Theses supervised by Prof. Neslihan Erdoğdu

10 theses · Sakarya University

Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çağdaş fotoğraf sanatında bir ifade aracı olarak topoğrafya

Manzara, doğa ve dışşal mekanların görünür olduğu bir sanat türü olarak kısaca tanımlanabilir. Manzara Sanatı tarihsel süreçte, doğayı merkezine almıştır. Bu doğa tasvirleri genellikle ideal olan, natürel ya da romantik bir temsiliyete tabidir. Ancak insanın endüstriyel gelişimlere ve üretim sistemlerine adapte olmasıyla artan doğa müdahaleleri, sanattaki manzaraların görünümünün de değişmişmesine neden olmuştur. Bu değişimin hız kazanması birbirine benzer sanayi ve endüstriyel faaliyetlerle yeni görünümler ortaya çıkarmıştır. Değişen manzaralar nedeniyle bilimsel amaçlar ve sanatın farkındalık oluşturabilen görünür olma kapasitesi doğrultusunda çevre fotoğrafçılığının başlıca çalışma alanı olmuştur. Değiştirilen ve doğal akışında yeni görünüm kazanan birbirinden farklı topoğrafik manzaralar, aynı zamanda ortaya çıkan yeni görme biçimleri üzerinden duyguların tıpkı empresyonizm akımında olduğu gibi sanatçıların doğada kendi ruh hallerini metafor olarak aktardığı sanat anlayışına zemin olmaktadır. Bu doğrultuda 1960'lardan sonra gelişen yeni sanat metodolojisi çalışma adına önemli bir yere sahiptir. Öyle ki fotoğrafın teknik unsurlarından faydalanarak duyularla doğrudan erişilemeyecek perspektifle görüntüler üretmek, insan-yeryüzü ilişkisine yeni bir gerçeklik kazandırmıştır. Bu çalışma; insan müdahalesiyle değişen ve dönüşen doğanın bir sorunsal olarak ele alındığı topoğrafya manzaralarındaki temsiliyetleri üzerine odaklanmıştır. Konu kapsamında manzara sanatının tarihsel sürecinde doğanın ele alınış biçimleri irdelenmiş, manzaranın sanat ve sanatçı için anlamı araştırılmış, manzara türlerinin ortaya çıkmasında sosyo-kültürel etmenler göz önüne alınarak bir senteze varılmıştır. Çağdaş sanat pratiklerinde teknik olanakların imkan sağladığı medyumların manzara görüntüleri oluşturmadaki etkilerine yer verilmiştir. Bu kapsamda topoğrafik manzaraların tarihsel süreçlerine değinilmiştir. Doğa ve insan ilişkisi kapsamında bir sınırlamaya gidilen konu çerçevesinde, değişen ve dönüşen doğayı kendine mesele edinmiş çağdaş topoğrafik manzara sanatçılarının eserleri yapıt çözümleme tekniğiyle irdelenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmı ise topoğrafik manzaraları kavramsal temsiller olarak sunan 10 fotoğrafın eser metinlerinden oluşturulmuştur.

Mahmut Rıfkı Ünal
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Varoluşçu nihilizm bağlamında çürüme kavramının modernizm'den günümüze resim sanatına etkileri

Toplumsal gelişmeler neticesinde modern sürecin başlarından itibaren dünyanın ve insanlığın evrenin merkezindeki yerinden edilişi, Tanrı'nın ölümünün ilanı ve gerçekleşen dünya savaşları, insanlığı anlam mefhumunu daha geniş ve derinden sorgulamaya itmiştir. Verilen cevaplardan varoluşçu nihilizm, insanlığın çürüme hissinin felsefî karşılığı olarak değerlendirilebilir. Resim sanatının da anlam mefhumuyla ayrılmaz bağı neticesinde, çürüme kavramının varoluşçu nihilizm bağlamında Modernizm'den günümüze resim sanatına etkilerinin araştırılması bu çalışmanın temel amacıdır. Çürüme kavramının araştırılması ve kavramsallaştırmaları, çürüme ile felsefe bağlantısında nihilizmin türleri ve tarihi ve onun bir sonucu olarak antinatalizm ile resim sanatı bağlamında modernizm'den günümüze gelen süreç tezin kapsamını oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ile fenomenolojik, etnografik ve otoetnografik desenler uygulanmıştır. Araştırmada çürümenin farklı biçimlerde resim sanatına yansıdığı görülmüş, varoluşçu nihilizmin de direkt bağlantılı ya da ilişkilendirilebilecek birçok sanatçı tarafından konu edildiği sonucuna varılmıştır.

Doğum karşıtlığıEntropiNihilizm+4
Mustafa Emrah Özaras
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Foucault perspektifinde heterotopyaların çağdaş sanata yansıması

Tıp kökenli bir terim olan ve Foucault tarafından sosyal bilimler alanına kazandırılan heterotopya kavramı birbiriyle bağdaşmayan dünyaların yan yana, üst üste geldiği, mekanı düzenleme-örgütleme gücüne sahip, ötekiliğin deneyimlendiği mevkileri ifade eder. Postmodern teorinin özgürleştirici güçler olarak öne çıkardığı heterojenlik ve ötekilikle heterotopya kavramı, sanat alanında da kendine yer edinmektedir. Heterotopyaların tecrit edebilme, nüfuz edebilme özelliği, kapatma-kapanma pratiklerinde toplumsal bir karşılaşma imkânı vererek ötekiliğe açılan geçitleri yaratır. Modern dönemde kapatma pratiklerinde özne, norm merkezli ayrıştırma, farklılaştırma sistemine dayanan panoptik bir disiplin biçimiyle sabitlenmiştir. Kapatma pratiklerinde kategorize etme, ayrıştırma, farklılaştırma gibi uygulamalarla öznenin bilgi formuna indirgenmesi, kapatma pratiklerinde ötekinin yaratılmasını sağlayan başat özelliktir. Bu dönemde kapatma pratiklerinin kapitalizmin ihtiyaç duyduğu üretken nüfus yaratımı için maliyetli hale geldiğinin anlaşılmasıyla, yeni bir disiplin biçimi olan panoptizm tercih edilerek öznelerin sabitlenmesi yerine serbest bırakılarak içkin bir iktidar fikrinin aşılanması esas alınmıştır. Panoptizm yalnızca üretken-itaatkâr bedenler yaratmakla kalmamış, kapanma pratiklerinin kabulü de kolaylaştıran bir işlev taşımıştır. Postmodern dönemin heterojen, parçalanmış, kaotik kent manzarası içinde kapanma pratikleri, kamusal alana karışarak öznelerin herhangi bir dış zorlama olmaksızın özgürlük fantazmagoryasıyla kendilerini kontrol altında tutarak, sınırladığı bir mekanizmaya dönüşmüştür. Kapatma ve kapanma pratikleri çağdaş sanata da yansıyarak, ötekiliğin gündelik karşılaşma formlarıyla sunulduğu, müzakereye açıldığı deneyim alanları yaratmaktadır. Bu çalışmada; heterotopya kavramı ve kapatma-kapanma pratiklerinin tarihsel gelişim süreci incelenerek, heterotopyaların Çağdaş sanata yansımaları ele alınan sanat eserleri üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır.

Foucault, MichelHeterotopiHeteroyapılar+2
Sümeyye Ertop
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş resim sanatında mekan ve aidiyet olgusunun eşyalar üzerinden temsili

Birey ve toplumların gündelik yaşamın sürdürülebilmesinde eşya, hayati bir öneme sahiptir. İşlevselliklerine göre sınıflandıran bu eşyalar aynı zamanda mekâna ve bireye yönelik bir aidiyet içerir. Eşya, kullanım değeriyle birlikte manevi değerlere de sahiptir. Mekân içerisinde yaşanmışlığın bir izi olarak birey adına temsili mevcudiyetleri ile varlık gösterirler. Sanat tarihi süresince sanata yerini alan eşyalar da bu bağlamda, birçok sembolik anlamlar yüklüdürler. Eşyaların sanattaki temsiliyetleri, arkeolojik kazılarda elde edilen bulgular gibi geçmiş yaşamlara dair fikir vermesi açısından kültürel bir veri kaynağı olmuştur. Diğer yandan eşyalar üzerinden ifade edilen kültürel sembolizm ile de dönemin gerçeklik algısına dair fikirler bugüne taşınır. 17. yüzyıl Kuzey Avrupa Sanatında bir tür resmi olarak ortaya çıkan natürmortlarla birlikte eşya, sanattaki görünürlüğünün yönünü değiştirmiş, figürün olmadığı bir konu olarak tarihte yerini almıştır. Bununla birlikte temsil aracı olarak portrelerde de kendini sıklıkla göstermiştir. Sanat tarihi süresince çoğunlukla mekânın bir parçası olan eşya, modern sanatla birlikte, sanatçıların kendi sembolizmini oluşturmada önemli roller üstlenmiştir. 1960 sonrası sanatta ise bu gelenek devam etmiş ancak kavramsal boyutta da sanatçılar için ifade aracı olarak eşya, birçok sanatsal üretim pratiğinde yerini almıştır. Bu çalışma çağdaş resim sanatında eşyanın, 'oradalığın' izi olarak temsiliyetini sorgulamaktadır. Konu kapsamında seçilen eserler, eşyanın mekân ile ilişkisi ve aidiyet kavramları çerçevesinde analiz edilmiştir. Mekân-eşya-aidiyet kavramları, Sanat Tarihinde eşya imgeleri ve çağdaş Sanatta eşyanın temsilleri olmak üzere üç genel başlıkta ele alınan bu çalışmada son bölüm konu kapsamında ürettiğim çalışmalarımı içermektedir.

