Theses supervised by Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın
22 theses · Hacettepe University, Çukurova University
Orhun Türkçesi söz varlığının Oğuz grubu lehçeleriyle ses ve şekil bilgisi bakımından karşılaştırılması
Bu çalışmada ilk bölümde Orhun Türkçesiyle ilgili, ikinci bölümde Oğuz grubu lehçeleriyle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde inceleme konularımızdan olan ses bilgisine yer verilmiş, lehçelerde kullanılan sesler hakkında bilgi ve lehçelerdeki ses olaylarından örnekler verilmiştir. Dördüncü bölümde şekil bilgisi ele alınmış, Orhun Türkçesi ve lehçelerdeki kelimelerin yapısı hakkında bilgiler verilmiştir. Beşinci bölümde Orhun Türkçesinden Oğuz grubuna geçen sözcükler incelenmiş, bu sözcüklerin lehçelerde yaşadığı değişimler veya korunan şekilleri ele alınmıştır. Aynı lehçede bir sözcük veya sözcüğün kökteşi ses özelliklerini koruyabilir, farklı ses özelliği gösterebilir. Bu bakımdan bu özellikleri gösteren tüm sözcükler değerlendirmeye alınmış, ses bilgisi ve şekil bilgisi başlıkları altında ayrı ayrı incelenmiştir. Ses değişikliğine uğrayan veya ses özelliklerini koruyan sözcükler doğrudan verilmiş, kökteşi verilen sözcükler köşeli parantez içinde gösterilmiştir. Sonuç bölümünde Orhun Türkçesindeki sözcüklerin Oğuz grubu lehçelerinde ne kadar bulunduğu sayı ve grafik hâlinde verilmiştir. Son olarak genel bir değerlendirme yapılmıştır. Ekler bölümünde ise ses özelliklerini koruyan, ses değişikliğine uğrayan ve sadece kökteşi bulunan sözcüklerin listesi verilmiştir. Ayrıca hiçbir lehçede bulunmayan sözcüklerin listesi de eklenmiştir.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde köken açıklamaları ve halk etimolojisi (V-VI. ciltler)
Evliya Çelebi, Seyahatname adlı eserinde Osmanlı coğrafyasındaki topraklara ve komşu ülkelere yaptığı seyahatlerini aktarırken yerlerin, yapıların, kişilerin ve çeşitli kavramların adlarının kökenlerine dair bilgiler sunmaktadır. Bu tez çalışmasındaki amaç hem biçimsel özellikleri hem de içeriği bakımından zengin bir eser olan Seyahatname'nin V. ve VI. cildinde yer alan adların kökenine ilişkin bilgileri derlemek, halk etimolojilerini tasnif etmek, incelenen adları bilimsel kaynaklardan elde edilen verilerle mukayese ederek Evliya Çelebi'nin izlediği yöntemleri belirlemeye çalışmaktır. Tezde Arap harfli metin ile Kahraman, Dağlı ve Sezgin'in (2001) "Topkapı Saray Kütüphanesi Bağdat 307 Numaralı Yazmanın Transkripsiyonu-Dizini" ile Kahraman ve Dağlı'nın (2002) "Topkapı Saray Kütüphanesi Revan 1457 Numaralı Yazmanın Transkripsiyonu-Dizini" çalışmaları esas alınmıştır. Derlenen veriler, adların türlerine ve bu adlar için yapılan köken açıklamalarındaki temellendirme biçimlerine göre üç grup olarak tasnif edilmiştir. "Köken Açıklamaları" bölümünde yer, yapı, kişi, coğrafi şekil, kavim ve sefer adları incelenirken adlandırmanın dayandığı kaynak baz alınarak kendi içerisinde ayrıca sınıflandırılmıştır. İkinci bölüm olan "Halk Etimolojileri"nde ise veriler Aksan'ın (1964) sınıflandırması esas alınarak incelenmiştir. "Çoklu Açıklamalar" olarak verilen son bölümde Evliya Çelebi'nin birden fazla açıklamalarda bulunduğu adlar incelenmiştir. Elde edilen verilerin sonucunda Seyahatname'de adların kökenlerine dair yapılan açıklamalarda gerçek bilgi aktarımına dayanan etimoloji örnekleri ile Evliya Çelebi'nin kendi hayal gücünü ve kendine has üslubunu yansıttığı halk etimolojisi örneklerinin bir arada görüldüğü ortaya konmuştur.
Yunus Emre Divanı'nda söz yapımı
Bilindiği gibi birçok dilde sınırlı söz yapım yoluyla sınırsız sözcük oluşturmak mümkündür. Dillerde sözcük oluşturmanın ve yabancı sözcüklere uygun karşılığın bulunması amacıyla farklı söz yapım yollarından yararlanılmaktadır. Türkçede de bu amaç doğrultusunda pek çok söz yapım yolu kullanılmaktadır. Türkçenin tarihî dönemlerinde bu yollardan bazıları daha yaygın kullanılırken bazılarına ise daha az başvurulmuştur. Türkçenin tarihî metinlerinde bulunan söz yapım yollarının ve bu yolların sıklıklarının belirlenmesi alanımız için önemlidir. Bu tezde Eski Anadolu Türkçesinde kullanılan söz yapım yolları hakkında bir düşünce vererek Eski Anadolu Türkçesinin dolayısıyla Türkçenin söz yapımındaki zenginliğini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda döneminin önemli eserlerinden biri olan Yunus Emre Divanı incelenmiştir. Divan'daki sözler, söz yapım yollarına göre sınıflandırılmıştır. Sonuç bölümünde ise elde edilen veriler ışığında Divan'da tespit edilen söz yapım yolları ve bu yollar ile oluşturulmuş madde başı söz sayısı verilmiştir.
