Theses supervised by Prof. Dr. Şükrü Dursun

13 theses · Konya Technical University

Master'sOpen AccessTR

Atıksu arıtma çamuru ve zirai atıkların birlikte kompost olarak kullanılabilirliği

Nüfus artışına paralel olarak gelişen şehirleşme ve endüstrileşmeyle artan gıda ihtiyacı yeni ve yenilenebilir üretim tekniklerini de gerektirmektedir. Çevresel sorunlar içinde katı atıkların bertafının önemli olmasının yanı sıra besin üretiminde de kullanımı çok önemlidir. Bunlar içinde arıtma çamurlarının belirli şartları sağlaması durumunda Çevre Bakanlığı tarafından toprak iyileştirilmesi için kullanımına izin verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, artıma çamurlarının hacim artırıcı malzemelerle karıştırılarak arazi üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Şeker endüstrisinden temin edilen arıtma çamuru ile hacim artırıcı olarak kullanılan mısır sapı farklı oranlarda karıştırılarak oluşturulan kompostun, arazi yapısını ve bitki gelişimini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Uygulama; tarımsal atık ve arıtma çamurunun faklı oranlarda kullanılarak 5 farklı parselde (2m*2m) ve 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Yaklaşık 1 yıl süren çalışma için pH, EC, KOİ, kuru madde miktarı (KM), organik madde miktarı (OM), penetrasyon direnci, infiltrasyon hızı gibi parametre değerlerine bakılmıştır. Ayrıca bitki gelişimi açısından da incelenen bu uygulamada ıspanak bitkisi kullanılmıştır. Bitki gelişimi açısından değerlendirildiğinde genel olarak arıtma çamuru ve mısır bitkisi atıklarının kullanıldığı parsellerde etkili bir büyüme gerçekleştiği görülmüştür. Bu araştırma ile çamur ve hacim artırıcı malzemelerin birlikte kompostlanmasının çamur bertaftı için uygun nitelikte olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: artıma çamuru, bertaraf veya geri dönüşüm, bitki büyümesi, mısır sapı ve toprak kalitesi.

Ümmügülsüm Günay
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sulardaki metal kirliliğinin doğal adsorbanlar ile giderimi

Bu araştırmada; Kazımkarabekir taşı, Karaman pekmez toprağı ve Pelit başlığından oluşan modifiye edilmemiş ve yerel olarak elde edilen düşük maliyetli doğal adsorbanlar kullanılmıştır. Bu adsorbanlar sırasıyla kısaca T, PT ve P olarak adlandırılmıştır. Bu çalışmanın amaçlarından birisi, T, PT ve P doğal adsorbanları ile düşük başlangıç derişimlerindeki Zn (II), Cu ve Al (III) metallerinin sulardan gideriminin incelenmesi ve adsorpsiyon kapasitelerinin, kinetik ve termodinamik parametrelerin belirlenmesidir. Diğer bir amacı ise, adsorbanların kimyasal kompozisyonu, yüzey yapıları ve morfolojileri (yapısal özellikleri) ile kirletici metallerin adsorpsiyonuna etki eden mekanizmaların belirlenmesidir. Doğal adsorbanların ve kirletici metallerin seçimi için karar sürecinde; Kalite Fonksiyon Yayılımı matrisinden esinlenilerek hazırlanan adsorban-kirletici metal ilişki matrisi kullanılmıştır. T, PT ve P düşük maliyetli doğal adsorbanların Zn (II), Cu ve Al (III) ile adsorpsiyonlarında giderim verimleri kesikli deneyler ile araştırılmıştır. Adsorpsiyon dengesine etki eden faktörler kapsamında pH, başlangıç metal derişimi, sıcaklık, temas süresi, adsorban dozu, karıştırma hızı ve adsorban boyutunun etkileri incelenmiştir. Adsorbanlar için uygun denge izoterminin belirlenmesinde Langmuir, Freundlich, D-R ve Temkin izoterm modelleri ile çalışılmıştır. Adsorpsiyon kinetiğinin belirlenmesi amacıyla reaksiyon bazlı modeller olarak Lagergren yalancı birinci derece kinetik model, yalancı ikinci derece kinetik model; difüzyon bazlı modeller olarak ise Boyd eşitliği ve sıvı film difüzyon modeli incelenmiştir. Adsorpsiyon termodinamiği, Gibbs eşitliği ve Van't Hoff grafiği kullanılarak incelenmiştir. ∆G, ∆H ve ∆S değerleri hesaplanmıştır. Adsorbanların, SEM+EDX ve XRD yöntemleri ile kirletici metallerle adsorpsiyonları öncesi ve sonrası karakterizasyonları yapılmış, adsorbanların yüzey yapıları ve morfolojileri (yapısal özellikleri) ile kirletici metallerin adsorpsiyon mekanizmaları belirlenmiştir. Organik doğalı P adsorbanı için, yapısındaki tanenlerin kirletici metallerin giderimindeki etkinliği araştırılmıştır. Sonuç olarak, düşük maliyetli doğal adsorbanlar T, PT ve P'nin düşük derişimlerdeki Zn (II), Cu ve Al (III)'ün sulardan adsorpsiyon ile gideriminde başarı ile kullanılabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adsorban karakterizasyonu, denge izotermi, düşük başlangıç derişimi, düşük maliyetli adsorbanlar, kalite fonksiyon yayılımı, kinetik, tanen, termodinamik