İrem Alakuş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Batı resim sanatında uyuyan beden tasvirleri

Yaşamın başlangıcından itibaren günün belirli saatlerinde düzenli olarak ihtiyaç duyduğumuz uyku, çağlar boyunca merak konusu olmuş ve beden üzerindeki fizyolojik etkinlikler üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Sosyal yaşamı kurgulayan birçok inanç uyku halini doğaüstü güçlerle, bilimsel araştırmalar ise zihin ve bedenin fizyolojik yapısıyla ilişkilendirmiştir. Uyku halini çözümleme sürecinde ileri sürülen farklı görüşler sanat alanına da yansımıştır. Resim sanatında beden temsilleri ile somut bir anlatım kazanan uyku halini, sanatçıların yorumlayış biçimleri açısından değerlendirmek bu çalışmanın temel amacıdır. Beden ve uyku kavramlarının araştırılarak birbiri ile olan ilişkisini ve bu ilişkinin, resim sanatı özelinde tarih öncesi dönemden modernizme kadar olan yansıması tezin kapsamını oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemi ile tasarlanan bu çalışmada, uyuyan beden tasvirlerinin birçok dönem ve sanatçı tarafından farklı biçim ve içeriklerle yorumlandığı sonucuna varılmıştır.

Züleyha Yurduseven
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

1960 sonrası batı sanatında sanatsal ifade aracı olarak desen ve çizginin kullanımı

Desen ve temel ögesi çizgi sanatçının çevresi ile olan ilişkisinin temelini oluştururken boya resmi ile karşılaştırıldığında henüz bitmemiş, değişmekte ve gelişmekte olan bir süreci ifade eder. Desen noktanın çizgi ile süreklilik kazanmış hali olarak kabul edildiğinde, insanın elindeki herhangi bir araç ile çizme eylemi, ilkel atalarımızın güdülerinden farklı olmadığımızı ortaya koyar. Estetik kaygı ile birlikte Desen üretimler önemli toplumsal kırılmalara ve dönemlere bağlı olarak günümüze kadar farklı görevler üstlenmiş ve desene olan bakış açısı çeşitli değişimlere uğramıştır. Romantizm ile başlayan ve modernizmle devam eden sanatta özgürleşme hareketi daha önce dinin ve soylu sınıfının hizmetinde olan klasik sanatın ilkelerini tersine döndürmüştür. Bu dönemde çizimler boya resmi yanında en az onlar kadar önemli bir yer kazanmakla birlikte geleneğini sürdürerek taslak niteliği taşımaya devam etmiştir. Dolaysız ve temel bir ifade aracı olması, öncü düşünceleri, eylemleri ve karmaşık kavramları kolaylıkla taşıması çizginin modern sonrası dönemde sıklıkla başvurulan bir etkinlik olmasını sağlamıştır. Desen her ne amaçla kullanılsa da sanatçının en samimi ve en mahrem alanını görünür kılma açısından bir günce gibi sanatçının çizgi ile biçimlenmiş hafızasıdır. Çizginin kullanım alanına ve amacına dair tüm değişimler toplumsal yapıyla birlikte paralel bir başkalaşım geçirmiştir. Bu çalışmada amaçlanan da desenin klasik bağlamından kopuş süreçlerini ve malzeme ile ilgili ilişkisini bir ifade aracı olarak çağdaş sanat üzerinden irdelemek ve bu bağlamda sanat alanına alternatif bakış açıları sunabilmektir.

