Theses supervised by Prof. Dr. Ruşen Yamaçlı
21 theses · Anadolu University, Eskişehir Technical Üniversity
Ulaşılabilirliğin akreditasyon sürecinde değerlendirilmesi ve taşınmaz kültür varlıkları
Bu çalışmada, taşınmaz kültür varlıklarının ulaşılabilirlikleri konusunda küresel, uluslararası ve ulusal çalışmalar ve hâlihazır durum araştırılarak, elde edilen veriler ışığında Türkiye'de taşınmaz kültür varlıklarının ulaşılabilirliklerine ilişkin mevcut sistemde herhangi bir düzenleme olmamasından dolayı gerek projelendirme, gerek ruhsatlandırma, gerek uygulama ve gerekse de kullanımda akreditasyon mevcut olmadığı ve konuya ilişkin bir yapılandırmaya ihtiyaç olduğu belirlenmiştir. Toplam beş bölümden oluşan tezin ikinci bölümünde gerek koruma ile taşınmaz kültür varlıkları ve gerekse de ulaşılabilirliğe dair terminoloji üzerinde çalışılmıştır. Üçüncü bölümde küresel ve uluslararası koruma ve ulaşılabilirlik uygulamaları irdelenerek mevcut idari ve fiziksel bakış açıları değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, Türkiye'deki koruma ve ulaşılabilirlik mevzuat ve uygulamalarına dair kronolojik çalışma yapılarak güncel duruma dair aksaklık ve sorunlar ortaya konmuştur. Son bölümde ise sorunun çözümüne yönelik olarak Türkiye'deki ihtiyaca yanıt verecek, yerel mevzuat ve teşkilat düzenlemelerini içeren "Koruma-Ulaşılabilirlik Akreditasyon Modeli" önerilmiştir. Bu bağlamda yapılan araştırmalar gerek basılı kaynaklardan literatür taraması şeklinde ve gerekse de küresel ve uluslararası organizasyon, kurum ve kuruluşların elektronik kaynaklarının taranması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, geliştirilen bu model, taşınmaz kültür varlığı niteliğindeki kamu yapıları başta olmak üzere tüm yapılı çevrenin ulaşılabilirliğini akreditasyon açısından destekleyerek önemli ölçüde yol gösterici olacaktır.
Türkiye yüksek hızlı demiryolu projesi: Çok merkezli yeni dünyada kent aglomerasyonu/yığılımı ve kentsel ağlar
Küreselleşme, bölgelerin rolünü artırarak, büyük mesafeleri kapsayan ağlarda sosyal ve ekonomik ilişkileri yeniden yapılandırmıştır. Yüksek hızlı demiryolu (YHD), şehirleri uzun mesafelerde karşılıklı destekleyici ağlara entegre etme ve aynı zamanda daha sürdürülebilir kalkınma biçimlerini destekleme potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte, YHD'nin sürdürülebilir bir yatırım haline gelmesi için, ulusal yönetim seviyeleri arasında ve bir projenin yaşam döngüsünün farklı noktalarında koordineli politika çabaları gerekmektedir. Bu araştırma, fiziksel çevrenin ve kurumsal alanın birçok ölçeğini kapsar, kurumsal değişimi teknolojik değişimle birleştirmenin yollarını inceler ve belirsizliğin sistem davranışının itici gücü olarak önemini ele alır. YHD hizmetleri ile büyük bir metropole günlük olarak seyahat edilebilecek küçük orta şehirlere özel önem verilerek, yetkiler arası ilişkilere odaklanılmaktadır. Hem Türkiye hem de Birleşik Krallık orta mesafeli hizmet (<250 km) sağlayacak YHD sistemlerini planlamaktadır. Bu tezde bölgesel yeniden yapılandırma hedefleri, YHD ile olması öngörülen Türkiye demiryolu-banliyö kentlerinden Afyonkarahisar incelenmekte ve Türkiye ile Birleşik Krallık'taki YHD planlaması karşılaştırılmaktadır. YHD'nin kentleşme, bölgesel bağlantı ve yönetişim hakkında yeni düşünme yolları yaratabilme potansiyeli araştırılmaktadır. Yerel bilgi ve politikanın, YHD ile mevcut kentsel mobilite sistemleri arasında yumuşak arayüzler sağlanmasına yardımcı olarak, YHD tasarım ve uygulamasını geliştireceği düşünülmektedir. Coğrafi ölçekler, kurumsal yapılar ve uzun vadeli belirsizlikler arasında çalışacak karar verme yapılarının geliştirilmesi, YHD'nin 3E (Ekonomi, Ekoloji ve Eşitlik) sürdürülebilirliği elde etmesinde kritik öneme sahip olacaktır.
Retorik kavramı ve mimarlık alanında değerlendirilmesi
Bu tezde retorik kavramı mimari tasarım açısından ele alınmıştır. İkna etme ve etkileme sanatı olarak bilinen retorik, iletişimi ve söylemi barındıran tüm disiplinlerle ilgili bir sanattır. Mimarlık alanında ise mimarlık mesleğinin etki alanlarını ve bu alanlarla kurduğu iletişimi içerir. Mimarlık, çok yönlü ilişkilerle kurulu fiziksel, sosyokültürel, ekonomik, teknolojik ve psikolojik boyutları olan bir bilim dalıdır. Retorik kavramı mimarlık mesleğinde insanlığın varoluşundan günümüze kadar önemli bir betimleme aracı olarak değerlendirilmiş ve geliştirilmiştir. Bu araç mimarlık kültüründe, kullanıcı ya da izleyici ile mimarlık ürünü arasında yaşanan etkileşim sürecine odaklanarak mimarlığın dinamik yapısına dikkat çekmektedir. Mimarlık, insan ve çevresi arasındaki ilişkiyi kapsayan sanatsal ve bilimsel faktörlerin bütünü olarak görülebilir. Diğer bilim ve sanat dalları gibi disiplinler arası çalışmalara ağırlık vererek ve bu alanlardan edindiği bilgileri yenileyerek mekânı anlamlandırmaya çalışmaktadır. Mimarlığın gelişim süreci içerisinde düşünsel yönünü anlamlandırmada retoriğin önemli katkısı bulunmaktadır. Bu tez kapsamında ise retorik kavramı fiziksel, kültürel, düşünsel ve paylaşım bağlamında tasarım ve mimarlık üzerinden değerlendirilmiş ve mimarlığa olan etkisi incelenmiştir.
Çocuklar için etkin sokak tasarımı: Antakya Zenginler Mahallesi örneği
Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan hareketsizlik, çocuklardan yetişkinlere kadar her yaştan insanı etkilemektedir. Artan araç trafiği, teknoloji kullanımı, güvensiz ortamlar ve hızlı yapılaşma gibi sorunlar özellikle çocukların dış mekanlarda hareket etme özgürlüklerini kısıtlamaktadır. Çocukları harekete geçirmeye teşvik etmenin en etkin rolü ise oyun faktörüdür. Bu tezde çocuk ve oyun ilişkisini kuvvetlendirmek için çocukların evlerinin önündeki sokakların oyun oynamaya, sosyalleşmeye ve harekete teşvik etmeye yönelik yapılan sokak tasarımları üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gibi kuruluşların, çocukların hak ve özgürlüklerine daha fazla erişim sağlamaları için yaptıkları çalışmalara yer verilmiştir. Sokaklardaki sosyal ilişkileri güçlendirmek, çocuklar için güvenli oyun alanları sağlamak, insanları bisiklete binmeye ve yürümeye teşvik etmek amacıyla ortaya çıkan ''Woonerf'', ''Home Zone'', ''Shared Space'' gibi uluslararası çaptaki uygulama örnekleri ve Türkiye'deki oyun sokakları örnekleri incelenmiştir. Bu araştırmalar ışığında Antakya Zenginler Mahallesi'ndeki Prof. Ataman DEMİR ve Kahraman Sokaklarının çocuklara uygunluğu değerlendirilmiştir. Bu sokakların çocuklar için sosyalleşme, dinlenme, oyun oynama gibi fiziksel aktivite olanaklarını sağlayabilen temiz, güvenilir ve sürdürülebilir bir ortam olması hedeflenmektedir.
Hassan Fathy ve sürdürülebilir mimari tasarım
Bu çalışma sürdürülebilir mimarinin çevresel, ekonomik, sosyo-kültürel boyutlarını bütünsel bir bakış açısıyla ele alan, yerel üzerinden geliştirilecek sürdürülebilir bir tasarım sürecini hedeflemektedir. Sürdürülebilirlik, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler tarafından hedeflenen bir kavram olarak, farklı sosyo-ekonomik yapılar, iklim, coğrafya ve kültürleri kapsayıcıdır. Bu açıdan sürdürülebilirliğin sağlanmasında belirlenen hedefler ortak olsa da izlenecek yöntemler her coğrafya ve bölge için farklılık gösterecektir. Bir bölgenin iklim, kaynaklar, kültür, ekonomi, gibi tüm karakteristik verileri tasarımı bilgilendirir. Bu açıdan çalışma, sürdürülebilirlik kapsamında ele alınan konuların yerel ölçekte farklılaşan niteliğini gözeterek, sürdürülebilir mimari uygulamalarının yerele odaklı geliştirilmesi gerektiği düşüncesini içerir. Bu yaklaşım aynı zamanda, sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve sosyo-kültürel boyutlarının birbirleriyle bağlantılı ve kapsamlı olarak ele alındığı bütüncül bir bakış açısıyla tamamlanmaktadır. Bir toplumun ekonomi, iklim, yaşam biçimi, doğal çevresi ve manevi değerlerinin bir bütününü ifade eden kültür kavramının bir yansıması olan geleneksel mimari ise; mevcut veya yeni bir yerleşimin tasarım sürecinde, yerele ait çevresel, sosyal ve kültürel yapının anlaşılmasında önemli bir yere sahiptir. Bu açıdan sürdürülebilirliğin sağlanmasında önemli bir potansiyel taşımaktadır. Hassan Fathy ise, kariyeri boyunca yapmış olduğu mimari tasarım ve planlama çalışmaları ile geleneksel mimari ve yaşam alanlarının tasarımında önemli bir deneyimi ortaya koymaktadır. Bu açıdan çalışmada; bütüncül bir yaklaşım ile sürdürülebilir mimari tasarımı konusu, Hassan Fathy'nin mimari deneyimleri üzerinden değerlendirerek, sürdürülebilirliğin sağlanmasına yönelik çözüm önerileri geliştirmeye çalışılmıştır.
Sürdürülebilir mimarlikta pasif evlerin rolü: Azerbaycan için uygulanabilirliği
Pasif ev, mekanik destek almadan doğal yollarla iklim düzenlemesi sağlayabilen yüksek verimli binalar için performansa dayalı bir enerji standardını ifade etmektedir. Aktif evlerden farkı pasif ve hibrit evler konusunda otomasyon, üzerinde çok durulan bir noktadır. Sebebi ise enerji tasarrufu sağlayarak maksimum verime ulaşmaktır. Açıkça, dünyanın tüm iklimleri için geçerliliği olduğu bilinmektedir. Soğuk iklim koşullarında, tasarım tipik olarak ısı kayıplarını en aza indirmeye ve güneş kazançlarını optimize etmeye odaklanmaktadır. Daha ılıman iklimlerde, geliştirilmiş pencere nitelikleri de dahil olmak üzere ılımlı yalıtım yeterlidir, ancak öte yandan, yaz aylarında bina performansı daha dikkatli bir değerlendirme gerektirir. Daha sıcak iklimlerde yalıtım gereksinimleri tekrar artar ve pencerelerden, duvarlardan ve çatılardan gelen güneş yükleri sınırlandırılmalıdır. Bu çalışmada Azerbaycan iklim koşulları yönünde pasif ev inşaatı ile ilgili bilgiler yer almaktadır. Tezin amacı, Azerbaycan Cumhuriyetinde pasif bir ev inşa etme olasılığını belirlemektir. Araştırmanın kapsamı- pasif ev teknolojileridir. Bu araştırma tezinde Azerbaycan'da iklim ve kentsel oluşuma uyumlu olarak önerilen yeni teknoloji ve yapım teknikleri yolu ve yöntemleriyle "pasif ev" tasarımı ve uygulamasının olası durumu için bir yöntem ortaya koymaktadır.
Binalarda gün ışığı ve insan ilişkisinin sürdürülebilirlik bağlamında değerlendirilmesi
Kent merkezlerindeki yaşam tarzının getirdiği ihtiyaç ve taleplerle birlikte yapı endüstrisindeki teknolojik gelişmeler bina üretimine hız kazandırmıştır. Bu durum ekonomik, çevresel ve sosyal açıdan çeşitli sürdürülebilirlik kaygılarının artmasına neden olmuştur. Mimarlık kapsamında sürdürülebilirlik anlayışı genellikle ekonomik ve çevresel boyutlarda tartışılmaktadır. Ancak günümüzde insanların zamanlarının büyük bir bölümünü doğal dış mekan döngülerinden ve çevresel değişkenlerden bağımsız olarak tasarlanan iç mekanlarda geçirmesi son yıllarda yapılan araştırmaların yapılı çevre ve insan arasındaki ilişkiye odaklanılmasına dolayısıyla sosyal ve sağlık boyutlarının ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bu bağlamda binalarda bir tasarım öğesi olarak kullanılan gün ışığı giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Gün ışığı, binaların enerji tüketiminden kaynaklanan sorunlar karşısında önemli bir sürdürülebilirlik stratejisidir. Aynı zamanda insan yaşamının önemli bir parçasıdır ve insan sağlığı için gerekli bir unsurdur. İnsan, mimarlık ve sürdürülebilirlik arasında konumlanan gün ışığı bu kavramları bağlayıcı bir rol üstlenmektedir. Ancak mimarlıkta gün ışığı ve insan ilişkisini uzun vadede değerlendirmek tasarım değişkenleri bakımından oldukça karmaşık bir durumdur. Bu doğrultuda gün ışığına verilen tepkileri anlamak için gün ışığı özellikleri, kullanıcı profili, bina tasarımı, bina kullanım amacı ve bina tasarımını etkileyen diğer parametrelerin irdelenmesi gerekmektedir. Bu parametreler arasında doğru ilişkiyi kurmak ve bütüncül bir yaklaşım benimsemek sürdürülebilir tasarım açısından önemli bir adım olacaktır. Bu çalışmada, konu kapsamına giren araştırmalar incelenmiş, insanların bulunduğu mekanla ilişkisi sürdürülebilirlik bağlamında tartışılmış ve mimari tasarım üzerine çıkarımlar yapılmıştır. Sonuçta sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda mümkün olan en etkili gün ışığı tasarımını oluşturmak amacıyla geliştirilen bir tasarım yaklaşımı önerilmiştir.
Doğanın mimara yol göstericiliği
Doğanın sürekli evrim içinde olup tüm koşullara uyum sağlaması doğanın sürdürülebilirlik kapsamında bir yol gösterici olabileceği düşüncesini ortaya çıkarmıştır. İnsanoğluna evrenin varlığından beri yaşam şekli, yaşadığı mekân tasarımı ve tükettiği her şey hakkında yol gösterici olan doğa iyi bir geri dönüşüm mekanizmasına sahiptir bu nedenle günümüzde karşılaştığımız birçok çevresel soruna etkin çözümler sunabilir. 21. yüzyıl mimarlığında sürdürülebilirlik kavramı, enerji etkin tasarımlarla ve doğayla uyumlu mimari çözümlerle öne çıkmıştır. Bu bağlamda "doğadan referans alınan tasarım yaklaşımları" bu yüzyılın önemli sürdürülebilir mimarlık anlayışlarından biri olarak görülmektedir. Kontrolsüz kentsel büyüme ve iklim değişikliğinin sonuçları incelendiğinde, mimarlık ve çevre arasında sürdürülebilir bir ilişki kurmanın gerekliliği önem arz etmektedir. Günümüzde doğadan referans almayan yapılar, yoğun kaynak kullanımı ve fazla enerji tüketimi gibi nedenlerden dolayı, küresel ve yerel ölçekte önemli çevresel sorunlara sebep olmaktadır. Bu bağlamda, mimarlık disiplininde çevreye duyarlı sürdürülebilir yaklaşımlar ile yapılar üreterek, sürdürülebilirliğin sağlanması temel sorunların çözümü içinde yerini almaktadır. Ekolojik dengeyi korumada en etkin rolü oynayabilecek güce sahip olan mimarların, yapısal çevrenin zararlı etkilerinin azaltılması yolunda sürdürülebilir stratejilerle mimarlık hakkında yeni fikirlerin, yaratıcı tasarımların ve yaşanılabilir çevrelerin oluşturulabilmesi için planlamalar yapmaya öncü olması gerekmektedir. Son zamanlarda sürdürülebilir bina yapımına yönelik çalışmaların hız kazanmasıyla, binaların yapım süreçlerinde meydana gelecek olası çevresel etkiler önceden belirlenebilmekte, bu doğrultuda henüz projenin tasarım aşamasında alınacak doğru kararlarla bu etkiler azaltılabilmektedir. Tez araştırmaları doğrultusunda; 'Sürdürülebilirliğin hayata entegrasyonu bağlamında doğa mimara yol gösterebilir mi?' düşüncesiyle yapılan kapsamlı literatür taraması elde edilen bulgular ile cevaplanmış ve örnekler ile desteklenmiştir. Tez geleceğe yönelik sürdürülebilir tasarımlara bir öneri ortaya koymaktadır.
Sürdürülebilirlik bağlamında tarihi kentlerde kentsel dönüşüm için öneri Tüsked-Pum modeli, Diyarbakır-Sur örneklemesi
Tezin amacı, ülkemizde yapılan / yapılacak olan kentsel dönüşüm çalışmalarında mimari tasarım, uygulama, değerlendirme kriterleri oluşturarak sürdürülebilirlik bağlamında güncel ilke / kararlar almak, Sürdürülebilir Kentsel Dönüşüm Projeleri Uygulama Modeli oluşturmaktır. Kentlerdeki fiziksel durumun değişmesi, hızlı kentleşmeyle oluşan çöküntü bölgelerinin yenilenmesi, değişen yaşam koşullarının yükseltilmesi, ekonomik ilerlemenin insan yaşam konforunu arttırarak sosyal gelişme sağlanması kentsel dönüşümü besleyen ana bileşenlerdir. Türkiye Sürdürülebilir Kentsel Dönüşüm Projeleri Uygulama Modeliyle amaçlanan, Türkiye'ye özgü bir sürdürülebilir kentsel dönüşüm proje uygulama modeli oluşturmak, stratejik ilke ve kararlar almaktır. Model, şu anda Türkiye'de yapılmakta olan kentsel dönüşüm çalışmalarının gelecekte yer alması adına sürdürülebilirlik temeline dayalı, uygulamada hızlı, etkin ve etaplar halinde nasıl yapılabileceğini ortaya koymaktadır. Gelecekte modelin esas alındığı uygulamaların çoğalmasıyla model sürekliliği ve verimliliği üzerinde güncellemelerin yapılabileceği değerlendirilmektedir. Ortaya çıkacak sonuçlara göre modelde gerekli değişim ve dönüşümlerin yapılması uygun olacaktır. Türkiye Sürdürülebilir Kentsel Dönüşüm Projeleri Uygulama Modeli (TÜSKED-PUM) gelecekte yapılacak sürdürülebilir kentsel dönüşüm uygulamalarına kaynak teşkil etmesi ve küresel ısınma sorunları için öncelik içermektedir.
Deprem sonrası sürdürülebilir geçici barınma yapıları: Tiny house
Son yüzyılda artan afet sayısı ve şiddeti, dünya genelinde toplulukların daha fazla zarar görmesine yol açmış ve afet sonrası barınma çözümlerine duyulan gereksinimi artırmıştır. Deprem gibi büyük doğal afetler, milyonlarca insanı evsiz bırakmış, yalnızca güvenli barınma ihtiyacını değil, aynı zamanda sağlık, eğitim ve ekonomik fırsatlara erişimi de ciddi şekilde etkilemiştir. Depremlerden etkilenen bireylerin yaşam kalitesini iyileştirmek ve onları güvende tutmak için geçici barınma yapıları hayati bir rol oynamaktadır. Ancak, geçici barınma çözümleri sürdürülebilirlik açısından değerlendirildiğinde hem çevresel hem de toplumsal etkileri minimize edecek yaklaşımlar büyük önem kazanmaktadır. Bu çalışma, deprem sonrası afetzedelerin kalıcı konutlara geçene kadar barınmaları için kullanılan geçici barınma yapılarının sürdürülebilir tasarımını incelemektedir. Dünya genelindeki ve Türkiye'deki önemli afetlerden seçilen örnekler üzerinden sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda analizler yapılmıştır. Araştırmada, geçici barınma yapılarının ekonomik, çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik ilkelerine uygun olarak nasıl planlanıp tasarlanabileceği incelenmiştir. Çalışma sonucunda afetzedelerin sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak, çevresel etkileri minimize edecek ve ekonomik açıdan verimli olacak geçici barınma çözümleri önerilmiştir. Ayrıca, tiny Houselar gibi sürdürülebilir barınma çözümleri de incelenmiş ve afet sonrası geçici barınma için etkili bir alternatif olarak sunulmuştur. Bu öneriler, gelecekteki afetlerde daha etkili ve sürdürülebilir geçici barınma yapılarının tasarlanmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
Tarihi mekanın tüketimi: Safranbolu Tarihi Çarşı'sının mekansal dönüşümü
Kültürel miras ve turizm arasındaki ilişkide hakim olan tüketim kültürünün etkisiyle, rekabet halindeki kentler birbirlerine benzemeye başlamış ve kimlikleri zarar görmüştür. Safranbolu Tarihi Çarşı'sının da turizm endüstrisi tarafından sürekli olarak pazarlanması ve özgün kültürünün metalaşarak çöküntüye uğraması tehlikesi nedeniyle tarif edilen sürece bir örnek oluşturduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada, öncelikle kültürel mirasın sürdürülebilirliğine yönelik tehditlerin, mekânın üretim-tüketim ve turizm olguları ile kurduğu ilişkiler üzerinden incelenerek ortaya çıkarılması, sonrasında ise tarihi kentlerde mekânın üretim süreci boyunca geçirdiği dönüşümün sürdürülebilir gelişimini sağlayacak bir çerçeve oluşturulması hedeflenmektedir. Buradan hareketle çalışmada, mekânın özgün değerini güçlendirecek ve aktarımını sağlayacak bilgi üretimiyle Tarihi Çarşı için alternatif koruma yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı sağlamak amaçlanmaktadır. Çalışma, nitel araştırma yöntemleri ile kurgulanmış ve birden fazla veri toplama aracı birlikte kullanılmıştır. Mekânsal pratiklerin ortaya çıkarılması amacıyla gözlem ve derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Tarihi Çarşı'daki değerlendirmeler sonucunda, kentin dönüşümünün tüketimi vurgulayan bir miras söylemi etrafında biçimlendiği görülmüş ve kültürel mirasın sürdürülebilirliğine katkı sağlamaya yönelik öneriler sunulmuştur.
