Attention

102 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara ortak dikkate tepki verme becerisinin öğretimi

Bu çalışmada ipucunun giderek artırılmasıyla öğretimin otizm spektrum bozukluğu olan okulöncesi çocuklara ortak dikkate tepki verme becerisini öğretme üzerindeki etkileri edinim, izleme ve genelleme açısından değerlendirilmiştir. Çalışma başlama düzeyi, uygulama, aralıklı yoklama, izleme ve genelleme oturumlarından oluşmuştur. Çalışmada pilot uygulama gerçekleştirilerek uygulama süreci şekillendirilmiştir. İzleme oturumları öğretim sona erdikten 4 ve 6 hafta sonra düzenlenmiştir. Genelleme oturumları ise öntest-sontest yoklama oturumları biçiminde düzenlenmiş olup kişiler arası genelleme etkisi sınanmıştır. Ayrıca, çalışmanın sosyal geçerliği sosyal karşılaştırma analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırmaya Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Gelişimsel Yetersizlik Uygulama Birimi'nde eğitimine devam eden, 5-7 yaş arası, otizm spektrum bozukluğu tanısı bulunan dört erkek çocuk katılmıştır. Araştırmada katılımcılar arası yoklama denemeli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma bulguları, katılımcıların tümünün, ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretimi yapılan ortak dikkate tepki verme becerisini edindiklerini, bu beceriyi kişiler arası genellediklerini ve uygulama sona erdikten 4-6 hafta sonra da sürdürdüklerini göstermektedir. Ayrıca, araştırmanın sosyal karşılaştırma ile toplanan sosyal geçerlik verileri, katılımcıların uygulama sona erdikten sonra ortak dikkate tepki verme becerisinde normal gelişim gösteren akranları ile benzer performans sergilediklerini göstermektedir. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında uygulama ve ileri araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ortak dikkat, otizm spektrum bozukluğu, ipucunun giderek arttırılmasıyla öğretim, sosyal karşılaştırma

DikkatOtistik bozukluklarOtistik çocuklar+1
Hatice Bilmez
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel sokak oyunlarının 9-10 yaş çocukların dikkat gelişimi üzerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; 9-10 yaş çocuklara uygulanan 8 haftalık geleneksel sokak oyunlarının dikkat gelişimi düzeylerindeki değişime etkisinin incelenmesidir. Bu amaca uygun olarak D2 dikkat testi ve kişisel bilgi formu, Mersin şehrinin Tarsus ilçesinde bulunan Özel Kıvılcım İlkokulunda okuyan 20 deney, 20 kontrol grubu olmak üzere 40 kişiye uygulanmıştır. Deneysel model olarak deney kontrol gruplu öntest-sontest deseni iki aşamada uygulanmıştır. Araştırmada yöntem olarak nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada katılımcıların yaş ve cinsiyet olmak üzere demografik bilgileri alınmıştır. Araştırmada elde edilen bütün veriler kayıt altına alınarak SPSS 25 IBM (statistical package for the social sciences) paket programı yardımıyla değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizlerde verilerin normallik dağılım testleri yapılmış olup, veriler ortalama ve standart sapmalar verilerek özetlenmiştir. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği shapiro wilk normallik testi ile tespit edilmiştir. Deney ve kontrol gurubu arasındaki farklılık için T testi kullanılmıştır. Grup içi karşılaştırmalarda ise paired sample t testi kullanılmıştır. Bu çalışmada hata düzeyi p>0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmamızda elde edilen verilere bakıldığında deney ve kontrol grubunun ön ve son testleri karşılaştırdığında, deney grubu lehine psiko-motor hızı (TN), sürdürülen dikkat (TN-E), odaklanmış dikkat (CP) değişkenlerinde anlamlı farklar elde edilmiştir (p<0.05). Bu bağlamda çalışmamızda 9-10 yaş çocuklara uyguladığımız 8 hafta 32 saatlik geleneksel sokak oyunlarının, çocukların dikkat gelişimi üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olduğu görülmüştür.

AntrenmanBireysel sporlarDikkat+3
Asım Doğru
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihinsel ve life kinetik antrenmanların voleybolcularda dikkat ve konsantrasyon üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, zihinsel ve life kinetik antrenmanların voleybolcuların dikkat ve konsantrasyon düzeyleri üzerine etkilerini ortaya koymaktır. Araştırmada, nicel araştırma modellerinden deneysel araştırma modeli tercih edilmiştir. Araştırmaya katılan 66 voleybolcu zihinsel antrenman grubu (grup 1) (n=22), life kinetik antrenman grubu (grup 2) (n=22) ve kontrol grubu (grup 3) (n=22) olmak üzere 3 gruba ayrılmıştır. Voleybol Antrenmanlarına ek olarak 1. Grup 8 haftalık zihinsel antrenman programına, 2. Grup life kinetik antrenman programına dahil edilmiş ve 3. Grup ise voleybol antrenman programlarına devam etmişlerdir. Uygulama öncesi ve sonrası 1. Grup, 2. Grup ve kontrol gruplarına (d2) dikkat testi uygulanmış ve psikometrik ölçümler için NeuroSky Beyin Dalgaları Mobil 2 EEG cihazından elde edilen veriler kaydedilmiştir. Çalışmaların etkisinin değerlendirilebilmesi için detraning dönemde 12 ve 16. haftalarda ölçümler tekrarlanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.00 paket programı ile analiz edilmiştir. Voleybolcuların 8 haftalık zihinsel ve life kinetik antrenman sürecinden sonra dikkat ve konsantrasyon düzeylerinde ön test ölçümlerine göre son test, 12. ve 16. hafta sonuçları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (p<0.001), kontrol grubunun sadece ön test sonuçlarına göre 16. hafta ölçümleri d2 testi konsantrasyon puanları arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. Sonuç olarak 8 hafta süreyle düzenli ve planlı olarak uygulanan zihinsel ve life kinetik antrenmanların voleybolcularda dikkat ve konsantrasyon düzeyleri üzerinde olumlu etkileri olduğu ve life kinetik antrenmanların zihinsel antrenman uygulamalarına göre dikkat ve konsantrasyon düzeyleri üzerinde daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Kontrol grubunun 16. hafta ölçümlerine göre voleybol antrenmanlarının sporcuların konsantrasyon düzeylerine olumlu etkileri olduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Zihinsel antrenman ve life kinetik grubunun detraining dönemde yapılan ölçümlerde elde edilen dikkat ve konsantrasyon puanlarında ki düşüş nedeniyle bu tür çalışmaların daha etkili ve kalıcı olabilmesi için belirli bir plan dahilinde devamlı bir şekilde yapılması önerilmektedir.

AntrenmanDikkatKonsantrasyon+6
Turgut Yıldırım
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Life kinetik antrenmanlarının bilişsel işlemler üzerine etkisi

