Minority rights

58 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya Müslüman Türk azınlığın din ve eğitim sorunları

Tez çalışmasında, Yunanistan'da yaşayan Müslüman Türk Azınlığının din eğitimi faaliyetlerini yürüten örgün ve yaygın eğitim kurumlarının durumu ve sorunları konu edinilmiştir. Çalışmada, azınlığın örgün eğitim tarihi ve güncel durumu, yaygın din eğitiminde Kur'an kursu programları, amaç ve hedefleri hakkında bilgilere yer verilmiş ve azınlık eğitim sorunlarının tespiti gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Batı Trakya'da anaokul sorunu, azınlık ilkokullarının kapatılması, orta ve lise öğretim kurumlarının yetersizliği sebebiyle eğitim konusunda birtakım problemler vardır. Azınlık toplumunun Müftülük sorunu, din eğitimi imkânlarının örgün eğitimdeki eksikliği ve yaygın eğitim destekli ilerleyişi, devlet tarafından atamaları kabul etmeyen azınlığın desteklediği seçilmiş müftülük kurumlarının yapısı ve toplumun tamamına hitap eden din eğitimi faaliyetlerine yer verilmiştir. Devletin azınlığa ait atlaşmalardan doğan özerk eğitim hakkının iadesi, azınlığın kendi okullarını kurarak, yönetim ve denetiminin azınlığa bırakılması, güncel eğitim sorunlarının Batı Trakya'nın etnografyasına uygun bir metotla çözülmesi adına talep ve istekleri ele alınmıştır. Sorunların çözümü konusunda eğitim politikasının temelinde yer alan milli kimlik inkârı, ekonomik darboğazlık, vakıf sorunu, dini özgürlükler konusundaki kısıtlamalar irdelenmiştir. Azınlık toplumunun bilinçlenmesi, sorunlar konusunda farkındalık yaratma ve eğitim desteği sunan sivil toplum örgütlerinin durumu kapsamında, azınlığın en temel sorunlarından hareketle atılan adımların eğitim yapısının şekillenmesi ve tanınması açısından üstünde durulmuş ve eğitim sorunlarının ortaya konulması bakımından önem arz eden bir çalışma olduğu ifade edilebilir.

Azınlık haklarıAzınlıklarBatı Trakya+7
Mouchammet Ntoukıantzı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Human rights violations and the failure of the democratic transition in Myanmar

This thesis examines the practices of human rights violations in terms of democratic transition in Myanmar. This study argues that the democratic transition of Myanmar is ruptured through the violations of human rights, with the oppression over the opposition and ethnicity politics, predominantly occurred after the military has seized the power as coups (d'état) two times in 1962 and on the 1st February 2021. The coup ends up with a civil war, the rejection of the democratic election results, and disclaiming of the minority's rights. The study problematizes the challenges Myanmar encounter in democratic transition evident by the human rights violations, in the case of Rohingya Muslims. Rohingya Muslims are remained stateless according to 1982 citizenship law and Rohingyas were not recognized as a minority in Myanmar. These facts make Rohingya pretty fragile to human violations. The research employs qualitative research design in a descriptive way and aims at mapping the violation of the human rights and practices minorities rights in Myanmar as the region witnesses an ongoing democratic transition in which dreadful challenges led to political uncertainty. Struggling political crises mainly show up as consecutive military coups, causing humanitarian crises with a lack of deliberation, which is a requirement of a democratic regime. Keywords: Democracy, Human Rights Violations, Myanmar, Military, Minority Rights. Rohingya,

Military interventionMinority rightsDemocracy+4
Abdu Shukkur
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Makedonya Cumhuriyeti'nin azınlık politikası ve eğitime etkisi

Makedonya Cumhuriyeti çok etnili, çok dilli, çok dinli bir toplumsal yapıya sahiptir. Buna rağmen yıllarca tek uluslu devlet yapısı üzerinde örgütlenmiştir. Son derece demokratik bir anayasaya sahip olan Makedonya'da, pratikte bu anayasanın işleyişinde aynı demokratik anlayış sergilenememiştir. Azınlıklara karşı, üstü kapalı da olsa dışlayıcı bir politika izlenmiştir. Bu da azınlıkların memnuniyetsizliğini artırmış, 2001 yılında Makedon ve Arnavutlar arasında beliren küçük çaplı bir krizle doruğa ulaşmış ve sonrasında uluslararası baskı sonucu `Ohri Çerçeve Anlaşması'nın imzalanmasıyla çözümlenmiştir. Ohri Çerçeve Anlaşması toplulukların devlet kamu kurum ve kuruluşlarında `hakça temsili ilkesi' çerçevesinde düzenlenmiştir.Bu çalışmanın amacı da anayasa ile verilen hakların pratikte nasıl işlev gördüğünü göstermektir. Bu doğrultuda Makedonya Cumhuriyeti'nin Ohri Çerçeve Anlaşması'ndan önce ve sonra yürüttüğü azınlık politikası ele alınmıştır. Daha detaylı olarak da bu politikanın eğitim alanındaki etkilerine değinilmiştir. Bu yapılırken, bu değişimin tarih yazımında ve tarih ders kitaplarındaki etkisine de yer verilmiştir. İlkokul tarih ders kitaplarından örnekler sunularak bu anlamda Makedonya'daki durum ortaya konmaya çalışılmıştır.Bugün varılan noktada görülen odur ki, Ohri Çerçeve Anlaşması'nın hakça temsil ilkesi sadece Arnavutlar için geçerli olmuştur. Ana dilinde eğitim ilkesi slogan düzeyinde kalmakta, devlet tarafından gerçek anlamda pratikte uygulanması için hiçbir özel çaba gösterilmemektedir. Makedonya gibi çok dinli, çok dilli, çok etnili toplumlarda tarihyazımı farklı gruplar arası hoşgörüyü, saygıyı, birlikte yaşamayı destekleyecek şekilde olmalıdır. Oysa Makedonya'da hâlâ geleneksel milliyetçi söylemler çerçevesinde ve hatta kendi vatandaşlarını ?ötekileştiren? bir tarihyazımı ve tarih öğretimi mevcuttur.

