Theses supervised by Prof. Dr. Tayfun Çay
11 theses · Konya Technical University
Arazi toplulaştırma projelerinin ekonomik analizi
Bu çalışmada, Konya İli Çumra İlçesi Üçhüyük Mahallesinde yapılan arazi toplulaştırma projesi incelenerek, yapılan toplulaştırma çalışmasının ekonomik analizleri yapılmıştır. Projede kullanılan veriler 2016-2017 yılında yapılan proje verileridir. Çalışmada çiftçilerle yapılan anketler ve proje sahası bilgileri incelenmiştir. Bu bilgiler ışığında öncelikle toplulaştırma sahasında toplulaştırma öncesi ve sonrası ekonomik kazanç; işletme ve kamu kazancı yönüyle incelenmiştir. Toplulaştırma sonrasında yıllık kazanç 1.395.671 TL olarak bulunmuştur. Ayrıca toplulaştırma çalışmalarının işletmeler üzerindeki etkilerinin belirlenebilmesi için işletmeler büyüklüklerine göre 3 gruba ayrılarak işletmeler üzerinde gayri safi üretim değeri, gayri safi hasıla, işletme masrafları, saf hasıla ve net kar kriterlerine göre analizler yapılmış, büyük işletmelerin toplulaştırma çalışmalarından daha büyük kar elde ettiği bulunmuştur. Analizler yapılırken önceki yıllarda yapılan çalışmalarla karşılaştırmalar yapılmıştır. Arazi toplulaştırma projeleri sonrasında elde edilen ekonomik kazançlar hem tarım hem de ülke ekonomisi açısından oldukça önemlidir. Ülkemizde arazi toplulaştırma projelerinin artırılması için bu projelerin sağladığı ekonomik kazançların net bir şekilde ortaya konulması son derece önemlidir.
Arazi toplulaştırma çalışmalarında derecelendirme yöntemlerinin dağıtıma etkisi
Kırsal alanda yapılan yatırımlardan en yüksek verimin alınması, tarımsal yapıdaki bozukluğun düzeltilmesi ve tarımsal kalkınmanın sağlanmasında Arazi Toplulaştırması önemli bir yer tutmaktadır. Arazi toplulaştırması projelerinin başarıya ulaşmasındaki en önemli etkenlerden biri olan derecelendirme çalışmaları bu anlamda kritik önem arz etmektedir. Derecelendirme ile işletmelerin, proje öncesi ve sonrası eşdeğer araziye sahip olması hedeflenmektedir. Türkiye de Arazi Toplulaştırması uygulamalarında derecelendirme çalışmaları bu güne kadar yürürlüğe giren ; Arazi Toplulaştırması Tüzüğü,3083 sayılı yasa, 3083 sayılı yasa göz önünde bulundurularak Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün 2010 yılında yayınladığı teknik talimatnameye göre yeni derecelendirme yöntemi ve 2019 yılında çıkarılan uygulama yönetmeliği kullanılmıştır. Bu çalışmada; Konya ili Çumra İlçesi Üçhüyük mahallesi uygulama alanı olarak seçilmiş dört farklı derecelendirme yöntemi ve bu derecelendirmeler esas alınarak yapılan dağıtım ve parselasyon işlemleri karşılaştırılmıştır. Bu şekilde dört farklı derecelendirme yönteminin dağıtım üzerindeki etkisi ortaya konulmuş ve yöntemlerin ağırlıkları açısından analizi yapılmıştır. Proje sahasında ATT ve 3083 yeni derecelendirme yönteminin sonuçlarının birbirine çok yakın olduğu saptanmıştır. 2019 yılında yayımlanan yeni derecelendirme yönteminin diğer yöntemlere yakınlığı belirlenmiş olup bu sebeple kullanılabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Arazi Toplulaştırması , dağıtım ,derecelendirme
Sürdürülebilir kentsel dönüşüm modeli üzerine bir çalışma