Avrupa sanatıDesenEstetik+3
Barış Gençler
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1960 sonrası sanatta cinsiyet kavramı üzerinden mekân algısı

Mekânların geçmişten günümüze dek bedenlerle gerilimli bir ilişkisi olmuştur. Yerleşik hayata geçişle birlikte zamanla mekânlar, bedenlerin denetlenip yönetilmesinde iktidar aracı olarak şekillenmeye başlamıştır. Tarih boyunca kadın ve erkek ise cinsiyetleri açısından antropoloji, metafizik, psikanaliz, felsefe ve sanat gibi farklı disiplinlerin konusu olmuştur. Tarih öncesi dönemden günümüz ataerkil toplumuna değin kadın ve erkek, cinsiyetleri doğrultusunda mekânla olan ilişkileri de güç ve iktidarla doğrudan bağıntılı olarak varlık göstermiştir. Yerleşik hayata geçilmesiyle birlikte doğurganlığından ötürü içe kapanmaya mahkum edilen kadın, evi dişil bir mekân olarak sahiplenmiştir. Erkek ise kamusal alanın hakimiyetini alarak, mekânları eril gücün göstergelerine dönüştürmüş ve mekâna dair tahakküm sınırlarını günümüze değin genişletmiştir. Dolayısıyla tarihsel süreç içerisinde cinsiyetli mekân algısının sanata yansıması da kaçınılmaz olmuştur. Güç ve otoritenin temsili olarak kabul edilen pek çok portre ve büstte olduğu gibi kamusal mekanları, sarayları, şatoları, savaş sahnelerini konu alan sanat eserleri eril bir gücün görünürlüğü üzerine biçimlenirken, evin içi özellikle yatak odası ve mutfak gibi kadınla özdeşleştirilen mekânlar da dişinin kutsallığı ya da cinselliği üzerine biçimlenmiştir. Bu çalışmada; mekânın tanımlarından yola çıkarak mekânın işlevsellikleri ile cinsiyet arasındaki ilişkiler tespit edilmeye çalışılmış ve sanat tarihi üzerinden konu kapsamında eserler incelenmiştir. Cinsiyet ve mekân kavramlarının çağdaş sanat üzerine etkileri referans alınan sanatçıların yapıtları üzerinden analiz edilmeye çalışılmıştır.

AidiyetCinsiyetEril tahakküm+6
Sevda Gök
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

19. yy. romantik manzara resminde kaos olgusu

Kaos ile başlayan evren, kaos ile son bulacaktır. İnanç sisteminde ve bilimde evrenin ilk yaradılışıyla ilişkilendirilen kaos, gündelik hayattın her alanında kullanılan bir kavramdır. Daha çok kargaşa, karmaşa gibi bir anlama karşılık gelen kaos, kozmosun düzenini yıkıcı bir güce sahiptir. Kaos'un sanat alanına konu olması Rönesans öncesine dayanıyor olsa da, 19. Yüzyıl Romantik manzara resimlerinde ön plana çıkarak, kavram felsefe ile temellendirilmiştir. Bunun en önemli sebeplerinden biri, dönemin filozoflarının Romantik sanatçılara ilham kaynağı olmasıdır. Özellikle Edmund Burke ve Immanuel Kant'ın "yüce ve güzel estetiği" üzerine düşünceleri yüceyi kaosla ilişkilendirerek bu olguya farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. Romantik ressamları derinden etkileyen bu düşünceler, onları "yüce" bağlamındaki kaosu manzara resimlerine taşımış, farklı bir bakış açısı kazandırmış ve manzara resmini bir tür resmi olarak doğanın salt taklidinden çıkartıp, düşünsel bir içerik kazanmasına ve duyguların aktarımı noktasında bir ifade bağlamına dönüşmesine neden olmuştur. Romantik manzara resimlerinde kaos, daha çok doğa-insan çerçevesi içerisinde ele alınmıştır. Diğer yönden ise dini bir perspektiften ele alınıp, cennet-cehennem ve kıyamet senaryoları ile kaos, yüceyi anlatmanın bir yöntemi olmuştur. Bu çalışmada; Kaos'un farklı alanlardaki tanımlarından ve anlatılarından yola çıkarak, Romantik manzara resimleri ile ilişkileri tespit edilmeye çalışılmış; sanat tarihinde öne çıkan eserler incelenmiş ve referans alınan sanatçıların yapıtları üzerinden kaos kavramı analiz edilmeye çalışılmıştır.