AnadilAzınlık haklarıAzınlıklar+7
Ayfer Arif
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası azınlık hakları bağlamında Uygur Türkleri'nin durumu:(Türkiye, Kırgızistan ve Doğu Türkistan örneği)

Bu çalışma, Çin'in 1949 yılında Doğu Türkistan'da gerçekleştirdiği işgal sonucunda azınlık durumuna düşen Uygur Türklerinin Doğu Türkistan, Kırgızistan ve Türkiye'deki durumunu analiz etmektedir. Çin istila sonrası bazı Uygur Türkleri kültürlerini, inançlarını, dilini serbest şekilde devam ettirmek amacıyla Doğu Türkistan'dan hicret etmişlerdir. Meydana gelen göç hareketleri çok sayıda Uygur Türkünü farklı ülkelere gitmesine sebep olmuştur. Bu çalaşma özellikle Kırgızistan, Türkiye ve Doğu Türkistan'daki Uygur azınlıklar üzerinde durulmuştur. Doğu Türkistan'da kalan Uygurlar, çok zor ve ağır şartlar altında yaşamlarını sürdürmektedir. Günümüzde Doğu Türkistan'daki Uygurlar üzerinde Çin yönetiminin işgal ve baskısı hala devam etmekte olup Türk-İslam varlığını silebilmek için farklı yöntemler uygulanmaktadır. Doğu Türkistan kültürel değerleri, dini inançları, tarihi geçmişi, jeopolitik ve jeostratejik açıdan, Türk-İslam dünyasının önemli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Tarihte deniz yollarının keşfedilmediği dönemde Avrasya kıtasında önemli bir noktadır. İpek yolu ile Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan Doğu Türkistan bölgesi, bir köprü vazifesini görmüştür. Çalışmada, öncelikle Uygur Türklerinin tarihi, yaşadıkları coğrafiya, kurdukları devletler ve cumhuriyetler açıklanmıştır. Daha sonra Azınlık kavramı ve tanıtımına yer verilerek uluslararası azınlık hakları bağlamında çeşitli belgeler kronolojik olarak incelenmiştir. Doğu Türkistan'da çeşitli hak ihlallerine maruz kalan Uygur Türkleri detaylı olarak incelenmiştir. Son olarak Kırgızistan ve Türkiye'ye göç eden Uygur azınlıkların günümüzdeki durumu ortaya konmaya çalışılmıştır.

Azınlık haklarıAzınlıklarDoğu Türkistan+6
Dilnaz Saipedinova
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası azınlık hakları bağlamında Ahıska Türklerinin durumu (Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan örneği)

Stratejik önemi olan Ahıska ve çevresinin Rus Çarlığı tarafından işgali sonrası Ermeni nüfusun bölgeye yerleştirilmesi, Ahıska Türkleri için o dönem başlayıp günümüze kadar devam eden çeşitli sorunlara neden olmuştur. Bölgeyi iyice egemenliğine alan Ruslar, bu kez Sovyetler döneminde 14 Kasım 1944'te, Ahıska Türklerini yaşadıkları yurtlarından, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'a sürgüne göndererek onları azınlık durumuna düşürmüştür. 1956'da başlattıkları haklarını geri kazanma mücadeleleri arzu ettikleri şekilde sonlanmasa da bugün yaklaşık 10 farklı ülke de hayatlarını devam ettiren Ahıskalıların durumu uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bilindiği gibi son yıllarda azınlık, göç ve sürgün kavramları uluslararası siyasetin ve uluslararası hukukun gündeminde çokça yer almaktadır. Günümüzde azınlık durumunda yaşayan Ahıska Türkleri hem Sovyetler Dönemi öncesi hem de sonrası sayısız ayrımcılıkları yaşamış ve en temel insani haklardan faydalanamamışlardır. Bu çalışmada sürgüne uğrayan Ahıska Türklerinin günümüzde yaşadıkları Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan örnekleri üzerinden bu ülkelerdeki uluslararası azınlık haklar çerçevesinde güncel konumları değerlendirilmiştir. Ahıska Türkleri bugün azınlık olarak yaşadıkları Kazakistan, Kırgızistan ve Azerbaycan'da sosyal hayatlarıyla ilgili eğitim, demografik yapı/nüfus, din/inanç durumu, ekonomi, sosyal yaşam ve siyaset gibi konular ışığında değerlendirildiğinde bu ülke vatandaşlarının sahip olduğu hakların büyük çoğunluğuna sahip oldukları anlaşılmıştır. Ahıska Türklerinin 76 yıl önce yaşamış oldukları sürgünün bugün uluslararası bir niteliğe bürünmesi ve azınlık olarak bazı hakları elde etmiş olmalarına rağmen yaşadıkları bu ülkelerdeki ekonomik, sosyal, kültürel ve eğitimle ilgili sıkıntıları devam etmektedir.

Ahıska TürkleriAzerbaycanAzınlık hakları+5
Gevher Nesibe Kariptaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim ortaklıklarda azınlık ve azınlık hakları

Bilindiği üzere, anonim ortaklıklar kural olarak çoğunluk ilkesi uyarınca yönetilen tüzel kişiliklerdir. Uygulama göstermiştir ki; anonim ortaklıklardaki çoğunluk ilkesi çerçevesinde, çoğunluğu elinde bulunduran kişi veya kişiler, ortaklığı diledikleri gibi yönetebilmektedirler. Bu bağlamdan hareketle, anonim ortaklıklardaki baskın çoğunluk ilkesinin yumuşatılması ama-cıyla kanun koyucu, belirli miktarlardaki hisselere sahip paydaşların korunması için bir takım düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemeler sayesinde, azınlık denilen ve kanunumuzda kural olarak kapalı anonim ortaklıklarda yüzde on, halka açık anonim ortaklıklarda yüzde beşe teka-bül eden hisseye sahip paydaşların, çoğunluk karşısında korunması sağlanmıştır. Özellikle 6762 sayılı Türk Ticaret Kanundaki azınlıklara ilişkin düzenlemelerin ardın-dan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile azınlık ve çoğunluk dengesi yeniden şekillenmiş ve azınlıklara önemli hak ve yetkiler tanınmıştır. Eski Ticaret Kanununda bulunmayan halka kapa-lı anonim ortaklıklarda hisse senedi (pay senedi) basılmasını talep hakkı, anonim ortaklığın haklı sebeple feshini isteme hakkı, yönetim kurulunda temsil edilme hakkı, finansal tabloların görüşülmesini erteleme, 6102 sayılı Ticaret Kanunumuzda yerini almıştır. Anahtar Kelimeler: 6102 Sayılı Ticaret Kanunu, Olumlu ve Olumsuz Azınlık Hakları, Anonim Ortaklıklar, Çoğunluk ilkesi.

Anonim ortaklıklarAnonim şirketlerAzınlık hakları+3
Hakan Gencer
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Makedonya'daki azınlıkların hukuki durumu

Dünyada kurulan her devlette azınlıklar ve azınlık hakları sorunu her zaman güncelliğini korumuştur ve korumaya da devam edeceğe benzemektedir. Özellikle 1990 sonrası dünya gelişmeleri sonucu hem coğrafi açıdan genişleyen hem de nitelik bakımından çok derinleşen ve güçlenen azınlık hakları, bugün devletlerin görmezlikten gelip, reddedemeyecekleri bir boyuta erişmiştir. Bu tezde de içinde birçok farklı etnik gurubun yaşadığı Balkan coğrafyasında azınlık sorunun en derinden yaşandığı Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Makedonya incelenmiştir.Her devlet azınlık haklarını taraf olduğu anlaşmalarla tanımlar ve hukuki yükümlülükler de bu metinlere dayanılarak belirlenir. Ayrıca, her devlet içinde bulunduğu sosyal, coğrafi, tarihi ve siyasi koşulları dikkate alarak farklı ?azınlık? tanımlamaları yapmaktadır. Ülkeler incelenirken ilk olarak genel bir coğrafi ve tarihsel bilgiler verilmiştir. Ardından da ülkelerin azınlıklara yönelik politik, sosyal ve hukuki uygulamaları ile bu uygulamaların uluslararası boyutu incelenmiştir. Bunun yanında her ülke içindeki farklı azınlık guruplarının sorunları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.Günümüzde bu ülkelerde mevcut azınlık sorunlarında özellikle 1990 öncesi döneme göre bir takım olumlu gelişmeler yaşandığı, ancak bu gelişmelerin sınırlı bir seviyede olduğu görülmektedir.Anahtar Sözcükler:1. Azınlık Hakları2. Azınlıkların Sorunları3. Balkanlar4. Azınlıkların Korunması5. Etnik Çatışmalar

Azınlık haklarıAzınlıklarBalkanlar+5
Ebrar Ibraimi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği azınlık politikalarının Türkiye'nin birliğe üyelik sürecine etkileri

Geçmişi 16. yüzyıla dayanan azınlıklar meselesi günümüzde de önemini korumakta ve hem devletler iç siyaseti bazında hem de uluslararası platformda tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Söz konusu sorunsal hal uluslararası hukukta kesin bir azınlık tanımı yapılamamış olması ve ulus devletlerin egemenlik kaygılarına bağlı olarak şekillenmektedir.Bu çalışmada, Birliğe katılım sürecinde müzakerelere devam eden Türkiye'nin azınlık hakları uygulamaları ile Avrupa Birliği Kopenhag siyasi kriterlerinin bir ayağını oluşturan azınlık haklarına saygı koşulunun ne derecede örtüştüğü İlerleme Raporları ekseninde değerlendirilecek; Birliğin azınlık politikalarının ve azınlık haklarına ilişkin beklentilerinin Türkiye'nin üyelik sürecine etkileri, ülkenin konu ile ilgili mevcut durumu göz önünde bulundurularak yorumlanacaktır.Çalışmanın ilk bölümünde, azınlıklar konusunun tarihi arka planı ele alınarak kavramsal tanımlaması yapıldıktan sonra uluslararası kuruluşlar nezdinde azınlık haklarının gelişimi ve dünyadaki önemli güçler açısından konu ile ilgili genel çerçeve ortaya konmaya çalışılacak; ikinci bölümde Avrupa Birliği'nde azınlıklar konusunun gündeme gelişi ve Birliğin esas aldığı belgeler incelendikten sonra genel ölçekte ve Kopenhag kriterleri kapsamında azınlık politikaları değerlendirilecek; son bölümde ise Türkiye'deki azınlık hakları konusunun hukuki dayanağı belirtilerek, müzakere aşamasında yayınlanan İlerleme Raporlarında Birliğin öne sürdüğü beklentilerin karşılanma kapasitesine bağlı olarak azınlık meselesinin Türkiye'nin Birliğe katılımına etkileri yorumlanarak ortaya konmaya çalışılacaktır.

Avrupa BirliğiAzınlık haklarıAzınlıklar+3
Remziye Ebru Tan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin azınlık politikası ve Avrupa Birliği üyelik sürecinde Türkiye'deki azınlıklar

Azınlık kavramının ilk oluşumu 16. yüzyıl Avrupa'sına kadar gitmektedir. Esas olarak, Hıristiyanlık mezheplerinin birbirlerine karşı olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan kavramın kapsamı, daha sonra dil ve etnik yapı ile genişletilmiştir. Kavramın dünya literatüründe asıl yerini alışı Fransız ihtilalinden sonra gelişen milliyetçilik akımıyla olmuş ve 1 inci Dünya Savaşı sonunda en yüksek konumuna gelmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında gelişen insan hakları konusu azınlık haklarının yerine daha çok kullanılmıştır.Günümüzde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı ve Avrupa Birliği ile azınlıklar konusu yeniden gündeme gelmektedir. Azınlıklar ve hakları konusu, yakın tarihimizde Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüzyılında ortaya çıkmaktadır. Batıya yöneliş olarak başlayan süreçte azınlık hakları konusunda ilk hareket Tanzimat Fermanı'nda olmuştur. Özellikle 2. Meşrutiyet ve getirdiği özgürlük ortamı Osmanlıda gittikçe yükselen azınlık unsurlarının en fazla haklar kazandığı dönem olmuştur. Ancak şunu belirtmek gerekir ki, Osmanlıda azınlık olarak sadece gayrimüslimler kabul görmüştür. Lozan Barış Antlaşması yeni Türkiye Cumhuriyetini kurarken Osmanlıdanmiras kalan azınlıklar meselesine de hukuki ve siyasi çözüm getirmiştir. Antlaşmada sadece gayrimüslim gruplar azınlık statüsünde kabul edilmiştir.Türkiye'nin Avrupa Birliğine tam üyelik süreci azınlık hakları konusunda yeni gelişmeler ve politik baskıların da başladığı dönem olmuştur. Avrupa Birliği oldukça gelişmiş bir hukuk sistemine sahiptir. Ancak, AB içerisinde bile azınlıklar konusunda farklı uygulamalar ve azınlıkların farklı kabulü görülmektedir. Bu farklılıklara rağmen AB Türkiye'den hukuki dayanağı olmayan çok farklı uygulamalar beklemektedir.Avrupa Birliği, azınlıklar konusunu müzakere süreci içerisinde sürekli olarak gündeme getirerek politik baskı uygulamakta ve Türkiye'de kendi istekleri doğrultusunda yeni azınlıklar yaratmak istemektedir. Türkiye için AB'nin azınlıklar konusundaki dayatmalarının kabulü çok derin olumsuz sonuçlar yaratabilecek potansiyeldedir.Anahtar Sözcükler: Azınlık, Azınlık Hakları,Türkiye, Avrupa Birliği,