Zafer Zeybek
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van ili endüstriyel alanda atmosferik partikül madde ve çöken toz kirliliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada Van ili, Tuşba ilçesinde yer alan hazır beton tesisinden yayılan PM10 ve çöken toz kirleticileri için hem Türk Standart metotları ile ölçüm hem de AEORMOD ile hava kalitesi modelleme çalışmaları yapılmıştır. Tesiste toz kaynakları belirlenerek PM10 için 3 noktada çöken toz için ise 2 noktada konsantrasyonları incelenmiştir. Türk Standart metotlarına göre yapılan ölçümlerde stok sahası, iki taşıyıcı bant arası ve bunker yanı PM10 konsantrasyonları sırasıyla; 0,29 mg/Nm3, 0,98 mg/Nm3 , 0,67 mg/Nm3 'dür. Türk Standart metotlarına göre yapılan ölçümlerde tesis içi yollarda ve stok alanında çöken toz 1. ay ortalama konsantrasyonları sırasıyla; 50 mg/m2/gün, 151 mg/m2/gün'dür. Türk Standart metotlarına göre yapılan ölçümlerde tesis içi yollarda ve stok alanında 2.ay ortalama konsantrasyonları sırasıyla; 68 mg/m2/gün, 163 mg/m2/gün'dür. AEORMOD modellemesi sonucu göre stok sahası, iki taşıyıcı bant arası, bunker yanı PM10 24 saatlik konsantrasyonları sırasıyla; 8,91 µg/m3, 5,46 µg/m3, 6,77 µg/m3 ve yıllık konsantrasyonları sırasıyla; 1,70 µg/m3, 0,60 µg/m3, 1,11 µg/m3'dür. . AEORMOD modellemesi sonucu göre tesis içi yollarda ve stok alanında çöken toz günlük konsantrasyonları sırasıyla; 11,97 mg/m2/gün, 11,98 mg/m2/gün ve yıllık konsantrasyonları sırasıyla; 3,20 mg/m2/gün, 3,94 mg/m2/gün'dür. Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü yönetmeliği EK-1 ve Ek-2' de belirlenen sınır değerler ile karşılaştırıldığında ölçülen ve hesaplanan sonuçların sınır değerlerin altında kaldığı gözlemlenmiştir.

Şeyda Karaman
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel ortam havasında uçucu organik bileşiklerin tespiti