Dede Korkut Kitabı'nın eşdizim sözlüğü
Bu çalışmada, Tarihî Türk dilinin içerik ve dili itibarıyla her zaman ilgi çeken eseri olan Dede Korkut Kitabı'nın Dresden nüshasındaki sözlüksel eşdizim örüntüleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Dede Korkut hikâyelerinin söz varlığında bulunan anlamlı sözlükbirimler olan isim + isim, sıfat + isim, isim + fiil ve zarf + fiil birliktelikleri, deyimbilimsel bakış açısı temelinde ele alınmış, deyimselleşme derecesine göre deyim ve serbest sözcük birlikteliği arasına konumlandırılarak bağlamlı bir eşdizim sözlüğü oluşturulmuştur.
Türk atasözlerinde sıfat işlevli eşdizimlilikler
Tez çalışmasında TDK'nin Türk Atasözleri Sözlüğü'ndeki atasözleri sıfat+isim, sıfat-fiil+ isim birliktelikleri sıklık temelli olarak incelenmiştir. Ayrıca sıfat+isim birlikteliği sıfatların daha iyi anlaşılması için niteleme sıfatı ve belirtme sıfatı olarak iki ana başlığa ayrılmıştır. Belirtme sıfatı da kendi içinde alt başlıklara ayrılıp verilmiştir. Sıklık temelli inceleme yapılırken sözcük birlikteliklerinin anlamlı birliktelikler olmasına önem verilmiştir.
Türkçe türemiş isimlerde fosil isim ve fiil tabanları
Dil, insanlarla beraber varlığını sürdüren, onlarla beraber değişebilen, gelişebilen ya da eksilebilen bir oluşumdur. Durağan olmayan bu oluşumda bazı nadir durumlar gözlenir. Bir kelime kaybolmaya yüz tutmuşken bu sık rastlanılmayan durum gerçekleşir ve kelime fosil olarak adlandırılan kullanımla dilde varlığını sürdürür. Diğer bir deyişle fosil kelimeler, geçmişte bazı zaman dilimlerinde kullanılmış ancak günümüzde çeşitli sebeplerden ötürü kullanılmayan, varlıkları dahi bilinmeyen bazılarının ise kelime gruplarında kullanımı bulunan eski sözlük birimlerdir. Bu çalışmada Türkçe Sözlük'te (TDK, 2011) ve Kamus-ı Türkî'de (TDK, 2019) yer alan türemiş isimlerde fosil isim ve fiil tabanları tespit edilmiştir. Türkçe Sözlük ve Kamus-ı Türkî taranarak tespit edilen türemiş isimlerdeki fosil isim ve fiil tabanları, bunların hangi oranda fosilleşmeye uğradığı TUD'da (Türkçe Ulusal Derlem) yapılan içerik taramasıyla hesaplanmış ve Türkçenin tarihî dönemleri incelenerek kelimelerin köken bilgisine yer verilmiştir. Ayrıca kelimelerin çağdaş Türk lehçelerindeki kullanımlarına da değinilmiştir. Sonuç olarak Türkçe türemiş 31 kelimede fosilleşmiş isim ve fiil tabanları tespit edilmiştir.
Mikayıl Müşfig`in eserlerinin söz varlığı
20 .yüzyyılın başlarında yaşamış, Azerbaycan edebiyatının romantik aşk şairi olarak tanınan Mikayıl Müşfig yazdığı şiirlerde Azerbaycan dilinin eşsiz güzelliklerini en iyi şekilde kullanan ünlü şairlerden biridir. Şiirlerini okudukça söz varlığının çok çeşitliliği dikkate çarpıyor. O dönem edebiyat camiasının kullandığı Azerbaycan Türkçesinin günümüz Türkiye Türkçesine olan yakınlığı ilgi çekicidir. Bu bakımdan onun eserlerinin söz varlığını araştırmak Türk dili araştırmalarında önemli bir yer alacaktır. Bu çalışma M. Müşfig`in eserlerinde söz varlığı üzerinedir. Giriş bölümünde şairin hayatı, edebi kişiliği, dönemin düşünce hayatı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde kullandığı kelimelerin sözcük türleri açısından sınıflandırılmış ve kullanım sıklıklarına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde şairin çocuklar için yazdığı şiirlerin ve manzum masalların söz varlığı ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise şairin kullandığı söz yapım yolları, en çok başvurduğu ekler ve o eklerle türetilmiş sözlere değinilmiştir.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin üçüncü ve dördüncü cildinde köken açıklamaları ve köken yakıştırmaları
Tezde, Evliya Çelebi'nin XVII. yüzyılda yazmış olduğu on ciltten oluşan Seyahatname adlı eserinin üçüncü ve dördüncü ciltlerindeki kökenbilim (etymology), köken yakıştırma (folk-etymology) ve çoklu açıklama örnekleri ele alınmıştır. Bu örnekler, Evliya Çelebi'nin köken açıklaması ve kelime oyunu yaparken benimsediği yöntemler göz önünde bulundurulup açıklanan sözcüğün veya özel adın dayandığı kaynağa bağlı kalınarak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma üç ana başlıktan oluşmaktadır. İlk grup olan "Köken Açıklamaları"nda mekân adları, yapı adları, kişi adları, coğrafî adlar, boy/aile/topluluk/ kavim adları, nesne/varlık adları, dil-burun adları ve canlı adları ele alınmış ve Evliya'nın bu adları açıklarken dayandığı kaynak göz önünde bulundurularak bir sınıflandırma oluşturulmuştur. İkinci grup olan "Köken Yakıştırma (Folk-Etymology)''da ise Doğan Aksan'ın üç sınıfa ayırdığı köken yakıştırmasının (folk-etymology) türleri esas alınarak Seyahatname'nin üçüncü ve dördüncü cildinde yer alan köken yakıştırması (folk-etymology) oluşumundaki örneklerin sınıflandırılması yapılmıştır. Üçüncü grup olan "Çoklu Açıklamalar"da ise Evliya Çelebi'nin birden fazla köken açıklaması yaptığı sözcük veya adların sınıflandırılması yapılmıştır. Sınıflandırmada yer alan sözcükleri dilbilimin konusu olan kökenbilim (etymology) ve köken yakıştırması (folk-etymology) açısından incelenmesi ve Evliya Çelebi'nin kökenbilim (etymology) ve köken yakıştırması (folk-etymology) tarzının ortaya konulması amaçlanmıştır. Tezde, Yücel Dağlı ve Seyit Ali Kahraman'ın hazırlamış olduğu "Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 305 Numaralı Yazmanın Transkripsiyonu-Dizini" adlı çalışmadan hareketle oluşturulmuş olan sınıflandırmadaki sözcükler taranıp belirlenmiş, bu örnekler alfabetik sıraya göre çeviri yazı harfleri kullanılarak verilmiştir.
Türk işaret dilinde sözcük yapımı
Bu çalışma,Türk İşaret Dilinde (TİD) kullanılan üç sözcük yapımı yöntemini betimlemeyi amaçlamaktadır. Tezde, ikonik sözcük yapımı başta olmak üzere, ödünçleme ve birleşik sözcük yapım yöntemleri TİD verileriyle örneklendirilmiştir. İşaretler yalnızca sözcük yapım konusunda incelenmiş olup gerektiği yerde sesbilim, biçimbilgisi ve anlambilimle ilgili veriler kullanılmıştır. Bilindiği üzere, TİD ve Türkçe aynı coğrafyada kullanılmaktadır. Bu yüzden tezde yer yer karşılaştırmalı veriler de kullanılmıştır. Ek olarak tezin kaynak dili Türkçe olduğu için, okuyucuların örnekleri daha iyi kavraması adına Türkçe örnekler de verilmiştir. Çalışmada incelenen üç sözcük yapım yöntemi kendi içinde ayrılan alt başlıklara sahiptir. Tezin amacı sözcük yapım yöntemleri açısından TİD'in nasıl bir görünüm sunduğunu özetlemektir. TİD'in üç boyutlu yapısı sayesinde birçok sözcük yapım yöntemi bulunmaktadır. Ancak bu tezde, sadece üç sözcük yapım yöntemi incelenmiştir. Bu yönüyle tez giriş niteliğinde okunmalıdır. Anahtar Sözcükler: Türk İşaret Dili, Sözcük Yapımı, İkonizm, Ödünçleme, Birleştirme
Türk kökenli Bosna Hersek soyadları
Bu çalışmada, yaklaşık dört yüz yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyeti altında kalan Bosna-Hersek'te tarihte ve bugün Türk kökenli soyadları belirlenecek; ses (phonetic), yapı (morphology), anlam (semantic) ve köken bilimi (etymology) açılarından araştırılıp incelenecektir. Bir süre Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyeti altında kalan Bosna-Hersek toplumu, sadece Osmanlı kültür ve geleneğini değil, aynı zamanda da devamlı olarak kullandığı Boşnak dilinde bazı Türk kelime ve unsurlarını da benimsemiştir. Bosna-Hersek'te, Osmanlı Türkçesi dil unsurları soyadlarında da yer almaktadır. Bunlar, özel isimlerinin yanı sıra, çeşitli unvan veya lakap niteliklerini taşımaktadır. Bunların yanı sıra, meslek, askeri unvan ve malzemeler, hayvan adları, yemek adları, yer birimi, mimari ve diğer yapılar, bitki adları, dini terimler ve soyut adlarından türemiş soyadlar da bulunmaktadır. Özellikle belirtilmesi gereken şey ise, bu soyadların içerisinde Arap veya Fars unsurlarının da mevcut olmasıdır. Yalnız bu unsurların da Boşnak diline girmesi Osmanlı Türkçesinin vasıtasıyla olduğu için, söz konusu soyadlar, Türk kökenli olarak değerlendirilecektir. Boşnak ve Türk dili arasındaki ilişkiler ile ilgili çeşitli kitap ve makaleler yazılmıştır. Bunların çoğu Türkçeden Boşnakçaya ödünç alınmış kelimeler üzerindedir. Şimdiye kadar antropoloji ile ilgili ciddi bir çalışma yapılmamıştır. Bilindiği üzere, yeterince dokunulmamış sahalardan birisi de sosyal antropoloji alanıdır. Bu doktora tez çalışmasının da antropoloji alanında katkı sağlayacağı ve benzeri çalışmalara yol açacağı umut edilmektedir. Bu doktora tez çalışmanın araştırma planı ve yöntemleri üç bölüme ayrılacaktır: Birinci bölümde Bosna Hersek'te bulunan Devlet ve Tarihi Arşivi, Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi, Şarkiyat Enstitüsü gibi kurumlar ziyaret edilecek ve bu kurumlarda bulunan tapu tahrir defterleri, sicil defterleri incelenecektir. Soyadların en büyük hazinesi olan telefon rehberleri de incelenecektir. İkinci bölümde, söz konusu doktora tez çalışmasına benzer yapılmış yazılı kaynaklar, özellikle sosyal antropoloji üzerinde yayınlanmış makale ve kitaplar incelenecek. Aynı zamanda, soyadları, ölüm ilanlarında da bulmak mümkün olacaktır. Üçüncü bölümde ise bazı Boşnak ailelerinde mevcut olan soyadlar ile ilgili bilgiler incelenecek. Çeşitli soyadlar ile ilgili aile ferdileri tarafından yazılmış makale, kitap gibi kaynaklar değerlendirilecektir. Anahtar kelimeler: onomastik, sosyal antroponomi, soyad, Boşnakça, Türkçe, kök;
Runik harfli metinlerde eşdizimlilik
Eşdizimlilik; sıklık temelli yaklaşıma göre bazı sözcüklerin birbirleriyle diğer sözcüklere oranla daha sık kullanılmasıdır. Deyimbilimsel yaklaşıma göre de serbest birlikteliklerden kalıplaşmış deyim yapılara giden süreçte bir ara derecedir. Genelde, eşdizimlilik çalışmaları çağcıl diller üzerinde yapılmaktadır. Bu çalışmada, eşdizimlilik, Türkçenin bilinen en eski metinleri olan runik harfli Türkçe metinlerden oluşturulmuş bir derlem yardımıyla deyimbilimsel ölçütler kullanılarak incelenmiştir.
Dede korkut'un Dresden nüshasının tarihî ve etimolojik sözlüğü
Binlerce yıldır köklü geleneklerini, törelerini, ulusal değerlerini, dilini destan ve Oğuzname geleneği içerisinde sözlü olarak taşıyan Türkler, Dede Korkut Oğuznamelerinin de aynı bilinç ve algılayış içerisinde günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Dede Korkut Oğuznameleri, bu yönüyle Oğuzların kültürel belleğini oluşturmaktadır. İçerisinde barındırdığı bu büyük mirasla Oğuzların, Orta Asya'dan Anadolu'ya getirdikleri tüm gelenekleri, yaşanmışlıkları ve hafızasını temsil etmektedir. Hikāyeler, büyük ölçüde tarihî bir kişilik olan Dede Korkut'un kişiliği etrafında gerçekleşmektedir. Tüm bu toplumsal ve kültürel yönünün yanında dil açısından da Türk dilinin büyük Söz varlığını yansıtmaktadır. Oluşumu ve yazıya geçirilmesi arasında büyük farklar olan Dede Korkut metinlerinin 15.yüzyılda yazıya geçirildiği düşünülmektedir. İçerdiği bu kültürel mirasla, önemi büyük ölçüde artan Dede Korkut hikāyeleri aynı zamanda destandan hikāye geleneğine geçişin ilk örnekleridir. Bu tarihî metinler, içerisinde hem manzum hem de düzyazının özelliklerini bulundurmaktadır. Bu çalışmamızda, Dresden nüshasında yer alan altı hikāyenin Söz varlığını oluşturan sözcüklerin, fonetik, morfolojik, semantik ve etimolojik özelliklerini ortaya koyan sözlük çalışmamızı ortaya koyduk. Çalışmamızda yalnız Türkçe sözcüklerin değil yabancı sözcüklerinde etimolojik açıklamalarına yer verdik. Köken bilgisini verdiğimiz sözcüklerin hem ses değişimlerini hem yapısal değişimlerini de gösterdik. Sözcüklerin anlamsal boyutunu da metin içerisinde kazandığı tüm anlamları örneklerle belirttik. Böylece Dede Korkut metinlerinin söz varlığının açıklamalı bir köken bilgisi sözlüğünü elde ettik. Anahtar Sözcükler: Dede Korkut Hikāyeleri, Köken bilim, Sözlük bilim, Sözlük
Türkçe Sözlük'te "ar." (Arapça) olarak etiketlenen madde başı kelimelerdeki anlam değişmeleri
Türk diline dünyadaki farklı dillerden birçok kelimenin geçtiği malumdur. Türkiye Türkçesine yoğun kelime geçişinin olduğu dillerden biri de Arapçadır. Arapçadan Türk diline ilk olarak dinî kelimeler geçmiştir. Daha sonraları bu geçişi Arapçanın ekleri, edatları, ikilemeleri, ifadeleri, deyimleri ve atasözleri takip etmiştir. Türkçeye geçen Arapça kelimelerin bazıları anlamını korumuş, bazıları ise anlam ve vezin değişimine uğramıştır. Türkçede Arapça alıntı kelimelerin anlam değişikliği hem Araplar hem Türkler için dikkat çeken bir konudur. Türklerin tarihte Arapça kelimelerin anlamlarını korumaya çalıştıkları bilinir. Ancak zamanla bu alıntı kelimelerin kullanılması ile değişime uğramamaları imkansızdır. Türkler Arapçadan dilsel unsurlar almaktan ziyade Arapça köklerden yeni Arapça kelimeler, terimler ve terkipler türetmişlerdir. Türkçede anlamı değişmiş ve bunun yanında Arapça köklerden türetilmiş Arapça kelimelerin son durumunu tespit edebilmek için bu çalışmada TDK'nin son baskısı olan (2019) Türkçe Sözlük'ten Arapça kelimeler derlenerek kelimelerin incelemeleri yapılmıştır. Çalışmamızın amacı, Türkçe Sözlük'teki anlamı değişmiş Arapça kelimeleri tespit etmek ve sonrasında bu kelimeleri anlam değişmelerinin temel biçimlerine göre tasnif etmektir. Ayrıca Türkçe Sözlük'teki Arapçada bulunmayan veya Araplarda kullanılmayan Arapça kelimeleri izah etmektir. Çalışmamızda anlamı değişmiş Arapça kelimeler başka anlama geçiş, anlam genişlemesi ve anlam daralması başlıkları altında tasnif edilmiştir. Başka anlama geçiş tasnifi altında Arapçada çoğul olup Türkçede tekil olarak anlamı değişmiş kelimeler alt başlığı olarak verilmiştir. Çalışmanın son iki bölümünde ise Türkçe Sözlük'teki Arapçada kullanılmayan veya bulunmayan Arapça kelimeler incelenmiştir. Çalışmamızın sonuncunda Türkçe Sözlük'ten 5.512 adet bulunan Arapça kelimelerden 1327 kelimenin anlamının değiştiği tespit edilmiştir. Anlamı değişen bu kelimelerden, 652 kelime, başka anlama geçmiştir. 44 kelime ise Arapçada çoğulken Türkçede tekil olarak kullanılıp anlam değişmesine uğramıştır. 588 kelimenin anlam genişlemesine, 43 kelimenin ise anlam daralmasına uğradığı tespit edilmiştir. Türkçe Sözlük'te, Türkçede Arapça köklerden türetilen ancak Arapçada kullanılmayan kelimelerin sayısı 204 iken, Arapçada bulunmayan ve kullanılmayan 17 kelime vardır.
21. yüzyıl Türkçesinde yeni ögeler ve yeni sözcükler
Yaşayan her varlıkta olduğu gibi değişim; dilin doğasında mevcuttur. Varoluş biçimlerimiz olarak niteleyebileceğimiz dilin geçirdiği değişimleri kayıt altına almak gerekir. Bu çabayı anlamlı kılan şey; toplumu bir arada tutan aidiyet bilincini koruyabilmektir. Dildeki en büyük değişim; bir nesne, kavram ya da düşünceye yönelik yeni üretimler sonucunda gerçekleşir. Yeni üretimler, dildeki yeni türetmeleri beraberinde getirir. Bu hususta karşımıza iki temel kavram çıkmaktadır: yeni öge ve yeni sözcük. Yeni ögeler (neolojizmler), dildeki yeni bir gösteren-gösterilen ilişkisini anlatır ve bu ilişki anlamsal yahut biçimsel olabilir. Yeni sözcükler ise aynı gösterilenin farklı gösterenlerle çeşitli amaçlar (sadeleşmek, özleşmek, standartlaşmak vb.) yahut doğal süreçler (kelimenin eskiyerek kullanım sıklığını yitirmesi vb.) sonucunda tekrar ifade edilmesidir ve bu süreç yalnızca biçimseldir. Her iki kavram da dildeki türetmeler sonucu ortaya çıkar ancak hizmet ettikleri amaç doğrultusunda birbirlerinden ayrılır. Çalışmanın maksadı; 21. yüzyıl Türkçesinin canlı söz varlığı içerisinde bulunan ancak henüz sözlükler tarafından kayıt altına alınmamış olan yeni türetmeleri, bahsi geçen iki kavramın kapsadığı amaçlar doğrultusunda tespit etmek ve bunları sözlüğe kazandırmak, diğer bir deyişle kayıt altına almaktır. Çalışma; yeni öge ve yeni sözcük kavramlarının ayırt edilebilir düzeyde açıklanması, yeni türetmelerin hizmet ettikleri amacın belirlenmesi ve sözlüğe alınma ölçütlerine göre değerlendirilerek Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Türkçe Sözlük için önerilmesi şeklinde bir yol haritası izlemektedir. Yeni sözcük yahut yeni öge olma özelliği gösteren dildeki bu yeni türetmelerin saptanabilmesi hususunda çalışmanın temel kaynağı olarak Dr. Öğr. Üyesi Bekir Tahir Tahiroğlu, Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın ve Prof. Dr. Bülent Özkan tarafından Ulusal Araştırma Projesi kapsamında hayata geçirilen Türkiye Türkçesi Çevrim İçi Haber Metinlerinde Yeni Sözlerin (Neolojizm) Otomatik Çıkarımı adlı çevrim içi yazılımın veri tabanından yararlanılmıştır.
Yabancı dil olarak Türkçenin öğretiminde özel amaçlı dil öğretimi: İş Türkçesi
Türkiye'nin ekonomik, sosyal, politik ve askerî alanlarda uluslararası öneminin artmasıyla birlikte Türkçenin yabancılara özel amaçlı öğretimi üzerine akademik çalışmaların yapılması bir zorunluluk olmuştur. Bu amaçla tezde yabancılara Türkçenin özel amaçlı öğretimi ve iş Türkçesi öğretimi alanlarına yönelik dünyadaki diğer uygulamalardan hareket ederek kuramsal bilgiler verilmiştir. Özel amaçlı dil öğretiminin tarihçesi, türleri, kurs tasarımı, program türleri, yöntem ve teknikler, materyal tasarımı, söz varlığı, ölçme ve değerlendirme üzerine kuramsal bilgiler verildikten sonra iş dili, iş Türkçesinin türleri ve özellikleri, iş Türkçesinin iletişimsel temel etkinlik alanları ve bunlara bağlı seviyelendirilmiş kazanımlar tanımlanmıştır. Çalışmanın hedef kitlesi iş hayatında Türkçeyi kullanacak yabancı iş adamlarıdır. Gerek yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde gerekse yabancılara özel amaçlı Türkçe öğretiminde öğrenicilere öğretilecek söz varlığının ne olacağı ve nasıl belirleneceği son derece önemli bir konudur. Bu amaçla "Yazılı Türkçenin Kelime Sıklığı Sözlüğü", "Çağdaş Türkçenin Sıklık Sözlüğü" ve "A Frequency Dictionary of Turkish" sözlükleri genel iş sahasına yönelik sözcükler açısından taranarak A1-A2 seviyeleri için iş Türkçesi söz varlığı hazırlanmıştır. Çalışmanın sağladığı kuramsal bilgilerin ve sonuçların yabancılara Türkçenin özel amaçlı öğretimi ve yabancılara iş Türkçesi öğretimine yönelik yapılacak kuramsal ve uygulamalı çalışmalara katkı sağlaması beklenmektedir.
Çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretimi
Dünyada artan çok kültürlü toplum yapısı erken yaşta dil öğretim çalışmalarına büyük ivme kazandırmıştır. Erken yaşta Türkçe öğretim çalışmaları ise sahada duyulan büyük ihtiyaca rağmen henüz kuramsal altyapıdan yoksundur. Konuyla ilgili kuramsal bilgi azlığı, materyal oluşturma ve öğretim süreçlerinde de eksikliklere yol açmaktadır. Bu tez çalışmasında çocuklara ve ergenlere yabancı dil olarak Türkçenin öğretiminde yaş gruplarına ve öğrenici ihtiyaçlarına göre sınırlandırılmış; dinleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerine dayalı etkinliklerin nasıl oluşturulabileceğine dair bir yol haritası ve örnek bir ünite oluşturulması amaçlanmıştır. Kullanılacak yöntem ve teknikler, ölçme-değerlendirme esasları gibi unsurların da dâhil edildiği bu yol haritasının belli bir yaş aralığındaki çocuklara Türkçe öğretiminde yol gösterici olması beklenmektedir. Çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretimi sahasında kullanılacak materyal, etkinlik, yöntem ve teknikler belirlenirken çocukların yaşlarının, fiziksel, sosyal ve bilişsel gelişim düzeylerinin yanı sıra aile, kültür ve çevrelerinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bunların göz ardı edildiği dil öğretim çalışmaları olumlu sonuçlar vermeyecektir. Bu bağlamda çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğretimi konusunda yapılan uygulamaların kuramsal temellere dayandırılması sürecin daha sağlıklı sonuçlar vermesini sağlayacaktır.
Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesinde sıfatların anlam açısından karşılaştırılması (2 cilt)
Bu çalışmada Azerbaycan Türkçesi ve Türkiye Türkçesi sıfatlarının anlam açısından karşılaştırılması üzerinde durulmuştur. Bu amaçla iki sözlük kullanılmıştır. Azerbaycan Türkçesi için Azerbaycan Dilinin İzehli Lüğeti adlı 4 ciltlik çalışmanın Türkiye Türkçesine Seyfettin Altaylı'nın yaptığı Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü esas alınmıştır. Türkiye Türkçesi için esas alman sözlük Türk Dil Kurumu'nca 1998'de yayımlanan Türkçe Sözlük'tür. Çalışmada madde başlarını Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü'ndeki sıfatlar oluşturmaktadır. Karşılık olarak Türkçe Sözlük'ten verilen sıfatlarla çalışmamız Azerbatcan Türkçesinden Türkiye Türkçesine bir sıfat sözlüğü niteliğini kazanmıştır. Anlam farklılıklarının madde madde verildiği bölümlerden sonra tablolar halinde verilen sayısal verilerle karşılaştırmanın istatistik yönü oluşturulmuştur. Son bölümde de Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine bir karşılıklar dizini bulunmaktadır.Anahtar Sözcükler : Sıfat, Anlam, Anlambilim, Azerbaycan Türkçesi, Türkiye Türkçesi
Türkmen matalları (bilmeceleri) (ses bilgisi, şekil bilgisi incelenmesi, metin ve çeviri)
Türkmen edebiyatının sözlü ürünlerinin yer aldığı "Yedigenim Yedi Yıldız" adlı derleme kitabındaki (Aşgabat, 1989) Türkmence Matallan'nı Latin alfabesine çevirmekle işe başladık. Çalışmamız, "Ses Bilgisi", "Şekil Bilgisi", "Anlam ve Görev Bakımından Kelimeler" ve "Metin" olmak üzere dört bölümden oluşmuştur, önce Matallar (Bilmeceler) bölümünde yer alan 1 134 bilmeceyi Kiril harflerinden Lâtin kaynaklı Türk alfabesine çevirdik. Daha sonra da Türkiye Türkçesiyle anlamlandırdık. Kelimeleri fişleyip eklerine, köklerine ayırdık. Bu kelimeleri tasnif ettikten sonra ses bilgisi ve şekil bilgisi bakımından değerlendirip incelediğimiz metnin gramerini oluşturduk. İlk üç bölümde, fişlediğimiz kelimeleri ET. deki özelliklerle karşılaştırdık. Karşılaştırmada kaynaklara gidilerek Türkmenceyle olan farklılık ve benzerliklerini belirttik. Anlamını bilmediğimiz kelimeleri koyu yazdık. Bilmecelerdeki kafiye düzenini bozmamak için bazı kelimeleri koyu olarak aynen yazıp anlamını dip not şeklinde verdik. Yapılan bu çalışma sonucunda Türkmen bilmeceleri ile Türk bilmecelerinin anlam olarak birbirine yakın olduğunu gördük. Türkmencede kelimelerin ilk hecesinde bulunan birincil ünlü uygunlukları yazıda gösterilmediğinden bunları tespit etmek için sözlüklere başvurduk. Böylelikle Türkmencenin ses bilgisi ve şekil bilgisi bakımından bir incelemesini, birincil ve ikincil ünlü uzunluklarının da bir değerlendirmesini yaptık. Anahtar Sözcükler: Türkmence, Matal, Bilmece, Türkmen edebiyatı.
Kırgız Türkçesindeki sıfat-fiil ekleri (şekil-anlam-işlev ve Türkiye Türkçesi ile karşılaştırma)
Bu çalışmamızda Kapçak grubu lehçeleri içerisinde önemli bir yere sahip olan Kırgız Türkçesindeki sıfat-fiiller; şekil, anlam ve işlev bakımından incelemeye alınmıştır. Çalışmamız, dilin anlatım ve ifade kabiliyetini ortaya koyma açısından çok önemli görevler üstlenen sıfat-fiillerle ilgili bilgilerin sunulmasıyla ve geçmiş araştırmalarda yer alan tanımlamaların gözden geçirilmesiyle başlamaktadır. Böylece ilk bölümde sıfat-fiil ekleriyle ilgili teorik bilgiler verilerek bilimsel kaynaklardaki farklı bakış açılan gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonraki aşamalarında ise çağdaş Kırgız ve Türk edebiyatının önemli simalarından olan Tölögön Kasımbekov, Baydılda Sarnogoyev ve Memduh Şevket Esendal'ın eserlerinden derlenen örnekler kullanılarak sıfat-fiillerin; fiil, isim, sıfat Özellikleri, zarf-fiil ve edat oluşturma kabiliyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra Kırgızcadaki sıfat-fiiller ile Türkiye Türkçesindeki sıfat- fiiller arasında önemli ölçüde bulunan şekil, anlam ve işlev benzerlikleri ve farklılıkları tespit edilmeye çalışılmıştır. Türkiye ve Kırgız Türkçesinde bulunan sıfat-fiil eklerinin; şekil, anlam ve işlev açısından ayrıntılı olarak karşılaştırılması, Çağdaş Türk Lehçelerinin karşılaştırmalı dil bilgisi çalışmalarına ve Türkçenin işlevsel dil bilgisinin hazırlanmasına önemli katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Sıfat-Fiil, Kırgız Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Karşılaştırmalı Dil Bilgisi.
Er Töştük Destanında bildirme kipleri çekimleri
Bilgisayar destekli sözlük bilimi çalışmalarında derleme sözlüğü veri tabanı örneği
Bu çalışmada Anadolu ağızlarının söz varlığını içeren 12 ciltlik Derleme Sözlüğü'nün çevrim içi sorgulanabilir veri tabanı hazırlanmıştır. Sözlüğün madde başı, tanımlamalarını içeren anlam bölümü, örnek cümlelerin verildiği tanık bölümü, madde başlarının değişkeleri (varyantları) tablosu ve derleme yeri verisini içeren yer tablosu sözlükteki yapı esas alınarak oluşturulmuştur.124.692 adet madde başından oluşan sözlüğün birbiriyle ilişkilendirilmiş veri tabanı modeli sorgu arayüzünde gelişmiş sorgulama seçenekleriyle desteklenmiştir. Anlam tablosundaki eşdizim örüntüleri, kavramsal sorgulama, anlamlarda anahtar sözcükler , sıklık listesi ve en çok derleme yapılan yer bilgisini veren derleme yeri listesi de çıkarılmıştır.Doğal Dil İşlemenin çeşitli uygulama alanları, derlem dil biliminin tanımı, sözlük ve sözlük tekniği kavramları da tanıtılmaya çalışılmıştır.
Türk ve Hint dilleri atasözlerinin biçim ve kavram özellikleri bakımından karşılaştırılması
Bir binanın heykeltıraş tarafından yapılan dekoratif tasarımı gibi atasözü bir dili zenginleştirir ve güzelliğini arttırır. Bir grup insan belirli bir mesajı yıllarca ve nesillerce birlikte ifade etmek için kelimelerle ifade ederken, bu zarif, cilalı ve sanatsal ifade bir atasözü haline gelir. Her linguistik grup kendine özgü atasözlerinden övünebilir. Atasözleri kullanılmadığında, bir bildirinin tatlılığı veya bir durumun gücü algılanamaz. Genellikle atasözünün ortak kullanımda kısa bir cümle olduğu söylenir; bu ifade deneyim ya da gözlem yoluyla edinilen ifadedir. Taylor atasözünün tanımını "birçok insanın bilgeliği ve birinin zekası" olarak önerdi. Normalde "bir eylemin nedenini veya bir durumla ilgili bir karar önermektedir" (Taylor 1949: 902-905). Atasözünün yaygın kabul gören tanımlarından biridir. Bazı gösteriler atasözleri yardımıyla elde edilen çeşitli bilgilere insanlar tarafından sağlanmıştır. Aynı zamanda, bu ülkelerin yerlerini ve tarihsel, politik, dini ve manevi yönlerini kendileri ile yakından ilişkilendirerek, bir ülkenin farklı devletlerinin resimlerini veriyorlar. Atasözleri, bu nedenle, yerinin gerçek ithalatı için kendileri hakkında ifade ettikleri şeyleri kullanarak bir devlete erişmemize izin verir. Bu, belirli bir yer veya dil atasözlerinin karşılaştırmalı bir çalışmasının önemini ve faydasını gösterir. Günlük yaşamlarımızda, biz atasözü kullanırız ya da konuşmalarını etkili kılmak isteyen insanlardan duyuruz. Tartışmamızda bilinçli ya da bilinçsiz olarak atasözlerini kullandığımız için insanları ikna edebilir ve belirli bir durumla ilgili aklımda şüpheleri ortadan kaldırmak için atasözleri kullanabiliriz. Bazen atasözleri doğru bir şekilde kullanılamayabilir, ancak hala bu atasözlerini bilgi gereksiz olarak bırakamayız. Kısaca atasözleri sosyal hayatımızın bir parçası haline geldi ve bu atasözleri günlük yaşamdan ayrılamaz. Hem Türk hem de Hint edebiyatından geçtiği için, atasözlerinin edebi hayatta süslemeler gibi olduğu sonucuna varılabilir. Eğer Vedas, Upanishad ve tüm eski edebi miras kutsal alanların bilgi deposu olarak kabul edilirse, "başka kaynaklara kıyasla insanların duygularını öğrenmenin en iyi yolu atasözüdür" diyebiliriz. Dil ve edebiyat, bir ırkın veya bir ulusun medeniyetinin önemli bir noktadaki konumunu açıkladığından ve atasözleri onu tanımlamak için yaygın olarak düşünülür. Atasözleri, insan hayatının farklı alanlarında uzun deneyimler üzerine kuruludur; ortak düşünceler, sonuç olarak, özlü ve yaratıcı bir şekilde ifade edilen gözlem ve ifadelerdir. Bu çalışmada Atasözlerinin kökeni, atasözlerinin farklı biçimleri, Atasözlerinin bize herhangi bir kültürün alışkanlıklarını ve geleneklerini, normlarını ve yetiştiriciliğini, herhangi bir toplumun sosyo-politik durumunu ve kişisel görüşlerini nasıl sağladığı konusunda farklı konuları tartıştık. Bu çalışmada farklı dil ailelerinden gelen atasözleri Türkçeyle Hint Dilinde karşılaştırılarak, farklı dil ailelerine rağmen her iki dilin birbiri üzerinde çok fazla etkisi olduğu düşünülmüştür. Bu çalışma sayesinde, her iki dilde de atasözleri cümle yapısı ve biçimi temelinde aynı olmayabilir ya da olmayabilir, ancak genellikle aynı niyet, anlam ve kavramla kümelenmektedir. Konuşmaların şekli Zamanlar, mesajlar ve dikkat, aynı şekli kısa ve özlü tekli yargılarla taşır. Bu, sosyal etkileşimlerin her iki dilin edebiyatı üzerindeki etkisini veya etkisini açıkça gösterir. Farklı dil ailelerine rağmen, bu dillerdeki bu etkileşim, bu iki dilden literatürle sınırlı değil, aynı zamanda dilbilgisi, sözcük oluşumu ve sözdizimi açısından istisnai olarak birbirine benzediğini göstermektedir. Gülünç çalışmaların yardımıyla, evrensel olarak alkışlanan tarihi dillerin yansımalarını ve etkilerini ele alabiliyoruz ve atasözleri en başında gelen en iyi perspektiftir. Bundan dolayı, her iki uygarlığı da daha derin ve açık bir şekilde anlayabiliyor olacağız. Anahtar Kelimeler: Atasözleri, Hint Dilleri, Türk Dili, Biçim ve kavram özellikleri