Level of knowledge

466 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin hastalara fiziksel tespit uygulamaları ve bilgi düzeyleri

Yoğun bakım ünitelerinde, hastaların güvenliğinin sağlanması için yaygın olarak kullanılan yöntemlerden birisi fiziksel tespit uygulamasıdır. Ancak fiziksel tespit uygulamasının hastalarda fiziksel ve psikolojik birçok zarara neden olabileceği belirtilmektedir. Bu çalışmada yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin fiziksel tespit uygulama durumları ve bu konu hakkındaki bilgi düzeyleri araştırıldı. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikteki bu çalışma, Ağustos 2018- Aralık 2018 tarihleri arasında, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi il sınırları içinde bulunan bir devlet hastanesinin, erişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşireler üzerinde yürütüldü (n=83). Araştırma verileri, hemşirelerin demografik özelliklerini içeren bilgi formu ve "Hemşirelerin Fiziksel Tespitlere İlişkin Bilgi Düzeyi, Tutum ve Uygulamaları Ölçeği" ile toplandı. Verilerin istatistiksel analizi NCSS 2007 programında aritmetik ve yüzdelik ortalamalar, Mann-Whitney U testi, Kruskal- Wallis, Pearson korelasyon, Spearman korelasyon ve Student- t testi ile yapıldı. Araştırmada; yoğun bakımda çalışan hemşirelerin, fiziksel tespit kullanımı ölçeğinin bilgi boyutundan ortalama 8,2±1,8, uygulama boyutundan ortalama 36,5±3,8, tutum boyutundan 37,7±4,3 puan aldıkları saptandı. Fiziksel tespit ile ilgili eğitim alan hemşirelerle, almayanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Meslek yıllarıyla arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı bir fark bulunmazken (p>0,05), yoğun bakımda çalışma süresiyle uygulama puanı arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur (p<0,05). Çalışılan birimler karşılaştırıldığında, yoğun bakımlar arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<0,05). Fiziksel tespit konusunun bilimsel dayanakları olması gerektiği, eğitimlerin arttırılması, yasal düzenlemeler ve alternatif yöntemlerin geliştirilmesi önerilir. Anahtar kelimeler: Fiziksel Tespit, Yoğun Bakım, Hemşirelik, Bilgi

Bilgi düzeyiFiziksel tespitHemşireler+4
Zehra Kabakoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afet ve acil durumlarda hemşirelerin ilk yardım bilgi düzeyleri, Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi örneği

Afetler normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, teknolojik veya insan kaynaklı olaylar olarak tanımlanmaktadır. İnsanlar afetlerle ilk karşılaştıklarında afetlerin üstesinden gelmekte zorlanmaktadırlar. Bu araştırmanın amacı afetlerin meydana gelmesini takip eden ilk saatlerden itibaren hayatta kalma, tahliye, ilk yardım, triaj, kimyasal, biyolojik, radyasyon, nükleer saldırılar gibi konularda hemşirelerin hazır oluşluk düzeylerinin belirlenmesidir. Bu çalışmanın örneklemini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde çalışan 181 gönüllü hemşire oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen soru formu kullanılmıştır. Verilerin analizi, "SPSS for Windows 22" paket programı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı analizler yapıldıktan sonra karşılaştırmalı analizlerde parametrik varsayımların yerine geldiği durumlarda Varyans analizi, Student's t testi, Correlations analizleri, parametrik varsayımların gerçekleşmediği durumlarda Kruskal Wallis analizi kullanılmıştır. Anlamlılık değeri p<0.05 olduğu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Katılımcıların afetlere hazır oluşluklarında temel yeterlilik ölçeği ortalama puanları 3.23±0.73 olarak bulunmuştur. Katılımcılar afetlere hazır oluşluklarında temel yeterlilik uygulamalarını yapabileceği belirlenmiştir. Katılımcıların İlk Yardım Bilgi Düzeyi ortalama puanları 71.86±18.52 olarak bulunmuştur. Hemşirelerin ilk yardım bilgi düzeyleri yüksek düzey olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, afet eğitimi almış ve eğitim seviyesi yüksek olan hemşirelerin afetlere karşı daha hazır oldukları saptanmıştır. Hastanelerde her yıl düzenli olarak yapılan tatbikatlarda hemşirelerin daha aktif rol alması gerekmektedir. Hemşirelerin kurum içinde afet ve acil durumlar ile ilgi verilen eğitimlere katılımlarının artırılması önerilmektedir. Entegre Afet Yönetim Sistemi kapsamında hemşirelerin afet yönetimi safhalarındaki görev ve sorumlulukları artırılmalıdır.

Acil hemşirelikBilgi düzeyiDoğal afetler+5
Yücel Bulut
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hastaların akılcı ilaç kullanımına yönelik bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesi: Tekirdağ Süleymanpaşa İkinci Basamak Sağlık Kuruluşları örneği

Bu çalışmada Tekirdağ İli Süleymanpaşa İlçesi'ndeki ikinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastaların akılcı ilaç kullanımı ile ilgili bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ilk iki bölümünde akılcı ilaç kullanımı ve akılcı olmayan ilaç kullanımına dair teorik çerçeve çizilmiştir. Çalışmanın saha araştırması bölümünde nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme metodu kullanılmış, görüşülecek kişilere Tekirdağ ili Süleymanpaşa İlçesi'ndeki ikinci basamak sağlık kuruluşlarından hizmet alan bireyler arasından kartopu yöntemi ile ulaşılmıştır. Görüşülen bireylerin ilaç kullanımı ve ilaç saklama koşulları bilgileri, gereksiz antibiyotik kullanma ve yazdırma alışkanlıkları, ilaç yan etkisi durumundaki davranışları ve internetten tedavi amaçlı ürün alma alışkanlıkları derinlemesine görüşmeler ile irdelenerek değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, burada sıralanan hususlarda kadınların erkeklere oranla farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu, kronik hastalıkları olan katılımcıların diğer katılımcılara göre akılcı ilaç kullanımında daha dikkatli oldukları görülmüştür. Reçetesiz ilaç kullanımı alışkanlığının eğitim seviyesi yükseldikçe arttığı, ilkokul mezunlarının ilaç kullanımı konusunda doktora daha sık danıştığı görülmüştür. İlaç ve hastalıkların besinlerle etkileşimi ve tarihi geçen veya bozulan ilaçların imhası konusunda bilgi seviyesinin oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir. Akılcı ilaç kullanımının önemine ve bu konuda yapılması gerekenlere ilişkin bilgilendirme faaliyetlerinin sayı ve yoğunluğunun arttırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Akılcı ilaç kullanımıBilgi düzeyiHastalar+3
Sebahat Bağrıyanık
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bir kamu hastanesinde çalışan sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi

Bu çalışma sağlık personellerinin basınç ülserlerini önlemeye yönelik bilgi durumları ve tutumlarının incelenmesi amacıyla planlandı. Mart 2021- Mayıs 2021 tarihleri arasında İstanbul'da bir kamu hastanesinde çalışan ve araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 145 sağlık personeliyle yürütüldü. Araştırma öncesi gerekli izinler alındı. Veri toplama aracı olarak, Kişisel bilgi formu, Basınç Ülserini Önlemede Bilgi Değerlendirme Ölçeği (BÜÖBDÖ) ve Basınç Ülserini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği (BÜÖYTÖ) kullanıldı. İstatiksel analiz için NCSS (Number Cruncher Statistical System) programı kullanıldı. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatiksel metodlar, Shapiro-Wilk testi, Student-t testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizi kullanıldı ve p<0,05 istatiktiksel olarak anlamlı kabul edildi. Katılımcıların yaş ortalaması 34,4±7,78 yıl olup, %82,1' i kadın ve %73,1'i lisans mezunu idi. %75,2'sinin daha önce basınç ülseri açılan hastaya bakım verdiği belirlendi. BÜÖBDÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik bilgi düzeyinin yetersiz olduğu, eğitim durumu ve çalışılan görev gibi durumların BÜÖBDÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği belirlendi. BÜÖYTÖ toplam puan ortalamasına göre katılımcıların basınç ülserini önlemeye yönelik tutumlarının olumlu olduğu, katılımcıların cinsiyet, çalışılan görev, risk değerlendirme, basınç ülseri açılan hastaya bakım verme ve okul eğitimi dışında alınan eğitim gibi durumların BÜÖYTÖ toplam puanını anlamlı olarak etkilediği saptandı. Katılımcıların BÜÖBDÖ ile BÜÖYTÖ toplamından aldıkları puanlar arasında pozitif yönlü çok zayıf ilişki bulundu. Sonuç olarak araştırma bulguları, sağlık personellerinin basınç ülserini önlemeye ilişkin tutumlarının olumlu, bilgi düzeylerinin ise yetersiz olduğunu ortaya koydu. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri, sağlık çalışanı, tutum, bilgi, hemşirelik bakımı

