Biological control
73 theses under this subject heading
Siirt ilinde Siirt fıstığı ağaçlarında bulunan Coccinellidae (Coleoptera ) türlerinin DNA barkodlama yöntemiyle tespit edilmesi
Antep fıstığı (Pistacia vera L.), Türkiye'nin özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ekonomik ve tarımsal açıdan stratejik öneme sahip bir tarım ürünüdür. Ancak bu bitkide zararlı olan Agonoscena pistaciae, yoğun pestisit kullanımına neden olmakta ve çevre ile insan sağlığı açısından olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle, entegre zararlı yönetimi kapsamında biyolojik mücadele yöntemlerine olan ilgi giderek artmaktadır. Coccinellidae familyasına ait avcı türler, bu zararlının doğal düşmanları arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, 2023–2024 yıllarında Siirt ili ve ilçelerindeki Siirt fıstığı bahçelerinden toplanan Coccinellidae türlerinin morfolojik ve DNA barkodlama yöntemi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Örneklemeler steiner hunisi ile ve doğrudan toplama yöntemleriyle gerçekleştirilmiş; elde edilen bireyler morfolojik olarak teşhis edilmiş ve ardından COI gen bölgesine yönelik DNA barkodlama analizleri yapılmıştır. Morfolojik olarak toplam 14 tür tespit edilmiş olup, bunlar arasında Coccinella septempunctata, Hippodamia variegata, Adalia bipunctata ve Exochomus quadripustulatus gibi yaygın türler öne çıkmıştır. Moleküler analizler sonucunda bazı türlerin DNA dizileri başarıyla elde edilmiş ve morfolojik teşhislerle uyumlu bulunmuştur. Bununla birlikte, küçük vücutlu türlerin tüm bireylerinin DNA izolasyonunda kullanılması, bazı örneklerde parazitoit, nematod veya diğer mikroorganizmaların DNA'larının çoğalmasına neden olmuş; bu da tür teşhisinin yapılamamasına ya da yanlış organizmaların tanılanmasına yol açmıştır. Bu durum, DNA barkodlama yönteminin bazı sınırlamalarını ortaya koymuş ve nadir bulunan türler için morfolojik teşhisin hâlâ büyük önem taşıdığını göstermiştir. Çalışma, Coccinellidae türlerinin biyolojik mücadeledeki potansiyelini ortaya koyarken, aynı zamanda moleküler analizlerde dikkat edilmesi gereken teknik zorluklara da ışık tutmaktadır.
Isparta ili orman ağaçlarında yaprak biti (Hemiptera: Aphidoidea) türleri ve doğal düşmanları
Bu çalışma yaprak biti faunasını belirlemek amacıyla 2018-2021 yıllarında Isparta ilinde Anadolu karaçamı [Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe.], kızılçam (Pinus brutia Ten.), Toros sediri (Cedrus libani A. Rich.), Toros göknarı [Abies cilicica (Ant. & Kotschy) Carr.], ardıç (Juniperus spp.), meşe (Quercus spp.) ve yalancı akasya (Robinia pseudoacacia L.) ormanlarında gerçekleştirilmiştir. Sistematik ve rastgele örnekleme sonucunda 2018-2020 yıllarında olmak üzere 69 türe (14'ü cins düzeyinde) ait 9 252 birey toplanmıştır. Appendiseta robiniae (Gillette, 1907)'nin Türkiye böcek faunası için yeni kayıt olduğu belirlenmiştir. Sistematik örnekleme ile 56 tür 2019, 52 tür ise 2020 yılında tespit edilmiştir. En fazla birey sayısına sahip olan türler 2019 yılında Myzocallis boerneri (%16.04), Cinara cedri (%10.42) ve Eulachnus tauricus (%9.51), 2020 yılında ise Appendiseta robiniae (%9.27), Cinara orientalis (%7.21) ve Aphis craccivora (%6.49) olmuştur. En fazla yaprak biti tür sayısı her üç (2018-2020) yılda da Pinus nigra'da (karaçam) tespit edilmiştir. Karaçamın ardından en fazla tür sayısı 2018 ve 2020 yıllarında Quercus coccifera'da, 2019 yılında ise Pinus brutia'da bulunmuştur. Çalışmada Coleoptera'dan (21), Neuroptera (6), Raphidioptera (1), Diptera (1), Hemiptera (5) ve Hymenoptera (5) olmak üzere 39 doğal düşman türü belirlenmiştir. Doğal düşman türlerinden en fazla bireye sahip olan türler 2019 yılında Oenopia lyncea (%19.0), Harmonia quadripunctata (%11.3) ve Adalia decempunctata (%7.7), 2020 yılında ise Harmonia quadripunctata (%16.3), Coccinula quatuordecimguttata (%14.3) ve Hippodamia (Hippodamia) variegata (%10.2) olmuştur. Doğal düşman tür sayısı en fazla Pinus nigra (15 tür) ve Cedrus libani'de (13 tür) görülmüştür.
Phalaenopsis orkide üretiminde sorun olan fungal hastalıkların belirlenmesi ve biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması
Bu çalışmada Türkiye'de süs bitkisi alanında saksı ve kesme çiçek olarak örtüaltı yetiştiriciliği yapılan Phalaenopsis orkidede sorun oluşturan fungal hastalıkların belirlenmesi ve bu etmenlerin biyolojik mücadele yöntemleri kullanılarak etkinliğinin azaltılması amaçlanmıştır. Çalışmada Mersin, İstanbul, Yalova ve Antalya illerindeki seralardan hastalık belirtisi gösteren bitkilerden izolasyon yapılmıştır. İzolasyonlar sonucunda 5 cinse ait 11 fungus türü teşhis edilmiştir. En fazla yaygınlık oranına sahip cins, %14 – 64.4 ile Fusarium olurken tür bazında bütün bölgelerden izole edilen en sık rastlan tür %6.5-16.3 yaygınlık oranı ile F. oxysporum (F.o)' dur. İzolasyon sonuçlarına göre diğer tespit edilen cins ve türler, Pythium sp., Sclerotinia sclerotiorum, Macrophomina phaseolina, Rhizoctonia solani, F. acutatum, F. chlamydoporum, F. poae, F. proliferatum, F. solani, F. redolens ve F. verticilloides' dir. Çalışmada biyolojik mücadele olanaklarının değerlendirilmesi amacıyla bitki örneklerinin izolasyonu ile elde edilen Trichoderma spp. ele alınmıştır. Tür bazında T. harzianum, T. virens, T. koningii ve T. atroviride olduğu tespit edilmiştir. %68.1 yaygınlık oranı ile tüm bölgelerde en sık rastlanan tür T. harzianum olurken en az rastlanan tür %2.2 yaygınlık oranı ile T. atroviride'dir. Saksı denemelerinde T. harzianum'un orkide izolatı ve ticari preparatı F.oxysporum'un hastalık şiddetini sırasıyla %77.3 ve % 81.8 oranında azaltmıştır. Her iki uygulama orkide bitkilerinde kök uzunluğu, kök ve sürgün yaş ağırlığını kontrol ve sadece patojen uygulamalarına kıyasla arttırmıştır.
Karaman'da elma depolarında görülen önemli fungal hastalıklar ve biyolojik mücadelesi
Karaman ili ülkemizde elma üretiminin yanı sıra depolanması açısından da önemli bir yere sahiptir. Elma depolama sürecinde karşılaşılan fungal hastalıklara yönelik kimyasal uygulamalara alternatif mücadele arayışları giderek hız kazanmaktadır. Bu çalışmada, Karaman ili soğuk hava depolarındaki elmalarda görülen fungal hastalıkların tespiti yapılarak, en sık rastlanılan patojene karşı yine elmadan izole edilen epifitik antagonist etmenlerle biyolojik mücadelesi araştırılmıştır. Bu amaçla 2018-2019'da soğuk hava depolarına surveyler gerçekleştirilmiştir. Depolardan alınan çürümüş meyvelerden izole edilen etmenler arasında en sık karşılaşılan Penicillium spp. olmuş, bunu Botrytis cinerea ve Alternaria alternata takip etmiştir. Penicillium türlerinin morfolojik olarak tanılamaları yapılarak, P. digitatum, P. expansum ve P. italicum türleri olduğu saptanmıştır. Moleküler tanılama ile ITS ve β-tubulin genomik bölgelerine göre dizi analizleri gerçekleştirilerek türler doğrulanmıştır. Çalışmada kullanılan epifitik antagonistler soğuk hava depolarından alınan elmalardan izole edilmiş ve bu üç hastalık etmenine karşı in vitro etkinlikleri belirlenmiştir. Üç patojene de etkili bulunan iki epifitik antagonist seçilmiş, Aureobasidium pullulans ve Pantoea agglomerans olarak belirlenmiş ve antagonistlerin in vivo çalışmalarla etkinlikleri değerlendirilmiştir. A. pullulans üç Penicillium türüne karşı etkili olmakla birlikte lezyon gelişimini engellemede istatistiksel olarak fark görülmemiştir. P. agglomerans, P. italicum'un lezyon çapını azaltmada daha başarılı olmuştur. Sonuç olarak, in vivo denemeler sonucunda A. pullulans'ın Penicillium türlerinin meyvede meydana getirmiş olduğu lezyon çapını azatmada daha başarılı olduğu sonucuna varılmıştır.