Bu tez çalışmasında, sürdürülebilir bir kentsel dönüşüm modeli ortaya koyma adına çok geniş bir yelpazeye dağılan incelemeler gerçekleştirilmiştir. Bu geniş yelpazenin içerisinde; 2020-2023 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı, Onbirinci Kalkınma Planı, 2011 yılında düzenlenen Konut Kurultayı, 2014 yılında düzenlenen Kentsel Dönüşüm Çalıştayı, yurtiçi ve yurtdışı medyada yer verilen bazı kentsel dönüşüm haberleri, dünyada öne çıkan kentsel dönüşüm uygulamaları, Türkiye'de son bir kaç yıl içerisinde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm konulu yüksek lisans ve doktora tezleri, dünyada öne çıkan Akıllı Şehir uygulamaları, Türkiye'deki sekiz büyükşehir ve bir ilçe belediyesindeki Akıllı Şehir uygulamaları, kentsel dönüşüm paydaşlarına (kamu kurumları, STK'lar, özel şirketler/yükleniciler, akademisyenler, vatandaşlar) yönelik gerçekleştirilen anket çalışmaları bulunmaktadır. Türkiye'deki kentsel dönüşüm çalışmalarının eksik ve geliştirilmeye açık yanlarının ortaya çıkarılması, geçici çözümler yerine sürdürülebilir bir yaklaşım ortaya konulması adına mümkün olduğunca çok sayıda paydaşa ulaşarak sorunlar tespit edilmeye; bizzat uygulayıcıların ve araştırmacıların görüş ve fikirleri doğrultusunda daha iyi, daha sağlıklı, daha uzun ömürlü bir kentsel dönüşümün nasıl sağlanacağına yönelik öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Kırsal alanlara kıyasla hızla artan şehir nüfusu; su, elektrik, ulaşım vb. altyapı hizmetleri üzerinde baskılar oluşturmakta ve mevcut kaynakların daha etkili kullanımını gerekli kılmaktadır. Ulusal ve yerel yönetimler bu sorunların üstesinden gelmek için yeni stratejiler geliştirmekte ve kimi zaman bu amaçla teknolojik gelişme ve yeniliklerden yararlanmaktadır. Endüstri 4.0 veya diğer bir adıyla dördüncü endüstri devrimi ve akıllı şehir kavramları, idarelerin daha iyi hizmet vermek ve kaynakları daha etkili kullanmak için istifade ettikleri ve kullanım alanları her geçen gün artan yeniliklerdendir. Dünyada giderek artan bir şekilde kullanım alanı kazanan bu iki popüler kavram, Türkiye'de de yine giderek artan bir şekilde ilgi görmekte, gerek hükümet gerekse yerel yönetimler, dijitalleşme ağırlıklı teknolojik gelişmelere ayak uydurmaya çalışmaktadır. Sürdürülebilir bir kentsel dönüşümün sahip olması gereken özellikleri ortaya koyarken, yukarıda bahsedilen incelemelerin yanısıra Endüstri 4.0 ve Akıllı Şehir uygulamalarının da kentsel dönüşüm faaliyetlerinin içerisine entegre edilmesinin sağlayacacağı, kaynakların daha etkin kullanımı, artan verimlilik, artan yaşam kalitesi, enerji kullanımında ve maliyetinde azalma, daha fazla vatandaş katılımı vb. yararlar da ortaya konmuştur.
Tehlikeli maden atık barajı yapımı öncesinde uygun yer tespiti; Eti Maden Kırka bor işletmesi örneği
Madencilik faaliyetlerinin ülkemizde yoğun bir şekilde yapıldığı ve giderek madencilik faaliyetlerinin hız kazandığını söylemek mümkündür. Yalnız madencilik faaliyetlerinin çevreye ciddi olarak zarar verdiği göz ardı edilemez. Çıkan maden atıkları çevre ekosistemini ciddi olarak etkilemektedir. Çevredeki yerüstü suları, yeraltı suları, barajlar gibi su kaynaklarını kirleterek o sulardan faydalanan bütün canlıları olumsuz olarak etkilemektedir. Özellikle de ülkemiz kırsal nüfusunda yaşayan insanlarımızın maden atıklarından ciddi olarak zarar gördüğünü söyleyebiliriz. Bu amaçla maden atıklarının farklı metotlar ile yönetilmesi çok önemlidir. Buradaki çalışmada madenlerin yerüstü depolama yöntemiyle bertarafı ele alınacaktır. Bu amaçla yerüstü depolama yönteminde sık kullanılan atık barajlarının önemi, gerekliliği ve yaşanmış bazı atık barajı kazaları ele alınmaktadır. Çalışma alanımız Kütahya İli merkezinin büyük bir kısmını, Eskişehir İli Seyitgazi İlçesini ve Afyon İli İhsaniye İlçesini kapsamaktadır. Eskişehir İli Seyitgazi İlçesi Kırka Beldesinde bulunan Eti Maden İşletmelerine bağlı Kırka Bor İşletmeleri Müdürlüğü çevresinde, çıkan maden atıklarının depolanması için yapılması gereken atık barajlarının inşası öncesinde uygun yer seçimi çalışmaları yapılmıştır. Konumuz olan maden atık barajlarının yapımı için uygun yer seçiminde; arazinin topografik durumu, çevresel ve iklimsel etmenleri, çalışma alanı jeolojik ve hidrojeolojik durumu, yerüstü su kaynakları, çalışma alanı çevresi ekolojik durumu, arazi kullanım durumu, çalışma alanındaki yollar ve çalışma alanının deprem tehlikesi gibi genel kriterler ele alınmış ve bu kriterlerin baraj yapımında ne tür rol oynadığı belirtilmeye çalışılmıştır. Bu kriterleri Analitik Hiyerarşi Yöntemi(AHY) ile 1/7-7 ölçek değerleri ile ağırlıklandırarak bütün kriterlerin analizde kullanmak üzere ağırlık değerleri oluşturulmaktadır. Ele aldığımız bu kriterleri ağırlık değerlerine göre coğrafi bilgi sistemleri(CBS) yazılım programı olan ARCGIS 10.3 ile haritalandırılmak suretiyle uygun yer tespiti çalışması sonuçlandırılmıştır.
Arazi toplulaştırma projelerinde blok planlama esaslarının hazırlanması üzerine bir çalışma
Arazi Toplulaştırması, dünya genelinde kırsal bölgelerin gelişimine katkı sağlayan önemli bir araç haline gelmiştir ve son yıllarda ülkemizde de hızla yaygınlaşmaktadır. Bu süreç, kırsal alanlara temel altyapı sistemlerinin yanı sıra yeni ve kalıcı bir kadastro görünüm kazandırmayı amaçlamaktadır. Blok planlaması, Arazi Toplulaştırma projelerinin temelini oluşturmaktadır. Blok planlamasının etkili uygulanabilirliği, proje maliyeti ve uygulama sonrası yıllarca sürecek üretim maliyetini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle blok planlaması, proje yapılacak sahanın gereksinimlerine ve koşullarına en uygun şekilde uzun yıllar boyunca kullanılmak üzere düşünülerek hazırlanmalıdır. Türkiye'de blok planlaması yapılırken yol, sulama-drenaj kanalı, arazi topografyası, toprak özellikleri, sulama yöntemleri ve işletme büyüklükleri gibi faktörlerin bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir. Verimli ve etkili bir blok planlaması, bu faktörlerin göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi ile gerçekleştirilebilir. Ancak Arazi Toplulaştırma projelerinde blok planlaması yapılırken bu faktörler çoğu zaman göz ardı edilmekte ve yeni bloklar, uygulayıcıların tercihlerine göre şekillenmektedir. Bu nedenle bu çalışmada blok planlaması ile ilgili kriterlerin ayrıntılı olarak araştırılması ve belirlenmesi amaçlanmaktadır. Yeni blok planlama kriterlerine göre yapılacak blok planı tarımsal altyapının önlemlerle uygun hale getirilmesi ile teknik ve ekonomik koşullara uygunluğun yanında, projenin kabul edilebilirliğinin artıracağı gibi, elde edilecek ekonomik kazanımlar sayesinde kırsal alanın kalkındırılması çabalarına da katkı sağlayacaktır. Bu çalışmada, blok planlama kriterlerinin belirlenebilmesi için ayrıntılı bir literatür çalışması yapılarak, kamu-özel sektördeki Arazi Toplulaştırma uygulayıcıları ve Arazi Toplulaştırma ile ilgili çalışmalar yapan akademisyenlere anket uygulanmıştır. Blok planlamasında etkili olan faktörler, ilgili mevzuat da göz önünde bulundurularak doğrudan ve ilişkili oldukları faktörlerle birlikte ayrı başlıklar halinde ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu çalışmalar sonucunda 15 adet yeni blok planlama kriteri belirlenmiştir. Belirlenen yeni blok planlama kriterleri, DSİ tarafından yapılan bir Arazi Toplulaştırma uygulama sahasında incelenmiş ve bu kriterlere göre yeni bir blok planlaması yapılarak her iki uygulama karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma sonucunda yeni blok planlamasına göre yapılan dağıtımda, işletme büyüklüklerinin arttığı, işletmelere ait parsel sayılarının ise belirgin olarak azaldığı görülmüştür.
İmar hakkı transferi ve Türkiye için bir model önerisi
Ülkemizde son yıllarda adından oldukça fazla bahsedilen yeni bir planlama aracı olarak "imar hakkı transferi" (İHT) kavramı belediyelerin imar plan notlarında da kendine yer bulmaktadır. İngilizce "Transfer of Development Rights" ifadesinden dilimize çevrilen imar hakkı transferi; temel olarak taşınmaz üzerindeki yapılaşma haklarının belli kural ve kaideler çerçevesinde menkulleştirilmesi ve satışı ile ilgili olup; daha çok finansal bir araç niteliğindedir. A.B.D. başta olmak üzere pek çok ülkede uygulama imkanı bulan imar hakkı transferi, özellikle tarım arazileri, yaban hayatı ve doğal kaynak arazileri, çevresel hassas araziler ve de tarihsel zenginliklerin korunmasına yönelik çözümler sunmakta, diğer yandan halihazırda kullanılan klasik imar uygulama araçlarına da bir alternatif çözüm oluşturmaktadır. Bu çalışmada, detaylı bir literatür taraması sonrasında, kavramın hukuki niteliği esas alınarak hak kavramı ile ilişkilendirilmek suretiyle anlatılmış, tarihsel gelişimine değinilmiş, uygulama prensipleri üzerinde durulmuş, diğer ülke uygulamalarına ait örneklere yer verilmiştir. Devamında, kavramın son yıllarda ülkemiz hukuk ve planlama sistemine girmesi ve nedenlerine yönelik değerlendirmeler ile, bir planlama aracı olarak uygulanmasına yönelik pratikler üzerinde durulmuş; ülke koşullarında, mevcut problemlerin çözümünde kullanılabilecek jenerik bir model önerisinde bulunulmuştur. Sunulan model bir vaka çalışması ile de uygulanabilirlik bağlamında test edilmeye çalışılmıştır. Ülkemizde İHT kapsamında, henüz hayata geçirilmiş bir örnek olmaması nedeniyle; konu daha önce yapılan bazı akademik çalışmalarla ilişkilendirilerek, mevcut problemlere değinilmiştir. Ayrıca konu ile ilgili yapılan tespit ve diğer uygulama önerileri değerlendirilmiş, kavramın hayata geçirilmesinin önündeki engeller ve bu engellerin aşılmasın bağlamında sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Saha çalışması için Trabzon-Yomra ilçesi sınırları içerisinde, kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirilmek istenen bir alan uygulamaya konu edilmiş, tezin konusunu oluşturan İHT aracının ilk etapta afet alanlarının boşaltılması ve kentsel dönüşüm olmak üzere mevcut imar problemlerinin çözümünde kullanılabileceği, koruma anlamında ise mevcut eksikliklerden dolayı uygulamaya geçmesinin zaman alacağı anlaşılmıştır. Çalışma özelinde, gönderen alan olarak belirlenen bölgenin şehrin merkezine yakın, düzensiz ve genellikle eski natamam binalardan oluşmasına rağmen etrafta yükselen çok katlı ve yeni binaların varlığının, taşınmazların değerlerine dolayısıyla imar değerlerine spekülatif anlamda etki ettiği; bunun planlama, sosyoekonomik değerlendirme, imar hakkı (İH) tespit ve tahsis çalışmalarını karmaşık hale getirme potansiyeline sahip olduğu değerlendirilmiştir. Diğer yandan, kamu başta olmak üzere tüm ilgili kurum ve kuruluşların kavramın hayata geçirilmesi için gerekli kurumsal kapasite eksikliklerini gidererek inisiyatif almaları, paydaşlara yönelik bilgilendirme ve eğitim çalışmalarını arttırarak sürdürmeleri, farklı alanlarda pilot uygulamaları hayata geçirerek olası problemleri tespit etmeleri, uygulamanın özünde bulunan hakkaniyet kuraları çerçevesinde gerekli diğer teknik ve idari alt yapı çalışmalarını ivedilikle tamamlamaları gerçeği tekrar karşımıza çıkmıştır. Modelin hayata geçirilmesine engel teşkil eden hususların da değerlendirildiği çalışmada, önceliklerden birinin eksik hukuki alt yapı olduğu tespitinden yola çıkılarak; imar hakkı transferi temel özellikleri dikkate alınmak suretiyle üzerinde çalışılan taslak bir İHT yönetmeliği de çalışmaya dahil edilmiştir.
Dört boyutlu kadastro tasarımı
Dört boyutlu kadastro çalışmaları, taşınmazın altında ve üstündeki altyapı öğelerinin düşey konumlarının belirlenmesine ek olarak taşınmazın geçmiş zaman bilgilerine duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Kadastro, dinamik ve sürekli değişen bir yapıya sahip olduğundan, taşınmaz üzerinde veya altında bulunan nesne tiplerinin yükseklik bilgisi ile beraber hem geometrik hem de hukuki değişikliklerin izlenmesi önemlidir. Bu nedenle, taşınmaz üzerinde farklı zamanlarda meydana gelen değişikliklerin dört boyutlu bir ortamda anlık ve sürekli olarak izlenmesi gerekmektedir. Tapuda kayıtlı taşınmazlarda gerçekleşen arazi ve arsa düzenlemesi, toplulaştırma çalışmaları, yenileme çalışmaları gibi işlemlerin sistemli bir şekilde kayıt altına alınması ve TAKBİS'e entegre edilmesi için dördüncü bir boyut olan "zaman" kavramına ihtiyaç vardır. Bu sayede kadastrodaki değişiklikler dört boyutlu bir ortamda anlık olarak izlenebilecektir. Ayrıca, CBS yazılımı ile veri tabanında bulunan kadastronun iki, üç ve dört boyutlu verileri arasında ilişkisel bir veri tabanı sağlanmıştır. UML modelleme dili kullanılarak dört boyutlu kadastro tasarımına ait bir diyagram oluşturulmuş ve bu diyagrama uygun bir masaüstü uygulama geliştirilmiştir. Bu masaüstü uygulama sayesinde herhangi bir parselin dört boyutlu verilerine rahatlıkla ulaşılabilmektedir. Ayrıca, çalışmada kadastronun dördüncü boyutuna ek olarak ileride gündeme gelebilecek ve kadastronun beşinci boyutu olarak nitelendirilebilecek değer öğesine de kısmen yer verilmiştir. Bu çalışmada belirlenen pilot bölgede kadastro çalışmalarına dördüncü bir boyut olan "zaman" eklenmiş olacaktır. Bu çalışmada kadastronun mevcut durumu ve yaşanan sorunlar özetlenecek, dört boyutlu kadastro tasarımı üzerinde durulacaktır. Mevcut kadastro sorunlarına çözüm getirmek ve içeriğini geliştirmek amacıyla öneriler sunulacaktır.
Doğu Roma [Bizans] İmparatorluğu'nda mülkiyet düzeni ve Osmanlı Devleti'ne yansımaları
Bu tez çalışmasında Doğu Roma [Bizans] İmparatorluğu'ndaki Mülkiyet Düzeni ve Osmanlı Devleti'ne Yansımalarının ortaya çıkarılması hususunda çok geniş bri yelpazeye dağılan Roma Hukuk Külliyatı (Ioustinianus Kanunları, Süryani Kanun Kodu, Ekloga, Çiftçi Kanunu, Rodos Deniz Kanunu, Makedon Fermanları, Syntagma ve Hexabiblos), Osmanlı Kanun Külliyatı (Fatih Kanunnamesi), Doğu Roma İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti Tarihi, Mülkiyet ve İktisad Tarihi ve Kilise Konsil Tarihi konularında çok detaylı incemeler yapılmıştır. Çalışmamızın kapsadığı yıllar olan Roma İmparatoru I. Konstantin Büyük'ün İstanbul'u kurma kararı ile Osmanlı Sultanı II. Mehmed Fatih'in vefatı arasında geçen süren olan 324–1481 yılları arası kronolojik olarak incelenerek bir tarihi altyapı oluşturulmuştur. Hemen arkasından Kanunlar bölümünde Roma ve Osmanlı Hukuklarında kullanılan Kanun Külliyatı hakkında bilgilendirmeler yapılmıştır. Böylelikle Mülkiyet Konusu tetkik edilmeden önce tarihi olaylar ve kanunlar hakkında bir fikir edinilmesi amaçlanmıştır. Mülkiyet etkileşimine geçilmeden mülkiyet kavramının tanımı ve çalışmazın kapsadığı 324–1453 yılları arasında Doğu Roma İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti'nde mülkiyetin tarihsel süreci açıklanmıştır. Ayrıyeten çalışmamızıda imparatorluğun hem Avrupa hem de Türk tarihine kültürel etkileşimi hususunda ana hatlarıyla temas edilerek mülkiyet etkileşimin tek yönlü olmadığı belirtilmiştir. Mülkiyet etkileşimi Pronoia-Timar, Kadastral (İndiksiyon-Tahrir), Yönetimsel, Vergilendirme, Miras ve Vakıf ana başlıkları altında tetkik edilerek elde edilen sonuçlar açıklanmıştır.
Arazi toplulaştırma projelerinin ekonomik analizinde yapay zeka uygulaması
Arazi toplulaştırma projeleri ekonomik getirisi olan yatırımlar olduğu için getirisi yüksek alanlarda yapılması önemlidir. Bu noktada arazi toplulaştırma projelerinin ekonomik analizleri öne çıkmaktadır. Toplulaştırmanın ekonomik analizleri ile bir sahada toplulaştırmanın karlılığının ne kadar olduğu tespit edilebilir. Çalışmada ekonomik analizler üç farklı sahada yapılmıştır. Bunlar Denizli ili Tavas ilçesi Kızılcabölük mahallesi, Denizli ili Tavas ilçesi Vakıf mahallesi ve Burdur ili Gölhisar İlçesi Konak mahallesidir. Çalışmada öncelikle toplulaştırmanın ekonomik analizleri klasik yöntemle yapılmıştır. Ardından klasik yöntemle yapılan analiz sonuçları kullanılarak yapay zekâ analizleri için veri seti oluşturulmuştur. Oluşturulan veri seti kullanılarak yapay zekâ analizleri yapılmıştır. Klasik yöntemle analizler yapılırken bitkisel üretim değişkeni, emek girdi değişkeni, gübre girdi değişkeni ve su girdi değişkeni kullanılmıştır. Analizler sonunda toplulaştırma sonrası karlılık değişimi değişkeni elde edilmiştir. Yapılan toplulaştırma çalışmaları ile karlılıkta Kızılcabölük mahallesinde yaklaşık % 85, Vakıf mahallesinde yaklaşık % 70 ve Konak mahallesinde yaklaşık % 6 oranında bir artış meydana gelmiştir. Konak mahallesindeki düşük artışın önemli bir sebebi Konak mahallesine toplulaştırma ile sulama kanalı gelmemesidir. Kızılcabölük mahallesi ve Vakıf mahallesine sulama kanallarının gelmesiyle beraber yaşanan verim artışının yanı sıra ürün çeşitliliğinde de değişim gelmiştir ve tarımsal işletmeler mısır gibi karlılığı yüksek ürünlere yönelmiştir. Bu durum karlılık artışında önemli bir etkiye sahiptir. Yapay zekâ analizleri, veri setinin oluşturulması, normalizasyon, eğitim ve test verilerinin ayrılması, kümeleme, çapraz doğrulama ve test aşamalarından oluşmaktadır. Analizler yapılırken girdiler ve çıktılar ile model eğitilerek test verileri tahmin edilmiştir. Kullanılan girdiler tarımsal alan değişkeni, parsel sayısı değişkeni, bitkisel üretim değişkeni, emek girdi değişkeni, gübre girdi değişkeni ve su girdi değişkenleridir. Çıktı olarak ise toplulaştırma sonrası karlılık değişimi kullanılmıştır. Çalışma ile toplulaştırma öncesi duruma ait veriler kullanılarak toplulaştırma sonrası meydana gelen karlılık değişimi başarılı bir şekilde tahmin edilmiştir. Ayrıca kullanılan kriterlerin sonucun doğruluğundaki ağırlıklarını bulabilmek amacıyla girdi hassasiyet analizleri yapılmıştır. Çalışmada en doğru sonuçlar parsel alan, parsel sayısı ve emek girdi değişkenleri kullanılarak bulunmuştur.