Basınç ülserleriBilgi düzeyiHastaneler+6
Burak Çağrı Ağçay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadın sağlık çalışanlarının, üreme sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Çalışmamız Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde çalışmakta olan reprodüktif çağdaki kadın sağlık çalışanlarının üreme sağlığı hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın katılımcıları Temmuz-Aralık 2020 tarihleri arasında doktor, hemşire\ebe olan kadın sağlık çalışanları olmuştur (n=206). Tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir çalışmadır. Veriler anket formu ve Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Ölçeği kullanılarak online olarak toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde, SPSS 22.0 programı ile frekans ve yüzde analizlerine ek olarak ortalama, standart sapma, ki-kare testinden faydalanılmıştır. Çalışmaya katılan 22-28 yaş aralığındaki kadınlar, tüm katılımcıların %51'ini oluşturmakta ve yaş ortalaması 30,62± 5,93 yıl idi (min 22 yaş-max 49 yaş). %46,1'i doktor, %36,4'ü hemşire, %5,8'i ebe olarak çalışmaktaydı. %53,4'ü evliydi ve evli olanların %16,4'ünün eşi ile arasında akrabalık bağı vardı. İlk cinsel ilişki yaşı ortalaması 24,5 yaş olup ilk evlilik yaşı ortalama 25,8 yaş, ilk gebelik yaşı ortalama 27,8 yaş olarak bulunmuştur. en çok bilinen AP yöntemleri sırasıyla kondom %12,9, oral kontraseptifler %11,5 ve RİA %11 olarak bulundu. En çok kullanılan AP yöntemleri ise sırasıyla kondom %33,3, oral kontraseptifler %24,5, geri çekme %15 idi. Gebelerin tamamının gebelik izlemleri yapılmış ve doğum yapanların %92,2'sinin lohusalık izlemleri yapılmış. Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Ölçeğinde 55 soru bulunmaktaydı. Doktor ve hemşire/ebe grupları beraber değerlendirildiğinde, verilen doğru yanıt yüzdeleri 29 soru için %80 ve üzerinde idi. Sonuç olarak; kadın sağlık çalışanlarının üreme sağlığı açısından hem hizmet veren hem hizmet alan olduklarından farkındalıklarının artırılması önemlidir. Üreme sağlığı farkındalığının artması ve gelişmesi, çalışmamızla ve gelecekteki çalışmalarla sağlanacaktır. Anahtar kelimeler: Kadın, Üreme Sağlığı, Sağlık Çalışanı

Bilgi düzeyiDavranışKadınlar+4
Ayça Dağdelen
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kadınların anne sütü ve emzirme hakkında bilgi düzeyleri ve tutumları

Anne sütü yenidoğanın sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için gerekli tüm besin ihtiyacını karşılayan biyoyararlılık açısından en uygun, sindirimi rahat, doğal ve mucizevi bir besin kaynağıdır. DSÖ, doğum sonrası en kısa sürede anne sütü ile beslenmenin başlamasını, yaşamın ilk 6 aylık döneminde sadece anne sütü ile beslenmeyi sonrasında 2 yıl anne sütüne devam edilmesini önermektedir. Bu çalışmada aile hekimliği polikliniğine başvuran anne ve anne adaylarının, anne sütü ve emzirme hakkındaki bilgi düzeylerini ve tutumlarını değerlendirmeyi amaçladık. Çalışmamızın katılımcıları Haziran-Aralık 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Polikliniğine başvuran anne ya da anne adayı olan gönüllü erişkinlerdir (n=264). Çalışmamız tanımlayıcı tipte kesitsel bir çalışmadır. Veriler literatür araştırması sonucu tarafımızca hazırlanan anket ile toplanmıştır. Araştırmada verilerin analizinde, SPSS 24.0 programı ile frekans ve yüzde analizlerine ek olarak "Mann-Whitney U" ve "Kruskal-Wallis H" testlerinden yararlanılmıştır. Çalışmamızda anne sütü ve emzirme bilgi düzeyi 100 üzerinden ortalama 71,61 olarak bulunmuştur. Yüksek eğitim düzeyindekilerin bilgi düzeyleri düşük eğitim düzeyindekilere göre, çalışan kadınların bilgi düzeyleri ev hanımı olanlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Eşi yüksek eğitim düzeyinde olanların bilgi düzeyleri eşi düşük eğitim düzeyindekilere göre, ailesinin geliri >6000 TL olanların bilgi düzeyleri, <3000 TL ve 3000-6000 TL olanlara göre anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p<0.05). Çalışmamızda katılımcıların %24,2'si 0-6 ay, %21,6'sı 6-12 ay, %43,6'sı 12-24 ay ve %10,6'sı 24 aydan daha uzun süre ile bebeklerini emzirmişlerdir. 0-6 ay emzirenlerin ağırlıklı olarak yüksek eğitim düzeyinde, 6-12 ve >12 ay emzirenlerin ise ağırlıklı olarak düşük eğitim düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmamızda aile hekimliği birimlerinden anne sütü ve emzirme danışmanlığı alanların oranı %67,4'dür. Katılımcılar sağlık profesyonelleri haricinde anne sütü ve emzirme ile ilgili bilgi kaynağı olarak %29,9'u sosyal medya, internet, televizyon programlarından; %40,2'si kitap, dergi ve broşürlerden; %56,8'i çevresindeki tecrübeli insanlardan faydalanmıştır. Sonuç olarak; anne sütü ve emzirme eğitimleri sağlık profesyonelleri tarafından yüz yüze ve uygulamalı olarak, sosyoekonomik düzey fark etmeksizin tüm bireylere hitap edecek şekilde ve teknolojik imkanlardan olabildiğince faydalanılarak verilmelidir. Bu konuda birinci basamak aile sağlığı merkezlerinin etkinlikleri arttırılmalı, anne ve adaylarının tümüne ulaşılması hedeflenmelidir.

Anne sütüBilgi düzeyiEmzirme+2
Tansu Gözütok
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi hastanesi asistan hekimlerinin teletıp (Uzaktan sağlık hizmetleri) hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi asistan hekimlerinin teletıp hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarını araştırdığımız aynı zamanda teletıpla ilgili farkındalık oluşturmayı amaçladığımız çalışmamıza 192 kişi dahil edilmiştir. Asistan hekimlerin rızası alınarak yüz yüze ve online anket yoluyla 1 Haziran 2022- 1 Ekim 2022 tarihleri arasında yürütülen bu çalışma gözlemsel tipte kesitsel bir çalışmadır. Anketteki ilk 6 soru katılımcıların sosyodemografik özelliklerini tanımlamak amacıyla, geriye kalan 30 soru ise katılımcıların teletıp uygulamaları hakkındaki görüşlerini tespit etmek amacıyla oluşturulmuştur. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri incelendiğinde; %47,4'ünün kadın, %52,6'sının erkek olduğu, %67,7'sinin dahili bilimlerde, %25'inin cerrahi bilimlerde, %7,3'ünün temel bilimlerde çalıştığı ve yaş ortalamalarının 29,9 olduğu görülmektedir. Çalışmamızda katılımcıların, %77,6'sının teletıbbın gelecek sağlık sistemi için faydalı olacağını düşündüğü, %74'ünün pandemi sürecinin teletıbba bakışını etkilediği ve %64,1'inin teletıbbı kendi branşında uygulanabilir gördüğü tespit edilmiştir. Teletıbbın radyoloji, patoloji, dermatoloji, psikiyatri, pediatri, dahiliye, aile hekimliği, nöroloji ve kardiyoloji alanlarında kullanılabileceğini düşünenler, teletıbbın gelecek sağlık sistemi için faydalı olacağı yönünde daha fazla olumlu görüş bildirmiş olup bu durum istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçlar ve yapılan geniş literatür araştırmalarına göre; teletıbbın birçok avantajının olduğu hali hazırda çok sayıda ülkede aktif ve yaygın olarak kullanıldığı, teletıbbın birçok alanda kullanılabileceği, sağlık hizmetine erişimi kolaylaştırdığı ve böylece ihtiyaç halinde daha çok hastaya ulaşılabilmesine imkân sağladığı görülmüştür.

Bilgi düzeyiDoktorlarElektronik sağlık+7
Hamit Avcı
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Edirne il merkezindeki bir kamu hastanesinde hemşirelerin COVID-19'dan korunma bilgileri ile izolasyon önlemlerine uyum ölçeği değerlerini etkileyen kimi faktörlerin belirlenmesi

COVID-19 hastalığı kısa süre içerisinde pandemi durumunu almış ve hasta kişilerin bakımında etkin rol oynayan hemşirelerin iş yükü ve hastalığa yakalanma riskleri artmıştır. Bu nedenle çalışmamızın amacı Edirne il merkezindeki kamu hastanesinde çalışan hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumunun ölçülmesi, COVID-19 hastalığından korunma bilgilerinin saptanması ve bunları etkileyen kimi faktörlerin belirlenmesidir. Araştırmamız kesitsel nitelikte bir çalışma olup çalışmamıza pandemi yoğun bakım servisi, pandemi servisi, acil servis ve diğer servislerden 220 hemşire katılmıştır. Yüz yüze görüşme tekniği kullandığımız çalışma 01 Mart ile 01 Kasım 2021 tarihleri arasında yapılmıştır. Katılımcılardan verilerin toplanması için demografik bilgi formu, COVID-19 hastalığı ve izolasyon uyum maddeleri, T.C. Sağlık Bakanlığı COVID-19 rehberi kaynak alınarak oluşturulan COVID-19 hastalığından korunma bilgi düzeyi değerlendirme maddeleri ve İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeğinden yararlanılmıştır. Katılımcıların 174'ü (%79,1) kadın, 46'sı (%20,9) erkek idi. Katılımcıların yaş ortalaması 33,20 ± 8,43 olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların %86,4'ü COVID-19 hastalığından korunma önlemlerine ilişkin eğitim aldıklarını ifade etmiştir. Katılımcılar COVID-19 hastalığında alınması gereken izolasyon önlemlerini % 99,1'i oranında, aerosol oluşturacak işlemler sırasında uygun kişisel koruyucu ekipman seçilmesini %93,6 oranında ve kişisel koruyucu ekipman giyme sırasını %92,3 oranında doğru bilmiştir. Katılımcıların İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeğinden aldıkları ortalama puan 78,91 ± 8,02 olarak tespit edilmiştir. Acil serviste çalışan hemşirelerin diğer üç serviste çalışan hemşirelere göre izolasyon önlemleri uyum ölçeği (İÖUÖ) alt boyutlarından anlamlı olarak düşük puan aldığı saptanmıştır. Toplanan verilere göre eğitim almış hemşirelerin İÖUÖ puanı eğitim almayan hemşirelere göre anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Hastanede görev yapan hemşirelerin COVID-19 izolasyon önlemleri ile ilgili eğitim alması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bilgi düzeyiCOVID 19Devlet hastaneleri+6
Aylin Şirin Köken Berberoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş üstü kadın hastaların meme kanseri ve tarama yöntemleri hakkındaki bilgi düzeyi ve davranışlarının değerlendirilmesi