Fungal diseases and biological control possibilities in the lavender fields of the turkish lakes region
In this thesis, fungal diseases and biological control options were investigated in the Lakes District of Turkey, which produces the highest amount of lavender (%42: Isparta, Denizli, Afyonkarahisar, Burdur). Various pathogens threatening production, including Fusarium, Epicoccum, and Rhizoctonia species, were identified using morphological and molecular methods. In pot experiments with the susceptible Lavandula angustifolia 'Sevtopolis' variety, the combined effects of the antagonist fungus Trichoderma harzianum and the mycorrhizal fungus Rhizophagus intraradices from our collection were compared with commercial preparations T-22 Planter Box and Shubhodaya against the highly virulent pathogens Rhizoctonia solani (80%) and Fusarium oxysporum (73.3%). In growth parameters, the synergistic effect of the collection Trichoderma (Kt) + collection mycorrhiza (Km) application was prominent, while the commercial mycorrhiza (Tm) + commercial Trichoderma (Tt) application was the most effective in reducing disease severity. Among the induced resistance mechanisms in plants, the highest increase in total phenolic content was observed with the Km application. Levels of important phenolic compounds analyzed by HPLC showed differences across treatments. Km was the most effective in increasing the levels of p-coumaric and rosmarinic acids. Aromatic compounds in lavender were analyzed by GC-MS SPME. In the presence of F. oxysporum, treatments increased the production of defense compounds such as camphor, 1,8-cineole, and borneol, while fluctuations were observed in their amounts in the presence of R. solani, with reductions in linalyl acetate and linalool levels.
Vermikompost ve vermikompost çayının fasulyede beyaz çürüklük hastalığı (sclerotınıa sclerotıorum) ve bitki gelişimi üzerine etkisi
Bu tez çalışmasının amacı, vermikompost (VK) ve vermikompost çayının (VKÇ) fasulyede (Phaseolus vulgaris L.) beyaz çürüklük etmeni Sclerotinia sclerotiorum (Lib.) de Bary üzerindeki etkilerini ve bitki gelişimine katkılarını araştırmaktır. Araştırma, in vitro ve iklim odasında saksı denemeleri olmak üzere iki aşamada yürütülmüştür. In vitro testlerin birinci aşamasında, soğuk sterilizasyon yöntemiyle süzülerek hazırlanan VKÇ, farklı konsantrasyonlarda (%0.25, %0.5, %1.0, %1.5, %2.0) besiyerine ilave edilmiştir. İkinci aşamada ise VKÇ'nin karşılıklı ekim ile S. sclerotiorum'un misel gelişimine doğrudan etkileri belirlenmiştir. Soğuk sterilize edilmiş VKÇ'nin, S. sclerotiorum'un misel gelişimini doz bağımlı olarak anlamlı şekilde azalttığı tespit edilmiştir. VKÇ'nin %2 konsantrasyonu patojenin misel gelişimini %79.2 oranında baskılamıştır. VKÇ ve S. sclerotiorum'un karşılıklı ekim yapıldığı durumda çay içerisindeki bakteriler patojenin misel gelişimini %47.4 baskılamıştır. Saksı denemelerinde ise VK ve VKÇ farklı dozlarda (VK, %1, %2, %3; VKÇ, %0.5, %1, %1.5), hem tek başına hem de patojenle birlikte uygulanmıştır. Patojen inokulasyonu doğrudan kök bölgesine yapılmıştır. Elde edilen bulgular, VK ve VKÇ uygulamalarının doz artışıyla birlikte hastalık şiddetini azalttığını göstermiştir. VK %1-3 oranlarda yetiştirme ortamına eklendiğinde hastalık şiddetini %44.9-73.5 oranlarında azaltmıştır. Benzer şekilde VKÇ'nin %0.5-1.5 dozları hastalık şiddetini %51.1-65.3 oranlarında azaltmıştır. Bitki gelişimi üzerinde en yüksek olumlu etki, %1.5 konsantrasyonda uygulanan VKÇ ile elde edilmiştir. Bu uygulama, hem biyokütle artışı hem de bitki ve kök uzunluğu bakımından en yüksek değerleri vermiştir. Bulgular genel olarak VC ve VCT kullanımının hastalık şiddetini azaltabileceğini ve bitki gelişimini destekleyebileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, VK ve VKÇ'nin uygun dozlarda kullanımı, biyolojik mücadele ve sürdürülebilir tarım uygulamaları açısından çevre dostu ve etkili alternatifler olarak değerlendirilebilir.
Eskişehir ili buğday alanlarındaki patojen ve mikoparazit pythıum türleri ile bunların patojenite ve enzim aktivitelerinin belirlenmesi
Buğday, dünya nüfusunun yaklaşık %35'i için temel besin kaynağıdır ve küresel ekili alanların %32'sinde, 102 ülkede yetiştirilmektedir. Buğdayda kök çürüklüğü etmeni olan Pythium türleri, erken dönemde embriyo ve kök enfeksiyonları oluşturarak verim kayıplarına yol açmakta, bu nedenle dünya çapında önemli toprak kökenli patojenler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, Eskişehir ilindeki buğday alanlarından toplanan bitki ve toprak örneklerinden elde edilen Pythium izolatlarının morfolojik ve moleküler yöntemlerle tanıları yapılarak patojeniteleri ve enzim aktiviteleri incelenmiştir. Toprak örneklerinden toplam 219 Pythium izolatı elde edilmiş; bu izolatlar morfolojik özelliklerine göre sadece hif şişkinliği oluşturanlar, düz ve dikenli duvarlı oogonium oluşturanlar olmak üzere üç ana grupta toplanmıştır. Moleküler analizler sonucunda izolatların kesin tanıları yapılmış ve bunların P. heterothallicum, P. oligandrum, P. paroecandrum, P. rhizosaccharum, P. sp. hordeum ve P. ultimum var. ultimum türlerine ait olduğu belirlenmiştir. Bu türlerden özellikle P. heterothallicum ve P. ultimum var. ultimum, patojenite denemelerinde buğday bitkilerinde çimlenme oranını düşürmüş ve şiddetli çökerten hastalığına sebep olmuştur. Buna karşılık düşük ya da orta düzeyde virülense sahip olan P. oligandrum ve P. paroecandrum izolatları mikoparazitik özellik göstermiştir. Enzim analizlerinde ise P. heterothallicum izolatlarında en yüksek selülaz, kitinaz ve β-1,3-glukanaz aktiviteleri belirlenirken, P. ultimum izolatları yüksek poligalakturonaz aktivitesiyle öne çıkmıştır. İkili kültür ve in vivo denemelerde mikoparazit izolatlar, özellikle P. ultimum üzerine engelleyici etki göstermiş; patojenden önce uygulandıklarında çökerten hastalığı şiddetini azaltmıştır. Elde edilen bulgular, mikoparazit Pythium türlerinin biyolojik mücadele etmeni olarak kullanılabilirliğini desteklemekte; ancak bu etmenlerin etkinliklerinin artırılmasına ve pratik tarla koşullarında uygulanabilirliğinin sağlanmasına yönelik daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır.
Entomopatojen fungusların sentezlediği beauverisinin bazı tarım zararlıları üzerindeki etkisinin araştırılması
Bu çalışmada fungal kaynaklardan beauverisin saflaştırılmasında moleküler baskılanmış kriyojel kolon kullanılmıştır. Çalışmanın amacı; 3 farklı Beauveria bassiana (Lül1, KVL 03129, Ank12) ve 3 farklı Paecilomyces fumosoroseus (Bey9, 0614, Bb12) suşlarının sentezlediği BEA'yı moleküler baskılanmış kriyojel kolon ile saflaştırmak ve farklı uygulama yöntemleri ve değişik konsantrasyonlar (0.001 M, 0.0001 M, 0.00001 M ve 0.000001 M BEA) kullanarak Galleria mellonella, Tenebrio molitor ve Leptinotarsa decemlineata larvaları üzerindeki entomopatojen etkinin test edilmesidir. Çalışmada, 3 farklı B. bassiana ve 3 farklı P. fumosoroseus suşlarından sentezlenen BEA, moleküler baskılanmış kriyojel kolon kullanılarak saflaştırılmıştır. Beauverisin-baskılanmış kriyojel kolondaki maksimum BEA adsorpsiyonunun, pH 6.5 MES [2-(N-morpholino) ethanesulfonic acid] tamponunda, 25°C'de 1 mL/dk akış hızında gerçekleştiği bulunmuştur. Altı farklı fungal kaynaktan saflaştırılan BEA ve ticari BEA enjeksiyon ve püskürtme yöntemleri ile G. mellonella ve T. molitor larvaları üzerinde denenmiştir. G. mellonella larvaları üzerinde enjeksiyon ve püskürtme yöntemi ile uygulanan Ank12-BEA; böcek populasyonunun yarısını sırasıyla, 2.370 günde ve 2.819 günde öldürmüştür. T. molitor larvaları üzerinde enjeksiyon ve püskürtme yöntemleri kullanılarak uygulanan KVL 03129-BEA böcek populasyonunun yarısını sırasıyla 1.904 günde ve 4.918 günde öldürmüştür. Altı farklı fungal kaynaktan saflaştırılan BEA ve ticari BEA enjeksiyon, püskürtme ve yaprak daldırma yöntemleri ile L. decemlineata larvaları üzerinde denenmiştir. L. decemlineata larvaları üzerinde enjeksiyon, püskürtme ve yaprak daldırma yöntemleri kullanılarak uygulanan 0614-BEA böcek populasyonunun yarısını sırasıyla 8.053 gün, 9.160 gün ve 10.831 günde öldüğü bulunmuştur. Altı farklı fungal kaynaktan saflaştırılan BEA, tüm uygulama yöntemleri ve tüm BEA konsantrasyonlarında zararlı böcekler üzerinde başarılı bulunmuştur. LT50 değerlerine göre en yüksek BEA konsantrasyonunun en etkili olduğu bulunmuştur. 5., 8. ve 10. günlerdeki öldürücü doz değerlerine göre, BEA'ya böceklerin maruz kalma süresi arttıkça, böcek popülasyonunun yarısını öldürmek için gereken BEA dozu azaldığı bulunmuştur.