İmar barışının teknik ve sosyal etkilerinin değerlendirilmesi
7143 Sayılı, Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunda yer alan ve 3194 Sayılı İmar Kanunu'na da eklenen geçici 16. madde ile uygulamaya konulan İmar Barışı Düzenlemesi ile Ülkemizdeki kaçak yapı ve hazine arazilerinin işgaline ilişkin düzenleme yapılmış olup; E-Devlet Sistemi üzerinden vatandaşların beyanlarına göre Yapı Kayıt Belgeleri düzenlenmiştir. Bu çalışma ile ülkemizde 2018 yılında çıkarılan İmar Barışı yasası sonrasında vatandaşların Yapı Kayıt belgesi aldıktan sonra karşılaştıkları sorunları, çevreleri ile yaşadıkları problemleri, İmar Barışının kaçak yapılaşma konusunda yarattığı etkiyi gerek imar barışı başvuru yapmayan ve başvuru yapan vatandaşlar üzerinde araştırma yapılmış ve Konya ilinde alınan imar barışı başvuruların durumları ve denetim faaliyetleri sonuçlarına ilişkin veriler incelenerek değerlendirmeler yapılmıştır. İmar affına başvuru ve ödeme sürecinin uzatılmasının korunması gereken alanlarda tahribata sebep verdiği, aynı zamanda vatandaşın E-Devlet üzerinden bedel arttırıcı işlemler ile güncelleme yapabildiği, bu uygulamaların yeni bir uygulama çıkacağı beklentisini arttırdığı, insanları kaçak yapılaşmaya teşvik ettiği ve buna yönelik yapılması gereken bazı yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. Vatandaşların kaçak yapılaşma konusunda bilinciz davrandığı ve kaçak yapılaşmayı normal karşıladığı görülmüştür.
Arazi toplulaştırma çalışmalarında derecelendirme yöntemlerine alternatif bir model oluşturulması
Arazi toplulaştırma çalışmalarında en kritik aşamalardan biri, parsellerin değerini belirleyen derecelendirme sürecidir. Bu sürecin bilimsel yöntemlere dayanması, çiftçi görüşlerini yansıtması ve matematiksel olarak kanıtlanabilir nitelikte olması büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, tarımsal arazilerin değerine etki eden kriterler belirlenmiş, beş farklı uzman grubundan (kurumların kamulaştırma bölümünde çalışan teknik personel, Tarım ve Orman Bakanlığında çalışan ziraat mühendisleri, DSİ' de arazi toplulaştırma bölümünde çalışan teknik personeller, gayrimenkul değerleme uzmanları ve akademisyenler) toplam 77 katılımcıya uygulanan anketler Bulanık AHP yöntemiyle analiz edilmiştir. Ayrıca, DSİ'de arazi toplulaştırma projelerinde komisyon başkanlığı yapmış uzmanlarla yapılan mülakatlar aracılığıyla kriterlerin uygulamaya uygunluğu değerlendirilmiş ve iki farklı uygulama alanında (Amasya/Gediksaray ve Kastamonu/Boyalılar köyleri) modelin entegrasyonu sağlanmıştır. Araştırma sonuçları, tarımsal alanlarda arazi değerini etkileyen en önemli kriterlerin altyapı (%25,98), toprak (%23,39) ve ulaşım (%21,52) olduğunu göstermiştir. Alt kriterlerde verimlilik, sulama ve şehirlerarası yola cephe olma öne çıkarken; taşlılık, irtifak hakkı ve üçgen/çokgen parsel geometrisi düşük öneme sahip bulunmuştur. Uzman gruplarının değerlendirmeleri arasında farklılıklar gözlenmiş; DSİ personeli sulamayı ön plana çıkarırken, ziraat mühendisleri toprağa, gayrimenkul uzmanları parsel geometrisine daha yüksek ağırlık vermiştir. Tez kapsamında geliştirilen Bulanık AHP modeli, farklı uzman görüşlerini bütünleştirerek mevzuattaki sabit katsayılara kıyasla daha esnek ve bilimsel bir çerçeve sunmuştur. Ayrıca çiftçi görüşlerine dayalı model, yerel öncelikleri ve pratik deneyimleri yansıtarak sosyal kabul edilebilirliği artırmıştır. Karşılaştırmalı analizler, Bulanık AHP modelinin teknik tutarlılık açısından; çiftçi temelli modelin ise pratiklik ve maliyet etkinliği açısından üstün olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, geliştirilen yöntemler mevcut yönetmelik yaklaşımına kıyasla daha güvenilir, uygulanabilir ve katılımcı bir derecelendirme süreci geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.