Polikliniğine başvuran 18 yaş üstü kadın hastaların meme kanseri ve taramaları hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarını değerlendirmek, kadınlarda farkındalık oluşturmak, bilgi seviyelerini yükseltmek ve meme kanseri taramalarına olan katılımın artmasını sağlamaktır. Çalışmamız, tanımlayıcı ve kesitsel analitik tipte olup 01.01.2023 ile 01.06.2023 tarihleri arasında aile hekimliği polikliniğine başvuran 18 yaş üzeri 252 kadın hasta ile görüşülmüş ve katılımcılara 47 soruluk bir anket uygulanmıştır. Veri analizleri, SPSS 25.0 kullanılarak yapılmıştır. Tüm analizlerde p<0.05 istatistiki açıdan anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmamıza katılan kişilerin yaş otaması 34,43±12,15'tir. Katılımcıların %59,1'inin evli, %77,4'ünün üniversite mezunu, %58,3'ünün çalışan kişiler olduğu görülmüştür. Katılımcılardan %60,3'Ü KKMM yaptığını, %32,5'İ KMM yaptırdığını ve 40 yaş üstü olanların %60,5'i MMG çektirdiğini belirtmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğu MK'nın kadınlarda en sık görülen kanser olduğunu, erken tanınabildiğini ve tedavi edilebildiğini bilmiştir. Katılımcıların MK belirtilerine dair bilgileri MK risk faktörlerine yönelik bilgilerine oranla daha yüksek bulunmuştur. Meme kanseri hakkında bilgi almış olmanın, MK ve tarama yöntemlerinin bilinme ve uygulanma durumunu anlamlı şekilde artırdığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak meme kanseri hakkında kadınları bilinçlendirmek ve taramalara katılım oranlarını artırmak için; hekimler tarafından her muayenede bilgi verilip hatırlatılması, tüm ülkede düzenli eğitim programları planlanması ve bu konuda daha etkili bir takip sistemi oluşturulması gerektiğini düşünmekteyiz.

Bilgi düzeyiDavranışKadınlar+5
Büşra Osmanoğlu Ata
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakım hemşirelerinin basınç ülserleri ile ilgili bilgi tutum ve uygulamalarının değerlendirilmesi

Basınç ülserleri (BÜ), sağlık bakım hizmetindeki bilimsel ve teknolojik ilerlemelere rağmen dünyada morbidite ve mortalitesi yüksek olan ancak önlenebilen bir sağlık sorunudur. Multidisipliner bir sorumluluk olmasına rağmen diğer sağlık profesyonellerinden farklı olarak basınç ülserinin önlenmesinde hasta ile 24 saat beraber olan hemşirelere büyük sorumluluk düşmektedir. Bu çalışmanın amacı yoğun bakımda çalışan hemşirelerin basınç ülserleri ile ilgili bilgi, tutum ve uygulamalarını değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılan çalışmanın evrenini Gaziantep ili sınırları içindeki merkez ilçeler, Şehitkâmil ve Şahinbey'de yer alan bütün hastaneler oluşturdu. Bu ilçelerdeki hastaneler devlet, özel ve eğitim araştırma hastanesi olarak tabakalandırılmış ve basit rastgele yöntemle belirlenen Şehitkamil Devlet Hastanesi, Sanko Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi, Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkez binası, Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mücahitler Ek Binası, Abdulkadir Yüksel Devlet Hastanesi, Özel Hatem Hastanesi dahil edildi. Araştırmanın evrenini belirtilen bu hastanelerin yetişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışan 575 hemşire oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmeyerek araştırma kriterlerine uymayanlar, izinli olanlar ve katılmak istemeyenler dışarıda bırakıldı. Formu eksiksiz dolduran 442 hemşire ile araştırmayı tamamlandı. Veriler Haziran-Eylül 2021 tarihleri arasında toplandı. Verilerin toplanmasında Hemşirelerin Tanıtıcı Özellikleri Formu, Basınç Ülseri Önlemeye Yönelik Hemşirelik Uygulamaları Formu, Modifiye Pieper Basınç Yarası Bilgi Testi ve Basınç Ülserlerini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği kullanıldı. İstatistiksel analizler için SPSS sürüm 24,0 paket programı kullanılarak, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Student t, Mann Whitney U, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve LSD çoklu karşılaştırma testleri, Kruskal Wallis, All Pairwise çoklu karşılaştırma testi ve Spearman korelasyon katsayısı kullanıldı. Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 26,67±4,05, %60,9'u (n:269) kadın, %77,8'i (n:344) lisans mezunu, %45'i (n:199) genel yoğun bakım ünitesinde çalışmaktadır. Hemşirelerin basınç ülseri bilgi testinden (MPBYBT) ortalama 29,26±7,48 puan aldıkları ve basınç ülserleri ile karşılaşma sıklıkları, birimlerinde basınç ülserine yönelik bir protokol kullanma durumları, kendi yaptığı uygulamaları yeterli bulmaları ve EPUAP rehberini okuma durumlarının MPBYBT puanlarını etkilediği saptadı (p<0,05). Hemşirelerin basınç ülserini önlemeye yönelik tutum ölçeğinden (BÜÖYT) ortalama 40,85±6,28 puan aldıkları ve cinsiyet, eğitim durumu, çalışma şekli, birimlerinde basınç ülserine yönelik bir protokol kullanma durumları, bakılan hasta sayısı, kurumda basınç ülseri bakımını yapan kişi, kendi yaptığı uygulamaları yeterli bulmaları, EPUAP hakkında bilgisi olma durumları, EPUAP rehberini okuma durumları, basınç ülserlerini önlemeye yönelik eğitim alma durumlarının BÜÖYT puanlarını etkilediği tespit edildi (p<0,05). Ayrıca hemşirelerin MPBYBT puanları ile BÜÖYT puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Bu doğrultuda hemşirelere konunun önemini belirten, farkındalıklarını arttıran, olumlu tutum geliştirip bunları uygulamaya aktarmalarını sağlayacak her türlü hizmet içi eğitimlerin verilmesi, sertifikalı eğitim programlarına katılımlarının sağlanması ve kurumların kanıta dayalı uygulamalar ve uluslararası standartlara uygun basınç ülseri bakım protokolü belirleyerek uygunluğunun ve kullanımının denetlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri; Yoğun Bakım Hemşireleri; Bilgi Tutum ve Uygulama

Basınç ülserleriBilgi düzeyiHemşireler+5
Sümeyra Benan Çakır
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelere verilen ventrogluteal bölgeye intramüsküler enjeksiyon eğitiminin hemşirelerin bilgi, görüş ve uygulamayı tercih etme durumlarına etkisi

İntramüsküler (İM) enjeksiyon için kullanılan enjeksiyon bölgesi komplikasyonların en önemli belirleyicisidir. Hemşirelerin çoğunluğu İM enjeksiyonda dorsogluteal (DG) bölgeyi tercih etmekte ve güvenilir bulmaktadır. Bununla beraber, İM enjeksiyon için ventrogluteal (VG) bölgenin birçok yönden üstünlüğü vardır. Çalışmanın amacı, hemşirelere VG bölgeye enjeksiyon uygulaması ile ilgili verilen eğitimin hemşirelerin bilgi, görüş ve uygulamayı tercih etme durumlarına etkisinin belirlenmesidir. Çalışma ön test–son test tek gruplu yarı deneysel tasarımda yürütüldü. Çalışma için etik kurul izni, kurum izni ve hemşirelerin katılım izinleri alındı. Çalışmanın verileri, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi yetişkin acil servisinde Mayıs–Ağustos 2021 tarihleri arasında toplandı. Çalışmaya acil serviste çalışan ve çalışmayı kabul eden 30 hemşire dâhil edildi. Veriler hazırlanan "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Ventrogluteal Bölge Kullanımı Değerlendirme Formu", "Ventrogluteal Bölge Görüş Formu", "Ventrogluteal Bölge Bilgi Formu", "Ventrogluteal Bölge Eğitim Sonrası Değerlendirme Formu" ile toplandı. Veriler de sayı, yüzde, ortalama, standart sapma Friedman testi, Shapiro – Wilks testi, Wilcoxon testi, McNemar testi ve Mann Whitney-U testleri kullanıldı. Araştırma sonucunda, eğitim sonrası hemşirelerin %86,7 (n=26)'sinin VG bölge ile ilgili görüşlerinin olumlu yönde değiştiği, eğitim öncesi VG bölgeye ilişkin puan ortalaması 14,80+3,09 iken, eğitim sonrasında 18,50+1,68 olduğu (p<0,001), eğitim öncesinde VG bölgeye enjeksiyon uygulamayan 16 hemşirenin 7'si VG bölgeye enjeksiyon uygulamaya başladığı tespit edildi. Sonuç olarak; hemşirelere verilen VG bölgeye İM enjeksiyon eğitiminin hemşirelerin bilgi düzeyini arttırmada anlamlı düzeyde etkili olduğu, VG bölge ile ilgili görüşlerinin yüksek oranda olumlu düzeyde değiştiği, uygulamayı tercih etme durumlarında ise anlamlı düzeyde olmamakla birlikte VG bölgeye enjeksiyon uygulaması yaptıkları belirlendi. Hemşirelere düzenli aralıklarla VG bölgeye ilişkin eğitimlerin tekrarlanması ve becerilerinin değerlendirilmesi önerilmektedir.