Peker A. T., '' Life Kinetik Antrenmanlarının Bilişsel İşlemler Üzerine Etkisi'' Dumlupınar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Beden Eğitimi Ve Spor Anabilim Dalı Doktora Tezi, Kütahya, 2017. Bu araştırmada Life kinetik antrenmanlarının bilişsel işlemler üzerine etkisi incelendi. Çalışmaya, Ağrı gençlik ve spor il müdürlüğünden gerekli izinler alınarak, Ağrı gençlik ve spor il müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren sporcu kamp eğitim merkezinde çalışmalarına devam eden 20 sağlıklı atlet gönüllü olarak katılmıştır. Sporcular rastgele seçilerek iki gruba ayrılmıştır. Yaş ortalamaları 14.70±0.675 Yıl, boy uzunluğu ortalamaları 1.74±0.041 cm, vücut ağırlığı ortalamaları 59.30±6.993 kg, olan 10 sporcu deney grubunu, Yaş ortalamaları 14.40±0.843 Yıl, boy uzunluğu ortalamaları 1.72±0.036 cm, vücut ağırlığı ortalamaları 59.20±2.201 kg, olan 10 sporcu ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Deney grubuna atletizm çalışmalarına ek olarak 12 hafta boyunca hafta da 3 gün 30 dakika life kinetik çalışma programı uygulanmış olup kontrol grubu ise sadece atletizm antrenmanlarına devam etmiştir. Bilişsel işlem performansının ölçülmesi için deneklere Yrd.Doç.Dr. Tamer Ergin tarafından Türkiye'ye uyarlanan ve standardizasyonu yapılan Planlama, Eş zamanlı bilişsel işlemler, Dikkat ve Ardıl bilişsel işlemler şeklinde dört ölçek ve her bir ölçeğinde üç alt testten oluştuğu CAS testi (Cognitive Assesment System) bilişsel değerlendirme sistemi uygulanmıştır. Ölçümler çalışma öncesi (ön test) ve çalışma sonrası (son test) olarak alınmıştır. Verilerin normallik sınaması yapılarak normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. İstatistiksel olarak verilerin değerlendirilmesinde grup içi karşılaştırmalarda bağımlı gruplar için paired samples T testi, gruplar arası karşılaştırmalarda ise bağımsız gruplar için independent samples T testi uygulanmıştır, bu çalışmada hata payı 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; Planlama performansı, eş zamanlı bilişsel işlem performansı, dikkat performansı, ardıl bilişsel işlem performansı ve CAS toplam puanı için gruplar arası son test sonuçlarının karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememiştir(P>0.05). Deney grubunun ön test-son test sonuçları incelendiğinde ise planlama performansı, dikkat performansı, eş zamanlı bilişsel işlem performansı ve CAS toplam puanı için deney grubunun son test sonuçlarının ön test sonuçlarından istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olduğu görülmüştür(P<0.05). Deney grubunun ardıl bilişsel işlemlere ilişkin ön test-son test sonuçları arasında herhangi bir farklılık tespit edilememiştir(P>0.05). Deney ve kontrol gruplarının son test sonuçlarının dört bilişsel işlem ölçeğine ilişkin alt testler açısından karşılaştırılmasında İD alt testi için gruplar arası anlamlı farklılık tespit edilmiştir(P<0.05). SE, PK, PB, SB, AD, MT, SUİ, ŞH, KS, CT, CİS alt testleri açısından gruplar arası anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Deney grubunun ön test-son test sonuçlarının dört bilişsel işlem ölçeğine ilişkin alt testler açısından karşılaştırılmasında ise SE, PK, PB, MT, ŞH, İD ve SB alt testleri için deney grubunun son test sonuçlarının ön test sonuçlarından istatistiksel olarak anlamlı ölçüde yüksek olduğu görülmüştür(P<0.05). Deney grubunun SUİ, KS, CT ve CİS alt testlerine ilişkin ön test-son test sonuçları arasında herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilememiştir(P>0.05). Anahtar kelimeler: Life kinetik, Bilişsel işlemler, CAS, PASS Teorisi, Spor

AntrenmanBilişBilişsel beceriler+6
Alper Tunga Peker
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan ve olmayan çocuklarda mikroRNA düzeylerinin karşılaştırılması

Amaç: Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) genetik geçişin yüksek olduğu bir hastalık olmakla birlikte hastalığın oluş mekanizmasıyla ilgili bilgilerimiz sınırlıdır. Bu çalışmada DEHB gelişiminde rol oynadığı gösterilmiş olan dopamin taşıyıcı protein geni (DAT1) ve dopamin reseptör 5 (DRD5) genleriyle ile sırasıyla ilişkili olan miR-132 ve miR-942 düzeyleri değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: DSM-5'e göre DEHB tanısı almış 50 çocuk ve 48 sağlıklı kontrol çalışmaya alındı. Serum miR-132 ve miR-942 düzeylerinin değerlendirilmesi Gaziantep Üniversitesi Genetik laboratuvarında yapıldı. Bulgular: DEHB li çocuklarla miR-132 düzeyinin (p=0.001) kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu miR-942 düzeyinin (p=0.181) de DEHB lilerde yüksek olduğu ancak istatistiksel olarak anlamlı düzeye ulaşmadığı görüldü. Sonuç: Çalışmamızda DEHB lilerde miR-132 ekspresyonunun anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. miR-942 seviyesinde iki grup arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. miR-132 nin nöronal plastisite, dentrit gelişimi, sinaptik fizyoloji, NMDA reseptör depolarizasyonu gibi süreçlerde yer aldığı ve şizofreni, otizm, Alzheimer hastalığı, Parkinson hastalığı gibi nöropsikiyatrik bozukluklarda miR-132 düzeylerinde regülasyon bozukluğu görülmüştür. Bazı kanser türlerinde, hepatit C gibi enfeksiyon hastalıklarında miR-942 düzeylerinin değiştiği gösterilmiştir. Biz de çalışmamızda DEHB li çocukların miRNA düzeylerindeki artışın hastalığın oluşumunda ve klinik prezentasyonunda bir etken olabileceğini gündeme getirmekteyiz. Bu bilgiler ışığında miR-132 ve mi-942 nin DEHB ile olan ilişkisinin değerlendirilmiş olması hastalığın patogenezini anlama noktasında mevcut bilgilerimize katkı sağlayabilir. Çalışmamız DEHBli çocuklarda miR-132 ve miR-942 düzeylerinin değerlendirildiği ilk çalışma olması nedeniyle önemlidir.

DikkatDopaminGenler+4
Şeyma Coşkun
Gaziantep University
2016
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda aile tutumları ve ilaç kullanımına etkisi

ÖZET Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunda Aile Tutumları ve İlaç Kullanımına Etkisi Amaç: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, genetik ve çevresel etkenlerin değişik orandaki katkısıyla ortaya çıkan ve çocuğun yaşam kalitesini bozan nörogelişimsel bir bozukluktur. Aile tutumları hastalığın seyrinde ve şiddetinde oldukça önemli yer tutmaktadır. Bu çalışmada, DEHB'li bireylerin ebeveynlerinin aile tutumunun DEHB belirtileri üzerindeki etkisi ve ilaç kullanımındaki yanıta katkısı incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: 6-12 yaş aralığında DEHB'li 167 olgu çalışmaya alınmıştır. Tedavi öncesi-sonrasında Conners Anne-Baba Derecelendirme Ölçeği (CADÖ), Turgay Aile DEHB ölçeği (TÖ) ve Stroop Test uygulanmıştır. Tedavi öncesinde ayrıca Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ), Conners Öğretmen Derecelendirme Ölçeği (CÖDÖ), Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (AHÇYTÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Olguların yaş ortalaması 8.3±1.7 idi. Olguların % 73,7'si erkek, % 26,3'ü ise kızdır. Olguların % 62,3'ü DEHB-DE, % 37,7'si ise Bileşik alt tiptir. Olguların % 50,9'u ailesini otoriter, % 37,1'i izin verici/hoşgörülü, % 10,2'si ihmalkar, % 1,8'i ise demokratik olarak algılamaktadır. DEHB-DE tipin ailesi, bileşik tipe göre çocuklarını daha fazla korumakta ve demokratik davranmakta iken, bileşik tipin aileleri, DEHB-DE tipe göre evlilik çatışması ve ev kadınlığı reddi daha fazla olmakta; olgulara daha fazla disiplin uygulamaktadır. Otoriter ve hoşgörülü aile tutumunda tedavi sonrası CADÖ alt puanlarında istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler saptanmıştır. Sonuç: İşlevsel olmayan disiplin yöntemleri ile aile içi çatışma artmakta, ebeveyn-çocuk arasındaki iletişim bozulmaktadır. Tedaviye verilen yanıt farklı aile tutumlarında benzer şekilde ve anlamlı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: DEHB, aile tutumu, disiplin, ilaç kullanımı.

AileAile tutumuDikkat+3
Oğuz Sevince
Çukurova University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sporcu çocuklarda fiziksel uygunluk ile dikkat düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Giriş ve Amaç : Fiziksel uygunluk aşırı yorgunluk olmaksızın günlük görevleri canlı ve dikkatli bir şekilde yapabilme yeteneğidir. Ayrıca ayarlanılabilen maksimum aerobik kapasiteyi tanımlayan bir terimdir. Dikkat ise zihnin aynı anda mümkün olan birkaç nesne veya düşünce dizisi gibi görünen objelerden birine odaklanmasıdır. Çocuklarda fiziksel uygunluğun bilişsel işlevler üzerine bir etkisi olduğu bilinse de düzenli spor yapan çocuklarda fiziksel uygunluk ile dikkat düzeyleri arasındaki ilişki bilinmemektedir. Çalışmamızın amacı 7-12 yaş arası sporcu çocuklarda fiziksel uygunluk ile dikkat düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışma kesitsel bir çalışma olarak planlandı. Araştırmaya katılan çocuklar sporcu olan ve sporcu olmayan (kontrol) olmak üzere 2 gruba ayrıldılar. Araştırmaya 55 sporcu, 55 sporcu olmayan toplam 110 çocuk dahil edildi. Çocukların sosyo-demografik bilgileri kaydedildi. Çocukların fiziksel uygunluk düzeyleri Eurofit Test Bataryası ile değerlendirildi. Dikkat düzeyleri ise Bourdon Dikkat Testi ile belirlendi. Eurofit Test Bataryası sağlıkla ilişkili fiziksel uygunluk ve performanla ilişkili fiziksel uygunluk parametrelerini içeren 9 alt testten oluşmaktadır. Değişkenlerin birbiri ile olan ilişkisi Pearson Korelasyon analizi ile değerlendirildi. Gruplar arası karşılaştırmada Bağımsız Örneklem T testi kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya 55 sporcu çocuk (25 erkek; 30 kız), 55 sporcu olmayan çocuk (26 erkek; 29 kız) katıldı. Katılımcıların yaş ortalaması sırasıyla 11.63±0.77; 11.80±0.67 yıldır. Sporcu ve kontrol grubu karşılaştırıldığında Flamingo Denge Testi, Disklere Dokunma Testi, Otur-Eriş Esneklik Testi, Durarak Uzun Atlama Testi (DUAT), El Kavrama Kas Kuvveti Testi (EKKKT), Mekik Testi, 10*5 metre Mekik Koşu Testi, Bükülü Kolla Asılma Testi (BKAT) ve Bourdon Dikkat Testi değeri (BDT) arasında sporcu çocuklar lehine anlamlı farklılık bulundu (p<0.05). Sporcu çocuklarda BDT değeri ile DUAT skoru, EKKKT skoru, Mekik Testi skoru ve BKAT skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubunda fiziksel uygunluk parametreleri ile BDT değeri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05).Sonuç: Çalışma sonucunda çocuklarda bazı fiziksel uygunluk parametreleri ile dikkat düzeylerinin birbiri ile ilişkili olduğu bulundu. Dikkat düzeyi geliştirilmek istenen bir çocuğa, dikkat geliştirme programlarına ek olarak fiziksel aktivite ve spor faaliyetlerinin de eklenmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

DikkatEurofit testleriFiziksel uygunluk+3
Mehmet Canlı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin öğrenme-öğretme sürecindeki dikkat çekme davranışlarının öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre incelenmesi

Bu araştırma ortaokul öğretmenlerinin öğrenme-öğretme sürecindeki dikkat çekme davranışlarını, bu davranışlara yer verme düzeylerini ve dikkati etkileyen faktörleri öğretmen ve öğrenci görüşlerine incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinde betimsel bir çalışma olarak desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 eğitim öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerindeki (Seyhan, Yüreğir, Çukurova, Sarıçam) ortaokullarda görev yapan öğretmenler ve bu okullara devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini belirlemek için oranlı küme örneklemi yöntemi kullanılmış, her ilçedeki mevcut okulların %20 si yansızlık ilkesine bağlı kalınarak seçilmiştir. Araştırmaya toplam 40 okuldan gönüllü olarak 432 öğretmen ve 1023 öğrenci katılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından ilgili literatür ve uzman görüşleri doğrultusunda geliştirilen "Öğretmenlerin Dikkat Çekme Davranışları Anketi" (ÖDÇDA) kullanılmıştır. Anket öğretmen ve öğrenciler için birbirine paralel geliştirilmiş olup, üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların kişisel bilgilerini almaya yönelik sorular yer almaktadır. İkinci bölüm 5'li likert tipinde düzenlenmiş olup, öğrenme-öğretme sürecinde öğrencilerin dikkatini derse çekmeye yönelik 50 öğretmen davranışından oluşmaktadır. Son bölümde ise konuyla ilgili açık uçlu sorular bulunmaktadır. Veriler 2014-2015 eğitim öğretim yılı, Nisan-Haziran aylarında, araştırmacı tarafından okul ziyaretleri yapılarak toplanmış, öğretmen uygulamaları ortalama 20-25 dk., öğrenci uygulamaları ise ortalama 30 - 35 dakika içinde tamamlanmıştır. Öğrenci uygulamaları öğretimi aksatmayacak şekilde ve öğretmenlerin belirlediği bir ders saati içinde sınıf ortamında, öğretmen uygulamaları ise teneffüslerde ve öğle aralarında yapılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin analizinde öncelikle her bir öğretmen ve öğrencinin ÖDÇDA' da yer alan 50 maddeden elde ettikleri puanların aritmetik ortalama ve standart sapmaları hesaplanmıştır. Öğrenci ve öğretmenlerin puanlarında araştırmada ele alınan değişkenler açısından anlamlı farklılıklar olup olmadığını incelemek amacıyla Kolmogorov-Smirnov testi yapılarak her bir değişkenin tüm düzeylerindeki ölçümlerin normallik sayıltısını karşılayıp karşılamadığına bakılmıştır. Sonuçlar ölçümlerin normallik sayıltısını karşılamadığını gösterdiği için veriler non-parametrik testlerle (Mann Whitney U-Testi, Kruskal Wallis) analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin öğrenme-öğretme sürecinde dikkat çekme davranışlarına yer verme sıklığı konusunda kendilerini öğrencilerden daha olumlu algıladığı görülmüştür. Öğretmenlerin dikkat çekme davranışları cinsiyet, branş, hizmet yılı, öğrencilerin akademik başarı ve dikkat düzeylerine yönelik algıları açısından farklılaştığı saptanmıştır. Öğrencilerin dikkatlerini derse çekme konusunda sorun yaşamadıklarını düşünen öğretmenlerin en sık sergilediği davranışlar; soruları cevaplama, olumlu davranışları takdir etme, öğrenci seviyesine uygun ders işleme, sınıfta sessizliği sağlama, bildiklerini yeni bilgilerle ilişkilendirmelerini sağlama, ses tonunda değişiklik yapma ve konunun önemli yerlerini vurgulama olmuştur. Dikkat çekme amacıyla en az kullanılan strateji mizah olmuş, bu stratejiyi de erkek öğretmenlerin daha sık kullandığı saptanmıştır. Öğrencilerden elde edilen sonuçlar ise öğretmenlerin daha çok sessizliği sağlama ve sınavda soru çıkacağını söyleme yoluyla derse dikkatleri çekmeye çalıştığını göstermiştir. Cinsiyet açısından kız, sınıf düzeyi açısından beşinci sınıf öğrencileri ile kendini dikkatli ve akademik açıdan başarılı algılayan öğrenciler öğretmenlerin dikkat çekme amaçlı davranışları sık sergilediğini belirtmişlerdir. Araştırma öğretmenlerin ders esnasında yaşanan dikkat dağınıklıklarında kendilerini bir etmen olarak görmedikleri, bu durumu daha çok öğrencilerin özellikleriyle ilgili bir problem olarak algıladıkları saptanmıştır. Öğrenciler dikkat konusunda yaşadıkları sorunların özellikle akademik sorumluluklarını yerine getirmemeleriyle ilgili olduğu konusunda öğretmenleriyle hemfikir olmakla birlikte ikinci sırada öğretmenle ilgili özelliklerinde olumsuz etkilerini vurgulamışlardır. Öğretmenlerinin aksine öğrenciler aile ortamının dersteki dikkat dağınıklarıyla ilgisi olmadığını belirtmişlerdir. Elde edilen sonuçlar ders esnasında yaşanan dikkat dağınıklarının gerek öğrenciler gerekse öğretmenler tarafından fark edildiğini ancak önlenmesi konusunda öğretmen ve öğrenci görüşlerinin farklılaştığını göstermiştir. Öğretmenler bu noktada sorumluluğu öğrencilere yüklemiş, öğrencilerin kendilerini kontrol etmeleri, okul yönetimi ve ailelerin ise öğrencileri bilinçlendirmeleri gerektiğini belirtmişlerdir. Dikkatleri dağıldığında öğretmene odaklanarak, göz kontağın kurmaya çalıştıklarını belirten öğrencilerin öğretmenlerden beklentileri ise öğrencilerle daha fazla ilgilenme, dikkatleri dağıldığında olumsuz davranışlar sergilememe ve dersi monotonluktan kurtarmadır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme-öğretme süreci, dikkat, dikkat çekme, öğretmen, öğrenci, ortaokul

DikkatDikkat çekmeOrtaokul öğrencileri+3
Mehmet Ali Çiçekci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erişkin tip dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu'nun kronotip özellikleri ve eşlik eden ek psikiyatrik tanıların araştırılması

Amaç: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu çocukluk çağında başlayan, ergenlik ve erişkin yaşamı boyunca da devam edebilen nörogelişimsel bir bozukluktur. İnsanlar biyolojik ve davranışsal açıdan sabahçılık ve akşamcılık şeklinde farklı kronotiplere sahiptirler. Psikiyatrik bozuklukların kronotip farklılıklarıyla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu' nun kronotip özellikleri ve eşlik eden ek psikiyatrik tanıların araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi' nde yürütülmüş kesitsel bir çalışmadır. DEHB tanılı 33 olgu üzerinde yürütülmüştür. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu belirtilerini taramak ve klinik görüşmeye alınacak olguları belirlemek amacıyla Erişkin DEHB Kendi Bildirim Ölçeği ve Erişkin DEHB Tanı ve Değerlendirme Envanteri kullanılmıştır. Klinik görüşmeye alınan olgulara Erişkinlerde DEHB için Tanısal Görüşme, Sabahçılık Akşamcılık Anketi, DSM-IV Eksen 1-2 Bozuklukları İçin Yapılandırılmış Klinik Görüşme uygulanmıştır. Bütün olgularda DSM-5 tanı kriterlerine göre değerlendirme yapılmıştır. Bulgular: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu' nun psikiyatri polikliniğine ilk kez başvuran olgularda görülme sıklığı % 18,3 bulunmuştur. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılı olgularda akşamcılık görülme oranı klinik popülasyona ve kontrol grubuna göre anlamlı oranda yüksek bulunmuştur. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılı olgulara yüksek oranda komorbid psikiyatrik tanının eşlik ettiği saptanmıştır. Sonuç: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, erişkin psikiyatri polikliniklerinde genel popülasyona göre daha sık görülmektedir. Bu bozukluğa sahip bireylerin biyolojik ve davranışsal ritimlerdeki farklılıklar ve eşlik eden komorbid psikiyatrik tanılar açısından da sorgulanması gerekmektedir. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu'nun kronobiyolojik yönü ile ilgili daha fazla sayıda çalışma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar sözcükler: erişkin, dikkatsizlik, hiperaktivite, dürtüsellik, kronotip

DikkatDürtüsel davranışHiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğu+2
Furkan Coşkun
Çukurova University
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kronik bel ağrılı bireylerde eksternal odaklı dinamik denge eğitiminin ağrı fonksiyonellik ve denge üzerine etkilerinin incelenmesi

Kronik bel ağrılı (KBA) bireylerde denge, fiziksel performans, fonksiyonel parametreler olumsuz etkilenmektedir. Dikkat odağı egzersizlerinin etkileri denge ve performans açısından çeşitli popülasyonlarda araştırılırken bel ağrılı bireylerde dikkat odağı talimatlarının denge, performans üzerine etkilerini inceleyen çalışmaya rastlanmamıştır. Amacımız KBA'lı bireylerde eksternal dikkat odağı talimatları uygulanan dinamik denge egzersizlerinin denge, fiziksel performans ve fonksiyonel durum üzerine etkilerinin araştırılmasıdır. Bu çalışmaya gönüllü 48 birey katıldı. Çalışma sürecini tamamlamayarak 4 kişi çalışmadan ayrıldı.44 katılımcı randomize eksternal odak (EO) grubu (n=22) ve kontrol grubu (KG) olarak iki gruba ayrıldı. Bir araştırmacı tarafından haftada 3 seans, 8 hafta boyunca her iki gruba geleneksel fizyoterapi yöntemleri ve dinamik denge egzersizleri uygulandı. EO grubuna dinamik denge egzersizleri sırasında EO talimatları verildi. KG'ye ise aynı dinamik denge egzersizleri sırasında internal odak (İO) talimatları verildi. Tedaviden önce ve sonra ağrı (Görsel Analog Skalası), eklem hareket açıklığı, fonksiyonel düzey (Oswestry Özürlülük İndeksi), uyku kalitesi (Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi), kinezyofobi (Tampa Kinezyofobi Ölçeği), denge (Biodex Balance System), fiziksel performans (Fiziksel Performans Test Bataryası (FPTB), postür (Spinal Mouse Cihazı), propriosepsiyon (repozisyonlama testi) parametreleri değerlendirildi. Propriosepsiyon dışında tüm parametrelerde grup içi karşılaştırmalarda her iki grupta da anlamlı iyileşme kaydedildi (p<0,05). Tedavi sonrası değerler karşılaştırıldığında gruplar arası dinamik overall, dinamik a-p, fiziksel performans testlerinden 50 adım yürüme, 5 dk yürüme, 10 tekrarlı fleksiyon, ağırlıkla öne uzanma testinde, postür, spinal mobilite ve postüral dayanıklılık değerlerinde EO grubu KG 'ye göre iyileşme daha fazla bulundu (p<0,05). Çalışmanın sonuçları KBA'lı bireylerde eksternal odaklı denge egzersizlerinin dinamik denge, düşme riski, stabilite sınırları, fiziksel performans, postür, spinal mobilite, postüral dayanıklılık üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

AğrıBel ağrısıDikkat+4
Şafak Kuzu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan 8-15 yaş arası bir grup çocukta dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu alt tipleri ile anksiyete bozuklukları alt tipleri belirtilerinin birlikteliği