Hızlı nüfus artışı ve sanayi devrimi ile beraber insanoğlu artan taleplerini karşılayabilmenin hızlı yollarını aramıştır. Bu arayış insanların doğal yaşamı bırakıp yapay ve suni materyallerin keşfedilmesine ve yaygın bir şekilde hemen hemen her sektörde kullanılmasına neden olmuştur. Bu ürünlerde kimyasal malzeme kullanımı ürünün hem ucuz hem de kolay üretimi için oldukça önemlidir. Fakat maliyetten ve iş yükünden kaçınmak için kullanılan bu kimyasallar iç ortamda kullanılmaya başlanınca araştırmacılar kimyasalların insan sağlığına ve çevresine verdiği zararlar üzerine araştırmalarını yoğunlaştırmış ve çeşitlendirmişlerdir. Geçmişte iç ortam hava kalitesinin dış ortama göre daha temizdir düşüncesi günümüzde yapılan bu araştırmalarla değişmiştir. Ev dekorasyonu için alınan ürünler iç ortamda kullanılmaya başlandıkça iç ortam hava kalitesini bozmaya başlamış ve insanların sağlığını olumsuz etkilemeye başlamıştır. Özellikle endüstri tesislerinde üretim konusu ve proseslere bağlı olarak iç ortam hava kalitesi daha da kötüleşebilmektedir. Endüstri tesislerinde malzeme ve araçların boyama işlemlerinin yapıldığı ortamlarda iç ortam hava kalitesini bozan kirletici türleri daha çok partikül maddeler ve uçucu organik bileşiklerdir. Bu ortamlarda günün uzun bir vaktini bu alanlarda geçirmek zorunda kalan çalışanlar için ciddi hastalıklara sebep olabilecek kirletici konsantrasyonları mevcut olmaktadır. Bunların önüne geçilebilmesi için uçucu organik bileşiklerin tespit edilmesi, konsantrasyonların belirlenmesi ve yüksek seviyelerde ise ortam havasından arıtılması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında belirlenen bir endüstri tesisi içerisinde yer alan araç boyama prosesinden açığa çıkan uçucu organik bileşiklerin tespit edilmesi çalışması gerçekleştirilmiştir. Ayrıca tespit edilen uçucu organik bileşiklerin tesis içerisinde dağılım davranışları bir model programı vasıtasıyla modellenmiştir. Boyama işleminin gerçekleştiği alanda toplam 5 noktada uçucu organik bileşikler için iç ortam hava numuneleri alınmıştır. UOB'lerin tayininde Gaz Kromotografisi FID dedektörü kullanılmıştır. Tesisten alınan örneklerde gerçekleştirilen ölçümler sonucunda ortalama konsantrasyonlar sırasıyla benzen 38.479 mg/m3, aseton 17.626 mg/m3, etilbenzen 3.742 mg/m3, m,p –ksilen 9.290 mg/m3, etanol 0.335 mg/m3, n-bütilasetat 5.632 mg/m3, o-ksilen 2.279 mg/m3, tolüen 5,650 mg/m3 olarak tespit edilmiştir. Uçucu organik bileşiklerin her türü için kansere sebep olma riski mevcuttur. Endüstriyel ortamda tespit edilen kirletici türlerinden kanserojen etkisi en yüksek bileşik benzen olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Endüstriyel ortam, Kapalı ortam, Uçucu organik bileşikler, UOB tespiti

Uçucu organik bileşiklerUçuculuk
Emre Dalkılıç
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ünye ilçesi vahşi depolama alanının ıslahı ve düzenli depolama alanının araştırılması

Hızlı nüfus artışı ve insanların üretimden ziyade tüketime bazlı yaşaması sebebiyle katı atık miktar ve türlerinde ortaya çıkan artış, artık ürünlerin depolanma problemini de paralel olarak meydana getirmiştir. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde çok görülen vahşi depolama sistemi Türkiye'nin %60'ında görülmektedir. Vahşi depolama sistemi daha ekonomik ve uğraş gerektirmiyor gibi görünse de uzun vadede düşünüldüğünde beraberinde getirdiği sorunlar, çözüm yolları, rehabilite çalışmaları için harcanan miktarlar ve iş yükü göz önüne alındığında daha fazla maliyetli olmaktadır. Ordu ili Ünye ilçesi için 1984 yılından itibaren kullanılan yaklaşık 50 hektarlık bir alanda gerçekleştirilen vahşi depolama alanının çevreye verdiği zarar gözle görülebilir boyutlara ulaşmıştır. Bu çalışmada Ünye ilçesi vahşi depolama arazinin ıslahı, düzenli depolama alanına geçiş aşamaları ve geri kazanım hususlarına yer verilmiştir. Ünye vahşi depolama alanında gaz, sızıntı suyu ve enerji salınım miktarı hesaplanmış depolama sahasının çevreye verdiği zarar detaylı incelenmiş ve rehabilite çalışmalarının alanın ekolojik dengesini bozmadan nasıl kapatılabileceği incelenerek detaylı anlatılmıştır. Vahşi depolama sahasının bitkisel ıslah çalışmalarında örnekleme yapılmış ve uygun bitkiler nedenleri ile bitki örtüsü olarak kullanıldığında ne gibi sonuçları sağlayacağı incelemelerle anlatılmıştır. Ünye vahşi depolama arazisinin kapatılmasından dolayı çevre bilincine sahip bir düzenli depolama arazisine ihtiyaç elzem hale gelmiş, Çaybaşı mevkiinde Ünye ve komşu ilçelerin atık yükünü karşılayabilecek bir düzenli depolama alanı kurulmuş; bu alan depremsellik, yüzey ve yeraltı suları, eğim, rüzgar yönü, iklim şartları, düzenli depolama alanının kurulum yapısı bakımından incelenmiş sonuç kısmında bu noktalara değinilmiştir. Anahtar Kelimeler: Düzenli depolama, Katı atık, Islah, Vahşi depolama

Güldeniz Kadılar
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Baca gazı kaynaklı hava kirleticilerinin fotokatalitik oksidasyon yöntemi ile giderimi

Bacalar yanma prosesleri sonucunda açığa çıkan hava kirleticilerinin başlıca kaynakları arasında yer alırlar. Bu kirleticiler inorganik ya da organik kökenli olabilirler. İnorganik kirleticiler kükürtdioksit (SO2), azot oksitler (NOx), karbonmonoksit (CO), partikül madde (PM) gibi birçok kirleticiyi içerirler. Organik kirleticiler ise kalıcı toksik organikler ve uçucu organik bileşikler (UOB) grubunu da içerisinde barından birçok farklı kirleticiyi temsil ederler. UOB grubu yaklaşık 150 farklı bileşiği içerir ve bunların büyük çoğunluğu insan sağlığına zararlı ve toksik olarak kabul edilmektedir. Tüm bu özellikleri dikkate alındığında UOB'in giderimi oldukça büyük bir öneme sahiptir. Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğine göre baca gazlarında bulunan UOB sınıflara ayrılmış, zarar derecelerine göre en tehlikeli grup için sınır değer 20 mg/m3 olarak belirtilmiştir. Geçmişten günümüze birçok farklı giderim teknolojisi geliştirilmiş ve geliştirilmeye devam etmektedir. Belirli konsantrasyonların üzerinde olanlara göre düşük konsantrasyonlardaki kirleticilerin klasik yöntemlerle giderimi daha yetersizdir. Fotokatalitik oksidasyon son dönemlerde UOB giderimi için kullanılan teknolojilerden bir tanesidir. Bu yöntem ile birçok farklı organik kirleticinin giderilebileceği tespit edilmiştir. Bu tez çalışması kapsamında baca gazlarında sıklıkla rastlanılabilen iki önemli UOB olan benzen ve tolüen kirleticilerinin heterojen fotokatalitik oksidasyon yöntemi ile giderimi araştırılmıştır. Çalışma kapsamında bir soy metal olan gümüş (Ag) ile geçiş metallerinden biri olan nikel (Ni) birlikte TiO2 parçacıklarının üzerine doplanarak yeni bir fotokatalizör geliştirilmiş ve laboratuvar ölçekli reaktör sistemi tasarlanmıştır. Işık kaynağı (UVC ve UVA), ortam sıcaklığı (120 oC, 150 oC, 180oC), nem (%25 ve %50) ve TiO2 üzerine Ag ve Ni doplama yüzdesi (%0,5, %1, %2,5, %5) gibi sistem parametreleri değiştirilerek birçok deney yapılmış ve elde edilen sonuçlar üzerinden benzen ve tolüen kirleticilerinin giderimi için en başarılı şartlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu çalışma kapsamında yapılan tüm deneyler dikkate alındığında benzen için ortalama giderim verimi %82,79 bulunurken, tolüen için ortalama giderim verimi %90,02 olarak bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre benzen ve tolüen kirleticilerinin eş zamanlı olarak fotokatalitik oksidasyon yöntemi ile giderimi açısından en uygun şartlar UVC ışık altında 120oC sıcaklık, %25 nem ve %0,5 doplama yapılan fotokatalizör kullanımı olarak belirlenmiştir.

Zeynep Cansu Ayturan
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

Konya ili taş ocakları civarında atmosferik partikül madde ölçümü ve dağılım modellemesi

