Theses supervised by Prof. Dr. Songül Tümkaya
21 theses · Çukurova University
İlkokul yöneticilerinin yeterliliklerine ve iletişim becerilerine ilişkin yönetici ve öğretmenlerin görüşlerinin incelenmesi
Yöneticilik yeterlilikleri ve iletişim becerileri bağımsız olarak kuramsal alanlarda en çok işlenen konular arasındadır. Bununla birlikte yöneticilik yeterlilikleri ve iletişim becerilerinin öğretmen ve yönetici görüşleri arasındaki ilişkileri ele alan araştırmaların yeterli derecede incelenmedikleri görülmektedir. Bu araştırma söz konusu eksikliği gidermek amacıyla ilişkisel tarama modelinde yapılmış betimsel bir çalışmadır. Gerçekleştirilen araştırma yönetici ve öğretmen algıları temel alınarak ilkokul müdürlerinin yeterlilikleri ve iletişim becerilerinin; cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, kıdem, bulundukları okulda kaç yıldır görev yaptıkları, yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitim alıp almadıkları ve görev yaptıkları okul türü değişkenlerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın örneklemini, Adana İli Seyhan, Yüreğir, Çukurova ve Sarıçam merkez ilçelerinde, oranlı küme örnekleme yoluyla tesadüfî olarak seçilen, 14'ü özel, 245'i devlet okulunda görev yapan toplam 206 okul müdürü ve 409 öğretmen oluşturmuştur. Yöneticiler yeterlilik yönüyle kendilerini en yüksek düzeyde "Çalışanların yasal haklarını gözetme", en düşük düzeyde ise; "Mesleki yayınları izleme" maddesi ile yeterli gördükleri tespit edilmiştir. Bu durum ile tutarlı bir şekilde öğretmenler de okul yöneticilerinin bilimsel etkinliklere düşük düzeyde katıldıklarını düşünmektedirler. Öğretmenler okul yöneticilerini en yüksek düzeyde "Protokol ve Görgü Kurallarına Uyma", en düşük düzeyde ise; "Mezunları İzleme Çalışmaları Yapma" maddeleri tespit edilmiştir. Okul yöneticileri de kendilerini bu maddelerde daha az yeterli görmüş ve öğretmen algıları ile tutarlı bir sonuç elde edilmiştir. Okul müdürleri iletişim becerileri açısından kendilerini öğretmenlerin ifade ettiklerinden daha yeterli bir şekilde algılamışlardır. Ayrıca yöneticilerin kendilerini en yüksek "Cinsiyet", en düşük ise; "Savunma Davranışları" maddeleri ile yeterli gördükleri saptanmıştır. Yine öğretmenlerin yöneticilerin iletişim becerilerini; "Cinsiyet", "Giyim-Kuşam ve Dış Görünüş" maddelerinde en yüksek, "Savunma Davranışları" maddesinde ise; en düşük düzeyde algıladıkları görülmüştür. Yöneticilerin yeterlilikleri ile ilgili görüşleri doğrultusunda ele alınan demografik değişkenlerden; cinsiyet ve okul türüne göre anlamlı fark görülmezken, eğitim düzeyi, yaş, kıdem, hizmetiçi eğitim almalarına göre anlamlı fark bulunmuştur. Yine yöneticilerin iletişim becerileri ile ilgili görüşleri doğrultusunda ele alınan demografik değişkenlerden; cinsiyet, eğitim düzeyi, okul türü ve hizmetiçi eğitim almasına göre anlamlı fark belirlenmemişken, yaş ve kıdeme göre anlamlı fark bulunmuştur. Yöneticilerin yeterlilikleri ile ilgili olarak öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda ele alınan demografik değişkenler incelendiğinde; cinsiyet dışındaki diğer değişkenlerde anlamlı fark belirlenmemiştir. Öğretmenlerin yöneticilerin iletişim becerileri ile ilgili görüşlerinde ise; cinsiyet ve okul türü dışındaki diğer değişkenlerde anlamlı fark belirlenmemiştir. Yöneticilerin yeterliliklerine ilişkin algının "İnsanlarla İletişim Kurma- Etkili Biçimde Çalışma alt ölçeğinde yöneticiler lehine anlamlı bir farklılığın olduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre okul yöneticilerinin kendilerini bu alt ölçekte öğretmenlerden daha yeterli algıladıkları söylenebilir. Yöneticilerin iletişim becerilerine ilişkin algıları ile öğretmenlerin yöneticilerin iletişim becerilerine ilişkin algıları arasında yöneticiler lehine anlamlı bir fark belirlenmiştir. Bu durum yöneticilerin iletişim becerilerine ilişkin algılarının, öğretmenlerin yöneticilerin iletişim becerilerine ilişkin algılarından daha yüksek olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: İletişim, iletişim becerisi, yeterlik, yönetim, yönetici.
Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimi, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin okula yabancılaşmayı yordama düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimi, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin okula yabancılaşmalarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya çıkartmaktır. Araştırma, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerini etkileyen başarı yönelimleri, kendini engelleme davranışları ve demografik özelliklerinin saptanması ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin belirlenmesini amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören 370 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Çağlar (2012) tarafından geliştirilen Öğrenci Yaban¬cılaşma Ölçeği, Akın (2006a) tarafından geçerlik güvenirlik çalışması yapılan 2X2 Başarı Yönelimleri Ölçeği, Özgüngör (2008) tarafından Türkçeye çevrisi, geçerliği ve güvenirlik çalışması yapılan Engelleyici Davranış ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programında çözümlenmiştir. Değişkenler arası ilişkilerin ortaya çıkarılması amacıyla korelâsyon analizi yapılmıştır. Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin başarı yönelimlerinin, kendini engelleme davranışlarının ve okula yabancılaşma düzeylerinin cinsiyet ve bölüm seçme kararı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesinde bağımsız gruplar t-testi, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerini yordayıcı değişkenlerin ortaya çıkarılması için de çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre analizler sonucunda sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşma düzeylerinde cinsiyet ve bölüm seçme kararına göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyete göre başarı yöneliminin öğrenme-yaklaşma ve öğrenme-kaçınmaalt boyutlarında anlamlı farklılık bulunurken, bölüm seçme kararına göre başarı yönelimi alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Ayrıca cinsiyet ve bölüm seçme kararına göre kendini engelleme davranışları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır. Yapılan çoklu regresyon analizleri sonucunda sınıf öğretmenliği öğrencilerinin okula yabancılaşmanın Güçsüzlük alt boyutunu sırasıyla, öğrenme-yaklaşma, öğretim elemanları ile zayıf ilişkiler, öğrenme-kaçınma, kendini engelleme ve çok düşük akademik başarı düzeyi; Kuralsızlık alt boyutunu, öğrenme-yaklaşma, akademik başarı notu, performans-yaklaşma, öğrenme- kaçınma, öğretim elemanlarıyla zayıf ilişki; Soyutlanma alt boyutunu, sınıf arkadaşlarıyla çok iyi düzeyde ilişki, performans-yaklaşma, sınıf arkadaşlarıyla orta düzeyde ilişki ve bölümü seçme ; Anlamsızlık alt boyutunu, performans-kaçınma, öğrenme-kaçınma, kendini engelleme, bölüm seçme, öğretim elemanlarıyla zayıf ilişki ve cinsiyet, Okula yabancılaşma toplam puanını, öğrenme-yaklaşma, kendini engelleme, bölüm seçme, öğretim elemanları ile zayıf ilişkiler, akademik başarı notu, performans-kaçınma, öğrenme-kaçınma değişkenlerinin yordadıkları anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenliği öğrencileri, okula yabancılaşma, başarı yönelimi, kendini engelleme
Sınıf öğretmenliği öğrencilerinin ait olma ve algıladıkları öğretim elemanları mesleki yeterliklerinin akademik motivasyonlarını yordama düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenliği öğrencilerinin ait olma ve algıladıkları öğretim elemanları mesleki yeterliklerinin, akademik motivasyonlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Araştırma, sınıf öğretmenliği öğrencilerinin akademik motivasyon düzeylerini etkileyen özelliklerinin saptanması ve bunların birbirleriyle etkileşimlerinin belirlenmesini amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem seçilmeyip evrenin tamamına ulaşılmaya çalışılmıştır. Araştırmanın verileri Türkçeye adaptasyonu, geçerliği ve güvenirliği Karagüven (2012) tarafından yapılan Akademik Motivasyon Ölçeği (AMÖ-Ü 28) Üniversite Formu, Ersanlı ve Koçyiğit (2013) tarafından geliştirilen Ait Olma Ölçeği, Şahin (2003) tarafından geliştirilen Öğretim Elemanları Mesleki Yeterlik Envanteri ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 programında çözümlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan "Akademik Motivasyon" ile araştırmanın bağımsız değişkenleri olan "Ait Olma", "Öğretim Elemanlarının Mesleki Yeterlilikleri" ve demografik değişkenler arasındaki ilişkiler, t testi, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgular cinsiyete göre değerlendirildiğinde; ait olma değişkeninde, "Aileye ait olma" ve "Mesleğe ait olma" alt boyutlarında, kadın öğrencilerin ait olma düzeyleri erkek öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Akademik motivasyon değişkeninde," Motivasyonsuzluk" alt boyutunda, erkek öğrencilerin, kadınlardan daha düşük bir motivasyona sahip oldukları belirlenmiştir. Öğretim elemanları mesleki yeterlikleri değişkeninde "Öğretim İlke ve Yöntemleri" alt boyutunda, kadın öğrenciler öğretim elemanlarının yeterliklerini, erkeklere göre daha yüksek bir düzeyde algılamışlardır. Sınıf düzeyi değişkenine göre ise "Mesleğe ait olma" alt boyutunda dördüncü sınıf öğrencilerinin ait olma düzeyi diğer sınıflardaki öğrencilerden daha yüksek bulunmuştur. Akademik motivasyon değişkeninde, "Dışsal motivasyon düzenleme" alt boyutunda birinci sınıf öğrencilerinin lehine anlamlı bir sonuç çıkmıştır. Öğretim elemanları mesleki yeterlikleri değişkeninde, "Program ve içerik", "Sınıf yönetimi", "Öğretim süreci etkinlikleri" ile "Öğretim İlke ve Yöntemleri" alt boyutlarında, birinci sınıf öğrencileri öğretim elemanlarının yeterliklerini diğer sınıftakilere göre daha yüksek bir düzeyde algılamışlardır. Regresyon analizleri sonucunda "Akademik Motivasyon" değişkeninin alt boyutlara göre en önemli yordayıcılarının; "İçsel Motivasyon" da, mesleğe ait olma, program ve içerik ile aileye ait olma; "İçsel Motivasyon Başarma" da, mesleğe ait olma ile program ve içerik; "İçsel Motivasyon Hareket" de, mesleğe ait olma ile öğretim ilke ve yöntemleri; "Dışsal Motivasyon Tanıma" da mesleğe ait olma, program ve içerik ile aileye ait olma; "Dışsal Motivasyon Kendini İspat" ile "Dışsal Motivasyon Düzenleme" de, program ve içerik; "Motivasyonsuzluk "da, mesleğe ait olma, arkadaş grubuna ait olma değişkenlerinin olduğu anlaşılmıştır. Sonuçlar, "mesleğe ait olma" değişkeninin sınıf öğretmenliği öğrencilerinin akademik motivasyonlarını etkileyen en önemli değişken olduğunu göstermiştir. Bu nedenle bu bölüme gelen öğrencilerin mesleği sevmeleri ve mesleki bağlılıklarını arttırmak için yapılacak etkinliklere daha fazla yer verilmesi önem kazanmaktadır. Ayrıca sonuçlar erkeklerin ait olma düzeylerinin kadınlara göre daha düşük olduğunu göstermiştir. Bu da sınıf öğretmenliğinin geçmişten beri gelen "kadın" mesleği olduğu algısının hala sürdüğüne işaret etmektedir. Erkek öğrencilerin de bu alanda başarılı olabileceklerine ilişkin algılarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara öncelik verilmelidir. Son sınıf öğrencileri, birinci sınıf öğrencilerine göre öğretim elemanlarını daha yetersiz algılamaktadır. Bunun nedeni son sınıfta KPSS'ye (Kamu Personeli Seçme Sınavı) hazırlanmaları nedeniyle tüm derslerin sınav sistemine göre anlatılmasına ilişkin beklentileri olabilir. Bu beklentilerin belirlenip ders içeriklerinde değişiklikler yapılması yararlı olabilir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmenliği öğrencileri, akademik motivasyon, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, ait olma, öğretim elemanları mesleki yeterlikleri
Ücretli sınıf öğretmenlerinin mesleki ve örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma; ücretli sınıf öğretmenlerinin örgütsel ve mesleki bağlılıklarının hangi düzeyde olduğunu; demografik özelliklere göre örgütsel ve mesleki bağlılıklarının değişip değişmediğini ve örgütsel bağlılıkları ile mesleki bağlılıkları arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmada, Mardin ilinde çalışan ücretli sınıf öğretmenleri çalışma evreni olarak belirlenmiş ve örneklem olarak 251 ücretli sınıf öğretmeni seçilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t testi, ANOVA'da farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek içinse LSD testinden yararlanılmıştır. Örgütsel bağlılık ve mesleki bağlılık arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması amacıyla da Pearson korelâsyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında ücretli sınıf öğretmenlerinin örgütsel bağlılıklarının; duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık alt boyutlarının orta düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin mesleki bağlılıkları orta düzeyde çıkmıştır. Öğretmenlerin örgütsel bağlılıklarının duygusal bağlılık alt boyutu; medeni durum, yaş, eğitim durumu ve sınıf mevcuduna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmakta; devam bağlılıkları seminer durumu, eğitim durumu, yaş, çalışma süresi ve sınıf mevcutlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Normatif bağlılık alt boyutu ise eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin mesleki bağlılıkları; cinsiyete, yaşa, medeni duruma ve eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Ücretli sınıf öğretmenlerinin mesleki bağlılıkları ile örgütsel bağlılığın duygusal bağlılık alt boyutu arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Buna karşın ücretli sınıf öğretmenlerinin mesleki bağlılıkları ile örgütsel bağlılığın devam bağlılığı ve normatif bağlılık alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Araştırmada sonuç ve tartışma çerçevesine bağlı olarak ücretli sınıf öğretmenlerinin örgütsel ve mesleki bağlılığını arttırıcı çalışmaların yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ücretli öğretmen, sınıf öğretmeni, örgütsel bağlılık, mesleki bağlılık
Sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi ile mesleki profesyonelliği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı; sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi ile mesleki profesyonelliği arasındaki ilişkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın evreni 2018-2019 eğitim-öğretim yılı süresinde Adana ili merkez ve Karataş ilçesi ilkokullarında görev yapan sınıf öğretmenleri, örneklemi ise Adana ili dört merkez ilçe ve Karataş ilçesindeki resmi ilkokullarda görev yapan 257 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu çalışma tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri toplama araçları olarak Schmidt, Baran, Thompson, Mishra, Koehler ve Shin, (2009) tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması, geçerliği ve güvenirliği Öztürk ve Horzum (2011) tarafından yapılan "Teknolojik Pedagojik İçerik Bilgisi Ölçeği" ile Yılmaz ve Altınkurt (2014) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Mesleki Profesyonellik Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programına girilerek analiz edilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan "Öğretmenlerin Mesleki Profesyonelliği" ile bağımsız değişkeni olan "Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi" ve demografik değişkenler arasındaki ilişkiler t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon yöntemi ile incelenmiştir. Çalışma sonucunda sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi ile mesleki profesyonellikleri arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik içerik bilgisi alt boyutlarında pedagojik bilgi alt boyunun en yüksek ortalamaya sahip olduğu, teknoloji bilgisi alt boyutunun ise en düşük ortalamaya sahip olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerin mesleki profesyonelliği alt boyutlarında ise en yüksek ortalamanın duygusal emek alt boyutu, en düşük ortalamanın ise kişisel gelişim alt boyutunun olduğu sonucuna varılmıştır. Teknolojik pedagojik içerik bilgisi alt boyutları ile demografik değişkenler arasındaki ilişkilerin incelenmesi sonucunda sınıf öğretmenlerinin eğitim düzeylerine, hizmet süresine ve teknolojiye erişe bilirlik düzeylerine göre anlamlı bir fark olmadığı ancak cinsiyete göre dört alt boyutta erkek öğretmenler lehine, yaş aralığına göre bir alt boyutta 41 ve üzeri yaş aralığında olanlar lehine, teknolojiye kullanma seviyelerine göre beş alt boyutta yeterli cevabını verenler lehine ve hizmet içi eğitime katılıp katılmama durumlarına göre tüm alt boyutlarda evet cevabını verenler lehine anlamlı bir farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Teknolojik pedagojik içerik bilgisi, mesleki profesyonellik, sınıf öğretmenleri
İlkokula devam eden Suriyeli öğrencilerin saldırganlık davranış düzeyleri ve nedenlerine ilişkin öğretmen algılarının incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların yaygınlık düzeylerini ve nedenlerini öğretmen algılarına göre incelemektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için, nicel araştırma yöntemlerinden anlık tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018–2019 eğitim-öğretim yılında Mersin İl Merkez İlkokullarına devam eden Suriyeli öğrenciler oluşturmuştur. Öğrenciler, Türkçeyi çok iyi bilmedikleri için veriler öğrenciler aracılığıyla değil, öğretmenler aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan veriler, geliştirilen anket aracılığıyla; bu anketi doldurmayı kabul eden 94 ilkokul öğretmeninin kendi sınıfında bulunan Suriyeli öğrencileri değerlendirmeleri yoluyla elde edilmiştir. Sonuçta araştırmanın örneklemini öğretmenlerin anket doldurduğu toplam 678 Suriyeli ilkokul öğrencisi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak literatürden yararlanarak geliştirilen dört boyutlu "Saldırgan Davranış Anketi" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket istatistik programı kullanarak frekans ve yüzdeler hesaplanmıştır. Çalışmanın sonunda şu sonuçlara ulaşılmıştır: Saldırgan davranışların her türünde 'Genellikle' ve 'Her zaman' seçeneklerinde Suriyeli öğrencilerin sayısının çok düşük olduğu bulunmuştur. Cinsiyete göre erkek öğrencilerin tüm saldırganlık türlerinde 'Genellikle' ve 'Her zaman' seçeneklerindeki oranları kız öğrencilerden daha yüksek çıkmıştır. Sınıf düzeyine göre saldırgan davranışlar, en çok 2. ve 3. sınıf öğrencilerinde gözlenmiştir. Annenin hayatta olma durumuna göre ise, az bir oranda da olsa tüm saldırganlık türlerinde annesi hayatta olan öğrencilerin annesi hayatta olmayan öğrencilere göre daha fazla saldırganlık davranışı sergilediği saptanmıştır. Babanın hayatta olma durumuna göre ise, genel olarak babası hayatta olan öğrencilerin oranı çoğu saldırgan davranışlarda babası hayatta olmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu söylenebilir. Öğrencilerin kardeş sayısına göre genel olarak kardeşi olmayan ve 3-4 kardeşi olan öğrencilerin saldırgan davranış düzeylerinin diğer öğrencilere göre daha yüksek oldukları söylenebilir. Türkçe dil düzeyine göre ise, Türkçe dil düzeyi düşük ve orta olan öğrencilerin saldırgan davranış düzeylerinin, diğer öğrencilere göre daha yüksek olduğu söylenebilir. Çoğu öğretmen görüşlerine göre (%55.3'ü), ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların yaygınlık durumunu en iyi yansıtan ifade olarak "Yaygın bir davranış olarak görülmektedir" ifadesidir. Ayrıca öğretmenlerin üçte biri (% 36.2'si), diğer nedenler arasından travma, amaçsızlık ve umutsuzluk gibi psikolojik nedenlerin, ilkokullardaki Suriyeli öğrenciler arasında saldırgan davranışların en önemli nedeni olduğunu bildirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Saldırganlık, saldırgan davranışlar, Suriyeli öğrenciler, ilkokul
Öğrenci merkezli strateji, yöntem ve tekniklerin ilkokul öğrencilerinin matematik başarısına etkisi: Sistematik derleme ve meta-analiz
Bu araştırmanın genel amacı, ilkokul matematik derslerinde kullanılan öğrenci merkezli strateji, yöntem ve tekniklerin matematik dersindeki akademik başarıya etkisini konu edinen deneysel çalışmaları sentezlemektir. Senteze birincil araştırmaların dâhil edilmesine ilişkin belirli ölçütler kullanılmıştır. Tarama sonucunda 63 çalışma araştırmaya dâhil edilmiştir. Toplam örneklem büyüklüğü 4835'dir. Araştırmada kodlama protokülünün güvenirliği "kodlayıcılar-arası güvenirlik" hesaplanarak iki aşamada sağlanmıştır. Güvenirlik (AR) 0.88 olarak hesaplanmıştır ve yeterli görülmüştür (AR>.80). Araştırmanın geçerliği; yayın yanlılığı ve birincil çalışmalardaki kalite değerlendirmesi, dil yanlılığı, zaman gecikmesi yanlılığı ve veritabanı yanlılığı ile sağlanmıştır. Yanlılığa rastlanmamıştır. Çalışmanın sistematik derleme bölümünde veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Meta-analiz sonuçları, öğrenci merkezli strateji yöntem veya tekniklerin geleneksel öğretim yöntemlerinden daha etkili olduğunu göstermektedir. 63 çalışmadan ortaya çıkan 66 etki büyüklüğü rastgele etki modeli altında analiz edildiğinde, etki büyüklüğü 0.787 olarak hesaplanmıştır. Ulaşılan genel etki değeri çeşitli sınıflandırmalara göre geniş ve orta düzeyde etkiyi göstermektedir. Moderatör değişkenler analizlerinde uygulama yaklaşımı moderatörü dışındaki uygulama süresi, yayın türü, veritabanı, sınıf düzeyi, kullanılan ölçek, okula başlama yaşı, ülke, örneklem sayısı moderatörleri için anlamlı farklılık bulunmamıştır.
STEM etkinliklerinin ilkokul öğrencilerindeki STEM'e ilişkin tutumlar, akademik başarı, problem çözme ve sosyal becerileri geliştirme süreci açısından incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersinde öğrencilerin STEM'e ilişkin tutumları ile akademik başarı, problem çözme ve sosyal beceri geliştirme sürecini derinlemesine incelemektir. Bu araştırmada nitel araştırma modeli, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Hatay'ın Antakya ilçesinde bulunan bir ilkokulun dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Çalışmada, nitel araştırma çalışmalarında yaygın olarak kullanılan olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden benzeşik (homojen) örneklem türü kullanılmıştır. Araştırmada fen bilimleri dersi, STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanarak, öğrencilerin STEM'e ilişkin tutumları ile akademik başarı, problem çözme ve sosyal beceri geliştirme sürecine katkı sağlamaya çalışılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak; demografik bilgi formu, görüşme, STEM planına uygun olarak Öğrenci Bilgi Edinme Kitapçıkları; Fikir ve Ürün Geliştirme Defterleri, araştırmacı günlüğü, akademik başarı testi, STEM tutum ölçeği, problem çözme envanteri, sosyal beceri ölçeği kullanılmıştır. Uygulama süreci; 12.02.2019 tarihinde başlamış, 14.06.2019 tarihinde ise sona ermiştir. Uygulama için belirlenen ünite kazanımlarına uygun STEM ders planları hazırlanmıştır. Her hafta üçer saat olmak üzere toplamda 14 hafta 42 saatlik uygulama yapılmıştır. Uygulama 3 üniteden oluşmuştur. Veri toplama araçları uygulandıktan sonra elde edilen veriler istatistiksel işlemlerle analiz edilmiştir. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistik ile bağımlı örneklem t testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Bu araştırmada geçerlik ve güvenirlik çalışmaları için inandırıcılık, aktarılabilirlik, güvenirlik ve doğrulanabilirlik yöntemleri esas alınmıştır. Yapılan betimsel analiz sonucunda öğrencilerin fen bilimlerine ilişkin "okulda görülen bir ders, bilim, doğa ve dünya" çağrışımında bulundukları saptanmıştır. Öğrencilerin teknolojiye ilişkin farkındalıklarında çoğunluğun "telefon" görüşünde birleştiği görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin mühendisliğin ilk olarak bir meslek dalı olarak görüldüğü saptanmıştır. Öğrencilerin çoğunluğunun matematiği dört işlem ile ilişkilendirdiği görülmüştür. Uygulama sırasında oluşturulan grupların tamamı doğaçyapma süreçlerinde oluşturulan ürünlerin BTHP'ne uyumlu olduğunu belirtmişlerdir. STEM etkinlikleriyle gerçekleştirilen öğretimin öğrencilerin akademik başarılarında olumlu değişiklikler yarattığı sonucuna ulaşmıştır. STEM temelli etkinliklere dayalı olarak uygulanan fen bilimleri dersinde öğrencilerin STEM bileşenlerine ilişkin tutumları, problem çözme becerileri ile sosyal becerileri üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmacı günlüklerine bakıldığında elde edilen bulgular arasında en fazla öğrenci kaynaklı olarak grup içi anlaşmazlıklar ile okuma yazma bilmeyen öğrenciler ile ilgili sorunlarla karşılaşıldığı; ayrıca zaman yetersizliği ile ilgili olarak yönergelerin zor anlaşılması görülmüştür. Öğrenciler STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersi ile ilgili olarak daha çok eğlendiklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrenciler çok şey öğrendiklerini, meraklanıp heyecanlandıklarını, grup çalışmalarını güzel bulduklarını, yeni malzemeler gördüklerini, en sevdiği dersin fen bilimleri olduğunu, derse katıldığını, ifade etmişlerdir. Öğrencilerin STEM temelli etkinliklere dayalı uygulanan fen bilimleri dersindeki eksikliklerle ilgili olarak en çok, gürültülü ortamı ifade ettikleri görülmüştür. Ayrıca öğrenciler grup içi anlaşmazlıkları, grupların kalabalık olmasını ve etkinliklerde kullanılan malzemelerin az olmasını, eksiklik olarak gördüklerini ifade etmişlerdir. Öğrenciler STEM temelli etkinliklerin uygulanabileceği derslere ilişkin en fazla matematik dersi ile fikrim yok görüşlerini sunmuşlardır. Ayrıca öğrenciler ingilizce, trafik ve görsel sanatlar derslerinde de STEM uygulamalarına yer verilebileceğini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: STEM, ilkokul, fen öğretimi, problem çözme becerisi, sosyal beceri
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarının yordanmasında değerlerin etkisi
Bu araştırmanın amacı ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyo-demografik değişkenlerle duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumları ve portre değerler arasındaki ilişkiyi belirlemek, aynı zamanda portre değerlerin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarını anlamlı bir şekilde yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Araştırma, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin duygu ve düşüncelere saygı ile hoşgörü tutumlarının yordanmasında değerlerin etkisini belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Hatay iline bağlı İskenderun ilçesinde yer alan devlet ve özel ilkokullarda öğrenimlerine devam etmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemini ise araştırmanın yapıldığı yıl içerisinde aynı ilçedeki devlet okulları ve özel ilkokullarda öğrenimlerine devam etmekte olan öğrenciler arasından tabakalı örneklem seçimi yöntemi ile gönüllülük esasına göre seçilen 287'si kız, 248'i erkek olmak üzere toplam 535 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Çelik (2016) tarafından geliştirilen "Duygu ve Düşüncelere Saygı ile Hoşgörü Tutum Ölçeği", Türkçe'ye uyarlaması geçerliliği ve güvenirliği Kapıkıran ve Gündoğan (2016) tarafından yapılan "Çocuk Portre Değerler Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-22 paket programında çözümlenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olan "Duygu ve Düşüncelere Saygı ile Hoşgörü Tutumları" ve "Portre Değerler" ile araştırmanın bağımsız değişkeni olan "cinsiyet, anne-baba birliktelik durumu, annenin çalışma durumu, okulun sosyo-ekonomik düzeyi ve akademik başarı" arasındaki ilişkiler tek yönlü MANOVA, korelasyon, çoklu doğrusal regresyon analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bulgulara göre öğrencilerin "duygulara saygı", "düşüncelere saygı" ve "hoşgörü" alt boyutlarına katılım düzeyleri yüksek bulunmuştur. Cinsiyet değişkenine göre, "duygulara saygı" ve "düşüncelere saygı" alt boyutunda kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha fazla duygu ve düşüncelere saygılarının olduğu belirlenmiştir. Anne ve babanın birlikte yaşama durumu değişkeni, annenin çalışma durumu değişkeni ve okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyi değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Akademik başarı değişkenine göre "duygulara saygı" alt boyutunda başarı puanı pekiyi olanların duygulara daha saygılı olduklarını ve "hoşgörü" alt boyutunda başarı puanı pekiyi olanların daha fazla hoşgörülü oldukları saptanmıştır. Bulgular ayrıca, "duygulara saygı" alt boyutunda yüksek puan alanların, düşük puan alanlara göre duygulara daha saygılı olduklarını göstermektedir. Öğrencilerin Portre değerlerin, "öz-aşkın" ve "korumacı" alt boyutlarında "düşük", "öz-genişletim" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutlarında "orta" düzeyde bir ortalamaya sahip oldukları belirlenmiştir. Portre değerlerin alt boyutlarında cinsiyet değişkeni ve anne babanın birlikte yaşama durumu değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Annenin çalışma durumu değişkenine göre, "öz-aşkın" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutlarında çalışanlar lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Okulun sosyo-ekonomik durumu ile "öz-aşkın", "korumacı" ve "yeniliklere açıklık" alt boyutları arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Akademik başarı değişkenin göre, "öz-aşkın" alt boyutunda başarı puanı iyi ve orta olanların lehine ve "yeniliklere açıklık" alt boyutunda başarı puanı iyi olanların lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Regresyon analizleri sonucunda, çalışma "düşüncelere saygı" yordayıcılarının "öz-aşkın" ve "öz-genişletim" olduğu, "duygulara saygı" yordayıcılarının "öz-aşkın" ve "korumacı" olduğu ve "hoşgörü" yordayıcılarının "öz-aşkın", "özgenişletim" ve "korumacı" olduğunu açığa çıkarmıştır. Anahtar kelimeler: Portre değerler, hoşgörü, duygu ve düşüncelere saygı, ilkokul öğrencileri.
İlkokul öğrencilerinin çeşitli değişkenler açısından yalnızlık düzeyleri ve arkadaşlık niteliklerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çeşitli değişkenler açısından yalnızlık düzeyleri ve arkadaşlık nitelikleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada yalnızlık düzeyleri ve arkadaşlık nitelikleri puanlarının, sosyo-demografik değişkenlere (cinsiyet, akademik başarı, anne-baba eğitim durumu, anne-babanın mesleği, anne- babanın kronik hastalığı, anne-baba birliktelik durumu, kardeş sayısı ve gelir düzeyi) göre farklılık gösterip göstermediği ve yalnızlık düzeyini yordamada arkadaşlık niteliklerinin alt boyutlarının etkililiği incelenmiştir. Araştırma, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çeşitli değişkenler açısından yalnızlık düzeyleri ve arkadaşlık nitelikleri arasındaki ilişkiyi belirlemeyi amaçlayan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 Eğitim-Öğretim yılında Adana ilindeki ilkokullarda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemini ise araştırmanın yapıldığı yıl içinde Adana merkez ilçelerindeki (Yüreğir, Seyhan, Sarıçam, Çukurova) ve Karataş ilçesindeki ilkokullarda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri arasından basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen ve gönüllü olan toplam 889 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu", yalnızlık düzeylerini belirlemek amacıyla Kaya (2005) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan "Çocuklar İçin Okul Temelli Yalnızlık Ölçeği" ve öğrencilerin arkadaşlık niteliklerini ölçmek amacıyla Öztürk (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanması yapılan "Arkadaşlık Niteliği Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS-22 programına girilerek analiz edilmiştir. İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin, araştırmanın iki bağımlı değişkeni olan yalnızlık düzeyi ve arkadaşlık niteliğinin, cinsiyet, anne-baba birliktelik durumu, anne-baba eğitim durumu, anne-babanın mesleği, anne- babanın kronik hastalığı, kardeş sayısı, gelir düzeyi ve akademik başarı bağımsız değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi için tek yönlü MANOVA tercih edilmiştir. İlkokul 4. Sınıf öğrencilerinin yalnızlık düzeyleri ile arkadaşlık nitelikleri algıları arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi, öğrencilerin arkadaşlık nitelikleri algılarının, yalnızlık düzeylerini yordayıp yordamadığını belirlemek için ise Çoklu Doğrusal Regresyon analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin düşük düzeyde yalnızlık yaşadığı, arkadaşlık niteliğinin güven boyutunda daha çok arkadaşlık niteliği algıladığı, arkadaşlık niteliğinin yalnızlık düzeyini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin cinsiyet, babanın eğitim düzeyi, babanın kronik hastalığı, kardeş sayısına göre yalnızlık düzeylerinin farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak annenin eğitim düzeyi, annenin mesleği, babanın mesleği, anne-babanın birlikteliği, annenin kronik hastalığı, gelir düzeyi, akademik başarısına göre yalnızlık düzeylerinin farklılaştığı belirlenmiştir. Annesi okur-yazar olmayan öğrencilerin, anne eğitim düzeyi farklı olan diğer öğrencilere göre; annesi ev kadını olan öğrencilerin, annesi memur olan öğrencilere göre; babası serbest meslek çalışanı olan öğrencilerin, babası memur olanlara göre; anne-babası ayrı olan öğrencilerin, anne-babası birlikte olanlara göre; annesinde kronik bir hastalık bulunan öğrencilerin, annesi kronik bir hasta olmayanlara göre; kardeş sayısı 2 olan öğrencilerin, kardeş sayısı farklı olan diğer öğrencilere göre; aile gelir düzeyi düşük olan öğrencilerin, gelir düzeyi iyi olanlara göre; akademik başarısı orta olanların, akademik başarısı iyi olanlara göre yalnızlık düzeylerinin anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin cinsiyet, anne-babanın birlikteliği, annenin kronik hastalığı, babanın kronik hastalığına göre arkadaşlık niteliğinin farklılaşmadığı görülmüştür. Annesi üniversite mezunu olan öğrencilerin, anne eğitim düzeyi farklı olan diğer öğrencilere göre; annesi memur olan öğrencilerin, annesi ev kadını olan öğrencilere göre; babası üniversite mezunu olan öğrencilerin diğer öğrencilere göre, babası memur olan öğrencilerin, baba mesleği farklı olan diğer öğrencilere göre; kardeş sayısı 2 olan öğrencilerin, kardeş sayısı farklı olan diğer öğrencilere göre; aile gelir düzeyi iyi olan öğrencilerin, diğer gelir düzeylerine sahip öğrencilere göre; akademik başarısı iyi olanların, akademik başarısı orta olanlara göre arkadaşlık niteliği toplam puanlarının daha yüksek olduğu ve anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Yalnızlık, arkadaşlık, arkadaşlık niteliği, ilkokul öğrencileri.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin öz yeterlik inançları ile yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma; ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin öz yeterlik inançları ile yaratıcılık düzeyleri arasındaki ilişkinin tespit edilmsi ve öğrencilerin öz yeterlik inançlarının ve yaratıcılık düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılı süresinde Adana ilindeki ilkokullarda öğrenim gören 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklemi ise araştırmanın yapıldığı yıl içerisinde Adana ili merkez ilçelerdeki (Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam) ilkokullarda öğrenime devam etmekte olan öğrenciler arasından tabakalı örneklem seçimi yöntemi ile seçilen 149' u kız ve 140'ı erkek öğrenci olmak üzere toplam 289 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma verileri "Çocuklar İçin Öz Yeterlik Ölçeği" , "Ne Kadar Yaratıcsınız?" ölçekleri ve kişisel bilgi formları ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t testi, ANOVA'da farklılığın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek içinse Tukey testinden yararlanılmıştır. Normal dağılım göstermeyen verilerin analizi Kruskal Wallis H testi ile yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişikiyi ortaya çıkarma için Pearson Korelâsyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; öğrencilerin öz yeterlik inançları ile cinsiyet, anne – baba eğitim düzeyi, anne-baba mesleği, kardeş sayısı, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin öz yeterlik inançları ile okulun bulunduğu çevrenin sosyo-ekonomik durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin toplam yaratıcılık düzeyleri ortalamanın altında oldu tespit edilmiştir. Öğrencilerin yaratıcılık düzeyleri sadece anne mesleği değişkenine göre farklılaştığı, diğer değişkenler açısından ise anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğrencilerin toplam öz yeterlik puanları ile toplam yaratıcılık puanları arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Öz yeterlilik, yaratıcılık, ilkokul
Sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilimleri ve uzaktan eğitime bakış açılarının incelenmesi
Bu araştırmanın genel amacı, sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilimleri ve uzaktan eğitime bakış açılarının incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma modellerinden olan tarama modeli kullanılmıştır. Örneklem basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Araştırmanın örneklemini 2020-2021 Eğitim Öğretim yılında Osmaniye ilinde görev yapmakta olan 194 kadın, 166 erkek olmak üzere toplam 360 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Altıntaş-Yüksel ve Gelişli (2018) tarafından geliştirilen "Sınıf Öğretmenlerinin Mesleki Yenilikçilik Eğilimleri Ölçeği"; Ağır vd. (2007) tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitime Karşı Tutum Ölçeği" ve demografik bilgiler için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 22.0 paket istatistik programı kullanılarak frekans ve yüzdelik hesaplamaları yapılmıştır. Analiz sonucunda elde edilen verilere göre sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilim düzeyleri "ortanın üstünde iyi"; uzaktan eğitime yönelik tutumları ise "orta" düzey olarak tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilimleri ölçek toplam puanına göre kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere oranla, özel okulda çalışan öğretmenlerin devlet okulunda çalışan öğretmenlere oranla daha yenilikçi oldukları anlaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlik mesleğini gönüllü seçen öğretmenlerin ve son bir yılda mesleki gelişim programına katılan öğretmenlerin mesleki yenilikçilik eğilimlerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilim puanları ile yaş, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, görev yapılan yerleşim birimi ve son bir yılda katıldıkları mesleki gelişim eğitimi sayısı arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime yönelik tutumları cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermezken; ölçek alt puanlarına göre erkek öğretmenlerin uzaktan eğitimin sınırlılıklarını daha fazla hissetmekte olduğu, öğretmenlik mesleğini gönüllü olarak seçen öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının daha yüksek olduğu bulgusu elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilere göre yaş, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, görev yapılan okul türü, görev yapılan yerleşim yeri, uzaktan eğitime yönelik eğitim alma durumları, uzaktan eğitime yönelik uygulama yeterliliği değişkenleri ile uzaktan eğitime yönelik tutum puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin mesleki yenilikçilik eğilimleri ile uzaktan eğitime yönelik tutumları arasındaki ilişki incelendiğinde sınıf öğretmenlerinin toplam mesleki yenilikçilik eğilim puanları ile toplam uzaktan eğitime yönelik tutum puanları arasında bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmenleri, mesleki yenilikçilik, uzaktan eğitim.
