Theses supervised by Prof. Dr. Şinasi Gündüz
10 theses · İstanbul University
Kalvinizmin Doğu Avrupa ülkelerinde yayılmasının teolojik sebepleri: Macaristan örneği
Macaristan, coğrafi konumu ve kültürel yapısı açısından Kalvinizmin Doğu Avrupa ülkelerinde yer edinmesi açısından önemli bir örnektir. Batı Avrupa ile neredeyse eş zamanlı olarak Doğu'ya da yayılan bu hareketin, kültürleri farklı iki blok arasında hızlı bir şekilde ve benzer zamanlarda yayılması Kalvinizmin esneklik ve adapte olma gibi bazı önemli özelliklerine işaret etmektedir. Bu hareketin yayılış sürecinin ilgi çekici olmasının yanında, Macaristan'ın büyük kısmını etkisi altına aldıktan sonra gerçekleşen Katolik karşı reformu ile birlikte yine aynı hızla gerilemesi ve ülkede azınlık haline düşmesinin nedenleri de ele alınmıştır. Bu sebeple çalışmada Kalvinizmin Doğu Avrupa ülkelerinde yayılma sürecini ve sebeplerini, gerileme dönemini ve bu dönemde etkili olan unsurları teolojik nedenlere ağırlık vererek ortaya koymaya çalışılmıştır. Bu bağlamda yapılan çalışmalarla Kalvinizmin yapısı ve tarihi incelenmiş ve Kalvinizmin Macaristan'daki tezahürü, tarihi ve teolojik perspektiflerden ele alınmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda Macaristan'da Kalvinizm'in yayılmasında etkisi olduğunu iddia ettiğimiz teolojik sebeplerin, sayıca az olsalar da diğer etkenlerin temelinde yattıkları sonucuna varılmıştır.
Eskatolojik beklentiler açısından Şîa ile Ortadoğu dinleri arasındaki etkileşim
Eskatoloji mitosları yeryüzü yaşamının sonuyla ilgili yaşanacak vakaları belirtmektedir. İnsanoğlu tarih süresince yalnızca evrenin ne şekilde yaratıldığı ile alakadar olmamış, bunun yanında yaşanacak son ile de alakadar olmuştur. Bu bağlamda mesîh ve mehdî fenomenleri tarihsel süreçte günümüze kadar mevcudiyetini devam ettirmiş, ciddi vakaların yaşanmasına sebep olmuş ve dinî gelenekleri ciddi derecede etkilemiştir. Mesîh kavramı, birçok dinî gelenekte karşımıza çıkar. Bu kavramın müşterek noktaları genel olarak kıyamet öncesinde gelecek, insanların düşmanlarını ortadan kaldıracak, huzur, adalet ve refah sağlayacak bir kurtarıcı-kral figürü olmasıdır. Tarihsel süreç içerisinde Şîa'nın Yahudilik ve Hıristiyanlıkla etkileşimi özellikle mesîh ve mehdî kavramları açısından kendisini göstermiştir. Mesîh fikrinin gerek Yahudilikte gerekse Hıristiyanlıkta oldukça önemli olduğu bilinmektedir. Özellikle Yahudilikte sürgün zamanlarında vuku bulan olaylara bağlı olarak Zerdüştîlikle yaşanan etkileşim zamanla Mesîh fikrinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Tüm bu bilgiler ışığında bu çalışma ile kurtarıcı bir beklenti inancını temsil eden mehdîlik incelenmiştir. Literatürden ve kutsal kitaplardan elde edilen veriler ışığında başta Şîa geleneğinde olmak üzere, Zerdüştîlikte, Hıristiyanlıkta, ve Yahudilikte mehdîliğe dair yer alan ilahi bir beklenti olarak kurtarıcılık imgesinin kim olduğu, hangi vasıflara sahip olduğu, ne zaman zuhur edeceği ve neler yapacağına ilişkin eskatolojik bir yaklaşım ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Mesîh, Mehdî, Eskatoloji, Etkileşim, Ortadoğu Dinleri.
Yuhanna İncili'nde sembolizm ve Kristoloji: İsa tasvirinin bağlamı ve inşâsı
Bu çalışmada Yuhanna İncili'nin İsa tasviri konu edilmiştir. Yuhanna İncili'nin metni diyakronik bir okuma stratejisi ile ele alınmış, araştırma çerçevesi de tarihsel ve edebi kritik metotların soruları eşliğinde belirlenmiştir. İncil yazarının ve cemaatinin tarihsel, sosyal ve teolojik durumları İncil'in İsa tasvirinin bağlamı olarak okunmuş, tasvirin inşâsı ise İncil anlatısının sembolik bileşenleri ve kristolojik unvanları üzerinden gösterilmiştir. Bu çerçevede Yuhanna yazarının İsa'ya dair salt tarihsel bir aktarımla ilgilenmediği, yer yer hermenötik bir çabayla İsa'nın söz ve eylemlerini yorumlayarak İncil'de ikinci bir anlatı katmanı oluşturduğu ortaya konulmuştur. Sembolik dilin hâkim olduğu bu katman bir yandan Yuhanna'nın İsa tasvirini inşâ etmekte, diğer yandan ise Yuhanna cemaatinin durumunu yansıtmaktadır. Bu açıdan Yuhanna sembolizmi, İncil yazarının belleğindeki İsa tasvirini içinde yaşadığı cemaatin tarihsel-sosyal şartlarını da dikkate alarak anlatısal bir kurgu aracılığıyla inşâ etmesine imkân vermiştir. Yuhanna'nın İsa tasviri, anlatının sembolik bileşenleri ile İncil'de İsa'ya atfedilen başat unvanların tarihsel ve metinsel bağlamlarına yoğunlaşan bir inceleme sonucunda açığa çıkarılmıştır. Yuhanna yazarının geleneksel kristolojik betimlerle sınırlı kalmadığı, İncil'in derlendiği dönemde cari olan tanrılaştırma söylemlerinin dilini büyük oranda kullandığı örneklerle gösterilmiştir. Bu açıdan Yuhanna İncili'nin kristolojik modeli ile Helenistik atmosferin kuşattığı kültürlerin aşina olduğu kurtarıcı figürler ve onlara ilişkin anlatılar arasında bir etkileşim zemininin bulunduğuna işaret edilmiştir. Mesiyanik vurgu yerine İsa'nın tanrısal kimliğine odaklanan kristolojik modelin eskatolojiden ziyade protolojiyi yani İsa'nın varlık öncesi durumunu önceleyerek söylemsel bir tanrılaştırma ürettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Gnostik metinlerde dişil imgeler: Nag Hammadi literatürü örneği
Kadınların kutsal metinlerde nasıl temsil edildiği ve bu metinlerde kullanılan cinsiyet sembolizmi günümüzde araştırmacılar tarafından tartışılan önemli meselelerden biridir. Bilhassa Yahudi ve Hıristiyan kutsal metinlerindeki din dili, kadın karşıtı söylemler üzerinden çokça eleştirilmektedir. Gnostik metinlere gelindiğinde ise cinsiyet sembolizmine geniş yer ayrıldığı görülmektedir. Aynı zamanda gnostik metinler incelendiğinde kadının içerisine dâhil olduğu düşüş, yaratılış ve kurtuluş gibi pek çok teolojik meselenin Yahudi-Hıristiyan geleneğinden çok farklı bir şekilde ele alındığı anlaşılmaktadır. Bu çalışma önemli gnostik metinlerden oluşan Nag Hammadi Literatürü'ndeki dişil imgeleri incelemeyi hedeflemektedir. Nag Hammadi Literatürü'ndeki metinlerin çoğunluğunda dişil imgelere fazlaca yer verilmektedir. Yine bu literatürdeki dişil imgelerin aktif ve güçlü roller üstlendiği ve bu literatürde yer alan gnostik incillerdeki kadın havarilerin de bulundukları topluluk içerisinde önemli ve lider bir konumda oldukları görülmektedir. Nag Hammadi Literatürü'ndeki dişil imgeler, diğer gnostik metinlerde olduğu gibi sembolik ve alegorik bir sekilde tasvir edilmektedir. Bu bağlamda araştırmamızda dişil imgeleri ele alış biçimi açısından Nag Hammadi Literatürü'nün Yahudi-Hıristiyan geleneğinden ayrılan boyutları ve bu metinlerde kullanılan cinsiyet sembolizmi üzerinden hangi mesajların verilmek istendiğini farklı bakış açıları da dikkate alınarak analiz edilmeye çalışılmıştır.