19. yüzyılKaosManzara+4
Barış Özyaprak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Amerikan soyut dışavurumcu resimde rastlantısallığın etkisi

Bilgiye, isteğe, kurala veya belli bir sebebe dayanmaksızın oluveren karşılaşma ya da tesadüf üzerinden elde edileni tanımlayan "rastlantı" kavramı gündelik yaşantının her anında olası bir durumu içermektedir. Rastlantının çoğu kez insan hayatında heyecanla karşılanmasının nedeni, beklenmedik bir anda gerçekleşmesi ve yeni bir oluşuma sebep olabilecek farkındalıklar yaratabilmesidir. Bilim, felsefe ve sanat alanları da rastlantı sonucu birçok gelişmeler, buluş ve icatlara tanık olmuştur. Sanatçının yaratım sürecinde kurgunun dışında ya da kurgu esnasında rastlantının etkisiyle keşifler yaptığı ve birçok yeni eğilimlere kapı açtığı bilinmektedir. Ancak doğaçlamaya ve rastlantıya, geleneğe olan karşı duruşları sayesinde, ilk defa bilinçli bir şekilde yer veren Dada Hareketi olmuştur. Dadanın etkisiyle bilinçaltına yönelen sürrealistlerin doğaçlama eğilimleri ise sanatın öznel yaklaşımını soyut bir yöne kaydırmıştır. Somuttan soyuta geçiş evresinde rastlantının etkisi açıkça kendini göstermektedir. Avrupa genelinde birbirinden bağımsız şekillenen bu algı soyut sanatı yaratmıştır. Savaşın etkisiyle yaşanan göçler, dönemin politik gelişmelerine ilişkin birçok faktör ve sanat eleştirmeni Greenberg' in yeni bir estetik bağlam ve yönelim olarak önerdiği formalizmiyle şekillenen sanat anlayışı ile de Amerikan soyut sanatının temelleri atılmıştır. Dönemin liberal atmosferi ve zamanın ruhu ve öznelliğin ön planda olması da doğaçlama ve rastlantısallığı soyut düşüncenin kendini var etmede en önemli aracı olarak benimsetmiştir. Somutun soyuta evirildiği aşamalarda yaratım süreci, sanatsal bir performans olarak "an" ı görünür kılmada öncelik olurken, anın içindeki öngörülemezlik rastlantıyı her daim sanatın bir parçası olarak gündeme getirme potansiyelini ortaya koyar.

Amerikan resmiDoğaçlamaEkspresyonizm+6
Emine Şensoy
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Hieronymus Bosch'un fantastik imgeleri ve Batı resim sanatında gerçeküstü yaklaşımlar

Sanat tarihinin hemen her aşamasında, fantastik olana duyulan ilgi, gerçeküstü anlatım ile birlikte bir yaklaşıma dönüşür. Söz konusu yaklaşım/lar çoğu kez resim sanatının belli aşamalarında var olan sanatçılarla sınırlı kalmakla birlikte, bazen de bir akıma adını verecek ölçüde geniş kullanım olanakları yaratır. Sanatçının fantastik, düşsel olana duyduğu ilgiyi gerçeküstü bir yaklaşım ile anlatmasının özünde yer alan sebep ve koşulları araştırmak ise bu çalışmanın temel amacıdır. Ele alınan konu bağlamında gerçekleştirilen araştırmada, resim sanatının belli dönemlerinde gerçeküstü yaklaşımın ortaya konduğu birçok kırılma noktası saptanmıştır. Rönesans'ın kuzeyli sanatçılarından Hieronymus Bosch ise bu türden bir yaklaşımın fantastik imgeler ile oluşturulduğu resimleri ile belirleyici bir aşama olarak değerlendirilmiştir. Bosch'un kendinden sonra gelen sanatçılar üzerindeki etkisi de düşünüldüğünde, onu bir milat alarak, söz konusu yaklaşımları bugüne dek izlemek, çalışmanın kapsamını oluşturmaktadır. Söz konusu yaklaşımın bir kavram olarak ortaya çıkmasında sanatçıların içinde yaşadıkları toplumun yaşam koşullarının önemli bir etken olduğu görülmektedir. Bu açıdan Bosch'un resimlerinde görülen fantastik imgelerin de kaynakları, Orta Çağ'ın toplumsal zeminde devam etmekte olan kültürel etkileri ile doğru orantılıdır. Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında ise sanat tarihinin hangi aşamasında olursa da fantastik, düşsel ve gerçeküstüne duyulan ilginin, büyük oranda söz konusu sanatçıların var oldukları toplumda gerçekleşen olaylarla doğrudan ya da dolaylı ilişkili olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmanın eser metni bölümünde ise örneklendirilen kişisel çalışmalar ile varılan sonucun özdeşliğinde gerçeküstü yaklaşımın bir kavram olarak ele alınması, böylelikle biçimsel çeşitlilikle birlikte, konu bağlamında da çok geniş ifade olanakları tanıyacağı ortaya konmuştur.

Batı resim sanatıBosch, HieronymusFantastik+4
Yusuf Şengür
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors