Theses supervised by Prof. Dr. Ramazan Aktaş
43 theses · TOBB Economics and Technology University
Finansal bilgi manipülasyonunun denetimli makina öğrenmesi yöntemleri kullanılarak tahmin edilmesi: Destek vektör makinesi, olasılıksal sinir ağı, k-en yakın komşu ve karar ağacı kullanımı
Bu tez kapsamında finansal tablolardaki bilgilerin çarpıtılması olarak tanımlanabilecek finansal bilgi manipülasyonunu tahmin etmek için denetimli makina öğrenmesi yöntemleri kullanılmıştır. Geleneksel tahmin algoritmalarına göre daha yüksek performans gösteren destek vektör makinesi (SVM), olasılıksal sinir ağı (PNN), k-en yakın komşu (KNN) ve karar ağacı (DT) algoritmalarından yararlanılmıştır. Sermaye Piyasası Kurumundan elde edilen verilere ayrı ayrı tüm algoritmalarda uygulanarak daha önce benzer çalışmalarda başarısını kanıtlamış destek vektör makinesi ve olasılıksal sinir ağı yöntemlerinin güncel olarak kullanılan k-en yakın komşu ve karar ağacı algoritmalarıyla karşılaştırılmalı analizi yapılmıştır. Böylece finansal bilgi manipülasyonunda hangi algoritmaların daha iyi performans gösterdiği kullanılan yöntemlerin sınıflandırma performansı özgünlük, duyarlılık ve toplam sınıflandırma doğruluğu istatistiklerine bakılarak tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda SVM ve PNN'in üstün performans gösterdiği görülmüştür. Bu nedenle, bu algoritmaların manipülasyonları otomatik olarak tespit etmek için kullanılabileceği söylenebilir.
Betonlaşma ve finansal krizler ile ilişkisi: Türkiye örneği
Genel olarak devresel dalgalanmaların zirve döneminde inşa edilen binalarla yükseklik rekabetine girildiği kabul edilmektedir. Aslında aralarında bir ilişki olabileceği birçok kişinin aklına gelmese de aşırı betonlaşmanın krizler için bir öncü gösterge olabileceği son 20 yıldır üzerinde durulan bir konu olmuştur. Buna göre bina yüksekliklerindeki aşırı yükseliş olgusu, tipik olarak bir sonraki en uzun gökdelen inşaatının tamamlanmasının devresel dalgalanma döngüsünün zirveye yakın döneminde gerçekleşmesinden dolayı Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla ve kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla hakkında bir öncü gösterge olabileceği varsayılmaktadır. Bu tez de Türkiye'deki gökdelen yüksekliği ile finansal krizler arasındaki ilişkiyi ölçmeye yönelik bir çalışmadır. Dolayısıyla gökdelen yükseklik rekoru kırılmasının finansal krizlerle ilişkisini test etmek için 1960 ile 2018 yılları arasındaki ikincil veriler kullanılarak sıradan en küçük kareler yönteminde sağlam ölçünlü hatalar yaklaşımına göre regresyon analizi yapılmıştır. İnşaat başlangıç, tamamlanma ve süre kıstasına göre üç ayrı kukla modeli kullanılarak gökdelen yapımının bağımlı değişkenler olan GSYH ve kişi başına GSYH üzerindeki tek yönlü etkisine bakılmıştır. Bazı metodolojik kısıtlamalara rağmen Türkiye'de yükseklik rekoru kıracak gökdelen inşaatının başlangıç, bitiş ve inşa süreleri yönünden bağımlı değişkenleri açıklayabileceği anlaşılmaktadır.
Yönetim kurulu çeşitliliğinin finansal performansa etkisi: BİST 100 üzerine bir çalışma
Şirketerdeki pay sahiplerinin haklarını korumak için kurumsal yönetim ve yönetimdeki çeşitlilik ilkeleri geliştirilmiştir. Bu ilkelerin amacı, şirket yönetimini daha şeffaf hale getirmek, adil yönetmek ile şirketin finansal performansını arttırmaktır. Borsa İstanbul 100 endeksi temel alınarak yapılan bu çalışmada da birçok çeşitlilik ilkesi baz alınmış ve bunların seçilen finansal performans ölçütleriyle ilişkisine panel veri analizi kullanılarak bakılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde bağımsız değişkenlerin performans ölçütleri üzerinde anlamlı ve önemli etkileri olduğu tespit edilmiştir.
Bölgesel dolarizasyon farklılıkları ve belirleyicileri: Türkiye örneği
Bu tez Türkiye'nin 81 ilindeki 2007:Q4 ve 2019:Q1 dönemi mevduat dolarizasyonunun belirleyicilerini konu edinmekte olup, bu kapsamda mevduat dolarizasyonunu döviz kuru, CDS primleri, il enflasyonu, il ihracatı ve il ithalatının bir fonksiyonu olarak ele almaktadır. Ekonometrik model olarak panel veri analiz yöntemlerinden sabit etkili (fixed effect) model ile rassal (random) etkili modelin Python programlama dilinde ilgili kütüphaneler kullanılarak yapılan çalışmada, öncelikle tüm bağımsız değişkenlerinin dolarizasyon üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir biçimde ve pozitif bir ilişkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Etki büyüklüklerine göre değerlendirildiğinde ise, sırasıyla, enflasyon, ithalat, ihracat, döviz kuru ve CDS primlerinin illerdeki mevduat dolarizasyonu üzerinde belirleyici olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, sıfır (null) hipotezi "rassal etkili model (random effect) tahmincisi doğrudur" olan Hausman testi ile iki model sınandığında, modelimiz için rassal (random) etkili modelin daha uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yurtdışında yaşayan gurbetçi vatandaşların illerdeki dolarizasyon üzerinde bir etkisi olup olmadığına bakmak için sabit (fixed) etkili modelde her bir il için hesaplanan sabit terim ile il nüfusuna kayıtlı gurbetçi vatandaşlar (Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup yurtdışında ikamet eden) arasında nispeten güçlü sayılabilecek bir korelasyon bulunmuştur.
İhracat pazarlama stratejisinin ihracat performansı üzerindeki etkisi: Almanya'ya otomotiv ihracatı örneği
Bu çalışmanın amacı uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren işletmelerin uyguladıkları ihracat pazarlama stratejisinin ihracat performansı üzerine etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada, ihracat pazarlama stratejisi olarak uluslararası pazarlama karması elemanlarına uygulanan adaptasyon stratejisine değinilmektedir. İhracat performansı olarak ise işletmenin ihracatındaki değişime odaklanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2018-2019 yılları arasında Türkiye'de faaliyet gösterip Almanya'ya otomotiv endüstrisinde ihracat yapan işletmelerdir. Ticaret Bakanlığı'ndan elde edilen veriler neticesinde çalışmaya 118 işletme katılım sağlamıştır. Anket yöntemiyle toplanan verilerin analizinde SPSS19 programı kullanılmıştır. Uygulanan regresyon analizi sonucunda işletme performansının müşteri deneyimi ile pozitif ve anlamlı bir ilişkisi olduğu, dağıtım kanalına uygulanan adaptasyon seviyesiyle ise negatif ve anlamlı ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır.
Ceo'nun şirket içinden veya dışından atanmasının şirket başarısına etkisi
Kurumsal şirketlerde, ilgili misyon ve vizyon kapsamında ilerleyebilmek için gerekli stratejileri oluşturan ve bu stratejileri yöneten üst yönetici bulunur. Genellikle CEO (Üst Düzey Yönetici; Chief Executive Officer) olarak bilinen fakat işletmelerin organizasyon yapısına göre Genel Müdür veya İcra Kurulu Başkanı olarak da değişebilen yöneticilerin, şirkete etkisi büyük önem taşımaktadır. Brand Finance tarafından Türkiye'nin en değerli ve en güçlü markalarının yayınlandığı 2020 yılına ait raporda verilen listedeki ilk 20 şirketin 2000-2020 seneleri arasındaki CEO'ları, finansal tabloları ve hisse değerleri incelenmiştir. Diğer şartların eşit olduğu varsayımı ile ilgili CEO'ların şirket içinden veya dışından yapılan atamaların şirket başarısına etkisi karşılaştırılmıştır. Her bir CEO'nun ilgili yıllara ait ROA (Aktif Kârlılığı; Return on Assets), ROE (Özkaynak Kârlılığı; Return on Equity) hesaplamaları ve Borsa İstanbul'da yer alan hisse senedi artış oranları tespit edilmiştir. Ayrıca şirket içinden ve dışından atanan CEO sayıları ve CEO'ların şirkette kaldığı süreler de araştırılmıştır. Elde edilen veriler için t-Testi uygulanmış olup çıkan sonuçlar analiz edildiğinde CEO'ların şirket içinden veya dışından atamalar arasında şirket başarısına ve hisse değerine çok etkisinin olmadığı gözlemlenmiştir. Türkiye'de ağırlığı aile şirketi olarak faaliyet gösteren şirketlerde önemli karar ve başarıların Yönetim Kurulu tarafından gerçekleştiği teyit edilmiştir
Güven ve beklenti endekslerinin yatırım kararları üzerindeki etkilerinin davranışsal finans perspektifinde incelenmesi
Bu çalışmada yatırımcı duyarlılığına etki eden önemli faktörler olan güven ve beklenti ile ilgili makroekonomik göstergelerin yatırım kararlarına etkisi incelenmiştir. Çalışmada gelişmiş ülke örneği olarak Amerika Birleşik Devletleri ve gelişmekte olan ülke örneği olarak ise Türkiye ele alınmıştır. Çalışmada öncelikle çoklu doğrusal regresyon modelleri ile yatırım araçlarının getiri ve değişim değerleri sonrasında da genelleştirilmiş otoregresif koşullu değişken varyans modelleri ile yatırım araçlarının oynaklıkları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Bağımlı değişkenler olarak her iki ülke için borsa endeks getirileri (BİST100 ve S&P500) ile yerel para birimi cinsinden mevduat toplamı değişimleri kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ise her iki ülke için tüketici güven endeksi, ekonomik güven endeksi ve toplam güven endeksi ile VİX Korku Endeksi analizlere dâhil edilmiştir. Veri seti, aylık sıklıkta ele alınmış olup zaman aralığı olarak 2012 Aralık – 2022 Nisan tarihlerindeki verilerden oluşmaktadır. Getiri ve değişim tahmini modelleri sonucunda, her iki ülke için de, genel olarak bağımsız değişkenlerin yatırımlara etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Volatilite tahmini modellerinin neticesinde ise BİST100 endeksi yatırımlarında hiçbir bağımsız değişkenin etkisi bulunmazken beklenti ve güven ile ilgili değişkenlerinin diğer üç yatırım aracı üzerinde anlamlı etkilerine rastlanmıştır.
Kredi temerrüt takası primi belirleyicileri: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine karşılaştırmalı analiz
Küresel finans krizinden itibaren önem kazanan kredi temerrüt takası (CDS) primi, kredi türevi olarak finansal piyasalarda sıklıkla kullanılmaktadır ve ülkelerin kredi risk göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu tezin amacı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde makroekonomik ve finansal değişkenlerin CDS primlerine olan etkisini incelemektir. Panel veri ekonometrisi Driscoll-Kraay Standart Hata Tahmincisinin kullanıldığı çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için, CDS primlerinin ortak belirleyici faktörleri enflasyon, borsa endeksi ve büyüme oranı olarak belirlenmiştir. CDS primlerinin belirlenmesinde ortak faktörlere ek olarak; gelişmiş ülkelerde işsizlik oranı ve gösterge faiz oranı değişkeni, gelişmekte olan ülkelerde ise cari açık değişkeni istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre kurulan model gelişmiş ülkelerde CDS primlerini %65 oranında açıklarken gelişmekte olan ülkelerde ise %30 oranında açıklamaktadır. Bu sonuç, modelin gelişmiş ülkelerin risk durumunu açıklamada daha başarılı olduğunu, gelişmekte olan ülkelerin risk durumunu açıklamada ise makroekonomik ve finansal değişkenlerin etkisinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde riskin belirlenmesinde makroekonomik ve finansal değişkenlerin yanı sıra siyasi belirsizlik ve politik risk gibi ülkelere özgü çeşitli faktörlerin de etkili olduğu görülmektedir.
Muhasebe ve finansal göstergelerin hisse fiyatına etkisinin panel veri analizi ile BIST imalat sektöründe incelenmesi
Bu tez kapsamında muhasebe ve finansal göstergelerin piyasa değeri ile ilişkisi incelenmektedir. Globalleşme ile ekonomik sınırlar ortadan kalkmış ve finansal piyasalar da büyümeyi güçlendirmiştir. Son yıllarda dünya merkez bankalarının da uyguladığı genişletici para politikaları küçük yatırımcıların sayısında önemli artışlara neden olmuştur. Finansal piyasaların etkin olması, genişletici para politikaları ile beraber küçük yatırımcılar da finansal piyasalardaki payını arttırmıştır. Yatırımların temelini de yatırım yapılan varlığın değeri ve değerinde oluşması beklenen artış belirlemektedir. Yatırım kararı sürecinde şirketlerin finansal verileri karar alım sürecini etkileyen unsurlardan bir tanesidir. Bu çalışmada da değer ve fiyat kavramı ve değerleme sürecinin dinamiklerinden bahsedilmiştir. Şirketlerin fiyatlarını etkileyen faktörler olarak şirket değerleme yöntemlerinde kullanılan çarpanlar seçilmiş ve faktör analizi ile faktörler indirgenmiştir. Faktör analizi sonucunda Fiyat/Özkaynak, Firma Değeri/Satışlar ve BIST imalat sektörü getirisi panel veri analizi ile incelenmiştir. BIST imalat sektörü 2017 Q4 ve 2022 Q3 dönem verileri çarpanları ile hisse senedi getirisi arasındaki ilişki Rassal (tesadüfi) etkiler modeli ile incelendiğinde model anlamlı çıkmıştır. Modelin açıklama oranı %17,27; Fiyat / Özkaynak çarpanı ve sektör getirisinin anlamlı olduğu ancak Firma Değeri / Satışlar çarpanının anlamlı bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Finansal bilgi manipülasyonu tahmini: İstatistiksel yöntemler ile makine öğrenmesi algoritmalarının karşılaştırılması
Bu çalışmada finansal bilgi manipülasyonu tahmininde geleneksel istatistiksel yöntemlerden probit ve logit analizi ile makine öğrenmesi algoritmalarından destek vektör makinesi, karar ağacı, rastgele orman, k-en yakın komşu ve yapay sinir ağı yöntemlerinin performansları karşılaştırılmıştır. Tüm yöntemlerin sınıflandırma doğruluğunun %60 üzerinde olduğu tespit edilmiş ve sınıflandırma doğruluğu oranı en yüksek yöntemin rastgele orman, en düşüğün ise destek vektör makinesi olduğu belirlenmiştir. Makine öğrenmesi algoritmalarının geleneksel yöntemlere kıyasla daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Bu algoritmaların en büyük dezavantajı ise olasılık değeri elde edilemiyor olmasıdır. Olasılık değeri elde edebilmek için probit ve logit analizlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Yapılan analizlerde, literatürde finansal bilgi manipülasyonu tahmininde sıklıkla kullanılan Beneish model ve bu modeldeki oran ve endekslere ek olarak Türkiye'de finansal bilgi manipülasyonu tahmininde etkili olabileceği düşünülen yeniden değerleme, faaliyet giderleri, esas faaliyetlerden diğer gelirler ve esas faaliyetlerden diğer giderler endeksleri kullanılmış ve finansal bilgi manipülasyonu tahmininde etkili olan endeksler tespit edilmiştir. Brüt kar marjı, satış büyüme, kaldıraç, pazarlama, satış, dağıtım ve genel yönetim giderleri, faaliyet giderleri, esas faaliyetlerden diğer gelirler endeksleri ve tahakkukların varlıklara oranı finansal bilgi manipülasyonu tahmininde istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.
Aile şirketlerinin aile şirketi olmayan şirketlere göre muhasebe ve piyasa performanslarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Aile şirketleri ile Aile şirketi olmayan şirketlerin muhasebe ve piyasa performans açısından farklılık gösterip göstermediği Türkiye örneklemi için araştırılmıştır. Çalışmada 2021, 2022 ve 2023 yılları için Türkiye'de imalat sektöründe yer alan aile şirketleri ile aile şirketi olmayan şirketlerin muhasebe ve piyasa performansı göstergeleri Eşleştirilmemiş T-Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Analizlerde muhasebe performans göstergeleri olarak brüt kar marjı, net kar marjı, faaliyet kar marjı, faiz ve vergi öncesi kar marjı, faiz, vergi ve amortisman öncesi kar marjı, varlık kazanç oranı ve sermaye kazanç oranı kullanılırken; piyasa performans göstergeleri olarak ise fiyat kazanç oranı, piyasa değeri defter değeri oranı ve hisse getirisi kullanılmıştır. Muhasebe performans göstergeleri için toplam 99 şirkete ait bilgiler kullanılmış, piyasa performansı için ise toplam 122 firmaya ait verilere erişim sağlanmıştır. Çalışma sonucunda, genel olarak, aile şirketleri ile aile şirketi olmayan şirketler arasında muhasebe performansı açısından tutarlı ve anlamlı bir farklılık gözlemlenemezken; piyasa performansı açısından aile şirketlerinin görece daha iyi bir performans gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Sermaye Piyasası Kurulu onaylı izahnamelerin halka arz sonrası hisse senedi getirileri üzerindeki etkisi
Türkiye'deki düşük faiz yüksek enflasyon politikasının etkisiyle artan halka arzların popülaritesi bu çalışmanın ana konusunu oluşturmuştur. Halka arz edilen şirketlerin sektörünün ve şirketi halka arz eden konsorsiyum lideri firmanın, hisse senetlerinin 3,7 ve 15 günlük kısa vadeli getirileri üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığının araştırılması, çalışmanın ana hipotezlerini oluşturmuştur. Bunun yanında herkesin ulaşabileceği platformlardan elde edilen bilgiler modele dahil edilmiştir ve kamuya açık paylaşılan bilgilerin hisse senetlerinin kısa vadeli getirileri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu araştırmaları yapabilmek için üç farklı regresyon modeli oluşturulmuş ve konsorsiyum lideri firmalar birer birer modellere kukla değişken olarak ekenmiştir. Çalışma bu açıdan literatüre yenilikçi bir bakış açısı sunmaya çalışmaktadır. Araştırma sonucunda bazı konsorsiyum liderlerinin getiriler üzerinde anlamlı etkileri tespit edilirken, sektörlerin anlamlı bir etkisi olmadığı saptanmıştır.
İhracat engellerinin ihracat performansı üzerindeki etkisi:Birleşik Krallık'a ihracat örneği
Bu çalışmanın temel amacı Birleşik Krallık pazarına ihracatta Türk ihracatçıların karşılaştığı ihracat engelleri ile ihracat pazarlama performansı arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırma örneklemi, Birleşik Krallık pazarına 2019-2020-2021 yıllarında ihracat yapan Türkiye'de yerleşik işletmelerdir. İhracatta karşılaşılan engeller ile ihracat performansı arasındaki ilişkiyi ölçümlemek üzere 5'li Likert ölçeği ile hazırlanan anket soruları kapsamında %6,72 (247/3.674) oranında geri dönüş sağlanmış ve elde edilen sonuçlar birincil veri olarak kabul edilmiştir. Yürütülen analiz çalışmasında literatür taraması ile tespit edilen 23 ihracat engeline yönelik verilen cevaplara SPSS v.25 programı kullanılarak Faktör Analizi uygulanmıştır. Takiben, ihracatçıların ihracat engellerine yönelik algısı ölçülerek ihracat engelleri ile ihracat performansı arasındaki sebep-sonuç ilişkisini ölçümlemede Regresyon Analizi kullanılmıştır. Son olarak, Kümeleme Analizi ve Bağımsız Örneklem T-Testi uygulanarak Faktör Analizi ile belirlenen değişkenler sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak, Birleşik Krallık pazarına ihracatta işletmelerin iç yetersizliğinden kaynaklı ihracat engelleri ile devlet yardımı gibi doğrudan finansal kaynaklı ihracat engellerinin ihracat performansına etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İlaveten, ihracat birimi olan işletmelerde ihracat performansına ilişkin tüm göstergelerin ihracat birimi olmayan işletmelere göre yüksek seyrettiği sonucuna varılmıştır.
İhracat engellerinin ihracat performansı üzerindeki etkisi:Birleşik Krallık'a ihracat örneği
Bu çalışmanın temel amacı Birleşik Krallık pazarına ihracatta Türk ihracatçıların karşılaştığı ihracat engelleri ile ihracat pazarlama performansı arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırma örneklemi, Birleşik Krallık pazarına 2019-2020-2021 yıllarında ihracat yapan Türkiye'de yerleşik işletmelerdir. İhracatta karşılaşılan engeller ile ihracat performansı arasındaki ilişkiyi ölçümlemek üzere 5'li Likert ölçeği ile hazırlanan anket soruları kapsamında %6,72 (247/3.674) oranında geri dönüş sağlanmış ve elde edilen sonuçlar birincil veri olarak kabul edilmiştir. Yürütülen analiz çalışmasında literatür taraması ile tespit edilen 23 ihracat engeline yönelik verilen cevaplara SPSS v.25 programı kullanılarak Faktör Analizi uygulanmıştır. Takiben, ihracatçıların ihracat engellerine yönelik algısı ölçülerek ihracat engelleri ile ihracat performansı arasındaki sebep-sonuç ilişkisini ölçümlemede Regresyon Analizi kullanılmıştır. Son olarak, Kümeleme Analizi ve Bağımsız Örneklem T-Testi uygulanarak Faktör Analizi ile belirlenen değişkenler sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak, Birleşik Krallık pazarına ihracatta işletmelerin iç yetersizliğinden kaynaklı ihracat engelleri ile devlet yardımı gibi doğrudan finansal kaynaklı ihracat engellerinin ihracat performansına etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İlaveten, ihracat birimi olan işletmelerde ihracat performansına ilişkin tüm göstergelerin ihracat birimi olmayan işletmelere göre yüksek seyrettiği sonucuna varılmıştır.
İhracat engellerinin ihracat performansı üzerindeki etkisi:Birleşik Krallık'a ihracat örneği
Bu çalışmanın temel amacı Birleşik Krallık pazarına ihracatta Türk ihracatçıların karşılaştığı ihracat engelleri ile ihracat pazarlama performansı arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırma örneklemi, Birleşik Krallık pazarına 2019-2020-2021 yıllarında ihracat yapan Türkiye'de yerleşik işletmelerdir. İhracatta karşılaşılan engeller ile ihracat performansı arasındaki ilişkiyi ölçümlemek üzere 5'li Likert ölçeği ile hazırlanan anket soruları kapsamında %6,72 (247/3.674) oranında geri dönüş sağlanmış ve elde edilen sonuçlar birincil veri olarak kabul edilmiştir. Yürütülen analiz çalışmasında literatür taraması ile tespit edilen 23 ihracat engeline yönelik verilen cevaplara SPSS v.25 programı kullanılarak Faktör Analizi uygulanmıştır. Takiben, ihracatçıların ihracat engellerine yönelik algısı ölçülerek ihracat engelleri ile ihracat performansı arasındaki sebep-sonuç ilişkisini ölçümlemede Regresyon Analizi kullanılmıştır. Son olarak, Kümeleme Analizi ve Bağımsız Örneklem T-Testi uygulanarak Faktör Analizi ile belirlenen değişkenler sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak, Birleşik Krallık pazarına ihracatta işletmelerin iç yetersizliğinden kaynaklı ihracat engelleri ile devlet yardımı gibi doğrudan finansal kaynaklı ihracat engellerinin ihracat performansına etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İlaveten, ihracat birimi olan işletmelerde ihracat performansına ilişkin tüm göstergelerin ihracat birimi olmayan işletmelere göre yüksek seyrettiği sonucuna varılmıştır.
Kredi temerrüt takası primi belirleyicileri: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine karşılaştırmalı analiz
Küresel finans krizinden itibaren önem kazanan kredi temerrüt takası (CDS) primi, kredi türevi olarak finansal piyasalarda sıklıkla kullanılmaktadır ve ülkelerin kredi risk göstergesi olarak kabul edilmektedir. Bu tezin amacı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde makroekonomik ve finansal değişkenlerin CDS primlerine olan etkisini incelemektir. Panel veri ekonometrisi Driscoll-Kraay Standart Hata Tahmincisinin kullanıldığı çalışmada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için, CDS primlerinin ortak belirleyici faktörleri enflasyon, borsa endeksi ve büyüme oranı olarak belirlenmiştir. CDS primlerinin belirlenmesinde ortak faktörlere ek olarak; gelişmiş ülkelerde işsizlik oranı ve gösterge faiz oranı değişkeni, gelişmekte olan ülkelerde ise cari açık değişkeni istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Analiz sonuçlarına göre kurulan model gelişmiş ülkelerde CDS primlerini %65 oranında açıklarken gelişmekte olan ülkelerde ise %30 oranında açıklamaktadır. Bu sonuç, modelin gelişmiş ülkelerin risk durumunu açıklamada daha başarılı olduğunu, gelişmekte olan ülkelerin risk durumunu açıklamada ise makroekonomik ve finansal değişkenlerin etkisinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerde riskin belirlenmesinde makroekonomik ve finansal değişkenlerin yanı sıra siyasi belirsizlik ve politik risk gibi ülkelere özgü çeşitli faktörlerin de etkili olduğu görülmektedir.
Güven ve beklenti endekslerinin yatırım kararları üzerindeki etkilerinin davranışsal finans perspektifinde incelenmesi
Bu çalışmada yatırımcı duyarlılığına etki eden önemli faktörler olan güven ve beklenti ile ilgili makroekonomik göstergelerin yatırım kararlarına etkisi incelenmiştir. Çalışmada gelişmiş ülke örneği olarak Amerika Birleşik Devletleri ve gelişmekte olan ülke örneği olarak ise Türkiye ele alınmıştır. Çalışmada öncelikle çoklu doğrusal regresyon modelleri ile yatırım araçlarının getiri ve değişim değerleri sonrasında da genelleştirilmiş otoregresif koşullu değişken varyans modelleri ile yatırım araçlarının oynaklıkları üzerine değerlendirmeler yapılmıştır. Bağımlı değişkenler olarak her iki ülke için borsa endeks getirileri (BİST100 ve S&P500) ile yerel para birimi cinsinden mevduat toplamı değişimleri kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ise her iki ülke için tüketici güven endeksi, ekonomik güven endeksi ve toplam güven endeksi ile VİX Korku Endeksi analizlere dâhil edilmiştir. Veri seti, aylık sıklıkta ele alınmış olup zaman aralığı olarak 2012 Aralık – 2022 Nisan tarihlerindeki verilerden oluşmaktadır. Getiri ve değişim tahmini modelleri sonucunda, her iki ülke için de, genel olarak bağımsız değişkenlerin yatırımlara etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Volatilite tahmini modellerinin neticesinde ise BİST100 endeksi yatırımlarında hiçbir bağımsız değişkenin etkisi bulunmazken beklenti ve güven ile ilgili değişkenlerinin diğer üç yatırım aracı üzerinde anlamlı etkilerine rastlanmıştır.
Türkiye ve dünyada fan tokenlar
Bu tez kapsamında bir "utility token" türü olan Fan Tokenların Türkiye ve dünyada hâlihazırdaki ve gelecekteki potansiyel kullanımı incelenmektedir. Son yıllarda kripto varlıkların tüm dünya genelinde giderek popülerleşmesi sonucu her geçen gün artan sayıda yenilikçi kripto varlıklar piyasaya çıkmaktadır. Fan Tokenlar da bu kapsamda son yıllarda öne çıkan bir kripto varlık olarak tez kapsamında ele alınmıştır. Fan Tokenların diğer kripto varlıklardan ayrışan tarafları, teknik altyapısı, kullanım amaçları, finansal değeri, spor taraftarları ve spor kulüplerine getirdiği faydalar ve katma değer, piyasaya sunuluş yöntemleri, başta Türkiye olmak üzere kullanıldığı ülkelerin yasal düzenlemelerindeki yeri, günümüz ve gelecekteki spor dünyasında kullanım potansiyeli, spor dünyasına getirdiği ya da getirebileceği finansal yeniliklerin ve modellerin incelenmesi tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmayla, Fan Token kullanımının spor sektöründeki mevcut ve gelecekteki olası durumunun, arkasındaki teknoloji ve altyapısıyla birlikte ele alınması amaçlanmıştır.
Türkiye ve dünyada fan tokenlar
Bu tez kapsamında bir "utility token" türü olan Fan Tokenların Türkiye ve dünyada hâlihazırdaki ve gelecekteki potansiyel kullanımı incelenmektedir. Son yıllarda kripto varlıkların tüm dünya genelinde giderek popülerleşmesi sonucu her geçen gün artan sayıda yenilikçi kripto varlıklar piyasaya çıkmaktadır. Fan Tokenlar da bu kapsamda son yıllarda öne çıkan bir kripto varlık olarak tez kapsamında ele alınmıştır. Fan Tokenların diğer kripto varlıklardan ayrışan tarafları, teknik altyapısı, kullanım amaçları, finansal değeri, spor taraftarları ve spor kulüplerine getirdiği faydalar ve katma değer, piyasaya sunuluş yöntemleri, başta Türkiye olmak üzere kullanıldığı ülkelerin yasal düzenlemelerindeki yeri, günümüz ve gelecekteki spor dünyasında kullanım potansiyeli, spor dünyasına getirdiği ya da getirebileceği finansal yeniliklerin ve modellerin incelenmesi tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmayla, Fan Token kullanımının spor sektöründeki mevcut ve gelecekteki olası durumunun, arkasındaki teknoloji ve altyapısıyla birlikte ele alınması amaçlanmıştır.
Türkiye ve dünyada fan tokenlar
Bu tez kapsamında bir "utility token" türü olan Fan Tokenların Türkiye ve dünyada hâlihazırdaki ve gelecekteki potansiyel kullanımı incelenmektedir. Son yıllarda kripto varlıkların tüm dünya genelinde giderek popülerleşmesi sonucu her geçen gün artan sayıda yenilikçi kripto varlıklar piyasaya çıkmaktadır. Fan Tokenlar da bu kapsamda son yıllarda öne çıkan bir kripto varlık olarak tez kapsamında ele alınmıştır. Fan Tokenların diğer kripto varlıklardan ayrışan tarafları, teknik altyapısı, kullanım amaçları, finansal değeri, spor taraftarları ve spor kulüplerine getirdiği faydalar ve katma değer, piyasaya sunuluş yöntemleri, başta Türkiye olmak üzere kullanıldığı ülkelerin yasal düzenlemelerindeki yeri, günümüz ve gelecekteki spor dünyasında kullanım potansiyeli, spor dünyasına getirdiği ya da getirebileceği finansal yeniliklerin ve modellerin incelenmesi tezin konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmayla, Fan Token kullanımının spor sektöründeki mevcut ve gelecekteki olası durumunun, arkasındaki teknoloji ve altyapısıyla birlikte ele alınması amaçlanmıştır.
Rekabet istihbaratı ve strateji ilişkisi: Örnek olay analizi
İçinde bulunduğumuz bilgi devrinde, küreselleşme ve teknolojinin tetiklediği rekabet günden güne artan yoğunluğuyla işletmeleri etkisi altına almaktadır. Bu dinamik ortamda, işletmelerin sürdürülebilir kârlılık sağlayarak rekabet gücünü korumaları için alışılagelmiş yöntemler yeterli olmamaktadır. İşletmeler doğru stratejik kararlar verebilmek için, yapılarına uygun araç ve yöntemler ile çevrelerini izlemeli, fırsat ve tehditlere karşı tetikte olmalıdır. Bu da rekabet istihbaratı ile mümkün olacaktır. Ancak, hem akademik yazında, hem de iş ortamında rekabet istihbaratı konusunda bilgi ve uygulama yetersizlikleri ve fikir ayrılıkları olduğu dikkati çekmektedir. Bu çalışma ile, işletmelerin stratejik yönelimleri ile istihbarat toplama çabaları arasındaki ilişkinin anlaşılması ile konuya kuramsal olarak tutarlık getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu itibarla çalışmada, rekabet istihbaratı ve stratejik yönetim ekolleri tanımlanmış ardından "örnek olay analizi" yönetimiyle iş dünyası ve akademik çevrenin konuya yaklaşımları değerlendirilmiştir. Yapılan içerik analizleri göstermiştir ki, rekabet istihbaratı ve strateji ilişkisi konusu iş dünyası ve akademik çevrede kısıtlı bir uyumluluğa sahiptir. Bu çalışma, teorik ve pratik alanı bir arada değerlendirerek literatürdeki eksikliği gidermenin yanında, iş dünyasınında bu konuda bilinç oluşturarak rekabet istihbaratı uygulamalarının kullanımını yaygınlaştırabilecek öncü bir çalışma olması nedeniyle önemlidir. Anahtar kelimeler: Rekabet, Rekabet İstihbaratı, Strateji, Stratejik Yönetim, Örnek Olay Analizi
Rekabet istihbaratı ve strateji ilişkisi: Örnek olay analizi
İçinde bulunduğumuz bilgi devrinde, küreselleşme ve teknolojinin tetiklediği rekabet günden güne artan yoğunluğuyla işletmeleri etkisi altına almaktadır. Bu dinamik ortamda, işletmelerin sürdürülebilir kârlılık sağlayarak rekabet gücünü korumaları için alışılagelmiş yöntemler yeterli olmamaktadır. İşletmeler doğru stratejik kararlar verebilmek için, yapılarına uygun araç ve yöntemler ile çevrelerini izlemeli, fırsat ve tehditlere karşı tetikte olmalıdır. Bu da rekabet istihbaratı ile mümkün olacaktır. Ancak, hem akademik yazında, hem de iş ortamında rekabet istihbaratı konusunda bilgi ve uygulama yetersizlikleri ve fikir ayrılıkları olduğu dikkati çekmektedir. Bu çalışma ile, işletmelerin stratejik yönelimleri ile istihbarat toplama çabaları arasındaki ilişkinin anlaşılması ile konuya kuramsal olarak tutarlık getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu itibarla çalışmada, rekabet istihbaratı ve stratejik yönetim ekolleri tanımlanmış ardından "örnek olay analizi" yönetimiyle iş dünyası ve akademik çevrenin konuya yaklaşımları değerlendirilmiştir. Yapılan içerik analizleri göstermiştir ki, rekabet istihbaratı ve strateji ilişkisi konusu iş dünyası ve akademik çevrede kısıtlı bir uyumluluğa sahiptir. Bu çalışma, teorik ve pratik alanı bir arada değerlendirerek literatürdeki eksikliği gidermenin yanında, iş dünyasınında bu konuda bilinç oluşturarak rekabet istihbaratı uygulamalarının kullanımını yaygınlaştırabilecek öncü bir çalışma olması nedeniyle önemlidir. Anahtar kelimeler: Rekabet, Rekabet İstihbaratı, Strateji, Stratejik Yönetim, Örnek Olay Analizi
Rekabet istihbaratı ve strateji ilişkisi: Örnek olay analizi
İçinde bulunduğumuz bilgi devrinde, küreselleşme ve teknolojinin tetiklediği rekabet günden güne artan yoğunluğuyla işletmeleri etkisi altına almaktadır. Bu dinamik ortamda, işletmelerin sürdürülebilir kârlılık sağlayarak rekabet gücünü korumaları için alışılagelmiş yöntemler yeterli olmamaktadır. İşletmeler doğru stratejik kararlar verebilmek için, yapılarına uygun araç ve yöntemler ile çevrelerini izlemeli, fırsat ve tehditlere karşı tetikte olmalıdır. Bu da rekabet istihbaratı ile mümkün olacaktır. Ancak, hem akademik yazında, hem de iş ortamında rekabet istihbaratı konusunda bilgi ve uygulama yetersizlikleri ve fikir ayrılıkları olduğu dikkati çekmektedir. Bu çalışma ile, işletmelerin stratejik yönelimleri ile istihbarat toplama çabaları arasındaki ilişkinin anlaşılması ile konuya kuramsal olarak tutarlık getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu itibarla çalışmada, rekabet istihbaratı ve stratejik yönetim ekolleri tanımlanmış ardından "örnek olay analizi" yönetimiyle iş dünyası ve akademik çevrenin konuya yaklaşımları değerlendirilmiştir. Yapılan içerik analizleri göstermiştir ki, rekabet istihbaratı ve strateji ilişkisi konusu iş dünyası ve akademik çevrede kısıtlı bir uyumluluğa sahiptir. Bu çalışma, teorik ve pratik alanı bir arada değerlendirerek literatürdeki eksikliği gidermenin yanında, iş dünyasınında bu konuda bilinç oluşturarak rekabet istihbaratı uygulamalarının kullanımını yaygınlaştırabilecek öncü bir çalışma olması nedeniyle önemlidir. Anahtar kelimeler: Rekabet, Rekabet İstihbaratı, Strateji, Stratejik Yönetim, Örnek Olay Analizi
Bütünleşik pazarlama iletişimi açısından bir destinasyon markalaması örneği olarak ulus markalaması üzerine detaylı bir araştırma: "Türkiye – gücünü ve potansiyelini keşfet"
Pazarlama anlayışı geçmişten günümüze büyük değişimler göstermiş, 21.yy. ile birlikte bütünleşik pazarlama hâkim anlayış haline gelmiştir. Benzer bir gelişim destinasyonların ekonomik kaynaklarını geliştirmek ve iyi bir imaj oluşturmak için destinasyonlarını birer marka olarak yönetme anlayışlarında da yaşanmaktadır. Ürün ve hizmetlerin marka yönetimi ile elde ettikleri yararlar destinasyonları bu anlayışa yöneltmektedir. Türkiye, 2000'li yıllarda başladığı ulus markalama çalışmalarında 2014 yılı itibari ile "Turkey Discover The Potential" markası ile devam etmekte, marka yönetimini ihracat ve doğrudan yabancı yatırım tutarları ekseninde yürütmektedir. Bu çalışmada, ihracat ve doğrudan yabancı yatırım tutarlarının uluslararası kuruluşlar tarafından yayınlanan ulus marka endekslerinde ülkelerin yer aldıkları sıralama ile ilişkisi incelenmiştir. Türkiye ulus markası örneği üzerinden, 2016 yılı en çok ihracat yapan 25 ülke örneklemi içerisinde üç farklı ulus marka endeksinin 2010-2016 yılları arası sıralamaları ile ihracat ve doğrudan yabancı yatırım tutarları veri seti olarak belirlenerek varyans analizi, t-testi ve pearson korelasyon katsayısı yöntemleri kullanılmıştır. Ulus marka endekslerinin doğruluğunun kabulü durumunda araştırma bulguları Türkiye açısından değerlendirildiğinde, ihracat ve doğrudan yabancı yatırım tutarları ile endeks sıralamaları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.