Bilgi düzeyiDorsogluteal bölgeEnjeksiyonlar+6
Çisem Meteris
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bakım verici aile üyelerinin basınç yaralanmasını önleme konusunda bilgi düzeyinin belirlenmesi

Evde bakım gerekisinimi olan yatağa bağımlı hastalarda basınç yaralanması gelişme ihtimali çok yüksektir. Bu hastalara çoğu zaman evlerinde informal bakım vericiler/aile üyeleri tarafından bakım verilmektedir ve basınç yaralanmasının önemli bir kısmı hasta hastaneye gelmeden önce gelişmektedir. Bu nedenle basınç yaralanmasının önlenmesinde bakım verici aile üyelerinin bilgi düzeyi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, bakım verici aile üyelerinin basınç yaralanmasını önleme konusundaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlandı. Tanımlayıcı türde yapılan çalışmanın evrenini, Gaziantep ili sınırları içindeki Abdulkadir Yüksel Devlet Hastanesi ve SANKO Üniversitesi Hastanesi yataklı servislerinde, taburculuğu planlanan, basınç yaralanması gelişme riski olan ve evde bir aile üyesi tarafından bakım alacak hastalar ve hastaların bakım verici aile üyeleri oluşturdu. Çalışmanın örneklemine, araştırmanın yürütüleceği tarihler arasında araştırma kriterlerini karşılayan 105 hasta yakını dahil edildi. Veriler, Şubat- Nisan 2023 tarihleri arasında toplandı. Verilerin toplanmasında; Hasta ve Bakım Verici Aile Üyesi Tanıtıcı Formu ve Basınç Yaralanması Önleme Bilgi Testi kullanıldı. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programıyla frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Dunn's testi ve Spearman korelasyon analizi testi kullanıldı. Hastaların %38,1'i (n=40) erkek, %61,9'u (n=65) kadın ve yaş ortalaması 68,96 (SS (Standart Sapma)=18,07) idi. Hastaların %30,48'i serebrovasküler olay nedeni ile %28,57'si ise yaşlılık nedeni ile yatağa bağımlıydı. Bakım verenlerin %71,43'ü kadın (n=75), %28,57'si erkek (n=30) olup, yaş ortalaması 47,11 (SS=14,85), %47,62'si ilköğretim mezunu, %57,14'ü hastanın 1.derece yakını, %75,24'ü evli, %62,86'sı ev hanımı, %73,33'ünün çalışmadığı, %86,67'sinin sosyal güvencesi olduğu, %77,14'ünün gelirinin giderinden az olduğu tespit edildi. Buna ek olarak hastaların %28,57'sinde basınç yaralanması mevcuttu. Bakım veren aile üyelerinin Basınç Yaralanması Önleme Bilgi Testini doğru bilme oranı %58.82 dir. Bilgi testi puanı ile eğitim ve gelir düzeyi arasında anlamlı bir fark saptandı (p=0,006; p=0,002). Bakım verici aile üyelerinin basınç yaralanması önlemesi ile ilgili bilgiye ihtiyacı olduğu tespit edildi. Bu nedenle taburculuk planlaması içerisinde bu grup hastalasr için basınç yaralanmasının önlenmesi ile ilgili eğitime yer verilmesi ve evde sağlık hizmetleri birimi tarafından gereken izlemi yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Basınç Yaralanması; Evde Bakım; İnformal Bakım Verici; Hasta Yakını; Bilgi Düzeyi

Bakım verenlerBasınç ülserleriBilgi düzeyi+1
Handan Şen
Sanko University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Samsun ilindeki aile hekimliği asistanlarının periyodik sağlık muayeneleri hakkındaki bilgi düzeylerinin değerlendirilmesi

Amaç: Sağlığın korunması ve iyileştirilmesi olarak özetlenebilecek koruyucu sağlık hizmetlerinin, periyodik sağlık muayeneleri ile geliştirilmesi amaçlanmıştır. Periyodik sağlık muayenesi (PSM); kişileri, yaşadıkları toplumdaki mortalite ve morbiditeyi en çok etkileyen rahatsızlıkların risk faktörlerine yönelik, kişinin cinsiyet ve yaş gruplarına göre kanıta dayalı olarak muayene ve tarama testlerinin gerçekleştirilmesi, danışmanlık ve hasta eğitimi faaliyetleri ile bağışıklamayı da kapsayan hizmet sunumudur. Çalışmamızın amacı Samsun ilinde görev yapan ve ileride birinci basamak sağlık hizmetlerini yürütecek olan aile hekimliği asistanlarının, Sağlık Bakanlığının "Aile hekimliği uygulamasında önerilen periyodik sağlık muayeneleri ve tarama testleri" rehberine yönelik bilgi düzeylerini belirlemek ve bu konunun toplum sağlığı açısından önemini ve gerekliliğini vurgulamaktır. Gereç Yöntem: Analitik, kesitsel nitelikte planlanmıştır. Çalışmamızın evrenini Samsun ilinde çalışan 114 tam zamanlı aile hekimliği uzmanlığı (AHU), 23 sözleşmeli aile hekimliği uzmanlığı (SAHU) olmak üzere toplam 137 aile hekimliği asistanı oluşturmaktadır. Veriler, 2015 yılında yayınlanan Sağlık Bakanlığının "Aile hekimliği uygulamasında önerilen periyodik sağlık muayeneleri ve tarama testleri" adlı kılavuzdaki öneriler doğrultusunda, bu çalışmanın araştırıcıları tarafından literatürden yararlanılarak hazırlanmış olan veri toplama formundan elde edilmiştir. Veri toplama formumuzda ilk 14 soru, katılımcıların sosyodemografik özellikleri ilgili olup devamındaki 65 soru PSM hakkındadır. Çalışmada veri analizi için SPSS (Statistical Packet for The Social Science) 25.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde Kolmogorov-Smirnov testi, Spearman korelasyon analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, Games-Howell Post-Hoc testi, chi square test kullanılmıştır. Tüm analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda 137 kişilik evrende; 97 AHU, 21 SAHU asistanı olmak üzere toplamda 118 kişiye ulaştık. Katılımcıların %82,2'si (n= 97) AHU asistanı olup %17,8'i (n= 21) SAHU asistanıdır. Hekimlerimizin yaş ortalaması 30,58'dir. Hekimlerin %55,9'u (n= 66) kadın %44,1'i (n= 52) erkektir. Hekimlerin %41,5'i (n= 49) aile sağlığı merkezinde (ASM) çalışmış olup %58,5'i (n= 69) hiç ASM'de çalışmamıştır. PSM toplam bilgi puanında hekimlerin ortalaması 65 puan üzerinden 51,72±6,11'dir. PSM toplam bilgi puanı ile AHU asistanlarının aile hekimliği asistanlığında geçirdikleri yıl arasında düşük düzey pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (rho= 0,243 p= 0,016). Yaşı 40 yaş üstü olan hekimlerin (n= 9) diğer gruplara kıyasla PSM toplam bilgi puanı daha yüksek bulunmuştur (p= 0,047). Çalışmamızda hekimlerin, hekimlik yaptıkları yıl ile PSM toplam bilgi puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p= 0,032). PSM toplam bilgi puanı ile ilgili rehberi okuma durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (KW= 9,341 p= 0,025). ASM'de çalışma deneyimi daha fazla olan (6 yıl ve üzeri) hekimlerin PSM toplam bilgi puanı diğer gruplara göre yüksek bulunmuştur (p= 0,015). Asistanlık tipi SAHU olanların (n= 21) AHU olanlara (n= 97) kıyasla PSM toplam bilgi puanları daha yüksek bulunmuştur (Z= -2,481 p= 0,013). Sonuç: Aile hekimlerinin PSM hakkındaki bilgi düzeylerinin yeterliliği, koruyucu sağlık hizmetleri adına önem arz eder. İlgili rehberi okuma durumunun, meslekteki tecrübe ve pratiğin, ASM'de çalışma deneyiminin, AHU asistanlığında geçirilen sürenin PSM bilgi düzeyi üzerinde olumlu etkisi olduğunu saptadık. PSM'nin sahada standardize edilmesi adına bulgularımızın, aile hekimliği asistan eğitiminin gelecekteki güncellemelerinde ve eğitim içeriğindeki önceliklendirmede pay sahibi olmasını diliyoruz. Anahtar kelimeler: Periyodik sağlık muayenesi, Aile hekimliği, Koruyucu sağlık hizmetleri, Bilgi düzeyi