Neopagan kemetik hareketlerin inanç ve ritüelleri
Bu çalışma 20.yy da başlayan eski Mısır dinini diriltme çabasını ele alıp bu görevi üstlenen farklı grupların inanç ve ritüellerini incelemektedir. Bu bağlamda Kemetik Ortodoksluğu, Ausar Auset Topluluğu ve En Yüce Tanrıça Kilisesi başta olmak üzere birbirinden bağımsız farklı küçük Kemetik grupları da ele almaktadır. Bu alanda daha önce ciddi bir araştırma yapılmadığından araştırmamızı direk Kemetiklerle irtibata geçerek, onların inisiyason süreçlerinden geçerek ve internet üzerinden yayınladıkları yazılarından istifade ederek hazırladık. Bununla birlikte gazete yayınlarını ve klasik Mısıroloji kaynaklarını da tezimiz için kullandık. Tezimizde Kemetizm'in ne olduğu üzerinde durularak onun karakteristik özellikleri ve kendi içinde oluşan farklılıkları anlatmaya çalıştık. Bu çerçevede Kemetiklerin homojen bir yapıya sahip olmadıklarını, gerek inanç gerek ibadet noktasında belirgin farkların olduğunu ortaya koyduk. Bu bağlamda neopagan Kemetikler'i eski Mısır kaynaklarına literal anlamda bağlı olan Ortodoks Kemetizm, bu kaynakları kabul etmenin yanında onlara ekleme veya çıkarma yapan Yeniden Yapılandırmacı Kemetizm ve son olarak da siyah ırkın yüceliğini ve spiritüel gelişimini vurgulayan Afrosentrik Kemetizm şeklinde üçe ayırdık ve onların birbirinden farklı teolojik açıklamalarına yer verdik. Tarihsel gelişiminin Neopaganizm ve Amerika Birleşik Devletleri'nin tarihsel süreciyle yakından alakalı olduğunu, Kemetizm'in İslam, Hıristiyanlık ve Budizm'den etkilenerek ortaya çıktığını örneklerle gösterdik. Kemetikler'in kendilerini inanç bakımından monolatrist kabul ettiklerini, eski Mısır tanrıları veya tanrıçaları hakkında çeşitli yaklaşımlarda bulunduklarını ve insana verdikleri değeri kendi açıklamaları çerçevesinde inceledik. Buna göre Kemetikler'in bir kısmının tanrıyı insanın içerisinde ve bir kısmının da dışında aradığını ve ibadetlerini bu inançlarına göre şekillendirdiklerini ortaya koyduk. Kemetiklerin iv ölüm sonrası hayatı nasıl tasavvur ettiklerini ve günah, cennet ve cehennem gibi anlayışlarını incelemeye aldık ve burada da Kemetiklerin eski Mısır'ın ahiret anlatısını onu literal veya metaforik olarak anlayanlar şeklinde ikiye ayırdık. Bununla birlikte Eski Mısır dininde adaleti ve dengeyi temsil eden Maat'ın Kemetiklerin ahlak öğretisi üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu araştırdık. Kemetik ritüellerin sunak sunma, atalara tazim, yoga, meditasyon, gaybten bilgi alma ve mabet önünde tapınma gibi çeşitlerinin bulunduğunu ortaya koyduk ve bununla beraber kutlanılan bayramları inceledik. Son olarak Kemetikler'in eski Mısır devlet yönetim şeklini kendi cemaatlerine entegre etmeye çalıştıklarını, oluşan hiyerarşik sistemin krallar ve rahipler etrafında şekillendiğini ortaya koyduk
Yuhanna ed-Dımeşki'nin eserlerinde İslam ve müslümanlar
Bu tezde Hıristiyan bir teolog ve kilise babası olan Yuhanna ed-Dımeşkî'nin İslam ve Müslümanlar hakkındaki görüşleri incelenecektir. Emevîlerin başkenti Şam'da yaşayan Yuhanna, Emevî idaresinde görev almış daha sonra görevini bırakıp manastıra çekilmiştir. Manastırda çoğunluğu Hıristiyan teolojisi ile ilgili olmak üzere pek çok eser kaleme almıştır. Onun yazılarından bir kısmı İslam'a dair bazı hususları ihtiva etmektedir. O İslam'a eleştirel gözle yaklaşmış, Müslümanlar ve Hz. Muhammed hakkında bazı iddialar öne sürmüştür. Yuhanna, "İsmaîlîlerin Sapıklığı" başlıklı eserinde temel olarak iki şey üzerinde durmaktadır. Bunlardan biri İslam'ın sapkın bir gelenek olduğu, Hz. Muhammed'in yalancı, sahtekâr ve sapkın olduğu dolayısıyla peygamber olmadığı, Müslümanların Deccal'in (Antichrist) öncüleri ve insanları yoldan çıkaran kimseler olduğu hususlarıdır. Onun eserinde yapmaya çalıştığı bir diğer şey ise İslam'ın Hıristiyanlık ve Hz. İsa hakkındaki bilgilerini ele almak ve Müslümanların bu konulardaki yanlış bilgisini ortaya koyup, Hıristiyanlığı savunmaktır. Bunu yaparken zaman zaman Kur'an'dan alıntılar da yapmakta ve özellikle Hıristiyanlıkla bağlantılı olan ayetlerden iktibasta bulunmaktadır. Yuhanna, İslam öncesi Arap inançları, Arapların kökeni ve Müslümanlar arasındaki bazı pratiklere de değinmektedir. Ticaret ve evlilikte şahitlik, çok eşlilik, erkek ve kadınların sünneti gibi bazı uygulamalara değinen Yuhanna, İslam'ı eleştirmekten geri durmamaktadır. O bu pratikleri zikrederken bilgi vermekten çok Müslümanları eleştirmek istemektedir. İslam'ın kadına değer vermediği algısını yerleştirmek isterken hem Müslümanlar hem de Hz. Muhammed için şehvetperest bir imaj çizmeye çalışmaktadır. Bunu yaparken Kur'an'dan referanslar vermektedir.
Form eleştiri metodu temsilcisi: Rudolf Bultmann
Form eleştiri metodu Kitab-ı Mukadddes metinlerinin kökenini sözlü gelenekte var olan müstakil fragmentlere dayandırmaktadır. Bu metodun amacı, Kitab-ı Mukaddes metinlerinin içeriğinin edebi formlara göre yanlızca sınıflandırılması değil, aynı zamanda Kitab-ı Mukaddes metinlerinin tarihsel süreçlerinin ele alınması olarak tanımlanabilir. Rudolf Bultmann'ın, form eleştiri metodunun çıkış noktası ise geleneğin anlatılarını, geleneğin toplum hayatındaki bağlantısıyla çözümleyerek formları açık ve anlaşılır kılabilmektir. Bu tezde XX. yüzyılın önde gelen Yeni Ahit uzmanları arasında yer alan Rudolf Bultmann'ın form eleştiri metodu ele alınmıştır. Bultmann'ın çalışması Sinoptik İnciller'in içeriğini oluşturan malzemelerin hangileri ilk geleneğin ürünü hangileri sonraki geleneğe ait olduklarının ayırt edilmesi ihtiyacından hareketle ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, Sinoptik İnciller'i oluşturan anlatıların biçimsel özellikleri tanımlanırsa anlatıların geçirdikleri değişim süreci de açıklığa kavuşacaktır. Aynı zamanda anlatının oluştuğu erken dönem Hıristiyan toplumu daha iyi anlaşılacak ve anlatının gayesi daha anlaşılır olacaktır. Anahtar kelimeler: Rudolf Bultmann, Kitab-ı Mukaddes, Yeni Ahit, Form Eleştirisi, Kitab-ı Mukaddes Eleştiri Metotları.
Erken İslami dönemde Hıristiyanların Kur'an çalışmaları
Hicrî ilk üç asırda Suriye, Filistin ve Irak coğrafyasında yaşamış olan Arap Hıristiyan yazarlarına ve onların eserlerindeki Kur'ân âyetlerine odaklanan bu çalışma; Kur'ân'ın söz konusu yazarlar tarafından nasıl anlaşıldığını, Kur'ân'ın, bu eserler içerisinde nasıl ve niçin kullanıldığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. İslam'ın Arap yarımadası dışına çıkıp yayılması ile Hıristiyanların Müslüman gruplarla münasebetleri artarak devam etmiştir. Özellikle Emevî ve Abbâsî dönemlerinde karşılıklı ilişkilerin arttığı ve Hıristiyanların bu dönem içerisinde Müslümanları ve Kur'ân'ı daha yakından tanımaya başladığı, bizzat kendi yazdıkları metinlerden hareketle söylenebilir. Müslümanlar ile Hıristiyan gurupların karşılıklı ilişkilerine bakıldığı zaman Müslümanların siyâseten kuvvetlenmesi ile iki din arasındaki teolojik tartışmaların artması paralellik arz eder. Bu çalışmada hicrî ilk üç asırda Müslümanlar ile tartışma içerisine girmiş olup, bu tartışmalar içerisinde ön plana çıkan dokuz Arap Hıristiyan bilgin tespit edilmiştir. Onların eserlerinde Kur'ân'a yaptıkları referansları konu alan bu çalışma, Kur'ân'ın Hıristiyanlar tarafından nasıl anlaşıldığını ve onların Kur'ân'ı eserlerinde hangi hedefle ve nasıl kullandığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. İslam'a karşı reddiye literatürünün ilk nüvelerini oluşturan bu eserlerin çoğunluğu Yunanca, Süryânîce ve Arapça kaleme alınmıştır. Söz konusu Hıristiyan yazarların eserlerinde, Kur'ân âyetlerinin hem İslam'ı ve Kur'ân'ı eleştirmek hem de müelliflerin kendi inançlarını temellendirmek gibi farklı amaçlar doğrultusunda kullanıldığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kur'an, Yuhannâ ed-Dımeşkî, Theodor Ebû Kurra, Patrik Yohannan, Habib b. Hıdme Ebû Râita et-Tıkrîtî, Yahyâ b. Adî, I. Timothy, Huneyn b. İshak, Abdülmesih el-Kindî, Ammâr el-Basrî, Kur'an Polemikleri, Dinî Polemikler, Arap Hıristiyanları.
Amerikan protestan fundamentalizmi
Amerikan Protestan Fundamentalizmi'ni incelediğimiz bu yüksek lisans tezinde, Amerikan Protestanlığı içinde dini bir hareket olarak ortaya çıkan Fundamentalizmin tarihi arka planı, tarihsel süreci, temel ilkeleri ve inanç prensipleri incelenmiş; günümüz Fundamentalist kiliselerinden örnekler sunulmuştur. Çalışmanın amacı günümüzde İslamiyet söz konusu olduğunda pejoratif bir şekilde İslamiyet'e atfedilen "Fundamentalizm" kavramının, ABD Protestanlığı içinde ortaya çıkan, Hıristiyanlık ile ilgili bir kavram olduğunu ortaya koymaktır. Tezin ilk bölümünde Fundamentalizmin, ABD'de Protestanlık içinde ortaya çıkış süreci kronolojik olarak incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde, Fundamentalizmin temel dogmaları, ayırt edici ilkeleri, dispensasyonalist tarih anlayışları tanımlanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, ABD'de varlığını sürdüren Fundamentalist kilise ve kurumlardan önemli görülen on beş tanesi incelenmiştir.
Din arkeolojisinin imkânı ve Göbeklitepe
Bu çalışma dinler tarihi ile arkeoloji arasında disiplinlerarası bir alan olarak din arkeolojisinin imkânını tartışmaktadır. Bu bağlamda öncelikle bir bilgi üretme pratiği olarak arkeolojinin tarihsel seyri eleştirel bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Böylece gerek Batı'da ve gerekse ülkemizde arkeolojinin tarihsel süreç içerisindeki konumu incelenmektedir. Devamında diğer sosyal bilimler gibi arkeolojinin de şekillenmesine etki eden politik, ideolojik ve dinsel etkenler bahse konu edilmektedir. Bu durum geçmişi maddi kültür üzerinden ortaya koymaya çalışan arkeolojinin zaman zaman ideolojik bir aygıta dönüştürülmesi açısından da önem arz etmektedir. Disiplinlerarası bir alan olarak önerilen din arkeolojisinin teorik çerçevesinin sunulduğu ikinci bölümde ise ilkel, din, ritüel ve şamanizm gibi arkeoloji ve dinler tarihinin ortak kavramları üzerinden eleştirel bir okuma yapılmaktadır. Bu sayede 19. yüzyılda etkin olan paradigmadan önemli izler taşıyan söz konusu kavramların geçmişimizi anlamamız hususunda yüklendiği olumsuz duruma dikkat çekilmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise, son dönemlerin en önemli arkeolojik keşiflerinden olan Göbekli Tepe'nin din arkeoloji perspektifinden incelenmesine yer verilmektedir. Böylece ilk iki bölümde ele alınan teorik tartışmaların Göbekli Tepe üzerinden pratik bir düzlemde incelenmesi hedeflenmektedir. Göbekli Tepe'deki T biçimli dikilitaşlara resmedilen hayvan tasvirlerinin ve soyut sembollerin ancak disiplinlerarası bir çalışma alanı olarak din arkeolojisi bağlamında nasıl anlaşılabileceği tartışılmaktadır.