Theses supervised by Prof. Dr. Recep Çakır

11 theses · Amasya University

Master'sOpen AccessTR

Eğitsel robot uygulamalarının öğrencilerin kodlamaya dönük bilişsel çıktılarına etkisinin incelenmesi

Birçok disiplinde olduğu gibi çağa ayak uydurabilmek için eğitim de teknolojik gelişmeleri takip etmektedir. Gelişen teknolojiyle birlikte eğitim-öğretim alanında yeni yaklaşımlar ve trendler ortaya çıkmıştır. 19.yy. ile resimli kitapların artması, fotoğraf, video, eğitimde kara tahtanın kullanımı gibi birçok teknolojik gelişme ile öğretim teknolojilerinin gelişimi de hızlanmıştır. 21.yy. becerilerine uygun girişimci ve teknolojiyi hem okuyup hem yazabilecek bireyler yetiştirebilmek adına farklı eğitim sistemleri ortaya atılmıştır. Bunlardan biri ise lego tabanlı eğitsel uygulamalardır. Bu araştırmanın amacı lego tabanlı eğitsel uygulamaların öğrencilerin akademik motivasyon, problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri, uzamsal görselleştirme ve zihinsel döndürme becerilerine etkisini ortaya çıkarmaktır. Araştırma 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Amasya'da özel bir okulda öğretim gören 26 altıncı sınıf öğrencisi üzerinde bilişim teknolojileri ve yazılım dersi kapsamında yapılmıştır. Çalışmada ön test-son test, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubu öğrencileri, dersi lego tabanlı eğitsel uygulamalar ile alırken, kontrol grubu öğrencileri Scratch programı ile almıştır. Çalışmanın başında ve sonunda her iki gruba da ön test, son test olarak Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği", Yurt ve Bozer (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Akademik Motivasyon Ölçeği-AMÖ, İlköğretim II. Kademe için A.B.D.'de gerçekleştirilen "Middle Grades Mathematics Project" adlı proje için hazırlanmış olan ve Winter, Lappan, Philips ve Fitzgerald (1989) tarafından yazılmış ve Yıldız (2009) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış Uzamsal Görselleştirme, Peters ve arkadaşlarının (1995) "A redrawn Vandenberg and Kuse Mental Rotations Test: Different Versions and Factors That Affect Performance" başlıklı çalışmaları kapsamında yeniden şekillendirdikleri ve Türkiye'de Yıldız (2009) tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan Zihinsel Döndürme Testi (Mental Rotation Test) ölçekleri uygulanmıştır. Grupların ön test verileri incelendiğinde fark olmadığı ve grupların denk olduğu gözlenmiştir. Çalışma sonunda gruplarda ölçülen özellikler bakımından farklılıklar olduğu görülmüştür. Aynı zamanda dersi lego tabanlı eğitsel uygulamalar ile alan öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme, uzamsal görselleştirme, zihinsel döndürme dersi scratch programı ile alan öğrencilerin ise uzamsal görselleştirme, zihinsel döndürme becerilerinde olumlu yönde bir değişiklik gözlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular ışığında, bu çalışmanın farklı seviyelerde öğrenci grupları üzerinde daha uzun süreli uygulanması önerilmektedir.

LegoLego robotikle programlamaMotivasyon+5
Sevde Koca
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin materyal geliştirmelerine yönelik bir EPDS geliştirilmesi ve uygulanması

Bu çalışmanın amacı ortaokul öğretmenlerinin materyal geliştirmelerine yönelik bir EPDS geliştirilmesi ve öğretmen görüşlerini belirlemektir. Tasarım tabanlı araştırma yöntemi kullanılan çalışmada nitel kısmında görüşme ve gözlem tekniği kullanılmıştır. EPDS geliştirilmeden önce öğretmenlerin ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla 11 öğretmenle görüşülmüş, bu görüşmede yarı yapılandırılmış görüşme formları vasıtasıyla veri toplanarak nitel bir çalışma yürütülmüştür. Bu basamaktaki çalışmalar öğretmen beklentilerini belirleyerek, onların beklentilerine cevap verebilecek en uygun EPDS yazılımını geliştirmek amacıyla yapılmıştır. EPDS geliştirildikten sonra öğretmenlerin platformu kullanmaları sağlanmıştır. Bu amaçla ikinci ve üçüncü döngü süreçleri uygulanmış ve toplam 6 hafta sürmüştür. Bu süreç boyunca öğretmenlerin platformu kullanımları izlenmiş ve etkili bir şekilde kullanmaları için gereken teknik destek sağlanmıştır. Ayrıca, bu aşamada çalışmanın örneklemini oluşturan 11 öğretmen sistemi kullanırken gözlem ve görüşmeler yapılmıştır. Gözlem bittikten sonra ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak öğretmenlerle görüşme yapılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet ortaokullarında görev yapmakta olan farklı branş öğretmenleri oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları yarı yapılandırılmış görüşme formları ve gözlem formundan oluşmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre; uygulanan gözlem formundaki bütün basamakların öğretmenler tarafından başarılı bir şekilde yapıldığı gözlenmiştir. Gözlem sırasında tasarım ile ilgili ve genel olarak düzenlenmesi gereken kısımlar konusunda yeterli değişikliklerin ve eklemelerin yapıldığı gözlenmiştir. Yapılan görüşme sonuçlarına göre, geliştirilen EPDS platformu kullanan öğretmenler genel olarak pratik bir sistem olduğunu, kendi materyalini tasarlama olanağı sağladığı için motivasyon ve özgüven sağladığını ve platformun içerisine eklenen kaynakların yeterli olduğunu belirtmişlerdir. Yeni bir materyal geliştirmenin motivasyon sağladığını, mutlu olduklarını, eğlenceli ve heyecan verici olduğunu, değerlendirme testi sonrasında dönüt verilmesinin diğer platformlardan ayırıcı bir özellik olduğunu belirtmişlerdir. Son olarak; geliştirilen EPDS ile öğretmenler veya öğretmen adayları üzerinde deneysel çalışmalar yapılabilmesi ve gelecek çalışmalarda farklı ölçekler kullanılarak tekrarlanması önerilebilir.

Branş öğretmenleriMateryal geliştirmeOrtaokul öğretmenleri+1
Cemre Arıkaya
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çoklu ortam kullanılarak yapılan öğrenme etkinliklerinin yabancı dil olarak Türkçe öğretimine etkisi

Küreselleşen dünya bireylerin yabancı dil öğrenme ihtiyaçlarının artmasına sebep olmuştur. Dünya dilleri arasında yer alan Türkçe öğretiminde artan talebi karşılamak adına yeni yöntem ve materyallerin kullanılması gündeme gelmiştir. Teknolojinin eğitimle bütünleştiği günümüz dünyasında yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde çoklu ortam kullanılarak yapılan öğrenme etkinlikleri kendini göstermiştir. Bu çalışmada çoklu ortam kullanılarak yapılan öğrenme etkinliklerinin yabancı dil olarak Türkçe öğretimine etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırma grubunu Bursa il merkezinde bulunan bir ilkokulda eğitimlerine devam etmekte olan 9-11 yaş aralığındaki 71 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrenciler büyük bir çoğunluğu Suriye olmak üzere yabancı uyruklu öğrencilerdir. Deney grubu öğrencileri ile çoklu ortam kullanılarak yapılan öğrenme etkinlikleri uygulanırken kontrol grubu öğrencileri ile geleneksel yöntem öğrenme etkinlikleri gerçekleştirilmiştir. Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde akademik başarı ve dil becerileri iki ayrı ölçme aracı kullanılarak ölçülmüştür. Türkçe akademik başarı seviyelerinin ölçülmesi amacıyla Yabancılara Türkçe Öğretiminde Akademik Başarı Testi, dil beceri seviyelerinin ölçülmesi amacıyla ise Türkçe Dil Becerilerini Değerlendirme Rubriği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çoklu ortam kullanılarak yapılan öğrenme etkinliklerinin geleneksel yöntem öğrenme etkinliklerine kıyasla öğrencilerin Türkçe akademik başarılarına ve dil becerilerine anlamlı derecede olumlu katkısının olduğu ortaya koyulmuştur. Deney grubu öğrencilerinin hem Türkçe akademik başarı seviyelerinin hem de dil beceri seviyelerinin daha fazla arttığı, öğrenmelerinin daha kalıcı olduğu tespit edilmiştir. Alanyazın incelendiğinde araştırma sonucunu destekler nitelikte çalışmalar bulunduğu görülmüştür. Buradan yola çıkılarak yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde çoklu ortam kullanılarak yapılan öğrenme etkinliklerinin sayısının ve kullanım sıklığının arttırılması önerilmektedir.

Yabancı dil öğretimiİkinci dil öğretimi
Murat İnal
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğretmen ve öğrencilerinin acil durum uzaktan öğretimine yönelik tutumları, dijital yeterlilikleri ve deneyimlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; ortaöğretimdeki öğretmenlerin ve öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile dijital yeterliliklerini belirlemek, uzaktan eğitime yönelik tutumları ile dijital yeterliliklerini arasındaki ilişkiyi incelemek ve salgın sürecinde yürütülen derslerle ilgili görüşleri analiz ederek sürecin verimliliğini ortaya koymaktır. Çalışma, ölçekler ve görüşme formu kullanılarak karma yöntem araştırması ile yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemini Amasya ilinde farklı liselerdeki 263 öğretmen ve 689 öğrenci oluşturmuştur. Nicel veriler öğretmenlerden "Uzaktan Eğitime Karşı Tutum Ölçeği" ve "Eğitimciler İçin Dijital Yeterlilik Ölçeği" ile öğrencilerden ise "E-öğrenmeye Yönelik Tutum Ölçeği" ve "Gençlere Yönelik Dijital Vatandaşlık Ölçeği" ile toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ile de öğretmen ve öğrencilerden nitel veriler toplanmıştır. Nitel veriler için ise 10 öğretmen ve 10 öğrenci ile görüşmeler yapılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler incelendiğinde; öğretmenlerin uzaktan eğitime karşı tutumlarının orta düzeyde olduğu görülmüştür ve %64.26'sının yetkinlik durumu uzman ve bütünleştirici düzeyindedir. Öğrencilerin e-öğrenmeye yönelik tutumları ve dijital vatandaşlıkları orta seviyededir. Öğretmenlerin uzaktan eğitime karşı tutumları ve dijital yeterlilikleri cinsiyet ve yaşadığı yere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin mesleki kıdeme göre uzaktan eğitime karşı tutumları anlamlı değildir, dijital yeterlilikleri ise anlamlı bulunmuştur. Öğretmenlerin öğrenim durumuna göre uzaktan eğitime karşı tutumları ve dijital yeterlilikleri anlamlı bir farklılık göstermektedir. Öğrencilerin cinsiyete göre e-öğrenmeye yönelik tutumları anlamlı bir farklılık göstermekte, dijital vatandaşlıkları ise anlamlı bir farklılık göstermemektedir. E-öğrenmeye yönelik tutumları ve dijital vatandaşlıkları sınıf düzeylerine göre anlamlıdır fakat yaşadıkları yere göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin uzaktan eğitime karşı tutumları ile dijital yeterlilikleri arasında anlamlı bir ilişki vardır ve bu ilişki pozitif yönlüdür. Dijital yeterlilikleri artan öğretmenlerin uzaktan eğitime karşı tutumları da artmaktadır. Öğrencilerin e-öğrenmeye yönelik tutumları ile dijital vatandaşlıkları arasında anlamlı bir ilişki vardır ve bu ilişki pozitif yönlüdür. Dijital vatandaşlık düzeyleri artan öğrencilerin e-öğrenmeye yönelik tutumları da artmaktadır. Öğretmenlerin dijital yeterlilikleri uzaktan eğitime karşı tutumlarını ve öğrencilerin dijital vatandaşlıkları e-öğrenmeye yönelik tutumlarını anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Nitel veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Görüşmeler sonucunda 4 tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar, olumlu yönler, geliştirilmesi gereken yönler, olumsuz yönler ve gelecekte kullanım şeklindedir. Temalar incelendiğinde uzaktan eğitimle işlenen derslerde öğretmen ve öğrencilerin birçok farklı zorlukla ve olumlu gelişmelerle karşılaştıkları tespit edilmiştir. Yapılan analizlerin salgın sonrası eğitim-öğretim de yaşanabilecek değişikliklere ışık tutacağı düşünülmektedir. Uzaktan eğitim ile yürütülen derslerin kalitesinin arttırılması için öğretmenlerin ve öğrencilerin görüşleri doğrultusunda çalışmada sunulan önerilerle ortaöğretimde yaşanan olumsuzlukların önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre öğretmen ve öğrencilerin uzaktan eğitime yönelik dijital yeterliliklerini geliştiren, olumlu tutumu destekleyen çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Çağlar Kıymet
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi öğrenme ortamlarında öğretmenlerin rolleri ve öğretim uygulamalarına yönelik algılarının ve tpab düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; Türkiye geneli K-12 düzeyinde görev alan öğretmenlerin çevrimiçi eğitmen rolleri ile çevrimiçi öğretim uygulamalarına yönelik algılarını ve Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) düzeylerini ortaya koymaktır. Ayrıca öğretmenlerin TPAB düzeyi ve çevrimiçi eğitmen rol algıları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. İlişkisel tarama yöntemi kullanılarak yapılan araştırmada örneklem grubu Türkiye geneli Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenler olarak belirlenmiştir. Örneklem grubu belirlenirken uygun örneklem kullanılmıştır. Araştırmaya çeşitli branşlardan toplamda 576 öğretmen katılırken bunların 338'i erkek, 238'i ise kadındır. Araştırma verileri 2020-2021 eğitim öğretim yılında gönüllülük esasına göre çevrimiçi form üzerinden çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak "Çevrimiçi Eğitmenlerin Çevrimiçi Öğretime Karşı Algı ve Uygulamaları" ölçeği ile "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi" ölçeği kullanılmıştır. "Çevrimiçi Eğitmenlerin Çevrimiçi Öğretime Karşı Algı ve Uygulamaları" ölçeği dörtlü likert tipinde olup öğretim tasarımı, öğrenmeyi kolaylaştırma, öğrenme değerlendirmesi, teknoloji kullanımı, uygulama yönetimi, içerik uzmanlığı ve araştırma & geliştirme olmak üzere toplamda 40 madde ve yedi boyuttan oluşmakta iken; "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi" ölçeği ise dörtlü likert tipinde olup teknoloji bilgisi, alan bilgisi, pedagojik bilgi, pedagojik alan bilgisi, teknolojik pedagojik bilgi, teknolojik alan bilgisi, teknolojik pedagojik alan bilgisi olmak üzere toplamda 37 madde ve yedi boyuttan oluşmaktadır. Araştırma kapsamında toplamda altı alt probleme cevap aranmıştır. Araştırma verilerinden elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin çevrimiçi eğitmen rolleri ve çevrimiçi öğretim uygulamalarına yönelik algıları genel olarak yüksek çıkmıştır. Öğretmenlerin çevrimiçi eğitmen rollerine yönelik algılarında kendilerini en çok yeterli gördükleri alanların içerik uzmanlığı ve öğretim tasarımı olduğu; en çok yetersiz gördükleri alanın ise teknoloji kullanımı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin çevrimiçi eğitmen rolleri ve çevrimiçi öğretim uygulamalarına yönelik algılarının; cinsiyetlerine, çalıştıkları kurum türüne (ilkokul, ortaokul, lise, diğer), branşlarına (okulöncesi, sınıf, branş ve meslek dersleri) göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılırken, öğrenim durumu değişkenine (lisanüstü mezunları lehine), mesleki tecrübe değişkenine ve çalıştıkları kurumun bağlı olduğu yerleşim yeri (il, ilçe, köy-kasaba) değişkenine göre ise anlamlı olarak farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin TPAB düzeyleri genel olarak yüksek çıkarken, TPAB bileşenlerinden kendilerini en çok yeterli gördükleri alanların içerik bilgisi ve pedagojik içerik bilgisi olduğu; en çok yetersiz oldukları alanların ise teknoloji bilgisi ve teknolojik pedagojik bilgi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin TBAP düzeyleri demografik bazı değişkenler açısından incelendiğinde; cinsiyet, çalıştıkları kurum türü (ilkokul, ortaokul, lise, diğer), branş (okulöncesi, sınıf, branş ve meslek dersleri), mesleki tecrübe, çalıştıkları kurumun bağlı olduğu yerleşim yerine (il, ilçe, köykasaba) göre anlamlı olarak farklılaşmazken öğrenim durumlarına (lisans, lisansüstü) göre ise anlamlı fark ortaya çıktığı görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin TPAB düzeyi ile çevrimiçi eğitmen rolleri ve çevrimiçi öğretim uygulamalarına yönelik algıları arasında pozitif yönlü olumlu düzeyde ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında öğretmenlerin TPAB düzeyinin çevrimiçi eğitmen rolleri ve çevrimiçi öğretim uygulamalarına yönelik algılarını yüksek düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin TPAB düzeyleri ile çevrimiçi bir öğrenme ortamındaki rol algılarının genel olarak yüksek olduğu anlaşılmıştır. Öğretmenler hem çevrimiçi eğitmen rolleri hem de TPAB alt boyutlarında ders içeriği ile ilgili görevlerde kendilerini yeterli olarak görürlerken teknoloji bilgisi ve kullanımı boyutlarında kendilerini yetersiz olarak algılamaktadır. Ayrıca öğretmenlerin TPAB düzeyinin çevrimiçi eğitmen rol algılarını yüksek düzeyde etkilediği ve büyük oranda çevrimiçi eğitmen rol algılarını açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlardan hareketle öğretmenlerin çevrimiçi öğrenme ortamlarında teknoloji bilgisi ve teknoloji kullanımı konusunda desteğe ihtiyaçlarının olduğu anlaşılmaktadır.

Teknolojik pedagojik alan bilgisiÇevrimiçi öğrenmeÖğretim uygulamaları+2
Sümeyye Bektaş
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişim teknolojileri ve yazılım dersinde dijital öykü kullanımının dijital okuryazarlık, 21. YY becerileri, akademik başarı ve kalıcılık üzerine etkisi

Son yıllarda çeşitli disiplin alanlarında dijital öykü anlatımı etkinliklerinin kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmada altıncı sınıf Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersinde dijital öykü anlatımının öğrencilerin dijital okuryazarlık, 21. yüzyıl becerileri, akademik başarı ve kalıcılık üzerine etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test son kontrol gruplu yarı deneysel desen tercih edilmiştir. Çalışma grubunu Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir resmi ortaokulda öğrenim görmekte olan 78 altıncı sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Deney grubu 1'de 26, deney grubu 2'de 26, kontrol grubunda 26 öğrenci bulunmaktadır. Çalışmanın verilerini toplamada "Ortaokul Öğrencilerine Yönelik 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği", "10 – 12 Yaş Grubu Öğrencileri İçin Dijital Okuryazarlık Ölçeği" ve "Akademik Başarı Testi" kullanılmıştır. Deney süreci tüm gruplarda toplam 8 hafta sürmüştür. Sürecin başında tüm gruplarda ön testler uygulanmıştır. Deney grubu 1'de dersler bireysel dijital öykü anlatım etkinlikleriyle işlenmiştir. Deney grubu 2'de dersler işbirlikli dijital öykü anlatım etkinlikleriyle işlenmiştir. Kontrol grubunda Millî Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanmış bir yayınevine ait ders kitabındaki etkinliklerle dersler işlenmiştir. Sürecin sekizinci haftasında tüm gruplarda son testler uygulanmıştır. Son testlerin uygulanmasından altı hafta sonra tüm gruplarda kalıcılık testi uygulanmıştır. Verilerin analizinde parametrik testlerden ilişkisiz örneklemler için tek yönlü ANOVA, karışık ölçümler için ANOVA ve tek faktörlü ANCOVA kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarında işbirlikli dijital öykü anlatım etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarılarını arttırmada yüksek etkiye sahip olduğu, kalıcılık, 21. Yüzyıl becerileri ve dijital okuryazarlık becerileri üzerinde anlamlı etkisi olmadığı belirlenmiştir.

Akademik başarıBilişim teknolojileri ve yazılım dersiDijital okuryazarlık+3
Erdem Kaptan
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin uzaktan eğitim uygulamalarına ilişkin görüşleri ile teknostres düzeylerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada ortaokul öğretmenlerinin uzaktan eğitime ilişkin algıları ve teknostres algı düzeyleri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Karma araştırma yöntemi ile hazırlanan bu çalışmanın katılımcıları Samsun ili merkez ilçelerindeki devlet okullarında görev yapmakta olan 500 ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. "Uzaktan Eğitim Uygulamalarına İlişkin Öğretmen Görüşleri (UEDÖ)" ölçeği ile uzaktan eğitime ilişkin algılarına ait nicel veriler, "Öğretmenlerin Teknostres Düzeylerini Belirleme Ölçeği" ile teknostres algı düzeylerine ait nicel veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında ise 13 katılımcı öğretmenle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler analiz edilmiştir. SPSS 22.0 paket programıyla incelenen nicel verilerde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), çift yönlü varyans analizi (two-way ANOVA), pearson korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Nitel bulgular ise içerik analizi yöntemi kullanılarak NVIVO 12 paket programıyla incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre katılımcıların uzaktan eğitime ilişkin algıları ve teknostres algı seviyelerinin orta düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin algılarının yaş, branş ve bilgisayar kullanım deneyimi değişkenlerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı ancak cinsiyet, eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Uzaktan eğitime ilişkin algılarda 31-40 yaş öğretmen grubu, bilişim teknolojileri branşı ve 10 yıl ve üzeri bilgisayar kullanım deneyimine sahip kullanıcılar lehine anlamlı farklılaşan sonuçlar elde edilmiştir. Öğretmenlerin teknostres algı seviyelerinin ise yaş, branş, bilgisayar kullanım deneyimi değişkenlerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı ancak cinsiyet, eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık oluşmadığı görülmüştür. Teknostres algı düzeylerinde 21-30 yaş öğretmen grubu, beden eğitimi branşı ve "1-5" yıl arası bilgisayar kullanım deneyimi olan katılımcılar lehine anlamlı farklılaşmalar olduğu görülmüştür. Uzaktan eğitime karşı algı ile teknostres algı seviyesi arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu ayrıca teknostres algısının uzaktan eğitime ilişkin algılar üzerindeki rolünün anlamlı düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitel verilerde elde edilen bulgularda; öğretmenlerde uzaktan eğitim sürecinde sözel branşların sayısal branşlara göre daha avantajlı olduğu, yüz yüze eğitime göre verimin düştüğü, öğrenci katılım yetersizliği ve sosyalleşme olanağını sınırlandırdığı için kişisel performanslarının düştüğü sonuçlarına ulaşılmıştır. Teknostres yaratan unsurlarda teknolojiyi yakalayamama ve uyum sağlayamama korkusunun tetikleyici olduğu bu durumun yaş ile doğru bilgisayar tecrübesiyle ise ters orantılı olarak geliştiği öğretmenler tarafından ifade edilmiştir. Elde edilen sonuçlardan öğretmenlerin uzaktan eğitime ilişkin algılarının geliştirilmesi ve teknostres algısının düşürülmesine yönelik olarak onlara teknoloji rehberliği ve desteğinin sağlanması, var olan teknolojik altyapının iyileştirilmesi, fırsat eşitsizliğinin ortadan kaldırılması, uygun yöntem tekniklerin geliştirilmesi ve bu konuda hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi önerilmektedir.

Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi BölümüOrtaokul öğretmenleriTeknostres+1
Asena Özge Kutlu
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin dijital okuryazarlık dijital bağımlılık ve bilgi güvenliği farkındalık düzeylerinin incelenmesi

Ortaokul öğretmenlerinin bilgi güvenliği farkındalık, dijital bağımlılık ve dijital okuryazarlık düzeylerini incelemek amacıyla yapılan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma Tokat ili ve ilçelerinde 2021-2022 yılında görev yapan ve veri toplama aracını doldurmayı gönüllü olarak kabul eden 538 ortaokul öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmada öğretmenlerin bilgi güvenliği farkındalık düzeyini ölçmek için, "Öğretmenler İçin Bilgi Güvenliği Farkındalığı Ölçeği", dijital okuryazarlık düzeylerini ölçmek "Dijital Okuryazarlık Ölçeği", dijital bağımlılık düzeyini ölçmek için "Dijital Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların bu ölçeklere ve demografik bilgilerine ilişkin istatistikler elde edilmiş, değişkenler arasındaki ilişkiler dikkate alınmıştır. Araştırmada örneklemi oluşturan ortaokul öğretmenlerinin bilgi güvenliği farkındalıklarının orta, dijital bağımlılıklarının düşük, dijital okuryazarlıklarının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin bilgi güvenliği farkındalıkları üzerinde cinsiyet, mesleki deneyim, branş ve internet kullanım süresi değişkenleri anlamlı bir farklılığa neden olurken eğitim düzeyleri ve çalıştığı kurumun bulunduğu yerleşim birimi değişkenlerinin anlamlı bir farklılığa neden olmadığı görülmüştür. Katılımcıların dijital bağımlılık düzeyleri değişkenler açısından incelendiğinde cinsiyet ve internet kullanım süresinin anlamlı bir farklılığa neden olduğu diğer değişkenlerin bir farklılığa neden olmadığı görülmüştür. Ortaokul öğretmenlerinin dijital okuryazarlıkları üzerinde ise mesleki deneyim, branş ve internet kullanım süresi değişkenlerinin anlamlı bir farklılığa neden olduğu görülürken cinsiyet, eğitim düzeyi ve çalıştığı kurumun bulunduğu yerleşim birimi değişkenlerinin bir farklılığa neden olmadığı görülmüştür. Ortaokul öğretmenlerinin dijital okuryazarlıkları ve bilgi güvenliği farkındalıkları arasında pozitif yönde orta düzey, dijital okuryazarlıkları ve dijital bağımlılıkları arasında ise pozitif yönde düşük düzeyde bir ilişki olduğu bilgi güvenliği farkındalıkları ve dijital bağımlılıkları arasında bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Regrasyon analiz sonuçlarına göre ortaokul öğretmenlerinin dijital okuryazarlık durumunu, bilgi güvenliği farkındalıklarının ve dijital bağımlılıklarını yordadığı görülmüştür. Bulgular literatür ile karşılaştırılmış dijital bağımlılık konusunda örneklemi öğretmenler olan daha fazla araştırma yapılması gerektiğine, bilgi güvenliği konusunda model oluşturma, uygulamalı eğitimler, e-öğrenme odaklı çalışmaların ivme kazanması gerektiğine dair önerilerde bulunulmuştur.Yapılan araştırmanın gelecek nesillerin yetiştirilmesinde emeği geçen ortaokul öğretmenlerinin bilgi güvenliği farkındalık, dijital bağımlılık ve dijital okuryazarlık düzeylerinin tespit edilmesinin eğitim-öğretime ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

BağımlılıkBilgi güvenliğiEkran bağımlılığı+5
Emine Akıncan
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları, iletişim becerileri ve empatik eğilimleri

Bu çalışmanın amacı covid-19 salgını ile daha aktif bir şekilde kullanılmaya başlanan uzaktan eğitim süreci içerisinde sınıf öğretmenlerinin, uzaktan eğitime yönelik tutumları, iletişim becerileri ve empatik eğilimlerini incelemektir. Çalışmanın yöntemi olarak nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Malatya ilinde görev yapan 266 sınıf öğretmenine (145 erkek, 121 kadın); sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları, iletişim becerileri ve empatik eğilimleri ölçekleri uygulanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları, iletişim becerileri ve empatik eğilimleri SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi için bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), pearson korelasyonu ve basit regresyon kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların uzaktan eğitime yönelik tutumları orta düzeyde, empatik eğilimleri yüksek düzeyde ve araştırmada iletişim becerilerinin ise yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumlarında en düşük puanı uzaktan eğitimin sınırlılıkları alt boyutunda, en yüksek puanı ise iletişim becerilerinden aldığı söylenebilmektedir. Değişkenlerde cinsiyete göre farklılıklar gözlemlenmemiştir. Ankete katılanlarda uzaktan eğitim ile ilgili kursa katılanlar ile katılmayanlar arasında iletişim konusunda kurs alanlar lehine bir farklılık oluşmuş fakat diğer alanlarda farklılığa rastlanmamıştır. Öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumları, empatik tutumları ve iletişim becerileri; internette kalma süreleri açısından araştırmada anlamlı farklılıkların oluştuğunu göstermektedir. Sınıf öğretmenlerinin hizmet sürelerine ve görev yaptığı yere bakıldığında hiçbir alanda farklılık görülmemektedir. Yani hizmet süreleri ve görev yaptıkları yer uzaktan eğitim sürecinde; empatik ve iletişimsel olarak farklılığa yol açmamıştır. Sınıf öğretmenlerinde öğrenim durumuna göre uzaktan eğitim süreci bakımından farklılıklar gözlemlenmiş ve diğer alanlarda farklılık gözlemlenmemiştir. Sınıf öğretmenlerinde okuttukları sınıf seviyesine yönelik bir farklılık gözlemlenmemiştir. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları ile empatik eğilimleri arasında negatif yönde düşük düzeyde anlamlı, uzaktan eğitim ile iletişim becerileri arasında da yine negatif yönde düşük düzeyde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Empatik eğilim ile iletişim becerileri arasında ise pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Empatik eğilimin uzaktan eğitime yönelik olan tutumu anlamlı düzeyde yordadığı fakat iletişim becerilerinin uzaktan eğitime yönelik tutumu anlamlı düzeyde yordamadığı görülmüştür. Bu araştırmada nitel araştırma deseninin de bu araştırmaya dâhil edilebileceği ve araştırmanın sadece sınıf öğretmenleriyle sınırlı tutulmayarak diğer branşlarla, öğrencilerle ve velilerle de yapılarak araştırmanın daha kapsamlı şekilde yapılabileceği önerilmektedir.

EmpatiEmpatik eğilimSınıf öğretmenleri+7
Ufuk Şahin
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi öğrenme ortamlarında transaksiyonel uzaklık ve üç etkileşim türünde öz düzenlemenin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, çevrimiçi öğrenme ortamlarında ders alan öğrencilerin transaksiyonel uzaklık algıları ve üç etkileşim türünde öz düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu, Türkiye'de uzaktan eğitim ile ders veren 49 üniversiteden 374 öğrenci (241 Kadın, 133 Erkek) oluşturmaktadır. Transaksiyonel Uzaklık Ölçeği ve Üç Etkileşim Türünde Çevrimiçi Öz Düzenleme Ölçeği kullanılmıştır. Transaksiyonel Uzaklık Ölçeği, 38 madde ve diyalog, yapı esnekliği, içerik organizasyonu, kontrol ve özerklik olmak üzere 5 boyuttan oluşmaktadır. Üç Etkileşim Türünde Çevrimiçi Öz Düzenleme Ölçeği, 30 madde ve Öğrenci-İçerik, Öğrenci-Öğretmen ve Öğrenci-Öğrenci olmak üzere 3 boyuttan oluşmaktadır. Bağımsız örneklem t testi, tek faktörlü varyans analizi, iki faktörlü varyans analizi, Pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, öğrencilerin transaksiyonel uzaklık algılarının ve üç etkileşim türünde öz düzenleme becerilerinin ortalamanın üzerinde olduğu görülmektedir. Öğrencilerin transaksiyonel uzaklık algıları ve üç etkileşim türünde öz düzenleme becerilerine cinsiyet açısından, aralarında anlamlı bir fark olmadığı gözlemlenmiştir. Transaksiyonel uzaklık algılarına kendilerine ait bilgisayar olup olmaması açısından, genel itibariyle bir fark gözlenmemekte fakat Kontrol alt faktöründe kendine ait bilgisayarı olan öğrenciler lehine anlamlı bir fark gözlemlenmiştir. Öz düzenleme becerilerine kendilerine ait bilgisayar olup olmaması açısından, hem genel olarak hem de alt faktörler bazında kendine ait bilgisayarı olan öğrenciler lehine anlamlı bir farkın olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin transaksiyonel uzaklık algıları ve üç etkileşim türünde öz düzenleme becerileri yaş açısından da incelenmiş olup, anlamlı bir fark gözlemlendiği ortaya çıkmıştır. Bu fark 30-35 yaş aralığı lehine gözlemlenmektedir. Transaksiyonel uzaklık ve üç etkileşim türünde öz düzenleme becerilerinin internet kullanma sıklığı açısından, anlamlı bir farklılık ortaya koymamıştır. Bununla birlikte, transaksiyonel uzaklık algıları ve üç etkileşim türünde öz düzenleme becerilerinin yaş ve internet kullanma sıklıkları bakımından farklılık gösterip göstermediği analiz edilmiş istatistiki olarak farklılık görülmediği gözlemlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin transaksiyonel uzaklık algıları ve üç etkileşim türünde öz düzenleme becerileri arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin üç etkileşim türünde öz düzenleme becerisi transaksiyonel uzaklık ve alt faktörlerden kontrol alt faktörünü yordamaktadır. Çıkan bu sonuçlar çerçevesinde araştırma sonuçları alan yazın kapsamında detaylı bir şekilde tartışılmış ve gelecek araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler : Uzaktan Eğitim, Acil Uzaktan Öğretim, Üç Etkileşim Türünde Öz Düzenleme, Transaksiyonel Uzaklık

Transaksiyonel uzaklıkUzaktan eğitimÖz düzenleme becerisi
Tuğba Aslan Baysal
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Masallarla eğitsel robotik kodlama etkinliklerinin okul öncesi öğrencilerinin 21. yüzyıl becerileri ve bilimsel süreç becerileri üzerine etkisi

Günümüzde teknolojikler gelişmelerin ilerlemesiyle birlikte, bireylerin bu gelişmelere uyum sağlayabilmesi için bazı beceriler edinmesi gerekmektedir. Bu beceriler 21. yüzyıl becerileri olarak isimlendirilmektedir. 21. Yüzyıl becerilerinin küçük yaşlardan itibaren edinilmesi gerekmektedir ve literatürde, bu becerilerin kodlama eğitimi ile sağlanabildiği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı masallar kullanılarak gerçekleştirilen eğitsel robotik kodlama çalışmalarının, öğrencilerin 21. yüzyıl becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Bu çalışmada karma yöntem araştırma desenlerinden sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda 35'er kişilik deney ve kontrol grupları yer almaktadır. Kontrol grubunun kodlama eğitimi kâğıt üzerinde kodlama etkinlikleriyle gerçekleştirmiş, deney grubunun eğitiminde ise Lego WeDo setleri kullanılmıştır. Araştırmanın bağımsız değişkeni kodlama eğitimi, bağımlı değişkenleri ise eleştirel düşünme becerileri, yaratıcılık becerileri, bilimsel süreç becerileri ve kodlama becerileridir. Araştırmada kodlama etkinliklerine ilişkin, öğrencilerin araştırma süresince geliştirebilecekleri eleştirel düşünme becerilerini ölçmek için Tozduman Yaralı (2019) tarafından geliştirilen "5-6 Yaş Çocukları İçin Eleştirel Düşünme Becerileri Testi" kullanılmıştır. Öğrencilerin yaratıcılık becerilerini ölçmek için Kay Bennet Shanahan (1988) tarafından geliştirilen ve Çeliköz (2017) tarafından Türkçeye uyarlanan "Erken Çocukluk Yaratıcılık Ölçeği" uygulanmıştır. Öğrencilerin araştırma süresine geliştirebilecekleri bilimsel becerileri ölçmek için, Kavak (2020) tarafından geliştirilen "Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği (BSBÖ)" kullanılmıştır. Öğrencilerin araştırma süresince geliştirebilecekleri kodlama becerilerini ölçmek için Kalyenci (2021) tarafından geliştirilen "Erken Çocukluk Dönemi Kodlama Becerileri Değerlendirme Testi" kullanılmıştır. Uygulama süreci 8 hafta sürmüştür. Deneysel süreç tamamlandığında, araştırmacı tarafından 7 sorudan oluşan açık uçlu bir görüşme formu geliştirilmiş, çalışmanın nitel boyutunu oluşturan 4 öğretmene yöneltilmiştir. Öğretmenler ile görüşme yapılmış ve görüşme sonuçları Nvivo kullanılarak analiz edilmiştir. Nicel verilerin istatistiksel analizleri SPSS (Statistical Packege for Social Sciences) programı kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, masallarla verilen kodlama eğitiminin, okul öncesi öğrencilerinin yaratıcılık becerilerine, eleştirel düşünme becerilerine, bilimsel süreç becerilerine ve kodlama becerilerine olumlu anlamda etki ettiği gözlemlenmiştir. Aynı zamanda öğretmenlere yapılan görüşmeler sonucunda öğrencilerin masallar ile öğrenmekten zevk aldığı ve robotik setleri kullanmanın, öğrencilerin derse katılımlarını ve motivasyonlarını da artırdığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Sıla Koçak
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00

Other supervisors