Avrupa BirliğiAzınlık haklarıAzınlıklar+3
Gonca Bahadır
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Arnavutluk-Yunanistan ilişkilerinde bir azınlık sorunu olarak: Çamerya Arnavutlarının yeri ve geleceği

Soğuk Savaş sonrası dönemde Yugoslavya'da yaşanan iç savaşla birlikte bir kez daha gündeme gelen Balkanlar, ulus-devletler açısından etnik sorunları iç ve dış politikalarının öncelikli bir mevzu haline taşımıştır. Bölgede, çatışmalar şu an için barış gücü operasyonuyla dondurulmuş gibi gözükse de, Balkanlar her an patlamaya hazır bir bombadan farksızdır. Bu bağlamda bölgedeki mevcut sorun alanları ile potansiyel nitelikteki sorunlar, bölge devletleri açısından olduğu kadar, küresel çapta da etki yaratacak bir öneme sahiptir. Bir diğer ifadeyle, Balkanlardaki azınlık sorunları, yerel boyutun ötesinde bölgesel ve global bazda bir etki yaratma kapasitesine sahiptir. Bu bağlamda, bölgenin potansiyel sorunlarından birisi de Çamerya bölgesi ya da Çameryalı Arnavutlar (Çamlar)'dır.Yunanistan sınırları içerisinde yer alan Çamerya bölgesi her ne kadar şu an için bölge ve dünya gündeminde ön plana çıkmamış olsa da, diğer taraftan yapısı itibarıyla Balkanlar'daki azınlık sorunlarının ayrılmaz bir parçası olarak varlığını devam ettirmektedir. Özellikle de, Yugoslavya iç savaşı ve sonrasında Arnavut azınlıkların bölgede artan rolleri, Çamerya sorununu da Yunanistan açısından yerel bir nitelikten, bölgesel çapta bir kriz taşıma potansiyeli taşımaktadır. Bu da, hiç kuşkusuz, öncellikle Arnavutluk ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin etkilenmesi anlamda gelmektedir ki, tezin çıkış noktasını da bu husus oluşturmaktadır.Dolayısıyla bu tezde ilk olarak dünyada değişen azınlık kavramı tarihsel ve teorik çerçevede ele alınmakta, akabinde ise sorunun tarihsel gelişim seyri ortaya konulmaktadır. Bu süreçte, AB üyesi Yunanistan'ın bölgeye yönelik izlediği inkârcı, ayrımcı ve asimilasyoncu politikaların Çamerya Arnavutları üzerindeki etkisi ve buna bölge halkının verdiği tepki ele alınmaktadır. Sorunun çözülmemesinin Yunanistan-Arnavutluk ilişkilerini olumsuz olarak etkilediğinin varsayıldığı bu tezde, Balkanlar'daki diğer Arnavut azınlıklar ile Arnavutluk'un yaklaşımı da Büyük Arnavutluk Projesi iddiaları çerçevesinde ele alınmakta olup, meselenin geleceğiyle ilgili senaryo çalışmaları ve çözümüyle ilgili alternatif projeler sunulmaktadır.Anahtar Kelimeler:1.Arnavutluk2.Yunanistan3.Çamerya4.Azınlık5.Güvenlik

ArnavutlarArnavutlukAzınlık hakları+3
Erjada Progonati
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de azınlıkların ve azınlıklara ait vakıfların hukuki statüsü

İki bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, azınlık kavramının tarihi ve günümüze kadar geçirdiği süreç ele alınmaktadır. Birinci bölümün birinci kısmında genel anlamda azınlık kavramı ve tarihi incelenirken, ikinci kısmında azınlıklara ilişkin uluslararası çalışmalar anlatılmaktadır. Uluslararası örgütlerin azınlık haklarının korunması için tarihsel süreç içerisinde yaptıkları düzenlemeler ayrı ayrı ortaya koyulmaktadır.?Azınlık? kavramının içeriğinin belirlenmesi gerektiği düşünülerek, öncelikle tanıma yönelik hukuki, sosyolojik ve en geniş anlamıyla uluslararası alanda bu konuda kabul edilen bütün belgelerde yer alan tanımlar izah edilip evrensel ve bağlayıcı bir tanıma ulaşmada yaşanan olumsuzluklarla birlikte devletlerin bu yöndeki isteksizliklerine değinilmektir. Milletler Cemiyeti'nden itibaren kronolojik olarak Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, AGİT ve Avrupa Birliği'nin hazırlamış olduğu uluslararası belgelerdeki tanımlara bakılmaktadır.İkinci bölümde, Türkiye'deki azınlıkların tarihi geçmişi, Osmanlı Devleti'ndeki ?Millet Sistemi?nin özellikleri ve Milletlere tanınan haklar ve Tanzimat'la birlikte Osmanlı siyasi, sosyal ve kültürel hayatındaki değişimlerin gayrimüslimlere yansıması irdelenmektedir. Osmanlı Devletinden zihinlere miras kalan ancak gayrimüslimlerin azınlık olarak kabul edilebileceği düşüncesinin Lozan Anlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti'ne ne şekilde intikal ettiği incelenmektedir.Avrupa Birliği'ne aday ülke konumunda olan Türkiye'nin azınlıklara yönelik uygulamalarının İlerleme Raporları, Katılım Ortaklığı Belgeleri ve Uyum Yasaları ile kaydettiği ilerlemesi incelenirken AB'nin Türkiye'den taleplerinin haklılığı sorgulanmaktadır.

Azınlık haklarıAzınlıklarHukuki statü+4
Emine Gülselcen Kafkasyalı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Anadilde eğitim ve Türkiye uygulaması

Bu çalışmada genel olarak azınlık hakları, anadil ve anadilde eğitim hakkı ile Türkiye ve bazı Avrupa ülkelerindeki anadilde eğitim hakkı uygulamaları mukayeseli olarak incelenmiştir.Birinci bölümde azınlık, azınlık hakları, anadil, dilsel haklar, eğitim hakları ve anadilde eğitim hakkı kavramına değinilmiştir.İkinci bölümde anadilde eğitim hakkı okulöncesi öğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim gibi farklı düzeylerde ele alınmıştır.Üçüncü bölümde Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği belgeleri ve diğer evrensel ve bölgesel belgelerdeki anadilde eğitim hakkına ilişkin hükümler analiz edilmiştir.Dördüncü bölümde Osmanlı İmparatorluğunda azınlıkların anadilde eğitim hakkı, Türkiye'de anadilde eğitim hakkına ilişkin yasal mevzuat ve anadilde eğitim hakkı uygulamaları değerlendirilmiştir.Beşinci bölümde ise İsveç, İspanya, Fransa ve Yunanistan'daki anadilde eğitim uygulamaları incelenmiş, bu uygulamalar farklı açılardan Türkiye'nin uygulamalarıyla mukayese edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Azınlıklar2.Azınlık Hakları3.Anadil4.Anadilde Eğitim Hakkı5.Uluslararası Belgelerde Anadilde Eğitim

AnadilAzınlık haklarıAzınlıklar+8
Sefa Seçen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Limited şirket ortaklarını koruyucu haklar

Limited şirket, şahıs şirketlerindeki ortakların sınırsız sorumlu olması tehlikesi ile anonim şirketlerdeki pahalı ve uzun süren kuruluş işlemleri gerektiren formaliteleri bünyesinde barındırmadığından oldukça sık karşılaşılan bir şirket türüdür. Uygulamada oldukça sık rastlanan bir şirket türü olması nedeniyle limited şirket ortaklarının korunması ayrı bir önemi haizdir. Zira ortakların korunması ile şirket esas sermayesi ve şirket alacaklıların menfaatleri de korunmuş olacaktır.Anahtar Kelimeler:1) Limited Şirketin Unsurları2) İptal Davası3) Çıkma ve Çıkarılma4) Denetleme5) Azınlık Hakları

Azınlık haklarıDenetimHakların korunması+7
Derya Altıngöz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Anonim şirketlerde azınlığın haklı nedenle fesih davası açma hakkı

Çalışma konumuzu "Anonim Şirketlerde Haklı Nedenle Fesih Davası" oluşturmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nda haklı nedenle fesih davası 531. maddede düzenlenmiştir. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde azınlık hakları kavramı ve tanımı anlatılmıştır. Akabinde azınlık haklarına genel bakış adı altında azınlık haklarının sınıflandırılması anlatılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde azınlık haklarının sınıflandırılması üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş ve Türk Ticaret Kanunu'nda ne şekilde düzenlendikleri anlatılmıştır. "Anonim Şirketlerde Haklı Nedenle Fesih Davası" başlıklı çalışmamızın son bölümünde ise haklı nedenle feshin düzenlenme amacı, kanunda düzenleniş biçimi, haklı nedenlerin belirlenmesi uygulamada sorun yaratabilecek konular ve Yargıtay'ın bu konudaki görüşleri, davanın niteliği ve sonuçlarının neler olduğu üzerinde durulmuştur.

Anonim ortaklıklarAnonim şirketlerAzınlık hakları+4
Yekta Güngör Ünal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lozan Antlaşması'nda yer alan düzenlemeler kapsamında Heybeliada Ruhban Okulu ve günümüze yansımaları

Bu çalışma kapsamında, büyük oranda teokratik bir İslam Devleti yapısında Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarında yaşayan gayrimüslimler için uyguladığı yönetim politikasından ?Millet Sistemi-nden yola çıkılarak, laik bir hukuk devleti şeklindeki günümüz Türkiyesi'nde Fener Rum Patrikhanesi'nin doğrudan kendisine bağlı olarak Heybeliada Ruhban Okulu'nun Teoloji Yüksekokulu statüsünde yeniden açılması ile ilgili talepleri incelenmiştir.Çalışmada, Türkiye'nin başta Avrupa Birliği ilişkileri ve ABD ile diyalogları bağlamında güncel siyasî konjonktür ve adeta uluslararası bir görünüm kazandırılmak istenen ancak Türkiye'nin kendi iç kurumu olan Patrikhane ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun durumu, Lozan Antlaşması ve pozitif Türk hukuk normları temel alınarak değerlendirilmiştir.Lozan Antlaşması, I.Dünya Savaşı sonunda tarihe karışan Osmanlı İmparatorluğu'ndan sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası platformda tanındığı ve tescil edildiği en önemli belgedir. Çalışmada, Lozan Antlaşması'nda doğrudan yer almamakla birlikte, Konferans tutanakları ve Antlaşma'daki ?Azınlıkların Korunması? ile ilgili genel düzenlemelerden yola çıkılarak Patrikhane'nin bugünkü statüsü ve Ruhban Okulu'nun yeniden açılması ile ilgili imkan ve ihtimaller aydınlatılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak meselenin Türkiye açısından, Türkiye'nin diğer iç meselelerinde de olduğu gibi, başta Anayasa olmak üzere, kendi mevzuatından yola çıkarak sonuçlandırılması gereken ?içsel ve güncel bir konu başlığı? olduğu vurgulanmaktadır.Anahtar Sözcükler1. Millet Sistemi2. Patrikhane3. Ruhban Okulu4. Lozan5. Azınlıklar

Azınlık haklarıAzınlıklarGayrimüslimler+2
Şule Erkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat' tan Lozan' a Türkiye' de azınlık hakları

Azınlık kavramı dünyada ilk kez 16. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Ancak bu dönemdeki azınlık kavramı günümüzdeki gibi etnik kökene dayalı bir ayrım değil, din ayrımına dayalı bir kavramdır. Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu' nda da din ayrımına dayalı bir millet sistemi oluşturulmuş, yüzyıllarca başarılı bir şekilde sürdürülmüştür. Ancak 1789 Fransız İhtilali' nin yaydığı milliyetçi fikirler, etnik kökene dayalı bir azınlık anlayışı geliştirerek 19. yüzyılda çok uluslu imparatorlukların sonunu hazırlamıştır. Diğer taraftan, 19. yüzyıla diplomatik bakımdan hazırlıksız giren Osmanlı İmparatorluğu, uluslararası baskılar ve iç çekişmelerin etkisiyle bir dizi ıslahat gerçekleştirmiştir. Bu ıslahatların kuşkusuz en önemli ayaklarından biri gayrimüslimlere yönelik düzenlemelerdir. Azınlık taleplerini en aza indirmek ve istikrarı sağlamak için Osmanlı İmparatorluğu tarafından çıkarın fermanlar ve anayasal düzenlemeler çöküşü önlememiştir. Birinci Dünya Savaşı sonrası imzalanan Sevr Anlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu' daki tüm azınlıklara otonomi tanınmış, Kurtuluş Savaşı' ndan galip ayrılan genç Türkiye Cumhuriyeti ise bu anlaşmayı tanımamıştır. Büyük çabalar sonucu imzalanan Lozan anlaşması ile yalnızca Gayrimüslim Türk vatandaşlarının azınlık olarak kabulü sağlanmıştır. Ancak günümüzde yalnızca gayrimüslimleri azınlık kabul eden bu sınırlayıcı tutum, dünyadaki eğilimlere gitgide ters düşmektedir.Anahtar Sözcükler1. Azınlık2. Gayrimüslim3. Tanzimat4. Islahat5. Lozan

Azınlık haklarıLozan KonferansıTanzimat Dönemi
Bahar Ayber
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Süryanilerin anadilinde eğitim hakkı

Günümüzde birçok ulus-devletin gündemini meşgul eden anadilinde eğitim hakkı, Türkiye bağlamında azınlık hakları terminolojisinden bağımsız düşünülmemektedir. Azınlıklara ilişkin tek hukuki metin ise Türkiye'nin kurucu antlaşması niteliğinde olan Lozan Barış Antlaşması'dır. Bu antlaşma azınlıkların hukuki statüsünü düzenleyerek Türkiye'ye bu konuda bir takım yükümlülükler getirmektedir. Lozan ile Türkiye'nin azınlıklara ilişkin din esasına dayalı bir ayrıma gittiği ve bu ayırımla birlikte azınlık statüsünün bütün gayrimüslimlere verilmiş olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Fakat uygulamada, bu statünün geleneksel üç büyük azınlık grubu olan Rumlar, Ermeniler ve Musevilere verilmiş olduğu kabul görmekte ve bu kabul, diğer küçük gayrimüslim grupları Lozan koruması dışına itmektedir. Böylece kadim yıllardan beri Anadolu topraklarında varlıklarını sürdüren Süryaniler, azınlık olarak tanınmamakta ve bunun doğal bir sonucu olarak azınlık haklarından istifade edememektedirler. Türkiye bağlamında anadilinde eğitim hakkının azınlık gruplara özgülenen bir hak olduğu bilgisinden hareketle Süryanilerin anadili olan Süryanicenin eğitim yolu ile gelecek kuşaklara aktarılamamasından dolayı bu dilin yok olma ihtimali gündeme gelmektedir. Bu çalışmada Süryanilerin en belirgin talebi olan anadilinde eğitim hakkı ele alınarak bu topluluğun Lozan'a göre hakkın taşıyıcısı olduğu ispatlanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda 10 kişi ile gerçekleştirilen kişisel görüşme neticesinde elde edilen bulgular ışığında, Süryanicenin eğitim kurumlarında anadili olarak okutulmamasının dilsel asimilasyona etki eden en önemli nedenlerden biri olduğu tespit edilmiştir.

AnadilAzınlık haklarıAzınlıklar+4
Bahar Öngüç
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecinde Bulgaristan'daki Türk azınlığının hakları

159 ÖZET Avrupa Birliği'nin genişleme stratejisi çerçevesinde, Birliğe aday ülkelerle yürütülen ilişkilerde gözetilen siyasi kriterler içerisinde "azınlıklara saygı" önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda azınlık haklarının korunması, çoğunluğu eski Doğu Bloku üyesi olan diğer aday ülkelerde olduğu gibi Bulgaristan'da da Avrupa Birliği'ne entegrasyon süreciyle birlikte önem kazanmıştır. Soğuk Savaş döneminde Türklere uyguladığı asimilasyon politikası ve buna bağlı insan hakları ihlallerinin izlerinden kurtulmak isteyen Bulgaristan, Türklerin haklarını tanıma yoluna gitmiştir. Ancak Bulgaristan'daki Türk azınlığının haklarının tanınmaya başlaması 1995 yılında ülkenin adaylık statüsünü kazanmasından önce başladığı için, AB'ye entegrasyon sürecinin ülkedeki azınlık haklarının tanınması yönündeki etkileri daha erken yıllarda başlamıştır. Bu çalışmada Bulgaristan'ın Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecinde yaşadığı dönüşümün Türk azınlığa yansımaları ele alınmıştır. AB'ne adaylık döneminin başlamasıyla birlikte Bulgaristan'ın ülkesindeki azınlıklar konusundaki yükümlülükleri artmış bulunmaktadır. Bu çerçevede konuya AB hukukunun azınlıklara ilişkin mevzuatı çerçevesinde yaklaşılmış ve ardından AB'nin dış ilişkilerinde başvurduğu azınlık haklarının korunması mekanizmaları ele alınmıştır. Bu bağlamda azınlık haklarına ilişkin sözkonusu AB mevzuatının, Birliğe üyelik sürecinde Bulgaristan hukukuna yansıma biçimleri incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, Türk azınlık hakları açısından günümüzde devam eden sorunlara dikkat çekilmekle birlikte, ülkede ilk demokratik yönetimin kurulmasından bugüne doğru, güderek Türkler lehine bir değişim gerçekleştiği saptamasına ulaşılmıştır.

Avrupa BirliğiAzınlık haklarıAzınlıklar+4
Ayşe Özkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya sorununu oluşturan unsurlar üzerine tarihsel bir değerlendirme: 1877-1995

Bu çalışmadaki temel amaç, Batı Trakya Türklerinin çoğunlukken nasıl azınlık haline geldikleri ve Batı Trakya'da Türk azınlığı olarak yaşama savaşı bütün gerçekliği ile gözler önüne sermektir, 1877-1995 yılları arasında. İlk bölümde 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile başlayan zorlu süreç, Balkan Harbi, I. Dünya Savaşı ve sonrasında Yunanistan'ın egemenliği altına girişi anlatılmıştır. İkinci bölümde ise, Yunan Devleti altında Batı Trakya Türk azınlığının karşılaşmış olduğu sorunların neler oldu ele alınmıştır. Yöntem olarak literatür taraması yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucu göstermiştir ki, Batı Trakya Türk azınlığının eğitim, ekonomik, sosyal, siyasi ve Türk kimliğinin tanınması gibi acil çözüm bekleyen birçok sorunu bulunmaktadır. Bu sorunların çözüme kavuşması, Batı Trakya Türklerinin yaşama kalitesini olması gerektiği düzeye getireceği gibi Yunanistan ve Türkiye'nin ikili ilişkilerine de pozitif yansıması olacaktır.

Azınlık haklarıBalkan TürkleriBatı Trakya+7
Ahmet Can Hacıoğlu
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni Türk Ticaret Kanunu'na göre anonim ortaklıklar hukukunda azınlığın bilgi alma ve inceleme hakkı yoluyla korunması

Anonim ortaklıklar, ekonomik ve hukuki yaşamımızın önemli bir parçasıdır. Tüzel kişiliği haiz olan anonim ortaklıklar, toplum içinde sosyal bir organizma olarak serbestçe hukuki işlemler yapabilmektedir. Tüzel kişilerin faaliyetlerini sürdürebilmesi hem dış hem de iç ilişkide iletişim ile mümkündür. Çünkü tüzel kişiliklerde irade oluşumu iletişime bağlıdır. Bu nedenle, kanun koyucu, anonim ortaklıkların organizasyonuna büyük önem vermektedir. Örneğin, kanun koyucu, anonim ortaklıklarda zorunlu organları ve bu organlar arasındaki ilişkileri, önemli ölçüde ve doğrudan doğruya Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlemiştir. Organlar ve organ üyeleri arasındaki ilişki iletişim gerektirmektedir. Tüzel kişilerdeki iletişimin konusu daima "bilgi"dir. Anonim ortaklıklar, pay sahiplerinden oluşmaktadır. Pay sahipleri, yatırımlarını yönetmek ve ortak sıfatından kaynaklanan haklarını kullanmak için ortaklık hakkında bilgiye ihtiyaç duyarlar. Bu çalışma, Türk Ticaret Kanunu'nun özellikle pay sahiplerinin bilgilendirilmesine yönelik hükümlerini değerlendirmektedir. Çalışmanın ana hipotezi, yasada çeşitli hükümlerde yer almasına rağmen, anonim ortaklıklarda üç aşamadan oluşan bir bilgilendirme sisteminin var olduğu savunusudur. Bu nedenle, pay sahibinin bilgilendirilmesine yönelik tüm kurallar, aynı yasal zeminde ve söz konusu sistem gözetilerek, yorumlanmalıdır. Bunun için önce, söz konusu sistemin oluşturulmasının ardında yer alan ekonomik ve yasal gereklilikler ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra, bu genel esaslar temelinde, pay sahibinin talebe bağlı bilgilendirmeye yönelik haklarına ilişkin yasal hükümler sistemli bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada aynı zamanda, pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarını dava yoluyla kullanımı da değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeni Türk Ticaret Kanunu, Anonim Ortaklıklar Hukuku, Bilgi Alma Hakkı, İnceleme Hakkı.

Anonim ortaklıklarAzınlık haklarıAzınlıklar+7
Direnç Akbay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin Türkiye'deki azınlıklar konusuna yaklaşımının Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine etkileri

Etnik ve dini azınlıklar Avrupa Birliği gibi uluslar üstü kuruluşların çatısı altında ulus-devletlerde olduğundan daha etkili bir siyasi aktör olarak yer bulmaktadırlar. Öte yandan, AB devletlerin egemenliğini kısıtlayan unsurlar arasında güçlü sivil toplum yanısıra siyasal ve kültürel haklarını tam olarak kullanabilen azınlıkların bulunmasından memnun görünmektedir. Hiç kuşkusuz, AB'nin bu duruşu azınlıkları iki yönlü olarak olumlu etkilemektedir. Uluslararası hukuk bağlamında ilan etmiş olduğu azınlıklar yanısıra çok sayıda etnik ve dini gurubu barındıran Türkiye açısndan ise AB'nin bu politikalarının bazı sonuçları bulunmaktadır.Hiç kuşku yok ki, AB'ye tam üye olabilmenin siyasi koşullarından biri, insan hakları ve azınlıklara saygı gösterilmesi ve korunmasını garanti eden kurumların işletilebilmesidir. Böylelikle Türkiye'nin AB üyeliği açısından ülkedeki azınlıkların durumu daha da hayati hale gelmektedir.Bu bağlamda, bu çalışmada azınlık kavramı ile azınlık haklarının gelişimi ve hukuk kaynaklarındaki yeri incelenmekte, Türkiye ve AB'nin azınlık haklarına bakışı ışığında Türkiye-AB ilişkileri değerlendirilmektedir.