Konya İli, Ankara Yolu civarındaki taş ocaklarının, her biri ayrı ayrı, ÇED ile Çevre İzin süreçlerinde olumlu olarak değerlendirilseler bile, bölge halkının ve D715 Karayolundan geçenlerin dikkat çekici seviyede hava kirliliği açısından rahatsızlıklarının bulunması nedeniyle; toplam (kümülatif) kirliliği bölgesel bazda değerlendirmek için 2018 ve 2019 yıllarında çalışma alanında PM10 ve PM2,5 ölçümleri yapılmıştır. 15.08.2018 tarihinde günlük PM10 konsantrasyonu 230,07 µg/m3, 22.06.2018 tarihinde günlük PM2,5 konsantrasyonu ise 226,44 µg/m3 maksimum olarak ölçülmüştür. 2019 yılında ölçülen saatlik PM10 konsantrasyonu 33333,33 µg/m3 ve PM2,5 konsantrasyonu 23529,41 µg/m3 ile pik yapmıştır. Yapılan bu ölçümler 2018 ve 2019 yılları için 15 km çapındaki alanda 250 m aralıklarla grid oluşturularak çalıştırılan AERMOD View Modellemesinden elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmış ve arazi ölçümlerinin modelleme sonucuyla uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Tesislerin kapasite raporlarına göre yılda 300 gün, günde 8 saat çalışması nedeniyle 24 saatlik (günlük) ve yıllık ortalamalar Yönetmelik sınır değerlerini sağlamıştır. Ancak modelleme sonuçlarına göre KVS (Kısa Vadeli Sınır Değer), UVS (Uzun Vadeli Sınır Değer) ve PM10 aşım sayıları Yönetmelikte verilen sınır değerleri sağlayamamıştır.

Rahime Atasağun
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Su kayıpları ve önleme yöntemlerinin araştırılması: Kahramanmaraş ili örneği

Son yıllarda iklim değişikliği, çevresel faktörler, sosyo – ekonomik ve kültürel değişiklikler, teknoloji ve sanayi alanındaki gelişmeler, imar ve tarım politikaları ve bunun gibi su kaynaklarını ve su tüketimini etkileyen faktörler sebebiyle su arzı azalırken tüketimler artmaktadır. Bu durum su kayıpları yönetiminin önemini daha da artırmakta ve su kayıplarının önlenmesi için çeşitli stratejiler ve yöntemler geliştirilmektedir. Bu çalışmada insanların yoğun olarak yaşadığı kentsel alanlarda ihtiyaç duyulan içme ve kullanma suyu sistemlerinin su kayıpları açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. Bir içme suyu temin sisteminde su kaynağından ana dağıtım depolarına kadar su arzı iletim hatları ile, depolardan tüketicilere kadar su arzı dağıtım sistemleri ile sağlanmaktadır. Bu sistem üzerinde boru hatları, depolar, servis hatları, sayaçlar, ek parça ve armatürler, sanat yapıları ve üniteler bulunmaktadır. Bu tesislerde zamanla yaşlanma, aşınma, yanlış malzeme seçimi veya uygun olmayan işçilik gibi sebeplerle sızıntılar, patlak ve çatlaklar ile taşmalar meydana gelmektedir. Sistem üzerinde oluşan bu deformasyonlar kaynaklı meydana gelen kayıplara fiziksel kayıplar denilmektedir. İdari kayıplar ise izinsiz (yasa dışı) tüketim, yanlış sayaç ölçümleri, sayaç okuma ve veri işleme hataları gibi nedenlerden meydana gelmektedir. Bu kayıplar kaynaklarımızın verimli kullanılmamasına ve enerji tüketimlerinin artmasına ve gelirlerin azalmasına sebep olmaktadır. Bu çalışma ile su kayıplarının neler olduğu ve bunları önleme yöntemleri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında Kahramanmaraş İli örneği üzerinde Elbistan İlçe Merkezi pilot bölge seçilmiş ve sahadaki uygulamalar KASKİ ekipleri tarafından gerçekleştirilmiştir. Elbistan İlçe Merkezi için su dengesi ile alt yapı kaçak indeksi hazırlanmış ve su dengesi bileşenlerinin analizleri yapılmıştır. Su dengesi analizi ile Elbistan İlçe Merkezi su kaybı %66,97, ILI ise 14,31 olarak hesaplanmıştır. Elbistan İlçe Merkezin iki adet DMA bölgesi oluşturularak sistem daha küçük alanlarda analiz edilmiş ve gelir getirmeyen su oranları %76,49 ve %71,79 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca idari kayıpların bileşen analizleri araştırılmış ve bunlarla ilgili tespit ve öneriler belirlenmiştir. Bu sonuçlar göz önünde bulundurularak içme suyu dağıtım sisteminin yenilenmesi ve bu çalışmalarla birlikte izlenebilir ve ölçülebilir bir sistem haline getirilmesi için su idaresi teşvik edilmiştir. Anahtar Kelimeler: İçme suyu dağıtım sistemi, su kayıpları, su dengesi, izole ölçülebilir alt bölge, gelir getirmeyen su

Su kaybıİzole alt ölçüm bölgesiİçme suyu şebekeleri
Enes Arabacı
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı materyaller ile zenginleştirilen tavuk gübresi ve tarımsal atıklardan elde edilen kompostun toprak kalitesi ve mısır (Zea Mays L.) bitkisinin gelişimi üzerine etkilerinin belirlenmesi

Ülkemizde özellikle İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi tarım arazilerinde mevsimsel iklim değişikliklerinin beraberinde getirdiği aşırı sıcaklık ve yağış yetersizliğinden dolayı rüzgâr erozyonunda artışlar meydana gelmiştir. Rüzgâr erozyonuyla toprakların üst kısmında bulunan verimli tabaka taşınmaktadır. Bunun yanısıra tarım arazilerinde tarımsal bitki artıkları özellikle ayçiçek, mısır artıklarının hasat sonrası toprak işleme öncesinde bilinçsizce yakıldığı bilinmektedir. Bu da toprakların başta organik madde içeriklerinde olmak üzere bitki besin elementlerinde yetersizliklere neden olmaktadır. Diğer bir yandan hayvansal artıklardan tavuk gübresinin tarım alanlarında doğrudan kullanımında azot kaybının olması ve tuz içeriğinin yüksek olması nedeniyle direkt kullanımında sakıncalar bulunmaktadır. Toprakta organik madde miktarını teşvik edici, agregatlaşmayı artırıcı uygulamalara ihtiyaç vardır. Bu tez çalışmasında Konya Kapalı Havzasında tarımsal bitki artıkları tavuk gübresiyle birlikte farklı zenginleştirilmiş materyallerin de (biyokömür, leonardit, klinoptilolit) ilave edilmesiyle kompostlaştırılarak toprakların organik madde ve bitki besin element içerikleri yönünden takviye edilmesi amaçlanmıştır. Karapınar şartlarında 5 farklı kompost konusunda 5 farklı doz (0, 1, 2, 3, 4 ton da-1) uygulamasında ve 3 tekerrürlü olarak çakılı deneme yürütülmüştür. Çalışmada test bitkisi olarak mısır bitkisi seçilmiştir. Çalışmada, kompost konularının analiz sonuçlarında C/N değişimlerinde sırasıyla, K3 konusunda (klinoptilolit kompost) 10.89 ve K2 konusunda (leonardit kompost) 11.66 olduğu ve bu kompost konularında sıcaklık parametrelerinde kompostlaştırma sürecinin daha hızlı bir şekilde tamamlandığı ve daha olgun kompostlaştırmanın sağlandığı görülmüştür. Kompost konularında en az azot kaybı K2 (leonardit kompost) ve K1 (biyokömür kompost) konularında olurken, en çok azot kaybı K5 konusunda (sadece tavuk gübresi kompostu) olduğu ortaya çıkmıştır. Tuz alımına etkinlikte de sırasıyla K3 konusu (klinoptilolit kompostu) % 62.61, K1 konusu (biyokömür kompostu) % 61.30 ve K2 konusu (leonardit kompostu) % 61.33 olarak bulunmuştur. Toprak analizleri sonuçların değerlendirilmesinde, kompost uygulanmasıyla toprakta pH, EC, organik madde, alınabilir fosfor, alınabilir potasyum, alınabilir kalsiyum, alınabilir magnezyum, alınabilir sodyum, ekstrakte edilebilir mikro elementlerin (Fe, Cu, Mn ve Zn) miktarlarında, toprakta KDK, toplam karbon, C/N oranında, CO2 üretimi ve mikrobiyal biyokütle karbon değişimlerinde artışın (p<0.01) düzeyinde önemli olduğu görülmüştür. Bitki analiz sonuçları açısından değerlendirildiğinde, kompost uygulamasıyla bitkide yaş biyokütle verimi (kg da-1) değerlerinde, dozlar arasında farkın önemli bulunduğu (p<0.01), en yüksek D3 dozunda 12.006 ve en düşük D0 dozunda 9.850,48 olduğu görülmüştür. Yaş biyokütle veriminde, kontrole göre en yüksek K3 konusu (klinoptilolit kompostu) D3 dozunda 12.968,10 olduğu ve verimde % 42.54 bir artışın olduğu görülmüştür.

BiyokömürKlinoptilolitKompost+3
Osman Mücevher
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Konya, Kosova mahallesindeki PM kirlilik dağılımının CBS ile modellenmesi ve değerlendirilmesi

Hava kalitesi, insanların çevresinin temel bir parçası ve oluşan çevresel etkilerin alıcısı olarak gören bir kavramdır. Sanayileşme ve şehirlerin hızlı büyümesi, enerji kaynaklarının tüketim düzeylerini yoğunlaştırdığından dolayı doğal bir dengesizliğe ve çevresel sürdürülemezliğe neden olmaktadır. Yüksek düzeyde hava kirliliği, insan sağlığı ve ekosistemin sürdürebilirliği üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Faaliyetlerimizin çevreye etkisini azaltmaya yönelik politikalar oluşturmak için düzenli olarak hava kalitesi hakkında bilgi ve veriye sahip olmak gerekir. Sabit izleme istasyonu sadece belirli bir nokta hakkında bilgi vermesi ve çok fazla sayıda istasyon bulundurmanın ekonomik olarak imkânsız olması nedeniyle, coğrafi bilgi sistemleri ve jeoistatistiksel analizler, hava kalitesinin durumunun zamansal ve mekânsal olarak bilinmesine olanak tanır. Bu çalışmada, Konya ili Kosova mahallesindeki partikül madde konsantrasyonlarının zamansal ve mekânsal modellemesi, ARCGIS 10.5 paket programının Kriging jeoistatistik modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. PM ölçümleri, PCE-PCO1 partikül sayacı cihazı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. PM ölçümleri Haziran, Ekim ve Ocak aylarında 4 gün boyunca (2 gün hafta içi ve 2 gün hafta sonu) günün 5 farklı saatinde yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, ortalama günlük konsantrasyonlar, Türkiye tarafından belirlenen 40 µg/m3 sınırının üzerindedir. Ortalama hava kalitesine bakıldığında ise orta kategoride olduğu ve insan sağlığına hiçbir etkisi olmadığı ancak solunum problemi olan kişiler için tehlikeli olabileceği düşünülmektedir. Kosova mahallesinde hava kalitesini etkileyen faktörler ısınma için kullanılan yakıt ve trafikten kaynaklanan yakıt emisyonları inşaat ve topraktan kaynaklanan kirleticiler olarak tahmin edilmektedir.

Coğrafi veri sistemleriCoğrafik varyasyonJeoistatistik
Marco Andres Romero Aguılera
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel gürültünün paneller kullanılarak azaltılmasının araştırılması

Şehir merkezlerinde yoğun taşıt kullanımın artması nedeniyle sürekli trafik taşıt kullanım yoğunluğu artmaktadır. Şehir içinde trafiğin sürekliliği, yolların genişliği, konumu ve yüzey kaplama malzemeleri ile şehir içi kavşak sinyalizasyon sistemleri gürültü değerlerini etkileyen önemli faktörlerdir. Trafik kurallarına uymama, özellikle dolmuş ve minibüslerin gelişigüzel durmaları, yanlış park etmek ve motorların nakliye aracılarının fazlaca kullanılmaları trafik akışında gürültüye sebep olan önemli faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Şehirdeki iç yolların bakımsızlığı da lastik/yol sürtünmesinden doğan gürültüyü arttırıcı etkenlerdendir. Ayrıca sürücülerin eğitimsiz oluşu (sık sık ani fren yapmaları ve korna çalma alışkanlıkları) da gürültü seviyesini arttırmaktadır. Bu sebeple gürültü düzeyi sürekli artış gösterdiği bilinmektedir. Halkın gürültü den en az seviyede etkilenmesi için şehir içinde ve dışında otoyollar için gürültü panelleri (bariyerlere) kullanılabilir. Bu çalışmada; bir gürültü paneli tasarlanmıştır ve panellerin temel malzemesinin temelini ömrünü tamamlamış lastik (ÖTL)'lerin oluşturması fikri ele alınmıştır. Bu sayede her yıl bir milyar ömrünü tamamlamış lastiklerin çöpe atılmaması sağlanabilir. Sıfır atık kapsamında destek sağlayabilecektir. Gürültü karşılaştırması için bir bölge belirlenmiş ve panelin koyulmasından önce ve sonra gürültü verileri kaydedilmiştir. Şehir' de hangi noktalara koyulabileceği gösterilmeye çalışılmıştır. Ayrıca Konya'da gürültü verileri kullanılarak modelleme uygulaması olan SURFER software ile modelleme haritası çıkarılmıştır. Bu sayede gürültünün şehirde normal yayınımının ve panel sonrası tahmini kırınımı sonrası daha net olarak fark edilmesi sağlanmıştır.

Gürültü yalıtımı
Sedanur Ertekin
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili hava kalitesinin değerlendirilmesi ve 2021 yılı orman yangınlarının etkisinin araştırılması

Çevre problemleri arasında yer alan hava kirliliği; bölgesel olduğu gibi küresel olarak da etki alanına sahiptir. Atmosferde meydana gelen hava kirliliğinin kaynakları antropojenik ve doğal kaynaklardan olduğu bilinmektedir. Hava kalitesini etkileyen, hava kirliliğine sebep olan parametreler arasında yer alan PM (partikül madde), SO2, CO, NO2, O3 gibi önemli kirleticiler, halen yürürlükte olan Hava Kalitesi Değerlendirme ve Yönetimi Yönetmeliğinde yer alan üst limit sınır değerini aşmasıyla, maruz kalınan süre ve miktara bağlı olarak; canlıların özellikle hassas grupta olanların sağlığını olumsuz etkileyecek zararlar meydana getirmektedir. Ülkemizde uygulanan hava kalitesi standartları ile oluşturulmuş indekse göre havada bulunan kirletici konsantrasyonlar sınıflandırılarak canlılar üzerindeki etkiler ve riskler belirlenmiş olmaktadır. Atmosferik kirletici konsantrasyonlarını sürekli izlemek; hava kalitesini korumak, iyileştirmek ve gereken önlemleri almak için önem arz etmektedir. Bu kapsamda, ülkemizin büyükşehirlerinden biri olan Antalya, 2021 sonu itibariyle 2.619.832 nüfusa sahip olup beşinci sırada yer almaktadır. Turizmin başkenti olarak görülen, tarımın ön sıralarda olduğu, sanayi de ise Türkiye ortalamasının altında olduğu bu sebeple sanayileşmenin yarattığı hava kirliliğinin yaşanmadığı bölgelerdendir. 20.177 km2 yüzölçümüne sahip, Akdeniz ikliminin yaşandığı, kış şartlarının ağır olmamasından ötürü ısınmadan kaynaklı hava kirliliğinin de diğer aylara oranla çok yükselmediği ancak, 28 Temmuz 2021 tarihinde Antalya, Manavgat ilçesinde 4 farklı noktada meydana gelen orman yangınlarının il genelindeki hava kalitesini etkilediği düşünülmektedir. Bu sebeple, bu çalışmada; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına ait şehrin belli yerlerine yerleştirilen 8 adet istasyonun özellikle Manavgat İlçesi baz alınarak saatlik ve günlük ölçüm parametre verileri kullanılarak Surfer programı ile kriging yöntemiyle modelleme çalışması yapılıp; ayrıca Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan meteorolojik veriler örneğin sıcaklık ve nem ölçümlerinin yangın dönemi ile harici dönemde karşılaştırılması yapılarak, 2021 yılı hava kalitesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Büşra Kırbıyık
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ili Mamak ilçe merkezi katı atık yönetimi

Bu çalışmada, Ankara ili Mamak ilçe merkezi katı atık yönetimi üzerine araştırmalar yapılmıştır. Atıkların yönetiminde görev alan Mamak Belediyesi'nin atıkların azaltılmasına yönelik hizmetleri ve ITC-Mamak tesisinin atıkların geri kazanımı ve entegre bir şekilde yönetimini sağlayan faaliyetleri incelenmiştir. Katı atık yönetiminin en önemli rolünü alan bireylerin davranış, tutum, bilgi düzeyleri ve duyarlılıklarını belirlemek için Mamak'ta ikamet eden, 18 yaş üzeri 204 kişiye WEB tabanlı 30 soruluk anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarına SPSS analizi uygulanmış olup, çalışmanın hata payı 6,86, güven aralığı %95 düzeyindedir. Elde edilen verilere, normallik analizi, ANOVA analizi, korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak frekans tabloları oluşturulmuştur. Bu bilgiler ışığında katı atık yönetiminde karşılaşılan sorunlar araştırılmış ve öneriler sunulmuştur. Sonuç olarak anket uygulaması yapılan bireyler tarafından, evlerde oluşan katı atıkların ayrı ayrı biriktirilmesi konusuna yeteri kadar önem verilmediği, günlük hayatlarında oluşan atıkların azaltımı konusunda daha çok bilgi sahibi olmak istedikleri tespit edilmiştir. Bu minvalde sıfır atık yaklaşımı ve katı atık yönetimi çalışmalarının, toplumun daha bilinçli ve duyarlı hale getirilmesi noktasında yaygınlaştırılmasında fayda mülahaza edilmektedir.

Esra Gümüş
Konya Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors