Theses supervised by Prof. Dr. Zehra Durna

44 theses · Demiroğlu Bilim University

Master'sOpen AccessTR

Kardiyo-vasküler operasyon geçiren hastaların erken postoperatif dönemde ağrı ile baş etme düzeylerinin belirlenmesi

Kardiyo-vasküler cerrahi hastalıkları yıllardır en riskli ve en ölümcül hastalıklar kategorisinde birinci sıralarda yer almaktadır. Kardiyo-vasküler operasyonlar riskli olduğu kadar bu operasyonların post operatif süreci de bir o kadar riskli ve uzun bir süreçtir. Ağrı bu süreçte hastanın genel durumunu etkileyen önemli faktörlerden biridir. Kardiyo-vasküler cerrahi girişimlerinin önemli bir ağrı nedeni olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra erken postoperatif dönemde hastayı en çok etkileyen komplikasyonlardan biride ağrı'dır. Postoperatif ağrı düzeyi farklı farmakolojik ve nonfarmakolojik tekniklerle azaltılabilir. Her hastanın ağrıyı algılama düzeyi, tedaviye yanıt süresi ve baş etme yöntemleri farklıdır. Bu çalışma, kardiyak cerrahi sonrası ilk birkaç gün içerisinde hastaların yaşadığı ağrı olgusunu, bunlara yönelik ağrı probleminde uygulanabilecek hemşirelik uygulamalarını belirlemek amacı ile tanımlayıcı olarak planlandı. Çalışma İstanbul' da bir özel hastanenin kardiyo-vasküler cerrahi biriminde yatan kardiyo-vasküler cerrahi opersyon sonrası en fazla 2 haftadır serviste yatan 25 yaş üstü 80 hasta ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak "Tanımlayıcı Özellikler Soru Formu'',"Ağrıyı Etkileyen Faktörler Formu'' ve "McGill Melzack Ağrı Soru Formu" kullanıldı. Araştırma öncesinde gerekli kurum izni ve etik kurul onayı alındı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS programı kullanılarak gerçekleştirildi. Verilerin analizleri sayı-yüzde, Mann-Whitney-U testi, Kruskal Wallis ve Spearman's korelasyon ile yapıldı. Bu çalışmada hastaların yaş ortalaması = 58,63 ±10,50 bulundu. Hastaların erken post operatif dönemde ağrı ile baş etmeleri için yapılan uygulama puanı 15,95 ± 3,14 bulundu. Araştırmaya katılan hastaların % 56,3'ünün postoperatif ilk 1 haftada olduğu, % 56,3'ünün bypass operasyonu geçirdiği ve % 45'inin operasyon sonrası sağlık durumlarının orta derecede olduğu saptandı. Hasta değerlendirme puanları ile hemşire değerlendirme puanları arasında uyum olduğu gözlendi. Hemşireler hastaların ağrılarını değerlendirmeli ve bakım planlarına ağrıyı gidermede kullandıkları baş etme yöntemlerini de dahil etmelidirler.

Ağrı-postoperatifPerioperatif hemşirelik
Nil Ece Coşgun
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kolorektal kanserli hastalarda yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Bu araştırma "Kolorektal Kanserli Hastalarda Yaşam Kalitesi" (KKHYK) [European Organisation for Research and Treatment of Cancer, Quality of Life Questionnaire-Colorectal Cancer (EORTC QLQ-CR29)] Ölçeğinin geçerlik ve güvenilirlik çalışmasının yapılması ve kolorektal kanserli bireylerde yaşam kalitesini ve yaşam kalitesini etkileyen faktörlerin hastaların sosyo-demografik özellikleri ile ilişkisini değerlendirmek amacıyla planlandı ve gerçekleştirildi. Araştırma metodolojik ve tanımlayıcı tipte bir araştırma şeklinde gerçekleştirildi. Araştırma verilerinin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Kanserli Hastalarda Yaşam Kalitesi Ölçeği (KHYK) (EORTC QLQ-C30), Kolorektal Kanserli Hastalarda Yaşam Kalitesi Ölçeği (KKHYK) (EORTC QLQ-CR29), Ostomili Bireylere Yönelik Uyum Ölçeği (OUÖ-23) kullanıldı. Kurum ve ölçek kullanım izinleri alındı. Çalışmaya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kolorektal kanser tanısı alan ve tedavi gören toplam 117 hasta dahil edildi. Araştırma sonuçlarına göre KKHYK ölçeğinin geçerlik ve güvenilirlik düzeyleri yüksek derecede anlamlı bulundu (p<0,05). Hastaların demografik verilerinden cinsiyete göre üç (Genel Sağlık Şikayeti, Boşaltım Sistemi Memnuniyeti ve Stoma Torbası), mesleğe göre iki alt boyutundaki (Genel Sağlık Şikayeti, Stoma Torbası) farklar istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,05). Hastalık ile ilgili özelliklerde ise hastalığın teşhis zamanı için bir (Genel Sağlık Şikayeti), hastalığa uyum sağlama parametresinde iki boyut için (Genel Sağlık Şikayeti ve Stoma Torbası) gruplar arasındaki farklar anlamlıydı (p<0,05). Sonuç olarak KKHYK Ölçeğini'nin Türkçe formunun kolorektal kanserli hastaların yaşam kalitelerini ölçmede geçerlik ve güvenilirlik göstergelerine sahip bir ölçme aracı olduğu tespit edildi. Bunun yanında hastaların hastalıkları ile ilgili yeterli bilgi düzeyine sahip olmadıkları, bu durumun ise hemşirelik bakım yükünü arttırdığı sonucuna varıldı.

Funda Akduran
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik bakım kalitesi memnuniyet ölçeği uyarlaması: örnek bir çalışma

Bu araştırma, "Hemşirelik Bakım Kalitesi Memnuniyet Ölçeği"nin uyarlama çalışmasını yaparak geçerli-güvenilir bir ölçme aracı olduğunu belirlemek ve hastaların hemşirelik bakım kalitesine ilişkin memnuniyetlerini ve bu memnuniyeti etkileyen faktörleri değerlendirmek amacıyla planlandı. Bu araştırma metodolojik ve tanımlayıcı tipte bir araştırma olarak gerçekleştirildi. Araştırma verilerinin toplanmasında hastaların sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacı ile oluşturulan "Anket Formu" ile "Hemşirelik Bakım Kalitesi Memnuniyet Ölçeği" kullanıldı. Araştırma, özel bir hastanede tedavi görmek için yatan ve araştırmaya katılmayı kabul eden taburcu olacak 635 hastada gerçekleştirildi. Ölçekten alınan en yüksek puanı (1,74 ± 0,856) "Size Verilen Bilgi: Hemşirelerin testler, işlemler, tedaviler ve bunların sonuçları hakkında yaptığı açıklamaların yeterliliği" maddesi alırken, en düşük puanı (1,38 ± 0,657) "Hemşirelerin İlgisi ve Bakımı: Hemşirelerin size gösterdiği saygı, güler yüz ve nezaket düzeyi" maddesi aldı. Ölçeğin güvenilirlik katsayısı 0,98 olarak bulundu. Hastaların %63,9'u "Hastanede kaldığınız süre içinde sunulan hemşirelik bakımının kalitesi"ni mükemmel olarak nitelendirdi. Hastaların ölçek puanları sosyo-demografik özelliklerine göre karşılaştırıldığında; yaş durumu, medeni durum, eğitim durumu ve gelir durumu arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (p<0,001), cinsiyet, meslek ve sosyal güvence varlığı arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildir (p>0,05). Sonuç olarak "Hemşirelik Bakım Kalitesi Memnuniyet Ölçeği"nin oldukça yüksek geçerlik ve güvenilirlik göstergelerine sahip ve Türk toplumunda hasta memnuniyetini ölçmek amacıyla kullanılabilir bir ölçme aracı olduğu belirlendi. Ayrıca araştırmanın yapıldığı özel hastanede hastaların hemşirelik bakımından memnuniyet düzeylerinin iyi seviyede olduğu ve dolaysıyla hemşirelerin bakım yaklaşımlarının hastaların beklentilerini karşılamada yeterli düzeyde olduğu görüldü.

Anita Karaca
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin yoğun bakım hastalarında beslenme durumlarının incelenmesi

Çalışma Yoğun Bakım Ünitelerinde (YBÜ) yatan hastaların beslenme durumlarını değerlendirmek,beslenmenin prognoz, bası yarası ve enfeksiyonla ilişkini açıklamak, beslenme kesinti nedenlerini incelemek, görülen komplikasyonları belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve analitik olarak yapıldı. Araştırmanın örneklem grubunu bir üniversite hastanesinin Dahiliye Yoğun Bakım Ünitesi (DYBÜ), Reanimasyon ve Cerrahi Yoğun Bakım Ünitelerinde (CYBÜ) en az 24 saat yatan, enteral parenteral veya kombine (enteral ve parenteral) beslenme almış, 18 yaşından büyük 125 hasta oluşturdu. Araştırma verileri araştırmacı tarafından literatür bilgileri taranarak ve klinik deneyimlere dayandırılarak hazırlanan "Yetişkin Yoğun Bakım Hastalarında Beslenme Durumu Tanılama Formu" kullanılarak elde edildi. Veriler 3 ay boyunca her iki günde bir YBÜ gidilerek yoğun bakım takip ve tedavi formundan, hemşire ve hasta yakınları ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Antropometrik ölçümler araştırmacı tarafından yapıldı. Çalışmamızda hastaların %40,8'i (n=51) kadınlardan %59,2'i (n=74) erkeklerden oluştu, yaş ortalamaları ise 66,42±16,329 bulundu. Hastaların APACHE II puanlarının ortalaması 24,55±6,434'tü. Beslenmeye başlama saat ortalaması 12,69±13,763 olup literatürle uyumluydu. Beslenen hastaların %32,8'inde (n=41)enteral, %33,6'ında (n=42) parenteral yine %33,6'ında (n=42) kombine beslenme tercih edildiği, her 3 beslenme şeklinde de aldıkları kalori miktarı hedeflenen kalori miktarından az olduğu saptandı. Beslenme desteğine çeşitli nedenlerle ara verilmiş olup en çok kesinti (%25,6 n=32) medikal uygulamalar nedeniyle oluştu. Enteral beslenen hastaların %64,8'inde (n=81), parenteral beslenen hastaların %57,6'ında (n=72) en az bir komplikasyon görülmüş olup en fazla görülen komplikasyonun her iki beslenme şeklinde de hiperglisemi olduğu saptandı. Çalışmadan elde edilen veriler doğrultusunda yoğun bakım hastaları çeşitli kesinti ve komplikasyonlar nedeniyle yeterli beslenemediği görüldü. Anahtar kelimeler: Yoğun bakım ünitesi, APACHE II, komplikasyon, kesinti, bası yarası

Enteral beslenmeParenteral beslenme
Neslihan Vural
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin ilk yardım temel uygulamaları ile ilgili bilgi ve deneyimlerinin değerlendirilmesi

Dünya ve ülkemizde kazalara ve doğal afetlere bağlı ölümler, ölüm nedenleri arasında genişbir yer tutmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından geliştirilen, temel amacı insan sağlığınıyaşam boyu korumak ve geliştirmek olan "21. Yüzyılda Herkes İçin Sağlık" politikasının 21hedefi arasında 9. Hedef olarak "kazalara bağlı yaralanmaların azaltılması" yer almaktadır. Bukapsamda tüm toplumun ilk yardım konusunda bilgilendirilmesi ve eğitilmesi önemkazanmaktadır. Bu çalışma lise öğrencilerinin ilk yardım ile ilgili bilgi düzeylerinindeğerlendirilmesi amacı ile 791 öğrenci üzerinde gerçekleştirilen tanımlayıcı nitelikte biraraştırmadır. Veri toplama öncesi kurum izinleri ve öğrencilerden bilgilendirilmiş sözlü onamalınmıştır. Temel ilk yardım uygulamaları ile ilgili bilgi düzeyi anket formu ile elde edilmiştir.Veriler SPSS (11.5 versiyon) istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yaş ortalaması16,22±1,19 (yaş aralığı:13-20) olan öğrencilerin %16,2`si (n=128) ?İlk Yardım? dersialmamıştır. Çalışmada ?Acil yardım/ambulans numarası? (%93,9) ve ?İlkyardımcı tanımı?(%90,1) konusundaki bilgi düzeyinin en iyi, ?Zehir Danışma Merkezi Numarası?nı (%1,5) ve?Açık kırık tanımı?nı bilen (%1,6) öğrenci oranının en düşük olduğu belirlenmiştir. İlkyardım temel uygulamalarına yönelik bilgi düzeyinin 12.sınıf öğrencilerinde en yüksek(x±SD: 20,66±3,25, Dağılım:9-34), 9.sınıf öğrencilerinde ise en düşük bulunmuştur(x±SD:19,29±3,9, Dağılım:9-34). Öğrencilik dışında bir işte çalışan öğrencilerin?Yaralanmalar? alt grubundan daha yüksek puan aldıkları belirlenmiştir (Zmwu=-2,44;p=0,01). ?İlk yardım dersi alma durumu?, ?son altı ay içinde önemli sağlık sorunu öyküsü?,?son bir yıldaki sağlık durumu algısı? ve ?yaş? değişkenleri yönünden temel ilk yardımuygulamalarına ilişkin bilgi düzeyinde istatistiksel olarak fark saptanmamıştır (p>0,05). Liseöğrencilerinin ilk yardım temel uygulamalarına yönelik bilgi düzeylerinin arttırılması için ?İlkyardım? dersinin kapsamının genişletilmesi ve uygulamalı olarak verilmesi önemlidir.

Esra Bizat
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

İç hastalıkları ve cerrahi servislerinde çalışan hemşirelerin empatik beceri düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: İç hastalıkları ve cerrahi servislerinde çalışan hemşirelerin empatik beceri düzeylerinin değerlendirilmesidir.Materyal ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte olup, İstanbul ilinde yer alan A grubu bir özel hastanenin iç hastalıkları, cerrahi, yoğun bakım ve acil servis kliniklerinde, araştırmanın yürütüldüğü 24 Eylül?27 Ekim 2010 tarihlerinde çalışan ve araştırmaya katılmaya gönüllü, anket formunu eksiksiz dolduran 202 hemşire ile yürütüldü. Veri toplama araçları olarak Bilgi Formu, Empatik Beceri Ölçeği, Sosyotropi-Otonomi Ölçeği kullanıldı. Gerekli kurum ve ölçek kullanım izinleri alındı. Verilerin istatistiksel analizi SPSS sürüm 16,0 programı kullanılarak gerçekleştirildi.Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 26,78±5,267 olarak, çoğunun (%58,9) bekar, sağlık meslek lisesi mezunu (%43,1), meslekte 0?3 yıllık deneyimi (%37,6) olduğu ve cerrahi servislerinde çalıştığı (%41,1) saptandı. Araştırmaya katılan hemşirelerin toplam empati puanı ortalaması (135,56±28,478), sosyotropi-otonomi ölçeğinin alt boyutları olan; sosyotropi toplam puanı ortalaması (66,99±15,916) ve otonomi toplam puanı ortalaması (74,91±16,608) orta düzeyde bulundu.Sonuç: Hemşirelerin empatik beceri puan ortalamalarını; cinsiyet, öğrenim düzeyi, çalıştığı birim, çalıştığı birimdeki görevi, mesleği ile ilgili gelişimi destekleyen yayınları takip etme durumu, mezuniyet öncesi yeterli empati eğitimi ve mezuniyet sonrası empati eğitimi etkilerken (p<0,05); diğer değişkenlerin (yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, ekonomik durum, hemşire olarak çalışma süresi, halen çalışmakta oldukları birimdeki çalışma süresi, çalıştığı birimi tercih etme durumu, çalışma şekli, günlük bakım verilen ortalama hasta sayısı, hastaları anlamada kendini yeterli hissetme durumu, çalıştığı birime özgü hizmet içi eğitim alma durumu) etkilemediği belirlendi (p>0,05). Hemşirelerin sosyotropi-otonomi ölçeğinin puan ortalamalarını ise hiçbir değişkenin etkilemediği belirlendi (p>0,05). Birim yöneticisi hemşirelerde uzman hemşirelerin tercih edilmesi, mezuniyet sonrası programlarda empati eğitimlerinin planlanması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Hemşire, iletişim, empatik beceri, sosyotropi-otonomi

EmpatiHemşirelikHemşirelik bakımı+2
Filiz Coşkun
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli hastalarda uyumun ve aile destek düzeylerinin belirlenmesi

Amaç: Diyabetin tedavisi, kontrolü ve diyabetli bireyin hastalığa uyumunda en önemli hedef aile desteğinin sağlanabilmesidir. Araştırmanın amacı; diyabet tanılı bireylerin hastalığa uyumlarının ve aile destek düzeylerinin değerlendirilmesidir.Materyal ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte olup, bir üniversite hastanesinde yatarak ve ayaktan tedavi gören 107 diyabetli bireyle Eylül- Aralık 2010 tarihleri arasında yürütüldü. Veri toplama aracı olarak Ön Görüşme Formu, Hensarling Diyabet Aile Destek Ölçeği kullanıldı, veriler yüzyüze görüşme tekniği ve tıbbi kayıtlar kullanılarak toplanmıştır.Bulgular: Araştırma evrenini oluşturan 107 olgunun %53'ü kadın, %47'si erkektir. Diyabetlilerin yaş ortalaması 50,95±15,087 yaş olarak bulunmuştur. Olguların HbA1c ortalamaları %5,51 olup normal değerler arasındadır. Diyabetlilerin çoğu eş/ eş ve çocukları ile yaşamaktadır. Diyabetli bireylerin %92,5'inin tip 2 diyabetli olduğu, %76,6'sının tanı sürelerinin 0-7 yıl olduğu ve %88,8'inin düzenli kan şekeri kontrolü yaptığı belirlenmiştir. Diyabetlilerin %15,9'u (n=17) diyabet eğitimi almamıştır. Diyabetlilerin ?diyabet bakımında en çok destek veren kişi? sorusuna yanıtları değerlendirildiğinde %78,5'inin eş desteği aldığı görülmüştür. Hensarling Diyabet Aile Destek Ölçeği toplam puanlarının yaş arttıkça kısmen azaldığı, medeni durumuna göre ölçek toplam puanlarının karşılaştırılması yapıldığında evlilerin ölçek toplam puan ortalamalarının bekarlara göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır. Diyabet tiplerine göre tip 1 diyabetlilerin ölçek toplam puan ortalaması tip 2 diyabetlilere göre anlamlı derece yüksek olarak saptanmıştır. Diyabet eğitimi alan bireylerin ölçek puanları daha yüksek bulunmuştur.Sonuç: Hensarling Diyabet Aile Destek Ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlanmış biçimi ile geçerli-güvenilir bir ölçme aracı olduğu belirlenmiştir. Ölçek puanları yüksek hastalarda uyumun daha iyi ve komplikasyon yaşama oranlarının da daha düşük olduğu belirlenmiştir. Aile desteğinin bireysel bakım sürecinde düzenli aralıklarla değerlendirilmesi önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Diyabet, aile, destek

AileAile desteğiAile içi ilişkiler+3
Selin Akın
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı hastalarda tedavi süreçlerindeki düşme riskinin ve etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Bu çalışma 65 yaş ve üstü yaşlı hastalarda son bir yıl içinde yaşadıkları düşme veya düşme riski ile ilgili faktörlerin değerlendirilmesi amacı ile kesitsel tipte tanımlayıcı bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini, İstanbul'da üç büyük özel hastane ve bir üniversite hastanesinde yatmakta olan 65 yaş üstü 125 hasta oluşturmuştur. Araştırma Nisan ?Haziran 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından literatür bilgisinden yararlanılarak hazırlanan ?Hasta Tanılama Formu? ve ?Standardize Mini-Mental Test?, ?Barthel indeksi?, ? Hendrich II Düşme Riski Modeli? kullanılarak hastalarla yüz yüze görüşme ve hasta dosyaları incelenerek toplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS (Statistical Package for Social Sciences) programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yaş ortalaması 73,42 ± 6,41 olan bireylerin %84,8'inde kronik hastalık öyküsü olduğu, %76'sının günlük yaşam aktivitelerini sürdürmek üzere yardımcı araç kullandığı, %68' inin şimdiki hastane yatışı sırasında invazif girişim geçirdiği ve hastaların evde kullandıkları ilaçların ortalama sayısı 4,46 ± 2,41, hastanede kullandıkları ilaçların ortalama sayısının 6,72 ± 3,00 olduğu belirlenmiştir. Bireylerin son bir yıl içinde düşme durumları sorgulandığında, %32,8'inin de son bir yıl içinde düştüğü ve düşen hastaların % 70'inin ev içi ortamda düştüğü belirlenmiştir. Araştırmada, bireylerin en az bir kronik hastalık öyküsü olduğu, kullandıkları ilaç sayısının ve türünün fazla olduğu, büyük çoğunluğunun yardımcı araç kullandığı ve fonksiyonel olarak bağımlı olduğu görülmüştür. Bu bulgular 65 yaş üstü bireylerde düşme prevalansının ve düşmeyi artıran risk faktörlerinin yüksek olduğunu göstermektedir. Bu nedenle hemşirelerin yaşlı hastalarda düşme risk faktörleri ve önlemleri ile ilgili değerlendirmeleri yapması; evde, toplumsal alanlarda ve sağlık kurumlarında gerekli önlemlerin bu doğrultuda alınması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, düşme, düşme risk faktörleri.

KazalarRisk faktörleriYaralar ve yaralanmalar+3
Sevilay Beyazay
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin organ bağışı ve organ nakli konusundaki düşüncelerine aile ve eğitimin etkisinin araştırılması

Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin organ bağışı ve nakli konusundaki düşüncelerine ailelerinin ve aldıkları hemşirelik eğitiminin etkisinin araştırılması amacı ile bir vakıf üniversitesinin hemşirelik yüksekokulunda gerçekleştirildi. Çalışmanın evrenini hemşirelik yüksekokulunun tüm öğrencileri oluşturmuş olup örneklem ise 1. sınıf ve 4. sınıfta okuyan, çalışmaya katılmayı kabul eden 203 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmanın verileri; araştırmacı tarafından hazırlanan anket ile toplanmıştır. Anketin I. bölümünde demografik özellikleri ve bazı düşünceleri sorgulayan çoktan seçmeli toplam 32 soru, II bölümünde düşünceleri sorgulayan likert tipi 18 soru yer almıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS (Statistical Packagefor Social Sciences) 17.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde gibi betimsel istatistiklerden faydalanılmıştır. Çalışma grubu % 54,7'si (n= 111) 1 sınıf, % 45,3'ü ( n= 92) 4 sınıf, % 92,6'sı ( n= 188 ) kız, % 7,4'ü (n= 15) erkek öğrencilerden oluşmaktadır. Öğrencilerin % 7,4'ünün (n=15) organ bağışında bulundukları tespit edildi. Öğrencilerin konuyla ilgili eğitim alma durumlarına bakıldığında ise % 63,1'inin (n= 128) eğitim almadıklarını ifade ettikleri görüldü. Eğitim aldıkları yere bakıldığında ise %18'si (n= 37) basın yayın kuruluşlarından bilgi aldıklarını ifade etmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin % 69,5'i (n= 141) organ nakli veya bağışı yapmayı düşünmekte olup, % 29,6'sı (n= 60) ise bu yönde bir düşünceye sahip değildir. Aileleri organ bağışını destekleyen öğrencilerin Organ Bağışı ve Nakline İlişkin Düşünce ve Tutum Değerlendirme Formu puanları (25,50 ± 3,098), aileleri organ bağışı konusunda kararsız olan öğrencilerin puanlarına (20,11 ± 4,122) göre istatiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek olduğu görüldü. Bu çalışma sonuçlarına göre öğrencilerin mezuniyetten sonra birer sağlık çalışanı ve eğitimcileri olacakları düşünülürse okuldaki mesleki eğitim dönemleri boyunca konuyla ilgili daha fazla bilgi almaları önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Hemşirelik Öğrencisi, Organ Bağışı, Organ Nakli, Aile, Etki, Eğitim

Zülfiye Şen
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık bakım hizmetleri yönetiminde vizyon geliştirme tutumunun değerlendirilmesi

Bu araştırma sağlık bakım hizmetleri yöneticilerinin vizyon geliştirme tutumlarını değerlendirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul İli Avrupa Yakasında bulunan beş ayrı özel hastanede çalışan yönetici hemşireler alınmış, örneklem grubunu araştırmaya katılmayı kabul eden 67 servis sorumlu hemşiresi oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Vizyon Geliştirme Tutum Ölçeği' kullanılarak toplandı. Vizyon Geliştirme alt boyutlarında 'Yaratıcılık ve Gelişmeye İnanç' Faktöründe iç tutarlılık (Cronbach Alpha:0,800) yüksekti. 'Hedeflere Ulaşma İnancı ve Kararlılığı' Faktörü sorularında iç tutarlılık (Cronbach Alpha:0,587) yüksekti. Etme ve Yön Gösterme' Faktörü sorularında iç tutarlılık (Cronbach Alpha: 0,781) yüksekti. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Verilerin tanımlayıcı istatistiksel değerlendirilmelerinde ortalama, standart sapma, oran ve frekans değerleri kullanılmıştır. Değişkenlerin dağılımı Kolmogorov Simirnov testi ile kontrol edildi. Niteliksel verilerin analizinde Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U test kullanıldı. Faktörlerin iç tutarlılığı Cronbach Alpha değeri ile ölçüldü. Korelasyon analizinde Spearman korelasyon analizi kullanıldı. Araştırma sonucunda; servis sorumlu hemşirelerinin vizyon geliştirme tutum ölçeğinden ortalama ort±ss.:51,42±5,26 puan aldığı bulundu. Yöneticilerin yönetim eğitimi alanların vizyon geliştirme tutumu ve alt boyutları yönetim eğitimi almayanlara göre anlamlı olarak daha yüksekti. Toplam kalite yönetimi veya stratejik planlama konularında görev alanların 'Öncülük Etme ve Yön Gösterme' puanı görev almayanlara göre anlamlı olarak yüksek bulundu. Herhangi bir sağlık kurumunun kuruluşunda veya organizasyonunda görev alanların 'Vizyon Geliştirme Tutum' puanı, 'Öncülük Etme ve Yön Gösterme', 'Hedeflere Ulaşma İnancı ve Kararlılığı' alt faktör puanları, görev almayanlara göre anlamlı olarak daha yüksek bulundu. Çalışma sonuçlarına göre yönetici hemşirelerin yönetim konularındaki eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi ve periyodik eğitim programlarının oluşturulması önerilmiştir. Anahtar kelimeler: Sağlık bakım hizmetleri, sorumlu hemşire, vizyon geliştirme tutumu

Arzu Taşdemir
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kemoterapi uygulanan kanserli hastalarda özbakımın değerlendirilmesi

Bu çalışma kemoterapi tedavisi alan kanser hastalarında kemoterapiye bağlı yan etkileri değerlendirmek ve bu semptomlara yönelik özbakım gereksinimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Temmuz 2015- Ağustos 2015 tarihleri arasında İstanbul'da bir kanser merkezinin kemoterapi ünitesinde kemoterapi tedavisi alan 97 hastada yapılmıştır. Verilerin toplanmasında hasta bilgi formu kullanılmıştır. Çalışmada kemoterapi tedavisi alan hastalarda; hastaların kişisel özellikleri, hastalık ile ilgili özellikleri, kemoterapi yan etkileri ve hastaların özbakım girişimlerini uygulama özellikleri değerlendirilmiş ve karşılaşılabilecek en önemli yan etkilerden ağız enfeksiyonları, cilt sorunları, bulantı, kabızlık, ishal, ağrı, yorgunluk gibi semptomlara yönelik özbakım girişimleri sorgulanmıştır. Çalışmamıza katılan hastaların çoğunlukla 48-61 yaş aralığında olduğu, çoğunluğunun yüksek eğitim görmüş kişiler olduğu belirlendi. Hastalar hastalık özellikleri açısından değerlendirildiğinde ise, akciğer, kolon ve meme kanseri oldukları, çoğunluğu en fazla bir yıl içerisinde tanı konulan hastalar oldukları belirlendi. Araştırmamızda çıkan sonuçlar doğrultusunda hastaların en çok mide bulantısı, ağız enfeksiyonları ve kabızlık sorunundan etkilendiği, çoğunluğunun orta derecede yorgunluk hissettiği, kemoterapi döneminde büyük ölçüde hijyenik önlemlere, enfeksiyondan korunmaya ve vücut ısısı kontrolüne önem verildiği görüldü. Hemşirelerin kemoterapi sürecinde yorgunluk ve mide bulantısı tanılama, izleme ve eğitim programlarını planlamaları konusunda önerilerde bulunuldu. Anahtar Kelimeler: Kemoterapi, kanser, özbakım, semptom değerlendirme, özbakım gereksinimleri.

Belirti ve semptomlarNeoplazmlarÖzbakım+3
Beren Kütük
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Stomalı hastalarda yaşam kalitesinin ve eğitim gereksinimlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışma kolon rektum kanseri tanısı taşıyan ve stoma açılan hastalarda yaşam kalitesini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Eylül 2015- Aralık 2015 tarihleri arasında İstanbul'da bir Kanser Merkezi ve Özel Hastanede Kemoterapi Ünitesinde ayaktan kemoterapi tedavisi uygulanan veya yatmaktan olan 43 hastada gerçekleştirildi. Verilerin toplanmasında hasta bilgi formu ve Yaşam Kalitesi ölçeği kullanıldı. Çalışmada hastalarda; hastaların kişisel özellikleri, hastalık ile ilgili özellikleri ve yaşam kaliteleri araştırıldı. Çalışmamıza katılan hastaların çoğunlukla 40-49 yaş aralığında olduğu, çoğunluğunun lise ve üstü öğrenim görmüş kişiler olduğu belirlendi. Hastalar hastalık özellikleri açısından değerlendirildiğinde ise çoğunluğunun kolon kanseri olduğu ve ameliyat sonrası kemoterapi tedavisi aldığı belirlendi. Araştırmamızda çıkan sonuçlar doğrultusunda hastaların en çok sosyal kaygılarında artış ve psikolojik iyilik puanlarında düşme olabildiği görüldü. Hastaların kimlerle yaşadıklarının da fiziksel iyilik hallerinde değişikliğe neden olabildiği görüldü. Hastaların sosyal kaygılarının giderilmesinde hemşirelerinden, aileden, ve diğer kaynaklardan destek gereksinimlerinin olduğu görüldü. Özel dal hemşirelerinin sürecin başlangıcından itibaren başlayarak izleme ve destekleme süreçleri ile ilgili kanıta dayalı uygulama gerçekleştirmeleri kapsamında önerilerde bulunuldu.

Cerrahi stomalarHasta eğitimiKolorektal cerrahi+4
Deniz Nalcı
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci hemşirelerin akılcı ilaç kullanım ilkeleri konusunda bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Akılcı İlaç Kullanımı (AİK) hastaların klinik ihtiyaçlarını ve bireysel gereksinimlerini karşılayacak dozlarda, uygun zaman aralığında, maliyet az olacak şekilde ilaç tedavisi almalarını gerektirir. İlaç kullanımı ile ilgili yaşanan sorunların çözümünde alınan hemşirelik eğitimi ön plandadır. Amaç: Bu araştırmada hemşirelik öğrencilerinin akılcı ilaç kullanım ilkeleri konusunda bilgi düzeylerini değerlendirmek amacı ile tanımlayıcı olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma 542 hemşirelik yüksekokulu öğrencisinden araştırmaya katılmayı kabul eden ve ulaşılabilen 511 öğrenci ile yürütüldü. Veriler kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ile toplandı. Anketler SPSS 16.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Öğrencilerin cinsiyete göre dağılımları incelendiğinde %79,3'ü kız, %20,7'si erkektir. %19'u 1., %27,6'sı 2., %28,8'i 3., %24,7'si ise 4. sınıfta öğrenim görmektedir. Öğrencilerin %65,6'sının Akılcı İlaç Kullanımı konusunda bilgisi olduğu, %34,4'ünün ise bilgisinin olmadığı tespit edildi. En son kullanılan ilaç türüne göre dağılımları ise %72'sinin reçeteli, %28'inin ise en son reçetesiz ilaç kullandığı belirlendi. Öğrencilerin İlaç Kullanım Tutumu puanlarının sınıflara göre dağılımı incelendiğinde 2. sınıf öğrencilerinin İlaç Kullanım Tutumu puanları 55,44 ± 8,279, 1. ve 3. sınıf öğrencilerinin puanları ise sırasıyla 51,41 ± 7,606 ve 52,91 ± 7,726 olarak bulunmuş olup, istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi (p < 0,05). Sonuç: Hemşirelik öğrencilerine AİK ile ilgili gereken bilgi ve tutumu sağlamak için farklı derslere ilişkin düzenlemeler önerildi. Anahtar Sözcükler: Öğrenci hemşireler, hemşireler, akılcı ilaç kullanımı, ilaç kullanımı, bilgi düzeyi.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Ezgi Kuş
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Diyabetli hastaların öz-bakım uygulamalarının ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi

Diabetes mellitus, yaşam boyu süren komplikasyonları ile birey ve toplumu etkiler. Diyabetli hastanın öz-bakım bilinci hastalığın ne derecede kontrol altına alınabileceğini belirler. Amaç: Bu araştırma, Diyabetli hastaların öz-bakım uygulamalarının ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi amacı ile tanımlayıcı olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma Endokrinoloji polikliniğine başvuran diyabet tanılı 104 hasta ile alındı. Veriler kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ile toplandı. Anketler SPSS 16.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hastaların %65,4'ünün kadın, %34,6'sının erkek; %74'ünün evli, %10,6'sının bekar olduğu, %5,8'inin eşinin ölmüş ve %9,6'sının ise boşanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların eğitim durumlarına göre dağılımları, %6,7'sinin okur-yazar olduğu, %54,8'inin ilk ve orta öğretim, %38,5'inin ise yükseköğretim eğitim seviyesinde olduğu görüldü. Hastaların %38,5'inin (n=40) başka bir kronik hastalığı olduğu belirlendi. Hastaların öz-bakım gereksinimlerini belirlemek için kullandığımız Öz-etkililik-yeterlilik ölçeği puanları ve Tip 2 Diyabet Öz-etkililik Ölçeği puanları, yaş, eğitim, hastalık süreci ve kronik hastalık varlığına göre karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Sonuç: Diyabet hastalarına ve yeni tanı almış hastalara öz-bakım gereksinimleri hakkında ve bu gereksinimlerle ilgili değerlendirmelerin yapılarak gerekli eğitimlerin düzenlenmesi ve eğitim almaları gerektiği konusunda önerilerde bulunuldu. Anahtar Sözcükler: Diyabet, ilişkili faktörler, diyabet hemşiresi, eğitim, öz-bakım

AntidiyabetiklerBireysel eğitimDiabetes mellitus+3
Zeynep Karasoy
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi kliniklerinde yatan hastaların uyku durumlarını etkileyen faktörler

Amaç: Uyku, patofizyolojik, fiziksel, psikolojik ve çevresel faktörlerden etkilenen, kompleks, fizyolojik temel bir yaşam gereksinimidir. Hastaların daha rahat uyumalarına engel olan faktörlerin belirlenmesi, ortadan kaldırılması ile normal uyku sürecinin sağlanması ve sürdürülmesi önemli bir hemşirelik girişimidir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, hemşirelik girişimleri için temel bir veri oluşturmak üzere cerrahi kliniklerinde yatan hastaların uyku durumlarını etkileyen faktörleri araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Özel Üniversite Hastanesinde Şubat-Nisan 2016 tarihleri arasında en az üç gün hastanede yatan, yer, kişi, zaman farkındalığı olan, normal soruları yanıtlayabilecek durumda olan 100 kişi dahil edilmiştir. Bulgular: Hastaların yaş gruplarına göre dağılımları, hastaların %31'inin 18-29 yaş grubunda, %37'sinin 30-39 yaş grubunda, %32'sinin ise 40-49 yaş grubunda olduğu, %79' u ameliyat sonrası 3. günde, %21' i ise ameliyat sonrası 4. günde olduğu, uykularının %23 hastalıkları ile ilgili kaygı, %14 gürültü, %24'ünde bulantı, %18' inde iştahsızlık nedeniyle etkilendiği görülmüştür. Sonuç: Elde edilen araştırma sonuçları hemşirelik ve hemşirelik bakımının kalitesini arttırmakta kullanılacaktır. Anahtar Sözcükler: Uyku, Uyku Kalitesi, Cerrahi Klinikleri, Uykuyu Etkileyen Faktörler, Hasta

CerrahiHastalarHemşirelik bakımı+5
Merve Hatipoğlu
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadında ovülasyon izlem yöntemlerine ilişkin bilgi ve uygulamaların değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Doğurganlık bilinci kapsamında fertil dönemlerin bilinmesi, istenmeyen gebeliklerin önlenmesi ya da gebe kalınması konusunda çiftlere yardımcı olur. Çiftlerin ovulasyon izlem yöntemlerini ne kadar ve nasıl bildikleri konusunda hemşirelerin/ ebelerin bilgi sahibi olması onların verdikleri danışmanlık ve eğitici rollerini kullanırlarken önemli bir kaynak olup bireylerin bu yöntemleri etkin kullanmalarını sağlayacaktır. Bu çalışma Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kadın Doğum polikliniklerine başvuran kadınların ovülasyon izlem yöntemlerine ilişkin bilgi ve uygulama durumlarını saptamak amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya katılmayı kabul eden kadınlara araştırmacı tarafından literatür taranarak hazırlanan anket formu yüz-yüze görüşme tekniği ile uygulandı. Veri toplama öncesi kurum izinleri ve kadınlardan bilgilendirilmiş sözlü onam alındı. Veriler SPSS (20.0 versiyon) istatistik programı ile analiz edilmiştir. Bulgular ve Sonuç: Çalışmamızda ki kadınların yaş ortalaması, 28,1 ± 6,0 olup, %45,1 (n=333)' inin ilköğretim mezunu olduğu saptandı. Kadınların %60,1 (n=445)'inin ovülasyon izlem yöntemlerne ilişkin bilgisinin olduğu belirlenmiş olup en fazla olarakta %44,1'inin (n=414) takvim yöntemini bildikleri saptandı. Araştırmaya dahil olan kadınların %48,2'si (n=357) ovulasyon izlem yöntemlerinden en az bir tanesini kullandıkları yine en fazla kullandıkları yöntemin takvim yöntemi %93,2 (n=333) olduğu belirlendi. Anahtar Sözcükler: Ovülasyon izlem yöntemleri, Doğurganlık bilinci, Fertil günler, Danışmanlık rolü, Hemşire

DanışmanlıkFertiliteHemşirelik+3
Tuba Güner Emül
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinde akademik başarıyı etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin kişisel özelliklerinin ve öğrenim ile ilgili özelliklerinin akademik başarısına etkisini değerlendirmek, akademik başarı ile genel özyeterlilik arasındaki ilişkiyi inceleyerek etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı-ilişki arayıcı olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma evreni İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Hastanesi Hemşirelik Yüksekokulu Eğitimi devam eden 1. , 2. , 3. , 4. sınıf öğrencilerinden araştırmaya katılmayı kabul eden 414 kişi oluşturdu. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan 'Bilgi Formu' ve 'Genel Özyeterlilik Ölçeği' kullanılarak toplandı. Tez çalışması kapsamında ölçeğin madde-toplam puan korelasyon katsayısı ve Cronbach alfa değerleri hesaplandı, ölçek puanlarının dağılımı verilerek, ölçek puanları öğrencilerin sosyo-demografik ve öğrenim özelliklerine göre fark analizleri ile karşılaştırıldı ve ölçek puanları arasındaki ilişkiler hesaplandı. Verilerin çözümlenmesinde frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde gibi betimsel istatistiklerden yararlanıldı. Fark analizlerinde iki bağımsız değişken için t testi, ikiden fazla bağımsız değişken için One-way ANOVA testi, ilişki analizleri için ise Pearson's korelasyon testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmada hemşirelik öğrencilerinin Öz-yeterlilik Ölçeği puanları arasındaki ilişkilere bakıldı. Buna göre "Başlama" alt boyutu ile; "Yılmama" alt boyutu arasında istatistiksel açıdan anlamlı, pozitif yönde ve orta düzeyde (rp: 0,569); "Sürdürme Çabası - Israr" alt boyutu arasında istatistiksel açıdan anlamlı, pozitif yönde ve zayıf düzeyde (rp: 0,282); "Ölçek Toplam Puanı" arasında ise istatistiksel açıdan anlamlı, pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde (rp: 0,913) bir ilişki olduğu saptandı (p<0,05). Sonuç: Çalışma sonuçlarına göre öğrencilerin öz yeterliliklerini değerlendirmeleri ve gelişimlerini sağlayacak önerilere katkıda bulunmaları, önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: Akademik başarı, öz-yeterlilik, genel öz-yeterlilik, hemşirelik öğrencileri, başarıyı etkileyen faktörler

Akademik başarıHemşirelikHemşirelik araştırmaları+3
Aslıhan Erdoğrul
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci hemşirelerin ağrı yönetimine ilişkin bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma, öğrenci hemşirelerin ağrı yönetimine ilişkin bilgi düzeylerini değerlendirmek ve hemşirelik lisans eğitiminde ağrı yönetimi eğitimine ilişkin önerilerde bulunmak amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma İstanbul Avrupa Yakası'nda bir vakıf üniversitesinin hemşirelik yüksekokulu 2., 3. ve 4. sınıf öğrencileriyle yapıldı. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan bilgi formları kullanıldı. Kurum ve etik kurul izni alınarak bu formlar öğrencilere uygulandı. Veriler SPSS 16.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Ağrı yönetimi bilgi puanlarının dağılımı verildi, puanlar öğrenci hemşirelerin sosyo-demografik, ağrı ve ağrı yönetimi özelliklerine göre fark analizleri ile karşılaştırıldı ve puanlar arasındaki ilişkiler hesaplandı. Bulgular: Öğrenci hemşirelerin %83,5'inin (n=213) kız, %16,5'inin (n=42) erkek, %97,6'sının (249) bekar, %2,4'ünün (n=6) evli, %29,4'ünün (n=75) ikinci sınıfta, %34,9'unun (n=89) üçüncü sınıfta, %35,7'sinin (n=91) dördüncü sınıfta olduğu görüldü.Bireysel sağlık durumu değerlendirmesinin 1 ile 10 arasında değiştiği, sağlık durumu ortalama değerlendirme puanının 6,84 ± 2,023 olduğu belirlendi. Ağrı Yönetimi Bilgi Formu puanları, cinsiyete göre, mezun olunan lise türüne göre, lisans eğitiminde ağrı ile ilgili ders alma durumuna göre ve lisans dışında ağrı ile ilgili eğitim alma durumuna göre karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Sonuç: Öğrenci hemşirelerin ağrı yönetimi bilgilerini geliştirme gereksinimi belirlendi. Hemşirelik lisans eğitiminde, ağrı yönetimi konusunun, uygulamalı eğitim programlarında sistematik biçimde yer alması için önerilerde bulunuldu. Anahtar Kelimeler: Ağrı, ağrı yönetimi, hemşire, öğrenci hemşire.

AğrıAğrı yönetimiHemşireler+4
Naile Dalkılıç
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin port kateter uygulaması ile ilgili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Onkoloji hastalarında sık kullanılan port kateter uygulamasında, kateter bakımından primer olarak hemşireler sorumludur, bakımın planlı ve sistematik yönetimi önemlidir. Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin port kateter uygulaması ile ilgili bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amacı ile tanımlayıcı olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İstanbul ili Avrupa Yakası'nda bulunan bir vakıf üniversitesinin Hemşirelik Yüksekokulu 2. , 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden 248 öğrenci ile yapıldı. Veriler kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ile toplandı. Anketler SPSS 16.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Port Kateter Uygulaması Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu puanlarının 1 ile 26 arasında değiştiği, bilgi formu puan ortalamasının 15,49 ± 5,722 olduğu tespit edildi. Port Kateter Uygulaması Bilgi Düzeyi Değerlendirme Formu puanları, hemşirelik öğrencilerin eğitim gördükleri sınıfa göre, mezun oldukları lise türüne göre, mesleğini isteyerek tercih etme durumuna göre, akademik başarısına göre, port kateter uygulaması hakkında bilgi sahibi olma durumuna göre, port kateter uygulamasında hemşirelerin sorumluluklarını bilme durumuna göre karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı bulundu. Sonuç: Hemşirelik eğitimi sürecinde port kateter ile ilgili bilgi ve uygulamaların geliştirilmesi, klinik alanda port kateter ile ilgili çalışmaların yapılması ve çalışma önerilerinin rehber alınması yönünde önerilerde bulunuldu. Anahtar Sözcükler: Port kateter, bilgi düzeyi, kateter uygulaması, hemşirelik öğrencileri, tedavi süreci

BilgiHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Ecenur Balkan Mercan
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Karaciğer transplantasyonu uygulanan hastalarda yaşam kalitesi ve eğitim gereksinimlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Karaciğer transplantasyonu uygulanan hastalarda yaşam kalitesini ve eğitim gereksinimlerini belirlemek, bakım ve eğitimde rehber olacak öneriler geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: İstanbul ili Avrupa yakasında özel bir hastanede 93 karaciğer transplantasyonu uygulanan hasta ile gerçekleştirildi. Veriler kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ile toplandı. Hasta Bilgi Formu ve Nottingham Sağlık Profili, Enerji Düzeyi (EL), Emosyonel Reaksiyon (ER), Ağrı (P), Sosyal İzolasyon (SI), Fiziksel Aktivite (PA) ve Uyku (S) alt boyutlarından oluşan maddeler kullanıldı. Anketler SPSS 21.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırma sonuçlarına göre; örneklerimin çoğunluğunu erkek hastaların oluşturduğu, büyük çoğunluğunun evli ve ilkokul mezunu olduğu saptandı. Hastalıkla ilgili özelliklerde hastaların çoğunluğunun hastalık nedeninin viral hepatit olduğu, donör tipinin ise çoğunluğunun canlı olduğu saptandı. NSP Ölçeği'nin Türkçe formunun karaciğer transplantasyonu olan hastaların yaşam kalitesini ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu tespit edildi. Örneklemde en çok evet yanıtı verdikleri maddenin sabahları erken uyanma olduğu, NSP puanları hastaların eğitim durumuna göre karşılaştırıldığında sadece Enerji Düzeyi alt boyutu puanları arasındaki fark istatiksel olarak anlamlıydı (p<0,05). NSP'ye göre ameliyat sonrasında enfeksiyondan nasıl korunacağını bilmeyen hastaların bilen hastalara göre Enerji Düzeyi, Ağrı, Emosyonel Reaksiyon, Fiziksel Aktivite alt boyutları ve NSP Toplam puanlarının istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı. Örneklemin büyük çoğunluğuna ameliyat sonrası ilaçların nasıl kullanılacağının anlatıldığı saptandı. Hastaların ilaç kullanımı ve enfeksiyondan korunma ile ilgili eğitim süreç ve yöntemine ilişkin öneriler sunuldu.

Alev Urfalı
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Parkinson hastalarında yaşam kalitesinin ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi

Parkinson Hastalarında Yaşam Kalitesinin ve İlişkili Faktörlerin Değerlendirilmesi Öğrencinin Adı : Meltem CİVİL Danışman : Prof. Dr. Zehra DURNA Anabilim Dalı : Hemşirelik Amaç : Parkinson Hastalarının yaşam kalitelerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi , değerlendirilmesi ve Parkinson Hastalarında uygun hemşirelik yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntemler : İstanbul ili Avrupa yakasında özel bir hastanede 61 parkinson hastası ile gerçekleştirildi. Kurum izni ve etik kurul onayı alınarak anket formu ile veriler toplandı. Kişisel Bilgi Formu, Hoehn ve Yahr Klinik Evreleme Ölçeği, PDQ39 Parkinson Hastalığı Anketi kullanıldı. Anketler SPSS 21.0 programı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular : Araştırma sonuçlarına göre; örneklemin çoğunluğunun erkek hastaların oluşturduğu, büyük çoğunluğunun evli ve ilköğretim mezunu olduğu saptandı. Hastaların büyük çoğunluğunun Hoenh Yahr evrelemesinde Evre 1-2 ve 3 olduğu tespit edildi. Örneklemin çoğunluğunun oral tedavi aldıkları ve büyük çoğunluğunun tedaviyi düzenli kullandığı belirlendi. Hastaların şu an uygulanan tedavinin kendilerini olumsuz etkileyen yan etkilerine göre dağılımları incelendiğinde; hastaların çoğunlukla mide problemi yaşadığı tespit edildi. Hastaların yaşam kalitelerini incelediğimiz araştırmamızda hastaların en çok mobilite açısından yaşam kalitelerinin etkilendiği tespit edildi. Mobiliteden sonra günlük yaşam aktiviteleri, emosyonel durum, stigma, sosyal destek, kognisyon, iletişim ve ağrıdan yaşam kalitelerinin etkilendiği saptandı. Anahtar kelimeler : Parkinson Hastalığı, yaşam kalitesi, hemşirelik bakımı.

AnketlerDopaminHemşirelik bakımı+3
Meltem Civil
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kemoterapi uygulanan kanser hastalarında ağız bakım gereksinimlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma kanser tanısıyla kemoterapi uygulanan hastalarda tedavi süresince oral mukoz membranların durumunu ve ağız bakım gereksinimlerinin değerlendirilmesi amacıyla gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Araştırma Ekim 2017 - Aralık 2017 tarihleri arasında İstanbul'da özel bir hastanenin ayaktan kemoterapi ünitesi, onkoloji ve hematoloji servislerinde 120 kanser hastası üzerinde yapıldı. Verilerin toplanması için Hasta Bilgi Formu ve oral mukoz mebran değerlendirme anket formu kullanıldı. Çalışmada kemoterapi tedavisi uygulanan hastaların oral mukozası gözlem yöntemiyle değerlendirildi, anket yöntemiyle ağız bakım alışkanlıkları, ağız bakımı hakkında bilgi düzeyleri, şikayetleri ve ağız bakım uygulamaları sorgulandı. Bulgular: Çalışmada hastaların yaşları 19-82 yaş arasında değişmekte ve hastaların 61'i kadın hastadan oluşmaktadır. Hastalarda sırasıyla en çok meme, kolon ve multiple myelom kanseri olduğu belirlendi. Araştırmada çıkan sonuçlar doğrultusunda hastaların en çok dil üstü ve yanları, dilaltı, damak, yanak içi, diş, diş eti ve dudaklarında şikayetleri olduğu saptandı. Hastaların ağızda yara oluşumunu önlemeye yönelik uyguladıkları yöntemlerden ve ağız yarası oluştuğunda şikayetleri azaltmaya yönelik yöntemlerden en çok kullanılan beş yöntem incelendiğinde; hastaların çoğunluğu kloroben, sodyum bikarbonat, tuzlu su, limonlu su ve bitkisel uygulamalardan yararlandığı belirlendi. Sonuç: Hemşirelere kemoterapi tedavisi süresince hastalara uygun ağız bakımı, düzenli ağız bakım değerlendirilmesi, ağız diş sağlığının korunması için hemşireler tarafından oral mukoz membranların izlenmesi, gözlem ve eğitim programlarının planlanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Oral mukozit, oral mukoza, kemoterapi, kanser, ağız bakım uygulamaları.

Ağız hastalıklarıAğız sağlığıHasta bakımı+7
Deniz Berk
Demiroğlu Bilim University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerinin klinik uygulamalı eğitim döneminde stres düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma; lisans öğrenim sürecinde Hemşirelik Esasları, İç Hastalıkları Hemşireliği, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği, Ruh Sağlığı ve Psikiyatri Hemşireliği, Halk Sağlığı Hemşireliği, Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği, Hemşirelikte Yönetim, Hemşirelikte Eğitim gibi klinik uygulamaları ile uygulamalı ve seçmeli derslerde hemşirelik bölümü öğrencilerinin yaşadıkları stres düzeylerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma evrenini, İstanbul Bilim Üniversitesi Florence Nightingale Hastanesi Hemşirelik Yüksekokulu eğitimine devam eden 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden araştırmaya katılmayı kabul eden 222 kişi oluşturdu. Veriler; araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Özellikler Bilgi Formu' ve 'Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği' kullanılarak toplandı. Tez çalışması kapsamında, ölçeğin madde-toplam puan korelasyon katsayısı ve Cronbach alfa değerleri hesaplandı. Ölçek puanlarının dağılımı gösterilerek ölçek puanları, öğrencilerin sosyo-demografik ve öğrenim özelliklerine göre fark analizleri karşılaştırıldı ve ölçek puanları arasındaki ilişkiler hesaplandı. Verilerin çözümlenmesinde; frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde gibi betimsel istatistiklerden yararlanıldı. Fark analizlerinde iki bağımsız değişken için t testi, ikiden fazla bağımsız değişken için One-way ANOVA testi ve ilişki analizleri için ise Pearson's korelasyon testi kullanıldı. Bulgular: Bu araştırmada, Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği puanları arasındaki ilişkiler incelendi. Analiz sonuçlarına göre ölçeğin madde-toplam puan korelasyonlarının 0,29 ile 0,69 arasında değiştiği ve tüm maddelerin ölçek toplam puanı ile istatiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptandı (p<0,05). Hemşirelik Eğitimi Stres Ölçeği toplam puanı ile alt boyut puanları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, HESÖ Toplam Puanı ile Akademik Stres alt boyutu arasında istatistiksel açıdan anlamlı, pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde olduğu saptandı. (rs: 0,937, p<0,01), Ayrıca HESÖ Toplam Puanı ile Uygulama Stresi alt boyutu arasında ise istatistiksel açıdan anlamlı, pozitif yönde ve çok yüksek düzeyde (rs: 0,931, p<0,01) bir ilişki olduğu belirlendi. Sonuçlar: Çalışma sonuçlarına göre, öğrencilerin klinik uygulamalı eğitim döneminde stres düzeylerinin erken dönemde tespit edilmesi ve strese yönelik çözümler sunulması önerilmektedir.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik eğitimi+3
Aslıhan Yılmaz
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelerin venöz tromboemboli risk faktörleri ve koruyucu girişimlere yönelik bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışma hemşirelerin venöz tromboemboli risk faktörleri ve koruyucu girişimlere yönelik bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi amacı ile planlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma tanımlayıcı-kesitsel nitelikte bir araştırmadır. Veriler İstanbul ilindeki özel bir hastanenin ve bir vakıf üniversitesine bağlı bir eğitim araştırma hastanesinin bölümlerinde çalışan 111 hemşire üzerinde gerçekleştirildi. Veriler, araştırmacı tarafından konuyla ilgili literatürlerden yararlanılarak oluşturulan bilgi formlarıyla elde edildi. Bulgular: Hemşirelerin Venöz Tromboemboli Risk Faktörleri ve Koruyucu Girişimlere Yönelik Bilgi Düzeylerinin Değerlendirilmesi Formu'na verilen cevaplara göre; hemşirelerin venöz tromboemboliye ilişkin bilgi düzeylerinin risk faktörlerine yönelik yüksek (rs= 0,704) (p<0,01), farmakolojik olmayan koruyucu girişimlere yönelik orta (rs= 0,641) (p<0,01), farmakolojik girişimler ve izleme yönelik yüksek (rs= 0,727) (p<0,01), hemşirelik girişimleri ve hasta eğitimine yönelik yüksek düzeyde (rs= 0,892) (p<0,01) olduğu belirlendi. Sonuç: Hemşirelerin venöz tromboemboli gelişimine yönelik farmakolojik olmayan koruyucu girişimler konusundaki bilgi düzeyleri arttırılmalıdır. Bu bağlamda hemşirelere aralıklı periyotlar halinde venöz tromboemboli risk faktörleri ve koruyucu girişimlere yönelik kurum içi eğitim programları verilmelidir. Anahtar Sözcükler: Venöz Tromboemboli, Hemşire, Bilgi, Koruyucu Yöntem, Risk Faktörü.

BilgiBilgi düzeyiHemşireler+7
Kübra Karadoğan
Demiroğlu Bilim University · Institute of Health Sciences
2018
00

Other supervisors