Avrupa BirliğiAzınlık haklarıAzınlıklar+1
Ayşe Köse
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde Rum azınlıklar

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyelik süreci ile azınlık hakları konusu Türk siyaset gündeminde yerini göstermeye başlamıştır. Gayrimüslim azınlıkların bir bölümü olarak Rum azınlık hakları konusunda Avrupa Komisyonu'nun hazırladığı ilerleme raporlarındaki pek çok uyarı ve isteğe rağmen, Türkiye bu konuda ilerlemeyi çok zorlanarak gerçekleştirmiştir, hatta bazı alanlarda hiç ilerleme sağlanamamıştır. Bu alanların içinde Heybeliada Ruhban Okulu'nun durumu, Rum azınlıklara ait vakıfların mal ve mülk edinmesi ile ilgili konular, ibadethanelerin açılması ve açık durumdaki ibadethanelerin onarılması ile ilgili konular ve benzerleri bulunmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin neden beklenen ilerlemeyi kaydedemediği sorusunu cevaplayabilmek için karşılaştırmalı siyaset yaklaşımlarından kültürel yaklaşım ile açıklama getirip, Türk siyasi kültürünü şekillendiren unsurlar arasında, yaygın milliyetçilik ve Sevr Sendromunun oluşturduğu güvenlik kültürünün reformlar üzerindeki olumsuz etkisini inceleyecektir.

Avrupa BirliğiAzınlık haklarıAzınlıklar+5
Onur Atılgan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

The Kurdish question in Turkey from the European Union perspective

Today, the Kurdish Question is still one of the most important problems of Turkey. This problem is also a barrier in front of Turkey to become a member of the EU. If we look at the progress reports, which are released by the EU Commission annually, we can see the importance of the problem in terms of the EU. Because the EU has some values and says quite definitively that if one country wants to become a member of the Union, it has to protect these values. As known, Turkey is a country, which wants to be a member of the Union. In this context, there are some rules that are determined in the Copenhagen Criteria, which Turkey has to fulfill. The EU owed its existence to the values of the European Union. These values are such ones as democracy, respect to human rights, minority rights and freedom of expression which are defined in the European Convention on Human Rights. We also know that, all the states parties to the European Convention on Human Rights have integrated the European Convention on Human Rights with their national legislation. In this way, the European convention on human rights has gained the status of becoming a part of the internal legal system and become binding for the national courts and entire public authorities. The following result comes out from this: the European convention on human rights is binding for each state party and if a decision taken by the national courts is reversed by the European court of human rights, the decision of the European court of human rights will be valid. In this context, since Turkey is one the state parties of the European convention on human rights, we will discuss the situation of Turkey regarding Human rights and minority rights. In this sense, in general, I will try to find answer `how the intention of Turkey to became a member of the EU help the Kurdish question to be solved? in the light of the EU?s value. During analyzing my thesis this question is to be my guide question.

European UnionMinority rightsKurdish question+2
Mehmet Ali Göngen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme ve azınlık hakları bakımından bir muhteva tahlili Yeni Dönem gazetesi (Kosova)

Yeni Dönem Gazetesi, 24 Kasım 1999 tarihinde haftalık gazete olarak yayın hayatına başlamıştır. 10 yıl boyunca aralıksız yayın yapan gazete, 17 Temmuz 2008 tarihine kadar toplam 436 sayı çıkarmıştır. Kosova'da Türkçe yayın yapmış bir gazete olarak; Kosova Türklerinin günlük yaşamlarında seyreden olaylar, Türk dernekleri ve sanat topluluklarına ilişkin haberlerin yanı sıra, topluluğu ilgilendiren; anadilde eğitim, kamuda temsil ve Türkçenin resmi düzeyde kullanımı ve Balkan coğrafyası, Türkiye ve dünya siyasetinden haberlere yer vermiştir. Gazetenin kuruluş yılında Kosova'da yaşanan savaşa NATO müdahale etmiştir. Müdahale sonrası ülke yönetimi yeni bir sürece girmiştir. NATO müdahalesi sonrasında ülkeyi yöneten UNMIK, "yapılandırma" gerekçesiyle yeni bir anayasa taslağı hazırlamıştır. Düzenlenen yeni anayasa taslağında, 1974 Yugoslavya Anayasası'nda Türklere tanınan yüksek düzeydeki haklara yer verilmemiştir. Kamusal alanda Türkçenin kullanım hakkı, eğitim-öğretim hayatı ve basın-yayın alanı olmak üzere her alanda yüksek düzeyde yitirilen bu hakları Yeni Dönem Gazetesi dört başı mamur biçimde ele almıştır. Kosova Türklerinin sorunlarına çözüm yolu aramayı varlık nedeni olarak tanımlayan Yeni Dönem, meseleyi yayın politikası haline getirmiştir. Gazete, Kosova Türklerinin yaşadığı bu hak kaybını; azınlık hakları, topluluk hakları ve çok kültürlülük mefhumları çerçevesinde incelemiştir. Bu kavramlar, küreselleşme sürecinde gündeme gelen tartışmaları kapsamaktadır. Sosyal bilimlerde de yer alan bu tartışmalar, küreselleşme kavramıyla ulus-devletin bekası ve azınlık toplulukların hakları ilişkisi bağlamında yapılmaktadır. Bu nedenle çalışmada, küreselleşme olgusunun siyasi ve kültürel boyutlarına yer verilmiştir. Ayrıca çalışmada, küreselleşme sürecinin oluşturduğu kurumlar olarak değerlendirilen bölgeselleşme ve yerelleşmeyle gündeme gelen; azınlık hakları, kültürel haklar ve çok kültürlülük politikalarının ulus-devletin işlevlerine ve toplum içinde yer alan topluluklara olan etkileri alt başlıklar altında tartışılmıştır. Literatürde yer alan bu tartışmalar, Kosova Türklerinin tarihsel süreçte karşılaştığı kimlik politikaları sorunlarıyla ve Yeni Dönem Gazetesi'nin Kosova Türklerinin yitirdiği hakları savunmak için başvurduğu kavramlarla örtüşmektedir. Çalışmada, hem bu tartışmalardan hareketle hem de gazetenin kendisini Kosova Türklerinin temsilcisi olarak görmesi nedeniyle gazetenin tüm meselelere bakışı topluluk medyası bağlamında ele alınmıştır. Yeni Dönem Gazetesi'nin haklar meselesine ve bölümlerinde yer verdiği diğer meselelere dair haber ve köşe yazıları içerik analizi yöntemiyle incelenerek yayın politikası ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Küreselleşme, Azınlık Hakları, Kimlik, Çok Kültürlülük, Kosova Türkleri

Azınlık haklarıAzınlıklarGazeteler+4
İlker Aşıkferki
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects