Theses supervised by Prof. Dr. Papatya Karakurt

11 theses · Erzincan Binali Yıldırım University

Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin problem çözme becerileri ile akademik öz yeterlikleri arasındaki ilişki

Giriş ve Amaç: Problem çözme becerisinin akademik öz yeterliği etkilemede önemli bir faktör olduğu bilinmektedir. Bu araştırma Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin problem çözme becerileri ile akademik öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayacı türde olan bu araştırmanın evrenini Bartın Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Tabakalı örnekleme yöntemi ile ulaşılabilen 917 öğrenciyle araştırma tamamlanmıştır.Verilerin toplanmasında tanıtıcı özellikler formu, problem çözme becerileri algısı ve akademik öz yeterlik ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, t testi, varyans analizi ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin %68.3'ünün kız, %88,2'nin 17-21 yaş aralığında ve %51,6'sının birinci sınıf olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin problem çözme becerileri algısı ölçeği toplam puanından 97.91±16.27, akademik öz yeterlik ölçeği toplam puanından 3.08±0.56 aldıkları saptanmıştır. Öğrencilerin problem çözme becerileri konusunda kendilerini yeterli olarak algıladıkları ve akademik öz yeterlik düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Cinsiyetin problem çözme becerisi ve akademik öz yeterlik ölçeğinin bazı alt boyutlarını etkilediği saptanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda öğrencilerin problem çözme becerileri azaldıkça akademik özyeterlik düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Öğrencilerin üniversiteye başlamadan önce yaşamının son 10 yılını geçirdiği yerin ve ders çalışma düzeninin akademik öz yeterlik düzeyini etkilediği belirlenmiştir. Öğrencilerin problem çözme becerilerini ve akademik öz-yeterlik düzeylerini artırmaya yönelik eğitimler düzenlenebilir. Anahtar Kelimeler: Akademik Özyeterlik, Öğrenci, Problem Çözme Becerisi

Akademik başarıProblem çözmeProblem çözme becerisi+2
Erhan Şeker
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Palyatif bakım kliniğinde yatan hastaların bakım vericilerinin algılanan stres düzeylerinin ve uyku kalitelerinin belirlenmesi

Giriş ve Amaç: Bakım vericilerin stres düzeylerinin ve uyku kalitelerinin bakımın kalitesini etkilediği bilinmektedir. Bu araştırma palyatif bakım kliniklerinde yatan hastaların bakım vericilerinin algılanan stres düzeylerini ve uyku kalitelerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metod: Tanımlayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini bir ildeki şehir hastanesinin palyatif bakım kliniklerinde tedavi gören hastaların bakım vericileri oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş olup, araştırmanın kriterlerine uyan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 153 bakım verici alınmıştır. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı özellikler formu, Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ve Pitssburgh Uyku Kalitesi (PUKI) İndeksi kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, ortalama, bağımsız gruplarda t testi, Varyans Analizi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bakım vericilerin %53.6'sı kadın, %31.4'ü lise mezunu ve %64.1'i evlidir. Bakım vericilerin Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) puan ortalamalarının 23.76±6.84 ve PUKI toplam puan ortalamalarının 9.16±3.33 olduğu saptanmıştır. Araştırma kapsamına alınan bakım vericilerin medeni durumu, hastaya yakınlık derecesi, süreçten maddi olarak etkilenme ve palyatif bakım ünitesinde tedavi görme süresine göre Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) puan ortalaması, hastaya yakınlık derecesi ve hastaya bakım vermeyi bilme durumuna göre PUKI toplam puan ortalaması farkı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. ASÖ puanı ile toplam PUKI puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve düşük düzeyli bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Bakım vericilerin algılanan stres düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu ve kötü bir uyku kalitesine sahip oldukları belirlenmiştir. Bazı değişkenlerin bakım vericilerin stres düzeylerini ve uyku kalitelerini etkiledikleri saptanmıştır. Bakım vericilerin stres düzeyi arttıkça uyku kalitelerinin kötüleştiği belirlenmiştir. Bakım vericilerin uyku kalitesini ve stres düzeylerini etkileyebilecek farklı değişkenlerin araştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Algılanan Stres, Bakım Verici, Hemşirelik, Palyatif Bakım, Uyku Kalitesi

Bakım verenlerBakım verme yüküHemşirelik+7
Serhat Yıldırım
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2021
00
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2021.101
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Yaşlı hastalarda düşme öz farkındalığı ve sosyal destek durumunun incelenmesi

Amaç: Bu araştırma ortopedi ve fizik tedavi kliniklerinde düşme sebebiyle yatan yaşlı hastalarda düşme öz farkındalığı ve sosyal destek durumunun incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini bir ildeki devlet hastanesinin ortopedi ve fizik tedavi kliniklerinde tedavi gören hastalar oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş olup, araştırmanın kriterlerine uyan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 150 hasta alınmıştır. Verilerin toplanmasında tanıtıcı özellikler formu, Yaşlılarda Düşme İle İlgili Öz Farkındalık Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en az ve en çok değerler ile ortalama ve standart sapma, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Spearman Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin %51.3'ü erkek, %60.7'si okuryazar, %92'si evlidir. Hasta bireylerin Düşme Öz Farkındalık puan ortalamalarının 62.28 ±8.41 ve Algılanan Sosyal Destek puan ortalamalarının 53.12 ±19.62 olduğu saptanmıştır. Sonuç: Yaşlı hastaların düşme öz farkındalık düzeyinin orta düzeyin altında ve algılanan sosyal destek düzeyinin orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Bazı değişkenlerin hastaların düşme öz farkındalık ve algılanan sosyal destek düzeyini etkilediği saptanmıştır. Yaşlı hastaların düşme öz farkındalıklarını ve sosyal destek düzeylerini etkileyebilecek farklı değişkenlerin araştırılması önerilmektedir. 2023, 82 Sayfa Anahtar Kelimeler: Düşme, Sosyal Destek, Yaşlılık, Yaşlı Hasta

Düşme kazalarıGeriatriKazalar+2
Mesut İnci
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2022
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2022.110
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin hasta teslim sürecindeki algılamaları ve etkili iletişim becerilerinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin hasta teslim sürecindeki algılamaları ve etkili iletişim becerilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini bir ilde hizmet veren 22 yoğun bakım ünitesinde çalışan toplam 465 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 236 hemşire oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Hasta Teslim Değerlendirme Ölçeği ve Etkili İletişim Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile bağımsız student t-test, ANOVA analizi ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %65.3'ünün kadın, %53.4'ünün 29 yaş ve altında ve %90.7'sinin eğitim durumu lisans ve üzeridir. Hemşirelerin Hasta Teslim Değerlendirme Ölçeği puan ortalamalarının 67.76±11.54 ve İletişim Becerileri Ölçeği puan ortalamalarının 132.56±15.27 olduğu saptanmıştır. Hasta Teslim Değerlendirme Ölçeği ile Etkili İletişim Becerileri Ölçeği arasında pozitif yönde ve zayıf düzeyde bir ilişki saptanmıştır (r:0.280). Sonuç: Hemşirelerin hasta teslim değerlendirme ve iletişim becerileri düzeylerinin orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin hasta teslimine ilişkin eğitim alma durumları, çalıştığı birimde hasta teslimi ile ilgili sorun yaşama durumları hasta teslim değerlendirilmesini; cinsiyet, mesleki deneyim, mesleki memnuniyet, çalışma şekli, etkili iletişim süreci eğitimi alma durumu ve ben dili eğitimi alma durumu da iletişim becerileri düzeylerini etkilediği saptanmıştır. Hemşirelerin hasta teslim değerlendirme ve iletişim becerileri düzeylerini etkileyebilecek farklı değişkenlerin araştırılması önerilmektedir.

AlgıHasta teslimiHastalar+5
Gizem Barut
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2023
20
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2023.120
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

İnsülin kullanan ve kullanmayan tip 2 diyabetli hastalarda psikolojik insülin direnci ve öz bakımın belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma insülin kullanan ve kullanmayan tip 2 diyabetli hastalarda psikolojik insülin direnci ve öz bakımın belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metod: Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olup evreni bir ildeki devlet hastanesinin dahiliye kiliniklerinde tevdavi gören tip 2 diyabet hastaları oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş, araştırma amacına uygun dahil edilme kriterine sahip gönüllük esasına dayalı 200 tip 2 diyabet hastasından oluştu. Verilerin toplanmasında tanımlayıcı özellikler formu, Psikolojik İnsülin Direnci Ölçeği (PİDÖ) ve Diyabet Öz-Bakım Ölçeği (DÖBÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların; %79'unun kadın, %39'unun 51-60 yaş aralığında, %97.5'inin evli ve %83'ünün eğitim durumunun okur-yazar olmadığı tespit edilmiştir. Hastaların PİDÖ puan ortalaması 37,52±13,79 ve DÖBÖ puan ortalaması 80,42±19,60 bulunmuştur. İnsülin kullanan hastaların PİDÖ puan ortalaması 24.11±5.14; DÖBÖ puan ortalaması 72.27±19.60; İnsülin kullanmayan hastaların PİDÖ puan ortalaması 48.06±8.10; DÖBÖ puan ortalaması 86.83±22.39 olarak saptanmıştır. İnsülin kullanan hastalardan, ilkokul mezunu, çalışmayan, sigara kullanan, ek kronik hastalığı olan, 10 yıl ve üzeri hastalık süresi olan, diyabet eğitimi almayan ve fazla kilolu olan hastaların PİD daha düşük olduğu belirlenmiştir. İnsülin kullanmayan hastalardan erkek, 50 yaş altı, okur yazar olmayan, bekar, sigara kullanan, alkol almayan, 1-3 yıl diyabet tanısı olan, evinde başka diyabet hastası olmayan, eğitim almayan hastaların PİD daha düşük olduğu belirlenmiştir. İnsülin kullanan 51-60 yaş, ilk ve ortaokul mezunu, orta gelir düzeyine sahip, ek kronik hastalığı olmayan, 7-9 yıl hastalık tanısı olan, diyabet eğitimi alan, zayıf hastaların DÖB düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. İnsülin kullanmayan hastalarda ise, 40 yaş altı, lise ve üstü eğitim düzeyine sahip, evli, yüksek geliri olan, sigara içmeyen, 4 yıldan fazla hastalık tanısı olan, evinde başka diyabet hastası olmayan hasta gruplarının DÖB düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Sonuç olarak insülin kullanan hastaların PİD düzeylerinin orta, öz-bakımları ise kabul edilebilir düzeyin altında bulunmuştur. PİD'i eğitim, çalışma durumu, sigara kullanımı, eğitim alma ve BKI parametrelerinin etkilediği belirlenmiştir. İnsülin kullanan hastaların, DÖB düzeylerini eğitim, gelir, ek kronik hastalık ve hastalık tanı süresinin etkilediği belirlenmiştir. 2024, 89 Sayfa Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Öz Bakım, Psikolojik İnsülin Direnci, Tip 2 Diyabet.

Rıdvan Yalçın
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2024
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2024.107
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Palyatif bakım kliniğinde yatan hastaların bakım vericilerinin bireysel baş etme ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi

Amaç: Bu araştırma palyatif bakım kliniğinde yatan hastaların bakım vericilerinin bireysel baş etme tutumlarının ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini İstanbul ilindeki bir devlet hastanesinin palyatif bakım kliniğinde yatan hastaların bakım vericileri oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş olup, araştırmanın kriterlerine uyan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 200 bakım verici alınmıştır. Verilerin toplanmasında Tanımlayıcı Özellikler Formu, Baş Etme Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) ve Beck Umutsuzluk Ölçeği (BUÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde sayılar, yüzdelikler, en küçük ve en büyük (Min-Max değerler) değerler ile ortalama ve standart sapma, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bakım vericilerin %64'ü kadın, %36'sı erkektir. Katılımcıların %64.4'ü ortaöğretim mezunu, %6.7'si ön lisans ve %28.9'u lisans/lisansüstü mezunudur. Ayrıca %64.1'i evlidir. Bakım vericilerin başa çıkma tutumları puan ortalamalarının 150.30±24.00 ve Beck umutsuzluk puan ortalamalarının 6.25±4.47 etkileyen değişkenler olduğu saptanmıştır. Sonuç: Bakım vericilerin umutsuzluk düzeylerinin hafif ve başa çıkma düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş, medeni hal, eğitim durumu ve benzeri etkileyen faktörler bakım vericilerin umutsuzluk düzeylerini etkilediği saptanmıştır. Bakım vericilerin başa çıkma tutumları ve umutsuzluk düzeylerini etkileyebilecek farklı değişkenlerin araştırılması önerilmektedir.

İrem Aksüt
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2024
20
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2024.124
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Hemşirelik bölümü öğrencilerinin hemşirelik mesleğine ve klinik uygulamaya yönelik tutumlarının incelenmesi

Amaç: Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin hemşirelik mesleğine ve klinik uygulamaya yönelik tutumlarını belirlemek amacı ile yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve kesitsel türde olan bu araştırmada bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 234 hemşirelik öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Kolorta Hemşirelik Tutum Ölçeği" ve "Korzul Klinik Uygulama Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde t testi, Anova analizi, Mann-Whitney U, Kruskall- Wallis ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin hemşirelik tutum ölçeğinin puan ortalaması 76.30±13.20 ve klinik uygulama tutum ölçeği puan ortalaması ise 88.98±16.33 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin hemşirelik mesleğine ve klinik uygulamaya yönelik tutumları cinsiyete, sınıfa, akademik başarı algısına göre değişim göstermezken; bölümü isteyerek seçme, hemşirelik bölümünden memnun olma, mesleğin geleceğini algılayış biçimi, klinik başarı algısı, klinik uygulamadan memnun olma durumu, bölümü tekrar tercih etme gibi değişkenlere göre farklılık göstermektedir. Sonuç: Öğrencilerinin hemşirelik mesleğine ve klinik uygulamaya yönelik tutumları orta düzeyde bulunmuştur. Öğrencilerde, hemşirelik mesleğine yönelik olumlu tutum arttıkça, klinik uygulamaya yönelik olumlu tutum artmaktadır. Anahtar kelimeler: Hemşirelik öğrencileri, tutum, klinik uygulama, hemşireliğe yönelik tutum

Emine Erbuğa
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2024
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2024.116
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin kesici delici alet yaralanmalarına karşı farkındalık, endişe ve anksiyete düzeylerinin belirlenmesi

Danışman: Prof. Dr. Papatya KARAKURT Amaç: Bu araştırma hemşirelik öğrencilerinin kesici delici alet yaralanmalarına karşı farkındalık, endişe ve anksiyete düzeylerinin belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde olan bu araştırmanın evrenini bir üniversitede öğrenim gören 402 hemşirelik öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya dahil edilme kriterlerine karşılayan 338 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Tanımlayıcı Bilgi Formu, Hemşirelik Öğrencilerinde Delici ve Kesici Alet Yaralanmaları Tahmin Ölçeği (HÖD-KAYTÖ), Endişe ve Anksiyete Ölçeği (EAÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile bağımsız student t-test, ANOVA analizi ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Öğrencilerin; % 69.5'inin kadın, %34.6'sının 3. sınıfta öğrenim gördüğü ve yaş ortalamasının 21.52±2.11 olduğu tespit edildi. Kesici delici alet ile yaralanan hemşirelik öğrencilerinin %23.1'i bir defa yaralandığı, %18.6'sının dahili kliniklerde yaralandığı, %17.5'inin ampülü kırarken yada flakonu açarken yaralandığı, %21.3'ünün yaralanma sonrası ellerini su ve sabun ile yıkadığı, %30.5'inin kesici delici alet yaralanmasını rapor etmediği, %20.7 sinin kesici delici alet yaralanmasını raporlamama nedenini kesici delici aletin hasta ile temas etmemesi olduğu tespit edildi. Öğrencilerin HÖD-KAYTÖ puan ortalaması 47.06±7.02 ve EAÖ puan ortalaması ise 36.81±16.10 olarak hesaplanmıştır. HÖD-KAYTÖ ile EAÖ arasında pozitif yönde zayıf düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Araştırma sonucunda öğrencilerin HÖD-KAYTÖ durumlarının orta düzeyin üzerinde, EAÖ durumlarının ise orta düzeyin altında belirlendi. Öğrencilerin kesici delici alet yaralanmalarına yönelik algıladıkları ciddiyet ve faydanın orta düzeyin üzerinde olduğu, ancak engellerin ortadan kaldırılması gerektiği görülmektedir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin delici kesici alet yaralanmalara yönelik farkındalık düzeyi artıkça endişe ve anksiyete düzeylerinin de artığı görülmektedir. Hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulamalar sırasında öğretim elemanları, rehber hemşireler ve hemşireler tarafından desteklenerek mesleki öz yeterliliklerinin sağlanarak endişe ve anksiyete düzeylerinin azaltılması önerilmektedir.

Öğrenciler-hemşirelik
Özlem Bayram Araz
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2024
30
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2024.106
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Palyatif bakım kliniğindeki trakeostomili ve nazogastrik sondalı hastaların bakım vericilerin bakım yükü ve uyku kalitesinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma palyatif bakım kliniğindeki trakeostomili ve nazogastrik sondalı hastaların bakım vericilerinin bakım yükü ve uyku kalitesinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı türdeki bu araştırmanın verileri Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Ekim 2023- Haziran 2024 tarihleri arasında Palyatif Bakım Kliniğinde bulunan nazogastrik sondalı ve trakeostomili hastaların bakım vericileri ile yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak yapılmıştır.Bu araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş olup, araştırmanın kriterlerine uyum sağlayan, çalışmaya katılmaya gönüllü olan 100 bakım verici alınmıştır. Araştırma verileri; Tanıtıcı Özellikler Formu, "Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği" ve Pıttsburg Uyku Kalitesi İndeksi" kullanılarak toplandı. Veriler, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, cronbach alfa, bağımsız gruplarda t testi, one way-ANOVA ve korelasyon analizleri ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya dahil edilen bakım vericilerin yaş ortalaması 45.73±12.03 olup, % 81'i kadın, %78'i evli ve %59'u 6 ay ve üzeri hastaya bakım verdiğini ifade etti. Bakım vericiler "Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği" toplamından 30.07±12.78 ve "Pittsburgh Uyku Kalitesi" Ölçeği toplamından 9.65±3.36 puan aldı. Ölçek kesme noktalarına göre katılımcıların %42'si hafif bakım yüküne sahiptirler, Zarit Bakım Verme Yükü ölçeği toplam puanı ve Pittsburgh Uyku Kalitesi ölçek toplam puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamaktadır (p>0.05). Sonuç: Araştırma sonucunda bakım vericilerin hafif bakım yüküne ve kötü uyku kalitesine sahip oldukları belirlendi. Bakım yükü ile uyku kalitesi arasında ilişki bulunmamasına rağmen gelecekte yapılacak çalışmalarda bu iki değişken arasında dolaylı etkiler araştırılmalı ve daha geniş bir örneklem seçilmelidir.

Hospis ve palyatif bakım hemşireliği
Münevver Yıldırım
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2025
10
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2025.102
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Hemşirelerin iş motivasyonu ve mesleğe yönelik tutumları arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırma hemşirelerin iş motivasyonu ve mesleğe yönelik tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türdeki bu araştırmanın evrenini bir Türkiye'nin doğusundaki bir ilde hizmet veren hastanedeki toplam 511 hemşire oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uyan 268 hemşire oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Hemşire İş Motivasyon Ölçeği (HİMÖ) ve Hemşirelik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği (HMYTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile Mann Whitney U testi, Kruskall Wallis, bağımsız gruplarda t testi, varyans ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada hemşirelerin %56.7'sinin çalışılan bölümü kendi isteği ile seçtiği, %55.2'sinin çalıştığı bölümden memnun olduğu ve %70.1'inin bölüm değiştirme isteğinin olmadığı görülmüştür. Hemşirelerin HİMÖ puan ortalaması 59.95±9.60 ve HMYTÖ ortalaması 156.57±16.49 olarak hesaplanmıştır. HİMÖ ile HMYTÖ arasında pozitif yönlü ve düşük düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Sonuç: Hemşirelerin iş motivasyonu ve mesleğe yönelik tutumlarının orta düzeyin üzerinde olduğu belirlenmiştir. Hemşirelerin iş motivasyonu ve mesleğe yönelik olumlu tutumlarının artırılmasında etkili olan değişkenlerin dikkate alınması önerilmektedir.

Sibel Çimen
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2025
20
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2025.110
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencelerinin hasta mahremiyet bilinci ile kişsel sağlık verilerinin kayıt ve korunmasının değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma klinik uygulamaya çıkan hemşirelik öğrencilerinin hasta mahremiyet bilinci ile kişisel sağlık verilerinin kayıt ve korunmasına yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Tanımlayıcı türdeki araştırmanın evreni 2024–2025 akademik yılında bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü'nde klinik uygulamaya başlayan 380 öğrenci örneklemini ise 288 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında kullanılan ölçüm araçları; Kişisel Bilgi Formu, Hasta Mahremiyet Ölçeği ve Hemşirelik Öğrencileri için Kişisel Sağlık Verilerinin Kayıt ve Korunması Tutum Ölçeği'dir. Verilerin analizinde frekanslar, ortalamalar ve yüzde dağılımları, bağımsız gruplarda t testi, varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin %70.5'i kadın olup yaş ortalamaları 21.62 olduğu tespit edilmiştir. Araştırma kapsamına alınan öğrencilerin % 70.8'inin hasta mahremiyeti hakkında eğitim aldığı, %75,3'ünün hasta hakları yönetmeliğini okumadığı ve %70.8'inin kişisel sağlık verileri ile ilgili eğitim almadıkları saptanmıştır. Öğrenciler hasta mahremiyet ölçeği puan ortalaması 123.96, kişisel sağlık verilerinin kayıt ve korunması tutum ölçeği puan ortalaması 4.34 hesaplanmıştır. Öğrencilerin hasta mahremiyeti ile kişisel sağlık verilerinin kayıt ve korunması tutumu arasında pozitif ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sonuç: Öğrencilerin hasta mahremiyeti ve kişisel sağlık verilerinin korunmasına yönelik tutumlarının olumlu olduğu söylenebilir. Hemşirelik eğitim programlarında mahremiyet ve kişisel sağlık verilerinin korunmasına yönelik modüllerin kapsamı genişletilmeli ve içerikleri güncel mevzuat ile uluslararası standartlara uyumlu hale getirilmelidir. Ayrıca, daha geniş örneklemle yürütülecek ileri araştırmaların, konunun daha kapsamlı değerlendirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Etik-hemşirelikÖğrenciler-hemşirelik
Esra Bebek
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Health Sciences
2026
41
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.204

Other supervisors