Amaç: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve anksiyete bozuklukları çocukluk döneminin en sık görülen psikiyatrik bozukluklarındandır. DEHB' ye Karşıt Olma Karşı Gelme Bozukluğu (KOKGB) ve Davranım Bozukluğunun (DB) eşlik etmesi bilinmektedir. DEHB'ye anksiyete bozuklukları da sıklıkla eşlik etmektedir. DEHB'ye anksiyete bozuklukluklarının eşlik etmesi %20 ile %50 arasında değişmektedir. Fakat bu alanda az sayıda çalışma vardır. Aynı zamanda DEHB Alt Tipleri (DE Önde Tip, DEHB Bileşik Tip ) anksiyete bozuklukları belirtilerinin görülmesinde önemli bulunmuştur. Çalışmamızda yeni tanı alan ve öncesinde tedavi edilmemiş DEHB'li çocuk ve ergenlerde anksiyete bozuklukları alt tiplerinin birlikteliği ve ilişkilerini saptamak amaçlanmıştır. Cinsiyet, yaş, DEHB alt tipinin anksiyete bozuklukları belirtileri ile ilişkisi değerlendirilmiş ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırılmıştır. Yöntem: Çalışmamız 01 Ocak 2015 – 01Haziran 2015 tarihleri arasında İstanbul ilindePEDAM Psikiyatri Kliniği ve MEVA Psikiyatri Kliniği'ne başvuran çocuk ergen psikiyatri uzmanı tarafından DSM-IV kriterlerine göre ilk kez DEHB tanısı alan ve ilaç tedavisi olmayan 8-15 yaş aralığında, zeka bölümü 90 ve üstü olan 60 (36 Erkek, 24 Kız) araştırma olgusundan oluşmuştur. Tüm DEHB'li olguların yaş ortalaması (11,18 ± 2,28)'dir. DEHB ve DEHB Alt Tipi (DE Önde Tip, DEHB Bileşik Tip) tanıları DSM-IV tanı ölçülerine göre uzman hekimlerin klinik değerlendirilmesi ile konuldu. 36 olgu (%60) DEHB Bileşik Tip, 24 olgu (% 40) DE Önde Tip tanısı aldı. DEHB Hiperaktivite- Impulsivite'nin Önde Geldiği Tip tanısı alanolgular çalışmaya dahil edilmedi. DEHB Bileşik Tip olgularının %69,44'ünde (n:25) KOKGB; DE Önde Tip olguların %41,6'sında (n:10) KOKGB tanısı vardı. DEHB Bileşik Tip olguların %5,5 (n:2) Davranım Bozukluğu (DB), DE Önde Tip tanısı alan olgularda DB tanısı alan olgu yoktu.Tüm DEHB'li olgularda %58,3 KOKGB, %3,3 DB tanısı bulunmaktaydı. Olguların değerlendirilmesinde Sosyodemografik Bilgi Formu, Turgay Yıkıcı Davranım Bozuklukları İçin DSM-IV'e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği, Çocukluk Çağı Anksiyete Tarama Ölçeği (ÇATÖ) kullanıldı. DEHB tanısı almayan Kontrol Grubu (n:66); 29 Erkek, 37 Kızdan oluşturuldu ve bu grubun yaş ortalaması (11,88±2,11) idi. Kontrol Grubu İstanbul ilindeki özel bir ilköğretim okulunun 3. Sınıf - 9. Sınıf dahil 239 öğrencisinin içinden seçilmiştir. Aile ve öğretmenlerin Turgay Yıkıcı Davranım Bozuklukları için DSM-IV'e dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeğini her öğrenci için doldurulması istenmiştir. Seçilen Kontrol Grubuna araştırmacı tarafından Çocuklarda Anksiyete Bozukluklarını Tarama Ölçeği (ÇATÖ) uygulanmıştır. Bulgular: DEHB'li tüm olguların %56,7'sinde, DEHB Bileşik Tipinin %69,4'ünde, DE Önde Tipin %37,5'inde anksiyete bozukluğu belirtileri saptanmıştır. DEHB Alt Tipleri anksiyete bozuklukları belirtilerinin görülmesinde önemli bulunmuştur (DE Önde Tipe nazaran DEHB Bileşik Tip). DEHB alt tipleri arasında DEHB Bileşik Tipte DE Önde Tipe nazaran anksiyete bozuklukları belirtileri görülmesi istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Tüm DEHB olgularının cinsiyetlerine göre anksiyete durumlarında anlamlı farklılık ortaya çıkmamıştır. (p>0,05). Tüm DEHB'li olgularda yaş grubu anksiyete bozuklukları görülme sıklıkları farklı bulunmuştur (p<0,05). Tüm DEHB'li olguların anksiyete belirtileri 7-11 yaş grubunda 12-15 yaş grubundan anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Tüm DEHB olgularına (DE Önde Tip + DEHB Bileşik Tip) Sosyal Fobi Belirtileri %53,5, Ayrılık Anksiyete Belirtileri %52,33, Yaygın Anksiyete Bozukluğu Belirtileri %43,9, Panik Somatik Belirtileri %28,1, Okul Korkusu Belirtileri %25,3 oranında eşlik etmektedir. Tüm DEHB olgularında birkaç anksiyete bozukluğu belirtileri görülme sıklığı bir anksiyete bozukluğu belirtileri görülme sıklığından daha fazla çıkmıştır. Tartışma: Çalışmamız daha önceki çalışmalara benzer şekilde DEHB'li olgularda sıklıkla anksiyete bozukluğu eş tanısının bulunduğunu destekler niteliktedir. DEHB alt tipleri anksiyete bozuklukları belirtilerinin görülmesinde önemli bulunmuştur. DEHB Bileşik Tipte DE Önde Tipe nazaran anksiyete bozuklukları belirtileri görülmesi istatiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Klinisyenlerin DEHB'li olgularda ebeveynleri tarafından genellikle fark edilmeyen anksiyete belirtileri eş tanısını sorgulamaları ve tespit edip tedavi yaklaşımını buna göre belirlemeleri gerekmektedir. DEHB'li olgulara eşlik eden anksiyete bozukluklarının birden fazla olabileceğini de göz önünde bulundurarak değerlendirilmelidir. Anahtar Kelimler: DEHB, Alt Tip, Anksiyete Bozuklukları, Çocuklar, Eş tanı.

AnksiyeteAnksiyete bozukluklarıDikkat+3
Fazilet Seyitoğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Genç futbolcuların dikkat özellikleri ile çeviklik sürat ve teknik indeks puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, erkek futbolcuların dikkat becerileri ile sürat, çeviklik ve teknik indeks puanları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, 2018-2019 ve 2019-2020 futbol sezonlarında Adanaspor alt yapı takımlarında yer alan 86 lisanslı erkek futbolcu katılmıştır. Katılımcıların ortalama değerleri; yaş (16.07±1.52), boy (172.08±8.71), vücut ağırlığı (59.49±9.56), spor yaşı (6.17±1.83) olarak belirlenmiştir. Çalışmaya katılan sporculara, D2 dikkat testi, teknik indeks puanları için HUFA testi, 30m sürat testi ve Illinois Çeviklik testi yapılmıştır. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerini tespit etmede kısa bir bilgi formu kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizlerinde SPSS 16.0 paket programından yararlanılmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin tamamlanmasının ardından, Shapiro-Wilk testi sonuçlarına göre veriler normal dağıldığı anlaşıldığından ikiden fazla grubun bulunduğu karşılaştırmalar için ANOVA testi kullanılmıştır. Farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek için ise varyansların homojen olmasından ve gruplardaki veri sayısının az olmasından dolayı Bonferroni testinin kullanılması tercih edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla da Pearson Korelâsyon katsayısı hesaplandı. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Futbolcuların dikkat özellikleri ile motorik özellikleri arasındaki ilişki incelendiğinde ise TM ile HÜFA1, HÜFA2 ve 30 m sürat testi sonuçları arasında düşük dereceli negatif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. TM-H ile HÜFA1, HÜFA2, Illinois ve 30 m sürat testi sonuçları arasında düşük dereceli negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. KP ile sadece HÜFA2 testi arasında düşük dereceli negatif yönlü anlamlı bir ilişki görülmüştür(P<0,05). Sonuç olarak; antrenmanlarda yapılabilecek dikkat geliştirme çalışmalarının, sporcuların sürat, çeviklik, HÜFA1 ve HÜFA2 puanlarında iyileşmeye neden olabileceğini vurgulayabiliriz.

DikkatFutbolFutbolcular+4
Ali Hıdır Kurt
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Uyku bozukluğu olan bireylerde serebral lateralizasyon öngörüsüyle dikkat, muhakeme yeteneği ve reaksiyon zamaninin değerlendirilmesi

Amaç: Serebral lateralizasyon bazı sinirsel fonksiyonların uzmanlaşma eğilimidir. OSAS ise uyku sırasında üst solunum yolunun tam veya parsiyel tıkanması ile karakterize bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı Obstrüktif Uyku Sendromlu(OSAS) ve herhangi bir uyku bozukluğu olan hastalarda, serebral lateralizasyon kontrolünde, Sürekli Pozitif Hava Yolu Basıncı(CPAP) tedaviden önce ve sonra dikkat bozukluğu, seçici dikkat, sürekli dikkat, muhakeme yeteneği, reaksiyon zamanı gibi kognitif beceriler arasındaki ilişkileri incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız yaş sınırı olmaksızın sağlıklı ve gönüllü, 41 birey arasında yapılmıştır. CPAP kullanılmadan önce ve sonra olmak üzere psikoteknik laboratuvarında kognitif beceri testleri olan muhakeme yeteneği testi (SPMIQ), reaksiyon zamanı testi (RTms), stres altında tepki verme hızı-kalitesi testi (DT-DTsüre), sürekli dikkat ve problem çözme (COGevet-COGhayır), seçici dikkat(SİGNAL) testi uygulanmıştır. Ayrıca psikolojik anketlerden BECK depresyon ölçeği, STAI1 (durumluluk kaygı), STAI2 (sürekli kaygı), lateralizasyon anketi uygulanmıştır. Psikolojik anketler hem CPAP öncesi hem de sonrası uygulanıp testler ve anketler arasında karşılaştırma yapılmıştır. Bulgular: Beck Depresyon toplam hastalarda tedavi sonrasında anlamlı olarak azalmıştır. Tedavi sonrası STAİ 1 artmıştır. Tedavi sonrası STAİ 2 ortalaması azalmıştır. DT Doğru sayısı tedavi sonrasında anlamlı olarak artmıştır. Tedavi sonrası DT Süre saniye tedavi öncesine göre anlamlı olarak azalmıştır. Tedavi sonrası RTms azalmıştır. Tedavi sonrası SPM IQ tedavi öncesine göre, artmıştır. Tedavi sonrası COG Evet tedavi öncesine göre artmıştır. Tedavi sonrası SIGNAL Doğru sayısı artmıştır. Tedavi sonrası SIGNAL Süre saniye tedavi öncesine göre kısalmıştır. Sonuç:Uyku bozukluğunun beynin yüksek fonksiyonları üzerine etkisi olabileceği ve tedavisi sonrasında beyinkognitif fonksiyonlarında artış olabileceği saptanmıştır.

Beyin lateralizasyonuDikkatEl+5
Melike Baştoklu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının lise öğrencilerinin sınav kaygısı, bilişsel esneklik ve dikkat düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın amacı sınav kaygısını azaltmaya yönelik hazırlanan bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı düzeyi, dikkat düzeyi ve bilişsel esneklik düzeyi üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma grubunun 11.sınıfa devam eden deney, kontrol ve plasebo grubu olmak üzere toplamda 36 öğrenciden oluştuğu bu çalışmada ön test-son test uygulamalı 3x2 deneysel desen kullanılmıştır. Veriler "Bilişsel Sınav Kaygısı Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "D2 Dikkat Testi" ile toplanmıştır. Deney grubuna 10 oturumluk Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Psikoeğitim Programı uygulanırken, plasebo grubuna 6 adet dünya klasikleri kitabı okuma çalışması yapılmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Verilerin analizi "İki Faktörlü ANOVA" ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının kontrol ve plasebo gruplarının puanlarına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görülmüştür. Sınav kaygısı puanlarının düştüğü gözlenen deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanları ortalamalarının anlamlı düzeyde arttığı görülmüştür. Deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanlarının kontrol ve plasebo gruplarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, uygulanan bilişsel davranışçı kurama dayalı psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı, bilişsel esnek ve dikkat düzeyi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel esneklik+4
Ömer Faruk Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Acil serviste çalışan hemşirelerin dikkat ve konsantrasyon düzeyleri

Bu çalışma acil serviste çalışan hemşirelerin dikkat ve konsantrasyon düzeylerini değerlendirmek amacıyla, bir ilin Sağlık Müdürlüğüne bağlı; dört devlet hastanesinin acil servislerinde çalışan hemşirelerle yapılmıştır. Araştırmaya dahil edilecek hemşire sayısı yapılan power analizi sonucu 37 olarak belirlenmiştir ve çalışma 49 hemşire ile tamamlanmıştır. Araştırma öncesi etik kuruldan, çalışmanın yapılacağı kurumdan ve hemşirelerden gerekli izinler alınmıştır. Veriler, hemşirelerin bazı özellikleri ile ilgili 33 soruyu içeren soru formu ve d2 dikkat testi ile toplanmıştır. d2 dikkat testi seçici dikkatin zamanlı ölçümünü sağlar. Bu çalışmada seçici dikkatin belirlenmesinde d2 dikkat testinin sıklıkla kullanılmakta olan alt boyutlarından toplam madde-hata (TN-E), konsantrasyon performansı (KP) ve hata yüzdesi(%E) ile ilgili puanlamalar kullanılmıştır. Elde edilen veriler, frekans dağılımı, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, tek yönlü varyans analizi, Levene testi, çoklu karşılaştırma testi ile değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda mesai öncesi ve sonrası KP, TN-E ve %E değerlerinin ortalamaları arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Buna göre, mesai/vardiya sonrası hata oranları (%E) ortalaması artmakta, konsantrasyon performansı(KP) ve seçici dikkat(TN-E) azalmaktadır. Bu bulgular doğrultusunda acil serviste çalışma esnasında hata oranının arttığı, dikkat ve konsantrasyon düzeylerinin azaldığı saptanmıştır. Bu nedenle özellikle kaza ve tıbbi uygulama hatası riskinin artabileceği ve buna bağlı olarak personelin kendisine ve bakım verdiği hastalara zarar verebileceği düşünülerek kurumların gerekli önlemleri alması önerilmektedir.

Acil hemşirelikAcil hemşirelikAcil servis-hastane+6
Eren Tümkaya
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Planlanmış bir yüzme programının 15-18 yaş öğrencilerinin motivasyon, atılganlık ve dikkat düzeylerine etkileri

Bu araştırmanın amacı, 8 haftalık yüzme eğitiminin Sakarya İl'i Adapazarı İlçesinde bulunan 15-18 yaş aralığı lise öğrencilerinin motivasyon, atılganlık ve dikkat düzeylerine yüzmenin etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Bu amaçla Sakarya İl'inde bulunan Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinden ve Özel Şahin Anadolu Lisesinde öğrenim gören 100 öğrenci gönüllü olarak katılmış ve her iki okuldaki öğrenci grupları deney ve kontrol grubu olarak ayrılmıştır. Her iki okuldaki öğrencilere Spora Özgü Başarı Motivasyon Ölçeği, Rathus Atılganlık Envanteri ve Burdon Dikkat Ölçeği ön ve son test olarak uygulanmıştır. Deneysel ve sırasal bir desen yöntemiyle yürütülmüş olan araştırmada elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş olup anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test sonuçları ile son test sonuçlarının karşılaştırılması için bağımsız gruplarda Mann Whitney U-testi ve bağımlı gruplarda Wilcoxon Signed Ranks testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda deney grubunun motivasyonu ön test sonuçları ile son test sonuçları ve deney grubunun son test sonuçları ile kontrol grubunun son test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Atılganlık envanteri sonuçlarında deney grubunun atılganlık ön test sonuçları ile son test sonuçları ve deney grubunun son test sonuçları ile kontrol grubunun son test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark ortaya çıkmıştır. Dikkat düzeyi sonuçlarında deney grubunun dikkat düzeyi ön test sonuçları ile son test sonuçları ve deney grubunun son test sonuçları ile kontrol grubunun son test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Motivasyon, atılganlık ve dikkat düzeylerinin kontrol gruplarının ön test ve deney gruplarının ön test sonuçları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonuçları, 8 haftalık yüzme eğitiminin lise öğrencilerinin motivasyon, atılganlık ve dikkat düzeylerini olumlu yönde etkilediğini göstermektedir.

AtılganlıkDikkatErgenler+6
Mihraç Köroğlu
Düzce University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of game education on attention and concentration levels and hand-eye coordination of the sedentary chi̇ldren

In this study, the effects of game education on the attention and concentration levels and hand-eye coordination of sedentary children were researched. The research universe compose 6th, 7th, and 8th grade students of a secondary school where is in the city centre of Elazig. The sample of the research compose 450 students, including girls and boys (n=225) and control group (n=225) in the 12-14 age group randomly selected from the 6th, 7th and 8th grade students in this school. In the study, the experimental group played 16 educational games and threw dart that was thought to increase attention and concentration and hand-eye coordination levels during two course hours time among the eight weeks. For the control group, pre-test and post-test throwing darts were made. Developed by Brickenkamp (1962) d2 testing was used in the evaluation of attention and concentration. Eye-hand coordination was assessed through dart throws. Measurements were applied as pre-test and post-test; the data was evaluated with SPSS 22 packaged software, and the level of significance was seen to be p<0.05. No significant difference was found between experimental and control groups, pre-test d2 test scores and dart shots (p> 0.05). According to pre- and post-test results of the experiment group, it was observed a decrease in the total error and fluctuation levels (H, H%, DO); on the other side, it was observed an increase in the total number of work item (TM), total performance (TM-H) and concentration performance. 27-90 % a change was identified in favor of the experimental group in d2 test performance, hand-eye coordination and dart throws. As a result, when d2 test and dart throw performance scores are examined, it was identified that eight-week educational games and darts education have a high positive effect on attention and concentration of students and hand-eye coordination levels. These results reveal the importance of attention and concentration enhancing education, especially in physical education courses.

Bourdon Attention TestDartAttention+5
Selma Orhan
Fırat University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı klasmanlardaki futbol hakemlerinin odaklanmış dikkat becerileri ile reaksiyon sürelerinin karşılaştırılması

Bu çalışma Türkiye'de farklı klasmanlarda görev yapan futbol hakemlerinin odaklanmış dikkat becerileri ile reaksiyon sürelerinin karşılaştırılması ve demografik bilgilerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2014-2015 Futbol Sezonunda Türkiye Futbol Federasyonuna bağlı PTT 1. Lig, Spor Toto 2. Lig, Spor Toto 3. Lig ve Bölgesel Amatör Liglerde görev yapan Futbol hakemlerinden Ulusal Hakem, Ulusal Yardımcı Hakem, Bölgesel Hakem ve Bölgesel Yardımcı Hakem klasmanlarında bulunan 1286 futbol hakemi oluşturmaktadır. Çalışmamıza katılan ve rastgele yöntemle seçilmiş 121 futbol hakemi örneklem olarak araştırma desenini oluşturmuştur. Araştırmada geçerlik ve güvenirliği önceden yapılmış odaklanmış dikkat seviyelerinin ölçümünde altın standart olarak kabul edilen ve TÜBİTAK' ın onayladığı "Stroop Testi TBAG Formu" kullanılmıştır. Reaksiyon sürelerinin ölçümünde ise New Test Reaction Timer kullanılmıştır. Stroop testi ölçeğinin güvenilirlik katsayısı 0.98 olarak bulunmuştur. Sonuçlar SPSS 22,0 paket programı aracılığıyla analiz edilip sonuçlar yorumlanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde frekans, yüzde analizi, ikiden fazla grupların karşılaştırılmasında One Way Anova ve gruplar arası farklılıkların belirlenmesinde Post Hoc Tukey testi kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin incelenmesinde Pearson's korelasyon testi yapılmıştır. Araştırma sonunda hakemlerin, farklı renkte basılmış renk isimlerini okuma düzeltme sayısı ile ses sol el reaksiyon süresi ( r = -,197 ve p<0,05) ile, farklı renkli basılmış nötr kelimeleri söyleme hızları ile ışık sol el reaksiyon süresi arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (r= -,237 ve p<0,01). Ayrıca hakemlerin renkli basılmış nötr kelimeleri düzeltme sayısı ile ışık sağ el reaksiyon süreleri arasında ve hakemlerin farklı renkte basılmış renkleri söyleme hızları ile ses sağ el reaksiyon süreleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur (r=184 ve p<0,05).

DikkatDikkat toplamaFutbol+4
Mehmet Burak Demir
Fırat University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı spor branşlarındaki üniversite öğrencilerinin dikkat düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada; Farklı branşlardaki üniversite öğrencilerinin dikkat düzeyleri ölçülerek farklı spor branşlarındaki sporcular ile sedanterler arasındaki ilişkilerin şiddeti, yönü ve sporun dikkat üzerine etkisi ortaya çıkarılmak istenmiştir. Araştırma, sporcu ve sedanterlerin dikkat düzeyleri, cinsiyet, açık ve kapalı alanlar, raket ve salon sporları ile savunma ve diğer spor branşları açısından karşılaştırmak temel hipotezi ile dizayn edilmiştir. Araştırmanın evrenini Fırat Üniversitesi 2016-2017 eğitim öğretim yılında okuyan ve 17-28 yaş aralığında 16 branşta (Atletizm, Basketbol, Voleybol, Futbol, Futsal, Masa Tenisi, Tenis, Badminton, Boks, Güreş, Taekwondo, Hentbol, KickBoks, Halk Oyunları, Karete, Atıcılık) sportif faaliyette aktif olan 942 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise 942 öğrenci arasından basit tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen 342 öğrenci (273 aktif yapan öğrenci ve 69 spor yapmayan (sedanter)) oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan öğrencilerin dikkat düzeylerini ölçmek için d2 dikkat testi kullanılmış ve elde edilen veriler SPSS 22 istatistik paket programı yardımıyla ki-kare testi, bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile analiz edilip değerlendirilmiştir. Araştırmada; Açık alanda yapılan spor branşları ile kapalı alanda yapılan spor branşları karşılaştırıldığında, kapalı alanda spor yapan öğrencilerin dikkat becerileri daha iyi olduğu gözlenmiştir (Kapalı TN-E%79.52, Açık TN-E%69.84). Aynı zamanda bireysel spor yapan ve takım sporu altında çalışmaya katılan öğrenciler karşılaştırıldığında bireysel sporcuların daha iyi olduğu tespit edilmiştir. (Bireysel TN-E%80.10, Takım TN-E%74.57) Ayrıca raket ve savunma sporcularının karşılaştırılmasında raket sporcularının daha başarılı olduğu söylenebilir (Raket TN-E%86.14, Savunma TN-E%80,53). Sedanterlerin (TN-E%74.88) ise genel olarak düşük çıkmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda sporun dikkat üzerine olumlu etkisi olduğu söylenebilir.

DikkatSeçici dikkatSpor+4
Fatih Çoban
Fırat University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Futbolda 13-15 yaş sporculara uygulanan kinetik beyin egzersizlerinin dikkat, denge ve futbol tekniği üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmanın amacı 13-15 yaş futbolculara uygulanan kinetik beyin egzersizlerinin dikkat denge ve futbol tekniği üzerine etkisinin araştırılmasıdır. Çalışmaya yaş ortalamaları 13,97±0,82 yıl, boyları 163,10±11,55 cm, ağırlıkları 48,12±9,90 kg olan 35 (20 girişim, 15 Kontrol) futbolcu katılmıştır. Girişim grubu futbolculara 12 hafta boyunca normal futbol antrenmanlarının yanı sıra ilaveten haftada 3 gün, 30 dakika kinetik beyin egzersizleri antrenmanı uygulanmıştır. Kontrol grubuna ise normal futbol antrenmanlarının dışında herhangi bir ilave antrenman uygulattırılmamıştır. Çalışma verileri her iki gruptan da çalışmaya başlamadan (Ön Ölçüm) ve çalışma tamamlandıktan hemen sonra (Son Ölçüm) alınmıştır. Çalışmanın etkinliğini test etmek için duvarla paslaşma, top sürme, statik denge, dinamik denge ve dikkat testleri uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sosyal bilimler için geliştirilmiş istatistiksel programlardan kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde tekrarlı ölçümlerde iki faktörlü ANOVA testi kullanılmıştır. Çalışma sonucunda duvarla paslaşma testi sonucunda zaman göre anlamlı gelişme görülse de grup-zaman etkileşiminde anlamlı gelişme görülmemiştir (p>0,05). Top sürme testi sonucunda hem zamanla hemde grup-zaman etkileşimde anlamlı gelişme görülmüştür (p<0.05). Statik ve dinamik denge testleri sonucunda hem zamanla, hem de grup-zaman etkileşimi sonucunda anlamlı bir gelişme görülmemiştir (p>0.05). Dikkat testi sonucunda hem zamanla, hem de grup-zaman etkileşimi sonucunda anlamlı gelişme görülmüştür (p<0.05). Sonuç olarak 12 haftalık kinetik beyin egzersizleri futbolcuların dikkat düzeyi ve bazı teknik becerileri üzerine pozitif etki sağlayabilir.

BeyinDengeDikkat+6
Özcan Yıldırım
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kinetik beyin egzersizlerinin 50-60 yaş aralığındaki bireylerde yaşam kalitesi ve fonksiyonel özellikler üzerine etkisinin araştırılması

Bu çalışmada yaşlı bireylerde kinetik beyin egzersizlerinin yaşam kalitesi ve fonksiyonel özelliklerinin üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmayı yaş ortalaması 54.30±2.11(yıl), kilo ortalaması 79.4±9.99(kg), boy ortalaması 168±7.12(cm) olarak tespit edilen 10 kişilik deney grubu ile yaş ortalaması 53.37±2.82(yıl), kilo ortalaması 84.62±19.05(kg), boy ortalaması 167.62±10.60(cm) olan 8 kişilik kontrol grubu oluşturmaktadır. Deney grubu bireylere 12 hafta boyunca haftada 3 gün 30'ar dakikalık kinetik beyin egzersizleri uygulandı. Kontrol grubuna hiçbir egzersiz yaptırılmadı. Verilere her iki gruba da başlamadan önce ön test, çalışma bittikten sonra son test yapılarak ulaşıldı. Çalışmanın etkinliğini test etmek için alfa stabilomertic platform ile denge denge testi, d2 dikkat testi, zamanlı kalk yürü testi, WHOQOL-OLD(Dünya sağlık örgütü yaşam kalitesi ölçeği yaşlı modülü), düşme etkinlik ölçeği, geriatrik depresyon ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 20.0 programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda denge testinde pozitif yönlü ilerleme görülmüştür(p<0.05). Deney grubu dikkat ölçümünde pozitif yönlü bir ilerleme görülmüştür(p<0.05). Deney grubunda depresyon ve yaşam kalitesi pozitif yönlü bir ilerleme görülmüştür(p<0.05). Sonuç olarak 12 haftalık kinetik beyin egzersizleri, egzersizi yapan yaşlı bireylerde dikkat, denge ve yaşam kalitesinde pozitif etki sağlayabilir.