Gerçekçi matematik eğitimine göre hazırlanmış dijital öykülerin 4. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına, kaygılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırma, Gerçekçi Matematik Eğitimine (GME) göre hazırlanmış dijital öykülerin 4. sınıf öğrencilerinin matematik başarılarına, kaygılarına ve tutumlarına etkisinin incelemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada pragmatik bir araştırma yaklaşımı olan karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen, nitel boyutunda ise durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma Mersin ili Tarsus ilçesindeki bir devlet ilkokulunda gerçekleştirilmiştir. Uygulama öncesinde araştırmanın yapılacağı ilkokuldaki dördüncü sınıf şubelerine "Matematik Başarı Testi" uygulanarak istatistiksel analiz sonucunda gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüş, yansız atama yöntemiyle bir deney (23 kişi) ve iki kontrol grubu (23+23) belirlenmiştir. Belirlenen deney grubunda öğretim, GME'ne göre hazırlanmış dijital öyküler kullanılarak araştırmacı tarafından, kontrol grubunun birinde öğretim mevcut öğretim programına göre araştırmacı tarafından ve diğer kontrol grubunda öğretim ise mevcut programa göre, sınıf öğretmeni tarafından 7 hafta boyunca yürütülmüştür. Hem deney grubuna hem de kontrol gruplarına, deneysel işlem uygulanmadan önce ve deneysel işlem uygulandıktan sonra "matematik başarı testi", "matematik kaygı ölçeği" ve "matematik tutum ölçeği" uygulanmıştır. Uygulama bittikten 4 hafta sonra tüm gruplara "matematik başarı testi", "matematik kaygı ölçeği" ve "matematik tutum ölçeği" kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen nicel verilerin desteklenmesi amacıyla öğrencilerle görüşmeler yapılarak nitel veriler toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerin analizinde karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA (mixed ANOVA) ve ilişkili ölçümler için t-Testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda GME'ne göre hazırlanmış dijital öykülerin öğrencilerin akademik başarılarının artmasında ve öğrencilerin matematik tutumuna olumlu etkisinin olduğu, matematik kaygıları üzerinde ise etkisinin olmadığı bulunmuştur. Ayrıca yapılan istatistiksel analizler GME'ne göre hazırlanmış dijital öykülerin kalıcılığa etkisinin olmadığını göstermiştir. Araştırmaya ait nitel bulgular deney grubunda yer alan öğrencilerin tümünün verilen etkinlikleri GME'ne göre hazırlanmış dijital öykülerle daha iyi anladıklarını, yapılan etkinliklerin günlük hayatta karşılaştıkları problemlere çözüm üretmede katkısının olduğunu, GME'ne göre hazırlanmış dijital öykülerle gerçekleştirilen dersleri beğendiklerini, etkinliklerin uygulanması esnasında sınıf ortamı ile ilgili olumlu görüşlere sahip olduklarını ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: Gerçekçi matematik eğitimi, dijital öykü, matematik başarısı, kaygı, tutum
Sınıf öğretmenlerinin algıladıkları okul kültürü ve uyumsal performanslarının incelenmesi
Bu araştırma; sınıf öğretmenlerin okul kültürü ve uyumsal performans algılarının hangi düzeyde olduğu; demografik özelliklere göre sınıf öğretmenlerinin okul kültürü algıları ile uyumsal performans algılarının değişip değişmediği ve okul kültürü ile uyumsal performans arasında bir ilişkinin olup olmadığını ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma 2021-2022 yılı eğitim-öğretim süresince Kayseri ilinde görev yapan sınıf öğretmenleri çalışma evreni olarak belirlenmiş ve örneklemi ise Kayseri 3 merkez ilçe ve Pınarbaşı'nda resmi ilkokullarda görev yapan 391 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın veri toplama araçları olarak "Okul Kültürü Ölçeği (OKÖ") ve "Öğretmenlerin Algıladıkları Uyumsal Performans Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programına girilerek analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t testi, Kruskal-Wallis testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Okul kültürü ve uyumsal performans arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amacıyla da Pearson Momentler Çarpımı korelâsyon analizi ile çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Anlamlı farklılıkların çıktığı gruplarda farkın hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek için LSD testinden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında sınıf öğretmenlerinin okul kültürü algılarının cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, çalışma yılı, okul türü ve okulun bulunduğu yer değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda sınıf öğretmenlerinin uyumsal performans algılarında da cinsiyet ve okul türü değişkeni açısından anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşın sınıf öğretmenlerinin algıladıkları uyumsal performansın kişiler arası ve kültürel uyum gösterme alt boyutunda yaş değişkenine göre sırasıyla 20-25, 26-30, 31-35, 46-50 lehine, eğitim durumuna göre yüksek lisans mezunları lehine, okulun bulunduğu yere göre köyde çalışan öğretmenler lehine, çalışma yılı değişkenine göre çalışma yılı fazla olan öğretmenler lehine anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgüt kültürü, okul kültürü, uyumsal performans, sınıf öğretmenleri.
İlkokul yöneticilerinin işle bütünleşme, tükenmişlik ve girişimcilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ilkokul yöneticilerinin işle bütünleşme, tükenmişlik ve girişimcilik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma evreni Adana'daki ilkokulda görev yapmakta olan tüm okul yöneticileridir. Araştırmanın örneklemi ise Adana'nın merkez ilçelerinden Seyhan, Yüreğir, Çukurova ve Sarıçam'da görev yapan 201 okul yöneticisinden oluşmaktadır. Örneklemde yer alan okul yöneticilerin 144'ü erkek, 57'si kadındır. Çalışmada "ilişkisel tarama modeli" kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak; Okul müdürleri işle bütünleşme ölçeği, Okul müdürlerinin tükenmişlik ölçeği ve Okul yöneticileri girişimcilik ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan "İlkokul yöneticilerinin girişimciliği" ile bağımsız değişkenleri olan "ilkokul yöneticilerinin işle bütünleşmesi", "ilkokul yöneticilerinin tükenmişliği" ve "demografik değişkenler" arasındaki ilişkiler t testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon ve regresyon analizi yöntemi ile incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda erkek ilkokul yöneticilerinin işle bütünleşme düzeyinin kadınlara göre daha yüksek olduğu; 36-56 ve üstü yaş aralığında bulunan ilkokul yöneticilerin diğerlerine göre kendilerini daha fazla işle bütünleşmiş algıladıkları sonucuna ulaşılmıştır. İlkokullarda görev yapan okul yöneticilerin tükenmişlik ölçeğinin tükenme ve duyarsızlaşma alt boyut puanlarında cinsiyete göre anlamlılık bir farklılık olmadığı anlaşılmaktadır. İlkokulda görev yapan okul yöneticilerinin girişimcilik düzeylerinin mesleğinde 5-10 yıl arasında olanların diğerlerine göre (11-31 yıl) daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumun nedeni yöneticilerin maddi ve manevi birikimlerinin yaş ile birlikte artması olarak açıklanabilir. Göreli araştırma soncundan 56 yaş ve sonrasında girişimciliğin azalma eğilimi göstermesi ise yöneticinin fiziksel kondisyonun azalmasından veya çeşitli sağlık sorunlarının daha belirgin hale gelmesinden kaynaklanabileceği söylenebilir. Yapılan regresyon analizi; zindelik, adanma ve yoğunlaşma, tükenme, duyarsızlaşma, mesleki başarı değişkenleri birlikte ilkokulda görev yapan okul yöneticilerinin girişimcilikleri ile güçlü düzeyde ve anlamlı bir ilişki vermektedir (R=0,691, R2=0,477 P<0,05). Adı geçen beş değişken birlikte girişimciliğin toplam varyansının yaklaşık % 48'ni açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: İlkokul yöneticileri, işle bütünleşme, tükenmişlik, girişimcilik.
Sınıf öğretmenlerinin iş yaşamındaki yalnızlık ve tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin iş yaşamındaki yalnızlık ve tükenmişlik düzeylerini incelemeyi amaçlamaktadır. Öğretmenlerin meslek hayatlarında yaşadıkları yalnızlık duygusu, mesleki tatminlerini, motivasyonlarını ve genel psikolojik sağlıklarını doğrudan etkileyebilmektedir. Aynı zamanda, yalnızlığın tükenmişlikle olan ilişkisi, öğretmenlerin eğitim süreçlerine olan bağlılıklarını ve öğrencilerle olan etkileşimlerini de belirleyici bir faktör olarak öne çıkarmaktadır. Bu bağlamda, çalışmada sınıf öğretmenlerinin yalnızlık ve tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Araştırmada, öğretmenlerin yalnızlık ve tükenmişlik düzeyleri sosyodemografik değişkenler açısından incelenmiş ve bu değişkenlerin bireyler üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, medeni durum, öğrenim düzeyi, gelir seviyesi, okulun sosyoekonomik durumu ve çalışma ortamı gibi faktörlerin öğretmenlerin yalnızlık ve tükenmişlik düzeyleriyle nasıl ilişkili olduğu analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğretmenlerin yaşadığı yalnızlık hissinin, meslektaşlarıyla olan sosyal bağları, okul ortamının fiziksel ve psikolojik koşulları, yönetici desteği ve iş yükü gibi unsurlarla şekillendiğini ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, yalnızlık hissi yüksek olan öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin de anlamlı şekilde arttığı belirlenmiştir. Duygusal tükenmişlik, duyarsızlaşma ve kişisel başarı algısı gibi tükenmişliğin temel boyutlarının, öğretmenlerin yalnızlık düzeyleri ile doğrudan bağlantılı olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi, mesleki dayanışmanın artırılması ve çalışma ortamının iyileştirilmesi gibi stratejilerin, öğretmenlerin yalnızlık ve tükenmişlik hissini azaltmada önemli rol oynayabileceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak, bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin iş yaşamındaki yalnızlık ve tükenmişlik düzeylerinin birbirleriyle nasıl etkileşim içinde olduğunu ortaya koyarak, eğitim politikalarına ve öğretmen destek programlarına yönelik somut öneriler geliştirmeyi amaçlamıştır. Öğretmenlerin mesleki yaşamlarını daha sürdürülebilir ve verimli hale getirebilmek için sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesi ve psikolojik dayanıklılığı artıran uygulamaların yaygınlaştırılması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenleri, iş yaşamında yalnızlık, tükenmişlik.
İlkokul öğrencilerinin dinleme becerilerinin geliştirilmesine yönelik öğretmen görüşlerinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin ilkokul öğrencilerinin dinleme becerisinin geliştirilmesine yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemine uygun olarak tasarlanmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Kocaeli ilinde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın alt amacına uygun olarak belirlenen niteliklere sahip olan ve devlete bağlı ilkokullarda görev yapan 20 sınıf öğretmeniyle görüşme yapılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden olan ölçüt örnekleme ve kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemleri nitel verilerin elde edilmesinde kullanılmıştır Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu araştırmada yapılan görüşmelerden elde edilen veriler, içerik analizi tekniğine uygun bir biçimde araştırmanın ana amacı ve alt amaçları göz önünde bulundurularak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre dinleme süreçlerinde sınıfın fiziksel yapısının; öğrencilerin etkin dinleme davranışlarının aktif katılım olduğu; öğrencilerin öğretmenleri dinleme süreçlerinde katılımcı olarak gördükleri, dinleme sürecinde arkadaşlarının davrnışlarını değişken şeklinde gördükleri; dinleme konusunda zorluk yaşayan öğrencilerin tepkilerinde değişikliklerde bulundukları; öğretmenler tarafından dinlemenin sağlanması noktasında çeşitli yöntemlere başvurulduğu, iyi bir dinleme ortamının sağlanması noktasında iyi bir sınıf ortamının oluşturulmasının sağlanması; öğretmenlerin kendilerini dinleme ortamı oluşturma noktasında yeterli olarak gördükleri şeklinde sonuçlara ulaşılmış ve araştırmadan elde edilen sonuçlara yönelik olarak çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: İlkokul, dinleme, dinleme becerisi, öğretmen görüşleri.
İlkokul yöneticilerinin yönetici kaygı düzeyleri ile anlamlı iş algısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; ilkokul yöneticilerinin yönetici kaygı düzeyleri ile anlamlı iş algısı arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma evreni Hatay'da görev yapmakta olan ilkokul yöneticileridir. Araştırmanın örneklemi 2023 – 2024 eğitim öğretim yılı içinde Hatay ili ve ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokullarda görevli 180 ilkokul yöneticisinden oluşmaktadır. Veriler Şahin C. (2011) tarafından geliştirilen "Yönetici Kaygı Ölçeği", Göçen ve Terzi (2019) tarafından geliştirilen "Anlamlı İş Ölçeği" ve katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans ve yüzde değerleri, t-testi, ANOVA ve korelasyon analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre ilkokulda görev yapan; kadın yöneticilerin, evli yöneticilerin, müdür yardımcısı olan yöneticilerin ve başöğretmen olan yöneticilerin kaygı düzeylerinin diğerlerine göre anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul yöneticilerinin yaş, mesleki kıdem ve yöneticilikteki görev süreleri arttıkça kaygılarının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul yöneticilerinin kaygı düzeyinin; eğitim düzeyi, mezun olunan fakülte, görev yaptıkları yerleşim yeri, halen çalıştıkları okuldaki görev süresi, okulun eğitim şekli ile okulun öğrenci ve personel sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Katılımcıların yönetici kaygı düzeylerinin genel olarak yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlkokul yöneticilerinin anlamlı iş algısının cinsiyete, yaşa, mezun olunan fakülteye, unvana, mesleki kıdeme, okulun öğrenci ve personel sayısına göre anlamlı farklılık oluşturmadığı bulunmuştur. Ölçeğin işte anlam alt boyutunda evli olan yöneticilerin, iş ilişkileri ve işte aşkınlık alt boyutları ile ölçek toplamında lisansüstü eğitim alan yöneticilerin ve il merkezinde görev yapan yöneticilerin anlamlı iş algısı anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Ölçeğin iş ilişkileri alt boyutunda müdür yardımcısı olan yöneticilerin, işte aşkınlık alt boyutunda 5-8 yıl arası yöneticilik görevi olan yöneticilere göre 13 yıl ve üzeri yöneticilik görevi olan yöneticilerin anlamlı iş algısı anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. İlkokul yöneticilerinin görev yaptıkları okulda ilk 4 yılını çalışan yöneticilerin işte anlam, işte aşkınlık ve işte tevazu alt boyutları ile ölçek toplamında anlamlı iş algısının anlamlı olarak yüksek olduğu bulunmuştur. İkili eğitim yapılan okullarda görev yapan ilkokul yöneticilerinin iş ilişkileri ve işte anlam liderliği ile ölçek toplamında anlamlı iş algısının yüksek olduğu bulunmuştur. Katılımcıların anlamlı iş algısı genel olarak yüksek düzeyde tespit edilmiştir. İlkokullarda görev yapan okul yöneticilerinin yönetici kaygı düzeyleri ile anlamlı iş algısı arasında bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: İlkokul yöneticileri, yönetici kaygısı, anlamlı iş algısı
Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bilgisayar ve internet kullanımı özyeterlilik algılarının incelenmesi
Bu araştırmada; sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bilgisayar ve internet kullanımı özyeterlik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Şanlıurfa ilinde resmi ilkokullarda görev yapan 507 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gür-Erdoğan ve Arsal (2016) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği (YBÖEÖ)" ile Şad ve Demir'in (2015) geliştirdiği "Sınıf Öğretmenleri İçin Bilgisayar ve İnternet Özyeterlilik Algısı Ölçeği" ve öğretmenlerin demografik özelliklerinin belirlenmesi için araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için elde edilen puanların çarpıklık (Skewness) ve basıklık (Kurtosis) değerlerine bakılmıştır. Araştırma sonucu ile elde edilen veriler, SPSS 22.0 programına girilerek istatistik analizleri yapılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t–testi, ANOVA ve Pearson korelasyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri alt boyutlar ve ölçek toplamından elde edilen aritmetik ortalamalar incelendiğinde, sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin bilgisayar ve internet kullanımı özyeterliklerini kısmen yapabilirim ile yapabileceğimden kesinlikle eminim düzeyleri arasında algıladıkları belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinde cinsiyet, mesleki kıdem ve öğrenim düzeyi değişkenkerine göre bir farklılık olmadığı görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin bilgisayar ve internet kullanımı özyeterlik algısı cinsiyet değişkenine göre erkek öğretmenler lehine anlamlı farklılık gösterdiği, öğrenim düzeyi değişkenine göre lisansüstü mezunu öğretmenler lehine anlamlı farklılık gösterdiği, mesleki kıdem değişkenine göre ise anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin yaşam boyu öğrenme eğilimleri ile bilgisayar ve internet kullanımı özyeterlik algısı arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Sınıf öğretmeni, Yaşam boyu öğrenme eğilimi, Bilgisayar özyeterlik algısı, İnternet özyeterlik algısı.
Eğitsel mobil oyunu ile desteklenmiş matematik öğretiminin 4. sınıf öğrencilerin matematik başarısı, tutumu ve motivasyonuna etkisi
Bu çalışma, mobil matematik oyunlarının öğrencilerin matematik başarısı, tutumu ve motivasyonu üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa Suruç ilçesindeki iki ayrı devlet okulundaki ilkokul 4. sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma, 25 deney ve 25 kontrol grubu olmak üzere toplam 50 öğrenci ile yürütülmüştür. Deney grubuna 6 hafta boyunca mobil oyun destekli matematik eğitimi verilmiştir, kontrol grubu ise mevcut yöntemle eğitime devam etmiştir. Araştırmanın verileri matematik tutum ölçeği, motivasyon ölçeği ve matematik başarı testi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 26 programı kullanılmış Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, mobil matematik oyunu kullanılan deney grubunda, matematik başarılarında artış, matematik tutumunda olumlu değişiklik ve içsel motivasyonda artış gözlemlenmiştir. Ayrıca, dışsal ve motivasyonsuzluk düzeylerinde azalma tespit edilmiştir. Kontrol grubunda ise mevcut yöntemle devam eden öğrencilerin matematik başarılarında azalma görülürken, matematik tutumunda değişiklik olmamış ve dışsal motivasyonlarında anlamlı bir artış tespit edilmiştir. Bu araştırma, eğitsel mobil matematik oyunlarının öğrencilerin matematik öğrenme süreçlerini ve motivasyonlarını olumlu yönde etkileyebileceğini vurgulamaktadır. Mobil teknoloji temelli eğitim yöntemlerinin matematik eğitimindeki potansiyelini anlamak için daha kapsamlı araştırmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Mobil öğrenme, ilkokul, matematik öğretimi, motivasyon, tutum
Sınıf öğretmenlerinde 6 Şubat 2023 depremine bağlı travma sonrası büyüme ile tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma; 6 Şubat 2023 depremini yaşamış sınıf öğretmenlerinin Travma Sonrası Büyümeleri ile Mesleki Tükenmişlikleri arasındaki ilişkiyi konu edinmiştir. Sınıf öğretmenlerinin sosyo-demografik özellikleri ile bu ölçeklerden elde edilen puanlar arasında anlamlı bir fark olup olmadığını tespit etmek araştırmanın ikincil amacıdır. Araştırmada travmatik bir olay olan depremi yaşamış, çalışan öğretmenlerin tükenmişlik ve büyüme açısından cinsiyet, çalışma yılı, ev sahibi olma durumu vb. demografik değişkenler bazında incelenmiş, deprem sonrası durumları değerlendirilmiştir. Analizlerden elde edilen bulgulardan bazıları göstermektedir ki bazı illerdeki öğretmenlerde tükenmişlik yüksek düzeyde olup, ivedi çözümler geliştirilmelidir. Bekar ve genç öğretmenlerde beklenenin aksine tükenmişlik yüksek çıkmış olup, meslekte geçen süre ve yaş arttıkça sınıf öğretmenlerinde tükenmişliğin azaldığı görülmüştür. Ev hasarı, yakın kaybı gibi durumların birer stres kaynağı olmaktan çıkarılması gerekmektedir. Psikolojik destek, ilaç kullanımı vb. olguların yoğun etkisine rastlanmamıştır. Tükenmişlik ve büyüme arasında ölçeklerden elde edilen bulgular bazında anlamlı bir korelasyon olmadığı görülmüştür. Genel olarak depremin şiddeti neticesinde beklenen psiko-sosyal sonuçlar ile örtüşen normal popülasyona özgü sonuçlar elde edilmiştir. Araştırma sonucunda ortaya konan öneriler, öğretmenlerin sıkıntılarını azaltacak destek sistemlerinin oluşturulması, yönetimsel stratejilerin geliştirilmesi, yetiştirdikleri öğrenciler açısından da hayati olduğunu vurgulamaktadır. Anahtar Kelimeler: Mesleki tükenmişlik, travma sonrası büyüme, deprem travması, sınıf öğretmenleri.