Aile hekimliğiBilgi düzeyiDoktorlar+4
Gizem Jülide Kalaycı
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarda sünnet operasyonuna yönelik bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmamızın amacı sünnet olacak olan çocukların ebeveynlerinde sünnet hakkındaki bilgi düzeyini değerlendirmek ve kontrol (başka bir sebeple polikliniğe başvuru yapan çocukların ebeveyni) grubuyla bilgi düzeylerini karşılaştırmak ve çıkan sonuçların ebeveynlerin sosyodemografik özellikleriyle ilişkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kadın ve Çocuk Hastalıkları Yerleşkesi'nde pandemiden önceki dönemde (2019 yılında) ve pandemi döneminde (2020 yılındaki) ilgili sağlık kuruluşunda yılda ortalama (6599+1801)/2= 4200 çocuğun sünnet edildiği, (385.076+120.514)/2=252.795 çocuğun ise hastaneye herhangi bir sebepten başvurusunun yapıldığı bu kişiler çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışmamızın yapılacağı 2 aylık süreç (1 Ocak 2022- 28 Şubat 2022) içerisinde, örneklem hesaplamasına göre %5 kabul edilebilir hata ve %95 güven seviyesi ile en az 249 vaka, 385 kontrol grubu olmak üzere toplam 634 ebeveyne ulaşılması gerekmektedir. Randomizasyonla belirlenen kişilerle 635 (250 vaka 385 kontrol grubu ) kişiye ulaşılmıştır. Veriler; ilgili konuda daha önce geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan bir ankete ulaşılamadığı için, literatür derlemesi ile oluşturduğumuz, çoktan seçmeli sorularla dizayn edilen 29 soruluk bir veri toplama formu kullanılarak çalışmaya katılma konusunda bilgilendirilmiş onamları alınan katılımcılarla yüzyüze görüşme yöntemi ile 2 aylık süreç içerisinde toplanmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel değerlendirmesi SPSS 15 programı kullanılarak yapıldı. İstatistiksel anlamlılık için p degeri 0,05'in altında ise anlamlı kabul edildi. Bulgular: Bu çalışmaya 481'i kadın (%75,7), 154'ü erkek (%24,3) olmak üzere toplam 685 kişi katıldı. Katılımcıların meslek grupları incelendiğinde en fazla %44,1'inin ev hanımı olduğu görüldü. %97,5'i evli iken %2,5'u dul veya bekârdı. Katılımcıların eğitim durumlarına bakıldığında %27,6'sı ilköğretim ve altında, %32,6'sı lise düzeyinde, %39,8'i önlisans ve üzerinde idi. Asgari ücret altında %10,7'lik, asgari ücret ve yoksulluk sınırı arasında olan %57,6'lık ve yoksulluk sınırının üstünde %31,7'lik bir kesim oluşturmaktaydı. Erkek çocuk sayısına bakıldığında en fazla 1 erkek çocuğu olanlar %62,8'lik oranla ilk sırada olduğu görüldü. Sünnet yapılan yerler incelendiğinde sırasıyla %82,4 ile hastane, %11,9 ile ev, %2,7 ile özel muayene, %2,0 ile toplu sünnet ortamı %1,0 ile asm (aile sağlığı merkezi) geliyordu. %76,9'u daha önceden çocuğunu sünnet ettirmiş, sünnet ettirenlerin %2,2'si 0-28 günlükken, %10,4'ü 1-6 aylık dönemde, %6,5'u 7-12 aylık dönemde, %29,9'u 1-3 yaş arasında, %29,2'si 3-6 yaş arasında, %21,7'si 6-12 yaş arasında sünnet ettirmiş. Sonuç: Çalışmamıza katılan ebeveynlerin sünnet hakkındaki bilgi seviyesi düşük çıkmıştır. Azımsanmayacak bir kısmının 3-6 yaş arasında sünnet ettiği görülmüştür. Hangi yaşta ve neden dolayı sünnet ettirilmesi gerektiği detaylıca anlatmak gerekmektedir. Önemli bir cerrahi işlem olan sünnete, toplum olarak daha bilimsel, bilinçli ve doğru şekilde yaklaşılması için sünnetin faydaları ve gerekliliği konularında eğitim vermek gerekmektedir.

Ana-babaBilgi düzeyiSünnet+2
Kemal Durmuşoğlu
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Samsun ili Atakum ilçesi Ömürevleri ve Cağaloğlu Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 18‐36 aylık çocuğu olan ebeveynlerin otizm spektrum bozukluğu hakkındaki bilgi düzeyleri ve farkındalıkları

Giriş ve Amaç: Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) sosyal iletişim ve sosyal etkileşimdeki eksikliklerin yanı sıra kısıtlı, tekrarlayan davranış, ilgi veya etkinlik kalıplarıyla karakterize, yaşam boyu süren bir nörogelişimsel bozukluktur. OSB'nin yaygınlığını saptayabilmek için verilerin doğru raporlanması esastır. Bu nedenle Amerikan Pediatri Akademisi, pediatrik sağlık hizmeti sağlayıcılarının, geçerli ve güvenilir bir tarama aracı kullanarak 18 ve 24 aylık dönemlerde otizm taraması yapılmasını önermektedir. Bu çalışmada 18-36 aylık çocuğu olan ebeveynlerde OSB hakkında bilgi ve farkındalık düzeyinin ve bunların bireysel faktörlerle ilişkisinin incelenmesini amaçladık. Materyal ve Metod: Araştırma Samsun ilinde Ömürevleri ve Cağaloğlu Aile Sağlığı Merkezlerinde 01.08. 2022– 31.01.2023 tarihleri arasında 18-36 aylık çocuk sahibi 354 ebeveyn ile gerçekleştirildi. Anket katılımcıların sosyo-demografik özellikleri, ebeveynlerin otizm spektrum bozukluğu hakkındaki bilinç düzeyi; çocukta olmasının otizmden şüphelenilmesi ve otizmin nedenleri, tanısı ve tedavisi hakkındaki düşünceler ile ilgili M-CHAT ölçeğinden uyarlanan sorulardan oluşturularak katılımcılara yüzyüze uygulandı. Tüm istatistiksel analizler Statistical Package for Social Sciences versiyon 22.0 yazılımı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğunu değerlendirmek için analitik yöntemler (Kolmogorov-Smirnov / Shapiro-Wilk'un testi) kullanılmıştır. Farklı gruplardaki oranları karşılaştırmak için uygun olan yerlerde Ki-kare testi (Fisher, Contunity ve Pearson) kullanıldı. Bulgular: Örneklemimiz 231 (%65,3)'i kadınlardan; 123 (%34,7)'ü erkeklerden oluşmaktaydı ve yaş ortalaması 34,9±5,66'ydı. Ebeveynlerin tamamına yakının (%99,2) daha önceden otizm diye bir hastalığı duyduğunu, %20,9'unun ise çevresinde otizmli bir birey olduğu belirlendi. Katılımcıların %68,9'unun tanının deneyimli uzman tarafından klinik görüşme ve gözlem ile konulduğunu ve %81,6'sının çocuğun konuşması geciktiğinde hemen doktora başvuracaklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca OSB'yi daha önceden duymuş olmasına rağmen en önemli bilgi kaynağının sosyal medya olduğu (%28,5), bilgi kaynağı olarak doktorların sadece %19,2 olduğu belirlenmiştir. Bir çocuğun iki kelimelik cümle kullanma yaşına 2 yaşına geldiğinde şeklinde doğru cevap verenlerde lise ve üniversite mezunu ebeveynlerin oranı artmışken, yanlış cevap verenlerde ilkokul ve ortaokul mezunlarının oranı anlamlı derecede yüksekti (p=0,002).M-CHAT sorularına doğru yanıt verme puanlaması incelendiğinde; ilkokul mezunları ile diğer eğitim düzeyinde olanlar arasındave işçi olanlar ile diğer meslek grupları arasında istatistiksel olarak farklılık olduğu saptandı (sırasıyla; p=0,010; p=0,006). Sonuç: Birinci basamakta erken tanı alma şansı olan çocuklar hızlı bir şekilde deneyimli uzmana yönlendirilerek erken müdahale şansı kazanabilirler. Buradaki başarı hem birinci basamaktaki sağlık çalışanlarının hem de çocukların ebeveynlerinin OSB hakkındaki bilgi, tutum ve davranışlarına ne kadar hâkim olduklarına bağlıdır. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Otizm, Farkındalık, Aile Sağlığı Merkezi, Aile Hekimi

Ana-babaBilgi düzeyiFarkındalık+5
Tuğba Babacan Gadiş
Samsun Üniversity
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Samsun ili Aile Sağlığı Merkezleri'nde çalışan aile hekimlerinin Human Papilloma Virüs (HPV) aşısı ile ilgili bilgi düzeyi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi

Amaç: Human Papilloma Virüs (HPV); epitel bölgeye tropizma gösterip benign cilt lezyonlarından anogenital bölge ve baş-boyun bölgesi kanserlerine kadar değişen spektrumda hastalıklara neden olabilmektedir. Bu hastalıklar içinde önemli olarak en sık karşımıza çıkan serviks kanseridir. Ülkemizde serviks kanseri kadınlarda görülen en sık dokuzuncu kanser olup jinekolojik kanserler içinde ise üçüncü en sık görülen kanserdir. HPV enfeksiyonunu önlemek için üretilen içindeki HPV genotiplerine göre değişen üç tip aşı bulunmaktadır. Bu çalışmada Aile Sağlığı Merkezleri'nde (ASM) görev yapan aile hekimlerinin HPV aşısı hakkındaki bilgi düzeyleri, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi ve çıkan verilerin literatüre kazandırılması amaçlanmıştır. Gereç Yöntem: Çalışma, 01.12.22-31.12.22 tarihleri arasında Samsun'da Aile Sağlığı Merkezleri'nde görev yapan aile hekimleri ile yapılmıştır. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, HPV ile ilgili bilgi soruları, serviks kanseri ve taraması ile ilgili bilgi soruları, HPV aşıları ile ilgili bilgi soruları ve HPV aşısı tutum ve davranışları ile ilgili sorular içeren 56 soruluk anket yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanmıştır. Veri analizi SPSS 26.0 paket programı ile yapılmış olup, istatistiksel olarak anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırma toplam 230 aile hekimi ile tamamlanmıştır. Hekimlerin %68,7'si erkek, %83'ü evli ve %35,2'sinin 15 yılın üzerinde aile hekimi olduğu saptanmıştır. HPV ile ilgili bilgi sorularına ortalama verilen doğru cevap %69,5 olarak bulunmuş olup hekimlerin sosyodemografik özellikleri ile ilişki olmadığı görülmüştür. Serviks kanseri ve taraması ile ilgili bilgi sorularına ortalama verilen doğru cevap %67,2 olarak bulunmuş olup cinsiyet ve yaş ile istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. 56 yaşın üzerindeki hekimlerin doğru cevap sayılarının azaldığı görülmüştür (p=0,027). Kadın hekimlerin doğru cevap ortalaması erkek hekimlere göre yüksek bulunmuştur (p=0,03). HPV aşıları ile ilgili bilgi sorularına ortalama verilen doğru cevap %71,7 olarak bulunmuş olup 35 yaşın altındaki hekimlerin, 10 yılın altında hekimlik yapanların, 5 yıl ve altında aile hekimliği yapanların, hastalarına aşıyı önerenlerin doğru cevap sayılarının arttığı görülmüştür (sırayla p=0,001, p<0,001, p=0,03). Aşıyı öneren aile hekimlerinin önermeyen aile hekimlerine göre HPV aşısı ile ilgili bölüme verdiği doğru cevap sayı ortalamalarının yüksek olduğu görülmüştür (p=0,044). HPV aşısı olan %1,7 aile hekimi olup hepsi kadındır. Aile hekimlerinin %17,4'ü aşı ile ilgili yeterli bilgiye sahip olduğunu söylemiş,%83,9'u aşının rutin programa alınmasını istemiş, %68,3'ü aşıyı önermiştir. Aile hekimlerinin en sık HPV aşısını önermeme nedeni %79,5 ile aşının Sağlık Bakanlığı ulusal bağışıklama programında olmaması ve %63 ile aşının maliyeti olarak saptanmıştır. Bunları takip eden en önemli neden %53,4 ile aile hekimlerinin kendilerini aşı ile ilgili yeterli bilgi ve tecrübeye sahip görmemesidir. Sonuç: Aşılama oranlarının artmasında en önemli faktörlerden biri olarak hekim önerileri bulunmaktadır. Ülkemizde birincil koruma kapsamında olan aşılama hizmetleri birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında aile hekimleri tarafından verilmektedir. Aşı önermeyi etkileyen en önemli faktörler aşının rutin programda olmaması, aşının maliyeti ve aile hekimlerinin bilgi ve tecrübe eksikliğidir. Aile hekimlerinin HPV aşısı hakkındaki bilgi eksikliklerinin giderilmesi için hizmet içi eğitimler verilmeli aşının rutin aşılama programına girmesi sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Aile hekimi; Human Papilloma Virüs; HPV Aşıları; Tutum

Aile sağlığı merkeziBilgi düzeyiDavranış+5
Merve Doğan Uygun
Samsun Üniversity · Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin perspektifinden işitme kaybı ve yenidoğan işitme tarama programları

Çalışmada annelerin işitme kaybına dair bilgi düzeyleri, yenidoğan işitme tarama programlarına dair memnuniyetleri ve algıladıkları stres düzeyinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bebeğine yenidoğan işitme taraması uygulanan 19-46 yaş aralığında 75 anne ile gerçekleştirilmiştir. Anneler yenidoğan bebeğe sahip olanlar ve 12-60 ay aralığında küçük çocuğa sahip olanlar olmak üzere iki grupta incelenmiştir.Her grup işitme tarama testine göre geçti sonucunu alanlar ve refere edilenler olarak ikiye ayrılmıştır. Değerlendirmede İşitme Kaybına Yönelik Anne Bilgi Düzeyi Kontrol Listesi, Yenidoğan İşitme Tarama Programı için Ebeveyn Memnuniyet Anketi ve Algılanan Stres Ölçeği kullanılmıştır. Bilgi düzeyi, memnuniyet ve stres faktörleri arasındaki ilişki incelendiğinde işitme kaybına yönelik bilgi düzeyinin tarama öncesi bilgilendirmeye dair memnuniyet ile negatif (p<0.05), toplam memnuniyet ile pozitif korelasyon (p<0.05) gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Tarama programına yönelik genel memnuniyet, personele (p<0,01) ve randevu sürecine (p<0,01) yönelik memnuniyet ile pozitif korelasyon göstermiştir. Tarama programına dair toplam memnuniyet puanları ile personel (p<0,01), randevu (p<0,01) ve genel memnuniyet (p<0,01) puanları arasında güçlü pozitif korelasyon elde edilirken tarama öncesi bilgilendirmeye yönelik memnuniyet ile negatif korelasyon elde edilmiştir (p<0.01). Personele yönelik memnuniyet ile bilgilendirmeye yönelik memnuniyet arasındaki ilişki negatif yönlü (p<0.05), randevu süreci memnuniyeti ile güçlü pozitif yönlü (p<0,01) elde edilmiştir. Annelerin stres düzeyi ile bilgi ve memnuniyet durumları arasında ise herhangi bir korelasyon elde edilmemiştir(p>0,05).Çalışmanın sonucunda gruplar arasında işitme kaybına dair bilgi düzeyi ve algılanan stres açısından anlamlı farklılık gözlenmezken memnuniyet düzeyleri arasında anlamlı fark elde edilmiştir. Bu farkın personel faktörüne bağlı olabileceği düşünülmüştür. Elde edilen bulguların işitme tarama programının iyileştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

AnnelerBebek-yenidoğmuşBebek-yenidoğmuş hastalıkları+5
Bilge Keskin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

30-70 yaş arası bireylerin kanser taramalarına yönelik bilgi, farkındalık ve tutumları

Kanser tarama testleri, kanser gibi yıkıcı bir global yükün erken teşhisinde rol alıp, büyük mortalite ve morbiditelerin önlenmesinde en ucuz ve kolay yöntemlerdir. Ulusal kanser tarama programına göre ülkemizde başlıca üç kanser taranmaktadır. Ancak toplumumuzda kanser taramalarına yeterince önem verilmemektedir. Bu çalışmanın amacı, 30-70 yaş arasındaki bireylerin kanser tarama testlerine olan bilgi, tutum ve farkındalıklarının belirlenmesi ve kanser taramaları hakkındaki bilgi düzeyleri ve taramalara karşı olan tutumları ile ilişkili olabilecek faktörlerin incelenmesidir. Çalışma tanımlayıcı tipte bir anket çalışması olarak planlanmıştır. Etik kurul onayı alındıktan sonra 22.04.2022-31.05.2022 tarihleri arasında, sosyal medya üzerinden 30-70 yaş arasındaki erkek ve kadınlara ulaşılıp üç aşamalı anket formu doldurtulmuştur. Google Forms üzerinden hazırlanan çevrimiçi anket, katılımcıların aydınlatılmış onamları anket başlangıcında alındıktan sonra doldurtulmuştur. Literatür taranarak elde edilen, 57 sorudan oluşan anketimizin birinci bölümünde sosyodemografik bilgiler, ikinci bölümünde Kanser Tarama Testlerine Yönelik Bilgi ve Farkındalık Anketi, üçüncü bölümünde ise Kanser Taramalarına Yönelik Tutum Ölçeği bulunmaktadır. Kanser Tarama Testlerine Yönelik Tutum Ölçeğini kullanmak için ölçek sahibinden izin alınmıştır. Çalışma için toplamda 544 bireye ulaşılmıştır. 17 birey yaş kriterini sağlamadıkları için örneklemden çıkarılmış ve toplamda 527 katılımcıya anket formu uygulanmıştır. Çalışma sonuçları IBM SPSS Statistics Premium 23 V istatistiksel bilgisayar paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi olarak p<0,05 kabul edilmiştir. Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 42,81±9,26 (max:70,0 min:30,0) yıl olarak hesaplandı. Katılımcıların %67,4'ü kadın, %76,1'i evli, %76,3'ü üniversite mezunu ve üstü idi. Katılımcıların %35,3'ünün kronik hastalığı olup, en sık hipertansiyon tanıları olduğu görüldü. Çalışmaya katılanların %3'ünde kanser tanısı olduğu ve kanser tanısı olanların %37,5'inin meme kanseri olduğu görüldü. Ulusal kanser tarama testleri varlığından haberdar olanlar, katılımcıların %73,4'ü iken, tarama grubunda olmasına rağmen en az bir kanser taraması yaptıranlar tüm katılımcıların %27,5'idir. Katılımcıların en sık yaptırdıkları tarama serviks kanseri taraması olup, taramalar hakkında bilgi kaynağı olarak en sık aile hekimini seçmişlerdir. Katılımcıların tarama ölçeğinden aldıkları ortalama puan 92,01±16,23 (min:54, maks:120), bilgi anketinden aldıkları puan ortalaması 2,7 (min:0, maks:6) idi. Yaş, çocuk sayısı, BMI, medeni durum, meslek, eğitim durumu, gelir düzeyi, alkol alışkanlığı, ailede kolon kanseri öyküsü, kanser taraması yapıldığını bilme, tarama testleri hakkında bilgi sahibi olma, bilgi kaynağı olarak branş hekimlerini kullanma, daha önce kanser taraması yaptırma, taramaların nasıl ve kaç yaşından itibaren yapıldığını bilme ile tarama testlerine karşı gösterilen tutum arasında anlamlı fark bulundu. Cinsiyet, yaş, çocuk sayısı, BMI, meslek, eğitim durumu, gelir düzeyi, sigara alışkanlığı, sosyal güvence, ailede kanser tanısı, ailede meme ve kolon kanseri öyküsü, kanser taraması yapıldığını bilme, tarama testlerini hakkında bilgi sahibi olma, daha önce kanser taraması yaptırma, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) bilgisi, bilgi kaynağı olarak branş hekimlerini tercih etmek ile tarama testleri hakkında bilgi düzeyleri arasında anlamlı fark saptandı. Çalışmada elde edilen veriler ışığında, kanser taramalarının toplum için yeterli düzeylerde olmadığı ve hedeflenen tarama kapsayıcılığından uzak olunduğu görülmüştür. Ayrıca, bireylerin kanser taramalarına olan tutumları olumlu gibi görünse de, taramalar hakkında bilgileri yetersizdir. Bu konuda başta aile hekimleri olmak üzere tüm hekimlere büyük görevler düşmektedir. Anahtar kelimeler: Kanser tarama, birinci basamak, kanserin erken teşhisi

Bilgi düzeyiFarkındalıkNeoplazmlar+2
Seval Tunç
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Süleyman Demirel Üniversitesi Isparta Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu İlk ve Acil Yardım Bölümü öğrencilerinin COVID-19 ile ilgili bilgi, görüş, davranış ve farkındalıklarının değerlendirilmesi

COVID-19, ilk olarak Çin'in Vuhan Eyaleti'nde Aralık ayının sonlarında ateş, öksürük, nefes darlığı belirtileri ile olan bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda 13 Ocak 2020'de tanımlanan bir virüstür. Dünya Sağlık Örgütü, 11 Mart 2020'de, 114 ülkede vakaları 118,000'i geçen ve 4291 ölüme sebep olan COVID-19'u ''Pandemi'' ilan etmiştir. Bu çalışmada, Süleyman Demirel Üniversitesi Isparta Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Bölümü öğrencilerinin COVID-19 ile İlgili Bilgi, Görüş, Davranış ve Farkındalıklarının belirlenmesi için çevrimiçi veri toplama formu uygulanmıştır. Veri toplama formu 6 bölümden oluşmaktadır. Anketi oluşturan ilk beş bölüm 56 sorudan oluşmaktadır ve anketin sonunda 17 maddelik Koronavirüs (COVID-19) Farkındalık Ölçeği bulunmaktadır. İlk bölümde sosyodemografik ve diğer bazı özelliklerin sorulduğu sorular bulunmaktadır. İkinci bölümde katılımcı ve ailesinin sağlığı ile ilgili sorular yer almaktadır. Üçüncü bölümde afet deneyimi ve eğitimi hakkında sorular; dördüncü bölümde salgın hastalıklar ile ilgili bilgi, görüş ve deneyimleri hakkında sorular, beşinci bölümde ise COVID-19 ile ilgili bilgi, görüş ve davranış soruları, son bölümde ise 17 maddeden oluşan ve öğrencilerin COVID-19 ile ilgili farkındalık düzeylerini belirleyecek olan Koronavirüs (COVID-19) Farkındalık Ölçeği bulunmaktadır. 1 Nisan 2021 - 1 Haziran 2021 tarihleri arasında yapılan bu araştırmaya, araştırmanın evrenini oluşturan 280 öğrenciden 162'si (%57,9) katılmıştır. Öğrencilerin yaşlarının ortalaması ve ortancası 21'dir. Öğrencilerin %67,3'ü (n=108) kadın, %33,3'ü (n=54) erkektir. Öğrencilerin %21,6'sı (n=35) daha önce COVID-19 geçirirken %78,4'ü (n=127) daha önce COVID-19 geçirmemiştir. Öğrencilerin %54,3'u (n=88) COVID-19 ile ilgili kişisel bilgilerini yeterli bulduğunu ifade ederken; %25,3'ü (n=41) yetersiz bulduğunu ve %20,4'ü (n=33) bu konu hakkında fikrinin olmadığını ifade etmiştir. COVID-19'a karşı aldıkları önleyici davranışlara bakıldığında kadın öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha az toplu taşıma araçlar ile seyahat ettikleri (X2=6,59, p<0,01), daha fazla bitkisel takviye edici gıdalar tükettikleri tespit edilmiştir. (X2=9,36, p<0,01) Öğrencilerin Koronavirüs (COVID-19) Farkındalık Ölçeğinin Hijyen Tedbiri Farkındalığı alt boyut toplam puanları incelendiğinde normal eğitimde öğrenim gören öğrencilerin puanları, ikinci öğretimde olanlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksektir. (t=2,21 p<0,05).

Afet tıbbıBilgi düzeyiCOVID 19+4
İrfan Çevik
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 pandemisinde bitkisel besinlerin ve besin destek ürünlerinin kullanımına yönelik tutum ve bilgi düzeyinin değerlendirilmesi

Kesitsel tipte planlanan bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının ve sağlık çalışanı olmayanların COVID-19'da bitkisel besin/besin destek ürünleri kullanımını ve bu ürünlere ilişkin inanışlarını saptamak, COVID-19'da bitkisel besin/besin destek ürünleri kullanımına ilişkin verilen beslenme eğitiminin sağlık çalışanlarının ve sağlık çalışanı olmayanların konu hakkındaki inanışları ile bilgi düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmanın birinci aşamasını 1767 birey, ikinci aşamasını 106 sağlık çalışanı ve 110 sağlık çalışanı olmayan birey tamamlamıştır. Birinci aşama Haziran-Aralık 2021 tarihleri arasında 43 sorudan oluşan çevrimiçi anket ile, ikinci aşama ise eğitim müdahalesi olarak çevrimiçi video iletişim uygulaması aracılığıyla sağlık çalışanları ve sağlık çalışanı olmayanlar için ayrı ayrı iki oturumda gerçekleştirilmiştir. Eğitimin etkinliği her grup için ayrı ayrı hazırlanan ön test-son test formlarıyla değerlendirilmiştir. Uygun katılımcılar sosyal medya aracılığıyla çalışmaya katılmaya davet edilmiştir. Bireylerin 1372'si daha önce COVID-19 geçirmemişken, 395'i geçirmiştir. Katılımcıların %35,3'ünün COVID- 19'dan korunma amaçlı %67,1'inin ise COVID-19 tedavisinde bitkisel besinler/besin destek ürünleri kullandığı saptanmıştır. Katılımcıların çoğu, belirli bitkisel besinler/besin destek ürünlerinin COVID-19'un önlenmesi ve tedavisi üzerinde etkisi olduğuna inanmaktadır. D vitamininin COVID-19'a karşı koruyucu olduğuna inananların oranı COVID-19 geçirmeyen bireylerde (%68,9) geçiren bireylere (%64,6) göre daha yüksektir (p = 0,018). Sağlık çalışanlarının (3,85 ± 1,60'tan 5,51 ± 1,45'e) ve sağlık çalışanı olmayanların (8,34 ± 1,46'dan 9,37 ± 0,88'e) bitkisel besinler/besin destek ürünlerine ilişkin toplam bilgi puanları verilen eğitimden sonra anlamlı olarak artmıştır (p<0,001). Çoğu sağlık çalışanı ve sağlık çalışanı olmayan bireyin, bitkisel besinler/besin destek ürünlerinin COVID-19'un önlenmesinde ve tedavisinde etkili olduğuna inandıkları bulunmuştur, ancak bu inanışlar eğitim müdahalesinden sonra anlamlı olarak azalmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, etkinlikleri kanıtlanmadan önce, bitkisel besinler/besin destek ürünlerinin COVID-19'un önlenmesi ve tedavisinde kullanımları hakkında bireylerin bilinçlendirilmesi ve bu ürünlerin gereksiz kullanımından kaçınılması önemlidir. Eğitim müdahalesi hem sağlık çalışanlarının hem de sağlık çalışanı olmayan bireylerin bilgilendirilmesinde etkilidir.

Besin destekleriBilgi düzeyiBitkisel ürünler+4
Şeyma Kalkuz
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Pelvik organ prolapsusunda vücut imajı ölçeği'nin kültürel adaptasyonu, güvenirlik-geçerliği ve vücut imajının farklı parametrelerle ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Pelvik Organ Prolapsusu (POP)'na özgü vücut imajını sorgulayan ''Pelvik Organ Prolapsusunda Vücut İmajı Ölçeği'' (POPVİÖ)'ni Türk kültürüne adapte etmek, güvenirlik-geçerliğini araştırmak ve POP'a özgü vücut imajı ile fiziksel aktivite düzeyi ve POP'a yönelik bilgi düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemekti. Çalışmaya evre 2 ve üzerinde POP'u olan 150 birey dahil edildi. Bireylerin tanımlayıcı özellikleri ve tıbbi özgeçmişleri sorgulandıktan sonra, vücut imajı POPVİÖ ve ''Kadın Genital Organ İmajı Anketi (KGOİA)'' ile değerlendirildi. POP ile ilişkili semptomatik rahatsızlık düzeyi ve semptomların yaşam kalitesine etkisi sırasıyla ''Pelvik Organ Prolaps Distres Envanteri-6 (POPDE-6)'' ve ''Pelvik Organ Prolapsusu Etki Anketi-7 (POPEA-7)'' ile değerlendirildi. Fiziksel aktivite düzeyi ''Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form (UFAA-Kısa Form)'' ile ve POP'a yönelik bilgi düzeyi ''Prolaps İnkontinans Bilgi Anketi-POP (PİBA-POP)'' ile değerlendirildi. POPVİÖ'nün güvenirlik ve geçerliği; iç tutarlılık, test-tekrar test, kriter ve yapı geçerliği analizleri ile incelendi. Çalışma sonuçlarına göre POPVİÖ'nün iç tutarlılığının (Cronbach's α=0,918) ve ölçek maddelerinin test- tekrar test güvenirliğinin (0,538˂r˂0,828) yüksek olduğu bulundu. POPVİÖ'nün; KGOİA (r=-0,450; p˂0,05), POPDE-6 (r=0,321; p˂0,05) ve POPEA-7 (r=0,377; p˂0,05) skorları ile ilişkisine dayanarak kriter geçerliği ortaya konuldu ve 2 faktörlü yapı geçerliği doğrulandı. Semptomatik POP'u olan bireyler ile asemptomatik POP'u olan bireylerin POPVİÖ skorlarının farklı olduğu ortaya konuldu (p=0,015). POP'a özgü vücut imajı ile fiziksel aktivite düzeyi ve POP'a yönelik bilgi düzeyi arasında ilişki olmadığı bulundu (p>0,05). Türkçe POPVİÖ, POP'a yönelik vücut imajını değerlendirmede güvenilir ve geçerli bir ölçektir. POPVİÖ'nün konservatif yaklaşımlar başta olmak üzere çeşitli tedavilere duyarlılığını araştıran ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Beden imajıBilgi düzeyiFarkındalık+7
İlaynur Kul
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bakım verenlerin bilgi, tutum ve davranışlarının epilepsili çocuğun fiziksel aktivite seviyesi üzerine etkisi

Bu çalışma bakım verenlerin bilgi, tutum ve davranışlarının epilepsili çocuğun fiziksel aktivite seviyesi üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla planlandı. Çalışmaya yaşları 5-18 yaş arası değişen epilepsi tanısı almış 55 çocuk ve bakım verenleri dahil edildi. Çocukların ve ailelerin demografik bilgileri kaydedildikten sonra çocukların epilepsi şiddetleri "Epilepsi Şiddetinin Küresel Değerlendirmesi", fiziksel aktivite düzeyleri "Fiziksel Aktivite Anketi", yaşam kaliteleri "PedsQL™ 4.0 Kısa Form 15" ve "PedsQL™ Epilepsi Modülü" ile değerlendirildi. Bakım verenlerin epilepsi ile ilgili bilgileri "Ebeveyne Yönelik Epilepsi Bilgi Ölçeği", epilepsili çocuğa yönelik tutum ve davranışları kapalı uçlu sorulardan oluşan soru grubu ile, epilepsi ile ilgili korkuları "Ebeveynlerde Epilepsi ile İlgili Korkular Anketi", depresyon düzeyi "Beck Depresyon Ölçeği", anksiyete seviyesi "Beck Anksiyete Ölçeği", epilepsi ile ilgili kaygıları "Nöbetlere Yönelik Ebeveyn Kaygıları Ölçeği" ile değerlendirildi. Çalışma sonucunda bakım verenlerin bilgi, tutum ve davranışları ile epilepsili çocuğun fiziksel aktivite seviyesi ve yaşam kalitesi arasında ilişki bulunmadı (p>0,05). Ayrıca bakım verenlerin korku, depresyon, anksiyete ve kaygı düzeyi ile epilepsili çocuğun fiziksel aktivite seviyesi arasında da anlamlı bir ilişki bulunmadı (p>0,05). Ancak bakım verenlerin nöbetlere yönelik kaygı ve depresyon düzeyleri ile çocuklar için yaşam kalitesi epilepsi modülü arasında zayıf kuvvette istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu bulundu (p<0,05). Her ne kadar ebeveynlerin bilgi düzeyi, tutum ve davranışları ile epilepsili çocukların fiziksel aktivite seviyesi arasında ilişki bulunmamış olsa da ilgili literatür ışığında ailelerin bilgi düzeyinin artırılmasının, çocuğun fiziksel aktivite katılımı için önemli olduğu gösterilmektedir. Epilepsili çocuğun rehabilitasyonu sürecinde bakım verenlerin kaygı ve depresyon düzeyini iyileştirmeye yönelik değerlendirme ve müdahalelerin de çocuğun yaşam kalitesini iyileştirmede bir etken olabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: epilepsi, bakım veren, fiziksel aktivite, yaşam kalitesi

Bakım verenlerBilgi düzeyiDavranış+4
Özden Harmancı
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencilerinin kardiyolojik fizik muayene bilgi, simülasyon destekli performans ve öz-değerlendirmelerinin incelemesi

Tıp eğitiminin amacı toplum ihtiyaç ve dinamikleri ile uyumlu, alanında yetkin, kanıta dayalı tıp uygulama ve yaĢam boyu öğrenme becerilerine sahip hekimler yetiĢtirmek olarak tanımlanabilir. Mezuniyet öncesi tıp eğitiminde önemli beceri basamaklarından bir tanesi de kardiyolojik fizik muayenedir. Bu beceriyi hekimlerin karmaĢık durumlar/olgularda dahil uygulaması gerektiği çekirdek eğitim programında tanımlanmıĢtır. Bu çalıĢmanın amacı, Tıp Fakültesi 3.sınıf öğrencilerinin kardiyolojik fizik muayene bilgi, performans ve öz-değerlendirme düzeylerini ve eğitim programında öğrencilerin bu özelliklerini etkileyebilecek faktörlere yönelik öğrenci görüĢlerini belirlemektir. ÇalıĢmaya 101 tıp fakültesi dönem 3 öğrencisi dahil edilmiĢtir. AraĢtırmaya katılan 101 öğrencinin kardiyolojik sistem uygulamalarına dair bilgi düzeyi puanları minimum 7 maksimum 14 ortalama 11,78 puan, beceri düzeyi puanları minimum 8 maksimum 18 ortalama 13,67 puan olup bilgi ve beceri konusunda ortalama üstü bir puana sahip olduğu tespit edilmiĢtir. Öğrencilerin fizik muayene becerisi ile fizik muayene bilgisi arasında zayıf düzeyde ve pozitif yönlü (r=.28; p=.000) anlamlı iliĢki bulunmuĢtur. Fizik muayene becerileri ile beceri kazanmak için harcanan süre arasında da çok zayıf düzeyde ve pozitif yönlü (r=.22; p=.000) anlamlı iliĢki bulunmuĢtur. Öğrencilerin fizik muayene beceri ortalamaları, eğitim videoları izleyen ve izlemeyen öğrenciler arasında video izleyenlerde (p=0,048), kaynak kitap okuyan ve okumayan öğrenciler arasında ise kaynak kitap okuyanlarda istatistiksel olarak anlamlı Ģekilde yüksek bulunmuĢtur (p=0,010). Anahtar kelimeler: Kardiyolojik Sistem Muayenesi, Tıbbi Simülasyon, Öz-Değerlendirme

Benzetim programlarıBilgi düzeyiFizik muayene+6
Fethi Sada Zekey
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diyetisyen ve diyetisyen adaylarının sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi ve tutumlarının değerlendirilmesi

Bugün ve gelecek kuşaklar için besin ve beslenme güvenliğine, sağlıklı yaşama katkıda bulunan çevresel etkileri düşük diyetler olarak tanımlanan sürdürülebilir diyetler ile ilgili özellikle sağlık profesyonellerinin farkındalığının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, Ankara'da bulunan üniversitelerin Beslenme ve Diyetetik Bölümlerinde eğitim alan öğrenciler ile Türkiye Diyetisyenler Derneği'ne üye olan diyetisyenlerin sürdürülebilir beslenme konusundaki bilgi, tutum ve yaklaşımlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma 876 Beslenme ve Diyetetik Bölüm öğrencisi ile kontrol grubu olarak alınan 230 diğer bölüm öğrencileri ve 201 diyetisyen olmak üzere toplamda 1307 birey ile gerçekleştirilmiştir. Sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi ve tutumu değerlendiren, dört bölümden oluşan bir anket geliştirilmiştir. Anketin birinci bölümünde katılımcıların genel özellikleri, ikinci bölümünde katılımcıların çevre ve çevre sorunlarına ilişkin görüşleri, üçüncü bölümünde sürdürülebilir beslenme konusuna ilişkin bilgileri ve yaklaşımları, dördüncü bölümünde ise besin tüketim alışkanlıkları yer almaktadır. Ankette sürdürülebilir beslenme başlığı altında, sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi düzeyi, besin alışverişi yaklaşımları ve besin kayıp ve atıklarını azaltma stratejilerine yaklaşımlarına yönelik 5-li Likert tipinde hazırlanan sorular yer almış ve bu sorulardan elde edilen cevaplar kullanılarak toplam puanlar hesaplanmıştır. Öğrenci örnekleminde veri toplama sürecinde, ilgili Bölüm Başkanlığı'nın uygun gördüğü zamanda üniversiteler ziyaret edilmiş, çalışma anlatılıp, gönüllü öğrencilerin geliştirilen anketi doldurmaları sağlanarak veriler toplanmıştır. Diyetisyenlerden veri toplama süreci ise, Türkiye Diyetisyenler Derneği üye e-posta grubuna anketin gönderilmesi ve gelen cevapların değerlendirilmesi şeklinde gerçekleşmiştir. Diyetisyenlerin %84,6'sı, beslenme ve diyetetik öğrencilerinin %58,6'sı diğer bölüm öğrencilerinin ise %15,2'si sürdürülebilir beslenme tanımını daha önce duyduklarını beyan etmişlerdir (p<0,001). Sürdürülebilir beslenme toplam bilgi puanları diyetisyenlerde 41,896,58, beslenme ve diyetetik öğrencilerinde 34,444,95 ve diğer bölüm öğrencilerinde 32,306,08 olarak kaydedilmiştir (p<0,001). Öğrenci örnekleminde sürdürülebilir beslenme toplam bilgi puanının öğrencilerin eğitime devam ettikleri üniversiteler, lisans eğitim düzeyi ve yaşadıkları yerlere göre farklılık gösterdiği saptanmıştır (p<0,001). Besin kayıp ve atıklarını azaltma strateji puanları diyetisyenlerde 31,154,51, beslenme ve diyetetik öğrencilerinde 29,634,60 ve diğer bölüm öğrencilerinde 28,155,63 olarak bulunmuştur (p<0,001). Sürdürülebilir beslenme düzeyi yeterli olan grupta besin alışveriş puanın da yeterli olduğu saptanmıştır (p<0,001). Benzer şekilde, sürdürülebilir beslenme düzeyi yeterli ve yetersiz olan grupların besin kayıp ve atık farkındalık düzeylerinin istatistiksel olarak anlamlı fark gösterdiği saptanmıştır (p<0,001). Katılımcıların sürdürülebilir beslenme bilgi düzeylerine göre enerji ve besin ögesi alımları ile besin tüketim durumları değerlendirildiğinde, karbonhidrat, lif, elzem olmayan aminoasit ve demir alımları ile meyve grubu tüketimlerinin istatistiksel olarak önemli fark gösterdiği saptanmıştır (p<0,05). Sağlık profesyonelleri arasında, diyetisyenlerin sürdürülebilir beslenme konusunda bilgi, tutum ve yaklaşımlarının daha da geliştirilmesi, beslenme ve diyetetik eğitimi müfredatında sürdürülebilir beslenme ve bileşenlerinin daha fazla yer alması, bu konuda geliştirilecek stratejiler için önem taşımaktadır. Çünkü beslenme ve diyetetik profesyonelleri sürdürülebilir beslenme konusunda hem bireysel ve toplumsal bazda uygulamaların yaygınlaştırılmasında hem de politikaların geliştirilmesinde önemli rol oynayabilecek potansiyele sahiptiler.

BeslenmeBeslenme eğitimiBeslenme hizmetleri+7
Gurbet Ünal Özen
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00

Related subjects