İzmir Orman Bölge müdürlüğü'nün biyolojik mücadele çalışmaları üzerinde incelemeler
Bu çalışma, İzmir Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı ormanlarda (İzmir ve Manisa İlleri) yapılan biyolojik mücadele çalışmalarını ele almaktadır. Bölgede, orman zararlılarıyla mücadelede biyolojik, biyoteknik ve mekanik olmak üzere 3 yöntem kullanılmaktadır.2012 yılından bu yana kimyasal mücadele yöntemi kullanılmamaktadır. Geçtiğimiz senelerde, tabiatın taklidini yapan ve zararlı oluşumları baskı altına alan diğer canlı organizma gruplarından yararlanılarak biyolojik mücadeleye yoğunluk verilerek ve bu konuda başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Ülkemizin birçok bölgesinde ormanlarımıza zarar veren böcek ve hastalıklara karşı değişik biyolojik mücadele yöntemleri kullanılmaktadır. Bu konuda başarılı örneklerin yer aldığı İzmir Orman Bölge Müdürlüğü'nün ormanları araştırma alanı olarak seçilmiştir ve yapılan çalışmalar yerinde incelenmiştir. İzmir ormanlarında Çam kese böceği Ağustos ayı itibariyle kelebek olarak yumurtalarını bırakmaya başladıklarında, aylara göre değişik mücadele yöntemlerinin uygulamaya alındığı görülmüştür. Ağustos ayı; (delta tipi tuzak) feromon ve biyoteknik yöntemler kullanılmaktadır. Eylül ve Ekim ayları; yumurta koçanı toplayarak mekanik yöntem uygulanılır. Kasım ve Aralık ayları; kuş yuvaları asılarak biyolojik yöntem yapılırken Aralık ve Nisan ayları; kese toplayarak mekanik yöntem ile mücadeleye devam edilir. Şubat ayı; Tel Kafes, Adacık metodu ile biyolojik yöntem kullanılır. Mart ve Nisan ayları; İzmir Orman Zararlıları ile Biyolojik Mücadele Laboratuvarında üretilen terminatör böcek Calosoma sychopanta'nın ormana bırakılması ile biyolojik mücadele yöntemlerinin başarıyla uygulandığı tespit edilmiştir. Kestane ağacındaki tomurcukta görülen gal şeklindeki oluşum, meyve üretim miktarını % 80 oranla azaltan Dryocosmus kuriphilus zararlısıyla mücadele etkinlik seviyesi ispatlanmış bir metot olan Gal arısına ait parazitoit Torymus sinensis üretimi Bayındır Orman İşletme Müdürlüğü ile bağlantılı Bayındır Orman İşletme Şefliğindeki Alankıyı'da 2020 yılında kurulan laboratuvarda çalışmalar yapılmaya başlandığı kayıtlarda görülmüştür. İlk uygulama 04.05.2022 ve 10.05.2022 tarihi kapsamında üretimi yapılan toplamda 660 tane Torymus sinensis ergini gal oluşumu görülen mevkilere bırakılmıştır. İkinci uygulama için kararlaştırılan Beydağ İlçesine bağlı, Çomaklar Mahallesinde, 11.05.2023'te yaklaşık olarak 900 tane Torymus sinensis ergini, gal oluşumuyla karşılaşılan kestanelik alanlara salınmıştır. Bölgede zarar yapan çam kese böceğinin (Thaumetopoea wilkinsoni) önemli yumurta parazitoitlerinden biri olan Ooencyrtus pityocampae son yıllarda özellikle fıstıkçamlarında meydana gelen verimsizlikte önemli bir rol oynadığı düşünülen Leptoglossus occidentalis'in de yumurta parazitoitlerinden biridir. Bu parazitoitlerin (Ooencyrtus pityocampae yumurtası) bölgede ilk olarak 01.06.2022 tarihinde Bergama-Kozak Karaveliler'e bırakıldığı görülmüştür. Ayrıca özellikle İzmir ve Muğla illerinde kestane ormanlarından hastalıklı numuneler alınarak Bolu ve Artvin'deki laboratuvarlarda hipovirülent üretimi ve bunların hastalıklı alanlarda inokulasyonlarının (uygulamaları) yapıldığı tespit edilmiştir. Bunlara ek olarak tür ayırımı gözetmeksizin zararlı böceklerin genel doğal düşmanları arasında yer alan kuş ve karıncaların da (Formica rufa) biyolojik mücadele çalışmalarında kullanıldığı görülmüştür.
Penicillium mallochii'nin DNA barkodlaması ve sürdürülebilir biyolojik mücadelede parazitoit Venturia canescens ile etkileşimleri
Fungal biyolojik kontrol ajanlarının ve parazitoitlerin birlikte uygulanması zararlılarla mücadelede etkinliği arttırmaktadır. Bu çalışmada Penicillium mallochii ve parazitoit Venturia canescens arasındaki etkileşim ve bu iki farklı biyolojik kontrol ajanının Ephestia kuehniella üzerindeki kombine biyolojik kontrolü ile ilgili ilk bilgiler sunuldu. Etkileşim çalışmaları öncesinde depo zararlıları E. kuehniella ve Cadra cautella üzerine farklı dozlarda P. mallochii metabolit ve konidial süspansiyon dozlarının uygulanması ile gelişim biyolojisi çalışmaları yapıldı. Bu çalışmalar sonucunda P. mallochii'nin insektisidal aktivitesinin varlığı ve yumurta verimini azaltıcı etkisi olduğu gözlendi. P. mallochii'nin mikotoksin üretmediği ve düşük dozlarda (0,708 mg/mL ve altındaki dozlarda) genotoksik ve sitotoksik etki göstermediği belirlendi. Bağışıklık parametrelerine bağlı yapılan antibakteriyal aktivite çalışmalarında P. mallochii'nin E. kuehniella hemolenfindeki antimikrobiyal peptit üretimini 24 saat ve 48 saatlik süreler sonunda tetiklediği belirlendi. Toplam hemosit sayısı çalışmalarında ise E. kuehniella larvalarının konidia ve metabolitin giderek artan dozlarıyla başa çıkabilmek için önce yeni hemositlerini sentezleyerek immün savunmasını arttırdığı ancak, stres koşullarının devam etmesine bağlı olarak onarım mekanizmalarının da etkilenmesinden dolayı, bir süre sonra larval savunmanın zayıfladığı gözlendi. Etkileşim çalışmaları ile üç farklı etkileşim senaryosu altında (parazitleme sonrası doz uygulaması, doz sonrası parazitleme ve ergin parazitoitlere doz uygulaması) fungusun parazitoitin ergin öncesi gelişim süresine etkisi, parazitoitlerin hayatta kalma süresi, parazitoitin fungus metaboliti ve konidiası uygulanmış ve uygulanmamış larvalara tercihi farklı uygulama zamanlarında (1., 4. ve 8. Gün) incelendi. Senaryolar arasından doz sonrası parazitleme aşamasında; konidial süspansiyonda 105 konidia/mL ve metabolit uygulamalarında 0.1 veya 0.5 mg/mL konsantrasyonlarının P. mallochii'nin biyolojik mücadele çalışmalarında uygulanabilir etkili dozları olduğu belirlendi.
Çilek üretim alanlarındaki Rhizoctonia spp. izolatlarının karakterizasyonu ve hastalığa karşı Trichoderma spp. ile biyolojik mücadele olanaklarının araştırılması
Çilekte önemli bir kök çürüklüğü etmeni olan Rhizoctonia spp.' nin anastomosis gruplarının (AG) ve hastalıkla biyolojik mücadele amacıyla Trichoderma spp.'nin belirlenerek kullanım imkanlarının araştırılması amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Çilek üretiminde büyük öneme sahip olan Mersin, Bursa ve Konya illerinde 2020 yılı üretim sezonunda 173 adet bahçeden hastalık belirtisi gösteren bitkiler ve rizosfer bölgesinden toprak örnekleri toplanmıştır. İzolasyon çalışmaları sonucunda 122 adet Rhizoctonia spp. ve 180 adet Trichoderma spp. izolatı elde edilmiştir. Rhizoctonia spp.'nin ITS bölgesi, ITS1 ve ITS4 primerleri ile çoğaltılarak sekansı yapılmış ve BLAST analizi ile anastomosis grupları belirlenmiştir. Multinükleat Rhizoctonia AG-4 HGI ve binükleat Rhizoctonia AG-A, AG-G, AG-Fa, AG-K, AG-V ve AG-W olmak üzere 7 farklı Rhizoctonia AG grubu bulunmuştur. Binükleat AG-V ile AG-W ülkemiz için ilk kayıt, çilekte dünyada ilk kayıttır. Binükleat Rhizoctonia AG-Fa ve multinükleat AG-4 HGI ülkemizde çilekte ilk kayıttır. Trichoderma spp. tef1, rpb2 ve ITS lokusları çoğaltılarak tür teşhisleri gerçekleştirilmiştir. Trichoderma spp. izolatları T. arundinaceum, T. atroviride, T. gamsii, T. citrinoviride, T. hamatum, T. afroharzianum, T. harzianum, T. koningii, T. koningiopsis, T. virens ve T. spirale olmak üzere 11 farklı türe ayrılmıştır. Çilek üretim alanlarında T. koningii, T. gamsii, T. atroviride, T. koningiopsis, T. arundinaceum, T. hamatum ve T. spirale ülkemizde ilk defa bu çalışma ile tespit edilmiştir. T. arundinaceum ise ülkemizde tespit edilen ilk kayıttır. Virülensi yüksek ve en yaygın olan, SR43 numaralı binükleat Rhizoctonia AG-A izolatına karşı Petri kaplarında ikili kültür engelleme testleri yapılmıştır. Trichoderma spp. izolatlarının %39-100 arasında engelleme oranlarına sahip oldukları bulunmuştur. Engelleme testinde en yüksek etkiyi gösteren T. gamsii, T. spirale, T. harzianum, T. atroviride ve T. koningii türlerine ait birer izolat ile saksı etkinlik testleri yapılmıştır. Kontrolde %85 hastalık şiddeti oluşmuştur. T. harzianum ve T. spirale uygulamaları hastalığa karşı %82.35 etki göstererek en etkili izolatlar olmuştur. Çalışma sonucunda yerel Trichoderma spp. türlerinin çilekte siyah kök çürüklük hastalığı binükleat Rhizoctonia AG-A' ya karşı biyolojik mücadele amacıyla kullanılabileceği düşünülmektedir.
Kitle üretimi yapılan bazı yumurta parazitoiti Trichogramma türlerinin performansı etkileyen davranışsal parametrelerin belirlenmesi
Bu çalışmada, biyolojik mücadelede kullanılan Trichogramma cinsine ait üç farklı türün (Trichogramma brassicae Bezdenko, T. evanescens Westwood ve T. pintoi Voegele) saha performansını etkileyen davranışsal parametreler, dört farklı yöntem ile incelenmiştir. Çalışmada uçuş kabiliyeti, konukçuya yönelim, konukçuyu arama ve konukçuyu elde etme davranışları incelenmiştir. Kavanoz deneyi ile yapılan uçuş kabiliyeti çalışmalarında bireyler arasında yürümeyi tercih edenlerin uçmayı tercih edenlerden fazla olduğu, uçma ve yürüme bakımından türler arasında önemli bir farklılık olmadığı görülmüştür. Y-tüp olfaktometre deneyi ile yapılan çalışmalarda konukçu sayının (10, 100, 1000 adet) ve yaşının (0-24, 24-48, 48-36 saat) Trichogramma dişilerinin yönelimleri üzerine etkileri çalışılmıştır. Çalışmada, konukçunun sayısı arttıkça her üç tür için de yönelim artmıştır. Aynı zamanda konukçu yaşının artması yönelimde azalmaya sebep olmuştur. Labirent testi ile yapılan çalışmalarda tecrübeli ve tecrübesiz dişilerin konukçuyu arama davranışları test edilmiştir. Her üç tür için de tecrübeli ve tecrübesiz dişilerin labirent içinde aldıkları mesafelerin dağılımı arasında önemli bir fark görülmemiştir. Son olarak konukçuyu elde etme davranışı denemesinde dişi parazitoitlerin konukçu ile karşılaştıklarında verdikleri tepkilerin türler arasında farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Bu çalışmada ele alınan dört farklı metot; doğal düşmanların seçiminde, davranışsal kalite kriterlerinin oluşturulmasında, ölçülmesinde ve performansının arttırılmasında kullanılabilme potansiyeline sahiptir.
Organik tarımda ruhsatlı bazı fungisitlerin Neoscytalidium dimidiatum'a karşı etkinliklerinin araştırılması
Türkiye'nin en önemli kayısı üretim merkezi Malatya ili'dir ve yaklaşık 8 milyon kayısı ağacı varlığı ile toplam kayısı üretiminin %46.2'sini karşılamaktadır. Kayısının başkenti olan Malatya ili kuru kayısı ihracatının ise %80'ini karşılamaktadır. Neoscytalidium dimidiatum (Penz.) Crous & Slippers Malatya ili kayısı bahçelerinde ani sürgün kurumaları ve geriye doğru ölümlere sebep olmaktadır. Çalışmada ruhsatlı bir kimyasal mücadelesi olmayan patojen fungus Neoscytalidium dimidiatum organik tarımda kimyasal ve biyolojik mücadele olanaklarının invitro çalışmalarla saptanması amaçlanmıştır. N. dimidiatum Kale 4C izolatının miselyal gelişimine fungal biyokontrol ajanları Trichoderma viride ve Trichoderma harzianum, bakteriyel biyokontrol ajanları Bacillus amyloliquefaciens, Bacillus subtilis ve Pseudomonas fluorescens, organik tarımda kullanımına izin verilen Gülleci bulamacı, Bakır oksit, Bakır hidroksit, Bakır oksiklorür, Bordo bulamacı ve Çay ağacı yağı etkisi araştırılmıştır. Araştırmada biyolojik preparatlar içerisinde T. viride preparatının radyal gelişmeyi engelleme yüzdesi %81.71 olarak tespit edilmiştir. Kimyasal pestisitler içerisinde ise Gülleci bulamacı %1'lik doz da patojeni %86.85 engellemiştir. Sonuç olarak, Trichoderma türlerinin ve Gülleci bulamacının N. dimidiatum (Penz.) Crous & Slippers 'a karşı yüksek düzeyde etkinlik gösterdiği ilk kez bu çalışma ile ortaya konulmuştur. Elde edilen sonuçlar biyolojik aktiflerin ve Gülleci bulamacının hastalık etmenine karşı kullanılma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. ANAHTAR KELİMELER: Neoscytalidium, Kayısı, Organik tarım, Biyolojik kontrol, Trichoderma
Bağda kurşuni küf hastalığı (Botrytis cinerea Pers.)'na karşı antagonist bakterilerle biyolojik mücadele
Bu çalışma; Manisa ili Sarıgöl ilçesi bağ alanlarından antagonist bakterilerin izolasyonunu ve bunların Botrytis cinerea'a karşı biyolojik mücadelede kullanılabilme olanaklarının araştırılmasını amaçlanmıştır. Materyal ve Yöntem: Çalışma için patojen ve antagonist bakteri adayları araziden uygun metotlarda izole edilmiştir. Antagonistik bakterilerin tanılanması, etki mekanizmaları ve tür teşhisleri yapılmıştır. Antagonist bakterilerin ikili kültür testi ile engelleme oranları belirlenmiştir. Antagonist bakterilerin Azoxystrobin ve %37,5 Cyprodinil + %25 Fludioxonil aktif maddelerine karşı duyarlılıkları test edilmiştir. Meyve üzerinde biyolojik etkinlik testleri uygulanmış, sonucuna göre seçilen bazı antagonist izolatlarla iklim odasında biyolojik etkinlik testleri yürütülmüştür. Bulgular: Çalışmada toplam 160 antagonist bakteri adayı elde edilmiş ve 17 bakterinin antagonist olduğu belirlenmiştir. Antagonist bakteriler ikili kültür testinde, Botrytis cinerea'a karşı %6,8 - %80,1 oranında etkinlik göstermiştir. Antagonist bakteri A7Len4 meyvede biyolojik etkinlik testinde %78,99 oranında en yüksek engellemeyi sağlamıştır. Antagonist bakteriler A7Len4, A1Len4 ve A8Len1 iklim odasında biyolojik etkinlik testinde, Botrytis cinerea'a karşı %71,43 - %80,95 arasında asma çeliklerini korumuştur. Sonuç: Bu çalışma ile hastalığa etkili antagonistik bakteriler izole edilmiştir. Elde edilen antagonistik bakterilerin Botrytis cinerea patojenine karşı etkinliği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Antagonist Bakteri, Bağ, Biyolojik Mücadele, Botrytis cinerea.
Myzus persicae Sulzer (Hemiptera: Aphididae) üzerinde yetiştirilen Adalia decempunctata L. (Coleoptera: Coccinellidae)'nın gelişme ve beslenme kapasitesine sıcaklığın etkisi
Amaç: Araştırmada, Myzus persicae Sulzer' nin (Hem.: Aphididae) üçüncü ve dördüncü dönem nimfleri ile beslenen Adalia decempunctata (L.)' nın (Col.: Coccinellidae) larva ve pupa gelişme süreleri, ölüm ve av tüketim oranlarına sıcaklığın etkisi incelenmiştir. Materyal ve Yöntem: Denemeler iklim odasında, 16/8 saat aydınlık/karanlık, 20, 25, 30, 35±1°C sıcaklık ve %60±5 orantılı nem koşullarında yürütülmüştür. Avcının her bir larva dönemine sabit sayılarda üçüncü ve dördüncü dönem M. persicae nimfleri av olarak verilmiştir. Denemeler, larvalar için 30-72 tekerrürlü, ergin erkek ve dişiler için 15 tekerrürlü kurulmuştur. Bulgular: Gelişme süreleri sıcaklık artışıyla kısalmış, A. decempunctata'nın yumurta süresi dışındaki toplam gelişme süresi 20, 25 ve 30°C sıcaklıklarda sırasıyla 14,76; 13,72 ve 12,17 gün olmuştur. En yüksek ölüm 35°C' de (%100) elde edilmiş, onu sırasıyla 20°C (%61,82), 30°C (%23,33) ve 25°C (%15,28) izlemiştir. Ayrıca, predasyon oranı (Cxj) 25°C ve 30°C' de benzer olmuş, net predasyon oranı en yüksek 25°C görülmüştür (C0 506,81). Dördüncü larva döneminde predasyon oranı diğer larva dönemlerinden yüksek bulunmuştur. Sonuç: Çalışma sonucunda A. decempunctata' nın 25°C sıcaklıkta başarılı bir şekilde yetiştirilebileceği ve ortalama sıcaklıkların 25-30°C arasında olduğu alanlarda ve mevsimlerde daha etkili olacağı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Myzus persicae, Adalia decempunctata, Biyolojik Mücadele, Predasyon, Sıcaklık Etkisi
Aydın ili tarım alanlarından elde edilen Trichoderma spp.'nin tanılanması ile çilekte kömür çürüklüğü hastalığına ve bitki gelişimine etkilerinin belirlenmesi
Amaç: Aydın ili tarım alanlarından Trichoderma spp.'nin izolasyonu ve tanılanması, bu izolatların çilekte kömür çürüklüğü hastalığına karşı biyolojik mücadele olanaklarının ve bitki gelişimine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Materyal ve Yöntem: Toprak örneklerinden Trichoderma spp. izolasyonu seyreltmesi serisi yöntemine göre yapılmıştır. Elde edilen Trichoderma izolatlarının in vitro, in vivo'da Macrophomina phaseolina'ya etkisi belirlenmiştir. In vivo'da kullanılan Trichoderma izolatlarının morfolojik, moleküler tanılaması yapılmıştır. Arazi çalışmasında kullanılan izolatların sekonder metabolitleri ve M. phaseolina'ya aynı zamanda bitki gelişimine etkisi belirlenmiştir. Aydın ili Sultanhisar ilçesinde yürütülen arazi çalışmaları Fortuna çilek çeşidi üzerinde 2 yıl tekrarlanmıştır. Trichoderma izolatları 100 cc/bitki (108 spor/ml) olarak uygulanmış ve parsellerdeki Trichoderma, M. phaseolina populasyon yoğunluğu (cfu/g toprak), bitki ölüm oranı (%), verim (kg/da) belirlenmiştir. Bulgular: Toprak örneklerinden elde edilen 88 Tichoderma izolatından in vitro'da M. phaseolina'ya karşı en etkili bulunan 15 izolatın morfolojik ve moleküler tanılama sonucunda Trichoderma afroharzianum, T. guizhouense, T. harzianum olduğu belirlenmiştir. T. guizhouense ülkemizde ilk kayıttır. Ayrıca bu izolatların siderefor, selülaz, kitinaz aktivitesinin pozitif olduğu saptanmıştır. T. afroharzianum Tr138 ve Tr132 izolatlarının sekonder metabolitleri bitki gelişimini teşvik ettiği, M. phaseolina'nın gelişimini sınırlandırdığı belirlenmiştir. Arazi çalışmasında Trichoderma izolatlarının uygulandığı parsellerde M. phaseolina populasyonunun azaldığı, bitki ölüm oranının kontrole göre daha düşük olduğu ve %25-%37 verim artışı sağlamıştır. Sonuç: Aydın ili tarım alanlarından elde edilen Trichoderma türlerinin bitki gelişimini teşvik ettiği, verim artışı sağladığı ve çilekte kömür çürüklüğü hastalığının mücadelesinde kullanılabileceği ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Macrophomina phaseolina, T. afroharzianum, T. guizhouense, T.harzianum, Biyolojik mücadele
Turunçgil ve avokado'da görülen antraknoz hastalık etmeni Colletotrichum karstii'ye karşı antagonist bakteri izolatları ve bitki uçucu yağlarının antifungal etkinliklerinin belirlenmesi
Colletotrichum karstii Hatay ilinde yetişen turunçgil ve avokado ağaçlarında Antraknoz hastalık etmeni olarak bildirilmiştir. Bu çalışmada, sağlıklı turunçgil ve avokado ağaçlarının yaprak, sürgün, meyve ve köklerinden izole edilen antagonist bakteri izolatları ile tıbbi öneme sahip bitkilerden elde edilen uçucu yağlarının Colletotrichum karstii'ye karşı in vitro antifungal etkinlikleri belirlenmiştir. Yapılan GC-MS analizler sonucunda, carvacrol bileşeni Thymbra spicata var. spicata (Tss) ve Origanum syriacum (Os), thymol bileşeni Thymus serpyllum (Tsy), terpinen-4-ol bileşeni Origanum majorana (Om), trans-anethole bileşeni Foeniculum vulgare (Fv), eucalyptol bileşeni Eucalytus camadulensis (Ec), linalool bileşeni Mentha x piperita f.sp. officinalis var. 'Aura' (Ma), α-pinene bileşeni Ferula communis (Fc), limonene bileşeni ise Lippia citridora (Lc) ve Citrus aurantium (Ca) uçucu yağlarının ana bileşenleri olarak belirlenmiştir. Test edilen uygulamalar arasında Tss, Os, Tsy, Fv, Lc, Ma ve Om uçucu yağları 4.0-20.0 µl/petri dozlarında fungal etmenin misel gelişimini %100 engellemek suretiyle en yüksek antifungal etkinlik gösteren uçucu yağlar olarak belirlenmiştir. Ec ve Ca uçucu yağları diğer yağlara kıyasla nispeten düşük antifungal etkinlik göstermiş (>50 µl/petri dozlarında), Fc ise test edilen tüm dozlarda misel gelişmini engellemede başarılı olamamıştır. Sağlıklı ağaçların rizosfer ve endosfer bölgelerinden elde edilen 70 bakteri izolatı arasından seçilmiş 50 izolat MALDI-TOF MS ile teşhis edilmiş ve fungal etmenin misel gelişimini engellenme (antagonizm) potansiyelleri karakterize edilmiştir. In vitro ikili kültür testlerinde, Bacillus mojavensis KGT1ep, Bacillus subtilis KGT2ep, Bacillus amyloliquefaciens KGT12ep, Bacillus atrophaeus KGT7en, Bacillus cereus KGT13enve Pseudomonas chlororaphis KGT10ep izolatları C. karstii'nin misel gelişimini yaklaşık %72-83 oranlarında engelleyen en etkili antagonist bakteri izolatları olarak belirlenmiştir. Test edilen bakteri izolatları siderofor, proteaz, hidrojen siyanür (HCN), amonyak üretiminin yanısıra bitki gelişimini teşvik eden (PGP) indole-3-asetik asit (IAA), fosfor çözme etkinlikleri bakımından istatistiksel olarak farklılıklar göstermiştir. Fungal etmenin misel gelişiminin engellenmesinde siderofor, proteaz, hidrojen siyanür ve amonyak üretimi gibi antagonistik mekanizmalardan bir veya birkaçının rol oynadığı belirlenmiştir. Seçilerek test edilen 29 bakteri izolatın tamamı besi yerinde değişen oranlarda IAA üretmiş olup, 15 izolat tri kalsiyum fosfat içeren Pikovskaya Agar (PVK) besi yeri üzerinde fosforu çözebilme yeteneğinde olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak güçlü antagonistik (siderofor, proteaz, amonyak üretimi) ve PGP (IAA ve fosfor çözme) etkinlikleri gösteren, Bacillus spp. vePseudomonas spp. izolatlarının turunçgil ve avokado ağaçlarında antraknoz hastalığına karşı biyolojik mücadele etmeni olarak kullanılma potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma antagonist bakteri türlerinin turunçgil ve avokado antraknoz hastalık etmeni C. karstii'ye karşı biyokontrol etkinliğinin ve etki mekanizmalarının araştırıldığı ilk çalışma niteliğindedir.
Sert kabuklu meyve ağaçlarında sorun olan botryosphaeria geriye ölüm hastalık etmenlerine karşı endofit ve epifit bakteriyel izolatların in vitro biyokontrol etkinliklerinin belirlenmesi
İnsanların sağlıklı beslenme konusunda bilinçlenmesinin bir sonucu olarak günümüzde sert kabuklu meyvelere olan ilgi giderek artmaktadır. Ülkemizde ekonomik öneme sahip yetiştiriciliği yapılan sert kabuklu meyvelerin başında Antep fıstığı (Pistacia vera L.), ceviz (Juglans regia L.), fındık (Corylus avellana L.) ve badem (Prunus dulcis L.) gelmektedir. Son yıllarda ülkemizde yetiştiriciliği yapılan ceviz, badem, fındık ve Antep fıstığı ağaçlarında geriye doğru ölüm, gövde, dal ve yapraklarda kurumalar şeklinde hastalık belirtilerine Botryosphaeria, Cytospora, Diplodia, Lasiodiplodia, Neofusicoccum ve Phomopsis cinslerine ait fungal etmenlerin neden olduğu bildirilmiştir. Sert kabuklu meyvelerde sorun olan bu etmenler konusunda çok sınırlı veri bulunduğundan, söz konusu hastalık etmenlere yönelik çalışmalara rastlanılmamıştır. Bu çalışmada, (i) ceviz, badem, Antep fıstığı ve fındık gibi farklı türlere ait sağlıklı sert kabuklu meyve ağaçlarının farklı bitki kısımlarından elde edilen endofit ve epifit bakteri izolatların izolasyonu, (ii) tanılanması, (iii) bu ağaçlarda sorun olan Botryosphaeria geriye ölüm hastalık etmenlerinden Botryosphaeria dothidea, Neofusicoccum parvum ve Neoscytalidium dimidiatum hastalık etmenlerine karşı in vitro biyokontrol etkinlikleri, (iv) etkinlikte rol oynayan olası antagonistik ve bitki gelişimini teşvik eden (PGP) etki mekanizmaların karakterize edilmesi amaçlanmıştır. Sağlıklı ağaçların rizosfer ve endosfer bölgelerinden toplam 74 izolat elde edilmiş olup, bu izolatlar arasından seçilmiş 48 bakteri izolatı MALDI-TOF MS ile teşhisi edilmiş ve fungal etmenlere karşı antagonistik etkinlikleri karakterize edilmiştir. İn vitro ikili kültür testlerinde fungal hastalık etmeni Neoscytalidium dimidiatum'un misel gelişimini Pseudomonas chlororaphis NKA10ep, Botryosphaeria dothidea ve Neofusiccocum parvum'un misel gelişimini ise Bacillus mojavensis NKA7en izolatları %80-84 gibi yüksek oranlarda engelleyen izolatlar olarak belirlenmişlerdir. Test edilen bakteri izolatları siderofor, proteaz, hidrojen siyanür [HCN], amonyak üretimi gibi antagonistik, indol asetik asit [IAA] ve fosfor çözme gibi bitki gelişimini teşvik eden (PGP) mekanizmalar bakımından istatistiksel olarak oldukça farklılıklar göstermiştir. Seçilerek test edilen 43 bakteri izolatın, 43 tanesi siderofor, 35 tanesi amonyak, 28 tanesi proteaz, 4 tanesi ise HCN üretiminde pozitif olarak kayıt edilmiştir. Siderofor, proteaz ve amonyak üretiminin misel gelişimin engellenmesinde (antagonizm) rol oynayan faktörler olabileceği düşünülmektedir. Test edilen tüm bakteriler değişen oranlarda IAA üretmiş olup, 17 izolat fosforu çözebilme yeteneğinde olduğu belirlenmiştir. İzolatlar arasında Pseudomonas aeruginosa NKC2ep ve Acinetobacter dijkshoorniae NKA8en en fazla IAA üreten ve fosforu çözen izolatlar olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak güçlü antagonistik (siderofor, proteaz, HCN, amonyak üretimi) ve PGP (IAA ve fosfor çözme) etkinlikleri gösteren, özellikle Bacillus spp. ve Pseudomonas spp. ait izolatların geriye doğru ölümlere neden olan Botryosphaeria dothidea, Neofusiccocum parvum ve Neoscytalidium dimidiatum hastalık etmenleri ile mücadelede biyokontrol ajanı olarak geliştirilebilme potansiyeline sahip olduğu belirlenmiştir. Bu çalışma antagonist bakteri türlerinin sert kabuklu meyve ağaçlarında sorun olan bazı geriye doğru ölüm hastalık etmenlerine karşı biyokontrol etkinliğinin ve etki mekanizmalarının araştırıldığı ilk çalışma niteliğindedir.
Endofit ve epifit bakterilerin turunçgillerde sorun olan bazı fungal patojenlere karşı in vitro biyokontrol etkinliklerinin belirlenmesi
Ülkemiz için stratejik bir ürün olan turunçgil (Citrus spp.) türleri, ekonomik ihracat değerleri ve yaygın yerel tüketimleri nedeniyle Türkiye' de önemli bir meyve olarak kabul edilmektedir. Antraknoz (Colletotrichum spp.), Fusarium solgunluğu ve kuru kök çürüklüğü (Fusarium spp.) ve ekşi çürüklük (Geotrichum citri-aurantii) gibi fungal hastalıklar turunçgillerde ciddi verim ve kalite kayıplarına neden olur. Bu tür hastalıklarla mücadelede güvenilir ve çevre dostu yöntem olarak büyük potansiyel kontrol stratejilerinden biri de antagonist ve bitki gelişimini teşvik eden bakteriyel izolatların kullanıldığı biyolojik mücadeledir. Bu çalışmada, sağlıklı turunçgil ağaçlarından elde edilen endofit ve epifit bakteri izolatların izolasyonu, tanılanması ve G. citri-aurantii, C. gloeosporioides ve F. solani'ye karşı in vitro antagonistik potansiyellerinin belirlenmesinin yanı sıra bitki gelişimini teşvik etmede ve antagonistik etkinlikte rol oynayan olası mekanizmalarının karakterize edilmesi amaçlanmıştır. Sağlıklı ağaçların toprak altı ve üstü bölgelerinden elde edilen 48 izolat MALDI-TOF MS ile tanılanmıştır. İkili kültür testlerinde Bacillus vallismortis YGL73ep, Bacillus cereus YGK25en ve Pseudomonas chlororapsis YGM82ep izolatları G. citri-aurantii'nin misel gelişimini %73.3-77.2 oranlarında; Bacillus thuringiensis YGT22en, Bacillus vallismortis YGL73ep, Bacillus cereus YGK25en ve Pseudomonas chlororaphis YGM82ep izolatları C. gloeosporioides'in misel gelişimini %65.5-72.7 oranlarında; Bacillus subtilis YGS5en, Bacillus cereus YGK25en, ve Pseudomonas chlororapsis YGM82ep izolatları F. solani'nin misel gelişimini %71.1-66.1 oranlarında engelleyen en güçlü antagonist izolatlar olarak belirlenmiştir. Etkili antagonist bakteri izolatlarından olan Pseudomonas chlororapsis YGM82ep, Bacillus vallismortis 73YGep, Bacillus thuringiensis 22YGen ve Bacillus cererus 25YGen tarafından üretilen uçucu organik bileşiklerin (VOC's) in vitro ikili kültür testlerinde test edilen hastalık etmenlerinin misel gelişimlerini önemli ölçüde engellediği gözlenmiştir. Test edilen 25 bakteri izolatın, 20 tanesi siderofor, 24 tanesi amonyak, 19 tanesi protease, 5 tanesi ise HCN üretiminde pozitif olarak kayıt edilmiştir. Test edilen 25 bakteri izolatının 21'i 1.84-69.68 µg/ml konsantrasyon aralığında değişen miktarda IAA üretmiş olup, 7 izolat fosforu çözebilme yeteneğinde olduğu belirlenmiştir. İzolatlar arasında Pseudomonas koreensis YGL72ep, Pseudomonas chlororaphis YGM82ep ve Bacillus simplex YGS12ep en fazla IAA üreten, Rahnella aquatilis YGP63ep, Raoultella ornithinolytica YGP64en ve Pseudomonas koreensis YGL72ep ise en fazla fosforu çözen izolatlar olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak güçlü antagonistik ve PGP etkinlikleri gösteren, özellikle Bacillus spp. ve Pseudomonas chlororaphis izolatların Geotrichum citri-aurantii, Colletotrichum gloeosporioides ve Fusarium solani tarafından neden olunan hastalıkların baskılanmasında biyolojik mücadele etmeni olarak geliştirilebilmesinin yanısıra biyogübre olarakta kullanılma potansiyeline sahip olabileceği belirlenmiştir.
Organik zeytin yetiştiriciliğinde zeytin sineği (Bactrocera oleae Gmel.) ile mücadelede tuzaklama yöntemlerinin karşılaştırılması
Ülkemizde zeytin yetiştiriciliği yapılan alanlarda önemli ekonomik zararlara neden olan zeytin sineği (Bactrocera oleae Gmelin) insektisit uygulamalarıyla kontrol edilmektedir. Günümüzde organik zeytin üretimi artarak yaygınlaşmakta olup kimyasal mücadeleye alternatif etkin yöntemlerin geliştirilmesi kaçınılmaz olmuştur.Bu araştırma, organik zeytin yetiştiriciliğinde farklı tuzaklama yöntemlerinin test edilerek, en etkin yöntemin belirlenmesi ve zeytin sineği ile mücadelede kullanım olanağının araştırılması amacıyla 2005?2007 yılları arasında yürütülmüştür. Çanakkale (İntepe) ilinde organik zeytin üretimi yapılan bir alanda 3 farklı tuzaklama yöntemi denenmiştir. Sarı yapışkan tuzak (n=100), olipe şişesi (n=100) ve Eco-Trap®'lar (n=100) her ağaca yerden 1,8 m yükseklikte, güney-doğu yönüne bakacak şekilde direkt güneş almayan, açıklık bir kısma asılmak suretiyle deneme parselleri yan yana kurulmuştur. Tuzakların kontrolü için Ağustos-Ekim ayları süresince periyodik olarak, iki haftada 1 defa arazi sürveyleri yapılarak, tuzak üzerindeki veya içerisindeki ergin zeytin sinekleri sayılmış ve erkek/dişi oranı tespit edilerek, kayıtları tutulmuştur. Araştırmada 3 farklı tuzaklama yönteminin etkinlikleri bakımından birbirleri ile karşılaştırılması sonucunda; Zeytin sinekleri açısından en etkin tuzaklama yönteminin olipe şişeleri olduğu belirlenmiştir.
Marmara bölgesindeki entomopatojen nematod faunasının belirlenmesi
Bu çalışma, Marmara Bölgesi'ndeki entomopatojen nematod faunasının belirlenmesi amacıyla 2006-2007 yıllarında gerçekleştirilmiştir.Çalışma alanı Çanakkale, Edirne, Tekirdağ, Kırklareli, İstanbul, Kocaeli, Yalova, Sakarya, Bilecik, Bursa, Balıkesir olmak üzere toplam 11 ilden oluşmuştur. Arazi çıkışları mayıs ve eylül ayları arasında yapılmıştır. Marmara Bölgesi'ndeki her ilden 10-20 adet olmak üzere toplam 362 toprak örneği alınmıştır. Alınan toprak örneklerinden 22 adet entomopatojen nematod izolatı elde edilmiştir. Toprak örneklerinden entomopatojen nematod elde edilme oranı % 6,1 olarak tespit edilmiştir. Elde edilen izolatların 13 tanesi Steinernema cinsine, 9 izolat ise Heterorhabditis cinsine aittir. Örneklemelerde sadece Bilecik ve Kocaeli İlleri'nden entomopatojen nematod elde edilememiştir. İstanbul ilinden 5, Sakarya İli'nden 6, Yalova İli'nden 4, Çanakkale İli'nden iki, Tekirdağ, Bursa, Edirne, Balıkesir ve Kırklareli İlleri'nden de birer tane entomopatojen nematod izolatı elde edilmiştir.Entomopatojen nematodların çoğu değişik habitatlardan elde edilmiş olmakla birlikte genellikle agroekosistem dışı doğal habitatlardan elde edilmiştir. Pozitif örneklerin tamamı kumlu-tın, kumlu-killi-tın ya da tınlı-kum toprak tiplerinden elde edilmiştir. Entomopatojen nematod elde edilen toprakların organik madde içerikleri 0,43 ile 7,05 arasında değişmiştir. pH değerleri ise en düşük 5,13 en yüksek 8,09 olarak bulunmuştur. Entomopatojen nematodlar doğal habitatlardan meşe, çınar, çam, kavak, söğüt ve çayır çimen alanlarındaki topraklardan elde edilmiştir.Elde edilen entomopajen nematod izolatlarının bazı morfolojik özellikleri belirlenmiş ve yapılan morfometrik ölçümler doğrultusunda tür teşhisleri yapılmıştır. Yapılan teşhisler sonucu elde edilen toplam 22 izolattan, Steinernema cinsine ait olan 7 tanesinin Steinernema feltiae, 5 tanesinin Steinernema affine ve bir tanesinin de Steinernema carpocapsae türleri olduğu tespit edilmiştir. Heterorhabditis cinsine ait olan 9 izolatın ise Heterorhabditis bacteriophora olduğu belirlenmiştir.Yapılan bu çalışma ile dünyada ve Avrupa'da en yaygın türler olarak bilinen S. feltiae ve H. bacteriophora'nın, Marmara Bölgesi'nde de en yaygın entomopatojen nematod türleri olduğu ortaya çıkarılmıştır.Böceklerle biyolojik mücadelede gün geçtikçe önemi artan ve ticari preparatları yaygınlaşan bu türlerin Marmara Bölgesi'nden elde edilen çok sayıda izolatları ile detaylı çalışmalar yapılarak biyolojik ve ekolojik özellikleri ile bu bölgede önemli zararlılar üzerinde etkinliklerinin denenmesi bundan sonra yapılacak çalışmalar olarak planlanmaktadır.Anahtar Kelimeler: Marmara Bölgesi, Galleria mellonella, Steinernema feltiae, Steinernema affine, Steinernema carpocapsae, Heterorhabditis bacteriophora, Biyolojik mücadele.
Çanakkale ili elma bahçelerindeki entomopatojen nematod faunasının belirlenmesi ve elma iç kurdu (Cydia pomonella, Linnaeus) (Lepidoptera: Tortricidae)'na karşı laboratuvarda etkinliklerinin araştırılması
Bu çalışma ile Çanakkale İli ve ilçelerindeki elma bahçelerine yapılan sörveyler ile entomopatojen nematod faunası belirlenmiş ve elde edilen izolatların laboratuvarda elma iç kurdu larvaları Cydia pomonella (Lep.: Tortricidae) üzerindeki etkinlikleri araştırılmıştır. Çanakkale İli ve ilçelerindeki elma bahçelerinden 2009 Haziran ayında toplam 596 toprak örneği alınmıştır. Entomopatojen nematodlar topraktan tuzak konukçu kullanılarak elde edilmiştir. Tuzak konukçu olarak son dönem Galleria mellonella (Lep.: Pyralidae) larvaları kullanılmıştır. Alınan 596 toprak örneğinin 57 adedinde entomopatojen nematod varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen entomopatojen nematod izolatlarının bazı morfolojik özellikleri belirlenmiş ve morfometrik ölçümler doğrultusunda tür teşhisleri yapılmıştır. Morfometrik ölçümleri yapılan 57 izolattan 25'inin Steinernema feltiae, 32'sinin ise Heterorhabditis bacteriophora türüne ait olduğu tespit edilmiştir.Elma bahçelerinden alınan toprak örneklerinden elde edilen entomopatojen nematodların elma iç kurdu larvaları üzerindeki etkinliğini araştırmak amacı ile yapılan çalışma 12 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Dört farklı sıcaklık (10, 15, 20 ve 25 oC) ile üç farklı uygulama yoğunluğunun (100, 200 ve 400 IJ/larva) kullanıldığı deneme yedinci günün sonunda sonlandırılmıştır.Etkinlik denemeleri için elde edilen entomopatojen nematod izolatlarından 7 S. feltiae ve 7 H. bacteriophora izolatı kullanılmıştır.H. bacteriophora ve S. feltiae izolatları ile yapılan uygulamalarda 10 oC'de, elma iç kurdu larvalarında meydana gelen ölüm oranı uygulama yoğunluğunun artmasına bağlı olarak artmıştır. Ancak düşük sıcaklıklarda S. feltiae'nin elma iç kurdu larvalarında meydana getirdiği ölüm oranı H. bacteriophora'ya oranla daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak sıcaklık arttırıldığında, kullanılan her iki türün de elma iç kurdu larvalarındaki ölüm oranını arttırdığı belirlenmiştir.Anahtar sözcükler: Steinernema feltiae, Heterorhabditis bacteriophora, Cydia pomonella, fauna, etkinlik.
Entomopatojen nematod ürünlerinin uygulanması için bir robotik sistem tasarımı ve optimizasyonu
Dünya nüfusunun artışına bağlı olarak gıda ihtiyacını karşılamak ve sürdürülebilir tarımın gereği, en iyi kalitede ürünü en uygun maliyetle üretmek için hassas tarım uygulamaları günden güne artmaktadır. Hassas tarımın gereği, doğru girdiyi, doğru miktarda, doğru yere, doğru zamanda ve doğru şekilde uygulamak için robotik sistemler tarımsal faaliyetlerin her aşamasında kullanılmaktadır. Robotik sistemler ile birim alandan maksimum ürün elde edilirken, çevreye zarar en aza indirilmek istenmektedir. İhtiyaca göre pestisit uygulamaları ön plandadır, böylelikle arazinin her yeri değil gerekli yerler ilaçlanmaktadır. Bu çalışmada, kimyasal mücadeleye alternatif olan biyolojik mücadele ajanı olan entomopatojen nematodların hassas uygulanmasına yönelik bir robotik sistem tasarlanmıştır. Robotik sistemin tüm sac kısımları 2 mm alüminyum, plastik kısımları 20 mm delrin malzemeden imaldir. Tüm bağlantı elemanları sökülebilirdir bu sayede kolaylıkla taşınabilir. CNC kontrol kartına yüklenen G-kodlar sayesinde step motorlara hareket verilmektedir. Mekanik, hidrolik ve pnömatik gibi geleneksel karıştırma sistemlerine karşın yeni bir çalkalama metodu olan salıncak yöntemi kullanılmıştır. Peristaltik pompa ile dozajlama sağlanmıştır. Step motorların peristaltik pompa ile uyumu, Arduino kullanılarak her noktaya aynı ya da her noktaya farklı dozajlama imkânı sağlayan yazılım sayesinde optimize edilmiştir. Robotik sistem ile iki farklı entomopatojen nematod türünün (Steinernema feltiae ve Heterorhabditis bacteriophora), farklı dozlar (0.1, 0.2, 0.4, 0.8 g ve 60 000, 120 000, 240 000 adet) ve hacimler (25, 50, 100 ve 5, 15, 45 ml) ile denemeleri gerçekleştirilmiştir. Denemeler sonucu bazı kombinasyonların arasında istatistiksel olarak farklılık olmasına rağmen ticari doz değeri olan cm2'ye 50 adet nematod uygulamasından dolayı robotik sistemin hassas uygulama yaptığını söylemek mümkündür. Anahtar Kelimeler: Hassas tarım, robot, biyolojik kontrol, entomopatojen nematod
Turunçgillerde phytophthora citrophthora (smith ve smith) leonian'nın populasyon dinamiği, kök infeksöyonları ve biyolojik mücadelesi üzerinde çalışmalar
Turunçgillerde gövde zamklanması, kök çürüklüğü ve meyvelerde kahverengi çürüklük oluşturan Phytophthora citrophthora ' nın turunçgil topraklarındaki populasyon dalgalanmalarının, kök infeksiyonlarının ve antagonistlerinin araştırıldığı bu çalışma 1990-1994 yılları arasında yürütülmüştür. Hastalık simptomlarının görüldüğü bahçelerden alınan toprak, kök ve meyve örneklerinden spesifik yöntemlerle ve PARPH selektif ortamı ile yapılan izolasyonlardan 12 P. citrophthora izolatı elde edilmiştir. Bu izolatlarla limon meyvelerinde yapılan patojenite testine göre PA-5 kod nolu izolat en virulent fungus olarak saptanmış ve çalışmalarda bu izolat kullanılmıştır. P. citrophthora ' nın bahçe topraklarındaki populasyon dalgalanmalarını incelemek amacıyla ağaçlarda gövde simptomlarının görüldüğü Büyük Kapılı, Tömük ve Davultepe' de bulunan 3 bulaşık limon bahçesi ve simptomlann görülmediği Kale, Yakapınarı ve Şıhmurat' daki 3 sağlıklı limon bahçesi deneme alanı olarak seçilmiştir. Yıl boyunca yapılan izolasyonlarda, Haziran ayındaki yapılan örneklemelerde tüm bahçe topraklarında etmenin inokulum oranlarının en yüksek değerlere ulaştığı görülmektedir. Haziran ayında, ortalama sıcaklık P. citrophthora ' nın gelişme sıcaklığına çok yakın bir değer olan 24.5° C yi bulurken,örnekleme tarihinde toprağa düşen yağışın 91.40 mm olması fungus için uygun koşullar yaratmıştır. Temmuz ve Ağustos aylarında anan sıcaklık ve iyice azalan yağışla populasyon düşerken, Eylül ve Ekim aylarındaki hava sıcaklığının düşmeye başlamasıyla birlikte inokulum biraz artırmıştır. Kasım ayı ortalarına kadar yağışın çok (218.3 mm) ve toprak sıcaklığının yeterli oluşu inokulum artışını sürdürmüş, ancak inokulumdaki bu artış sıcaklığın düşmesiyle birlikte son bulmuştur. Nitekim Aralık ve Mayıs aylan arasındaki dönemde patojen bu nedenlerden dolayı çok düşük inokulum düzeylerinde saptanmıştır. Bu çalışmada etmenin topraktaki dağılımında iklim faktörlerinin ve özellikle sıcaklığın büyük oranda etkisi olduğu görülmektedir. Ancak suyun primer faktör olduğu kabul edilmektedir. Nitekim bahçelerde gerek yağmur ve gerekse yağmurun olmadığı zaman dilimlerinde, su faktörünün sulama ile karşılanması halinde, bunun sınırlayıcı etkisi kısmen de olsa ortadan kaldınlabilmektedir. îklim kontrollü koşullarda, kaba limon çöğürleriyle yapılan kök inokulasyonlannda 18 SKD+1 uygulaması başanlı olup, % 11 kök çürüklüğü oluşturmuştur. Doğada kök infeksiyonlannı saptamak amacıyla geç sonbahar ve104 ilkbaharda yürütülen çalışmalarda, % kök infeksiyon oranlan Nisan ve Mayıs aylarının yağış ve sıcaklık değerlerinin fungusun gelişmesi için daha uygun olması nedeniyle. Aralık ve Ocak aylarına göre daha yüksek değerlerde saptanmıştır. Kontrollü koşullarda yapılan paralel çalışmada ise etmenin sıcaklık isteği optimuma yakın tutulduğu için bu oranlar genel olarak daha yüksek seyretmiştir. P. cürophthora ' ya antagonistik etki gösterecek izolat elde etmek amacıyla yapılan toprak ve kök izolasyonlarından 9 antagonist fungus, 12 antagonist bakteri izolatı elde edilmiştir. In vitro' da ikili kültür çalışmalarında Penicillium sp. % 39, Aspergillus niger % 39, A. ochraceus % 53.34, Mucor sp. % 64.50, Trichoderma pseudokoningii % 70.54, T. viride % 71.24, T. harzianum % 71.38, T. hamatum % 71.66 oranlarında inhibisyon oluşturmuşlardır. Funguslann gliotoksin-fermentasyon sıvı kültür çalışmasında inhibisyon değerleri % 49.53-78.70 arasında değişmiştir. Bakterilerin in vitro1 da ikili kültürde gösterdikleri inhibisyon değerleri ise % 28.94-51.49 arasında değişmiştir. Bakterilerin agar-halka yönteminde gösterdikleri inhibisyon değerleri ise % 50-100 arasında değişmiştir. PD sıvı kültür çalışmalarında tüm antagonist bakteri izolatlan patojenin lysis olmasına neden olmuşlardır. In vitro çalışmalarda etkili bulunan antagonistlerin kök çürüklüğüne karşı koruyucu etkileri iklim kontrollü koşullarda saksı çalışmalarıyla araştırılmıştır. Patojen ve antagonist bakterilerin saksılara birlikte verildiği Ul uygulamasında koruyucu etkiler % 50-100 arasında değişirken, antagonist uygulandıktan 1 hafta sonra patojenin uygulandığı U2 uygulamasında ise koruyucu etkiler % 63-100 arasında değişmiştir. Antagonist funguslar ise, Ul uygulamasında % 40-100 arasında, U2 uygulamasında ise patojene karşı % 53-100 arasında değişen koruyucu etkiler oluşturmuşlardır. Antagonist izolatların tanı çalışmalarında funguslardan F-2 Penicillium sp., F-7 Aspergillus niger, F-9 Rhizopus sp., F-10 Mucor sp., T-l Trichoderma pseudokoningii, T-2 T. viride, T-3 T. harzianum, T-4 T. hamatum olarak tamlanmıştır. Antagonist bakteri izolatlannın floresan pigment oluşumu, tütünde aşırı duyarlılık, potasyum hidroksit, oksidaz, nişasta hidrolizasyon, levan oluşumu, arginindehidrolaz, patates çürüklük testlerine karşı gösterdikleri reaksiyonlar incelenmiştir. Floresan pigment oluşumuna pozitif reaksiyon veren B-8 ve B-9 nolu izolaûar Pseudomonas cinsine dahil edilmişlerdir.