Kinetik cephe tasarım yaklaşım ve stratejilerinin sürdürülebilir tasarım kriterleri bağlamında değerlendirilmesi
Enerji etkin ve günışığına bağlı kullanıcı konfor seviyelerini gerçek zamanlı olarak optimum düzeye getirebilen kinetik cepheler uyarlanabilme özellikleri sayesinde sürdürülebilirliğe dayalı performans gereksinimlerinin karşılanmasını sağlayarak binanın yaşam döngüsü boyunca enerji ve ekonomik verimliliğine katkıda bulunmaktadır. Bu cepheler sıfır enerji ve sıfır karbonlu bina tasarımlarına ulaşmada anahtar rol oynayabilecek gelişime açık potansiyeller olarak bu tez çalışmasının araştırma konusunun odağı olmaktadır. Bu çalışmada, kinetik cephe sistemlerinin barındırdığı tasarım yaklaşımı ve stratejileri açısından sürdürülebilir kriterlere bağlı olarak değerlendirmesini yapmak ve değerlendirme sonucu elde edilen bulgulardan hareketle genel sonuçlar çıkartıp öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Bu bağlamda tezin ilk bölümünde kapsamlı literatür taramasına dayalı nitel araştırmaya başvurulmuş olup elde edilen veriler farklı başlıklarda irdelenerek tezin amacına yönelik zemin hazırlanmıştır. Başlıklarda kinetik cephe sistemlerinin teknolojileri, hareket mekanizması, tasarım yaklaşımları ve tasarım stratejileri gibi konular kinetik mimari, sürdürülebilir mimarlık, uyarlanabilir cephe ve sürdürülebilir cephe konularıyla bağlantılı bir şekilde ele alınarak derlenmiştir. Daha sonra tezin ana problemi olan: "kinetik cephe sistemlerinin barındırdığı tasarım stratejileri ve yaklaşımları bina sürdürülebilirliğine ne şekilde katkıda bulunabilir ve bu sistemlerde geliştirilmesi gereken konular nelerdir ?" sorusuna cevap aranarak değerlendirme modeli önerilmiş ve öneri model çerçevesinde örnek kinetik cephe uygulamaları analiz edilerek karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucu elde edilen bulgulardan hareketle tezin problemine yönelik çıkarım ve önerilerde bulunulmuştur.
Sürdürülebilir stadyumlar: 2016'dan itibaren Türkiye'de inşa edilen yapıların değerlendirilmesi
Küresel iklim değişikliğine olumsuz anlamda etki eden sektörlerden biri olan inşaat sırasında enerji, su, ham madde gibi kaynaklar tüketilmekte olup sera gazlarının %38'ine inşaat neden olmaktadır. Bu noktada futbol oynanması için inşa edilip genellikle başka etkinliklerin gerçekleştirilmesine uygun tasarıma sahip olmayan stadyumların yıl bazındaki kullanım oranları dikkate alındığında, maliyeti ve çevreye verdiği etkileri fazla olduğundan stadyumların sürdürülebilir (ekonomik, çevresel ve sosyal) olarak tasarlanıp inşa edilmesi ve işletilmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda sürdürülebilir (ekonomik, çevresel ve sosyal) olma yolundaki hedefleri açısından önemli bir anlaşma olarak kabul edilen Paris Anlaşmasını Türkiye'nin imzalama yılı olan 2016'dan sonra Türkiye'de tasarlanıp inşa edilen stadyumların tasarım öncesi, tasarım, inşaat ve işletim süreçleri sürdürülebilirlik açısından incelenmiştir. Bu inceleme yeşil bina sertifika sistemlerinin, sürdürülebilirliğe dair yönetmeliğin, yasanın, standartın ve teşviklerin, spor yapılarındaki sürdürülebilirlik kriterlerinin, FIFA kriterlerinin, UEFA kriterlerinin, TFF kriterlerinin araştırılmasıyla geliştirilen sürdürülebilir kılavuzdan elde edilen soruların belirlenmiş olan katılımcı gruplarına (yatırımcı, müellif, yüklenici ve stadyum işletmecisi) sorulmasıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların cevaplarıyla birlikte enerjinin, suyun, malzemelerin yeterli verimlilikte kullanılmadığı, sürdürülebilirlik bilincinin yeteri kadar olmadığı ve stadyum kullanımının genellikle futbolla sınırlı olduğu sonuçlarına varılmış olup Türkiye'de tasarlanması ve inşa edilmesi planlanan stadyumların sürdürülebilir olması amacıyla rehber hazırlanmıştır.
Kastamonu kent dokusu içinde Cumhuriyet Meydanı'nın incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, tarihsel süreçte idari bir merkez olmuş Kastamonu kentinde; resmi yapılarla çevrili bir alan olan Cumhuriyet Meydanı'nın kent dokusu içinde oluşum ve gelişim süreçlerinin incelenmesi, kent içinde yer alan meydan işlevindeki mekanlarla mimari tasarım açısından karşılaştırılması, kent kimliğindeki öneminin ortaya çıkartılmasıdır.Kastamonu kenti, Beylikler döneminde hakim beyliğin idari merkezi konumunda, Osmanlı hakimiyeti döneminde ise sancak merkezi, 19. yüzyıldaki idari düzenleme sonrasında ise vilayet merkezi konumundaki bir kent olmuştur. İdari merkez olması dışında, ticaretin önemli bir faaliyet olması kenti özel kılmaktadır. Beylikler döneminden başlayarak kenti yöneten her devlet, inşa edilen yapılarla birlikte kent dokusunun gelişmesine katkıda bulunmuştur. Böylece kentin halen sahip olduğu nitelikli yapı günümüzde de gözlemlenip incelebilecek özellikleri yansıtmaktadır.Bu çalışmanın kapsamında Kastamonu kent yerleşmesinin tarihi ve kent strüktürünün oluşumu; meydan kavramının farklı uygarlıklar ve kentlerdeki değişimi doğrultusunda Kastamonu kent meydanlarının belirlenmesi, Kastamonu kent dokusunda yer alan Cumhuriyet Meydanı'nın Batılılaşma kavramı ile ilişkilendirilmesi ve mimari tasarım açısından incelenmesi ve Kastamonu kent dokusu açısından sonuçları yer almaktadır.Anahtar Kelimeler: Kastamonu, kent dokusu, meydan, batılılaşma.
Mimari tasarımda evrensel ve kalıcı değerler üzerine bir inceleme
Günümüz mimarlık ortamında genel bir kavram olarak ele alınan evrensellik ve kalıcılık her dönemde ulaşılmak isteneni ifade etmektedir. Bu bağlamda bu kavramlar yorumlanırken farklı şekillerde anlamlandırılarak ele alınmışlardır. Bu çalışmada evrensellik ve kalıcılık kavramlarının mimarideki karşılıkları üzerinden değerlendirilmesi yapılmaktadır. Öncelikli olarak sanata dair olan bu söylemlerin mimarlık üzerinden okunabilirliğini sağlamak amacıyla mimarlık ve sanatın ilişkisi açıklanmakta, evrensellik ve kalıcılık kavramları hakkında bilgi verilmektedir. Bütün bunlarla birlikte bu kavramların bulundukları düşünce koşulları sonucu geçirdikleri evrim açıklanmaktadır. Bunun sonucunda gerçekleşen mimarlık eylemlerinin bu kavramları yansıtıp yansıtmadığı incelenmiştir. Bu inceleme mimarlık ürünlerinin formsal özelliklerinin ötesinde ortaya çıkış koşulları gözetilerek yapılmaktadır. Dünya düşünce sistemindeki değişikliklerle şekillenen evrensellik ve kalıcılık kavramlarının mimari tasarım eylemleri üzerinden kazandıkları yeni anlamlar açıklanmaktadır.Anahtar Kelimeler: Mimari Tasarım, Mimaride Evrensellik, Mimaride Kalıcılık
Mimarlık eğitim programında uzaktan eğitim yöntemi
Eğitim yöntemi olarak iki yüz elli yılı aşkın süredir kullanılmakta olan uzaktan eğitimin gelişen teknoloji ile artan etkinliğinin, benzer teknolojileri kullanarak eğitim içeriğine ve yöntemine yön veren mimarlık eğitim programı ile entegrasyonu ve uygulanabilirliği; günümüzün mevcut durumu ve yakın gelecek öngörülmek üzere incelenmiştir. Bu kapsamda; uzaktan eğitim yönteminin özellikleri, mimarlık eğitim programı ve gelişen teknolojilerin yazılım ve donanımsal olarak mimarlık eğitimine etkileri, uygulanmış bazı sanal tasarım stüdyosu örnekleri ve ?Anadolu Üniversitesi Sanal Tasarım Stüdyosu? gibi Uzaktan Mimarlık Eğitimine temel olacak konular ve örnekler irdelenmiştir. Mimarlık eğitiminin uzaktan ya da sanal olarak uygulanabilirliğini sorgulamak amacıyla yapılan bu çalışmada; teknolojinin mevcut durumu veya yakın gelecekte sahip olması beklenen olanakları; yayımlanmış kitap, makale, tez gibi bilimsel yayınlarla desteklenerek değerlendirilmiş ve Mimarlık Eğitim Programının Uzaktan Eğitim yöntemi aracılığıyla verilebilmesinin her geçen yıl daha da etkin bir şekilde uygulanabilir olduğu ancak; özellikle teorik derslerin etkileşimli olarak tam anlamıyla uzaktan ya da sanal bir şekilde aktarılabilmesi için daha fazla teknolojik imkana, dolayısıyla; daha fazla zamana ihtiyaç olduğu saptanmıştır. Son olarak; incelenen veriler, uygulanmış örnekler ve sahip olunan altyapı olanakları göz önünde bulundurularak Uzaktan Mimarlık Eğitimi için bir başlangıç model önerisi sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Uzaktan Mimarlık Eğitim Modeli, Uzaktan Mimarlık Eğitimi, Sanal Mimarlık Eğitimi, Sanal Tasarım Stüdyosu
Tebriz'in tarihi çarşısının iklimsel sürdürebilirliğinin değerlendirilmesi
Her geçen gün yenilenemeyen enerjilerin tüketiminin çoğalması dikkat çekmektedir. Suların azalması, küresel ısınma, sel, fırtına, hava kirliliği, çaresiz hastalıklar ve birçok hayati tehlikeler, insanların doğal kaynaklardan yanlış bir şekilde faydalanmaları neticesinde ortaya çıkmaktadır. Ulusalrarası enerji tüketim ajansı (IEA) tarafından düzenlenen raporlara göre, 2019 yılında enerji kaynaklarının %71,5'i binalar yoluyla tükenmiş olup, tüketilen bu enerjilerin büyük kısmı iç mekân ısıtma ve soğutması için kullanılmıştır. Bu oran bina ve enerji tüketimi arasında önemli bir bağ olduğunu ispatlamaktadır. Bu bağlamda ise mimari mekân tasarımı, bina ve enerji tüketimi arasında önemli bir rol almaktadır. Çalışılan bu tezde, mekandaki ısıtma ve soğutma eylemi için yenilenemeyen fosil enerjilerin tüketimine ihtiyaç duymayan tarihi binaların mimari tasarım özellikleri araştırılmaktadır. Çalışma İran'ın karasal ikliminde bulunan Doğu Azerbaycan eyaletinin başkenti, Tebriz kenti üzerinde yapılmıştır. Tebriz, kent oluşumunun sürdürülebilir karakteri, tarihi binaların sürdürebilirliği bağlamında ele alınmıştır. Bu bağlamda Tebriz kent oluşumu içerisinde önemli bir değere sahip olan Tebriz çarşısı, örnek çalışması olarak seçilerek, ısıtma ve soğutma açısından sürdürebilir sıfır enerji tüketim özelliği, mimari tasarım açısından incelenmiştir. Tebriz çarşısı iklimsel sürdürebilirlik konusunda Tebriz şehrinde bulunan diğer tarihi binalar arasında örnek alınabilecek en iyi tarihi örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu çarşı yaklaşık 300 senelik tarihi ile, İran Milli Eserler ve UNESCO listesinde yer almaktadır. Tebriz'in tarihi çarşısı metre kare açısından dünyanın en büyük kapalı çarşısı olarak, 300 seneden beri özgür bir şekilde ısıtma ve soğutma eylemi için yenilenebilir enerjilerden faydalanmaktadır. Bu özelliğe dayalı, çevresine hiçbir zarar vermeden yazın ve kışın ısıtma ve soğutma eylemi için herhangi bir fosil kaynak kullanılmadan mekân konforunu sağlamaktadır. Bu çarşı halen milyonlarca insanın ticaret merkezi olarak yaşamına devam etmektedir. Yapılan bu araştırmada iklimsel konforun beş kriterleri olan sıcaklık, nem, su buharı basıncı, hava akış hızı (rüzgâr) ve iç duvarlardan gelen radyasyon arasından, sıcaklık kriteri araştırmanın analiz kriteri olarak seçilmiştir. Analizler ise, 8 Şubat ve 8 Ağustos 2020'de, Tebriz'in tarihi çarşısı üzerinde yapılmıştır. Analiz sürecinde çarşının sıcaklık açısından iklimsel konfor oranı Multimetre yardımıyla ölçülerek, elde edilen veriler Climate Consultant ve Excel ortamında analiz edilmiştir. Ayrıca bu yöntemler birebir Tebriz kentinde bulunan modern Lale Park alışveriş merkezi üzerinde de uygulanarak iki modern ve tarihi ticari merkezin sıcaklık açısından ısı konforu birbiri ile karşılaştırılmıştır. Ardından çarşıda kullanılmış olan mimari tasarım teknikleri ile yapının ısıtma ve soğutma açısından sıfır enerji tüketimli olması arasındaki bağları ve etkiler incelenmiştir. Sonuçta çarşının iklimsel fonksiyon açısından olumlu ve olumsuz yönleri araştırılıp, araştırmanın sonucunda elde edilen bilgilere dayanarak karasal iklimlere uygun olabilecek birtakım iklimsel mimari tasarım ilkeleri ve öneri model sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Tarihi binalar, Sıfır enerji, Sürdürebilir enerji kaynaklar, Tebriz çarşısı, İklim, Sürdürebilir mimari tasarım.
Mekan mimarisinin su tüketim miktarı üzerinde yarattığı etkilerin değerlendirilmesi; Tebriz'in tarihi hamam ve modern su yapılarından bir örnek
Çalışılan bu tezde gerekli olan analizler ve araştırmaları yapmak için İran'ın kuzey batısında bulunan Doğu Azerbaycan eyaletinin başkenti, Tebriz kentinin modern su tesisleri arasından Sadra modern su kompleksi ve tarihi hamamlar arasından Nezafet hamamının mimari planlarının incelenmesi için mekânsal analiz yöntemi kullanılıp ardından bu mekanların yıllık, aylık ve mevsimlik su tüketim miktarı, karşılaştırmalı analiz yöntemiyle birbiri ile karşılaştırılmıştır. Tebriz kentinde yer alan tarihi Nezafet hamamı hem İran'ın Tarihi Eserler Koruma Kurumu listesinde yer alıp hem de işlevinde herhangi bir değişiklik yapılmadan halen hamam olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Ayrıca bu kentte bulunan çok kapsamlı ve halk tarafından çok tercih edilen Sadra modern su kompleksinin var olması bu kentin örnek çalışması olarak ele alınmasına sebep olmuştur. Bu örneklerin mimari plan tasarımı plan hiyerarşisi, mekânsal kullanım çeşitliği, mekân büyüklüğü ve su tüketim yöntemleri açısından analiz edilmiştir. Bu bağlamda bu mekanların 2012-2021 yılları arasına ait su tüketim miktarı, yıllık, aylık ve mevsimsel olarak ayrı ayrı Excel programında analiz edilmiştir. Analizlerin sonucunda kullanılan karşılaştırmalı analiz yöntemi ile elde edilen bilgilerde, on yıllık süreçte tarihi Nezafet hamamına karşı modern Sadra su kompleksinde %607 daha fazla su tüketildiği tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan araştırmada bu tür yapılarda (tarihi veya modern ayırtı olmadan) su tüketim miktarı genellikle tüm mevsimlerde fazla olup, fazla su tüketimi bir tek yaz mevsimine özel olmadığı sonucuna varılmıştır.
Okul öncesi eğitim sürecinde çocuk ve mimarlık ilişkisi için sürdürülebilir bir öneri
Bu tez çalışması, mimarlığın deneyimlenmesiyle elde edilen kazanımların yaşamın sonraki evreleri için zemin oluşturduğu ve geleceğe yön veren bir unsur olduğu düşüncesinden hareketle, sürdürülebilir bir gelecek oluşturma çerçevesinde çocuk ve mimarlık ilişkisini incelemektedir. Bu bağlamda öncelikle; çalışmanın odağı olan çocuk özne irdelenmiştir. Yapılan irdeleme sonrasında okul öncesi eğitim süreci, seçilen konu için bir sınırlayıcı olarak kabul edilmiştir. Bu sınır kapsamında dünyadaki ve Türkiye'deki eğitim süreçleri araştırılmıştır. Araştırma sonucu yapılan değerlendirmeler, uluslararası raporlardan alınan verilerle desteklenmiştir. Devamında, dünyadan ve Türkiye'den okul öncesi eğitim ortamlarına ait güncel örnekler incelenmiştir. Böylece okul öncesi eğitim sürecinde çocuk ve mimarlık arasında kurulan ilişkiye ait güncel eğilimler tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu sürecin Türkiye özelindeki işleyişine yönelik sürdürülebilir bir öneri sunulmuştur. Çalışmada kullanılan yöntem, mimarlık, pedagoji, eğitim ve sosyoloji alanlarında ilgili literatürlerin taranması yoluyla ana konuların, başlıca örneklerin tespiti ve irdelenmesidir. Yapılan çalışma, yaşamın sürekliliği içerisinde bugünün çocuklarının geleceğin yetişkinleri olması açısından önemlidir.
İç mimarlık eğitiminde oyun-tabanlı sürdürülebilir proje süreci tasarımı
Konut mekanlarının, iç mimarlık faaliyetleri kapsamında her aşamasının doğru ve sürdürülebilir bir şekilde tasarlanması; hem günümüz hem de gelecek nesiller için önemlidir. Bu tez çalışması kapsamında iç mimarlık öğrencilerinin sürdürülebilirlik konularında bilgi düzeyini artırmayı hedefleyen oyun tabanlı bir uygulama geliştirilmiştir. İç mimarlık eğitimine yöntem önerisi bakımında katkı sağlamayı hedefleyen bu tez çalışmasında tasarlanan uygulama; eğitlence kavramı üzerinden iç mimarlık öğrencilerine gelecek meslek yaşamlarının bir simülasyonunu yaşatmakta ve onları araştırmaya sevk etmektedir. İç mimarlık öğrencilerinin sürdürülebilirlik bilgisini eğlenerek edinmelerinin sağlanması amacıyla geliştirilen bu yöntem, eğitlence kavramı üzerinden rol yapma tekniklerinin kullanılmasını içermektedir. Tasarım sürecinde nesnel ve gerçekçi bir yaklaşımın oluşturulması için Türkiye'de geliştirilmiş bir sürdürülebilir bina değerlendirme sistemi sürece dahil edilmiştir. Oyun-tabanlı uygulamalar kapsamına alınabilecek Arı Oyunu; yoğun araştırma gerektiren bir sürece eğlenceli ve rekabetçi bir katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak; konuyla ilgili bilgi artışının desteklenmesinin, eğlence ile eğitimin birleştirilmesinin ve mekan tasarımcılarının çevre, ekonomi ve sosyal ilişkiler bağlamında sorumluluklarının vurgulanmasının gelecek için önemi ortaya konmaktadır.
Mimarlık eğitiminde sürdürülebilir bir model önerisi
Mimarlık içinde bulunduğu döneme ait güncel olaylardan ve yaklaşımlardan etkilenen, gelişim ve dönüşüm içinde olan bir disiplindir. Mimarlık eğitimi de, bu gelişmelere paralel olarak kendini güncellemek ve çağa ayak uydurmak durumundadır. Bu süreçte, özellikle mimarlık eğitiminde bilgi ve beceri akışının bütünleştiği mimari tasarım stüdyoları, ön plana çıkmaktadır. Bu tezde, mimarlık eğitiminde geçmişten günümüze yaşanan değişimler, eğitim politikaları ve bakış açıları değerlendirilerek, mimari tasarım stüdyolarında sürdürülebilir bir model geliştirilmesi hedeflenmektedir. Bu modelde, mimari tasarım stüdyo pedagojisinde sürdürülebilirliğin, bilgi ve araştırma tabanlı bakışla sağlanabileceği varsayılmaktadır. Bu çalışmaya temel oluşturmak üzere ilk olarak; mimarlık ekolleri, modern mimarlık eğitim yaklaşımları ve değişime yön veren eğitim politikaları incelenmiştir. Bu incelemede, özellikle mimari tasarım stüdyosunu etkileyen faktörler ve pedagojik açılımlar ön planda ele alınmıştır. Sonrasında, bilgi ve araştırmanın mimarlık alanındaki, mimarlık eğitimindeki ve mimari tasarım stüdyo pedagojisindeki yeri, süreci, olumlu ve olumsuz yönleri ve ele alınış biçimleri incelenmiştir. Kavramsal bir bakışla kurgulanan çalışmada, belge taraması yoluyla elde edilen veriler, tarihsel yöntem kullanılarak, karşılaştırmalı analizler ve çıkarımlarla, önerilen modelin kavramsal çerçevesine aktarılmıştır. Önerilen model, mimarlık eğitimi tarihsel sürecinin değerlendirmesi sonucu yapılan ön görüleri, bilgi ve araştırma tabanlı eğitim modellerinden yapılan çıkarımları, stüdyo pedagojisine öğretme stili ve öğrenme teorileri bağlamında bakışı güncel eğilimlerle birlikte değerlendirmesi bağlamında önemlidir.