BeyinBeyin fonksiyonlarıDenge+6
Şaban Tilki
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sekiz istasyonlu dairesel antrenman programının, 10-12 yaş arası çocukların bourdon dikkat testi sonuçları üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışma, Sekiz İstasyonlu Dairesel Antrenman Programının, 10-12 yaş arası çocukların Bourdon Dikkat Testi sonuçları üzerine etkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın örneklemi, uygun örnekleme (Convenience Sampling) yöntemiyle Adana İli Çukurova İlçesi'ne bağlı bir ortaokuldan seçilmiştir. Katılımcıların yaş ortalaması 11.13 ± 0.6yıl olan, düzenli spor yapmayan sadece beden eğitimi derslerine katılan gönüllü 46 kişiden oluşmaktadır. (20 Kız, 26 Erkek). Katılımcılar, random yöntemi ile çalışma (24 kişi) ve kontrol (22 kişi) grubu olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Çocukların dikkat beceri düzeylerini belirlemek amacıyla "Bourdon Dikkat Testi (BDT) Harf Formu" kullanılmıştır. Çalışma grubuna yaptırılan 6 haftalık antrenman programı, sekiz istasyondan oluşan ve dikkat becerisinin gelişimini destekleyen hareket serilerinden oluşturulmuştur. Kontrol grubu ise, bu süreç içerisinde düzenli bir aktiviteye katılmamıştır. Tüm katılımcı ailelerinden onam formu alınmıştır. Ayrıca çocukların demografik özelliklerini tespit etmede Kısa Bilgi Formu oluşturularak uygulanmıştır. İstatistiksel verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi, grup içi karşılaştırmalarda ise, Wilcoxon testi uygulanmıştır. Bulgular: Çalışma gurubunun grup içi ön ve son test karşılaştırmalarında, son test değerlerinin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yüksek olduğu bulunmuştur (p=0.000). Ayrıca, kontrol grubunun ön ve son test sonuçları arasında da anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır (p=0,002). Ancak, kontrol grubunun dikkat düzeyi, çalışma grubunun dikkat düzeyine oranla daha düşük çıkmıştır. Çalışma ve kontrol gurubunun son test sonuçlarına bakıldığında ise istatistiksel olarak çalışma grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir (p=0.000). Sonuç: Sekiz İstasyonlu Dairesel Antrenman Programının (SİDAP), BDT sonuçları üzerine anlamlı bir etkisinin olduğu görülmüştür. Bu bağlamda, SİDAP çalışmalarının 10-12 yaş arası çocuklarda dikkat, konsantrasyon ve odaklanma becerilerinin gelişmesine yardımcı olduğunu söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Bourdon Dikkat Testi, Dairesel Antrenman, İstasyon,Odaklanma.

AntrenmanBourdon Dikkat TestiDikkat+1
Pınar Özgüven Duman
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

N-geri görevinin çalışma belleği kapasitesinin artırılması ve diğer bilişsel süreçler üzerine transfer etkisi

Bu çalışmada, n-geri görevinin çalışma belleği, dikkat ve problem çözme becerileri üzerindeki etkisi ve bu etkiye ilişkin yakın ve uzak transfer etkisinin nöropsikolojik testler ve çeşitli ölçekler yardımıyla deneysel olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde eğitim görmekte olan Psikoloji Bölümü lisans öğrencilerinden oluşan 39 kadın ve 17 erkek olmak üzere toplamda 56 kişi katılmıştır. Araştırmada, n-geri görevinin etkisini ölçmek için katılımcılar ön test ve son teste tabi tutulmuşlardır. Ön test ve son test arasında deney grubuna haftanın 5 iş günü, günde ortalama yarım saat toplamda 5 hafta olacak şekilde n-geri görevi uygulanmış ve kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Yakın ve uzak transfer etkisini ölçmek için, Wechsler Bellek Ölçeği-III Harf-Sayı Dizisi Alt Testi, Wechsler Bellek Ölçeği-III Görsel Bellek Uzamı AltTesti, Stroop Testi TBAG Formu, Raven İleri Progresif Matrisler Testi, Londra Kulesi Testi, Wechsler Yetişkinler İçin Zeka Ölçeği-Gözden Geçirilmiş Formu Aritmetik Alt Testi ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca bireysel farklılıkları değerlendirmek için Yetişkin Motivasyon Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Biliş İhtiyacı Ölçeği tüm katılımcılara uygulanmıştır. Verilerin analizinde, Tekrar Ölçümlü Karma Desen ANOVA kullanılmıştır. Bulgular, n-geri görevinin yakın ve uzak transfer etkisi oluşturduğunu göstermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular literatürle desteklenerek tartışılmıştır ve sonraki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

DikkatN-geri göreviProblem çözme+6
Aşkın Çisem Özgüler
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Reklâm filmlerinde kullanılan müziklerin AIDA modeli kapsamında incelenmesi: Nitel bir araştırma

Yirminci yüzyılın mağara sanatı (Richards ve Curran 2002: 63) olarak tanımlan reklâm, ürünlerin hedef tüketici pazarlarına tanıtılması, ürünler hakkında bilgi verilmesi, ürünlerin elde edilmesi ve deneyimlenmesi süreçlerinde öneme sahiptir. Reklâm faaliyetlerinin hedef tüketici pazarlarının satın alma davranışları üzerinde de bilgilendirme, ikna etme, hatırlatma, destekleme fonksiyonları temelinde etkileri bulunmaktadır (Barban vd. 1989:65). Müziği tonal ve atonal yapıları bakımından ele alarak reklâm filmlerinde kullanılan müziklerin ve reklâm filmlerinde sessizlik durumunun etkilerini AIDA modeli çerçevesinde ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada öncelikle reklâm, müzik, reklâm filmlerinde tonal ve atonal müziklerin kullanımı ve reklâmlarda etkiyi ve etkinliği ölçme amacıyla AIDA Modeli literatür desteği ile derinlemesine incelenmiştir. Kültürler ve toplumlarla sınırlandırılamadan evrensel dil niteliğine sahip reklâm ve müzik kavramlarının toplumların duygularını, davranışlarını, tutumlarını ve tercihlerini belirgin şekilde etkilediği düşünülmektedir. Reklâm filmlerinde müziğin kullanılmasının reklâm ile hedef tüketici pazarına sunulacak mesajı güçlendirdiği ve hedef pazarın reklâmı algılamasını kolaylaştırdığı, hedeflenen etkinin oluşturulmasına destek sunduğu (Batı 2010: 780); markalara karşı tutum geliştirmeye ve satın alma davranışını etkilemeye yardımcı olduğu (Binet vd. 2013: 10; Lang 2015 :1) bilinmektedir. Reklâmlarda etkisiyi ölçmek amacıyla geliştirilen AIDA Modeli (Lewis, 1898) ürünlerin satış sürecinde izlenecek yol ile hedef tüketici pazarında beklenen tepkiyi tanımlamak amacındadır. AIDA modelinde tüketici davranışlarının Attention (Dikkat), Interest (İlgi), Desire (İstek), Action (Eylem) olmak üzere temel dört aşamanın takip edilmesi ile sonuca ulaştığı (Yılmaz vd. 2014: 53) ifade edilmektedir. Çalışmanın araştırma evrenini, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (BAİBÜ) Gölköy Yerleşkesi'nde öğrenimlerine devam etmekte olan 32.000 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemi BAİBÜ Gölköy Yerleşkesi'nde öğrenimlerine devam eden öğrenciler arasından araştırmacıların ulaşabildiği, iletişime geçebildiği, araştırmaya gönüllülük çerçevesinde katılmayı kabul eden 30 kadın ve erkek öğrenci oluşturmaktadır. Veriler odak grup görüşmesi yöntemiyle toplanmıştır. Amaçlı örnekleme yoluyla seçilen 18-25 yaş aralığındaki 30 lisans öğrencisinin katılımıyla üç farklı odak grup oluşturulmuş, aynı reklâm filminin sessiz versiyonu birinci gruba; atonal müzikle hazırlanan versiyonu ikinci gruba; tonal müzikle hazırlanan versiyonu da üçüncü gruba izletilerek odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında reklâm filmlerinde sessizlik durumunun, müzik kullanımının ve kullanılan müziğin tonal-atonal yapılarındaki farklılıklarının tüketiciler üzerinde dikkat çekme, ilgi uyandırma, istek uyandırma ve harekete geçirme noktalarında farklılıklar oluşturduğu tespit edilmiştir.

AIDA modeliAidaDikkat+7
Furkan Özyurt
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects