almada karşılaşılan güçlükler büyük ölçüde aşılmıştır.
1141 numaralı ve 1593-1595 tarihli Tahvîl Defteri (transkripsiyon-değerlendirme-dizin)
Bu çalışmamızda 1593-1595 yıllarında Osmanlı Devleti'nde merkezi hükümet tarafından yapılan atama kayıtları incelenmiştir. Merkez teşkilatından ziyade, Osmanlı taşrası hakkında önemli bilgiler elde ettiğimiz bu defterde, devletin bu zamandaki idari yapısı, eyalet, sancak ve kazalarıyla tespit edilmiştir. Atamaların nasıl yapıldığı, atama süreleri, yöneticilerin kaç akçeyle atandıkları hakkında da bir değerlendirme yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Eyalet, Sancak, Kaza, Tevcih, Atama.
932 numaralı ve 1570 tarihli Mühimme Defteri (Özet, transkripsiyon ve dizin)
Osmanlı Devleti'nin en önemli kurumlarından biri olan Divân-ı Hümayun'da görüşülen siyasi, askeri, sosyal yönden alınan kararların kaydedildiği defterlere ''Mühimme Defterleri'' denir. Özellikle Osmanlı bürokrasisi hakkında bizlere ışık tutan bu defterlerin ilk örneklerine XVI. yüzyılda rastlamaktayız. Osmanlı tarihi araştırmalarında bizlere en güvenilir bilgileri arşiv kaynakları vermektedir. Bu kaynaklar içerisinde en başta yerini alan mühimme defterleridir. Devletin yönetim anlayışı, merkezi, askeri ve taşra teşkilatı, sefer hazırlıkları, halk arasında doğan hukuki meseleleri ve iaşe temini gibi hususları barındıran bilgileri bu defterlerde bulabilmekteyiz. Çalışmamızda, 932 Numaralı ve 1570 Tarihli Mühimme Defteri'nin 1-32 sayfaları arasında bulunan 1-60 numaralı hükümlerin transkripsiyonu, özeti ve değerlendirmesi yapılmıştır.
Osmanlı hakimiyeti öncesi Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yerel hanedanlar ve tarihçeleri
Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyası tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış; stratejik konumu, verimli toprakları, doğu ve batı dünyası arasında geçiş noktası olması gibi özellikleri ile her zaman jeostratejik öneme haiz bir bölge olmuş ve bu özellikleri dolayısıyla çeşitli siyasi yapılanmaların dikkatini çekmiştir. Tüm bu özellikleri ile dönem güçleri için hâkimiyet sahasına dahil edilmek istenen bir mücadele alanı olmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyası Osmanlı Devleti tarafından sınırlarına dahil edilmeden çok önce Türk yerleşimine açılmıştır. Her ne kadar özellikle, 1071 Malazgirt zaferinin ardından bölgede Türk nüfusu belirgin ve baskın bir hal almış ise de bu tarihten önce de lokal yerleşmeler söz konusu olmuştur. Fakat esas olarak Malazgirt zaferi sonrasında Anadolu coğrafyası büyük ölçüde Türk yurdu olarak kabul edilmiş ve bu özelliğini Anadolu Türk beylikleri döneminde de Karakoyunlu ve Akkoyunlu gibi Türk devletlerinin idari yapılanmaları altında da devam ettirmiştir. Osmanlı Devleti ise bölgeyi Sultan I.Selim döneminde tamamen hâkimiyet altına almıştır. Bundan evvel Sultan I. Bayezid devrinde Anadolu-Türk siyasi birliği sağlama faaliyetleri başlamış olmasına karşın bu hedef Ankara Savaşı sonrası sekteye uğramıştır. Ancak Sultan I.Selim'in tahta çıkmasının akabinde Safevi Devleti ile yapılan 1514 tarihli Çaldıran Savaşı sonrası Anadolu coğrafyası üzerinde Osmanlı hâkimiyeti tesis edilmiş ve 1515 yılında kurulan Diyarbekir Vilayeti'nde yurtluk- ocaklık ve hükümet sancak yapılanması adı altında yeni bir idari düzen kurulmuştur. Bu yeni düzende bölgede meskûn yerel beyler Osmanlı hâkimiyetini tanımışlar ve Osmanlı idaresi altında ocaklık sancak tasarruf edilen beyler olarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Osmanlı, Safevi, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Palu, Cizre, Hakkâri, Çemişgezek, Eğil
Fatih Sultan Mehmet devri vezirleri: Dönüşüm, rekabet ve etnisite
Fatih Sultan Mehmed; Osmanlı Devlet yapısında bir takım değişiklikler yapmıştır. Bu çalışmada; Fatih Sultan Mehmed döneminde görev yapan veziriâzamların ve vezirlerin faaliyetleri, Fatih'in oluşturduğu yeni devlet düzeni ve bürokratik mücadeleler incelenmeye çalışılmıştır. Çandarlı Halil Paşa'nın görevden alınması ve akabinde idam edilmesi ile başlayan yeni süreç; devşirme kökenlilerin bürokraside ağırlık kazanmaları, Türk aristokrasisinin tasfiyesi ve Türk-devşirme ilişkileri açısından ana hatlarıyla irdelenmiştir. Devşirmelerdeki etnik bilincin varlığı ile ilgili bulgular değerlendirilmiş; bu bilincin devletin yürütme fonksiyonu üzerindeki güç mücadelesine etkisinin ne olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.